Etiket: 8 mart dünya emekçi kadınlar günü

  • Dersim’de kadınlar 8 Mart için Ana Fatma’da buluştu: Kadın kırımına karşı barışı ve yaşamı savunalım!- VİDEO

    Dersim’de kadınlar 8 Mart için Ana Fatma’da buluştu: Kadın kırımına karşı barışı ve yaşamı savunalım!- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Dersim’deki Ana Fatma ziyaretinde çerağ uyandırdı, gulbang verdi ve lokma pay etti. Yapılan açıklamada kadınlara birlik ve örgütlülük çağrısı yapılırken, katledilen kadınlar anısına Munzur’a karanfiller bırakıldı.

    Dersim’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne doğru gidilirken etkinliklerin başlangıcı Ana Fatma ziyaretinde gerçekleştirildi. “Hakikat Ana Yoludur” anlayışıyla yola çıktıklarını belirten kadınlar, ziyaret alanında çerağ uyandırarak lokma pay etti ve gulbang verdi. Ardından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı DAD Kadın Meclisi üyesi Beser Develi okudu.

    “HAKİKAT ANA YOLUDUR”

    “Bizler ‘Hakikat Ana Yoludur’ belirlemesini esas alan kadim Reya Haq inancının talipleriyiz” diyen Develi, bu anlayışın asırlar boyunca inancın temel ilkesi olduğunu vurguladı. Develi, bu ilke doğrultusunda Ana Kadın öncülüğünde rıza toplumsallıklarının kurulduğunu ifade etti.

    Dersim’in “jar û diyar”, yani ziyaretler diyarı olduğunu belirten Develi, kentin aynı zamanda ana kadın felsefesinin inanç içerisinde hayat bulduğu bir serçeşme mekânı olduğunu söyledi. Toplumsal yaşamın sürdürülmesinde ve ortaya çıkan sorunların çözümünde birçok Ana kadının öncülük rolü üstlendiğini dile getiren Develi, “Yola sahiplik eden, zulme karşı direnen, teslim olmayan ve topluma öncülük eden nice kadın var. 8 Mart vesilesiyle bu direniş mirasına ikrar vermek ve tüm ziyaretlerimizi temsilen Jiara Ana Fatma’ya niyaz olmaya geldik. Ana Fatma’nın ışığı ve koruyuculuğu tüm kadınların yanında olsun” dedi.

    SURİYE’DEKİ KATLİAM VE KADINLARA YÖNELİK SALDIRILAR

    Açıklamada Suriye’deki Alevi katliamının birinci yıl dönümüne de dikkat çekildi. 7 Mart tarihinin Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katliamının başlangıcı olduğu hatırlatılarak, “Bu büyük katliamın yıldönümü vesilesiyle Alevi kadınlar şahsında Suriye’de katledilmiş her halk ve inançtan tüm canları saygıyla anıyoruz. Uyandırılan çerağlarımız mazlumların anısınadır. Anıları önünde dardayız” denildi.

    “ERKEK EGEMEN SİSTEM KADINLARI HEDEF ALIYOR”

    Açıklamanın devamında erkek egemen sistemin kadınlara yönelik şiddeti sürekli yeniden ürettiği ifade edildi. Develi, “Erkek egemenlikli  sistem her gün ve her saat bir kadın katliamı ve taciz-tecavüz olayı yaratmaktadır. Bu sistem kendi krizlerini aşmak için özellikle Ortadoğu merkezli olmak üzere dünyanın birçok yerinde savaşlar üretmektedir” dedi.

    Bu savaşların karar vericilerinin erkek egemen ideolojiler olduğunu belirten Develi, bu ideolojilerin ilk hedefinin kadınlar olduğunu söyledi. Develi, “Suriye’de Alevi, Kürt ve diğer halk ve inançlardan kadınların son dönemde maruz kaldıkları saldırılar bunun en büyük kanıtıdır. Alevi kadınlarını kaçıran, Kürt kadınlarının saç örgülerinden dahi korkan ve tepeden tırnağa kadın düşmanlığı ile donanmış bir nefret açığa çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ KADIN İDEOLOJİSİDİR”

    Reya Haq talibi kadınlar olarak eşitlikçi ve özgürlükçü inanç felsefesinden güç aldıklarını belirten Develi, erkek egemen politikalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Develi, “Jin-Jiyan-Azadî sloganını bayraklaştıran kadınların, Ortadoğu’da yürütülen savaş politikaları başta olmak üzere tüm erkek egemen saldırıları boşa çıkarabilecek güce sahip olduğuna inanıyoruz” dedi.

    KADINLARA BİRLİK VE ÖRGÜTLÜLÜK ÇAĞRISI

    Açıklamanın sonunda tüm kadınlara birlik ve örgütlülük çağrısı yapıldı. Kadınların barışın kurulmasında önemli bir rol üstlendiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bu topraklar çok acılar çekti, büyük haksızlıklara uğradı. Tüm bunları unutmadan eşitlik temelinde inşa edilmesi gereken barışın biz kadınlara yüklediği vicdani, insani ve toplumsal görevler var. Ana Fatma ziyaretinden aldığımız kemaletle tüm kadın canlara sesleniyoruz; kadın kırım politikalarına karşı birliğimizi ve örgütlülüğümüzü arttıralım, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunalım. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü tüm kadın canlara kutlu olsun.”

    Kadınlar açıklamanın ardından katledilen kadınların anısına Munzur’a karanfil bıraktı.

    PİRHA/DERSİM

  • Malatya’da kadınlar 8 Mart’a şiddet ve eşitsizlik gölgesinde giriyor- VİDEO

    Malatya’da kadınlar 8 Mart’a şiddet ve eşitsizlik gölgesinde giriyor- VİDEO

    PİRHA- Malatya Eğitim-Sen Eğitim Sekreteri Ekim Simge Erdem Kutlu, Malatya’da deprem sonrası konteynerlerde yaşayan kadınların yükünün daha da ağırlaştığına dikkak çekerken, ve DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek de, kadın cinayetlerindeki artışın cezasızlık politikasının sonucu olduğunu belirtti.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne sayılı günler kala kadınlar açıklama, yürüyüş ve panellerle seslerini yükseltmeye, taleplerini dile getirmeye, haklarını korumaya devam ediyor.

    Türkiye’de kadın cinayetleri artmaya devam ediyor; son iki günde altı kadın öldürüldü. Kadınlar birey olarak görülmeyip toplumsal cinsiyet rolleri dayatılıyor ve kamusal alanda dışlanıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının ardından cezasızlık şiddeti besliyor; katiller iyi hal indirimleriyle serbest kalıyor.

    Malatya’da ise deprem sonrası kadınlar hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor, hijyen ve ısınma imkanlarından yoksun, sosyalleşme alanları olmadan ağır sorumluluklar üstleniyor. İş yerlerinde eşitsizlik sürerken, kadınlar hem ekonomik hem de sosyal olarak baskı altında. Tüm bu koşullara karşı Malatya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlar yürüyüş ve etkinliklerle mücadelelerini sürdürecekler.

    Malatya Eğitim-Sen Eğitim Sekreteri Ekim Simge Erdem Kutlu ve DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek, yaşanan sorunları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KADIN CİNAYETLERİ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    Eğitim-Sen Eğitim Sekreteri Ekim Simge Erdem Kutlu, Türkiye’de kadın cinayetlerinin hız kesmeden devam ettiğini vurguladı. Son iki gün içinde altı kadının öldürüldüğünü hatırlatan Kutlu, patriyarkal dilin toplumda ve devlet yönetiminde hâkim olduğunu belirtti:

    “Kadınlar, anne ve eş rolüne sıkıştırılıyor, birey olarak yok sayılıyor. Cinayetler ve şiddet vakaları giderek artıyor. Bir kadın öldürüldüğünde toplum hâlâ ‘O saatte sokakta ne işi vardı?’ diye soruyor. Bu, kadını kamusal alanda bir malzemeye indirgemektir.” 

    Kutlu, Malatya’da deprem sonrası konteynerlerde yaşayan kadınların yükünün daha da ağırlaştığını söyledi. 10-20 metrekarelik dar alanlarda yaşam mücadelesi veren kadınların, hem iş hem de ev sorumluluklarını bu koşullarda taşımaya çalıştığını ifade etti.

    “CEZASIZLIK YENİ CİNAYETLERİ DOĞURUYOR”

    DEM Parti Malatya Eş Başkanı Nurhayat Şimşek ise İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi sonrası kadın cinayetlerinin arttığını söyledi. Şimşek, cezasızlık politikasının bu artışta başlıca etken olduğuna dikkat çekerek, “Katiller iyi hal indirimiyle birkaç yıl içinde serbest kalıyor. Çıkanlar tekrar cinayet işliyor. Bu kısır döngü kadınların yaşam hakkını tehdit ediyor” dedi.

    Şimşek, deprem sonrası konteynerlerde yaşayan kadınların zorluklarını da aktardı. Elektrik kesintileri yüzünden kışın çamaşır yıkamanın bile sorun olduğunu, çocukların dar alanlara sıkıştığını ifade etti.

    8 MART’TA KADINLAR SAHADA OLACAK

    DEM Parti, 7 Mart’ta ilçelerde kadın atölyeleri ve etkinlikler düzenleyecek, 8 Mart’ta ise Malatya’da kadın platformu ile ortak bir yürüyüş gerçekleştirecek. Şimşek, tüm kadınları bu yürüyüşe katılmaya davet etti.

    Malatya’da kadınlar, 8 Mart’ı hem hak mücadelesi hem de dayanışma çağrısıyla karşılamaya hazırlanıyor.

    Cem EKİNCİ/MALATYA

  • Rojda Çiftçi: Kadın cinayetlerine ve hak gasplarına karşı 8 Mart’ta Dersim’de meydanlardayız!-VİDEO

    Rojda Çiftçi: Kadın cinayetlerine ve hak gasplarına karşı 8 Mart’ta Dersim’de meydanlardayız!-VİDEO

    PİRHA- Dersimli kadınlar, 8 Mart’a yaklaşırken artan kadın cinayetleri, kayyum politikaları ve kazanımlara yönelik saldırılara karşı seslerini yükseltiyor. Eğitim-Sen Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi, kadın mücadelesinin tarihsel önemine dikkat çekerek, 8 Mart’ı sadece bir anma günü değil, mücadeleyi büyütme günü olarak gördüklerini vurguladı. Çiftçi, kadınların yalnızca yerelde değil, Afganistan, İran, Suriye ve Filistin’de de benzer baskılarla karşı karşıya olduğunu hatırlatarak, Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yapılacak miting ve yürüyüşle dayanışmayı ve direniş hattını güçlendireceklerini duyurdu.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, Dersim Eğitim-Sen Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi, kadın mücadelesinin tarihsel önemine dikkat çekerek 8 Mart’ın direniş ve mücadele hattı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

    Rojda Çiftçi, 8 Mart’ın tarihsel kökenini hatırlatarak şunları söyledi:

    “8 Mart, bin yıllardır süren kadın mücadelesinin, kadın direnişinin sembol günlerinden biridir. 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil atölyelerinde çalışan kadınlar, düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve insanlık dışı koşullara karşı grev başlattı. Polis saldırısına uğrayan kadınlar fabrikaya kilitlendi ve burada 129 kadın yaşamını yitirdi. Bizler 8 Mart’ı, başta bu 129 kadın olmak üzere, kadın mücadelesinde hayatını kaybeden tüm kadınları anma ve direnişi büyütme günü olarak görüyoruz.”

    “BİR GÜNDE ALTI KADININ ÖLDÜRÜLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”

    Çiftçi, ülkede artan kadın cinayetlerine ve kadın kazanımlarına yönelik saldırılara dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Bir günde altı kadının katledildiği bir ülkede yaşıyoruz. Cezasızlık politikası, kadın katliamlarını fiilen meşrulaştırıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, 6284 sayılı kanunun tartışmaya açılması, kadın kazanımlarına açık bir saldırıdır. Uzun yıllardır süren kayyum politikaları da ilk olarak kadın kazanımlarını hedef aldı. Dersim’de kayyum atandığında ilk olarak kadın dayanışma merkezleri, kadın destek evleri ve kadın daire başkanlıkları kapatıldı.”

    Dünya genelinde de kadınların benzer saldırılarla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Çiftçi, Afganistan, İran, Suriye ve Filistin örneklerini vererek, “Kadınlar kamusal hayattan çekiliyor, sosyal yaşamdan koparılıyor. Afganistan’da kadınlar sokağa bile çıkamaz hale geldi. İran’da ise muazzam bir direniş var. Kadınlar sokakta mücadele ediyor. Suriye’de de benzer bir tablo var. Fiziksel şiddetin yanı sıra, kadınlar saçlarının kesilmesi ya da yüksekten atılmaları gibi doğrudan bedenleri hedef alınan saldırılara maruz kalıyor” dedi.

    “KADINLAR DEMOKRATİK, LAİK VE TOPLUMSAL BİR YAŞAMI SAVUNUYOR”

    Egemen kapitalist sistemin yarattığı işsizlik, güvencesizlik, göç, savaş ve militarizme karşı kadınların mücadelesini ördüğünü ifade eden Çiftçi, toplumsal bir yaşamı ve demokratik, laik bir düzeni savunduklarını belirtti:

    “Barış, sadece hayatta kalmak değil; işsizlik, istihdam ve güvenlik gibi elimizden alınan haklarımızı yeniden kazanma mücadelesidir. Dünyadaki barış süreçlerinde de gördüğümüz üzere, öncülüğü çoğunlukla kadınlar üstlenmiştir. Bugün kamusal alanda çalışan kadınlar da esnek, yarı zamanlı ya da ebeveyn izni adı altında güvencesiz çalışma koşullarına zorlanıyor. Bu, kadını evine hapsetmeye yönelik bir politikadır. Kaç çocuk doğuracağımızdan nasıl güleceğimize, kamuda ne giyeceğimize kadar artan bir baskıyla karşı karşıyayız.”

    Çiftçi, 8 Mart’a bu mücadele hattını örerek hazırlandıklarını belirterek kadınlara çağrıda bulundu:

    “Kadınları bir araya getirmek, dayanışmak ve mücadele hattını güçlendirmek için birçok etkinlik yapıyoruz. Sendikal çalışmalarımızın yanında yerelde Dersim’de her yıl olduğu gibi bu yıl da güçlü bir mitingle 8 Mart’ı kutlayacağız. Kadın platformu olarak, 8 Mart’ta Sanat Sokağı’ndan başlayıp Seyit Rıza Meydanı’na yürüyecek ve ardından mitingimizi gerçekleştireceğiz. Tüm kadın arkadaşlarımızı güçlü bir katılım sağlamaya çağırıyoruz.”

    Nuray ATMACA-Cem EKİNCİ/DERSİM

  • ‘Kadınların katledilmesi insanlık suçu ve utancıdır’-VİDEO

    ‘Kadınların katledilmesi insanlık suçu ve utancıdır’-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Yazar Kamile Yılmaz, “Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır” dedi.

    Konyaaltı Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar günü sebebiyle Serdar Baysal yönetiminde halk müziği konseri düzenlendi. Yapılan etkinlikte Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar yaptığı konuşmasında,“Ülkemizde ve dünyada birçok sorunun yaşandığı ancak yaşanan sorunlara rağmen duyarsız davrandığımız bir süreci de yaşamaktayız. Sivas’ta Madımak ’ta Alevi’si, Sünni’si, Türk’tü Kürt’tü asıl özü insan olan aydın yazar sanatçı ve semahçılarımızı o gün onları otelde yakan yobazlara avukatlık yapan ve bugün iktidarda olan anlayış idam alan 17 kişiyi serbest bıraktı” dedi.

    Bugün Suriye’de teröristlerin katliam gerçekleştirdiğini belirterek çağrıda bulunan Akpınar, “Suriye’de Alevilere ve laiklikten yana olan farklı inançtan olanlara zulüm yapılıyor ve buna tüm dünya sessiz bir şekilde izliyor. Hiç olmazsa bu ülkenin aydınları, devrimcileri, laiklikten yana olan çağdaş insanların duyarlı olmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    “DÜNYADAKİ HERŞEY KADININ ESERİDİR”

    “Dünyadaki her şey kadının eseridir” diyerek konuşmasına başlayan yazar Kamile Yılmaz, şunları ifade etti:

    “Mart ayı gelince, cemreler düşerken biz kadınlarda sokağa dökülüyoruz, hem de bütün dünyada ve eş zamanlı. İstedikleri insan olan herkesin dediği şey olan ‘Ne Bir Eksik Ne Bir fazla’ kadın erkek sosyal yaşamda eşit haklara sahip olmalıdır. Bunu istemeyen olabilir mi? En önemlisi de yaşam hakkı.

    Kadınların yaşamak istiyor. Aslında bu uygulamalar orta çağda kalmış olmalıydı. Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır.”

    Serdar Baysal yönetiminde Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği kadınlarından oluşan sanatçılar Türkçe ve Kürtçe söylenen şarkı ve deyişlerle etkinlik sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Dersimli kadınlar: Kadınlar olarak halen yaşam mücadelesi içerisindeyiz -VİDEO

    Dersimli kadınlar: Kadınlar olarak halen yaşam mücadelesi içerisindeyiz -VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kendileri için çok önemli bir tarih olduğunu dile getiren Dersimli kadınlar, “Kadınlar olarak halen yaşam mücadelesi içerisindeyiz. 8 Mart kadınlar için yeniden başlangıç ama bu sadece 8 Mart ile sınırlı kalmamalı” dedi.

    Kadınlar bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü erkek şiddeti, nefret söylemleri, nafaka hakkına saldırılar, kadın bedeni üzerinde tahakküm kuracak doğum politikaları, fail erkeklere uygulanan cezasızlık gibi birçok ayrımcı sorunla karşılıyor.

    Dersim’de yaşayan kadınlarla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘ne ilişkin konuştuk.

    “8 MART KADINLAR İÇİN YENİDEN BAŞLANGIÇTIR”

    8 Mart’ın kadınların özgür bir şekilde ayaklarının üzerinde durduğu tarih olduğunu belirten Adile Kırmızıçiçek, “8 Mart kadınlar için yeniden başlangıç ama bu sadece 8 Mart ile sınırlı kalmamalı, kadınlar her zaman dik bir şekilde ayakta durabilmeli. Kadınlar olarak bize düşen sorumluluk toplumu ayaklandırmak ve toplumu sağlam temellerde yürütmek. Kadınların emeği olmadan hiçbir şey yürümüyor ama biz kadınlar toplumdan, eşlerimizden ve devlet tarafından sindiriliyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bizim için yeniden bir araya gelmenin günüdür, bütün kadınların 8 Mart’ını kutluyorum” dedi.

    “KADINLAR HİÇBİR ALANDA EŞİT STATÜYE SAHİP DEĞİL”

    Dünyada kadın özgürlüğünün olduğunu düşünmediğini ifade eden Zübeyde Yılmaz, “Kadınlar hiçbir alanda eşit statüye sahip değil, kadınlar her konuda eziliyor. Erkek egemen toplumun sonucu olarak ne yaparsak yapalım sonuç değişmiyor” diye belirtti.

    “KADINLARIN HAKLARI HER YERDE SÖMÜRÜLÜYOR”

    Kadın haklarına yönelik politikaların uygulanması gerektiğini söyleyen Filiz Arıcı, “Kadınların haklarının tanınması gerekiyor ama maalesef kadınların hakları her yerde sömürülüyor” diye ifade etti.

    “HALEN YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORUZ

    Kadınlar olarak halen yaşam mücadelesi içerisinde olduklarını vurgulayan Gülay Demirtürk, “Bir günlük regl izinlerimizin verilmesini istiyoruz, okullarda kreşlerin yapılmasını istiyoruz, yöneticilerin daha çok kadınlardan oluşmasını istiyoruz. Kürtaj hakkımızın yerine getirilmesini istiyoruz. 8 Mart haftasındayız ve mücadelemiz devam ediyor, tüm kadınların 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” diye konuştu. 

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Kadınlar Antalya’dan ses verdi: İstanbul sözleşmesi uygulansın -VİDEO

    Kadınlar Antalya’dan ses verdi: İstanbul sözleşmesi uygulansın -VİDEO

    PİRHA- Antalya Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir basın toplantısı yaptı. 2024’te 394 kadının erkek şiddeti ile öldürüldü belirtilrn açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması talep edildi.

    Antalya Kadın Platformu, Eğitim-Sen Antalya Şubesi’nde, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir basın toplantısı yaptı. Kadın Platformu adına ortak basın metnini Halkevinden Kadriye Tuğcu okudu.

    “2024’TE 394 KADIN ERKEK ŞİDDETİ İLE ÖLDÜRÜLDÜ”

    2024 yılında 394 kadın erkek şiddeti ile öldürüldüğünü, bunların büyük çoğunluğunun evli veya boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürüldüğünün altını çizen Tuğcu, “2024 yılında 15 Mayıs 2024’te Uluslararası Aile Günü’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açıklanan ailenin korunması ve güçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planı tüm sosyal hizmetlerin merkezine aileyi alan, kadınların varlığını sadece aile içinde tanımlayan, nüfus politikaları ile bedenimiz üzerindeki karar hakkımıza göz diken bir strateji belgesidir” dedi.

    Aile politikaları kadınları güvencesiz ve şiddet karşısında savunmasız bıraktığını belirten Tuğcu, “İktidarın kadınları aileden ibaret görmesi özgürlüğümüzü, cinsel kimliklerimizi, kamusal alandaki varlığımızı ve güvenliğimizi tehdit ediyor.  Kadınları şiddet gördüğü evlere hapsediyor. Erkek yargının aldığı kararlar şiddet uygulayan erkekleri daha da cesaretlendiriyor. Yargıdan; medyaya, eğitime, diyanete kadar sistemin tüm kurumları bu politikanın aracı haline dönüşmüş durumdadır” değerlendirmesini yaptı.

    “İKTİDAR DİNCİ-GERİCİ EĞİTİMLE KADIN DÜŞMANLIĞINI TEŞVİK EDİYOR”

    Açıklamanın devamında Kadriye Tuğcu şunları ifade etti:

    “İktidarın Aile yılı politikaları LGBTİ+ların var olma haklarını sistematik bir şekilde ihlal ediyor. Devlet eliyle cinsiyet kimliğini yalnızca biyolojik temele indirgeme çabası, transların haklarına erişimini doğrudan engelliyor.

    İktidarın kadın düşmanlığını dinci-gericilikle beslediği eğitim başta olmak üzere özel ve kamusal alanda gerici dayatmalarla baskı altına almaya çalışması ve tacizin, istismarın merkezi haline gelen çürümüş tarikatlarda çocukların geleceğini çaldığınızı, bir kereden bir şey olmaz söylemlerinizi unutmadık. Kadınlar tüm bu dinci gerici politikalarınızla laiklik bayrağını yükselterek mücadele etmeye devam edecek. Çocukların geleceğini çalmanıza izin vermeyeceğiz.

    “SAVAŞLAR EN ÇOK KADINLARI VE ÇOCUKLARI ETKİLİYOR”

    Emperyalist savaşlar ve işgal politikaları, erkek egemen dünyada şiddetin meşru hale geldiği, kadına yönelik şiddetin arttığı, göçlerle, yoksullukla, eğitim, sağlık gibi temel hakların ortadan kalktığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin pekiştiği koşulları yaratıyor. Savaşlar en çok kadın ve çocukları etkiliyor. Şiddet, taciz, tecavüz ve bakım emeğinin artışını beraberinde getiriyor. Bir yandan da ırkçılık ve sağ iktidarın dünya da yükselişi mülteci düşmanlığını körüklüyor. İktidarın Kürt halklarının eşitilik ve özgürlük talebine karşı yaptığı saldırılar ve sınır ötesi operasyonlar, kayyum siyaseti ve halkın iradesine yapılan saldırılar siyasi operasyonlarla bir çok kesimden ilerici, devrimci ve kadın hareketinde birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın hukuksuz bir biçimde tutuklanmasıyla sonuçlanıyor.

    Kadın hareketinin mücadelesi ile imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı hukuksuzca geri çekilen, 6284’ü uygulamayan, faillere verdiği cezasızlıkla şüpheli kadın cinayetlerinin önünü açan, yaşamak için kendisini öldürmek isteyen fail erkeğe öz savunma uygulayan kadınları cezalandıran, faillere kurmadıkları barikatları kadınlara kuran, eşitlik-özgürlük mücadelesi veren kadınları tutuklayan, büyük aile buluşmaları ile LGBTİ+ları hedef göstererek nefreti örgütleyenleri biliyoruz. Erkek devlet şiddetinin karşısında susmuyoruz, korkmuyoruz, birbirimizi, yaşamımızı, hayatımızı savunmaya devam ediyoruz.”

    8 MART’TA FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜ YAPILACAK

    Etkinlikler kapsamında, 8 Mart Cumartesi günü saat: 14.00’de Aydın Kanza Parkından Cumhuriyet Meydanına yürüyüş yapılacak ve aynı günün akşamı saat 19.00’da Üçkapılar Feminist Gece Yürüyüşü düzenlenecek.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • ‘Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde kararlı’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde kararlı’-VİDEO

    PİRHA- Asimilasyonun Aleviliği Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istediğini belirten Alevi aktivist Gazeteci Çilem Küçükkeleş, bunun yansımaları olarak Alevi kadınların eşit olmadığını dile getirdi. Küçükkeleş, “Bu devlet bizi asimile etmek istemiyor, aynı zamanda Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istiyor. Aleviliğimizi yaşamadığımız sürece eşitliğimizi kaybeden bir yere geldik. Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde olduğundan daha kararlı” diye konuştu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Kadın Meclisi, 8 Mart etkinlikleri kapsamında Alevi aktivist Gazeteci Çilem Küçükkeleş’in katılımıyla Çiğli’nin Güzeltepe Mahallesi’nde bulunan Kadın Dayanışma Derneği’nde söyleşi düzenledi. Söyleşide “Kadınlar özgürlüğe yürüyor, özgürlük için örgütleniyor, mücadelemizi yükseltiyoruz. Hak ve hakikat ocağın sahibi kadındır” pankartı asıldı. Döviz olarak ise “Jin jiyan azadi”, “Turna avazıyla direnen kadınlara bin selam olsun”, Hak ve hakikat mücadelesinde pervane olan kadınlara aşk olsun” dövizleri asıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü Fadime Dapaklı yaptı. Söyleşiye çok sayıda kadın katıldı.

    Söyleşi öncesinde hak ve hakikat mücadelesinde Hakk’a yürüyen kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik, Kırmancki yaptığı konuşmasında, “Kadınlar hak be hakikat mücadelesinde çokça mücadele verdi. Tarihimiz, kültürümüz. Yolumuzu bugüne kadar kadın getirmiş, yolu sürmüş. Çocuklarımıza inancımızı öğretmeliyiz. Hakikat kendini kadının yolunda ispat ermiştir.

    “ALEVİLİKTE BİRLİK BOZULDUĞUNDA İKTİDAR, ÇATIŞMA BAŞLAR”

    Aleviliğin en büyük çağrısının birlik olduğunu söyleyen Küçükkeleş, “Biz Aleviliğimizi tek başımıza evimizde yaşayamıyoruz. Kurumlarımızın kentlerde verdiği emek çok değerli. Aleviliğin insanlığa çok büyük bir çağrısı var; buda birlik olmaktır. Alevilik birlikte yaşadığınızı unutmayın der. Bu yaşam hakkının barış içerisinde sürebilmesi içinde barışa ihtiyaç var. Bu birlikte yaşam bozulduğunda çatıştıran, sömüren bir yere götürüyor. Çokça farklı sebeplerden geldiğimiz bu kentlerde Aleviliği yaşamaya çalışıyoruz” dedi.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK EŞİT OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Alevi kadınların özgür olduğunun en büyük savunucusunun Alevi erkekler olduğu belirlemesinde bulunan Küçükkeleş, “Alevilikte kadın erkek birbiri ile eşit ama bu bunu kentlerde ne kadar yaşıyoruz için buna dair eşitizi söyleyemeyiz. Biz sadece anlatan ve inancımızı hikaye olarak yorumlayan bir noktaya getirdik. Aleviliğimizi yaşamadığımız sürece eşitliğimizi kaybeden bir yere geldik. Erkekler Aleviliği tarif ederken bir kadın-erkek eşitiz deriz. Biz kadınlar biliyoruz ki eşit değiliz. Aleviliği anlatırken en çok kadın üzerinden anlatırlar. Alevi kadınlar ne kadar özgür meselesine gelince en büyük savunma ise Alevi kadınların okuyabiliyor olması. Bu dünyada en büyük iktidar noktalarından biri İngiltere Kraliçesi ve onunda ben özgürüm gibi bir iddiası yoktu. Biz Alevi kadınlar özgür olduğumuzu iddia edemeyiz. Özgürlük ölçütü bunlardan ibaret değil. İnsan olmaktan kaynaklı haklarımızı kullanmayı özgürlük olarak yorumlamalar var” diye konuştu.

    SÜNNİLEŞTİRİLMİŞ VE ERKEKLEŞTİRİLMİŞ ALEVİLİK

    Küçükkeleş, asimilasyon bir diğer yansıması olan Sünnileşme ve erkekleşlemenin Alevilik inancına yansımalarına vurgu yaparak, “Bizde kadın hala eksik etek, söylemesi ve susması gereken yerler var. Dünyada kadınlar nasıl eksik görünüyorsa Alevi kadınlar da eksik görülüyor. Evet bu devlet bizi asimile etmek istemiyor, aynı zamanda Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istiyor. Bizde talibiz ve talibin talibi olmaz. Devlet bizi içinde erkek savaşları da olan iktidarlar çıkarmak istiyor. Parmakla arayasınız ki bir Alevi kadın bir cemevinin, derneğin başkanı olsun. Çok nadir görebilirsiniz. Alevi hareketinde de müthiş bir iktidar var. Niye kimse koltuktan kalmak istemiyor. Senden başka kimse yok mu ki orayı yönetebilsin. Asimilasyon tamda Sünnileşme, erkekleşme ve iktidarlaşmadır” diye belirti.

    “ALEVİ KADINLARIN ‘ÖZGÜR OLMADAN’ KAYNAKLI MÜCADELEDEN UZAKLAŞMA YAKLAŞIMI VAR”

    Alevi kadınların kendilerini bu ‘özgür hissetmeden’ kaynaklı kadın mücadelesinden uzaklaşma yaklaşımı olduğunu kaydeden Küçükkeleş, şöyle devam etti:

    “Birlikte ibadet etmeye devam ediyorsak bu çok değerlidir. Biz kendimizi Sünni kadınlara göre değil yolumuz olan Alevilik üzerinden tanımlamalıyız. Bu dünya içerisinde eşitlik imkansız bir şey olarak duruyor. Bu eşitlik melesi bizi mücadele etmekten çok alıkoyan bir yerde. Bizlerde dünya üzerinde yaşanan tüm eşitsizliklere bakarken kısmen kendimizi özgür hissetme ve bu özgür hissetmekten kaynaklı da mücadeleden biraz uzaklaşma yaklaşımlarımız oluyor. Bir kadın bir cemevini yönetmeye dair aday oluyor, bir bakıyorsunuz ki karşısında bütün erkekler bir araya geliyor. Bu dünya değişmeli ve Alevilikte asimilasyona karşı mücadele ediyorlar.

    “ALEVİ KURUMLARI İÇESİNDE İZLEYİCİ DURUMUNDAN ÇIKMALIYIZ”

    Biz uzun zamandır Alevi kurumları içerisinde izleyici durumundayız. Bizim adımıza konuşarak eşit ve özgür tarif ediliyoruz. Biri Ana Fatma’ya laf söylese kıyameti koparırız ama kendimiz için ses çıkarıyoruz. Alevi kadınlar çok fedakarlar, kendilerine ait bir gün yaşadıklarını düşünmüyorlar. İzleyen bir yerden çıkıp harekete geçmemiz gerekiyor. Bu inancı bugüne taşınıp getirenler kadınlardır ve yolu nasıl yaşayacağımızı bizlere annemiz öğretirdi. Buna karşı birlikte olabilirsek, cümle kurabilirsek, örgütlenirsek elbette değiştirme gücümüz olur. Bizde Alevi kadınlar olarak kadın mücadelesinden geri duran bir yerde olamayız. Bunun değişmesi, dönüşmesi için mutlaka mücadele etmek gerekiyor.”

    “BİR ARAYA GELELİM, YOL YÜRÜYELİM”

    Alevi kadınların bir araya gelerek dayanışması ve birlikte yol yürümesinin değerli olduğuna değinen Küçükkeleş, ”Sadece sokağa çıkarak mücadele etmiyoruz, sokağın yansımalarını ile de mücadele ediyoruz. Kadın mücadelesi çok değiştirici ve dönüştürücü bir mücadeledir. Hayatın her tarafı o kadar erkek ki ve aynı derece etkilendiğimizi ve şiddetin sadece kaba dayak olmadığını kavradım. Bu kadar erkek düzen içerisinde kadın olmaktan kaynaklı çok sorunlarımız var. Birinin başına bir iş geldiğinde bir kadın örgütü var. Biz Alevi kadınlar olarak kadrimizi ve kıymetimizi bilelim. Hepimiz Ana Fatma’nın yoldaşıyız. Ona yönelik yaklaşımları nasıl kabul etmiyorsak kendimize karşı da kabul etmeyelim. Böylesi bir kurumlarda bir araya gelsin, dayanışsın ve yol yürüsün” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Avustralya’da binlerce kadın 8 Mart için alanlardaydı-VİDEO

    Avustralya’da binlerce kadın 8 Mart için alanlardaydı-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Avustralya’daki kadınlar krize, şiddete, savaş ve eşitsizliğe karşı alanlara çıktı. Eyleme Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avustralya Alevi Toplum Konseyi üyeleri de katıldı. 

    Avustralya’da kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında alanlara çıktı.

    Avustralya’nın Melbourne kentinde bulunan Merkez Kütüphane önünde gerçekleşen yürüyüşte kadınlar, krize, eşitsizliğe, şiddete, istismara, tacize ve savaşlara karşı taleplerini dile getirdiler.

    Yürüyüşe katılanlar taleplerini, ekonomik eşitlik, cinsel ayrımcılık, ırkçılık, ücretli ebeveyn izni, eşit işe eşit ücret, ücretsiz çocuk bakımı, kadınlara yönelik şiddete son verilmesi, herkes için ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmeti” olarak sıraladı.

    Eylemde, sosyalistler, sendikalar, feminist örgütler bir araya gelerek toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil sistemin kadınlar üzerinde kurduğu tahakküm, kadın cinayetleri ve İsrail’in Filistin işgaline son vermesi gerektiği belirtildi.

    Konuşma yapan her temsilci, tüm dünya emekçi kadınlarının birleşmesini vurguladı. Eyleme Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avustralya Alevi Toplum Konseyi üyeleri de katıldı.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Britanya Alevi Kadınlar Birliği’nden 8 Mart mesajı: Mücadele edeceğiz!

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği’nden 8 Mart mesajı: Mücadele edeceğiz!

    PİRHA- Britanya Alevi Kadınlar Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak, “Alevi kadınlar olarak insan haklarının ihlaline yol açacak her türlü yasal değişikliğin, uygulama ve anlayışın karşısında mücadele edeceğiz. Şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya ve ülke için mücadele edenleri selamlıyoruz” dedi.

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle mesaj yayınladı.

    Mesajda, yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadına yönelik şiddetin, cinayetlerinin, şüpheli ölümlerinin devam ettiğine vurgu yapılarak, kadın katliamlarının sorumlusunun toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı olan ve cezasızlık politikaları uygulayan iktidar olduğu belirtildi.

    ERKEK-DEVLET ŞİDDETİ

    Britanya Alevi Kadınlar Birliği’nin 8 Mart mesajı şöyle:

    “Tüm dünyada eşitlik ve özgürlük için mücadele eden biz Alevi kadınlar, feministler, sosyalistler, tüm toplumsal kesimler olarak bir kez daha söylüyoruz, direnen kadınlar her yerde. Erkek ve erkek-devlet şiddetine karşı bulunduğumuz her alanda sözümüzü söyleyeceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz. Erkek-devlet şiddetine, baskılara, karşı kadın mücadelesiyle, direnişiyle yan yana geleceğiz, mücadelemizi büyüteceğiz. Şiddete karşı bulunduğumuz her yerden ses çıkartacağız.
    Günümüzde dünyanın farklı yerlerinde yaşanan savaşlar nedeniyle, kadınlar diğer haklarının yanında en temel hak olan yaşam haklarından dahi mahrum kalmaktadırlar.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, dünyada yaşanan savaşları üzüntüyle karşılıyoruz. Biliyoruz ki savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar mağdur olmaktadır. Bu durumu kabul etmiyor, tüm tarafları, devletleri evrensel barışa davet ediyoruz.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ülkemizde ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadına yönelik şiddetin, cinayetlerinin, şüpheli ölümlerinin devam ettiği süreç artarak devam etmektedir. Yasaların eksiksiz uygulanması, önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması şarttır. İstanbul Sözleşmesinden imzanın çekilmesi yanında 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmaması, nafakanın tartışmaya açılması; toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı olan, zihniyete cesaret vererek kadına yönelik şiddetin artmasına zemin hazırlamıştır.

    Alevi kadınlar olarak insan haklarının ihlaline yol açacak her türlü yasal değişikliğin, uygulama ve anlayışın karşısında tüm kararlılığımız ve dayanışma duygularımızla mücadele edeceğiz. Şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya ve ülke için mücadele edenleri, kadınların uluslararası birlik dayanışma ve mücadelesini selamlıyoruz.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlu olsun. Yaşasın 8 Mart’ı yaratanlar!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nden 8 Mart mesajı

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nden 8 Mart mesajı

    PİRHA- Avrupa Alevi Kadınlar Birliği şiddetsiz, kadın düşmanı politikaların birinci elden sorumlusunun mevcut iktidarların uyguladığı kadın düşmanı politikalar olduğunu ifade ederek, “Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak 8 Mart’ta şiddetsiz ve sömürüsüz bir Dünya ve ülke için mücadele edenleri, kadınların uluslararası birlik dayanışma ve mücadelesini selamlıyoruz” dedi.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle mesaj yayınladı.

    8 Mart’a dair yayımlanan mesajda kadına yönelik ayrımcılık, sömürü ve şiddet, eşitsizliğin, sınırsız tüketimin ve yoksulluğun sistemleştirildiği kapitalizmin doğal sonuçlarından sadece biri olduğu belirtilerek, egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür ve eşit bir toplum oluşmasının mümkün olmayacağı ifade edildi.

    “KADINLARA AĞIR BEDELLER ÖDETİLİYOR”

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin 8 Mart mesajı şöyle:

    “21. yüzyılda Alevi kadınlar olarak kadını görmezden gelen, kadının kişiliğini yok sayan yasaların karşısında durduk ve her alanda sözümüzü söyledik, mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, dünyada yaşanan savaşları üzüntüyle karşılıyoruz. Biliyoruz ki savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar mağdur olmaktadır. Bu durumu kabul etmiyor, tüm tarafları devletleri evrensel barışa davet ediyoruz. Tarihte eşine rastlanmayan deprem sonrası yaşanan felaket büyük bir trajediye yol açmıştır. Ağır bedelleri kadınlara, çocuklara, ödetilmeye devam edilmiştir.

    “KADIN İTİRAZI ŞİDDET İLE BASTIRILIYOR”

    Kadın düşmanı politikaların birinci elden sorumlusu mevcut iktidarların uyguladığı kadın düşmanı politikalardır. Kadınların her itirazı, karşı duruşu şiddet ile bastırılmaya çalışılmaktadır. Kadınların insanlık dışı yöntemlerle, vahşice, toplumun, devletin gözü önünde öldürülmesi ve kadına yönelik artan şiddetin faillerinin yargı eli ile tahrik adı altında indirimlerle serbest bırakması kadınları öldürenleri cesaretlendirmektedir. Kadına yönelik ayrımcılık, sömürü ve şiddet, eşitsizliğin, sınırsız tüketimin, sömürünün, yoksulluğun sistemleştirildiği kapitalizmin doğal sonuçlarından sadece biridir. Egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür ve eşit bir toplum oluşması mümkün değildir.

    “8 MART BİR MÜCADELE SEMBOLÜDÜR”

    167 yıl önce kadınların başlattığı direniş, bugün daha da anlamlı ve geçerli. Yetersiz yasal düzenlemeler; kız çocuklarının okutulmamasına, töre cinayetlerinin devama etmesine, iş yaşamında kadın istihdamının engellenmesine olanak sağlayan düşünce ve önyargıların önüne geçememektedir.

    8 Mart, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” işçi kadınların ekonomik ve politik haklarıyla ilgili bir gün olduğu kadar aynı zamanda, kadınlar arası bir dayanışma günüdür, bir kadın bayramıdır ve tüm kadınlarındır. 8 Mart, artık tüm kadınların ezilme ve sömürüsüne karşı hayatın her alanındaki mücadelesinin bir sembolüdür.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak 8 Mart’ta şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya ve ülke için mücadele edenleri, Kadınların Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadelesi’ni selamlıyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Yaşasın 8 Mart’ı yaratanlar!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan, ‘Kadıncık Ana Konferansı ve Resepsiyonu’

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan, ‘Kadıncık Ana Konferansı ve Resepsiyonu’

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ düzenleyecek. 9-11 tarihleri arasında Mannheim Cemevinde gerçekleşecek konferansa Almanya’nın çeşitli bölgelerinden birçok kadın katılacak.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın dört bir yerinde kadınlar yan yana gelecek. Kadınlar eşitsizliğe, şiddete, yoksulluğa, savaşa karşı seslerini yükseltecek.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Mannheim Cemevi’nde, ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ gerçekleştirecek.

    “TÜM CANLARI DAVET EDİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “AABF’mizin 35. yılında öğretimizin özü olan eşitliği yaşayabilmenin yollarını birlikte aramak ve ‘can’ kavramının altına sakladığımız eşitsizlikleri kaldırmak için 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle 9/10 Mart 2024 tarihinde ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ için Mannheim Cemevimizde bir araya geleceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kamusal alanda yansımalarını ve Aleviliğin ışığında, dünden bugüne Alevi kadınını konuşacağımız etkinliğimize başta kadınlarımız olmak üzere, tüm canlarımızı davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Berlin Cemevinde coşkulu 8 Mart kutlaması

    Berlin Cemevinde coşkulu 8 Mart kutlaması

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla Berlin Cemevinde düzenlenen etkinlikle, her dilde ve her renkte bir araya gelen kadınlar 8 Mart’ı kutladı.

    Berlin Alevi Toplumu Cemevi, Dersim Cemaati, Sivaslı Canlar, BDAJ, BDAS, HUV. eV, Çorum, Antep Çepnileri, Tokat ve Çevresi Alevi Birliği, Al-Dersim Spor, Varto, Kirmançki-Zazaki Dil Kültür Enstitüsü, Omcalılar, Erzincan Küçük Otlukbeli, Varto Görgü Köyü, Ketenciler ve Mirseyit gibi inanç, kültür kurumları ile yöre derneklerinin kadın temsilcilerinin ortak organize ettiği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü yoğun bir katılımla kutlandı.

    Moderatörlük ve sunuculuğunu Eğitmen Devrim Deniz Taner’in yaptığı ve dün Dersim Cemaati ana salonunda düzenlenen etkinlik, kadın mücadalesinde yaşamını yitiren ve katledilen tüm kadınlar anısına saygı duruşu ile başladı.

    ŞİİRLER OKUNDU

    Saygı duruşunun ardından sırasıyla; BAT-Cemevi adına YK üyesi Pınar Özgül, BAT Kadın Kurulu adına Nalan Yılmaz, Kırmançki-Zazaki Kültür ve Dil Enstitüsü adına Cemile Beyaz, Mukaddes Dede Aslan, Erzincan Küçük Otlukbeli-Der’den Gülnaz Özbey, Çorum-Der’den Nezaket Kirazlı, Sivaslı Canlar Derneğinden Nazlı Şahin’in aralarında bulunduğu kadın temsilciler Türkçe ve Kürtçe 8 Mart’ın önemine dikkat çekerek, şiirler okuyup tüm kadınların 8 Mart’ını kutladı.

    Konuşmaların ardından Sivaslı Canlar Korosu sahneye çıkarak katılımcılarla hep birlikte türküler söyledi. Gerçekleştirilen dinletinin ardından BAT-Cemevi YK Başkanı Dr. Yüksel Özdemir, TBB’den Ayşe Demir ile Safter Çınar, BDAS Almanya ve BDAS Berlin adına Melinda Özgül ile Sinem Gül, DİE LİNKE’den Ferhat Ali Koçak, Yeşiller Partisin’den Fadime Topaç, selamlama konuşmaları yaparken, Ozan Şah Turna ve Dersim Cemaatin’den Nezahat Celayir ise günün önemine dair şiirler okuyarak kadın Mücadelesini anlattı.

    Etkinliğe ayrıca İstanbul’dan Cumartesi Anneleri adına Ayşe Tepe çevrimiçi görüntülü katılımla Cumartesi Annelerinin yıllardır süren mücadelesinin bir kadın mücadelesi olduğuna dikkat çekerek herkesin 8 Mart emekçi kadınlar gününü kutladı.

    Ayşe Tepe’nin ardından ise etkinlikte panel bölümüne geçildi. Panel bölümünde söz alan, Dr. Delal Atmaca ve Av.Filiz Kılıçgün Yeşil Kadın mücadelesinin tarihine, Kadına yönelik şiddet katledilme başlıkları ile Kadın haklarınına dair bir çok başlıklarda sunumlar gerçekleşti.

    Etkinlik Ötekilerin Orkestrası’nın söylediği türküler ve çekilen halaylarla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızı erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz, asla vazgeçmiyoruz

    17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızı erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz, asla vazgeçmiyoruz

    PİRHA-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayan 17+ Alevi Kadınlar, “Gasp etmeye çalıştığınız haklarımızın hepsini ve daha nicelerini erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz. Asla vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    17+ Alevi Kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok” başlıklı yazısında 17+ Alevi Kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık diyerek erkek ve devlet şiddetini meşrulaştırmanıza, medeni kanunu hedef alan politikalarınıza, nafaka hakkımıza el uzatmanıza, nafaka mağduru erkekler palavranıza karşı haklarımızdan vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SESİMİZ ÜLKEDEKİ EN YÜKSEK SES”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok. Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da biz kadınlar erkeklere, devlete ve sermayeye karşı ayaktaydık. Bizlerden hayatlarımızı, hayallerimizi, kurmak istediğimiz feminist dünyayı almaya çalışanlara karşı mücadele ettik, ediyoruz. Her geçen yıl daha çoğalıyoruz, daha örgütleniyoruz.

    Sesimiz ülkedeki en yüksek ses. Mücadelemizle feminist destanlar yazıyoruz. Erkeklere hayatlarımıza karışmaktan vazgeçin, orada durun, haddinizi bilin diyoruz. Haklarımız için, istediğimiz hayatı yaşamak için kimsenin olurunu almaya niyetimiz de yok, ihtiyacımız da yok. Kendi hayatlarımızı yöneteceğimiz gibi ülkeyi ve dünyayı yönetmeyi, kadınlar için muazzam bir dünya yaratmayı hedefliyoruz. Rahat rahat oturduğunuz o koltuklarda rahatınızı kaçırmaya niyetliyiz. Erkeklerin egemen olduğu dünyayı değiştirmeyi hedefliyoruz. Başaracağız. Bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacak.

    Siyasi olarak kadınları susturmaya çalışan, ekonomik olarak ücretli alandan evlerin içine tıkıştırmayı amaçlayan, pandeminin yükünü kadınlara yükleyerek erkeklerin, devletin, sermayenin çıkarlarını kollayan, kadın düşmanı ekonomi politikaları ile her zamankinden daha çok kadın işsiz yaratan, çoğunluğu kadınlardan oluşan yoksul ve işsizler sınıfı oluşturan, sendikasız, kısa zamanlı, güvencesiz çalışmayı dayatan, sermaye sömürüsünü evin içine kadar getirerek kadınları aynı anda hem patriarkanın hem kapitalizmin amansız sömürüsüne terk eden…

    “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ”

    Emperyalist hayallerle savaş politikalarını destekleyip ülkede, bölgede ve dünyada milyonlarca kadının ölümüne, savaştan kaçarken insanlık dışı koşullarda yaşamasına, fuhuş çetelerinin ellerine düşmesine, göçmenleşmesine neden olan…

    Kadınlar direndikçe, örgütlendikçe, güçlendikçe onları yaşamları ile tehdit eden patriarkaya karşı sesimizi her gün her gün daha yükseltiyoruz, susmuyoruz, pes etmedik, etmiyoruz. Kadınların kimlikleri üzerinden ayırılmasına, cinsiyetçi politikalara karşı kadın dayanışması diyoruz. Heteroseksist politikalara karşı Dilber Zöhre’yi sevebilir diyoruz. Hayatlarımızı cehenneme çeviren, erkek şiddetinin yuvası olan aileye karşı feminist isyandayız. Bu dünyaya erkeklere köle olmak için gelmedik. Evlilik ve aile dışında hayat olduğunu biliyoruz.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık diyerek erkek ve devlet şiddetini meşrulaştırmanıza, medeni kanunu hedef alan politikalarınıza, nafaka hakkımıza el uzatmanıza, nafaka mağduru erkekler palavranıza karşı haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Gasp etmeye çalıştığınız haklarımızın hepsini ve daha nicelerini erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz. Asla vazgeçmiyoruz. Asla itaat etmiyoruz. Evde, inançta, fabrikada, okulda, ofiste, sokakta feminizm mücadelemiz, feminist hareket isyanımız. Yaşasın kadınlar, yaşasın feminist mücadelemiz. Yaşasın 8 Mart.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Grevenbroich AKM Cemevi yönetimindeki kadınlardan 8 Mart mesajı -VİDEO

    Grevenbroich AKM Cemevi yönetimindeki kadınlardan 8 Mart mesajı -VİDEO

    PİRHA- Almanya’da Grevenbroich Alevi Kültür Merkezi Cemevi yönetiminde bulunan kadınlar, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ dolayısıyla mesajlar yayınladı. Kadınlar; “İşçi ve emekçi kadınlar… Sessiz çığlıklarınız haykırışa dönsün. Hak yerini bulsun. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun” dedi.

    Grevenbroich Alevi Kültür Merkezi (AKM) Cemevi yönetiminde bulunan kadınlar, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ dolayısıyla mesaj yayınladı.

    Cemevinde görev alan kadınlar, yüz yıllardır ezilen, sömürülen, ötekileştirilen kadınların artık ayağa kalkması, seslerini daha fazla çıkarması, haklarına daha fazla sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

    “SESSİZ ÇIĞLIKLARINIZ HAYKIRIŞA DÖNSÜN”

    Grevenbroich AKM Cemevi 2. Başkanı Altun Kaplan, mesajında şunları dile getirdi:

    “Yüz yıllardan beri sonu gelmeyen cinsiyetçi yaklaşım, kadına hor bakan, erkek şiddetine maruz kalan, yapılan zulümlere direnip canından olan, namusun kadına özgü bir kavram olduğu söylenerek sürekli suçlanan, ‘eksik etek’ diyerek aşağılanan, çocuk yaşta gelin olan, kendini özgürce savunamayan, ana kadın, gelin kadın, işçi ve emekçi kadınlar… Sessiz çığlıklarınız haykırışa dönsün. Hak yerini bulsun. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.”

    “DUYGU SELİDİR KADIN, ANLATTIKÇA ÇOĞALAN, ÇOĞALDIKÇA GÜÇLENENDİR”

    Grevenbroich AKM Cemevi Saymanı Gülseren Ergün ise; “Adı kadın. Anadır, bacıdır, kadın candır, canandır. Eştir kadın, eli öpülesidir, duygu selidir kadın, anlattıkça çoğalan, çoğaldıkça güçlenendir. Adı kadın, yüreği yangın, acılarla yoğrulan kadın, gözyaşlarını içine akıtan kadın. Eşinin şekillendirdiği kalıba giren kadın, sorgusuz sualsiz istenileni yapan kadın, gözü yaşlı, bağrı yaşlı kadın, daha küçücük bir kızken gelin edilen kadın, ne olduğunu anlamadan bebek karnına koyulan kadın, küçücük bir çocukken çocuk doğuran kadın, Umman’da kaybolan kadın. Adı kadın, yüreği yangın kadın… 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “HANİ NEREDE KADIN HAKLARI?”

    Grevenbroich AKM Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Cemile Kaplan da mesajında kadınların ezilmişliğine ve sömürülmelerine dikkat çekerek şunları aktardı:

    “Bak ağlıyor için için. Hani nerede kadın hakları? Çalışırız geçim için. Hani nerede kadın hakları? Meclislerde yerinmişiz, aklı kısa görülmüşüz, zorla verilmişiz. Hani nerede kadın hakları? Kirmeni eğirmez mi, hamurunu yoğurmaz mı, seni, beni doğurmaz mı? Hani nerede kadın hakları? Tık demeden dövülürüz, ana avrat sövülürüz, sık sık evden kovuluruz, hani nerede kadın hakları? Dünyada ve ülkemizde mücadeleci, emekçi, işçi kadınlarımızın ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varız. İyi ki buradayız. Dünya var olup döndüğü sürece de biz olmaya devam edeceğiz, çoğalacağız.”

    “TÜM KADINLAR, AYAĞA KALKIP HAKLARINA SAHİP ÇIKMALIDIRLAR”

    Son olarak Grevenbroich AKM Cemevi Anası Nejla Akbaba Arslan mesajını paylaşarak şunları kaydetti:

    “Dünyada ve özellikle coğrafyamızda yoğun olan kadın cinayetleri dolayısıyla yasaların katillere karşı en sert şekilde devreye girmesini istiyoruz. Katledilen bir canın karşılığının takım elbise ve kravat nedeniyle iyi hal indirimi olmamasını aciliyetle bekliyoruz. Bu bağlamda ikinci, hatta üçüncü sınıf insan kategorisine yerleştirilen, baskı ve şiddete maruz kalan tüm kadınlar, ayağa kalkıp haklarına sahip çıkmalıdırlar. ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.”

    PİRHA/ ALMANYA

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri 8 Mart’ı tiyatro oyunu, şiir ve halaylarla karşıladı-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri 8 Mart’ı tiyatro oyunu, şiir ve halaylarla karşıladı-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi’nden kadın öğrenciler, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü tiyatro oyunu, şiirler ve halaylarla karşıladı.

    Munzur Üniversitesi’nde öğrenciler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin program düzenledi. Programda kadın cinayetlerine ilişkin bir tiyatro oyunu oynandıktan sonra katledilen kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Kadın öğrenciler Türkçe ve Kürtçe şiir okudu. Erbane ile türkü söyleyen öğrenciler halaylar çektikten sonra program sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de 5 yıl sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingine izin çıktı-VİDEO

    Dersim’de 5 yıl sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingine izin çıktı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de 5 yıl sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingine izin çıktı. Dersim Kadın Platformu da 8 Mart’ta saat 11.00’de Seyit Rıza Meydanı’nda yapılacak miting için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    Dersim’de 5 yıl sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingine izin çıktı. Dersim Kadın Platformu da 8 Mart’ta saat 11.00’de Seyit Rıza Meydanı’nda yapılacak miting için çalışmalarını sürdürüyor.

    Dersim Kadın Platformu, mahallelerde kadınları ziyaret ederek mitinge davet ederken, bir yandan da miting için pankart dikiyor.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Yol’a revan olan olan kadın cem de tutar, posta da oturur, erkan da kılar’-VİDEO

    ‘Yol’a revan olan olan kadın cem de tutar, posta da oturur, erkan da kılar’-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çiğli Şubesi’nin düzenlediği 8 Mart etkinliğinde konuşan kadınlar sadece mutfakta hizmet veren pozisyonundan çıkarak Alevi örgütlüğünü daha da ileriye taşıyacaklarını belirterek,  “Yola revan olan olan kadın cem de tutar, posta da oturur, erkan da kılar, semah da döner” diye belirtti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çiğli Şubesi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla etkinlik düzenledi.

    Etkinlikte konuşan kadınlar, Alevi örgütlenmesinde kadınların görev alması ve hizmet yürütmesi imkanı yakaladığı takdirde Alevi örgütlülüğünün çok daha ileriye taşınacağı kaydedildi.

    “YOLDA KİMİ KAVRAMLARA ERKEK MİSYONU BİÇİLDİ”

    Açılışta konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han, Yol ve erkanda kimi kavramlara erkek misyonu biçildiğine işaret ederek, “Alevi öğretisinde kadın-erkek yoktur. Kadın Yol’un yürütücüsü, kültürün aktarıcısı olarak görülür. Ama bu asimilasyon politikaları ile kadın arka plana itildi. Biz Alevi kurumları da bundan etkilendik. Pir kavramına dede dedik’ erkek algısı kattık. Pirlikte erkek-kadın belirtilmez. Talip olmakta da yine cinsiyet belirtilmez. Hepsi Yol’a taliptir” diye konuştu.

    “ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİ İLERİYE TAŞIYACAK BİLİNCE SAHİBİZ”

    Alevi kadınların Alevi örgütlenmesini daha da ileriye taşıyacak bilgi, birikim ve ikrara sahip olduğunu belirten Sultan Yıldırım, “İnançsal toplulukların insana dair her meseleye bakışını yine inancı belirler. Kadının toplumsal yapı içerisindeki yeri ve erkek karşısındaki konumu da bundan bağımsız değildir. Sorun Alevilikte değildir, sorun Aleviliğe yabancılaşmış olan kişiliklerin kadına bakışlarındadır. Biz Alevi kadınlar inancımızdan, öğretimizden aldığımız güçle çok şeyi değiştirebiliriz. Yol ana olmaktan çıkarsa, Yol’umuz da Yol olmaktan çıkar. Cenaze hizmetlerinde görev yapan kadın arkadaşlar ve Yol’a talip olan bizler sadece cenaze yıkayan olmak istemiyoruz. Hem kadın canlarımızın Hakk’a uğurlama erkanını yürütmek, hem de toplumun bize karşı olan yerleşik düşünce algısını yıkmak gerekiyor. Bize bu alanda fırsat verilirse bu mücadeleyi daha da ileriye taşıyarak Alevi örgütlülüğü adına bir ilkin gerçekleşmesine vesile oluruz. Bununla ilgili ikrarlı bir duruşa ve bunu savunacak öz bilince ve tecrübe birikimine sahip olduğumuzu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KADIN CEM DE TUTAR, POSTA DA OTURUR, ERKAN DA KILAR”

    Söz alan bir diğer kadın Sakine Alkan ise, Alevi toplumsallığında kadınların tarihsel kimliğinden koparılarak inancın ve Yol’un dışına itildiğini kaydederek, “Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesini gerçek anlamda sosyal ve toplumsal platformlarda kadına irade olmaya veremedi. Emeğin sömürüsü üzerine kendini var eden kapitalist sistem ve onun getirdiği kentleşme ile beraber yaratılan sonuçlar ve iç asimilasyonun varlığı yolun temeli olan kadınları tarihsel kimliğinden kopararak inancın ve yolun dışına itmiştir. Kadının Yol içerisindeki hakkı ve yeri ellerinden alınmış ve özne olmaktan çıkarılmıştır. Biliyoruz ki; mücadelenin içerisinde kadın yoksa o mücadele asla ve asla başarılı olamaz. Kadın yoldur, yoldaştır. Yol’a revan olan kadın cem de tutar, posta da oturur, erkan da kılar, semah da döner, çerağı da yakar” dedi.

    Etkinlik müzik dinletisi ve sinevizyon gösteriminin ardından son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Mersin’de, tahtacı köyünde kadınlar günü etkinliği düzenlendi-VİDEO

    Mersin’de, tahtacı köyünde kadınlar günü etkinliği düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi, tahtacı köyü Kızılkaya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Kadınlar, 8 Mart öncesi halaylar çekip semah döndü.

    Kadına yönelik şiddet, tecavüz, taciz ve cinayetler her geçen gün artarak devam ediyor. Kadınlar taleplerini alanlardan haykırmak için birçok ilde 8 Mart programını açıklıyor.

    Mersin Cemevi, Toroslar’ın eteğinde bulunan tahtacı köyü Kızılkaya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Kadınlar, 8 Mart öncesi halaylar çekip semah döndü.

    PİRHA/MERSİN

  • HDP Genç Kadın Koordinasyonu’ndan, Gülistan Doku’nun son görüldüğü yerde 8 Mart açıklaması

    HDP Genç Kadın Koordinasyonu’ndan, Gülistan Doku’nun son görüldüğü yerde 8 Mart açıklaması

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genç Kadın Koordinasyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında, 5 Ocak 2020’de kaybolan Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun son görüldüğü iddia edilen Dinar Köprüsü’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Her defasında kadın özgürlük mücadelemizin bariyerine çarparak geri adım atmak zorunda kalan bu iktidara sesleniyoruz. Genç kadınlar olarak erken yaşta evliliğin önünü açacak herhangi bir yasal düzenlemeye izin vermeyeceğiz” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genç Kadın Koordinasyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında, 5 Ocak 2020’de kaybolan Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun son görüldüğü iddia edilen Dinar Köprüsü’nde açıklama yaptı.

    Kürtçe “Zaman, genç kadınların dirilişinin zamanıdır” pankartanın açıldığı açıklamada, “Jin, jiyan, azadî” ve “Gülistan Doku nerede” sloganları atıldı. HDP Milletvekili Dersim Dağ’ın yanı sıra çok sayıda kişi açıklamaya destek verdi.

    “MÜCADELEMİZDEN ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

    Gülistan Doku’dan 2 yıldan uzun bir süredir haber alınamadığına işaret eden Munzur Üniversitesi öğrencisi Melike Altıntaş, “Gülistan’ı bulmak yerine, ‘Gülistan nerede?’ diyenleri yargılayandır bu iktidar. Gülistan’ın kaybettirilmesinde baş şüpheli olan Zaynal’ın elini kollunu sallayarak ülkenin dışına çıkarılmasını sağlayandır bu iktidar. ‘Kızım nerede? Kardeşim Nerede?’ dediği için Gülistan’ın ailesini yargılamaya kalkan kadın düşmanı, Kürt düşmanı politikalarını tescilleyendir bu iktidar” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Her defasında kadın özgürlük mücadelemizin bariyerine çarparak geri adım atmak zorunda kalan bu iktidara sesleniyoruz. Genç kadınlar olarak erken yaşta evliliğin önünü açacak herhangi bir yasal düzenlemeye izin vermeyeceğiz. Özel savaş politikalarına karşı mücadele veren gençlerin kaçırılarak, ajanlık dayatılıyor. Bu yöntemlerle sindiremedikleri genç kadınları ise, gözaltına alarak, tutuklayarak susturmak istiyorlar. Bugün yüzlerce genç kadın yoldaşımız kadın özgürlük mücadelesi yürüttüğü için cezaevlerinde rehin tutuluyor. İçeride, dışarıda nerede olursak olalım mücadelemizden asla taviz vermeyeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Buldan: Karanlığa karşı hakikati, tecride karşı barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Buldan: Karanlığa karşı hakikati, tecride karşı barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bu yıl Deniz Poyraz ve Garibe Gezer’e adadıklarını belirterek, “AKP hükümetinin içerdeki ve dışarıdaki savaş politikalarını reddediyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Parlamento Kadın Grup toplantısını gerçekleştirdi.

    HDP Kadın Parlamento Grubu toplantısına, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Hülya Gerçek, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Ayşe Erdem ve üyesi Gülcan Günay, Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi Merve Turgan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Cansel Aslan ve İstanbul İl Eşbaşkanı Gürşenay Dalveren, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Nergiz Görnaz ve Nilüfer Irmak, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ve Kadın Sekreteri Döne Gevher, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabay, Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Kadın Sekreteri Nazife Bayrak Tosun, Kadınlar Birlikte Güçlü üyesi Özgül Saki, Yeni Demokrat Kadın üyesi Deniz Akbıyık, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar Atiye Arıkan ve Günizi Satar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez yöneticisi Sevgi Kişin Sazan, Batıkent Yeni Yaşam Derneği üyeleri Tülay Sönmez Aytekin ve Fatam Koçyiğit Öner, Barış Annesi Hatice Ay katıldı.

    “8 MART’I DENİZ POYRAZ VE GARİBE GEZER’E ADADIK”

    HDP olarak bu yıl 8 Mart’ı, Deniz Poyraz’a ve Garibe Gezer’e adadıklarını söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Ben Deniz’in bağlılığını, Garibe’nin direnişini ve onların bu yolda mücadele yürütürken ölümsüzleşen bütün yoldaşlarının onurlu mücadelesini en derin saygılarımla ve mücadelelerine bağlılık sözümüzle selamlıyorum. Her birini minnetle, özlemle anıyorum. Anıları mücadelemize her daim güç katacak, ışık tutacaktır. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün meşalesini yakan, 1857 yılında ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında haklarını aradıkları için yakılarak katledilen 127 kadını saygıyla anıyorum. Onların çalışma koşullarının düzeltilmesi için başlattıkları direniş o güne kadar ortaya konulmuş en büyük eylemlerden biriydi. İşte o gün o alevler arasından yükselen çığlık bugüne kadar hiç susmadı. Mücadele çığlığı olarak daha da büyüdü, daha da yayıldı. Kadınların hak ve özgürlük mücadelesinin evrensel ortaklığına dönüşen bir güne ismini verdi. Ben bu vesile ile kadın mücadelesine omuz vermiş, ömür vermiş bütün dünya kadınlarını selamlıyorum” diye belirtti.

    “ÖLÜMÜ VE YOKSULLUĞU DAYATAN ERKEK İKTİDARINA KARŞI İTİRAZLARIMIZI HEP BİRLİKTE HAYKIRIYORUZ”

    Cezaevinde bulunan tutuklu siyasetçi kadınları da anan Buldan, şunları söyledi:

    “Yine ülkemizde yarım asırdır kadın mücadelesini yeşerten, büyüten, en etkili muhalefet gücü olarak bugüne ulaştıran; Cezaevlerinde rehine olarak tutulan bütün kadın yoldaşlarımı, kadın örgütlerinin değerli temsilcilerini ve emektarlarını, Evde, ofiste, fabrikada, tarlada durmadan üreten kadınları, Hiç usanmadan bütün kararlılığıyla adalet arayışında olan kadınları, Her türlü talana karşı; ekolojiyi, köyünü, suyunu savunan cesur kadınları en derin duygularımla selamlıyorum. Bu hafta; eşitlik taleplerimizi, her gün emek verdiğimiz hak ve adalet mücadelemizi, bütün dünya kadınları olarak hep bir ağızdan haykırıyoruz. Yürüttüğümüz azimli mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızı hep birlikte kutluyoruz.  Kazanımlarımıza saldıranlara karşı; Biz kadınlara eşitsiz bir yaşamı, sömürüyü, şiddeti, baskıyı, ölümü, yoksulluğu dayatan erkek iktidara karşı, itirazlarımızı hep birlikte haykırıyoruz. 8 Mart bütün dünya kadınları olarak ortak taleplerimiz için buluştuğumuz, bu güçlü buluşmayı zılgıtlarımızla, halaylarımızla, danslarımızla ve mücadele kararlılığımızla kutladığımız bir gündür.”

    “TARAFLAR MÜZAKERE VE DİYALOG YOLLARINI TEKRAR AÇMALIDIR”

    8 Mart aynı zamanda bütün dünya kadınları olarak emperyalist savaşlara hayır dediğimiz bir gün olduğunu belirten Buldan, sözlerini şöyle devam etti:

    “Ne yazık ki tam da bugünlerde Rusya’nın başlattığı işgal hareketiyle gelişen bir savaşa üzüntüyle tanıklık etmekteyiz. Ben öncelikle bu savaşta şimdiye kadar yaşamlarını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı diliyor, tüm Ukrayna halkının acısını paylaşıyor, dayanışma duygularımızı iletiyorum. Bu savaş halklara ölüm ve yıkım dışında başka bir şey getirmeyecektir.  HDP olarak daha önce de söyledik; Ukrayna’da yaşananlar sadece iki ülke arasındaki bir gerilim-çatışma değildir. Esas olarak NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesidir, güç savaşıdır. Ne NATO’nun ne de Rusya’nın askeri yayılmacılığı bu soruna asla çözüm değildir. Ancak şu nettir; Rusya’nın uluslararası hukuku ihlal ederek başlattığı askeri müdahale kesinlikle kabul edilemezdir. Taraflar müzakere ve diyalog yollarını tekrar açmalıdır. Acil olarak bir ateşkesin ilan edilmesi için Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum devreye girmelidir. Uluslararası kurumlar da insani trajedilerin önlenmesi için sorumluluk almalıdır. AKP hükümetinin içerdeki ve dışarıdaki savaş politikalarını nasıl bugüne kadar reddettiysek dünyanın herhangi bir yerindeki savaşı da aynı şekilde reddediyoruz. HDP olarak, kadınlar olarak halkların bir arada özgür ve barış içerisinde yaşayabileceği koşulların sağlanması yönündeki her türlü barışçıl adımı desteklemeye devam edeceğiz. Sürekli krizlerden beslenen AKP hükümeti şayet bu savaşta da barışın ve uzlaşının tarafında saf tutmazsa, hali hazırda büyük bir ekonomik krizin altında ezilen halkımız çok daha ağır bedeller ödeyecektir. Halkımızın daha da zor durumlara düşürülmemesini önemsiyor ve hükümeti de bu konuda önemle uyarıyoruz.  İçeride sizin zamlarınıza, sömürünüze, baskılarınıza karşı zaten mücadele vermekte olan halkımızı dışarıdaki savaşın da mağduru haline getirmeyin, diye bir kez daha uyarmak istiyoruz.”

    “BUNUN ADI YOKSULLUK DEĞİL, DERİN YOKSULLUKTUR”

    Ülkedeki ekonomik krizin özellikle biz kadınların omuzlarındaki ağırlığını her geçen gün daha da dayanılmaz bir şekilde hissettiklerini vurgulayan Buldan, şunları aktardı:

    “Bir yandan işsizlik, bir yandan eşit işe eşit ücret alamamak, bir yandan can yakan zamlar ve faturalar, ağır vergiler… Bunun adı artık yoksulluk değildir. Derin yoksulluktur. Yani açlıktır. Kadınlar çoğu kez aynı işi yaptıkları halde erkeklerin aldığı ücretin neredeyse yarısını almaktadır. Türkiye’de 30 milyon kadının yalnızca 10 milyonu kayıtlı çalışmakta; kayıtsız çalışanların sayısına dair bir tahminimiz bile yoktur. Sonuç olarak ülkedeki kadınların yüzde 70’i ekonomik olarak bir başkasına bağımlı olarak yaşamaktadır. Sadece son iki yıl içerisinde sosyal yardıma muhtaç insanların sayısı iki katına çıkmıştır. Yani nüfusun üçte biri sosyal yardımlarla yaşayabilmektedir. Peki, bu sosyal yardımlardan kadınlara ne veriyorlar? 300 lira, 500 lira, taş çatlasa 500 lira. Bu ekonomik şartlarda 500 lira kimin neyine yetecektir? Kadınlar bununla kişisel ihtiyaçlarını mı karşılayacak, kirasını mı ödeyecek, faturasını mı ödeyecek, gıdasını mı yoksa ihtiyacı olan ilacını mı alacaktır?

    BİRÇOK YERDE DİRENİŞ DEVAM EDİYOR

    Yakın zamanda başarıya ulaşmış Migros depoda, haklarını kazanmış Xiaomi’de yüzlerce kadın, hakları için sermayeye karşı direndi ve kazandı. Farplas’ta ve daha birçok yerde direniş devam ediyor. Selam olsun direnen işçi kadınlara. Direnişiniz direnişimizdir. Buluştuğumuz, konuştuğumuz, dertleştiğimiz ve mücadelemizi birleştirerek büyüttüğümüz her kadını buradan bir kez daha selamlıyorum. Biz HDP olarak, kadınların bu mücadele kararlılığından güç alıyoruz. Kamusal kaynakların toplumda adil ve eşit paylaşımını sağlamak için, vergide adalet için var gücümüzle mücadele edeceğimizin buradan bir kez daha sözünü veriyoruz. Değerli kadınlar, eşitsizlik, adaletsizlik en büyük şiddettir. Bütün şiddet türlerine kaynaklık eder. Şiddeti besler, büyütür. AKP-MHP erkek iktidarı tarafından mevcut eşitsizliğin daha da çok derinleştirilmesi, adalet sisteminin çökertildiği şu ortamda toplum bir bütün olarak şiddet sarmalının içerisine itilmiştir. Bu şiddettin en büyük mağduru ise malumunuz üzerine kadınlardır. Çünkü bu ülke, kadınları yok sayan her fırsatta kadınlara saldırmayı kendine misyon edinmiş erkek bir iktidar tarafından yönetilmektedir. Kadın katillerini salıveren, cezasızlık politikasıyla koruyan, kadın kurumlarına her gün baskın düzenleyen, kadın mücadelesini engellemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bakınız sadece geçtiğimiz ocak ayı içerisinde 26 kadın katledildi ve 28 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Sayılarla ifade etmek kolay ama her ay istikrarlı bir şekilde ve daha da artarak kadınlar katlediliyor, yok ediliyor, sömürüye baskıya şiddete maruz bırakılıyor.

    KADINLARA GÖZDAĞI VERME AMAÇLIDIR

    İktidarın başındaki tek adamın muhalefet olan her kadına şiddet dili ile saldırmaktadır. Cesur kadınları hedef haline getirmektedir. Sevgili kadınlar; insan hakları savunucusu Eren Keskin, TTB başkanı Şebnem Korur Fincanı, sanatçılar Ezgi Mola, ve son olarak Sezen Aksu…  Onlara ve benzer saldırılara uğrayan her bir kadın arkadaşıma buradan özel olarak selamlarımı gönderiyor, dayanışma duygularımı ifade ediyorum. Bunların hepsi aslında kadınlara gözdağı verme amaçlıdır. Kadınlara karşı işledikleri ne kadar suç varsa eleştirilmesin, dile getirilmesin, herkes sussun mesajıdır. Ancak şunu iyi bilsinler ki hakikatleri ve hakikatleri savunma cesaretini terk edecek kadınlar değiliz biz. Size ve tehditlerinize meydan okuyan kadınlar var artık. Ve bizler oldukça çoğuz. Sizi korkutacak kadar çoğuz. Durmadan bizimle uğraştıracak kadar da güçlüyüz. Yeni Adalet Bakanı, kadın cinayetlerinin seferberlikle çözeceklerini iddia ediyor. Ya biz kadınlar çok uzun yıllardır sözümüzle, taleplerimizle, siyasetimizle, eylemlerimizle bir seferberlik ilan etmişiz zaten.

    Bunun karşısında o bakanın iktidarı ne yapmış? Bu seferberlikle kadınlarla ortaklaşacağı, çözümün bir parçası olacağına aksine; kadın mücadelesine karşı baskı savaşı açmış. Eş başkanlıkla yönetilen kadın belediyelerimize kayyım atamış. Kadınların haklarını korumak ve geliştirmek üzere açtığımız bütün kurumları tek tek kapatmış. Kadın siyasetçileri tutuklamış, İstanbul sözleşmesini fesih etmiş. Eşit temsiliyete dayalı siyaseti, yani eşbaşkanlık kazanımımızı suç ilan etmiştir. Şimdi de gözlerini başka kazanımlarımıza dikmiş durumdalar. Kadınların bir kazanımı olan nafaka hakkını yine gündemlerine almışlar. Nedir peki buradaki meramınız? En açık haliyle kadınların nafaka hakkını gasp etmek. İktidarınız nafaka hakkını adil bir şekilde hesaplayıp bunun ödenmesini sağlamaya çalışması gerekirken, nafakayı neredeyse tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İktidarınızın nafaka hakkını adil bir şekilde hesaplayıp bunun ödenmesini sağlamaya çalışması gerekirken, nafakayı neredeyse tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.  Biz kadınlar bunun farkındayız. Kadınların güçlü mücadelesi ile şimdiye kadar buna geçit vermedik ama her seferinde farklı bir bahane, farklı bir ‘yasal düzenleme’ adı altında gündeme getirmektesiniz.

    ERKEK İKTİDARI, KADININ SİYASETTE YÜKSELEN GÜCÜ HDP’YE SALDIRIYOR

    Kadının varlığını ve haklarını tanımayan erkek iktidarın kadının siyasette yükselen gücü olan HDP’ye saldırmaktadır. Sevgili Deniz Poyraz’ımıza bu amaçla suikast düzenlenmiştir. Denizin şahsında kadının demokratik siyasetteki konumu ve rolü hedef alınmıştır. Ancak bu katliam bırakın bizi sindirmeyi demokratik siyasetin etrafında daha fazla kenetlenmemize bir başka gerekçe daha yaratmıştır. Biz kadınlar, kadına şiddet yönetimleriyle, katliamcı saikle yönelen her anlayıştan alacaklıyız. Deniz’in ve yoldaşlarının hesabını hem hukuk karşısında hem tarih önünde mutlaka soracağız. Yine en son Semra Güzel vekilimize düzenlenen kumpas da kadının siyasetteki yerine, kimliğine yapılan bir saldırıdır. Semra vekilimizin dokunulmazlığının kaldırılması meselesi; Kürtlerin ve kadınların siyaset dışı bırakma politikasıdır. Kürt kadınlarının ortak hakikatini yok saymadır. Semra vekilimizin dokunulmazlığını kaldırmaya sizin parmaklarınızın gücü yetmez, çünkü Semra Güzel halkın ve kadınların vekilidir, iradesidir. Biz gücümüzü; haklılığımızdan alıyoruz. Biz gücümüzü; kadınlardan alıyoruz, gençlerden alıyoruz, ezilen milyonlardan alıyoruz.

    O nedenle dokunulmazlıkları kaldırsanız dahi mücadelemizle hiçbir zaman baş edemeyeceksiniz. Tıpkı partimize açılan kapatma davasında olduğu gibi, Kobanê kumpas davasında olduğu gibi yargılayan sizler değil bizler olacağız. Partimizle siyasetten yarışamayan, bu topraklarda çözüm ve demokrasi umudunu yeşerten mücadelemizle baş edemeyen AKP-MHP iktidarının yargı sopasını, meclis çoğunluğu sopasını kullanması, beyhude bir çabadır. Bu beyhude çaba, HDP kapatma davasında da Kobanê kumpas davasında da çok net görülmüştür. Kobanê Kumpas davası aslında çoktan çökmüş ve çökertilmiştir, yalanları ifşa edilmiş bir dosyadır. Hem dosyadaki hem de yargılama aşamasındaki hukuksuzlukları defaatle dile getirdik. Kumpas yargılamasının AKP’nin iktidarda kalmak için son bileti olduğunu da söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Ama o bileti biz kadınlar çoktan yaktık, haberleri yok! Kobanê kumpas davasında bir kısmı tutuklu olmak üzere tam 55 kadın siyasetçi yargılanıyor.  HDP Kapatma davası da kadını demokratik siyasetten silmeye yemin etmişçesine 168 kadına yönelik hukuki saldırı vardır. Zira 168 kadın siyasetçiye siyaset yasağı talep edilmektedir.

    ATK, ÖLÜMCÜL HASTALIKLARI YOK SAYMAYA DEVAM EDİYOR

    Ağır demans hastası olan Aysel Tuğluk ve bugün için yaşamını cezaevinde sürdüremeyecek durumda olan bütün ağır hasta mahpuslar için ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veren Adli Tıp Kurumu ölümcül hastalıkları yok saymaya devam ediyor. İktidarı ve kurumlarıyla hukukun üstünlüğünü ve temel insan haklarını hiçe sayan, muhalif tüm kesimlere karşı düşman hukukunu işleten bu anlayış ülkeyi oldukça karanlık bir döneme götürmektedir. Bu hukuksuzlukları, bu karanlığı asla kabul etmiyoruz ve sonuna kadar da mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız. Nasıl ki her gün en az bir kadın öldürülüyorsa, hapishanelerden de neredeyse her gün bir cenaze çıkmaktadır. Amaçları cezaevlerini ölüm evlerine dönüştürmektir. Kötülükte de yavuzdurlar yani. İlk eş genel başkanımız, Aysel Tuğluk arkadaşımız bu ağır hastalığa cezaevi koşullarında yakalanmıştır. Hastalığının eriştiği aşamada biran evvel tahliye edilmesi gerekirken Adli Tıp utanç verici kararlarından bir tanesini daha Aysel Tuğluk için vermiştir. Ve bir hasta mahpusu daha ölüme yakınlaştırma uygulamasını ortaya koymuştur.

    Adli Tıp’ın daha önce bu şekilde verdiği onlarca kararın sonucu ölüm olmuştur. Onların bu özel işkence yöntemi kadının özgür iradesini kırma, arkadaşlarımızın şahsında kadın mücadelesini yıldırmaktır. Bunu biliyoruz. Fakat buradan iktidara şunu net bir şekilde söylüyorum. 38 katliamında Dersim’in kadınlarını uçurumlardan atlamaya zorlayan, Dersimin kızlarını kaybeden cuntacı zihniyet ile bugün yine Dersimin onurlu kızı Aysel’i cezaevinde yok etmeye çalışan zihniyet aynıdır. Kılık değişmiş fakat zulüm değişmemiştir. Biz ne Aysel’in ne de başka hasta tutsakların göz göre göre ölüme terk edilmesine asla sessiz kalmayacağız. Biz açık görüşte ailelerine uzaktan selam verdikleri için haklarında disiplin soruşturması açılan Rozerin Kurt ve Alev Yaşar’ın selamını, ailesine ve herkese ulaştıracağız.

    Biz Leyla Güven’e kendisini tehdit eden gardiyanla tartıştığı için verilen 11 günlük hücre cezasını kabul etmiyoruz. Kadınları bu cezalarla yıldıramazsınız, korkutamazsınız. Bu hukuksuzlukları yapanların gerçek hukuk ve adalet önüne mutlaka çıkacağı günlerin yakın olduğunu da özellikle belirtiyoruz. Biz 80 Darbesi döneminde, hapishanedeki oğlu Kamber’e anadili Kürtçe yasaklı olduğu için dakikalarca, ‘Kamber Ateş nasılsın?’ diye Türkçe seslenmek zorunda bırakılan İpek Ateş’i hep sevgiyle anacağız. Biz HDP olarak cezaevlerindeki hak ihlalleri sona erene kadar adalet ve hakikat mücadelemizi sürdürmeye, hukuksuzlukları teşhir etmeye, mahpusların ve ailelerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar, işkenceye karşı insanlık onurunu, karanlığa karşı hakikati, hukuksuzluğa karşı adaleti, tecride karşı barışı her zaman ve her yerde savunmaya devam edeceğiz.

    KARARLI MÜCADELEYİ BÜYÜTME GÜNÜDÜR

    Bizler zaten kadın örgütlülüğümüzü ve mücadelemizi tüm kadın yapılarıyla ortaklaşarak büyütüyoruz. Gün bu kararlı mücadeleyi daha fazla büyütme ve sözümüzü birleştirme günüdür. Bu ittifakı, bu dayanışmayı büyütmek için çok fazla gerekçemiz var sevgili arkadaşlar. Kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlara sözümüz var. Erkek devlet şiddeti ile katledilen arkadaşlarımıza sözümüz var. Susmadığı için, biat etmediği için cezaevlerinde rehin tutulan yoldaşlarımıza sözümüz var. Aysel’e, Garibe ’ye, Deniz’e, Pınar’a, İpek Ateş’e ve daha nice yoldaşımıza sözümüzü buradan bir kez daha yineliyoruz.

    Erkek egemen iktidarın kadınlara ve kazanımlarına yönelik çoklu saldırısı karşısında mücadelemizi çok boyutlu yürüteceğiz. Kadın ittifakı ve dayanışmasıyla biz kadınlar kazanacağız. Amelia Eartt’ın dediği gibi; ‘En zoru harekete geçmektir, gerisi kararlılıktır’ Biz zoru geçeli çok oldu. Şimdi kararlılıkla yolumuza devam etme zamanı. Ve biz kadınlar bu yolda asla durmayacağız, pes etmeyeceğiz, bir tek adım geri atmayacağız. Ben bu vesile ile buradan bütün kadınlara bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu hafta boyunca 8 Mart etkinliklerimiz devam edecek. Hepinizi kadınların bu değerli buluşmasına çağırıyorum. Gelin hep birlikte taleplerimizi hep bir ağızdan bir kez daha haykıralım, ellerimizi birleştirelim, günümüzü kutlayalım. Ben bu düşünce ve duygularımla siz değerli halkımızı ve bütün dünya kadınlarını bir kez daha selamlıyor günümüz kutlu olsun diyorum. Birlikte değiştireceğiz, şimdi kadın zamanı! Jin,jıyan,azadî…”

    Buldan’ın konuşmasının ardından KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ve Kadınlar Birlikte Güçlü’den Özgül Saki kısa bir konuşma yaparak 8 Mart’a katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA