Etiket: 43. yıl

  • ‘Kenan Evren’in ruhu AKP ve MHP’nin faşist uygulamalarıyla devam ediyor’

    ‘Kenan Evren’in ruhu AKP ve MHP’nin faşist uygulamalarıyla devam ediyor’

    PİRHA-Ankara 78’liler Girişimi, 12 Eylül Darbesi’nin 43. yılında basın açıklaması yaptı. Darbe hukukunun bugün de devam ettiği belirtilerek “12 Eylül’den bugüne gelinceye değin tüm iktidarlar, bencil çıkarları yüzünden, 12 Eylül’ün ruhu ve maddeleşmiş hali olan Anayasayı değiştirmek için girişimde bulunmamıştır” denildi.

    12 Eylül Darbesi’nin üzerinden 43 yıl geçti. Ankara 78’liler Girişimi, yaptığı basın açıklamasında 12 Eylül’ün tekçi rejimle katlanarak sürdüğünü ifade etti. Ulus Meydanı’nda yapılan basın açıklamasını Şükriye Ercan okudu.

    “43 YIL ÖNCE TÜRKİYE’NİN KADERİ ÇİZİLDİ”

    43 yıl önce beş general tarafından Türkiye’nin kaderinin çizildiğini belirten Ercan, şu açıklamayı yaptı:

    “Demokrasi, hukuk, insan haklarının ayaklar altına alındığı, yüzbinlerce insanın hapishanelere atıldığı, sistematik ve sürekli işkence uygulamasının gündelik hayatın rutinine dönüştüğü, neoliberal ekonomi politikaları ile insanların açlığa ve sefalete sürüklendiği darbe süreci yaşanmaya başlamıştı. 12 Eylül faşizmi, dünya ölçeğinde bile en uzun sürmüş faşizm uygulamasıdır ve bugün yaşadığımız her sosyal, siyasi ve ekonomik kriz bu uygulamanın devamı niteliğindedir.

    Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir baskı uygulanmış, yüzbinlerce kişi tutuklanmış, işkencelerden geçirilmiş, idamlar gerçekleştirilmiş, işkencede onlarca kişi öldürülmüştür. Diyarbakır’daki uygulamalar, dünya işkence tarihinde yerini almıştır. Bugün de binlerce insan hukuksuz olarak hapishanelerde tutulmakta, insan hakları gözetilmemekte, düşman hukuku ve tecrit uygulanmaktadır. AİHM’in kararları hiçe sayılmakta, altına imza attığı uluslararası sözleşmeler kimsenin umurunda olmamaktadır.

    Yargılama değil, ceza verme amaçlı darbe döneminin sıkıyönetim mahkemelerinin yerini bugün normal adliyeler almış, aynı mantıkla yargılama yapmadan ceza verilmeye devam etmektedir. 12 Eylül Darbesi’nin ilk icraatı siyasi partilerin kapatılması olmuştu. Bugün ise yine iktidardaki parti kendi iktidarını kaybetme korkusu ile siyasi partilerin kapatılması için uğraş vermektedir. Darbe yaparak halkın seçme ve seçilme iradesine el koyan zihniyet bugün seçimle gelmiş belediyelere kayyum atayarak, yine halkın iradesini hiçe sayarak uygulamaya devam etmektedir.

    Yaşadığımız ekonomik kriz, serbest piyasa ekonomisinin yerleştirilmesi ve kapitalist dünya ekonomisi ile bütünleştirilmesi amacıyla, 12 Eylül’de uygulanmaya başlanılan neoliberal ekonomi politikalarının sonucudur. Bugün enflasyonun yüzde yüzlerin üzerine çıkmasının nedeni, o dönemden beri devam eden ve devlet politikası haline gelen neoliberal politikalardır.

    “SAPKIN TARİKATLAR O DÖNEM ORTAYA ÇIKTI”

    Günümüzün laiklik anlayışı ve FETÖ gibi yasadışı din kisvesi altındaki oluşumların temelleri 12 Eylül darbeci generalleri tarafından atılmış, sapkın tarikatlar o dönemde devlet tarafından desteklenerek ortaya çıkmıştır. İhtiyaç fazlası İmam Hatip Okulları en fazla 12 Eylül’de açılmıştır. Tarikatların devletin en ince kılcal damarlarına kadar sızması, o dönemde oluşturulan ve uygulanan politikaların eserleridir. 12 Eylül Anayasası ile oluşturulan siyasi yapı değiştirilmediği için bugünün iktidarları ortaya çıkmıştır.

    Devletin koruması altında, cinayet başta olmak üzere her türlü suçu işlediği halde elini kolunu sallayarak dolaşabilmektedirler. Bugüne yansıması ise, bir mafya liderinin bir siyasi parti liderinin koluna girerek meclis koridorlarında pervasızca dolaşabilmesidir. Emekçilerin haklarını alabilmesinin en önemli aracı olan grev hakkının kısıtlanması, sömürünün artmasına, ücretlilerin ekonomik durumlarının sürekli kötüleşmesine, yoksulluğun kronik bir hal almasına neden olmuştur. Bugün yaşadığımız yoksulluğun temel nedenlerinden biridir.

    12 Eylül’den bugüne gelinceye değin tüm iktidarlar ve siyasi partiler, kısa vadeli ve bencil çıkarları yüzünden, 12 Eylül’ün ruhu ve maddeleşmiş hali olan Anayasayı değiştirmek için girişimde bulunmamıştır. İşlerine gelen kısımları bölük pörçük değiştirmiş ama 12 Eylül faşizmini temsil eden ruhu aynen korunmaktadır. Bugün hala yürürlükte olan Anayasa böyle bir ortamın ürünüdür.

    Türkiye halklarının geleceği, çocuklarımıza ve gençlerimize yaşanabilir bir ülke bırakılması için öncelikle 12 Eylül faşizminin kapkaranlık gölgesi olarak kalan Anayasanın çağdaş demokrasilere uygun olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak o zaman 12 Eylül faşizminden kurtulunacaktır. Faşist Kenan Evren’in, “Asmayalım da besleyelim mi?” talimatından sonra, 12 Eylül’de 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı 7 bin kişiye idam cezası istendi ve 517 kişiye idam cezası verildi.

    Haklarında idam cezası verilenlerden 49 kişi asıldı, 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü ,171 kişinin işkenceden ölüğü belgelendi, cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.14 kişi aynı dönem yapılan açlık grevlerinde öldü, 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi, 43 kişinin intihar ettiği söylendi. 937 film sakıncalı bulunulduğu için yasaklandı, 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

    12 Eylül darbeci rejimi devam ediyor ve Kenan Evrenin ruhu AKP ve MHP’nin faşist uygulamalarıyla devam ediyor. Hala gazeteciler, siyasetçiler, hak savunucuları, avukatlar, doğa katliamlarına karşı çıkanlar, Aleviler, Kürtler, Ermeniler ve cümle ezilen, yok sayılan kimlikler ve inançlar baskı altında, ya cezaevlerindeler, ya sürgünde, ya da faşist baskılara dayanmayıp ‘gönüllü’ yaşadıkları ülkeyi terk etmişlerdir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çorum Katliamı’nın 43. yılında yaşamını yitirenler anıldı: Dava yeniden açılsın-VİDEO

    Çorum Katliamı’nın 43. yılında yaşamını yitirenler anıldı: Dava yeniden açılsın-VİDEO

    PİRHA – Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler 43. yılında anıldı. Yapılan açıklamalarda katliam dosyasının yeniden açılması gerektiği vurgulanırken, yaşamını yitirenlerin anısına heykel dikilmesi talebi de dile getirildi.

    Çorum’da 28 Mayıs 1980’de gericilerin öncülüğünde başlatılan saldırılar sonucu 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. Saldırılarla birlikte yüzlerce ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    Alevi yurttaşlar, katliamın aydınlatılması için bu yıl da Çorum’da yürüyüş düzenleyerek, adalet talebini dili getirdi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi önünde bir araya gelen yüzlerce yurttaş, Kadeş Meydanı’na yürüdü.
    Yürüyüşün ardından yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulup çerağ uyandırıldı. Okunan deyişlerle birlikte semah dönüldü.
    Çorum Demokrasi Platformu adına ortak basın açıklamasını Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy okudu.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENMİŞTİR”

    Nurettin Aksoy, katliamın asıl sorumlularının yargılanması gerektiğini belirterek, yaşamını yitirenler için heykel dikilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Aksoy, şunları dile getirdi:

    “Siyasal iktidar ve devlet organları tarafından organize edilen ve 24 Ocak 1980 tarihinde alınan ve ekonomik, sosyal kararları uygulamaya sokmak ve ülkemizi dünya kapitalizmiyle birleştirmek için planlanan Çorum Katliamı önce sağ-sol çatışması, sonra da Alevi-Sunni çatışmasına dönüştürülen eylemler, onlarca canımızın ölümüne, onlarcasının da yaralanmasına, sakat kalmasına, binlerce insanın, evini toprağını terk etmesine neden olmuştur.
    12 Eylül 1980 askeri darbesinin nedenleri arasında gösterilen Çorum Katliamı, dönemin askeri, siyasi güçleri ile sivil faşizan örgütlerin işbirliği halinde gerçekleşmiştir.
    Tüm bu olay ve olgular, mahkeme tutanakları, devletin iddianameleri, gazete haberleri ve tanıklıklar ile  ispat edilmiştir. Tüm bu deliller, Çorum’da yaşanan katliamın sağ-sol çatışması ya da Alevi-Sunni çatışması değil, devlet organlarının organizasyonu ile bir siyasal düşünce ve mezhebe ait insanların sistemli olarak katledildiğini, yani insanlığa karşı suç işlendiğini göstermektedir. Yargılamalar, basit olaylar olarak gösterilip, sistemli bir araştırma ve soruşturma yapılmamış, gerçek ortaya çıkmamıştır.

    Yaşanan gerçekler, adalet makamları tarafından, devlet tarafından tespit edilmediği için anmalarda iki temel talebi yıllardır dillendiriyoruz.

    Katliam yıl dönümlerinde, anmalarda temel taleplerimizden birisi, Çorum Katliamı dosyalarının bir bütün halinde yeniden açılması, gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması ya da tespit edilmesidir. Bu nedenle tekrar söylüyoruz: Çorum Katliamı davaları yeniden açılsın, sorumlular yeniden yargılansın, suçlular tespit edilsin. 
    Çorum Katliamı’nda işkence ile öldürülen kadınlar, yakılan insanlar, kesilip tarlalara atılan gençlerimizi unutmadık, unutmak istemiyoruz. Çekilen acıları unutmadık ve unutturmak da istemiyoruz.

    “KADEŞ MEYDANI’NA BARIŞ ANITI DİKİLMELİ”

    Yaşanan acı olayların, yeniden yaşanmaması, toplumsal ve mezhepsel farklılıkların yeni çatışmalarda kullanılmaması için, 1980 Çorum Katliamı’nı unutmamamız gerekir. Bu nedenle anmalardaki ikinci talebimiz; bir barış anıtının Kadeş Meydanı’na dikilmesidir. Bu anıt, geçmişte yaşananları unutturmayacağı gibi, gelecekte de bu acıların tekrarını engelleyecektir.
    Bu topraklar, kadim kültürlere ev sahipliği yapmıştır.
    Bu topraklar, tarihin en eski imparatorluklarından Hititlerden, Cumhuriyetimize kadar onlarca kadim kültüre, halka ve inanca yurt olmuştur.
    Bu topraklar, tüm canları eşit ve kardeş gören, farklılıklara saygı duyan; Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Erenlere ve bütün canlara da, çekilen acılara rağmen, kucak açmıştır.
    Siz bütün canların huzurunda, tekrar ettiğimiz gerçekler ve yinelediğimiz talepler, bu toprakların üzerinde yaşayan ve yaşayacak, farklı yolları yürüyen bütün canların birliği ve dirliği içindir.
    Bu gerçeklerin ve taleplerin gereği, sorumluluğu da idari ve adli makamlar başta olmak üzere, bütün insanlığa aittir. Bizler, her sene anmamızı gerçekleştirip, yolumuzu yürümeye devam ederek sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz.”

    PİRHA/ÇORUM

  • Çorum Katliamı’nın 43. yılında Aleviler yürüyüş yapıyor-VİDEO

    Çorum Katliamı’nın 43. yılında Aleviler yürüyüş yapıyor-VİDEO

    PİRHA – Faşist grupların 29 Mayıs- 4 Temmuz 1980’de gerçekleştirdiği Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Alevi örgütleri önderliğinde Alevi yurttaşlar yürüyüş yapıyor.

    Çorum’da 28 Mayıs 1980’de faşistlerin öncülüğünde başlatılan saldırılar sonucu 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. Saldırılarda yüzlerce ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da Alevi örgütleri, katliamın aydınlatılması için yürüyüş düzenliyor.
    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi önünde bir araya gelen yüzlerce yurttaş, Kadeş Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Çocukların da yürüyüşe katıldıkları görüldü.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve çok sayıda Alevi örgütünün katılımıyla düzenlenen eylemde katliamda yaşamını yitiren yurttaşların isimlerinin yazılı olduğu pankartlar taşındı.

    “Unutmadık, unutturmayacağız” vurgusunun yapıldığı eylemle birlikte Kadeş Meydanı’na varıldığında yaşamını yitirenler için çerağ uyandırılacak.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına  ortak basın açıklaması yapılacak.

    PİRHA/ÇORUM

  • Çorum’da Alevi Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti

    Çorum’da Alevi Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti

    PİRHA- Çorum’da 43 yıl önce yaşanan katliamda 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken, 300’e yakın Alevi de yaralandı.

    28 Mayıs 1980 günü faşist saldırılarla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin ardından Çorum’da ırkçılar saldırıların fitili ateşlendi. Ancak, Maraş Katliamının etkisiyle halkın sokaklara barikatlar kurarak kendilerini savunmaları sonucunda o gün saldırganlar istedikleri sonucu alamadı.

    ALEVİLERİN VE SOLCULARIN EVLERİNE SALDIRI

    1 Temmuz 1980 Çorum’da ırkçıların yeniden saldırılara başlaması sonucunda yer yer çatışmalar yaşandı. Alevi ve sol görüşlü yurttaşların evlerine girişilen saldırılarda 4 kişi yaşamını yitirdi. Artan saldırıların ardından 2 Temmuz sabah saat 06.00’da başlamak üzere Çorum’da yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    FAŞİSTLERİN BOMBALI VE SİLAHLI SALDIRILARI

    2-3 Temmuz günleri sokağa çıkma yasağına rağmen, saldırganlar bombalı ve silahlı saldırılarını sürdürdüler. Olaylarda 3 kişi daha öldü ve 5 kişi yaralandı. Irkçılar çok sayıda işyerini ateşe verdiler. Her yerde arama yapılmasına rağmen, faşistlerin saldırı üssü olarak kullanıldığı mahallelerde güvenlik kuvvetleri hiçbir arama yapmadılar.

    KÖYLÜLERDEN PROTESTO EYLEMİ

    Öte yandan 2-3 Temmuz günlerinde Çorum’un Alaca ilçesinde de bin kişilik bir grup saldırıya geçerek 50 işyerini tahrip etti ve 8 kişiyi yaraladı. Mecitözü’ndeki olaylarda da Hisarkavak köyünden bir kişi tabancayla vurularak öldürüldü, 3 kişi yaralandı. Hisarkavaklılar ilçeye gelerek protesto gösterilerinde bulundular.

    IRKÇILAR 4 TEMMUZ’DA TOPYEKÜN SALDIRIYA GEÇTİ

    4 Temmuz Cuma günü saldırgan güruh, Çorum’da sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra uzun menzilli silahlar ve bombalarla topyekün bir saldırıya geçtiler; ikinci bir Maraş katliamı yaratmayı amaçladılar. Önceden planladıkları saldırılarla Çorum bir savaş alanı oldu.

    CAMİ BOMBALANDI YALANI

    Cuma günü olaylar, TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisinin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklinde yalan haberleri yaymasıyla doruk noktasına çıktı. TRT Çorum muhabiri bu haberi kendisinin yapmadığını söylese de, TRT polis kaynaklı olduğunu söylediği haberde ısrar etti. Aynı anda bütün camilerde benzer propagandalar yapıldı. Camilerden boşalan vatandaşların büyük bir kısmı haberin yalan olduğunu anlayınca faşistlerin peşinden gitmedi. Ancak, “Komünistler camileri yakıp yıkıyor” söylentileri şehirde yoğun bir şekilde işlendi ve bir kısım yurttaş tahrik edildi. Sigortaevleri, Terlemezevler semtlerinde başlayan olaylarda bazı polisler de kalabalık faşist topluluklara öncülük ettiler. Gösteri ve saldırılar daha sonra sol görüşlü kişilerin oturduğu mahallelere yayıldı ve yüzlerce ev çıkarılan yangınlar sonucu hasar gördü. Saldırıların yöneldiği semtlerde, faşistlerle halk arasında yoğun çatışmalar oldu.

    Çorum’da saldırılarda 57 Alevi katledilmiş, 300’e yakın yurttaş ise yaralanmıştı. 300’e yakın ev ve işyeri de tahrip edilerek yıkılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Maraş Katliamı’nı unutmayacağız, unutturmayacağız’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı’nı unutmayacağız, unutturmayacağız’-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesi ve Cemevi, Batıkent Meydanı’nda Maraş Katliamı’na dair açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Maraş Katliamı faşistlerin tetikçiliğini yaptığı, egemenlerin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen planlı ve organize bir katliamdır” denildi.

    19-26 Aralık 1978 yılında Alevi toplumu bir kez daha katliamla karşı karşıya kaldı. Maraş Katliamı olarak tarihe kazınan ve sorumluların hesap vermediği katliamın üzerinden 43 yıl geçti.

    Alevi toplumu ve kurumları Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri birçok kentte anarken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesi ve Cemevi, Batıkent Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı PSAKD Batıkent Şube Başkanı Onur Şahin okudu.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİNDEN 43 YIL GEÇTİ”

    Maraş Katliamı’nda yüzlerce insanının katledildiği, binlerce insanın yaralandığı, on binlerce insanın ise göç etmek zorunda bırakıldığı belirten Şahin, “Maraş Katliamı 19 Aralık 1978 günü akşamı saat 21:00’de ülkücü bir faşistin Çiçek Sinemasında gösterilen “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı sağ içerikli antikomünist bir filmi izleyenlerin üzerine tahrik ve provokasyon amacıyla bomba atması ile başladı. Ardından daha önce Maraş’ın çeşitli ilçelerinden gelen ve önceden hazırlıklı olan faşist militanların kışkırtmalarıyla gerici güruhlar CHP Maraş İl Binasına saldırdılar. Ertesi gün Alevi canlarımızın yoğun olarak gittiği bir kıraathane bombalandı. Bir gün sonrasında ise TÖB-DER üyesi iki öğretmen faşistler tarafından vurularak öldürüldüler. 22 Aralık 1978 günü iki öğretmenin cenazesi bilerek işlemleri geciktirilerek Cuma Namazı saatine denk getirildi. Cenazeler taşındığı sırada Bağlarbaşı Camii imamının “Bir Alevi öldüren beş kez cennete gider. Komünistlerin ve Alevilerin Cenaze namazları kılınmaz” şeklindeki insanlık dışı ve aşağılık vaazının ardından harekete geçen katil sürüleri cenazelere saldırdılar ve cenazeler ortada kaldı” dedi.

    “KATLİAMIN ARDINDAN BİNLERCE ALEVİ VE SOLCU MARAŞ’I TERK ETMEK ZORUNDA KALDI”

    Katliam sürecinde güvenlik güçlerinin saldırıları izlediklerini söyleyen Onur Şahin, “Faşistler 23 Aralık 1978 günü Alevilerin ve solcuların evleriyle işyerlerine saldırmaya ve buldukları insanları katletmeye başladılar. 24 Aralık 1978 günü ise Maraş’ta yer gök vahşice katliama uğrayan mazlum halkımızın çığlıklarıyla inliyordu. Vahşet dünya tarihinde eşine çok az rastlanabilecek bir korkunçlukta devam etti. Devlet güçlerinin gözü önünde insanlarımız parçalanarak, kurşunlanarak, çivilenerek, kazanda kaynatılarak katledildiler. Kadınlarımıza tecavüz edildi. İnsanlarımızın malları mülkleri talan edildi. Evleri yakıldı. Ana karnındaki ve kundaktaki bebeklere dahi acımasızca kıydılar. Faşistler yolları kapatıp hastaneleri kuşatarak yaralıların tedavilerini engellediler. Birçok insanımızı da bu yüzden kaybettik. Katliamın ardından binlerce Alevi ve solcu yurttaşımız canlarını kurtarmak için Maraş’ı terk etmek zorunda kaldılar, Maraş’ın demografik yapısı değiştirildi” diye belirtti.

    “MARAŞ KATLİAMI PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    Bugüne kadar gerçekleştirilen bütün katliam davalarında göstermelik yargılamalar yapıldığını vurgulayan Şahin, “Katliamın gerçek sorumlularına ve planlayıcılarına hiç dokunulmadı. Katliamın üzeri kapatıldı. Katliamda başı çeken faşist katiller ödüllendirildi. Bu katillerin kimi milletvekili yapıldı. Maraş Katliamının üç müdahil avukatı Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de peş peşe faşistler tarafından katledildiler. Maraş Katliamı faşistlerin tetikçiliğini yaptığı ve egemenlerin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen planlı ve organize bir katliamdır. İyi bilinmelidir ki; bu katliam bir insanlık suçudur. Devlet Maraş Katliamı’ndaki sorumluluğunu kabul etmeli ve özür dilemelidir. Maraş Katliamı yüzlerce yıldan beri Alevi halkımıza karşı gerçekleştirilen katliam, asimilasyon ve inkâr politikalarının bir parçasıdır. Yeni katliamlar yaşamamak için bütün katliamların hesabını sormak zorundayız. Maraş Katliamını unutmamak ve unutturmamak için 25 Aralık Cumartesi günü saat 11:00’de Maraş Merkez Yörükselim Mahallesinde bulunan Erenler Cemevinde buluşalım.  Katledilen canlarımızı analım. Maraş Katliamının bir insanlık suçu olduğunu bütün Türkiye’ye ve Dünya’ya duyuralım” diye konuştu.

    Basın açıklamasının ardından Maraş Katliamına dair fotoğraf sergisi açıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de, ‘Maraş’ı unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla basın açıklaması yapılacak

    İzmir’de, ‘Maraş’ı unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla basın açıklaması yapılacak

    PİRHA- İzmir’de, ‘Maraş’ı unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla saat 18.00’de basın açıklaması yapılacak.

    İzmir’de, ‘Maraş’ı unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla saat 18.00’de Karşıyaka İskele karşısında basın açıklaması yapılacak.

    Maraş Katliamı’nın 43. yılında yapılacak açıklamaya; İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Anadolu Kültür Sanat Eğitim Dayanışma Vakfı, Eskişehirliler Derneği, Çorum Dernekleri Federasyonu, Zübeyde Hanım Alevi Bektaşi Kültürünü Yaşatma Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şubesi, Halkların Demokratik Kongresi, Halkların Demokratik Partisi, İzmir Dersimliler Derneği, Vartolular Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Aktepe Dersimliler Derneği, Karlıova Yedisu Kültür ve Dayanışma Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şubesi, Bornova Dersimliler Derneği katılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Malatya: Katliamla Malatya’nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı

    PSAKD Malatya: Katliamla Malatya’nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Malatya Şubesi, üzerinden 42 yıl geçen Malatya Katliamı’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız” denildi.

    Malatya Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti. Dönemin Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na yapılan suikastı gerekçe gösteren faşistler, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıttı. Belediye hoparlöründen kuran okunup, “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonslarının yapıldığı katliamda 8 kişi yaşamını yitirirken yüzlerce kişi de yaralandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada, 17 Nisan 1978 Malatya Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada “42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız” denildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “MALATYA KATLİAMI’NIN İZLERİ MALATYA’DA BUGÜN DE GÖRÜNMEKTEDİR”

    17-20 Nisan 1978 tarihinde gerçekleşen Malatya olaylarının üzerinden yaklaşık 43 yıl geçti. Türkiye tarihinin en çalkantılı dönemlerinde gerçekleşen Malatya Katliamı’nın izleri Malatya’da bugün de görünmektedir. Hamit Fendoğlu’nun ölümünden iki gün önce Bilim ve Kültür Derneği adlı bir kuruluş, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıtır. Bildiride şu ifadeler yer almaktadır: “Milletini seven subay, öğretmen, memur, talebe, işçi, köylü, kendini devletin, milletin temiz ideallerine adayan değerli kardeşlerimiz, komünistler tarafından kahpece şehit edilmişlerdir. Müslümanlar bizi yok etmeye yönelen İslam ve millet düşmanlarının karşısında, müdafaa kavgasında birleşelim. İçinde bulunduğumuz zor günler bütün Müslümanları bir araya getirmelidir. Vedatlar, İbrahimler; sizlerin bıraktığınız yerden davamız daha da yükselecek, komünist katillerden intikamınız mutlaka alınacaktır.

    “YAKILIP YIKILAN İŞYERLERİNİN %90’I DEMOKRAT, SOLCU VE ALEVİLERE AİTTİ”

    Hamit Fendoğlu’nun öldürülmesinin ardından çıkarılan olaylarda 1000’e yakın işyeri tahrip edildi ve yakıldı. Yakılıp yıkılan işyerlerinin yüzde 90’ı demokrat, solcu ve Alevilere aitti. Saldırıdan yaralananların da çoğunluğu bu kesimin insanlarıydı. Artık Malatya’da demokratların, solcuların ve Alevilerin yaşamlarını sürdürme ve iş yapma olanakları zorlaşmıştı. Bu nedenle Malatya’dan göç başladı. 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbeden sonra da, demokrat, solcu ve Alevilere yönelik faşist baskılar yoğunlaştı. Bunca baskıyla karşılaşan demokrat, solcu ve Aleviler, sonunda Malatya’yı terk etmek zorunda kaldılar. İş sahibi olanlar, işyerlerini günün değerinin çok altında fiyatlara satarak Mersin, Adana, İstanbul, İzmir gibi kentlere göç etmeye başladılar. Ekonomik gücü olmayanlar da köylerine döndüler. Böylece Malatya’nın inançsal, etnik ve kültürel mozaiği, siyasal yapısı esaslı bir değişime uğramış oldu.

    “21. YÜZYIL İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE BİLİM ÇAĞI OLMALIDIR”

    Ortak ülkemizin devrimci, ilerici güçleri, emekten ve emekçiden yana güçleri, tüm ötekileştirilen toplum kesimlerinin insan olmaktan doğan haklarını savunan sosyalistleri, kararlı bir şekilde bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmış bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele etmeli ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan güçlerle omuz omuza olmayı ana ilkelerinden biri edinmelidir. Bu uğurda verilecek mücadelenin farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağını, Maraş katliamını unutturmak isteyen çevrelere etkili bir cevap olacağına inanıyorum.21. Yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. İnsan hakları, özgürlük ve bilim gibi kutsal değerlere ve katliamlarda yitirdiğimiz evlatlarımıza, saygının bir gereği olarak diyorum ki ; devletin derin çekmecelerinde gizli arşivler açılmalı, katliamların yaşayan tanıkları dinlenmelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir. Anlamlı anma, kayıplarımızın katillerinden hesap sorulmasıyla mümkün olabilir.

    “FAİLLER BULUNUP CEZALANDIRILMALI”

    Katliamların önlenmesi de ancak kararlı bir direnişle mümkündür. Maraş gerçeğinde ortaya çıkan derslerden biri de örgütlü olunan mahallelerde kayıpların asgari düzeyde kalabildiğidir. İşte Yörükselim Mahallesi, işte Karamaraş mahallesi gerçeği bunu göstermiştir. Faşist katillerin en çok katliam yapmak istediği bu iki mahallede kahramanca direnişler sonucunda faşistler mahallelere sokulmamış ve onlara önemli kayıplar da verdirilmiştir. Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız. 42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız. Türkiye’de hak arama tarihi uzun, zorlu bir süreç ve bazen tahammül sınırlarını zorluyor. Ancak bu zorlukların bizleri yıldırmaması gerekiyor, gerekiyorsa bayrağı evlatlarımıza devredeceğiz, ama asla boyun eğmeyeceğiz. Bu yoldaşlara, halka, verdiğimiz emeklere, ödediğimiz bunca bedele bağlılığımızın bir gereğidir de aynı zamanda.

    (HABER MERKEZİ)