Etiket: ab

  • AB, Ankara ve Antalya toplantılarını iptal etti!

    AB, Ankara ve Antalya toplantılarını iptal etti!

    PİRHA – Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu, Türkiye ile yapılması planlanan ortak toplantıları iptal etti.

    Avrupa Birliği’nin (AB) temel kurumları olan Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile Ankara ve Antalya’da yapmayı planladıkları resmi toplantıları iptal etme kararı aldı. Karar, siyasi uzmanlarca Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelere yönelik ilk somut tepki olarak değerlendiriliyor.

    AB tarihinde ilk kez Konsey, Komisyon ve Parlamento, Türkiye’ye karşı ortak bir uyarı niteliğinde ilişkileri askıya aldı. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, gazeteciler ve muhaliflere yönelik baskılar ile hukuk devleti ilkelerinin aşınması, AB tarafından “AB değerleriyle bağdaşmaz” şeklinde yorumladı.

    Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 1 Nisan’da yapılan genel kurulunda, Türkiye’deki demokratik gerileme ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını ele aldı.

    Oturumda en dikkat çekici açıklama, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’tan geldi. Kos, “AB adayı bir ülkeden en yüksek demokratik standartları bekliyoruz. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı öncesinde tutuklanması ciddi soru işaretleri yaratıyor” diyerek, Türkiye’deki protesto gösterilerine müdahale edilmemesi çağrısında bulundu. Kos ayrıca Türkiye’nin NATO üyeliği ve jeopolitik önemine vurgu yaparken, “İşbirliği kanallarını kesmek kimseye fayda sağlamaz” dedi.

    Hristiyan Demokratlar, 14-15 Nisan’da yapılması planlanan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu toplantısını iptal ettiklerini duyurdu.

    AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, “Türkiye yoldan sapıyor” diye tepki gösterdi.

    Liberaller (Renew) AB’nin sessiz kalmasını eleştirdi.

    Yeşiller, “Türkiye’ye net bir mesaj gönderilmeli,” çağrısında bulundu.

    AVRUPA’DAN TEPKİLER YÜKSELİYOR!

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Ekrem İmamoğlu protestolarıyla ilgili değerlendirme yaptı. Macron’un yazılı açıklamasında “”Muhalefet ve sivil toplum figürlerine yönelik kovuşturmaların sistematik niteliği, bilgi edinme ve toplanma özgürlüğüne yönelik saldırılar, İstanbul Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve gözaltına alınması, tarih adına ve belirli bir Türkiye fikri ve Avrupa ile ilişkisi adına, ancak üzüntü duyulabilecek saldırılar ve saldırganlıklar teşkil etmektedir” diye belirtti.

    İngiltere’den de Türkiye’ye hukukun üstünlüğünü koruma çağrısı geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Türkiye ile ilişkilerin önemine değindikten sonra, “Ortak uluslararası taahhütlerin, hukukun üstünlüğünün, zamanında ve şeffaf hukuki süreçler dahil olmak üzere, korunmasını bekliyoruz” mesajı verdi.

    Hollanda Temsilciler Meclisi ise tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. İmamoğlu’nun tutuklanmasını “son derece endişe verici ve hukuksuz bir gelişme” olarak değerlendiren Meclis, Hollanda hükümetinin bu çağrıyı NATO içinde ve aktif olarak dile getirmesini istedi.

    27 Mart’taki kararda, Türkiye’deki görevden alma ve kayyum uygulamalarının, Türkiye’nin 1992’de imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu vurgulandı.

    Kaynak: BBC, MA

  • Alevi kurumları Suriye’de yaşanan katliamlara ilişkin Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile görüştü

    Alevi kurumları Suriye’de yaşanan katliamlara ilişkin Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile görüştü

    PİRHA- Alevi kurumları, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ilişkin Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile görüştü.

    Alevi kurumları Suriye’deki Alevilere dönük katliamların ve baskıların konuşulduğu görüşmeler yapmaya devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan ve Başkan Yardımcısı Esat Nurullah Ünsal, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ilişkin görüştü.

    Görüşme basına kapalı yapılırken, görüşmeye dair ayrıntı paylaşılmadı.

    PİRHA/ANKARA

  • İsveç’ten NATO açıklaması!

    İsveç’ten NATO açıklaması!

    PİRHA- İsveç, NATO üyelik sürecini geçici olarak durdurdu.

    İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström yaptığı açıklamada, “Provokatif eylemlerden sonra İsveç’e yönelik öfkeyi gidermeye çalışıyoruz. Türkiye’de seçimin yapılacağı 14 Mayıs’ı da yakından takip ediyoruz. Amacımız Temmuz’da tam üyelik” dedi.

    Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından İsveç ve Finlandiya tarafsızlık politikalarından vazgeçerek NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu. İttifaka tam üye olarak katılmalarına 30 ülkeden sadece Türkiye ve Macaristan onay vermemişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AB İnsan Hakları Film Günleri Ödülleri sahiplerini buldu

    AB İnsan Hakları Film Günleri Ödülleri sahiplerini buldu

    PİRHA- İnsan hakları dalında üç ödül için yarışan 10 film arasından, birincilik ödülünü ‘Eve Dönüş’ filmiyle Dilan Engin aldı.

    Avrupa Birliği 12’nci İnsan Hakları Film Günleri ödül töreni 9 Aralık’ta Ankara’da gerçekleşti.

    Akademi, medya ve sinema dünyasından pek çok ismin katıldığı törende 25 film dört kategoride ödül için yarıştı.

    İnsan hakları haftası kapsamında 2011’den bu yana gerçekleştirilen film günlerine bu yıl amatör ve profesyonel dalda 170 film başvurdu. Geçmiş yıllardan farklı olarak bu yıl Avrupa’da gençlik yılı olması sebebiyle gençlik hakları kategorisinde de filmler yer aldı. 25 filmin finale kaldığı yarışmada gençlik hakları, iklim eylem, cinsiyet eşitliği ve insan hakları olmak üzere dört grupta filmler yarıştı.

    ‘EVE DÖNÜŞ’ İNSAN HAKLARI FİLM KATEGORİSİNİN BİRİNCİSİ OLDU

    Dört kategoride 25 filmin yarıştığı film günlerinde, İnsan Hakları Film kategorisi haricindeki diğer üç kategoride 5 finalist yarışırken, insan hakları alanında üç ödül için 10 film yarıştı.

    İnsan Hakları Kısa Film Ödülü’nü birincilik ödülünü ‘Eve Dönüş’ filmiyle Dilan Engin aldı. İkinciliği ‘Karıncanın Ayak İzleri’ filmiyle Ümit Güç, üçüncülüğü ise Yasin Serindere ve Özgür Cihan Uçar’ın yönettiği ‘Tozkoparan Bizimdir’ filmi kazandı.

    CİNSİYET EŞİTLİĞİ DALINDA ‘ZARYAM’ FİLMİ BİRİNCİ OLDU

    Cinsiyet Eşitliği dalında ödülü, ‘Zaryam’ filmiyle Selin Kara almaya hak kazandı. Bu dalda jüri üyeleri ‘Bizim Köy’ adlı filmiyle Sevda Tunç’a mansiyon ödülü verdi.

    İklim Krizi kategorisinde ödüle layık görülen yapıt ise Ebubekir Sefa Akbulut’un ‘İkilem’ filmi oldu.

    Bu yıl eklenen bir kategori olan Gençlik Hakları kategorisinden iki film ödülle buluştu. Mansiyon ödülünü ‘Sessiz Ol’ filmiyle Nihat Eren Keskin alırken, birincilik ödülünü ‘Yetersiz’ ile Beyza Yıldır kazandı.

    Sinema severler ve insan hakları alanına ilgi duyan sinema izleyicileri, 8-1 1 Aralık arasında filmleri Büyülü Fener Kızılay sinemasında ücretsiz izleyebilecek. Filmler aynı zamanda 9-18 Aralık arasında Festival Scope adresinden ücretsiz olarak izlenebilecek.

    HABER MERKEZİ

  • İran’da başlayan protestolar 19. gününde, parlamenter Sehlani saçlarını kesti

    İran’da başlayan protestolar 19. gününde, parlamenter Sehlani saçlarını kesti

    PİRHA- İran’da süren protestolar ortaokul ve liselere yayılırken, Avrupa Birliği Parlamenteri Amir Sehlani, Jina Mahsa Amînî’nin katledilmesini protesto etmek için kürsüde “Jin jiyan azadi” sloganı atarak saçlarını kesti. 
    İran’da şeriat kurallarına göre başını örtmediği iddiasıyla ‘ahlak polisi’ tarafından katledilen 22 yaşındaki Kürt kadın Jina Mahsa Amini için yapılan eylemler 19. gününde ortaokul ve liselere yayılarak devam ediyor.
    Öte yandan Avrupa Birliği Parlamenteri Amir Sehlani, Avrupa Parlamentosu’nda Kürt kadın Jina Mahsa Amînî’nin katledilmesini kınayarak İran’da kadın devrimini desteklemek amacıyla yaptığı konuşmanın ardından saçlarını kesti.
    İran’da kadınların 3 haftadır cesurca eylemlerini sürdürdüğüne işaret eden Amir Sehlani, “İran’da Kürt, Fars, Azeri kadınlar özgürlüklerini kazanmak için canlarını feda etmeye hazır. Birleşmiş Milletler bu konuda sessiz kalmamalı ve katliamlara karşı tavır almalıdır. Aksi takdirde kadınların üzerindeki baskılar daha da artacaktır” ifadelerine yer verdi.
    Amir Sehlani konuşmasının sonunda, İranlı kadınlar özgürlüklerine kavuşuncaya kadar yanında olacağını belirtti. “Jin, Jîyan, Azadi” sloganı attıktan sonra saçlarını kesti.
    (HABER MERKEZİ)
  • AP, Türkiye raporunu kabul etti: Türkiye, AB kapısını bilinçli bir kararla kapattı

    AP, Türkiye raporunu kabul etti: Türkiye, AB kapısını bilinçli bir kararla kapattı

    PİRHA- AP, 2021 Türkiye Raporu’nu oy çokluğuyla kabul etti. AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez-Amor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye, AB yolunun kapısını kapatmak için bilinçli bir karar aldı” dedi.

    Avrupa Parlamentosu (AP) 2021 Türkiye Raporunu Strazburg’daki genel oturumda oylayarak kabul etti.

    Mevcut 622 parlamenterin oy kullandığı oturumda 448 ‘evet’, 67 ‘hayır’ ve 107 ‘çekimser’ oyla kabul edilen raporda, Türkiye’ye yönelik özellikle ifade özgürlüğü kapsamında tepkiler yer aldı.

    “TÜRKİYE, AB KAPISINI BİLİNÇLİ BİR KARARLA KAPATTI”

    AP Türkiye raportörü Nacho Sanchez-Amor, Twitter hesabından konuya dair paylaşım yaparak şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye hakkındaki raporum büyük bir çoğunlukla onaylandı. Türkiye hükümeti verilen açık mesaja kulak tıkamaz umarım. AB yolunun kapısını kapatmak için bilinçli bir karar aldınız. Türk toplumu bilmeli ki gelecek yazılmadı.”

    Deutsche Welle (DW) Türkçe’nin haberine göre, AP raporunda her yıl olduğu gibi Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere saygıyla ilgili genel bir tablo aktarıldı. Bu alanlarda somut ilerleme kaydedilmeden AB ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlama şansı olmadığı mesajı verildi. Türkiye ile AB arasında ‘değerler ve normlar bakımından kapanmak bilmeyen bir mesafe olduğu ve bu mesafenin kapanması için gereken reformlar konusunda siyasi iradenin bulunmadığı’ görüşü dile getirildi.

    “MERKEZ BANKASI VE TÜİK GİBİ KURUMLAR BAĞIMSIZ DEĞİL”

    Raporda Türkiye’deki mevcut ekonomik durum ‘kaygı verici’ olarak tanımlandı. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı’nın, bağımsız olması gereken Merkez Bankası ve TÜİK gibi kurumlara müdahale ettiği, müdahaleler nedeniyle bu kurumlara güvensizliğin arttığı savunuldu. Bu iki kurumun işleyişinin bağımsızlığı, AB üyeliği için elzem bir kriter olarak gösterildi.

    “HUKUKSAL GÜVENLİK YOK”

    Hukuk devletine saygı alanındaki kötü performansın Türkiye’nin marka imajı üzerindeki olumsuz etkisine işaret edilen raporda, ‘hukuksal güvenliğin olmaması yabancı yatırımları ciddi biçimde tehlikeye sokabilir’ ifadelerine yer verildi. AB ile daha güçlü ve yakın bir ilişkinin kimi zorlukların aşılmasına ve Türk halkının yaşam düzeyinin iyileşmesine katkıda bulunabileceği görüşü de dile getirildi.

    Raporda, geçen yıl olduğu gibi üyelik müzakerelerinin resmen askıya alınmasını istendi. AİHM’nin Osman Kavala kararıyla ilgili gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinde yarattığı olumsuz etkiye de değinilen raporda, Türk hükümeti, ‘Osman Kavala davasında AİHM kararına açıkça meydan okuyarak, AB üyelik sürecini yeniden başlatma emellerini kasten imha etmekle’ itham edildi.

    “RUS SERMAYE VE YATIRIMLARI İÇİN SIĞINAK OLMAKTAN KAÇINMALI”

    Dış politikaya geniş yer ayrılan raporda, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline de değiniliyor. Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteği için Ankara’ya teşekkür ediliyor. Ancak Ankara’dan Rusya, Rus yöneticiler ve Rus oligarkları hedef alan yaptırımlarla ilgili tutumunu gözden geçirmesi ve Rus sermaye ve yatırımları için sığınak olmaktan kaçınması istendi.

    AB’nin özellikle Afganistan ve Ukrayna dosyalarında Türkiye ile yakın işbirliği yapabileceğine dikkat çekilen raporda, Ankara’nın, aday ülkeler arasında AB’nin dış ve güvenlik politikasına en uzak ülke olduğu belirtildi. Türkiye ve AB’nin Kafkasya, Suriye, Irak ve Libya politikalarının çeliştiği not edildi. Ankara’nın Suriye ve Irak topraklarındaki askeri operasyonları kınandı.

    Raporda, Erivan ile Ankara arasında son zamanlarda yürütülen diyaloğun olumlu olduğu belirtilirken Ankara’ya bir kez daha ‘Ermeni soykırımını tanı’ çağrısında bulunuldu.

    “TÜRK HÜKÜMETİNDEN GÖÇMENLERİ SİYASİ MALZEME OLARAK KULLANMAMALI”

    Türkiye ile AB arasında göç ve sığınmacılar konusunda iş birliğinin devamını savunan AP, bu alanda Mart 2016’da imzalanan siyasi deklarasyona iki tarafın da saygı duymasını istedi. Türkiye’ye yönelik göç baskısını anladığını belirtmekle birlikte, Türk hükümetinden göçmenleri siyasi malzeme olarak kullanmamasını istedi. Afganların evlerine zorla gönderildiği, Suriyelilerin ise ülkelerine keyfi biçimde yollandığının kaydedildiği raporda, Türkiye’de sığınmacı ve göçmenlere karşı artan yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gündeme taşınıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Rusya Ukrayna’ya saldırı başlattı

    Rusya Ukrayna’ya saldırı başlattı

    PİRHA- Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon başlattıklarını duyurdu. Ukrayna, Putin, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir savaş başlattığını açıklarken, AB, savaşın durdurulması çağrısında bulunarak, Ukrayna’nın yanında olacaklarını belirtti.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olağanüstü güvenlik konseyi toplantısından sonra, Ukrayna’nın doğusunda yer alan Donetsk ve Luhansk’ta Rus ayrılıkçıların bulunduğu iki bölgenin ayrı “bağımsız ülkeler” olarak tanınma talebini kabul ettiğini açıklaması, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere onlarca ülkenin tepkisine neden oldu ve  ABD Ukrayna’nın yanında yer alacaklarını paylaştı.

    Bu sabah ise bölgeye Rus askerleri girmeye başladı. Sabah erken saatlerde ulusa sesleniş konuşması yapan Putin, Donbas’ın askeri yardım istediğini hatırlatarak, “Buna bağlı olarak özel bir askeri operasyon düzenlemeye karar verdim. Operasyonun amacı sekiz yıldır Kiev rejimi tarafından istismara, soykırıma maruz kalan insanları korumaktır. Rusya Federasyonu vatandaşlarına da dahil olmak üzere sivillere karşı çok sayıda kanlı suç işleyenleri adalete teslim etmenin yanı sıra Ukrayna’nın Nazizm’den ve militarizmden arındırılması için çaba göstereceğiz” dedi.

    UKRAYNA DIŞİŞLERİ: PUTİN SAVAŞ BAŞLATTI

    Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba Rusya’nın askeri harekat başlatmasını savaş olarak tanımlarken, ”Putin, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir savaş başlattı. Ukrayna’nın barışçıl kentlerinde saldırılar sürüyor. Ukrayna kendini savunacak ve kazanacak. Dünya Putin’i durdurabilir, durdurmalı. Harekete geçme zamanı” diye konuştu.

    AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya mesajında, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy​​​​​​​ ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve Ukrayna ile dayanışma mesajı verdiğini aktardı. Michel, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bu savaşı derhal durdurma çağrısında bulunuyorum.” ifadesini kullandı.

    Ukrayna’nın başkent Kiev dahil ülkenin çeşitli kentlerinde patlama sesleri geldiği aktarıldı. Kiev’in yanı sıra Harkov, Kramatorsk, Mariupol, Mykolaiv, Odesa kentlerinde art arda patlamalar yaşandı.

    Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, Türkiye’den Boğazları Rus gemilerine kapatmasını talep ettiklerini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özkul: Mültecilere yönelik nefret, siyasi ortamda körükleniyor

    Özkul: Mültecilere yönelik nefret, siyasi ortamda körükleniyor

    PİRHA-Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü, Mülteci Çalışmaları Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Dr. Derya Özkul, mültecilere yönelik gerçekleştirilen şiddet olaylarının temelinde nefret söylemlerinin yattığını söyledi. Nefretin siyasi ortamda körüklendiğini kaydeden Özkul, “AB göçmenlerin Türkiye’de kalmasını kendisine bir kazanç olarak görüyor. Türkiye’de ise göçmenlerin çoğunluğu ekonomiyi ayakta tutacak ucuz emek gücü olarak kullanılıyor” dedi.

    Tarihin her döneminde çeşitli nedenlerden ötürü yaşanan göç hareketleri özellikle kapitalizmin canlılar, doğa ve emek üzerindeki yıkım ve talanı ile birlikte hızlanarak arttı. Oluşturulan ulus-devlet sınırlarını aşmak isteyen göçmenlere yönelik devletlerin ve popülist liderlerin yanıtı ise sınırlara örülen duvarlar, deniz ortasında batırılan botlar, işkence edilerek dikenli tellerden uzaklaştırılan insan manzaraları oldu. Ekonomik, siyasal ve toplumsal krizlerin yükseldiği dönemlerde ise göçmenlere, mültecilere, sığınmacılara dönük nefret söylemleri, tehditler ve ırkçı saldırılarda da yükseliş gözlemlendi.

    ALTINDAĞ’DA YAŞANANLAR DEVAM EDİYOR

    2021 yılının Ağustos ayında Ankara’nın Altındağ ilçesinde Suriyeli mültecilerin işyerleri, evleri ve araçlarına günlerce süren saldırı ve yağma olayları yaşandı. İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde 16 Kasım 2021 günü Suriyeli inşaat işçileri 23 yaşındaki Mamoun al-Nabhan, 21 yaşındaki Ahmed Al-Ali ile 17 yaşındaki Muhammed el-Bish‘i gece kaldıkları yerde Kemal Korukmaz tarafından yakılarak, öldürüldü. 10 Ocak 2022 gecesi ise İstanbul Bayrampaşa’da maskeli bir grup tarafından evi basılan 19 yaşındaki Naif Elnaif bıçaklanarak, katledildi.

    SALDIRI TEHDİDİNDE BULUNAN IRKÇI BİR GRUP: ATAMAN KARDEŞLİĞİ

    Yakın zamanda ayrıca “Ataman Kardeşliği” adıyla kendisini duyuran ırkçı bir grup, sıralamaya koydukları farklı etnik gruplara yönelik saldırı çağrısında bulundu. Ataman Kardeşliği, Afganistanlı bir gence sokak ortasında yaptıkları saldırıyı ise bir video ile internette paylaştı.

    Mültecilere dönük hedef gösterici açıklamalar yalnızca Ataman Kardeşliği gibi ırkçı gruplara ait değil. Birçok siyasi parti ve yöneticileri de dönem dönem yaptıkları açıklamalar ile mültecileri hedef alıyor. Bu konuda özellikle Zafer Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın söylemleri dikkat çekiyor. Dükkanını ziyaret ettiği Suriyeli bir esnafın kimlik kontrolünü yapan ve o anlara ilişkin videoyu paylaşan Özdağ, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada ise “8 milyon sığınmacı giderse enflasyon yüzde 13 düşecek” ifadesini kullandı.

    “NEFRET SÖYLEMLERİ, FARKLI KESİMLER TARAFINDAN FARKLI AMAÇLARLA ÜRETİLİYOR”

    Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü, Mülteci Çalışmaları Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Dr. Derya Özkul ile göçmenlere, mültecilere ve sığınmacılara yapılan saldırılara ilişkin konuştuk.

    Göçmenlere karşı son zamanlarda gerçekleştirilen çeşitli şiddet olaylarına değinen Özkul, “Bunlar bazen sayıca küçük çaplı kavgalarda, bazen de Altındağ’da yaşanan olaylarda olduğu gibi ilçe boyutunda yaşandı, hala da sık sık yaşanıyor. Bu şiddet olaylarının temelinde nefret söylemlerinin yattığını görüyoruz. Nefret söylemleri toplumun farklı kesimleri tarafından farklı nedenlerle ve amaçlarla üretiliyor. Örneğin, Suriyelilerle günlük hayatında birebir hiçbir ilgisi olmayan yüksek gelirli bir vatandaş, kafasında oluşturduğu Suriyeli imajını düşünerek ırkçı söylemlerde bulunuyor” dedi.

    “DÜŞÜK GELİRLİ VATANDAŞ SUÇU İŞVERENDE DEĞİL SURİYELİLERDE ARIYOR”

    Özkul, Suriyeli işçilerin sigortasız ve düşük ücretler ile çalıştırılmasının ise sorun olarak görülmediğini söyledi. Özkul, “Irkçı söylemlerde bulunanlar aynı zamanda işyerinde sigortasız olarak Suriyeli işçi çalıştırmakta, bundan dolayı kârını arttırmakta zarar görmüyor. Diğer taraftan, işverenin ücretleri daha da çok düşürdüğü, işe alımları daha da esnek hale getirdiği, sigortasız çalıştıracağı için Suriyeli işçi çalıştırmayı tercih ettiği bir ortamda, düşük gelirli bir vatandaş, suçu işverende değil, Suriyelilerde arayabiliyor. Asıl sorunun sermaye ilişkileri olduğu göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.

    “NEFRET, SİYASİ ORTAMDA KÖRÜKLENİYOR”

    “Nefret diğer taraftan da siyasi ortamda körükleniyor” diyen Özkul, muhalefet liderlerinin seçimlerde oy alabilmek için popülist söylemlere başvurabildiklerini kaydetti. Özkul, şöyle konuştu:

    “Örneğin muhalefet partileri Suriyeliler hakkında bilinen temel yanlışları (“bizden çok yardım alıyorlar”, “hepsi vatandaş oldu, oy veriyor” gibi yanlışları) kendileri de kullanabiliyor. Seçimlerde oy alabilmek adına popülist söylemlere başvurabiliyor. Diğer taraftan, iktidar partisi bu tür yanlış bilinen bilgileri düzeltmek için çok büyük bir çaba sarf etmiyor. Örneğin hala ‘istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılması’ sürecinin detaylarını açıklamıyor. Hangi göçmen hangi şartlar altında istisnai vatandaşlık elde ediyor bilinmiyor. Bu tür bilinmezlikler toplumdaki belirsizlik ve buna bağlı olarak nefret ortamını körüklüyor.”

    “SORUNU GÖÇMENLERDE DEĞİL, SERMAYE-EMEK İLİŞKİSİNİN NASIL DEĞİŞTİĞİNDE ARAMALI”

    Özkul, yaşanan siyasi sorunların Türkiye’ye has olmadığını belirtirken, Avrupa Birliği’nin göçmenlere karşı tavrının da sorunlu olduğunu vurguladı. “Bugün Avrupa Birliği’nin göçmenlerin sınırlarından geçmemesi için sınır güvenliğini her gün giderek daha da arttırdığını biliyoruz” diyen Özkul, şunları söyledi:

    “Son dönemlerde sınırlarda birçok yeni teknolojiler de kullanılmaya başlandı. Örneğin Ege Denizi üzerinde Avrupa’ya ulaşmak isteyen göçmenler sürekli olarak takip ediliyor. Sınır yoluyla geçmek isteyenler, birçok farklı sensor teknolojileri ile bulunuyor ve yakalanıyor. Bu durumda, AB göçmenlerin Türkiye’de kalmasını kendisine bir kazanç olarak görüyor. Türkiye’de ise göçmenlerin çoğunluğu ekonomiyi ayakta tutacak ucuz emek gücü olarak kullanılıyor. Çoğu göçmenin sigortasız çalıştırılmasından başlayarak, çocuk işçiliğinin varlığı, vatandaşlardan daha düşük ücretle çalıştırılmasına kadar birçok sorunun uzun vadede tüm toplumu etkileyeceği unutulmamalı. Sorunu göçmenlerde değil, asıl sermaye-emek ilişkisinin nasıl değiştiğinde aramak lazım.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • “Kürtçe dilim ‘X’, Alevi olarak kapıma ‘X’ konuluyor, HDP’li olarak politika yapmam yasak ‘X”-VİDEO

    “Kürtçe dilim ‘X’, Alevi olarak kapıma ‘X’ konuluyor, HDP’li olarak politika yapmam yasak ‘X”-VİDEO

    PİRHA- HDP’li Kemal Bülbül, Meclis’te yaptığı konuşmada, “Benim dilim Kürtçe dilim ‘X’, Alevi olarak kapıma ‘X’ konuluyor, HDP’li olarak politika yapmam yasak ‘X’, üç bilinmeyenli denklem” diyerek, “Bu matematik denklemini soruyoruz. Alevi’nin yaşadığı zulüm ile Kürtlerin yaşadığı zulüm çarpı, eşittir, ırkçılık, tekçilik, inkarcılık eksi tek adam rejimi, bölü insan hak ve özgürlükleri o da eşittir demokratik Türkiye ve eşit yurttaşlık. Demokratik Türkiye olacak kapasite, kabul, saygı ve demokrasi bilinci hükümette yok” ifadelerini kullandı.

    Meclis Genel Kurulu’nda Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2022 yılı ve 2020 Kesin Hesap bütçeleri görüşmeleri devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) grubu adına Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine dair söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül değerlendirmeler bulundu.

    Katledilen çocukların ve gençlerin isimlerini ifade eden Bülbül, “Devlet nezdinde öldürülmüş Resik Hüseyin, Erdal Eren, Koray Kaya, Uğur Kaymaz, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ceylan Önkol, Miraç Miroğlu, son 10 yılda panzer altında kalarak ezilen adı bile unutulmuş 20 çocuk, Aladağ’da eğitim hakkı uğruna yanan yoksul çocuklar, Soma’da, Ermenek’te babalarını yitiren öksüz kalan ve gelecekleri meçhul kalan, Kürt sorunundan doğan sistematik şiddet nedeniyle babasını, annesini yitiren asker, polis Kürt, Türk, çocukları, devlet dersinde öldürülen çocuklar ne olacak?” diye sordu.

    Bülbül, konuşmasının devamında kürsüye dövizlerle çıkarak, “Benim dilim Kürtçe dilim ‘X’, Alevi olarak kapıma ‘X’ konuluyor, HDP’li olarak politika yapmam yasak ‘X’, üç bilinmeyenli denklem. Buna bir ‘X’te ben ekleyeyim. Yoksulluk, açlık. 3 K’den, Kızılbaş, Kürt, Komünist ve 3 X’e geldik. AKP ve MHP’nin yaptığı gelişme bu olmuştur. 3X bir X daha ekledik, 4 X geldik. Bu matematik denklemini soruyoruz. Alevi’nin yaşadığı zulüm ile Kürtlerin yaşadığı zulüm çarpı, eşittir, ırkçılık, tekçilik, inkarcılık eksi tek adam rejimi, bölü insan hak ve özgürlükleri o da eşittir demokratik Türkiye ve eşit yurttaşlık. Demokratik Türkiye olacak kapasite, kabul, saygı ve demokrasi bilinci hükümette yok” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin verdiği ihlal kararını hatırlatan Bülbül, AİHM’in verdiği zorunlu din dersi bir insan hakkı ihlalidir, Cemevi’ni tanımamak bir insan hakkı ihlalidir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde görüşüldü. Hak ihlali olduğuna karar verdi ama buna dair bir işlem yok” dedi.

    Bülbül, son olarak Pir Nesimi’nin Ey Nesimi, ‘Minnet Eylemem’ sözlerini paylaşarak “ Saraya biat etmeyin” ifadelerine yer verdi.

    Genel Kurul konuşmalarla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Vicdani Ret Derneği yayınladığı raporda, vicdani retçilerin hala baskı gördüklerini açıkladı

    Vicdani Ret Derneği yayınladığı raporda, vicdani retçilerin hala baskı gördüklerini açıkladı

    PİRHA- Vicdani Ret Derneği, “Türkiye’de Askerlik Hizmetine Karşı Vicdani Ret-Türkiye’ye Karşı ÜLKE Grubu Davaları” raporunu yayınladı. Raporda vicdani retçilerin yaşadıkları baskıya dikkat çekilirken, hükümete ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne yönelik tavsiyeler yer aldı.

    Vicdani Ret Derneği, uluslararası alanda çalışan dört sivil toplum örgütüyle birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ni vicdani ret konusundaki gelişmelere ilişkin bilgilendirdi.

    İnanç Özgürlüğü Girişimi, Norveç Helsinki Komitesi, Uluslararası Savaş Karşıtları, Avrupa Vicdani Ret Bürosu ve Connection e.V. , Ülke Grubu davalarının kararlarının uygulanması için toplu olarak AB Programı’nın desteğiyle hazırlanan ‘Kural 9.2’ başvurusunda bulunarak, 4 Kasım’da Bakanlar Komitesine gönderildi.

    Sürece ilişkin bilgilendirmede bulunan Vicdani Ret Derneği, şunları paylaştı:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Murat Ülke hakkında verdiği ve 24 Nisan 2006 tarihinde kesinleşen kararının ardından bu ve Türkiyeli vicdani retçilere ilişkin daha sonra verilen kararların yerine getirilip getirilmediği Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından nitelikli izleme prosedürü altında izlenmektedir.

    Bu çerçevede çeşitli defalar hükümetten vicdani redde ilişkin politik ve pratik önlemleri içeren “eylem planı” sunması talep edilmiştir. Hükümet tarafından sunulan daha önceki eylem planlarından sonra son olarak 31 Mart 2020 ve 5 Ağustos 2021 tarihli eylem planları sunulmuştur. Başvurucu örgütler, Ağustos 2021 tarihli Eylem planının Mart 2020 tarihli planla neredeyse bire bir aynı olması nedeniyle, 2020 yılında yaptıkları bildirimleri güncelleyerek Bakanlar Komitesine iletmişlerdir.”

    Vicdani Ret Derneği, bildirimin ana noktalarına işaret ederek, şunları dile getirdi:

    “- Türkiye halen vicdani reddi bir hak olarak tanımamaktadır.

    – Hükümetin halen bir vicdani ret politikası yoktur.

    – Vicdani reddin hak olarak tanınmadığı için vicdani retçilerin başvurabilecekleri bir mekanizmanın bulunmamaktadır.

    – Vicdani retçiler din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra çalışma hakkı, seçme ve seçilme hakkı, seyahat özgürlüğü, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı gibi en temel hak ve özgürlüklerini diğer yurttaşlarla eşit koşullarda kullanmamaktadırlar.

    – Aralık 2020- Eylül 2021 arasında vicdani retçilerin deneyimleri üzerinden 60 başvuruyu bir araya getirmiştir.

    – Retçiler sürekli bir GBT kontrolü, para cezası, kovuşturma, yargılama, para ve/veya hapis ile cezalandırma döngüsü içinde yaşamaktadır. Bu döngü, kamu haklarından yasaklanma ve ağırlaştırılmış infazı da içermektedir.

    – Vicdani reddin bir hak olarak tanınmaması ve vicdani ret süreçlerine ilişkin bir mekanizmanın yokluğu nedeniyle yaşanan hak kısıtlamaları vicdani retçilerin, yaşamlarını “sivil ölüm” koşullarında sürdürmelerine neden olmaktadır.

    – Mahkemeler ve Anayasa Mahkemesi, vicdani retçiler için etkili iç hukuk yolları sunmamaktadır. Vicdani Ret Derneği’nin raporuna göre bugüne kadar vicdani retçilerin Anayasa Mahkemesi’ne en az 45 ayrı başvuru yapmıştır ve bu dosyaların neredeyse hepsi halen AYM önünde beklemektedir.

    – “Bedelli askerlik” vicdani retçiler için politik ve vicdani bir seçenek değildir.”

    Vicdani Ret Derneği tarafından yayınlanan raporda hükümete ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine yönelik tavsiyeler yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

    Raporun tamamı: Türkiye’de Askerlik Hizmetine Karşı Vicdani Ret – Türkiye’ye karşı ÜLKE Grubu Davaları.pdf

  • Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nden, Demirtaş ve Kavala için karar

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nden, Demirtaş ve Kavala için karar

    PİRHA- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve AYM’nin AİHM kararı doğrultusunda başvuruları karara bağlamasını istedi.  

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK BK), AİHM kararına rağmen serbest bırakılmayan iş insanı Osman Kavala ve tutuklu HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili 30 Kasım-2 Aralık oturumunda aldığı kararları açıkladı.

    Kavala’ya dair Türkiye için ihlal süreci başlatılmasını isteyerek, hükümete 19 Ocak’a kadar görüşlerini sunması için süre verirken, Demirtaş’ın da derhal serbest bırakılmasını talep etti.

    Demirtaş’ın avukatlarından Benan Molu, kararlara ilişkin yaptığı paylaşımlarda şunları ifade etti:

    “Bakanlar Komitesi, İHAM’ın (AİHM) ve Komite’nin kararlarına rağmen Osman Kavala’nın serbest bırakılmaması nedeniyle Türkiye hakkında resmi olarak İHAS’ın 46/4 maddesi uyarınca ihlal prosedürünü başlattı. Hükümet’e görüşlerini sunması 19 Ocak’a kadar süre verildi. Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş’la ilgili ara karar alarak, Hükümet’in sunduğu eylem planını değerlendirip Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını, AYM’nin bir an önce İHAM kararı doğrultusunda başvuruları karara bağlamasını istedi.

    Komite, Demirtaş kararında ayrıca HSK’nin ve yargının bağımsızlığının sağlanması için yasal değişiklik yapılmasını, çoğulculuğun ve özellikle seçilmiş muhalif kişilerin ifade özgürlüğünün güçlendirilmesini, TCK 314 altında keyfi tutuklamalara karşı önlem alınmasını talep etti.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istiyor

    Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istiyor

    PİRHA-Roman Diyalog Ağı (RODA), Sıfır Ayrımcılık Derneği Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile birlikte İstanbul Ümraniye’de bulunan Roman ve Abdalları ziyaret etti. Ziyarette atık toplayıcıların yaşadığı sorunları dinlediler.

    Roman Diyalog Ağı (RODA), Sıfır Ayrımcılık Derneği son günlerde depolarına yapılan baskınlar ve tutuklamalarla gündeme gelen atık toplayıcıların yaşadığı sorunlarla ilgili 8 maddelik çözüm önerisini kamuoyuna paylaştıktan sonra, bugün de Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Programlar Koordinatörü Mehmet Caner Demir ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Basın ve Enformasyon Yöneticisi İletişim Bölümü’nden Deniz Yenal ile birlikte İstanbul Ümraniye’de bulunan Roman ve Abdalları ziyaret etti.

    Ziyaret öncesi Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Roman Diyalog Ağı (RODA) çalışma ofisi olan Sıfır Ayrımcılık Derneği yöneticileriyle yapılan görüşmede, eşitsizlikleri daha görünür kılan ve derinleştiren COVID-19’un etkilerini konuşuldu. Yoksullukla mücadele, Roman kadınını güçlendirmek, Roman içerikli politikalarının merkezine kadın ve çocuğu yerleştirmek ve tüm seviyelerde politika yapma sürecine toplumun aktif katılımını sağlamak üzerine bilgi alışverişinde bulunuldu.

    Görüşmenin ardından heyet, İstanbul Ümraniye’deki Abdal ve Roman aileleri ziyaret etti.

    Yapılan ziyarette, ağırlıklı olarak atık toplayıcılığıyla geçinen aileler, İstanbul Valiliği tarafından hurda ve kağıt toplama araçlarına el konulduğunu, bu el konulma sırasında nelere maruz kaldıklarını anlattı.

    Yaptıkları işin düşük geliri, sağlıksız koşulları, çöple uğraşmanın toplumsal olarak pislikle ilişkilendirilmesi gibi nedenlerle toplumsal dışlanmışlığı en fazla yaşayan Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istediğini vurguladı.

    Kağıt toplayıcılarına yönelik baskılara karşı Sıfır Ayrımcılık Derneği ve Roman Diyalog Ağı (RODA açıklama yapmış, 8 maddelik çözüm önerisi sıralamıştı.

    “Geçimini atık toplayarak sağlayan ve kötü koşullarda çalışma imkanı bulabilen toplayıcıların geçimlerini sağlayabilmeleri için bazı öneriler sunuyoruz ve çözümün bir parçası olmak için herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz” denilen açıklamada, şu öneriler dile getirildi:

    “1. Atık toplayıcıların sorunlarının çözümü ve iş huzurlarının sağlanabilmesi için kamu, özel sektör, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve atık toplayıcılarından oluşacak bir komisyon kurulmalıdır.

    1. Oluşturulacak komisyon, iş sağlığı ve çalışma koşulları başta olmak üzere sokak toplayıcılarının güvenli koşullarda ve kayıtlı çalışmaları için gerekli yasal düzenlemeleri ve kaynak teminini oluşturmalıdır.
    2. Atık toplama ve ayrıştırma işlerinin yasal olarak ayrılması ile birlikte belediyeler atık toplayıcılar için sağlık koşullarına uygun depolama alanları oluşturmalıdır.
    3. Atık ayrıştırma işini yapan büyük işletmelerin doğrudan atık toplayıcılardan atıklarını alabilmeleri için gerekli kurumsal düzenlemeleri yapmaları sağlanmalıdır.
    4. Atık toplama araçlarının şehrin trafiğini aksatmayacak araçlarla yapılması için gerekli kaynak temin edilmelidir. El çekçekleri yerine elektrikli araçların kullanılması tercih edilmelidir. Alınacak araçlar için belediyelerin aracılığı ile yurt içi veya yurt dışı kaynak ve hibelerden faydalanmak için başvurular yapılmalıdır.
    5. Geçiş sürecinde ilgili belediye öncülüğünde İŞKUR tarafından katılımcılara günlük ücret ödenerek ve MEB tarafından öğretmen görevlendirilerek atık toplayıcılara yönelik eğitim programı düzenlenerek çalışanların sertifikalı olarak çalışması sağlanmalıdır.
    6. Konunun tüm aktörlerinin bir araya geleceği, acil diyalog toplantısı yapılarak sorunun çözümü hızlandırılmalıdır.
    7. Bu süreçte iş yapamayan, çalışamayan ve geçimini günlük kazançla sağlayan atık toplayıcılar için acil olarak Sosyal Yardımlaşma Vakfı üzerinden destek sağlanmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AB ülkeleri Biontech aşı olanlara kapılarını açtı

    AB ülkeleri Biontech aşı olanlara kapılarını açtı

    PİRHA – Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinden uzun zamandır kısıtlanan yurtdışı seyahatlerindeki gelişmeleri paylaştı. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları normal şartlardaki yurtdışına çıkış belgelerine ek olarak Biontech aşısını da olmuşsa 27 AB ülkesine seyahatinde bir engel olmayacak. 

    Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün sitesinde yapılan duyuruya göre, Dışişleri Bakanlığınca yapılan bilgilendirme çerçevesinde, Avrupa Birliği’nin (AB) “Dijital Covid-19 Aşı Sertifikası Sistemi’ne dahil edildi.

    Türkiye’nin tanzim olunan aşı sertifikalarına eşdeğerlik verilmesine yönelik; Yeterlilik Kararı (Adequacy Decision) aldı. AB komisyonu bu kararı 19 Ağustos tarihinde resmen kabul etti ve 20 Ağustos 2021’de ise AB Resmi Gazetesi’nde yayımladı.

    Bu gelişmeler ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları normal şartlardaki yurtdışına çıkış belgelerine ek olarak Biontech aşısını da olmuşsa 27 AB ülkesine seyahatinde bir engel olmayacak.

    AB, Türkiye’de yapılan aşılardan sadece BioNTech’i onaylamış durumda.

    (HABER MERKEZİ)

  • AB’nin seyahat edilebilir ülkeler listesinde Türkiye yine yer almadı

    AB’nin seyahat edilebilir ülkeler listesinde Türkiye yine yer almadı

    PİRHA-Avrupa Birliği’nin seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasını önerdiği ülkeler listesinde Türkiye yine liste dışında kaldı.

    Avrupa Birliği’nin seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasını önerdiği ülkeler listesinde yapılan son güncellemede listeye Ukrayna eklendi, Ruanda ve Tayland listeden çıkarıldı. Türkiye ise liste dışında kalmaya devam etti. Avrupa Konseyi her iki haftada bir listeyi yeniden değerlendiriyor. Bir sonraki güncelleme ağustos ayı başında yapılacak.

    Öneri niteliğindeki AB Konseyi listesinin yasal olarak bağlayıcılığı bulunmuyor. Üye ülkeler bu liste doğrultusunda kendi kararlarını almakta serbest. Ancak AB üyesi olmayan ülkeler için seyahat kısıtlamalarının kaldırılması kararında ortak hareket edilmesi tavsiye ediliyor.

    Listenin son halinde seyahat edilebilen ülkeler şöyle:

    Kanada, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna Hersek, Brunei, Ürdün, Kosova, Moldova, Karadağ, Katar, Suudi Arabistan, Arnavutluk, Avustralya, İsrail, Japonya, Lübnan, Yeni Zelanda, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Singapur, Güney Kore, Tayvan, ABD, Mako, Hong Kong ve karşılık olursa Çin.

    Avrupalı turizm şirketleri güncellenen listede yer almayan AB dışındaki ülkelere yönelik tatil ve seyahat paketlerini iptal edip etmeme konusunda kararsızlık yaşamaya devam ediyor. Türkiye ile ilgili turizm paketlerinin tamamen iptali konusunda henüz kesin karara varılmadı, ancak ülkenin kırmızı listesinden çıkmaması halinde yaşanabilecek iptallerle ilgili müşterilerle sorun yaşanmaması için temkinli bir yaklaşım sergileniyor. Covid-19 tedbirleri nedeniyle getirdiği seyahat kısıtlamalarında listenin rutin güncellemesini yapan İngiltere, önceki gün Türkiye’yi yine kırmızı listeden çıkarmadı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kobanî Davası’nın 2. duruşması başladı!

    Kobanî Davası’nın 2. duruşması başladı!

    PİRHA- Kobanî Davası’nın ikinci duruşması, avukatların, “hakimin reddine” ilişkin taleplerini reddeden 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 7 günlük itiraz süresi dolmadan başladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası’nın 2’nci duruşması başladı. Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmayı Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delagasyonu’ndan uzmanların yanı sıra çok sayıda ülkelerin diplomatik temsilcilikleri de takip ediyor.

    Duruşmaya avukatlardan da yoğun destek söz konusu. Birçok ilden Ankara’ya gelen 200 civarında avukat, duruşmada taleplerini dile getirecek.

    DAVANIN İÇERİĞİ 

    IŞİD’in Kobani saldırısına karşı 6-8 Ekim 2014’teki protestolar sırasında HDP Genel Merkezi’nin Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, 9 Ekim 2014 ve devamında dönemin HDP Eş Genel Başkanları ve MYK üyeleri hakkında açılan birden fazla soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2 ana iddianamede birleştirildi. 19 Haziran 2018 yılında dosya genişletilerek çok sayıda siyasetçi hakkında soruşturma başlatıldı ve 20 Eylül 2019’da Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da daha önce aynı “suçtan” tutuklanmış olmalarına rağmen Kobani Davası nedeniyle ikinci kez suçlu görüldü.

    24 Eylül 2020’de aralarında Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata ve Emine Ayna’nın da bulunduğu dönemin MYK üyesi 20 siyasetçi, gözaltına alındı. 2 Ekim 2020’de Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan ve Gülfer Akkaya, adli kontrolle serbest bırakılırken, 17 siyasetçi tutuklandı. Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel hakkında da başka suçtan Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olmalarına rağmen Kobani dosyası kapsamında tekrar tutuklama kararı verildi. Yine başka suçtan Kandıra Cezaevi’nde tutuklu olan Gülser Yıldırım’a bu dosya kapsamında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi. HDP’li eski milletvekili İbrahim Binici ve partinin çeşitli kademelerinde görev alan siyasetçiler, dosyaya sonradan eklenerek tutuklandı. Dosya kapsamında tutuklu yargılanan siyasetçi sayısı 28’e çıktı.

    6 YIL SONRA GELEN İDDİANAME 

    6-8 Ekim 2014’te yapılan protestolardan 6 yıl 3 ay sonra; 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen 3 bin 530 sayfalık iddianame mahkemeye sunuldu. İddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir hafta içinde 7 Ocak 2021 tarihinde kabul edildi. İddianamede, 108 kişi için “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 37 kez “insan öldürme” başta olmak üzere pek çok suçtan ceza isteniyor. İddianamenin ilk 241 sayfasında yaşamını yitiren 37 kişinin isimleri, mağdur müşteki olarak ise aralarında Adalet Bakanlığı, AKP, CHP, Hür Dava Partisi, MHP, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, MİT, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli Savunma Bakanlığı’nın da bulunduğu 2 bin 676 isim yer aldı. İddianameye tanık ve gizli tanık beyanları da eklendi.

    AİHM, TUTUKLAMA KARARINA KARŞI!

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 22 Aralık 2020’de HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “tahliye” kararında “Kobani için yapılan çağrılar şiddet çağrısı değil” ifadelerini kullandı. Kararda, ayrıca “HDP Genel Merkezi tarafından yapılan çağrılarla meydana gelen olaylar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, söz konusu çağrıların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı” vurgulandı.

    Kaynak: MA

  • AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye kararı: Yaptırımlar genişletiliyor

    AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye kararı: Yaptırımlar genişletiliyor

    PİRHA-Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nde, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri sebebiyle uygulanan yaptırımların genişletilmesi kararlaştırıldı.

    AB Zirvesinin ilk gün ana gündem maddesini, bütçe ve Brexit konularıyla birlikte Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama çalışmaları ve Türkiye ile ilişkiler oluşturdu.

    Alınan karar doğrultusunda geçen yıl hayata geçirilen ‘hedefli yaptırımlar’ listesine, sondaj faaliyetlerinden sorumlu görülen kişi, kurum ve firmalar da eklenecek. Diplomatlara göre Ankara’nın geri adım atmaması halinde yaptırımların daha da arttırılacağı yorumları yapılıyor.

    Zirvede Ankara’nın Kıbrıs’taki Maraş, bölgesiyle ilgili adımlarının da şiddetle kınandığı vurgulandı. Sonuç bildirgesinde, Türkiye’ye “BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 nolu kararlarına uyulması” çağrısı yapıldı.

    Kaynak: Euronews, AFP

  • Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Vakfı’na destek

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Vakfı’na destek

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu, Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Dersim Tarih ve Kültür Vakfı için “hukuka, ahlaka, milli birliğe ve menfaatlere aykırı” kararını eleştirdi.

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Tarih ve Kültür Vakfı’na destek geldi. Vakfın kurulması için yapılan başvuruya Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin “hukuka, ahlaka, milli birliğe ve menfaatlere aykırı” gerekçesi Avrupa’da yaşayan Alevilerin de tepkisine neden oldu.

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu adına yazılı paylaşılan açıklamada Milletvekilleri Günther Sidl, Dennis Radtke, Hannes Heide ve Özlem Alev Demirel’in ismi yer aldı.

    Dersim Tarih ve Kültür Vakfı müracatındaki red gerekçelerinin hukuki olmadığına işaret eden Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri şu açıklamayı yaptı:

    “Yaklaşık 20 milyon Alevinin yaşadığı bir ülkede, tarihsel olayların araştırılması, Alevi dua ve ritüellerin kaydedilmesi, Alevilere yapılan soykırım tarihiyle yüzleşilme kapsamında tanık anlatımlarının kamuoyuna açılması elbette olması gerekendir.

    Bu anlamda AB Parlamentosunda Alevi Dostluk Grubu adına Dersim Tarih ve Kültür Vakfının kurulmasını destekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AB Liderler Zirvesi öncesi dışişleri bakanları toplandı

    AB Liderler Zirvesi öncesi dışişleri bakanları toplandı

    Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, AB Liderler Zirvesi öncesi Türkiye ile ilişkilerin de içinde bulunduğu geniş gündemle bir araya geldi.

    Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 10-11 Aralık’ta yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesi Türkiye ile ilişkilerin de içinde bulunduğu geniş gündemle bir araya geldi.

    Brüksel’deki toplantıda resmi gündem maddelerini Gürcistan’da seçimlerden sonraki durum, Venezuela’da yasama meclisi seçimi, ABD’deki başkanlık seçimi sonrasında AB-ABD ilişkilerinin nasıl şekilleneceğine ilişkin görüş alışverişi, AB’nin insan haklarına bağlı yaptırım mekanizması, Hong Kong’da yeni güvenlik yasasının getirdiği sonuçlar, AB’nin stratejik özerkliği ve Türkiye ile ilgili gelişmeler oluşturuyor.

    AB üyesi ülkelerin 1 Ekim’de yaptığı zirvede alınan karar gereği AB-Türkiye ilişkileri hakkında ayrıntılı görüşmelerin 10 Aralık’ta başlayacak zirve toplantısında ele alınması bekleniyor.

    Zirve öncesinde AB dışişleri bakanlarının çerçeveyi bugünkü toplantıda belirlemesi planlanıyor.

    Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Dağlık Karabağ, Libya, Suriye gibi konuların ele alınması ve AB’nin Türkiye’ye kısıtlayıcı tedbir uygulayıp uygulamayacağına AB liderlerinin zirve toplantısında karar vereceği öngörülüyor.

    “TÜRKİYE’YE YAPTIRIMLARI ELE ALACAĞIZ”

    AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının düzenleyeceği toplantı öncesi konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Doğu Akdeniz krizi nedeniyle Türkiye’ye yaptırımları konuşacaklarını söyledi.

    “Almanya geçtiğimiz aylarda Avrupa Birliği’yle Türkiye arasında diyalogu kolaylaştırmak için çok çalıştı” diyen Maas, “Ancak çok fazla provokasyon yaşandı ve Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki gerilimler herhangi bir doğrudan görüşmeyi engelledi. Bu nedenle, buradan ne sonuçlar çıkarmak durumunda olduğumuz hakkında konuşacağız” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gözaltılara İHD, KESK ve AB’den tepki

    Gözaltılara İHD, KESK ve AB’den tepki

    PİRHA- İHD ve KESK Genel Merkezi, yaptığı açıklamada HDP’li siyasetçilerin gözaltına alınmasını kınandı. İHD açıklamasında “Bütün bu olup bitenlere rağmen aradan altı yıl geçtikten sonra hukukun siyasallaştırılıp TMK’nın siyasi muhalifler üzerinde amansızca kullanılması kesinlikle kabul edilemez” derken, KESK de, iktidarın ömrünü uzatma pahasına ülkeyi karanlık ve derinleştirdiği kutuplaştırma nedeniyle tehlikeli bir noktaya sürüklediğini ifade etti. AB Komisyonu Sözcüsü Ana Pisonero da, Türkiye’de bu türden gelişmelerle ilk kez karşılaşmadıklarını belirterek, “Son gelişmelere ilişkin olarak da daha resmi ve üst düzey bir tepki konusunda şimdilik biz de beklemedeyiz” dedi.

     

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobane eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında o tarihte Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    “TÜRKİYE’DE EV BASKINLARI RUTİN BİR UYGULAMA HALİNE GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR”

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Savcılığın açıklamasında belirttiği iddialar ciddiyse bu soruşturma kapsamında en az altı yıl niçin beklenildiğine dikkat çekerek, şunlar ifade edildi:

    “Şayet ciddi iddialar söz konusu ise savcılığın hızlıca hareket etme sorumluluğu bulunmaktadır. Anlaşılan siyasi saiklerle yürütülen bir soruşturma ile karşı karşıyayız. Tıpkı AİHM’in Demirtaş/Türkiye davasında AİHS’in 18. maddesinin ihlal edildiğini belirttiği gibi. Türkiye’de ev baskınlar yapılarak soruşturma yapılması rutin bir uygulama haline getirilmek istenmektedir. Oysa, CMK 145. maddesine göre bu tarz zamanı geçmiş soruşturmalarda şüphelilerin adliyeye davet edilmesi ve bu şekilde ifadelerinin alınması gerekmektedir. Bunun yapılmaması operasyonun siyasi iktidarın talimatı ile yapıldığını kanıtlar niteliktedir. Kaldı ki aynı iddia ile eski milletvekili Ayhan Bilgen soruşturma geçirmiş ve AYM kararı ile ihlal kararı verilmiştir.”

    “DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ İLE GÖZALTINA ALINANLARIN BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    “Ekim 2014’te ne olmuştu?” diye sorulan açıklamada, gelişen süreç aktarılarak, “Bütün bu olup bitenlere rağmen aradan altı yıl geçtikten sonra hukukun siyasallaştırılıp TMK’nın siyasi muhalifler üzerinde amansızca kullanılması kesinlikle kabul edilemez. Kişi güvenliği hakkı ve özgürlüğü hakkı başta Demirtaş ve Yüksekdağ olmak üzere gözaltına alınanlar bakımından açıkça ihlal edilmiştir. Bu soruşturma kapsamında tutuklu olan Demirtaş ve Yüksekdağ ile gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denildi.

    “İKTİDAR BİLMELİDİR Kİ, HUKUK BİR GÜN KENDİLERİNE DE LAZIM OLACAKTIR!”

    KESK ise, İktidarın, siyasallaştırdığı yargı eliyle askeri darbe dönemlerinde dahi asgari olarak gözetilen hukuk normlarını ayaklar altına alarak muhalif kesimlere yönelik operasyonlarına bir yenisini daha eklediğine dikkat çekerek, şunları vurguladı:

    “Politikasızlığın, çözümsüzlüğün polisiye yöntemlerle örtülmeye çalışılmasıdır. Açık ki, “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde” masa başı stratejilerle ülkenin değil kendilerinin geleceğinin kurtarılmasının senaryoları hayata geçirilmektedir. İktidar ömrünü uzatma pahasına ülkeyi karanlık ve derinleştirdiği kutuplaştırma nedeniyle tehlikeli bir noktaya sürüklemektedir. Demokrasi, barış ve laiklik gibi taleplere yönelik çağrılara kulak tıkayan, şiddeti tırmandıran, temel hak ve özgürlükleri askıya alan, devletin zor aygıtlarını siyasal amaçları için kullanan iktidar bilmelidir ki, hukuk bir gün kendilerine de lazım olacaktır! Siyasal amaçlarla, siyasal beklenti ve hedeflerle yapılan hukuksuz gözaltı operasyonunu kınıyor, protesto ediyoruz. Emek ve demokrasi güçleri olarak bu hukuksuzluklara cevabımız her zamankinden daha fazla dayanışma ve birlikte mücadeleyi yükseltmek olacaktır.”

    Avrupa Komisyonu Türkiye’de 2014 ‘Kobani eylemleri’ soruşturması kapsamında 7 ilde gerçekleşen onlarca gözaltı operasyonuna ilişkin olarak açıklamada bulundu. Euronews Türkçe’ye konuşan AB Komisyonu Sözcüsü Ana Pisonero da, Türkiye’de bu türden gelişmelerle ilk kez karşılaşmadıklarını belirterek, “Avrupa Birliği hali hazırda Türkiye’deki anti-terör yasaları ve uygulamalarına ilişkin kaygılarını birçok kez dile getirdi. Benzer endişeler devam ediyor. Son gelişmelere ilişkin olarak da daha resmi ve üst düzey bir tepki konusunda şimdilik biz de beklemedeyiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Avrupa Parlamentosu’nda olağanüstü toplantı kararı

    Avrupa Parlamentosu’nda olağanüstü toplantı kararı

    Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu yeni tip koronavirüse ilişkin özel tedbirleri onaylamak için 26 Mart’ta Brüksel’de olağanüstü toplanacak.

    AB Komisyonu’nun yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında sunduğu yasa tekliflerinin görüşüleceği ve oylanacağı belirtilen açıklamada, Koronavirüs Müdahale Yatırım Girişimi, AB Dayanışma Fonu ve uçuşlarla ilgili düzenlemelerin ele alınacağı kaydedildi.

    Açıklamada ifadelerine yer verilen AP Başkanı David Sassoli, “AP görevini yapıyor ve yapmaya da devam edecek. Parlamentonun açık kalmaya devam etmesi gerekiyor. Virüsün demokrasiyi dize getirmesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı.

    1-2 Nisan’da düzenlenmesi planlanan olağan Genel Kurul’un ise gerçekleşmeyeceği duyuruldu.