Etiket: 6-7 eylül pogromu

  • DEM Parti’den 6-7 Eylül Pogromu ile yüzleşme çağrısı

    DEM Parti’den 6-7 Eylül Pogromu ile yüzleşme çağrısı

    PİRHA- DEM Parti, 6-7 Eylül Pogromu’nun devlet eliyle gerçekleştirildiğini belirterek yüzleşilmesi çağrısı yaptı. Parti açıklamasında  “Bu utanç verici olayların failleri ortaya çıkarılmalı, mağdurların maddi ve manevi kayıpları tazmin edilmelidir” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu, 6-7 Eylül pogromuna dair yazılı açıklama yaptı.

    Rum, Ermeni, Süryani ve Yahudilere yönelik İstanbul’da başlayan saldırıların tüm Türkiye’ye yayıldığı, binlerce ev, iş yeri, okul ve mezarlığın yanı sıra ibadethanelerin yağmalandığı belirtilen açıklamada, “Sermayenin farklı etnik gruplar arasında el değiştirmesiyle sonuçlanan bu pogromda onlarca kişi öldürülmüş, yüzlerce kadın cinsel saldırıya uğramış, binlerce yurttaş ise baskı ve can güvenliği tehdidi nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır” denildi.

    “BU UTANÇ DEVLETİN ORGANİZE ETTİĞİ BİR SALDIRIDIR”

    Pogromun devlet eliyle yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “O dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in ‘milli hislerin şevkiyle nezih gösteriler’ şeklinde tanımladığı bu utanç, aslında devletin organize ettiği bir saldırıdır. Eski Özel Harp Dairesi Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu’nun, ‘6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi’ itirafı, bu saldırının sermaye ve devlet eliyle nasıl planlandığını gözler önüne sermektedir. Bu utanç verici olayların faillerinin cezalandırılmaması, aksine ödüllendirilmesi ise devletin tarih boyunca süregelen baskıcı politikalarının bir devamıdır” ifadelerine yer verildi.

    Halklara yönelik benzer ırkçı söylemlerin devam ettiği belirtilen açıklamada, “1 Temmuz 2024’te emperyal siyasetlerin savaş politikaları yüzünden göç etmek zorunda kalan göçmenlere yönelik Kayseri’de gerçekleştirilen pogrom girişimi, 1955’te yaşananların benzerlerinin hala sürdüğünü göstermektedir. Kapitalist düzen, ekonomik krizlerde, göçmenleri ve azınlıkları hedef göstererek kendisini kurtarma çabasına girmekte, halklar arası çatışmayı körüklemektedir. Aynı şekilde, göçmen kadınlar en düşük ücretlerle en zor koşullarda çalıştırılmakta ve bu düzenin mağduru haline getirilmektedir” diye belirtildi.

    “FAİLLER ORTAYA ÇIKARTILMALI”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun açıklamasında şunlar belirtildi:

    “Aradan geçen 69 yılda 6-7 Eylül Pogromuyla gerçek bir yüzleşme yaşanmamış, devlet tarafından resmi bir kınama dahi yapılmamıştır. Bu tarihle yüzleşmek sadece geçmişi hatırlamak değildir, gelecekte barışın ve eşit yurttaşlığın tesis edilebilmesi için de gereklidir. Bu utanç verici olayların failleri ortaya çıkarılmalı, mağdurların maddi ve manevi kayıpları tazmin edilmelidir. DEM Parti olarak, bu coğrafyanın kadim halklarıyla birlikte eşit yurttaşlık ilkesini savunmaya ve bu mücadeleyi inatla sürdürmeye devam edeceğiz. 6-7 Eylül pogromunda katledilen yurttaşlarımızı saygı ve hüzünle anıyoruz. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için tarihle yüzleşmenin, gerçek bir barışın ve adil bir düzenin sağlanması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Ankara Şubesi’nden 6-7 Eylül pogromu açıklaması: Zulüm politikaları sürüyor

    DAD Ankara Şubesi’nden 6-7 Eylül pogromu açıklaması: Zulüm politikaları sürüyor

    PİRHA – Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, 6-7 Eylül pogromuna ilişkin açıklama yaparak, katledilenleri andı.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün, Yunanistan’ın Selanik şehrindeki doğduğu evin bombalandığı yalanı ile tetiklenen olayların ardından İstanbul adeta 1955 yılında kana bulandı. Derin devlet tarafından harekete geçirilen ırkçı gruplar, başta Rum ve Ermeniler olmak üzere tüm gayrimüslimlere karşı saldırı düzenledi. Çok sayıda insan vahşice katledilirken, evler, işyerleri ve ibadethaneler de yakıldı, yağmalandı.

    “ACILARIMIZ ORTAK”

    Ana Fatma Cemevi-DAD Ankara Şubesi, 6-7 Eylül pogromunun yıldönümünde “Acılarımız ortak” başlığı ile yazılı açıklama yaptı.

    “Katliam, asimilasyon, acı, zulüm, ölüm ve sürgün politikaları devam etmektedir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “6-7 Eylül 1955’de yaşananlar, devletin kırım, katliam ve utanç günlerinden biridir. Tıpkı Ortaca, Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Madımak ve Gazi katliamları gibi.

    Önceden kurgulanıp tezgahlanır. Gerekçeler aynıdır; ‘ötekilerin varlığına’ tahammül edemeyen güruhu sokağa salıp, yakıp yıkıp can almasına göz yummaktır.

    Resmi kaynaklara göre 4 bin 214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul tahrip edildi. Kiliselere saldırıldı, içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalara zarar verildi. 73 Rum Ortodoks kilisesi ateşe verildi. Taciz, tecavüzlerin yanı sıra saldırıda 11 kişi katledildi. Helsinki Watch örgütünün bir raporuna göre ise katledilenin sayısı 15 olarak kayıtlara geçiyordu.

    Zaman içinde bu olaylara dair çeşitli itiraflar da geldi. 6-7 Eylül olaylarının olduğu sırada Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli olan, 1988-1990 yılları arasında MGK Genel Sekreterliği yapan Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu’na verdiği röportajda 6-7 Eylül olayları hakkında şu demeci veriyordu; “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı.” Bu sözleri Sabri Yirmibeşoğlu tarafından 2010’da bir televizyon kanalındaki röportajında ise bu sefer inkar ediliyordu.

    Dünden bugüne devletin kırım katliam, asimilasyon, acı, zulüm, ölüm ve sürgün politikaları devam etmektedir. Katledilen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Türkiye tarihinin utanç sayfalarından ‘6-7 Eylül pogromu’ 67’inci yılında!

    Türkiye tarihinin utanç sayfalarından ‘6-7 Eylül pogromu’ 67’inci yılında!

    PİRHA-İstanbul Rumları başta olmak üzere Ermeni ve Yahudi halklarına yönelik 6-7 Eylül 1955 tarihinde gerçekleştirilen pogromun 67’inci yıl dönümü. Etnik bir gruba yönelik kolektif şiddetin yaşandığı 6-7 Eylül, Türkiye tarihinin utanç sayfalarından birini oluşturuyor.

    Türkiye tarihinin karanlık ve utanç sayfalarından birisi de 6-7 Eylül pogromudur. 1955 yılının 6-7 Eylül’ü, başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere Müslüman olmayan topluma yönelik gerçekleştirilen linç ve yağma hareketinin yaşandığı tarihtir.

    67’inci yıl dönümünde olduğumuz pogromda resmi verilere göre 11 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Kadınlar cinsel saldırıya uğradı. Bunun yanı sıra 4 bin 214 ev, bin 4 işyeri, 73 kilise, 2 manastır, 1 sinagog, 26 okul ile fabrika, otel ve bar gibi yerlerin bulunduğu toplam 5 bin 317 mekân da saldırıya uğradı.

    6-7 EYLÜL’DE YAŞANANLAR: POGROM!

    6-7 Eylül’de yaşananlar için kullanılan terim: Pogrom! Rusça kökenli bir kelime olan ‘pogrom’, ilk olarak 19. yüzyılda Yahudilere yönelik şiddeti adlandırmak için kullanılmış. Yaşananlar ise Türkiye tarihinde “6-7 Eylül olayları” olarak anımsanıyor. Olan biteni doğru tanımlamak gerektiğini belirten akademisyenler ise “olaylar” denildiğinde yaşananın boyutlarının azımsandığını, kendiliğinden olmuş gibi bir izlenimin yaratıldığını savunuyor.

    ‘Pogrom’ ise şöyle tanımlanıyor: Etnik bir gruba yönelik kolektif şiddet. Kitlenin şiddet uygulayıcısı olarak seferber edilmesi ise pogromun temel özelliği. Kolektif şiddetin içinde yağma, linç, hırsızlık, tecavüz ya da cinayet olabiliyor. 6-7 Eylül 1955’te olan kolektif şiddetin ana hedefi İstanbul Rumlarıydı. Ama Ermeniler ve Yahudiler de bu şiddetin hedefi oldular.

    PAYLAN: 6-7 EYLÜL POGROMU HAFIZA GÜNÜ İLAN EDİLSİN

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da pogromun 67’inci yılı dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifi ile “6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü” ilan edilmesini talep etti.

    Paylan kanun teklifinde şu ifadelere yer verdi:

    “100 bin insanın katıldığı tahmin edilen bir pogromda bu sayı fiilen cezasızlık demektir. Ayrıca, 6-7 Eylül Pogromu sırasında Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli Sabri Yirmibeşoğlu’nun “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi, amacına da ulaştı” açıklamasının işaret ettiği tertibin devlet içinde görevli faillerine yönelik soruşturma ve kovuşturma hiçbir zaman yapılmamıştır. Aksine, pogromun fitilini ateşleyen Oktay Engin ve pogrom sırasında görevini yerine getirmeyen Hayrettin Nakipoğlu gibi isimler, Cumhuriyet dönemindeki pek çok menfi olayda olduğu gibi devlette üst düzey görevler alarak taltif edilmişlerdir.

    Pogrom sırasında mağdurları korumaya çalışan onurlu devlet yetkilileri ve güvenlik güçleri de olmuştur. Cesur vatandaşlar, komşularını korumak için büyük kitlelerin karşısına dikilmiştir. Pogromun ardından TBMM çatısı altında dönemin milletvekilleri yaşananlar karşısında teessürlerini açıkça dile getirmişlerdir. Bu, toplumsal çabayı unutmamak gerekir. Yine de, 6-7 Eylül 1955 Pogromu, Türkiye tarihindeki diğer suçlar gibi yüzleşilmemiş, failleri cezalandırılmamış ve hasarı tazmin edilmemiş bir suç olarak kalmıştır.”

    Paylan teklifinde, 6-7 Eylül 1955’te yaşananların ‘Pogrom olarak tanınmasını, 6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Müzesi ve çeşitli hafıza mekanları kurulmasını, pogromun faillerinin tespit edilmesini ve pogromun sebep olduğu zararların tam anlamıyla tazmin edilmesini talep etti.

    PAYLAN’IN KANUN TEKLİFİ ‘KABA VE YARALAYICI’ BULUNMUŞTU

    Paylan‘ın geçtiğimiz yıllarda pogroma ilişkin TBMM’ye verdiği araştırma önergesi, “kaba ve yaralayıcı” bulunduğu gerekçesiyle işleme konmamıştı. Paylan‘ın “Ermeni Soykırımı’nın Tanınması, Soykırım Faillerinin İsimlerinin Kamusal Alandan Kaldırılması” başlıklı kanun teklifini de TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM İçtüzüğü’ne aykırı olduğu gerekçesiyle iade etmişti. Kanun teklifinin ardından Paylan‘a yönelik tepkiler gelmiş, Paylan da “7 yıldır aynı teklifi veriyorum, böyle bir lince maruz kalmadım” diye konuşmuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL