Etiket: 87. yıl

  • Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 87. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Anmada yüzleşme çağrısı yapılırken, Alevilerinde daha fazla örgütlenmesi gerektiği ifade edildi.

    1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti milletvekilleri Ayten Kordu ile Celal Fırat, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Anma, Derviş Cemal Ocağı Firaz Yalvaç ve Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok’un okuduğu gülbeng ile çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “DERSİM KATLİAMI’NDA YAŞANANLARI İNSANLARA ANLATMAMIZ LAZIM”

    ‘Dünyada Toplumsal Travmalarla Yüzleşme Örnekleri ve Türkiye’ başlıklı sunum yapan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Acılar yarıştırılamaz, her acı tektir. Ama biliyorsunuz bize benzer çok benzer katliam ve soykırım yaşandı. Amerika kıtasında 90-120 milyon civarında insan katledildi. Ama bunlar dile getirilmiyor. Dünyanın her tarafında katliamlar yaşandı. Katliamlar daha çok ulus devletler tarafından yapılıyor. İspanya’da, Afrika’da, İngiltere’de ve Amerika kıtasında çok büyük soykırımlar yaşandı. Bizim ülkemizin dışındaki ülkelerde yapılan soykırımla yüzleşiliyor ama bizim ülkemizde yüzleşme gerçekleşmedi. En azından helalleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bütün mesele bizim dışımızdakilerin aynı acıları yaşamamasıdır. Eğer bir ülke geçmişiyle yüzleşemiyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını söylemek mümkündür. Türkiye ve dünya kamuoyu zaten Dersim Katliamı’nı bilmiyor. Bizim yaşananların insanlara anlatmamız lazım.”

    “DEVLET, KOLLEKTİF TRAVMALARDAKİ SORUMLULUĞUNU AÇIKÇA ÜSTLENMELİDİR”

    Zini Gediği İnisiyatifi adına konuşan Kenan Düzgünkaya, şunları ifade etti:

    “Sorgusuz sualsiz, hiçbir yargıya tabi tutulmadan katledilen 97 mazlumu pak canı anmak; onların anısına çerağ uyandırmak, ağıtlar söylemek, yüzleşmek ve toplumu yüzleşmeye davet ederek iyileşmek için, bu kara günün 87. yıl dönümünde bir kez daha buradayız. Eğer o koca yürekler kırıma uğramasaydı, belki de toplumsal belleğimizde silinmeyecek güzelliklere imza atacak, umutlarını ve hayallerini gerçekleştireceklerdi. Ama tarih, susarak iyileşmez!

    Zini Kırımı’nı hatırlamak ve hatırlatmak; geçmişin acılarıyla yüzleşmek, adalet duygusunu diri tutmak ve katledilen atalarımızın anısını yaşatmak için buradayız. Taleplerimiz karşılanana dek de burada olacak, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Kayıp yakınları olarak taleplerimiz şunlardır:

    – Dereye yuvarlatılan Ateş Çember’i derhal yerine konmalıdır.

    – Kılıçkaya Köyü’nde, Zini İnisiyatifi tarafından “Anıt Mekanı” olarak projelendirilen yer için bütçe temin edilmelidir.

    – Devlet, kollektif travmalardaki sorumluluğunu açıkça üstlenmelidir.

    – Devlet kollektif travmaları tanıdığını, tören, anıt, müze vb. projelerle somutlaştırmalıdır.

    – Zini Gediği ve diğer kayıplarla ilgili arşivler mutlaka açılmalı ve bu konu siyasi hesaplar için istismar edilmemelidir.

    – Mal ve can kaybı olanların, yerinden edilmişlerin maddi kayıpları , gerçek kayba orantılı bir şekilde tazmin edilmelidir.

    – Zini Gediği ve diğer kayıpların ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmalıdır.

    – 38 süreci ve sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde, kamuoyundan özür dilenmelidir.

    – Meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmelidir.

    – En önemlisi ihlâllerin bir daha tekrar etmeyeceğine dair kamuoyuna garanti verilmelidir.”

    “ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, katliamların zaman aşımına uğratılmak istendiğine dikkat çekerek, “İnsanlık suçu olmasına rağmen bize yaşatılan katliamları zamanaşımıyla unutturmak istiyorlar. Bu ülkede barış ve demokrasi mücadelesi verenler olarak yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi için mücadelemizde vazgeçmedik. Hakikatle yüzleşmek bu tekçi ve inkârcı anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor. Adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ GELECEKSE YAPILAN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “İnancımız ve kimliğimizden dolayı geçmişten bugüne katledildik. Bugün Suriye’de on binlerce Alevi katledildi. Bu zihniyetin sonucu olarak 1938 Katliamı’nda Gazi’de ve Gezi’de katledildik. Eğer bu ülkeye barış gelecekse yapılan katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “MÜCADELE ETMELİYİZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “87 yıl önce katliam yaşandı. Bugün de bu topraklardaki çok kültürlü yapıya bir saldırı var. Hepimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Alevilerin yaşadığı topraklarda asimilasyon kırımına karşı sorumluluk almak gerekiyor. Bu topraklarda bir daha aynı katliamların yaşanmaması için mücadele etmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    “KATLİAM YAŞAYAN HERKESLE ORTAK HAREKET ETMELİYİZ”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamları Alevi, Bektaşi, Kızılbaş oldukları için yapıldığının altını çizerek, “Tarihsel bir sorunla karşı karşıyayız. Aleviler hep tehlike olarak görüldü. Çünkü Aleviler her alanda örgütlü. Aleviler kendi ilkelerinden asla vazgeçmemeli. Bu topraklarda sadece Alevilere katliam yapılmadı, o yüzden acılarımızı ortaklaştırmamız lazım. Katliam yaşayan herkesle ortak hareket etmemiz lazım. Aleviler olarak en çok barışı isteyenleriz. Barış sadece Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Zini’den geçer” diye belirtti.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar ve soykırımların sadece öldürmekle yaşanmadığını vurgulayarak, “Roboski’de, Sivas’ta, Suruç’ta insanlar katledildi ve katledilmeye devam ediyor. Bugün ülkemizdeki zihniyet Hizbullah ve Sivas katillerini affediyor ama çocuklarımızı hapse atıyor. Bir yandan barış ve demokratikleşmeyi anlatıyorlar bir yandan da bizleri hapislerde çürütüyorlar” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir ülke sağlanacaksa geçmişle yüzleşilmeli diyerek, “1938 üzerinden kaç yıl geçmiş biz halen katledilen yakınları olarak anma yapıyoruz. Toprağa kefensiz düşenlerin huzurunda saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir de, 1937’de Dersim’in imha edilmesi için operasyon kararı alındığını hatırlatarak, “Bunların asıl amacı kendileri gibi yaşamayan Alevi ve Kürtleri katletmektir. Haksız ve hukuksuz yere katledilen atalarımızın hesabını vermek zorundalar” ifadelerini kullandı.

    Anma, Metin Sarı, Simge Şahin ve Mikail Aslan’ın okuduğu deyişlerin ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • DAD: Zini Gediği bizler için birer hafıza mekanlarıdır; katliamla yüzleşilmeli!

    DAD: Zini Gediği bizler için birer hafıza mekanlarıdır; katliamla yüzleşilmeli!

    PİRHA- Zini Gediği Katliamı’nın 87. yılında katledilenleri anan Demokratik Alevi Dernekleri, “Zini Gediği gibi mekanlar bizler için birer hafıza mekanıdır. Bu mekanlar yalnızca birer coğrafi isimlerden veya tarihte yaşanmış acılardan ibaret değil; aynı zamanda devletin inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının aynası haline gelmiş yerlerdir” diyerek, katliamla yüzleşilmesi çağrısında bulundu.

    8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan dağlık bir köyünde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan 97 Alevi yurttaş “yasak bölge” ilan edilen Erzincan Zini Gediği’nde kurşuna dizildiler.

    Katliamın yıldönümünde Demokratitk Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı açıklama yayınladı. “Zini Gediği’nde Katledilen Canları Unutmadık, Unutturmayacağız!” başlığıyla yayınlanan açıklamada, arşivlerin açılarak katliamla yüzleşilmesi ve Dersim halkından özür dilenmesi çağrısında bulunularak, “Dolayısıyla bu aynaya bakmadan hakikatleri görmek ve demokratikleşme adına bir yola girmek mümkün değildir” vurgusunda bulunuldu.

    “RAA HEQ ALEVİ TOPLUMSALLIĞI ‘TEDİP-TENKİL’ HEDEFİ HALİNE GETİRİLDİ”

    DAD Genel Merkezi’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Zini Gediği’nde Katledilen Canları Unutmadık, Unutturmayacağız!

    87 yıl önce, 1938 yılında, Dersim Tertelesi’nin devamı olarak Zini Gediği’nde, büyük bir katliam yaşandı. 97 can elleri, kolları bağlanarak köylerinden alındılar. 3.200 rakımlı yüksek dağ başına doğru ölüme götürüldüler. Süngüler eşliğinde devam eden uzun yürüyüş sonrası Zini Gediği mevkiinde kurşuna dizildiler. Takip eden yıllarda yasaklı mıntıka olarak belirlenen Zini Gediği’nde yıllar sonra üst üste yığılmış kemikleri bulundu.

    Kürt kültürel gerçekliği içerisinde tarihsel açıdan kendisini özgün bir yol olarak inşa etmiş olan Raa/Rêya Heq Alevi toplumsallığı, Türk-İslam esaslı tekçi ulus devlet formuyla hayata geçirilen Cumhuriyet döneminde “tedip-tenkil” hedefi haline getirildi. Dersim Tertelesi döneminde bugün andığımız Zini Gediği katliamı gibi yüzlerce vahşet yaşandı. Hava saldırıları, zehirli gazların kullanımı, toplu infazlar, çocuklara el koyma ve sürgün politikaları eşliğinde büyük bir kırım politikası uygulandı.

    “ZİNİ GEDİĞİ BİRER HAFIZA MEKANIDIR; KATLİAMLA YÜZLEŞİLMELİ”

    87.Yıldönümünü karşıladığımız Zini Gediği katliamı başta olmak üzere, devlet Dersim’de yaşanan soykırımın tüm boyutlarıyla yüzleşmeye asla yanaşmadı. Kan donduran bu vahşet karşısında siyasi rant uğruna göstermelik “özürler” ile bu büyük acımız araçsallaştırılmak istendi.

    Zini Gediği gibi mekanlar bizler için birer hafıza mekanıdır. Bu mekanlar yalnızca birer coğrafi isimlerden veya tarihte yaşanmış acılardan ibaret değil; aynı zamanda devletin inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının aynası haline gelmiş yerlerdir. Dolayısıyla bu aynaya bakmadan hakikatleri görmek ve demokratikleşme adına bir yola girmek mümkün değildir.

    Tarihle yüzleşemeyenler, geleceği demokratik normlarla inşa edemezler! Arşivler açılmalı, katliamla yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmelidir diyoruz! Zini Gediği’nde katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz. Huzurlarında dardayız. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

  • Seyit Rıza ve yoldaşları katledilişinin 87. yılında Dersim’de ağıtlarla anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve yoldaşları katledilişinin 87. yılında Dersim’de ağıtlarla anıldı-VİDEO

    PİRHA-87 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşları Dersim’de ağıtlarla anıldı. DAD Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, “Pir Seyit Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunları olarak diz çökmeyeceğiz” dedi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    87 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşları Dersim’de Raber Diler, Hüsnü Güngör ve Hasan Ekici’nin söylediği ağıtlarla anıldı. Ağıtların ardından çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi.

    “SEYİT RIZA’NIN DİZ ÇÖKMEYEN DURUŞUNU VASİYET OLARAK ALDIK”

    Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının 15 Kasım’da ışıksız meydanlarda idam edildiklerini ifade eden DAD Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, “Pir Seyit Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunları olarak diz çökmeyeceğiz. Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de Seyit Rıza anıldı, Dersim Katliamı’yla yüzleşme çağrısı yapıldı-VİDEO

    İzmir’de Seyit Rıza anıldı, Dersim Katliamı’yla yüzleşme çağrısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 87. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları İzmir’de anıldı. İYİ Parti Başkanı Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Kürt ve Alevilere yönelik katliamların yeniden hayata geçirilmesine yönelik tehdit söylemleri kınanırken, Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanarak, soykırımla yüzleşme talebi yinelendi.

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Dersim Dernekler Federasyonu ve Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir bileşenleri, idam edilen Dersim direniş önderi Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmak için Karşıyaka’da basın açıklaması yaptı.

    “İkrarımız Var, Diz Çökmediler, Diz Çökmeyeceğiz” pankartlarının açıldığı açıklamada “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Dersim, Maraş, Koçgiri, unutulmaz hiçbiri” ve ” Tertele Dersim Xo Vira Meke”, “Arşivler Açılsın Hesap Sorulsun’ sloganları atıldı.

    Anmada çerağlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. Açıklamaya kentte bulunan siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamanın Türkçesini DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, Kırmancki olan kısmını ise İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç okudu.

    “DERSİM TÜRK-İSLAM SENTEZİNE AYKIRIYDI”

    Dersim Soykırımı’nın 1. Paylaşım Savaşının farklı inanç ve halklardan başlayarak sürdürdükleri soykırımların son halkası olduğunu söyleyen Çelik, “Osmanlıdan başlayan katliam ve kuşatmanın, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında özerklik vaadi, eşit koşullarda bir arada  yaşama  söylemleri, halkta umut yaratan vaatler olsa da, bu süreç çok kısa sürmüş,  ittihatçı damar ağır basmış, inkar- imha- soykırım politikaları hayata geçirilerek Koçgiri ile başlayan, Ağrı, Zilan, Tendürek ile süren Kürt katliamları süreci devreye sokulmuştu. Sıra Dersime geldiğinde ise hazırlıkları yıllara varan daha kapsamlı harekatlar devreye sokulmuştu. Çünkü Dersim resmi ideoloji olan Türk- İslam sentezine aykırı, hem Kürt, hem Raa Haq/Alevi inancının yaşamsallaştığı bir toplumsal hakikatti” dedi.

    “DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN IRKÇI SÖYLEMLERİNİ KINIYORUZ”

    Çelik, İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki göstererek, “Kürt sorununun demokratik çözümünün tartışıldığı bu günlerde, biz Dersimliler bu yaşadıklarımıza dair bir yüzleşme, özür dilemeyi bekliyorken; İyi Parti ve MHP Genel Başkanlarının peş peşe, demokratik söylem ve hukuktan uzaklaşarak Sey Rıza ve Şex Sait’in idamlarını savunmalarını, katliamları tekrar hatırlatarak ırkçı, faşist söylemde bulunmalarını asla kabul etmediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Seyit Rıza ve yoldaşları Dersimlilerin Pirleridir, rayberleridir her biri ayrı bir kutup yıldızıdır. Işık saçanlardır, yol gösterenleridir. Bu ırkçı faşist söylemleri kınadığımızı burada bir kez daha belirtmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    KÜRT SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ VE ORTAK VATAN ÇAĞRISI

    Son günlerde yeniden gündemleşen Kürt sorununun demokratik bir çözüme ulaşarak ve ortak vatanda demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir yaşam beklentileri olduğunu kaydeden Çelik, “Dersim, kadim Kürt varlığının özgün bir rengidir. Raa Haq/Alevi yolunun yoğunlaştığı bir coğrafyanın, tarihsel, toplumsal bir halk gerçekliğinin adıdır. Ortak vatan beklentimizin bir ağacıdır. Bu toprakların hiçbir halkı için tehdit değildir. Tartışılmaz olan toplumsal haklarımızla, halk gerçekliğimizle bu ülkenin bir parçasıyız. Beklentimiz bu günlerde gündemleşen Kürt sorununun demokratik bir çözüme ulaşması, ortak vatanda demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir yaşamda yerimizi almamızdır” diye belirtti.

    TALEPLER: MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN

    87 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan Çelik yüzleşme çağrısını yineleyerek şu talepleri sıraladı:

    -Seyit Rıza ve beraberinde idam edilen canlarımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    -Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    -Asimilasyon, göçertme ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Dersim halkından özür dilenmeli, toplumsal haklarımız tanınmalı, anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

    -Demokratik bir anayasa, Kürt sorununun demokratik çözümü için acil adımlar atılmalıdır.

    ASLAN: BOYUN EĞMİYORUZ, BUDA SİZE DERT OLSUN

    Anmada söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ise, “Seksen yedi yıl önce bizim insanlarımız katledildi. Seksen yedi yıldır bu nefret bitmiyor. Biz bu topraklarda barış istiyoruz, biz bu topraklarda tüm inançlarının özgürce bir arada yaşamasını istiyoruz. Bu ırkçı yaklaşımı tekrardan kınıyoruz. Size inat Pir Seyit Rıza’nın dediği gibi; ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert olsun’ diyoruz. Ama biz de torunları olarak diyoruz ki; bizde size boyun eğmiyoruz bu da size dert olsun. Barış talebimizden vazgeçmiyoruz” şeklinde konuştu.

    Açıklama Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan’ın verdiği gülbeng sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim Barosu: Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri nereye defnedildiler?

    Dersim Barosu: Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri nereye defnedildiler?

    PİRHA-Dersim Barosu, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilmesinin 87. yıldönümünde yazılı açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada, “Ölü bedenlere saygı meselesi bir ahlaki yükümlülüktür” denildi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Dersim Barosu, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yazılı açıklama yaptı.

    “ÖLÜ BEDENLERE SAYGI MESELESİ AHLAKİ BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR”

    Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenleri 15 Kasım 1937 yılında, evrensel ve insancıl hukuk normları ile Türkiye’nin ulusal mevzuatına aykırı şekilde yargılanıp idam edildiği belirtilen açıklamada, “Seyit Rıza’nın ve Dersim ileri gelenlerinin ne ile suçlandıkları ve haklarında nasıl bir yargılamanın yapıldığı henüz açıklanmadığı gibi mahkeme tutanakları “Devlet Sırrı” denilerek kamuoyuna açıklanmamıştır. Üstelik Seyit Rıza’nın ve Dersim ileri gelenlerinin nereye defnedildikleri halen kamuoyundan gizlenmektedir. Ölü bedenlerin ailelere tesliminin bir zorunluluk olduğu ulusal ve uluslararası mevzuatta hüküm altına alınmasına rağmen, bugüne değin resmî kurumlarca herhangi bir somut adım atılmamıştır.

    Ölü bedenlere saygı meselesi bir ahlaki yükümlülüktür. Seyit Rıza ve Dersim’in ileri gelenlerinin ve sonraki süreçte Dersim’de katledilenlerin ya yakılarak ya da çok farklı yerlere toplu gömülmesi, yer ve akıbetlerinin hayatta kalan sonraki kuşak yakınlarına söylenmemesi Dersim’de işlenen insanlığa karşı suçların 1937-1938 ile başlayıp ve o tarihle bitirmemeyi amaçlayan bir sürekliliğe tekabül eder. Bu ortak acının iyileştirilmesi için; tarihimizin bu karanlık sayfalarıyla esaslı biçimde yüzleşilmesi gerekmektedir. Tarihi gerçeklerle yüzleşilmesi için Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenlerinin yargılandıkları dosyaların, tutanaklarının tamamının arşivden çıkartılarak halkın, hukukçuların ve tarihçilerin incelemesi için açılması ve Seyit Rıza ile Dersim ileri gelenlerinin mezar yerlerinin açıklanması gerekmektedir” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Seyit Rıza’nın mezar yerini bilmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Seyit Rıza’nın mezar yerini bilmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Seyit Rıza’nın yok yere idam edildiğini ve vicdanen rahat olmadığını söyleyen Seyit Rıza’nın torununun oğlu Seydali Polat, “Seyit Rıza idam sehpasına gittiği zaman ‘Evladı Kerbelayız. Bi hatayız. Ayıptır, zulümdür, günahtır, cinayettir’ demişti. Seyit Rıza ne yapmıştı, neden idam edildi? Benim beklentim sadece Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması. Kemiklerden ne olursa olsun bir tane bulmam benim için yeterli” dedi.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Seyit Rıza’nın torununun oğlu Seydali Polat, PİRHA’ya konuştu.

    “SEYİT RIZA’NIN İDAM EDİLMESİNİN NEDENİ RAYBER’DİR”

    Vicdanen rahat olmadığını vurgulayan Seydali Polat, “Çünkü anlatımlara göre Seyit Rıza yok yere idam edildi. Seyit Rıza idam sehpasına gittiği zaman ‘Evladı Kerbelayız. Bi hatayız. Ayıptır, zulümdür, günahtır, cinayettir’ demişti. Seyit Rıza ne yapmıştı, neden idam edildi? Şimdi benim beklentim sadece Seyit Rıza’nın mezar yerini bulup kemiklerden ne olursa olsun bir tane bulmam benim için yeterli. Seyit Rıza idam edildi ama nedenini sormak lazım. Nedeni abisinin oğlu Rayber’dir. Rayber devletle birlikte çalıştı. Dersim’de işlenen cinayetlerin hepsinin amcasına mal etti” dedi.

    “MUSTAFA KEMAL SEYİT RIZA’YA MESAJ YOLLUYOR”

    Dedesi Seyit Rıza’nın idam edildiği zaman babasının 7 yaşında olduğunu aktaran Polat, “Babamın anlatımına göre Mustafa Kemal Ankara’dan Abdullah Alpdoğan’a haber gönderiyor. Seyit Rıza’ya elçi gönderin nereyi isterse ona vereceğim ama yeter ki bulunduğu yerden çıksın. Abdullah Alpdoğan da Seyit Rıza’nın oğlu Şıx Hasan’ı tutukluyor ki Seyit Rıza teslim olsun. Daha sonra Şıx Hasan serbest bırakılıyor ve Mustafa Kemal’in Seyit Rıza’ya mesajını iletiyor. Seyit Rıza da, devletin bir parça ekmeğini yedin diye gelip bana akıl mı vereceksin? Ne yaparsanız yapın benim sonum idamdır. Zaten benim üzerime bir sürü suç atılmış diyor” dediğini ifade etti.

    “MÜSAVAT DERVİŞOĞLU ÖZÜR DİLEYECEĞİNE BİZİ KATLİAM YAPMAKLA TEHDİT EDİYOR”

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Polat, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Yine katliam yapsınlar korkmuyoruz. Seyit Rıza’yı idam ettiniz ama şimdi Seyit Rıza’nın binlerce torunu var. Ben hiçbir şey yapmadan katliama uğradım bunlar yetmiyormuş gibi yeniden biz katliama uğramakla tehdit ediliyoruz. Bir gün mutlaka zalimlerin hakkından mazlumlar gelecek, bu devran böyle gitmez. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun vatandaşa böyle bir söz söyleme hakkı yok. Ama sen o dönem yapılanlardan sonra özür dileyeceğine acılı ailelerin acısını iyice körüklüyorsun. Eğer sen benim acımın üzerine ateşle gidersen benim öfkem daha da artar.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    DAD, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı: Tehdit ve asimilasyona diz çökmeyeceğimiz bilinmelidir!

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan DAD Genel Merkezi, Dersim’e yönelik güncelde tehditlerin ve nefret dilinin sürdüğünü belirterek, “Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir” dedi. 

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarını anan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olan Tunceli Kanunu ve Şark Islahat Planı’na işaret ederek, Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikalarının sempozyumlar, inanç mekanlarının zapt edilmesi, madencilik, HES projeleriyle coğrafyayı talan ve göçertme biçiminde aralıksız sürdürüldüğünü belirtti.

    DAD açıklamasında Dersim Katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından güncelde ‘kayyımlar’ ile yürürlükte olduğunu vurgulandı. Açıklamanın devamında  ise İYİ Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Bahçeli’nin Şeyh Sait ve Seyit Rıza üzerinden tüm ötekileştirilenleri tehdit eden açıklamalarına tepki veren DAD Genel Merkezi, tehditler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökülmeyeceğinin altını çizdi.

    “KÖKÜNDEN KAZILMASI GEREKEN ÇIBAN!”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmesinin 87. yılında yaptığı açıklama şöyle:

    “İdam edilişlerinin 87. Yıldönümünde Pir Seyid Rıza, oğlu Resik Uşen ve yol arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Axa, Findiq Axa ve Hesenê Ivraimê Qijî başta olmak üzere, 1937-38 katliam sürecinde Dersim’de yitirdiğimiz tüm canları saygı ve bağlılıkla anıyoruz.

    Dersim, kültürel yoğunlaşma ve tarihi açıdan taşıdığı toplumsal direniş damarı ile Kürt halkının öne çıkan güzide tarihsel yaşam alanlarından biridir. Raa/Rêya Heq-Hak Yol süreğine mensup Alevilerin serçeşme olarak nitelendirdiği en önemli merkezdir. Dersim coğrafyası aynı zamanda tarihsel süreç içerisinde Alevi Kürtlerin ve Ermenilerin barış içinde yaşayabildikleri bir coğrafya olmuştur.

    Dersimliler kadimden bu yana kendi topraklarında özgün toplumsal hakikatleri ile yaşarken; Osmanlı’nın çeşitli dönemleri ile başlayıp, sonrasında gelişen ulus devletleşme sürecinde daha kapsamlı bir şekilde devam eden kültürel varlığının devamlı tehdit olarak görülmesi ve “kökünden kazınması gereken bir çıban” olarak nitelendirilmesi sonucu, Dersim’e dair raporlar, kanunlar, planlar ve askeri harekatlar düzenlenmiş, son aşamada ise 1937-38 tarihlerinde büyük bir soykırım harekatı tertiplenmişti.

    TUNCELİ KANUNU: FİZİKİ-KÜLTÜREL SOYKIRIM BELGELERİ

    Tunceli Kanunu, Şark Islahat Planı ve ortaya çıkan daha nice belge, aynı zamanda sistematik olarak düzenlenmiş fiziki ve kültürel soykırım planlarının resmi belgeleri olmaktadır.

    Zehirli gazların kullanıldığı ve havadan yapılan bombardımanların eşlik ettiği askeri operasyonlarla Dersim’e çıkarma yapılmış ve tarifi çok zor olan ağır bir katliam yaşatılmıştır. Süngülenen bebelerin haykırışları, teslim olmayarak uçurumlardan kendini bırakan Dersimli kadınların çığlıkları tarihten günümüze ulaşan bir yankı olarak hala duyulmaktadır.

    Soykırım harekatı sonuç olarak on binlerce katledilen Dersimli, yüzlerce yakılmış-yıkılmış köy, binlerce sürgün edilmiş insan, kendi toplumundan kaçırılarak el konulan Dersimli kız çocukları ve hala etkileri görülen büyük bir toplumsal travma bırakmıştır arkasında.

    “KATLİAMI YÖNETEN UMUMİ MÜFETTİŞLİK VERSİYONU GÜNCELDE KAYYIMDIR”

    Türk-İslam sentezi doğrultusunda Dersim’e yönelik kültürel soykırım politikaları günümüze yansıyan boyutları ile de aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bu doğrultuda sempozyumlar yapılmakta, inanç mekanları zapt edilmekte, Dersimliyi Dersim’den göçertme politikaları inceltilmiş bir şekilde devam ettirilmekte ve Dersim’in doğası madencilik, baraj ve HES projeleri ile talana açılmaktadır.

    Dersim katliamını yöneten Umumi Müfettişlik sisteminin, işlevsellik açısından günümüze aktarılan versiyonu olan kayyımlarında yürürlükte olduğunu vurgulamak gerekir. Umumi müfettişlikler ‘kuruldukları bölgede sivil, asker ve yargı üzerinde kesin otoriteye sahip olan bölgesel valilikler’ olarak tanımlanır. Kayyımlarda tıpkı benzer bir yetki ile donatılıp, atandığı bölgede ekonomik yolsuzluk, kültürel ve siyasi kırım politikalarına öncülük etmektedir.

    DERVİŞOĞLU VE BAHÇELİ’NİN TEHDİTLERİ: DİZ ÇÖKMEYECEĞİ BİLİNMELİ!

    Aynı zamanda 37-38 Tertele sürecinde olduğu gibi, günümüzde de Dersim’e karşı kin ve nefret dili de hala kullanılmaktadır. İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yakın zamanda, Seyid Rıza ve Şeyh Said’in idam edilişlerini anımsatarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm ötekileştirilenleri tehdit edercesine bir söylemde bulundu. Devlet Bahçeli’de son grup toplantısında aynı düzlemde demeçler verdi.

    Pir Seyid Rıza’nın diz çökmeyen duruşunu vasiyet olarak algılayan ve bu konuda ikrarlı olan torunlarının da tehditler, yönelimler ve asimilasyon politikaları karşısında diz çökmeyeceği bilinmelidir.

    KATLEDİLENLERİ ANIYORUZ, HUZURLARINDA DARDAYIZ

    “Bizim alnımızda kara bir leke yok, başını dik tut cigeram. Varsın Buğday meydanı bize Kerbela olsun” diyordu Pir Seyid Rıza. Evet alnımızda kara bir leke yok, başımızda dik! Varsın her yer bize Kerbela olsun! İkrarımız ve kimliğimizle yaşamak, bizler için asla taviz vermeyeceğimiz olgulardır. Bu doğrultuda 15 Kasım 1937’de idam edilerek katledilen Pir Seyid Rıza, oğlu ve yoldaşları başta olmak üzere, katledilen on binlerce Dersimliyi bir kez daha saygıyla anıyor, huzurlarında darda olduğumuzu dile getiriyoruz. “Bu derdi unutmayın” diyordu katliamı en derin duygularla yaşayan Dünya Ana. Kefensiz Yatanlarımızı Unutmadık, Unutmayacağız!

    TALEPLER

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak, çağrı ve taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz;

    1-)Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı ve Dersim’e nakledilmelerinin önünde ki engel kaldırılmalıdır!

    2-)Katliamla yüzleşilmeli, Dersim ismi iade edilmelidir!

    3-) Katliam sürecinde sürgün edilenlerin ve ailelerinden, toplumundan koparılan çocukların tam listesi açıklanmalı ve daha sonra ki akıbetleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır!

    4-)Arşivler açılmalı, Dersim halkından nitelikli bir özür dilenmelidir!

    5-)Dersim’in dili ve inancı (Kürtçe’nin lehçeleri/Alevilik) üzerinde ki baskı, inkar ve asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmelidir!”

    PİRHA/DERSİM

  • 15 Kasım’da idam edilen Wusênê Seydi’nin torunu: Devlet bize dedemin mezar yerini söylesin-VİDEO

    15 Kasım’da idam edilen Wusênê Seydi’nin torunu: Devlet bize dedemin mezar yerini söylesin-VİDEO

    PİRHA-87 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Wusênê Seydi’nin torunu Suna Arslan, 15 Kasım tarihi geldiğinde hüzünlendiklerini belirterek, “87 yıldır dedemin bir mezarı yok. Dedem neden idam edildi, suçu neydi? Devlet bize dedemin mezar yerini söylesin” diye konuştu.

    Bundan tam 87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Wusênê Seydi’nin torunu Suna Arslan, PİRHA’ya konuştu.

    “ASKERLER KÖYE GELDİĞİNDE NENEM BİZİ ARKASINA SAKLARDI”

    Wusênê Seydi’nin herkes tarafından çok değerli bir insan olarak anlatıldığını ifade eden Suna Arslan, “Dedemiz olduğunu biliyorduk ama kendisini anlattıklarında çok merak ederdik. İnsanlar onun adına yemin ederlermiş, iyilik sever birisiymiş ve zeki bir insanmış. Nenem dedemi anlatıp hep ağlardı. Dedem idam edildikten ve Dersim Katliamı yaşandıktan sonra nenem ve kardeşi Eskişehir’e sürgün edilmişler. Nenemin kardeşi sürgünde ölmüştü ve onun için de sürekli ağlardı. Biz köydeyken asker köye geldiğinde nenem hep bizi arkasına saklardı, ‘Kızım biz gördük siz görmeyin’ diyordu bize” diye belirtti.

    “DEVLET BİZE DEDEMİN MEZAR YERİNİ SÖYLESİN”

    15 Kasım tarihi geldiğinde hüzünlendiklerini belirten Arslan, “87 yıldır dedemin bir mezarı yok. Dedem neden idam edildi, suçu neydi? Nenem sürekli üzülürdü keşke bir mezar yeri olsaydı ziyaret etseydim bir çıra yaksaydım ondan sonra ölseydim derdi. Devlet bize dedemin mezar yerini söylesin” diye çağrıda bulundu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 87.  yılında Avrupa’nın farklı kentlerinde kitlesel olarak anılacak. 

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyid Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için Avrupa’nın birçok kentinde anmalar ve paneller düzenlenecek.

    İsviçre’nin Cenevre, Fransa’nin Saint-Louis, Almanya’nın Stuttgart, Mainz ve Nürnberg kentlerinde 15 Kasım’da anma etkinlikleri düzenlenecek. Etkinlikler Dersim İnşa Kongresi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, St.Louis ve Weil am Rhein Alevi dernekleri, Rhein Main Dernekler Birliği, Stuttgart Dersim Soykırım Mağdurları İnisiyatifi öncülüğünde düzenlenecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Laç Mağarası’na 8 saatlik yolculuk; Dersim Tertelesi’nde en büyük kırımın yapıldığı yer-VİDEO

    Laç Mağarası’na 8 saatlik yolculuk; Dersim Tertelesi’nde en büyük kırımın yapıldığı yer-VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nde Laç Deresi’ndeki Laç Mağarası en büyük katliamın yapıldığı yerlerden biri. Laç Mağarası’nda akrabaları katledilen Hıdır Çiçek, “Laç Mağarası’nda çok büyük bir katliam yaşanıyor ve daha sonra büyük bir direniş kırılması yaşanıyor. Biz 2013 yılında buraya gelmiştik, o zaman mağaranın içerisi kemik doluydu. Büyük ihtimalle insanlar kendi ailelerinin kemikleri olduğunu düşünerek kemikleri buradan götürerek başka yerlere gömdüler” dedi.

    4 Mayıs 1937-1938 Dersim Tertelesi’nin üzerinden tam 87 yıl geçti. Dersim Tertelesi sıradan bir katliam değildi. Resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre 72 bin kişi katledildi, binlerce insan sürgün edildi ve binlerce Dersimli çocuk, özellikle kız çocukları evlatlık verilerek ailelerinden koparıldı.

    Dersim Katliamı’nda Laç Mağarası’na toplanarak hayatlarını kurtarmaya çalışan insanlar, günlerce bu mağarada aç ve susuz bir şekilde hayatlarını devam ettirdi. Laç Deresi’ndeki Laç Mağarası 1938 Soykırımı’nda Dersim’de en büyük katliamın yapıldığı yerlerden biri. Laç Mağarası’nda binlerce insan katledildi.

    Laç Mağarası’nda akrabaları katledilen Hıdır Çiçek ile birlikte Laç Mağarası’na 8 saat süren yolculuk yaptık. Katliamda yakınlarını kaybeden Hıdır Çiçek, Laç Mağarası’nda yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

    “BURADA YAŞANAN KATLİAMDAN SONRA BÜYÜK BİR DİRENİŞ KIRILMASI YAŞANIYOR”

    Laç Mağarası’nın en çok katliamın yapıldığı yerlerden biri olduğunu söyleyen Hıdır Çiçek, “Buranın ayrıca sembolik bir özelliği de var. Tarihe Laç Deresi, Laç Mağarası Katliamı olarak geçer. Burada çok büyük bir katliam yaşanıyor. Burada katliam yaşanmasından sonra büyük bir direniş kırılması yaşanıyor. Biz 2013 yılında buraya gelmiştik, o zaman mağaranın içerisi kemik doluydu. Büyük ihtimalle insanlar kendi ailelerinin kemikleri olduğunu düşünerek kemikleri buradan götürerek başka bir yerlere gömdüler. Bugün baktığımızda kemik sayısı azalmış, sadece birkaç kemik kalmış. 1938 yılında insanlar bu mağaraya sığınıyorlar. O zaman milis dedikleri askerlere yol gösteren kişiler tarafından insanların sığındıkları mağara bulunuyor ve insanlar katlediliyor” dedi.

    “MAĞARADAKİ KEMİKLERİN TESPİT EDİLMESİ İÇİN SAVCILIĞA BAŞVURU YAPMIŞTIK”

    Laç Mağarası’na ilk olarak 2013 yılında geldiğini belirten Çiçek, şöyle devam etti:

    “Laç Deresi önceden yasaklı bölgeydi. O zaman buraya geldiğimizde mağaradaki kemiklerin tespit edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptık. Cumhuriyet Başsavcılığı biz güvenliğimizi alalım yakınlarını kaybeden diğer ailelerle birlikte mağaraya gidelim dedi. Daha sonra birileri müdahale etti ve kemiklerin tespit edilmesini engellediler. 11 yıl sonra yeniden buraya geldik, belki de buraya son gelişimiz olacak. Burada yatanların ruhu şad olsun.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • DAD, Alişer ve Zarife’yi katledilişlerinin 87. yılında andı: Tarihi miras bıraktılar

    DAD, Alişer ve Zarife’yi katledilişlerinin 87. yılında andı: Tarihi miras bıraktılar

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, Koçgiri ve Dersim direnişinin öncü simgelerinden olan Alişer Efendi ve Zarife Ana’yı katledilişlerinin 87. yılında anarak asimilasyona karşı mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada ayrıca Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Rayberleştirme’ yönelimiyle Alevi toplumunun değerlerinin gasp edilmek istendiği belirtilerek, “Toplumumuz bu yönelime karşı tavır koymalı ve tarihte olduğu gibi güncelde de maddiyata meyleden ‘rayber’ çizgisini kabul etmemelidir” denildi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Merkezi, 9 Temmuz 1937’de Dersim’de katledilen Alişer Efendi ve Zarife Ana’yı anmak için yazılı bir açıklama yayınladı.

    “KOÇGİRİ’DEN DERSİM’E UZUN SOLUKLU MÜCADELENİN REHBERLERİ OLDULAR”

    Dersim Katliamı’nda iç ihanet ile katledilen Alişer ve Zarife’yi anan DAD Genel Merkezi açıklamasında, “Koçgiri ve Dersim’de sevgileri, direnişleri ve öncü kişilikleri ile şarkılara, destanlara konu olan Alişer ve Ana Zarife’nin, 9 Temmuz 1937’de iç ihanet sonucu katledilişlerinin 87. yıldönümünde saygıyla anıyoruz. Alişer ve Zarife Ana; hevallik(arkadaş, yoldaş) ölçüleri temelinde inşa ettikleri sevgilerini, özgürlük ve vatan gerçeği ile bütünleştirerek, Kürt Alevi toplumsallığına yönelik gelişen tekçi, inkârcı ve imhacı yönelimlere karşı omuz omuza mücadele etmiş ve Koçgiri’den Dersim’e uzanan uzun soluklu bir mücadelenin aydınlık saçan rehberleri olmuşlardır” denildi.

    “YOLA, TOPLUMSAL BİLİNCE VE KADIN ÖZGÜRLÜK TARİHİNE MİRAS BIRAKTILAR”

    Alişer ve Zarife’nin Yola, toplumsal bilince, kadın özgürlükçü tarihe sundukları katkı ve mirasa ayrıca değinilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Alişer direnişe öncülük ettiği kadar, aynı zamanda Alevi Yol itikadını sürdürmek ve toplumsal bilinci yaşatmak adına da önemli yazınsal üretimlerde bulunmuştur. Alişer, Kürtçe yayın yapan Jîn (yaşam) dergisine verdiği emekle, yazdığı şiirler ve toplumumuz arasında cereyan eden çelişkilere aydın kişiliği ile çözümler üretme gibi birçok özelliği ile öne çıkmaktadır. Bu açıdan bir insanı yaşama ve toplumsallığına karşı sorumlu kılan ahlaki-politik ve entelektüel görevlerin hepsini bir arada yapabilme kabiliyetinde bulunduğu söylenebilir.

    Ana Zarife ise toplumsal direnişlerde ve yaşamın genelinde kadını ikincil konuma atan geleneksel ataerkil yaklaşımları kendi şahsında mahkum ederek, Rêya Heq coğrafyasının kadın özgürlükçü tarihsel çizgisini karakterinde bütünleştirebilmiş ve devamında edindiği bilinç ile hem bir bütün olarak direnişe öncülük etmiş, hem de temas ettiği tüm kadınlara toplumsal bilinç taşıyarak onları da direnişin öznesi kılabilmiştir.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI ‘RAYBERLEŞTİRME’ YÖNTEMİ İLE DEĞERLERİMİZİ GASP ETMEK İSTİYOR”

    Alişer ve Zarife’yi katleden ‘Rayber’ misyonunun güncelde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın eliyle yeni bir ‘Rayberleştirme’ yönelimine evrildiğine ve Alevi toplumunun değerlerinin gasp edilmek istendiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Koçgiri direnişinden sonra, Dersim’de Pir Seyit Rıza’ya mihman ve yoldaş olan Alişer ve Zarife Ana’nın öncü karakterlerinin farkında olan devlet, maddi vaatlerle düşkünleştirdiği Rayber ve arkadaşları eliyle onları katlettirmiştir.

    Güncel olarak da “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” adı altında maddi vaatlerle yeni ‘Rayberleştirme’ yöntemleri toplumumuz üzerinde denenmekte ve tüm değerlerimiz bu vesileyle gasp edilmek istenmektedir. Toplumumuz bu yönelime karşı tavır koymalı ve tarihte olduğu gibi güncelde de maddiyata meyleden ‘rayber’ çizgisini kabul etmemelidir.

    Bizler için Alişer ve Ana Zarife yaptıkları, eyledikleri, söyledikleri ve yazdıklarıyla yolumuzu aydınlatan sönmeyen birer çerağdır. 2 Temmuz’da Madımak Katliamı yıldönümünde anmada Sivas’ta haykırdığımız gibi; “Alişer’den Hasret’e, Zarife’den Hasret’e sürüyor, sürecek mücadelemiz. Alişer ve Ana Zarife şahsında Koçgiri ve Dersim’de katledilen tüm canlarımızı saygı ve bağlılıkla anarak mekanları ışık, devirleri daim olsun diyoruz. Anıları önünde dardayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Tertelesi’nin 87. yılında İngiltere’de anma yapıldı-VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında İngiltere’de anma yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Britanya Alevi Federasyonu ve Dersim Kültür Merkezi, Dersim Tertelesi’nin 87. yılında İngiltere’de anma programı düzenledi. Dersim Katliamı’nın 87 yıldır dinmeyen acının kendisi olduğunu belirten DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Dersim, bizim için dinmeyen bir yaradır çünkü yüzleşme gerçekleşmedi. Bir gün mutlaka yüzleşme gerçekleşecek ve katledilen canlarımızın mezar yerlerine gidip ziyaret edeceğiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu ve Dersim Kültür Merkezi, Dersim Tertelesi’nin 87. yılında İngiltere’de anma programı düzenledi.

    Anma Yadigar Aslan’ın okuduğu gülbengin ardından Araştırmacı-Yazar Kazım Gündoğan, DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, Dersim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Haydar Güder konuşma gerçekleştirdi.

    “MAYIS, HEM DİRENİŞ HEM DE KATLİAMLAR AYI”

    Mayıs ayının hem direniş hem de katliamlar ayı olduğunu belirten Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal, “1 Mayıs’ta kaybettiğimiz işçileri, 4 Mayıs’ta Dersim Tertelesi’nde yitirdiklerimizi, 6 Mayıs’ta üç fidanı ve 18 Mayıs’ta İbrahim Kaypakkayı ve daha nicelerini unutmadık, unutturmayacağız” diye belirtti.

    “DERSİM’DE YAŞANANLAR İLERİDE YAŞANAN KATLİAMLARIN ÖNÜNÜ AÇTI”

    Dersim’in Alevilerin yaşadığı katliamlardan soykırım olarak değerlendirilen bir katliam olduğunu vurgulayan Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, “O yüzden yaşananlar Aleviler açısından mihenk taşıdır. Dersim’de yaşananlar sonucunda bize Çorum’u, Sivas’ı, Maraş’ı, Gezi’yi, Gazi’yi ve Roboski’yi yaşattı ve yaşanan katliamların önünü açtı” dedi.

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Dersim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Haydar Güder ise, ” 87 yıl geçmesine rağmen yaşanan katliamı unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı vurgulamak için buradayız” diye ifade etti.

    “BİR GÜN MUTLAKA YÜZLEŞME GERÇEKLEŞECEK”

    Dersim Katliamı’nın 87 yıldır dinmeyen acının kendisi olduğunu belirten DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Dersim, bizim için dinmeyen bir yaradır çünkü yüzleşme gerçekleşmedi. O yüzden devam eden bir süreç var ve bugünde Dersim Katliamı farklı bir biçimde devam ediyor. Hafızayı canlı tutarak yeni kuşaklara aktarmak bizim açımızdan çok değerli. Bir gün mutlaka yüzleşme gerçekleşecek ve katledilen canlarımızın mezar yerlerine gidip ziyaret edeceğiz. O gün gelene kadar hafızayı diri tutarak anmalarımızı yapmak tarihi bir önemdedir” dedi.

    “ANMALAR ÇOK ÖNEMLİ”

    Araştırmacı-Yazar Kazım Gündoğan, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim Katliamı’nın 87. yılında yapılan anmalar soykırımcı zihniyetle hesaplaşma ve yüzleşme sürecine önemli katkıda bulunuyor.”

    Konuşmaların ardından ‘Hay Way Zaman (Dersim’in kayıp Kızları)’ film gösteriminin yapılmasının ardından anma programı sona erdi.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Dersim Tertelesinin 87. yılında İzmir’de kitlesel anma-VİDEO

    Dersim Tertelesinin 87. yılında İzmir’de kitlesel anma-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de, Dersim Soykırımı’nın 87. yılında katledilenler için yapılan eylemde, soykırımın tarihte kalan süreç olmadığı ve çok yönlü şiddet sarmalıyla anı anına sürdürüldüğü belirtilerek, katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının 87. yıl dönümünde İzmir’ de katledilenler için anma düzenlendi.

    Açıklamada “Az birnayis u az vurnayis qewul ne keme serba seyidune xo dare de rime xo vira ne keme ji bir nekin” ve Seyit Rıza, Alişer, Zarife, Nuri Dersimi’nin fotoğraflarının basıldığı pankartlar açılarak, “Katil devlet hesap verecek”, “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Dersim’i unutma unutturma” ve “Dersim, Maraş, Koçgiri unutulmaz hiçbiri” sloganları atıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamayı Kürtçe’nin Kırmancki lehçesinde İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkçesini ise DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik okudu.

    KARA GÜN: 4 MAYIS

    Yaşanan katliamların yakın tarihe kadar inkar edildiğini söyleyen Çelik, “Dersim adının telaffuz edilmesi dahi yasaklanmış, köy isimleri değiştirilmiş, çocuklarına Kürtçe konan isimler engellenmiş, coğrafyamızın adı da Tunceli olarak değiştirilmiştir. Bu trajedinin startı olan 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının açığa çıkmasından sonra 2010 yılından başlayarak 4 Mayıs tarihini bu belgeye istinaden (Kara Gün) olarak ilan etmiştir” dedi.

    ‘LANETLİYORUZ’

    Çelik, Dersim’in günümüzde doğa talanı, orman yangınları, baraj, maden ocaklarıyla tahrip edildiğini belirterek, “Asimilasyon politikaları ise daha da derinleştirilerek sürdürülmekte, halkın iradesi hiçe sayılmakta, kayyum zihniyeti ile adalet ve hukuk tamamen yok sayılmaktadır. 4 Mayıs vesilesiyle Seyit Rıza, Alişer ve Ana Zarife şahsında tüm mazlumlarımızın huzurunda bir kez daha dara duruyor, saygıyla anıyor ve halkımıza yaşatılan vahşeti insanlığın huzurunda bir kez daha lanetliyoruz” diye konuştu.

    Çelik, Dersim katliamına dair her yılki taleplerini sıraladı.

    Açıklamanın ardından çerağlar yakılarak, verilen gulbengler eşliğinde lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dersim Tertelesi’nin 87. yılında, Gola Xızır Ziyaretgâhı’nda anma yapıldı-VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında, Gola Xızır Ziyaretgâhı’nda anma yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87. yılında katliam yeri olan Gola Xızır Ziyaretgâhı’nda anma yapıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu ülke kurulduğu günden bu yana kadar tekçi zihniyet, ırkçı anlayışıyla birlikte birçok katliam gerçekleştirdi” dedi.

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında katliam yeri olan Gola Hızır Ziyaretgâhı’nda anma yapıldı. Anmaya DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Nevin Kamilağaoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Dersim’deki sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “ORTAK MÜCADELE VERİLMELİDİR”
    Dersim Tertelesinin 87. yıl dönümünde katliamı kınamak için toplandıklarını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Birçok temsilcimiz ve canlarımızla ‘Roja Reş’in’ 87. yıldönümünde katledilen canlarımızı anmak için buradayız. Amacımız bu katliamı unutturmamak gelecek nesillere aktarmak ve bir gün mutlaka yüzleşilmesi için tüm toplumsal kesimlerin ortak mücadele vermesi içindir. Hepiniz hoş geldiniz iyi ki varsınız. Birlikteliğimiz gücümüzdür, direncimiz geleceğe olan inancımızdır” ifadelerini kullandı.

    “SOYKIRIMI HATIRLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, Dersim soykırımının sadece Dersimlilerin sorunu olmadığını, bu sorunun tüm dünyanın sorunu olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “87 yıl önce yaşanan soykırımda birçok canımızı kaybettik. Binlercesi sürgüne gönderildi maalesef. Acılar hala tazeliğini koruyor. Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Bu acıyı asla unutmadık ve unutturmamak adına da Dersim’de bir araya gelerek, soykırımın yapıldığı bu topraklara her geldiğinizde bu soykırımı hatırlatmayı bir görev biliyoruz. Dersim Soykırımı sadece Alevilerin, Dersim toplumunun değil, Türkiye’nin, hatta dünyanın bir sorunu olduğunun altını özellikle çiziyoruz.”

    “YAŞANAN KATLİAMLARIN HESABI VERİLECEK”
    Devlet eliyle yürütülen asimilasyon politikalarını tanınmayacaklarını belirten Mat, “Bizler Avrupa’da da Dersim soykırımın tanınması adına birçok çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmaları yürütürken her Dersim’e geldiğimizde görüyoruz ki resmi devlet ideolojisi ya da devlet üst aklı buna ne denilirse Dersim soykırımıyla yüzleşmek ya da bunun hesabını verebilmek adına adım atmak yerine inkarcı asimilasyoncu politikalarını devam ettiriyor. Şu anda Dersim’de kendi dilini konuşamaz, kendi dilini konuşamaz, kendi inancını yaşayamaz yapamaz hale gelmesi adına devlet birçok projeyi hayata geçiriyor. üniversitesi bilime ışık tutmak yerine asimilasyon merkezi olarak çalışıyor. Beş projeleriyle doğamız tahrip ediliyor. Dergahlarımız ocaklarımız buraların su altında kalabilmesi adına her türlü politika ısrarla uygulanmaya devam ediliyor. Şunu herkes bilmeli ne Dersim’liler günü Dersim’lileri ne de aleviler dünün alevileri artık örgütlüdür. dünyanın her yerinde örgütsel yapılarını kurmuşlardır. devlet er geç Dersim’den bugüne kadar yaşanan bütün soykırım katliam sürgünlerin hesabını verecek yüzleşecek. bunun dışında asla hiçbir çözüm önerisini kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    “ONLARIN YOLU, YOLUMUZDUR”
    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise, konuşmasında şunları ifade etti:

    “Bu halk için bazı günler vardır. ‘Kara gün’ ve ‘bayram’ olarak adlandırılan… Dersim’de 4 Mayıs 1937’de bu halk için ‘Roja Reş’ (kara gün) olarak adlandırılan bir gün. Doğasından tutun da yaşayan bütün canlılar katliama uğradı. 1937’de çıkarılan kanunla katliamın fermanı verildi. Bizler diyoruz ki bu bölgede özgür bir gün, hakikat yolculuğunda Hakk’a yürüyüp, şehit düştüler. Onların yolu yolumuzdur. Katledilenleri hiçbir zaman unutmayacağız.”

    “KATLİAMLAR DİZİSİNİN YAŞANDIĞI COĞRAFYA”
    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Dersim Tertelesi… Adeta düğmeye basılırcasına zamana yayılmış bir katliam dizisinin yaşandığı coğrafyadayız. Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitiren bütün canları saygıyla anıyorum. Bizler Alevi toplumu başta olmak üzere bu ülkede yaşayan bütün farklı halklar ve inançlardan insanlar olarak yüreği insaniyetten, haktan yana atan bütün insanlar olarak Dersim Katliamı’nı asla unutmadık, unutturmayacağız.

    Neden unutturmayacağız? Katliamların yenileri yaşanmasın diye unutturmak istemedik. Acıların üzerine acılar eklenmesin diye unutturmak istemedik. Ama ne yazık ki bu ülke kurulduğu günden bu yana kadar tekçi, ırkçı zihniyeti anlayışı ırkçı resmi ideoloji ondan sonra da bir sürü katliam gerçekleştirdi. Bu topraklarda; Maraş, Çorum, Gazi, Sivas ve sınırın öte yanında Suriye topraklarında yine buradaki resmi ideolojinin emri ile istibra katliamı gerçekleşti. Bizler bu katliamlarda yaşamını yitiren bütün canlarımızı bir kez daha anıyoruz ve onları asla unutturmayacağız. Ve şu gerçeğin altını her fırsatta çizmeye devam edeceğiz, bugün Türkiye’deki resmi ideoloji bu ülkede yaşayan Aleviler olmak üzere farklı inançlara öteki muamelesi yapmaktan vaz geçene kadar, bu ülkede yaşayan başta Aleviler olmak üzere bütün farklı inançtan halkların eşit yurttaşlık hakkı temelindeki bütün hakları Anayasal güvence altına alınıncaya kadar bizler mücadelemize devam edeceğiz. Biz bu sözleri sarf ederken ne yazık ki daha yakın zamanda Çukurova’da, Ege’de, İstanbul’da Alevi canlarımızın evleri işaretlenmeye devam etti, bizler asla bunu kabul etmedik kabul etmeyeceğiz.”

    “DERELERDEN OLUK OLUK KAN AKTI”

    Yaşanan katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, son olarak şunları söyledi:

    “Bu coğrafya da 72 milletten insan birlikte yaşıyoruz ve biz 72 millete aynı nazardan bakmayı bilen bir felsefenin insanları olarak bir kez daha diyoruz ki bu katliamlarla yüzleşmek zorundayız. Bu katliamların açığa çıkarılması hakikatle yüzleşmek, bunun için komisyonlar kurmak ve özür dilenmesi gerek. Bütün bunlar gerçekleşene dek mücadelemiz devam edecek. Bu coğrafya hepimizin, burası hepimize yeter. Bu coğrafyanın katliamlar tarihine tanıklık etmiş olması buradaki dağlar taşlar ağaçlar, Munzur deresi ve ona bağlı olan buradaki bütün dereler ne yazık ki bu katliama tanıklık etti. Kanlar aktı bu derelerden. Munzur’dan oluk oluk kan aktı. Artık yeter. Hakikatle yüzleşmek için buradan çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.”

    Anma etkinliği, köprü üzerinden Munzur’a atılan karanfillerle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Fırat ve Kordu: Dersim Katliamıyla yüzleşilmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalı

    Fırat ve Kordu: Dersim Katliamıyla yüzleşilmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalı

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87. yıldönümünde DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Meclis’te Dersim Katliamı’na ilişkin araştırma önergesi verdi. Önergede, “Dersim’de işlenen katliamla yüzleşilmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir” denildi.

    4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu, Dersim’de Tenkil Harekatı kararını almıştı. Bu özel kararnameyle Dersim’de başlatılan katliam 1938 yılına kadar sürdü ve 1937-38 Dersim Kürt Alevi katliamı olarak tarihe geçti.

    Dersim Tertelesi’nin 87. yıldönümünde DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Meclis’te Dersim Katliamı’na ilişkin araştırma önergesi verdi.

    “DERSİM’DE SOYKIRIMA VARACAK ŞEKİLDE BİR KATLİAM YAPILMIŞTIR”

    Meclis’e verilen araştırma önergesinde şunlar dile getirildi:

    “Dersim halkının 1937-1938 yıllarında karşı karşıya kaldığı devlet şiddeti bu toprakların tarihinde ne ilk ne de son olmuştur. Yüzyıllar boyunca halklar defalarca muktedirlerin şiddet dalgalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi tarihiyle ve geçmişiyle yüzleşmesine dair Tunceli ilinin isminin tarihi geçmişi olan ve bir kültürü yansıtan “Dersim” ismi ile değiştirilmesi başta olmak üzere Dersim ile ilgili devletin tüm arşivlerinin açılması, tüm gerçeklerin ortaya konulması, bilimsel ve objektif olarak belgelerin incelenmesi, araştırma komisyonlarının kurulması ve bu acıyı yaşamın halkın manevi, maddi tüm zararlarının tazmin edilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti planlı ve bilinçli bir şekilde Dersim’de soykırıma varacak şekilde bir katliam yapmıştır. Ancak halen Dersim Katliamı’na ait arşivler açılmamış olmasından dolayı Dersim üzerindeki sis perdesi kaldırılamamıştır. Bu nedenle Dersim Katliamı’nın tüm boyutlarıyla araştırılması, o döneme ait tüm arşivlerin açılması, soykırım suçunu işleyenlerin cezalandırılması ve Dersim’de işlenen katliamla yüzleşilmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kordu: Dersim Katliamı ile yüzleşilene kadar mücadelemize devam edeceğiz-VİDEO

    Kordu: Dersim Katliamı ile yüzleşilene kadar mücadelemize devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 87. yıldönümüne ilişkin Meclis’te konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Dersim’de bir insanlık suçu işlenmiştir ve bu insanlık suçu kabul edilene kadar da bizler mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu Dersim’de Tenkil Harekatı kararını almıştı. Bu özel kararnameyle Dersim’de başlatılan katliam 1938 yılına kadar sürmüştü ve 1937-38 Dersim Kürt Alevi katliamı olarak tarihe geçti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 87. yılına ilişkin Meclis’te konuşma yaptı.

    “DERSİM’DE İNSANLIK SUÇU İŞLENMİŞTİR”

    Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak sözlerine başlayan Ayten Kordu, “4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleşen “Tenkil Harekâtı” adı altında Kürt ve Alevi halkına Kızılbaş halkına çok büyük bir katliam uygulanmıştır, o yüzden yaşananlar terteledir. Dersim’de bir insanlık suçu işlenmiştir ve bu insanlık suçu kabul edilene kadar da bizler mücadele etmeye devam edeceğiz. Pir Seyit Rıza’nın yaşını küçülterek, oğlunun yaşını da büyüterek idam eden bir zihniyetin kendisi karşısında, resmî ideolojinin kendisini savunmamak yerine bu anlayışla yüzleşmeye ve gerçekleri açığa çıkarmaya dair gerçekçi adımların atılması için buradan hem TBMM üyelerine hem de tarihçilere çağrıda bulunuyorum” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Doğan: Devlet yüzleşinceye kadar Dersim Soykırımı’nı unutturmayacağız-VİDEO

    Doğan: Devlet yüzleşinceye kadar Dersim Soykırımı’nı unutturmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Dersim Soykırımı’nı unutturmayacaklarını belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “On binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu süreci toplumun hafızasında canlı tutacağız. Devlet, Dersim Katliamı ile yüzleşinceye kadar yaşanan katliamı konuşacağız” dedi.

    4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu, Dersim’de Tenkil Harekatı kararını almıştı. Bu özel kararnameyle Dersim’de başlatılan katliam 1938 yılına kadar sürmüştü ve 1937-38 Dersim Kürt Alevi katliamı olarak tarihe geçti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 87. yılına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DERSİM KATLİAMI’NI TOPLUMUN HAFIZASINDA CANLI TUTACAĞIZ”

    Dersim Soykırımı’nı unutturmayacaklarını belirten Kadriye Doğan “Bir gün mutlaka bu coğrafyanın inancı, kimliği tanınacak ve yaşatılan katliamlardan dolayı özür dilenecek. Tarihsel süreç içerisinde Kürt Aleviler sayısız katliamlara uğramıştır. Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti döneminde Alevi katliamı silsilesi vardır. Teklik üzerine kurulmuş bir sistem var ve farklı kesimlerin yaşamasına imkân verilmiyor. Geçmişte yaşanılan katliamlarla yüzleşilmediği için aynı katliamları yaşamak zorunda kalıyoruz. Onun için bizler 87. yılında on binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu süreci toplumun hafızasında canlı tutacağız. Devlet, Dersim Katliamı ile yüzleşinceye kadar yaşanan katliamı anacağız” dedi.

    “UNUTMAYACAZ, UNUTURMAYACAĞIZ VE GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ”

    87. yılında Dersim’de yapılacak anma programlarına ilişkin ise Doğan, şunları dile getirdi:

    “Bu yıl Dersim Katliamı’nı 3-4 Mayıs olarak iki gün olarak planladık. 3 Mayıs’ta Seyit Rıza’nın geriye kalan 40 lirasının tanımlanması şeklinde kendi köyünde 40 fidan dikimi gerçekleştireceğiz. 4 Mayıs’ta katliam mekânı olan Kutudere’de Gola Hızır’da anma gerçekleştireceğiz. Akşam saatlerinde Gole Çeto’da çerağlar uyandırıp, lokmalar pay edilerek katliamda yitirdiklerimizi anacağız. Daha sonra da Gola Çeto’dan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip 19.38 saatinde geniş katılımlı anma programı gerçekleştireceğiz. Dersim Katliamı’nı unutmayacağız, unutturmayacağız ve geleceğe taşıyacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Soykırımı’nın 87. yılında kaybedilenler İzmir’de anılacak

    Dersim Soykırımı’nın 87. yılında kaybedilenler İzmir’de anılacak

    PİRHA- İzmir’de, Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının 87. yıl dönümünde katledilenler anılacak.

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri, Bakanlar Kurulu kararı ile 4 Mayıs 1937’de imzası atılan Dersim Soykırımı’nın 87. yıl dönümünde anma gerçekleştirilecek.

    Anma öncesinde, 4 Mayıs Cumartesi günü saat 15.oo’te Çiğli Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşecek panele Tarihçi Yazar Ayşe Hür, DAD Genel Merkez Yöneticisi ve Araştırmacı Yazar Hüseyin Ozan panelist olarak katılacak. Panelin moderatörlüğünü ise İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç yapacak.

    ANMA GERÇEKLEŞECEK

    Panelin ardından ise Dersim Soykırımı’nın 87. yılında kitlesel anma yapılarak, çerağlar uyandırılacak. Karşıyaka İskelesi önünde gerçekleşecek anma saat 18.30’da başlayacak.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Almanya’da Dersim Tertelesi Konferansı düzenlenecek

    Almanya’da Dersim Tertelesi Konferansı düzenlenecek

    PİRHA-Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında 4 Mayıs’ta Almanya’nın Köln kentinde ‘Soykırımları Unutmamak ve Yüzleşmek Tanınmayan Soykırım: Dersim Tertelesi 1937-38’  konulu konferans düzenlenecek. 

    Dersim Katliamı’nın kararının verildiği ve on binlerce Dersimlinin yaşamını yitirip, kalanların da sürgün edildiği 4 Mayıs 1937’nin üzerinden 87 yıl geçti.

    TÜDAY (Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği), AABF (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu) ve FDG ( Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu) ortaklığında 4 Mayıs’ta Almanya’nın Köln kentinde ‘Soykırımları Unutmamak ve Yüzleşmek Tanınmayan Soykırım: Dersim Tertelesi 1937-38’ konusunda Konferans düzenlenecek.

    “AMACIMIZ SOYKIRIM POLİTİKALARINI ALMANYA KAMUOYUYLA PAYLAŞMAK”

    Konferansa ilişkin yapılan yazılı açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Amacımız 4 Mayıs Dersim Tertelesi/Soykırımının 87. yıl dönümü vesilesiyle, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde uygulanan soykırım politikalarının (Süryani, Ezidi, Ermeni, Rum, Musevi, Kürt, Alevi, Çerkes ve Dersim soykırımları) nedenleri ve sonuçları hakkında konuşmak ve bunu Almanya kamuoyuyla paylaşmaktır. Hakkında çok az şey bilinen Dersim Tertelesine odaklanarak Cumhuriyet döneminin tekçi, Türkçü ve İslamcı politikalarını irdeleyerek Türkiye’de devlet şiddeti, etnik ve dinsel temizlik uygulamaları üzerine daha fazla çalışma yapılmasına katkı sunmaktır. Ayrıca soykırıma uğramış toplumların yaşadığı travma ve bunun kuşaklar arası aktarımı ve travmayla baş etme yöntemleri üzerine toplumsal bilincin oluşturulmasının önemini hatırlatmayı amaçlamaktadır.

    Tanınmayan/bilinmeyen soykırım olarak Dersim Tertelesinin uluslararası hukuk ve soykırım çalışmaları perspektifiyle değerlendirilmesi ve uluslararası deneyimler ışığında yüzleşme olanakları üzerine görüş oluşturmak. Konferans bir yönüyle de Alman toplumu ve düşün dünyasının birlikte yaşadığı göçmen topluluklarının tarihsel ve toplumsal travmalarını öğrenmesine, empati duygusunun gelişmesine zemin ve olanak sunacaktır. Irkçılık ve dinciliğin kaynaklık ettiği soykırımcı politikalar hakkında Almanya’da yaşayan bütün ülkelerden göçmen topluluklarının aydınlanması demokratik ve insan haklarına dayalı eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaşamın temelidir.

    Irkçılık ve dinciliğin kaynaklık ettiği politikaların günümüzde Almanya’daki göçmen toplumunu nasıl doğrudan etkilemekte olduğunun anlaşılmasına da önemli bir katkı sunacaktır. Ayrıca; göçmenlik sadece fiziksel bir yer değiştirme durumu değildir. Onlar tarihlerini, kültürlerini, inançlarının yanı sıra travmalarını da taşırlar ve yerleştikleri ülkelerde bunu içe dönük ve çoğunlukla kapalı yasamaktadırlar Göçmen toplumunu değişik yönleriyle iyi tanımanın entegrasyon politikalarında pozitif etkisinin olacağı kanaatindeyiz.”

    KONUŞMALAR VE MÜZİK 

    Konferans programı şu şekilde:

    -Ulus inşası ve şiddet: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda Anadolu’nun Türkleştirilmesi (Prof. Dr. Hans Lukas Kieser)
    -Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ideolojisi ve Dersim Tertelesi (Araştırmacı-Yazar Kazım Gündoğan)
    -Uluslararası hukuk ve soykırım çalışmalarında Dersim Tertelesi (Dr. Hüseyin Çelik)
    -Soykırım; travma, yüzleşme ve iyileşme süreçleri (Prof. Dr. Jan Ilhan Kızılhan)

    -Soykırım Yasamış Halkların Ezgileri (Beser Sahin, DjancateJanet & Aykut, Asli Zelal)

    (HABER MERKEZİ)