PİRHA- 6 Şubat depreminin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, o gecenin çığlıkları hâlâ hafızalardan silinmiyor. Atmalar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Ali Başıbüyük, o korku dolu anları ve sonrasında mahallede gösterilen dayanışmayı PİRHA’ya anlattı.
“O ÇIĞLIKLAR HÂLÂ HAFIZAMDA”
Deprem anına dair konuşan Başıbüyük, yaşadıklarını şöyle aktardı: “6 Şubat depreminde o çığlıklarla uyandık ve o çığlıklar hafızamızda halen yaşıyor. O an kimlerle ne yapacağımızı bile düşünemedik. Herkes sağ mı, var mı, yok mu, onu anlamaya çalışıyorduk. Evden çıkarken dahi evin kopan tuğlalarının başımıza değmemesi için sabırla ve titizlikle dışarıya fırladık. Kimimiz çorapsız, kimimiz pijamasız, kimimiz olduğu gibi dışarı çıktık. O an sadece birbirimize yardımcı olmaya çalıştık” dedi.
KAR ALTINDA İNCE BİR ÇADIR VE ATEŞİN ETRAFINDA HAYAT
Depremin hemen ardından mahalle halkının toplandığı yer, mahallenin parkı olmuş. Başıbüyük, o geceyi ve sonraki günleri şöyle anlattı: “Herkes araçlarına binip kendini korumak için sağa sola koşuşturdu. Parka geldiğimizde bütün insanların açık alanda toplandığını gördük. Kar yağıyordu, hava çok soğuktu. Üzerimize ince bir çadır çektik ki sadece yağmur üzerimize yağmasın. Sonra ateş bulup odun yakmak hepimizin görevi oldu. Mahalle halkı çığlık çığlığa parka koştu, bizse onları teskin etmeye, panik olmamalarını sağlamaya çalıştık” diyerek yaşadıklarını anlattı.
Deprem sonrası ilk günlerde temel ihtiyaçların karşılanmasının en büyük sorun olduğunu belirten Başıbüyük, kendi imkânlarıyla mahalleye destek olduğunu aktardı: “Su, gıda ve yiyecek sıkıntısı yaşadığımızda, küçük bir bakkal dükkanım vardı. 3 gün boyunca mahallenin bütün ihtiyaçlarını karşıladım. Üç gün sonra AFAD çadırları geldi ve parkın bulunduğu alana kuruldu. Biz de yaşam şartlarını iyileştirmeye çalıştık. Ama gördüm ki, insanların dayanışması bambaşkaymış. Elinde ekmek olan, ekmeğini paylaşıyordu.”
ÖNCE ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR
Depremin ardından mahallede önceliğin çocuklar ve yaşlılar olduğunu söyleyen Başıbüyük, dayanışma ruhunu şöyle özetledi: “Önce çocukları ve yaşlıları çadırlara topladık, onların güvenliğini sağladık. Daha sonra sıcak yemek dağıtımı için elimizden geleni yaptık. Herkes elinden geleni ortaya koyduğunu” söyledi.
Başıbüyük, depremde en çok etkilendiği anıyı ise duygulanarak paylaşıyor:
“Tam 20 gün boyunca banyo yapma şansımız olmadı. Bir gün Doktor Ali Bey eşiyle geldi. ‘Hadi hocam buyurun, bizim evde sağlam bir yer var, sizi götürelim, banyo yaptırmak istiyoruz’ dediler. O an hâlâ hafızamdan silinmiyor” diyerek, yaşadığı duyguların tarif edilemez olduğunu belirtti.
PİRHA- 6 Şubat 2023 yılında yaşanan Maraş merkezli depremlerin Malatya’daki tanıklarından Dr. Ali Yalçın, Malatya depremini ve yaşadıklarını kolektif bir çalışmayla, ‘Depremde Hafızam Kaldı’ adlı çalışmayla kitaplaştırdı. Yaşananları birinci gözden anlatan kitap, yaşananlar bakımından bir hafıza oluşturuyor.
6 Şubat 2023’te saat 04.17’de yaşanan ve “asrın felaketi” olarak adlandırılan büyük deprem, 11 ili etkisi altına almıştı. Bu felaket, Malatya’nın hem fiziki hem de psikolojik dokusunu derinden sarstı. Kentte ticaret merkezleri, iş yerleri ve yaşam alanları yerle bir olurken, 1500’e yakın insan yaşamını yitirdi, 6500’e yakın kişi yaralandı. Deprem sonrası ortaya çıkan büyük travma, Malatya’da toplumsal bir dayanışma ile hafızaya dönüştü ve bu hafıza, Dr. Ali Yalçın ve arkadaşlarının hazırladığı bir kitapta somutlaştı.
“DEPREMLE GÜVEN DUYGUMUZU KAYBETTİK”
PİRHA’ya konuşan Dr. Ali Yalçın, o geceyi ve sonrasındaki toplumsal psikolojiyi şöyle anlattı: “6 Şubat sabahı, hepimiz evlerimizde, kendimizi en güvende hissettiğimiz mekânlarda yakalandık depreme. O an güven duygumuzu yitirdik. İnsan psikolojisi, o muazzam güven hissi kaybolduğunda travma başlamış oluyor. Malatya, hayal edilemeyecek boyutta bir yıkım ve travma yaşadı.”
Dr. Yalçın anlatımının devamında, deprem sonrası Malatya’da Afet Dayanışma Platformunu kurduklarını belirterek, 80’e yakın sivil toplum kuruluşunun bir araya geldiğini, dayanışmanın kısa sürede büyüyerek örnek gösterilecek bir noktaya ulaştığını vurguladı.
“İNSANLAR BULABİLDİKLERİ BOŞ ALANLARDA HAYATA TUTUNDULAR”
Yalçın, deprem sonrası dayanışma alanlarının toplumsal hafıza açısından önemini şu sözlerle aktardı: “Depremin ilk günlerinden itibaren Murat Doğan Çocuk Parkı’nda 90 gün boyunca, birbirini hiç tanımayan insanlar bir araya geldi. Acı, travma ve şokun ortaklığıyla insanlar birbirlerine destek oldular, hayata tutunmaya çalıştılar. O günün görselleri hafızalarımıza kazındı.”
Bu süreçte yalnızca fiziksel enkazın değil, aynı zamanda duygusal yıkımın da paylaşıldığını belirten Yalçın, Malatya halkının yaraları birlikte sarmaya başladığını söyledi.
TRAVMADAN UMUDA: KİTABA DÖNÜŞEN HAFIZA
Deprem sonrası yaşananların kaleme alınmasının, hem toplumsal hem de bireysel iyileşme için kritik olduğunu ifade eden Yalçın, hafıza kitabının ortaya çıkış sürecini şöyle özetledi: “Depremle birlikte hafızamızda bir kırılma yaşadık. Bu kırılmayı onarmanın yollarından biri de yaşadıklarımızı yazıya dökmekti. Malatya’da ve şehir dışında yaşayan arkadaşlarımız, kendi cümleleri ve duygularıyla yazdılar. Bu metinleri topladık, gönüllü Doğan Yol Eğitim ekibi de yazıları kitaba dönüştürdü.”
Kitap, hem depremin acısını hem de toplumun yeniden ayağa kalkma mücadelesini belgelerken, gelecek nesillere de bir hafıza bırakmayı amaçlıyor.
“MALATYA KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUYOR”
Dr. Yalçın, üç yılın sonunda Malatya’nın toparlanma sürecine dair şu mesajlar verdi: “Bugün şehir yeniden inşa ediliyor. İnsanlar küllerinden doğuyor. O gün annelerine sığınan çocuklar, bugün yeniden tebessüm ediyor. Toplum bu kırılmışlıktan daha güçlü çıkacak. Tıpkı kemik kırıldığında iyileşir ve bir daha aynı yerden kırılmaz deriz ya, toplum da bu felaketten öyle çıkacak.”
Yalçın, deprem sonrası her kesimden insanın birbirine yardım eli uzattığını, enkazlardan hayatlar çıkardığını ve bu dayanışmanın Malatya’nın toplumsal hafızasında unutulmaz bir yer edindiğini vurguladı.
PİRHA- Beraberiz Derneği kurucu üyelerinden Kübra Özyurt’un annesi Havva Özyurt’un yaşamını yitirdiği Özyurt Apartmanı ile ilgili açılan davanın ilk duruşması Hatay Adliyesi’nde görüldü. Soruşturma genişletilmek ve sanıkların dinlenmesi için 30 Eylül’e ertelendi.
Bugün, 6 Şubat depremlerinde Beraberiz Derneği kurucu üyelerinden Kübra Özyurt’un annesi Havva Özyurt’un yaşamını yitirdiği Özyurt Apartmanı ile ilgili açılan davanın ilk duruşması Hatay Adliyesi’nde görüldü.
Hatay 6 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada şikayetçi Kübra Özyurt ve Alaaddin Özyurt şikayetlerinin devam ettiğini, davanın takipçisi olacaklarını tüm sorumlularının yargılanmasını talep etti. Soruşturma genişletilmek ve sanıkların dinlenmesi için 30 Eylül’e ertelendi.
PİRHA-6 Şubat Depremi’nin yaratmış olduğu sorunları toplumsal bir mücadeleye dönüştürmek için “Beraberiz” derneğini açmaya karar veren 23 gönüllü arkadaştan bir tanesi olan ve aynı zamanda dernek yönetim kurulu başkanı olan Kübra Özyurt, faaliyetlerinin toplumun hafızasını canlı tutmak amacıyla olduğunu belirterek, “Derneği kurmamızdaki itici güç 6 Şubat Depremi oldu” dedi.
6 Şubat Depremi’nin toplum üzerinde bırakmış olduğu etkileri unutturmamak amacıyla ve yıkımların toplum üzerinde yaratmış olduğu tahribatları yaptıkları projelerle canlı tutmak ve unutulmaması adına “Beraberiz” adlı derneği kurduklarını söyleyen kurucu üyelerden Kübra Özyurt, derneğin esas amacının her kesime seslenerek bireysel ve toplumsal fayda sağlayacak projeler yapmak olduğunu belirterek, “Bunlardan bir ders çıkarılması gerekiyor, insanların hesap sorması gerekiyor. İnsanların elinde bir kanıta, bir belleği ihtiyacı var” dedi. Özyurt, hafızanın canlı tutulması için böyle bir karar aldıklarını söyledi.
6 Şubat Depremi ile birlikte 11 şehirde yıkımlar oldu. Depremin şiddeti ve art arda gelen iki deprem çok büyük kayıplara neden oldu. Devlet kurumlarından önce yakın şehirlerden ve sivil toplum kuruluşlarından gelen yardımlar sayesinde enkazlara ulaşılmaya ve ihtiyaçlar karşılanmaya çalışıldı. Sivil toplum örgütlerinin gönderdiği temel ihtiyaçlarla birlikte insanlar, yaşamını sürdürmeye çalıştı.
Deprem çok sayıda insanın hayatına mal olurken geride de birçok insan mağdur kaldı. Yetişmeyen çadırlar, toplanan deprem vergilerinin kayıp olduğu, halka ücretsiz verilmesi gereken çadırların Kızılay tarafından satılması toplumda büyük bir tepkiye neden olduğu gibi toplum dayanışmasının da önemini bir kez daha ortaya koydu.
23 Aralık 2023’te açılan, depremden sonra insanların yaşadığı mağduriyetleri, sorunları, eksikleri ve depremin geride bırakmış olduğu toplumsal travmaya katkı sunmak amacıyla, 22 uzman kişinin bir araya gelerek açmış olduğu “Beraberiz” derneği 6 Şubat depreminden sonra bölgede çalışmalarını yoğunlaştırmaya başladı. Dernek, hem toplumsal dayanışmayı büyütmek hem de depremdeki insanların sorunlarına kolaylık sağlamak için çalışmalar yürütüyor. Özellikle deprem sürecinde insani ihtiyaçları karşılamak, toplumun karşılaşmış olduğu psikolojik sorunlara çözüm üretmek amacıyla aktif bir şekilde çalıştıklarını belirtti.
“6 ŞUBAT DEPREMİ İTİCİ GÜÇ OLDU”
6 Şubat depreminin ardından dernek açmaya karar verdiklerini, deprem döneminde yaşanan ihmaller, eksiklikleri gidermek amacıyla bu böyle bir karar aldıklarını söyleyen Beraberiz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Özyurt, “22 kişi tarafından kurulduk. Kendi alanında uzman kişilerle bir araya gelerek çalışmayı tercih ediyoruz. Derneği kurmamızdaki itici güç 6 Şubat Depremi oldu. Sivil toplum alanında ayrı bir faaliyet yapmamızı düşündürdü. Sorumluların çok büyük eksiklikleri, zaafları, istismarı söz konusuydu. Deprem de bu rant ve istismarın sonucu olarak meydana geldi. Her birimiz farklı alanlarda faaliyet yürütürken, ayrıca böyle bir faaliyet yürütmemiz gerektiğini düşündük. Biz laik, kurumsal, her çocuğun eşit okul hakkına sahip olması gerektiğini düşündüğümüz için ayrıca okul öncesi öğretmen olduğum için bu yönde faaliyetler yürütüyordum. Öğretmenliğe ara vererek Madımak Katliamı Hafıza Merkezi projesinde çalışmaya başladım. Bu esnada yol yürüteceğim arkadaşlarla tanıştım. Bu çalışmada bulunduğum sırada Yol TV Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Akgül, kendisi derneğin fikir sahibi ve bizim de kurum yöneticimiz. Kendisi bize bu konuda ön ayak oldu” diye konuştu.
“İNSANLARIN ELİNDE BİR KANITA, BELLEĞE İHTİYAÇ VARDI”
İnsanların depremden sonra yaşamış oldukları olayları geleceğe taşımak ve unutulmaması için kanıta ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Özyurt, “Alanında uzman olan birçok kişiyle biraraya gelip depremin yarattığı etkiler üzerinden bireysel ve toplumsal fayda sağlayabilecek sistem çalışmalar yapmak istedik. Bu anlamda belirli projeler yapmaya karar verdik. İlk çalışmalarımız deprem oldu çünkü. Kendi hayatımızda ciddi travmalar yaşanırken dolayısıyla gözümüz, kalbimiz, kulağımız deprem bölgesindeydi. Bu sebeple ilk olarak depremde temel insani ihtiyaçlar yanında medyanın çok büyük bir etkisi, önemi vardı. Depremde yaşanılan gerçekleri doğru anlatabilmek o doğruları gösterebilmek, bunları unutturmamaya çalıştık. Çünkü bunlar unutulduğunda önümüze çok farklı süreçler gelebilir. Bunlardan bir ders çıkarılması gerekiyor, insanların hesap sorması gerekiyor. İnsanların elinde bir kanıta, bir belleğe ihtiyacı var” diye belirtti.
Fotoğraf sergisiyle başlayıp sonrasında farklı projelerle yapmaya karar verdiklerini belirten Özyurt, çalışmaları hakkında şu ayrıntılara yer verdi:
“Mahmut Akgül, deprem bölgesini dört defa gezerek, deprem bölgesinde çektiği fotoğraflarla “Bizim Eller” adlı bir fotoğraf sergisi açtık. Yaptığımız serginin fotoğraftan ibaret olmasını istemedik, daha geniş bir perspektiften bakmaya karar verdik. Fotoğraf sergisi, panel, afet zirvesi, deprem bellek kitabı ve sinema belgeseli şeklinde çalışmalar yapmaya başladık.”
“ÇOK DESTEKÇİ DEMEK ÇOK ÇOCUĞA DOKUNABİLMEK DEMEK”
Derneğin açılışından bu yana depremzede çocuklara burs verdiklerini söyleyen Özyurt, daha çok çocuğa ulaşabilmek için desteğe ihtiyacı olduklarını söyledi. Özyurt, şöyle devam etti:
“Sergi ve paneli yürütürken aldığımız bazı destekler oldu. Bu destekler aracılığıyla da depremzede öğrencilere burs vermeye başladık. Şu anda burs verdiğimiz 12 tane öğrenci var. Hala da sırada bekleyen çok öğrenci var, desteğe ihtiyacı olan çok öğrenci var bu anlamda ne kadar çok destekçi demek daha çok dayanışma demek daha çok çocuğa dokunabilmek demek.”
DEPREM BELLEK KİTABI HAZIRLIĞI SÜRÜYOR
Yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Özyurt, “İlk çalışmamızı Almanya’nın Koblenz Cemevi’nde yaptık. Cemevinin kurumsal desteğiyle ve Suavi ve Orhan Doğan’ın katılımıyla panel ve sergi gerçekleştirdik. Şu an “Deprem Bellek” kitabımızın hazırlığı sürüyor. Deprem üzerine yazmak isteyen, sözü olan herkesin bir şeyler kaleme aldığı bir kitap oluyor; içinde şiir de var, iç dökme var, depremzedelerin de yazıları da var. Dolayısıyla Türkiye’de ve uluslararası alanda çalışma yapanlar da var. Çok kapsamlı bir yazı olacak bu anlamda depreme ve 6 Şubat’a çok farklı bir bakış açısı sunabileceğini düşünüyoruz” diye ifade etti.
“HUKUKSAL MÜCADELEM BERABERİZ DERNEĞİYLE TOPLUMSAL MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜ”
Büşra Özyurt son olarak şunları ifade etti:
“6 Şubat deprem felaketinden sonra hızlıca bir seçim sürecine gidildi ve yerelde insanların yaptığı tercihler verdiği oylar bir değişimin ya da “Hakkımızı Helal Etmiyoruz”un başka bir cevabı oldu. Annemin vefatıyla birlikte yürüttüğüm bireysel, hukuksal mücadele Beraberiz Derneği’yle birlikte toplumsal bir mücadeleye dönüştü.
Özellikle yurtdışında bulunan kurumlarla iş birliği içerisindeyiz. Yine nisan da ve mayıs da belirli yerlerde toplumsal mücadelemiz devam edecek. 2026 yılında kitabımız kamuoyuna sunmayı planlıyoruz yine belgeselimizin hazırlığı sürüyor.”
PİRHA-Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi depremden etkilenen Pınarbaşı (Bulam) Belediyesi’ne bir adet kepçe hibe etti.
Depremde 70’e yakın evin yıkıldığı Pınarbaşı (Bulam) Belediyesi’ne Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından bir adet kazıcı-yükleyici kepçe hibe edildi.
Belde, depremle birlikte artan maliyetlerden dolayı beldeye gelen ödeneğin yetersiz olduğunu söylemişti. Belde çalışmaların ilerlemesi için dayanışma ve destek talebinde bulunmuştu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde etkilenen Pınarbaşı Beldesi’ne çalışmalarının aksamaması amacıyla kazıyıcı-yükleyici desteğinde bulundu.
Pınarbaşı Beldesi Eş Başkanı Hüseyin Uzun, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini sunduğunu ifade ederek şu açıklamayı yaptı:
“Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi deprem yaralarını daha hızlı sarabilmemiz için beldemize bir adet kazıcı-yükleyici araç desteğinde bulunarak hibe etmiştir. Bize gösterdikleri dayanışma için kendilerine teşekkür ediyoruz.”
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, depremin ikinci yılında Adıyaman’da halk buluşmasında konuştu. Bakırhan, devletin olanaklarının savaşa hizmet ettiğini belirterek, “Olanaklar HTŞ liderini kırmızı halılarla karşılamaya var ama Adıyaman’ın emekçisine, yoksuluna, Alevi’sine ve Kürt’üne yok” dedi.
Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin 2’nci yıl dönümü dolayısıyla sabah saatlerinde başlayan anma programları devam ediyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla, Adıyaman kent merkezinde bulunan İnci Düğün Salonu’nda halk toplantısı yapıldı.
İktidarın fakirin, fukaranın, yoksulun ölümüne kader dediğini hatırlatan Bakırhan, “Asıl canları götüren, bu büyük yıkımı yaratan ihmal, sorumsuzluktur, önlem almamaktır. Kader olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Hükümet olmak felaketlerin önlemini almaktan geçer” dedi.
“YETKİLİ BİRİNİN İSTİFA ETTİĞİNİ DUYAN GÖREN OLDU MU?”
“Alt yapı yok, imar planına uygun bir çalışma yok, rantçı talancı bir anlayışla yerel yönetimler, çevre ve şehircilik bakanlığı var” diyen Bakırhan, şunları ifade etti:
“Öyle bir alışmışlar ki bizden önce ruhsatları kolay alıyorlarmış biz vermeyince gidin Ankara’dan çevre ve şehircilik bakanlığından alıp geliyor. Sözde inanıyorlar ama deprem vergilerini de başka şeylere harcayacak kadar da yüzsüzler. On binlerce insan yaşamını yitirmiş, tek bir bürokratın, hükümet temsilcisinin istifa ettiğini duyan gören oldu mu? Bir tane normal bakanlığın, müdürlüğün sebep olduğu pratiğinden dolayı can kaybından dolayı bakanlar milletvekilleri başbakanlar istifa ediyor. Peki bu kadar insan yaşamını yitirdi bir tane yargılanan hükümet yetkilisi gördünüz mü? O da yok. Bir de utanmadan deprem bölgelerinde yaptıkları 3-5 binanın önüne geçiyorlar, yaralarımızı sarıyorlarmış.
Adıyaman’ın hangi yarasını sardılar. 64 bin 186 bin konut teslim edeceklerdi. 20 bine yakın konut teslim edilmiş ve 2 yıl geçmiş ama halen 3’te 2’si yok. Buna sebebiyet verenler yargılanmıyor. Kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Milleti kandıramadıkları için Adıyaman’ı kaybettiler. Ama hesabını verecekler. Buna kader ve deprem felaketi deyip işin içinden çıkamayacaklar. Bir gün mutlaka yargılanacaklar. Hiçbir iktidarın hükmü sonsuz değildir.
ELLERİNDEN GELSE BİZİ BUHARLAŞTIRACAKLAR
Kürtlerin, Alevilerin olduğu özellikle kırsaldaki bölgelerde zaten bir şey yok. İnsanlar kendi olanaklarıyla ayakta tutunmaya çalışıyorlar. Ayrımcılık deprem de bile var. Antakya’da Alevi yurttaşların yaşadığı bölgelerde toz toprak ve moloz yığını ve her şey orta yerde duruyor. Ellerinden gelse bizi buharlaştıracaklar.
ÖNLEMLER BU KADAR MI OLUR, BÖYLE Mİ ALINIR?
HTŞ liderini kırmızı halılarla karşılamaya var ama Adıyaman’ın emekçisine, yoksuluna Alevi’sine Kürt’üne gelince yok. Olanak yoksa istifa edin. Bu tür katliamların ve cinayetlerin siyaseti olmaz. Yiten bizim canımız olduğu için yitenin acısını yüreğimizde hissettiğimiz için bunları konuşuyoruz. 2002 yılından bugüne kadar toplanan deprem vergileri ile tam bir milyon konut yapılırdı. Türkiye bir deprem bölgesidir. Peki deprem bölgesinde önlemler bu kadar mı olur, böyle mi alınır? Önlem almayanlar bu işin suçlusu ve sorumlusu değil midir? Sorumluluğu başkasına atan, sorumlu olarak kendini görmeyen, çaycıyı sorumlu gören, memuru sorumlu gören, karar verme mekanizmalarında olmamalarına rağmen onları yargılayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Devlet üç gün sonra geldi ve on gün sonra yardımları dağıtmaya başladı. Asker kışlasından çıkmadı. Şimdi 30 tane Adıyaman’lı Kürtçe anadilinde ‘eğitim istiyoruz’ dese binlerce kişi dışarıya dökülür. İnsanların enkaz altından sesleri kışlalara gidiyordu ama askerin kışladan çıkmasına izin vermediler. Biz unutmadık, unutmayacağız. Bunları unutmak o yitip giden canlara karşı büyük bir vicdansızlık ve saygısızlık olur. Unutmayacağız, affetmeyeceğiz ama hesabını soracağız.”
PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 6 Şubat Maraş merkezli depremlerinin ardından yapılan yardımlarla ilgili detaylı bir rapor paylaştı.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 6 Şubat Maraş merkezli depremler sürecinde yapılan yardımlarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için bir rapor yayımladı.
9 sayfalık raporda, 30 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen AABF Başkanlar Divanı toplantısında yapılan detaylı sunuma değinildi ve ek bilgiler sunuldu.
Raporda, AABF’nin Almanya’da kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, kamu tüzel kişiliklerinin anayasal bir zorunluluk olarak bağımsız mali müşavirler tarafından denetlendiği hatırlatıldı.
2015-2022 yıllarına dair bağımsız denetim raporlarının kurumlarla paylaşıldığının dile getirildiği açıklamada, aynı zamanda 2023-2024 yıllarının denetim raporunun da doğal olarak yapılacağı, üye cemevleri ve kamuoyuyla paylaşılacağı da kaydedildi.
‘Deprem Bağış Bilgilendirmesi’nin detaylı olarak sunulduğu açıklamada, 8 Şubat 2024 ve 19 Ekim 2024 tarihlerinde yayımlanan belgeler eklendi.
PİRHA-6 Şubat depreminin ardından birçok can kaybı ve maddi zarar gören Adıyaman’da halk yaşadıkları sorunlardan dolayı mağdur olduklarını söyleyerek yaşanan sorunların giderilmesini istedi. Adıyamanlı bir vatandaş önceki yıllarda alım gücünün daha fazla olduğunu söyleyerek, “2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum” dedi.
6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremde ağır hasar alan Adıyaman’da sorunlar devam ediyor.
Toplu konutların yapım aşaması sürerken yurttaşlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Halkın bir birçoğu ekonomik nedenlerden dolayı geçimini sağlayamazken depremin sarstığı şehirde insanlar konteynırlarda kalmaya devam ediyor. Aradan 1.5 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin çoğunluğu hala teslim edilmedi.
6 Şubat’ta birçok insanın canını kaybettiği Adıyaman’da ekonomik kriz, devamında alım gücünü de düşürdü. Alınan maaş ay sonunu çıkarmıyor. Yurttaşlar geleceğe dair güvenlerinin olmadığını söyledi.
Adıyaman’lı yurttaşlar, deprem sonrası yaşadıklarını ve ekonomik krizin etkisiyle ortaya çıkan sorunları Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dile getirdi.
“KÖYLÜ ARAZİSİNİ BOŞ BIRAKIYOR”
Çiftçilik işi yapan İsmet Bozkurt, bir işçinin aldığı maaşla harcadığı masrafların aynı oranda olmadığına vurgu yaptı. Bozkurt, “İnsanlar asgari ücretle geçinemiyor. Köyde yaşayan insanlar mazot ve gübre pahalı olduğu için alım yapamıyor. Tarlalarını sürmeyen köylüler arazisini boş bırakmak zorunda kalıyor” açıklamasında bulundu.
Hayvancılıkla uğraşan Yusuf Akdoğan adlı yurttaş, ekonomik krizden etkilendiğini söyledi. Önceki yıllara göre karşılaştırma yapan Akdoğan, “İki sene önce 11 bin liraya aldığımız ineği bugün 180 bin liraya alamıyorum. 2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum. O günden bugüne alım gücüm azaldı. Hayvan yemine zam geldiği zaman ben de süte zam yapıyorum. Maaşı sabit kalan asgari ücretli bir insan bu durumda bir şey alamıyor, çünkü maaşı yükseltilmiyor” dedi.
“BÜYÜK ÜRETECİLER KÖYLÜ ÇİFTÇİYİ BİTİRME NOKTASINA GETİRDİLER”
Ekonomik krizin küçük üreticiye yansıdığını söyleyen Akdoğan, büyük firmaların toptan hayvan ürünlerini satın alırken daha düşük fiyatlara denk getirdiğini şu sözlerle açıkladı:
“Nasıl ki büyük marketler artıp, bakkalın işini bitirdilerse şimdi aynı şekilde hayvancılıkta da benzer durum var. Devletin hayvancılık için çıkardığı desteklemeler çok iyi görünse de halka yansımıyor. Devletin öne sürdüğü şartları ben bir çifti olarak yerine getiremiyorum. Bu şartları yerine getirecek ekonomik güce sahip değilim. Nasıl ki büyük marketler şehirlerde artış gösterip küçük esnafları bitirdilerse büyük esnaflar da köydeki çiftçilerin işlerini bitirme noktasına geldiler.”
Depremden sonra kentte değişiklik olmadığını, şehrin toz içinde kaldığını belirten Akdoğan, “Böyle sürerse birkaç sene sonra insanlar veremden ölecek” şeklinde konuştu.
“ÜLKEYE DAİR UMUDUM YOK”
Depremde oturduğu apartman yıkıldığı için konteynırda yaşayan Aysel Demir, ekonomik kriz hakkında konuştu. Demir, “Ülkenin geleceği için bir umudum yok. Depremde yakınını kaybedenin canı gitti, mal kaybı olan da bu şehri terk etti. Çağın en büyük ahlaksız sürecini yaşıyoruz maalesef” diye konuştu.
“ELİMDE EKMEK ALACAK PARA KALMADI”
Elinde hiçbir işi olmayan bir kadın vatandaş ise pazarda aldığı ürünün pahalığından şikayet ederek, “Devlet bana sadece 3 bin lira veriyor o da bir şey yetmiyor. Şimdi 180 liraya bir kazak aldım. Para kalmadı ki ekmek alayım” diye ifade etti.
“HEM ÜLKE HEM VATANDAŞ OLARAK ZOR DURUMDAYIZ”
Toplum Yararına Programlar (TYP) bünyesinde çalışan güvenlik görevlisi işçisi Ahmet Bozkurt da, hem ülke olarak hem yurttaş olarak zor durumda olduklarına dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:
“Soruna bir sebep aramaktan çok bir çözüm aramak lazım. İşsiz insanlara istihdam sağlanması gerekiyor. Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil. Sanayiye gittiğiniz zaman çalışacak kalifiyeli eleman yok. Bu da giderek üniversiteli işsizlerin sayısını artırıyor. Mesleki alandaki bu eksikliğin önüne geçmek için mesleki alanda istihdam alanı açmak gerekiyor. Önemli olan bizim sosyo-kültürel şekilde eğitilebilir olmamız.”
PİRHA-Adıyaman’da çoğu okulda ikili eğitim verildiğini söyleyen Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, konteynerlerde ders çalışmak zorunda kalan öğrencilerin rahat edemediğini kaydetti. Polat, “21 metre karelik bir konteynerlerde öğrencilerin ders çalışabileceği sağlıklı bir alan yok. Ayrıca okullarda temizlik personeline ihtiyaç var” dedi.
Adıyaman’da 6 Şubat depremiyle birlikte hasar alan okullarda ders verilemediği için binlerce çocuk ikili eğitim (yarım gün) almak zorunda kalıyor. Sabah erken okula gelen öğrenciler, kış saati uygulaması kaldırıldığı için karanlıkta okula gitmek durumunda kalıyor.
Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Zeynal Polat, depremden dolayı artan tozdan kaynaklı hijyen sorunun da arttığını vurgulayarak, “Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 temizlik personelinin olması lazım” dedi.
“HALA İNŞAATI SÜREN OKULLAR VAR”
Polat, 6700 derslikte 160 bin öğrencinin, 9500 civarında öğretmenin yeni eğitim dönemine başlamasına rağmen yıkılan okulların yerine yeni binaların yapılmadığını söyledi.
Polat, “Hala inşaatı devam eden, inşaatı güçlendirilen okullar var. Yaz döneminde birkaç okul güçlendirilmeye alındıysa da hala da devam eden okullar var. Bu şekilde aynı binada ikili eğitim gören öğrencilerin olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda sabah okula giden öğrencilerin karanlıkta okula gitmesi, öğlenci öğrencilerin de çok geç okuldan dönmesi demek. Kış saati uygulamasının olmadığını da düşündüğümüzde bu önümüzdeki zamanlarda öğrencilerin sabah 05.30 gibi okula gitmesi, akşam da geç saatlerde okuldan dönmesi anlamına geliyor. Bizim talebimiz okulların bir an önce normal haline dönmesidir” diye konuştu.
“DEPREM SONRASI ARTAN TOZDAN DOLAYI TEMİZLİK PERSONELİNE İHTİYAÇ VAR”
Yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte okullardaki temizlik sorunun arttığına ve inşaatlardan oluşan tozların hava kirliliğine neden olduğunu söyleyen Polat, şunları ifade etti:
“Okullardaki temizlik personeline ihtiyaç var. Özellikle deprem sonrası kentteki tozu düşündüğümüzde okulların ciddi bir temizlik sorunu var. Bunun için okullarda 3-4 tane temizlik personelinin olması lazım. Okullarda hala temiz suya ulaşmakta yaşanan ciddi sorunlar var. Öğrenciler musluktan akan suyu içmek istemiyor. Belki muslukta akan su temiz olmasına rağmen hiçbir kurum bir açıklama yapmadığı için öğrenciler içmiyor. Biz Eğitim Sen olarak bütün okullara temizlik personelinin ataması için talepte bulunduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın İş Gücü Uyum Programı (İUP) kapsamında başlattığı projeye verilen ücret az olduğu için kimse gidip işe başlamadı. Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü TYP kanunu göre 177 temizlik işçisi aldı. Bunların dağılımına baktığınızda 72’si Adıyaman merkezde, 44’ü Kahta, 29’u Besni, 22’si Gölbaşı. Diğer ilçelere baktığımızda da çalışan temizlik personeli yok.”
“ÖĞRENCİLERİN, ÖĞRETMENLERİN, TÜM KAMU ÇALIŞANALRININ PSİKOLOJİK DESTEK ALMASI GEREKİYOR”
Depremin ardından barınma sorunlarının devam ettiğine işaret eden Polat, “Kimi çalışan arkadaşımız hala konteynerlerde yaşıyor. Hala teslim edilmesi gereken konutlar var. Buna dair bir çalışma yürütülmesi lazım. Depremin devam eden artçıları var. Hem öğrencilere hem öğretmenlere hem kamuda çalışan insanlara bu konuda psikolojik destek verilmesi gerekiyor” dedi.
“21 METRE KARELİK BİR ALANDA DERS ÇALIŞMA İMKANI YOK”
Konteyner kentlerde ders görmenin zor olduğunu kaydeden Polat, “21 metre karelik bir konteynırda öğrencilerin ders görebileceği sağlıklı bir ders çalışma alanı yok. Bu alanda sadece öğrenci yaşamıyor. Bir aileyi dört kişi olarak düşündüğünüzde yaşam alanı mı, diğer ihtiyaçların karşılanması mı, ders çalışma alanı mı? Bir diğeri konteynerlerin birbirine bitişik olduğu için çocuklar ders çalıştığı zaman yan taraftan gelecek bir ses de çocuğun dikkatinin dağılmasına, motivasyonunun düşmesine neden oluyor. Bu nedenle konteyner alanlarında ders çalışılabileceğine imkan vermiyorum” diye belirtti.
PİRHA – 6 Şubat Maraş merkezli depremlerde yıkılan ve 51 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Furkan Apartmanı’nın 19 Temmuz’da görülecek duruşmasında karar beklenirken, aileler TBMM’den adalet çağrısında bulundu.
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, CHP Gaziantep Milletvekilleri Melih Meriç ve Hasan Öztürkmen ile Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 19 Temmuz’da görülecek olan Furkan Apartmanı karar duruşması nedeniyle, depremzede ailelerle Meclis’te basın toplantısı düzenledi.
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, depremzede ailelerin 1,5 yıldır adalet mücadelesi verdiğine işaret etti. Bugüne kadar sadece 190 dava açıldığını ve 134 kişinin tutuklandığını anlatan Karaca, tek bir kamu görevlisinin yargılanmadığını belirtti. Karaca, “Deprem suçları nedeniyle hayatını kaybeden insanlar için adalet sesinin duyulması, sadece 6 Şubat depremleriyle hesaplaşmak için değil deprem ülkesi olan memleketimizde bir daha kimsenin canının yanmaması için bunların emsal olması açısından da oldukça önemli” diye konuştu.
Milletvekillerinin düzenlediği basın toplantısına katılan, depremde çöken Furkan Apartmanı’nda oğlunu kaybeden Seçkin Şahin, “Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum” dedi.
Kızlarını ve eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadelerini kullandı. CHP’li Nermin Yıldırım Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini söyledi.
“DAVAYI HEYET OLARAK TAKİP EDECEĞİZ”
CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç de “Her şeyden önce sözün bittiği yerdeyiz. Mağdurlardan, evlatlarını kaybeden iki anne, söylenebilecek her şeyi en içten duygularla dile getirdiler. Tek talepleri adalet. Biz, hakim değiliz, savcı değiliz; ancak ben bilirkişi raporlarını incelediğimde çok çelişkili raporlar var. Şahsen benim de kafamda çok büyük soru işaretleri uyandırıyor. Ama buradaki mağdur aileler de olmak üzere Türkiye’deki özellikle son 6 Şubat depreminde canları yanan tüm ailelerin yanında olacağımıza burada hepinizin huzurunda söz veriyoruz. Bütün davaları elimizden geldiğince, depremden etkilenen bütün illerin milletvekilleri olarak takipçisi olacağız. Sizin yanındayız, sizi asla yalnız bırakmayacağız çünkü adalet hepimize er geç lazım olacak” diye konuştu.
CHP Gaziantep Milletvekili Öztürkmen de 190 davanın tamamında bilinçli taksirden bahsedilerek yargılama yürütüldüğünü, mağdur yakınlarının “olası kast”tan yargılama yapılması taleplerinin hiçbirinin kabul edilmediğini söyledi. Öztürkmen, “AK Parti eliyle bu yargılamalar etki altında bırakılmıştır” dedi.
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, deprem yargılamalarında sürecin şeffaf yürütülebilmesi için kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izinlerinin verilmesi gerektiğini vurguladı. Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini ifade etti.
“TÜM VATANDAŞLARIMIZ İÇİN ADALET İSTİYORUM”
Çöken Furkan Apartmanı’nda 19 yaşındaki oğlu Emre Şahin’i kaybeden Seçkin Şahin, şunları söyledi:
“Biz yasımızı tutmamız gerekirken bir adalet mücadelesine girişmek zorunda kaldık. Bu adalet mücadelesinde gerçekten çok zor, bizi yıkan, üzen şeylerle karşılaştık. En önemlisi de içeride tutuklu sanık kalmamış olması. Böyle bir karar verilmesi bizi 6 Şubat depreminden daha fazla etkiledi. Tabii ki mahkeme sürecinde karşılaştığımız çok zorluklar oldu. Bilirkişi raporlarında belli olan, kesinleşmiş olan birtakım kolon kesikleri, kaçak katlar ya da müteahhitin yaptığı hatalar olmasına rağmen bize kendimizi ifade etme hakkı verilmedi hiçbir şekilde. Sanık avukatlarına daha çok konuşma hakkı veriliyor. Tabii ki savunma hakkı kutsaldır. Ama onlar dinlenildiği kadar bizim de acımız kutsal. Bizim de dinlenmemiz gerekiyordu. Fakat biz mahkeme heyetinin bize karşı böyle bir anlayışlı tutumu ile maalesef karşılaşmadık. En sonunda verilen bu tutuksuz yargılama kararının bile biz neye dayanılarak verildiğini bilmiyoruz. 19 Temmuz’da Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan dava bizim davamız için karar duruşması olacak. Bu davanın sonuçlanması sadece bizi değil bu ülkede görülen bütün deprem davalarını ilgilendiriyor. Çünkü emsal olacak bir karar çıkacaktır ve buradan çıkacak olan karara göre diğer mahkemelerde karar verilecektir. O nedenle ben mahkeme heyetinin sağduyulu davranmasını istiyorum. Adalet istiyorum. Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum.”
“BU YAŞADIĞIMIZ AFET DEĞİL CİNAYETTİR”
Furkan Apartmanı’nda 23 ve 25 yaşlarındaki kızları ile eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Biz burada adalet arayışı içindeyiz, maalesef kendi ülkemizde. Şu an mahkememiz devam ediyor. 19 Temmuz’da karar duruşması olacak. Şu an içeride hiçbir tutuklu yok. Biz buna sebep olanların, bizim canlarımızın, ailelerimizin yaşam haklarını elinden alan insanların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Bu sadece bizi ilgilendiren bir dava sonucu olmayacak. Biliyorsunuz, Türkiye deprem ülkesi. Bu, ne yaşadığımız ilk ne de son deprem olacak. Burada verilecek olan karar bizimle birlikte, şu an devam eden deprem davalarına ve adalet arayışı içinde olan bütün aileleri de ilgilendiriyor. Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadesini kullandı.
PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak “Hızır insanlığın adil, eşit ve özgürce yaşamasının çağrısıdır. Hızır’a en çok ihtiyaç duydumuz zamanlardan geçiyoruz” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Alevilerin her yıl Ocak ayı sonundan başlayıp Şubat ayı sonuna kadar Hızır Orucu tuttuklarını söyleyerek “İçinde bulunduğumuz Hızır ayı vesilesiyle canlarımızın tuttukları oruçların Hakk katında kabul olmasını diliyorum” dedi.
“HIZIR’A EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ZAMANLARDAN GEÇİYORUZ”
Fırat, 6 Şubat depremlerinin birinci yılında depremzedelerin hala sıkıntılar yaşadıklarına da değinerek şunları kaydetti:
“Hızır insanlığın adil, eşit ve özgürce yaşamasının çağrısıdır. Hızır’a en çok ihtiyaç duydumuz zamanlardan geçiyoruz. Deprem dolayısıyla insanlarımızın yaşadıkları sıkıntılar, ülkenin içinde bulunduğu yoksulluk ve ekonomik sorunlar, iktidarın insanları ötekileştiren söylemleri bunların başında geliyor. Bütün bunların son bulması umuduyla Hızır darda ve zorda olan canlarımızın yardımcısı olsun.”
PİRHA – CHP’nin yeniden aday gösterdiği Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkanı Lütfü Savaş bölge halkı tarafından anmalar esnasında protesto edildi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de depremzedeler tepki gösterdi.
Hatay Antakya’da 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Maraş merkezli depremlerin 1. yıl dönümünde hayatını kaybedenler Hatay’da anıldı.
Depremin meydana geldiği saat olan 04:17’de Yunus Emre Parkı’nda bir araya gelen depremzedeler karanfiller bırakarak ve saygı duruşunda bulunarak depremde hayatını kaybedenleri andı.
CHP’de 10 yıldır Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve 6 Şubat depremleri olduğunda da görevde olan Lütfü Savaş, alanda büyük bir protesto ile karşılandı. Depremzedeler Savaş’ı yuhalarken “İstifa” sloganları da attı. O anları gazeteci Kazım Kızıl kaydetti.
Öte yandan BirGün’den gazeteci Uğur Şahin’in de aktardığına göre alanda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de depremzedeler tepki gösterdi.
CHP tarafından Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne tekrar aday gösterilen mevcut Belediye Başkanı #LütfüSavaş alanı terk ederken yoğun protesto ile karşılaştı. #Hataypic.twitter.com/u92qQEv4BA
Hatay’da hem Sağlık Bakanı Fahrettin Koca hem de Lütfü Savaş’ı yeniden aday gösteren CHP Genel Başkanı Özgür Özel protesto edildi. pic.twitter.com/IbgKHCaZq3
PİRHA- Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, Maraş Merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen depremin 1. yılı nedeniyle yaşamını yitirenler için iskele önünde mumlar yaktı. Kadınlar yürüyüşleri sırasında, “Sadece hayatta kalmak değil, insanca bir yaşam istiyoruz. Unutmuyoruz, affetmiyoruz” dedi.
Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, “Kadınlar unutmadı, unutmayacak” sloganı ile İzmir Karşıyaka Vapur İskelesi’nin önünden Karşıyaka İzban Durağı önüne yürüyerek 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde hayatını kaybedenleri andı. Kadınlar ayrıca Konak Karşıyaka vapurunda eylemin duyurusunu yaptı, eylem alanında ise defne yaprakları bırakıldı, mumlar yakıldı.
‘6 Şubat Depreminin 1. yılında kadınlar unutmuyor, affetmiyor, hesap soruyor” yazılı pankartın taşındığı eylemde sık sık, “Unutmak yok affetmek yok helalleşmek yok”, “Katillerden hesabı kadınlar soracak”, “Yaşasın kadın dayanışması” , “Kızılay halka hesap verecek”, “Hükümet istifa”, “Deprem değil ihmal öldürdü”, “Depremzede kadınlar yalnız değildir” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Emine Akbaba ve Sibel Örkmez okudu.
“HALK DEVLET NEREDE DİYE SORDU”
Açıklama hayatını kaybedenler anısına ses çıkarma eylemi ile başladı. Sermayeye açılan kentlerde, güvenli diye satılan evlerin mezar olduğunu, yaşanan yıkımın sorumlularını bildiklerini dile getirilen Örkmez, “6 Şubat depreminde bir ses yükseldi enkazın altından ‘Devlet nerede?’ Bu ülkenin en büyük kamu kuruluşu Kızılay, halka çadır satarken, insanlar sosyal medya üzerinden hayatta kalmaya çalıştığı zamanda internete kısıtlama getirirken, acil kamusal seferberlik yerine televizyonlarda şov yapıp para toplarken, Erdoğan televizyondan halkı tehdit ederken, bugüne kadar toplanan deprem vergilerine ne olduğunu açıklayamazken, birkaç ay sonra çadırlara “kaçak elektrik kullanıyorsunuz” diyerek elektrik sayacı bağlarken karşımıza çıktı” dedi.
“HAYAT NORMALE DÖNMEDİ”
Deprem bölgelerinde özellikle Hatay’da hayatın normale döndüğü açıklamaları yapıldığını oysa depremin bir yıl sonrasında Cumhurbaşkanı’nın çadırda kalanlar görünmesin diye çadırların kaymakamlık talimatı ile söküldüğünü dile getirilen Örkmez, “Açılan hastanede yeterli ekipman olmadığı için hastalar tedavi edilemiyor, ulaşım olmadığı için hastaneye ulaşım sağlanamıyor, yeterli sayıda personel olmadığı için sağlığa erişim mümkün olmuyor. Her yağmur yağdığında hastaneyi su basıyor. En temel ihtiyaçlar halkın dayanışması ile karşılanmaya devam ediyor. Barınma, beslenme, eğitim, sağlık, ulaşım gibi en temel kamu hizmetlerine erişim sağlanamıyor” diye belirtti.
“KADINLARIN CAN GÜVENLİĞİ YOK”
Kadınların can güvenliği olmadan, taciz ve istismar riski altında; failleri ile çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını dile getirilen Örkmez, “Şiddeti önleyen mekanizmalar işlemediği gibi konteynere kurulan ŞÖNİM’e rüzgarlı havada ağaç devriliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve yoksulluğun derinleştiği deprem bölgelerinde bakım emeği kadınların üzerinde artarak devam ediyor. Depremin ardından kayıp çocuklar cemaat ve tarikatlara teslim edildi” diye kaydetti.
“KATLİAMIN SORUMLULARI AKP ADAYI”
Dönemin Şehircilik ve Çevre Bakanı Murat Kurum’un depremdeki can kayıplarından sorulu olanlardan bir olduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne AKP’nin adayı olarak gösterildiğini anımsatan Örkmez, geçtiğimiz günlerde 130 bin yurttaşın hayatını kaybettiğini itiraf ettiğini aktardı. Örkmez, “Dönemin Hatay Belediye başkanı Lütfü Savaş’ın ise yeniden belediye başkanlığına adaylığı açıklandı. İmar affı çıkaranlar, binaları denetlemeyenler, izin verenler bu katliamın sorumlusudur. Aylardır halktan gerçekleri saklayanlardan bizi enkaz altında bırakanlardan hesap soracağız” diye vurguladı.
TALEPLER
Emine Akbaba ise deprem bölgesindeki kadınlara dair yapılması gerekenleri şöyle sıralandı:
“*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da barınma sorunu hala çözülmedi, büyük bir krize dönüştü. Afet sonrasında sağlanması gereken geçici konutlar ortada yok; hala konteynır bulamamış, çadırda, barakada, serada; yazın sıcaktan, kışın soğuktan hafif-orta hasarlı evlerde kalan aileler var. Sağlıklı, güvenli barınma temel bir haktır; devlet depremzedelere derhal planlı, güvenli, geçici konutlar sağlamalıdır.
*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da, kesintisiz temiz suya erişim hala büyük bir sorun. Derme çatma barınaklarda çamaşır yıkamak, yemek pişirmek, çocuklara düzenli banyo yaptırmak, genel temizlik büyük bir yük olarak kadınların sırtında. Şebeke suyu güvenli biçimde kullanılamıyor. Kesintisiz temiz su temel bir haktır; devlet deprem bölgelerine derhal kesintisiz temiz su sağlamalıdır.
*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da genel sağlık ve kadın sağlığı koşullarında büyük bir kriz yaşanıyor. Menstrual hijyen ürünlerine erişememek kadınların sağlığını tehdit ediyor; hastaneler yetersiz, uzman hekim yok. Toplu ulaşım olmadığı için hastanelere ulaşmak mümkün değil. Depremden bu yana büyük bir travma yaşanan kentlerde ne çocuklara ne yetişkinlere yaygın psiko-terapi desteği sağlanıyor. Sağlık temel bir haktır, devlet deprem bölgelerinde derhal genel sağlık ve kadın sağlığı hakkına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmelidir.
*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da elektrik-internet şebekeleri hala sağlıklı, düzenli çalışmıyor. Elektrik sürekli ve günlerce kesiliyor; elektrik sobasıyla ısınan konteynırlar buz kesiyor; yağmur yağdığında elektrik çarpıyor, yangın çıkıyor. Kesintisiz internete ulaşmak büyük bir sorun. Eğitim hayatına yetersiz-eşitsiz koşullarda devam ederek sınavlara hazırlanan çocuklar internetten yararlanamıyor; yollar hala delik deşik. Devlet deprem bölgelerine derhal güvenli temel altyapı sağlamalıdır.
*Deprem bölgesinde, nitelikli eğitim sağlanamıyor. Çocukların okula giderken kullandığı yollarda enkaz kaldırma çalışmaları sürerken çocuklar molozların olduğu yerlerden okula gitmek zorunda kalıyor, trafik ışıklarının ya da kurallarının olmadığı yerlerden okula ulaşmaya çalışıyor. Çocukların güvenli olarak okula gitmesi sağlanmalı, depremden etkilenen çocuklara takviye dersler yapılmalı, nitelikli-güvenli şartlarda eğitim sağlanmalıdır.
*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’a kadınların şiddete uğradığında başvuru yapabileceği yerler hala yok. Hatay’da konteynıra kurulan ŞÖNİM’in üzerine ağaç devrildi. Şiddete karşı kadınları önleyici hiçbir yasa uygulanamıyor. Kadınlar failleri ile çadırlarda, konteynırlar da yaşamaya mecbur bırakılıyor. Deprem bölgesinden 6824 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmalıdır.
*Deprem bölgesinde kayıp çocuklara ne oldu sorusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından cevapsız bırakılıyor. Çocukların istismara açık olduğu bölgede çocukları şiddete karşı önleyici yasalar etkin olarak uygulamalı, refakatsiz 1912 çocuğa ne olduğu açıklanmalıdır.
*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da çıkarılan rezerv alanlar ile tarım alanları imara açılmakta, acil kamulaştırma ile imar planları oluşturulmakta ve talanın önü açılmaktadır. Yıkılan kentler, devletin ve sermayenin iştahını kabartırken kamusal alanlar yok edilmektedir. Bölgede acil kamusal alanlar oluşturulmalıdır.
*Deprem bölgelerinde zeytinliklere, arazilere, tarlalara istimlak adı altında el konulmasına son verilmelidir. Yıkımın yoğun olduğu bölgede asbeste karşı önlem alınmadan yapılan yıkımlar ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmakta, ilerleyen zamanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Asbeste karşı önlem almadan yıkımlar gerçekleştirilmemelidir. Molozlar yaşam alanlarına yakın bölgelere dökülmemelidir.
*Deprem bölgelerinde özellikle Hatay’da halkın kendi imkanları ile kurduğu yaşam alanları zorla kaldırılarak “konteynır kentlerde” yaşamaya mecbur bırakılıyor. Şartları iyileştirilmeden bölge halkı zorla konteyner kentlere götürülmemeli, ortak yaşam alanları kaldırılmamalıdır.
*Deprem bölgesinde, kadınların üzerindeki bakım emeği katlanarak arttı. Deprem bölgesinde kreş, yaşlı bakım evleri ve çamaşırhaneler kurulmalıdır.
*Deprem bölgesinde özellikle Hatay’da işyerleri yıkılan kadınlara destek sağlanmalı, borçları ertelenmeli, işsiz kadınlara istihdam sağlanmalıdır.”
Sibel, son olarak depremzede kadınlarla hesap soracaklarını ve yeni bir yaşamı inşa edeceklerini belirtilerek şunu söyledi:
“Sadece hayatta kalmak değil, insanca bir yaşam istiyoruz. İzmir’den deprem bölgesine kız kardeşliğimiz ile ellerimizi birleştiriyor, unutmuyor, affetmiyoruz.”
Anma, Hatay’da depremzede kadınların oluşturduğu koronun müzik dinletisinin ardından sona erdi.
PİRHA- 6 Şubat Maraş merkezli meydana gelen depremin birinci yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), depremde can kaybının sorumlusunun hükümetin, imar affını çıkaranların olduğunu belirtti. Depremde Alevilerin ve Kürtlerin yaşadığı yerlerde ayrımcılık yapıldığını belirten ABF, “Bize yaşatılanlarıda unutmuyoruz bize bunları yaşatanları da. Gidenlerimizi de unutmayacağız, kalanları da unutmuyoruz” dedi.
6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen, 11 ilde on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin yaralandığı, onlarca insanın kayıp olduğu depremin birinci yılı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yazılı bir açıklama yaparak, “6 Şubatta bu kadar can kaybının sorumlusu, önlem almayıp, imar afları çıkaranlardır. Kentlerdeki afet toplanma alanlarını ranta peşkeş çekenlerdir. Bize yaşatılanlarıda unutmuyoruz bize bunları yaşatanları da. Gidenlerimizi de unutmayacağız, kalanları da unutmuyoruz” dedi.
Depremde can kaybının yüksek oluşundan hükümetin birinci dereceden sorumlu olduğunu belirten ABF’nin açıklaması şöyle:
“Bilim insanlarının ülkenin depremler kuşağında olduğunu her fırsatta belirtmelerine karşın, yetkililer bırakalım önlem almayı onlarca defa imar affı ile, adeta katliamlara davetiye çıkarmışlardır. 6 Şubat 2023’de 11 ilde meydana gelen depremde on binlerce can kaybı yaşanırken, başta AKP’li Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm yetkililer sanki ülkeyi 22 yıldan bu yana başkaları yönetiyor gibi halkı suçlamışlardır. Hızını alamayan Cumhurbaşkanı, yardım isteyen depremzedelere hakaret etmekten de geri durmamıştır. Günlerce bölgeye yardım götürmeyen hükümet, can kaybının artmasından birinci derecede sorumludur.
“ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN YAŞADIĞI BÖLGELERE AYRIMCILIK YAPILDI”
Yardımlar gelmeye başladığında ise açıkça Alevilerin ve Kürtlerin yaşadığı bölgelere ayrımcılık yaparak yardım göndermemiştir ve halkın gönderdiği yardımlara da engel olmuştur. Depremin daha ilk saatlerinden itibaren Alevi kurum yöneticileri bölgeye akın ederek canları kurtarma çalışmaları başlattılar. Cemevlerini depremzedelere sığınma ve dayanışma merkezlerine dönüştürerek binlerce insana merhem olmaya çalıştı. Tüm ülkedeki ve Avrupadaki örgütlerimiz seferber olmuş ve önce çocuklar ve kadınlar için ihtiyaçlar tespit edilerek dayanışma başlatılmıştır. 6 Şubat depremi özünde iki konuyu daha da görünür kıldı. Bunlardan birincisi AKP’nin doğal afette dahi Alevilere ve muhalif Kürtlere ayrımcılığını somut olarak görmüş olduk. Bir diğer konu ise tüm cemevleri açık tutulurken hiçbir cami kapılarını açmamış ve bölgedeki insanları soğukta sokağa terketmiştir.
“MURAT KURUM İTİRAF ETTİ”
Dünya kamuoyuna can kayıbını 55 bin kişi olarak açıklayan AKP’li yetkililerin, dünyaya yalan söylediklerini yine kendi açıklamaları ile öğrenmiş olduk. AKP’nin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum bir TV programında 130 bin can kayıbı olduğunu itiraf etmiştir. Bu örnekte de görüldüğü üzere ülkeyi yönetenlerin tümü sorumludur.
Depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, bölgeye yeteri kadar yardım götürülmemiş, yardım götüren başta cemevlerimiz olmak üzere siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri engellenmeye çalışılmıştır. AKP iktidarı depremi Alevi düşmanlığının aracına dönüştürerek, “Rezerv kanunu” çıkararak Alevi yerleşimlerini moloz yığınları ile doldurmuştur. Bu, zamana yayılarak gizlenen bir Alevi katliamıdır.
Bizi Madımak’ta ateşe terk edenlerle göçük altına terkedenler aynı zihniyete sahiptirler. 6 Şubat’ta bu kadar can kaybının sorumlusu, önlem almayıp, imar afları çıkaranlardır. Kentlerdeki afet toplanma alanlarını ranta peşkeş çekenlerdir. Bize yaşatılanları da unutmuyoruz bize bunları yaşatanları da. Gidenlerimizi de unutmayacağız, kalanları da unutmuyoruz.
PİRHA – Antakyalı Ortodoks Hristiyanların fikir ve dayanışma platformu olan Nehna, 6 Şubat depreminin 1. yılı yaklaşırken anma etkinliği düzenledi. Nehna kurucularından Ketrin Köprü, “Diğer deprem illerinde bir takım iyileşmeler yaşandı ve bunları görüyoruz ama Antakya’da herhangi bir iyileşme yok” dedi.
Antakyalı Ortodoks Hristiyanların fikir ve dayanışma platformu olan Nehna, Beyoğlu’nda bulunan İstos Ofis’te 6 Şubat depreminin 1. yılı yaklaşırken depremde yaşamını yitirenleri anma etkinliği düzenledi. Kameralara kapalı yapılan anmada, yaşanan acıların paylaşılmasının yanı sıra memleket özlemi yaşayan Hataylı depremzedeler de duygu ve düşüncelerini anlattı.
Anma öncesi Nehna editörü Anna Maria Beylunioğlu ve Nehna kurucularından Ketrin KöprüPİRHA’ya konuştu.
“BİZİM AMACIMIZ KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜN GÜÇLÜ YANLARINI GÜNCEL SORUNLARINI ANLATMAK”
Anna Maria Beylunioğlu, 2021 Ekim ayında Antakyalı Ortodoksları anlama ve anlatma amacıyla kurulan Nehna’dan şöyle bahsetti:
“Bizim amacımız açıkcası kendi kültürümüzün güçlü yanlarını güncel sorunlarını anlatmak. Depremden sonra biraz daha farklı bir hal almaya başladık. Herkes gibi biz de bir yardım çabasına girdik. Bu yardım çabası daha çok sosyal medya üzerinden gerçekleşti. Hepimizin farklı networkleri vardı ve 2 tane mutfak kurulmasına vesile olduk.”
“BUGÜN KAYBETTİKLERİMİZİ ANMAK VE YASIMIZI BERABER TUTMAK İÇİN BURADAYIZ”
Depremden sonra kimsenin yasını paylaşmadığını dile getiren Beylunioğlu, “Herkes yardım çabasında, depremzedesi de bunun içinde ve bir çoğu da İstanbul’da, Ankara’da vesaire. Biz de İstanbul’da olduğumuz için neden burada bir anma yapmıyoruz dedik ve açıkçası içeriği konuşmalardan ziyade biz bir giriş konuşması yapıp insanların duygularını, düşüncelerini, üzüntülerini, yer yer öfkelerini paylaşmasını istemiştik. Çok kalabalık bir etkinlikti. Şimdi de birinci yılındayız. Aynı şekilde bir çok etkinlik yapılıyor, yürüyüş yapılıyor ama bir duygu paylaşımı anlamında bu tip günleri önemli buluyoruz. Sevdiklerimizi andığımız, kaybettiklerimizle tekrar tekrar vedalaştığımız günlerdir. Çünkü kolay bir süreç değil bu. Bugün bu yüzden buradayız. Birinci senesini anmak, kaybettiklerimizi anmak ve yasımızı tutup beraber tutmak için” diye konuştu.
“UMUT YARATAN BİR ŞEY VARSA ANTAKYALILARIN GERİ DÖNMEYE DAİR İNANCI”
Beylunioğlu son olarak şunları kaydetti:
“Antakya şehir merkezi nasıl düzenlenecek? İnsanlar geri dönebilecek mi? Emin değiliz. O yüzden bu endişeyi taşıyoruz. Nehna’da bunu devamlı dile getiriyoruz. Açıkçası tabi ki sağlam binalar yapılması gerekiyor ama şehrin dokusu, şehrin sadece bina dokusu değil, sosyal dokusunun da korunması gerektiğini inanıyoruz. Bundan dolayı da açıkçası endişeliyiz ama Antakyalılar önce tabi ki şehri terk ettiler ama diasporada çok da yapamadılar. Bir çoğunun geri döndüğünü, psikolojik olarak zor şartlarda da olsa Antakya’da olmanın onlara iyi geldiğini biliyorum. Bunu birçok insandan birçok Antakyalıdan, birçok toplantıda duyuyorum. O yüzden bana umut yaratan bir şey varsa o da Antakyalıların geri dönmeye dair inancı.”
“3 GÜN İÇERİSİNDE İLK MUTFAĞI İSKENDERUN’A KURDUK”
Nehna Mutfak’tan bahseden Ketrin Köprü, depremin 3. gününde ilk mutfağı İskenderun’a kurduklarını söyleyerek “Sonra da Samandağ’daki İlyas Kilisesi’ne kurduk. Twitter üzerinden dayanışmayı büyüttük ve mutfağa gelecek malzemeler, mutfağın ihtiyaçları, gönüllüler, aşçı ihtiyaçlarımız, şeflerimiz hepsi. Dönüşümlü bir şekilde oraya gelmeye başladı ve mutfağımız yaklaşık Haziran ayına kadar aktif bir şekilde günde yaklaşık 5.000 kişiye yemek çıkarıyordu. Ben o sırada, bir ay boyunca orada kaldım ve bir ay boyunca o mutfağın işleyişiyle ilgilendim. Çünkü sadece mutfak değildi. Aynı zamanda bir Koordinasyon Merkezi’nde çalışmalar da yürüttük”dedi.
“BEN HATAY’DA DEPREM OLDUĞUNU TELEVİZYONLARDAN DEĞİL AİLEMDEN ÖĞRENDİM”
Köprü, depremin ilk gününden itibaren Hatay’ın ekranlarda olmadığına dikkat çekerek şunları konuştu:
“Ben Hatay’da deprem olduğunu ailemden öğrendim. Oradaki arkadaşlarımdan, kuzenlerimden öğrendim. Televizyonlardan değil. Şu anda da nasıl başladıysa öyle devam ediyor. Orada yaşayan halkın yeniden bir şeyi inşa ederken verdiği mücadele de yüzleştiği o bürokrasiyle bunu görebiliyoruz zaten. Deprem gündeminin artık neredeyse yok sayıldığını görüyoruz. Diğer deprem illerinde bir takım iyileşmeler yaşandı ve bunları görüyoruz. Bunları televizyonlardan da takip edebiliyoruz ama Antakya’da herhangi bir iyileşme yok.”
PİRHA- Mamak Afet ve Dayanışma Platformu, Tuzluçayır’da 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenleri andı. Yapılan açıklamada,”Doğal olarak deprem bir felakettir. Ama bugün ülkeyi yönetenler en büyük felaketlerin başındadır. Bizler bu düzende bizi ölüme terk edenleri not ediyoruz, hesabını soracağız ” denildi.
Mamak Afet ve Dayanışma Platformu, Tuzluçayır’da Maraş merkezli depremler sonucu hayatını kaybedenleri anmak, depremzedelerin sesini duyurmak için bir araya geldi.
Yapılan yürüyüşün ardından Tuzluçayır meydanında toplanan grup, depremin yıl dönümü yaklaşırken basın açıklaması yaptı.
Mamak Afet ve Dayanışma Platformu adına basın metnini Engin Kılıç okudu.
“ACİZLİKLERİNİ ORTAYA SERMİŞLERDİR”
6 Şubat 2023 Elbistan ve Pazarcık depremleri ile sadece 11 il yıkılmadığını tüm ülkenin, ağır bir yüzleşme süreci ile karşı karşıya kaldığını belirten Kılıç, “Depremi aşan bir şeydir bu. Doğal olarak deprem bir felakettir. Ama bugün ülkeyi yönetenler en büyük felaketlerin başındadır. Acıdır ama deprem sürecinde biz bunu da gördük. Aklımıza sadece yıkık binaların görüntüsü kazınmadı. Enkaz altında yakınlarına, kardeşlerine, babalarına, annelerine, insanlara seslenenlerin seslerini duya duya, elleriyle kazıyarak onlara ulaşamamak denilen çaresizliği de gördük. Asla unutmayacağız. Rant ekonomisine dayalı sistemler, insanı temel alan değil kara dayalı düzenler depremin sonuçlarını bizlere göstermiştir. Deprem sonrası da sanki binlerce insan enkaz altında değilmiş gibi, ihaleler açmayı, yeni evler yapmayı söylemişlerdir. Medyasıyla birlikte zaten kendi paralarımızı sanki bir lütufmuş gibi gösterişli bağış kampanyalarıyla acizliklerini ortaya sermişlerdir” değerlendirmesinde bulundu.
“YARDIMLARA EL KOYARAK DAYANIŞMAYI KESMEK İSTEDİLER”
Bölgede gönüllü olan insanların ‘devlete karşı gelenler’ olarak suçlandığının altını çizen Kılıç, şunları söyledi:
“Kendi acizliklerini biz dayanışmayı yaratan, birbirimize sarılan insanları suçlayarak gizlemeye çalışmışlardır. GPRS takılan tırların deprem bölgesi yerine nereye gönderildiklerini ve ne amaçla gönderildiklerini açıklasınlar. Mahallerde, köylerde, okullarda, fabrikalarda insanlar son parasını, giysisini, erzaklarını, oyuncaklarını bölgeye gönderirken, yöneten ahaliler keyfi şekilde yardımlara el koyarak dayanışmayı kesmek istemişlerdir. Daha depremin yaralarını saramamışken, insanlar daha kalacak yer sorunu, içecek su sorunu yaşarken bizlere çarenin seçimlerde olacağı yalanını söylemeye başladılar. O kadar aciz ve sahtekarlardır ki bizler orada ölürken onlar masadan kalkanın, oturanın hesaplarını yaptırmaya başladılar. Biz bunları not ediyoruz. Bizler bu düzende bizi ölüme terk edenleri not ediyoruz. Hesabını soracağız.
Bir yıllık süreç içerisinde yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalanların temel ihtiyaçları dahi karşılanmamış olup barınma sorununa karşı çaresiz bırakılmışlardır. Birçok çocuk okullarına devam edememiş, birçok annesiz-babasız kalan çocuktan haber alınamamış ve bunun takipçisi olunmamıştır.”
“SORUMLULAR BELLİDİR, HESABINI SORACAĞIZ”
EnginKılıç, şunları ekledi:
“Bölgede yaşanan barınma sorunu ise çözülememiş olup göstermelik temel atma törenleriyle insanlara bir tiyatro izlettirdiler. Bölgede yıkıma uğrayan yerleri yandaşlarına peşkeş çekmek için göstermelik ihaleler ile birlikte arazileri kanunsuzca satışa çıkarmışlardır. İnsanların sağlığı hiçe sayılarak enkaz kaldırma çalışmalarında asbest tehlikesine karşı hiçbir önlem alınmamış olup salgın hastalıkların da yayılmasına sebep olunmuştur.
Sorulacak bir hesap, kurulacak yeni bir yaşam var. Bir araya geldiğimizde, birlikte bir yaşam kurabilmenin mümkün olduğunu deneyimlemiş olduk. Bir çok ilde ve mahallelerde kurulan dayanışma platformlarıyla birlikte gücümüzün ne denli büyüyebileceğini görmüş olduk.
Mamak afet ve dayanışma platformu olarak bölgemizde bulunan depremzedeler ile birlikte bu süreci takip edeceğiz, mahkeme salonlarından, enkazı kaldırılmayan bölgelere kadar dayanışmayı büyüteceğiz ve hep birlikte yeni yaşamı inşa edeceğiz.”
“DEPREMİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ AMA ÖFKEMİZ ASLA GEÇMEYECEK”
Adana’da yaşayan depremzede Şiri Balkan, depremin altıncı ayında Hatay’a gittiğini belirterek, “Depremin Hatay’ı ne kadar ağır bir şekilde vurduğu depremden 6 ay sonra bile, Hatay’a bir şey yapılmadığını gördüm. İnsanların umutsuzca bakışlarını, çaresizce bakışlarını gördüm” dedi.
Malatya Çevre Platformu adına konuşan Yoldaş Mustafa Ceylan ise şunları söyledi:
“Bölgede gerçekleşen rantın, yağmanın, doğa talanın farkında değiliz. Başta Malatya olmak üzere Adıyaman, Bingöl, Dersim, Hatay ve Antep tamamen ranta verilmiş. Tamamen dağlarımız, akarsularımız, yaylalarımız rant uğruna peşkeş çekilmiş. Tahmini 5-6bin adet vahşi maden projesi bulunmaktadır. Benim buradan çağrım doğamıza, yaylalarımıza, ovalarımıza, akarsularımıza sahip çıkalım. Çevre mücadelesine de omuz verelim.”
Hataylı depremzede Gamze Atmaca, “Henüz evimin enkazı bile kaldırılmadı. Evet bir yıl geçti ama öfkemiz asla geçmeyecek. Hatay Türkiye’nin kapanmaz yarası oldu. İnsanlar sular altında, çadırlarda, açık hapishane kutusu konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor hala. Su yok çoğu yerde hala, tuvalet, banyo yok, zorunlu ihtiyaçlar yok. İlkel hayatı yaşıyorlar” diye konuştu. PİRHA/ANKARA
PİRHA- Leverkusen Alevi Dergahı’nda, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler anıldı. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği açıklamasında, “Acılarımızı paylaşarak, yaralarımızı sararak, sevinçlerimizi, hayallerimizi paylaşacağımız yaşamı yeniden kurmaya devam ediyoruz” denildi.
Leverkusen Alevi Dergahı’nda depremde yaşamını yitirenler anıldı. Pir Mehmet Erdoğan tarafından verilen gulbangın ardından, Leverkusen Alevi Dergahı yöneticisi Güldane Kabukçu, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin (DAKB) basın açıklamasını okudu. Ardından kahvaltı verildi. Elde edilen gelirin deprem bölgesine gönderileceği açıklandı.
“YAŞAMI YENİDEN KURMAYA DEVAM EDİYORUZ”
6 Şubat 2023’te merkez üstü Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan, 7.7 ve 7.6 şiddetlerinde büyük bir deprem yaşandığını, bu depremlerde 11 il, çok sayıda ilçe, köy ve yerleşim yerinin doğal bir afet ile yıkıldığını hatırlatan Leverkusen Alevi Dergahı yöneticisi Güldane Kabukçu, “Acılar paylaşılarak azalır, yaralar sarılarak iyileşir. Doğal felaketi siyasi politik bir felakete dönüştüren AKP-MHP rejimine karşı; acılarımızı paylaşarak, yaralarımızı sararak, sevinçlerimizi, hayallerimizi paylaşacağımız yaşamı yeniden kurmaya devam ediyoruz” dedi.
Devletin, eksi 23 derecenin altında dondurucu soğuklara rağmen felaket bölgesine 3 gün sonra ulaştığını vurgulayan Kabukçu, “Ancak arama kurtarma çalışmalarını yapmıyor. Başka ülkelerden gelen kurtarma ekiplerini ve yardımları engelliyor, el koymaktan utanmıyor. Hayat kurtarmak için en önemli iletişim aracı olan interneti keserek yaralılar da ölsün mesajı vermekten korkmuyor. Kızılay yardım eli yerine kan, çadır, gıda ve acil ihtiyaç malzemelerini satma cesaretini kendinde buluyor” dedi ve şunları ekledi:
“2 MİLYONDAN FAZLA İNSAN TOPRAĞINI TERKETTİ”
“Bakanlar sokakta sesini yükseltenlere küfür ederek, susturmaya çalışarak, altında can çekişen insanların olduğu yıkımların önünde gülerek, biz muktedirlere acılarınız işlemez mesajı vermekte beis görmüyor. Vatandaşın tepkisini, sesini bastırmanın en kolay yolu olarak OHAL ilan ediyor.
*Kayıtlara 55 bin insan hayatını kaybetti diye yazıldı. Ama kimliği tespit edilemeyen ve sayıları bile bilinmeyen sahipsizler acele ile defnedildi.
*1 milyon 805 binadan 653 bin bina hasarlı gösterildi. Bu veri sadece şehir ve ilçe merkezleri üzerinden hesaplandı.
*2 milyon 200 bin insan yerleştiği evini, toprağını terk etti. Bu veri de sadece resmi kayıtlarda görülendir. Bu sayı daha fazladır.
“KÖTÜLÜK YAPMAYI KENDİLERİNE HAK GÖRDÜLER”
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği açıklamasının devamında Leverkusen Alevi Dergahı yöneticisi Güldane Kabukçu, şunları kaydetti:
“1999 Düzce depremi 2011 Van depremi, İzmir, Elazığ depremlerinde maddi, manevi işlenen hukuki suçların üstü örtüldüğü için 6 Şubat 2023 depremin de her türlü suçu işlemeyi, kötülük yapmayı kendinde hak gördüler. Bu suçların hesabını sormaya devam edeceğimizi belirtmek isteriz.
Kaybolan, her türlü istismara açık biçimde tarikat, cemaat yurtlarına teslim edilen binlerce çocuğun akıbetini sormak, deprem bölgesinde yaygınlaştırılmak istenen uyuşturucu, fuhuş şebekelerine karşı durmak, toplumsal olarak ahlaki, vicdani sorumluluğumuzdur. Depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen deprem bölgesi halkı hâlâ bütün maddi manevi mağduriyet ve kayıpları ile baş başa kalmaktadır.
“DAYANIŞMA RUHUNU BU SÜREÇTE DE SÜRDÜREBİLMELİYİZ”
Depremin ilk saatlerinden itibaren Dünyanın her yerinden insanların dostluk, kardeşlik, yoldaşlık, Can Cana dayanışma çabası, deprem mağdurlarının acılarını bir nebze olsun azaltmaya yardımcı oldu. Yardımlaşma, dayanışma zayıf da olsa yaşamı yeniden örgütlemeye de devam ediyor.
Rêya Haq Alevi inancını taşıyan her can, her Dergah, köy dernekleri ve halk inisiyatifleri bir yıl önce ortaya koydukları dayanışma ruhunu bu süreçte de sürdürebilmeliyiz.
“YAŞAM HAKKININ KUTSALLIĞINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Biz DAKB üyeleri olarak sorumluluklarımızın ve yükümüzün ağırlığının farkındayız. Bu nedenle yönümüzü, yüreğimizi ve dayanışmacı elimizi ülkemizden, köyümüzden, toprağımızdan çekmeyeceğimizin sözünü veriyoruz. Avrupa’dan topraklarımıza köprüler kurarak kaybettirilmek, unutturulmak isteneni koruyup büyütmenin ve sahiplenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Kadınlar ve gençler aracılığıyla yaşam hakkının kutsallığına sahip çıkacağımızı belirtiyoruz.
Alevi inancının ikrarı ve sevgisi, dayanışmacı ruhu ile acılarımızı azaltmak, yaralarımızı sarmak, mağduriyetlerimizi gidermek, kayıp çocuklarımıza sahip çıkmak, kadınların engellilerin, hastaların, çocukların mağduriyetlerini gidermek, doğduğumuz, büyüdüğümüz ve öldüğümüz topraklarımızı terk etmemek için, Alevisi, Arabı, Türkmeni ile toplumsal dayanışmamızı büyüterek her türlü kötülükten kurtulma mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz. Xızır ayının bu kutsal günlerinde; Xızır darda ve zorda olanları korusun.”
PİRHA- MARDEF Yönetim Kurulu, 6 Şubat Depreminin birinci yıl dönümünde bir mesaj yayınladı. Açıklamada, “6 Şubat’ta devlet bu depremin enkazı altında kaldı. Özellikle hayat kurtarmak için dakikaların sayıldığı o günlerde mahallelerimizde, köylerimizde devleti görmedik. Bundan dolayıdır ki birçok insanımız soğukta enkazın altında kalarak yaşamını yitirdi” denildi.
Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Yönetim Kurulu, 6 Şubat Depreminin yıl dönümüyle ilgili bir mesaj yayınladı. “6 Şubat 2023 tarihinde yüreklerimizi sarsan depremin 1. yıl dönümünde, yaşadığımız acıyı bir kez daha paylaşmanın hüznü içindeyiz” denilen açıklama şöyle:
“O GÜNLERDE DEVLETİ GÖRMEDİK”
“Bu yıl dönümünde üzücü bir gerçekliği de hatırlatmak zorundayız: 6 Şubat’ta aslında devlet bu depremin enkazı altında kaldı. Özellikle hayat kurtarmak için dakikaların sayıldığı o günlerde mahallelerimizde, köylerimizde devleti görmedik. Bundan dolayıdır ki birçok insanımız soğukta enkazın altında kalarak yaşamını yitirdi.
Bu nokta da şu soruyu sormak gerekiyor: Biz, daha doğrusu sizler olmasaydınız; örgütlü gücümüz, derneklerimiz, kurumlarımız olmasaydı ne olurdu? Bu anlamıyla bu zorlu süreçte birbirimize destek olmanın ve güçlenmenin, toplumsal dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
“BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORLUKLARIN ÜSTESİNDEN GELMENİN ANAHTARIDIR”
Bugün, geçmişte yaşadığımız acıları hatırlayarak, birbirimize olan sorumluluğumuzu bir kez daha kavramalıyız. Depremde zarar gören yerleşim alanlarındaki insanların yeniden ayağa kalkma mücadelesine tanıklık ederken, onların azmi ve kararlılığı bizi umutlandırıyor. Unutmayalım ki, birlikte hareket etmek, zorlukların üstesinden gelmenin anahtarıdır. Depremin etkilediği bölgelerde yaşayan insanlara destek olmak, onların yeniden inşa süreçlerine katkıda bulunmak için elimizden geleni yapmalıyız.
“BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ, BİRBİRİMİZE DAHA YAKINIZ”
Toplumumuzun dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir arada tutarak, depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışmaya devam etmeliyiz. MARDEF olarak, birlikte daha güçlüyüz ve bu birliktelikle gelecekteki zorlukların üstesinden geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyoruz.
Birlikte daha güçlüyüz, birbirimize daha yakınız.
Bu anma mesajı, sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda birbirimize olan bağlılığımızın ve güçlü dayanışma duygularımızın bir ifadesidir. MARDEF ailesi olarak, yaşanan zorlu süreçlerde bir araya gelip birbirimize destek olma kararlılığımızı yineleyerek, depremin birinci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, hayatta kalanlara ise güç ve umut diliyoruz.”
6 ŞUBAT DEPREMİ ANMA ETKİNLİKLERİ:
Depremin 1. yıl dönümünde, Avrupa ve Türkiye genelinde düzenlenecek anma etkinlikleri de şunlardır:
Anmalar çoğu yerde Merkezi yapılmaktadır. Bunun dışında da çoğu köy veyahut dernek yerelde de benzer etkinlikler düzenlemektedir:
Avrupa:
– 04.02.2024 Saat 13:00-16:00, Grand Palast Lengnau, Weststrasse 3, 5426 Lengnau /İsviçre
– 06.02.2024 Saat: 17:00-18:00, Brandenburg Tor, Berlin / Almanya
– 11.02.2024 Saat: 10:00 Düğün Salonu Köln Kalk, Wipperfürter Str. 33-35, 51103 Köln / Almanya
– 11.02.2024 Saat: 13:00, Maxon Derneği ve Villingen Schwenningen Cemevi, Gewerbe Str. 9, 78054 Villingen-Schwenningen / Almanya
– 06.02.2024 Saat 12:00, Kahramanmaraş Enser Sitesi Önü Anma ve Basın Açıklaması
– 06.02.2024 Saat: 04:17, Gaziantep Ayşe Polat Sitesi önü. Basın Açıklaması ve Anma (Gaziantep Emek ve Demokrasi Güçleri)
– 06.02.2024 Saat: 17:30, Gaziantep/İslahiye Demokrasi Meydanı. Basın Açıklaması ve Depremde hayatını kaybeden üyelerin Ailelerini ziyaret (Gaziantep Emek ve Demokrasi Güçleri)
PİRHA-6 Şubat depreminde yakınlarını kaybeden ailelerin kurduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde adalet nöbetinde. Burada yapılan açıklamada, “50 bin insanın ölümünün yetersiz görülmesi ve giden canlarımızın sadece bir sayıdan ibaretmiş gibi algılanması 6 Şubat’tan itibaren her türlü zorluğa maruz bırakılan bizleri derinden üzmektedir” denildi.
6 Şubat depremlerinin ardından açılan davalar için adalet nöbeti yapan Adalet Peşinde Aileleri Platformu Ankara Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Depremde yakınlarını kaybeden ailelere Alevi kurum temsilcileri, hukuk örgütleri, siyasi parti temsilciler ve demokratik kitle örgütleri de destek verdi.
Açıklamayı, 6 Şubat depremlerinde ailesinden kayıplar veren ve Adalet Peşinde Aileleri Platformu temsilcisi Döne Kaya okudu.
Açıklamada, “Katillerden hesabı halk soracak” sloganı atıldı.
“SORUMLULAR ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMELİ”
6 Şubat depremlerindeki tüm sorumluların adalet karşısında hesap vermeleri gerektiğini belirten Kaya, “Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde resmi rakamlara göre en az 50 bin insan yaşamını yitirdi. Bunun yanı sıra 35 binden fazla bina yıkıldı, 300 bine yakın binada da ağır hasar oluştu. 1.5 milyon insan evsiz kaldı. Bu felaketin tek sebebi deprem değil ayrıca insan yaşamına uygun güvenli şehir inşa etmeyenlerdir. Kim olursa olsun tüm sorumlular yargılamaya tabi tutulmalıdır. Ülkemizde daha önce meydana gelen depremlerde olduğu gibi yargılamalar sonuçsuz kalmamalı, tüm sorumlular adalet karşısında hesap vermeliler” dedi.
“‘KADERDİ’ GİBİ SÖYLEMLERE SIĞINMAYACAĞIZ”
“Yasımızı tutamadık, ölenlerimizin naaşlarını bulmayı bekledik, daha kayıplarımızı bulamazken enkazları kaldırmaya geldiler. Gerekli numunelerin alınması için enkazların başında biz bekledik. Enkazlardan yeterince numune aldıklarını sandık. Ancak yanılmışız” diyen Döne Kaya, şunları kaydetti:
“Depremden hemen sonra toplumun öfkesini azaltmak için bazı binaların müteahhitleri tutuklandı. Sorumlu olan müteahhitlerin tutuklanması yasa gereğidir. Ancak mevzuatın emrettiği gibi, bina yapımında sadece yapı müteahhitleri değil ilgili kamu görevlilerinin de sorumluluğu açıkça belirtilmiştir. Sorumluluğu bulunan herkesin tespit edilmesi, adil ve etkin bir yargılamaya tabi tutulması esas talebimizidir. Adaletin tecelli etmesi için 50.000 ölümün yetersiz görülmesi ve giden canlarımızın sadece bir sayıdan ibaretmiş gibi algılanması 6 Şubat’tan itibaren her türlü zorluğa maruz bırakılan bizleri derinden üzmektedir. Bizler, 6 Şubat günü enkazdaki sevdiklerimizin kurtarılmasını beklerken devlet en temel görevlerinden biri olan yurttaşlarının sağlıklı ve güvenli barınma hakkı sağlama görevini yerine getirmemiştir. Hata yaptık, geç geldik itirafını biz değil sayın cumhurbaşkanı kendi söylemiştir. Yemek yoktu, su yoktu, çadır yoktu, başımıza gelen bu felaket ‘kader’di gibi söylemlere sığınmadık, sığınmayacağız. Ayrıca 6 şubat günü, AFAD Kızılay gibi kurumların ne kadar yetersiz olduğunu hep birlikte gördük.”
“DAHA KAÇ AY BEKLEYECEĞİZ”
Daha kaç ay bekleyeceğiz? diye soran Kaya, “Bugün burada nedenini sormak ve süreç boyunca yaşadığımız hukuksal problemleri dile getirmek için toplandık. 11 ay boyunca sorulmayan, cevaplanmayan sorunlarımız ve sorularımız var. Davası açılmış dosyalarda sanıklar olmadan yargılamanın yapılmayacağını hepimiz biliyoruz. Depremin yaşandığı 11 ilde bazı soruşturma dosyalarındaki evraklar eksik, binaların ruhsat evrakları yok, tadilat gören binaların tadilat ruhsatları yok. Bunlar yoksa ilgili kamu kurumları, ilgili mevzuat, yapı denetim firmaları niye var? Göstermelik kanun, göstermelik kurum, göstermelik denetim makamına gerek olmadığını düşünüyoruz.
Yaşamını yitiren insan sayısı, yaralanan insan sayısı, kayıp insan sayısı, hangi binada kimin öldüğü ne zaman netleşecek?” dedi.
Mücadelemiz bitmedi, bugün burada sadece 6 Şubat’ta ölenlerin hesabını sormak için değil 6 Şubat’ta enkaz altında ölmeyen ancak hala insani bir yaşam bekleyen herkesin haklarını savunmak için bulunuyoruz” diyen Kaya şöyle devam etti:
“Bizim, bizden sonrakilerin ve onlardan sonra gelecek olanların yaşamları için depreme dirençli kentlerin yapılmasını talep etmek için buradayız. Bizden başka kimsenin deprem için hak arayışında olmadığı için buradayız. Çocukların annesiz, babasız, kalmaması için; annesi babası enkazda kalan ve tek başına hayatta kalan bebeklerin olmaması için buradayız.”
“MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Yakınlarını kaybeden ailelerden söz alanlar ise mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini belirtirken, bu depremin bir afet değil katliam olduğuna vurgu yaptılar.
Aileler, devletin gerekli müdahaleyi yapmadığını belirtti. Hesaplaşmak istediklerini söyleyen aileler, sorumluların yargılanmasını istedi.
Aileler, açıklamanın ardından adalet nöbetine başladı.