Etiket: 72 millet

  • ‘Alevilik hümanisttir, enternasyonalisttir’-VİDEO

    ‘Alevilik hümanisttir, enternasyonalisttir’-VİDEO

    PİRHA – Kureşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin Dede, ‘72  Millete bir nazarla bakmak’ sözünü yorumladı. Aleviliğin hümanist bir inanç biçimi olduğunu vurgulayan Engin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Alevilik felsefesinin yanında daha geride kalır. Ancak Aleviliği kirletmeye çalışıyorlar. Alevilerin en çok sahiplenmesi gererken nokta Aleviliğin hümanist, enternasyonalist, laiklik özüdür” dedi.

    Pir Hacı Bektaş Veli’nin “72 Millete bir nazarla bakmak” sözü, Alevi toplumunca inancın temel kuralları arasında sayılır. Fikirleri ile Anadolu’nun kültürel yapısını derinden etkilemiş olan Hacı Bektaş Veli’nin, farklı olanı ötekileştirmeme üzerine kurduğu söylemin manasını Musa Kazım Engin’den dinledik.

    “ALEVİLİĞİN HÜMANİST DÜŞÜNCEYE SAHİP OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ”

    ‘72 millete bir nazarla bakmak’ kavramının Alevilik haricinde başka bir inançta kural olarak var olmadığının altını çizen Musa Kazım Dede, şu yorumu yaptı:

    “Biri Yahudi sever öbürü ise Yahudi düşmanıdır. Fransız ırkı, Cezayirliyi aşağılar. Öbürü ‘Biz Amerikalıyız’ der Kızılderili’yi aşağılar. Emperyalist sömürgeciler Afrika’ya gider ‘siyah derililer’ diyerek renginden dolayı aşağılar. Aleviliği bütün bunlardan ayıran en temel, en karakteristik özellik Hünkâr Bektaş Veli’nin şu sözünde saklıdır: 72 Millete bir nazardan bakınız.

    Dili, dini, ırkı, rengi, cinsi ne olursa olsun iyiler iyidir. Peki hangi iyiler? Hangi renkten olursa olsun, hangi ırktan olursa olsun hangi cinsten olursa olsun… Yani cinsiyet sorgulaması, renk sorgulaması yok. Çekik gözlüymüş, siyah deriliymiş, Kızılderili’ymiş öyle bir problem yok. İnsanı sadece insan olduğu için anlayan, insan olduğu için ona dergâhın kapılarını arkasına kadar açan bir inançtan bahsediyorum.

    72 millete bir gözle bakmak aynı zamanda Aleviliğin ne kadar büyük bir hümanist düşünceye sahip olduğunun en temel göstergesidir. 72 millete bir nazar ile bakmak Aleviliğin daha sonra bir takım sol literatürlere girmiş olan enternasyonalist anlayışın kitabını yazmak demektir. Evet enternasyonalizm bir üstün ırka inanmayan hiç kimsenin kimseden üstün olmadığını savunan, bütün dünya halklarının hangi renkten, hangi milletten, hangi cinsten olursa olsun eşit olduğunu, eşit olması gerektiğini savunan modern terminolojiye göre tanımlanmış bir tanımdır. Alevilik tamı tamına % 100 enternasyonalistir. Aynı zamanda Alevilik %100 hümanisttir. Bugün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ne yazıyorsa daha da fazlası Alevilikte vardır. Yani İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Alevilik felsefesinin yanında daha geride kalır. Kötü değildir ama bizim felsefemiz o kadar yüce, o kadar geniş, o kadar büyük, o kadar hacimlidir ki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, modern, eşitlikçi, adaletli dünya insanlarına gerçekten güzel bir anlayış sunmasına rağmen bizim felsefemizin yanında çok daha geride kalır.”

    “72 MİLLETE BİR NAZARLA BAKMAYAN IRKÇI OLUR”

    Musa Kazım Engin Dede, Hacı Bektaş Veli’nin, insan yetiştirmede benimsediği ilkelerin toplumda ne derece karşılık bulduğunu da ifade etti. Engin, Alevi inancında eşitlik ve ahlak temelli söylemlerin öncelikli kurallar olduğunun altını çizerek, “Peki, 72 millete bir nazarla bakmış mıyız gerçekten?” sorusunu da şu cümlelerle cevapladı:

    “Evet bakmışız. İşaretini nereden göreceğiz? Bunu dergâhta görüyoruz. Bakın Arap Alevi var, Kürt Alevi var, Türk Alevi var, Acem Alevi var, Türkmen Alevi var, Arnavut Alevi var, Ermeni Alevi var, Makedon Alevi var, Roman Alevi var, Abdal Alevi var, Çingene Alevi var. Onlar hiç bizim yanımızda Çingene olduğu için rahatsızlık duymuyorlar. Biz de onların Çingene olmalarından rahatsızlık duymuyoruz. Abdallardan biz hiç rahatsız olmayız niye? Çünkü benim felsefem bana bunu öğretmiş, bunu vermiş. Benim felsefem bana ‘böyle bakacaksın’ demiş. ‘İyiler iyidir’ demiş. Ben bütün o olumsuzluklar içinde sadece iyisini seçerim. Rengine, ırkına, cinsine, kökenine, soyuna bakmam.

    Tersinden de konuşalım. 72 millete bir nazarla bakmazsak ne olur? Faşist olur. Tek kelimeyle bunu söylüyorum. 72 millete bir nazarla bakmayan ırkçı olur. Başka milletlerden, halklardan kendini ya da sevdiği herhangi bir topluluğu daha üstün görmeye başlar. Daha üstün görmeye başlamak faşizmin temel karakteridir. Faşizm üstün ırk teorisine dayanır. O yüzden Hitler, üstün Alman ırkını yaratmak için Almanya’da bütün Çingeneleri, Romanları öldürmüş. ‘Üstün Alman ırkı, safkan Alman ırkı yaratacağım’ diyerek insan hareleri oluşturmuşlar. Onun dışında kalan bütün etnik kimlikleri farklı düşüncede veya etnik yapıda olanları gaz odalarına doldurup yok etmişler. Faşizm derken bunları uygulamalı olarak görmüşsün zaten. Aynı faşist anlayışlar ülkemizde de Maraş Katliamı’nda, Dersim’de,  Koçgiri Katliamı’nda önümüze çıktılar. Ne dediler? ‘Zo diyenleri temizledik şimdi Lo diyenleri temizleyeceğiz’ dediler. ‘Lo’ diyenler kimdi? Kürtlerdi. ‘Zo’ diyenler kimdi? Ermenilerdi. ‘Ermenileri hallettik şimdi sıra Kürtlere geldi’ dediler.

    “ALEVİLERİN EN ÇOK SAHİPLENMESİ GEREKEN NOKTA, ALEVİLİĞİN HÜMANİST ÖZÜDÜR”

    Halbuki biz bu ülkede kardeşçe yaşayamaz mıyız? Bu ülkede birbirimize hoşgörüyle bakmak için illa birbirimizi boğazlamamız mı gerekiyor? Alevilik bütün bunları aştığı için Aleviliği kirletmeye çalışıyorlar. Alevilerin en çok sahiplenmesi gereken nokta Aleviliğin hümanist özüdür, enternasyonalist özüdür ama en fazla da laiklik özüdür. Şöyle bir cümleyle bunu noktalamış olalım;

    ‘Bismi Şah ya Hakk ya Xızır. Vakitler hayrola, hayırlar fet ola, mazlumlar abat ola, zalimler berbat ola. Hakk erenler yolumuzu yolsuza, arsıza, hırsıza, namussuza, pirsize, ikrarsıza ve nursuza düşürmeye. Yolu sevgiden, yolu kardeşlikten, yolu dostluktan, yolu gerçekten insandan geçen herkesle bizi kardeş eyleye. Irkları, renkleri, kimlikleri, kültürleri saygıyla kucaklayanlardan eyleye ve her daim bizi anlımız ak, başımız dik eyleye. Namerde muhtaç eylemeye, çocuklarımızı yobazın şerrinden, zalimin zulmünden koruya. Dil bizden, nefes Piri Salih Abdal Musa’dan, Hünkâr Bektaşi Veli’den ola. Gerçek erenlerin demine devranına Hü’ diyor teşekkür ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/PİRHA

     

  • ‘Aleviliğin Şiileştirilmesine bazı cemevi başkanları ve dedeler hizmet ediyor’-VİDEO

    ‘Aleviliğin Şiileştirilmesine bazı cemevi başkanları ve dedeler hizmet ediyor’-VİDEO

    PİRHA – Aleviliğin Şiileştirilerek asimile edildiğine dikkat çeken Yazar Süleyman Zaman, Şiileştirme çalışmalarına bazı cemevi başkanları ve dedelerin hizmet ettiğini söyledi. Zaman ayrıca, “Ezilenlerin, dışlananların yanında yer alan bir öğreti ve inanç olan Alevilik, egemen inançların her zaman baskısı altında olmuştur” dedi. 

    Türkiye’de kimi çevrelerin Alevileri asimile etme çalışmaları devam ediyor. Eskiden sünnileştirilmeye çalışılan Aleviler şimdi “Sünnileştiremiyorsak Şiileştirelim” politikasıyla asimile edilmeye, özlerinden koparılmaya çalışılıyorlar.

    Şiileştirme politikaları kapsamında İran’dan Şialar getirilerek çeşitli Alevi derneklerine, dergahlarına, cemevlerine yerleştirip, deyim yerindeyse kaleyi içten fethediyorlar. Öyle ki cemevi cemevi dolaşıp gençler arasında Kur’an ve namazı anlatan misyonerler bile var.

    Alevilerin Şiileştirilerek asimile edilmesine ilişkin Alevi Yazar Süleyman Zaman Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Son dönemlerde Alevilik üzerine çok büyük oyunlar oynandığının altını çizen Zaman, “Ezilenlerin, dışlananların, ötekileştirilenlerin yanında yer alan bir öğreti ve inanç olan Alevilik, egemen inançların her zaman baskısı altında olmuş. Bu nedenle toplumsal ütopyası ve tarihsel boyutu nedeni ile kırımlara uğratılmıştır” dedi.

    “SÜNNİLEŞTİREMİYORSANIZ BIRAKIN ŞİİLEŞTİRELİM”

    Günümüzde de özellikle Alevilik üzerinde büyük oyunların oynandığını dile getiren Zaman şunları kaydetti:

    “Bir zamanlar İran’da ‘Aleviliği eğer siz Sünnileştiremiyorsanız, bırakın biz onları Şiileştirelim’ denilmişti. Bu politikalara günümüzde bazı cemevi yöneticileri ve dedeleri  hizmet ediyormuş gibi bir duygu içindeyim. Bunu neden söylüyorum. Çünkü son dönemlerde cemevlerine gittiğimde özellikle bazı cemevlerinde kuran kurslarının açılması, kadınlarımızın erkeklerle ayrı oturtularak başlarına örtü örtülmeye çalışılması ve bazı Alevilerin Necefe (Kerbelaya) götürülmesi durumu var. Oranın sanki Alevilerin kabesiymiş gibi bir algı oluşturuluyor.
    Alevilik sadece  Ali’yi sevmek, matem orucunu tutmak, teber ve tebeleya sahip olmak, onları savunmak gibi gösteriliyor. Aslında Aleviliği yapan o bütüncül yönlerini unutturarak, Aleviliğin sanki batıni boyutu, toplumsal boyutu yokmuş gibi bunlar unutturulmaya çalışılıyor. Aleviliği Şiilik boyutuna indirgemeye çalışarak Aleviliğin geçmişten getirmiş olduğu o önemli değerler yok edilmeye çalışılmaktadır.”

    “RIZA ŞEHRİ ALEVİLİĞİN ALGISIDIR”

    Aleviliği oluşturan değerlerin yok edilmesine izin verilmemesi gerektiğine işaret eden Süleyman Zaman, “Bizim bedenimizde onlarca organımız biraraya gelip bizi biz yapıyorsa bir beden oluşturuyorsa Alevilik de kadim dönemden bu yana gelen o değerlerin toplamıyla Alevilik olmuştur. Bu anlamda Alevilik bana göre en az yüz bin yıllık insanlık tarihinin hafızasıdır. Bu hafızanın içerisinde insanlığın kurtuluş ütopyası var. Kamil insan, kamil toplum modeli ve rıza şehri Aleviliğin toplumsal algısıdır. Alevi bilgelerin ortaya koymuş olduğu bu ütopya insanlığın kurtuluşunu da önceleyen bir anlayıştır. Özellikle günümüzde Alevi olduğunu söyleyen bir çok dostumuz Aleviliğin bu yönünü yok saymaya çalışıyorlar. Bu Alevilerin kendisini doğal asimilasyon yapmaktan başka bir şey değildir” diye konuştu.

    Zaman şöyle devam etti:

    “Devletin egemenlerin asimilasyonunu görüyoruz burada. Aleviliğin taşımış olduğu bu değerler sadece ülkemizdeki egemenleri değil dünya egemenlerini de rahatsız ediyor. Çünkü insanlığın kurtuluş ütopyası. Sadece ülkemizdeki insanlığın kurtuluşunu değil; 72 millete aynı bakan dünyadaki tüm insanlara ve dünyanın neresinde acı varsa bir keder varsa bir yoksulluk varsa o benim davamdır diyen, bu anlamda insanlığa hizmet eden insanı ve insanlığın kurtuluşunu temel alan bir öğretidir. Bu nedenle günümüz egemenlerini korkutması kadar doğal bir şey yoktur. Dolayısıyla Aleviliğin bu yönü yok edilerek sadece inançsal boyutuna indirgenip, inançsal boyutta sadece ritüel boyutuna indirgenerek Aleviliğin diğer toplumsal boyutları yok edilmeye çalışılıyor. “

    “ALEVİLİĞİ İSLAMIN ÖZÜYMÜŞ GİBİ GÖSTERMEK DOĞRU DEĞİL”

    Yazar Süleyman Zaman, “Alevilik geçmişler toplamıdır. Tabi ki 1500 yıldır var olan İslami birtakım değerlerin Aleviliğin içine girmesi çok doğaldır. Bu diyalektikte bunu söyler. Çünkü var olan her şey başka şeyleri de etkiler. Her şey bir birinin içerisine geçer. Benzer benzeri çeker yasası vardır. Bir de gelişim yasası ve tekamül yasası vardır.  Tekamül yasası zaten tam da bunu içerir. Derki bir şey varlaştığı zaman anında başka şeyleri de etkiler. Dolayısıyla özneler arası geçiş nedeniyle bugün 1500 yıldır var olan İslami bir takım değerlerin de Aleviliğin içerisine taşındığı bir gerçektir. Ama önemli olan Alevi bilgelerinin Aleviliğe  taşımış olduğu İslami değerlerin hangi anlamları yüklediğidir. Yani bu anlamları bilmeden eğer bize egemenlerin sunduğu bir şekilde bu İslami değerlere sahip çıkarsak tabi ki o zaman gerçek Aleviliği sanki İslamın özüymüş gibi İslamın kendisiymiş gibi bir anlam içerir. Bu doğru değildir. Bu aynı zamanda Sünni dostlarımıza da haksızlık olur. Sanki onların inandığı din bu değilmiş gibi. Bu doğru değil” şeklinde konuştu.

    “KENDİ İÇİMİZDEKİ DOĞAL ASİMİLASYONA KARŞI BİR DURUŞ SERGİLEYELİM”  

    Alevilik İslam’dan etkilenmiştir ama sadece İslam’dan değil. Alevilik dört kitaba aynı nazardan bakarız diyen bir anlayıştır” diyen Alevi Yazar Süleyman Zaman son olarak şunları kaydetti:

    “Dün veya bugüne kadar ulaşan bütün inançlardan Alevilik  içerisinde bir takım şeyler bulmak olasıdır. Bunu benim söylememe gerek yok. Aleviliğin değerlerine şöyle derinlemesine bakan ozanların dizelerine bakan muhakkak bunu görür. Onun için biz 72 millete aynı nazardan bakıyoruz, dört kitabın dördü haktır diyoruz. Hatta bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün bilgelerin ortaya koymuş olduğu değerlere sahip çıkın ama önemli olan o değerlerin insanı insanileştirmesine yönelik olmasıdır. Alevilik kendini bu değerler üzerinde tanımlamıştır. Bunun için bu değerlere sahip çıkalım. Bu değerler Aleviliği Alevilik yapan değerlerdir. Asimilasyona karşı  tavır alırken kendi içimizdeki doğal asimilasyona karşı da bir duruş sergileyelim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Aleviler olarak savaş değil barış, ölüm değil yaşam diyoruz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak savaş değil barış, ölüm değil yaşam diyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin Afrine yönelik düzenlediği askeri harekata ve bu harekatı destekleyen Alevi kurumlarına Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin tepki gösterdi. Engin, “Alevilik 72 millete bir nazarda bakan bir inançtır. Ve güvercin donunda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş’ı Veli’nin aslan ile ceylanı kucağında tutmasının nedeni savaşa karşı olup barıştan yana olma felsefesidir” dedi.  

    Türkiye’nin Afrine yönelik başlattığı askeri hareketi destekleyen Alevi kurumlarına tepki gösteren Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “ALEVİLER BARIŞTAN YANA OLDUKLARINI BELİRTMELERİ GEREK”    

    Aleviliğin 72 millete bir nazarda bakan bir inanç olduğunu belirten Engin, “Güvercin donunda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş’ı Veli’nin aslan ile ceylanı kucağında tutmasının nedeni savaşa karşı olup barıştan yana olma felsefesidir. Aleviler burada barıştan yana olduklarını belirtmeleri lazım” dedi.

    “MAZLUMDAN YANAYIZ, ZALİME KARŞIYIZ” 

    İçimizde çürük elma dediğimiz insanlar da olacaktır diyen Engin şunları kaydetti:

    “Bazı Alevi kurumları savaşa yardım ediyor. Bunlar doğru değil. Savaş başladığında biz Mersin Cemevi olarak bir tır yiyecek, içecek ve giyecek malzemesi sınıra götürmüştük. Kendi tavrımız nettir. Biz mazlumdan yanayız, zalime karşıyız. Savaşa da karşıyız. Aleviliğin bilincinde bu var.”

    Aleviliğin  72 milleti bir gören, canlı cansız bütün kainatı da bir ve hak bilen bir inanç olduğunu belirten Engin, “Böyle bir bakışın böyle savaştan yok etmekten yana olması mümkün değil. O yüzden savaş değil barış, ölüm değil yaşam diyoruz” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)