Etiket: 6-7 eylül

  • Rumlara, Ermenilere, Yahudilere yönelik ‘6-7 Eylül Pogromu’nun 69. yılı

    Rumlara, Ermenilere, Yahudilere yönelik ‘6-7 Eylül Pogromu’nun 69. yılı

    PİRHA-İstanbul Rumları başta olmak üzere Ermenilere ve Yahudilere yönelik faşist gruplar tarafından 6-7 Eylül 1955 tarihinde gerçekleştirilen pogromun 69. yıl dönümü. Etnik bir gruba yönelik örgütlü bir saldırının yaşandığı 6-7 Eylül, Türkiye tarihinin utanç sayfalarından biri. Binlerce Rum Türkiye’den göç etmek zorunda kaldı. 

    Türkiye tarihinin karanlık ve utanç sayfalarından biri de 6-7 Eylül pogromudur. 1955 yılının 6-7 Eylül’ü, başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere Müslüman olmayan topluma yönelik gerçekleştirilen linç ve yağma hareketinin yaşandığı tarihtir.

    BİNLERCE RUM GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI!

    Pogromda resmi verilere göre 11 kişi öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Kadınlar cinsel saldırıya uğradı. Bunun yanı sıra 4 bin 214 ev, bin 4 işyeri, 73 kilise, 2 manastır, 1 sinagog, 26 okul ile fabrika, otel ve bar gibi yerlerin bulunduğu toplam 5 bin 317 mekân da faşist saldırıya uğradı.

    6-7 Eylül Pogromu sonrası Türkiye’de yaşayan binlerce Rum, geride evlerini, işyerlerini, yaşamlarını bırakarak Türkiye’den göç etmek zorunda kaldı.

    6-7 EYLÜL’DE YAŞANANLAR: POGROM!

    6-7 Eylül’de yaşananlar için kullanılan terim: Pogrom! Rusça kökenli bir kelime olan ‘pogrom’, ilk olarak 19. yüzyılda Yahudilere yönelik şiddeti adlandırmak için kullanılmış. Yaşananlar ise Türkiye tarihinde “6-7 Eylül olayları” olarak anımsanıyor.

    ‘Pogrom’ ise şöyle tanımlanıyor: Etnik bir gruba yönelik kolektif şiddet. Kitlenin şiddet uygulayıcısı olarak seferber edilmesi ise pogromun temel özelliği. Kolektif şiddetin içinde yağma, linç, hırsızlık, tecavüz ya da cinayet olabiliyor. 6-7 Eylül 1955’te olan kolektif şiddetin ana hedefi İstanbul Rumlarıydı. Ama Ermeniler ve Yahudiler de bu şiddetin hedefi oldular.

    TBMM 25, 26 ve 27. dönem Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan 2022 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifi ile “6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü” ilan edilmesini talep etmişti.

    Paylan kanun teklifinde şu ifadelere yer vermişti:

    “100 bin insanın katıldığı tahmin edilen bir pogromda bu sayı fiilen cezasızlık demektir. Ayrıca, 6-7 Eylül Pogromu sırasında Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli Sabri Yirmibeşoğlu’nun “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi, amacına da ulaştı” açıklamasının işaret ettiği tertibin devlet içinde görevli faillerine yönelik soruşturma ve kovuşturma hiçbir zaman yapılmamıştır. Aksine, pogromun fitilini ateşleyen Oktay Engin ve pogrom sırasında görevini yerine getirmeyen Hayrettin Nakipoğlu gibi isimler, Cumhuriyet dönemindeki pek çok menfi olayda olduğu gibi devlette üst düzey görevler alarak taltif edilmişlerdir.

    Pogrom sırasında mağdurları korumaya çalışan onurlu devlet yetkilileri ve güvenlik güçleri de olmuştur. Cesur vatandaşlar, komşularını korumak için büyük kitlelerin karşısına dikilmiştir. Pogromun ardından TBMM çatısı altında dönemin milletvekilleri yaşananlar karşısında teessürlerini açıkça dile getirmişlerdir. Bu, toplumsal çabayı unutmamak gerekir. Yine de, 6-7 Eylül 1955 Pogromu, Türkiye tarihindeki diğer suçlar gibi yüzleşilmemiş, failleri cezalandırılmamış ve hasarı tazmin edilmemiş bir suç olarak kalmıştır.”

    Paylan teklifinde, 6-7 Eylül 1955’te yaşananların ‘Pogrom olarak tanınmasını, 6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Müzesi ve çeşitli hafıza mekanları kurulmasını, pogromun faillerinin tespit edilmesini ve pogromun sebep olduğu zararların tam anlamıyla tazmin edilmesini talep etmişti.

    PAYLAN’IN KANUN TEKLİFİ ‘KABA VE YARALAYICI’ BULUNMUŞTU

    Paylan‘ın geçtiğimiz yıllarda pogroma ilişkin TBMM’ye verdiği araştırma önergesi, “kaba ve yaralayıcı” bulunduğu gerekçesiyle işleme konmamıştı.

    PaylanPın “Ermeni Soykırımı’nın Tanınması, Soykırım Faillerinin İsimlerinin Kamusal Alandan Kaldırılması” başlıklı kanun teklifini de TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM İçtüzüğü’ne aykırı olduğu gerekçesiyle iade etmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’li Paylan: ‘6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü’ olarak kabul edilsin

    HDP’li Paylan: ‘6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü’ olarak kabul edilsin

    PİRHA- HDP Milletvekili Garo Paylan, 6 Eylül’ün ‘6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü’ olarak kabul edilmesine dair kanun teklifi sundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, 6-7 Eylül 1955 Pogromu’nda yaşananlar sebebiyle, 6 Eylül’ün ‘6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Günü’ ilan edilmesine dair TBMM’ye kanun teklifi verdi.

    Paylan, “6-7 Eylül 1955 Pogromu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanan ve hâlâ yüzleşilmemiş vahim olaylardan biridir. Resmi verilere göre, İstanbul’da ve İzmir’de Rum, Ermeni ve Yahudilere ait 5 binden fazla mekan ciddi şekilde tahrip edilmiş, yakılmış, yıkılmış ve yağmalanmıştır. Yaşanan Pogromda, çok sayıda kadına cinsel saldırıda bulunulmuş, azınlıklara yönelik sayısız darp vakası yaşanmış ve 10’dan fazla yurttaşımız öldürülmüştür. 6-7 Eylül 1955 Pogromu, Türkiye tarihindeki diğer suçlar gibi yüzleşilmemiş, failleri cezalandırılmamış ve hasarı tazmin edilmemiş bir suç olarak kalmıştır” dedi.

    Paylan, 6-7 Eylül 1955 Pogromu’nun 67. yıldönümünde verdiği kanun teklifinde, 6-7 Eylül 1955’te yaşananların Pogrom olarak tanınmasını, 6-7 Eylül 1955 Pogromu Hafıza Müzesi ve çeşitli hafıza mekanları kurulmasını, Pogromun faillerinin tespit edilmesini ve bu Pogromun sebep olduğu zararların tam anlamıyla tazmin edilmesini talep etti.

    Milletvekili Garo Paylan, “TBMM’nin sorumluluk alıp bu teklifi yasalaştırmasıyla, hem geçmişte yaşanan suçların mağdurlarının acıları hafifleyecek, hem de yüzleşilmeyen suçların tekrarlanmasının önüne geçilmesi sağlanacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • 6-7 Eylül’le yüzleşilmeli-VİDEO

    6-7 Eylül’le yüzleşilmeli-VİDEO

    PİRHA- HDP milletvekilleri kanun teklifi ve araştırma önergesi verirken, İHD İstanbul şubesi de, 6-7 Eylül’e dair video paylaştı.

    Haberin videosu;

    Bu toprakların gördüğü belki de en acı günlerden ikisi 6-7 Eylül. Bu kapkara günlerde; ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi Hıristiyan ve Yahudilere ait ev ve işyerlerini yakıp yıktı, yüzlerce kadına tecavüz edilmiş ve şiddet uygulandı.

    6-7 Eylül’ün 65’inci yıldönümüne dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu kanun teklifi verirken, İstanbul Milletvekili Garo Paylan da Meclis Araştırması açılmasını talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesi ise, 6-7 Eylül’e dair video paylaştı. Akın Birdal’ın da aralarında bulunduğu insan hakları savunucuları, 6-7 Eylül’le devletin ve toplumun yüzleşmesi gerektiği ifade edildi.

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL

  • 6-7 Eylül pogromunun 65’inci yıl dönümü

    6-7 Eylül pogromunun 65’inci yıl dönümü

    PİRHA- 6-7 Eylül 1955 pogromunun 65’inci yıl dönümü. Bu toprakların gördüğü belki de en acı günlerden ikisi. Bu kapkara günlerde; ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi Hıristiyan ve Yahudilere ait ev ve işyerlerini yakıp yıkmış, yüzlerce kadına tecavüz edilmiş ve şiddet uygulandı.

    6-7 Eylül Pogromu’nun fitili, 6 Eylül 1955 saat 13.00’te devlet radyosunda, Mustafa Kemal’in Selanik’te bulunan evinin bombalandığı haberinin anonsu ile ateşlendi. Anadolu Ajansı muhabirinin “Bahçede bir iki dinamit lokumu patladı” şeklinde geçtiği haber, akşama doğru İstanbul Ekspres gazetesi ikinci özel baskısında manşetten “Atamızın Evi Bomba İle Hasara Uğradı” şeklinde piyasaya sürüldü.

    Tam da Maraş Katliamında olduğu gibi saldırılacak ev ve iş yerlerinin bazıları haç figürleri, “GMR” (Gayri Müslüm Rum), “Türk değil” veya “Türk” gibi kısaltmalar ve notlarla işaretlenmiş, saldırılar öncesi Sivas, Trabzon, Kastamonu, Erzincan ve Eskişehir gibi illerden İstanbul’a getirilen işçilere polis eşlik etmiştir.

    Planlı bir saldırı sonrası 6-7 Eylül’ün tıpkı Madımak Katliamının failleri gibi “bulunamasa” da, pogromun gerçekleştirildiği sırada Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli olan Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu’na verdiği röportajda, “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi” açıklamasıyla saldırıların faillerini itiraf etmişti.

    6-7 Eylül Pogromu’nda 11 ile 17 kişi arasında yurttaş yaşamını yitirirken 300 ile 600’ü de yaralandı. Saldırganlardan bazıları Rum erkeklerini zorla sünnet ettirirken, yüzlerce kadın taciz ve tecavüze uğradı. Mezarlıklar, kiliseler, sinagoglar, okullar, dernek binaları, dükkânlar, restoranlar, mağazalar, atölyeler, evler saldırıların hedefi olurken, henüz yeni defnedilmiş cenazeler mezarlardan çıkarılarak cesetler bıçaklandı.

    Resmi kaynaklara göre; saldırılar sırasında 4214 ev, 1004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar vb. yerlerin bulunduğu 5317 tesis saldırıya uğramıştır. Saldırıya uğrayan iş yeri sayısı, bir Yunan kaynağına göre, 4228 ve Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivi’ndeki belgelere göre ise 3900 olarak verilmektedir.

    İstanbul’da saldırılar başlarken, İzmir’de de 20-30 kişilik gruplar bir araya gelerek saldırıları başlattı. 14 ev, 6 iş yeri, bir pansiyon, bir kilise, Yunan fuar pavyonu, Yunan Konsolosluğu binası ve İngiliz Kültür Enstitüsü’nün bulunduğu bina saldırıların hedefi olmuştur. 7 kişi ağır, 50 kişi ise hafif şekilde yaralanmıştır.

    6-7 EYLÜL SONRASI…

    6-7 Eylül Pogromu’nun ardından Türkiye’de yaşayan mağdur halklardan binlercesi Türkiye’yi terk etti. Saldırıların hemen ardından tutuklanan Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti ve gençlik örgütleri üyeleri “Ya bizi serbest bırakırsınız ya da biz bazı şeyleri ifşa ederiz” tehdidini savurunca serbest bırakılmış, onların yerine çoğu fişlenmiş, devletin komünist listelerinden bildiği 40 kişi düzmece iddialarla tutuklanmış ve davalar beraatla sonuçlandı.

    Türkiye futbolunun efsanelerinden Lefter Küçük Andonyanis, “15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleri ile karşılaştım. En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. Sonra çok sordular kim yaptı diye, ama o gün de söylemedim, bugün de söylemeyeceğim” derken, başka bir yurttaş da “En çok dükkanıma ilk taşı atan Fırıncı Yusuf ağırıma gitti, komşuyduk, sabahları tavla oynardık” diyerek yaşananın sadece organize edenlerle kalmadığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.

    (HABER MERKEZİ)