Etiket: 38 katliamı

  • “Dersim’de Seyit Rıza heykeli olmasa, 1938 Katliamı’nı anlatan hiçbir hafıza merkezi yok”-VİDEO

    “Dersim’de Seyit Rıza heykeli olmasa, 1938 Katliamı’nı anlatan hiçbir hafıza merkezi yok”-VİDEO

    PİRHA-DEDEF, Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız” dedi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, ‘Dersim’in sorunları ve çözümleri’ konulu panel düzenledi. Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan ve Prof. Dr. Şükrü Aslan panele konuşmacı olarak katıldı.

    “AKP, BÜTÜN İLÇELERDE SEÇMEN DEVŞİRMESİ YAPTI”

    Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Ali Rıza Karataş, şunları dile getirdi:

    “Yerel yönetimleri ilgilendiren özerklik kavramı Anayasa ve yasalarla belirlenen kamu hizmetinin önemli bir kısmını halkın yararına olacak şekilde yerel yönetimlerin sorumluluğu altında gerçekleştirme yetkisi veriyor ancak Türkiye’de bu hiçbir zaman uygulanmadı.”

    2019 yılında yerel seçimlerde çoklu aday politikasından dolayı Mazgirt’te belediyeyi AKP’ye kaybettiklerini ifade eden Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Arslan, “AKP, Dersim’in bütün ilçelerinde seçmen devşirmesi yaptı. Tehlikenin farkında olmamız lazım. Seçimlere çoklu adaylarla girersek yine kaybederiz” dedi.

    “DERSİM’DEKİ BELEDİYELER BAŞARISIZ”

    Kültürel ve kimliksel konularda Dersim’deki merkez ve ilçe belediyelerini çok başarısız bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Dersim’in öyle bir kentsel hafızası var ki, hepimizin aile hikâyelerinde zorunlu göç, köylerin yakılması ve öldürülen binlerce insan var. Biz bu hafızayı çocuklarımıza, Türkiye’ye ve dünyaya nasıl anlatacağız? Burada asıl görev belediyelere düşüyor. Dersim’e baktığımda Edibe Şahin’in Dersim merkezde yaptığı Seyit Rıza heykeli ya da Hasan Saltık’ın Dersim merkezde ve Hozat’ta yerleştirdiği Dersim Katliamı fotoğraflarını saymazsak, şehrimizde 1938 Katliamı’nı anlatan neredeyse hiçbir şey yok. Sinop’un Gerze ilçesiyle, Dersim’in Mazgirt ilçesinin arasında hiçbir fark yok. Oysa dünyanın her yerinde hafıza merkezleri belediyeler tarafından kuruluyor” diye konuştu.

    Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul’da yapılacak anmaya katılım çağrısı

    Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul’da yapılacak anmaya katılım çağrısı

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde 4 Mayıs’ta saat: 19.37/38’de anma etkinlikleri düzenlenecek. Dersim dernekleri, tüm Dersimlileri ve Dersimlilerin dostlarını anmaya davet etti. 

    Dersim Katliamı’nın 86. yılında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde anma programları düzenlenecek. İstanbul’daki anma etkinlikleri ise Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) 4 Mayıs 2023 günü Kadıköy’e çağrı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Gazi Cemevi önünde anma programı yapacağını duyurdu.

    “KOCA BİR NESİL ANASIZ-BABASIZ BIRAKILDI”

    DEDEF, ADEF ve DAM tarafından yapılan çağrı şöyle:

    “Tunceli tenkil harekatı’ adıyla bilinen Dersim halkına yönelik soykırım, imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında alınmıştır. Aynı gün Dersim toprakları bombalanarak; yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden halktan binlerce insan öldürülmüştür.

    Askeri operasyon yaklaşık iki yıl sürmüş ve bu operasyonlarda on binlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edilmiş, aileler parçalanarak, tek tek köylere, ilçe ve vilayetlere dağıtılmıştır. Zorla sürgün edilmişlerdir.

    Dersim 38 Katliamı ile koca bir nesil anasız-babasız bırakıldı. Çok sayıda Dersimli yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum edildiler. Çoğumuz dede, nene, hala, kardeş, amca, dayı, duygusundan yoksun büyüdüler.
    Bir insanın annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamasının ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bu duyguyu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar.

    Bu yaraların bir nebze iyileştirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için 4 Mayıs’ın (Roza Şae/ Kara Gün) Dersim 38 Tertelesi’nin anma günü olarak kabulu gerekmektedir.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2023 (Saat: 19.37/38 ) Kadıköy Rıhtımda Buluşuyoruz. Anmaya (Roza Şae / Kara Gün ) tüm Dersimli ve Dersim Dostlarını bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 38 Katliamı tanığı Eşliye Çiçe: Ölülerimizi kıyafetleriyle tanıyorduk-VİDEO

    38 Katliamı tanığı Eşliye Çiçe: Ölülerimizi kıyafetleriyle tanıyorduk-VİDEO

    PİRHA-Dersim 38 tanıklarından Eşliye Çiçe (Fecire Erol), Dersim’de yaşanan Tertele’yi PİRHA’ya anlattı. Çiçe, “Bizleri Hopik’te katlettiler, ölülerimizi kıyafetleriyle tanıyorduk” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla başlattığı Dersim Tertelesi’nde binlerce insan katledildi, on binlerce insan yurtlarından, tarihinden, kültüründen, inancından koparılarak farklı şehirlere sürgün edilerek zorunlu iskâna tabi tutuldu.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Zımek (Çığırlı) köyünde yaşayan Eşliye Çiçe (Fecire Erol), 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nde yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “ÇOCUKTUK, AĞLAYIP EKMEK VE SU İSTİYORDUK”

    Herkesi toplayıp harman yerine götürdüler diyen Eşliye Çiçe, “Orada makineli silah kurulmuştu herkes bağırmaya başladı, kaçanlar oldu. Tanıdığım çocuklarını alıp saklanıp kurtuldular. Kadın ile erkekleri ayırarak dağa çıkartıp sizin resminizi çekeceğiz demişlerdi. Bizi dağa götürdüler çocuğuz ağlıyoruz açız, ekmek ve su istiyoruz bazı askerler yanımızdan geçerken ağlıyorlardı, bazıları gizli olarak bize su ve ekmek verdiler. Annem beni bacaklarını arasına koydu, kardeşimi de göğsüne koyup yüzüstü uzanarak bizi sakladı. Bir süngü sırtıma geldi onu elimle çıkardım, bir diğerini elimle çıkarınca elim hareketsiz kaldı onlarda benim öldüğümü sanıp gittiler. Akşam çöktüğünde bir genç kadın gelip askerler gitti kim yaşıyorsa kalksın diye bağırıyordu” dedi.

    “SİZİ ÖLDÜRECEKLER ÜÇ GÜN SAKLANIN”

    Ermeni bir aileye Hozat’ta Türk birisi Zımeklileri öldürecekler üç gün saklansınlar dediğini söyleyen Eşliye Çiçe, “Köye gelip insanlara söylemiş ama köylüler Ermenileri öldürecekler buda buda korkuyor böyle söylüyor niye bizi katletsinler diye  kimse inanmamış. Köylüler inanmayınca eşine gel biz ormana gidip saklanalım diyor ama eşi komşularım ne yaparsa bende onu yaparım diyor. Daha sonra da ne çocuklarını ne de eşini ikna edememiş. Onlarda bizle beraber kalıp sürgünü de yollandılar. Bizleri Hopik’te (Beyaz Dağ) katlettiler, ölülerimizi kıyafetleriyle tanıyorduk. Askerliğini yapıp bizi öldürmezler diyenleri de götürüp katlettiler” diye konuştu.

    Cihan BERK/Nuray ATMACA-DERSİM

  • Rüstem Polat Dersim için yaşayan bir hafızaydı

    Rüstem Polat Dersim için yaşayan bir hafızaydı

    PİRHA-Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde Hakk’a yürüdü. Polat’ın yaşamı boyunca Seyit Rıza ve diğer Dersim büyüklerinin mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim hakikati ile yüzleşmesini istediğine dikkat çeken Nesimi Aday ve Ferhat Tunç, “Dersim için büyük bir kayıp” dedi.

    Dersim Soykırımı sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde bu sabaha doğru Hakk’a yürüdü. HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday ve Dersimli sanatçı Ferhat Tunç Rüstem Polat hakkında PİRHA’ya konuştu.

    Dersim Soykırımı sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın torunu 70 yaşındaki Rüstem Polat, Almanya’nın Mainz kentinde yaşadığı evinde Hakk’a yürüdü.

    Rüstem Polat’ın Hakk’a uğurlanması bugün saat 15.00’te Almanya’da Gustavsburg Cemevinde yapılacak. Polat’ın Dersim’ getirileceği belirtildi.

    Rüstem Polat, dedesi Seyit Rıza başta olmak üzere idam edilen Dersim büyüklerinin mezar yerlerinin açıklanması ve soykırım arşivlerin açılıp tüm ayrıntılarıyla aydınlığa kavuşturulması için çabalıyordu. Polat, “Dedemin mezarını ziyaret ederek çıra yakıp dua etmek istiyorum” demişti.

    “RÜSTEM POLAT BU ACILI TARİHİN İÇİNDE BÜYÜDÜ”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday, “Rüstem Polat, Seyit Rıza’nın oğlu Baba’nın yani Bava İbrahim’in torunu aslında. Bava İbrahim, 1933 yılında Hozat’ta bir komplo sonucu öldürülmüştü. Bu cinayet Dersim Soykırımına kadar gelişen olayların en önemlilerinden biridir. Seyit Rıza’nın aile fertlerinin neredeyse tamamı da 1937 yılında katledilmişti. Seyit Rıza ve küçük oğlu Resik Usen de 1937’de Elazığ Buğday Meydanında asılmışlardı. Yani Rüstem Polat bu katliamlardan sağ kalan az sayıdaki aile üyelerinden biri olarak, bu acılı tarihin içinde büyüdü. Dersimliler, aynı zamanda bir Alevi reyber, yani rehber olan Seyit Rıza’nın 38 Katliamından sağ kurtulan tüm aile fertlerine büyük hürmet gösterirler. Bu anlamda o aileden her kayıp, bütün Dersimin kaybı gibi algılanır. Rüstem Polat, büyük dedesi Seyit Rıza’nın ve amcası Resik Usen’in mezar yerlerini öğrenmek için çok çaba harcadı ama bir sonuç alamadan hakka yürüdü; devri daim olsun.”

    “DERSİM İÇİN BÜYÜK BİR KAYIP”

    Dersimli sanatçı Ferhat Tunç, “Dersim için büyük bir kayıp. Rüstem Polat Pirimizin Hakka yürüdüğü haberiyle birlikte derin bir acı duyduğumu belirtmeliyim. Seyit Rıza’nın torunu olmanın yanı sıra, Seyit Rıza’nın Dersim’e bir emanetiydi Rüstem Polat. Seyit Rıza ve diğer Dersim büyüklerimizin mezar yerlerinin bilinmesi mücadelesinde oldu. Mütevazı, saygın Dersim kişiliğinin somutlaşmış haliydi. Dersim için yaşayan bir hafızaydı aslında, onda dedesi Seyit Rıza’nın insani hoşgörüsü vardı. Dersim Tertelesinin ailesi üzerindeki sonsuz acıya rağmen kin, intikam ve nefret duygusu ondan hep uzak durdu. Bir hakikat arayışcısı olarak yaşamını sürdürdü. Devletin Dersim hakikati ile yüzleşmesini istiyordu, bunun için mücadele etti.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimliler, askeri kışlanın ‘Tunceli Müzesi’ adıyla açılmasına tepkili

    Dersimliler, askeri kışlanın ‘Tunceli Müzesi’ adıyla açılmasına tepkili

    PİRHA-1938 Dersim Katliamı sırasında karar merkezlerinden biri olarak kullanılan askeri kışla Tunceli Müzesi olarak açıldı. Müzeye sosyal medyadan tepki yağdı. 

    1938 Dersim Katliamı sırasında karar merkezlerinden biri olarak kullanılan askeri kışla, Tunceli Müzesi olarak açıldı.

    Dersim kent merkezinde 1935 ile 1937 yıllarında askeri kışla olarak inşa edilen ve 1949 yılına kadar kışla olarak kalan yapı daha sonra lojman ve yerleşim yeri oldu. Bina Tunceli Müzesi olması için 2015 yılında restorasyona alındı.

    Müze, 5 bin 800 metrekare kapalı alana sahip.

    Ayrıca müzenin inanç bölümünde Alevilik ile ilgili bilgi panoları ve ritüellerini temsil eden bir düzenleme de var.

    Açılan Tunceli Müzesi’ne sosyal medyadan tepkiler geldi.

    Sosyal medyada verilen tepkiler şu şekilde:

    Dersim Araştırmalar Merkezi, “25 Aralık 1935 tarih ve 2884 sayılı Tunceli kanunu ile “Dersim” ismi “Tunçeli” olarak değiştirilmişti. Dersim ismine olan tahammülsüzlük bugün de devam ediyor. Katliam döneminde karar merkezi olarak da kullanılan askeri kışla, Tunceli müzesi olarak açıldı.”

    Sanatçı Ferhat Tunç, “Dersim 38 Katliamı’nın doğrudan yönetildiği kışla olarak bilinen bina, ‘Tunceli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ olarak açılmış. Katliamı yansıtan en küçük bir detaya yer verilmemiş. Tunceli ismiyle açılmış bir müze yüzleşmeyi değil, soykırımı meşrulaştırır.”

    Yazar Nesimi Aday, “Dersim’de etnografya müzesi de açılmalı elbette ama önce etnokırım müzesi açılmalı. Katliam merkezi kışla bu haliyle sevimli bir mekana dönüştürülmüştür. Kışla 1938 soykırımının kanlı tarihidir. Tunceli Müzesi durumu kurtaramaz.”

    Av. Barış Yıldırım, “Dersim’de müze açılışı yapıldı. Her nasılsa Dersim Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak konulmuş. Tunçeli(Tunceli) 38 operasyonunun adıdır kabul etmiyoruz. Üstelik müze olarak belirlenen yer Dersim 38 soykırımının doğrudan yönetildiği bir kışladır. Tarihle yüzleşmek yerine tarihi acıların devamı mahiyetindeki eylemleri kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Axuçan Ocağı Pirlerinin katledilişlerinin yıldönümü

    Axuçan Ocağı Pirlerinin katledilişlerinin yıldönümü

    PİRHA- Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Bargini (Karabakır) Köyü Sekasur mevkiinde 14 Ağustos 1938 yılında askerlerce yakılarak katledilen 24 Axuçan Ocağı Pirinin bugün Hakk’a yürüyüşünün yıldönümü.

    Üzerinden 82 yıl geçen ve akıllarda “Roza şaye – Kara gün” olarak kalan Dersim Katliamı’nda on binlerce insan katledilirken, çoğu çocuk olmak üzere binlerce insan da yaşadıkları yerlerden sürgün edildi. 1938 katliamının üzerinden geçen yıllara rağmen devlet tarafından hiçbir adım atılmazken, katliamın üzerindeki perdeleri aralayacak hiçbir girişimde bulunulmadı.

    Adeta kazılan her yerden kemiklerin fışkırdığı Dersim’de 2014’ün Haziran ayında bir toplu mezar daha ortaya çıkmıştı. Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Bargini (Karabakır) Köyü, Sekasur mevkiinde 1938 yılında askerlerce yakılarak katledilen 24 kişiye ait kemiklerin, anıt mezar çalışması sırasında tesadüfen bulunmasının ardından başlayan yargı sürecinde zaman aşımı gerekçe gösterilerek takipsizlik kararı ile sonuçlanmıştı.

    NE OLMUŞTU?

    Dersim 1938 Katliamı’nda Bargini’de yaşayan Ağuçan Ocağı’nın mensupları da katliama maruz kalırlar.

    Tarih 14 Ağustos 1938‘i gösterdiğinde Hozat’ın Bargini Köyü’nü askerler basar. Askerler köyde yaşayan Ağuçan Ocağı mensubu 24 kişinin ellerini kollarını bağlayıp köye 3 km uzaklıktaki Sekasur denen mevkiiye getirerek, en küçüğü 2 aylık en büyüğü 53 yaşında olan aralarında kadın ve çocuklarında olduğu 24 kişiyi Saqa Sure mevkiinde bulunan bir ahırın içine soktuktan sonra ahırı ateşe verirler. 24 insan diri diri yakılarak katledilir. Gökyüzüne duman ve yanık et kokusu yükselir.

    24 kişinin yakılarak katledildiği bu alana bir daha kimse gitmez. Eskiden köylülerin yayla olarak kullandığı Saqa Sure 38′den beri harabe olarak kalır.

    (HABER MERKEZİ)