Etiket: 9. yargı paketi

  • Etki ajanlığı ‘casusluk düzenlemesi’ olarak yeniden Meclis’te

    Etki ajanlığı ‘casusluk düzenlemesi’ olarak yeniden Meclis’te

    PİRHA-Yargı paketinden çıkarılan ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenleme, “casusluk düzenlemesi” olarak yeniden Meclis’e sunuldu.

    AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, Grup Başkanvekilleri Bahadır Yenişehirlioğlu ve Leyla Şahin Usta ile kamuoyunda “etki ajanlığı düzenlemesi” olarak bilinen maddenin de yer aldığı 23 maddeden oluşan Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni Meclis Başkanlığı’na sundu.

    3 YILDAN 7 YILA KADAR HAPİS CEZASI

    Bu teklifi de 9. Yargı Paketi’nin bir parçası olarak Meclis Başkanlığı’na sunduklarını belirten Güler, “etki ajanlığı düzenlemesini içeren madde ile ilgili, “Teklifin 16. maddesine göre; devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenlerin üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı düzenlenmekte. Böylelikle belge ve bilgi temini veya açıklanması dışında casusluk maksadıyla suç işlenmesi de ayrı bir suç olarak düzenlenmekte ve casusluk faaliyetleriyle daha etkin mücadele edilmesi amaçlanmakta” dedi.

    Geçtiğimiz yasama yılında, 9’uncu Yargı Paketi içinde yer alan teklif, kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle geri çekilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tepki çeken 9. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    Tepki çeken 9. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    PİRHA – Kadın örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin tepki gösterdiği 9. Yargı Paketi, Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. 

    Kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

    Teklifle, İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Buna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde bin liradan az olamayacak. Açık artırma süresinin son 10 dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırma 3 dakika uzatılacak. Uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmesi halinde açık artırma süresi her yeni teklifin verilmesinden itibaren 3 dakika uzatılacak. Son uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmezse mal en yüksek teklif verene ihale edilecek. Uzama sürelerinin toplamı bir saati geçemeyecek. Bir saatlik süre Adalet Bakanlığının kararıyla kısaltılabilecek, uzatılabilecek veya kaldırılabilecek ve bu kararlar Bakanlığın resmi internet sitesinde duyurulacak.

    İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

    TESLİM ALINMAYAN ARAÇLARIN SATIŞI

    Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirlenecek. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak, araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.

    İşlem yapılacak aracın tanıtımına yarayan şasi veya motor seri numaralarının bulunmaması veya düşmüş olması ya da tamir veya tadil gibi nedenlerle silinmiş yahut tahrip edilmiş olması durumunda bu eksiklikler satış işlemini gerçekleştirecek kurum tarafından ilgili mevzuat kapsamında tamamlanarak araç satışa hazır hale getirilecek. Aracın tescil kaydındaki haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam edecek. Satış konusu aracın vergi, ceza veya prim gibi borçları, satıştan önceki sahibine ait olup mülkiyet ilgiliye tüm borç ve yüklerinden ari olarak geçecek.

    TAŞINMAZLARIN TAHSİSLERİ

    Teklifle, Kamulaştırma Kanunu’na madde eklenecek. Buna göre de mülga 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 8 Ekim 1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacak. Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilecek. Bu durumdaki taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren 10 yıl geçmemiş olması koşuluyla, iptal edilen 221 sayılı Kanun’un belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilecek.

    Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12 Ocak 1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanacak. Kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilecek. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunacak. Bu işlemler harca tabi olmayacak.

    KADIN ERKEĞİN SOYADINI ALACAK

    Teklifle, Anayasa Mahkemesinin “kadının soyadına” ilişkin iptal kararı doğrultusunda, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlemeye gidilecek. Bu değişikliğe göre kadın, evlenmekle kocasının soyadını alacak. Kadın, evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilecek. Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki eşinin soyadından oluşuyorsa kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği eşinin soyadının önünde kullanabilecek. Eş, anne veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak. Anne doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.

    HAKARET SUÇUNDA VE UZLAŞTIRMADA YENİ DÜZENLEMELER

    Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecek. Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak. Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak. Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.

    Anayasa Mahkemesinin, bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini iptal etmesi dolayısıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ile Anayasa Mahkemesi kadrolarına ilişkin düzenlemeler yapılacak.

    PARASAL SINIRLAMA

    Teklifle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemelere gidilecek. Buna göre parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmayacak. İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

    ARABULUCULUK DÜZENLEMELERİ

    Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda öngörülen değişikliğe göre, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek.

    Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.

    Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.

    TMSF’NİN KAYYIM OLARAK ATANMASI

    Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde şirketlere veya malvarlığı değerlerine kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek.

    Bu halde kayyımlık hak ve yetkileri bakımından Bankacılık Kanunu’nda TMSF’ye verilen hak ve yetkiler kıyasen uygulanacak. Şirketlerin genel kurul yetkileri, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın TMSF tarafından kullanılacak. Bu şirketler veya malvarlığı değerleri TMSF’nin gözetiminde, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli bir tacir gibi yönetilecek.

    Bu şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin veya varlıklarının ya da malvarlığı değerlerinin kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebilecek. Satış ve tasfiye işlemleri, ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya malvarlığı değerleri, kayyum temsilcileri ya da TMSF tarafından yerine getirilecek.

    Satış ve tasfiye işlemlerinde, azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmayacak. Satıştan elde edilen gelirden şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödendikten sonra kalan tutar, şirket veya malvarlığı değerlerinin işlerinde kullanılabilecek.

    Fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar açılan bir hesapta nemalandırılacak. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere TMSF Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olacak.

    Kayyımlık görevi TMSF tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaf olacak. TMSF’nin kayyum olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128’inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyum yetkisinin TMSF’ye devriyle birlikte kendiliğinden kalkacak.

    TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri veya malvarlığı değerlerini yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ya da atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile bu kapsamda yapılan işlemler hakkında, Bankacılık Kanunu’nun 127’nci maddesi uygulanacak.

    TMSF’nin kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalar, Fon’un merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Evvel Temmuz’da 9. Yargı Paketi konuşuldu: Kazanımları geriye götüren bir düzenleme- VİDEO

    Evvel Temmuz’da 9. Yargı Paketi konuşuldu: Kazanımları geriye götüren bir düzenleme- VİDEO

    PİRHA- 24’üncü Geleneksel Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’ndeki panelde konuşan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, 9. Yargı Paketi’ndeki kadınların kendi soyadlarını kullanmamaları yönündeki maddeyi eleştirerek, “Kadına erkeğin soy ismini taşıma zorunluluğunu getiren bu madde, kadın kazanımını geriye düşüren, kadın düşmanı politikaların bir uzantısı. Bu politikalarla hep birlikte mücadele etmemiz lazım” dedi.

    Hatay’ın Samandağ, Serinyol ve Defne ilçelerinde Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından düzenlenen Geleneksel Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’nin dördüncü gününde ‘9. Yargı Paketi ve Devamında Kadınları Bekleyen Tehlikeler’ başlıklı panel yapıldı.

    Moderatörlüğünü Deprem Dayanışması Derneği’nden Gizem Güzel’in yaptığı panelde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya konuşmacı olarak yer aldı.

    “BİRBİRİMİZ İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Panelde ilk olarak konuşan Gizem Güzel, deprem sürecinde kadınların yaşadığı zorluklara değinerek, bakım emeği başta olmak üzere birçok yükün kadınların omuzlarında olduğuna dikkat çekti. Bu sürecin erkek şiddetine daha çok alan açtığına vurgu yapan Güzel, yetkili kurumların şiddeti öncelikli sorun olarak görmeyip, yasal mevzuatları yerine getirmediklerini aktardı.

    Ülkenin kadın gündeminde 9. Yargı Paketi’nin olduğunu kaydeden Güzel, birlikte mücadele yolları örmenin gerekliliğine dair şunları söyledi:

    “Kadına yönelik şiddet durmak bilmiyor ve herhangi bir yaptırım olmadığı ve caydırıcı mekanizmalar üretilmediği için kadınlar öldürülmeye devam ediyor. Bir günde 8 kadının öldürüldüğü bir ülkeye uyanmak büyük bir sorun bizim için. Hem kendimiz yaşama tutunmaya çalışırken bir başka kız kardeşimizin de bu hayattan koparılmaması için birlikte mücadele etmek zorundayız. Bizi bekleyen tehlikelerin farkına varıp, kadınlara yönelik şiddete karşı bir hat örme yollarını ve kadın düşmanı politikalara karşı irade göstermeliyiz.”

    “KADINI AİLE İÇİNE İNDİRGEYEN BİR HAMLE”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, kadınların soyadını kullanmasını ortadan kaldıran 9. Yargı Paketi’nin kadını aile içinde görünmez kılan kadın düşmanı politikaların bir uzantısı olduğunu ifade etti. Kaya, “En üst mahkeme kadınlar kendi soy isimlerini kullanabilir diyor. Ancak bu yargı paketiyle kadınların yalnızca kendi soyadlarını kullanmalarını reddeden, kadına erkeğin soy ismini taşıma zorunluluğunu getiren bir madde var. Anayasa Mahkemesi’nden çıkan olumlu karar kadınların mücadelesiyle kazanılmıştı. Bu madde hem kadınların emeğini, çabasını hem de kadınların kazanımlarını geriye götüren bir uygulama” diye konuştu.

    İktidarın kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarının tamamının aile odaklı olduğuna değinen Kaya, “Kadının adı yok aslında. Kadın geçen her yere aileyi koyuyorlar, kadını sadece aile içerisinde tanımlayan, kadının bütün kişilik haklarını aileye bağlayan bir yaklaşım içerisindeler” dedi.

    “KADINI KÖLELEŞTİREN BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    Hemen her gün kadınlar öldürülürken, iktidarın önleyici hiçbir tedbir almadığını vurgulayan Adalet Kaya, şunları kaydetti:

    “İktidar, sadece aileyi önceleyecek bir politika geliştiriyor. Burada asıl mesele aile de değil. Kadının kimliğini, bütün değerlerini ortadan kaldırmaya ve kadını aile içerisine mahkum eden erkeğe bağımlı köleleştiren bir toplum yaratmak istiyorlar; çünkü kadınlardan çok korkuyorlar. Bunları Meclis’te veya başka bir yerde konuştuğumuz zaman Aile Bakanı, AKP milletvekilleri çıkıp şu kadar ceza verdik şu yasaları çıkardık diyorlar. Suç ve cezaya indirgenen bir sistemle bunun çözülmeyeceğini bunun tamamen patriyarkayla, kapitalist sistemle, Türkçü Sünni ideoloji ile ilgili olduğunu biliyoruz. Tüm bunlarla hep birlikte mücadele etmek ve ortak bir karşı duruş sergilemek gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ HATAY

  • Meclis’e sunulan 9’uncu Yargı Paketi görüşmeleri bugün başlıyor

    Meclis’e sunulan 9’uncu Yargı Paketi görüşmeleri bugün başlıyor

    PİRHA- AKP-MHP tarafından Meclis’e sunulan 9’uncu Yargı Paketi, bugün Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak.

    Demokratik kitle örgütleri başta olmak üzere birçok kesimin tepkisine neden olan “9’uncu Yargı Paketi”, tüm itirazlara rağmen AKP-MHP tarafından 3 Temmuz’da Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Tepkiler üzerine “etki ajanlığı” ve “casusluk” ile ilgili maddelere pakette yer verilmedi.

    36 maddeden oluşan teklif, bugün Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak. Teklifin 10’uncu maddesi, Adalet Bakanlığı bünyesinde yer alacak olan Adalet Müfettişliği ile ilgili. Müfettişlerin yapacakları çalışmaları belirleyecek olan maddenin genel kurulda kabul edilmesi halinde, yargı hizmeti veren personel üzerindeki baskının artacağı öngörülüyor. Denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma başlıklarında geniş yetkiler ile donatılacak olan bu müfettişlerin görev alanında ise, Adli Tıp Kurumu (ATK), cezaevleri ve İcra Daire başkanlıkları gibi birimler yer alacak.

    YÜRÜTMEDEN YARGIYA BASKI OLABİLİR

    İdari personel statüsünde olacak olan müfettişler için düzenlenen 11’nci madde ise savcıların kullandığı yetkiler ile aynı yetkileri kullanmasına yol açacak düzenleme yer alıyor. Buna göre bu müfettişler, UYAP sistemine girebilecek ve yeminli dinleme, delil toplama ve kurumlardan bilgi alma gibi pek çok konuda çalışmalar yapabilecek. Bu durumun, yürütme erkine bağlı olacak olan bu müfettişlerin yargısal yetki kullanmalarına neden olacağı ve beraberinde yargısal baskıyı getireceği yorumları yapılıyor.

    AYM KARAR VERMİŞTİ

    Teklifte yer alan 13’üncü madde, trafikten men edilen ya da otoparklarda tutulan araçların satış usullerini düzenliyor. Maddenin kabul edilmesi halinde, bu araçların satış usulleri değiştirilecek ve satışları daha kolay hale getirilecek. Kamuoyunda ve özellikle kadınlar tarafından ciddi tepki toplayan 15’inci madde ise kadınların kendi soyadlarını kullanması ile ilgili oldu. Anayasa Mahkemesi (AYM), kadının evlendikten sonra da evlenmeden önceki soyadını kullanabileceği, kullanamaması halinde ise bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olacağı yönünde karar verip, düzenleme yapılmasını istemişti.

    KADINLARIN SOYADI “TEMELİ SARSIYOR” İDDİASI

    Ancak teklifte, AYM kararına uygun düzenleme yer almadı. Teklifte, bu halin aile yapısının zarar göreceği ileri sürüldü. Anayasa’nın 41’inci maddesine dikkat çekilen teklifte, ailenin bu maddede “Türk toplumunun temeli” şeklinde yer aldığını, kadının kendi soyadını kullanması halinde bu temelin sarsılabileceği iddia edildi. Yine evlenen kadının hem kendi soyadını hem de evlendiği kişinin soyadını aynı anda alabileceği savunuldu.

    Teklifte dikkat çeken bir diğer madde ise 16’ncı madde oldu. Bu maddenin yasalaşması halinde, baba ile çocuk arasındaki soy bağının reddi davasını açma hakkı anneye de verilecek. AYM’nin daha önce verdiği aynı yönlü karara düzenleme ile uyulmuş oldu. 21’inci maddede, “hakaret” suçuna dair. Buna göre bu suça dair şikayetler 2 yıl ile sınırlanacak ve üstündeki süreler dikkate alınmayacak.

    ŞİRKETLERE KAYYIM ATAMASI

    Bir diğer dikkat çekici madde olan 35’ncı madde de “Terörizm finansmanın önlemesi” kanuna dair değişikler içeriyor. Bu maddeye göre şirketlere dair bu yönlü bir şüphenin yer alması halinde 5 yıl içinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilecek.

    Düzenlemede yer alan Geçici Maddenin 3’üncü Fıkrası ise belirli bir süre zarfında adli hizmet ve ceza infaz kurumlarının ormanlar üzerinde kurulmasına izin veriyor. AYM, buna benzer bir düzenlemeyi daha önce iptal etmişti ancak bu yeni düzenleme ile bunun önü yeniden açılmış olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, ülkede bir günde 7 kadının erkekler tarafından katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve cezasızlığın rolü olduğunu söyledi. Göksoy, 9. Yargı Paketi’nin bu politikalardan biri olduğuna dikkat çekerek, “9. Yargı Paketi kadın kazanımlarını geriye düşürecek ve kadına yönelik şiddeti artıracak bir düzenleme” dedi.

    Türkiye’nin 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çıkmasının ardından kadın cinayetlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Kadın aktivistler, hukukçular ve bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa cezasızlık politikalarını sebep olarak gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bir günde 7 kadın, son 5 günde ise 16 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Bu cinayetlere karşı ülkenin dört bir yanında kadınlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri önünde çeşitli protestolar yaparak, kadın cinayetlerinde iktidarın sorumluluğu olduğuna dikkatleri çektiler.

    Mersin’de de son 6 ayda 7 kadının öldürülmesi üzerine kadınlar sokağa çıktı.

    Eylemde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı. Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde Mersin’de katledilen Seher Aktekin’di. Seher, defalarca şiddet gördüğü ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından katledildi. Bekir Aktekin’in, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye olduğu gün eşini öldürmesi bir kez daha caydırıcı cezaların olmamasının ne kadar yakıcı sonuçlara sebep olduğunu göstermiş oldu.

    Seher Aktekin ve diğer kadınlar için sokağa çıkıp adalet talebinde bulunan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy ile kadın cinayetlerinin sebeplerini, 9. Yargı Paketi’nin kadınlar açısından hangi riskleri taşıdığını ve iktidarın kadınların yararına nasıl politikalar yürütmesi gerektiğini konuştuk.

    “KADIN CİNAYETLERİ CİNS KIRIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Bir gün arayla Mersin ve Adana’da 3 kadının evli oldukları erkekler tarafından katledildiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi konuşulduğunda bu süreçlerin yaşanacağını ön gördüklerini söyledi. Kadın cinayetlerinin bir cins kırımına dönüştüğünü belirten Göksoy, “Son bir yıl içerisinde kadın cinayetlerinin, şiddetin çok fazla arttığını görüyoruz. Yargı sisteminin doğrudan işletilmediğini, hukuk sisteminin erkek aklıyla yönetildiğini ve AKP-MHP blokunun oluşturduğu sistemle işletilmenin sonucu olarak bir cins kırımla karşı karşıyayız” dedi.

    “9. YARGI PAKETİ TEHLİKE ARZ EDİYOR”

    Ceza İnfaz sisteminde birtakım düzenlemeleri içeren 9. Yargı Paketi, tartışmalı birçok maddeyi içeriyor. Kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaları hakkının geri alınmasından kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunda birtakım değişikliklere gidilmesi kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. 9. Yargı Paketi’ni kadın kazanımlarına yapılmış yeni bir saldırı olarak nitelendiren Çiğdem Göksoy, riskleri şöyle anlattı:

    “Bizler için önem teşkil eden bir yasa, çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra 6284 en çok dayanağımız olan madde. Ancak bu yeni yargı paketi kabul edilirse uzaklaştırma kararıyla zorlama 20 günlük hapsin kaldırılma riski var. Evli kadınların kendi soyadlarını kullanmalarını geriye çekmek var, bu geri çekildiğinde ‘ailenin reisi’ kavramı ortaya çıkıyor. Etkin ajanlık kavramı da bizim gibi kadın mücadelesi veren STK’lar için tehlike arz eden bir madde. Bu maddeler kadınları, basını hedefe oturtan, kazanılmış haklarımızı elimizden alarak erkek ailesi oluşturulmaya çalışılıyor. Çalışma alanlarımızı daraltan bir madde ile karşı karşıyayız. Uzaklaştırma kararı aldıramayacağız eskisi gibi. Bu da kadınlara yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini arttıracak hamleler. Aynı zamanda çocuk taciz ve tecavüzlerinin de önünü açıyor çünkü erken yaşta evliliklerin önünü açan bir madde de var.”

    İKTİDARA ÇAĞRI: YASALAR ETKİN UYGULANSIN

    Göksoy, kadınların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmanın sonucu olarak artan kadına yönelik şiddet konusunun artık etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bunun için de iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları terk etmesi gerektiğini vurgulayan Göksoy, “İktidar, mevcut yasalara dokunmadan, kadınları aileye hapsetmek yerine onları güçlendirecek politikalar üretmeli. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli, 6284 etkin uygulanmalı. Yerel yönetimlerde kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınaklarının daha güçlü hale getirilmeli. Devletin artık kadınlar üzerinde yapmış olduğu olumsuz politikalara son vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, son olarak yetkilileri kadını, erkeği, LGBTİ+’ları kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde onurlu bir yaşamı sürdürebilecekleri politikalar ortaya koymaya çağırdı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    PİRHA- CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir “etki ajanlığı” düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nde yer almayacağını söyledi.

    9’uncu Yargı Paketi’nin tamamının geri çekilmesine dönük kadınlardan ve toplumdan yana çağrılar sürerken “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekildiği açıklandı.

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “etki ajanlığı” düzenlemesinin paketten çıkarıldığını açıkladı. Meclis’te bir grup gazeteci ile bir araya elen Murat, “9’uncu Yargı Paketi medyada yer buldu. Dezenformasyon Yasası’ndaki gibi dilediklerini yargılamak gibi kaygımız vardı. Geldiğimiz noktada 9’uncu Yargı Paketi’nde bunun yer almayacağı bize söylendi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Baklacı: Tehlikeli süreç yaşıyoruz, iktidar yeni bir rejimi inşa etmeye çalışıyor -VİDEO

    Baklacı: Tehlikeli süreç yaşıyoruz, iktidar yeni bir rejimi inşa etmeye çalışıyor -VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma Türkiye Sözcüsü Cemile Baklacı, 9. Yargı Paketi taslağına ilişkin konuştu. Baklacı, “7. ve 8. yargı paketinde olduğu gibi kadınların mücadelesiyle geri adım attırılmış fakat her fırsatta önümüze getirilen yargı paketlerini görüyoruz. Bunu uzun zamandır söylüyoruz, iktidar yeni bir rejimi inşa etmeye çalışıyor” dedi. 

     

    Hükümetin hazırladığı 9. Yargı Paketi taslağına dair tepkiler devam ediyor. Taslak 38 maddeden oluşuyor ve 13. maddede 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinde yer alan “kadının soyadı”“hak düşürücü süreler” başlıklarında düzenleme öngörülüyor.

    Söz konusu taslağa göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesinde yer alan, “kadının soyadı” düzenlemesinde yapılacak değişiklik ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen kadınlar evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanamayacak.

    Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesine göre bir kadın evlendiğinde kocasının soyadını alıyor. Bu hükme göre kadın, evlenirken kocasının soyadını almak zorundaydı fakat dilerse kendi soyadını da eşinin soyadı önünde kullanma hakkına sahip.

    Mor Dayanışma Türkiye Sözcüsü Cemile Baklacı, 9. yargı paketiyle kadınların kazanılmış haklarına yönelik olası saldırılara karşı paketteki önemli değişiklikleri PİRHA’ya anlattı.

    “TEHLİKELİ SÜREÇLER YAŞIYORUZ”

    Cemile Baklacı, kadınlarını ısrarlı şiddeten korumaya yönelik zorlama hapis kararının tartışmaya açılmaya çalışıldığını belirterek “Burada önemli olan ve bakanlığın uzun zamandır uygulamadığı, erkek adalet saraylarının da uygulamaktan epeyce kaçındıkları bir madde var. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra bu maddenin kullanılmadığını biliyoruz. Bizim şiddeti tarif ederken ısrarlı takip dediğimiz durumda caydırıcı tedbir olarak önemli bulduğumuz bir madde. Koruma ve uzaklaştırma kararının fail tarafından ihlal edilmesi durumunda zorlama hapis kararı alınabiliyor. Bunu özellikle failin şiddetten vazgeçmemesine yönelik önemli bir yaptırım. 9. yargı paketinde buna göz dikmiş durumdalar. Buna itiraz hakkını açmaya çalışıyorlar. Bu kanuna aykırı. Siz tam da kadına karşı şiddette caydırıcı olabilecek bir maddeyi işlevsiz hale getiriyorsunuz. Bence çok tehlikeli süreçler yaşıyoruz. Yerel seçimlerden sonra art arda ortaya çıkan yargı paketleri ve müfredatla ilgili değişimler var” dedi.

    “KADINLAR ÖZGÜRLÜK İSTİYOR”

    Baklacı, kadınların saldıralara karşı durduğunu ifade ederek devamında şunları dile getirdi:

    “Etki ajanlığı denilen, bu paketin içinde olan ve çokça tartışılması gereken bir madde var. Her defasında kadınlara yönelik ciddi bir saldırı görüyoruz. İktidarın yerel seçimlerde meşruiyetini yitirdiğini görmek gerekiyor. Seçimlerde iktidarın yenilgisinde kadın iradesinin önemli bir güç olduğunu düşünüyorum. 7. ve 8. yargı paketinde olduğu gibi kadınların mücadelesiyle geri adım atılmış fakat her fırsatta önümüze getirilen yargı paketlerini görüyoruz. Bunu uzun zamandır söylüyoruz.

    “İKTİDAR YENİ BİR REJİM İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    İktidar yeni bir rejimi inşa etmeye çalışıyor. Gezi döneminden sonra yapmaya çalıştıkları bir muhafazakar, siyasal islamcı, Erdoğanist bir rejim inşa etmeye çalışıyorlar. Toplum şekillendirilmeye çalışılıyor. Hali hazırda var olan patriyarkanın, erkek egemenliğin kodlarını radikal şekilde savunuculuğunu yapan iktidar en güçlü şekilde karşımıza çıkarıyor. Bununla ilgili ciddi adımlar atıyorlar. Ancak bununla ilgili attıkları her adımda karşılarında ‘Sizin istediğiniz makbul kadın olmayacağız’ diyen kadınlarla karşılaşıyorlar. Şiddet ve istismarın dışında bir aile kalmadı. Kadın emeğinin üzerine bindirilen aile biçimlerini kabul etmiyoruz. Kadınlar kendilerine biçilen bu kölelik düzenini istemiyor. Kadınlar özgürlük istiyor, yaşamak istiyor. Feminist mücadelenin kazanımlarıyla da birlikte kadınlar bu farkındalığı arttırmış durumdalar.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL 

  • Ataselim: 6284 sayılı Kanun’un düzenlenmesine asla müsade etmeyeceğiz- VİDEO

    Ataselim: 6284 sayılı Kanun’un düzenlenmesine asla müsade etmeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, 9. Yargı Paketi taslağına dair konuştu. Ataselim, “6284’e biz asla dokundurtmayacağız. Zorlama hapis kararlarına itiraz hakkının açılıyor olması 6284’e düzenlemeye yönelik kapının aralanmasıdır. O kapının açılmasına asla müsaade etmeyeceğiz” dedi. 

    Hükümetin hazırladığı 9. Yargı Paketi taslağına dair tartışmalar devam ediyor. Taslak 38 maddeden oluşuyor ve 13. maddede 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinde yer alan “kadının soyadı”“hak düşürücü süreler” başlıklarında düzenleme öngörülüyor.

    Söz konusu taslağa göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesinde yer alan, “kadının soyadı” düzenlemesinde yapılacak değişiklik ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen kadınlar evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanamayacak.

    Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesine göre bir kadın evlendiğinde kocasının soyadını alıyor. Bu hükme göre kadın, evlenirken kocasının soyadını almak zorundaydı fakat dilerse kendi soyadını da eşinin soyadı önünde kullanma hakkına sahip.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, 9. yargı paketiyle kadınların kazanılmış haklarına yönelik olası saldırılara karşı paketteki önemli değişiklikleri PİRHA’ya anlattı.

    Fidan Ataselim, kadınları korumak anlamına gelen 6284 sayılı Kanun’un düzenlemeye çalışıldığını belirterek “Basit bir kelime değişikliği gibi göstermeye çalışacaklar. Çok dikkatli olmamız gerekiyor, çünkü kanunun en önemli meselesini düzenleyecekler. Söz konusu olan taslaktan gördüğümüz üzere tedbir kararları yerine kararlara itiraz şeklinde bir düzenleme yapacaklar. Zorlama hapis kararlarına itirazın söz konusu olmaması lazım. Yasada böyle bir şey yazmaz. Hatta yasa der ki fiili bir suç oluşursa dahi zorlama hapis kararı verilecektir” dedi.

    “POTANSİYEL KATİLLER DURUŞMA BEKLEMEZ”

    Ataselim, zorlama hapis kararı verilmediği için öldürülen kadınların olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Şiddet faili defaten 6284’teki kararları ihlal ederse hâkimin bu kişiyi gözaltına alması gerekiyor. Üç gün ile on gün arasında değişen sürelerle zorlama hapis kararı vermesi gerekiyor fakat görüyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekildikten sonra zaten uzaklaştırma kararlarının kısa süreli verildiği, yenilenmediği, hatta kadınlar karakola gittiği zaman delil sorulduğu durumlarla karşılaşırken hakim zorlama hapis kararı vermediği için Hülya Şellavcı göz göre göre öldürüldü. Çok net söylemeliyim ki potansiyel katiller duruşma beklemez. İtiraz süreçlerini beklemez. Bu sebepten ötürü zorlama hapis kararlarının uygulanması kadınlar için hayatidir.”

    “HÜKÜMET AYM KARARINI HİÇE SAYIYOR”

    KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, taslaktaki diğer önemi maddeler ilişkin şunları söyledi:

    “Kadınların soyadına ilişkin yasayı Anayasa Mahkemesi (AYM) iptal etmiş olmasına rağmen bu hükümet torba kanunlarla AYM kararını hiçe sayıyor. Kadınların soyadlarını kendi başlarına kullanacakları AYM kararının bertaraf edildiğini görüyoruz.

    “MÜCADELEDE ETKİLİYİZ AMA AJAN DEĞİLİZ”

    Bir diğer mesele ‘Etkin Ajanlığı’ maddesi. Biz mücadelede çok etkiliyiz ama ajan değiliz. Bu şekli ile siyasi iktidar herkesi ajan olarak olarak suçlayabilecek. Ben bunu da bertaraf edebileceğimizi düşünüyorum çünkü dezenformasyon yasası gündeme geldiği zaman belli tedirginliklerimiz söz konusu olmuştu ama bunu hayata geçirmek o kadar kolay olmadı. Bu yüzden etki ajanları meselesinin de taslaktan derhal çıkması gerekiyor.

    “6284’E DOKUNDURTMAYACAĞIZ”

    Mükerrer suç işleyenlere bir tür af anlamına gelen bir düzenleme görüyoruz fakat kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde şiddet faili erkeklerin defalarca aynı kadına yönelik şiddeti işlediklerini, sabıkasının kabardığını görüyoruz. Cezasızlığın bir başka yönü olma anlamına gelen bir düzemlemeyi görüyoruz. Bir kez daha altını çizmek isterim 6284’e biz asla dokundurmayacağız. Çünkü biliyoruz ‘6284’ü kaldıracağız’ demeyecekler, düzenleyeceğiz diyecekler. Zorlama hapis kararlarına itiraz hakkının açılıyor olması 6284’e düzenlemeye yönelik kapının aralanmasıdır. O kapının açılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.”

    Dilan ŞİMŞEK /İSTANBUL

  • Milletvekili Perihan Koca, 9. Yargı Paketi’ni Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Perihan Koca, 9. Yargı Paketi’ni Meclis’e taşıdı

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, 9. Yargı Paketi’nde yapılacak düzenlemeyle birlikte kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını tek başına kullanamamaları hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na soru önergesi verdi.

    9. Yargı Paketi taslağına göre ‘Kadının Soyadı’ düzenlemesinde yapılacak değişiklik ile Anayasa Mahkemesi kararına rağmen kadınlar evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanamayacak.

    Söz konusu düzenlemeye ilişkin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET TEDBİRLERİ İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR”

    Perihan Koca, kadınlara yönelik şiddette uygulanacak tedbirlerin söz konusu yasa değişikliği teklifiyle işlevsizleştirilmek istendiğine vurgu yaparak, tedbir kararlarının gereklerine aykırılık durumunda zorlama hapis cezasına itiraz yolunun açılmak istendiğini belirtti.

    Soru önergesinde, “Söz konusu değişiklik teklifinin gerekçesi olarak da Danıştay kararına atıf yapıldığı, Danıştay kararında tedbir kararlarının uygulanması ile ilgili kimi tereddütlerin olduğu ifade edildiği görülmektedir. Oysa aynı Danıştay kararında zorlama hapsine karşı itiraz yolunun kapalı olduğuna hükmedildiği gerçeği görmezden gelinmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    Perihan Koca, Mahinur Özdemir Göktaş’a şu soruları yöneltti:

    “Günde ortalama 3 kadının cinayetle katledildiği ülkemizde şiddet faillerine yönelik getirilmek istenen tedbir kararlarına aykırılık halinde getirilen zorlama hapis cezasına itiraz yolunun açılmasıyla hedeflenen tam olarak nedir? Böyle bir yasa değişikliğinin kadınlara yönelik şiddeti teşvik edeceği açık değil midir?

    2. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da yapılmak istenen değişikliğin her ne kadar tam olarak uygulanmasa da halihazırda kadınları koruyan tek yasal düzenlemenin ortadan kaldırılması anlamına geleceği açık değil midir? Bu kanunun tamamen işlevsizleştirilmesinin kadınlara yönelik şiddeti arttıracağı açık değil midir?”

    PİRHA/ ANKARA