Etiket: 41. yıl

  • Erdal Eren hâlâ 17 yaşında!

    Erdal Eren hâlâ 17 yaşında!

    PİRHA- 12 Eylül faşist yönetiminin mahkemeleri tarafından yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980’de idam edilen Erdal Eren, katledilişinin 41’inci yılında anılıyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı darbeci Kenan Evren tarafından “Asmayalım da besleyelim mi?” denilerek idam edilen Erdal Eren, sadece 17 yıl 3 ay yaşadı.

    Erdal Eren, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından henüz 17 yaşındayken Milli Güvenlik Konseyi kararıyla yaşı büyütülerek 41 yıl önce bugün katledildi. Erdal Eren, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde idam edildi.

    Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi Erdal Eren, Er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü suçlamasıyla hüküm giymişti.

    Hakkında hiçbir delil ortaya konulmamasına rağmen 12 Eylül darbecileri tarafından 13 Aralık 1980 tarihinde idam edilerek katledilen Erdal Eren’e tarih hakkını verdi.

    “Asmayalım da besleyelim mi?” diyen darbeci Kenan Evren katil olarak lanetle anılırken, 17 yaşında idam sehpasına gönderilen Erdal Eren ise bugün hala onurlu bir devrimci olarak anılıyor.

    ERDAL EREN KİMDİR?

    25 Eylül 1964 Şebinkarahisar doğumlu olan Erdal Eren, 12 Eylül darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü iddiasıyla hüküm giyen ve 13 Aralık 1980’de asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisidir.

    Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti’li bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Erdal Eren, Suner’in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 tarihinde gerçekleştirilen gösteride gözaltına alınan 24 kişiden biriydi. Gösteri esnasında çıkan çatışmada ölen er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı ve yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde infaz edildi.

    Erdal Eren idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “Avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18’den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını” söyledi.

    İdam kararı verilen Erdal Eren’in 17 olan yaşı bir gün içinde 18 olarak büyütüldü ve sonrasında hemen idam edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Erdal Eren, idamının 41. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    Erdal Eren, idamının 41. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası yaşı büyütülerek idam edilen 17 yaşındaki Erdal Eren, idamının 41. yılında Dersim’de anıldı. 12 Eylül askeri darbesinin hedefinin, emekçilerin ve gençliğin artan mücadelesini baskı altında tutarak kapitalist düzeni korumak olduğunu söyleyen Emek Gençliği Dersim İl Yöneticisi Yusuf Akın, “13 Aralık 1980’de Erdal Eren bu koşullarda, emekçilere ve gençlik yığınlarına korku salmak için, hukuk da ayaklar altına alınarak idam edildi” dedi.

    Dersim Emek Gençliği, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası yaşı büyütülerek idam edilen 17 yaşındaki Erdal Eren, idamının 41. Yılında Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Erdal’ı Erdal yapan mücadelesine ve partisine olan bağlılığı olduğunu vurgulayan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “12 Eylül’den bugüne 41 yıl geçti, o günden bugüne yasama, yürütme ve yargı tek eldedir. İşçi sınıfının mücadelesini büyütmek Erdal’ı yaşatmak demektir” diye belirtti.

    “ERDOĞAN VE CUMHUT İTTİFAKI FAŞİST BİR REJİM İNŞA ETMEK İSTİYOR”

    12 Eylül askeri darbesinin hedefinin, emekçilerin ve gençliğin artan mücadelesini baskı altında tutarak kapitalist düzeni korumak olduğunu söyleyen Emek Gençliği Dersim İl Yöneticisi Yusuf Akın, ”Türkiyeli burjuvazinin uluslararası burjuvaziyle işbirliği arttı, servetleri kat be kat büyüdü. Darbe egemen sınıf olan burjuvazinin en açık ve saldırgan diktatörlüğünü inşa etmişti. 13 Aralık 1980’de Erdal Eren bu koşullarda, emekçilere ve gençlik yığınlarına korku salmak için, hukuk da ayaklar altına alınarak idam edildi. Erdoğan ve Cumhur İttifakı, tek adam yönetimine dayalı gerici faşist bir rejim inşa etmek için hızla çalışıyor. Uyguladığı tüm politikalar gençliğe açlık, yoksulluk ve geleceksizlik olarak geri dönüyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Çorum Katliamı 41. yılında: 57 kişi katledildi, 300’e yakın ev tahrip edildi

    Çorum Katliamı 41. yılında: 57 kişi katledildi, 300’e yakın ev tahrip edildi

    PİRHA- 28 Mayıs 1980 günü ırkçıların faşist saldırılarda “Kana Kan İntikam-Kanımız aksa da zafer İslamın” haykırışlarıyla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e (yaklaşık 1 buçuk ay) kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş öldürülürken; 300’e yakın yurttaş yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edilerek yıkıldı.

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin arkasından Çorum’da ırkçılar tarafından karışıklıklar çıkartıldı. Ancak, Maraş olaylarının etkisiyle halkın sokaklara barikatlar kurarak kendilerini savunmaları sonucunda o gün saldırganlar istedikleri sonucu alamadı.

    MARAŞ’IN DEVAMI BİR KATLİAM

    1 Temmuz 1980 Çorum’da ırkçıların yeniden saldırılara başlaması sonucunda yer yer çatışmalar oldu. Alevi ve sol görüşlü yurttaşların evlerine girişilen saldırılar sonucunda 4 kişi hayatını kaybetti.  Saldırıların genişlemesinden sonra, 2 Temmuz sabah saat 06.00’da başlamak üzere Çorum’da yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    IRKÇILAR KOLLANIYOR

    2-3 Temmuz günleri sokağa çıkma yasağına rağmen, saldırganlar bombalı ve silahlı saldırılarını sürdürdüler. Olaylarda 3 kişi daha öldü ve 5 kişi yaralandı. Bu 3 kişinin 2’si İskilip yolu üzerinde ölü olarak bulunmuştu. Irkçılar çok sayıda işyerini ateşe verdiler. Her yerde arama yapılmasına rağmen, faşistlerin saldırı üssü olarak kullanıldığı mahallelerde güvenlik kuvvetleri hiçbir arama yapmadılar.

    KÖYLÜLERDEN PROTESTO EYLEMİ

    Bu arada 2-3 Temmuz günlerinde Çorum’un Alaca ilçesinde de bin kişilik bir grup saldırıya geçerek 50 işyerini tahrip etti ve 8 kişiyi yaraladı. Mecitözü’ndeki olaylarda da Hisarkavak köyünden bir kişi tabancayla vurularak öldürüldü, 3 kişi yaralandı. Hisarkavaklılar ilçeye gelerek protesto gösterilerinde bulundular.

    4 Temmuz Cuma günü saldırgan güruh, Çorum’da sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra uzun menzilli silahlar ve bombalarla topyekün bir saldırıya geçtiler; ikinci bir Maraş katliamı yaratmayı amaçladılar. Önceden planladıkları saldırılarla Çorum bir savaş alanı oldu.

    CAMİ BOMBALANDI YALANI

    Cuma günü olaylar, TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisinin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklinde yalan haberleri yaymasıyla doruk noktasına çıktı. TRT Çorum muhabiri bu haberi kendisinin yapmadığını söylese de, TRT polis kaynaklı olduğunu söylediği haberde ısrar etti. Aynı anda bütün camilerde benzer propagandalar yapıldı. Camilerden boşalan vatandaşların büyük bir kısmı haberin yalan olduğunu anlayınca faşistlerin peşinden gitmedi. Ancak, “Komünistler camileri yakıp yıkıyor” söylentileri şehirde yoğun bir şekilde işlendi ve bir kısım yurttaş tahrik edildi. Sigortaevleri, Terlemezevler semtlerinde başlayan olaylarda bazı polisler de kalabalık faşist topluluklara öncülük ettiler. Gösteri ve saldırılar daha sonra sol görüşlü kişilerin oturduğu mahallelere yayıldı ve yüzlerce ev çıkarılan yangınlar sonucu hasar gördü. Saldırıların yöneldiği semtlerde, faşistlerle halk arasında yoğun çatışmalar oldu.

    57 ALEVİ VATANDAŞ KATLEDİLDİ

    Saldırganlar her seferinde barikatların ardındaki halk tarafından püskürtülmesine karşın olaylar sonlandığında  korkunç manzara gün ışığına çıkmıştı. Olaylar süresince, 57 Alevi katledilmiş  300’e yakın yurttaş yaralanmıştı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edilerek yıkılmıştı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • DAD: Katliam demografik değişim ve topyekün asimilasyon projesidir

    DAD: Katliam demografik değişim ve topyekün asimilasyon projesidir

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Maraş Katliamı’nın 41. yılı nedeniyle yaptığı yazılı bir açıklamada, Maraş Katliamı’nın bir demografik değişim ve topyekun asimilasyon projesi olduğunun altı çizdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi tarafından Maraş Katliamı’nın 41. yılı dolayısıyla yapılan açıklamada, “Türkiye hakları ve inanç dinamikleri ile rızalı bir ilişki geliştirmemiş, çatışmayı, asimilasyonu ve tarihi kökleri topyekun imhayı tercih etmiştir. Bu tarihsel bir hastalıktır. Nemrudi ve Yezid aklı dediğimiz durumun somut karşılığıdır” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri, Maraş ta Alevi kurumları ile birlikte anmaya katılım çağrısında bulundu.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “AKLI HALKLARIN KANINA DOYMUYOR”

    Maraş; Ate’lerin diyarı, Ana Mezin(Qile) kadınların kenti. İkrarın mekan bulduğu coğrafya. Acılarımızı par ettiğimiz yaslı gün, topraklarımızın kinle bulandığı, doğduğumuz toprağın bize reva görülmediği, Nehak zulmü ve bu zulme ortak olmuş aç gözlülük. Bir kirli eller operasyonu. Halkların kanına doymayan Yezid aklı. Yezid aklı canın alın teri ile üretip sofrasına getirdiği rızkında bile gözü olan akıldır. Bu akıl varlıktan beri canlılığa zulmediyor.

    Hakk Yol ise Xızır(Hızır)laşarak önünü almaya Hakk’ın Emri Rızasını yaşatmaya çalışıyor. Hüseyni hakikatle. Fakat nehak uslanmıyor, nehak paylaşmıyor, nehak katletmekten vazgeçmiyor. Nehak Hakk olanı da kendisiyle birlikte kirletiyor. Onun gibi davranmaya yöneltiyor ve Hakk olmaktan çıkarıyor.

    “UYGARLIĞIN DOĞDUĞU COĞRAFYA BARIŞ İKLİMİNİ UNUTUR OLDU”

    Son yüzyıl tam bir sınanma yüzyılıdır. Her 10 yılda bir, bir katliam, bir darbe, bir kıyım süreci yaşadık. Uygarlığın doğduğu coğrafya barış iklimini unutur oldu. Ve artık herkes biraz düşman, herkes bir çeteye hedef. Herkes bir denizde boğulmaya ya da Nehakça sınırları çizilmiş topraklar da köle olmaya aday. Alemde kimsenin bir garantisi yok, Ülke ve Dünya bir kaosa sürükleniyor. Bu durum tarihle doğru yüzleşmemenin kaosudur. İktidar dinamikleri demokratik paylaşım kültürünü geliştirmek yerine Türkiye Halkları ve İnanç dinamikleri ile rızalı bir ilişki geliştirmemiş, çatışmayı, asimilasyonu ve tarihi kökleri topyekun imhayı tercih etmiştir. Bu tarihsel bir hastalıktır. Nemrudi ve Yezid aklı dediğimiz durumun somut karşılığıdır.

    Mana İle…

    “MARAŞ, TÜM DÜNYADA KATLİAM OLARAK TANINMALIDIR”

    1) Maraş katliamı tüm Dünyada katliam olarak tanınana kadar topyekun ısrarımız devam etmelidir.

    2) Maraş bir demografik değişim ve topyekun asimilasyon projesidir. Hakk Yol Alevi nüfuslarının tüm Ortadoğu ilişkisini koparma ve Halep yolunun kapatılmasıdır.

    3) Maraş Reya Heq/ Hakk Yol Alevi Halk dinamiğinin özgün köklerinden biridir. Bu hat koparılarak Adıyaman, Antep,Çorum, Malatya ile birlikte Dersim bağlantısının koparılması hedeflenmiştir. Bugün Terolar kasabası yerleşimi demografik katliamın son halkası olarak okunmalıdır.

    4) Maraş’tan zorla göçertilen Demografik yapı Maraş Katliamı ile ilgili gündemlerini ortaklaştırmalı. Maraş’ta mülk edinmeli ve var olan mülklerini mutlak korumalıdır. Tatil zamanlarında mutlak topraklara gelinmeli, İnanç, kültür festivalleri planlamalı, merkezde ekonomik yapıda yatırımlar yapmalıdır. Bu tarihsel bir sorumluluk ve bu topraklara olan borçtur.

    5) Zaman sahipsiz değildir. Hakk’ı kendilerine ayna yapanlar, Xızır’ı bilenler tüm coğrafyalara etkisini göreceklerdir. Avrupa Maraş, Malatya, Adıyaman Reya Heq Nüfusu ortak hareket edecekleri ekonomik, sosyal, politik dayanışmayı önemsemeli. Çünkü katliamlar tarihi bir bütündür. Bugün hanelerimize işaret koyanlar, toplumu kin ve düşmanlığa sürükleyenler iktidarlarını sürdürmek amacındalar. Bu zihin Dersim, Sivas, Çorum, Maraş aynı katliamlarını yapmıştır. Bu nedenle direnişte bir bütündür.

    Nehak zihne karşı halklar birleşerek umut olabilir. Hepimiz birbirimize benzeriz, bize benzemeyenler nefis zulümkârlarıdır.

    6) Bugün Yezit’le iş tutanlar Alevi Halkların rızasını çiğneyenlerdir. Nefis iktidarlarına hizmetkar olmak Hınzır postuna girmektir. Rızamız yoktur.

    7) Demokratik Alevi Dernekleri olarak bizlerde Tüm ikrarlı olduğumuz alanlarda katledilen canlarımızı anacak ve Katliam günü tüm gücümüzle Maraş ta Alevi kurumları ile birlikte anmaya katılacağız.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devrimciler sizlerin baskılarına boyun eğmedi, eğmeyecek’-VİDEO

    ‘Devrimciler sizlerin baskılarına boyun eğmedi, eğmeyecek’-VİDEO

    PİRHA- Beyazıt ve Halepçe katliamlarını protesto ederken polis müdahalesiyle karşılaşan öğrenciler bugün yaptıkları basın toplantısıyla “AKP saray rejimi dün gerçekleştirilen saldırıyla birlikte korkusunu bir kez daha göstermiştir” dedi. 

    Gençlik örgütleri Beyazıt ve Halepçe katliamlarının yıl dönümü vesilesiyle dün Beyazıt Meydanı’nda anma yapmak istediler. Basın açıklamasının ardından yürüyüşe geçen öğrencilere polis müdahale etti. Aralarında gazetecilerin de olduğu 33 kişi gözaltına alındı. Aralarında Yolculuk Gazetesi muhabiri Buse Söğüt, Özgür Gelecek muhabir Taylan Öztaş’ın da olduğu 33 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    Gençlik örgütleri bugün İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde gözaltılara ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Gençlik örgütleri adına basın açıklamasını İstanbul Üniversitesi öğrencisi Abdulillah Umaç okudu.

    16 Mart 1978’de Beyazıt’ta 7 kişinin NATO ve CIA destekli kontrgerilla çetelerince katledilişinin 41. yılında olunduğunu hatırlatan Umaç, “Fakültelerimizde ayak izleri olan arkadaşlarımızın anısı yaşatmak ve katledilişlerinin hesabını sormak için her yıl olduğu gibi dün de Beyazıt Meydanı’ndaydık. Beyazıt Katliamı’nda yaşamını yitiren arkadaşlarımızı ve Halepçe’de itaat etmedikleri için katledilen Kürt halkını anmak istediğimiz için polis 33 arkadaşımızı işkence ile gözaltına aldı. Gözaltı sırasında ve gözaltı araçlarında devam eden darp ve cinsel tacizlerin yaratmak istediği yıldırma ve sindirme politikalarını özgürlük mücadelesinin haklı onuruyla dağıtacağımızı bir kez daha söylüyoruz” dedi.

    “DEVRİMCİLER SİZLERİN BASKILARINIZA  BOYUN EĞMEDİ”

    “Memleketin dört bir yanında meydana gelen toplumsal mücadeleleri devletin zor ve baskı aygıtları ile kontrol etmek isteyen AKP/Saray Rejimi ve onun kolluk kuvvetleri Beyazıt Meydanı’nda katliamcı zihniyetin yerinin olmadığı özgür bir dünyanın umudunu taşıyanlara saldırmıştır” diyen Umaç, şöyle devam etti:

    “Bu saldırının nedeni açıkça ortadadır. Devrimci öğrenci hareketinin merkezi olan Beyazıt Meydanı’nda katledilen arkadaşlarımızın mücadelesini yükselteceğimizi biliyorlar ve toplumsal mücadelelerin motoru olan üniversite hareketinden korkuyorlar. Bu mücadelenin önünü büyük bir iştahla kesmek isteyen AKP saray rejimi dün gerçekleştirilen saldırıyla birlikte korkusunu bir kez daha göstermiştir.

    Bizleri gözaltı, tutuklama ve soruşturmalarla korku iklimi yaratarak sindirmeye çalışanlara cevap olarak direnişimizi Beyazıt’ta, kararlılığımızı Kadıköy’de gösterdik. Buradan da bir kez daha yineliyoruz. Devrimciler sizlerin baskılarına, yasaklarına, gözaltılarına boyun eğmedi, eğmeyecek! Üniversitelileri teslim alamayacaksınız!”

    PİRHA/İSTANBUL