Etiket: 40. Yıl

  • Yılmaz Güney’in aramızdan ayrılışının üzerinden 40 yıl geçti

    Yılmaz Güney’in aramızdan ayrılışının üzerinden 40 yıl geçti

    PİRHA- Yılmaz Güney 40 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. “Ben bir kavga adamıyım. Sinemam da bir kavganın, halkımın kurtuluş kavgasının sinemasıdır” diyen Güney, bulunduğu her mekân ve zamanda, her sevinç ve acıda, hapishanede ve dışarıda, insan sohbetlerinde sinemayı düşünüyor, hayalini kuruyor, yazıyor ve yapıyordu.

    Sinemanın ‘Çirkin Kral’ı Yılmaz Güney’in yaşamını yitirmesinin üzerinden 40 yıl geçti. Türkiye sinemasına çeyrek asırlık bir miras bırakan Güney, 26 Ekim 1982’de Türkiye vatandaşlığından çıkarıldı.

    Güney, 1937 yılında Siverekli bir baba ve Vartolu bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kimi kaynaklar Urfa doğumlu olduğunu söylese de kendisi Adana’nın Yenice köyünde doğduğunu anlattı.

    KOMÜNİZM PROPAGANDASINDAN CEZAEVİNE GİRDİ

    Adana’dan sonra, İstanbul’a iktisat okumaya gelip Atıf Yılmaz’la tanışmasından sonra onun da desteğiyle sinema çalışmalarına başladı.

    Sinema ve yazın dünyasındaki faaliyetleri devam ederken, 1955’te kaleme aldığı “3 Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri” adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle hakkında açılan dava 1961 yılında sonuçlandı. Mahkeme başlangıçta 7.5 yıl ağır hapis ve 2.5 yıl sürgün cezası verdi. Temyiz mahkemesinin kararı bozmasıyla yeniden görülen mahkeme sonucu cezası 1.5 yıl ağır hapis ve 6 ay sürgün cezasına çevrildi. Sürgün dönemini de Konya’da geçirdi.

    Ezilen ‘Anadolu çocuğu’ ve başkaldırısını işlediği filmleriyle aynı dönem de ‘Çirkin Kral’ lakabını aldı. Lütfü Akad’ın yönettiği, kendisinin yazdığı Hudutların Kanunu ise hem kendi oyunculuğuna hem de Türkiye sinemasına yeni bir soluk getirdiği dönem oldu.

    Çeyrek asıra sıkıştırmak zorunda kaldığı sinema ve sanat dünyası 1972 yılında yeniden hapse girmesiyle devam etti. ‘Devrimcilere yardım ve yataklık’ yapmanın suç sayıldığı bir dönemin mahkemesinde, yeniden 10 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Cezaevi, sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini orada da duyurmasına engel olmadı ve içeriden Güney Dergisi’ni çıkardı.

    1974 yılında genel afla cezaevinden çıktıktan sonra, sınıf ve kent- köy yaşamı arasındaki çelişkileri konu aldığı yönetmenliğini, yapımcılığını, senaristliğini ve başrol oyunculuğunu kendisinin yaptığı Arkadaş filmini çekti.

    Aynı yıl Endişe filmini çekerken, hayatının geri kalanını tamamen değiştirecek olay yaşandı. Adana’nın Yumurtalık ilçesinde bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklandı ve 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Cinayeti kendisinin işleyip işlemediği ise tartışmalı bir konu. Görgü tanıklarının olay hakkındaki ifadeleri birbirleriyle çelişirken, Güney’in, bu davanın duruşması sırasında verdiği ifade ise şöyle oldu:

    “İnanıyorum ki hakim Sefa Mutlu’yu benim vurmadığımı sizler de biliyorsunuz. Fakat eliniz mecburdur. Bu koşullarda objektif davranmanız mümkün olmayacaktır. Bu karşılaştığım ilk haksızlık değildir. Son haksızlık da olmayacaktır. Saygılarımla…”

    Yıllar sonra bir gazeteye verdiği demeçte, o dönem asistanlığını yapan yönetmen Ali Özgentürk ise olayı şöyle anlattı:

    “Gazino ağzına kadar doluydu. Bir süre sonra deniz kenarından karartı şeklinde bir adam gelerek gazinoya girdi. Sarhoş olduğu her halinden belliydi, ayakta bile doğru dürüst duramıyordu. Birdenbire “Ulan sana Yılmaz Güney mi diyorlar. Yılmaz Güney kim?” diyerek küfür etmeye başladı. Herkes şaşırmıştı. Yılmaz adama hiç cevap vermedi. Birtakım kişiler araya girerek adamı gazinodan uzaklaştırdılar. Daha sonra ağır ceza hakimi olduğunu öğrendiğimiz bu adam, yani Sefa Mutlu, ailesiyle birlikte gazinonun az ilerisinde bir kampta kalıyormuş. Bir süre sonra yine geldi. Yine sarhoştu. Bu kez Yılmaz’ın eşiyle ilgili çok ağır bir söz söyledi. Ne olduysa işte o anda oldu. Gazino birdenbire karıştı. O karışıklıkta olayın nasıl olduğunu göremedim.”

    YOL VE SÜRÜ

    Üçüncü hapis cezası da Güney’in sinemayla olan bağını kesemedi. Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü filmini cezaevindeyken yazdı. Yine aynı dönem Yol filmi Şerif Gören tarafından çekildi.

    CANNES FİLM FESTİVALİNDE ALTIN PALMİYE ÖDÜLÜ

    Cezaevinde de kültür- sanat dergisi çıkarmaya devam eden Güney, yazdıklarından dolayı darbe sonrası ilan edilen sıkıyönetim tarafından 10 ayrı dava ile cezalandırılmak istendi. Davalarda istenen ceza neredeyse 100 yıldı.

    1981 Ekim’inde aldığı izin sonrası cezaevinden firar ederek yurt dışına yerleşmek zorunda kaldı. Bu firardan sonra Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

    VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMASI

    Türkiye’den ayrıldıktan sonraki aylarda, hakkında açılan üç dava sonuçlandı ve toplam 20 yıl ağır hapis, 7 yıla yakın da sürgün cezası alması için hüküm verildi. Cezaevi firarından sonra ülkeye dön çağrılarına uymadığı için 1982’de vatandaşlıktan çıkartıldı.

    Vatandaşlıktan çıkarıldığı yıl, Fransa’da bir hapishanede yaşananları anlattığı ve Fransız hükümetinin de desteğini alarak senaryosunu yazıp yönettiği Duvar (Le Mur) filmini çekti.

    Son yıllarını Paris’te geçirmek zorunda kalan Güney, 1984 yılında mide kanserinden hayatını kaybetti.

    Nihat Behram, Yılmaz Güney’in son günlerinde çok üşüdüğü bir an, “Çok üşüyorum, beni komünarların battaniyesine sarın” dediğini aktarıyor.

    Ölümünden yıllar sonra 1994 yılında dönemin İçişleri Bakanlığı tarafından tekrar vatandaşlığa alındı.

    Bu durum hakkında görüşüne başvurulan eşi Fatoş Güney, “Benim için zaten vatandaşlıktan çıkarılma olayı, sadece kâğıt üzerinde bir işlemdi. Hiçbir zaman önemsemedim. Şimdi de önemsemiyorum” dedi.

    Yılmaz Güney’in ömrünün bir kısmını hapiste bir kısmını yurt dışında geçirmek zorunda olduğu gerçeği ortadayken, ölümünden 10 yıl sonra gelen vatandaşlığa iadesi de kağıt üzerinde kalmaktan öteye gidemeyecekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül: Kobane Davası’ndaki cezalar siyaset yapma hakkına verilmiştir-VİDEO

    Bülbül: Kobane Davası’ndaki cezalar siyaset yapma hakkına verilmiştir-VİDEO

    PİRHA- Kobane Davası’nda siyasetçilere verilen hapis cezalarına tepki gösteren 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu ceza siyaset yapma hakkına verilmiştir. Kürt sorununda inkar, şiddet ve nefret tutumunda ısrar edileceği görülüyor. Daha fazla dayanışma, cesaret, siyaset, demokratik bilinç ve mücadele gerekiyor” dedi. Bülbül ekledi: Kürtlerin, dostlarının, devrimcilerin ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına müdahale eden gayri hukuki bir AKP zihniyeti söz konusu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında verilen cezalara tepkiler gelmeye devam ediyor.

    27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Bülbül, 2014 yılında Kürt halkına yönelik başlatılan çökertme planının devamında böyle bir davanın üretildiğini belirterek; Kürtlerin, devrimcilerin ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına AKP eliyle müdahale edildiğini söyledi.

    “BU DAVA HUKUKİ OLMAYAN BİR SUÇ SÜRECİDİR”

    Kobane Davası’nın kendi başına bir suç süreci olduğunu ifade eden Bülbül, “Kobane kumpas davası, ‘Türkiye’de barışçıl, demokratik yönden Kürt sorunu çözülsün, hapishaneler boşaltılsın ve demokratik bir Türkiye olsun’ diyen Kürt siyasi aktivistlere dönük hukuki olmayan bir suç sürecidir. 2014 yılında Kürt halkına ve HDP’ye yönelik başlatılan çökertme planının içerisinde böyle bir dava üretildi. Böyle gayri hukuki bir dava dünya tarihinde görülmemiştir. Bu cezaları verenler, hukuki, ahlaki, insani ve siyasi yaşama kast eden bir zihniyet içerisindeler. Kürtlerin, dostlarının, devrimci ve sosyalistlerin siyaset yapma hakkına müdahale eden gayri hukuki bir AKP zihniyeti söz konusu” diye konuştu.

    “SİYASET YAPMA HAKKINA CEZA VERİLDİ”

    Bülbül, siyaset yapma hakkına karşı suç işlenerek cezaların verildiğini sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:

    “Bu cezanın kendisi insan hak ve özgürlüklerine ve siyaset hakkına karşı suçtur. Seçimin ardından bir yumuşamadan, karşılıklı görüşmeden, yeni anayasa ve eğitim programından bahsediliyordu. Görüldü ki bunlar kimilerinin uydurduğu bazı fantezilerin ilerisine geçmeyen bir yerde. Kürt sorununda inkar, şiddet ve nefret tutumunda ısrar edileceği görülüyor. Bir Alevi aktivist olarak bu cezaları kınıyorum ve hukuki olmadığını ifade ediyorum. Mücadelemiz meşru ve demokratik zeminde adalet ve özgürlükler için devam edecek. Ceza verilen ve rehin olarak tutulan arkadaşlarımıza sevgilerimizi ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Görülüyor ki daha fazla dayanışma, cesaret, siyaset, demokratik bilinç ve mücadele gerekiyor.

    “MEYDANLARDA BİRLEŞMELİYİZ”

    Yezit zihniyeti AKP tarafından cezalandırılsak da suçsuz olduğumuzu tüm Türkiye halkları biliyor. Bu ceza aklımıza, bilincimize, kültürümüze, siyaset yapma hakkımıza ve dayanışma duygumuza verildi. Bunların esaretinden kurtulup sokaklarda, meydanlarda birleşmeli ve mücadele etmeliyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Ferhat Tunç’un 40. yıl konserleri, Duisburg’da başladı

    Sanatçı Ferhat Tunç’un 40. yıl konserleri, Duisburg’da başladı

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç, 40. yıl konserlerinin ilkini Almanya Duisburg’da gerçekleştirdi. 

    Sanatçı Ferhat Tunç, müzik yaşamının 40’ıncı yılı dolayısıyla Almanya’nın Duisburg kentinde gerçekleştirdi. Duisburg Rheinhausen-Halle’yi dolduranlar, sanatçının 40 yıllık sanat yolculuğuna tanıklık etti. Konserde Tunç’un hayatından önemli kesitler içeren “Tarih bize iyi davranmadı” belgeseli izlendi.

    Belgesel gösteriminin ardından sahneye çıkan Ferhat Tunç, özel orkestrası eşliğinde eserlerini dinleyicilerle birlikte seslendirdi. Kırmançki “Bıko” adlı eseri seslendirerek programını başlatan sanatçı, “Memleketim”, “Ma çhi di”, “Vurgunum hasretine”, “Adı özgürlük olan”, “Vuruldu”, “Bir şehir”  gibi birçok eserini seslendirdi.

    “ERDOĞAN’IN ÜLKESİNDE HER ŞEY YASAK!”

    Ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerini selamlayan Tunç, “Siz Erdoğan’ın Nazım Hikmet ve  Sabahattin Ali için yaptığı güzellemelere bakmayın. Muhalif sanatçılar için ülkeyi cehenneme dönüştürdü. Erdoğan’ın iktidarında sanatçılar hapiste, sürgünde, ölüm orucunda. Konserler yasak, şarkı sözleri yasak. Nefes almak yasak” dedi.

    “GRUP YORUM HEPİMİZ İÇİN DİRENİYOR”

    “Ülke tarihinde bir ilk yaşanıyor ve sanatçılar yasaklara karşı bedenlerini ölüme yatırmış durumda” diyen Tunç, şunları ekledi: “Grup Yorum üyesi arkadaşlarımız faşizme karşı hepimiz için direniyor. Buradan onlara selam olsun, diyorum. Elazığ Cezaevi’nde söyledikleri türkülerden dolayı tutuklu bulunan Yılmaz Çelik ve Şenol Akdağ arkadaşlarımıza da selam olsun!”

    BULDAN VE TEMELLİ’DEN MESAJ

    Konserin ikinci bölümünde, HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin konsere gönderdiği mesajları okundu.

    Ardından sanatçının 30’uncu yıl İzmir konserine ait Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in yaptıkları konuşmalar ekrana yansıtıldı. Konser, Ferhat Tunç’un Mikail Aslan ve Ali İnsan ile birlikte söylediği eserlerle son buldu.  (HABER MERKEZİ)

  • ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Başkanı Remzi Akbulut, Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yaptı. Akbulut, katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimize ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yapan Maraş AVF Başkanı Remzi Akbulut, “1978 yılında 19/26 Aralık tarihleri arasında derin Devletin Maraş’ta gerçekleştirdiği bir katliamdır. Katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimiz, ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” diye konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU HER TÜR DARBE VE KATLİAMA KARŞIDIR”

    “Biz Aleviler kaç yıl geçerse geçsin Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Başbağlar’da katledilen canlar için, bu karanlık aydınlanıncaya kadar çaba harcayacağız” diyen Akbulut şunları kaydetti:

    “Canlarımız için adalet arayacağız. Alevi toplumu her türlü darbe ve katliamlara karşıdır! Onun içindir ki 40.yılında, Maraş katliamını lanetliyoruz. Çünkü bu bir insanlık suçudur! Bizler istiyoruz ki bizimle beraber tüm Maraş halkı ve tüm Sünni kardeşlerimiz bu günü şiddetle kınamalıdır. Çünkü acının, kanın, gözyaşının, dili, dini, ırkı, rengi, mezhebi olmaz. Annelerin gözlerinin rengi farklı olabilir fakat akan gözyaşları hep aynıdır.”

    “ALEVİLER BU ÜLKEDE YOK SAYILDI”

    Gelinen noktada Alevilerin bu ülkede yine yok sayıldığına dikkat çeken Akbulut, “Bunun en bariz örneği de AİHM de Aleviler lehine kazanılan davalardır. Türkiye’de Danıştay, Yargıtay ve yerel mahkemelerin Aleviler lehine verdikleri kararlar halen uygulanmamaktadır. Daha da ötesi bu ülkede sadece Sünni İslam kesimine hizmet eden Diyanet işleri Başkanlığının, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının üç misli olan bütçesi 2019 yılında onaylanmıştır” dedi.

    “FAİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Maraş Katlimı’nda faillerin yargılanmayarak ödüllenriliğini dile getiren AVF Başkanı Remzi Akbulut şunları ifade etti:

    “Ne var ki onların 40 yıl önce Maraş’ta 111 canın vahşice cinayete kurban gittiği,100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliam da 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yerinin yandığını ancak faillerin yargılanmadığı gibi önemli görevlere getirilerek ödüllendirildiler. Dilerim, önümüzde ki yıllarda geçtiğimiz 40 yılın aksine bu coğrafya da hiç bir cana kıyılmaz, karıncalar incitilmez. Kaybettiğimiz 111 canı saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’li vekiller: Katliam ile yüzleşilinceye kadar Maraş’a gideceğiz

    HDP’li vekiller: Katliam ile yüzleşilinceye kadar Maraş’a gideceğiz

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıl dönemi dolayısıyla mecliste açıklama yapan HDP’li vekiller, Maraş Katliamı ile yüzleşilmesini ve devlet arşivlerinin açılmasını istedi. Vekiller, 22 Aralık’ta Maraş’ta yapılan anmaya katılacaklarını söyledi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri, Maraş Katliam’nın 40’ıncı yıl dönümü dolayısıyla Meclis’te basın toplantısı yaptı.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 19-26 Aralık 1978 tarihinde Maraş’ta yaşanan katliamın “sistematik, planlı bir katliam” olduğunu söyleyerek, 111 kişinin öldüğü katliamı bütün yönleriyle ortaya çıkaran, tüm sorumluları yargılayan, devletin sorumluluğunu deşifre eden bir tavır alınmadığını ifade etti. Bülbül, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in kasasından çıkan belgenin de Maraş Katliamı’nda devletin sorumluluğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
    “MARAŞ’A YARAYI KAŞIMAK İÇİN DEĞİL İYİLEŞTİRMEK İÇİN GİDİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Kültür Derneği gibi kuruluşlar öncülüğünde 22 Aralık’ta Maraş’ta bir anma programı yapmak istediklerini ifade eden Bülbül, geçmiş yıllarda yapılan engellemeler ve yasakları hatırlattı.

    Bülbül, “Her yıl dönümünde ‘yarayı kaşıyorlar, Maraş’ın huzurunu bozmak istiyorlar’ gibi açıklamalar yapılıyor. Biz burada ‘Maraş halkının sorumluluğu vardır’ gibi bir sorumsuzluk içinde değiliz. Oraya yara kaşımak için değil tam tersine yarayı iyileştirmek, sağaltmak, oradaki mazlum ve masumlara bir moral kaynağı olabilmek için gidiyoruz. Ve unutmayacağız unutturmayacağız, demek için orada olacağız. Çünkü bu tür katliamları unutturmaya çalışmak insanlığa karşı işlenmiş suçtur.”

    Bülbül, 22 Aralık’ta Maraş’ta olacaklarını belirterek, İçişleri Bakanı başta olmak üzere yetkililerin anma töreni konusunda yardımcı olmalarını istedi.

    “İNSANLIK DIŞI BİR KATLİAMDI”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de konulmasına Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anarak başladı. Özen, katliamı anlamak için öncesine bakılması gerektiğini söyleyen Özen, o katliam öncesi ülkede bir yönetememe sorununun olduğunu kaydetti.  Maraş Katliamı ile yüzleşilmesi gerektiğini söyleyen Özen, insanlık dışı bir katliamın yaşandığını kaydetti.

    68 sanığın hiç mahkeme önünde çıkarılmadığını savunana Özen, diğer ceza alanların ise daha sonra serbest bırakıldığını belirterek bunun Türkiye için kara leke olduğunu söyledi.

    Özen, son olarak 22 Aralık’da Maraş’da anmaya katılacaklarını belirterek yetkililere çağrıda bulunarak, “Bizim amacımız yarayı kaşımak değil biz gelecek nesillere bu katliamı anlatmak istiyoruz. ” dedi.

    “YÜZLEŞME OLUNCAYA KADAR MARAŞ’TA OLACAĞIZ”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da, Maraş Katliamı’nın nedenlerinden birinin Alevi nüfusunun yüzde 50’lerden yüzde 10’lara düşmesi örneğinde olduğu gibi toplumsal mühendislik olduğunu söyledi. Toğrul, bugün de 20 Alevi köyünün ortasına kurulan 27 bin kişilik kamp ile demografik yapının bir mühendislik yapılarak değiştirilip, o bölgenin Alevisizleştirilmek istendiğini söyledi.

    Toğrul, “Yarayı kanatmak derdinde değiliz ama böyle katliamların tedavisinin iki yolu var. Bir onarıcı adaleti sağlamak, iki tarihsel yüzleşmedir. Bunlar yerine gelmezse yara kanamaya devam eder. Biz bunlar sağlanana kadar Maraş’ı unutmayacağız unutturmayacağız” dedi. PİRHA/İSTANBUL

  • 78’liler Girişimi: 12 Eylül darbesi tek adam rejimiyle sürüyor-VİDEO

    78’liler Girişimi: 12 Eylül darbesi tek adam rejimiyle sürüyor-VİDEO

    PİRHA- 78’liler Girişimi’nin 40. yılı dolayısıyla düzenlediği gecede konuşan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül darbesinin tek adam rejimiyle devam ettiğini vurguladı.

    78’liler Girişimi 40. yılı dolayısıyla Mersin’de 2. Geleneksel Dostluk ve Dayanışma Gecesi düzenledi. “Ne geçmiş tükendi, ne gelecek” şiarıyla düzenlenen gece, açılış konuşması ardından saygı duruşuyla başladı. Gece sinevizyon gösterimi ve ardından 78’liler Girişimi sözcüsü Celallettin Can’ın konuşmasıyla devam etti. Ayrıca geceye HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, STK temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Gecenin yapıldığı salona “Tüketen değil üreten toplum”, “Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, toplumsal sözleşme”, “Siyasal gericiliğe karşı özgürlükçü laiklik!”, “Darbeciliğe karşı laiklik”, “Darbecilerle hesaplaş! toplumla barış!” dövizleri asıldı.

    “12 EYLÜL TEK ADAM REJİMİYLE DEVAM EDİYOR”

    Gecede kısa bir konuşma yapan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, 12 Eylül’ün hala bitmediğini vurguladı. Can, “12 Eylül darbesinin günümüzde tek adam rejimiyle sürmektedir. Erdoğan 12 Eylül dönemi üzerinden iktidar oldu. Onun başarısı bizim başarısızlığımızdır. Çünkü yeterince 12 Eylül darbesiyle hesaplaşamadık” dedi.

    Düzenlenen etkinlikte sanatçı Kadir Çat Kürtçe ve Türkçe türküler seslendirdi.

    PİRHA/MERSİN