Etiket: 55. yıl

  • Hüseyin Cevahir Dersim’de mezarı başında anıldı-VİDEO

    Hüseyin Cevahir Dersim’de mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- THKP-C kurucularından Hüseyin Cevahir, katledilişinin 55. yılında memleketi Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyünde anıldı. Anmada, Cevahir’in devrimci mücadelesinin ve bıraktığı mirasın bugün de yaşamaya devam ettiği vurgulandı.

    Aradan 55 yıl geçti. İstanbul Maltepe’de 1 Haziran 1971’de yaşamını yitiren Hüseyin Cevahir doğduğu topraklarda, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyündeki mezarı başında anıldı.

    Türkiye devrimci hareketinin önder isimlerinden biri olarak kabul edilen Cevahir için düzenlenen anmaya DEM Parti Dersim İl Örgütü, Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Kızıl Parti, SOL Parti ve Emek Partisi Dersim İl Örgütü temsilcileri ile Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Cevdet Konak ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada yapılan konuşmalarda genç yaşta yaşamını yitiren Cevahir’in yalnızca geçmişte kalan bir isim olmadığı, savunduğu eşitlik ve özgürlük ideallerinin bugün de toplumsal mücadelelere ilham verdiği ifade edildi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu yaptığı konuşmada, Mayıs ayında yaşamını yitiren devrimcileri de anarak, onların bıraktığı mirasın sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti. Kordu, mücadele geleneğinin ancak örgütlü dayanışma ve ortak çabayla sürdürülebileceğini belirtti.

    Anmada kurumlar adına konuşan Kızıl Parti Dersim İl Başkanı Ali Avcıoğlu ise Hüseyin Cevahir’in bağımsız ve sosyalist bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele eden kuşağın önemli temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Avcıoğlu, günümüzde yaşanan toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında emekçilerin, gençlerin ve ezilen kesimlerin ortak mücadele zeminlerinde buluşmasının önemine vurgu yaptı.

    Konuşmalarda ayrıca, 31 Mayıs 1971’de Nurhak Dağları’nda yaşamını yitiren Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alparslan Özdoğan da anıldı. Katılımcılar, Türkiye devrimci hareketinin yaşamını yitiren isimlerini saygıyla andıklarını ifade etti.

    Mezar başına bırakılan karanfillerin ardından anma programı sona erdi. 1945 yılında Mazgirt’in Yeldeğen köyünde dünyaya gelen Hüseyin Cevahir, kısa yaşamına rağmen Türkiye’nin siyasal tarihinde derin iz bırakan isimlerden biri olarak anılmaya devam ediyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Hüseyin Cevahir: Doktorluğu bırakıp devrime yürüyen bir Dersim evladı!

    Hüseyin Cevahir: Doktorluğu bırakıp devrime yürüyen bir Dersim evladı!

    PİRHA- THKP-C’nin kurucularından Hüseyin Cevahir, ölümünün 55. yılında anılıyor. Dersim’in Mazgirt ilçesinde Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Cevahir, Çapa Tıp Fakültesi’ndeki eğitimini yarıda bırakarak kendisini devrimci mücadeleye adadı. Henüz 26 yaşında yaşamını yitiren Cevahir, aradan geçen yarım asrı aşkın zamana rağmen Türkiye devrimci hareketinin en önemli simgelerinden biri olarak anılmayı sürdürüyor.

    Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1971’de İstanbul Maltepe’de güvenlik güçlerinin kuşattığı evde yaşamını yitirdi. Kısa ömrüne bir kuşağın eşitlik, özgürlük ve sosyalizm özlemini sığdıran Cevahir, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyünden çıkarak Türkiye’nin siyasal tarihinde iz bırakan isimlerden biri haline geldi. Yalnızca devrimci mücadelenin önder kadrolarından biri olarak değil; düşünsel üretimi, yazıları, örgütleyici kimliği ve halkların eşitliği temelindeki arayışıyla da hafızalarda yer etti.

    Hüseyin Cevahir, 1945’te Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek)  köyünde dünyaya geldi. Baba Mansur Ocağı’na bağlı bir aileden gelen Cevahir’in annesi Fatoş Cevahir’in ise Kureyşan Ocağı’ndan olduğu belirtiliyor. Evde Kırmançki konuşulan, Alevi-Kızılbaş kültürünün güçlü biçimde yaşatıldığı bir aile ortamında büyüdü.

    1938 Dersim Tertelesi’nin izlerinin hala canlı olduğu bir dönemde yetişen Cevahir’in siyasal kişiliğinin şekillenmesinde ailesinden dinlediği anlatıların önemli etkisi olduğu aktarılıyor. Özellikle annesinin katliam yıllarına ilişkin anlattıkları, onun devlet, adalet ve eşitlik meselelerine erken yaşlarda ilgi duymasında belirleyici oldu.

    TIP FAKÜLTESİNDEN SİYASAL’A UZANAN YOL

    Başarılı bir öğrenci olan Hüseyin Cevahir, 1964-65 eğitim döneminde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ni kazandı. Köyünde bu başarı büyük bir sevinçle karşılandı. Ailesi tarafından kurbanlar kesildi, köylüler için yemekler verildi. İstanbul’a uğurlanırken babası Düzgün Cevahir’in, “Bozatlı Xızır, bir civan yolladım gurbete; sen koru onu” diyerek oğluna dua ettiği anlatılıyor.

    Ancak Cevahir’in yolu doktorluk olmadı.

    Çapa Tıp Fakültesi’nde üç yıl okuyan Cevahir, başarılı bir öğrenci olmasına rağmen doktor olmak istemediğine karar verdi. Ailesinin tüm ısrarlarına rağmen tıp eğitimini bıraktı ve yeniden üniversite sınavına girerek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandı. Yakın çevresi bu tercihin yalnızca mesleki değil aynı zamanda politik bir yönelim olduğunu ifade ediyor. Çünkü o yıllarda Siyasal Bilgiler Fakültesi, yükselen gençlik hareketinin ve siyasal tartışmaların merkezlerinden biri haline gelmişti.

    DEVRİMCİ MÜCADELE VE DÜŞÜNSEL ÜRETİM

    Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Türkiye İşçi Partisi, FKF ve daha sonra Dev-Genç içerisinde faaliyet yürüten Cevahir, Mahir Çayan ile bu dönemde tanıştı. THKP-C’nin kuruluş sürecinde yer aldı ve örgütün kurucuları arasında bulundu. Doğu Anadolu bölge sorumluluğunu üstlendi.

    Ancak onu yalnızca bir örgüt yöneticisi olarak tanımlamak eksik kalıyor.

    Arkadaşlarının anlatımlarında Cevahir; çok okuyan, yazan, edebiyatla ilgilenen, güçlü hitabet yeteneğine sahip bir isim olarak öne çıkıyor. Edebiyat dergilerinde yazılar kaleme aldı, Küba Devrimi’nden Kürt meselesine kadar farklı başlıklarda çalışmalar yürüttü. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı. Arkadaşları arasında olgun tavırları nedeniyle “Baba” lakabıyla anıldığı belirtiliyor.

    BABASININ YILLAR SONRA ANLATTIKLARI

    Hüseyin Cevahir’in babası Düzgün Cevahir, yıllar sonra yapılan söyleşilerde oğluna dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

    Oğlunun köyde sevilen, yardımsever ve merhametli biri olduğunu anlatan Düzgün Cevahir, onun İstanbul’a gidişini büyük umutlarla uğurladıklarını söyledi. Bir söyleşisinde ise Maltepe’de öldürülen oğlunun cenazesini gördüğünde yaşadığı acıyı şu sözlerle anlattı:

    “Vücudunda 83 kurşun deliği saydım.”

    Bu ifade, yıllar boyunca Hüseyin Cevahir’in ölümüne ilişkin en çok hatırlanan tanıklıklardan biri oldu.

    DERSİM’DEN TÜRKİYE’YE UZANAN BİR İZ

    12 Mart askeri müdahalesinin ardından yoğunlaşan operasyonlar sırasında Mahir Çayan ile birlikte İstanbul Maltepe’de kuşatılan Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1971’de çıkan çatışmada yaşamını yitirdi. 26 yaşındaydı. Mahir Çayan ise yaralı olarak yakalandı.

    Maltepe kuşatması, Türkiye devrimci hareketi tarihinin en önemli kırılma anlarından biri olarak kabul ediliyor. Cevahir’in ölümü, kısa süre sonra yaşanacak Kızıldere sürecinin de habercilerinden biri oldu.

    Bugün Hüseyin Cevahir; Dersim’in yoksul bir köyünden çıkıp Türkiye devrimci hareketinin önder kadroları arasına giren, doktorluğu bırakıp siyasal mücadeleyi seçen, yazılarıyla ve düşünsel üretimiyle iz bırakan bir devrimci olarak anılıyor.

    Aradan geçen 55 yıla rağmen hem Dersim’in kolektif hafızasında hem de Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde adı yaşamaya devam ediyor. Kimi zaman bir öğrenci lideri, kimi zaman bir yazar, kimi zaman da yarım kalan bir hayatın simgesi olarak hatırlanan Cevahir, ardında yalnızca bir mücadele tarihi değil; adalet, eşitlik ve özgürlük arayışına adanmış bir yaşam öyküsü bıraktı.

    HABER MERKEZİ

  • Nurhak’ta yarım kalan gençlik: Sinan, Kadir ve Alpaslan’ın ardından 55 yıl!

    Nurhak’ta yarım kalan gençlik: Sinan, Kadir ve Alpaslan’ın ardından 55 yıl!

    PİRHA- Henüz yirmili yaşlarındaydılar. Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın Nurhak’ta yaşamlarını yitirmelerinin üzerinden 55 yıl geçti. Aradan geçen yıllar, üç genç devrimcinin bıraktığı izi silmeye yetmedi.

    Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde bazı tarihler vardır ki yalnızca bir olayın değil, bir dönemin ruhunu da anlatır. 31 Mayıs 1971 bu tarihlerden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. O gün Nurhak Dağları’nda yaşamlarını yitiren Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan aradan geçen 55 yıla rağmen yalnızca bir dönemin devrimci gençleri olarak değil aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi, bağımsızlık ve özgürlük arayışının sembollerinden biri olarak anılıyor.

    1960’lı yılların sonu ve 1970’li yılların başı, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de gençlik hareketlerinin yükseldiği bir dönemdi. Üniversitelerde boykotlar, işçi direnişleri, köylü hareketleri ve anti-emperyalist gösteriler ülkenin gündemini belirliyordu. Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan da bu dönemin içinde yetişen, ülkenin geleceğine dair söz söylemek isteyen gençlerdi.

    Ancak 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrasında siyasal atmosfer sertleşti. Muhalif hareketlere yönelik operasyonlar yoğunlaştı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyeleri hakkında yakalama kararları çıkarıldı. O dönemde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan tutuklanmış, haklarında idam istemiyle davalar açılmıştı.

    Sinan Cemgil ve arkadaşları bu süreçte Malatya’nın Kürecik bölgesindeki ABD Radar Üssü’ne yönelik bir eylem hazırlığı içindeydi. Amaçlarının üste görev yapan Amerikan personelini rehin alarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının serbest bırakılmasını sağlamak olduğu belirtiliyordu.

    31 Mayıs 1971 sabahı grup, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı İnekli Köyü yakınlarında güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı. Çatışmada Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan yaşamını yitirdi. Mustafa Yalçıner yaralı olarak yakalandı. O gün yaşananlar, sonraki yıllarda Türkiye sol hareketinin hafızasında “Nurhak Katliamı” olarak yer etti.

    Sinan Cemgil 27, Kadir Manga 25, Alpaslan Özdoğan ise 24 yaşındaydı. Bugün geriye dönüp bakıldığında onların hikâyesi yalnızca siyasi bir tarihin parçası olarak değil, gençliğin umutları, cesareti ve bedelleri üzerinden de okunuyor.

    YILLAR GEÇSE DE UNUTULMUYOR

    Nurhak’tan sonra Türkiye çok değişti. Darbeler yaşandı, hükümetler değişti, kuşaklar yenilendi. Ancak Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın isimleri her 31 Mayıs’ta yeniden anılmaya devam etti. Mezarları ziyaret edildi, anmalar düzenlendi, haklarında kitaplar yazıldı, türküler söylendi.

    Bugün Nurhak yalnızca geçmişte yaşanmış bir olayın adı değil. Aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihindeki çatışmaların, siyasi kutuplaşmaların ve özgürlük arayışlarının simgesel duraklarından biri olarak görülüyor.

    55 yıl sonra geriye kalan yalnızca bir çatışmanın hikâyesi değil. Aynı zamanda bu topraklarda daha adil, daha eşit ve daha özgür bir gelecek hayali kuran üç gencin hafızası. Nurhak’ın üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti ancak Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın isimleri hala Türkiye’nin ortak hafızasında yaşamayı sürdürüyor.

    HABER MERKEZİ