Etiket: 6284

  • Samandağ’da kadınlar eylem yaptı: Ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!-VİDEO

    Samandağ’da kadınlar eylem yaptı: Ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!-VİDEO

    PİRHA-Hatay’da kadınlar, son günlerde artan kadın cinayetlerine ilişkin eylem yaptı. Yapılan eylemde, “Bunlar cani, sapık, hasta ve münferit değil devletin önlemediği erkek şiddetidir” denilerek 25 Kasım’da erkek şiddetine karşı yan yana ses çıkarmak için çağrı yapıldı.

    Mor Dayanışma ve Liseli Cadılar, son günlerde artan kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Samandağ’da Eski PTT önünde bir araya gelen kadınlar Abullah Cömert Parkı’na kadar “Kadın cinayetleri son bulana kadar size huzur yok!” yazılı pankart ve sloganlar atarak yürüdü.

    “ERKEK ADALETİN ELLERİNDE KATLEDİLEN KADINLARIN KANI VAR”

    “Bu ülkede her gün katlediliyor, tacize ya da tecavüze uğruyoruz” diyen kadınlar, “AKP İktidara geldiğinden beri artan şiddetle kadınlar, lgbti+’lar, çocuklar, hayvanlar yani anlayacağınız ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!”dedi.

    Kadın düşmanı politikalarla hayatımızı kuşatmaya devam ediyorlar. Failleri cezasızlık politikaları ile ödüllendirip cesaretlendiren ‘’erkek adaletin’’ AKP-MHP rejiminin erkek egemen hukuksuzluk ve cezasızlık rejiminden cesaret aldığına dikkat çeken kadınlar, “Yasaları uygulamayarak failleri serbest bırakarak, insanları şiddeti izlemeye iten bu çürümüş düzene teslim olmayacağız” dedi.

    “KUTSAL AİLE DİYEREK KADINLARI VE ÇOCUKLARI HAPSETMEYE ÇALIŞTIĞINIZ AİLENİZDE ŞİDDET VAR”

    Katledilen kadınların ardından ‘’sıfır tolerans’ diyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mahinur Özdemir Göktaş’a ” İstanbul Sözleşmesini feshedip 6284 sayılı yasayı tartışmaya açmak failleri cezasızlıkla ödüllendirmek mi sizin sıfır tolerans dediğiniz?” diye soran kadınlar şunları söyledi:

    Siz konuştukça biz ölüyoruz. 2021 yılının mart ayında tek adamın imzası ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesinden bir gecede geri çekildi. İstanbul Sözleşmesinden geri çekildiğinden beri yaklaşık 1200 kadın erkekler tarafından katledildi. Yaklaşık 850 kadın şüpheli şekilde öldürüldü. Sözleşmeden çıkılmasaydı, 6284 etkin bir şekilde uygulansaydı şimdi yüzlerce kız kardeşimiz aramızda olacaktı. Biz hala soruyoruz Narine ne oldu? Rojin Kabaişe ne oldu? Yaklaşık 5 yıldır bulunamayan Gülistan Doku nerede? Üstü örtülen erkek şiddetine, kayıplara, ölümlere, istismarlara alışmayacağız. Susmayacağız ve bize hesap vereceksiniz!

    Kutsal Aile diyerek kadınları ve çocukları hapsetmeye çalıştığınız ailenizde şiddet var, istismar var! kadınlar Boşanmak istedikleri erkekler tarafından öldürülüyor! Defalarca şikayet ettiği, uzaklaştırma kararı aldırdığı erkekler tarafından öldürülüyor! Bugün aileyi korumak için elinden geleni yapan AKP iktidarı kadınlar öldürülürken ne yapıyor? Hangi önlemleri alıyor? Biz söyleyelim, kadınlar öldürülüyorken bizleri koruyacak tek yasa olarak kalan 6284’e saldırıyor! Narin ve katledilen diğer kadınlar için adalet sağlamıyor! Adalet sağlanmadığı gibi narin için verilen araştırma önergesi mecliste reddediliyor! Van da ölü olarak bulunun rojine ne olduğunu söylemiyor! Kadın cinayetlerine karşı sokaklarda olan kadınlara barikat kuruyor! Her gün yeni bir af yasasıyla karşımıza geliyor! Hiçbirini kabul etmiyoruz! Kadınlar televizyon karşısında verilen sözlere değil, uygulanan yasalara bakıyor! Önleyemediğiniz cinayetlere, sağlamadığınız adalete bakıyor.”

    “25 KASIMDA ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI EN GÜR SESİMİZLE PANKARTIMIZLA YAN YANA GELELİM”

    25 Kasım’da yan yana gelerek mücadeleyi büyütme çağrı yapan kadınlar, “Bunlar cani, sapık, hasta ve münferit değil devletin önlemediği erkek şiddetidir. Ayşenur’un ve İkbal’in katili sadece Semih Çelik değil, kadın düşmanı AKP-MHP ittifakı da bu cinayetin suç ortağıdır. Öfkeliyiz! Yaşamak istiyoruz! Bu ülkede kadınlar, lgbti+’lar, çocuklar, hayvanlar özgürce var olana kadar bütün, tacizciler, katiller hak ettikleri cezayı alana kadar kız kardeşlerimizle el ele, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Bu erkek düzenin, bu erkek iktidarın karşısında yalnız değiliz, çaresiz değiliz. Birbirimiz ve geleceğimiz için örgütlenmeli, 25 kasımda yan yana gelmeliyiz. Mücadeleyi yaratmış ve güçlendirmiş olan kadınlardan, birbirimizden aldığımız cesaret ve haklılıkla 25 kasımda erkek şiddetine karşı en gür sesimizle pankartımızla yan yana gelelim” diye ekledi.

    PİRHA/HATAY

  • Mimoza Kadın Derneği: Hiçbir baskı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği: Hiçbir baskı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz-VİDEO

    PİRHA-Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun uygulanmadığı için katledildiğine dikkat çekti. Göksoy, “Erkek-devletin savaş, işgal politikalarına her türlü şiddetine, kutsal aile dayatmasına, LGBTİ+ fobiye, cinsiyetçiliğe, göçmen düşmanlığına karşı hiçbir baskı ve saldırı, bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz” dedi.

    Mimoza Kadın Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Dernek Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun uygulanmadığı için katledildiğine dikkat çekerek, “Kadınlar her gün,  bu şikayetten bir şey çıkmaz sen en iyisi vazgeç diyen zihniyetten, sığınakta yer yok diyen ŞÖNİM’den, yeterli sığınak ve danışma merkezi açmayan belediyeler ve bu hizmetlere bütçe ayırmayan Kadın Aile ve Çocuk Bakanlığı yüzünden şiddete mahkum edilerek katlediliyor. Savcılar şiddet uygulayan erkekleri yargılamayıp, kadınların yaşam tarzlarını yargılamayı seçtiği için, mahkemelerde erkekleri aklamanın sayısız yolunu bulduğu için kadınların katledilmesine ortaklık ediyorlar” dedi.

    “KADINLAR HİÇBİR ZAMAN ERKEK SİSTEME TESLİM OLMADI VE DİRENİŞİNİ BÜYÜTTÜ”

    Kadınların, her gün çocuk yaşta erken ve zorla evlendirilmesinde sorun görmeyen bir zihniyetten dolayı cinsel şiddete uğradığını vurgulayan Çiğdem Göksoy, şunları ifade etti:

    “Uzman Çavuş Musa Orhan tarafından tecavüze uğrayan İpek Er intihar etti ve cezasızlık politikasını sürdüren devlet erki Musa Orhan’ı tüm talep ve itirazlarımıza rağmen tutuklanmadı. Dersim Üniversitesi’nde öğrenci olan Gülistan Doku’nun kaybolmasından sorumlu tutulan Zaynal Abarakov’a ilişkin etkin soruşturma yürütülmedi. Cezasızlık politikasından güç ve cesaret alan erkekler, kadınları sokak ortasında, evde, okulda, işyerinde kısacası her yerde akıl almaz yöntemlerle katletti. Kadınlar ve trans kadınlar, cezaevlerinde, gözaltında, ev baskınlarında, sokak eylemlerinde resmi güçler tarafından uygulanan cinsel taciz ve cinsel saldırıya maruz bırakıldı. Devletin cezasızlık politikası sebebi ile de failler cezalandırılmadı. Katledilen yüzlerce kadının katillerine takdiri indirim uygulandı. Öz savunmada bulunan kadınları müebbet cezası ile cezalandırdı. Erkek şiddeti, devletin özel savaş politikası ile birleşerek kadına ve çocuğa yönelik saldırılar her geçen gün daha da arttı.

    Tahakkümcü erkek devlet böylelikle ‘direnen kadınlara gücünü’ gösterdiğini düşündü. Ancak, ​kadınlar hiçbir zaman erkek sisteme teslim olmadı ve direnişini büyüttü.”

    “514 KADINLA GÖRÜŞTÜK

    Çiğdem Göksoy, “AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikaları kazanılmış haklarımıza müdahale ederek İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, 6284’ü uygulamayıp yaşam hakkımızı her alanda tehdit ederek birçok kadının hayattan koparılmasına sebep olmuşlardır. Bu yıl içinde yaşanan ve hepimizi derinden sarsan 6 Şubat depremi ve sonrası, kentimize göç eden ailelere ulaşıp afet ve krizlerde yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin üstesinden gelmek için dayanışma göstererek 600 kadına sosyal ve psikolojik destek sağlandı. Sahada gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızda 514 kadınla görüşüp şiddet mekanizmaları hakkında farkındalık çalışmaları yürüttük” diyerek yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    “ÖFKEMİZİ ÖRGÜTLEYEREK BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Erkek-devletin savaş, işgal politikalarına her türlü şiddetine kutsal aile dayatmasına, LGBTİ+ fobiye, cinsiyetçiliğe, göçmen düşmanlığına karşı hiçbir baskı ve saldırı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz” diyen Çiğdem Göksoy şöyle devam etti:

    “Tüm saldırılarınızı sükûnetle karşılayan çaresizliğe, yalnızlığa mahkum etme anlayışınızı kabul etmiyoruz. Hayatlarımız pamuk ipliğine bağlı değil, mücadelemize bağlı diyerek 25 Kasım’da saat 18:00’de Kuşimato Sokağı’ndayız. Kadınların birlikteliğine direnişine ses katmak için bizler eşitlik ve özgürlükten vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Kadın sömürüsüne, köleliğine ve katliamlarına karşı öfkemizi örgütleyerek büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de haziran ayından bu yana 6 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Uyuşturucu ve bireysel silahlanma kadınları şiddete daha açık hale getiriyor. Çetelerin kurdukları bir sistem var ve bu sistem içerisinde genç kadınlar öldürülüyor” dedi.

    Kadına yönelik erkek şiddeti günden güne artış gösteriyor. İktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları, cezaların caydırıcı olmaması, yargının erkek aklıyla işlemesi, kadın kazanımlarına saldırılması bu artışta büyük bir rol oynuyor. Devlet ve sistem eliyle derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği her geçen gün bir kadını daha yaşamdan koparıyor.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun temmuz ayı raporuna göre 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 9 kadının ölümü ise şüpheli. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı Mersin’de de haziran ayından bu yana 6 kadın öldürüldü.

    Kentte kadına yönelik şiddet konusunda mücadele yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, artan kadın cinayetleri ve kadın kazanımlarına yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    BİREYSEL SİLAHLANMA VE UYUŞTURUCU VURGUSU

    Çiğdem Göksoy, son zamanlardaki kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarında uyuşturucu ve bireysel silahlanmanın etkisine vurgu yaptı. Göksoy, silah temin etmenin çok kolay olması ve bu yönde devletin caydırıcı politikalar izlememesinden kaynaklı kadınların şiddetle burun buruna kaldığına değindi.

    Kadın cinayetlerini Mersin özelinde değerlendiren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin artması aslında her ilde farklı gözetlenebiliyor ancak Mersin’e baktığımız zaman burası kozmopolit yapıya sahip, tüm halkların birlikte yaşadığı bir kent. Mersin limanında çok fazla uyuşturucu operasyonlarının olduğunu biliyoruz ve bu mahallelere, topluma yayılmış durumda. Uyuşturucuya erişimin kolaylaşması iş bulma konusunda sorun yaşayan özellikle genç kadın ve erkekler buna yöneliyor. Dolayısıyla kolay ulaşılan her şey sonrasında altından kalkamayacak ağır yükler getiriyor. Bunlardan biri de çetelerin kurdukları bir sistem ve bu sistem içerisinde öldürülen genç kadınlar var. Dün genç bir kadın katledildi. Ve maalesef bu o kadar olağanlaştı ki artık arkasındaki sebepleri görmeden yorum yapan ve bunu meşrulaştıran bir sistemle karşı karşıyayız.”

    “BAKAN GÖKTAŞ ERKEKLER YERİNE KADINLARI DİNLEMELİ”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilmesinin ardından kadın cinayetlerinde artış yaşandı.

    Sözleşmeden sonra kadınları şiddete karşı koruyan 6284 Sayılı Yasa’nın da hedefe konulmasının kendileri için sürpriz olmadığını belirten Göksoy, “Beklediğimiz gibi 6284 seçim malzemesi haline getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 6284’e dokunmayacağız dese bile içi tamamen boşaltılmaya çalışılıyor. İktidarın politik yaklaşımları, kadınların kendi haklarını iğneyle kuyuyu kazar şeklinde elde etmelerinin geriye götürülmesine sebep oldu. Ve bu şu anda bir kadın elinden yapılmaya çalışılıyor. Bir kadın bakanın nafakanın adil olmadığını söylemesi, 6284’ü tartıştırılması buna bir örnek. Bakanın, erkeklerin seçimle ilgili ortaya koyduğu protokolden çok kadınları dinlemesi ve bu yönde adımlar atması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Çiğdem Göksoy, Mimoza Kadın Derneği olarak kentteki kadın hareketiyle birlikte erkek şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • ‘Kadınlar ayrışmadan bir mücadele hattı örmelidir’-VİDEO

    ‘Kadınlar ayrışmadan bir mücadele hattı örmelidir’-VİDEO

    PİRHA-Alevi aktivist Aynur Şahin, iktidarın yeni dönemde kadınlara ve Alevilere dönük politikalarını ağırlaştıracağına işaret ederek, “Kadınların ‘sahiplendirilmek’ istenmesi, zihniyetlerini bir kez daha göstermiştir. Bundan dolayı kadınlar ayrışmadan birbirine güç vererek, bir mücadele hattı örmeliler” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. yasama döneminde çoğunluğun Cumhur İttifakı’nda olması, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadın ve LGBTİ+’lara yönelik radikal söylem ve politikaları olan partilerin meclise girmesi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. 6284 Sayılı Yasa’nın kaldırılmasına dönük sinyaller verilmesi, LGBTİ+’ların ‘sapkın’ olarak tanımlanması, kadınların kamusal alandan soyutlanarak cinsiyetlerine göre çalışmalarının savunulması ve daha birçok kadın düşmanı söylemler, toplumun bir kesiminde tepkiyle karşılanıyor.

    Yasama çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olması kadınlar özelinde en çok Alevi toplumunu etkileyeceğe benziyor. Sağcı ve erkek egemen meclisi değerlendiren Alevi kadınlar, tüm zorluklara rağmen hayatları için mücadele edeceklerinin altını çiziyorlar.

    Alevi aktivist Aynur Şahin, AKP’nin 21 yıllık iktidarıyla yürüttüğü politikalarını anlamak için Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesine bakmak gerektiğinin altını çizerek, ” O günden bugüne uzayan ve Türkiye’deki sağ siyasetin bütün o taşlarını, kavramlarını, ideolojisini oluşturan bir tarihsel süreç olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “KADINLARIN HAREKET ALANI DARALTILACAK”

    21 yıllık AKP iktidarında kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerinin arttığı, kadınların lehine olan yasaların uygulanmadığı, İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi, 6284 Sayılı Yasa’nın etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı bir sürecin yaşandığına dikkat çeken Aynur Şahin, yeni dönemde kadınlar aleyhine çok daha kötü yasalara imza atılacağını ve kadınların hareket alanının daraltılacağını söyledi.

    “DEĞİŞTİRECEK GÜÇ KADINLARDA VAR”

    Aynur Şahin, iktidarın kadınların kamusal alanda kalmasını istemediğini belirterek, şunları ifade etti:

    “Kadınların birey olarak, özne olarak görülmesi değil erkeğin bir parçası olarak görülmesi gibi bir tarif var. En son kadınların ‘sahiplendirilmesi’ gibi bir ifadenin kullanılması iktidarın zihniyetini bize gösteriyor. Ama Türkiye’de özellikle kadınların mücadelesine toplumsal alanı kullanma biçimlerine mücadeleyle yarattıkları mücadele olanaklarına, araçlarına baktığımızda yeni dönemde de en çok direnç gösterecek, en çok mücadele edecek, en çok itiraz edecek, en çok değiştirecek gücün de kadınlar olacağını biliyoruz.
    Sınıfı, statüsü fark etmeksizin, hangi dinden, hangi inançtan, hangi halktan olursa olsun kadınların ayrışmadan, birbirlerini ötekileştirmeden bir arada olacakları bir örgütlülük, bir arada olacakları bir mücadele hattı örmeleri gerekiyor.”

    “FARKLILIKLARIMIZA TAKILMAYALIM”

    Alevi kadınların kadın örgütleriyle bir arada ortak eylem etkinlikler ördüklerini, çalışmalar yürüttüklerini aktaran Aynur Şahin, “Ama bu sınırlı. Bunu büyütmek gerekiyor. Farklılıklarımıza takılmadan, birbirimizi ötekileştirmeden ortak paydada yol alıp herkesin eşit olduğu, herkesin özgür olduğu bir toplumsal yapıda herkesin kendi farklılığını da yaşayabileceğini, yeni toplumsal yapı inşa edildiğinde aslında herkesin kendi farklılığıyla birlikte istediği şekilde yaşayabileceğini de biliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER
    >‘Kadınlar yeni politikalar üretmeli, eyleme geçme zamanı’
    >‘Mecliste bizi temsil edecek olan erkekliğin çok daha ötesindeyiz’
    >‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO
    >Gülsüm Elvan muhalefete seslendi: Her türlü hukuksuzluğun karşısında durun
    >‘Alevi kadınlar olarak mücadeleyi büyütmeliyiz’

  • ‘Alevi kadınlar olarak mücadeleyi büyütmeliyiz’- VİDEO

    ‘Alevi kadınlar olarak mücadeleyi büyütmeliyiz’- VİDEO

    PİRHA- Meclis’te yasama çoğunluğunun sağcı ittifakta olması özellikle Alevi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. Her ne kadar Meclis tablosu iç açıcı görünmese de kadınlar mücadeleyi elden bırakmayacaklarını ve hayatlarına sahip çıkacaklarını belirtiyor. Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık ve Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya, örgütlenme çağrısı yaptı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. yasama döneminde çoğunluğun Cumhur İttifakı’nda olması, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadın ve LGBTİ+’lara yönelik radikal söylem ve politikaları olan partilerin meclise girmesi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. 6284 sayılı yasanın kaldırılmasına dönük sinyaller verilmesi, LGBTİ+’ların ‘sapkın’ olarak tanımlanması, kadınların kamusal alandan soyutlanarak cinsiyetlerine göre çalışmalarının savunulması ve daha birçok kadın düşmanı söylemler, toplumun bir kesiminde tepkiyle karşılanıyor.

    Yasama çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olması kadınlar özelinde en çok Alevi toplumunu etkileyeceğe benziyor. Sağcı ve erkek egemen meclisi değerlendiren Alevi kadınlar, tüm zorluklara rağmen hayatları için mücadele edeceklerinin altını çiziyorlar.

    ÇIĞLIK: EŞİTSİZ POLİTİKALAR BÜTÜN KADINLARI ETKİLEYECEK

    Parlamentoyu değerlendiren Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, “Kadınlar arka plana atıldığı için toplum olarak ilerleme kaydedemiyoruz. HÜDA PAR başta olmak üzere diğer sağcı partilerin kadınlara yönelik düşünce ve politikalarını kadınlar açısından tehlikeli buluyorum. Bu kadın düşmanı politikalara karşı yalnızca muhalif kadınlar değil, Cumhur İttifakı’na oy veren kadınların da ses çıkarması gerek. Çünkü eşitsizlik hepimizi etkiliyor. Bu ülkede yaşayan tüm kadınlar eşitlik istiyor. Bunun mücadelesini verirken elbette erkeklerden medet ummayacağız. Kendi yaşamımız, haklarımız için kadınlar olarak hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

    “CUMHUR İTTİFAKINA OY VEREN KADINLARIN MÜCADELESİNE İHTİYAÇ VAR”

    Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya, sağ ittifak ve bu ittifakın kadın düşmanı politikalarına karşı mücadele hattının önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin mecliste olması karanlık zihniyetlerinin görünür olmaları açısından işimize yarayacaktır. 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’nin aile yapısına zarar verdiği yönünde saldırılar var. Bunun öyle olmadığını bildiğimiz gibi AKP içindeki kadınlar da bunun bilincinde. Belki de artık bizden çok o kadınlar bu tartışmalara müdahil olur ve bu konuda onlar da mücadele verir. Çünkü topyekün kadınların hayatını ilgilendiren bir mesele bu”

    “FEMİNİST HAREKET BOŞ DURMAYACAKTIR”

    Alevilerin her zamankinden çok örgütlenmeyi güçlendirmesinin önemli olduğunu belirten Kılıçkaya, “Aleviler olarak yan yana durarak, yolun öğretilerini içselleştirerek bir şeyleri harekete geçirmek gerekiyor. Bizim önümüzde rehber olacak nitelikte Kürt, sol-sosyalist, Alevi, kadın mücadelesi gelenekleri var. Eminim ki Millet İttifakı ile Emek ve Özgürlük İttifakı milletvekilleri orada bizlerin sesini duyuracaklar. Türkiye Feminist Hareketi’nin uzun yıllardır vermiş olduğu mücadeleler sonucu elde ettiğimiz kazanımlar var. Bu kazanımlara göz dikenlere karşı bu feminist hareket boş durmayacaktır. Dün ne yapıyorsak bugün de aynısını yapmaya devam edeceğiz. Bizler de bu mücadele pratiklerinden yola çıkarak karanlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >‘Kadınlar yeni politikalar üretmeli, eyleme geçme zamanı’
    >‘Mecliste bizi temsil edecek olan erkekliğin çok daha ötesindeyiz’
    > ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO
    >Gülsüm Elvan muhalefete seslendi: Her türlü hukuksuzluğun karşısında durun

  • Tülay Hatimoğulları: Kadınlar bu iktidarı gönderecek- VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: Kadınlar bu iktidarı gönderecek- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Adayı Tülay Hatimoğulları, seçimin en çok kadınlar açısından önemli olduğunu vurguladı.  Kadınların, hayatları, hakları, özgürlükleri için sandığa gideceklerini belirten Hatimoğulları, “14 Mayıs’ta kadınlar özgür bir yaşam için bu iktidarı gönderecek” dedi.

    Türkiye’nin tarihi seçimine sayılı saatler kaldı. Yeşil Sol Parti milletvekili adayları da son ana kadar sahada çalışma yürütmekten geri durmuyor. Kapı kapı gezip oy pusulasını ve Yeşil Sol Parti’yi anlatan milletvekili adaylarından biri de Tülay Hatimoğulları.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili ve Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Adayı Tülay Hatimoğulları seçime, kadın sorunlarına ve partinin kadın bakış açısına dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KADIN ADAY ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU PARTİYİZ”

    Parti olarak eşit temsiliyet hakkını ve eş başkanlık sistemini uygulamayı başardıklarını belirten Tülay Hatimoğulları, bu konuda örnek olduklarını söyledi.

    Yeşil Sol Parti’nin milletvekili aday listelerinde kadın oranının en yüksek olduğu parti olduğuna dikkatleri çeken Hatimoğulları, “Milletvekili listelerine baktığımız zaman kadınların seçilebilir sıralarda bulunduğu tek partiyiz. Kadınların siyasetteki dezavantajlı konumunu reddeden bir yerden yüzde 50 kadın kotasını uyguladık” dedi.

    ADANA LİSTESİNDE FERMUAR SİSTEMİ

    Yeşil Sol Parti’nin Adana milletvekili aday listesinde bir kadın bir erkek olacak biçimde fermuar sistemi uygulandı. Hatimoğulları, kadın cinayetlerinin çok sık yaşandığı ve kadına yönelik şiddetle çok fazla gündeme gelen kentlerden biri olan Adana’da kadın renginin ön plana çıkmasını önemsediklerini dile getirdi. Buradaki kadınların yaşadığı sorunları meclise taşıyarak, kentte belli bir değişimin, dönüşümün yaşanmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

    “6284 SAYILI YASA PAZARLIK KONUSU YAPILDI”

    Cumhur İttifakı’nın kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunu pazarlık konusu yaparak, seçim vaadi haline getirdiğine işaret eden Hatimoğulları, “AKP döneminde kadına yönelik şiddet çok artış gösterdi, faillere karşı cezasızlık politikası izlendi. Yasayı dahi uygulamadılar. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece ansızın çıktılar. Şimdi ise ittifaklarla 6284’ü pazarlık konusu ve seçim vaadi haline getirdiler. Bu ülkeyi tıpkı Taliban’ın yönettiği Afganistan’a benzetmek istiyorlar. Kadınları kamusal alandan uzaklaştırıp eve hapsetmek, şiddete açık bir hale getirmek istiyorlar. Bu kabul edebileceğimiz bir şey değil” diye konuştu.

    JİNA MAHSA AMİNİ’NİN İZİNDE

    AKP iktidarının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadın düşmanı söylemlerini hatırlatan Hatimoğulları şunları söyledi:

    “Bugün ülkenin cumhurbaşkanı kadınlara ‘sürtük’ diyebiliyorsa, üç çocuk değil beş çocuk doğurun deyip başımıza jinekolog kesilebiliyorsa, kadının evi yeridir, çocuk istismarlarında bir kereden bir şey olmaz, diyorlarsa bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Her konuda olduğu gibi iktidarın da çivisi çıktı. Bu sebeple 14 Mayıs seçiminde bu iktidarı gönderecek olan kadınlardır. Bu ülkenin yükünü kadınlar çekiyor. Bu ülkede yaşanan işsizlik, yoksulluk en çok kadınları etkiliyor. Evde kaynamayan tencerenin hesabı dönüp kadından soruluyor. Erkek şiddeti ekonomik krizle birleşince daha da katmerleniyor. Bu sebeple 14 Mayıs seçiminde bu iktidarı gönderecek olan kadınlardır.”

    Jina Mahsa Amina’nın İran’daki Molla rejimine karşı güçlü çıkışının tüm kadınlara ilham verdiğini söyleyen Hatimoğulları, “Onun izinde jin, jiyan, azadi (Kadın, yaşam, özgürlük) demeye ve bunu inşa etmek için var gücümüzle emek vermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ ADANA

  • Aylin Nazlıaka: Erdoğan şimdi de 6284’ü kaldırmayı aklından bile geçirmesin!

    Aylin Nazlıaka: Erdoğan şimdi de 6284’ü kaldırmayı aklından bile geçirmesin!

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması üzerinde yürütülen tartışmalara ilişkin açıklama yaptı. Nazlıaka, “Gerici bir zihniyet ortaklığına tahammülümüz yok!” dedi.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, katıldığı bir televizyon programında Cumhur İttifakı’na katılım için sundukları “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması” ile ilgili madde tekliflerinin kabul edildiğini açıkladı.

    AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ise “Bu konuları hiç konuşmadık” derken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’tan ise “6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez” yönünde açıklama geldi.

    “ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZ KARŞISINDA DURAMAZSINIZ”

    Yaşanan gelişmeler ardından CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’dan tepki geldi. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Nazlıaka, “AKP, baskıcı politikalarını ve kadın düşmanı zihniyetini bir adım öteye taşımayı asla aklından bile geçirmesin. Gerici bir zihniyet ortaklığına tahammülümüz yok!” dedi.

    “Bir yanda kadınların yaşam hakkını savunan ve kazanılmış haklarına sahip çıkan Millet İttifakı; diğer yanda baskıcı, özgürlükleri kısıtlayan, kadınlara ölümü reva gören Cumhur İttifakı! Aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere…” diyen Nazlıaka, şunları kaydetti:

    “AKP Hükümeti’nin Yeniden Refah Partisi’nin tepki çeken açıklamaları sonrasında geri adım attığı kanaatindeyiz. AKP 21 yıllık tarihinde ilk defa doğru bir adım atıyor olabilir. Kadınları karşınıza almayın! Örgütlü gücümüz karşısında duramazsınız.

    Buradan bir kez daha uyarıyoruz: 61 gün sonra iktidara geldiğimizde baskıcı politikalarınızı sonlandıracağız. Sayılı gününüz kaldı. Bu süreçte yapmanız gereken tek şey ‘yasaları uygulamak’! Yasalara dokunmayın, uygulayın!

    Cumhur İttifakı’nın kadın düşmanı politikalarının hayata geçmesine asla izin vermeyeceğiz. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’ndan da kazanılmış haklarımızdan da asla vazgeçmiyoruz.

    Erdoğan, milletin iradesini yok sayarak, Meclis’i görmezden gelerek, Anayasamızı ayaklar altına alarak İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesih etti. Biz, o süreçte bu hukuksuzluğa boyun eğmedik. Sonuna kadar hakkımızı aradık. O dönemde 6284’ün varlığını gerekçe gösterenler, şimdi de 6284’ü kaldırmayı aklından bile geçirmesin!

    Umuyoruz ki, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın açıklamaları doğrudur. Aksi bir tutum gerçekleşecek olursa da kırmızı çizgimiz olan 6284’e dokunmalarına asla izin vermeyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çukurova’da kadınlar ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ dedi-VİDEO

    Çukurova’da kadınlar ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ dedi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, devletin tüm mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine son verilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar imzalanmasını ve 6284 sayılı kanunla birlikte etkin şekilde uygulanmasını istedi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında birçok kentte eylem ve etkinlikler sürüyor. Dört bir yanda alanlara çıkan kadınlar, gerçekleştirdiği şölenler ve yürüyüşlerle, taleplerini haykırdı.

    MERSİN

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Mersin Özgecan Aslan Meydanı’nda onlarca kadın Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya geldi. Türkçe ve Kürtçe şarkılarla başlayan etkinlikte kadınlar sık sık sloganlar atarak taleplerini haykırdılar.

    Platform adına yapılan açıklama Türkçe ve Kürtçe okunurken, açıklamayı okuyan kadınlar, ülkenin her bir yanından ‘başka bir yaşam’ isteyenlerin sesi yükselmekte ve kadınlar da bu sese ses olacaklarını ve sesi büyüteceklerini belirterek, ” Ekonomik krizin yarattığı yoksullaşmanın, çaresizliğin karşısında kadın dayanışması var. Biz kadınlar değdiğimiz her kadın ile yoksulluğumuza karşı dayanışmamızı büyütmeli, temel ihtiyaçların kamulaştırılması için tek ses olmalıyız! Biz kadınlar işte, evde, sokakta varız! Bugün Farplastan Darinda’ya; Sinbo’dan Adkotürk’e; Hugo Boss’tan tekstil atölyelerine her yerde bu sisteme karşı mücadele etmekteyiz ve bizim olanı alana kadar asla vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    “TACİZ, TECAVÜZ, ŞİDDETE BAŞKALDIRIYORUZ!”

    İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmaması için hep birlikte alanlarda olduklarının altı çizilen açıklamanın devamında,  “İstanbul Sözleşmesi’nden hala vazgeçmedik ve uygulatacağız! Bu bir yaşam mücadelesi ve yaşamlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Kadın düşmanı politikalardan vazgeçmeyen devlet, şimdilerde yeniden kadınların kazanılmış haklarına saldırıyor. Gerçek dışı argümanlarla kadınların nafaka haklarını ellerinden almaya çalışıyor. Getirilecek düzenlemelerle, kadınların boşanmalarına engel olarak, kutsal aile masalında ve şiddet sarmalında hapsolmalarını istiyor. Nafaka hakkımızdan vazgeçmiyoruz” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış isteyen sesleri; kesmeye, hapsetmeye, cezalandırmaya, polis şiddeti ile baskı altına almaya çalışıyorlar. Aysel Tuğluk ve yüzlerce hasta tutsak hapishanelerde ölüme terk edilmek isteniyor. Cezaevi duvarları dışındaki baskının kat be kat fazlası, çıplak arama, taciz gibi cinsel şiddet, fiziksel ve psikolojik şiddet, hak gaspları şeklinde hapishanedeki kadınlara ve translara uygulanmaya devam ediyor. Şimdi bir de kadınların iradesinin önünde kendi kirli/hukuksuz siyasetleriyle durmak istiyorlar. Mv. Semra Güzel hakkında yapılan karalama çalışmalarının karşısındayız. İrademize dokunamazsınız. İçeride ve dışarda yapılan bu dayatmalara karşı ses çıkaracağız, adil bir yaşam için mücadele edeceğiz!

    EŞİT, ÖZGÜR, ŞİDDETSİZ BİR DÜNYAYI BİRLİKTE KURACAĞIZ; EŞİT, ÖZGÜR VE ŞİDDETSİZ BİR DÜNYA HAKKIMIZ!

    Güç; kadınları katletmekle, onları sömürmekle, şiddet uygulamakla, işçileri işten atmakla, kampüslerde taciz etmekle, dili, dini, ırkı sebebi ile katletmekle kazanılan bir şey değildir. Bu ancak ve ancak çürümüşlüktür. Bizi hapsetmek istedikleri bu karanlığa karşı, insanı insanlıktan çıkaran bu çürümüşlüğe karşı bir arda durmak bugün zorunluluktur.

    Devlet  gerici politikalarla kadınların hem kamusal hem özel alanda düşünce ve yaşam tarzlarına müdahale ediyor. Çocukları ve gençleri geleceksizlik tehdidine mahkûm ediyor, tarikat ellerine bırakıyorlar. Çocuk istismarı günden güne artıyor ve etkili bir engelleme yöntemi uygulamak yerine çocuk yaşta zorla evliliklerde rıza arıyorlar. Kadınlar olarak özgür, laik, demokratik bir yaşamı savunacağız.”

    “SAVAŞA KARŞI KADINLAR BARIŞI SAVUNACAK!”

    Kadınlar olarak taleplerini ise şöyle sıraladılar:

    “- Kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüzlerin, kadına yönelik şiddettin önüne geçilmesi için etkin önlemler geliştirilmeli, devletin tüm mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine son verilmelidir. Kadın katillerine uygulanan haksız tahrik, iyi hal indirimleri gibi cezasızlık politikalarından vazgeçilmelidir. İstanbul Sözleşmesi tekrar imzalanmalı ve 6284 sayılı kanunla birlikte etkin şekilde uygulanmalıdır.

    – Kadınları ilgilendiren her türlü yasal düzenleme, kadınların görüşleri alınarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik haklarına erişimini kolaylaştıracak nitelikte yapılandırılmalıdır.

    -Bakım emeğinin sömürüsüne karşı sosyal haklar çerçevesinde hasta, yaşlı bakım evleri ve kreşler açılmalıdır.

    -Kadınlara tam zamanlı, güvenceli, eşit ücret alacakları istihdam sağlanmalıdır.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri ilkokuldan üniversiteye kadar her kademede okutulmalıdır.

    -Savaşa karşı kadınlar barışı savunacak! Mülteci kadınların barınma, eğitim, sağlık gibi temel hakları sağlanmalıdır.

    -Kadınların erkek şiddetine karşı hayatlarını savunarak uyguladığı özsavunma yargılanmamalı, cezalandırılmamalıdır. Özsavunma uyguladığı için yargılanan kadınlar beraat etmelidir.

    -Cezaevlerinde kadınlara ve translara yönelik çıplak arama, taciz, fiziksel ve psikolojik şiddeti kabul etmiyoruz. Hasta tutsaklara özgürlük talep ediyoruz.”

    ADANA

    Adana Kadın Platformu öncülüğünde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Uğur Mumcu Meydanı’nda “Eşit özgür şiddetsiz bir bir dünyayı kadınlar kuracak!” şiarıyla miting düzenledi. Kadınlar, rengarenk yöresel kıyafetleriyle ezgiler eşliğinde halaya durdu.

    Yürüyüşün ardından başlayan mitingde, Adana Kadın Platformu’nun basın metni okundu. Salgınla birlikte artan ev içi görünmeyen emek yükünün, işsizlik ve yoksullaşmanın dayanılmaz boyutlara ulaştığı belirtilen açıklamada, “Ev içi emek sömürüsü, bakım emeği yükü, erkek şiddeti ve ölümler arttı. Evin içinde psikolojik şiddet çeşitli biçimlerle derinleşti, normalleştirildi ve bizlere dayatılmak isteniliyor. İstanbul Sözleşmesi tekrar imzalansın ve 6284 sayılı kanunla birlikte etkin şekilde uygulansın. Her yerde kadınların güvenle gidebileceği danışma merkezleri ve sığınaklar açılsın” denildi.

    Mitingde konuşan HDP Milletvekili Serpil Kemalbay, “Kadınlar özgürleşmeden, Türkiye demokratikleşemez” derken, CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin de, kadınların her alanda ezildiğini, kadınların istihdamda yer alamadığını, merdiven altı atölyelerde ucuz işgücü olarak çalıştırıldığını belirterek kadınların toplumsal yaşamdaki yerinin değişmesi gerektiğini ifade etti.

    Miting, müzik dinletisi ve çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/MERSİN-ADANA

     

     

     

     

     

  • Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    PİRHA-Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, toplumda kadına yönelik şiddete karşı farkındanlık oluşturmak için iş insanlarıyla çalışma yürüttüklerini söyledi. Göksoy, “Kampanya ile kadına yönelik şiddetin ortadan kalkması için toplumsal duyarlılığı arttırmaya çalışıyoruz. Tüm iş insanlarını kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz” dedi.

    Türkiye’de kadınlar her alanda görünmek ve haklarını korumak için büyük bir mücadele yürütürken, toplumda kadınlara uygulanan sistematik şiddete dair farkındalık kampanyaları da devam ediyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü haftasında ‘Kadına yönelik şiddete son’ başlıklı bir kampanya başlattı.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, Türkiye’de her gün üç kadının katledildiğini belirterek, “Geldiğimiz aşamada 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile çok fazla görünür olmaya başladı. Kadına yönelik şiddet artarken, sadece kadın kurumlarının değil toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlılık göstermesi gerekiyor” dedi.

    Kadınların katledilmesi ve toplumsal cinsiyet rollerinin meşrulaştırılmaya yönlendirilmesine karşı daha fazla mücadele ağlarının geliştirilmesinin şart olduğunu ifade eden Çiğdem Göksoy, “Kampanyamız Kasım ayı içerisinde başlatmış olsak da, yıl boyunca sürecek bir çalışma öngörüyoruz. Bir farkındalık çalışmasıyla kadına yönelik şiddetin sadece kadınların sorunu olmadığını göstermeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

    İş insanlarına çağrıda bulunduklarını ve çağrının olumlu karşılık bulduğunu aktaran Çiğdem Göksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İş insanları sattıkları veya kullandıkları materyallerin üzerine ‘Kadına yönelik şiddete dur de’ yazılı sticker yapıştırdılar. Bu kampanyanın yaygınlaşması için bir çok kişi ve kuruma ihtiyacımız var. Toplumsal duyarlılık ve toplumsal cinsiyet rollerine sığdırılmadan yapılan her iş kolundan bu tarz çalışmalar sürdürüldüğü sürece kadınların ve ötekileştirmeye maruz kalanlara yönelik şiddeti bir nebze azaltmasını sağlayacaktır. Çünkü bu yaklaşımlar farkındalık oluşturularak minimalize edilebilir. Aynı zamanda kazanılmış haklarımızı elde etmek ve 6284 sayılı kanunun etkin kullanılmasını sağlayabiliriz.”

    Diren KESER/MERSİN