Etiket: 700’üncü hafta

  • Cumartesi Anneleri: Biz canlarımızı istiyoruz, adalet arayışımız sürecek-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Biz canlarımızı istiyoruz, adalet arayışımız sürecek-VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasında Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliğinde yaşanan polis şiddeti ve Süleyman Soylu’nun bu sabah yaptığı açıklama kınandı. Toplantıda, “Bizi susturamazsınız, adalet arayışımız sürecek” vurgusu yapıldı.

    Cumartesi Anneleri’nin  25 Ağustos’ta Galatasaray Meydnaı’nda 700’üncü hafta gerçekleşecek oturma eylemine yapılan polis saldırısı ve kayıp yakınlarının işkence edilerek gözaltına alınması İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısı ile protesto edildi. “Kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz” yazılı pankartın asıldığı toplantı salonuna, gözaltında kaybedenlerin fotoğrafları da asıldı. Toplantıya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Garo Paylan, Hüda Kaya, Oya Ersoy, Ahmet Şık, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Ali Şeker,  İHD İstanbul Şubesi Başkanı avukat Gülseren Yoleri, çok sayıda kayıp yakını ve gözaltına alınanların bir kısmı katıldı.

    “MÜDAHALE ANAYASAL HAKLARIN GASPI”

    Toplantıda ilk olarak Gülseren Yoleri konuştu. Yoleri, “Bu olayın 700’üncü haftada yaşanan bir boyutu vardı. Bugün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklama ile bu tutum da başka bir boyut kazanmış durumda” dedi. Grup adına basın açıklamasını da okuyan Yoleri, müdahalenin anayasal  hakların gaspı olduğunu belirterek, protesto ettiklerini söyledi. Beyoğlu Kaymakamlığı’nın kararı ile keyfi olarak eylemin yasaklandığını söyleyen Yoleri, 47 kişinin gözaltına alındığını hatırlattı. Hukuk dışı bu yasağı protesto ettiklerini söyleyen Yoleri, “Hükümeti bu yanlışı tekrar etmemeleri için uyarıyoruz” dedi.

    Her hafta bir kayıp hakkındaki hakikatin paylaşıldığını ve olayın faillerinin isim isim belirtildiğini anlatan Yoleri, “700 haftalık bu mücadele kimi zaman cılız da olsa bazı faillerin hesap vermesine neden oldu. Ancak yine de eylemi büyütmeye ihtiyaç var. Bu nedenle de 700’üncü haftaya destek vermek için çok sayıda kişi Galatasaray Lisesi’ne gelmiştir. Hepsine teşekkür ederiz. Bundan sonra da 701’inci eyleme de geleceklerini ve koruyacaklarından dolayı şimdiden teşekkür ederiz” dedi.

    “CUMARTESİ ANNELERİ ANNELİĞİ İSTİSMAR ETMEMEKTE”

    Cumartesi Anneleri’nin haklı mücadelesinin bu ülkeyi yönetenler tarafından bilindiğini söyleyen Yoleri, Süleyman Soylu’nun açıklamasının, devletin suçlarını örtmeye yönelik olduğunu ve gözaltında kayıp davalarına siyasi müdahale olduğunu belirtti. Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri ile yaptığı görüşmeyi Süleyman Soylu’ya hatırlattıklarını söyleyen Yoleri, “Konu hakkındaki raporu da hatırlatıyoruz. Devlet 31 yıldan sonra Cemil Kırbayır’ı katlettiğini açıklamıştır. Hasan Ocak’a dair de gerçek bilgi verilmedi. Cumartesi Anneleri anneliği istismar etmemekte annelik hakkını kullanarak çocuklarının kemiklerine ulaşmak istemektedir. Bu talep hepimizin talebimizdir. Bitmeyen bu yas sürecinin tamamlanması ve adaletin sağlanması devletin görevidir” dedi.

    MASİDE OCAK: BİZİ TEHDİT EDECEĞİNE YASALARI İŞLET

    “Polisin uyguladığı şiddet ortamı provoke etmiştir” diyen Yoleri, bu saldırıyı protesto ettiklerini yineledi. Daha sonra Maside Ocak konuştu. Ocak, “Hepiniz iyi biliyorsunuz ki her cumartesi bizim Galatasaray’da yükselttiğimiz sessiz çığlıkla biz kaybedenlerin yargılanmasını kayıplarımızın kemiklerini istiyoruz. Bize uygulanan şiddet karşısında şunu söyleyebiliriz, Hasan’ın gözaltında iken tanıkları vardı. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Adli Tıp Raporu’nu hatırlatıyoruz. Bugün Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklama Hasan ağabeyimin davasında olduğu gibi pek çok davayı etkileyecek. Savcıların bu dosyaları kapatmasına yönelik bir müdahale olduğunu söylüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Berfo Ana’ya verdiği bir söz vardı. Cemil Kırbayır’ın bulunması için halen daha dosyaları canlandırmadılar. Biz devlet yetkililerinden yasaları işletmesini isterdik. Biz, Süleyman Soylu’nun bizi tehdit etmesi yerine, Soylu’nun dosyaların takibi için savcılara seslenmesini ve yasaları işletmesini söylemesini isterdik. Bize paçoz diyeceğine, savcılara, ‘Bu dosyaları sonuçlandır’ demesini isterdik. Bizim bitmeyen yasımız var. Bize tehditler savurmasını anlayamadık. Süleyman Soylu yaptığı açıklama ile suç işlemiştir, yalan beyanda bulunarak suç işlemiştir, mahkemelere müdahale ederek suç işlemiştir. Bu suçu asla cezasız kalmayacaktır” dedi.

    MİKAİL KIRBAYIR: GÖREVİN O MEYDANA GELİP BİZİ DİNLEMEKTİR

    Ocak’ın ardından gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır konuştu. Kırbayır, 23 yıldan bu yana devleti muhatap alarak sessiz direnişi ve haklılıklarını ifade ettiklerini belirterek, “Bizim canlarımızı yüreklerimizi alanlar, haksızdır. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Biz şunun ya da bunun müdahalesi altında hareket etmiyoruz. Biz irademizi ve cesaretimizi haklılığımızdan alıyoruz. Sen kaybetmişsin. Senden davacıyız. Sen bu meydandan bizi götüremezseniz. Senin görevin bizi oradan uzaklaştırmak değil, oraya gelip bizi dinlemektir. Lütfen gel ve bizi dinle” dedi.

    HANİFE YILDIZ: EVLADIMI DEVLETE GÖTÜRDÜM ŞİMDİ DEVLETTEN ALAMIYORUM

    Daha sonra söz alan Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, 1996’da Ankara’ya gittiğini ifade ederek, tüm yetkililerin kendisini başından savdığını belirtti. “Ben evladımı arıyorum kim bana sahip çıkarsa ben onların yanında olurum” diyen Yıldız, “Ben buraya Murat’ın annesi olarak geldim ama baktım bir sürü Murat var. Ben onların da annesiyim” dedi. Kendisinin de Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmede olduğunu hatırlatan Yıldız, “Erdoğan bizim üzerimizden boy gösterdi. Süleyman Soylu da boy gösterdi. Bizi dinleseydi ya trafiği takip edeceğine. Beni kimse kullanmıyor. Beni buraya yüreğim getirdi. Ben evladımı devlete götürdüm şimdi devletten alamıyorum. Biz sizden eşya istemiyoruz. Biz sizden canlarımızı istiyoruz” dedi.

    İKBAL EREN: DÜNYA TÜRKİYE’DEKİ CUMARTESİ ANNELERİ’Nİ KONUŞUYOR

    Yıldız’ın arkasından söz alan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, 25 Ağustos’un kara cumartesi olarak kayıtlara geçtiğini belirterek, “Biz 699 hafta dile getirdik. Oturmaya başladığımızdan 306’ıncı haftaya kadar bizi duyan olmamış, o hafta bizimle tanışmak istemiş. Annelerimiz, O’nunla tanışınca şunu söylemiş. ‘Kayıp yakınlarının acılarını dindirmek için hükümet olarak üzerine düşeni yapacaklarını’ belirtmiş. Dönemin başbakanı o zamanki. Ben de 38 yıl önce kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşiyim. Sonra Emine Erdoğan açıklama yapmış. Emine, yıllardır mücadele eden annelerin başbakanın karşısına çıkmadığına şaşırmış, ‘Tüm cumartesi annelerinin acısını paylaşıyorum’ demiş. 306’ıncı haftamızdan sonra 394 hafta daha oturduk. Ne değişti? 306 haftada ne söylüyorsak, başbakanla görüştükten 394 hafta sonra da aynı şeyi söyledik. Bizim taleplerimiz değişmedi. Bizim ne topumuz ne silahımız var. Bizim sadece sözlerimiz var. Ne yapmıştık biz? Ne istedik? 699 hafta sessiz çığlığımızı yükseltmek istedik. 700’üncü hafta bizi duymuyorlar, görmüyorlar. Daha görünür olalım dedik. Bu mu bunun karşılığı? Bazı şeyler vardır sizi görmezler duymazlar. Bir fotoğraf karesi vardır sizin söylediklerinizden çok daha fazlasını anlatır. Biz hak hukuk adalet istedik. Hükümet bir tek adım atmadı. Ben 38 yıldır ailemle birlikte hak, adalet, hukuk arıyorum. Bu ülkede biz bunu bulamadık. Dünya bizi duydu. Şu anda dünya Türkiye’deki hukuksuzluğu, Cumartesi Anneleri’ni konuşuyor” diye konuştu.

    “ANNELİK BAŞKA BİR ŞEY SÜLEYMAN SOYLU, SEN BİLMEZSİN”

    Süleyman Soylu’ya yönelik de konuşan Eren, “Annelik istismar edilmiyor. Annelik aranıyor. Hasan Ocak’ı çukurdan çıkardı Emine Anne hangi istismardan söz ediyorsunuz? Süleyman Soylu sen bunları bilmiyor musun? Anneleri meşrulaştırmıştı senin başındaki. Sen şimdi bizim anneliğimizi inkar ediyorsun. Bizi, sizin gazınız, tüfeğiniz susturamaz. Siz de haklısınız, kendi kendinizi mi yargılayacaksınız. Mehmet Ağar da sizin hükümette ortağınız. Bizi susturmaya gücünüz yetmez. Adalet arayışımız devam edecek. Annelik başka bir şey Süleyman Soylu sen bilmezsin” dedi.

    HANIM TOSUN: GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYİZ

    Daha sonra Cumartesi Anneleri’nden Hanım Tosun söz aldı. Tosun, kendilerine yönelik şiddeti kınadığını belirterek, “Üstten emir verenleri şiddetle kınıyorum. Biz 700 haftadır burada oturuyoruz kime ne zararımız oldu? Biz şunu istiyoruz. Kayıplar bulunsun failler yargılansın. Biz bunu söyledik” dedi. Süleyman Soylu’nun açıklamasını utanç verici olarak nitelendiren Tosun, “Zaman zaman bizimle görüşmek isteyen devlet yetkilileri nasıl bu açıklamayı yapıyorlar? Biz yıllar önce Cenevre’de bir toplantıya katıldık. O toplantıdan sonra beni gözaltına aldılar. Sorguda bana ‘Bu toplantıya neden katıldın?Falanca derneğe neden üyesin?’ diye sordular. ‘Ben neden İHD’ye üyeyim, sen benden daha iyi bilirsin dedim polise. Beni öldürsen de parçalasan da benim eşim gözaltında kayboldu bunu söyleyeceğim.’ Sonra o masaya iki tane Fehmi Tosun dosyası geldi. Evet biz biliyoruz devletin  arşivlerinde her şey kayıtlı. Benim eşim nereye gitti nerede kayboldu.Tüm bilgiler devlette vardır. Bir kaybımız kalsa da iki elimiz onların yakasında olacak. Galatasaray bizim için meşru bir yerdir. Oradan bizim sesimizi duydu herkes. Biz Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyiz, vazgeçmeyeceğiz. Biz haklıyız, kararlıyız, inatçıyız. Onların açıklaması onlar da kalsın. Bizim analık babalık vicdanımız var. Vicdanı olan biri varsa gelsin bizim karşımıza çıksın, ‘Neden buradasınız?’ diye sorsun” dedi.

    Son olarak konuşan Maside Ocak,  701’inci haftada Galatasray’da olacaklarını belirtti. 

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİSK Emekli-Sen: Bu saldırı kullanılacak yöntemlerin provasıdır

    DİSK Emekli-Sen: Bu saldırı kullanılacak yöntemlerin provasıdır

    PİRHA – Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliğine yapılan polis müdahalesini kınayan DİSK Emekli-Sen “İnsanın zorla kaybedilmesi de kayıp çocuğunu arayan anneye saldırılması da insanlık suçudur” dedi. 

    700 haftadır gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin bugün ki eylemine polis sert müdahale etti. Müdahalenin ardından yaşananları kınayan açıklamalar da gelmeye başladı. Polisin müdahale etmesine tepki gösteren DİSK Emekli-Sen, gözaltında insan kaybetmenin de kayıplarını arayan annelere saldırılmasının da insanlık suçu olduğunu kaydetti.

    “MÜNFERİT BİR SALDIRI DEĞİLDİR”

    Yazılı olarak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bu saldırı münferit bir saldırı değildir. Bu saldırı uzun süredir geliyorum diyen ve tek adam yönetiminde vücut bulan faşizmin sokağa yansımasıdır. Saldırıda çok sayıda Cumartesi annesinin şiddet kullanılarak gözaltına alınması yetmemiş gibi, insanların sığındıkları pasajın içine bile gaz bombalarının atılması, ölçüsüzlüğün ve gözü dönmüşlüğün ne derece ileriye vardırıldığının göstergesidir. Bu saldırı aynı zamanda, tek adam yönetiminin, derinleşmekte olan ekonomik krizin konuşulmaması için, gündemi değiştirmek ihtiyacı için yapılmış olup, yine krizin vuracağı emek cephesinden yükselebilecek tepkilere karşı kullanılacak yöntemlerin provası niteliğindedir. Amacı toplumu zapturapt altına alarak, topyekun susturmaktır.

    Buradan haykırıyoruz ne yaparsanız yapın, çocuklarını aramaktan başka bir amacı olmayan, dünyanın en barışçıl eylemlerinden biri olan ve 23 yıl, 700 haftadır devam eden Cumartesi Anneleri’nin eylemine saldırı ülkeyi yönetememenizin göstergesi olup, tarih bu saldırıyı kara bir leke olarak yazacak ve sizi affetmeyecektir. Bu saldırıyı şiddetle kınıyor ve Cumartesi Anneleri’nin sonuna kadar yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Korksunlar, anneler susmayacak’-VİDEO

    ‘Korksunlar, anneler susmayacak’-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliğine izin vermeyen polisin müdahalesi ardından yaklaşık 3 saat boyunca meydanı terk etmeyen Cumartesi İnsanları eylemlerine gelecek hafta kaldıkları yerden devam edeceklerini söyleyerek son verdi. 

    Kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri’nin, 700’üncü hafta etkinliğine polis biber gazı ve plastik mermiyle müdahale etti. Onlarca kişi gözaltına alındı. Yaklaşık 3 saat meydanı terk etmeyen kitle, eyleme son verdiklerini belirtti. Cumartesi Anneleri haftaya kaldıkları yerden eylemlerine devam edeceklerini söyledi.

    Etkiliğe HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Ahmet Şık, Oya Ersoy, Erkan Baş, Garo Paylan, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker destek verdi. Yapılan müdahalelerde 50’den fazla kişinin gözaltına alındığı ifade edildi.

    Eylemin yapılmasına izin vermeyen polis Galatasaray Meydanı’na çıkan yolları tutarak kayıp yakınlarının, milletvekillerinin, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin meydana girmelerine engel oldu. Ara sokaklarda slogan atan eylemcilere sürekli müdahale eden polis, Hazzopulo Pasajı’na da biber gazı sıktı. Kapalı alana gaz sıkılmasından dolayı polis ile eylemciler arasında arbede çıktı. Çıkan arbedede Hazzopula Pasajı savaş alanına döndü. Polisi pasajdan dışarı çıkaran eylemciler slogan atmaya devam etti.

    Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliği için Ceylan Ertem ile seslendirdikleri ‘Beni Bul Anne’ şarkısı ise saatlerce İstiklal Caddesi’nde çalındı.

    Galatasaray Meydanı’nda oturan kayıp yakınları ve milletvekilleri yaşanan müdahaleye tepki gösterdiler.

    KAYA: TAHAMMÜL EDEMEDİLER

    Müdahalelere maruz kalanlardan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, yaşananlara şu sözlerle tepki gösterdi: “Saatlerdir sürekli müdahale altındayız. Hala kitlesel katılımı dağıtamadılar. Her hafta olduğu gibi açıklama yapıp dağılacaktık. Ama buna tahammül edemediler. Kendilerine yakışanı yaptılar. Biz de kendimize yakışanı yapacağız. Dağılmadık bekledik. Gezinin ruhunu hissettik. Gözaltıları bırakmalarını söyledik. Buradayız.”

    “KORKSUNLAR, ANNELER SUSMAYACAK”

    HDPEş Genel Başkanı Pervin Buldan, ne tür müdahale yaparlarsa yapsınlar mücadeleden asla taviz vermeyeceklerini söyledi. Yıllarca Galatasaray Meydanı’nda haklı bir mücadelenin çağrıcısı olduklarını ifade eden Buldan, “Bizler böylesi bir vicdansızlığı asla kabul etmiyoruz. 700’üncü haftada bizlere gazlarla, sopalarla karşılık verenler şunu bilsin ki; kayıplarımız bulunana kadar, faili meçhuller açığa çıkana kadar, yargısız infazlar aydınlatılana kadar bu mücadele devam edecek. Bu meydan bizim adalet meydanımız, bu meydan bizi çığlığımız. Bu ülkeyi sessiz çığlıklardan korkan bir ülke haline getirdiler. Annelerin çığlığından korkan bir ülke haline getirdiler. Ama korksunlar, anneler susmayacak, anneler çığlık atacak. Anneler çocuklarını arayacak. Anneler çocuklarını bulacak.” şeklinde ifade etti.

    “BU MEYDANDA OLMAK BİZİM TERCİHİMİZ DEĞİL”

    Arkasından söz alan CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise bu meydanda olmanın kendi tercihleri olmadığını kaydetti. Tanrıkulu, “Bizi burada zorla oturtuyorsunuz. Bulun katilleri, bulun kayıpları, getirin kemikleri, gösterin mezarları burada oturmayalım. Burası bir taziye meydanıdır, yası tutulmamış ölümlerin meydanıdır.” dedi.

    “TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINDILAR”

    İHD İstanbul Şubesi de konu ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliğinin İçişleri Bakanlığı emriyle yasaklandığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Saat 10.30 itibarıyla güvenlik güçlerinin müdahalesi başlamış, biber gazı, ters kelepçe uygulanarak çok sayıda kişi darp edilmiş, gözaltına alınmıştır. Alana tüm girişler kapatılmış, alan boşaltılmış, müdahale ve gözaltılar ara sokaklarda devam etmektedir. Gözaltına alınan kişilerin polis araçlarında tutulduğu bilgisi gelmektedir. Bize ulaşan bilgilere göre; İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyondan Sebla Arcan, Maside Ocak, Gamze Elvan, Şube sekreteri Leman Yurtsever, kayıp yakınlarından Ali Ocak, Faruk Eren, Hasan Karakoç, Cihan Gülünay ile çok sayıda insan hakları savunucusu gözaltındadır.

    KAYIP YAKINLARI İŞKENCE GÖRDÜ

    Güvenlik güçleri Cumartesi Anneleri 700’üncü hafta etkinliğine hukuka aykırı bir şekilde müdahale etmiş, işkence yapmıştır. Anneler başta olmak üzere kayıp yakınları ve çok sayıda katılımcı işkence görmüştür. Buradan İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunuyoruz: Gözaltına alınan İHD İstanbul Şubesi yönetici ve üyeleri ile aktivistlerimiz derhal serbest bırakılsın. Suç işleyen güvenlik güçleri hakkında soruşturma başlatılsın.” (HABER MERKEZİ)