Etiket: 8 mart dünya emekçi kadın günü

  • ABF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: “Canların eşitliği ve barışın sesiyle”

    ABF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: “Canların eşitliği ve barışın sesiyle”

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurgulanırken, şiddete ve savaş politikalarına karşı barışın sesi yükseltildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Açıklamada, artan kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve cinsel saldırıların münferit değil, sistematik bir sorunun sonucu olduğu vurgulandı.

    Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, erkek şiddetine, ayrımcılığa ve savaşa karşı mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve kalıcı barış çağrısı öne çıktı.

    “8 MART KADIN DİRENİŞİNİN ORTAK HAFIZASIDIR”

    “19. yüzyıl işçi hareketlerinden ve kadın mücadelesinden süzülen 8 Mart, yalnızca bir anma ya da kutlama değil, emeğin sömürüsüne, kadınlara yönelen şiddete ve eşitsizliğe karşı ortak hafızanın günüdür” denilen açıklamada, Alevi irfanının “Erkek dişi sorulmaz, 72 millete bir nazarla bak” öğüdüne dikkat çekildi.

    Kadın Meclisi, Türkiye’de artan kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve cinsel saldırıların münferit olmadığını, sistemsel bir sorunun sonucu olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “İyi hal indirimleri, koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık pratiği faillere cesaret veriyor. Cezasızlığın ödüle dönüştüğü bu düzene rızamız yok. Tek bir canın dahi erkek şiddetine kurban edilmesine razı değiliz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmemeli, 6284 sayılı Kanun etkin ve eksiksiz uygulanmalıdır” denildi.

    “SAVAŞLARIN EN AĞIR BEDELİNİ KADINLAR ÖDÜYOR”

    Açıklamada, savaş ve şiddet politikalarına da karşı çıkıldı:

    “Savaşların en ağır bedelini kadınlar ödüyor. Yoksulluk, göç, güvencesizlik ve sistematik şiddet kadınların omzuna yükleniyor. Otoriter rejimlere karşı çıkmak ne kadar meşruysa, devletlerin hukuksuz saldırılarına karşı durmak da o kadar meşrudur. Halkların egemenlik hakkını ihlal eden her girişimi reddediyoruz.”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, eşitlik, adalet ve rızalık için tüm kadınlarla dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Açıklama, “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Yaşasın Kadın Dayanışması!” sözleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ

  • 8 Mart için çağrı yapan kadınlardan ‘Gültan Kışanak gibi karşınızdayız’ mesajı-VİDEO

    8 Mart için çağrı yapan kadınlardan ‘Gültan Kışanak gibi karşınızdayız’ mesajı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Kadın Meclisi, İlmek Kadın Dayanışması ve Sosyalist Kadın Hareketi “8 Mart’tan aldığımız güçle, isyanımız taşsın sokaklara” diyerek bir araya geldi. Kadınlar, 8 Mart saat 18:00’de Kolej meydanında yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Kadın Meclisi, İlmek Kadın Dayanışması ve Sosyalist Kadın Hareketi’nden kadınlar, 8 Mart’ta giderken bir araya gelerek, basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamadan önce yapılan yürüyüşte “Kadın cinayetleri politiktir. Jin, jîyan, azadî” sloganları attı.

    Kurumlar adına basın metnini İlmek Kadın Dayanışma üyesi Zarife Çamalan okudu.

    “ERKEK EGEMEN DEVLET HAKLARIMIZI GASP ETMEKTE”

    “Özgürlüğün tutkusuyla, direnişin ateşiyle ve mücadeleyi beraber büyütmek için birlikteyiz” diyen Zarife Çamalan, “Sesimiz çınlasın, yankılansın tüm şehirde! Kapitalist sistem her zaman olduğu gibi yine emekçilere ve ezilen halklara baskıyı ve yoksulluğu dayatmakta. Erkek egemen devlet haklarımızı gasp etmekte ve kadın katliamını teşvik etmekte. Kadın yoksulluğu her geçen gün artmakta ve kadınlar artan yoksulluk sebebiyle yok sayıldıkları, şiddet gördüğü ve adına ‘aile- ev’ diyerek meşrulaştırdıkları dört duvar arasında mecbur bırakılıyor” dedi.

    “8 MART’I YARATAN, 40 BİN TEKSTİL İŞÇİSİ KADININ GREVE ÇIKMASIDIR”

    Kadınların mücadelelerini hatırlatan Çamalan, şu açıklamayı yaptı:

    “Bizleri tarihsel olarak yıllardır bir araya getiren, 8 Mart’ı yaratan; ABD’nin New York kentindeki 40 bin tekstil işçisi kadının daha iyi koşullarda çalışmak için greve çıkmasıdır. Polis saldırısından kurtulmak için çalıştıkları fabrikaya kendilerini kapatan ve çıkan yangında yanarak hayatını kaybeden 120 kadın arkadaşımız… Onların nezdinde yıllar sonra 26-27 Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhang kentinde, 2’nci Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg’un önerisi ile ilan edildi.

    25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo Hükümet’ine karşı ezilenlerin verdiği bu büyük mücadelede yer alan; trujillo tarafından ‘ülkenin en büyük iki sorunu kilise ve mirabel kardeşler’ görülmüş ve Mirabel kardeşler işkence edilerek, tecavüz edilerek öldürülmüştür. Bir yıl sonra hükümet devrildi ve Trujillo öldürüldü. 1981 yılında Kolombiya’nın Bogoto şehrinde bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karaipli Kadınlar Kongresinde, Mirabal Kardeşlerin anısına 25 Kasım tarihi ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ olarak ilan edildi.

    “KADINLAR BİZE EN BÜYÜK MİRAS OLAN DİRENMEYİ BIRAKTI”

    Rojava’da ISİD’e karşı en önde savaşan kadınlar devrim sonrası kendi anayasalarını hayata geçirip tüm yönetim alanlarında söz sahibi oldular. Kadınlar tarihler boyunca hakları, özgürlükleri için bedeller ödese de mücadeleden vaz geçmemiş ve bugün bizlere en büyük mirası olan direnmeyi bırakmıştır. Bugün hala devam eden direnişlere bu mirası taşıyoruz.

    İş yerlerinde çalışma koşulları, sendikal örgütlenme hakları gibi talepler ile direnişe geçen ve kazanımla sonuçlanan direnişlerde ön saflarda direngen kadınlar var. Agrobay ve Patiswis işçileri gibi…

    Depremde, yangında selde en öde koşan, dayanışmayı örenler arasında yine direngen kadınlar var. Tüm saldırılara, yok sayılmaya, aşağılanmaya karşı var olduklarını tüm direngenlikleri ile haykıran lgbti+ var. Her alanda ötekileştirilen, yok sayılan eşit, erişilebilir, engelsiz bir hayat isteyen yeti farklılığı olan kadınlar var. Hapishanelerde tecride, hak ihlallerine ve infaz yakmalara karşı; sözümüz, eylemimiz, irademiz tecrit edilemez diyen siyasi kadın tutsaklar var.”

    “GÜLTAN KIŞANAK GİBİ KARŞINIZDAYIZ”

    Kadınların, erkek egemen sistemini yıkıp yeni yaşamı kurmayı hedeflediğini söyleyen Zarife Çamalan, 8 Mart için katılım çağrısı da yaptı. Çamalan, açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Bugün yerel yönetimler de dahil olmak üzere her alanda karşınızda bulacaksınız bizi. Göçük altında bıraktığınız kentleri yeniden kurarken yönetmeye gözünü diken kadınlar olarak karşınızdayız. Halkın iradesini yok sayıp tutukladığınız tüm kadın siyasiler adına belediye eş başkanlığına aday olan Gültan Kışanak gibi karşınızdayız. Ve tekrar etmek itiyoruz bizler bir arada olduğumuzda, seslerimizi birleştirip daha gür çıkardığımızda kazanımlarımız artacak ve insanca bir yaşamı kurmanın temelleri atılırken bizim kazanımlarımızla atılacak. Ve bugün bu irade ile burada bulunan tüm kadınları ve lgbti+ arkadaşlarımızı 8 Mart saat 18:00’de Kolej meydanına davet ediyoruz”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir açıklama yapan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, “Sevgi dolu, yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin yayımladığı videoda tüm kadınların gününü kutladı. Yıldırım, mesajında “Özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “SEVGİ VE BARIŞ TOHUMLARI EKEN KADINLARA AŞK İLE”

    Yıldırım‘ın açıklamaları şöyle:

    “Erkek-dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok, eksiklik-noksanlık senin görüşlerinde. Özellikle Arap-İslam anlayışının kadın-erkek arasındaki o ürkütücü, akıl ve vicdana sığmaz ayrımcılığının doğru olmadığını söyleyen Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin aşkı ile emeğinde, ocağında, kucağında, hanesinde, sokağında, işinde, aşında her daim sevgi ve barış tohumlarını eken kadınlara aşk ile. 8 Mart’ın doğuşu emekçi kadınların tarihteki direniş ve sınıf mücadelesine dayandığını unutmadan, “Erlik; erkeklik-dişilikte değil kişiliktedir. İnsanlıkta muteber olan cinsiyet değil şahsiyettir” sözünü referans alarak, yaşam hakkı, özgürlük, adalet ve eşitlik için sevgi dolu yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi Bektaşi Federasyonu: Kadınlar devlet ve erkek şiddetinin olmadığı bir dünya kuracak

    Alevi Bektaşi Federasyonu: Kadınlar devlet ve erkek şiddetinin olmadığı bir dünya kuracak

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, erkek egemen zihniyetin ve devletin kadının kazanılmış haklarını elinden almaya çalıştığını kaydetti. Açıklamada, “Ege’de ve Karadeniz’de doğayı ranta teslim etmemek için direnen kadınların yürüdüğü yolda birleşen elleriyle kadınlar, yoksulluğun, ayrımcılığın, devlet ve erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya kuracaklar” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair açıklama yaptı. Yazılı olarak yayınlanan açıklamada erkek egemen zihniyetin ve devletin kadının kazanılmış haklarını elinden almaya çalıştığına vurguda bulunarak,  iktidarın kadına yönelik şiddet ve katliamda birinci derecede sorumlu olduğu ifade edildi.

    Kadına yönelik cinsel, bedensel ve psikolojik şiddetin yasalar ve yargılama önünde cezasız bırakılması politikasının adalete güvensizliği getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, her geçen gün kadın katliamlarının devam ettiği hatırlatıldı.

    Direnen kadınların ortak mücadelesi ile yoksulluğun, ayrımcılığın, devlet ve erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya kurulacağı temennisinde bulunulan açıklamada 8 Mart ayrıca selamlandı.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE CEZASIZLIK ADALETE GÜVENSİZLİĞİ GETİRİYOR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    8 Mart kadının, örgütlenme ve eşit yaşam hakkı için mücadelesinin simgesidir. 8 Mart, dünyanın her yerinde, her şehrinde kadının mücadele, özgürleşme ve dayanışma günüdür.

    8 Mart’ta tüm dünyada kadın haklarından, onların ne kadar fedakar, cefakar ve kutsal olduğundan bahsedilir. Emekçi kadınların hakları, sözde de olsa teslim edilmeye çalışılır, kadınların hak ettikleri hayatı yaşayabilmeleri için planlar yapılır, projeler gerçekleştirilir. Ancak ülkemizde yaşayan kadınların durumu ise biraz farklı…

    Onların önemli bir kısmına göre kadın olmak, ayrımcılıkla, şiddetle, acıyla, tacizle, tecavüzle ve ölümle iç içe yaşamak demek! Ülkemizde bir çok yerde kadına şiddet hala meşru görülüyor. Ayrıca, şiddet gören kadınlarımızın neredeyse yarısı, kocalarının kendilerine şiddet uygulamalarını haklı buluyor. Evde kocaya, işyerinde işverene, baba ocağında babaya, abiye “BORÇLU” sayılan kadın, haklarının farkında olamıyor. Tüm bunların yanında kadına yönelik şiddet cinsel, bedensel ve psikolojik şiddet ceza bile almadığından, umut kırıcı ve adalete güvensizliği getiriyor.

    “KADINLARIN KAZANILMIŞ HAKLARI ELLERİNDEN ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Tüm bu erkek egemen zihniyet, kadının kazanılmış haklarını elinden almaya çalışan devlet terörü üzerine, hükümet sözcüsü olan Özlem Zengin’in, ”AKP gelene kadar ‘kadın’ kelimesinin adı yoktu Türkiye’de” sözleri, kulağa son derece ironik geliyor. İktidarları boyunca kadının adının sadece şiddet ve cinayet gibi konularda geçtiği gerçeği bir yana, bir de kadının kazanılmış hakları da ellerinden alınmaya çalışılıyor.

    “DEVLET VE ERKEK ŞİDDETİNİN OLMADIĞI EŞİT BİR DÜNYA KURULACAK”

    Bu baskılar, düşündüklerinin aksine daha direngen, mücadeleci, birleşik kadın mücadelesini sağlamalıdır. Dil, din, ırk gözetmeksizin, evde, fabrikada, tarlada, sokakta, okulda, tüm kadınlar dünyayı değiştirecek gücün kendi ellerinde olduğunun bilinciyle birleşmelidir.

    Çünkü kadınlar, mücadele eden, direnen Zeynep Anaların, Clara Zetkinler’in, evlatlarının kemiklerini bulmak için yıllardır inatla mücadele veren Cumartesi annelerinin, Gezi Şehitleri annelerinin, “Namus benimdir, onu kimselere bırakmam hakim bey” diyen Çilem Doğanlar’ın, Ege’de ve Karadeniz’de doğayı ranta teslim etmemek için direnen kadınların yürüdüğü yolda birleşen elleriyle, yoksulluğun, ayrımcılığın, devlet ve erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya kuracaklar. Kadının gücüne olan inancımızla, 8 Mart birlik, dayanışma ve mücadele gününü selamlıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kamilağaoğlu: Zeynep ve Songül’ün sessiz çığlıklarının sesi olacağız

    Kamilağaoğlu: Zeynep ve Songül’ün sessiz çığlıklarının sesi olacağız

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bir yıl önce tutuklanan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ve geçen hafta tutuklanan eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in sesi olacaklarını kaydetti. 

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne sayılı günler kalırken, kadın örgütlerinden birbiri ardına açıklamalar gelmeye başladı.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bir yıl önce tutuklanan PSAKD İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ve geçen hafta tutuklanan eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’i hatırlattı. Kamilağaoğlu, ‘‘Zeynep Yıldırım, Songül Tunçdemir ve daha nice kadınlarımız kendi halkının hak mücadelesini verdikleri için içerideler. Songül, Zeynep ve diğer tüm kadınları yok sayan bu politikaları şiddetle kınıyoruz” dedi.

    “EN ÇOK KADINLAR ETKİLENİYOR”

    ‘‘Emperyalist, kapitalist tüm gerici sistemlerde olağanüstü baskı ve sömürü düzeni politikaları, savaşlar, işsizlik, evsizlik milyonların çaresizliğinin ve açlığının en fazla kadınların yaşamını etkilediğini dile getiren Kamilağaoğlu, “Savaşlarda en çok tacize uğrayan, en çok satılan, en çok emeği sömürülen en çok acılar çeken yine onlar. Kadınlar hangi ülkede yaşarsa yaşasın hangi renkte, hangi sosyal sınıfa dahil olursa olsunlar erkekler karşısında hep ikinci sınıfı temsil etmektedir” şeklinde konuştu.

    Yaşam ve çalışma koşullarının güvensizliği karşılaştıkları şiddet, ayrımcılık ve ekonomik krizlerin yükü emekçi kadınları daha ağır bir biçimde etkilediğini kaydeden Kamilağaoğlu, “Aynı işi yaptıkları halde tüm çalışma süresi boyunca ve emekliliklerinde erkeklerden daha az aldıkları ücretler kadınların bir ömür boyu fakir yaşamalarına neden olmaktadır. Bu haksızlıklar kadınlar için önlerine koydukları en ciddi sınıfsal mücadele alanıdır” diye konuştu.

    “KADINLAR 8 MART’TA ALANLARDA OLACAKLAR”

    Kadınların yine 8 Mart‘ta daha iyi çalışma ve yaşam koşulları için adaletsizliğe, eşitsizliğe, ayrımcılığa, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı alanlarda olacağına değinen Kamilağaoğlu, “Almanya Berlin‘de tatil olan 8 Mart kırmızı gün dünyanın her yerinde olmalı. Avrupa metropollerinde kadın örgütlerinin talepleri arasında olan 6 saatlik iş günü, kürtaj ve cinsel istismar yasaları zaman kaybetmeden tüm ülkelerde yasallaşmalı, gerici sistemlerin içinde kadının içine düşürüldüğü konum üzerinde durulmalı” dedi.

    ‘”GERİCİ SİSTEM KADINLARIN YAŞAMINA MÜDAHALE EDİYOR”

    Kadınlar, kadın cinayetlerinden, özgürlüklerinin kısıtlanmasından tacizden, tecavüzden ve tecavüzcülerin korunmasından bıkmış durumda ülkemizde” diyen Kamilağaoğlu şöyle devam etti:

    “Gerici sistem sürekli olarak kadınların yaşamına müdahale ediyor, kadınlara nerede ne yapacaklarını anlatıyor, kahkaha atmalarından tutun, kaç çocuk doğuracaklarına karar veriyor. Kadın haklarını koruyacak kanunlar çıkarma yerine bir de tecavüzcüleri iyi hal indirimleri ile ödüllendiriyor. Bugün insan hakları ve demokrasi mücadelesi veren binlerce kadınımız içeride. Bu kadınlarımızın yüzlercesi Çocuk Hakları Evrensel Beyanemesi anlaşmasına aykırı olsa bile çocukları ile birlikte hapishanelerin soğuk duvarları arkasında yaşamaktalar.”

    Bugün içeride olan kadınlarımız bu gerici sisteme ve erkek egemen anlayışlara karşı hak ve hakikat mücadelesi veren her kesimin barış içinde özgürce yaşayacakları bir ülke istediklerine dikkat çeken Kamilağaoğlu, “Devlet cinsiyetçi politikalarla demokrasi emek ve özgürlük mücadelesinde boyun eğdiremediği kadınları iş alanlarından tasfiye ederek ya onları eve kapatıyor ya da hapse atıyor. Suçları sadece dik durmaları ve onurlu bir mücadele vermeleriydi” ifadelerini kullandı.

    “ONLARIN SESLERİ OLACAĞIZ”   

    Zeynep Yıldırım’ın, Songül Tunçdemir‘in ve daha nice kadının hak, hukuk, adalet ve özgürlük için mücadele ettiklerinden dolayı içeride olduklarını vurgulayan AABK Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

    ‘‘Zeynep Yıldırım , Songül Tunçdemir ve daha nice kadınlarımız kendi halkının hak mücadelesini verdikleri için içerideler. Songül , Zeynep ve diğer tüm kadınları yok sayan bu politikaları şiddetle kınıyoruz. Onların her türlü platformlarda sesiz çığlıklarının sesi olacağız. Yaşasın Kadın Dayanışması, yaşasın örgütlü kadın mücadelesi.”

    (HABER MERKEZİ)