Etiket: 25 yıl

  • AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre’den Bethnahrin Ulusal Konseyi kutlamasında önemli mesajlar

    AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre’den Bethnahrin Ulusal Konseyi kutlamasında önemli mesajlar

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre Dede, Bethnahrin Ulusal Konseyi’nin 25. yıl kutlamasında yaptığı konuşmasında barış, kardeşlik ve ortak mücadele mesajları verdi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre, Almanya’nın Paderborn kentinde düzenlenen Bethnahrin Ulusal Konseyi’nin 25. yıl kutlaması kapsamında yaptığı konuşmada, barış, halklar arası kardeşlik ve tarihsel dayanışma konularına vurgu yaptı.

    Etkinlikte bir çok farklı halk ve inançtan katılımcı bir araya gelirken; kültürel değerlerin ve demokratik mücadelenin önemine dikkat çekildi.

    Konuşmasında özellikle Süryani ve Alevi halklarının geçmişten bugüne süregelen ortak direnişini hatırlatan Emre, “Kimliklerimizi, inançlarımızı ve kültürümüzü yaşatmanın en güçlü yolu; bir arada durmak, birbirimize sahip çıkmak ve ortak mücadeleye omuz vermektir. Biz Aleviler ve Süryaniler, aynı acılardan geçtik; aynı zulme karşı direndik. Bugün burada bu kardeşliği büyütme sorumluluğumuz var. Barış, adalet ve özgürlük için verilen her mücadele, halkların omuz omuza verdiği bu tür buluşmalarla daha da güçleniyor. Kaderi, kederi ortak olan inançların, kültürlerin ezenlere, zulüm edenlere karşı ortak mücadele etmesi gerekiyor. Hayat ve tarih bizi buna zorluyor” dedi.

    Etkinlik bir çok farklı halktan ve inançtan katılımcının konuşmalarıyla son buldu.

    Mehmet TANLI/ALMANYA

  • 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 25 yıl geçti

    17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 25 yıl geçti

    PİRHA- Marmara Depremi’nin üzerinden 25 yıl geçti. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova ile civar il ve ilçelerde yıkıma yol açtı. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli gerçekleşen depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken on binlerce kişi yaralandı. 

    “Asrın felaketi” olarak tanımlanan Marmara Depremi’nin üzerinden 25 yıl geçti. 45 saniye süren Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova’da büyük yıkımlara neden oldu.

    TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun Temmuz 2010 tarihli raporuna göre, depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

    Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

    İstanbul’da 1880 kişinin yaralandığı depremde, 41 bine yakın konut ve iş yerinde hasar oluştu, 18 bin 162 konut orta ve ağır şiddetteki hasar yüzünden oturulamaz hale geldi. İlde 3 bin 171 okuldan 820’si hasar gördü. Bunlardan 118’inde orta, 13’ünde ağır hasar belirlendi. İstanbul’daki 10 bine yakın kamu binasının 1137’sinde az, 387’sinde orta, 37’sinde ise ağır hasar oluştu.

    Depremden İstanbul’da en çok Avcılar zarar görürken, ilçede 270 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de yaralandı. 1823 konut ve 326 iş yerinin yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü ilçede, 5 bin 106 konut ve 872 iş yerinde orta hasar, 3 bin 685 konut ve 461 iş yerinde de hafif hasar meydana geldi.

    1999 Gölcük, 2003 Bingöl ve 2011 Van depremlerinde “bilinçli taksirle ölüme neden olmaktan” yargılanan bina sahipleri, müteahhitler, mühendisler ve fenni mesuller tüm itirazlara rağmen ya beraat ettirildi ya da ödül gibi cezalar aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, kuruluşunun 25. yılını coşkuyla kutladı

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, kuruluşunun 25. yılını coşkuyla kutladı

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), kuruluşunun 25. yılını Viyana’da büyük bir coşkuyla kutladı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), kuruluşunun 25. yılını kutladı.

    Welg Medya’nın haberine göre, sunuculuğunu Deniz Öz ve Alican Doğan’ın yaptığı kutlama, Viyana Belediye Başkanı Yardımcısı Christoph Wiederkehr’in katılımı ve katkılarıyla Festsaal Wiener Rathaus’ta gerçekleşti.

    Ev sahipliğini Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Özgür Turak’ın yaptığı kutlamalara, Avusturya’nın dört bir yanından gelen dernek yöneticileri ve dernek üyelerinin yanı sıra, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bugüne kadar başkanlık yapmış olan dönem genel başkanları Ahmet Işık, Mehmet Ali Çankaya, Ethem Şahin, önceki Yol ve Erkan Kurulu Başkanı Haydar Bilgin başta olmak üzere, Analar-Pirler, Avusturya Alevi Kadınlar Birliği ve Avusturya Alevi Gençlik Topluluğu da katıldı.

    Viyana Belediye Başkan Vekili Christoph Wiederkehr, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tunç Soyer, Avrupa Parlementosu Alevi Dostluk Grup Başkanı Dr. Günter Sidl, Viyana Belediye Başkanvekili Kathrin Gaal, geceye videolu kutlama mesajı gönderdi.

    Etkinliğe Milletvekilleri Dr. Ewa Ernst-Dziedzic, Bürstmayr Georg, Micheal Reimon ve Belediye Meclis Encümenleri Barbara Huemer, Niki Kunrath, Berivan Arslan, Max Zirngast, Carola Zentara, Sofia Palzer-Khomenko, Heidi Sequenz, Hans Arsenovic, Ali Fırat, Islek Siham, Ludwig Hetzel’e, Katolik Kilisesinden Dr. Espérance-François Ngayibata Bulayumi, Ermeni Katolik Kilisesinden Vahan Hovagimian, Avusturya Budisim Gerhard Weissgrab, Elmar Kuhn Hristiyan yardım kuruluşundan, Evangelist Kilisesinden Eva Hörmann, Süryani Ortodox Kilisesinden Islek Musa, Tarihçi Heiko Heinisch, Doç.Dr. Hüseyin Çicek, Prof.Dr. Stefan Hammer, Dr. Harald Tripp, Dr. Deniz Coşan Eke etkinliğe katıldılar.

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP eski Milletvekili Zeynel Özen, AABK eski yöneticilerinden Bülent Ant, Britanya Alevi Federasyonu Başkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, Danimarka ABF Başkanı Türel Meriç, İsviçre ABF Başkanı Binali Sağlam etkinlikte hazır bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Metin Göktepe gözaltında katledilişinin 25. yılında anıldı-VİDEO

    Gazeteci Metin Göktepe gözaltında katledilişinin 25. yılında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Polisler tarafından gözaltında dövülerek öldürülen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 25. yılında mezarı başında anıldı.

     

    Polis tarafından gözaltına alınan ve dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 25. yılında, İstanbul Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığındaki mezarı başında anıldı.

    Covid-19 salgını nedeniyle kısıtlı sayıda kişinin katıldığı anma Metin Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, Cumartesi İnsanları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK Basın-İş Başkanı Faruk Eren, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Berkin Elvan’ın ailesi, CHP ve HDP milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Erdal Avcı ve çok sayıda gazeteci katıldı.

    “Metin Göktepe ölümsüzdür”, “Evrensel yazıyor, Metin yaşıyor”, “İnadına hepimiz birer Metin’iz”, “Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın”, “Metinler ölmez Evrensel susmaz” dövizleri ve Emek Partisi flamaları taşındı. Göktepe’nin mezarına Evrensel gazetesi ile birlikte karanfiller bırakıldı. Metin Göktepe’nin kardeşi Meryem Göktepe, pandemi nedeniyle anmaya katılamayan Fadime Göktepe’nin mesajını okudu.

    “HALKIN HABER ALMA HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Anmada konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Basın özgürlüğü açısından tutunma noktası Metin bizim için. Çok sayıda gazeteci tutuklu. Ağır bir dönemden geçiyor Türkiye. Yeni açılan bir kanal bir ay yayın hayatını sürdüremiyor. Üç renkli bir şal nedeniyle, TELE1’e en ağırından ceza veriliyor. Mesleğimiz üzerinde ağır bir kuşatma var. Metin’in haberi takip etme konusunda kararlı duruşuna sahip çıkan çok güçlü bir damar var şimdi. Metin’in şahsında, halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğimizi söylüyorum.” dedi.

    “METİN YÜZLERCE GAZETECİYE YOL GÖSTERİYOR”

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Medyaya ve halka düşman bir iktidar var. 70 gazeteci tutuklu. Bugün de hâlâ gazeteciler gerçeğin peşinde olmaya devam ediyor. Metin bugün de yüzlerce, binlerce gazeteciye yol gösteriyor.” diye konuştu.

    DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de şunları söyledi.

    “Çeyrek asır oldu sevgili Metin’i kaybedeli. Her yıl geliyoruz. Her yıl daha ağır bir tabloyu anlatıyoruz. Çok sayıda gazeteci yargılanıyor. Bütün kurumlarıyla gazetecilere saldırıyorlar. Metin Göktepe katledildiğinde sarı basın kartı yok denilmişti. Bugün onlarca gazetecinin basın kartı yok. Van’da 4 gazeteci tutuklandı. Ayşegül Doğan hakkında, gazetecilik yaptığı için ceza verildi. Gazeteciliği devlet ya da iktidar tanımlayamaz. Her şeye rağmen haber yapan gazeteciler bizim umudumuz. Umutluyuz.”

    RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, ise “Metin Göktepe cinayetini, 25 yıl önce verdiğimiz mücadeleyi yenilemeye, Metin Göktepe cinayetinde gelen adaleti bugünkü toplumlara anımsatmaya ihtiyacımız” derken Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “Biz o günden buyana hep adalet dedik, hep adalet diyeceğiz. Bugün Berkin’in haberini yapanlar ceza aldı ama vuranlar ceza almadı.” dedi.

    “METİN BİZE GÜÇ VERMEYE DEVAM EDİYOR”

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da, “Metin gerçeğin peşinde koşarken katledildi. Gazeteciliğe başlamadan önce, üniversite gençliğinin mücadelesinde yanı başımızda, omuz başımızda olan Metin’i anmak istiyorum. Metin yaşıyor. Bugün üniversitesine sahip çıkan gençlerin mücadelesinde yaşıyor. Metin bize güç vermeye devam ediyor.” dedi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Cumartesi Anneleri: Kuşaktan kuşağa mücadele ediyoruz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kuşaktan kuşağa mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 746’ncı haftasında, 1994’te Batman’da maskeli 4 kişi tarafından kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan İbrahim Çelik ile babasının peşinden giden Edip Çelik’in akıbeti soruldu.

    Galatasaray Meydanı’ndaki eylem yasakları nedeniyle Çukurluçeşme Sokak’ta bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen kayıp yakınları, ellerinde karanfiller ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıdı.

    Polis ablukası altında düzenlenen eyleme kayıp yakınları, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Oya Ersoy ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    Bu hafta 1994’te Batman’da maskeli 4 kişi tarafından yol gösterilmek üzere götürülen ve bir daha kendisinden haber alınamayan 50 yaşındaki İbrahim Çelik ile şüphelenerek babasının peşinden giden 19 yaşındaki Edip Çelik’in akıbeti soruldu.

    Bu haftaki basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kızkardeşi Maside Ocak okudu. 746. haftalarında 25 yıl önce Batman’da Hizbullah tarafından evlerinden alınarak kaybedilen İbrahim Çelik ve Edip Çelik akıbetlerini sormak için buluştuklarını söyleyen Ocak, “90’lı yıllarda Batman, Hizbullah’ın üssü konumundaydı. Batman-Silvan-Diyarbakır üçgeninde binlerce cinayet işleyen örgüt TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu raporunda da çarpıcı biçimde anlatıldığı gibi güvenlik ve idari bürokrasinin kollaması, desteği ve göz yummasına işaret eden bir biçimde hiçbir engelle karşılaşmıyordu. Buradaki bazı askeri birliklerde silahlı eğitim yaptılar, lojistik destek gördüler” dedi.

    “25 YILDIR HUKUK İŞLETİLMEDİ”

    İbrahim Çelik ve Edip Çelik’ten 1994’ten beri haber alınmadığını belirten Ocak, “Eşi ve oğlundan haber alamayan Merese Çelik, onların bulunması için emniyete ve jandarmaya başvurdu. Hizbullahçı Talat Rüzgâr, Aziz Önlük, İlhan Önlük, Resul Güneş ve Çetin Dursun isimli kişiler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak bütün başvuruları sonuçsuz kaldı. 25 yıldır İbrahim ve Edip Çelik dosyasında hukuk işletilmedi” diye konuştu.

    “KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İbrahim ve Edip Çelik’in gözaltında kaybedildiğini vurgulayan Ocak, “Çünkü uluslararası hukuka göre devletin görevlendirmesi, desteği ile hareket eden kişi ya da grupların insanları gözaltına alarak veya kaçırarak özgürlüklerinden mahrum bırakması ve akıbetlerini gizlemesi gözaltında kaybetme suçu kapsamındadır” dedi.

    Devlet yetkililerinin, göz yumma şeklinde bile olsa, bu alıkonulmaya dâhil olmalarının devletin gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğuna işaret ettiğini hatırlatan Ocak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Uluslararası hukuktan ve anayasadan kaynaklanan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Adaletin sağlanması yükümlülüğünüzü yerine getirin. Gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve zaman aşımına tabi değildir. Kaldı ki mevcut yasalar, kanuni takibat sürecinin engeller nedeniyle aksadığı durumlarda zaman aşımı süresinin durdurulmasına imkan vermektedir. İbrahim ve Edip Çelik’in gözaltında kaybedilmesi ile ilgili yasal takibatın ciddi ölçüde engellenmiş olması, etkin soruşturmaların yapılmamış olması nedeniyle, zaman aşımı hükümlerini uygulamayarak etkili soruşturmanın önünü açın. İbrahim ve Edip Çelik için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! Kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

    “BABAMIZ, OĞLUMUZ, EŞLERİMİZ, KIZLARIMIZ KAYBOLDU”

    Açıklama sırasında gözyaşlarını tutamayan İbrahim Çelik’in kızı, Edip Çelik’in kardeşi Ferya Çelik bu buluşmada da konuşamadı.

    Daha sonra gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe söz aldı. Tepe ise şunları söyledi:

    “25 yıldır kayıplarımızı arıyoruz, 25 yıldır! Babamız, oğullumuz, eşlerimizi, kızlarımız kayboldu. Kuşaktan kuşağa mücadele ediyoruz. Hakikate, adalete elimizi uzattık ama onlar ellerini bize uzatmadılar. Bizim çocuklarımızı neden öldürdüler? Bizim çocuklarımızın suçu neydi? Şimdiye kadar onların mücadelesini devam ettiriyoruz. Hakikati ve adaleti istiyoruz. Büyük mercilere sesleniyorum neden Galatasaray’ı yasakladılar? Biz orada sessiz sessiz oturuyorduk, yalnızca çocuklarımızın resmini bağrımıza basıyorduk, orada sadece çocuklarımızı istiyorduk. Orayı geri alıncaya kadar mücadele edeceğiz. Çocuklarımızın katillerini sormaya devam edeceğiz, adalet önünde yargılasınlar istiyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Buldan, Karay ve Yıldırım mezarları başında anıldı: Adalet çığlığımız hep duvarlara çarptı

    Buldan, Karay ve Yıldırım mezarları başında anıldı: Adalet çığlığımız hep duvarlara çarptı

    25 yıl önce kaçırıldıktan sonra öldürülen iş insanları Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım mezarları başında anıldı. Anmada konuşan Buldan’ın eşi HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bu devletin bize bir özür borucu var. Bu özür gerçekleşene kadar mücadele devam edecek” dedi.

    İstanbul’da Yeşilköy’de bir otelin çıkışında kaçırıldıktan iki gün sonra 3 Haziran 1994 tarihinde cenazeleri bulunan ve daha sonra isimleri mahkeme tutanaklarında “Öldürülecek Kürt İş adamları Listesi”nde yazılı olan iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın katledilmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Üç iş insanı Avcılar’da bulunan mezarları başında anıldı.

    Mezarlıkta yapılan anmaya, Buldan, Karay ve Yıldırım’ın aileleri, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile HDP il ve ilçe yöneticileri, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Buldan, Karay ve Yıldırım’ın -fotoğrafların taşındığı anmada, mezarlığa karanfiller bırakıldı. Barış ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ardından Adnan Yıldırım’ın kardeşi Nihat Yıldırım konuştu. Ağabeyinin tek suçunun Kürt olduğunu dile getiren kardeş Yıldırım, “Amaç faili meçhuller şahsında Kürt halkını sindirmek vardı. Ailelerin yakını olarak, faili meçhul şekilde öldürülen Kürtlerin aileleri olarak bizim isteğimiz devletin içerisine çöreklenmiş karanlık güçlerin bulunup adalet karşısına çıkarılmasıdır. Yargılanmasıdır. Bu adalet sağlanıncaya kadar asla pes etmeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

     “HAKİKAT VE ADALETİ BULUŞTURAMAZSAK ACILAR DEVAM EDECEK”

    Yıldırım’ın ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Temelli, hakikatin gizlenemez bir huyu olduğunu vurgulayarak, hakikati adaletle buluşturmak zorunda olduklarını belirtti. Adalet arayışlarının sürdüğünü dile getiren Temelli, “Bu gün de burada, 25 yıldır süren bir adalet arayışına hep birlikte bir kez daha tanıklık ediyoruz. Bu arayışımız sürecektir. Çünkü biliyoruz ki eğer bu acılarımızla yüzleşmezsek, hakikat ve adaleti buluşturamazsak bu acılar devam edecek. Evet, unutmayacağız acılarımızı. Onlar bu toprakların değişmeyecek en önemli şahsiyetleri olarak bizimle birlikte olacaklar. Ama onların şahsında yitip giden binlerce cana söz vermek zorundayız. Onların anılarını yaşatan annelere, eşlere evlatlara söz vermek zorundayız. Bu sözümüzde adalet mücadelesi olmalıdır” diye konuştu.

    ADALET ÇIĞLIĞIMIZ HEP DUVARA ÇARPTI”

    Ardından söz alan Eş Genel Başkan Buldan ise, yaşadıkları trajediyi bir kez daha anmak için buluştuklarını söyledi. 3 Haziran’ın ağırlığının ve hüznün kendileri açısından çok fazla olduğunu dile getiren Buldan, “3 Haziran 3 değerli insanı yitirdiğimiz bir gün. 25 yıl önce bu gün bu 3 insanı aramızdan alanlar, bu katliamı gerçekleştirenler bu gün hala aramızda dolaşıyorlar ne yazık ki. Yargının, adaletin, hukukun olmadığı bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz. 25 yıldır vermiş olduğumuz hukuk, adalet mücadelesi, vicdan mücadelesi ne yazık ki bu ülkede hiçbir zaman yerini bulmadı. Adalet, hukuk arayışımız, adalet çığlığımız hep duvarlara çarptı. Bu katliamı işleyenler sürekli devlet tarafından korundular, kollandılar ve saklandılar. Ama şunu her zaman söylediler ‘evet, biz bu cinayetleri işledik. Devlet adına, ülkenin bekası adına bu cinayetleri işledik’ dediler. Fakat bu cinayetleri işleyenler bu ülkenin hukuksuzluğundan, bu ülkenin adaletsizliğinden ve bu ülkeyi yönetenlerin vicdansızlığından güç aldılar, moral aldılar. Bu güçle bu moralle kendi yaşamlarını idame ettiler” dedi.

    “GERİDE, HELİN’İ, ENES’İ VE ZELAL’I BIRAKTILAR”

    Bu katliamı gerçekleştirenlerin geride acı ve hüzün bıraktığını dile getiren Buldan, “Geride, Helin’i, Enes’i ve Zelal’i bıraktılar. Babasız büyüyen çocukları bıraktılar. Dul kalan eşleri bıraktılar. Acılı aileleri bıraktılar geride. Onlar yaşamlarına devam edebilir. Bizler de mücadelemize her zaman devam edeceğiz. Ta ki, adalet yerini bulana kadar. Hukuk yerini bulana kadar. Vicdanlı insanlar bu ülkede hukuku gerçekleştirene kadar. Evet, bu mücadele devam edecek ancak bu ülkenin, bu devletin bize bir özür borucu var. Bu özür gerçekleşene kadar mücadele devam edecek” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından anma dualarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maltepe Cemevi Derneği’nden basın açıklamasına çağrı

    Maltepe Cemevi Derneği’nden basın açıklamasına çağrı

    PİRHA- İstanbul Maltepe Belediyesi’nin Maltepe Cemevi’ni 25 yıllığına Maltepe Sağlık Turizm Eğitim Otopark Temizlik ve İnş. San. ve Tic. A.Ş. MATAŞ’a satmasına yönelik Maltepe Cemevi Derneği Yönetimi ve üyeleri Maltepe Meydanı’nda 24 Mayıs’ta (yarın) yapılacak basın açıklamasına tüm Alevi kurum ve yurttaşlarının katılım çağrısında bulundu.

    İstanbul Maltepe Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Cemevi Derneğini CHP İstanbul Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın  Süreyyapaşa Vakfı’na devrettiği, vakfın da arsayı 25 yıl süreliğine MATAŞ’a kiraya vermesini protesto etmek için Maltepe Cemevi Derneği Yönetici ve Üyeleri Maltepe Meydanı’nda Cumartesi günü Saat 16:00’da basın açıklaması yapacak.

    Maltepe Cemevi Derneği Yönetici ve üyeleri cemevlerinin 25 yıllığına  MATAŞ’a satılmasına ilişkin Maltepe Meydanı’nda yapacakları basın açıklamasına herkesin katılımı için çağrıda bulundu.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “ALEVİLERE İKİNCİ HAKEM OLAYI”

    Maltepe Belediye Başkanı Cemevi yönetimiyle Ekim 2016 da müzakereye oturup Cemevi inşaatını yapıp bir yıl içinde teslim etme mutabakatı yaparken, 31 Mart 2017 de Emek caddesinde geçici yerin tadilatını yapıp bir yıllık kirasını öderken, 4 Mart 2019 da belediyede ki toplantıda “21 Mart’da kurbanları keselim, kısmi açılış yapalım, hizmetleri orada devam edersiniz” derken; meğerse ki sadece Alevi toplumumuza değil tüm Maltepe halkından gizli kumpasla 8 Nisan 2016’da 27 yıllık Maltepe Cemevimizi önce Süreyyapaşa vakfına, oradan da belediyenin rant şirketi Mataş’a peşkeş çektiğini 23 Mayıs 2019 günü Belediye başkanı Ali Kılıç’ın başında olduğu Mataş’ın Kaymakamlığa yaptığı ‘Belediye binamızı işgal ettiler’ şikayetinin tahkikatında öğrendik.

    Maltepe Belediyesi tarafından Cemevimize yapılan bu saldırı sadece Maltepe Cemevimiz özelinde olmayıp bunun Edirne’den Kars’a tüm Cemevlerimizin altını dinamitlemek olduğunu ve bunun Türkiye’nin her tarafında tüm Cemevlerimiz için tehdit oluşturduğu ve her yerde bunun emsal olarak gösterilme ihtimali göz önüne alınarak her canın, her Alevi kurumumuzun yarınlarımızı karartacak bu ahlaksız saldırıya karşı güç birliği içinde olmaları kaçınılmazdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’25 yıllık AKP büyüsü bozuldu’-VİDEO

    ’25 yıllık AKP büyüsü bozuldu’-VİDEO

    PİRHA- Yerel seçim sonuçlarına ve mazbataların verilmemesine ilişkin değerlendirmede bulunan gazeteci Sezgin Kartal, “25 yıllık siyasal İslam’ın yönettiği büyük kentler bugün muhalefetin eline geçmiş durumda. İktidarın kaybetme korkusu bugün oyların yeniden sayılması, itiraz edilmesi hatta akla ziyan bir şekilde seçimin yenilenmesine dönük bir tartışma yürütülmeye çalışıyor” dedi.

    Yerel seçim sonuçlarına ve mazbataların verilmemesine ilişkin tartışmalar sürüyor. Gazeteci Sezgin Kartal yerel seçim sonuçlarına ve mazbataların verilmemesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Yerel seçim tartışmalarının hala sürdüğüne dikkat çeken gazeteci Kartal, “25 yıllık siyasal İslam’ın yönettiği büyük kentler bugün muhalefetin eline geçmiş durumda. Fakat hepimizin gördüğü gibi mazbatalar bir türlü teslim edilmiyor çünkü mutlak iktidarın kendisine inanma  durum söz konusuydu. Doğalında iktidarı kaybetme korkusu nedeni ile bugün oyların yeniden sayılması, itiraz edilmesi hatta akla ziyan bir şekilde seçimin yenilenmesine dönük bir tartışma yürütülmeye çalışıyor. Aynı zamanda AKP’nin kendi kitlesini konsolüde etmek için şehrin her yerine ‘kazandık’ afişleri astığını görüyoruz. Aynı zamanda AKP medyada sıkça seçimin şaibeli olduğu iddialarını dile getiriyor. Bugüne kadar yapılan bütün seçimlerde şaibeler söz konusuydu fakat seçim gecesi sayım bitmeden iktidar hemen kazandığını açıkladı ve sayımın sonucunu beklemedi. İktidarın  bütün seçimleri zorla aldığını gördük. Bugün tam tersi bir sonuçla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

    “5 YIL ÖNCE OLMASI GEREKEN BUGÜN GERÇEKLEŞİYOR”

    Ortaya çıkan seçim sonucunu AKP-MHP faşizminin sersemletilmesi olarak görmek gerektiğini vurgulayan Kartal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Birçok şehirde hala AKP belediyelerini görüyoruz, İstanbul’da hala belediyelerin büyük bir çoğunluğu AKP’nin kontrolünde. Burada asıl tartışılması gereken konulardan bir tanesi hala ülkede yaşayan yoksulların, işçilerin, emekçilerin AKP’den ciddi bir kopuşu maalesef göremiyoruz. Aslında bu AKP-MHP faşizminin geriletilmesine hizmet edebilecek sonucun ortaya çıkması 5 yıl önceki seçimlerde alınabilecek bir olayın kendisiydi. 5 yıl önce olması gereken bugün gerçekleşiyor. Olması gereken zamanında olmadığı için bugün sistemin son noktalarına geldiğinde oluyor. Bunun bir sınırı vardı ve bu sınır bugün çizildi.”

    “TEMEL MESELE MUHALEFETİN BELİRLEYECEĞİ POLİTİKADIR”

    Siyasal İslam’ın her zaman bir mağduriyet rolünde olduğunu ve  bugüne kadar haksızlığa uğrayan kendileriymiş gibi seçimi kendi lehlerine döndürmeye çalıştıklarını kaydeden Kartal, “Muhalefetin topyekun birlikte hareket edebilme kabiliyeti bu seçim sonucunu da belirleyecektir. Aynı zamanda hereksin gördüğü gibi AKP açısından sonun başlangıcı olacaktır. Bu tamamen muhalefetin birlikte hareket edebilme becerisine bağlı. Eğer burada ‘AKP’nin 25 yıllık iktidarını sarstık’ deyip bir rehavete kapılırsa tıpkı 7 Haziran seçimleri sonrası gibi tekrar karşı atağa geçerek gücünü korumak için elinden geleni yapacaktır. Temel mesele bundan sonra muhalefetin izleyeceği politikalardır” dedi.

    “CHP BU SÜRECİ TEK BAŞINA YÜRÜTECEK KABİLİYETTE DEĞİL”

    Muhalefetin işsizliğe, pahalılığa karşı bir politika geliştirmesi gerektiğini ve AKP’nin karşısına çıkması gereken politikalardan bir  tanesinin de bu olduğunun altını çizen Kartal, şöyle devam etti:

    “25 yıldır talan politikasına döndürdükleri, soydukları, yandaşlarına, vakıflara, cemaatlere, şirketlere peşkeş çektikleri, yağmaladıkları kentlerin teşhir edilmesi ve İstanbul, Ankara, Adana, Mersin gibi büyük kentlerde olduğu gibi bugüne kadar talan edilenlerin geri alınması için mücadele edilmelidir. Ancak bu bir partinin ya da bir kesimin tek başına göğüsleyebileceği bir şey değil. Tam tersine bu talanın, soygunun karşısında durabilecek bütün güçlerin bir arada birlikte yönetmesini sağlamak gerekiyor. CHP tek başına bu sürecin kendisini yürütebilecek kabiliyette olmadığını biliyoruz. Tekrardan bir AKP-MHP’nin güçlenmesine yarayacak politikalardan olabildiğince uzak durmak gerekiyor.”

    “ÇIKAN SONUCU SAHİPLENMEK GEREKİYOR”

    Yerel seçimde elde edilen sonuçlarda HDP’nin rolünün unutulmaması gerektiğine vurgu yapan Kartal, “5 yıl önce yerel seçimlerde bu ittifakı kurmak için HDP, CHP’nin kapısını çaldığında fotoğraf vermemek için arka kapıdan aldılar ve arka kapıdan da uğurladılar ve bir ittifak söz konusu olmadı. Bu seçimde tabanda bir ittifakı görmüş olduk. Önümüzdeki dönemde de  HDP’nin ve CHP’nin yan yana gelmekten korktuğu değil tam tersine birlikte hareket edebileceği olanakları yaratmak gerekiyor. Her seçim muhalefetin moral değerlerinin yıpranmasına neden oluyordu. Bu seçim tersi bir sonuç yarattı ve bugün seçim meşruiyetini bile sorgulayacak bir durumla karşılaştık. Bunun karşısında durmak gerekiyor. Hızla atılacak adımlardan bir tanesi de haksızlığa uğratılmışlığın öne çıkarılması ve bunun etrafında kenetlenilmesi gerekiyor. Çıkan sonuca sahip çıkmak gerekiyor. Birlikte hareket edildiğinde başarı sağlanabiliyor gördüğünüz gibi. 25 yıllık bir AKP büyüsünün de çözüldüğünü görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AKP VE MHP’YE ALEVİLERDEN BİR TOKAT “

    AKP ve MHP’nin düşmanca yürüttüğü politikalarının hedefinde  Kürtler kadar Alevilerinde olduğuna dikkat çeken Kartal, “Bugün hala Alevilerin taleplerinin kabul edilmediği tam tersine Alevileri düzenin içerisinde devletin politikaları ekseninde eritebilecek taktikler görüyoruz. Buna karşı Aleviler örgütlü kurumlarıyla, bireysel duruşlarıyla bugüne kadar bir teslim olmama çizgisini sergilediler. Bugünkü seçim sonuçlarında da varlıklarını rahatlıkla hissettirdiler. Çünkü bu sonucun kendisi aynı zamanda Alevilerin ortak cephede buluşmasından kaynaklıdır. O yüzden bu seçim AKP ve MHP’nin Alevilere yönelik bugüne kadar yaptıklarına yönelik atılan bir tokattı. Alevilerin tokadı diyebiliriz. Bundan sonra da Aleviler bu duruşunu kesinlikle bozmayacaktır” dedi.

    Gazeteci Sezgin Kartal sözlerini şöyle tamamladı:

    “AKP-MHP faşizminin Aleviler üzerinde yarattığı tahribat çok büyük. Cemevlerini açmayla çeşitli özgürlükler tanımayla kapatabilecek bir şey değil. Tam tersine Alevilerin tamamıyla bu ülkede yaşamasını zorlaştıran bir politika izlendi. Bugün hangi Alevinin kapısını çalarsanız, hangi Alevi ile oturup konuşursanız AKP-MHP faşizminden ne kadar mustarip olduğunu ne kadar onların baskı ve şiddetiyle karşı karşıya olduğunu dinleyebilirsiniz. Hiçbir Alevi bugün biz AKP-MHP iktidarının yönettiği şehirlerde özgürce kendimizi ifade ettik diyemez. Bu sonucun kendisi de Alevi dünyasında muazzam derecede bir sevince neden olmuştur. Bu yaratılan sonucun etrafında Alevi toplumu mutlaka kenetlenerek duracaktır. Çünkü şu anki AKP-MHP faşizmi Emevileri, Muaviye’yi ve Yezit’in kendisini temsil eder. Ve Alevi toplumu da zamanın Yezit’i, Muaviye’si karşısında mücadeleyi elden bırakmayacaktır ve onun yok oluşunun temel kaynaklarından biri de Aleviler olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP: Sivas Katliamı, nefret suçunun en vahşi örneklerinden biriydi

    HDP: Sivas Katliamı, nefret suçunun en vahşi örneklerinden biriydi

    Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütüme Kurulu, Sivas Katliamı’nın 25’inci yıl dönümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Sivas Katliamı’nı yapan zihniyetle bugün iktidarda olan zihniyet arasında büyük benzerlikler vardır” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Sivas Katliamı’nın 25’inci yıl dönümüne  ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada katliamın üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen sorumluların cezalandırılmadığına dikkat çekilerek, Sivas Katliamı’nı yapan zihniyet ile bugün iktidarda olan zihniyetin aynı olduğuna dikkat çekildi.

    “BUNCA YIL GEÇTİ, YARALAR SARILMADI”

    HDP MYK tarafından paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “25 yıl oldu. 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal şenlikleri için Sivas’a giden aydın ve sanatçılar göz göre göre katledildi, canlarımız Madımak Oteli’nde yakılarak öldürüldü. Aradan bunca yıl geçti, ama yaralar sarılmadı. Çünkü sorumlular bu insanlık suçundan dolayı almaları gereken cezaya çarptırılmadı. Saldırganlar kimi devlet kurumlarınca kollandı. Saldırganları koruyanlar ödüllendirildi. Devlet sadece 2 Temmuz günü katliama seyirci kalmadı, aynı zamanda yargı sürecinin adil bir şekilde sonuçlanmasına da engel oldu. Alevi toplumu kendi kültürüne ve kimliğine sahip çıkmaktan dolayı hep ayrımcılığa uğradı, türlü saldırılarla karşı karşıya kaldı.”

    “NEFRET SUÇUNUN EN VAHŞİ ÖRNEKLERİNDEN BİRİYDİ”

    Açıklamanın devamında şöyle denildi:

    “Bu katliam hafızamızda ve vicdanlarımızda kolay kolay kapanmayacak bir yara açtı. Bu katliam farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin eşit koşullarda birlikte yaşamalarına, yani demokrasiye karşı olanların marifetiydi. Tekçi anlayışın bir sonucuydu. Nefret suçları ve ayrımcılık açısından yaşanmış en vahşi örneklerden biriydi. Sivas Katliamı’nı yapan zihniyetle bugün iktidarda olan zihniyet arasında büyük benzerlikler vardır. 25 yıl önce Sivas Katliamı’nda kaybettiğimiz canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Yaşanan tüm katliamların hesabını sormak için demokrasi, özgürlük, barış, eşitlik ve adalet hedefiyle mücadele edenlerin güçlerini ortaklaştırmalarının önemini bir kez daha vurguluyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Uğur Mumcu katledilişinin 25. yılında anılıyor

    Gazeteci Uğur Mumcu katledilişinin 25. yılında anılıyor

    25 yıl önce bugün arabasına yerleştirilen bomba ile katledilen gazeteci /yazar Uğur Mumcu Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek etkinliklerle ile anılıyor. 

    Uğur Mumcu 25 yıl önce bir pazar sabahı evinin önünde bulunan arabasına konulan bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen cinayetin hâlâ aydınlığa kavuşturulmadığını belirten basın meslek örgütleri ve Mumcu’nun ailesi, İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve Zonguldak gibi illerde çeşitli etkinliklerle Mumcu’yu anıyor.

    Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, Çankaya Belediye ve Yenimahalle Belediyesi’nin düzenlediği 25. Adalet Demokrasi Haftası etkinlikleri, 24-31 Ocak 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın programı bugün  “Uğur Mumcu Sesleniyor” etkinliğiyle başladı.

    Cebeci Asri Mezarlığı’nda saat 14.30’da anıt mezar ziyareti yapılacak. Çankaya Belediyesi’nin desteğiyle saat 15:15’te Çukurambar’da Uğur Mumcu Parkı’nın açılışı yapılacak. Yenimahalle Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da Gürsel Gökçe’nin “Uğurlu Yıllar” adlı fotoğraf sergisi açıldıktan sonra saat 19.30’da Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Kadınlar Korosu, müzik dinletisi sunacak. 58 kuruluşun katıldığı hafta, açıkoturumlarla, panellerle, söyleşilerle, fotoğraf ve belgesel gösterimleri ve müzik dinletileriyle, piyano resitaliyle devam edecek. Son gün olan 31 Ocak 1990’da katledilen Cumhuriyet yazarı Muammer Aksoy’un anıtmezarı ziyaret edilecek.

    Uğur Mumcu İstanbul’da Harbiye’deki Uğur Mumcu Anıtı’nın önünde anıldı. Anmanın ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Kadıköy Belediyesi’nin gerçekleştireceği “Türkiye’ de Gazeteci Olmak Gazeteci Ölmek!” etkinliğinin 4.’sü, bugün saat 19.30’da Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlikte 15 gazeteci, yazar ve öldürülen gazetecilerin yakınları söz alacak.

    UĞUR MUMCU CİNAYETİ ARKASINDAKİ SİS PERDESİ KALDIRILMADI

    Uğur Mumcu bundan 25 yıl önce evinin önünde park halinde bulunan aracına binerken, aracın altına yerleştirilen C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

    Suikastın hemen sonrasında yapılan incelemeler ve açıklamalar büyük tartışma yaratmıştı. Patlamanın ardından olay yerine gelen emniyet uzmanları, patlamayla ortaya saçılan parçaları cımbızla toplamak yerine süpürmüştü. Yapılanlar, delillerin karartılmaya çalışıldığı şüphesini doğurmuştu. Cinayetin ardından konuşan yetkililer Mumcu’nun ailesine ve kamuoyuna cinayetin faillerinin yakalanacağı sözü vermişti. Ancak o günden bu yana cinayet üzerindeki sis perdesi kaldırılabilmiş değil. (HABER MERKEZİ)

  • HDK, Adalet Yürüyüşü’ne destek verilmesi gerektiğini açıkladı

    HDK, Adalet Yürüyüşü’ne destek verilmesi gerektiğini açıkladı

    PİRHA – CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT Tırları davasında 25 yıl hapis cezası alması nedeniyle Ankara’dan İstanbul’a kadar Adalet yürüyüşü başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tüm bileşenleri ile destek vereceğini açıkladı. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) CHP’nin başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’ne desteğini açıkladı. HDK yürütme kurulundan yapılan açıklamada ” HDK, güzergah üzerindeki yerel meclislerini bileşenlerini  ve tüm toplumsal kesimleri kendi uygun buldukları yol ve yöntemlerle adalet talebini açıklamaya, sokağa taşırmaya davet etmektedir” denildi.

    “ADALET BİR GÜN SANA DA LAZIM OLACAKTIR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından Ankara’dan İstanbul’a ‘adalet Yürüyüşü’ başlattı. ‘Adalet Yürüyüşü’nün 5. gününde HDK’den yürüyüşe destek geldi. HDK Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada tutuklu milletvekillerine dikkat çekildi.

    CHP’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tavrına da gönderme yapılan açıklamada “Siyasi mekanizmaların ve hukukun bu denli deforme edildiği koşullarda hiç bir siyasi irade bunun olumsuz sonuçlarından azade olamazdı. Kılıçdaroğlu’nun Bahçeliye söylediği ‘Adalet bir gün sana da lazım olacak’ sözü bu anlamıyla ironiktir.” denildi.

    “ADALET TALEBİ VE EYLEMİNİN BÜYÜTÜLMESİ GEREKİYOR”

    Yürüyüşün meşruluğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Halkların Demokratik Kongresi, talebin ve eylemin toplumsal kesimlere yayılması, büyütülmesi tarzında olması gerektiğine inanmaktadır. Bir güzergahta değil birden çok güzergahta, bir parkta değil birden çok alanda, bir kesimin değil tüm ezilen kesimlerin öz taleplerini yüksek sesle sokakta dile getirmesiyle adalet talebi doğru şekilde dillendirilmiş olur. Elbette adalet talebi gerçek sahiplerince toplumun mağdur edilmiş tüm kesimlerince savunulduğunda; dar siyasi hedeflerden çıkartılıp toplumsal taleplere dönüştürülebildiğinde, sınırlı eylemlerden geniş toplumsal hareketlere ve öz örgütlenmelere sıçratılabildiğinde demokrasiye hizmet etmiş olacaktır. HDK Yürütme Kurulu güzergah üzerindeki yerel meclislerini bileşenlerini  ve tüm toplumsal kesimleri kendi uygun buldukları yol ve yöntemlerle adalet talebini açıklamaya, sokağa taşırmaya davet etmektedir.”

     

  • Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Fırat: Ankara’ya doğru yüz binlerle yürümeliyiz-VİDEO

    Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Fırat: Ankara’ya doğru yüz binlerle yürümeliyiz-VİDEO

    PİRHA – CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT Tırları davasında 25 yıl hapis cezası almasından sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet yürüyüşüne Alevi kurum başkanlarından ve dedelerinden de destekler yükseliyor. Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat, “Bizlerin de yapılan bu adalet yürüyüşüne destek için Ankara’ya doğru yüz binler ile yürümemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT Tırları davasında 25 yıl hapis cezası alması sonrası CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a kadar başlatmış olduğu Adalet yürüyüşüne ilişkin Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat Pir Haber Ajansına konuştu.

    “KURDU BİR KERE MEYDANA GETİRMEYECEKSİN”

    “Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşü kararını doğru buluyor ve destekliyorum” diyen Fırat şunlara değindi:

    “Bu kararı fezlekeler meclise gelince vermiş olsaydılar bu sürece gelinmeyecekti. Anayasaya aykırı olduğunu bile bile dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sürecin buraya gelmesine yol açtılar. Toplumda bir söz vardır ‘Kurdu bir kere meydana getirmeyeceksin’ ancak kurdu bir kere meydana getirdiler. Ve bu kurt artık sabah, akşam sırayla evlerimize gelip çocuklarımızı, eşlerimizi, bizleri alacaktır. Ancak her şeye rağmen adalet yürüyüşü kararını doğru buluyorum ve toplumun tüm renklerinin desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.”

    “NE EKERSEN ONU BİÇERSİN”

    Adalet yürüyüşüne yüz binlerle katılarak destek vermek gerektiğini söyleyen Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat, “Ne ekersen onu biçersin. Bugün iktidar zalimlik ekiyorsa zalimliğini biçecektir. İnsanları ayrıştırıyorlar, ötekileştiriyorlar, işinden ve ekmeğinden ediyorlar. Bu yapılanlara ezilen tüm sınıfların karşı durması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)