Etiket: aabf

  • Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği’nin Köln’de düzenlediği Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü anmasında, katliamda yaşamını yitirenler anıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda cezasızlık politikaları eleştirilirken, adalet, yüzleşme ve Madımak’ın unutturulmaması çağrısı öne çıktı.

     

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği tarafından Köln’de anma etkinliği düzenlendi.

    Köln Katedrali (Dom) önündeki Roncalliplatz’ta gerçekleştirilen anmaya Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü, insan hakları kuruluşu ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

    Anma etkinliği katledilen canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından Necla Arslan Ana’nın okuduğu gulbang ile devam etti.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başkanı Deniz Kutlu Madımak’ın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığını, insanlığın vicdanında  hala açık duran bir yara olduğunu söyledi.

    “MADIMAK BİR TESADÜF DEĞİL, İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR KATLİAMDIR”

    Madımak Katliamı’nı Kerbela’dan bugüne uzanan tarihsel bir çizginin parçası olarak değerlendiren Kutlu, yaşananların bir tesadüf ya da kader değil, örgütlü biçimde gerçekleştirilmiş bir katliam olduğunu ifade etti. Katliamda yalnızca insanların değil, düşüncenin, sanatın, şiirin, aydınların, ozanların ve insanlık değerlerinin hedef alındığını belirtti.

    “UNUTMAK İHANETTİR, SUSMAK ORTAKLIKTIR”

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kutlu, Madımak’ın unutturulmasına yönelik her girişime karşı duracaklarını söyledi. “Unutmak ihanettir, susmak ortaklıktır, hatırlamak ise direniştir” diyen Kutlu, Madımak’ta yaşamını yitiren 33 canı anmanın tarihsel ve insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

    “MADIMAK BİR OLAY DEĞİL, ALEVİLERİN ORTAK YARASIDIR”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri Ufuk Çakır ise, anmanın yalnızca yas tutmak için değil, adalet talebini dile getirmek için gerçekleştirildiğini söyledi.

    Katliamın unutulmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Çakır, Madımak’ın ne münferit bir olay ne de bir tesadüf olduğunu belirterek, bunun Alevilere yönelik uzun yıllara yayılan saldırılar zincirinin bir parçası olduğunu ifade etti.

    Madımak Katliamı’nın sıradan bir olay gibi gösterilmesine karşı çıktıklarını dile getiren Çakır, katliamın faillerinin korunmasına ve cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.

    “ALMANYA FAİLLER İÇİN SIĞINAK OLMAMALI”

    Konuşmasında Almanya’da yaşadığı belirtilen Madımak hükümlülerine de değinen Çakır, bu konunun artık Alman kamuoyunun ve siyasetinin gündeminde olduğunu ifade etti. Çakır, “Almanya suçun işlendiği yer değildi ancak bazı failler için bir geri çekilme alanına dönüştü. Bir pogroma katılanlar oturma izinleriyle korunmamalı, insanlığa karşı suçlara karışanlar devlet sınırlarının arkasına saklanmamalıdır. Haklarında kesinleşmiş hüküm bulunanlar hesap vermelidir.” diye konuştu.

    “MADIMAK’TA YALNIZCA İNSANLAR DEĞİL, ORTAK DEĞERLER HEDEF ALINDI”

    Anmada MARDEF Kadın Meclisi’nin açıklaması Melek Karaboyun tarafından okundu.

    MARDEF Kadın Meclisi açıklamasında, Madımak’ta yalnızca insanların değil, sevginin, kardeşliğin, sanatın, bilimin, düşünce özgürlüğünün, demokrasinin ve birlikte yaşama umudunun hedef alındığı vurgulandı. Katliamın yalnızca Alevi toplumunun değil, insan haklarına, eşitliğe ve özgürlüğe inanan herkesin ortak yarası olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen adalet arayışının devam ettiği belirtilerek, toplumsal barışın ancak geçmişle samimi bir yüzleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına bağlılık ve nefret söylemine karşı ortak mücadeleyle sağlanabileceği kaydedildi.

    “BİR DAHA HİÇ KİMSE İNANCI YA DA KİMLİĞİ NEDENİYLE HEDEF ALINMASIN”

    Kadınların barışı, dayanışmayı ve eşitliği büyüten bir rol üstlendiğine dikkat çekilen açıklamada, kin, nefret ve ayrımcılığın hiçbir topluma huzur getirmediği ifade edildi. “Bir daha hiçbir insan inancı, kimliği, düşüncesi ya da sanatı nedeniyle hedef gösterilmesin. Bir daha hiçbir anne evladını nefretin ateşine kurban vermesin.” denilen açıklamada, hak, hukuk, adalet, laiklik, demokrasi, eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü ve insan hakları mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.

    Anma etkinliğinde Alman politikacılar da söz aldı. Alman Federal Meclisi Üyesi Max Lucks, eski Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Arif Ünal, Bölge Meclisi Grup Başkanı ve Sol Parti (Die Linke) Parti Meclisi Üyesi Murat Yılmaz da birer konuşma yaparak katliamı kınadı.

    Anma etkinliğinde Onur Kocaman ve Ahmet Cankaya katledilen sanatçıların eserlerini seslendirdi.

    Anmada ayrıca yaşamını yitiren 33 canın isimleri okunarak, fotoğraflarının üzerine karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/KÖLN

  • Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    PİRHA- Almanya Federal Meclisi’nde düzenlenen Sivas Katliamı anmasında, faillerin Almanya’da yıllarca serbest yaşamış olmasına dikkat çekildi. Etkinlikte Almanya’nın hukuki ve siyasi sorumluluğu vurgulanırken, parlamentoda araştırma sürecinin takip edileceği mesajı verildi.

    Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Federal Milletvekilleri Sanae Abdi ve Hakan Demir’in ev sahipliğinde, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) tarafından ortak organize edilen etkinlikte, katliamın cezasız bırakılması ve Almanya’nın sorumluluğu gündeme taşındı.

    “MADIMAK ALMANYA’NIN DA BİR MESELESİDİR”

    Etkinlikte konuşan AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır, Madımak Katliamı’nın yalnızca Türkiye’nin değil Almanya’nın da meselesi olduğunu belirtti. Çakır, katliam faillerinden bazılarının Almanya’ya kaçabildiğini, burada serbestçe yaşayabildiğini ve hatta vatandaşlık alabildiğini hatırlatarak Almanya’nın hukuki ve siyasi sorumluluğunu yerine getirmediğini vurguladı.

    Madımak’ta kardeşini kaybeden Serdar Doğan yaşadıklarını katılımcılarla paylaşırken, Avukat Şenal Sarıhan ise davadaki hukuki süreç, yargılamalarda yaşanan sorunlar ve cezasızlık politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmaların, etkinliğe katılan milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri açısından önemli olduğu belirtildi.

    “PARLAMENTER ARAŞTIRMA SÜRECİNİ ELE ALACAKLARINI TEYİT ETTİLER”

    Etkinliğe katılan Federal Milletvekilleri Sanae Abdi, Hakan Demir, Macit Karaahmetoğlu, Derya Türk-Nachbaur ve Serdar Yüksel, Almanya’nın sorumluluğu ve bugüne kadar yaşanan ihmaller konusunda parlamenter araştırma sürecini ele alacaklarını ve bu sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

    Anma etkinliği, Madımak Katliamı’nın hafızasını yaşatma ve adalet mücadelesini sürdürme çağrısıyla sona erdi. AABF, katliamın unutulmaması ve cezasızlığın son bulması için mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Köln’de Sivas’ta katledilen 33 can anılacak

    Köln’de Sivas’ta katledilen 33 can anılacak

    PİRHA- Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te katledilen 33 can katliamın 33. yılında Köln’de düzenlenecek etkinlikle anılacak.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin radikal dinci bir güruh tarafından kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en karanlık katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adalet arayışı sürüyor. Katliama ilişkin davalarda verilen zaman aşımı kararları ve cezasızlık politikaları ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenecek anma etkinliğiyle anılacak. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Nordrhein-Westfalen Bölge Yönetim Kurulu (AABF-NRW) tarafından organize edilen anma, “Unutmadık, Unutturmayacağız” şiarıyla gerçekleştirilecek.

    2 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 17.00’de Köln Dom Meydanı’nda (Roncalliplatz) gerçekleştirilecek anmada, Madımak’ta yaşamını yitiren aydınlar, sanatçılar ve gençlerin anısı yaşatılacak.

    AABF-NRW Bölge Yönetim Kurulu tarafından yapılan çağrıda, katliamın üzerinden geçen yıllara rağmen acının ve adalet arayışının sürdüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde karanlığa karşı aydınlığı savunurken yitirdiğimiz 33 canımızı, katliamın yıl dönümünde Köln Dom önünde anıyoruz. Adalet, barış ve kardeşlik talebimizi haykırmak, canlarımızın anısını yaşatmak için tüm canları ve dostları sesimize ses katmaya davet ediyoruz.”

    HABER MERKEZİ

  • Bakırhan Köln’de konuştu: Bir olmak tarihsel bir zorunluluktur-VİDEO

    Bakırhan Köln’de konuştu: Bir olmak tarihsel bir zorunluluktur-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Be One Festivali resepsiyonunda yaptığı konuşmada, Türkiye’de demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemininde buluşmasının tarihsel bir zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya ihtiyacımız var” dedi. Müzakere sürecinin mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurgulayan Bakırhan, demokratik çözüm, barış ve eşit yurttaşlık taleplerinden geri adım atılmayacağını söyledi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 30 Mayıs’ta  Köln’de geniş katılımlı bir açık hava festivali düzenlemeye hazırlanıyor. “BE ONE adıyla,  “Yarınlara Umut Ol” sloganıyla Tanzbrunnen’de gerçekleştirilecek etkinlik, binlerce canı ortak bir buluşmada bir araya getirecek.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Be One Festivali kapsamında gerçekleştirilen resepsiyonda konuştu. Festivalin adının taşıdığı anlamın günümüz siyasal koşulları açısından büyük önem taşıdığını belirten Bakırhan, demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemininde buluşmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.

    Bakırhan, dünyayı yöneten kapitalist ve emperyalist sistemlerin muhalefet eden toplumsal kesimleri parçalamaya çalıştığını belirterek, demokrasi güçlerinin birlik oluşturamadığı her durumda baskı politikalarının güç kazandığını ifade etti.

    “BAŞIMIZA NE GELİYORSA ASLINDA BİR OLMAMAKTAN KAYNAKLIDIR”

    Festivalin adındaki “Bir Ol” çağrısına dikkat çeken Bakırhan, yaşanan sorunların temelinde birlikte hareket edememe halinin bulunduğunu söyledi.

    Türkiye’de demokrasi mücadelesi yürüten kesimlerin amaçlarına ulaşmaması için çeşitli mekanizmaların devreye sokulduğunu kaydeden Bakırhan, bu tabloyu aşmanın yolunun ortak mücadele ve ortak söz üretmekten geçtiğini belirtti.

    “MÜZAKERE ETMEK MÜCADELEDEN VAZGEÇMEK DEĞİL”

    Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen sürece değinen Bakırhan, müzakerenin mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı.

    Müzakerenin Kürt halkının anadil hakkından, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinden, kadınların özgürlük ve demokrasi mücadelelerinden vazgeçilmesi anlamına gelmediğini ifade eden Bakırhan, değişenin yalnızca mücadelenin yöntemi olduğunu söyledi.

    DEM Parti’nin yürüyen müzakere süreci nedeniyle hiçbir zaman sessiz kalmadığını belirten Bakırhan, CHP’ye yönelik operasyonlardan gazetecilerin tutuklanmasına, gençlere dönük baskılardan kayyım uygulamalarına kadar her konuda dayanışma içinde olduklarını kaydetti.

    “HİÇBİR DÖNEM OLMADIĞI KADAR BİR OLMAYA İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’de toplumun demokrasi istediğini ve kayyım politikalarına karşı çıktığını belirten Bakırhan, mevcut koşulların demokrasi güçleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

    Bu dönemde iç tartışmaların geri plana bırakılması gerektiğini ifade eden Bakırhan, farklı toplumsal kesimlerin omuz omuza mücadele etmeyi sürdürmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

    Birlik sağlanamadığında kayyım politikalarının, yargı müdahalelerinin ve antidemokratik uygulamaların önünün açıldığını söyleyen Bakırhan, kent uzlaşısı deneyiminin ise ortak mücadelenin başarı sağlayabileceğini gösterdiğini dile getirdi.

    “40 YILLIK MÜCADELE MASADA OYUNA GELMEZ”

    Yürütülen müzakere süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Kürt özgürlük mücadelesinin onlarca yıllık birikime sahip olduğunu ve temel hedeflerinden vazgeçmeyeceğini söyledi.

    Bugüne kadar Kürt tarafının çeşitli adımlar attığını belirten Bakırhan, bundan sonraki aşamada iktidarın sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. CHP’ye yönelik operasyonlar ve Ortadoğu’daki gelişmelerin bazı adımları geciktirdiğini söyleyen Bakırhan, geciken her adımın demokratik çözüm sürecini olumsuz etkilediğini kaydetti.

    “TEMMUZ AYINA KADAR BİR YASA BEKLİYORUZ”

    İmralı görüşmelerine de değinen Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın son görüşmede temmuz ayına kadar yasal düzenleme beklentisini dile getirdiğini aktardı.

    Bakırhan, yapılacak düzenlemelerle silahlı yapıların sona erdirilmesinin ardından insanların siyasal ve toplumsal yaşama katılabileceğini, sürgündeki siyasetçilerin dönebileceğini ve siyasi tutukluların özgürleşebileceğini söyledi.

    Ayrıca milyonlarca insan hakkında açılan soruşturma ve davaların da gündeme geleceğini belirten Bakırhan, demokratik zeminin genişlemesinin demokrasi güçlerini zayıflatmayacağını, tam tersine güçlendireceğini ifade etti.

    “DEMOKRATİK ZEMİN AÇILDIKÇA BİZ BÜYÜYECEĞİZ”

    Sürecin hiçbir toplumsal kesimin aleyhine olmadığını dile getiren Bakırhan, demokratik alan genişledikçe sosyalistlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin ve emekçilerin daha güçlü örgütlenme imkanlarına kavuşacağını söyledi.

    Müzakere sürecinin dönem dönem aksadığını ancak tamamen sona ermediğini ifade eden Bakırhan, ilk aşamanın sonuna gelindiğini ve artık iktidarın gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerektiğini belirtti.

    “SANDIK İRADESİNİN YOK SAYILMASINI KABUL ETMİYORUZ”

    Konuşmasının önemli bölümünü CHP’ye yönelik baskılara ayıran Bakırhan, halk iradesinin yargı operasyonları ve farklı yöntemlerle etkisizleştirilmesine karşı olduklarını söyledi.

    Kendisine güvenen siyasal aktörlerin sandıkta yarışması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, halktan destek alamayan iktidarın farklı yöntemlere başvurduğunu ifade etti.

    DEM Parti’nin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı görüşmeye de değinen Bakırhan, yaşananların muhalefeti bölme ve etkisizleştirme amacı taşıdığını belirtti.

    “CUMHURİYET HALK PARTİSİ BÖLÜNMEDEN BU SÜREÇTEN ÇIKMALI”

    Muhalefetin temel görevinin CHP’nin birlik ve bütünlük içinde bu süreci aşmasını savunmak olduğunu söyleyen Bakırhan, sosyalistlerin, Kürtlerin ve Alevilerin de bu tutumu desteklemesi gerektiğini ifade etti.

    Kürt hareketinin yıllar boyunca çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldığını ancak bölünmediğini belirten Bakırhan, bugün yürüyen müzakere sürecinin de bu direncin sonucu olduğunu kaydetti.

    “BU SİSTEMİ ALT ETMENİN YOLU OMUZ OMUZA MÜCADELEDEN GEÇER”

    Dünya ve Türkiye’deki mücadele deneyimlerinden ders çıkarılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, kent uzlaşısı deneyiminin farklı toplumsal kesimlerin bir araya geldiğinde nasıl sonuç alabileceğini gösterdiğini ifade etti.

    Kimin daha haklı olduğuna ilişkin tartışmalar yerine ortak mücadeleyi büyütmenin önemine işaret eden Bakırhan, mevcut sistemin bölme politikalarının boşa çıkarılması gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİ HAKLIDIR”

    Avrupa’daki Alevi kurumlarının uzun yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi yürüttüğünü belirten Bakırhan, bu kurumların önemli kazanımlar elde ettiğini söyledi.

    Türkiye’nin Avrupa’daki Alevi kazanımlarını tehdit olarak görmemesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, eşit yurttaşlığın Aleviler, kadınlar, Kürtler, gençler ve tüm ezilen kesimler için temel bir hak olduğunu ifade etti.

    Alevi kurumlarına teşekkür eden Bakırhan, Avrupa’daki demokratik kazanımların Türkiye’de de elde edilebileceğini kaydetti.

    PİRHA/KÖLN

     

  • AABF’den “BE ONE” festivali öncesi güçlü birlik ve dayanışma mesajı-VİDEO

    AABF’den “BE ONE” festivali öncesi güçlü birlik ve dayanışma mesajı-VİDEO

    PİRHA-Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Köln’de düzenleyeceği “BE ONE- Yarınlara Umut Ol” festivali öncesinde gerçekleştirilen resepsiyonda konuşan siyasetçiler ve kurum temsilcileri, demokrasi, eşit yurttaşlık, dayanışma ve ortak yaşam vurgusu yaptı. 

     

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 30 Mayıs’ta Köln’de düzenlenecek “BE ONE-Yarınlara Umut Ol” festivali öncesinde merkez binasında geniş katılımlı bir resepsiyon gerçekleştirdi. Resepsiyona DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Alevi Kurum temsilcilerinin yanında   sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “72 MİLLETE AYNI NAZARDAN BAKARAK”

    AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır, festivalin temel amacının birlik ve dayanışmayı büyütmek olduğunu söyledi. Alevilerin yalnızca kendi hakları için değil, göçmen toplumunun hakları, demokrasi, eşitlik ve ırkçılığa karşı mücadele için de sorumluluk taşıdığını ifade eden Çakır, “BE ONE” temasının bu anlayıştan doğduğunu belirtti.

    Festivalin bütün inançları, kültürleri ve halkları kucaklayan bir anlayışla düzenlendiğini vurgulayan Çakır, Alevi öğretisinin temel ilkelerinden biri olan “72 millete aynı nazardan bakma” anlayışını yaşatmaya devam edeceklerini söyledi.

    “HALKIN İRADESİ GASP EDİLEMEZ”

    AABK Eşit Başkanı Filiz Çağlar Selçuk ise konuşmasında demokrasi, hukuk ve eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çekti. Alevilerin tarih boyunca zulmün karşısında, mazlumun yanında yer aldığını belirten Selçuk, bugün de aynı kararlılıkla demokrasi ve özgürlük mücadelesini sürdürdüklerini ifade etti.

    Türkiye’de hukukun siyasallaştığını, yargıya olan güvenin zedelendiğini söyleyen Selçuk, halkın iradesinin yok sayılamayacağını vurgulayarak, “Demokrasi askıya alınamaz, adalet susturulamaz” dedi. Selçuk, tüm demokratik kesimlere birlik çağrısında bulunarak eşit yurttaşlık, laiklik ve hukuk devleti etrafında ortak mücadele çağrısı yaptı.

    “ALEVİLERİN DE GÜLEN BİR YÜZÜ OLDUĞUNU GÖSTERELİM”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise festival fikrinin ortaya çıkış öyküsünü anlattı. Almanya’da doğup büyüyen bir çocuğun, sürekli hüzünlü etkinliklere katıldıktan sonra “Bu Alevilerin gülen yüzü yok mu?” sorusunu sormasının kendilerini düşündürdüğünü belirten Mat, bu sorunun festival kararında etkili olduğunu söyledi.

    Alevilerin ve demokrasi mücadelesi veren tüm kesimlerin yalnızca acılarla değil, yaşamı ve umudu büyüten yönleriyle de görünür olması gerektiğini vurgulayan Mat, “Halaylarımızla, türkülerimizle, gülerek de ayakta durduğumuzu göstermeliyiz” dedi.

    “ASLA BOYUN EĞMEMİŞ TOPLUMUN EVLATLARIYIZ”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu da konuşmasında Türkiye’de yaşanan siyasal gelişmelere değindi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin son dönemde yoğun baskılarla karşı karşıya bırakıldığını belirten Kayışoğlu, buna rağmen demokrasi mücadelesini sürdürdüklerini söyledi.

    Toplumun tarih boyunca zalimlere karşı mazlumların yanında yer aldığını ifade eden Kayışoğlu, demokrasiye ve halk iradesine yönelik müdahalelere karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti.

    “AVRUPA’DA DOĞAN ÇOCUKLAR ALEVİLİĞİ SİZLER SAYESİNDE TANIYOR”

    Damal Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt ise Avrupa’daki Alevi örgütlerinin kültürel aktarım açısından üstlendiği role vurgu yaptı. Federasyonlar, cemevleri ve derneklerin yürüttüğü çalışmalar sayesinde Avrupa’da doğan yeni kuşakların Alevi inancı ve kültürüyle buluşabildiğini belirten Çamlıyurt, bu emeğin büyük önem taşıdığını söyledi.

    “ÇOĞULCU KİMLİKLERİMİZLE BİRLİKTE OLMAK DAHA DA ÖNEMLİ”

    Yeşiller Partisi Milletvekili Berivan Aymaz da dünyada ve bölgede yaşanan krizlere dikkat çekti. Irkçılığın ve milliyetçiliğin yükseldiği bir dönemde “BE ONE” şiarıyla bir araya gelmenin önemli olduğunu belirten Aymaz, demokratik güçlerin ortak mücadeleyi büyütmesi gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de yaşanan gelişmelerin demokrasi açısından ciddi kaygılar yarattığını ifade eden Aymaz, Almanya ve Avrupa siyasetinin de hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi konularında sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

    FESTİVALDE BİNLERCE CAN BULUŞACAK

    “BE ONE – Yarınlara Umut Ol” festivali, 30 Mayıs’ta Köln Tanzbrunnen’de gerçekleştirilecek. AABF’nin çağrısıyla düzenlenen festivalde farklı inançlardan, kültürlerden ve toplumsal kesimlerden binlerce kişinin bir araya gelmesi bekleniyor. Festival, birlik, dayanışma, demokrasi ve ortak yaşam mesajlarıyla Avrupa’daki en büyük Alevi buluşmalarından biri olmaya hazırlanıyor.

    PİRHA/KÖLN

     

  • AABK’dan Hıdırellez Mesajı: Darda kalana Hızır olacak olan yine bizleriz!

    AABK’dan Hıdırellez Mesajı: Darda kalana Hızır olacak olan yine bizleriz!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), doğanın uyanışını ve umudun tazelenmesini simgeleyen Hıdırellez vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Alevi inancında doğanın kutsallığına ve Hızır kültünün taşıdığı derin anlama dikkat çekilen açıklamada, “Darda kalana Hızır olacak olan yine bizleriz” vurgusu yapıldı.

    DOĞA İLE KURULAN KUTSAL BAĞ

    Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada, Hıdırellez’in sadece mevsimsel bir geçiş değil aynı zamanda insanın özünü arındırdığı ve hakikate yöneldiği bir eşik olduğu belirtildi. Alevi öğretisinde doğanın bir parçası olan insanın, evrenle uyum içinde yaşama sorumluluğu şu sözlerle ifade edildi:

    “Toprakla, suyla, ateşle ve havayla kurulan bağ; yaşamın bütünlüğünü ve sürekliliğini hatırlatır. Hıdırellez; insanın doğayla, evrenle ve kendi özüyle kurduğu bağın güçlendiği, paylaşımın ve yenilenmenin anlam kazandığı özel bir zamandır.”

    HIZIR: İYİLİĞİN VE VİCDANIN ÇAĞRISI

    Açıklamada, Hızır’ın Alevi yol ve erkânındaki yeri “darda olanların yardımına yetişen, umudu diri tutan bir hakikat sembolü” olarak tanımlandı. Hızır’ın insanın özündeki iyiliği ve vicdanı harekete geçiren bir çağrı olduğu belirtilirken, toplumsal sorumluluğa dair şu önemli hatırlatma yapıldı:

    “Hızır, yolu kaybedene rehberlik eden, darda kalanı gözetendir. İnsanı doğru yola ve rızalığa yönelten bir bilinçtir.Unutmayalım ki, darda kalana Hızır olacak olan da bizleriz.”

    Hıdırellez’in özünde paylaşmanın ve birliğin yer aldığı vurgulanan açıklamada, lokmaların pay edildiği bu günün barış ve kardeşlik ikrarı olduğu ifade edildi. Alevi inancının temel taşı olan “rızalık ilkesinin, Hıdırellez ile yeniden hayat bulduğu belirtildi.

    Dünyanın dört bir yanındaki Aleviler olarak barışa, eşitliğe ve özgürlüğe olan inancın tazelendiğini belirten Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, mesajını şu temennilerle noktaladı:

    “Bu vesileyle tüm canların Hıdırellez’ini kutluyor; sağlık, huzur ve umut dolu yarınlar diliyoruz. Aşk ile.”

    HABER MERKEZİ

     

  • Ufuk Çakır: Be One, ayrışmaya karşı yan yana gelme çağrısıdır-VİDEO

    Ufuk Çakır: Be One, ayrışmaya karşı yan yana gelme çağrısıdır-VİDEO

    PİRHA- Köln’de düzenlenecek “BE ONE -Yarınlara Umut Ol” festivali, yalnızca bir kültür etkinliği değil, birlik, eşitlik ve ortak yaşam çağrısıyla binlerce insanı aynı meydanda buluşturmayı hedefliyor. AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır’ın ifadesiyle, “Bu sadece bir müzik festivali değil, çok daha derin bir anlam taşıyan bir buluşma.”

     

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 30 Mayıs’ta  Köln’de geniş katılımlı bir açık hava festivali düzenlemeye hazırlanıyor. “BE ONE adıyla,  “Yarınlara Umut Ol” sloganıyla Tanzbrunnen’de gerçekleştirilecek etkinlik, binlerce canı ortak bir buluşmada bir araya getirecek.

    “Biz varız, birlikte güçlüyüz” mesajının öne çıktığı etkinlik için tüm canlar 30 Mayıs’ta Köln’e davet edilirken, gün boyunca müzik dinletilerinden kültürel etkinliklere, çocuk aktivitelerinden dayanışma buluşmalarına kadar geniş bir programın katılımcılarla buluşacağı belirtiliyor.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri Ufuk Çakır,“BE ONE- Yarınlara Umut Ol” festivaline yönelik PİRHA’ya konuştu. Çakır, etkinliğin yalnızca bir müzik festivali olmadığını, yıllara dayanan kültürel birikimin ve toplumsal duruşun bir yansıması olduğunu vurguladı.

    AABF’nin geçmişten bugüne önemli kültür ve sanat çalışmalarına imza atan köklü bir kurum olduğunu belirten Çakır, bu birikimin aynı zamanda bir gelenek oluşturduğunu ifade etti. Çakır, “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu geçmişte de çok büyük kültür çalışmalarının, sanat çalışmalarının altına imza atmış bir kurum. Yıllara dayanan bir geçmişi var, bir gelenek diyebiliriz. Bu anlamda yaptığımız çalışmaların her biri birer kültür projesidir. Aynı zamanda toplumsal bir duruş olarak da nitelendirilebilir” dedi.

    “BU SADECE BİR MÜZİK FESTİVALİ DEĞİL, ÇOK DAHA DERİN BİR ANLAM TAŞIYOR”

    Be One festivalinin de bu çizginin devamı olduğunu vurgulayan Çakır, “ Festival, aynı şekilde bir kültür projesi, bir toplumsal duruştur. Ve bir çağrıdır. Bizim için sadece bir müzik festivali değil, çok daha derin bir anlam taşıyan bir buluşma, bir çalışma” ifadelerini kullandı.

    Festivalin uzun süredir planlanan bir çalışma olduğunu belirten Çakır, günümüz toplumlarında yaşanan kopuşlara dikkat çekerek, “Bugün toplumlara baktığımızda insanların yan yana ama aslında birbirinden kopuk yaşadığını görüyoruz. Bu da zamanımızın beraberinde getirdiği bir durum. Farklı kimlikler, inançlar ve kültürler arasında görünmez duvarlar var” diye belirtti.

    “BE ONE” çağrısının bu duvarlara karşı bir yan yana geliş iradesi olduğunu ifade eden Çakır, “Be One dediğimizde, yani ‘bir olalım’ anlamıyla, birlik ve beraberliktir. Tam da bu duvarlara karşı bir buluşma alanı yaratma fikrinden yola çıktı” diye konuştu.

    Festivalin içeriğine ilişkin de bilgi veren Çakır, etkinliğin sanatsal ve kültürel yönüne dikkat çekerek, “İçeriği sanatsal bir buluşma olacak. Müzikten, kültürü tanıtmaya, Aleviliği ve inancımızı sanatsal eksende anlatan bir festival olacak. İnsanların buluştuğu, yan yana geldiği bir alan olacak” ifadelerini kullandı.

    Köln Tanzbrunnen’in seçilmesine de değinen Çakır, “Köln Tanzbrunnen Almanya’nın en görkemli açık hava alanlarından biridir. Genel merkezimizin de Köln’de olması, bu buluşmayı burada gerçekleştirmeyi daha anlamlı kılıyor. Aynı zamanda Köln, birçok kültürün bir arada yaşadığı, çoğulculuğun merkezi olan bir şehir. Bu da festivalimize ayrı bir anlam katıyor” dedi.

    “72 MİLLETE AYNI NAZARDAN BAKAN BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDİYORUZ”

    Festivalin kapsayıcı yapısına dikkat çeken Çakır, Alevi öğretisinin temel değerlerinden birine işaret ederek, “Evet, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu olarak biz düzenliyoruz. Ama bizim en önemli şiarlarımızdan biri 72 millete aynı nazardan bakmaktır. Bu anlayışla hareket ediyoruz. Alevileri, farklı inançları, Kürtleri, Türkleri birleştiren bir yaklaşım içindeyiz” diye kaydetti.

    Avrupa’da artan ırkçılığa da değinen Çakır, festivalin aynı zamanda buna karşı bir duruş olduğunu belirterek, “Almanya’ya ve Avrupa’ya baktığımızda artan bir ırkçılık söz konusu. Be One dediğimizde bu artan ırkçılığa da bir tepkidir. Hem bir araya gelmek hem de bu gelişmelere karşı sözümüzü söylemek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Festivalin herkes için açık bir buluşma alanı olacağını vurgulayan Çakır, “Kendisini özgürlükten, eşitlikten, barıştan yana konumlandıran herkesin buluşabileceği bir alan olmasını hedefledik. İnsan merkezli bir anlayışla bu festivali düzenliyoruz” dedi.

    Festival kapsamında sahne alacak sanatçılara da değinen Çakır, isimlerin aşamalı olarak kamuoyuyla paylaşıldığını belirtti. Şu ana kadar Grup Miraz, Ceren Bozkurt, Efkan Şeşen, Zeynep Bakşi Karataş ve Kölnlü genç  bir rap sanatçısının açıklandığını ifade eden Çakır, her iki günde bir yeni sanatçıların duyurulacağını kaydetti.

    Festivalde Kürtçe, Türkçe, Almanca, İngilizce ve Lazca başta olmak üzere farklı dillerde müziklerin yer alacağını belirten Çakır, geleneksel Alevi ezgilerinden modern müzik türlerine kadar geniş bir yelpazede performansların sahneleneceğini söyledi.

    “GELİN BİRLİKTE TÜRKÜ SÖYLEYELİM, BİRLİKTE HALAY ÇEKELİM”

    Festivalin bir birlik çağrısı olduğunu yineleyen Çakır, etkinliğin süreklilik kazanmasını hedeflediklerini belirterek, “Bu sadece bir etkinlik değil. Birliğin, beraberliğin bir çağrısıdır. Dünyanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, birbirimizi yeniden duymak, anlamak ve birlikte olabilmektir. Be One  tam da bunun için ortaya çıktı. Bunu süreklilik içinde bir gelenek haline getirmek istiyoruz” diye konuştu.

    Tüm topluma açık çağrıda bulunan Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:
    “Kim olursanız olun, nereden gelirseniz gelin, eğer özgürlükten, barıştan ve birlikte yaşamaktan yanaysanız bu alan sizin alanınızdır. Gelin birlikte türkü söyleyelim, birlikte klamlarımızı söyleyelim, birlikte halay çekelim, birlikte güçlenelim.”

    Elif SONZAMANCI  PİRHA/KÖLN

  • Federal Almanya Parlamentosu’nda Hızır Lokmaları pay edildi

    Federal Almanya Parlamentosu’nda Hızır Lokmaları pay edildi

    PİRHA- Hızır ayı vesilesiyle, Almanya Federal Parlamentosu’nda bulunan İnançlar Odası’nda, AABF İnanç Kurulu öncülüğünde, hızır lokmaları pay edildi.

    Aleviliğe ait kutsal sembollerinin bulunduğu İnanç Odasında düzenlenen etkinliğe aralarında AABF NRW İnanç Kurulu Başkanı Necla Aslan, AABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan İçlek ,AABF İnanç kurulu İkinci Başkanı Pir Hasan Doğan, Almanya Federal Meclis SPD milletvekili Hakan Demir’in de bulunduğu, bölge inanç kurulları, Gençlik Birliği, Berlin Cemevi temsilcilerinden oluşan çok sayıda kişi katıldı.

    Delillerin uyandırılmasının ardından deyişler okundu.

    Ardından  hızır lokmaları gelen katılımcılara pay edildi.

    HABER MERKEZİ

  • AAGB ve AABF: Newroz Bayramınız kutlu olsun!

    AAGB ve AABF: Newroz Bayramınız kutlu olsun!

    PİRHA-AAGB ve AABF Newroz Bayramı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak halkların ve inanç topluluklarının Newroz Bayramı’nı kutladı.

    21 Mart’ta Newroz Bayramı dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) yazılı bir mesaj yayınlayarak Newroz’u kutladı.

    AAGB, Newroz’un tarihsel kökenine, anlamına, halkların ve inanç topluluklarının Newroz’a yaklaşımlarına ilişkin anlatımlara da yer verilen açıklamada, şu ifadelerde bulundu.

    “HIZIR CEMLERİNİ YAPARLARDI.”

    “Cemre henüz toprağa düşmemişti Pîr köye ilk adımını attığında. Talipleri, Mart’ın başında sedirleri ektikten sonra Hızır Cem’lerini yaparlardı. Hem ekilene bir dua olurdu Pîr’in nefesi hem de çeşitli tüyolar alınırdı yaza dair. Eskiler, doğa olaylarını iyi gözlemler, yorumlar ve çıkarımlarda bulunurdu. Kışı çok karlıysa yazın kaynak suları iyi, ayazı çoksa yaz kurak geçecekti. Baharda mahsüle don düşer mi düşmez mi bilirdi o kuşak. Sanki kulaklarına kış rüzgarı, gelecek filme dair spoiler fısıldamış gibi. Aslında doğa inancı olan Alevilikin, tabiatla olan kuvvetli bağının bir göstergesiydi bu kuşak. Köylüye bazı bilgiler de taliplerini gezen ve bilgi toplayan Pîr’den gelirdi. Kerametini sorgulamıyoruz elbette ama onlarda bizden öğrenirlerdi bir şeyleri. Nasıl ki Ağuiçen ocağından olan ve sadece Zazaca bilen Pîr Apê Azîz, talipleriyle anlaşabilmek için gayret edip Kurmanci öğrenmişse de eminiz bundan fazlasını da yapmıştır. O güzel insan, taliblerini ev ev gezip mihman olurdu. O günlerde, hâlâ tenimizi ısırırdı o ince bahar soğuğu. Sabahları, öğlene doğru suratımızı yalardı güneşin ışınları. Doğa ana ikilemdedir o ayda. Yeni yeni aydınlık maçı önde götürmektedir ama geceleri hakemler karşı tarafı tutmaktadır. Vesselam.

    “GECE VE GÜNDÜZ EŞİTLENMİŞTİR ARTIK; BİZ GİBİ!”

    Gece ve gündüz eşitlenmiştir artık. Biz gibi! Aksisine noksanlık diyordu Hunkar. Hangi enlem ve boylamda olduğunuz, hangi iklimde yaşadığınız, hangi dili konuştuğunuz veya hangi yükseltide olursanız olun bu mevsimsel döngüyü değiştiremezdiniz. Xer hatî(hoşgeldin) ile başlayan ve sobanın ateşinin odaya yansıttığı hareketli gölgeleri izleme eşliğinde dinlediğimiz muhabbetler yavaş yavaş yerini dışarıda ateş başlarına bırakmıştı o aylarda. Artık güneyden esen ılık meltem esintisi saçlarımızı savuruyordu ateş başlarında. Gün gelmişti.

    “HOŞGELDİN BAHAR, HOŞGELDİN AYDINLIK, HOŞGELDİN HÜRRİYET…”

    Takip eden gün sadece bizde değil; Vartinik’ten Mercan’lara, Sarıkamış’tan Kirmanşah’a, Kürecik’ten Toroslar’a, Ulubaba’dan Nurhak’lara, Almus’tan Şengal’e tutuşurdu bir kıvılcım. Kaynardı kazanlar, paylaşılırdı lokmalar. Eski gün yakılırdı, yeni güne merhaba denilirdi. Karanlık geride bırakılırdı, aydınlığa merhaba denilirdi halay eşliğinde. Hoş geldin bahar, hoş geldin aydınlık, hoş geldin hürriyet…

    Halayında el ele tutuştuğunuz çok, ateşinize su dökeniniz hiç olmasın! (Suyun da canı var) Karanlıkta ışığınız YOL’unuz, ışıkta ateşiniz yoldaşınız, yoldaşlıkta Hızır hep sizinle olsun.”

    “BARIŞIN, HUZURUN, İSTİKRARIN MÜJDECİSİ OLMASINI DİLİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ise yayınladığı mesajda şu ifadelerde bulundu

    “Vakitlerimiz hayrola, gönüllerimiz şad ola…Nevruz; sevinç ile üzüntünün, coşku ile kaygının, umut ile karamsarlığın harmanlandığı gündür. Bugün, Şah-ı Merdan Ali’mizin dünyaya gelişinin, Veysel’imizindi Hakk’a yürüdüğü gün bugün. Bugün yeni bir gün, doğanın uyanışının başlangıcı, bugün Nevruz! İlk önce, hepimizin Nevruz Günü’nü, Nevruz Bayramını kutluyoruz.

    Nevruz’un tüm dünya için güzel yeniliklerin, barışın, huzurun, istikrarın ve refahın müjdecisi olmasını diliyoruz. Nevruz, toprağın canlanışının, baharın gelişinin, uyuyanların uykularından uyanışının, habercisidir! Nevruz, kardeşliğin, dostluğun ve dayanışmanın kesintisiz ve ilelebet olması ve kalmasını sembolize eden gündür! Nevruz, yeniden canlanan doğanın insanlara sunduğu nimetleri, bereket ve bolluk içeresinde ama eşit paylaşmayı aynı zamanda da insan ilişkilerinde sevgiyi önceleyen, simgeleyen bir bayramdır! Nevruz, “yeni gün / gün ışığı” anlamındadır!

    Nevruz, yaşamın şeffaf, açık, net olmasını, her türlü haksızlığın, adaletsizliğin, insan huzurunu bozan tüm kirli işlerin görünür hale gelip bertaraf edilmesini sağlayan gündür! Nevruz, her şeye rağmen ümidin tükenmediğinin ve asla tükenmemesi gerektiğinin sembolüdür! Nevruz, ‘Gönül Kabe’sine’ girebilmek için bir fırsat, karanlıktan aydınlığa giden bir yoldur!

    Nevruz, haklının hakkını dillendirdiği, haksızın ise tir tir titrediği gündür! Nevruz, eksiklerin tespit edilip giderildiği, yanlışlara tövbe edildiği gündür! Nevruz, cesaretin ve vicdanın devreye girdiği gündür! Nevruz, kişinin aslına, köküne-kökenine yöneldiği gündür! Nevruz Bayramı, geniş bir coğrafyada kutlanan önemli bayramlardan birisidir. Nevruzu, her halk, her toplum ve her inanç kendi geleneğine göre çok coşkulu ve farklı şekilde kutlamaktadır. Bunun böyle olması da kaçınılmazdır ve de alabildiğine güzel!”

    “SURİYE ALEVİ SOYKIRIM YAPANLARI, DESTEKLEYENLERİ KINIYORUZ”

    Suriye’de soykırıma uğrayan Alevilerden dolayı buruk geçeceğini belirten AABF, yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti.

    “Değerli Canlar, bu yılda geçen yıllarda olduğu gibi Nevruzumuz Suriye’deki Alevi soykırımı sebebi ile buruk geçecek. Tekrar üzüntümüzü belirtir Suriye’de yitirdiğimiz tüm canlarımızın bedenleri yattığı yerde incinmeye, devirleri daim ola, mekanları gönüller ola, yakınlarına sabırlar dileriz. Bu soykırımı yapan, yaptıran ve destekleyenleri kınıyoruz.

    Cümle canlara aşkı niyazımız ile.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AABF, Köln’e Belediye Başkanı Adayı seçilen Berivan Aymaz’a başarılar diledi

    AABF, Köln’e Belediye Başkanı Adayı seçilen Berivan Aymaz’a başarılar diledi

    PİRHA-Almanya’da Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu Başkan Vekili olan Berivan Aymaz, eyaletin en büyük şehri olan Köln’de belediye başkanlığına aday oldu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) sosyal medyadan destek mesajı verdi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF),  sosyal medya hesabından bir mesaj yayınladı:

    “NRW Eyalet Parlamentosu Başkan Vekili Berivan Aymaz, eyaletin en büyük şehri olan Köln’de belediye başkanlığına aday oldu. Olağanüstü bir destekle Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (Oberbürgermeisterin) aday seçilen sevgili Berivan Aymaz’ı yürekten tebrik ediyoruz.

    Berivan Aymaz, yıllardır hem kurumumuzun faaliyetlerinde hem de toplumsal çalışmalarımızda her zaman yanımızda olmuş, destek ve dayanışmasını bizlere hissettirmiştir. Toplumsal duyarlılığı, çalışkanlığı ve vizyonuyla Köln’e çok değer katacağına yürekten inanıyoruz.

    Kendisine bu önemli yolculukta üstün başarılar diliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, deprem yardımlarıyla ilgili bir rapor yayınladı

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, deprem yardımlarıyla ilgili bir rapor yayınladı

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 6 Şubat Maraş merkezli depremlerinin ardından yapılan yardımlarla ilgili detaylı bir rapor paylaştı.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 6 Şubat Maraş merkezli depremler sürecinde yapılan yardımlarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için bir rapor yayımladı.

    9 sayfalık raporda, 30 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen AABF Başkanlar Divanı toplantısında yapılan detaylı sunuma değinildi ve ek bilgiler sunuldu.

    Raporda, AABF’nin Almanya’da kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, kamu tüzel kişiliklerinin anayasal bir zorunluluk olarak bağımsız mali müşavirler tarafından denetlendiği hatırlatıldı.

    2015-2022 yıllarına dair bağımsız denetim raporlarının kurumlarla paylaşıldığının dile getirildiği açıklamada, aynı zamanda 2023-2024 yıllarının denetim raporunun da doğal olarak yapılacağı, üye cemevleri ve kamuoyuyla paylaşılacağı da kaydedildi.

    ‘Deprem Bağış Bilgilendirmesi’nin detaylı olarak sunulduğu açıklamada, 8 Şubat 2024 ve 19 Ekim 2024 tarihlerinde yayımlanan belgeler eklendi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABF: Ele geçirme, bölme, itibarsızlaştırma girişimlerine izin vermeyeceğiz; hesap verecekler!

    AABF: Ele geçirme, bölme, itibarsızlaştırma girişimlerine izin vermeyeceğiz; hesap verecekler!

    PİRHA-Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanlar Divanı Köln’de yoğun katılımlı toplantı gerçekleştirdi. Toplantının sonuç sonuç bildirgesinde itibarsızlaştırma, bölme, çatışma ve kaos girişimlerine karşı AABF örgütlülüğüne sahip çıkılacağı vurgulandı.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanlar Divanı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde Avrupa’daki Alevi örgütlülüğüne yönelik karalama politikalarına dikkat çekildi.

    Almanya Alevi hareketinin 35 yıllık kazanımlarına ve AABF’ye sahip çıkılacağının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “HEDEF GÖSTERİLMEMİZ TESADÜF DEĞİLDİR”

    “Pir Sultan’ın direnci, Yunus’un sevgisi, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ilmiyle yoğrulan, ocağını ikrarını Hak bilen Alevilerin Almanya’da kurduğu AABF, 35. Kuruluş yılını 16. Genel Kurul ile taçlandırmıştır. Bu genel kurul, tüm kirli propagandalara, itibarsızlaştırma girişimlerine, yalan ve iftiralara inat, AABF’nin birliğine, bilincine ve örgütlülüğüne sahip çıkarak kararlı bir irade ortaya koymuştur. Bu irade bizi daha kararlı daha güçlü kılmış, saflarımızı daha da sıklaştırmıştır. Son genel kuruldan bir yıl öncesinde başlayan kirli propaganda ve yöneticilerimizin hedef gösterilmesi tesadüf değildir. Tüm bu çabaların, AABF’yi itibarsızlaştırmak, bölmek, çatışma ve kaosla etkisiz hale getirmek için olduğunu çok iyi biliyoruz.

    “RAHATSIZLIK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Çünkü AABF, Almanya’da kamu tüzel hakkını almış, okullarda verdiği Alevilik dersleri, Üniversitelerde alevilik kürsüleri, yaptığı devlet sözleşmeleri, hak eşitliği anlaşmaları ile Aleviliğin “kendine özgü bir inanç” olduğunu kabul ettirerek makus tarihini tersine çevirmekle kalmamış; Türkiye’deki dergahlarımızla, ocaklarımızla, Alevi örgütlülüğümüzle, yol önderlerimizle dayanışma içerisinde bulunarak, mücadele ve birliğimizi daha da güçlendirerek yolumuza nefes, mazlumların, ezilenlerin seslerine çığlık olmuştur. İşte bazı çevrelerin ve işbirlikçilerinin rahatsızlıkları bundandır. Biz de bir bütün olarak rahatsızlık vermeye devam edeceğiz.

    AABF’Yİ İŞLEVSİZ HALE GETİRME AMACI

    Alevilerin, çağdaş insanlığa dair örnek bir mirası temsil ettikleri; Gerek Almanya Başbakanı Olaf Scholz gerekse daha önce Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından telafuz edilmesi çok değerli ve anlamlıdır. AABF, AKP-MHP rejiminin yalanlarını, baskılarını ifşa etmesi ve Türkiye’deki Aleviler ve demokrasi güçleriyle dayanışma içerisinde olması nedeniyle hedef alınmıştır. Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AABF’yi hedef göstermesi, ona tetikçilik yapan, işbirlikçi çevrelerin saldırıları, bu amaçla başlatılan kirli kampanyaların hedefi AABF’yi ele geçirme, bunu başaramazlarsa, bölme, itibarsızlaştırma ve çatıştırarak işlevsiz hale getirme amacını taşımaktadır. Tarihten buyana bu gibi planlar hep olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

    “HANGİ MANTIKLA AÇIKLANABİLİR?”

    Sormadan edemiyoruz: AABF’ye üye olmayan, hatta Alevilere düşmanca tavır takınanlar neden AABF’de kimin seçileceğini merak ederler? Hiçbir kirli ilişki, hiçbir devletin veya partinin kuklası olmadan, net bir şekilde barışı, kardeşliği, adaleti ve özgürlüğü savunan, kadına, çocuğa, doğaya sahip çıkmayı esas alan bu inanca neden düşmanlık gösterirler? Cemevlerimizin ibadet yeri olarak kabul edilmemesi, ziyaret yerlerimizin sular altında bırakılması, dergahlarımızın restorasyon adı altında tarihi dokusundan koparılması, çocuklarımızın zorunlu din dersi ve ÇEDES projeleriyle asimile edilerek laik eğitim sisteminden uzaklaştırılması, demokratik hak ve özgürlüklerin daraltılması, baskı ve zulmün artması, ırkçılığın yaygınlaşması, hangi mantıkla açıklanabilir?

    “ER YADA GEÇ HESAP VERECEKLER”

    19-20 Ekim 2024’te yapılan AABF Genel Kurulu, bu tehlikeleri ve müdahaleleri görerek gereken cevabı vermiştir. AABF’ye yönelik kumpası bozmuş, birliğini ve gücünü pekiştirmiştir. Genel Kurulumuzun almış olduğu bu karar, AABF’yi hedef gösteren kişi, kurum ve özellikle devlet destekli yapılara verilmiş bir cevap olduğu gibi, içeride kişisel kin ve nefretle hareket eden ya da kaos yaratarak sonuç almaya çalışanlara da bir cevap olmuştur. Alevi düşmanlarına malzeme üreten, yalan ve iftiralarla bu kutsal davaya zarar verenler, er ya da geç bu topluma hesap vereceklerdir.

    “AABF’NİN GÜVENİRLİĞİNE DİL UZATILAMAZ”

    AABF, daha depremin ilk günlerinde devletin ulaşamadığı depremzedelere yardım elini uzatmış, üyeleri ve dostlarının fedakarca yaptığı bağışlarla o acılara derman olmaya çalışmıştır. Deprem bölgesinde konteynerler, çadırlar, giysiler, yemek ve ihtiyaç malzemeleri dağıtarak bizzat sahada yaraları sarmaya uğraşan AABF, AABK, Türkiye Alevi kurumları ve emek veren binlerce kişinin çabası, saygıyı ve teşekkürü hak etmektedir. Bu emek ve değerleri kirletmeye çalışanlar boş bir hayalin peşindedirler. AABF’nin çalışmaları ve bağış hesapları şeffaftır. Her bir harcaması kayıt altındadır. Hesapları anlaşılır ve açıktır. Kamuoyuna da detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Hiç kimse AABF’nin güvenirliğine, toplumdaki yerini zedeleyecek şekilde dil uzatma cürretini gösteremez. Bu emekleri koruma adına her türlü hukuki hakkımızı kullanacağımızı duyuruyoruz. Bu emekleri ve değerleri kirletmeye kimsenin hakkı yoktur, haddi de değildir.

    “ALEVİLERİN BİRLİĞİNİ BOZAMAYACAKLAR”

    Biz Alevilerin özlemi, Rıza Şehrinde olduğu gibi, kardeşçe, adil, paylaşımda eşit ve özgür bir düzen arayışıdır. Kim yada kimler hangi kirli ilişkiler adına konuşursa konuşsun, Avrupa’daki Alevilerin sesi, nefesi olan AABF ve AABK’ ye karşı devlet hangi planı devreye koyarsa koysun bilinmelidir ki; tarihindeki direnci, Yol´a ikrarı esas alan biz Alevilerin birliğini bozamayacaklardır. Bizleri bir kalıba sokmaya, bizleri önlerinde diz çöktürmeye çalışanların hayallerini kursaklarında bırakarak, eğilmeden, bükülmeden, direnerek Yol´umuzda dimdik yürümeye devam edeceğiz. Hünkarın dediği gibi, Gün, Bir Olma, İri Olma, Diri Olma Günüdür. Aşk ile…”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi kurumlarından Aydınlık’ın manşetine tepki: Bunlar asılsız saldırılar, itibarsızlaştırma operasyonları!

    Alevi kurumlarından Aydınlık’ın manşetine tepki: Bunlar asılsız saldırılar, itibarsızlaştırma operasyonları!

    PİRHA -Aydınlık gazetesinin itibarsızlaştırma operasyonuna 5 Alevi Alevi kurumundan sert tepki geldi. Ortak açıklama yapan Alevi kurumları, 6 Şubat Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından AABK tarafından toplanan yardım paralarının kaybolduğu iddiasının asılsız ve itibarsızlaştırma operasyonu olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyoruz, kınıyoruz” denildi.

    Vatan Partisi’nin yayın organı Aydınlık gazetesinin “AABF’nin topladığı deprem paraları kayıp” manşetiyle Almanya Alevi örgütlenmesine saldırması Türkiye’deki Alevi kurumlarının tepkisini çekti.

    Ortak yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri(AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) ve Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE), 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından AABK tarafından toplanılan yardım paralarının kaybolduğu iddiasının asılsız olduğunu bildirdi.

    Büyük itibarsızlaştırma operasyonlarının yapıldığını vurgulayan Alevi kurumları, AABK tarafından toplanan bağışların, Türkiye’deki Alevi kurumları aracılığıyla depremde mağdur olan canlara ulaştırılması için yoğun ve ciddi bir çalışma yürütüldüğünü hatırlatttı.

    Açıklamada, “Bu bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Özellikle Alevi toplumunun deprem yardımları süresince gösterdiği çaba ve özveri, deprem bölgelerinde takdirle karşılanmış ve birçok kişi tarafından örnek gösterilmiştir. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyor, kınıyoruz” denildi.

    “HER ADIMI BİRLİKTE PLANLADIK”

    Alevi kurumlarının ortak yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Türkiye Alevi kurumları olarak, 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin ardından, Hızır gibi afet bölgesine yetişerek ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak için büyük bir çaba sarf ettik. Depremin ilk gününden itibaren, elimizdeki tüm imkanları seferber ederek yapılması gereken her ne varsa yapmaya çalıştık. Bu çalışmalarımızda, özellikle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve bileşenlerinden Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) büyük katkı ve desteği olmuştur. Depremin ilk gününden itibaren her adımımızı birlikte planlayarak koordineli bir şekilde ilerledik. Devletin yardım elini uzatmadığı, acil ihtiyaçları bile karşılayamadığı günlerde bizler Alevi Kurumları hiç kimseyi birbirinden ayırt etmeden tüm imkanlarımızı seferber ettik.

    “AABK TARAFINDAN TOPLANAN BAĞIŞLAR DEPREMDE MAĞDUR CANLARA ULAŞTIRILMIŞTIR”

    AABK tarafından toplanan bağışlar, Türkiye’deki Alevi kurumları aracılığıyla depremde mağdur olan canlarımıza ulaştırılması için yoğun ve ciddi bir çalışma yürütülmüştür. Bu bağışlar ve hak lokmaları eksiksiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Özellikle Alevi toplumunun deprem yardımları süresince gösterdiği çaba ve özveri, deprem bölgelerinde takdirle karşılanmış ve birçok kişi tarafından örnek gösterilmiştir.

    Ancak, böylesine fedakarlıkla yapılan bu yardımları itibarsızlaştırmaya çalışan bazı kişilerin, özellikle geçmişte Alevi kurumlarında yöneticilik yapmış olanların sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği asılsız saldırılar anlaşılır gibi değildir. Bu paylaşımların kontra haber siteleri ve gazetelerinde yayınlanması Alevi hareketini hedef alan saldırılara dönüşmektedir.

    “BÜYÜK İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONLARI”

    Bu büyük itibarsızlaştırma operasyonlarının kimler tarafından organize edildiğinin ve kimlerin işbirliği ile yapıldığının farkındayız. Alevi toplumunun dayanışma kültürüne zarar vermek amacıyla yapılan bu saldırıları ve resmi ideolojilere hizmet eden tutum ve davranışları asla kabul etmiyor, kınıyoruz. Saygılarımızla”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AABF 16. Seçimli Genel Kurulu sürüyor – VİDEO

    AABF 16. Seçimli Genel Kurulu sürüyor – VİDEO

    PİRHA – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu 16. Seçimli Genel Kurulu Almanya’nın Neuss kentinde başladı. İki gün sürecek kurula Almanya’nın birçok kenttinde 160 cemevinden 412 delege katıldı.

    Kurul AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır konuştu. Çakır aynı zamanda 35. Yıl dönümlerini kutladıklarını belirterek, bu davada emek veren herkese teşekkür etti.

    Ardından sözü AABF İnanç Kurulu Başkanı Celal Keykubat aldı. Keykubat,zor bir süreçten geçildiğine dikkat çekerek,  herkesin bütün farklılıklara saygı duyması gerektiğini söyledi.

    Açılış konuşmalarının ardından  Madımak Katliamı Hafıza Merkezi belgeseli gösterimi yapıldı.

    Kurulun yapıldığı salonda ayrıca Sivas Katliamı’nda  yaşananların aktarıldığı resimler yer aldı.

    Belgesel gösterimin ardından AABF Başkanı Hüseyin Mat söz aldı. Mat, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinden bazılarının hayatlarını yitirdiğini ifade eden Mat, “Eğer biz bu belgeseli yapmasaydık, onlar da konuşamayacaklardı. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız diyerek 3 slogan atıyoruz“ dedi. Böyle bir çalışmayı neden daha erken yapmadıklarını soran Mat, bu projenin tarihi sorumluluğunun çok ağır olduğunu söyledi.

    Mat’ın ardından Avrupa Aleviler Birliği Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu söz aldı. Kamilağaoğlu Alevi inancının insan merkezli barış hoşgörü ve adalet ile yoğrulmuş bir inanç olduğunu ifade etti, “Bugün burada bu kadim yolun birliğini konuşacağız, birlikte olmanın, barış içinde mücade etmenin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekeceğiz“ dedi.

    AABK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çağan, Madımak Katliamı Hafıza Merkezi belgeseli yapım sürecini anlattı.

    Kurula Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan da katıldı. Aslan Almanya’daki alevilerin örgütlenmesinin dünyanın dört bir yanında yaşayan  Alevilere güç olduğunu söyledi.Aslan, “ Cumhuriyetin 100 yıllık tarihi boyunca Alevileri sürgün eden, katleden, soykırıma uğratan anlayış, bütçelerinden pay ayırarak Alevileri değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışıyor. Böyle bir süreçte Avrupa’da yaşayan canların verdiği mücadele oldukça kıymetli“ dedi.

    Konuşmaların ardından divan seçimine gidildi.

    AABF 16.  Seçimli Genel Kurulu 2 gün sürecek. Pazar günü ise seçim yapılacak.

    PİRHA-NEUSS/ALMANYA

     

  • Çankaya: St. Pölten Cemevi bir şahsın değil, direkt Alevi toplumunun malı olacak-VİDEO

    Çankaya: St. Pölten Cemevi bir şahsın değil, direkt Alevi toplumunun malı olacak-VİDEO

    PİRHA – Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, St. Pölten Cemevi’nin ihale sorunu hakkında konuşarak, “Bu cemevini tekrar Alevilere vereceğiz. Aleviler tekrar orayı kurtaracak. AABF tapuyu alacak ve orada hiçbir bankanın, hiçbir şahsın ismi olmayacak. Direkt Alevi toplumunun malı olacak” dedi. 

    Avrupa’da hizmete açılan ilk cemevi olan St. Pölten Cemevi, inşaat ve arsa borçları nedeniyle defalarca açık arttırma ile satışa çıkarılmıştı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı olarak hizmet veren St. Pölten Cemevi, başkanlık görevini yürüten Mehmet Mercan tarafından üyelerden habersiz olarak İslam Alevi Teşkilatı’na bağlanmıştı. Mehmet Mercan yönetimi, AABF’nin maddi sorununu çözerek cemevini geri alma önerisini de geri çevirmiş ve cemevi binası satılmıştı.

    Cemevini tekrar Aleviler için almaya çalıştıklarını dile getiren Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, St. Pölten Cemevi’nin ihale sorununa dair PİRHA’ya konuştu.

    “HİÇBİR BANKANIN HİÇBİR ŞAHSIN İSMİ OLMAYACAK, CEMEVİ DİREKT ALEVİ TOPLUMUNUN OLACAK”

    St.Pölten Cemevi’nin ihale sorunu üzerine konuşan Mehmet Ali Çankaya, yaşanan süreci şöyle anlattı:

    “Avrupa’da ilk cemevlerimizden bir tanesi olan St.Pölten Cemevi, 10 bin metrekare arsa üzerine kuruldu. Aynı zamanda bahçeye Hacıbektaş’ımızın, Pir Sultan’ımızın, Yunus Emre’mizin heykelleri de yapıldı. Fakat son dönemde İslam Alevi İnanç Topluluğu denen zihniyet, bu cemevini yürütmekte zorlandılar, zor duruma düştüler. 1 milyon 600 bin borcu vardı, bu borcu ödeyemediler ve banka el koydu. Sonrasında cemevini ihaleye açtılar ve satışa sunuldu. Orada kendileri bir mafya ile ilişki kurarak 2 milyon 700 bin lira teklif ettiler. İhale sonucunda cemevindeki heykeller yıkılmasın diye Alevi bir aile orayı aldı. Ekonomik krizlerden sonra o aile de cemevini AABF’na teklif etti. ‘Bu Alevilerin yapabileceği bir iş, bu inanç merkezi, ben buranın yıkılmasını istemediğimden dolayı aldım ama size satmak istiyorum. Yeter ki burası Alevilerin elinden gitmesin’ dedi. Bize teklif etti biz de pazarlık yapıp anlaştık. Bu cemevini tekrar Alevilere vereceğiz. Aleviler tekrar orayı kurtaracak. AABF tapuyu alacak ve orada hiçbir bankanın, hiçbir şahsın ismi olmayacak. Direkt Alevi toplumunun malı olacak.”

    “9 MART’TA CEMEVİNİN AÇILIŞI İÇİN START VERECEĞİZ”

    9 Mart’ta St. Pölten Cemevi açılışı için start vereceklerini ifade eden Çankaya, “Tüm Alevi toplumunda bağış kampanyası başlatacağız. Hiçbir karşılık beklemeyen sanatçılarımız gelecek. Orada hem kültürel anlamda hem Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla da anma yapacağız hem de orada toplumsal barışın sağlanması için start vereceğiz” dedi.

    “ACEMEVİNİ TEKRAR ALEVİLERE VERMEK ONURDUR”

    St. Pölten Cemevi’ni satılığa sunanların kaybedenlerin şimdi aynı tarihte başka bir etkinlik yaptıklarını da belirten Çankaya, “Böyle bir etkinliğin aynı yerde aynı saatte yapılması iyi değil. Oradaki Alevi toplumunu bölmeyelim, yeter bölündüğü, bu cemevini kurtaralım dememize rağmen herkes birbirine topu atıyor. Bunun derhal düzeltilmesi taraftarıyım” diye konuştu.

    “Alevilerin oradaki cemevini kurtarması lazım” diyen Mehmet Ali Çankaya şöyle devam etti:

    “Bu cemevini kurtarmak istememizdeki amaç dışarıdaki insanların ‘İslamcı Aleviler orayı sattı’ dememesi, aksine ‘Aleviler, sizin Allah belanızı versin bir cemevini bile yaşatamadınız’ diyecek olmalarıdır. O nedenle orayı alıp Alevilere tekrar vermek bir onurdur, bir şahsiyettir, bir haysiyettir. Biz heykellerimizin orada yaşatılmasını istiyoruz kaldırılmasını değil. Buna karşı kim tavır alırsa biz onlarla yol yürümeyeceğiz. CHP’ye de buradan sesleniyorum. Öncülük yapmayın. Yarın olduğunda Aleviler’den siz de oy isteyeceksiniz. Alevileri birleştirmekten mi yoksa dağıtmaktan mı tarafsınız?”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Çankaya: Devletin Alevisi olmayanları susturmaya çalışıyorlar- VİDEO

    Çankaya: Devletin Alevisi olmayanları susturmaya çalışıyorlar- VİDEO

    PİRHA – İstanbul Havalimanı’nda geçen gün gözaltına alınan ve yurtdışı yasağı kararıyla serbest bırakılan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, “Bizim gibi bağımsız Alevi hareketini ve devletin Alevisi olmayanları susturmaya, itibarsız hale getirmeye, güçsüz hale getirmeye, marjinalleştirmeye çalışıyorlar” dedi. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, 12 Şubat günü Viyana’ya uçmak üzere gittiği İstanbul Havalimanı’nda bir basın açıklamasında yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındı ve ardından yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı.

    Mehmet Ali Çankaya gözaltı sürecine ve yurtdışı yasağına dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ŞİMDİLİK BİR CEVAP BEKLİYORUZ”

    40 yıldır Viyana’da ikamet ettiğini dile getiren Çankaya, 3 ayda bir Türkiye’ye gelip gittiğini söyleyerek gözaltı sürecini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Bu dönemde geldik dönüşte bir sıkıntı oldu. Polis noktasında durdurup çıkışımın gözükmediğini biraz beklemem gerektiğini söylediler. Amirleri gelip karakola gitmem gerektiğini söyledi. ‘Ben sorunca da hakkınızda ihbar var, karakolda anlatırsınız’ dediler. Savcı sorgulamasında ‘Emek ve Özgürlük İttifakı ile ilgili bir açıklamada bulunmuşsunuz’ dedi. Bana açıklamanın içeriğine dair bir şey söylemediler. Ben de 15 yıldır AABF’nin genel başkanlığını yaptığımı şimdiyse onursal başkanlığını yaptığımı söyledim. Alevilerle ilgili konferans, miting, paneller, yürüyüşler ne varsa hepsine katıldığımı ve hala katılmaya devam ettiğimi, eşit yurttaşlık hakkının alınmasında, Alevilerin yaşamlarının, inançlarının özgürleşmesi için elimden gelen çalışmaları yapmaya devam ettiğimi dile getirdim. Bize bekleyin dediler tabi o arada uçağı da kaçırdık. Sonra iki saat daha bekledik. Bu sefer hakime çıkardılar. Hakim tekrar Erzincan’dan sorguya tuttu. Aynı ifadeleri verdim. Yaşamımızın Viyana’da olduğunu, çocuklarımızın, işlerimizin orada olduğunu ve alıkonulursam çok büyük kayıpların olacağını söylememize rağmen, serbest bırakılmamı istememize rağmen ’savcılığın düşüncesinden yola çıkarak kararımız yurtdışı yasağıdır, 7 gün içerisinde itiraz edebilirsiniz’ diyerek dosyayı kapattı. Biz de ikinci gün Erzincan Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazımızı yaptık. Şimdilik bir cevap bekliyoruz. Bu cevabın sonucunda neler olacağını göreceğiz.”

    “ASLI OLMAYAN BİR ŞEYDEN DOLAYI TUTULMAK GÖZDAĞI VERMEKTİR”

    Basın açıklamasından dolayı yurtdışı yasağı konulmasının saçma olduğunu ifade eden Çankaya, bu yasağı kabul etmediğini dile getirerek, “Aslı olmayan bir şeyden dolayı tutulmak gözdağı vermektir. Bizim gibi bağımsız Alevi hareketini ve devletin Alevisi olmayanları susturmak, itibarsız hale getirmek, güçsüz hale getirmek, marjinalleştirmek istiyorlar. Bunu yaparken de Alevi kurumlarını yok etmeyle uğraşıyorlar. Devlet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmeyip buna karşı duranlara elbette bunu yapacaktır” dedi.

    “MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Çankaya bu tavrın Avrupa ile Türkiye’nin arasını açacağını belirterek şöyle devam etti:

    “‘Artık Türkiye’deki Alevilerle uğraşmayın siz Avrupa’daki federasyonlarsınız, cemevi kurarsınız ama Avrupa ile bizim bağımız yoktur’ diyorlar. Nasıl ki AİHM’yi, AYM’yi tanımadıkları gibi Avrupa’daki kurumları da, demokratik güçleri de tanımak istemiyorlar, yalnızlaştırmak istiyorlar. Bu nedenle buna karşı da biz yılmayacağız. Biz eşit yurttaşlık hakkımız için sonuna kadar da mücadele edeceğiz. Bir Cumhuriyet bitti ikinci Cumhuriyet başladı. Bu sefer daha farklı bir Cumhuriyet’i yaşayacağımızın sinyalini veriyorlar.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Almanya’nın Köln kentinde depremde Hakk’a yürüyenler anıldı-VİDEO

    Almanya’nın Köln kentinde depremde Hakk’a yürüyenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde Hakk’a yürüyenler Almanya’nın Köln kentinde anıldı. Anmada, toplumun dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir arada tutarak, depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışmaya devam edilmesi çağrısı öne çıktı.

    Almanya’nın Köln kentinde bulunan Şato Düğün Salonunda 6 Şubat depremlerinde Hakk’a yürüyenler için anma yapıldı. Yapılan anmaya depremde yaşamını yitirenlerin yakınları, MARDEF, FEDA,AABF temsilcilerinin yanısıra çok sayıda kişi katıldı.
    Salman Ökmen ve Selda Torunoğlu’nun modaretörlüğünü yaptığı anma çerağların uyandırılması ile başladı. Pir Ahmet Karabulut, Pir Selahattin Göktürk, Pir Mehmet Erdoğan sırasıyla birer konuşma yaparak deprem sonrası yaşanan sorunlara dikkat çekti, dayanışmanın anlamını vurguladı. Okunan gulbangın anında çerağlar uyandırıldı.
    Ardından MARDEF yönetim kurulu üyesi Hasan Alcı konuştu. Alcı, deprem sonrası Maraş’a gittiğini belirterek gözlemlerini aktardı.
    Ardından MARDEF kadın meclisi temsilcisi Fatma Dapar Yakıt söz aldı. Yakıt MARDEF açıklamasını okudu. 6 Şubat’ta devletin enkaz altında kaldığına vurgu yapılan açıklama şu ifadelere yer verildi:
    “Bugün, geçmişte yaşadığımız acıları hatırlayarak, birbirimize olan sorumluluğumuzu bir kez daha kavramalıyız. Depremde zarar gören yerleşim alanlarındaki insanların yeniden ayağa kalkma mücadelesine tanıklık ederken, onların azmi ve kararlılığı bizi umutlandırıyor. Unutmayalım ki, birlikte hareket etmek, zorlukların üstesinden gelmenin anahtarıdır. Depremin etkilediği bölgelerde yaşayan insanlara destek olmak, onların yeniden inşa süreçlerine katkıda bulunmak için elimizden geleni yapmalıyız. Toplumumuzun dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir arada tutarak, depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için çalışmaya devam etmeliyiz. MARDEF olarak, birlikte daha güçlüyüz ve bu birliktelikle gelecekteki zorlukların üstesinden geleceğimize olan inancımızı güçlendiriyoruz.”

    Yakıt’ın ardından FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel söz aldı. Kabayel yaşanan acının tarifsiz olduğunu ifade ederek, devletin yardımlara el koyduğunu, el koydukları yardımları kendi yardımları gibi dağıttığını söyledi.
    Alevilere yönelik yıllardır katliam politikalarının uygulandığını kaydeden Kabayel bu politikaları başaramayacaklarını dile getirdi.
    Koçgirilerin ağırlıklı bulunduğu Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi temsilcisi Kemal Yıldız, deprem bölgesine giderek ayrımcı politikalara bizzat şahitlik yaptığını söyledi. Devletin bu zihniyetini kınadığını ifade eden Yıldız, bölgeyi sahiplenme çağrısı yaptı.
    Kürt Kültür Merkezi’nden Şükrü Töre ise, deprem bölgelerinde örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Bu örgütlülüğün yardım organizesinde ne kadar yararlı olduğunu kaydetti.

    Konuşmaların ardından sinevizyon gösterildi. Anma etkinliğinde son olarak lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • AABF Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti depremzedelere açıldı- VİDEO

    AABF Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti depremzedelere açıldı- VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremleri sonrası büyük yıkım yaşanan Adıyaman’da Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun öncülüğünde Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti açıldı. 

    6 Şubat depremlerinin büyük yıkıma neden olduğu Adıyaman’da Rıza Şehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti kuruldu. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (ABBF) Onursal Başkanı Ethem Şahin, federasyonun Başkanı Özgür Turak ve Ağuçan Ocağı’ndan Ercan Kazım Özer’in katılımı ile Rıza Şehri Konteyner Kenti bugün faaliyete girdi.

    “DERDİNİZE DERMAN OLMAK İÇİN GELDİK”

    ABBF Onursal Başkanı Ethem Şahin konuşmasında, “6 Şubat’ta bir facia yaşadık. O facianın sesleri Adıyaman’da duyulmadı. Sizin sesiniz Avrupa’nın her yerinde duyuldu. Bütün ülkelerin Alevi kurumları sizin sesiniz olmayı kendilerine görev kılarak derdinize derman olmak için buradayız” dedi.

    “6 BİN KİLOMETRE UZAKTA HER GÜN ACINIZI PAYLAŞAN İNSANLAR OLDU”

    “Facianın arkasında bıraktığı anılar hepimizi çok derinden etkiledi” diyen ABBF Başkanı Özgür Turak da, depremzedeler ile acılarını paylaştığını ifade ederek, “Sizden 6 bin kilometre uzakta yaşıyoruz ama her gün acınızı paylaşan insanlar oldu. Alevi inancının da temel öznelerinden olan Rıza Şehri kavramının burada yaşamasını arzuladık” diye konuştu.

    282 KONTEYNER

    Turak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun, depremzedelerin barınma ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için 282 konteynerden oluşan ve içinde çocuk, sağlık birimleri, kütüphane, sosyal tesis, çamaşırhane ve yönetim birimlerinin yeraldığı Rıza Şehri Konteyner Kent Yaşam Alanı’nın  hizmete girdiğini söyledi.

    “EN BÜYÜK İBADET HİZMETTİR”

    Ağuçan Ocağı’ndan Ercan Kazım Özer ise “Yolumuz ve inancımızda en büyük ibadet hizmettir. İbadet yaşamın kendisidir. Bu hizmetlere gönül katan, buraya kadar gelen cümle canların hizmetleri kabul olsun. Hızır cümlemizin yardımcısı olsun. Hakk bizlere bir daha böylesi acılar kederler yaşatmasın. Birliğimiz, dirliğimiz beraberliğimiz daim olsun” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ADIYAMAN 

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Berlin’de anıldı-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Berlin’de anıldı-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümünde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Almanya’nın başkenti Berlin’de yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamalarda katliamın hesabının soruluncaya kadar mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

    Almanya’nın başkenti Berlin’de Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    Berlin Hermannplatz’da başlayan yürüyüş yaşamını yitiren canlar adına bir dakikalık saygı duruşu ve AABF İnanç Kurulu Başkanı Celal Keykubat’ın okuduğu gülbeng ile başladı.

    Anmaya AABF üyesi tüm cemevleri, Alevi gençlik ve kadın örgütleri, AABF İnanç Kurulu ve AABF Bölge Temsilcilikleri katıldı.

    Yürüyüşten önce katliamda yaşamını yitiren canlar için semaha duruldu. Yapılan yürüyüşe Alman Federal Parlametosu’nda yer alan çeşitli partilerin milletvekilleri de katıldı.

    Sol Parti Milletvekili Hakan Demir bir Sivaslı ve Çorumlu olarak adalet taleplerini her yerde dile getireceklerine vurgu yaptı.

    Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen ise yaptığı konuşmada AKP iktidarının yakılan Kur’an’ın hesabını sorduğunu, fakat Sivas’ta canlı canlı yakılarak katledilen canların hesabının sorulmadığına dikkat çekti.

    SPD’den siyasetçi Derya Türk-Nachbaur ise bir Maraşlı olarak, ne Maraş Katliamı’nın, ne de Sivas Katliamı’nın hesabının verilmediğini söyledi.

    Berlin Alevi Toplumu Başkanı Yüksel Özdemir, “Madımak’ta hala yüreklerimizde yanıyor. Adalet, Dersimlerden Maraşlara, Çorumlardan Sivaslara, Gazilerden Gezilere değin yanmaya devam ediyor” diye belirtti.

    Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu da adalet arayışının her yerde devam etmesi gerektiği çağrısı yaptı.

    Yürüyüş öncesi AABF’nin açıklaması hem Almanca, hem de Türkçe olarak okundu. Verilen ortak mesajlarda Sivas Katliamı’nın hesabının sonuna kadar sorulacağına dikkat çekildi. Konuşmaların ardından Hermanplatz’dan Orienplatz’a kadar 2 kilometreyi aşkın bir yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş sırasında yaşamını yitiren canların isimleri okundu.

    Yürüyüş Orienplatz’da deyişlerle sona erdi.

    PİRHA /ALMANYA

  • AABF’den Sivas Katliamı’nın 30. yılında ‘Yüzleşme ve adalet için Berlin’de buluşuyoruz’ çağrısı!

    AABF’den Sivas Katliamı’nın 30. yılında ‘Yüzleşme ve adalet için Berlin’de buluşuyoruz’ çağrısı!

    PİRHA – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Sivas Katliamı’nın 30. yılında “Yüzleşme ve adalet için Berlin’de buluşuyoruz” duyurusunu yaptı.

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde, 2 Temmuz 1993 yılında yakılarak katledilen 33 yurttaş için birçok ülkede anma programı düzenlenecek.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da katliamın 30. yılında kitlesel yürüyüşle birlikte basın açıklaması yapacağını açıkladı.

    “Katliamı Unutmadık, Unutturmayacağız!” başlığı ile yapılan paylaşımda “Katliamın 30. yılında yüzleşme ve adalet için Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu öncülüğünde Berlin’de buluşuyoruz!” denildi.

    2 Temmuz saat 13.00’te Hermannplatz, Berlin’de yürüyüş ve basın açıklaması yapacaklarını duyuran AABF yönetimi, “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı bütün Bölge Temsilciliklerimiz ve Cemevlerimiz zaman kaybetmeden gerekli otobüs ayarlama çalışmalarını organize etmelidirler” ifadelerini paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)