Etiket: 301

  • Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    PİRHA- Soma’da alınmayan önlemler yüzünden 301 işçinin yaşamını yitirdiği, 301 ailenin yüreğini yakan ve sorumluların cezasızlık politikası ile serbest bırakıldığı katliamın üzerinden 11 yıl geçti. 13 Mayıs 2014‘te Soma Kömürleri AŞ’ye ait Eynez Ocağı’nda 301 madencinin can verdiği, 700 işçinin yaralandığı ülke tarihinin en büyük işçi katliamı yaşandı.

     

    Uzun yıllar süren dava sürecinde patronun ihmalleri ve katliamın göz göre göre geldiği mahkeme tutanaklarına, bilirkişi raporlarına da yansıdı. Ailelerin yüreği soğumamışken dava sonucunda patrona ve diğer sorumlulara ödül gibi cezalar verildi. Yetmedi katliamın sorumluluğu mahkeme tarafından tescillenmiş olan patron Can Gürkan serbest bırakıldı. Kamu görevlilerin yargılanması engellendi, madenci ailelerinin avukatı ise tutuklandı. Geriye ise gözü yaşlı aileler, kadınlar, babasız büyüyen çocuklar kaldı.

    Soma Katliamı Davası’nın 11 Temmuz 2018 günü görülen karar duruşmasında Maden Patronu Sanık Can Gürkan’a, taksirle öldürme suçundan 15 yıl hapsine ve 3 yıl maden işletme işinden men edilmesine karar verildi.

    Sanıklar Genel Müdür Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Memet Ali Günay Çelik, Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Hilmi Karakoç, Hüseyin Alkan, Mehmet Erez, Haluk Evinç, Fuat Ünal Aydın, Murat Bodur hakkında ise 7 yıl ile 22 yıl arası hapis cezaları verildi.

    Dava daha sonra istinafa taşındı. İstinaf Mahkemesi Patron Can Gürkan’ın serbest bırakılmasına, maden işletmeme cezasının da kaldırılmasına karar verdi. Yani şu an dışarıda olan, 301 madencinin ölümünde sorumlu olduğu mahkemece tescillenmiş Can Gürkan istediği zaman bir maden işletebilecek.

    Soma’da 2006 yılına kadar Türkiye Kömür İşletmelerine ait olan ocak, 2006 yılında ihaleyle Park Teknik’e verildi. Ancak Park Teknik, 2009 yılında “İleride telafisi mümkün olmayan olayların çıkma ve yangın ihtimaline karşı” ihaleyi geri vermek istedi. Riskli olan ocağın ihalesini TKİ, Soma AŞ’ye verdi.

    Devlet şirkete ocağı rödovans sistemiyle, yani ne kadar kömür çıkarsa çıksın hepsini alma garantisiyle verdi. Maden Mühendisleri Odası kaza ile ilgili hazırladığı raporda 2009 yılında 230 bin ton olan üretimin bir yılda 10 kat arttırılarak 2.6 milyon tona çıkarıldığını açıkladı. Maliyet düşürüldü. Soma AŞ Patronu Alp Gürkan da katliamdan önce yaptığı bir açıklamada, “Özel sektörün çalışma tarzıyla” üretim maliyetlerini 140 dolardan 23.8 dolara indirdiklerini anlattı.

    MADENDE DAYIBAŞI SİSTEMİ

    İşçi sayısı ve üretimin armasına rağmen ocaktaki havalandırma kapasitesi ve şartlarında ise bir değişiklik olmadı, hatta koşullar daha da ağırlaştı. İşçilere “hadi hadi” denilerek üretim baskısı yapıldığı ortaya çıktı. Şirketin “dayıbaşı” yöntemiyle taşeron işçi çalıştırdığı ortaya çıktı. Sisteme göre işçi yasal olarak ana işverene bağlı gözüküyor, ama fiilen patronu “dayıbaşı” oluyor. İşçinin işe devam edip etmemesinden, alacağı prime kadar her şeye “dayıbaşı” karar veriyor. Dayıbaşları işçiye tokat atacak kadar, işçi üzerinde baskı kurabiliyor.

    İşe başlamadan önce işçilere yalnızca üç gün eğitim verildi. Bir kaza durumunda ne yapılacağı öğretilmedi. Yalnızca tehlike anında çıkışa yönelmeleri gerektiği söylendi. Bazı işçilere hiç eğitim verilmedi, sadece eğitim aldıklarına dair kağıt imzalatıldı.

    KATLİAMIN OLDUĞU GÜN 46 DERECEYDİ

    Katliamdan 4-5 ay önce U3 bölgesinde bir göçme yaşandı ve sıcaklık artışı başladı. Ocakta bariz bir şekilde sıcaklık artışı olduğunu söyleyen işçiler, bunu ilettiklerinde ‘Biz farkındayız’ denilerek terslendi. Sonradan bilirkişi raporlarında yer alan ifadelere göre, yer altındaki karbonmonoksit miktarını ölçen sensörler, faciayı aylar önceden haber verdi. 50 PPM’yi aşmaması gereken karbonmonoksit miktarı beş ay boyunca defalarca bu sınırı geçtiği ve hatta 500 PPM’ye kadar ulaştığı halde, sensörlerin uyarısına kulak asılmadı. Ayrıca oksijen miktarı da çok kez yüzde 19’un altına düşmesine rağmen maden boşaltılmadı. Gaz ölçümlerinden sorumlu teknik nezaretçiler 15 günde bir hazırladıkları onaylı deftere karbonmonoksit yükselişlerini geçirmedi. Öte yandan, madende 30 dereceyi aşmaması gereken kuru sıcaklık miktarı, faciadan önceki bir haftadan itibaren 46 dereceye kadar yükseldi. Katliamın olduğu gün de madendeki sıcaklık 46 dereceydi.

    GAZ MASKELERİ BOZUK ÇIKMIŞTI

    İşçileri zehirli gazlardan koruması gereken maskeler de bozuk çıkmıştı. Maskeler yıllarca denetimden geçmemişti. Ayrıca işçileri koruyabilmesi için de uygun değildi. Maden faciasında kıl payı ölümden kurtulan işçiler, ocağa duman dolup nefes alamamaya başladıklarında, kendilerine verilen gaz maskelerini açtıklarını, ancak hepsinin küflü çıktığını söyledi. İşçilerin buldukları testerelerle hava borularını kesip, bu sayede hayata tutunduklarını söyledi.

    SAYIŞTAY RAPORUNDA DEVLETE KÖMÜR DİYE TAŞ SATILDIĞI BELİRTİLMİŞTİ

    Sayıştay denetçilerinin hazırladığı denetim raporunda 2013 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taş Kömürü Kurumunun faaliyetleri mercek altına almıştı. Raporun üç sayfalık bölümünde “Elbette ki tüvenan (ayrıştırılmamış) tipi kömür taş-kömür karışımıdır” dendi. Bu ifadeler Soma’daki madencilerin, “Biraz da taş basın. Eğer kömür yoksa taş mı yok. Taş yollayın derlerdi” sözleriyle örtüşüyor. Sayıştay raporuna göre Soma AŞ 2013 yılında devlete 2.3 milyon ton teslimat yaptı. Sayıştayın mercek altına aldığı 1 milyon 549 bin 311 ton karışım yıkamaya verildi. Bundan da sadece 768 bin 791 ton temiz kömür elde edilebildi. Kalan 780 bin 520 ton çöpe gitti.

    SENDİKA YÖNETİCİLERİNİ PATRON SEÇİYORDU

    Soma Katliamı’nın ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de işçilerin üyesi olduğu sendikanın yöneticilerinin, işçilerin değil patronun tarafında olmasıydı. Özellikle özel şirketlerde ve 6 binin üzerinde işçinin çalıştığı Soma Kömürleri AŞ’de işçiler ocaktan çıkarken şirket yetkililerinin ellerine verdiği zarfları sandığa atarak işverenlerin listesindeki delegeleri seçti. O delegeler de yine şirket yönetiminin belirlediği şube başkan ve yöneticilerine kongrede oy atarak şube yönetimini belirledi. Daha sonra ise Eski Şube Başkanı Tamer Küçükgencay da dahil işçilerin Soma’da istemediği 3 şube yöneticisi, Eski Genel Başkan Nurettin Akçul’un listesiyle genel merkez yöneticiliğine seçildi.

    DAVADA HEYET DEĞİŞTİ, İŞÇİ AİLELERİNİN AVUKATI TUTUKLANDI

    Soma’da 2014 yılında meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği dava mart 2015’te mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başladı.

    Daha önce olası kastla yargılanan (sanığın alacağı ceza ölen kişi sayısına çarpılır) sanıklar, katliamın “FETÖ” tarafından yapılan bir sabotaj olduğunu iddia etti. Sanıkların bu iddiası araştırılırken davayı yürüten ve soruşturmaya hakim olan mahkeme heyeti değişti ve savcı. Mahkeme başkanlığına Afşin Elbistan B Termik Santralinin Çöllolar kömür sahasında yaşanan ve 11 işçinin yaşamını yitirdiği, 9 işçinin cenazelerinin ise halen toprak altında olduğu iş cinayeti davasında, sanıklara sadece para cezası veren Hakim Salih Pehlivanoğlu atandı. Aynı zamanda davanın savcısı da değişti. Savcı mütalaasında, olayın ailelerin ve avukatların talebi olan olası kasta değil, bilinçli taksirle (Ölen kişi sayısına bakılmaksızın verilen, üst sınırı 22.5 yıl olan ceza) meydana geldiğini değerlendirdiğini söyledi.

    Dava sürerken işçi ailelerinin avukatı Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ise tutuklandı. Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, 12 yıl hapis cezasına çarptırılan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın cezasını 10 yıl 15 ay olarak ‘düzelterek’ onadı. 

    Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın mal varlığına el koydu. Ancak Alp Gürkan adına kayıtlı 7 taşınmaz için 36 milyon 600 bin TL muhammen bedel tespiti yapıldığı, ancak satış öncesi Alp Gürkan’la imzalanan sulh sözleşmesi gereği satışların geri çekildiği belirtildi.

    Hükümet adına tüm açıklamaları olayın hemen ardından Soma’ya gelen dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yaptı. Taner Yıldız katliama özelleştirmenin davetiye çıkardığı yönündeki ifadelerle ilgili, hükümetin bu politikadan vazgeçmesinin doğru olmayacağını söyledi. Daha sonra da Soma yasası olarak bilinen düzenlemeyle maden patronlarına kıyaklar yapıldı. Düzenlemeye göre kömür madenlerinde yapılan maaş düzenlemeleri nedeniyle işletmelere devlet desteği geldi. Yer altı kömür işletmelerine asgari ücretin iki katı ödenmesi, çalışma sürelerinin kısalması ve yıllık izin gün sayısının artması nedeniyle oluşan maliyetler sebebiyle maden patronlarına destek verildi. İşçiler için ise 2 bin TL’lik maaş asgari ücretin iki katı oldu. Emeklilik yaşı 49 olacaktı, 50 olarak düzenlendi. Taşeron sistemi kaldırılmadı. Haftalık çalışma süresi sadece yer altında çalışan maden işçileri için 36 saat yapılırken, vardiya değişimi yer altında yapıldığı için çalışma saati fiilen yine 45 saatte bırakıldı.

    ERDOĞAN ‘SORUMLU KİM’ SORUSUNA ‘FITRAT’ DEMİŞTİ

    Katliamın ardından Soma’ya giden Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen “Sorumluluk kime ait?” sorusuna, olay 2014’te yaşanmasına rağmen 1800’lü yıllarda meydana gelen madenci ölümlerini örnek göstererek yanıt vermişti. Erdoğan, “Bu ocakların bu noktada bu tür kazaları sürekli olan şeyler. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Soma Katliamı: İnsanlık göçük altında kaldı – VİDEO

    Soma Katliamı: İnsanlık göçük altında kaldı – VİDEO

    PİRHA- Soma katliamında yaşamını yitiren 301 maden işçisi 5. yılında Ankara’da anıldı. Sendika ve meslek örgütleri açıklama yaparak “İşçiler mezarda, sorumlular dışarıda. Adalet istiyoruz” dedi.

    DİSK, KESK, ATO, TMMOB ve TTB, Soma katliamında yaşamını yitiren 301 maden işçisini 5. yılında anarak basın açıklaması yaptı. Madenci anıtı önünde bir araya gelen sendika ve meslek örgütü üyeleri “Somayı unutma, unutturma. Kaza değil iş cinayeti” sloganları attı.

    Yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ardından ortak açıklamayı Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün okudu.

    “HUKUK SOMA DAVASIYLA ÇÖKTÜ”

    Görgün,2014 yılı Mayıs ayında Soma’da 301 maden işçisini yitirmiştik. Bu süre zarfında acılarımızın hafiflemesi bir yana, yaraları daha da kanatan gelişmeler yaşandı” diyerek şöyle devam etti:

    “Bilindiği gibi, madenin patronu Can Gürkan ölümünden sorumlu olduğu her işçi için yaklaşık 5 gün hapis yatmasının ardından geçtiğimiz ay tahliye oldu. Böylece 301 maden işçisi arkadaşımızın ardından adalete güvenimiz de göçük altında kaldı.

    İşçinin emeğinin olduğu kadar yaşamının da ucuz olduğu bu düzende, insanlık bir kez daha göçük altında kalmış oldu.

    Bu göçük, hukuki bir göçüktür, politik bir göçüktür, ekonomik bir göçüktür, ahlaki bir göçüktür.

    Ülkemizde hukukun çöküşü Soma davasıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Davayı Soma’dan kaçıran, katliamda sorumluluğu bulunanları yargılama konusu yapmayan, maden patronu ve yöneticilerini “olası kasıt” üzerinden değil; “bilinçli taksir” ile “cezalandırarak” adeta ödüllendiren yargı sistemi, bir işçi için 5 gün hapis yatmayı yeterli görmüş; ülkemizde ‘hukuk’un geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermiştir.

    Başından beri madenlerde gerekli denetimi yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar hiçbir biçimde hesap vermemiştir. Aksine bu boyuttaki katliamların “fıtrat” olduğunu ifade ederek, katliamın politik savunusuna devletin tepesinin imzasını atmışlardır.”

    İŞ CİNAYETLERİNİN EN FAZLA OLDUĞU ÜLKE TÜRKİYE

    “Bu düzen, daha fazla kar için daha fazla kan dökülmesini meşru gören bir düzendir. Soma katliamının ardından “Artık hiçbir şey eksisi gibi olmayacak” diyenler, hiçbir şeyi değiştirmemiş ve her şey eskisi gibi devam etmiştir. Soma katliamından bugüne en az 28 Soma katliamı kadar daha işçinin yaşamını yitirmesi kaza değil, tesadüf değil, hata değil, ülkeyi yönetenlerin kasıtlı bir tercihidir. İşçi Sağlığı İş Güvenliği yasasının, İş Sağlığı ve Güvenliği olarak değiştirilmesi, iktidar için işin ve patronların güvenliğinin işçinin yaşamından daha öncelikli olduğunu göstermektedir. Sadece kavramlardaki değişimde bile kendini gösteren bu zihniyetinin sonucu olarak, Türkiye iş cinayetlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olmuştur.

    Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik göçükten çıkış için insanı, emeği, doğayı ve yaşamı değil; kanı, gözyaşını, betonu ve yıkımı güvence altına alan bir yol tercih edilmektedir. Bu korkunç tercih, 301 işçinin ölümüne sebep olan maden patronuna yeniden maden işletme hakkı vererek bir kez daha ilan edilmiştir.

    Demokrasi isteyenlerin, basın özgürlüğüne sahip çıkanların, yaşamı savunanların, barış talep edenlerin, iktidarı eleştirenlerin hapishanelere doldurulduğu bir ülkede, 301 kişiyi göz göre göre ölüme yollayanların serbest olması, dibi görünmeyen derinlikte bir ahlaki göçüktür.

    Gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almamak hata değil, kasıttır.

    Yıllık üretim planının neredeyse üç katı üretim yapmak için işçileri zorlamak hata değil, kasıttır.

    Madenlerdeki taşeron, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırmak, madenleri özelleştirmek, kamu denetiminden çıkarmak hata değil, kasıttır.

    301 işçi kardeşimiz göz göre göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetmiştir. Karşımızda insan hayatına karşı büyük bir tehdit haline gelmiş; hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bir düzen vardır.

    Soma katliamını unutmamak unutturmamak hepimizin görevidir.

    Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız. İş cinayetlerinde yitirdiğimiz kardeşlerimize sözümüz: adalet olacaktır. Bu ülkede çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız güzel günlere ulaşmak olacaktır.”

    PİRHA / ANKARA

     

  • Soma davasında 51 sanığın yargılanmasına başlandı-VİDEO

    Soma davasında 51 sanığın yargılanmasına başlandı-VİDEO

    PİRHA- Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6’sı tutuklu toplam 51 sanığın yargılanmasına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 98 gün sonra tekrar başlandı. Sosyal Haklar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Müdahil Avukatlardan Can Atalay, “Su uyur, düşman uyur, adaletimizi çalmaya çalışan çakallar uyumaz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6’sı tutuklu toplam 51 sanığın yargılanmasına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 98 gün sonra tekrar başladı. HSYK yaz kararnamesi ile tayini çıkan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Soma Davasını yöneten Aytaç Ballı’nın yerine Mmaraş’ta Afşin-Elbistan B Termik Santrali için kömür üretimi yapılan alanda meydana gelen göçükte 11 işçinin hayatını kaybettiği davayı yöneten Salih Pehlivanoğlu başkanlığında başladı.

    Sabah saat 09.30’da başlayan Soma Davasının 19’uncu duruşması öncesi şehit madenci aileleri ile bazı sivil toplum örgü temsilcilerinin katılımı ile tren istasyonu önünden, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önüne kadar yürüyüş yaptı. Kalabalık, yol boyunca ellerinde şehit madencilerin isimlerinin yazılı olduğu, ‘Unutmadık, Unutturmayacağız’ yazılı pankart taşıyıp, sık sık “301’in hesabı sorulacak”, “Anaların gözyaşı katilleri boğacak”, “Kaza değil cinayet, somanın kömürü katilleri yakacak, kader değil katliam” sloganları attı.

    “41. AYINDA UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Yürüyüşün ardından bir basın açıklaması yapıldı. Grup adına basın açıklamasını maden işletmesinde hayatını kaybeden Uğur Çolak’ın babası İsmail Çolak yaptı. Çolak “Soma madenci aileleri, Sosyal Haklar Derneği, emekten yana siyasi partililerimizin demokratik kitle örgütlerimiz ve davanın takipçisi dostlarımızla 19’uncu blok buluşmanın yapılacağı bugün bir sefer daha buradayız. Soma Davasının 41’inci ayında unutmamak ve unutturmamak, katillerden ve bu katliamın sorumlularından hesap sormak için adalet aramak için buradayız” dedi.

    “KATİLLERDEN HESAP SORULUNCAYA KADAR ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEK”

    Tek taleplerinin adalet olduğuna işaret eden İsmail Çolak şöyle devam etti:

    Ülkemiz ve halkımızın büyük bir bölümü hak, hukuk ve adalet arayışını sürdürdüğü bir dönemde geçmekteyiz. Bizler ise sermaye daha fazla kömür çıkarsın ve daha fazla kar etsin diye canlarımızı, oğullarımızı, eşlerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi elimizden alanlara karşı tam 41 aydır mücadele ederek adalet arayışımızı sürdürenleriz. 13 Mayıs katliamından sonra tek söylediğimiz ve talep ettiğimiz tek şey adalet ve adaletin yerini bulmasıdır. Bu inancımız ve ısrarımız devam ediyor. Ve katillerden hesap soruluncaya kadarda devam edecektir.

    “BİR GÜNÜ BOŞA GEÇİRMEDİK”

    “Su uyur, düşman uyur, adaletimizi çalmaya çalışan çakallar uyumaz” diyerek sözlerine başlayan Sosyal Haklar Derneği yönetim kurulu üyesi müdahil avukatlardan Can Atalay da, “Bir günü boşa geçirmedik bugüne kadar, bundan sonra da bir günümüzü boşa geçirmeyeceğiz. Soma davasını takip etmek, adalet aramak suçmuş gibi anlatmaya çalışıyorlar. Suç değildir, evlatlarının hesabını sormaya çalışan ailelerin mücadelesi onlarla birlikte etmek suç değildir. Bu ülkenin biricik gelecek umududur. Bugün 10 aydır dosyayı kilitleyen Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının karara çıkmak üzere olan dosyayı kilitleyen Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının ne yapacağını göreceğiz. Elbistan’dan gelen başkanın ne yapacağını göreceğiz” dedi.

    Yapılan basın açıklaması ardından madenci aileleri ile avukatları, polis kontrol noktasına ardından mahkeme salonuna giriş yaptı ve mahkeme ilk kez Salih Pehlivanoğlu başkanlığında başladı.

    Davada 6’sı tutuklu 8 kişi için “Olası kastla öldürme” suçundan 301 kez ve 20 ila 25 yıl, “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan ise 162 kez 2 ila 6 yıl arası hapis cezası isteniyor. Tutuksuz yargılanan 45 kişi hakkında ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 ila 15 yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

    Tutuklu 6 sanık ise şunlar: Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik, Maden Mühendisi Ertan Ersoy ve Emniyet Teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik.

    Tutuksuz 45 sanığın isimleri ise şöyle:

    Soma Kömür İşletmeleri AŞ’nin patronu Alp Gürkan, Yönetim Kurulu Üyeleri Hayri Kebapçılar, Mustafa Yiğit, Murat Bodur, Haluk Sevinç, Maden Mühendisleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Yalçın Erdoğan, Harun Güneş, Fuat Ünal Aydın, Emniyet Teknikerleri Ergün Yılmaz, Coşkun Derici, Necati Karadeniz ve Harun Yılmaz, Erdem Cambaz, Serkan Kocaman, Soner Günay, Ümit Şahin, Nazmicem Nesemioğulları, Hüseyin Alkan, Adem Ormanoğlu, Burhan Karabaş, Sertaç Büyükgüney, Nimetullah Uğurlu, Efkan Kurt, Mehmet Bayri, Sertan Günay, Batuhan Ünlüyol, Ozan Sezer, Erdoğan Cinoğlu, Halil Sarı, Serhat Dinç, Saltuk Alp Demir, Uğur Karabulut, Serdar Günay, Mehmet Uçgun, Ömer Değirmenci, Fahri Pançar, Olcay Erşin, Mehmet Avcı, Halil Burhan, Hüseyin Ergin, Hilmi Karakoç, Mehmet Erez ve Caner Uysal.

    (HABER MERKEZİ)