Etiket: 3. altınoluk alevi kültür ve sanat festivali

  • 3. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali coşkulu bir konserle sona erdi-VİDEO

    3. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali coşkulu bir konserle sona erdi-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesi’nin ‘Yola Talip Olanlar Aşkına, Geleceğin İzinde Geleceğe Bir Işık’ şiarıyla düzenlenen 3. Alevi Kültür ve Sanat Festivali son gününde düzenlenen konserle sona erdi.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl 3’ncüsünün düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali 3. gün etkinlikleri konserle sona erdi.

    Altınoluk’ta bulunan Amfi Tiyatro’da gerçekleşen konser öncesinde alana ‘ÇEDES projesi bir asimilasyon politikasıdır, kabul etmiyoruz’, ‘Havama, suyuma, toprağıma dokunma’, ‘Zorunlu din dersleri kaldırılsın’ yazılı pankartlarla Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart asıldı.

    Binlerce kişinin katıldığı festivalde ilk sahneye çıkan Süleyman Yağız ve Meral Yağız nefeslerini seslendirirken, AKD Altınoluk Semah Topluluğu semah döndü.

    Daha sonrasında sahneye çıkan Özlem Taner ve Özcan Türe seslendirdiği eserler ile coşkulu anlar yaşatırken, festival çekilen halaylar ile sona erdi.

    PİRHA/BALIKESİR

    “gt

     

  • ‘Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hak hareketine dönüşmeli, yasal olarak tanınmak eşit yurttaş yapmaz’ -VİDEO

    ‘Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hak hareketine dönüşmeli, yasal olarak tanınmak eşit yurttaş yapmaz’ -VİDEO

    PİRHA- Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi olmaktan ziyade anayasal taleplerle kalan bir yerde olduğuna vurgu yapan Hukukçu/Yazar Orhan Gazi Ertekin, “Aleviler ve hak tartışması özgür ve serbest bir tartışmaya dönüşmek zorunda. Amerika’da başlayan ve 200 yıla yakın devam eden siyah hak hareketi oldukça güçlü, kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi yaratıyor. Türkiye’deki eşit yurttaşlık iddiası ise yasal ve kurumsaldır” dedi. Ertekin ekledi: Eşit yurttaşlık meselesinde beni rahatsız şey şudur: Aleviler yasal olarak eşit oldukları gösterilse bir eksiklik tamamlanacak ve herkes eşit yurttaş olacakmış gibi görülüyor. Yok böyle bir şey!

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl  üçüncüsünü düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin 4. gün etkinlikleri Hukukçu/Yazar Orhan Gazi Ertekin‘in ‘Aleviler Eşit Yurttaşlık Talep Etmeli Mi?’ sunumuyla devam etti.

    “ALEVİLER VE HAK MESELESİ TARTIŞMASI KORKULARAK YAPILIYOR”

    Alevilere dair hak meselesi tartışmalarının korkularak yapıldığını belirten Ertekin, “Aleviler eşit yurttaşlık talep etmeli veya etmemeli arasında bir tercih sunmuyorum. Bu mesele daha köklü ve kapsamlı bir tartışma. Aleviler ve hak meselesi maalesef Türkiye’de hak ettiği seviyede, kendi kavramları olan, kendi yeterliliği olan bir tartışma seviyesine sahip değil. Bu tartışma korkutularak yapılıyor. Geleneksel güçler Aleviler söz konusu olduğunda Türk milleti diye tanımladığı toplumu öne çıkararak Aleviliğin hak tartışmasını bir tür bölücülük olarak ileri sürüyor. Halk kavramı ve sınıf kavramı üzerinden hareket eden belli topluluklar Alevilerin hakkı meselesi öne geçirildiğinde bunun bir tür etnikçilik, mezhepçilik olduğunu iddia edebiliyorlar” dedi.

    “TÜRKİYE’DE SÜNNİ HİZMETLERİ KAMU HİZMETİDİR”

    Ertekin, Aleviler ve hak tartışmasının özgür ve serbest bir tartışmaya dönüşmek zorunda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Korkudan arındırılmak zorunda. Dünyanın bir çok yerinde bu tartışma serbestçe yapılıyor. Bugüne kadarki Aleviler ve hak meselesinde esas olarak öne çıkanlardan birincisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yarattığı eşitsizlik. Türkiye’de Sünni hizmetleri kamu hizmetidir. Onun dışındaki hiçbir hizmet kamu hizmeti değildir.
    İkincisi cemevlerinin diğer mabetler gibi bir mabet statüsünde tanınması meselesi. Üçüncüsü mezhep hanesinde Aleviliğin tanınması, dördüncüsü zorunlu din derslerinin kaldırılması, beşincisi belirli dergahların sahiplerine iadesi.
    Bu tartışmalar güçlü bir biçimde son 30 yıldır yapılır hale geldi. Ciddi bir geçmişi yok, ki mesele 100 yıllık bir mesele. Aleviler bu bahsettiğim talepleri eşit yurttaşlık başlığı altında toplayarak topluma sunma eğilimi içerisinde.”

    “CUMHURİYETİ ALEVİLER KURSAYDI NASIL POLİTİK BİR TOPLUM VE KURUMLAR YARATIRDI?

    Alevilik ve hak meselesinin sadece eşit yurttaşlık meselesi ile sınırlı tutulmasının tartışmayı eksik bırakacağını dile getiren Ertekin, “Eşit yurttaşlık iddia edilmeli doğru, ama evrensel düzeyde bu meseleler nasıl tartışılıyor? Aleviliğin, Bektaşiliğin 72 millete bir bakmak esası üzerinden Cumhuriyet kurulsaydı ne olurdu? Bunu kendime ödev olarak görüyorum ve bu ödevi sizlerle beraberce çalışalım istiyorum. Nasıl politik bir toplum ve kurumlar yaratılırdı, nasıl sorunlar ve cevaplar ile karşı karşıya kalırlardı? Alevilik ve hak meselesinde bu soruları sormazsanız, sadece eşit yurttaşlık meselesi ile sınırlı tutarsanız bu eksik kalır. 72 millete bir nazarda bakmak mı yoksa Sünni İslam’ın bütün milletlerle hiyerarşik ilişkili ve bütün toplulukların ona zımmi olduğu (zimmetlenmiş olan) bir politik gelenek mi? Aleviler ve hak meselesinde ya da eşit yurttaşlıkta ilk sorumuz bu olmalı” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLER VE HAK MESELESİNİN İKİNCİ BOYUTU GELENEKTİR”

    Ertekin şöyle devam etti:

    “Aleviler ve hak meselesinin ikinci boyutu ise gelenektir. Ülkeye, devlete, iktidara, hukuka, yargıya bir anlayış vermek. Bu anlayış bunları değiştirirdi ve bugünkü sorunlarımızın bir çoğunu önemsiz hale getirirdi. Sünni merkeziyetçi gelenek sınırları belirlerken şiddeti daimi kılmıştır. 15-20 yılda bir katliam görüyoruz. Bunlar bir hukuk tartışması, devlet tartışması, ortak yaşam tartışmasıdır, hak tartışmadır. Alevilik ve yurttaşlık tartışması tam da bunlar üzerinden yapılmalı. Devlet kuruculuk ve gelenek kuruculuk; bunların her ikisi devlete, yargıya, hukuka kimlik verir, maksat verir. Demokratik ve anti demokratik şekilde ilerlemesini sağlar.

    “YASAL OLARAK TANINMAK ALEVİLERİ EŞİT YURTTAŞ YAPMAZ!”

    Hak hareketini Amerika’daki siyahlar üzerinden örnekler veren Ertekin, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi olmaktan ziyade anayasal taleplerle kalan bir yerde olduğuna vurgu yaptı.

    Ertekin, “1840 yılında Amerika’da başlayan ve 200 yıla yakın devam eden siyah (siyahların başlattığı) hak hareketi oldukça güçlü, kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi yaratıyor. Yalnız Türkiye’deki eşit yurttaşlık iddiası ise yasal ve kurumsaldır. Eşit yurttaşlık meselesinde beni rahatsız eden şey şudur: Aleviler yasal olarak eşit oldukları gösterilse bir eksiklik tamamlanacak ve herkes eşit yurttaş olacakmış gibi görülüyor. Yok böyle bir şey. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal ve hukuksal düzeni böyle inşa edilmiştir. Eşit yurttaşlık iddiasını daha köklü siyahların Amerika’da yaptığı gibi köklü bir rejim sorgulamasına taşımadığımız sürece herhangi bir iyileştirmenin, kurumsal tanımanın ne kadar tehlikeli yerlere gidebildiğini anlamak çok zor değildir. Eşit yurttaşlık sorularını önümüze alarak daha farklı biçimde cevaplamamız lazım.”

    PİRHA/BALIKESİR

     

  • ‘Cemevi Başkanlığı yalan veriler yayınlıyor; 16-18 Ağustos’ta Hünkara sahip çıkalım’-VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı yalan veriler yayınlıyor; 16-18 Ağustos’ta Hünkara sahip çıkalım’-VİDEO

    PİRHA- 3. Altınoluk Alevi Festivali’nde konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yayınladığı grafikte cemevlerinin kendileri ile işbirliği içinde olduğu iddiasına tepki göstererek, “Bu Alevilerin içine nifak tohumu etmektir. Ellerinde böyle bir veri yok, yalan konuşuyorlar. Bu tablo tamamen yalandan ibaret. Çıksın açıklasınlar görelim” diye belirtti. HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez de “Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı sürekli bir grafik yayınlıyor. Sen kimsin ya? Babanın malını mı verdin?” diyerek tepki gösterdi. 

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl 3’ncüsünü düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin 4. gün etkinlikleri “Alevilerin Sorunları ve Çözüm Yolları” başlıklı panel ile devam etti.

    Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve moderatörlüğünü Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş’ın yaptığı panele, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Temsilcisi Ahmet Tutay konuşmacı olarak katıldı.

    Panelin moderatörlüğünü yapan Ufuk Emre Bektaş, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına alternatif bir Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliği düzenlemesine tepki göstererek, “’Alevilerin kuramadığı cumhuriyeti, 1,5 sene evvel bir Alevi olan Kılıçdaroğlu yönetme şansı yakaladı, lakin olmadı. ‘Ama Alevi’ cümlesi Alevileri kıran, döken bir noktadadır. Alevilerin sorunları günden güne daha da büyüyor. Alevi kurumları dışında, Hacıbektaş’ta Alevisiz bir anma etkinliği düzenlemek isteniyor. Yüzü Ali, dili Yezid gibi olanlar bunu yapıyor. Katliamla başaramadıklarını dönüştürerek yapmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    TUTAY: DEVAM EDEN SÜREKLİ BİR FAŞİZM VAR

    Ekinlikte ilk sözü alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Temsilcisi Ahmet Tutay, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilere ve farklılıklara yönelik sürekli bir faşizm halinin olduğuna vurgu yaparak, “Aleviler haktan, eşitlikten yanadır. Eğer Aleviler Cumhuriyeti kursaydı gerçek anlamda demokrasi şöleni olurdu. Bizim kültürümüzde ne sınır ne de sınıf vardır. Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan ve devam eden sürekli bir faşizm var. Burada ırkçılık, inkar vardır. Demokratik ve laik bir cumhuriyet asla olmadı. Aleviler burada yok sayıldı, baskı altında tutuldu. Bu süreç yeni yöntemlerle son sürat devam ediyor. Alevileri bölmek adına Diyanet benzeri bir kurum olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bizler buna müsaade etmeyeceğiz. Dilimizi Alevice kullanmak durumundayız. Yola sahip çıkmaz isek asimile olmaya mecburuz. Mesele haklara sahip çıkma meselesidir” dedi.

    GEÇMEZ: DEMOKRATİK BİR ANAYASA OLMADAN SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir anayasa üretilmeden Alevilerin ve farklı toplulukların sorunlarının çözülemeyeceğine işaret etti. Geçmez şöyle konuştu:

    “Alevilerin sorunu yok. Sorun bu ülkede demokratik bir anayasa yok. Siz demokratik bir anayasa üretmemiz iseniz bu sorunları tekrar konuşursunuz, ara pansumanlarla geçiştirirsiniz. Bu örgütlere daha çok gelerek çalışmak gerekiyor. Sünnilerin inancını devletin elinden kurtarmalıyız. Evet cemevlerimizde siyaset yapmalıyız; bizim siyasetimiz dinimiz, dinimiz siyasetimiz olmalı. Eşitlikçi bir politika ile cemevlerine siyaseti koyacağız. Mekan kutsal değildir kutsal olan insandır, yaşam hakkıdır.

    Cesaretle toplumsal bir yüzleşmeyi gerçekleştirmeliyiz. Toplumsal bir yüzleşme çıksaydı belki Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı veya Ankara’yı yaşamayabilirdik. Alevi sözcüğünü 2000’li yıllarda kullanmadık, yasaklıydı. Bu mücadele Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesidir. Örgütlerinizi küçümser iseniz kaybedersiniz. Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı sürekli bir grafik yayınlıyor. Sen kimsin ya? Babanın malını mı verdin? Yeniden bir mesaj vermemiz gerekiyor ve bizler buradayız. Alevi örgütleri olduğu her yerde kimsesizlerin evi olmuş durumda. Hepimizin elini taşın altına koyması lazım. Birlikte yaşayabilmenin yolu demokratik ve laik bir anayasadan geçiyor.

    ŞENGÜNLÜ YILMAZ: TABLO YALANDAN İBARET, ÇIKIP AÇIKLASINLAR!

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yayınladığı grafikte cemevlerinin kendileri ile işbirliği içinde olduğu iddiasına tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı 15 Ağustos’ta korsan bir açılış yapacaklar. Biz devletiz, bizler yapacağız sizler çekilin diyorlar. Asıl siz çekilin bizler Aleviyiz, buralar bizim dergahımız. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bir grafik yayınladı ve genel merkezlerin şubeleri ile işbirliği içinde olduğunu belirttiler. Bu Alevilerin içine nifak tohumu etmektir. Ellerinde böyle bir veri yok, yalan konuşuyorlar. Bizim dedemize maaş verip hutbe vermelerini istemeyin. Bu tehlikeleri gördüğümüz için bu kurumdan uzak duruyoruz. Bu tablo tamamen yalandan ibaret. Çıksın açıklasınlar görelim” diye konuştu.

    “16-18 AĞUSTOS’TA HÜNKARA SAHİP ÇIKALIM”

    Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına alternatif bir Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliği düzenlemesine karşı tepki göstererek, Alevilerin sahip çıkması çağrısında bulundu ve şöyle devam etti:

    “Bizim mücadele ettiğimiz alan inancımızın dönüştürmesine karşı olmamızdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir kimi yazılarında cemevlerine mescit yapılması çağrısında bulunuyor. Caminin içinde cemevi, cemevi içinde cami olmaz. Ben bu projenin bir FETÖ projesini çağrıştırdığını söylemiştim. Kendisi bana geçen günlerde kullandığım cümlelerden kaynaklı tazminat davası açmış. Biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz. 16-17-18 Ağustos’ta Hünkara gelin ve sahip çıkalım. Yarın belki gidebileceğimiz bir dergahımız olmayacak. Bir kuşatma halini yaşıyoruz ve asla teslim olmayacağız.”

    PİRHA/BALIKESİR

  • Altınoluk Alevi Festivali’nin 3. gününde çocuklar doyasıya eğlendi-VİDEO

    Altınoluk Alevi Festivali’nin 3. gününde çocuklar doyasıya eğlendi-VİDEO

    PİRHA- Altınoluk Alevi Festivali’nin 3. gün etkinlikleri çocuklara ayrıldı. El sanatlarından akıl-zeka etkinliklerine, resim atölyelerinden serbest kürsüye kadar geniş bir yelpazede düzenlenen etkinlikler çocuklara mutlu anlar yaşattı.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl  üçüncüsünü düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali 3. gün etkinlikleri, ‘Hayat, Barış ve Özgürlük İçin Çocuk Şenliği’  şiarıyla düzenlenen etkinliklerle devam etti.

    Çocukları teknolojinin olumsuz etkilerinden uzaklaştırmayı, onları kendine güvenen, paylaşmayı bilen, takım ruhunu geliştiren, çevresine saygılı bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlayan etkinliğin ilki cemevi bahçesinde düzenlenen resim atölyesi başladı. Çocuklar, barış heykeli ve hayat ağacı desenlerini farklı renklerle boyayarak bu nesnelere dair yorumda bulundu.

    Ayrıca AKD Altınoluk Şubesi’nin  bulunduğu çatı katında ise çocuklar için ayrıca bir oyun alanı kuruldu. Çocuklar oyun alanında farklı oyunlarla buluşurken, hem eğlenceli hem de eğitici olan aktivitilerde çocukların mutlulukları yüzlerine yansıdı.

    SARIKIZ EFSANESİ PAYLAŞILDI

    Çocuklar kendileri için kurulan serbest kürsüde söz hakkı alarak kendi anlam dünyalarındaki isteklerini dile getirdiler. Tahtacı köyü Çamçı’dan İbrahim Kızıler ise Kaz Dağları’nın meşhur efsaneni olan Sarıkız’ın hikayesini çocuklar ile paylaştı.

    “ÇOCUKLARA, KÖKLERİMİZİN BESLEDİĞİ DAMARLARI AKTARMALIYIZ”

    Çocuk şenliğinde söz alan AKD Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan, çocukların anlam ve değer dünyasını oluşturmak için projeler üretmek istediklerini kaydetti. Doğan, “Bütün yaşantımızı, yatırımımızı çocuklarımıza yapıyoruz ama kültürü ve inancı onlardan mahrum bırakıyoruz. Bir ağacın kökü sağlam değilse dalları o ağacı yıkar. Çocuklara ve gençlere köklerimizin beslediği bu damarları aktarmamız gerekiyor. Türkiye’de düşünen, sorgulayan, kendi ritmini kaybetmeyen, potansiyelini kullanabilen, sinemayla, sanatla şekillenen, o sanatla kendini ifade eden çocuklar hayal ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Çocuk şenliği verilen gülbenglerin ardından lokmaların paylaşılmasıyla son buldu.

    PİRHA/BALIKESİR

  • 3. Altınoluk Alevi Festivali, Tahtacı köyü Doyran’da yoğun katılımla devam etti-VİDEO

    3. Altınoluk Alevi Festivali, Tahtacı köyü Doyran’da yoğun katılımla devam etti-VİDEO

    PİRHA- Altınoluk Alevi Festivali’nin Tahtacı köyü Doyran’daki etkinliğinde konuşan Narlıdere Tarihi Tahtacı Cemevi Sorumlusu Merih Ünsal, “Biz Tahtacılar adına Hızır paşaların sofrasına oturanları ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını tanımıyoruz” derken, Gazeteci Zeynel Gül ise, “Ne Türkologların ne de oryantalistlerin yazdıkları Tahtacıların tarihini gerçek anlamda yansıtmıyor. Tahtacıların ve yöredeki Alevilerin dostluğu, yoldaşlığı geliştirmeleri çok önemli” diye konuştu.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl  üçüncüsünü düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali 2. gün etkinlikleri Tahtacı köyü Doyran’da devam etti.

    Doyran Köyü’nde gerçekleşen etkinlikte ‘Anadolu Aleviliği ve Tahtacı Türkmen Sürekleri’ konulu söyleşiye İzmir Narlıdere Tarihi Tahtacı Cemevi Sorumlusu Merih Ünsal ve Gazeteci-Televizyoncu Zeynel Gül katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Doyuran Köyü muhtarı Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin 2. gününün kendilerine ayrılmasına teşekkür ederek, “Böyle etkinliklerin devamını birlikte yapmayı planlıyoruz” derken, daha sonra söz alan Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan ise, “Bu geleneği, düşünceyi birlikte yaşatacağız” diye ifade etti.

    Tahtacı semahının dönülmesinin ardından Ömür Kuloğlu, Zakirler Dilan Bal, Sinan Budak ve Süleyman Tik’in seslendirdiği nefesler sonrasında ise söyleşiye geçildi.

    ÜNSAL: HIZIR DEDE’NİN NARLIDERE EVİ OCAK MERKEZİ OLUYOR

    Söyleşide ilk söz alan Tarihi Narlıdere Yanyatır Ocağı ve Tarihi Tahtacı Cemevi Sorumlusu Merih Ünsal, Tahtacıların Ege bölgesine göçüne dair bilgi vererek, “Biz Tahtacılar hep ulu ağaçların gölgesine sığınmışız ama Yezitlerin gölgesine sığınmadık. Atalarımız zorlu şartlarda, sığ dağlarda yaşasa da asla taviz vermemişler. Herkes bizleri farklı tarif ediyor ama hepsinin uzlaştığı nokta bizlerin Alevi olduğudur. Ocak farklılığımız var ama diğer ocaklarla asla farkımız yok. Yol bir nehir ise onu besleyen ırmaklarda sürüklerdir ve hepimiz biriz. Baskılar ve zulümlerden dolayı dağlara kaçan Tahtacıların tahtacılık mesleğini Torosların en yüksek yaylarındaki Rumlardan öğrendiği bilgisi var. Ege’ye gelen Tahtacılar Narlıdere tarafına 16 çadırla iniyor. 16 çadırın içinde de Durhasan Dede’nin torunu Hızır Dede olduğu için Narlıdere Ocak merkezi olarak kabul ediliyor. 1870’lerde bu ocak yapılıyor ve o cemeviniz ocak merkezimiz oluyor” dedi.

    TAHTACILAR ADINA CEMEVİ BAŞKANLIĞI İLE GÖRÜŞENLERE TEPKİ!

    Tarihi Tahtacı Cemevinin oluşum sürecine dair paylaşımda bulunan Ünsal, ayrıca son dönemlerde Tahtacılar adına Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşenlere tepki gösterdi. Ünsal, “Hızır paşaların sofrasına oturup oruç açanları Tahtacılar tanımıyor, tanımayacak. Bizler Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını tanımıyoruz. Ege Tahtacılar Derneği’nin genel merkezi bir bildiri yayınladı ve bu kurumu tanımadığını söyledi. Bizde o bildirinin arkasındayız. Kimse biz Tahtacıların adını kullanarak böyle bir kuruma tabi olamaz” diye konuştu.

    GÜL: TAHTACILARIN VE YÖREDEKİ ALEVİLERİN DOSTLUĞU GELİŞTİRMELİ ÇOK ÖNEMLİ

    Gazeteci-Televizyoncu Zeynel Gül ise, Tahtacılara dair kimi Türkologların yaptığı araştırmalar ve tarih yazımlarına temkinli yaklaşmak durumunda olduklarını kaydetti. Gül, Tahtacıların tarihinin çözülmesi için arkeologlara ihtiyaç olduğunu sözlerine ekleyerek, “Tahtacıların tarihini konuşmak adına çok bir araştırma yapılmamış. Baha Sait gibi Türkologların araştırmaları var ve söyledikleri doğrudur gibi algı var. Bunlar Tahtacılar adına tarih yazarken kanıt aldıkları belgelerde çokça fark var. Ne Türkologların ne de oryantalistlerin yazdıkları Tahtacıların tarihini yansıtmıyor. Tahtacıların araştırılması arkeologlara ihtiyaç var. Her tahtacı köyünde bir ziyaret ve taşlar vardır. Arkeologlar bu taşların kaç yıllık olduğunu ölçebiliyor. Farklı süreklerde olan Aleviler bugün tanıştı ve birlikte mücadele etmeye başladı. Alevilerin hak taleplerine dair ortak söz kurdular. Tahtacıların ve yöredeki Alevilerin dostluğu, yoldaşlığı geliştirmeleri çok önemli” diye belirtti.

    Doyran Köyü’nde gerçekleşen etkinliğin sonunda ise geleneksel Tahtacı giysileri giyen kadınlar mengi (yoz semahı) döndü.

    PİRHA/BALIKESİR