Etiket: 6 Şubat deprem

  • 6 Şubat depremlerinin ardından 3 yıl geçti: Yıkım, ihmal, bitmeyen barınma krizi

    6 Şubat depremlerinin ardından 3 yıl geçti: Yıkım, ihmal, bitmeyen barınma krizi

    PİRHA- 6 Şubat 2023’te Maraş merkezli iki büyük deprem 10 kenti yerle bir etti. On binlerce insan hayatını kaybetti, yüz binlercesi evsiz kaldı. Aradan geçen 3 yıla rağmen barınma sorunu çözülmedi,  depremzedeler şimdi de “rezerv alan” uygulamalarıyla yeni bir mağduriyetle karşı karşıya.

    6 Şubat 2023’te sabaha karşı merkez üssü Maraş olan iki büyük deprem yaşandı. İlk deprem Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 7.7 büyüklüğünde bir depremdi. Yaklaşık dokuz saat sonra 13.24’te ise merkez üssü Maraş Elbistan olan 7,6 büyüklüğündeki ikinci deprem yaşandı.
    Deprem Maraş, Adıyaman, Hatay, Diyarbakır, Antep,Kilis, Malatya, Osmaniye, Adana ve Urfa olmak üzere 10 kenti etkiledi. 13,5 milyon insanın yaşadığı Macaristan topraklarından daha büyük bir alanı etkileyen depremde yüz binler evsiz kaldı.

    KURTARMA ÇALIŞMALARINDAKİ AKSAKLIKLAR

    Deprem bölgelerine kurtarma çalışmaları geç gittiği için on binlerce insan eksi derecedeki soğuklarda enkaz altında donarak can verdi.
    Yıkılan binaların altında yardım isteyen insan çığlıkları bir ülkenin tarihine kara leke olarak geçti.

    Depremler sonucunda resmi rakamlara göre, Türkiye’de en az 53 bin 537, Suriye’de ise en az 8 bin 476 kişi hayatını kaybetti. Türkiye’de en az 107 bin 213, toplam 122 binden fazla kişi ise yaralandı. Depremlerin ardından büyüklüğü 6.7’ye ulaşan 45 binden fazla artçı sarsıntı gerçekleşti, sarsıntılar aylarca sürdü.

    YARDIMLARDA ENGEL VE AYRIMCILIK İDDİALARI

    Kurtarma çalışmalarında organize olamayan iktidar, yardım çalışmalarında da benzer politikalar izledi.
    Bölgeye yardım götürmek isteyen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, Alevi örgütleri engellerle karşılaştı.
    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum AFAD harici koordinasyona müsaade edilmeyeceğini açıkladı.
    Pazarcık’ta HDP ve yöre dernekleri tarafından bir dayanışma alanına dönüştürülen Hasankoca Cemevi’ne o dönemde kayyım atandı.
    Yine deprem kentlerinde yardımların organizesi sırasında özellikle Alevi mahallelerine ayrımcılık yapıldığı da gündeme geldi.
    Bir çok Alevi köyü ve mahallesine yardımlar gitmediği belirtildi.

    KONUT VAATLERİ VE GERÇEKLER

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart 2023’te Antep’in Nurdağı ilçesinde yaptığı konuşmada, “319 bini 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konut yaparak depremzedelere teslim edeceğiz” açıklaması yapmıştı.
    Depremin birinci yılında vaat edilen konutların yalnızca yüzde 2,7’si teslim edilirken ikinci yılda konut yapımı oranı yüzde 31’de kaldı. Depremin üzerinden geçen 3. yılda ise açıklanan resmi verilere göre, deprem bölgesinde 2025 yıl sonuna kadar toplam 455 bin 357 ev ve iş yerinin inşası tamamlandı.

    KONTEYNER KENTLERDE YAŞAM

    Depremden etkilenen 11 ildeki 242 konteyner kentte , toplam 126 bin 583 konteynerde, 360 bin 455 kişi kalıyor. Bu nüfusun 223 bin 72’si kent içindeki konteynerlerde, 137 bin 383’ü ise kırsaldaki konteynerlerde yaşıyor.
    Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın Maraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu’na göre deprem hasarının en yoğun olduğu Hatay’da 156 bin 953 kişi, 153 konteyner kentte yaşıyor. Hatay’ı 67 bin 664 kişi ile Malatya, 55 bin 264 kişi ile Maraş, 42 bin 456 kişi ile de Adıyaman takip ediyor.

    ADALET ARAYIŞI SÜRÜYOR

    6 Şubat depremlerinin ardından adalet arayışı da devan ediyor.
    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarına göre, deprem sorumlularına yönelik 2 bin 31 soruşturma ve 1491 kovuşturma açıldı. Toplam 3 bin 522 dosyadan 149’u karara bağlandı. Soruşturmalar kapsamında 248 kişi tutuklanırken, 1036 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara bağlanan davalarda şu ana kadar 118 kişi hakkında çeşitli sürelerde hapis cezası verildi.

    Davalarda en yüksek cezayı, Adana’da 96 kişiye mezar olan Alpargün Apartmanı’nın müteahhidi Hasan Alpargün aldı. Alpargün’e, “Olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezası verildi. Müteahhitlerin yargılandığı diğer davalarda ise cezalar genellikle 8 ile 21 yıl arasında değişti.

    REZERV ALAN UYGULAMASIYLA YENİ MAĞDURİYET

    Konut krizinin derinleştiği bir dönemde, depremzedeler bu kez de “rezerv alan” uygulamasıyla yeni bir mağduriyetle karşı karşıya bırakılıyor. 2012’de yürürlüğe giren 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu’nda 2023 yılında yapılan değişiklikle, yalnızca riskli alanların değil, mevcut yerleşim bölgelerinin de rezerv alan ilan edilmesinin önü açıldı. Bu değişiklikten sonra ilk büyük uygulama, 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde 270 hektarlık alanın rezerv alan ilan edilmesiyle başladı.
    Resmi verilere göre onlarca ilde riskli alanlar, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanları ile yenileme alanları ilan edildi; ayrıca yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere 70 ilde toplam 60 bin hektarlık rezerv yapı alanı belirlendi.

    6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca insan hala barınma, güvenlik ve onurlu yaşam hakkından mahrum. Enkazın altından kurtulanlar, bugün belirsizlik ve yoksullukla baş başa.

    HABER MERKEZİ

     

     

     

     

  • Hacı Ömer Apartmanı davasında, belediye başkan yardımcısı dahil 10 kişi yargılanacak

    Hacı Ömer Apartmanı davasında, belediye başkan yardımcısı dahil 10 kişi yargılanacak

    PİRHA-Maraş’ta 6 Şubat depremlerinde Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkılması sonucu 70 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak, dönemin Maraş Belediye Başkan Yardımcısı Cuma Tahiroğlu’nun da aralarında bulunduğu proje ve yapı kontrol birimlerinde görevli 10 kişi hakkında, “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    Maraş’ın Onikişubat ilçesinde 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan Hacı Ömer Apartmanı’nda 70 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi ise yaralandı.

    Binanın yıkılmasına ilişkin açılan davada, apartmanı inşa eden kooperatifin yönetim kurulu üyeleri Tevfik Tepebaşı ve Atilla Öz, “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 14 yıl 5 ay 11 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, her iki sanığın da hükmün açıklanmasının ardından tutuklanmasına karar verdi. Diğer sanıklardan Çetin Kurt ve İsmet Koyuncular beraat ederken, yargılama sürecinde vefat eden sanık Süleyman Kemal Duyar hakkındaki kamu davası düşürüldü.

    Karara itiraz eden müşteki avukatları, sanıklar hakkında “olası kastla” ceza verilmesi gerektiğini belirterek istinafa başvurdu.

    10 KAMU GÖREVLİSİNE DAVA AÇILDI İLK DURUŞMA 12 KASIM’DA 

    İddianamede yer alan bilirkişi raporuna göre, apartmanın yıkılmasında Maraş Belediyesi’nin proje ve yapı kontrol birimlerinin “tali kusurlu” olduğu ifade edildi. Bu kapsamda, binanın inşa edildiği dönemde belediyede görev yapan kamu görevlileri; Metin Hurşitoğlu, Cuma Tahiroğlu, Mehmet Sezal, Fahri Yiğitoğlu, Zeynel Abidin Şerefoğlu, Hacı Mehmet Güner, Veli Çiftaslan, Mehmet Dişçeken, Çetin Hurşitoğlu ve Alaittin Doğuç hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla kamu davası açıldı.

    Bilirkişi raporu ve dosya kapsamında, dönemin Kahramanmaraş Belediyesi İmar İşleri Müdürlüğü Yapı Proje ve Kontrol birimlerinde görev yapan sanıkların, görevlerini ihmal ettikleri ve mevzuata aykırı yapı projelerine onay verdikleri belirtildi.

    İddianamede, sanıklar hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edildi. Ayrıca iddianamede, sanıkların ceza almaları durumunda, Türk Ceza Kanunu’nun 53/6. maddesi uyarınca meslek ve sanatlarını icradan yasaklanmaları da istendi.

    10 kamu görevlisi, 12 Kasım 2025 tarihinde Maraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

    PİRHA/MARAŞ

  • Köyden uzak bir bölgede yapılan deprem konutlarına köylüler yerleşmek istemiyor-VİDEO

    Köyden uzak bir bölgede yapılan deprem konutlarına köylüler yerleşmek istemiyor-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat Depremi’nde çok sayıda evin yıkıldığı Adıyaman’ın Çelikhan İlçesine bağlı Aksu (Recep) Köyü’nde 2 senedir devam eden köy konutları hala teslim edilemedi. Aksulu yurttaşlar, depremden dolayı yapılan köy konutlarının kendi köylerinden uzak bir bölgede yapılmasına tepki göstererek, “Herkes kendi köyünün olduğu yerde evinin yapılmasını istiyor” dedi.

    6 Şubat Maraş Pazarcık merkez üssü olan depremde 60’a yakın evin yıkıldığı ve 11 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’ın Çelikhan İlçesine bağlı Aksu (Recep) Köyü’nde konutların yapımı devam ederken, köylüler yeni yapılan konutlardan memnun olmadıklarını söyledi. Yurttaşlar ayrıca köylerinin afet bölgesi ilan edilmesini de istemediklerini belirterek, kararın bozulmasını istedi.

    Tütün ekerek yaşamını idame eden köy halkı, uzak bir mesafede yapılan konutlarda nasıl geçineceklerini ve tarlaya gitmek için günlük 30 km yol kat etmeleri gerektiğini söyledi.

    “BANYO, LAVABO SIKINTISI ÇEKİYORUZ”

    Depremde evlerinin az hasarlı olmasına rağmen konteynerde kalmak zorunda kalan depremzede Medine Şahin, iki sene boyunca zor şartlarda konteynerde yaşadıklarını söyledi. Dar bir alanda yaşamak zorunda kalan Şahin, konteynerde ayağı takıldığı için hem ayağını hem de bacağının kırıldığını ifade etti. Şahin, yaşadıklarını, “Deprem sarsıntıları durursa kendi evimizde kalacağız. Konteynırda kaldığımız için banyo ve lavabo sıkıntısı çekiyoruz. Elektrik faturasını geçen sene veriyorduk bu sene vermiyoruz. Keşke deprem olmasaydı da biz yine fatura ödeseydik” diyerek aktardı.

    Şahin, köylüye yapılan konutların uzak bir mesafede inşa edilmesini de karşı çıkarak, “Evleri uzak yerde yapmışlar. İnsanlar oraya gitmek istemiyor. Herkes kendi köyünün olduğu yerde evinin yapılmasını istiyor” dedi.

    “EVLERİMİZ YIKILIRSA KÖYÜMÜZÜ TERK ETMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    İki senedir evlerinin inşasının devam ettiğini belirten Aksu (Recep) Köyü Muhtarı Mehmet Tokdemir, bu senenin 7’nci ayında teslim edileceğini ifade etti. Tokdemir, kış ayında konteynerde yaşamanın zorlu olduğuna işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Kışın iki soba yakmak mecburiyetinde kalıyoruz. Banyo ve tuvalet iç içe olduğu için kötü kokudan etkileniyoruz, içerde nefes alamıyoruz. Birçok insan yedekten çadır açmış durumda. Depremden sonra tarlalardaki duvarlar yıkıldı, köy yolları bozuldu. Evlerimizin yapılmasını, su şebekelerinin yeniden kurulmasını istiyoruz. Köyümüzün afet ilanı edilmesi kararının kaldırılmasını talep ediyoruz. Köyde yıkılmayan 15 tane ev var, bunların yıkılmamasını talep ediyoruz. Eğer evlerimiz yıkılırsa köyümüzü terk etmek zorunda kalacağız.”

    Köylerinden 15 km uzaklıkta yapılan evlerle ilgili de konuşan Tokdemir, “Yeni yapılan evler bize çok ters ve çok uzakta yapılmış. Köylünün çoğu da kabul etmiyor ve oraya gitmek istemediklerini söylüyor. Yetkililerin buna yönelik adım atmasını ve yardım etmesini istiyoruz” diye ifade etti.

    “KONTEYNERLER YAŞAMAK İÇİN UYGUN DEĞİL”

    Köylerinin uzak bir alana taşınmasından dolayı şikayetçi olan Mehmet Yılmaz, “Yeni yapılan evlerde temiz su yok. Köylünün hiçbiri evlerinin orada yapılmasını istemediği halde evler orada kurulmuş. Devlet oraya gidip başınızın çaresine bakın demek istiyor” ifadesinde bulundu.

    Köylerinin afet bölgesi ilan edilmesine karşı olduklarını söyleyen Yılmaz, “Köyümüzde kalmak istiyoruz. Alt yapıları bozuk bunun için yeniden tamir edilmesini talep ediyoruz. Yeni yapılan evlerin su sorunu var, suları içilecek durumda değil. Bununla ilgili bir düzenlenme yapılsa belki insanlar gidebilir.”

    “3 GÜN BOYUNCA YARDIM BEKLEDİK”

    6 Şubat depreminde ailesini ziyarete gelen ve depremde annesini kaybeden Ayhan Bulut, yaşadıklarına dair şunları anlattı:

    “O gün ailemle birlikte kalıyordum. Kış günüydü ve havalar soğuktu. Depremin olduğu 04.17’de annem beni uyandırdı. Sarsıntıyla birlikte evden çıkarken ev üstümüze yıkıldı annem ve ben çıkamadık. Kısa bir süre sonra anne ve baba diye seslendim ama sadece babamın sesini duyabildim. Beni enkazın altından babam kurtarmaya çalıştı ama gücü yetmedi, komşuları gelip kurtardı beni. 4 saat boyunca beni kurtarmak için çabaladılar. 3 gün boyunca yardım bekledik ve herhangi bir devlet kurumundan yardım gelmedi ve annemi üçüncü günün sonunda cansız bir şekilde çıkarabildik. Kötü bir gündü, çok zordu bizim için.”

    Kamber YILDIZ-Cihan BERK/ADIYAMAN

  • Depremin travması sürüyor: Adıyaman’da antidepresan ilaç satışları arttı-VİDEO

    Depremin travması sürüyor: Adıyaman’da antidepresan ilaç satışları arttı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin etkilediği Adıyaman’da sağlık sorunları devam ediyor.  SES Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, stresten kaynaklı eczanelerde antidepresan ilaçların satışlarının arttığını söyledi. Aydın, depremin üzerinden 20 ay geçmesine rağmen depremin etkilerinin sürdüğünü ifade ederek, “Deprem sadece birinci ay ya da ikinci ayda sürmedi 20 aydır hala etkisi devam ediyor” dedi.

    6 Şubat Maraş Pazarcık merkezli depremde en çok yıkımın yaşandığı illerden biri olan Adıyaman’da halkın sağlık sorunları devam ediyor.

    Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, depremin üzerinden 20 ay geçtiğini ancak sorunların devam ettiğini söyledi. Şehirdeki depremin en çok stresi artırdığını, buna bağlı olarak eczanelerde antidepresan ilaçlarının tüketiminde yükselme olduğun ifade etti. Aydın, yapımı devam eden inşaatlardan oluşan tozların da göğüs hastalıklarına neden olduğunu, buna bağlı hastaneye başvurularda şikayetlerin arttığını kaydetti.

    “STERSE BAĞLI RUHSAL SORUNLARDAN DOLAYI ANTİDEPRESAN İLAÇLARIN SATIŞI ARTTI”

    Deprem sonrası oluşan psikolojik sorunlarla birlikte antidepresan ilaçların tüketiminin arttığına dikkat çeken Aydın, “6 Şubat depreminin en çok hasar aldığı yerlerden bir tanesi Adıyaman. Bununla birlikte kentte ciddi sorunlar oluşmaya başladı. Bunların en başında sağlık sorunları geliyor… Psikolojik sorunlarla birlikte antidepresan ilaçların artışında bir artış var. Yani depremden sonra strese bağlı, kaygıya bağlı psikolojik ve ruhsal sorunlar oluştu. Şu an eczanelerde satışlarının artması bunun en net göstergesidir. Depremle birlikte bir yıkım, bu yıkımla birlikte de bir toz asbest durumu oluştu. Depremin üzerinden 20 ay geçti bir şeyler değişti mi diye bakarsanız hayır bir şey değişmedi maalesef” dedi.

    “İNŞAAT ÇALIŞMALARINDAN OLUŞAN TOZLAR GÖĞÜŞ HASTALIKLARINI ARTTIRDI”

    Yıkımlardan ve toprak yollardan oluşan tozların etkisiyle solunum rahatsızlıklarının artış gösterdiğinin dile getiren Aydın, “Adıyaman’ın kuzeyinde yapılan Toki inşaatlarından oluşan tozların şehrin içine savrulmasıyla birlikte hastanelerde en çok başvurulan polikliniklerden bir tanesi de göğüs hastalıkları poliklinikleri gelmektedir. Sonra enfeksiyon, dahiliye, kardiyoloji… Bu hastalıkların çoğu da tozdan dolayı tetiklenen hastalıklardır. İçme sularından dolayı da ciddi hastalıklar oluşuyor. Bundan 2-3 ay önce salgın hastalık yoktu ama salgın hala devam ediyor” diye belirtti.

    “KONTEYNERLERDE EN BÜYÜK YÜKÜ KADINLAR TAŞIYOR”

    Konteyner kentlerde kadınların yaşadığı sorunlarla ilgili konuşan Aydın, şunları ifade etti:

    “Hastanelerde ve konteyner kentlerde yaptığımız gözlem sonucunda bize bazı şikayetler geliyor. Gebe kadınların düşük yapması, kadınsal hastalıkların arttığıyla ilgili sağlık sorunlarının oluşması… 21 metre karelik alanlarda yaşamak zorunda kalan kadınlar en büyük yükü taşımak zorunda kalıyorlar. Erkek şiddetinin artış göstermesi kadınlarda düşük doğum yapmayı artıran etkenlerden bir tanesi. Hijyenik olmayan ortamlarda yaşamak zorunda kalınması, deprem travmasının devam etmesi kadınlarda ciddi bir gebelik düşüklüğüne neden oluyor. Depremden önce Adıyaman’da sağlık alt yapısı çok yetersizdi. Afili dediğimiz hastanelerinin kapatılarak tek bir hastanede birleştirilmesi hastanelerde hizmet yürütülmesinde bir aksamaya neden oldu. Depremden önce Adıyaman’da bir tane Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi vardı o da hasar aldığı için hizmet veremeyecek durumda. Adıyaman’da zaten tek bir tane Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi vardı onun yükü de başka hastanelere taşındı. Deprem döneminde ağır hasarlı ve yıkılan aile ve sağlık merkezleri bulunuyordu. Şu anda 4 tanesi sadece hizmet verebiliyor. Kısacası depremden önce de sağlık alt yapısında sorunlar varken depremin ardından içinden çıkılamayacak bir duruma girdi.”

    “KADIN DOĞUM DOKTORLARININ HİZMET VEREBİLECEĞİ BİR ORTAMI YOK”

    “Depremde yaşanabilecek alan olmayınca birçok sağlık emekçisinin tayinini başka yerlere vermek zorunda kaldığını ifade eden Aydın, “Hastane hizmetlerinin yetersiz olması, çalışma şartlarının kötü olmasından dolayı buraya gelip daha sonra başka yerlere gitmek isteyen sağlık çalışanları oldu. Biz her platformda şunu söylüyoruz: Depremle birlikte Adıyaman’da yaşamımızı sürdüreceğimiz bir alan kalmadığı için birçok sağlık görevlisi başka yerlere gitmek durumunda kaldı. Çalışma şartlarının zor olması gibi birçok neden sıralayabiliriz. Ama kentte hala yaşam devam ediyor ve hastalıkların sayısı daha da çok arttı. Halkın daha çok sağlık hizmetine ihtiyacı var. Buraya gelen sağlık emekçisini burada tutmaya ihtiyacımız var. Bunun da yerine getirebilmek için sağlık ve yaşam koşullarının düzeltilmesiyle olabilir. Koşulların düzeltilmesiyle ilgili somut bir örnek vermek gerekirse: Burada kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi yıkıldığı için 400 yataklı hastanesinin dahiliye polikliniğinin koridorunda hizmet veriyor. Özellikle kadın doğum doktorlarının hizmet verebileceği bir ortamı yok. Yani oradaki çalışma koşulları çok kötü” diye konuştu.

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI STRES SORUNU YAŞIYOR”

    SES Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın “Hastane personelleriyle yaptığımız görüşmelerde tanık olduğumuz, bizimle bire bir yaşadıkları sorunları dile getiriyorlar. Bu sorunların başında ise stres düzeylerinin artması, uyku problemlerinin oluşması, aileleri içinde uyum sağlayamama gibi etkenler var. Daha önceleri işini severek yapan personeller artık işe gelmek istememeye başladı. Bu da ruhsal yapılarının, psikolojik sorunlarının bir göstergesidir” dedi.

    Son olarak depremle ilgili konuşan Aydın, depremin etkisinin devam ettiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Adıyaman hala depremini yaşıyor. Deprem etkisi sadece birinci ay ya da ikinci ayda sürmedi, 20 aydır hala sorunları devam ediyor. Sağlık alt yapısından tutun, eğitim alt yapısına, yaşam koşullarına kadar ciddi sorunlar var. Bunlar iyileşmediği sürece Adıyaman’da bir gelişme söz konusu olamaz. İyileşme topyekün olur. Şehir düzelmeden sağlık personelinin iyi hizmet vermesi mümkün değildir. Koşullar düzelirse Adıyaman halkının sorunları da çözülebilecektir.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • İsias Otel davasının üçüncü duruşması başladı-VİDEO

    İsias Otel davasının üçüncü duruşması başladı-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerde, Adıyaman İsias Otel’de hayatını kaybedenler için açılan davanın 3’üncüsü görülmeye başladı.

    Adıyaman İsias Otel’de hayatını kaybedenler için açılan davanın 3. duruşması Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı. Dava öncesinde,  siyasilerden oluşan bir heyet de dün Adıyaman’a gitti.

    Mahkeme ikinci duruşmada; tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt ve Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin devamına, 8 sanığın adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına, ayrıca Gazi Üniversitesi dışında mümkünse teknik bir üniversiteden yeniden bilirkişi raporu talep edilmesine karar vermişti. Mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini ise; bugün saat 10.00 olarak belirlemişti.

    Duruşma ardından mahkeme, 14 Mayıs’ta Grand İsias Otel’le ilgili bilirkişi raporunun 9 Eylül Üniversitesi tarafından yeniden hazırlanmasına karar verdi.

    Öte yandan 28 Mayıs’ta ise; Adıyaman Valiliği İl İdare Kurulu, İsias Otel dava dosyasından ayrılan Adıyaman Belediyesi’ndeki kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izni vermişti.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • AABK: Acıları hafifletmeye devam edeceğiz

    AABK: Acıları hafifletmeye devam edeceğiz

    PİRHA- AABK 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan yardımlar adına Alevi halkına teşekkürlerini sunarak, desteğin devam edeceğini duyurdu.

    Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK) 6 Şubat 2023’te gerçekleşen Maraş merkezli depremlerin ardından çok sayıda yardım organize etti. Bu yardımları Alevi halkının da desteğiyle gerçekleştirdiklerini ifade ederek, teşekkür mesajı yayınlayan AABK, şu ifadelere yer verdi:

    “Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, 6 Şubat 2023 depremi sonrasında Türkiye’ye yardım amacıyla düzenlediğimiz deprem çağrısına destek veren herkese yürekten teşekkürlerimizi sunarız. O günden bu yana öğrencilerin eğitimlerine devam etmelerine öncelik vererek barınma konusunda çok önemli yardımlarda bulunduk. Avustralya’dan gelenler de dahil olmak üzere katkılardan yararlanan öğrenci sayısına ilişkin ayrıntılar için lütfen Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın ekteki açıklamasına bakınız. Federasyon olarak acıları hafifletmeye devam edeceğiz. Cömert desteğiniz için bir kez daha teşekkür ederiz.”

    PİRHA/İSTANBUL