Etiket: 78’liler Hareketi

  • İHD İstanbul ve Dersim şubelerinden tepki: Nimet Tanrıkulu asılsız gerekçelerle tutuklu!- VİDEO

    İHD İstanbul ve Dersim şubelerinden tepki: Nimet Tanrıkulu asılsız gerekçelerle tutuklu!- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi, geçen hafta tutuklanan insan hakları aktivisti Nimet Tanrıkulu için basın açıklaması yaptı. İHD İstanbul ve Dersim Şubelerindeki açıklamaya çok sayıda insan hakkı savunucusu katılırken, Tanrıkulu’nun asılsız gerekçelerle tutuklanmasına tepki gösterildi. 

    İnsan Hakları Derneği İstanbul, Ankara ve Dersim Şubeleri, insan hakları savunucusu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) kurucularından Nimet Tanrıkulu’nun tutuklanmasına yaptığı açıklamayla tepki gösterdiler.

    Açıklamada, “Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” denildi.

    “78’LİLERİN KURULUŞUNDA YER ALDI”

    1986 yılında, askeri darbenin hemen ardından kurulan İnsan Hakları Derneğinin kuruluşundan itibaren mücadelenin içinde yer alan insan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun, 29 Kasım 2024 günü Ankara’da 7. Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği kararla tutuklandığın anımsatılan açıklamada, “Nimet Tanrıkulu, 78’liler Hareketinin kuruluşunda da yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası alanda tanınan bir kadındır. Nimet, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Ataköy polis merkezinde bir süre tutulduktan sonra Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından alınarak Ankara’ya götürüldü, 29 Kasım’a kadar gözaltında tutuldu. Nimet’in gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi sivil siyasetçiler, sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye belirtildi.

    TUTUKLANMAYA GEREKÇE İTİRAFÇININ AÇIKLAMALARI GÖSTERİLDİ

    Dosyada ortak hiçbir konu söz konusu olmamasına rağmen aynı dosyanın içinde 9 kişinin soruşturulup ardından tutuklandığını ifade edilerek, şöyle devam edildi:

    “Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konular, son derece hukuk dışı olduğu gibi aynı zamanda akıl dışı. Dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamalar, temel alındı. Nimet Tanrıkulu’nun 2012, 2013, 2014 yıllarında birçok uluslararası seyahati olduğu gibi Erbil ve Süleymaniye’ye de birkaç defa gittiği zaten yasal çıkışlar olduğu için pasaportunda belirli. Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil ve Süleymaniye’ye gittiğini, Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun davet üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Böyle bir durumun olmadığını Nimet Tanrıkulu defalarca açıklamaya çalışmasına rağmen mahkeme bunu ciddiye almadı. Nimet Tanrıkulu’nun katıldığı Kürt kadınlarının ortak toplantısı bir başka gerekçe olarak gösterildi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Nimet Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi.”

    “AİHM USULSÜZ YARGILAMALARLA TÜRKİYE’Yİ DEFALARCA MAHKUM ETMİŞTİR”

    Açıklamada, insan hakları savunucuları olarak hakkında soruşturma yapılmayan tek bir kişi bile olmadığına vurgu yapılarak, “Anayasanın 38. Maddesi ‘suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz’ demektedir. Oysa ki ne yazık ki Sulh Ceza Hakimi hukukun bu temel prensibini hiçe sayarak Nimet’in kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır. Bu tür benzer suçlamalar zamanında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde de yapılmış yine Devlet Güvenlik Mahkemelerinde kullanılan itirafçı ifadeleri nedeniyle binlerce insan cezalandırılmıştır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yapılan bu usulsüz yargılamalar nedeniyle Türkiye’yi defalarca mahkum etmişti” ifadeleri kullanıldı.

    “BİAT ETMEDEN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Tanrıkulu’nun insan hakları mücadelesinde önemli bir yeri olduğunun hatırlatıldığı açıklamanın devamında, “Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararını asla kabul etmiyoruz. Bu karar tüm sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. İnsan hakları savunucuları bugüne kadar yaşadıkları tüm hak ihlallerine rağmen biatsız bir şekilde mücadelelerini devam ettirmektedirler. Nimet Tanrıkulu da bu insanlardan biridir ve Nimet Tanrıkulu insan hakları mücadelesinden asla ödün vermeyecek bir kişidir. Bizler onun arkadaşları İnsan Hakları Derneği ve 78’liler Hareketi olarak Nimet Tanrıkulu’nun sonuna kadar yanındayız” diye belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL-DERSİM

     

  • 78’liler Hareketi’nden 12 Eylül protestosu: Kahrolsun faşizm, yaşasın sosyalizm!-VİDEO

    78’liler Hareketi’nden 12 Eylül protestosu: Kahrolsun faşizm, yaşasın sosyalizm!-VİDEO

    PİRHA – 78’liler Hareketi, 12 Eylül’ün 44. yıl dönümünde Taksim Kazancı Yokuşu’nda eylem yaparak darbecileri protesto etti. 78’liler Hareketi kurucusu Celalettin Can, “12 Eylül, siyasi partisiyle, devlet eliyle sürüyor. Kahrolsun faşizm, yaşasın sosyalizm” diyerek darbe zihniyetiyle henüz hesaplaşılmadığına vurguladı. 

    78’liler Hareketi, 12 Eylül darbesinin 44. yılında Taksim Meydanı Kazancı Yokuşu’nda basın açıklaması yaptı.

    “12 Eylül tekçi rejimle iç içe sürüyor” pankartının açıldığı eylemde darbe döneminde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
    Eylemde, “Gün gelecek, devran dönecek, darbeciler halka hesap verecek” sloganı atıldı.

    78’liler Hareketi kurucusu Celalettin Can, yaptığı kısa konuşmada, “12 Eylül, siyasi partisiyle, devlet eliyle sürüyor. Kahrolsun faşizm, yaşasın sosyalizm” diyerek, darbe zihniyetiyle henüz hesaplaşılmadığına vurgu yaptı.

    “DARBECİLERLE HESAPLAŞILAMADI”

    20 kurum adına ortak basın açıklamasını 78’liler Hareketi İstanbul Temsilcisi Yunus Bircan okudu. Bircan, tekçi darbe rejiminin darbe zihniyetini sürdürdüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “12 Eylül darbe rejimi tekçi rejimle iç içe sürüyor!
    12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 44 yıl geçti. Ancak, 12 Eylül darbe rejimi temel unsurlarıyla sürüyor. 12 Eylül, Anayasasını dahi fiilen tanımaz bir siyasi tutumla sürüyor.
    Darbeci “devlet ruhu” ve davranışı ile sürüyor.
    Siyasi partiler, seçim barajı, YÖK, RTÜK, sendikalar yasalarıyla sürüyor.
    12 Eylül devletinin, sözde “yasal” temellerini oluşturan 1980-83 açık darbe döneminde yapılan 600’ün üstünde yasayla, o tarihten günümüze kadar çıkarılan yeni baskı yasaları ve yönetmeliklerle sürüyor.

    “İKTİDARI DARBE REJİMİYLE BÖLÜŞTÜLER”

    Bu ülke 44 yıldır darbe yasaları ve yönetmelikleri ile yönetiliyor. Özellikle de son 15 yıldır giderek ağırlaşan biçimde bu ülke, gerektiğinde kendi koyduğu kuralları bile tanımayan, tekçi, benci bir ruhla, kendinden ve çevresinden ötesini görmekten uzak, pragmatik – faydacı bir düşünce ve davranış biçimiyle yönetiliyor.
    1983’den 2000’li yıllara kadar kurulan sözde sivil hükümetler, Milli Güvenlik Rejimi çerçevesinde iktidarı darbe rejimiyle bölüştüler.
    Toplumun her kesimine dönük resmi şiddet dalgasına karşı, özellikle batıda toplumsal muhalefetten doğru bir direniş ve dayanışma hattı oluşturulamayınca, siyasi arenaya itaatkâr ve tepkileri bastırılmış bir toplum modeli çıktı.
    Muhalif kesimlerin parçalı ve birbirinden bağımsız olarak geliştirmeye çalıştıkları yeni örgütlülükler, ölçüsüz ve yok edici şiddet ile karşılaştı.

    “İKTİDARLAR 12 EYLÜL REJİMİNİN KALICI OLMASINA BÜYÜK KATKI SUNDULAR”

    12 Eylül Rejiminin kapattığı partilerin mirasçıları, 1991’de Kürt muhalefetinin de desteği ile hükümet oldu. “Demokratikleşme” programıyla iktidar olmalarına ve Kürtlerden de destek görmelerine karşın, bu programı askıya aldılar.
    Sivil iktidarlar, askerin MGK üzerinden bir nevi hükümet ortağı konumuna itiraz etmemekle, 12 Eylül rejiminin kalıcı olmasına en büyük katkıyı sundular.
    Klasik partilerin demokrasiye ihanetinin bedeli ağır oldu; sistemden umudunu kesen seçmenler de Siyasal İslam’a yönelme eğilimi gelişmeye başladı.

    “SİYASAL İSLAMIN ÖNÜ ABD TARAFINDAN AÇILDI”

    Siyasal İslam’ın önü, 1980’lerin başında Sovyet sistemini kuşatma stratejisini uygulayan ABD tarafından açılmıştı. Darbeciler Türkiye’yi ABD’nin “Yeşil Kuşak” politikasına eklemlediler. Türk-İslam Sentezi” ismi verilen ve özünde milliyetçi ve İslamcı bir dokuya sahip olan ideolojiyi bütün topluma dayattılar. Artık rejimin, cumhuriyetçi, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu tartışmalı olacaktı. Türkçü ve İslamcı vurgunun güçleneceği bir sürece girilecekti.

    TÜRK TİPİ TEKÇİ REJİM

    Türkiye’nin 12 Eylül darbesiyle hesaplaşamayışının sonucu, 15 Temmuz darbe girişimi olurken, devamla “Allahın lütfu” olarak tekçi rejimin inşasını kolaylaştırdı. Türk Tipi Tekçi Rejim, 12 Eylül rejiminin siyasal-askeri ve hukuk dışı yasal zemini üzerinde gelişti.
    Resmi siyasal muhalefet 44 yıldır ama özellikle son 15 yıldır,  tekçi darbe siyasetinin kuralları içinde sözde “sorumlu” muhalefet yapıyor. İktidarın ve muhalefetin darbe karşıtlığı üzerine demokrasi lafızları, tek kelimeyle laf-ı Güzaf…
    Türkiye’de 1983’den 2 binlere ve sonrasında, iktidarıyla muhalefetiyle 12 Eylül darbe rejimiyle uzlaştılar…

    Sanki 12 Eylül darbesi olmamış, sanki 12 Eylül rejimi temel unsurlarıyla sürmüyormuş gibi bir siyasi tutum içinde oldular.
    Bu tutum 2000’li yıllara doğru iktidara hazırlanan Recep Tayip Erdoğan’a 2000’lerin başında iktidar olma olanağı sağladığı gibi, ona geniş bir hareket sahası sağlamaya devam etti.
    Açık bir ifadeyle Türkiye’nin resmi siyasal muhalefetinin 12 Eylül rejimi ile uzlaşmasının bedeli Erdoğan ve tekçi rejim oldu.”

    “BARIŞ KENDİNİ DAYATIYOR”

    Okunan basın metninde savaşa karşı barış vurgusu yapılarak şöyle devam edildi:

    “Türkiye, 12 Eylül Darbesiyle de hesaplaşmadan, 50 yıldır süren ve 40 binin üzerinde insanımızın ölümüne yol açan çok daha kanlı savaşa ve çatışma ortamına girdi.
    Gelinen noktada savaş ve çatışma ortamı toplumsal ayrıştırma, yoksullukla terbiye etme, kaygı ve korku iklimi eşliğinde, iktidarı sürdürme ve siyaset yapma biçimi olarak sürdürülüyor.
    12 Eylül rejimiyle, birleşen “Tekçi rejime” karşın, savaşın ekonomik krizin nedenleri ve sonuçlarının yanı sıra toplumsal kayıplarıyla yüzleşme kendini dayatıyor.
    Netice olarak barış kendini dayatıyor.
    Meselenin esası şu:
    Darbecilerle toplumsal suç ortaklığını reddedelim!
    Unutmayalım ki uzaklardan darbeciler gelmez ama darbecilerle ve darbe siyasetiyle toplumsal suç ortaklığını reddeden devrimciler gelir!”

    PİRHA/İSTANBUL