Etiket: 8 mart 2021

  • PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PİRHA-PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Genel Merkez ve Şubeleri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi’ni ve ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    PSAKD Genel Merkezi ile çok sayıda şube yöneticisi ve üyeler, Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi ile ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    Ziyaret programına İstanbul PSAKD Atasehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, İzmir PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, PSAKD Ankara Keçiören Şube ve Yenimahalle Şube üyeleri katıldı.

    “KADINLARA REVA GÖRDÜKLERİ YAŞAM ŞEKLİ ORTADADIR”

    Kadıncık Ana’nın evinde yapılan basın açıklamasını PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz okudu. Yılmaz, iktidarın kadın politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bizim topraklarımızda önce kadınlar uyanır!
    Sonra güneş doğar!
    Çünkü güneşi kadınlar doğurur!
    Dayanışmanın, birleşmenin kıymetini bilenler olarak, bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü karşılarken, dayanışmaya ve birliğe eskisinden daha çok ihtiyaç olduğunu biliyoruz. 8 Mart 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınların bilinçlere kazınan direnişinin üzerinden 164 yıl geçti. Onların miras bıraktığı direniş ve mücadele tarihini omuzlayarak ilerleyen kadınlar, onların yanan bedenlerinden öğrendikleri bilinçle; özgürlüğü ellerinden almaya çalışan, kadınları cinsel obje ve ucuz emek gücü olarak gören, ikincilleştiren, katleden, evlere hapseden erkek egemen sisteme karşı verdiği mücadele günümüzde de sürüyor. 19 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin gerici, faşist, cinsiyetçi politikalarıyla kadın düşmanlığına soyunduğunu hepimiz biliyoruz. Binali Yıldırım’ın kadınlara yönelik ifade ettiği ‘itaat et, rahat et’ sözleriyle kadınlara reva gördükleri yaşam şekli ortadadır.

    Bugün ekonomik kriz ve pandemi koşullarında işten ilk çıkarılan kadınlar evde yoksullukla mücadele ederken, bir yandan da tencereyi kaynatma zorunluluğuyla görevlendiriliyor. O da yetmezmiş gibi en az üç çocuk doğurma gibi makbul kadın dayatmalarıyla baş başa bırakılıyor.

    Kadınların en temel yasal haklarına göz dikiliyor. Bir kadın bakanının ‘AKP gelene kadar ‘Kadın’ kelimesinin adı yoktu’ dediği bu iktidar döneminde, her gün en az 6 kadının öldürülmesi haberleriyle, kadın ismi sıkça geçiyor. Her gün yüzlerce kadının gerek eşi gerekse akrabaları tarafından katledilmesinde verilen ceza indirimlerinde kadının ismi sıkça kullanılıyor. Tarikatlar, şeyhler, sözde kültürlü vasfındaki adamlar, kadın bedenini iştahla dillerine dolamayı meşrulaştırmış sözlerinde kadın ismi sıkça kullanılıyor. Ensar vakfı gibi çocukların cinsel istismara uğradığı olaylarda ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen kadın bakanlarla kadın ismi sıkça kullanılıyor.

    Fakat tüm bu baskılara, zulme, yok saymaya karşı kadınlar; Yezid’e boyun eğmeyen Zeynep Ana’nın duruşunu, devlet zulmüne karşı bir araya gelen Bacıyan-ı Rum’un cesaretini, yüzyıllar öncesinde Hacı Bektaş-ı Veli’ye kapısını açan Kadıncık Ana’nın iyiliğini, ‘Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim’ diyen Ulrike’nin direncini, ‘Hayatın olduğu her yerde savaşmak istiyorum’ diyen Clara Zetkin’in mücadelesini, Cumartesi Anneleri’nin bitmek bilmeyen inadını, gezi direnişinde sokakları özgürleştiren sesiyle; emeğini bilinçle harmanlayarak, bugünden yarına özgürlüğünü elinden almak isteyen egemen sisteme karşı mücadele etmekten, sokaklarda, meydanlarda sesini yükseltmekten asla vazgeçmiyor. Yoksulluğun, ayrımcılığın, işsizliğin, erkek-devlet şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya, ancak bu topraklarda yaşayan Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Ermeni, Mülteci, Çingene, her ulus ve aidiyetten kadınların birlikte mücadelesiyle mümkün! Bu bilinç ve inançla, kadınların birlik, dayanışma, mücadele gününü selamlıyoruz.”

    “KADINCIK ANA, İLK KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ YARATAN KADIN”

    İstanbul PSAKD Ataşehir Şube üyesi Nafiye Kaban, Kadıncık Ana’nın evine yapılan ziyaret esnasında polislerin, grupla birlikte hareket etmesini eleştirerek “Tarihini bilmeyen toplumların tarihini başkaları yazar. Biz Kadıncık Ana’yı ne zaman öğrendik? Çok yakın zamanda. Siz hiç camiye, sinagoga, kiliseye polislerle giden bir toplum gördünüz mü? Polislerin kendi aralarındaki konuşmaları bana taciz gibi geldi” dedi.

    Ankara PSAKD Mamak Şube üst kurul delegesi Adalet Ayten ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin “Bugün Kadıncık Ana’da toplandık. Ankara, İzmir, İstanbul ve Antalya’dan olmak üzere birçok arkadaşla beraber 8 Mart’ı burada kutladık. Bizim doğduğumuz coğrafyada önce analar uyanır sonra güneş doğar. Demek oluyor ki her şey kadın” yorumunu yaptı.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz ise Alevi kadınlar olarak her 8 Mart’ta Kadıncık Ana’nın evinde buluşulması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak Hacı Bektaşi Veli’yi büyüten Kadıncık Ana’nın yanında start vermek istedik. İsteriz ki bundan sonra gelenekselleşsin ve tüm Alevi kadınlar her 8 Mart’ta ve 25 Kasım’da Kadıncık Ana’nın başında, kadın olmanın, birey olmanın startını versinler. Biz biliyoruz ki 1204 yılında Kadıncık Ana ilk dokuma tezgahlarını kurup kadın örgütlülüğünü yaratan kadındır. Sosyalist kadın hayatını biliriz, kadın tarihini biliriz ama Alevi kadın tarihine geldiğinde biraz az bilgiye sahibiz. Yaşasın kadın dayanışması. Şiddete, tacize, tecavüze hayır.”

    Diren SATI / NEVŞEHİR

     

  • 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    PİRHA- Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin mücadele gününü kutluyor.

    8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak hayatını kaybetmişti.

    Olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı. Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı.

    AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI 

    1900’lü yıllarda Amerikan sanayi işçileri çok ağır çalışma koşullarına sahiptir. Böylesi zor koşullar altında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikasında çıkan yangının ağır sonuçları olur. Fabrikadaki yöneticilerin, işçilerin iş zamanlarını zapturapt altına almak amacıyla atölye kapılarını kilitli tutuyor olmaları facianın boyutunu artırır. Yangında, 123’ü kadın olmak üzere 146 tekstil işçisi ölür. Ölenlerin yarıya yakını fabrika binasının üst katlarından atlayarak düşme sonucu gerçekleşir.

    Olay, ABD ve dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırır. Sonraki yıllarda kadın işçilerin mücadelesinde bir kilometre taşı olarak belleklerde yer eder ve ayrı bir yere sahip olur. Facia sonrası hükümet ve yerel yönetimler çalışma yasalarında kısmı iyileştirmeler yapmak zorunda kalırlar.

    Bu olaydan 10 ay sonra, yine ABD’de dünya emekçi kadınlarının mücadelesinde derin izler bırakacak başka bir olay yaşanacaktır. Bu, tarihe Ekmek ve Gül Grevi olarak geçecek olan görkemli bir kadın direnişidir.

    CLARA ZETKİN’İN MÜCADELE GÜNÜ BELİRLEME ÇAĞRISI

    1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

    Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

    Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

    İLK EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 19 MART 1911

    Uluslararası anlamda ilk emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti.

    Bir kadın yazar, 1911’deki gösterileri şöyle yazmıştı:

    “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bugün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”

    Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı.

    1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

    Bir kadın yazar 1920’de yazdığı bir yazıda, 1913’te gerçekleşen Rusya’daki ilk kadınlar günü kutlamasını şu sözlerle anlattı:

    “O karanlık yıllarda toplantı yapmak bile yasaktı. Fakat Petrograd’da partili kadınlar “Kadın Sorunu” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Bu illegal bir etkinlikti ama salon tıklım tıklım doluydu. Parti üyeleri konuşmalar yaptı. Fakat bu gizli toplantı polis baskını ile yarıda kesildi ve konuşmacıların çoğu tutuklandı. Bu etkinlik Çarlık baskısı altında yaşayan Rusya’daki kadınların Uluslararası Kadınlar Günü’ne katılımı ve desteği açısından önemliydi. Bu Çarlık hapishanelerinin, idam sehpalarının Rusya’daki işçilerin mücadele ruhunu öldüremeyeceğinin, Rusya’da bir şeylerin sarsılmakta olduğunun ilk işaretiydi.”

    NEDEN 8 MART?

    Pek çok ülkede kutlanacak bugün için ortak amaç ve ilkeler ortaya konmuş olsa da kesin bir tarih belirlenmemişti. Her yıl ilkbahar aylarında farklı tarihlerde kutlanan kadınlar gününün 8 Mart’ta kutlanması kararıysa 1921’de Moskova’da yapılan Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alındı.

    Bu kararla 8 Mart 1857’de yaşamını yitiren 129 kadın işçinin ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen grevleri başlatan, “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

    SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE 8 MART

    Ekim Devrimi’nin ardından Sovyetler Birliği’nde 8 Mart coşkuyla kutlanan bir mücadele gününe dönüşmüştü. Bununla birlikte kadınların sosyal ve siyasi yaşama katılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde pek çok düzenlemeye imza atılmıştı.

    Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinin sabitlenmesi ile Sovyetler Birliği’nde ve daha sonra kurulan tüm sosyalist devletlerde bugün resmi tatil ilan edildi.

    İzleyen yıllarda kadınlar 8 Mart’larda ülke ve dünya gündemi ile gelişen olumsuzlukları da protestolarına konu etti. 1937’de İspanya’da kadınlar 8 Mart’ta kitlesel gösterilerle faşist Franco rejimini protesto etti.

    8 Mart 1943’te ise İtalya’da kadınlar Mussolini yönetimini hedef alan gösteriler yaptı.

    Tıpkı 1940’larda İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere çocuklarını askere göndermek istemeyen Avrupalı kadınlar gibi, 1960’larda da ABD’li kadınlar Vietnam Savaşı’na oğullarını göndermek istemediklerini dile getirdi.

    BM 1977’DE KABUL ETTİ AMA…

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, kutlamaların başlamasından yıllar sonra, 1977 yılında kabul etti. Ancak BM, bugünü kadınların mücadele günü olarak göstermekten geri durdu. BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi.

    TÜRKİYE’DE İLK KUTLAMA TKP’Lİ KADINLARDAN

    Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ı “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı. 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ilk kez yaygın olarak ve sokaklarda kutlamaya başladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataşehir PSAKD’den 8 Mart etkinliği: Emeğimiz, haklarımız üzerinden yol sürüyoruz-VİDEO

    Ataşehir PSAKD’den 8 Mart etkinliği: Emeğimiz, haklarımız üzerinden yol sürüyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi/Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle serbest kürsü programı gerçekleştirdi. Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, “Mücadelenin içinde geçmişte vardık, bugün varız ve yarın da var olacağız. Cümle canları, 8 Mart’ı yaratan kadınların isyanıyla selamlıyorum” dedi. 

    PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Ataşehir Şubesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Ataşehir PSAKD ve  Cemevinde serbest kürsü programı gerçekleştirdi.

    Etkinliğin sunuculuğunu Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin Gayretli üstlendi.

    Program, katledilen kadınlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Daha sonra sinevizyon gösterisinin ardından kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe dair konuşma yaptı.

    “GEÇMİŞTE VARDIK, BUGÜN VARIZ VE YARIN DA VAR OLACAĞIZ”

    Etkinlikte öncelikle PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya konuştu

    Kaya, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Yezit’e karşı Hüseyin olanlar, Koçgiri’de Zarife olanlar, Dersimli Bese Ananın direnci olanlar. Zeynep Ananın duruşu, can için yalvarmam sana diyen rehberimiz Pir Sultan’ın bilinciyle 8 Mart’ı yaratan kadınların direnci ve coşkusuyla selamlıyoruz hepinizi. Çatısı altında bulunduğumuz dönen dönsün ben dönmezem yolumdan sözüyle nefes aldığımız Pir Sultan, okunacak en büyük kitap insandır diyen Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli’den öğrendiklerimiz ile yan yana gelerek emeğimiz, kimliğimiz, bedenimiz ve haklarımız üzerinden söz söylemeye, yol sürmeye çalışıyoruz. Bu nedenle mücadelenin içinde geçmişte vardık, bugün varız ve yarın da var olacağız. Cümle canları 8 Mart’ı yaratan kadınların isyanıyla selamlıyorum.”

    Gülsev Kaya’nın konuşmasının ardından düşüncelerini dile getirmek isteyen emekçi kadınlar kürsüye çıktı.

    Kadın korosu üyelerinden Nafiye Kaban, Dertli Divane’nin bir deyişini okudu ve “Deyişte geçen ulu divanın kadınlar olduğunu düşünüyorum, üretenlere selam olsun” dedi.

    Etkinliğe Tokat’tan katılan basın emekçisi Mahbip Dilek ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin şu şekilde konuştu:

    “Biz çıkardığımız ‘Anadolu’nun Sesi’ isimli gazetemizde adında olduğu gibi Anadolu’nun, anaların sesi olmaya çalıştık, Alevilerin sesi olmaya çalıştık, doğanın, suyun sesi ve bütün yaşamın sesi olmaya çalıştık. Gittiğimiz her yerde ezberleri bozduk. Çünkü dağda, taşta tek başına bir kadın. Ezberlerinde bu yok. Ben bunu cesaretle başardım. Gittiğim her yerde mutlaka bir erkek karşıma çıktı, engel olmaya çalıştı. Önemsemeyen, ondan gazeteci mi olur diyen de oldu. Ama ben kimseye aldırış etmedim, hayatın içine katıldım. Özellikle de kadınları katmaya çalıştım.”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair konuşan Aysel Kaya da, “8 Mart’a yaklaşıyoruz. 8 Mart’ın anlamını, önemini kadınlar için ne kadar büyük bir değer olduğunu ama kadınlar için büyük bir değerken aslında ezilen, yok sayılan, horlanan, küçümsenen sömürülen tüm insanlar için, emekçiler için ne kadar büyük bir anlamı olduğunu ve ne kadar değerli bir tabiri olduğunu hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

    Kürsüye çıkan başka bir emekçi kadın da, “Ben şuna inananlardanım. Bir şeyin günü, kolu, dalı olmaz. Eğer varsa orada bir eziklik vardır” ifadesini kullandı.

    Program, kadın korosunun türküleriyle halaylar çekildikten sonra bitirildi.

    PİRHA/İSTANBUL