PİRHA – Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivalinin son gününde Xizir Çeşmesi makamına niyaz olundu. Program dahilinde deyişler okundu, kurbanlar pay edildi.
3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivalinin son gününde, Xizir Çeşmesi makamında bir araya gelindi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı programda ilk olarak Hüseyin Türküdenizi deyişler seslendirdi.
Programın sonrasında Pir Hazır Ali Beyazyıldırım konuştu. “Biz buraya sohbet etmeye değil, hizmete geldik. Bulunduğumuz makam Xizir’ın makamı olarak bilinir. Xizir, makamsızdır ve dünyanın her köşesinde yardıma koşar” dedi. Pir Beyazyıldırım, konuşmasının ardından deyişler çalıp seslendirdi.
Ana Narin Gülçiçeği, “Kutsal nekanlarınıza, yolunuza, çocuklarınıza sahip çıkın. Ben buraya geldiğimde çok duygulandım” diyerek açılış gülbengi okudu.
Programın devamında Gımgım Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği eş başkanları konuştu. Eş Başkan Ülkü Karagöl, bir arada olmanın önemine vurgu yaparak “Gerçekten bu coşku hepimizi heyecanlandırdı. Bizi yalnız bırakmadığınız teşekkür ediyorum” dedi.
Eş Başkan İmam Balsever ise kutsal mekanların temiz tutulup tahrip edilmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu festivali düzenlemek kolay olmuyor. Canların gayreti, lokmalarıyla bu festival gerçekleşiyor. Yol, ocaklarımızındır ve bizler yola talibiz. İyiki pirler, analar bu yolu bugüne kadar taşıdılar ve biz de devam ettiriyoruz. 3 yıldır bu festivali yürütüyoruz ve bizlere söylenmeyen laf kalmadı. Elbetteki eksiklerimiz, yanlışlarımız olabilir. Bu konuda özümüzü dara çekeriz.”
Hizmetin devamında Yıldırım Beyazgül, deyişler çalıp seslendirdi. Yapılan konuşmalar ardından gülbeng okudu.
Kurban lokmalarının dağıtılması ardından program sona erdi.
PİRHA – 3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin 2. gününde Qurçik (Görgü) köyüne ziyaret yapıldı. Burada yapılan konuşmalarda Alevi inancının önemine vurgu yapıldı.
3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali 2. gününde köy ve doğa gezileri ile sürüyor. 4 günlük festival, “İnancımızla ikrarlı, doğamızla rızalı, dilimizle dirençli, irademizle güçlüyüz” şiarıyla yapılıyor. Festivalin ilk gününde çok sayıda türbe ve cemevine ziyaretler yapılırken, ikinci günde de kutsal mekanlara gidildi.
Festival kapsamında 2. günde ilk olarak Qûrçik Köyü (Görgü) ziyaret edildi. Festival için gelen yurttaşlar, köy halkı ile cemevinde bir araya geldi.
Buluşma dahilinde köy halkından Hüseyin Özmen, yaşamlarını sürdürdükleri bölgenin tarihçesini anlattı. Özmen, “Şükürler olsun ki şu anda cemevimiz var. İbadetlerimiz, Hızır orucu, 12 İmam orucunu tutuyoruz. Howtemalı yapıyoruz. Etrafımızdaki ziyaretler var, başta pirimiz Derviş Kemal var girişte. Onun dışında Seyide min Kuri var, Evdıleli (Abdal) Ali var. Ondan sonra Merav, Hazır Baba var. Sağımız solumuzda hep ziyaretler var. Kurban yerimiz var, her zaman gidip kurbanlarımızı orada yaparız. Aleviler olarak yolumuzu sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
“ASİMİLASYONUN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ”
Qûrçik köyü sakinlerinden Zafer Boztaş ise Alevi inancının günümüzdeki işleyişini özetleyerek, “İsteriz ki kültürümüzü; dilimizi, inancımızı gençler olarak yürütebilelim. İşin gerçeğinin birlik ve beraberlikten geçtiğine dair inancımız sonsuzdur. Geçmişte ocaklarımızın, Pir Sultanların yaptıkları bizim şu anda yürütmek istediğimiz yoldur” dedi.
İzmir Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Murat Aslan da konuşmacılar arasında yer aldı. Aslan, inanç üzerindeki baskılara vurgu yaparak, “Avrupa’da Aleviliğin resmiyette tanınması konusunda kazanım elde ettik, ancak burada halen cemevleri tanınmıyor. Malesef cemevleri günümüzde sadece cenaze hizmeti için kullanılıyor. Böyle olmamalı. Hizmetlerimizin tümünü burada yürütmeliyiz. Mücadele ile kazanacağımızı düşünüyorum. Cemevlerimizde namaz olmamalı. Arapça dua kabul etmiyoruz. Burada dedelerimize çok iş düşüyor. Artık gençler bu inancı unutmuş durumda. Asimilasyonun önüne geçilmeli artık” diye konuştu.
“VARTO VE HINIS’TA ARTIK CEM BAĞLANMIYOR”
Muhtar Özgür Türhan da Alevilikte kimi yozlaşmaların olduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi:
“Günümüzde gençler Yolunu bilmiyor. Günden güne Aleviler yozlaşıyor. Örneğin biz Alevilerde cenaze erkanı vardır, ancak burada cenaze namazı kıldıranlar dahi söz konusu. Cenaze erkanlarında birçok yanlışlar yapılıyor. Cenaze namazı olmaz, cenaze erkanı olur. Bu oluşum ve etkinlikler bizi çok sevindiriyor. Ama çok sık olması lazım. Sadece yılda bir kez olması yeterli değil. Aleviliği öğrenmek istiyoruz. Benden tutun diğer gençlere kadar Aleviliği yeterince bilmiyoruz. Bir yere gittiğimizde bize “Alevilik nedir” diye sorduklarında takır takır konuşmamız lazım. Tamam, biz Aleviyiz diyoruz. Ziyaretgâhlara gidiyoruz, kurbanlarımızı kesiyoruz, lokmalarımızı dağıtıyoruz, yani ritüelleri yerine getiriyoruz. Ama bu yeterli değil. Artık bu bölgede Varto’da veya Hınıs’ta cem bağlanmıyor. Tabii bir şeyler yapmaya çabalıyoruz. Gayemiz şu ki bu tür etkinlikler sadece fotoğraf ve videoyla sınırlı kalmasın. Bu duyguyu her zaman yaşatmak gerek. Geleneklerimizi korumamız ve yeni nesillere aktarmamız gerek, Sünnileşmemeliyiz. Mesela son dönemde cenaze namazı ortaya çıktı. Bizde böyle bir ritüel yok. Bizim erkânımızda cenaze var ama namaz diye bir şey yok.”
“BU YOL OCAK SİSTEMİYLE YÜRÜMELİ”
Pir Hazır Ali Beyazyıldırım ise ocak sisteminin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:
“Köyümüzde o güzel, bilge dedelerimizle büyüdüm. Küçük odalarda, soğuk evlerde cem yürüttük ve o buz gibi evler aşk ile ısındı. Ceme götüreceğimiz lokmayı dahi aileden alarak götürürdük. Ceme giderken beden temizliği yapar, cemin yapılacağı eşiğe gelirken ‘bu cemevine can olarak geldim’ derdik. Cemde gönül birliği oluşurdu. Ceme girenler Hakk kelamını alır, çıktığında da bu güzellikleri anlatırlardı. Bugün cem görmeyen canlarımız var. Bu yol ocak sistemiyle yürümeli. Her pirin, rehberin, mürşidin bağlı oldukları birileri vardır. Yoksa sadece ‘Aleviyim’ demekle Alevi olunmaz. Önce bir araya gelip sohbet etmeliyiz. Eğer istersek bu aksaklığı ortadan kaldırabiliriz. Devletin baskısı oldu ama bitmedik. Sazımız kırıldı ama rehber, mürşit, pir, hiçbir zaman talibinden vazgeçmedi.”
Yapılan konuşmaların ardından Ana Narin Gülçiçeği’nin verdiği gülbeng ile lokmalar paylaşıldı.
PİRHA – 3. Varto Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin ilk gününde Seyit Nesemi Türbesi, kutsal mekanlar ve çevre köylerde bulunan cemevleri ziyaret edildi.
Varto Belediyesi, Varto-Gımgım Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği, Berlin Varto Derneği ile Rhermain Varto Derneği, Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin açılışını yaptı, festivalin ilk gününde Alevi toplumca kutsal görülen mekanlar ziyaret edildi.
Ziyaretlerin ilk durağı Pir Seyit Nesemi Türbesi oldu. Raqasan (İçmeler) köyünde yer alan türbe önünde bir araya gelindi. Ana Narin Gülçiçeği çerağ uyandırıp gülbeng verdi.
“ÖNCE YÜREĞİMİZİ PAK ETMEMİZ GEREKİR”
Pir Hazır Ali Beyazyıldırım ise “Böyle makamlara geldiğimizde önce yüreğimizi pak etmemiz, çevremizden de rızalık almamız gerekir. Buralara lokmalarımızla dualarımızla gelmek gerek” dedi.
Verilen gülbeng ardından deyişler seslendirildi. Paylaşılan lokmaların ardından Kuzike (Gölyayla) köyündeki ziyarete gidildi.
CEMEVLERİ ZİYARET EDİLDİ
Festivalin devamında ayrıca Mengel ve Köprücük ve Emera köyünde bulunan cemevleri de ziyaret edildi.
Mengel (Alabalık) köyünde bir araya gelen yurttaşlar, cemevinde lokmalarını pay etti. Festival dahilinde Emera (Onpınar) köylüleriyle de bir araya gelindi. Köye ait cemevinde yapılan buluşmada konuşan Baba Mansur Ocağına mensup Pir Seyit Mehmet Uluyol, “Burada ziyaret olarak Golan ziyareti var. Çifte zabıt derlerdi ve annem hep onu çağırırdı. Çocukluğumdan bu yana toplum olarak her yıl bir defa orayı ziyaret ederiz. Herkes kendi gücü dahilinde ziyarette lokmasını paylaşırdı. Kendimi bildim bileli Hızır kurbanını keserdik. O günlerden bu günlere geldik. Şimdilerde bunları bıraktık ve çok üzülüyorum” dedi. Pir Hazır Ali Beyazyıldırım’ın verdiği gülbeng ardından lokmalar paylaşıldı.
Festival kapsamında Kasıman (Köprücük) Köyünde yer alan cemevi de ziyaret edildi. Gelen misafirleri karşılayan Pir Seyit Ali İncesu, “Hepiniz hoş geldiniz, aşk ve niyazla hoş geldiniz canlar. Bazı tahminlere göre büyük dedelerimiz köyümüze 1700’lü yıllarda yerleşmişler. Köye o dönemde “Kasım’ın Komu (Gomê Qasimî)” diyorlarmış. Biz ise bu köye 1820’lerde geldik. Burada çok sayıda ziyaretimiz var. Mesela Şehid Keloş, Şehid Merge, Şehid Tapê Kurî, Girê Bawo gibi ziyaretlerimiz var. Eskiden biri çağırdığında ilk önce Şehid Keloş ziyaretine gidilir, ardından yaylaya çıkılırdı. Yayladan dönüldüğünde ise yeniden Şehid Keloş’a gidilir ve köye gelinirdi. Birlik ve beraberlik çok yüksekti. Şimdi yalnızlık ve bencillik var. Hızır Mekânı ve Doğa Koruma Derneği çok önemli bir dernektir. Hızır ve doğanın hatırı için tıpkı dedelerimiz gibi duyarlı olmalıyız” ifadelerini kullandı. Zakir Şah Haydar Tekin’in seslendirdiği üçlemeler ardından gülbengler eşliğinde lokmalar pay edildi.
GÜL MUSTAFA (ÇAYLAR) ZİYARETİ
Festivalin ilk günün son durağı ise Sofyan (Doğanca) ve Gül Mustafa (Çaylar) köyü oldu. Gül Mustafa köyünde konuşan Pir Hazır Ali Beyazyıldırım, Gül Mustafa ziyareti hakkında, “Gül Mustafa, dört kardeşiyle birlikte burada yaşıyormuş. Köyün bütün otları şu anki ziyaretin etrafında yığılırmış. Bir Ağustos ayında bu otların hepsi yanmış. Gül Mustafa’nın mezarının başındaki ağaç da bu yangında kül olmuş. Sonrasında buradaki karakolun komutanı ‘Hani o kadar ibadet edip, ziyarete geliyordunuz, ziyaretiniz de yandı kül oldu’ demiş. Geçen zamandan sonra bir zemheri kışında Gül Mustafa’nın ağacının yeşerdiği görülmüş. Sonrasında o komutan buraya çağrılıp Gül Mustafa’nın kerameti gösterilmiş” bilgisini paylaştıktan sonra lokmalar paylaşıldı.