Etiket: 5 nisan avukatlar günü

  • Aysel Tuğluk için adalet isteyen avukatlara, Avukatlar Günü’nde soruşturma açıldı

    Aysel Tuğluk için adalet isteyen avukatlara, Avukatlar Günü’nde soruşturma açıldı

    PİRHA- Şubat ayında Aysel Tuğluk özelinde siyasi mahpusların maruz kaldığı olumsuz koşulların ve yargılamada keyfiyetin eleştirilmesi amacıyla ÖHD’nin ve bağımsız avukatların çağrısıyla basın açıklaması yapmak isteyen ve saldırıya uğrayan avukatlara, bugün Avukatlar Günü’nde soruşturma açıldı.

    Geçtiğimiz Şubat ayında Aysel Tuğluk özelinde siyasi mahpusların maruz kaldığı olumsuz ceza infaz kurumu koşullarının ve yargılamada keyfiyetin eleştirilmesi amacıyla Özgür Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) çağrıda bulunduğu ve bağımsız avukatların da desteklediği bir basın açıklaması yapılmak istenmişti. Avukatların Mersin Adliyesi bahçesinde yapmak istediği açıklamaya polis izin vermeyerek biber gazı, jop ve plastik mermilerle müdahale etmişti.

    Söz konusu olay sebebiyle Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22 avukat hakkında soruşturma başlatıldı.

    “5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ’NDE BÖYLE BİR HABERİ PAYLAŞMANIN ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYORUZ”

    Saldırıya maruz kalan ve haklarında soruşturma açılan Av. Ahmet Paket, Av. Bedri Kuran, Av. Ezgi Özkan, Av. Işıl Akan, Av. İbrahim Kaya, Av. Mustafa Bilge Özel, konuya ilişkin bir açıklama yaptı.

    Yurttaşın basın açıklaması yapma hakkını koruyan avukatlar olarak bu kez kendi basın açıklaması yapma haklarını korumaları gereken bir dönemi yaşadıklarını belirten avukatlar, “5 Nisan Avukatlar Günü’nde böyle bir haberi paylaşmanın üzüntüsünü yaşadığımızı özellikle belirtmek isteriz. Bu vesileyle siyasi mahpus avukatların ülke gündeminde artık sıkça yer aldığını da hatırlatarak bu haberin bugünün anlam ve önemini net ve eksiksiz bir şekilde yansıttığını düşünmekteyiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz

    Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz

    PİRHA- Mersin Barosu 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Cumhuriyet Alanı’nda tören düzenledi. Burada konuşma yapan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Bugün adaletin, hukukun en ızdıraplı döneminin yaşandığı gündür. Aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz. Tarife sığmaz halimiz” dedi.

    Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri, avukatlar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileri 5 Nisan Avukatlar Günü’ne ilişkin Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi.

    “ADALETİN, HUKUKUN EN IZDIRAPLI DÖNEMİNİN YAŞANDIĞI GÜNDÜR”

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, yaptığı basın açıklamasında, 5 Nisan Avukatlar Günü’ nün kutlama değil, mücadele günü olduğunu belirterek, “5 Nisan savunma mesleği adına, adalet adına ve hukuk adına umutla bakamadığımız kara gündür. Bugün adaletin, hukukun en ızdıraplı döneminin yaşandığı gündür” dedi.

    Yeşilboğaz, avukatların ülkenin dört bir yanında adalet ateşini yaktığı, savunma özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün tutuklandığı bir ülkede, avukatların her gününün mücadele günü olduğunun altını çizerek, “Karanlıkları cübbemizle aydınlattığımız gün, yeryüzü adaletin yüzü olduğu gün, 5 Nisan avukatlar için kutlama günü olacaktır” ifadesini kullandı.

    “BİR GECE ANSIZIN HER ŞEY OLABİLİR” DÖNEMİNDEYİZ!”

    Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ve hukuktaki yozlaşmaya dikkat çeken Yeşilboğaz, “Bir gece ansızın her şey olabilir” dönemindeyiz! Bir gece ansızın İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilerek kadın haklarına, çocuk haklarına ağır darbe yapıldığını, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına gözlerin ve kulakların kapatıldığını gördü bu ülke. Bir gece ansızın üniversitelere, belediyelere kayyum atandığını, doğanın, yaşam alanlarımızın rant uğruna talan edildiğini gördü bu ülke. Bir gece ansızın hukuksuzca avukatların, gazetecilerin, akademisyenlerin, öğrencilerin, siyasilerin tutuklandığını, vurulduğunu gördü bu ülke. Baroların bölünmesi yasasına karşı, savunma yürüyüşü yapan baro başkanlarına Ankara’nın girişinde, milletin iradesini ve egemenliğini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde yapılan polis kuşatmasını gördü bu ülke. Emekçinin alın terini, fakirin ekmeğini sömürü torbasına sığdırmaya çalışan yasa düzenini gördü bu ülke. Tarife sığmaz halimiz. Aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz” diye konuştu.

    “HER MEVSİM ÇOĞALIRIZ, HER MEVSİM BÜYÜRÜZ”

    Avukatların mesleki ve ekonomik sorunları ile avukatlara yapılan saldırıları dile getiren Baro Başkanı Yeşilboğaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dünyayı ve ülkemizi saran koronavirüs salgını tedbirleri nedeniyle meslektaşlarımızla bir arada olamasak da, meslektaşlarımız için gerek ferdi olarak, gerekse diğer barolarla birlikte mesleğimizin, hukuk sistemimizin ve ülke sorunlarının çözümüne yönelik mücadelemizi sürdürüyoruz. Hukukçular iyi niyetle hukuk mücadelesi verirken, siyasi iktidar tarafından hala avukatların yetkilerinin kısıtlanmaya çalışılması asla kabul edilemez. Bırakın avukatları gömmeye çalışmayı. Unutmayınız ki, adaletin tomurcuklarıyız, her mevsim çoğalırız, her mevsim büyürüz. Cübbemizin gölgesinde her mevsim özgürlük, her mevsim insanca yaşam güvencesi vardır.”

    Katılımcıların avukatlık ve hukuk üzerine ilişkin yaptığı değerlendirmeyle açıklama sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Tunceli Barosu: Ekmek, hürriyet ve sağlık birlikte olursa insan onuru korunur

    Tunceli Barosu: Ekmek, hürriyet ve sağlık birlikte olursa insan onuru korunur

    PİRHA – Tunceli Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Savunma hakkının önemini bilen koruyan dayanışan ve yardımlaşan bütün meslektaşlarımıza, ailelerine mesai arkadaşlarımıza sağlıklı bir doğa ve yaşam diliyoruz. Ve bir kez daha diyoruz ki; Ekmek, hürriyet ve sağlık birlikte olursa insan onuru korunur” denildi. 

    5 Nisan Avukatlar Günü’ne ilişkin açıklama yapan Tunceli Barosu, “Şimdilerde Dünya ve Türkiye yeni bir durum ile karşı karşıya. Durum, koronavirüs pandemisi (salgını), Kovid-19 olarak adlandırılıyor. İnsan hakları savunucuları da pandemi durumunda alınacak önlemlerin insan haklarına uygunluğu sorununu tartışıyor.  Olağanüstü durumlarda devlet/ler, tedbirler alabilir. Bazı durumlarda da tedbirler alması pozitif yükümlülük gereği zorunludur ve devletlerin ödevi, yükümlülüğüdür. Söz gelimi toplanma özgürlüğüne sınırlama getirilebilir, virüs salgını nedeniyle, “Kamu sağlığını koruma” gerekçesiyle. Burada sorun yok. Sorun kamu sağlığının hak ve özgürlüklerin kısıtlanma/sınırlandırma bahanesi haline gelmesindedir” ifadelerini kullandı.

    “EKMEK VE HÜRRİYET BİRLİKTE OLURSA İNSAN ONURU KORUNUR”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “İnsan hakları, insan onurunun korunması için kabul edilmiş standartlardır. İnsan onuru bu standartların kabul edilmesi ve uygulanması ile korunur. Bir bütünlük arz eder. Ekmek ve hürriyet birlikte olursa insan onuru korunur. O nedenle insan onuru nasıl korunur sorusunun cevabı, insan hakları listelerine bakılması şeklindedir.

    Mesela, adil yargılanma ve infazda eşitlik konuları da insan haklarıyla ilgilidir. Olağan rejim koşullarında da böyledir, olağanüstü rejim koşullarında da.

    Peki “yaşama ücreti” diye nitelendirdiği, “yurttaşlık ücreti” olarak da nitelenen talep ne anlama geliyor? O da insan onurunun korunması için gerekli olan standarda / ilkeye işaret ediyor: Sosyal adalet ilkesine.

    Herkese yurttaşlık ücreti insan onurunun korunması için asgari ve temel bir standarttır. Yurttaşlık ücreti, özgürlük ve eşitliği birlikte düşünmek demektir. Ekmeği ve hürriyeti…  Peki olağan rejim koşullarında böyledir de olağanüstü koşullarda ve güncelliği nedeniyle koronavirüs pandemisi durumunda (salgın durumu) nedir? Çalışmak mecburiyeti altında insanlar, evine ekmek götürmek mecburiyetinde. Devlet, böyle olağanüstü dönemlerde yoksul sınıf ve tabakalar lehine kararlar almak ve uygulamak zorundadır.

    “AYRIMCILIKLAR ÖNE ÇIKIYOR”

    Türkiye hapishaneleri tıklım tıklım dolu. Kapasitenin çok üstünde tutuklu ve hükümlü insan var. Birkaç nedenle mahpuslara özgürlük gerekiyor. Adil olmayan yargılamalar ilk nedendir.

    Hem usul, hem maddi yasalar hem de mekanizmalar/yargı kurumları ve HSK yapılarında yapısal sorunlar var da onun için. BM Yüksek Komiseri, Kovid-19 salgını nedeniyle tahliye dahil acil önlemler için hükümetlere çağrı yaptı. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi de (CPT) mahpuslara virüs nedeniyle muameleye dair ilkeleri açıkladı. BM’nin 10 komite başkanı da (BM İnsan Hakları Komitesi; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Komitesi, Engelli Hakları Komitesi, Çocuk Hakları Komitesi, Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, İşkenceye Karşı Komite ve ona bağlı İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi, Zorla Kaybetmeler Komitesi ve Göçmen İşçiler Komitesi) insan haklarına uygun yaklaşım çağrısında bulundu.

    Ayrımcılık yasağı öne çıkıyor, salgın döneminde. İnfaz yasası değişikliğinde, siyasi mahpuslara, düşünceleri nedeniyle hapishanelerde olan gazetecilere, yazarlara ayrımcılık göze çarpıyor.

    Salgın günlerinde mültecilere, göçmenlere, azınlıklara mensup gruplara yönelik ayrımcılık ve yaşlılara, evsizlere yönelik ayrımcılık öne çıkıyor.

    “İNSAN ONURUNA UYGUN KOŞULLAR SAĞLANMALIDIR”

    Sosyal devlet, herkese – olağan ya da olağanüstü dönem ayrımı yapmaksızın- yaşam – yurttaşlık ücreti sağlamalıdır. Herkese, insan onuruna uygun koşulları sağlamalıdır ve insan onuruna uygun muamele yapmalıdır.

    5 Nisan Avukatlar günü sebebiyle savunma hakkının önemini bilen, koruyan dayanışan ve yardımlaşan bütün meslektaşlarımıza ailelerine mesai arkadaşlarımıza sağlıklı bir doğa ve yaşam diliyoruz. Ve bir kez daha diyoruz ki; Ekmek ,hürriyet ve sağlık birlikte olursa insan onuru korunur.”

    (HABER MERKEZİ)