Etiket: AAKB

  • Almanya Alevi Kadınlar Birliği’nden Rahmi Koç’a tepki: Kadınların onuru sermayeden değerlidir!

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği’nden Rahmi Koç’a tepki: Kadınların onuru sermayeden değerlidir!

    PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği, iş insanı Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını hedef alan ifadelerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, kadınları etnik kimlikleri üzerinden aşağılayan söylemlerin kabul edilemez olduğu vurgulanarak Koç’un Kürt kadınlarından özür dilemesi istendi.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), iş insanı Rahmi Koç’un İzmir’de katıldığı bir programda Kürt kadınlarını konu alan ifadelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu söylemlerin basit bir “talihsiz açıklama” olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, kadınları ve halkları aşağılayan anlayışın bir yansıması olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, kadınları etnik kimlikleri üzerinden hedef alan, aşağılayan ve değersizleştiren hiçbir dilin kabul edilmeyeceği vurgulandı.

    “KÜRT KADINLARI TARİHSEL BİR DİRENİŞ HATTI KURDU”

    Kürt kadınlarının yalnızca kadın oldukları için değil, kimlikleri, dilleri ve mücadeleleri nedeniyle de uzun yıllardır baskı ve ayrımcılığa maruz bırakıldığı belirtilen açıklamada, buna rağmen Kürt kadınlarının özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinin en güçlü özneleri arasında yer aldığı kaydedildi.

    AAKB açıklamasında, Kürt kadınlarını hedef alan söylemlerin toplumsal eşitsizliklerden beslenen ayrıcalıklı ve kibirli bir anlayışın ürünü olduğu ifade edilerek, kadın mücadelesini küçümseyen yaklaşımların kabul edilemeyeceği belirtildi.

    Açıklamada, “Kadınların onuru; holdinglerin gücünden, sermayenin nüfuzundan ve medya ilişkilerinden daha değerlidir” denilerek, toplumun bir kesimini aşağılayan söylemler karşısında sessiz kalmanın da ayrımcı dilin sürmesine katkı sunduğu vurgulandı.

    Rahmi Koç’un başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınlardan açık ve samimi bir şekilde özür dilemesi gerektiği ifade edilen açıklamada, kadınları hedef alan cinsiyetçi ve ayrımcı söylemleri mizah ya da espri adı altında normalleştiren anlayışa karşı mücadele etmeye devam edecekleri belirtildi.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini ve emekten yana demokratik bir toplumu savunmayı sürdüreceklerini kaydetti.

    HABER MERKEZİ

  • AAKB: Yargı müdahaleleri demokrasiye zarar verir

    AAKB: Yargı müdahaleleri demokrasiye zarar verir

    PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği, yaptığı açıklamada siyasi süreçlere yönelik yargı müdahalelerinin demokrasiye zarar verdiğini belirterek, halkın özgür iradesine ve demokratik siyasete saygı çağrısı yaptı.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultayları için “mutlak butlan” ve Özgür Özel yönetimine yönelik “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı verdi.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamada, demokratik toplumlarda siyasi partilerin yönetimi ve geleceğinin üyelerin, delegelerin ve halkın özgür iradesiyle şekillenmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, yargı mekanizmalarının siyasal alanı belirleyen bir güç haline gelmesinin demokrasiye zarar verdiği vurgulandı.

    AAKB açıklamasında, muhalefetin mahkeme süreçleri üzerinden baskı altına alınmasının ya da yönlendirilmeye çalışılmasının yalnızca bir partiyi değil, Türkiye’deki demokratik yaşamın bütününü ilgilendiren ciddi bir sorun olduğu ifade edildi. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin hukuk dışı müdahalelerle gölgelenmesine sessiz kalınamayacağı kaydedildi.

    Birlik, demokratik siyasetin özgürce işlemesini, hukuk devletinin tarafsızlığını ve halk iradesine saygıyı savunduklarını belirterek, hukuk kurumlarının siyasi rekabetin aracı değil, adaletin güvencesi olması gerektiğinin altını çizdi.

    Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin geleceğinin baskıyla, müdahaleyle ve yargı üzerinden kurulan siyasetle değil, demokratik katılım, çoğulculuk ve halkın özgür iradesiyle inşa edilebileceği ifade edildi.

     

    HABER MERKEZİ
  • Almanya Alevi Kadınlar Birliği 8 maddede projelerini açıkladı

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği 8 maddede projelerini açıkladı

    PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım’da Mirabel Kardeşler Kadına Karşı Şiddet ile Mücadele Günü nedeniyle bir etkinlik düzenleyeceklerini duyurdu. Açıkalamada, “Bu etkinlikten sonra her bir kadının, bu kadın mücadelesinin bir öznesi haline getirecek bir manifesto hazırlayacağız. Bu manifesto ile Alevi kadınlarının öncü olacağı tüm kadın örgütlerini bir paydada aynı dava için mücadele ağı oluşturacağız” denildi.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım’da BW bölgesinin daveti üzerine Bühl Cemevi’de, Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) olarak mihman olacaklarını duyurdu.

    “BİZ KADINLAR HAYATIN KENDİSİYİZ”

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Alevi Kadınlar olarak birçok proje ile kadın özgürlük hareketine çerağılarını uyandıracaklarını belirterek, “Biz, kadınlar hayatın ta kendisiyiz. Doğuran, yaşam veren, ruhuyla bu dünyaya anlam katan… “Bilgelik dişildir” demiş ilk kadın filozof Sophia. Barışın dili de dişildir. Kadın uzlaştırmacı, birleştirici, yapıcı, duygu yüklüdür. Bu duyguları, bu ruhu barış gelsin diye evrene üflemelidir. Bu bağlamda barışı inşa etmek için tüm gücümüzle eşitliğe, kardeşliğe, özgürlüklere, güzelliğe, iyiliğe çıkan yolları birleştirmek için çağrımızdır: Almanya Alevi Kadınlar Birliği olarak kızkardeşlik dayanışmasını ilke edindik kendimize. Maya Angelo’nun ifade ettiği gibi ‘Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.’ Hep birlikte, birimiz hepimiz; hepimiz birimiz için ayağa kalkma ve mücadele etme zamanı, özgürlük verilmez, özgürlük alınır şiarıyla” dedi.

    ALEVİ KADINLARIN HEDEFLERİ

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, hedeflerini şöyle sıraladı:

    1. Almanya Alevi Kadınlar Birliği olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün resmi tatil olması için hazırlamış olduğumuz bir çağrı metni ile her bölgeden çalışma grupları oluşturacağız.

    2. Eşit işe eşit ücret talebimizi dile getireceğiz.

    3. Ev emeğini gözükür kılan çalışmalar gerçekleştireceğiz.

    4. Kadınların siyasete katılımı ve temsili konularında paneller hazırlayacağız.

    5. Kurumlarda nesne durumundaki kadını mücadelenin öznesi haline getirecek çalışmalar yapacağız, zira iki özne ancak Can olabilir.

    6. Kurumlarda kadınların kollektif inisiyatifini çoğaltacak çalışmalar ve örgütlenme pratikleri yapacağız.

    7. Eğitim çalışmaları, atölyeler kurarak kadınları güçlendireceğiz.

    8. Medyada kalıplaşmış cinsiyet rollerine yer verilerek kadın ve erkeklerin temsilinde ataerkil ve heteronormatif standartları öne çıkararak toplumsal cinsiyet eşitsizliği yeniden ve yeniden üretilerek aktarıma sunulmaktadır. Streotip (Bilimsel bir kanıtı olmayan yargılar) temsil ile ayrımcılıkta beslenmektedir. Alevi öğretimiz can kavramı üzerine kurulmuş olup cinsiyet ayrımcılığını reddetmiştir. Dolayısıyla Alevi medyası Toplumsal Cinsiyet Rollerini Toplumsal Eşitliğini Alevi Perspektifiyle örerek patriyarkal düzenin- kapitalist sistemin kadının emeğini-bedenini ikincileştiren, değersizleştiren streotipleştirmeyi engelleyen şekilde olmalıdır. Bu bağlamda kadınları güçlendirecek yazı atölyeleri oluşturularak medya ve basın alanında kadınların sesi güçlendirilecektir.

    KADINCIK ANA PROJESİ

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Kadıncık Ana Projesi’ni de yapılan açıklama ile duyurdu.

    Açıklamada, ’Yol’u kuran,’’ Alevi -Bektaşi inancının, öğretisinin, felsefesinin oluşmasında, gelişmesinde ve de yayılmasında etkin olan Kadıncık Ana ve tarihi yazan kadın önderlerden aldıkları ilham ile 2024 yılını Kadıncık Ana nezdinde kadınların yılı ilan edeceklerini belirterek, “8 Mart tarihinde Almanya Alevi Kadınları olarak bir ‘KADINCIK ANA‘ özel ödülünün verileceği ve her sene ritüelleştirecek bir etkinlik gerçekleştireceğiz” diye eklendi.

    Dergah ile birlikte çalışarak, “Kadıncık Ana Konferansı” organize edeceklerini aktaran Almanya Alevi Kadınlar Birliği, konferansta ‘’Kadıncık Ana’’ merkezli olarak, “Patriyarkal düzende aile-devlet- din ekseninde toplumsal cinsiyet rollerinin üretimi, toplumsal cinsiyet eşitliği-eşitsizliği, insan hakları bağlamında kadın hakları, kadın bedeninin medyada temsili- militarizm, teolojik olarak Alevilik inancında Alevilik, örgütlenme modeli ve kadınların kurumlarda yaşadığı eşitsizlikler, can Kavramı- cinsiyet ayrımcılığı” konularına yer verilceğini vurguladı.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, “Kadıncık Ana” projesi kapsamında, Kadıncık Ana’nın sanatsal ögeler ile işleneceğini de belirtti.

    PİRHA/ALMANYA

  • ’10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

    ’10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

    PİRHA-Trabzon’daki toplu açılış töreninde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na hakaret etmesine tepkiler sürüyor. AABK Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, “10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli” derken, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise “Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir” dedi. 

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün (30 Ocak) Trabzon’da bir toplu açılış törenine katıldı. 10 yaşındaki bir çocuk ise cezaevinde olduğunu söylediği babasının tahliye edilmesini isterken; Erdoğan’ın uzattığı mikrofon ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na ‘hain’ ifadesini kullandı. Erdoğan ile açılış törenine katılanların o sıradaki gülüşmeleri ise dikkat çekti.

    Trabzon’da yaşananlara tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Erdoğan’ın hemen her açılışta referans gösterdiği İslamcı şair Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerini hatırlattı. Kamilağaoğlu, “Siyasal İslam’ın teorisyenlerinden bir şair var. Necip Fazıl Kısakürek. Gençliğe hitabında şöyle diyordu: “Kinlerinizin davacısı olacaksınız.” Açılış konuşmalarının çoğunda Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’ten örnek verir. Kindar bir nesil yaratma doğrultusunda ajite çektiğini hepimiz biliyoruz. Bunu da başardı aslında. 20-21 yıllık iktidarlarının süresinde öyle bir nesil yetiştirdi ki, o yetiştirdiği çocuklardan bir tanesiydi Trabzon’da eline mikrofonu verdiği.

    “BU KADAR VİCDANSIZLIK OLUR MU?”

    Nefret ve kin kusturduğu çocuklardan sadece bir tanesi. 10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli. Yüzbinlerce çocuk vakıflarda, tarikat yurtlarında o kin ile eğitiliyor. Gelecekte kinin yerine tekrar sevgiyi nasıl kazıyacaklar? Bu yalnız Aleviler, Kürtler, sol ve sosyalistler için değil insanlık için çok tehlikeli. İnsanın tüylerinin ürpermesine neden oluyor. İşin acı yanı da arkasında saf tutan insanlar gülüşüyor. Bu kadar zavallılık, vicdansızlık olur mu?” ifadelerini kullandı.

    “10 YAŞINDAKİ ÇOCUK TÜRKİYE’NİN TAHLİLİNİ YAPMIŞ”

    Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ ifadesinde bulunan çocuk için “10 yaşında Türkiye’nin tahlilini yapmış” değerlendirmesinde bulunan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise şunları söyledi:

    “Çocuk şunu öğrenmiş. Babası cezaevindeymiş. Cumhurbaşkanından babasının hapisten çıkarmasını isteyecek. 10 yaşındaki çocuk şunu çözüyor. Onu hapisten çıkarmanın yolu cumhurbaşkanının rakiplerine hakaret etmek, onu memnun etmek ve ondan bir talepte bulunmak. Bu durum şunu gösteriyor. 10 yaşındaki çocuk Türkiye’nin tahlilini yapmış. Adalet ve hukuk, mahkemelerde verilen kararlar ile çıkmıyor. Her şey cumhurbaşkanının iki dudağının arasında. “Ben onu memnun edersem, isteğim yerine gelir” diye düşünüyor.

    10 yaşındaki çocuğa hakaret ettirip, yüzlerindeki o yılışık gülüşleri… 83 milyon olarak biz bunu hak ediyor muyuz? Çocuklara yıllardır öğretilen, kindar nesil yetiştirme hevesinin sonuçları olduğunu görmek mümkün. Çocuk aklını severim. Çocuklar akıllıdır. O, Türkiye’nin tahlilini çok güzel yapmış. İçinden de çıkmış. Nerede, ne söyleyeceğini, nasıl isteyeceğini gayet iyi bilmiş. “Senin karşındakiler ‘hain’. Oyunuzu da bu insana verin” deyince de, talebinin yerine geleceğini çözecek kadar zeki.”

    “‘BU TOPLUM ŞÜKRETMEYİ UNUTTU, ŞÜKREDEN BİR TOPLUM YARATACAĞIZ’, DEDİLER”

    Kendisi de bir öğretmen olan Doğan, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından okullara gönderilen genelgeyi de hatırlattı. Doğan, şöyle konuştu:

    “Türkiye’nin tahlilini yapan o çocuklar bir an önce büyüsün. Eminim, yarın daha güzel bir yaşamın olacağını da bilirler. Bu sistemi çözdükleri gibi hallaç pamuğu gibi atar; özgür, adil, demokratik bir düzeni de kuracaklardır. O beceriyi de göstereceklerinden eminim. O çocuğa, “utan” asla demiyorum. O hale gelmesinin tek sorumlusu 83 milyondur.

    12 Eylül döneminde şuna tanık oldum. 12 Eylül ilan edildikten çok kısa bir süre sonra okullara şöyle bir genelge geldi. “Bu toplum şükretmeyi unuttu. Şükreden bir toplum yaratacağız” dediler. Şükreden toplum bu şekilde yaratıldı. Toplum tümden ahlakını yitirdi. Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir. Çocuğu bile bu alanda kullanabiliyorsa, mağduriyetinden kendileri için bir şeyler devşirmeye çalışıyorlarsa bu ülke bitmiştir.

    “EĞİTİMLE, KENDİ AHLAKSIZLIKLARINA GÖZ YUMAR HALE GETİRMENİN YOLUNU BİLİYORLAR”

    Ülkeyi o çocuklara bıraksalar, çocuk aklıyla idare etseler; bundan çok daha iyi sonuçlar elde ederiz. Yazık ülkemize. Bir öğretmen olarak çocuklara bunu yapılmasını asla kabul edemiyorum. Çocukları, “Onları kendi çıkarlarımız için nasıl ikna ederiz” mantığıyla yetiştiriyorlar. Ortaya da bu manzara çıkıyor. Eğitimin amacı çocuğu hayata hazırlamak, dünyayı tanımasını sağlamaktır. Çaresizlikten ülkede kalanlar dışında insanlar kaçıyor. Beyin göçü yaşıyoruz. Her tarafın telafisi mümkün ama eğitilmiş insanların yeniden hayata kazandırılması oldukça zordur. Onu da çok iyi bildikleri için eğitimle insanları kendi ahlaksızlıklarına göz yumar hale getirmenin yolunu biliyorlar.”

    “MİLLİ EĞİTİM’İN TEZGAHI İNSAN EĞİTMİYOR, ÖĞÜTÜYOR”

    Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eğer gelecekle ilgili planınız ne ise, o ülkeyi nereye taşımak istiyorsanız; eğitim amacınız da aynısı oluyor. İçinde bulunduğumuz şu günlerde saray rejimi var. Sarayın ise bir şahı, sultanı vardır. Bunun da ayakta kalabilmesi için kula ihtiyacı vardır. Şimdiki sistem bize dünyayı tanıyan, hayatı algılayan insanlar değil, itaat eden kullar yetiştirmenin peşindeler. Kul yetiştirmenin sonuçlarını yaşıyoruz. Milli Eğitim’in tezgahı insan eğitmiyor, öğütüyor. Geleceğimize yazık oluyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER:

    -Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin

  • Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk için eylem yapacak

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk için eylem yapacak

    PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için 30 Aralık’ta eylem yapacağını duyurdu. AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için eylem yapacağını duyurdu.

    AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    “KADINLAR İÇİN ADALET”

    30 Aralık Perşembe günü saat 11:00’de eylemlerini gerçekleştireceklerini duyuran AAKB, yaptıkları yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Aysel Tuğluk, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele yürüten bir siyasetçi. Bugün kendisine yaşatılanlara itiraz ediyor; Aysel Tuğluk’un tahliyesini talep ediyoruz. Ayrıca, ‘Kadınlar İçin Adalet’ talebimiz doğrultusunda Tuğluk ve onun gibi siyasi sebeplerle mahpus edilen tüm kadınların özgürlüklerine kavuşması talebimizi yineliyoruz. Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalamayacağına dair, kapsamlı bir kurul raporu ortadayken, ısrarla bunun gereği yerine getirilmemesi, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere devletin sorumluluğundadır. Tuğluk’un sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan, ‘cezaevinde kalamaz’ raporunu görmezden gelen idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır.

    Ona yaşatılan bu tüm yetkilileri bir kez daha hukuka, bilime ve vicdana uygun davranmaya çağırıyor; Tuğluk’un tedavisinin olması gereken ortamda sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyor, dayanışma çağrımızı yineliyoruz.”

    PİRHA/ ALMANYA

  • Nevin Kamilağaoğlu: Alevi kadınlar, eşit başkanlık için mücadele etmeli

    Nevin Kamilağaoğlu: Alevi kadınlar, eşit başkanlık için mücadele etmeli

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Eş Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, eşit başkanlık sistemine ilişkin yazı kaleme aldı. Kamilağaoğlu, “Bizler de Alevi kadınlar olarak her alanda attığımız her adımda hem kendi örgütlerimiz içerisinde hem de toplumsal platformlarda verilen demokrasi ve eşit hak mücadelesinin önemli bir parçası ve savunucusu olacağız” ifadelerini kullandı. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu eşit başkanı ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, eşit başkanlık sistemine ilişkin yazı kalema aldı.

    Kamilağaoğlu’nun yazısı şöyle:

    “Avrupa Alevi Kadınlar Birliği yıllardır mücadelesini verdiği tüm kurumlarında eşit temsiliyet ve eşit başkanlık içi önemli bir adım attı. Bu kazanım hayatın içinde ve sıcak siyaset de var olan fakat gözükmeyen, küçümsenen, emeği hiçe sayılan tüm Alevi kadınlar için çok kıymetli bir adım.

    Alevi kadınlar tarih boyunca her dönem yaşadıkları zulüm karşısında hep mücadele ettiler ve bozuk düzenin kirli çarklarını tersine çevirdiler.

    “KADINLAR BU SOMUT ADIMI DESTEKLEMELİ”

    Katliam, asimilasyon ve cinsiyetçi kültürel baskılarla inançtaki yerini ve görünürlüğünü süreç içerisinde kaybeden, Alevi kadınlar gerçekleştirdiğimiz bu somut adımı desteklemeli ve tüm kurumlarımızda eşit temsiliyet ve eşit başkanlık için mücadele etmeli.

    Çünkü bu adım kendisine, davasına, sorumluluklarına aktif dayanışma ve ortak mücadele duygusu getirecektir.

    Şunu çok iyi biliyoruz ki, tüm kurumlarımızda eşit başkanlığa süreç içerisinde geçilmesi ve üç yüz kadın canımızın aktif siyasete katılması Avrupa Alevi Hareketine çok önemli bir ivme kazandıracaktır.

    “EŞİT HAK MÜCADELESİNİN SAVUNUCUSU OLACAĞIZ”

    Bugün inancımızın yok sayıldığı, evlerimizin işaretlendiği, inanç merkezlerimizin Cemevlerimizin kundaklandığı ve içerisine işlendiği ırkçı söylemlerle insanların ötekileştirildiği karanlık bir süreçten geçiyoruz.

    Tüm bu ötekileştirme ve ırkçı söylemler karşı her alanda inatçı bir mücadele vermek zorundayız. Irkçılığın, gericiliğin, cinsiyetçi bakışın ve cinsiyetçi kültürün panzehiri kadınlar ve kadın mücadelesidir!

    Bizler de Alevi kadınlar olarak her alanda attığımız her adımda hem kendi örgütlerimiz içerisinde hem de toplumsal platformlarda verilen demokrasi ve eşit hak mücadelesinin önemli bir parçası ve savunucusu olacağız.”

     

     

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği: Dergahlarımız işgal altında

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği: Dergahlarımız işgal altında

    PİRHA-Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Sivas, Çorum ve son olarak da Adıyaman’da yapılan Apaziz etkinliklerine katıldıktan sonra kısa bir değerlendirme yazısı yayınladı. Yayınlanan yazıda dergahların işgal altında olduğu vurgulandı. 

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Sivas, Çorum anmalarına katıldıktan sonra, Hacı Bektaş Veli dergahını ziyaret edip orada düzenlenen birlik cemine katıldılar. AAKB heyeti daha sonra, Apaziz etkinliklerine katılmak  için  Adıyaman’a gitti. AAKB, Hacıbektaş ve Adıyaman’da Alevilerin karşı karşıya kaldıkları zorlukları ve buralardaki Alevi dergahlarının nasıl açık bir şekilde işgal edildiğini içeren kısa bir değerlendirme yazısı yayınladı.

    AAKB ve AABK bileşenleri olarak Sivas ve Çorum’da katledilen canları anma programlarına katıldıklarını ve daha sonra Hacı Bektaş Dergahı’nda cem olduklarının belirtildiği açıklamada, yapılan cemin bitimine doğru Kültür Bakanlığı’nın dergah sorumlusu kadına, ‘burada izinsiz cem yapamazsınız, izin aldınız mi?’ sorusuna tepki gösterilerek, yapılan müdahalenin dergahların işgal altında olduğunun kanıtı olduğu vurgulandı. 

    “APAZİZ DERGAHI’NIN KAPISINDA AKREP, İÇİNDE BİR MANGA ASKER”

    Açıklamada, “Biz değil, aslında bir inancın kutsal mekanını, dergahını işgal eden devletin izin alması gerekiyor” denildi.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) heyeti, Adıyaman’da katıldıkları Apaziz etkinliklerine ilişkin olarak ise şu değerlendirmeyi yaptı:

    Durum orada da farksızdı. Dergahın kapısında bir Akrep, dergahın içerisinde bir manga asker. Bu nasıl bir saygısızlık bu nasıl bir vicdansızlık ve hoşgörüsüzlük. Neden korkuyorsunuz? Bu topraklarda binlerce yıldır yaşamış, bu toprakların kadim halklarından Aleviler vardır ve inançları Alevilik haktır. Ne yaparsanız yapın dergahlarımız bizimdir, bizim kalacak” denildi. (HABER MERKEZİ) 

     

  • Avusturya Alevi Kadın Birlikleri 8 Mart’ı coşkuyla kutladı

    Avusturya Alevi Kadın Birlikleri 8 Mart’ı coşkuyla kutladı

    PİRHA- Avusturya Alevi Kadın Birlikleri (AAKB) St.Pöltenli Aleviler ile dayanışma adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İkinci Başkanı Dr. Zeynep Arslan, “Öğretinin Can ilkesi doğrultusunda cinsiyetlerin ve insanların eşitliğinin pratik yaşamda da uygulanılmasının Alevi inancının bir gerekliliği olduğunu” söyledi.

    Avusturya Alevi Kadın Birlikleri AAKB düzenlediği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne iyi bir katılım sağlandı. St.Pöltenli Alevi Kadınlar AAKB Başkanı Ülker Sinci ve St.Pöltenli kadınların ev sahipliğinde hazırlanılan renkli bir program ile karşılandılar.

    Aşağı Avusturya İçişler Odası Başkan Yardımcısı (AK NÖ Vizepräsidentin) Gerda Schilcher, Aşağı Avusturya Eyalet Milletvekili Kathrin Schindele, İşçi Odası temsilcisi Sultan Özseçkin ve Eyalet müsteşarı Ali Fırat kısa sunumlar yaptılar. Konuşmacılar arasında ayrıca Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İkinci Başkanı Dr. Zeynep Arslan da bulundu.

    Gerda Schilcher ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün Avusturyalı Sosyal Demokrat kadınların (SPÖ) mücadelesinin sayesinde Avusturya’da önemli bir yer edinmiştir’ derken, ‘kadın direnişinin geçmişte olduğu gibi bugün de devam etmesi gerektiği’nin altını çizdi. Kathrin Schindele ‘mevcut hükümetin işçi sınıfı karşıtı politika ve uygulamalarından ötürü İşçi Odasının ehemmiyetinin giderek daha da önem teşkil ettiğini ve iş dünyasında sorunlar ile ilgili daima işçi odasına başvurulması gerektiğini’ söyledi. Ek olarak, işçi odasında Almanca danışmanlığın yanında 16 farklı dünya dillerinde de danışmanlık yapıldığını vurguladı.

    Ali Fırat daha çok mevcut hükümetin işçi ve kadın politikalarında ‘gayrı insani ve şuursuz’ davranışlar içinde olduğunu ifade ederek, son süreçte yaşanılan bazı örnekleri anlattı. Buradan itibaren ‘sağcı bu hükümetin siyasetinin Avusturya genel toplumunun selametine değil alehine bir rotada olduğunu ve bugüne dek kazanılmış haklara saldırıları yükselttiğini’ çeşitli örneklendirmelerle anlattı.

    “CİNSİYET EŞİTLİĞİ ALEVİ İNANCININ GEREKLİLİĞİDİR”

    Dr. Zeynep Arslan sunumunda dünya kadın hareketleri ve bunun Türkiye’ye yansımalarının kısa bir özetini çıkarttıktan sonra, ‘Alevi Kadınının profilini tartışmaya açtı. Alevi öğretisinin “kadıncıl bir inanç” olduğu fikrini dinleyicilerle paylaşan Arslan, ‘öğretinin Can ilkesi’ doğrultusunda ‘cinsiyetlerin ve insanların eşitliğinin pratik yaşamda da uygulanılmasının Alevi inancının bir gerekliliği’ olduğunu anlattı. Arslan, özellikle kadınların eşitlik haklarını talep etme noktasında bilinç ve farkındalık geliştirmek ve öz güvenlerini yükseltmek adına kurumlar içinde eğitim programlarını düzenlemeleri gerektiğini vurguladı. Çocuk eğitimi konusuna da değinen Arslan, ‘çocukların Anne-Babaların nasihat ve telkinlerinden daha çok Anne-Babaların yaptıkları ve yapmadıklarını örnek aldıklarını’, dolayısıyla Anne-Babanın öncelikle kendilerini eğitmeleri gerektiğini ve de ‘sevginin bir kültür olduğunun altını çizerek, bu ‘kültürün önce evden başladığını söyledi.

    Kaynak : WELG Medya

  • Kamilağaoğlu: Zeynep ve Songül’ün sessiz çığlıklarının sesi olacağız

    Kamilağaoğlu: Zeynep ve Songül’ün sessiz çığlıklarının sesi olacağız

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bir yıl önce tutuklanan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ve geçen hafta tutuklanan eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in sesi olacaklarını kaydetti. 

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne sayılı günler kalırken, kadın örgütlerinden birbiri ardına açıklamalar gelmeye başladı.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bir yıl önce tutuklanan PSAKD İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ve geçen hafta tutuklanan eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’i hatırlattı. Kamilağaoğlu, ‘‘Zeynep Yıldırım, Songül Tunçdemir ve daha nice kadınlarımız kendi halkının hak mücadelesini verdikleri için içerideler. Songül, Zeynep ve diğer tüm kadınları yok sayan bu politikaları şiddetle kınıyoruz” dedi.

    “EN ÇOK KADINLAR ETKİLENİYOR”

    ‘‘Emperyalist, kapitalist tüm gerici sistemlerde olağanüstü baskı ve sömürü düzeni politikaları, savaşlar, işsizlik, evsizlik milyonların çaresizliğinin ve açlığının en fazla kadınların yaşamını etkilediğini dile getiren Kamilağaoğlu, “Savaşlarda en çok tacize uğrayan, en çok satılan, en çok emeği sömürülen en çok acılar çeken yine onlar. Kadınlar hangi ülkede yaşarsa yaşasın hangi renkte, hangi sosyal sınıfa dahil olursa olsunlar erkekler karşısında hep ikinci sınıfı temsil etmektedir” şeklinde konuştu.

    Yaşam ve çalışma koşullarının güvensizliği karşılaştıkları şiddet, ayrımcılık ve ekonomik krizlerin yükü emekçi kadınları daha ağır bir biçimde etkilediğini kaydeden Kamilağaoğlu, “Aynı işi yaptıkları halde tüm çalışma süresi boyunca ve emekliliklerinde erkeklerden daha az aldıkları ücretler kadınların bir ömür boyu fakir yaşamalarına neden olmaktadır. Bu haksızlıklar kadınlar için önlerine koydukları en ciddi sınıfsal mücadele alanıdır” diye konuştu.

    “KADINLAR 8 MART’TA ALANLARDA OLACAKLAR”

    Kadınların yine 8 Mart‘ta daha iyi çalışma ve yaşam koşulları için adaletsizliğe, eşitsizliğe, ayrımcılığa, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı alanlarda olacağına değinen Kamilağaoğlu, “Almanya Berlin‘de tatil olan 8 Mart kırmızı gün dünyanın her yerinde olmalı. Avrupa metropollerinde kadın örgütlerinin talepleri arasında olan 6 saatlik iş günü, kürtaj ve cinsel istismar yasaları zaman kaybetmeden tüm ülkelerde yasallaşmalı, gerici sistemlerin içinde kadının içine düşürüldüğü konum üzerinde durulmalı” dedi.

    ‘”GERİCİ SİSTEM KADINLARIN YAŞAMINA MÜDAHALE EDİYOR”

    Kadınlar, kadın cinayetlerinden, özgürlüklerinin kısıtlanmasından tacizden, tecavüzden ve tecavüzcülerin korunmasından bıkmış durumda ülkemizde” diyen Kamilağaoğlu şöyle devam etti:

    “Gerici sistem sürekli olarak kadınların yaşamına müdahale ediyor, kadınlara nerede ne yapacaklarını anlatıyor, kahkaha atmalarından tutun, kaç çocuk doğuracaklarına karar veriyor. Kadın haklarını koruyacak kanunlar çıkarma yerine bir de tecavüzcüleri iyi hal indirimleri ile ödüllendiriyor. Bugün insan hakları ve demokrasi mücadelesi veren binlerce kadınımız içeride. Bu kadınlarımızın yüzlercesi Çocuk Hakları Evrensel Beyanemesi anlaşmasına aykırı olsa bile çocukları ile birlikte hapishanelerin soğuk duvarları arkasında yaşamaktalar.”

    Bugün içeride olan kadınlarımız bu gerici sisteme ve erkek egemen anlayışlara karşı hak ve hakikat mücadelesi veren her kesimin barış içinde özgürce yaşayacakları bir ülke istediklerine dikkat çeken Kamilağaoğlu, “Devlet cinsiyetçi politikalarla demokrasi emek ve özgürlük mücadelesinde boyun eğdiremediği kadınları iş alanlarından tasfiye ederek ya onları eve kapatıyor ya da hapse atıyor. Suçları sadece dik durmaları ve onurlu bir mücadele vermeleriydi” ifadelerini kullandı.

    “ONLARIN SESLERİ OLACAĞIZ”   

    Zeynep Yıldırım’ın, Songül Tunçdemir‘in ve daha nice kadının hak, hukuk, adalet ve özgürlük için mücadele ettiklerinden dolayı içeride olduklarını vurgulayan AABK Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

    ‘‘Zeynep Yıldırım , Songül Tunçdemir ve daha nice kadınlarımız kendi halkının hak mücadelesini verdikleri için içerideler. Songül , Zeynep ve diğer tüm kadınları yok sayan bu politikaları şiddetle kınıyoruz. Onların her türlü platformlarda sesiz çığlıklarının sesi olacağız. Yaşasın Kadın Dayanışması, yaşasın örgütlü kadın mücadelesi.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi kadınların gönül yaprağı: Pelgüzar-VİDEO

    Alevi kadınların gönül yaprağı: Pelgüzar-VİDEO

    PİRHA- 3 ayda bir çıkan Alevi Kadın dergisi Pelgüzar’ın çıkış hikayesini Almanya Alevi Kadın Birliği Baden Württemberg Bölge Başkanı Beyhan İpek ile konuştuk.  

    Haberin Videosu

    Beyhan İpek Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) Baden Württemberg Bölge Başkanı olarak görev yapıyor. Alevi kadınları için çıkartılan Pelgüzar dergisinin de fikir anası aynı zamanda.

    Pelgüzar 3 ayda bir kadınlarla buluşuyor ve ilk sayısı da Eylül ayında çıkmış.

    İpek, “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)  ile tanıştığımda Yol TV ve Alevilerin Sesi dergisini gördüm. Alevilerin Sesi dergisinde kadınlara dair 4 sayfa vardı. Kadınlarımızın çok emeklerini gördüm. Şiir yazanı, şarkı söyleyeni, çok güzel hikayeleri olan insanlar vardı. Bu insanların içerisinde kadınlarımızı dile getirmedik. Analarımızı, eski kadın şairlerimizi çok fazla dile getiremedik. Bir şekilde bunu onlarla paylaşmak istedim. Onlara ait bir şey olsun istedim” diyor.

    “KADIN OKURSA DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR”

    Erkek egemen toplumda okuyan, sorgulayan, fikir üreten kadınların istenmediğine vurgu yapan İpek, “Kadınlar okumasın, öğrenmesin, aydınlanmasın istiyorlar, çünkü kadın okursa dünyayı değiştirir“ diye belirtiyor.

    DİDAR ANA’DAN PELGÜZAR’A

    İpek, derginin isminin neden Pelgüzar olduğunu ise şöyle açıklıyor:

    “Pelgüzar ismi bana çok sıcak geldi. Pelgüzar Didar Ana hikayesi ile başladı aslında.

    Didar Ana’nın hikayesi de beni etkiledi. Didar Ana, Sivas’ın Zara ilçesinde Koçgiri bölgesinde yaşayan bir anamız. Didar Ana belli bir yaştan sonra kendini hak yoluna adamış, halkı içinde rayberlik yapmış. Koçgiri insanının dertlerine ve yaralarına merhem aramış. Fakir ve yoksullara analık yapmış. Babo Xıdır’ın ona olan aşkı var. Didar Ana kendini yoluna ve inancına adadığı için Babo Xıdır’ın aşkına karşılık vermiyor. Babo Xıdır ona bir çınar ağacının altında yazdığı şiirlerle kendini dile getiriyor.”

    PELGÜZAR: GÖNÜL YAPRAĞI

    Pelgüzar, Mikail Aslan’ın kendi albümüne eklediği benim de tesadüf eseri bulduğum bir isim. Pelgüzar’ın gönül yaprağı olduğunu bilirim. Gönül yaprağının da Alevilikteki yeri çok önemli. Kadınlarımızın gönlünün her zaman yeşil ve narin olduğunu bildiğim için Pelgüzar’ı Didar Ana ile anlamlı bir buluşma olduğuna inandığım için seçtim.”

    İlk çıkarılan Alevi kadın dergisi olan Pelgüzar’a kadınların ilgisinin oldukça yoğun olduğunu söylüyor Beyhan İpek. Derginin çıkışı ile birlikte çok sayıda mail ve fotoğraf aldığını dile getiren İpek,  kadınların artık Pelgüzar ile bütünleştiğini belirtiyor.

    Elif SONZAMANCI/MANNHEİM