Etiket: 85. yıl

  • Dersim Katliamı’nda Bilecik’e sürgün edilmişlerdi, mezarları 85 yıl sonra bulunabildi!

    Dersim Katliamı’nda Bilecik’e sürgün edilmişlerdi, mezarları 85 yıl sonra bulunabildi!

    PİRHA – Dersim Katliamı sürecinde Bilecik’e sürgüne gönderilen Tan ailesinden Güllü (Goye) Tan’ın mezar yeri 85 yılın ardından bulunabildi. Mezar yerlerinin bulunması için girişimde bulunan Ahmet Tan, 12 Nisan’da yitirdikleri yakınları için anma töreni yapacaklarını belirterek “Ne mutlu ki amcam ve babamın dolaylı vasiyetlerini yerine getirdim” dedi.

    Dersim Katliamı mağdurlarından Tan ailesi mensupları, 1938 yılının Eylül-Ekim aylarında, Ovacık ilçesinin Örtinik (Yoncalı) köyünden çıkarılıp Bilecik’e sürgüne gönderildi. Yaklaşık dokuz yıllık sürgün döneminde yaşamını yitiren Tan ailesinden üç birey Bilecik’te defnedildi. Ancak ailenin geride kalanları o üç kişiye ait mezar yerlerini bulmak için yoğun çaba saf etti. Sürgüne gönderilenlerin torunları tarafından, Tan ailesinden sadece bir kişiye ait mezar yeri bulunabildi.

    12 NİSAN’DA BİLECİK’TE ANMA YAPILACAK!

    Ahmet Tan, büyük uğraşlar sonucu Bilecik’te 1939 yılında yaşamını yitiren babaanneleri Güllü Tan’ın mezar yerinin bulunduğunu aktardı. Babalarının uzun yıllar boyunca mezar yerlerinin bulunması için çaba sarf ettiğini söyleyen Ahmet Tan, “12 Nisan 2016’da babamızı yitirdik. Dedemizi de 13 Nisan 1981’de yitirmiştik. O nedenle 12 Nisan’ı anma tarihi olarak belirledik” dedi.

    KURŞUNA DİZİLMEK İÇİN BEKLETİLİRKEN SÜRGÜNE GÖNDERİLDİLER

    Ahmet Tan, ailesinin nasıl sürgüne gönderildikleri konusunda da detaylar paylaştı. Tan ailesine mensup çok sayıda bireyin farklı köylere dağıtıldığını söyleyen Ahmet Tan, şu aktarımda bulundu:

    “Ailemiz 1938 yılının Eylül ya da Ekim ayında Ovacık ilçesinin Ortinik (Yoncalı) köyünden çıkarılıp kafilelerle Elazığ’a kadar yürütülür. Karaoğlan Karakolu yakınlarında kurşuna dizilmek için bekletilirken son bir emirle sürgüne çıkarılacakları ve kurşuna dizilmeyecekleri söylenir. Bu şekilde kurtulurlar. Yürüyerek Elazığ’a getirilirler. Orada bütün kadınların saçları, erkeklerin sakal ve bıyıkları olmak üzere tıraş edilir ve trene bindirilirler. Dört gün dört gece süren yolculuktan sonra Bilecik ilinin Vezirhan istasyonunda trenden indirilirler. Orada her ailenin gideceği yer önceden belirlenmiştir. Atlı arabalarla bölünür ve gönderilirler. Bu arada dedem, 2 ailedir. İlk eşinden olan çocuklarıyla ikinci eşinden olan çocukları ve ikinci eşi ayrı ayrı köylere verilir. Kardeşi de bir başka köye gönderilir. Ayrıca yeğenleri ve diğer akrabalarının hepsi de Bilecik’in ayrı ayrı köylerine gönderilirler ama kim hangi köye gönderilir bilemez. O köylerden ya muhtarlar ya da ihtiyar heyetinden birileri, mutlaka o kafilelerin başında bulunmaktadır. Kendilerine verilen aileyi teslim alarak köylerine götürmek üzere yola çıkarlar. Bu arada bir tartışma olur, dedem, ailesinin; iki eşinin de kendisiyle birlikte gelmesi gerektiğini söyler fakat kabul edilmez. Çünkü 1935’te yapılan nüfus kaydında soyadları ayrı olarak kaydedilmiştir. Dolayısıyla ayrı ayrı köylere giderler.”

    “ACILARA DAYANAMAYIP ÖLDÜLER”

    Ahmet Tan, dedesinin Bilecik ilinin Gölpazarı ilçesinin Yumaklı köyüne; babaannesi, amcaları Mehmet ile Şükrü, babası Ali Tan ve Emine halasıyla birlikte çok sayıda akrabasının Bedi isimli köye gönderildiğini de belirtti. Ahmet Tan, sürgün sonrası Fatma isimli halalarının yaşamını yitirip köyde defnedildiğini aktararak şöyle devam etti:

    “Bizim aileden ilk ölen odur. Sanıyorum yıl 1939’dur. 1941 yılında da Mehmet amcam aniden hastalanır ve ölür. O da Bedi Mezarlığına defnedilir. Onun acısına dayanamayan babaannem de ne yazık ki bir ay içerisinde hayatını kaybeder. O da oğlunun yanında mezarlıkta yerini alır. Tabii bu olaylardan sonra dedem Yumaklı köyünden Bedi’ye taşınmak için başvuruda bulunur ve kabul edilir. Çünkü orada çocukları vardır.”

    SÜRGÜNDEN 9 YIL SONRA DERSİM’E GERİ DÖNDÜLER!

    1947 Yılında çıkan af ile birlikte ailenin geri kalanlarının Dersim’e geri döndüklerini belirten Ahmet Tan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hepsi Dersim’e geri gelir ama mezarlar geride bırakılır. Babam 1980 yılından sonra Şükrü amcamla birlikte mezar yerlerinin bulunması için girişimde bulundu. Birlikte köye gittiler fakat mezarların yerlerini bilen kimse yoktu. En son 2009 yılında biz, babamla aile olarak gittik. Yine mezarları bulamadık ve geri döndük. Halam Elazığ’daydı ve bir yer tarif etmişti. ‘Ben bugün gitsem yerlerini bilirim’ demişti ama ne yazık ki halamı da o yıl kaybettik. 2 Kasım 2022’de ‘Bedi Köyünün sesi’ diye Facebook’ta bir sayfaya denk geldim. O sayfa, köylüleri soyları ile birlikte kendilerini tanıtmaya davet ediyordu. Ben de kendimi orada mezarları bulunan bir ailenin ferdi olarak tanıttım ve sayfaya kabul edilmeyi istedim. Sağ olsun muhtar, kabul etti ve durumu anlattım. Orada hiçbir şey bulamasam bile bir taşa yazı yazdırıp mezarlıkta yatan insanlarımızın isimlerini zikretmek istediğimizi söyledim. Muhtar, her türlü yardımcı olabileceğini söyledi. Bir süre sonra muhtar, bana mezar yerlerini bildiğini söyleyen birisini bulduğunu söyledi. Bu vatandaş Ahmet adında bir köylüymüş. Mezarlığın üst taraflarında tarlaları varmış. Babasıyla birlikte her gittiklerinde ‘Bak oğlum, burası Dersim’den sürgün gelen insanlardan Güllü hanımın mezarı’ diye her defasında gösterirmiş. Ahmet kardeşimiz de bize mezar yerini göstereceğini söyledi ve ben 8 Kasım 2023’te Bedi köyüne gittim. Ahmet ve muhtarla buluştum. Ardından mezarı yapacak arkadaşla birlikte mezarlığa gittik. Sağ olsunlar en kısa sürede mezarlığı da yaptılar ve mezarlardan birisinin en azından kesin yerini bildik. Oraya mezar yaptırdık ama yaptırdığım taşa orada bıraktığımız diğer canlarımızın isimlerini de koydurdum. Bu babam ve amcamın, bize dolaylı vasiyetiydi belki de. Onlara bulmak nasip olmadı. Oraya o isimleri yazdırmak torunlarına nasip oldu. Ne mutlu ki amcam ve babamın dolaylı vasiyetlerini yerine getirdim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Türkiye’nin yüz yıldır kanayan yaraları demokratik özgürlükçü bir anayasayla çözülür’

    ‘Türkiye’nin yüz yıldır kanayan yaraları demokratik özgürlükçü bir anayasayla çözülür’

    PİRHA- Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idamının 85. yılında, Berlin Cemevi ve Berlin Dersim Cemaati Derneği tarafından organize edilen ‘Dersim Tertelesi’ başlıklı panelde Dersim soykırımının öncesi-sonrası süreçleri konuşuldu.

    Berlin Cemevi ana salonunda gerçekleştirilen panele Berlin Cemevi Yönetim, Kadın, İnan ve Gençlik Kurulu temsilcileri, Berlin Dersim Cemaati Yönetim Kurulu ve Avrupa Dersim Dernekleri (FGD) temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Panelde moderatörlük yapan Berlin Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Asiye Atakan Şenkaya, idam edilen Alevi önderleri anarak Dersim 1937-38 yıllarında yapılanların bir soykırım ve asimilasyon politikası olduğuna dikkat çekti. Konuşmaların ardından sözü konuk panelist tarihçi yazar Erdoğan Aydın aldı.

    1937’de Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idamı ve 1938’de yaşanan katliam zorunlu göç politikalarına gelinmeden önce Cumhuriyetin kuruluş sürecinde yaşanan gelişmelere dikkat çeken Yazar Erdoğan Aydın, 1921-23 yılları arasında farklı etnik ve inanç kimliklerinin tanındığını, mecliste bu kimliklerin yer aldığını fakat Cumhuriyetin ilanından sonra ise başta Alevi inançlı ve Kürt etnik kimlikli topluluklarına yönelik ‘inkar ve imha ve asimilasyon’ politikalarına başladığını, buna yönelik tüm planların 1938’den yıllar önce hazırlanmaya başlandığını ifade etti.

    1937 ve 38 süreçlerine gelindiğinde yaşanan soykırımın ‘Tekçi, Türk-İslamcı Sünni kodlarını resmi ideoloji olarak tercih eden cumhuriyet rejimin politikalarının sonucu olduğunu altını çizen Aydın bu soykırım politikaların altında Cumhuriyet kurucu kadrolarının imzalarının olduğunu, Cumhuriyet’in farklı etnik ve inanç kimliklerini tanıyan laik demokratik bir rejim olmadığını ve Türkiye’nin yüz yıldır kanayan bu sorunun demokratik özgürlükçü bir anayasayla çözüleceğini ifade etti.

    Aydın’ın konuşmasının ardından panel soru-cevap bölümüyle son buldu.

    PİRHA/BERLİN

  • İngiltere Cemevi’nde Seyit Rıza ve arkadaşlarının anmasında yüzleşme talebi-VİDEO

    İngiltere Cemevi’nde Seyit Rıza ve arkadaşlarının anmasında yüzleşme talebi-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 85’inci yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını anan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, yüzleşme ve adalet talebinde bulundu.

    Dersim inanç ve toplum önderlerinden Seyit Rıza, oğlu Resik Hüseyin, Seyit Hüseyin, Aliye Mirza Sili, Hasan Ağa, Fındık Ağa, İbrahimi Qeji, idam edilişlerinin 85. yılında anıldı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi düzenlediği anma, idam edilenlerin anısına çerağ uyandırılması ve verilen gülbenk ile başladı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanları Filiz Koç ve İbrahim Has ile birlikte cemevi üyelerinin katıldığı anmada Seyit Rıza ve yol arkadaşları anılarak bu katliamın Alevilere yönelik devletin planlı programlı bir soykırım siyaseti olduğuna dikkat çekildi.

    Anmada katliam ile yüzleşilmesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarının cenazelerinin teslim edilerek nakline engel olunmaması, cezaevine atılan Dersimliler ve kayıp çocukların akıbetinin açıklanması, toplumsal kimliklerinin tanınarak asimilasyona ve şiddete son verilmesi çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Seyit Rıza İzmir’de anıldı: Katliamla yüzleşilsin, mezar yerleri açıklansın-VİDEO

    Seyit Rıza İzmir’de anıldı: Katliamla yüzleşilsin, mezar yerleri açıklansın-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 85’inci yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını anan İzmir Dersim Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, soykırımın başlıca sorumlusu olan ırkçı ideolojinin aynı uygulamayı 85 yıldır sürdüren mevcut devlet aklıyla sürdürdüğüne vurgu yaparak, yüzleşme ve adalet talebinde bulundu.

    İdam edilişinin 85. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları İzmir Dersim Dernekleri, Dersim Dernekler Federasyonu ve Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi öncülüğünde Karşıyaka İskelesi’nde anıldı.

    Attıkları “Devlet Dersim Tertelesi ile yüzleşsin”, “Dersim onurdur, onuruna sahip çık”, “Tertele Dersim Xo Vîra Meke” sloganları ile soykırıma dair tepkilerini dile getiren kitle, taleplerini ise taşıdıkları “Devletin Dersim katliamı arşivleri açılsın” dövizi ile gösterdi.

    Anmada mumlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. Siyasi parti, yöre dernekleri ve Alevi kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada kitle adına açıklamayı Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür okudu.

    Yentür, katliam ile yüzleşilmesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarının cenazelerinin teslim edilerek nakline engel olunmaması, cezaevine atılan Dersimliler ve kayıp çocukların akıbetinin açıklanması, toplumsal kimliklerinin tanınarak asimilasyona ve şiddete son verilmesi çağrısında bulundu.

    “TARTIŞMASIZ BİR TERTELE UYGULANDI”

    Dersim toplumunun kanaat önderleri, 1935’te TBMM’de çıkarılan ‘Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak idam edildiklerini söyleyen Yentür, “Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyid Rıza olmak üzere kanaat önderlerimiz, Alîyê Mirzê Silî, Fındık Ağa, Hesen Ağa, Hesenê Îvraîmê Qijî, Resik Uşen ve Uşenê Seydî’ yi hileyle katlettikten sonra devlet, başsız ve çaresiz kalan Dersim halkına karşı eşine az rastlanılır bir kırım, müsadere ve saldırganlıkla tartışmasız bir tertele uygulamıştır” ifadelerini kullandı.

    “SOYKIRIMIN IRKÇI İDEOLOJİSİ DEVLET AKLIDIR”

    Yentür, Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu olan ırkçı ideolojinin aynı uygulamayı 85 yıldır sürdüren mevcut devlet aklı olduğuna işaret ederek, “Tek tipleştirici devlet iradesi, 1937’den başlayarak Dersim kimliğini yok etmeye çalışmış ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yönelmiştir.  Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırım gözetilmeksizin kurşuna dizilmiş, süngülenmiş, uçurumlardan atılmıştır. Bu eylemler ile sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlama sorumluluğu düşmektedir” dedi.

    “DERSİM 85 YILDIR ATALARININ MEZAR YERİNİ BULMAYA ÇALIŞIYOR”

    Dersim’in 85 yıldır yaralarını sararak eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalıştığını kaydeden Yentür, “Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ileride benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ileride benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    TALEPLER

    Yentür, taleplerini şöyle sıraladı

    “*Arşivler Açılsın.

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    *Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

    “Dersim” ismi iade edilsin.

    *Dersim halkından özür dilensin.

    *Dillerimize ve inancımıza özgürlük tanınsın.

    *Dersim’de Ekolojik ve Kültürel tahribata yol açacak projeler iptal edilsin.

    *Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.”

    PİRHA/İZMİR

  • HDP’li Bülbül, ölümünün 85. yılında Seyid Rıza ve arkadaşlarını andı -VİDEO

    HDP’li Bülbül, ölümünün 85. yılında Seyid Rıza ve arkadaşlarını andı -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, ölümünün 85. yıl dönümünde Seyid Rıza ve onunla birlikte idam edilenleri anarak, “Pir Seyid Rıza’yı ve Pir Seyid Rıza şahsında birlikte idam edilen, sır olan erenleri, yarenleri, yoldaşları ve Dersim’de eşitlik, özgürlük, adalet için hakka yürüyen kadınları, çocukları, gençleri sevgiyle, saygıyla anıyorum” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, paylaştığı video ile 85. yıl dönümünde Seyid Rıza ve onunla birlikte idam edilenleri andı.

    “DERSİM BİR TARİHTİR, DERSİM’E YAPILAN İNSANLIĞA KARŞI YAPILMIŞTIR”

    “Bülbül paylaştığı videoda şunları dile getirdi:

    “’Seni andım yine pirlerin piri,

    İçip ellerinden kanmaya geldim,

    Bedenim kül oldu yüreğim diri,

    Mansur’un aşkıyla yanmaya geldim’

    85 yıl önce bugün gece karanlığında, Buğday Meydanı’nı sarsarcasına yürüyen ve kendisini idam etmeye gelen düşmanının dahi kendisine saygı duyacak kadar erdemli, onurlu ve başı dik olan Pir Seyyid Rıza’yı ve Pir Seyit Rıza şahsında birlikte idam edilen, sır olan erenleri, yarenleri, yoldaşları ve Dersim’de eşitlik, özgürlük, adalet için hakka yürüyen kadınları, çocukları, gençleri sevgiyle, saygıyla anıyorum. Dersim’in anısı önünde niyaza duruyoruz. Özellikle Dersim dağlarında tecavüzcülerin eline geçmemek için kayalardan uçan kadınlara ve sesleri çıkmaması için birlikte olduğu insanlar yakalanmasın diye kendi ağzına basan, nefesini kesen çocukları sevgi ile saygıyla anıyoruz. Dersim, sen bir tarihsin. Sana karşı yapılan tüm insanlığa karşı, hakka, hakikate, adalete karşı işlenmiş bir suçtur. Dersim’in sembolü Pir Seyid Rıza’dır, Alişer’dir, Zarife Anadır, Besa Anadır. Hepinize saygı, hepinize hürmet, hepinize niyaz olsun. Düzgün Baba, Munzur Baba aşkına, çağlayıp akan sular aşkına, yalçın Dersim dağları aşkına, emeğinize, mücadelenize aşkını niyaz ederim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de katledilenler 19.38’de anıldı-VİDEO

    Dersim’de katledilenler 19.38’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 85’inci yıl dönümünde Seyit Rıza heykeli önünde katledilenler için saat 19.38’de çerağlar yakıldı. Bu coğrafyanın yeteri kadar kana doyduğunu söyleyen HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Artık Dersim Katliamı ile yüzleşilmelidir, bu coğrafyaya barış gelmeli” dedi.

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, Eş Genel Başkan Mithat Sancar, milletvekilleri Tülay Hatimoğulları, Alican Önlü, Zeynel Özen, Kemal Bülbül ve Ali Kenanoğlu’nun katılımı ile Seyit Rıza Meydanı’nda saat 19.38’de çerağlar yakarak Dersim Katliamı’nda katledilenleri andı.

    Kadınların katliam döneminde askerler tarafından tecavüze maruz kalmamak için 38 kayalıklarından atlayarak yaşamlarına son verdiğini söyleyen HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Munzur kızıl aktı, kan aktı. Bu coğrafya yeteri kadar kana doydu. Artık Dersim Katliamı ile yüzleşilmelidir ve artık bu coğrafyaya barış gelmeli” diye konuştu.

    Yerel sanatçıların katliama ilişkin ağıtlar yakması ile anma son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Belediyesi konferans salonunda Dersim anması: Aynı acıyı yaşıyoruz-VİDEO

    Dersim Belediyesi konferans salonunda Dersim anması: Aynı acıyı yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 85’inci yıl dönümünde Dersim’de katledilenler için Belediye Konferans Salonu’nda anma düzenlendi. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Özkan Tacar, “Sadece insanları katletmekle değil aynı zamanda sonraki süreçte bu insanların soyunun, kültürünün, dilinin ve inancının kaybolması üzerine kültürel bir soykırım da yaşandı” dedi.

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi.

    Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının 85’inci yıl dönümünde Dersim’de katledilenler için Belediye Konferans Salonu’nda anma düzenlendi.

    “KÜLTÜREL BİR SOYKIRIM YAŞANDI”

    1937-1938’in öncesinden onlarca raporla başlayan ve harekatla sonuçlanan bir çalışma olduğunu söyleyen Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Özkan Tacar, “Sadece insanları katletmekle değil aynı zamanda sonraki süreçte bu insanların soyunun, kültürünün, dilinin ve inancının kaybolması üzerine kültürel bir soykırım da yaşandı. Aslında bu vahşetin sadece insanlar üzerinde değil dilimiz, kültürümüz, inancımız, tarihimiz ve doğamız üzerinde yürütüldüğü için sistemli bir hareket olduğu açık bir şekilde ortadadır” dedi.

    85 yıl geçmesine rağmen acının devam ettiğini vurgulayan Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Travmalarıyla, yarattığı psikolojik sorunlarıyla devam ediyor. Türkleştirmek ve Sünnileştirmek amacıyla Dersim Katliamı gerçekleştirildi. Tek dil, tek devlet, tek inanç anlayışıyla hareket ediliyor ve yıllardır aynı acıyı yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    Müzisyenlerin söylediği klamların ardından anma programı sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de Dersim anması: Hiçbir şeyi unutmadık, affetmedik-VİDEO

    İzmir’de Dersim anması: Hiçbir şeyi unutmadık, affetmedik-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de, Dersim Soykırımı’nın 85. yılında katledilenler için yapılan eylemde, soykırımın tarihte kalan süreç olmadığı ve çok yönlü şiddet sarmalıyla anı anına sürdüğü belirtilerek, katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının 85’inci yıl dönümünde İzmir’ de katledilenler için anma düzenlendi.

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve Dersim Dernekleri Federasyonu, soykırımda yaşamını yitirenleri andı. Karşıyaka İskele önünde yapılan basın açıklamasına HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

    Açıklamada  “Zulme karşı direnmeyi senden öğrendik”, “1937-38 Dersim katliamı içimizde kanayan yaradır”, “Dersim Ana’nın yaraları var kapanmalı, iyileşmeli. Dil kültür ve inanç toprağı gibi geliyor. Say ki bir avuç toprak üstüne serptim korusun” yazılı pankartlar taşınırken sık sık “Savaşa hayır barışa hemen şimdi”, “Dersim, Maraş, Koçgiri unutulmaz”, “Dersim ilk değildi son da olmayacak” sloganları atıldı. Anma yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başladı.

    “TEKÇİ, İNKARCI ZULÜM DEVAM EDİYOR”

    Dersim Soykırımı’nda yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşunun ardından kurumlar adına ortak açıklamayı DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebahat Çelik okudu. Çelik, Dersim Katliamı’nın ülkedeki etnik ve inançsal farklılıkları yok etmeyi amaçladığını ifade ederek, tekçi inkarcı, herkesi Türk, Hanefi Müslüman yapmak için Şark Islahat planını uygulamaya konduğunu belirtti. Çelik, “Türk Dil teorisi, Turan fikriyatıyla tenkil, tedib, asimilasyon uygulamaları bütün kurumları ile topyekûn bir savaşa girmiş ve Koçgiri ile başlayıp Şeyh Sait, Ağrı, Zilan, Dersim soykırımıyla günümüze kadar devam etmektedir. Bu tekçi, inkârcı, asimilasyoncu zulüm AKP-MHP Türkçü İslamcı zihniyet ön çekiminin devamı olarak sürüp gitmektedir” diye konuştu.

    “REYA HAQ KÜRT ALEVİLER OLARAK SÖZÜMÜZ OLMALI”

    Aradan geçen 85 yılda katliamı unutmadıklarını ifade eden Çelik, “Soykırımın Meclis’te kabul edildiği bugün yaşanan soykırımı lanetlerken, kaybettiğimiz canların yüce hatırası önünde saygıyla eğilirken; coğrafyamız, dilimiz, inancımız, hafızamız, varlığımız her gün elimizden parça parça alınıyor ve zulme devam ediliyorsa, Réya haq Kürt Alevi olarak bu yok oluşa ve yok edilişe sözümüz olmalı. Harde Dewreş toprağı ocaklarımız, ziyaretgâhlarımız, dilimiz, kültürümüz, tarihsel hafızamız, varlığımız yok ediliyorsa buna karşı söz ve direncin sahibi olamıyorsak toplumsallığımız tarih karşısında mahcup ve günahkâr olarak anılacağız” dedi.

    “MEZAR YERLERİ VE AKIBETLER AÇIKLANSIN”

    Çelik, yaşanan soykırıma sesiz kalanların yaşananları onaylamak olduğunu vurgularken, taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “*Seyitlerimizin mezar yerlerini açıklayın ve ailelerine teslim edin.

    *1937 soykırımını kabul edip yüzleşerek Dersim halkından özür dileyin

    *Başta Dersim ismi olmak üzere köy ve mezra isimlerini iade edin

    *Dersim’in kayıp kızları ve çocukların akıbetini açıklayın

    *1937’ de Elazığ İstiklal Mahkemelerinde mahkûm edilen canlarımızın akıbetini açıklayın

    *Genelkurmay, TBMM soykırım dönemi arşivlerini açın ve açıklayın.”

    “YÜZLEŞMEMEK YENİ KATLİAMLAR ÜRETİYOR”

    Ardından HDP Milletvekili Musa Piroğlu ise, “Bu katliamlarla yüzleşilmediği sürece, katliamların failleri ortaya çıkarılmadığı sürece onun arkasındaki politik gerekçeler açığa çıkarılmadığı, hesaplaşılmadığı sürece bu ülke benzer katliamlarla yaşamaya devam edecek. Bugün Dersim’i anmak aslında var olan iktidarın ülke halklarına karşı tehditlerinin ne anlama geldiğini açığa çıkarmaktır” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Dersim Katliamı’nda Halvori Kayalıkları’ndan Munzur’a atılanlar anıldı-VİDEO

    Dersim Katliamı’nda Halvori Kayalıkları’ndan Munzur’a atılanlar anıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim 38’de, Halvori’de askerler tarafından kayalıklardan Munzur’a atılan 280 Dersimli ve Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Katliamda yaşamını yitirenler için Munzur’a karanfiller atıldı. 

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi. Dersim 38’de, Halvori’de askerler tarafından kayalıklardan Munzur’a atılan 280 Dersimli ve Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    1935 yılında Tunceli Kanunu’yla çıkartılan özel yasalarla 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan kararla, Dersim’e harekat kararı alındığını söyleyen Araştırmacı-Yazar Cemal Taş, “Bu kararla 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın başlangıcının verildiği tarihtir. 1937 yılında elimizdeki belgelerde ve tanıkların anlattıklarında Dersim’de nelerin yapılacağı önceden planlanıyor. Hangi aşiretlerin öldürüleceği haritalarda gösterilerek çizilmiştir. Aynı zamanda köyler yakılmış, insanların hayvanlarına, mallarına el konulmuştur” dedi.

    Açıklamanın ardından Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Munzur nehrine karanfiller atıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Tertelesi’nde katledilenler 85. yılında Gola Çeto’da anıldı-VİDEO

    Dersim Tertelesi’nde katledilenler 85. yılında Gola Çeto’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 85. Yılında Gola Çeto’da çerağ uyandırılıp, lokmalar pay edildi. 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin tarihsel sürecine dikkat çeken Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şube Eş Başkanı Zeynel Kete, “Dersim Katliamı’nda Rea Heq Alevi inancı yok edilmek istendi” dedi.

    4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nin üzerinden tam 85 yıl geçti. Dersim Tertelesi sıradan bir katliam değildi. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi.

    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 85. Yılında Gola Çeto’da çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi. Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu gülbeng okudu, Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete’de lokma duası verdi.

    “DERSİM KATLİAMI’NDA ALEVİ İNANCI YOK EDİLMEK İSTENDİ”

    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin tarihsel sürece dikkat çeken Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şube Eş Başkanı Zeynel Kete, “Dersim Katliamı’nda Rea Heq Alevi inancı yok edilmek istendi. Katliama rağmen Aleviler bugün dim dik ayakta. Katliam burada yapıldı, katliamın hesabını sormak için ve kaybettiklerimizi anmak için buradayız” dedi.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla Dersim’de bir yok etme projesi olduğunu belirten HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, “4 Mayıs doğasıyla, insanıyla, kültürüyle, tarihiyle Dersim’i yok etme projesidir. 1935 yılında çıkartılan Tunceli Kanunu halen yürürlükte çünkü buranın adı halen Dersim değil” dedi.

    Gola Çeto’da yapılan anmanın ardından saat 13.00’ee Seyit Rıza Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması yapılacak.

    PİRHA/DERSİM 

     

  • HDK’den Dersim Katliamı açıklaması: Yüzleşen güçlenir, inkar eden faşistleşir!

    HDK’den Dersim Katliamı açıklaması: Yüzleşen güçlenir, inkar eden faşistleşir!

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Dersim Katliamı’nın 85. yılında yazılı bir açıklama yaparak, hala Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezarlarının yerinin saklı tutularak katliam zihniyetinde ısrar edilmesine tepki gösterdi. Taleplerini sıralayan HDK, katliam tarihiyle yüzleşme çağrısı yaptı. 

    Türkiye’nin 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla “Tunceli Tenkil Harekatı” adı altında başlattığı Dersim Tertelesi 85. yılına girdi.

    Dersim Katliamı’nın 85. yılında yazılı açıklama yapan Halkların Demokratik Kongresi (HDK), katliamın kültürel soykırım olarak ilerlediğine dikkat çekerek, maddi ve manevi tüm kültür değerlerinin yok edilmeye çalışıldığına vurgu yaptı. Katliam tarihiyle yüzleşme çağrısında bulunan HDK, “85. yılında devlet arşivleri açılarak Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezarlarının yerleri açıklansın. Dersim’in kayıp kızlarının akıbeti açıklansın, topluma yapılan tüm katliamlar arşivi ve belgeleriyle açıklandığında Türkiye halkları olarak gerçek bir yüzleşmenin ilk adımlarını atmış oluruz” diye belirtti.

    “HALKLAR, HER TÜRLÜ KATLİAMIN HEDEFİ HALİNE GETİRMİŞTİR”

    HDK Halklar ve İnançlar Meclisi imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle:

    “Dersim halkına yapılan ve yaşatılan bu katliamın aydınlığa kavuşamaması, egemen ulus anlayışının ülkemiz halklarına yaptığı en büyük kötülüklerden birisidir. Yaşadığımız coğrafyada birbiriyle razılı ve hakikat içinde yaşayan halklar olarak binlerce yıl tüm farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşadık. Kendi kültürü, dili ve inancıyla. Türkiye’de ise belirleyici olan egemen akıl toplumu ayrıştıran, sürekli “öteki” algısını oluşturan, toplumu devamlı bölen hâkim millet, tek Ulus anlayışıdır. Bu anlayış dışında kalan tüm kesimler ötekidir. 1924 Anayasası ile coğrafyamızda tek dil, tek din adı altında Türklük yüceltilmiş, diğer halklar, inançlar ötekileştirilmiştir. Bu ülkede Türk olmak, Türkçe konuşmak, Sünni/ Hanifi olmak kabul görmek ve makbul vatandaş olmanın referansları haline getirilmiştir. Doğal olarak Kızılbaş Kürt Aleviler ve diğer tüm halklar farklılıkları nedeniyle tehdit olarak görülmüş, tek ulus ideolojisi ile her türlü saldırı ve katliamın hedefi haline getirilmiştir. Dolayısıyla ülkemizde yaşanan hiçbir katliamı birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Dersim’de Kızılbaş Aleviler, Dersimli Ermeniler inancı, dili ve kültürü nedeniyle, sefalete, tehcire mahkûm edilmiş toplumun varlığı, birliği, kimliği doğası tüm maddi ve manevi, kültürel değerleri yok edilmeye çalışılmıştır.

    “YÜZLEŞEN GÜÇLENİR, İNKAR EDEN FAŞİSTLEŞİR”

    1937-1938 Dersim’in her türlü değerlerine ve halkının kutsallık atfettiği topraklarına gökyüzünü utandıracak kadar acı verdiler. Laç deresinde katledilenler, mağaralarda gazlarla katledilenler, Dersim’in her karış toprağında binlerce toplu mezarlar olarak soykırıma tanıklık etmeye devam ediyorlar. 4 Mayıs 2022’de 85. yılında hala Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezarlarının yeri saklı tutularak, katliam zihniyetini devamlılığında ısrar edilmektedir. Bugün farklı şekillerde de olsa yaşanan katliam ve saldırılar devam etmekte. Halkların kendine yasaklanan toprağı, yakılan ormanları, baraj ve madenlerle talan edilen doğası ve inanç merkezlerinin tahrip edilmesi. İnkar ve asimilasyon politikasının devam etmesidir. Sözlü gelenekleriyle kadimden bu zamana inancını ve kültürünü devam ettiren Kızılbaş Kürtler tekçi ulus anlayışına karşı direnişini sürdürmekte. Katliamın yöntemini değiştiren sistem bugün kültürel soykırım yapmaya devam etmektedir. Diliyle yasaklanan, inancıyla yok edilmeye çalışılan bizler Türkiye halkları olarak diyoruz ki; tarihle yüzleşmek, Dersim halkından özür dilemek  toplumumuzu daha da güçlendirir. Aksine geçmişi inkâr etmek toplumları hasta eder, yüzleşmeyen faşistleşir yüreğin en derin yerine gömülen her acı aklımızı, sağduyumuzu, irademizi ve en çok da insanlığımızı yok eder. Bu nedenle 85. yılında devlet arşivleri açılarak Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezarlarının yerleri açıklansın. Dersim’in kayıp kızlarının akıbeti açıklansın, topluma yapılan tüm katliamlar arşivi ve belgeleriyle açıklandığında Türkiye halkları olarak gerçek bir yüzleşmenin ilk adımlarını atmış oluruz. Yüzleşerek geleceğimizin, birlikte eşit ve özgür bir yaşamın temellerini birlikte inşa etmiş oluruz. Bu minvalde Seyit Rıza ve yoldaşları şahsında tüm yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL