PİRHA- Demokratik Alevi Derneği 4. Olağan Kongresi’ni Dersim’de yaptı. Türk- İslam sentezinin dışında kalan herkesin kendi dilinden, inancından ve hakikatinden koparıldığını belirten Musa Kulu, “Ama bizim kendi dilimiz, kültürümüz ve tarihsel hafızamızla yaşamı yeniden korkusuzca inşa etmek gibi bir ahlaki, vicdani ve politik bir sorumluluğumuz var” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 4. Olağan Kongresi’ni Dersim’de Sinema62 salonunda yaptı. Salonun tamamen dolduğu kongreye, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti MYK üyesi ve Halklar ve İnançlar Meclisi Eşbaşkanı Yüksel Mutlu’nun yanı sıra Dersim’de bulunan sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
Divan seçimiyle başlayan kongrede ilk önce pirler, analar çerağ uyandırdı. Gulbanglar, dualar verildi. Zakirler sahne alarak üç dilden deyişler, kılamlar söylediler. Ardından konuşmalara geçildi. Konuşmalarda genellikle barışa vurgu yapılırken, inanca ve kimliğe yönelik saldırılar ile devletin Aleviliğe yönelik yürüttüğü asimilasyon politikalarına karşı birlik olunması gerektiği dile getirildi.
“DERSİM COĞRAFYASINDAKİ BU İNANCI YAŞATMAK DURUŞUMUZDUR”
Sahneye ilk olarak DAD Eşbaşkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu çıktılar.
DAD’ın, “İnancımızla örgütlenip hakikatimizle yaşayacağız. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” şiarını hatırlatarak konuşmasına başlayan Kadriye Doğan, “Dersim’deki, Raya Haq coğrafyasındaki bu inancı yaşatmak duruşumuzdur” dedi.
“YÜZ YILLIK CUMHURİYETİN BİZE BIRAKTIĞI ÖLÜM, İNKAR VE ASİMİLASYONDUR”
Maraş Katliamı’nın yıl dönümünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Musa Kulu ise, “Yüz yıllık cumhuriyetin bize bıraktığı ölüm, kan, inkar ve asimilasyondur. Hiçbir öteki, Türk ve İslam’ın dışında bu topraklarda yaşayan Kürdü, Alevisi, Hristiyanı, Ezidisi, Arabı, Çerkezi, Lazı kendi dilinden inancından hakikatinden koparıldı. Ama bizim kendi dilimiz, kültürümüz ve tarihsel hafızamızla yaşamı yeniden korkusuzca inşa etmek gibi bir ahlaki, vicdani ve politik bir sorumluluğumuz var” ifadelerini kullandı.
“DERSİM TOPRAKLARI OCAKLARIN DİYARIDIR”
Kendisine, çevresine, toplumuna yabancılaşmış bir insanın kültürüne asla uyum sağlayamayacağını belirten Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, “Dersim toprakları evliyaların, enbiyaların, gerçeklerin, sadıkların, mürsellerin toprağıdır. Ocakların diyarıdır. Bugün cemal cemale gelmek, cemalleri nur saçan siz değerli canların da aşkın, muhabbetin tadına da asla doyum olmaz” dedi.
Yapılan kongre sonucunda DAD’ın yeni Eş Başkanları Zeynel Kete ile Kadriye Doğan oldu.
PİRHA – DAD Ankara Şubesi’nin gerçekleştirdiği 4. Olağan Kongresi sonucunda yeni eş başkanlar Mustafa Karabudak ile Melahat Teke oldu.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni yaptı. TÜMBEL-SEN konferans salonunda yapılan kongreye çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcileri de katıldı.
Kongrenin yapıldığı salona “ÇEDES projesine rızalık vermiyoruz”, “İnancımızdan, yolumuzdan, ocaklarımızdan elinizi çekin”, “Yolun başı anadır, ana Mürşidi Kamullahtır”, “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir” dövizleri açıldı.
“Asimilasyon ve soykırım siyaseti kaybedecek halklar, inançlar kazanacak” mesajının verildiği kongrede ilk olarak çerağ uyandırıldı. Zakir Hıdır Çelebi’nin seslendirdiği deyişler ardından divan oluşturuldu.
Yapılan saygı duruşu ardından divan üyelerinden Hatice Çevik, baskıcı bir rejim altında dernek faaliyetlerinin yürütülmeye çalışıldığını belirterek Alevi inancına yönelik hükümetin baskılarını kınadı.
DEMOKRATİK ANAYASA TALEBİ!
Açılış konuşmasını yapan DAD Ankara Şubesi Eş Genel Başkanı Mustafa Karabudak, Alevi inancına yönelik baskılara dikkat çekti. Karabudak, hükümetin cemevleri ve dedeler üzerinden Alevileri devşirmek istediğini belirterek şunları söyledi:
“Coğrafyamız zor zamanlardan geçmektedir. Halklar, inançlar, doğa, kadın, emek ve bir bütün yaşam alanlarımız tekçi, inkârcı zihniyetin baskısı altındadır. AKP, MHP faşist rejimi teklik politikalarında ısrar ederek halkların inançların inkarına dayalı bir rejim inşa ediyor. Bugün yaşadığımız giderek tüm topluma hissettirilen baskı, asimilasyon kültürel soykırım sarmalı her geçen gün daha da yükseltilmektedir. Kuşkusuz tüm halkalar inançlar gibi biz Aleviler bu nahak politikalardan çokça nasibini alıyoruz. Birkaç bakanlığın bütçesine denk bütçeye sahip Diyanet, yüzbinlerce personeli ile ülke içinde dışında tek görevi asimilasyon politikalarını hayata geçirmektedir. Diyanet bir inanç kurumu değil, inançları istismar eden bir merkezdir.
“DİYANET İNANÇ KIRIMDIR”
Devlet inançları diyanet üzerinden istismar etmektedir. Bugün diyanet üzerinden İslam dini, iktidar dini haline getirilmiştir. İslam dini iktidar politikalarına hizmet için kullanılmaktadır. Kaç çocuk yapılacağından, kadın özgürlük alanlarına birçok konuda fetvalar vermektedir. Diyanet, Milli Eğitim müfredatı üzerinde tek söz sahibi hegemon bir kurum durumundadır. Diyanetin kurumlar üzerindeki gücü ve yönlendirici konumu dolayısıyla yaşam alanları kamusal alanın bütünü dinselleştirilmiş durumdadır. Diyanet inançları devlete yedekleyen kendini iktidar İslam’ın tüm inanç kırım politikalarını hayata geçirmeye vakfetmiş bir kurumdur. Kamusal alanın bu kadar dinselleştirildiği bir ortamda Diyanetin kapatılması yeterli bir talep olmamaktadır.
“AKP KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İSTİYOR”
Demokratik eşitlikçi özgürlükçü halkların inançların eşitliğine dayanan yeni bir anayasa demokratik cumhuriyet olmalıdır. Nitekim sadece çocuklarımızın zorunlu din dersleri görmemesi temelli talepte eksik kalmaktadır. Gümümüzde Eğitim müfredatının bütünü dinselleşmiş durumdadır. Laik anlayış berhava edilmiştir. Her hak süreğinin devletten bağımsız özgürce ibadetini gerçekleştirmesini sağlayacak mekanizmaların yeni bir demokratik anlayışa demokratik cumhuriyete ihtiyaç bulunmaktadır. Biz Aleviler inançların devletten bağımsız olması gerektiğine inanıyoruz ve yıllardır anayasal eşit yurttaşlık mücadelesini bu nedenle yükseltiyoruz. Siyasal iktidar toplumu inançsal bir asimilasyon cenderesine sokmak istemektedir. Yıllardır Alevi toplumunun taleplerine kulak tıkayan hiçbir anayasal yurttaşlık talebini yerine getirmeyen AKP kendi Alevisini yaratma peşindedir.
“ALEVİLİK İNANÇ OLARAK KABUL EDİLMİYOR”
Alevi toplumunun inancını yürüttüğü cemevlerine yasal statü vermeyen AKP, 1600 cemevini gezerek Alevilerin sorunlarını dinledikten sonra Alevi cemevlerine elektrik faturasını ticarethane statüsünde göndermesi ne kadar iki yüzlü siyaset yürüttüklerinin tescillenmiş halidir. Yani Aleviler hala bir inanç olarak kabul edilmiyor. Alevileri kültürel bir obje olarak görmek istiyorlar. Bununla birlikte kültür bakanlığına bağlı Alevi masasıyla devşirme bir Alevilik peşindedir. Ayrıca ÇEDES projesi ile birlikte laik-bilimsel eğitimi ortadan kaldırma gayreti vardır. Bu vesileyle tüm halklar, inançlar olarak nahak zihniyete karşı Kerbela’da Hüseyin, derisi yüzülen Nesimi, Pir Sultan, Serez çarşısında Bedrettin, Dersim’de Seyit Rıza, Ali Şer, Zarife olmalıyız.”
“ASİMİLASYONUN FARKINDAYIZ AMA…”
HDP 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül ise yaptığı konuşmada eylemselliğin önemini belirterek, “Bugün, ‘Türkten başka Alevi yoktur’ diyenler İttihatçilerdir. Cumhuriyet döneminde cumhuriyete Aleviliği kurban ettiler. Koçgiri’de yapılan katliam cumhuriyetin nasıl olacağının mesajını vermişti. 1935-1938 Dersim Katliamı ile tekçiliğin şekli oluşturulmuştu. Ancak 1965 yılına kadar Alevilerin sesi çıkmamıştır. Artık Aleviliğin dejenere edildiği bir dönem yaşıyoruz. Sürdürülebilir bir program lazım. ÇEDES söz konusu edilerek irili ufaklı basın açıklamaları mitingler yapılmalı. Davalara zaman aşımı kararlar üzerinden gidilmeli. Açık söylüyorum, Alevi sorunu Kürt sorunundan daha ağırdır. Ama Alevilerin siyasete katılımı zayıftır. Aleviler, Kürtler kadar örgütlü değiller malesef. Şimdi dezenerasyon süreciyle karşı karşıyayız. Alevi toplumunun kendi ana dilinde ibadet edemiyorlar. Türkiye’deki Romanların hepsinin özünde Alevi olduğunu, Arap Alevilerinin olduğunu toplum yeni yeni öğreniyor” şeklinde konuştu.
“ALEVİLER YALNIZ DEĞİL”
Bülbül, Alevilerin mücadele içerisinde birçok kurumla sürdürülebilir eylemsellik örgütleyeceğini ifade ederek, “Aleviler yalnız değil. Mücadele müsahipleri vardır. Dolayısıyla bu yalnızlık hissinden kurtulmak gerekir. Sürdürülebilir eylemlerin devamı gelmeli. İzmir’deki mitingin devamı gelmelidir. İstanbul’da kurum yöneticilerine yapılan gözaltılara tepkinin devamı gelmelidir. Şu anda asimilasyonun farkındayız ama durdurulamıyor. Bunun için perspektif verenlerin doğru yürümesi gerekir. Bugün soykırım farklı şekillerde devam ediyor, buna karşı ortak duruş sergilemek gerekiyor” diye konuştu.
“HERŞEYE RAĞMEN ÖRGÜTLENMEK ÖNEMLİ”
19. Dönem Milletvekili Ali İbrahim Tutu ise örgütlenmenin önemine vurgu yaparak, “Kentleşme sonrası derneklerin olması önemli. Örgütlenme çok önemli. Kürtler o korkularını aştılar ama Aleviler de hala korku devam ediyor. Bugün de asimilasyon devam ediyor. Bu bir insanlık suçudur. Buna karşı durmak da insanlık görevidir. Alevi örgütlerinin eksiği vardır ama herşeye rağmen örgütlenmek önemlidir. Bugün zor bir dönemden geçiyoruz. Siyasi seçimler bile bile kaybedildi. Sonrasında Aleviler, Kürtler daha zor duruma geldi. Zaman zaman umutsuzluğa kapılabiliyoruz. Bunu aşmak için de mücadele yöntemlerini doğru tespit etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
YENİ YÖNETİM SEÇİLDİ
Yapılan konuşmalar ardından rızalık alınarak yeni yönetim belirlendi. Buna göre Melahat Teke ile Mustafa Karabudak DAD Ankara Şubesi’nin yeni eş başkanları olurken, Maral Gökokuş, Kazım Coşkun, Hacı Azgın, Hıdır Çelebi, Abbas Kat da yönetim kurulu asıl listesinde yer aldı.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, devletin ideolojik saldırıları ve asimilasyon politikalarına karşı Alevi hakikatinin savunularak, örgütlülüğün güçlendirilmesinin ortak görev olduğu mesajı verildi.
Çiğli Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşen kongrede ‘Nehak Düzene Karşı Yolumuzun Hakikatiyle Örgütlenelim! Tecriti Kırıp; Demokratik Cumhuriyeti İnşa Edelim’ , ‘Kadın Hakikati Kendisidir, İnancımızla Örgütleneceğiz, Direncimizle Özgürleşeceğiz’ pankartlarının yanı sıra Seyit Rıza, Alişer Koçgiri, Zarife Ana, Nuri Dersimi gibi Dersim önderlerinin fotoğraflarının afişler salona asıldı.
Kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Öğrenci Veli Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, 78’liler Derneği, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi , Alevi kurum ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Sinevizyon gösteriminin ardından divan seçimiyle başlayan kongrede Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ve Baba Mansur Ocağından Elif Hurustan’ın Kırmancki ve Türkçe verdiği gülbengler sonrasında çerağlar uyandırıldı. Kongrede hakikat yolunda mücadele edenler ve Hakk’a yürüyenler için1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.
“DİL İNANCIMIZIN TEMEL BİLEŞİNİDİR”
Kongrede ilk söz alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Hurustan, dilin inançla olan ilişkisine vurguda bulunarak, “Alevi örgütlülüğünün sorunlara dair yetmezliği olduğu açık. İnancımızın diline sahip çıkmalıyız. Dili inancımızın en temel bileşenidir. Dili kaybedersek itikati de kaybederiz” dedi.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilere, Kürtlere, farklı inançlara yönelik inkar ve asimilasyon politikasının devam ettiğini söyleye DAD İzmir Şube Eş başkanı Zeynel Bozkurt, “Dilimize, kültürümüze sahip çıkalım. Dilimiz itikatimizin, inancımızın dilidir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtlere, Alevilere ve diğer toplumlara yönelik çokça saldırı gerçekleştirdi. 12 Eylül darbesi ile Alevilerin köylerinde zorla camiler yapılarak, çocuklar cemaatlere verilmek istendi. Güncel olarak ÇEDES projesi ile okullara imam atanmak istiyor. Buna karşı çıkalım. Asimilasyona karşı durmak için buna karşı çıkalım ve 16 Eylül’deki mitinde güçlü ses çıkaralım” ifadelerini kullandı.
“DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İSTİYOR”
‘Devler kendi Alevisini yaratmak istiyor’ diyen Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ise, “Çoğu cemevleri farkınfa değil. Devlet kendi Alevisi ve cemevlerini yaratmak istiyor. Bilinçli yönetici ve talipler, yol edep erkan içerisinde hizmet etmesini bekliyoruz. Alevilikte kimse kimseden üstün değildir. Bir okul olarak düşünürsek herkesin alanı, sınırı bellidir. Hepimize büyük görevler düşüyor” diye konuştu.
“ALEVİLER TESLİM ALINMAK İSTENİYOR”
DAD Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, iktidar ve çevresindeki bloğun toplumsal kesimlere yönelik genişlettiği saldırılara karşı örgütlülüğün hayati bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, “İnancımızda yolun sahibi kadındır. İnancımız inkar edilerek dönüştürülmek istenen bir yerde duruyor. Bizim hakikatimiz, örgütlenme biçimimiz ocak sistemidir. Saldırılara tek cevabımız örgütlülük olmalıdır. AKP-MHP iktidarı yanına HÜDAPAR gibi partileri yanına alarak topluma yönelik bir saldırılarını genişletti. Mevcut tehlikeye karşı bir barikat oluşturmamızın bir hayati ihtiyaç olduğu ortadadır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri teslim alma projesidir. Yezid hizmeti yürütmüş bir ‘Alevi Diyaneti’ bunlardan farklı olmayacaktır. Bizleri yok etmek için bu kadar faaliyetin olduğu dönemde bizde nefessiz bir koşu ile örgütlenerek mücadele etmeliyiz. Demokratik Cumhuriyeti kurmanın mücadelesiyle bir olalım, diri olalım ki bu Yezit zihniyet gitsin” şeklinde konuştu.
YENİ YÖNETİM SEÇİLDİ
Faaliyet, denetleme ve mali raporun oylamaya sunulması sonrasında tek liste ile seçime gidilen kongrede eş başkanlığa Nebat Çelik ve Fırat Dikmen seçildi.
PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü’nün 4. Olağan Kongresi’ni, iktidarın, zihniyeti gibi ülkeyi de karanlığa mahkûm etmek istediğini söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Elektriğe yapılan zamlar bir avuç sermayedarı zengin etmeye devam ediyor ama bir yandan da inançları baskı altında tutmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Cemevlerine neden fatura geliyor çünkü cemevleri ibadethane kabul edilmiyor” dedi.
HDP Dersim İl Örgütü’nün “Örgütlü bir yaşam için hep birlikte/Seba cuyêka rexîstinkerda pêro pîya” sloganıyla belediye konferans salonunda düzenlediği 4. Olağan Kongresi’ne yoğun katılım vardı.
Saygı duruşu ile başlayan kongrede divanın oluşturulmasını ardından divandan yapılan konuşma ile partinin tutuklu eski İl Eş Başkanı Ergin Doğru ve eski Belediye Eş Başkanları Mehmet Ali Bul, Nurhat Altun şahsında tutuklu tüm siyasetçilere selam gönderildi. Salonda o anlarda “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganı atıldı.
“DERSİM’DEKİ BASKILAR FARKLI COĞRAFYALARDA DA YÜRÜTÜLÜYOR”
Kongrede konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Dersim’de yaşanan baskıların Türkiye’de yaşanan sistemin bir modeli olduğunu belirterek, “Her açıdan kimliğe, doğaya, emeğe saldırıların kesintisiz devam ettiği bir şehir olan Dersim’deyiz. Dersim’deki bu baskıların kökü de eskidir, şimdi devam eden bu ülkedeki genel zihniyetin yansımasıdır. Doğaya saldırı var, Munzur kurutulmak isteniyor, Munzur Dağları tahrip ediliyor, inanç merkezleri özünden koparılıyor, fakat aynı baskılar bu ülkede başka coğrafyalarda da yürütülüyor. Munzur suyuna, dağlarına ve inanç merkezlerine yapılan saldırı bir kültüre, bir halka ve bir geleneğe yapılan saldırıdır ve bu saldırının temelinde bu geleneğe duyulan korku vardır. Bu gelenek halkların, inançların özgürlüğü ve eşitliği geleneğidir” dedi.
“SÖMÜRÜCÜ İKTİDAR DÜZENİNİ BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK DURDURABİLİRİZ”
Sadece HDP’nin mücadelesiyle bu baskıları aşmak ve bu zulmü bitirmenin mümkün olamayacağını dile getiren Sancar, “Çünkü bugün burada Dersim’de Munzur’a saldıran Kaz Dağları’nı da talan ediyor. Her yerde kimliklere, doğaya, emeğe saldıran talancı, sömürücü bir iktidar düzenini ve bu düzeninin temelini oluşturan rejimi ancak hep birlikte mücadele edersek durdurabiliriz. O nedenle demokrasi ittifakı diye yola çıktık ve demokrasi ittifakının bütün ezilenlerin ortak mücadelesi olarak tanımladık ve bunu inşa etmek içinde elimizden gelen her türlü çalışmayı yürütmeye başladık. Demokrasi ittifakına ihtiyacımız var, fikir farklılıklarımız olacaktır ama hedefi ortak olarak belirlersek yan yana yürümekten bizi alıkoyacak hiçbir gerekçe olamaz. Bu ülkeye eşit yaşamı, demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı mutlaka getireceğiz” diye belirtti.
“ELEKTRİĞE YAPILAN ZAMLAR İNANÇLARI BASKI ALTINA TUTMANIN ARACI OLARAK KULLANILIYOR”
Halkların, iktidarın insafsız politikalarıyla soğuğa ve karanlığa mahkûm edildiğini söyleyen Sancar, “İktidar zihniyeti gibi ülkeyi de karanlığa mahkûm etmek istiyor. Buna dur diyeceğiz ve bunu mutlaka başaracağız. Elektriğe yapılan zamlar bir avuç sermayedarı zengin etmeye devam ediyor ama bir yandan da inançları baskı altında tutmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Garip Dede Dergâhına 30 bin TL elektrik faturası, Şahkulu Sultan Dergahı’na gelen fatura daha da yüksek, neden fatura geliyor, çünkü cemevleri ibadethane kabul edilmiyor. Eğer ibadethane olarak tanınsaydı bugün elektriği de suyu da halkın verdiği kaynaklarla karşılanır, tıpkı camilerin, kiliselerin, sinagogların ihtiyaçlarının bu şekilde karşılanması gibi, ama cemevleri ibadethane olarak tanınmadığı için bütün bu giderleri kendileri karşılamak zorunda. Elektrik faturaları bu kadar kabarık gelince bir de bakıyorsunuz faturanın altında başka bir gerçek yatıyor, cemevini ev olarak bile kabul etmiyorlar, ticarethane olarak görüyorlar. Bu Alevi inancına yönelik yürütülen ayrımcı politikaların en rezil örneklerinden biridir. Eğer bu faturalar ödenmezse ne olacak, cemevleri faaliyetlerine devam edemeyecek, bir inancın ibadet merkezleri faturaları ödeyemediği için faaliyetini durdurursa bunun adı ayrımcılıktır, inanca baskıdır, zulümdür. Bu sömürü sistemi bir yandan inançlar arasında ayrımcılık yaparken bir yandan da halkı karanlığa mahkûm ediyor. O yüzden inançlarımızın özgürlüğü, kimliklerimizin tanınması ve kimlik haklarımızın güvence altına alınması için yürütülen özgürlük mücadelesi ekmek mücadelesinden koparılamaz ayrı tutulamaz. Bu yüzden halklar ve inançlar için özgürlük, emeğin hakları için adalet, bütün ezilenler için hukuk ve demokrasi, ülkenin tamamı için barış mücadelesini birleştirmemiz gerekiyor. Her alanda bu birliği kurmak bizlerin görevidir, bu konuda kim sorumluluktan kaçarsa hem bugün, hem de gelecekte insanlara hesap vermek zorunda kalacaktır. Farklılıkları Değil, ortaklıkları öne çıkartmamız gerekiyor” dedi.
“ORTAK ADALET MÜCADELESİNİ MUTLAKA BAŞARMALIYIZ”
Adaletsizliğin diz boyu olduğunu ve bazılarını sürekli hatırlatmaları gerektiğini vurgulayan Sancar, “Anlatalım ki adalet arayışı sönmesin. Mesela Şenyaşar Ailesi’nin adalet nöbeti gibi, Gülistan Doku için adalet arayan Bedriye Ana’nın mücadelesini hatırlatmamız gerekiyor. Emine Ana’nın adalet nöbeti vicdanlarımıza yapılmış bir çağrıdır. Bedriye Ana’nın nöbeti vicdanlarına yönelmiş bir çağrıdır. Nerede Gülistan Doku? İki yıl oldu nasıl bulamıyorsunuz? Buradaki amaç nedir? Yoksa bu ülkeye korku salmanın bir yöntemi olarak mı kullanıyorsunuz kayıpları ve kayıpların bulunmamasını? Adaletsizlik kime yapılırsa yapılsın hep birlikte karşı çıkılmadığı takdirde yaygınlaşır. Bedriye Ana’nın adalet arayışı, Cumartesi Anneleri’nin adalet arayışının bir parçasıdır. Emine Ana’nın adalet arayışı, bu ülkede bütün zulümlere, haksızlıklara karşı adalet arayışının bir parçasıdır. Kime yapılırsa yapılsın adaletsizliklere karşı çıkmak ahlaki yükümlülüğümüz olmalıdır. Ortak adalet mücadelesini mutlaka başarmalıyız. Yoksa adaletsizlik başka bir kesimi vuracaktır, yeni mağduriyetler yaratacaktır” dedi.
“YÜRÜYÜŞÜMÜZE AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”
Muhalefette de iktidarın dili ile konuşan, zihniyeti ile hareket eden kim varsa dokunulmazlıklar ve parti kapatma konusunda iktidarla aynı çizgiye düşüyorsa kendi kendini bin kez sorgulaması gerektiğini belirten Sancar, “Muhalefet olmak için demokrasiyi özgürlüğü eşitliği talep etmek gerekiyor, çünkü iktidar bunun tam tersini yapıyor. İktidara muhalefet ancak bu şekilde demokrasi, barış vaadinde topluma inandırıcı mesajlar verebilir. Aksi takdirde bu iktidar fırsatçılıkla ülkenin başına yeni belalar açabilir. Bunlara hepimizin dikkat etmesi gerekiyor. Dokunulmazlıklar konusunu gündeme getiriyorlar. 2016’da dokunulmazlıklar kaldırılınca neler yaşandığını gördük. Şimdi AİHM de dokunulmazlıkların kaldırılmasını… Bizler söyledik ‘yapılan baskılar zulümdür’ diye. AİHM de bunu tescil etti. Cumhurbaşkanı ‘mahkememi tanımayanı tanımam’ diyor. Tıpkı Demirtaş ve Kavala kararını tanımadığı gibi. Tıpkı din derslerinin zorunlu olmasının insan haklarına aykırı olduğunu tanımadığı gibi. Yani diyor ki Cumhurbaşkanı; ‘ben anayasama göre imza koyduğum, kararlarımı tanıyacağımı taahhüt ettiğim mahkemeyi tanımıyorum, yani anayasayı tanımayacağım’. Biliyoruz zaten, adalet, hukuk umurunuzda değil, ama bizim umurumuzda. Bizim umurumuzda olan bir şey daha var, o nedenle bedel de öder, baskıya da maruz kalırız ama boyun eğmeyiz. Seyit Rıza’nın geleneğini sürdürür. İstedikleri hileleri yapsınlar ama boyun eğmeyeceğiz, yürüyüşümüze aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Bu ülkede geleceği barış, demokrasi, eşit ve ortak yaşam üzerine kurma gücü büyüyor, inancı yükseliyor. Kurtuluş buradadır. Çare biziz, çare birlikteliğimizdir. Memleket darda olabilir ama biliyoruz Hızır darda olanın imdadına yetişir. Hızır fakir fukara için her zaman hazır ve nazırdır. Hızır’ın yetişeceği yer, mücadelenin yetişeceği topraklardır. Hak yardımcımız, Hızır yoldaşımızdır, başaracağız. Bu zamana kadar görevini fedakarlıkla sürdüren yönetimdeki arkadaşlara, il eş başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Yeni seçilen yönetim de başarılı olacaktır ” diye konuştu.
Faaliyet raporunu okunmasının ardından yapılan seçimde İl Eş Başkanlığı’na Ferhat Yıldız ve Ümmügülsüm Özdemir getirildi.
PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü’nün 4. Olağan Kongresi, partililerin yoğun katılımıyla coşkuyla başladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, “Örgütlü bir yaşam için hep birlikte-Seba cuyêka rexîstinkerda pêro pîya” sloganıyla 4. Olağan Kongresi’ni düzenledi. Kongrenin düzenlendiği belediye konferans salonu partililerin yoğun katılımıyla coşkuyla başladı.
Kongreye partili milletvekilleri, parti meclisi üyeleri, aralarında Diyarbakır’ın da bulunduğu çevre il ve ilçelerin yöneticilerinin yanı sıra Dersim Barosu, Dersim Belediyesi yanı sıra kentteki siyasi parti ve sendikaların başkan ve temsilcileri katıldı. Ayrıca kentin Sanayi ve Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği ile sendikalar tarafından kongreye çok sayıda çelenk gönderildi.
“SALONLARA SIĞMADIĞIMIZ GİBİ HALKIN ÖNÜNDE DE KİMSE DURAMAYACAKTIR”
Kongrenin açılış konuşmasını yapan HDP PM Üyesi Nesimi Aday, kongrelerinin kitlesel geçeceği bilindiğinden spor salonunda düzenlemek istediklerini ancak salonun kendilerine verilmediğini belirtip, duruma Seyîd Nesîmî’nîn “Zalimin talim ettiği yola minnet eylemem” sözleriyle tepki göstererek, “Bugün salonlara sığmadığımız gibi halkın önünde de kimse duramayacaktır” dedi
Aday’ın konuşmasının ardından sahne alan sanatçı Hasan Ali Sezer, “Zalimin sonu geldi” diyerek Kırmançkî eserler seslendirdi.
PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 4. Olağan Genel Merkez Kongresi’ni Dersim’de gerçekleştirdi. Eş Genel Başkanlığa Kadriye Doğan ve Musa Kulu seçildi.
Demokratik Alevi Dernekleri, genel merkez kongresini Dersim’de gerçekleştirdi. Derviş Cemal Ocağı piri Hayri Şanlı ve Şeyh Çoban Ocağı’ndan İbrahim Kete’nin çerağ uyandırdığı kongrede Hıdır Çelebi ve Cengizhan Arslan’ın okuduğu deyişler sonrasında Seyit Rıza şahsında yol için mücadele edenler adına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Kongreye Alevi ocak pirleri ve anaları, HDP Milletvekilleri Alican Önlü, Tayip Temel, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, siyasi parti, sendika temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Dersim Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşen kongrede, ‘Biz Aleviler için anayasal kurucu yurttaşlık ilişkisinin tanımlandığı yeni bir anayasa ile demokratik cumhuriyet çözüm olabilir’, ‘Şare Ma, Zone Ma, Murşide Ma, Ma Zanime Dem Dema Ma’, “İnancımızda İkrarlaşıyor Direncimizle Özgürleşiyoruz’, ‘Korkuyu Kerbela’da Bırakanlar İnancımız Rehberimizdir’ dövizleri asıldı.
“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Bütün inançların Alevilikten beslendiğini belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Musa Kulu, “Bizi Hristiyanlığın, Müslümanlığın içine sokmaya çalışanlar bizim hakikatimizi bilmiyor. Bu ülkede 25 milyon Alevi var, belki ritüellerimiz farklı olabilir ama birbirlerini sürekli tamamlayan bir hakikattir. Bize göre hiçbir inanç birbirinden üstün değildir. Ama bir gücün eline geçtiği zaman inanç olmaktan, hak olmaktan çıkar. Esas zulüm insanların kendi hakikatinden kopmasıdır. Alevi hakikatinde her canın bilmesi gereken şey biz ne canlıya ne de cansıza rızasız almayız. Bizim inancımızda en önemli şey ikrar ve rızalıktır. Halkımdan ricam kendi inancınızı çocuğunuza anlatın” diye belirtti.
Kadın düşmanlığının en çok yaşandığı bir dönemden geçildiğini söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Saime Topçu, “Bu şiddet sadece kadın ile kalmayarak doğa, çocuk demeden devam ediyor. Ana kadın kültüründen uzaklaşmamalıyız, bize düşen dişil prensibi öne çıkarmaktır. Biz Alevi Kızılbaş kadını olarak bu mücadeleyi yürütmeye devam edeceğiz” dedi.
Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Başkanı Selman Yeşilgöz de Dersim’in inançsal ve kültürel olarak büyük bir kırım yaşadığını belirterek , “Böyle bir zamanda Dersim’de olmamız büyük bir önem taşıyor. Alevi toplumunu yok sayanlar şimdi de cemevlerini ziyaret etmesi sanki bu topraklarda katliam yapmamış gibi şirin gözükmeye çalışıyor. Son dönemlerde inanç merkezlerimizde kişisel çıkarlar için birer alan olarak kullanmaya başlamışlardır” ifadelerini kullandı.
“İKTİDAR, KÜRTLERE VE ALEVİLERE KARŞI İMHA POLİTİKASI UYGULUYOR”
Coğrafyada yaşayan bütün halklar ve inançların büyük bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan HDP Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, “Bugünkü iktidar, Kürtlere ve Alevilere karşı imha politikası yürütüyor. AKP-MHP iktidarı, kendi hakikatini yaşamaya çalışan bütün halkları yok etmeye yönelik politikalar üretiliyor. Dersim hem Kürt hem de Alevi kimliği sebebiyle burada ki düşmanca siyaset uygulanıyor, burada askerin bulunmadığı bir yer bırakmamak istiyorlar” diye konuştu.
Alevilerin tarihinin acılar ve katliamlarla dolu olduğunu belirten Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker ise, “Bize düşen görev; oyunları bozma yerine bugün oyunları da bozabilecek adımlar atmamız lazım. Bu topraklarda canımız tehlikede. Bütün mazlumlar olarak bir araya gelmeden bu ülkede inanç özgürlüğümüz olmadan ütopya nasıl hayata geçecek. Yeni kuşaklara Aleviliği anlatmamız lazım, bugün cemevlerini camiye dönüştürdüler” dedi.
Yapılan seçimin ardından Eş Genel Başkanlığa Kadriye Doğan ve Musu Kulu seçildi. Yönetim gelecek toplantılarında görev dağılımı yapacak.