Etiket: 8 nisan dünya romanlar günü

  • DEM Parti: Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız

    DEM Parti: Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız

    PİRHA-DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, 8 Nisan Romanlar Günü’ne dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Roman halkının adalet, eşitlik ve onurlu bir yaşam talebini kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

    “ROMAN HALKI, HEM BASKIYA HEM DE ASİMİLASYONA DİRENDİ”

    Romanların yüzyıllar boyunca ayrımcılığa, yok sayılmaya, yoksulluğa ve dışlanmaya maruz kaldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Buna rağmen; yaşama sevincinden, müzikten, direnişten ve kolektif hafızadan hiç vazgeçmeyen Roman halkının günüdür bugün. Roman halkı, Avrupa’dan Mezopotamya’ya, Trakya’dan Akdeniz’e kadar birçok coğrafyada hem baskıya hem de asimilasyona direndi. Ne var ki bugün hâlâ Roman çocukları eğitim hakkına erişemiyor, Roman kadınları işsizliğin ve güvencesizliğin en ağır yükünü taşıyor. Roman yurttaşlar sağlık hizmetlerinden eşit biçimde yararlanamıyor ve ayrımcı devlet politikaları nedeniyle barınma hakkı dahi ihlal ediliyor. Romanlara yönelik nefret söylemi ve ırkçılık, sadece geçmişin değil, bugünün de utancıdır. Türkiye’de Roman yurttaşlar çoğu zaman ‘makbul vatandaş’ kalıbına sığdırılmak isteniyor, kimlikleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle var olma mücadeleleri kriminalize ediliyor. Bu halkın dili, müziği, toplumsal hafızası inkâr ediliyor; yaşadıkları mahalleler ‘kentsel dönüşüm’ adı altında dağıtılıyor.

    “BİRLİKTE YÜRÜMEYE, BİRLİKTE DİRENMEYE KARARLIYIZ”

    “Roman halkının adalet, eşitlik ve onurlu bir yaşam talebini kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Halkların eşitliği ve özgürlüğü için yürüttüğümüz siyasal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak Romanların tarihsel ve güncel hak mücadelesinin yanındayız. Roman halkının kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla özgürce yaşayabileceği bir gelecek için birlikte yürümeye, birlikte direnmeye kararlıyız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Roman Diyalog Ağı: 8 Nisan ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmamız için bir fırsat

    Roman Diyalog Ağı: 8 Nisan ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmamız için bir fırsat

    PİRHA- Roman Diyalog Ağı, ‘8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ ile ilgili bir açıklama yayınlayarak, “Bugün aynı zamanda, Romanların yaşamın her alanında karşı karşıya kaldığı sorunlar, sosyal dışlanma ve ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmamız, bu sorunlarla mücadelede birlik ve dayanışmanın önemini vurgulamamız için de bir fırsat” dedi.

    Türkiye’deki dört Roman grubu olan Rom, Lom, Dom ve Abdalları temsil eden Roman Diyalog Ağı (RODA), 8 Nisan Dünya Romanlar Günü ile ilgili Roman yurttaşların sorunlarını ve çözüm önerilerini aktardıkları bir açıklama yayınladı.

    Yayınlanan yazılı açıklamada, Roman yurttaşların yaşadıkları sorunlar aktarılırken, söz konusu sorunların çözümü için yerine getirilmesi gereken talepler sıralandı.

    İnsan hakları konusunda duyarlı olan tüm kesimlere de dayanışma çağrısı yapan RODA, sadece ‘Dünya Romanlar Günü’nde değil yılın tümünde Romanların yanında olmalarını istediklerini belirtti.

    “AYRIMCILIK KONUSUNDA FARKINDALIK YARATMAMIZ İÇİN BU GÜN BİR FIRSAT”

    1971 yılında İngiltere’de düzenlenen ilk Dünya Roman Kongresi’nde alınan kararların, o günden bu yana Romanların tüm dünyada ayrımcılığa karşı mücadelesine yol gösterdiği ifade edilen açıklamada; “Kongrenin gerçekleştiği gün olan 8 Nisan ise her yıl, ‘Barış, refah ve dayanışma için birlik’ anlayışıyla Dünya Romanlar Günü olarak kutlanıyor. Dünya Romanlar Günü yılda bir kez de olsa Romanların, ülkemizin çeşitliliğine ve kültürel mirasına yaptığı katkıyı kutlamak için önemli bir vesile. Bugün aynı zamanda, Romanların yaşamın her alanında karşı karşıya kaldığı sorunlar, sosyal dışlanma ve ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmamız, bu sorunlarla mücadelede birlik ve dayanışmanın önemini vurgulamamız için de bir fırsat” denildi.

    “ROMAN ÇOCUKLAR KALİTELİ EĞİTİME ERİŞEMİYOR”

    Romanların, Türkiye’nin en büyük gruplarından birini oluşturduğunu ve ülkenin dört bir yanına dağıldıkları söylenen açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:

    “Bin yılı aşkın bir süredir bu toprakların çocukları olmalarına karşın en çok ayrımcılığa uğrayan grupların başında geliyor. Tarihsel ve toplumsal bir arka plana sahip önyargılar ve ayrımcılık, Romanların eğitim, istihdam, barınma ve sosyal güvence gibi temel haklarına erişimlerinde ağır sorunlarla karşı karşıya kalmalarına yol açıyor. Bu sorunların yanı sıra yaşadıkları yoksulluk ve yoksunluk Romanların toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi yaşama eşit olarak katılımının önündeki en büyük engeli teşkil ediyor. Günümüzde, Roman çocukların eğitime erişimi meselesi endişe verici boyutlarda. Roman çocuklar maddi olanaksızlıklar yüzünden çok erken yaşta okul sıralarını terk etmeye mecbur bırakılıyor. Okula devam etme şansı bulan az sayıdaki Roman çocuk ise, bu yoksulluk döngüsünü kırmaları için son derece önemli olan ‘kaliteli’ eğitim alamıyor, okul sisteminde de önyargılarla başa çıkmak zorunda kalıyor.”

    “ROMANLAR TÜM KIRILGAN GRUPLAR ARASINDAKİ EN YÜKSEK İŞSİZLİĞE SAHİPLER”

    Yakın zamanda yapılan Türkiye’de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması’na göre, Romanların ortalama %77.5 ile tüm kırılgan gruplar arasındaki en yüksek işsizliğe sahip gruplardan biri olduğu dile getirilen açıklamada; “İş piyasasında da karşı karşıya kaldıkları önyargılar ve ayrımcılığın da etkisiyle, istihdam olanaklarına eşit şekilde erişemiyorlar. Bulabildikleri işler genelde geçici nitelikte, düşük ücretli, güvencesiz ve ağır işler oluyor. Düzgün işlerde çalışamama ve düzenli gelir elde edememe hali Romanları yoksulluk sarmalına kilitliyor. Barınma da Romanlar için ciddi bir sorun. Romanların çoğunluğu alt yapı ve üst yapının yetersiz olduğu kenar mahallelerde, standart altı evlerde yaşamalarını sürdürüyor. Akan çatılar, rutubet, duvarlarda hasar, pervazsız kapı ve pencereler olağan ev koşullarından. Evlerin kışın ısınması, yazın serin tutulması başka bir sorun. Kentsel dönüşüm barınma sorununa çare getirmesi gerekirken, yerinde iyileştirme yapılması gerekirken, bazı yerlerde mekânsal dışlanmanın bir ifadesi olarak tezahür ediyor. Romanların yaşam alanları, kültürleri, mahalle kültürü içerisinde var olan toplumsal ve dayanışma ilişkilerini de tahrip ediyor. Şehrin dışındaki yerlere yerleştirilip toplumun geri kalanından tecrit ediliyor” ifadeleri kullanıldı.

    “ÖNYARGILAR NEFRET SÖYLEMİNE DÖNÜŞÜYOR”

    Romanların, fiyatların sürekli yükseldiği ortamda, besleyici gıdalara erişmesinin daha da zorlaştığına vurgu yapılan açıklamada, nesiller boyunca protein ve vitamin açısından zengin gıdalara erişimde sıkıntı yaşayan bu kesimin, artık bakliyatı da öğünlerinden çıkardığı belirtildi.

    İyi beslenememe, standart altı evlerde barınma, ağır yaşam koşulları ve yoksulluğun sağlık göstergelerine yansıdığı aktarılan açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Romanların ortalama yaşam beklentisi ülkemizdeki ortalama yaşam beklentisinin yaklaşık 10 yıl altında. Solunum yollarına ilişkin rahatsızlıklar çocuklarda yaygın olarak görülüyor, kronik hastalıklar yirmili yıllarda başlıyor, yaşla beraber ağırlığı artıyor. Yoksulluk en temel sorunlardan. Ancak, Romanların toplumsal yaşama eşit yurttaşlar olarak katılımının önündeki en büyük engel ve yukarıda sıralanan sorunların altında yatan ana sebep karşı karşıya kaldıkları önyargılar ve bu önyargıların yol açtığı ayrımcılık. Özellikle medyada yer alan ayrımcı ifadeler, Romanlar gibi kırılgan grupların daha da dışlanmasına yol açarken, önyargıları da pekiştiriyor. Maalesef önyargılar ayrımcılığın ötesinde, kimi yerde nefret söylemine dönüşüyor. Nefret söylemi konusunda da yeterince önlem alınmıyor. Bu suçu işleyenler yaptıklarıyla kalıyor.”

    ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLAR 

    Tüm olumsuzluklara rağmen, son yıllarda Romanların kültürüne, tarihine ve sosyal sorunlarına yönelik ilginin arttığına ve taleplerin bir kısmının yetkililer tarafından dikkate alınmaya başladığına işaret edilen açıklamada, Roman yurttaşların yaşadıkları sorunlarının çözülebilmesi için talepler sıralandı.

    ‘Romanların yaşadıkları sorunlara yönelik çözüm üretilmesi konusunda somut adımların atılmasını istiyoruz’ denilen açıklamada şu taleplere yer verildi:

    “-Romanlara yönelik nefret söylemleri, sosyal dışlama ve ayrımcı tutumların önlenmesine ilişkin yasal mevzuat oluşturulması ve bu tür vakaların önlenmesine yönelik var olan yasal yaptırımların uygulanması,

    -Eğitimden istihdama, sağlıktan barınmaya ve önyargılarla mücadeleye kadar yaşamın tüm alanları kapsayan Romanlara yönelik gerçekçi ve bütüncül toplumsal içerme politikalarının ve stratejiler geliştirilmesi; bunların eylem planları ve önlemlerle, gerekli bütçenin de ayrılarak hızla uygulamaya koyulması,

    -Pandeminin yol açtığı sorunlardan en ağır şekilde etkilenen Romanlara yönelik sosyo-ekonomik destek paketlerinin oluşturulması,

    -Başta eğitim, politika ve medya alanlarında olmak üzere, Romanlara ilişkin resmi anlatı ve söylemlerin, demokratik toplum, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü ilkeleri kapsamında ve bu ilkeleri güçlendirecek şekilde pozitif bir çerçevede yansıtılması,

    -Romanlara ilişkin her türlü destek programı, politika, strateji ve eylem planının hazırlama, uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerinde Romanların katılımının sağlanması ve görüşünün alınması,

    -Ülkemizin kültürünün bir parçası olan Roman kültürü konusunda farkındalığın ve görünürlüğün artırılması.”

    İNSAN HAKLARINA DUYARLI SİVİL TOPLUM AKTİVİSTLERİ VE KAMUOYUNA ÇAĞRI

    Bu konuda insan haklarına duyarlı sivil toplum aktivistleri ve kamuoyundan da beklentileri olduğunu söyleyen RODA, son olarak şunları aktardı:

    “-Romanlara yönelik önyargılarınız ve kalıp düşüncelerinizi sorgulamanızı,

    -Romanların maruz kaldığı nefret söylemi, sosyal dışlanma ve ayrımcılık konusunda sesinizi çıkarmanızı,

    -Romanların tarihi, sosyal ve kültürel yaşamlarıyla, yaşadıkları ekonomik ve toplumsal sorunlara ilişkin bilgilenmenizi,

    -Romanların ayrımcı tutumlara maruz kaldığına tanık olduğunuzda, onların yanında yer almanızı,

    -Roman toplumuyla ilgili konularda karar almadan önce, onları karar süreçlerine katılmanızı,

    -Sadece 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde ya da 6 Mayıs Hıdırellez’de değil, yılın tümünde Romanların yanında olmanızı bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İHD, Romanlara karşı ayrımcılıkların durdurulması için hükümete acil çağrı yaptı

    İHD, Romanlara karşı ayrımcılıkların durdurulması için hükümete acil çağrı yaptı

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklama yayınladı. Açıklamada, “Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete acil çağrı yapıyoruz” ifadeleri yer aldı.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Romanlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete çağrı yapıldı.

    “ROMANLAR, AYRIMCILIK VE NEFRET SALDIRILARIYLA KARŞILAŞIYOR”

    “Zorunlu sebeplerle yurtlarından göçerek dünyanın pek çok ülkesine yayılmış, 10. yüzyıldan bu yana da Anadolu’da yaşamakta olan ve defalarca soykırımla karşılaşmış Romanlara halen ayrımcılık yapılıyor, fiziki ve kültürel varlıkları yok edilmeye çalışılıyor” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Türkiye’de de eğitimden sağlığa, barınma olanaklarından istihdama, kültürel değerlerini korumaya kadar pek çok alanda ayrımcılıkla ve nefret saldırıları ile karşılaşıyor Romanlar. Her tür ayrımcılığa karşı mücadele eden insan hakları savunucuları olarak, 8 Nisan Dünya Romanlar günü vesilesi ile bir kez daha ayrımcılığın önlenmesinde toplumsal duyarlılığın önemini belirterek, Romanlara her anlamda varlık ve değerlerini koruma ve geliştirme olanaklarının sağlanması, Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması, ve nefret saldırılarının durdurulması için kamu otoritelerine ve hükümete acil çağrı yapıyoruz.”

    “ÖZGÜR YAŞAMI TERCİH EDEN ROMANLAR YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞLAR”

    Açıklamada Romanların tarihine ilişkin şu bilgiler verildi:

    “Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; sadece bu gün değil, özgür yaşamayı tercih eden Romanlar tarih boyunca ayrımcılığa uğramış ve yok edilmeye çalışılmışlar. Bu saldırılar, 1933 yılında Almanya’da Romanların kısırlaştırılmasına karar verilmesi ve zorla kısırlaştırılmaları ile daha vahim bir hal almış, 1941’ lere gelindiğinde ise 10 Ekim Roman soykırımı olarak tarihe yazılan olaylar yaşanmış, kurulan özel birlikler tarafından toplanan on binlerce Roman Nazi toplama kamplarına gönderilmişler ve kıyıma uğratılmışlardı.  Bu yetmemiş, Naziler Auschwitz toplama kampında 800 roman çocuğu sistematik uygulamalarla öldürmüştü. Bu süreçte Birkenau toplama kampına 23 bin Roman’ın  transfer edildiği ve 21 bininin orada öldürüldüğü de bilinenler arasındadır. Nitekim araştırmacılar, 2. Dünya savaşı sırasında Romanların da Yahudiler gibi soykırıma uğratıldıklarını söylemektedir.

    Sayıları tam bilinmemekle beraber  Dünyada 20 milyon oldukları belirtilen Romanlar’ın yaklaşık  5 milyonu Türkiye’de, Trakya bölgesi ve İzmir başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok şehrine dağılmış olarak yaşıyor.

    Ne tesadüf ki Türkiye’de de 1934 tarihli İskan Kanunu ile başlayan ve yabancıların ikametini düzenleyen yasalar ile vatandaşlık kanun ve yönetmeliklerinde, hatta emniyet güçlerinin çalışmalarına dair yönetmeliklerde ve Türkçe sözlük çalışmalarında  Romanlar, “Çingene” adı altında aşağılanmış, hastalıklı suçlular gibi gösterilmiş, ötekileştirilmiş ve bu durum yakın zamana kadar da resmen devam etmiştir.”

    “AYRIMCI ZİHNİYET VARLIĞINI SÜRDÜRMEKTEDİR”

    “Bugün de, hem kamu kurumlarında hem de sosyal hayatta eğitimden sağlığa, barınmaya kadar pek çok alanda ayrımcılık yanında nefret söylem ve eylemleri ile karşılaşıyor .Romanlar, yaşadıkları mahallelerdeki evlerinden edilerek şehir dışı alanlarda yaşamaya zorlanmakta ve böylece o mahallelerde yaşatılan Roman Kültürüne ağır darbeler vurulmaktadır” diye belirtilen açıklama şunlar aktarıldı:

    “Mevzuatta yer alan ayrımcı düzenlemeler konusunda özellikle 2000’lerin ikinci yarısından sonra AB Uyum Yasaları çerçevesinde iyileştirmeler olsa da, ayrımcı zihniyet varlığını sürdürmektedir. Kamuda ve özel işletmelerde istihdam edilme, yerleşme, okullara kabul, eğitim olanaklarına erişim, sağlığa erişim, yeterli gelir elde etme, kültürel varlığını koruma ve geliştirme, anadilde eğitim, anadilin korunması ve sosyal hayatın her alanında Romanlar dışlanmaya, aşağılanmaya, yok sayılmaya devam edilmektedir. Yaşam şartlarının zorlaşması kültürel asimilasyonu hızlandırmış ve bu gün roman kültürü ve dilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Başta da söylediğimiz gibi; her tür ayrımcılığa karşı mücadele eden insan hakları savunucuları olarak, 8 Nisan Dünya Romanlar günü vesilesi ile bir kez daha ayrımcılığın önlenmesinde toplumsal duyarlılığın önemini belirterek, Romanlara her anlamda varlık ve değerlerini koruma ve geliştirme olanaklarının sağlanması,  Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması, ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete acil çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)