Etiket: abb

  • Türkdoğan: Biri et, diğeri mazot yardımı yapıyor, peki belediyeciliği ne ara yapacaksınız?-VİDEO

    Türkdoğan: Biri et, diğeri mazot yardımı yapıyor, peki belediyeciliği ne ara yapacaksınız?-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Öztürk Türkdoğan, AKP siyasetinin Türkiye’deki hak kavramını “inayet” kavramına dönüştürdüğünü söyledi. Türkdoğan yurttaşların, birçok hakkı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını belirterek, “Hiç kimse, halkın yönetime katılımı, talepleri ve beklentileri doğrultusunda kenti yönetmekle ilgili bir şey anlatmıyor. Bunu sadece biz anlatıyoruz” dedi.

    Uzun yıllar İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanlığı yapan Öztürk Türkdoğan, şimdi ise Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Eş Başkan Adayı olarak çalışmalarına başladı. Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak ile birlikte ABB başkanlığına aday olan Türkdoğan, nasıl bir projeyle seçmene ulaştıklarını anlattı.

    “TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNUNU/KÜRT SORUNUNU HATIRLATACAĞIZ”

    Geçmişte Akil İnsanlar Heyetinde de yer alan Öztürk Türkdoğan, Kürt Siyasetçi Gülten Kışanak ile Ankara için mücadele vermenin önemini şu sözlerle açıkladı:

    “Ankara Büyükşehir Belediye başkan adaylığı için Gülten Kışanak sorumluluk alıp eş başkan adayı olduğunu açıklayınca ben de onunla birlikte bu kampanyayı yürütmekten gerçekten onur duydum. Kürt kadın hareketi içerisinde kadın özgürlük mücadelesi yürüten çok değerli bir arkadaşımız, Kürt halkının bir değeridir Gülten Kışanak. Aynı zamanda bir basın emekçisidir Kışanak. Bununla birlikte bizim yerel yönetim anlayışımızı Amed’te bir dönem hayata geçiren kişidir. Kayyum atanması ile birlikte tutuklanan ve 8 yıldır siyasi rehin olarak tutulan bir arkadaşımız Gültan Kışanak. Toplumsal barış, kadın özgürlüğü ve elbette ki siyasal sorumluluğu gereği böyle bir görevi kabul ettiğini de kendisi belirtti.

    Ankara’daki seçim kampanyamızın önemli bir kısmında tabii ki ‘Yerel demokrasi için özgür kentlere’ sloganı ile açıkladığımız seçim bildirgemizi anlatacağız. Ama başkentte Türkiye’nin en önemli sorununu, yani Kürt sorununu ve bu sorunun barış siyaseti ile çözüm yöntemini herkese hatırlatacağız. Çünkü bu sorun çözülmeden Türkiye’de hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Nitekim de düzelmiyor zaten. Şu anda ağır bir ekonomik kriz olmasının en büyük sebebi budur; savaş harcamalarıdır.”

    “MEVCUT ADAYLAR, HÜKÜMETİN YAPMASI GEREKENLERİ VAAT EDİYOR”

    “Yerel Demokrasi ile Özgür Kentlere” bildirgesinin özgün bir fikir olduğunu belirten Öztürk Türkdoğan, yönetim modellerine dair şunları anlattı:

    “Özellikle DEM Parti’nin 3. yol siyasetini, yerel yönetim anlayışını göstermesi bakımından bu bildirge çok özgün önermelere sahip. Bir kere biz, yerel yönetimlerin idari, mali ve siyasi açıdan özerkliğini savunuyoruz. Buna çok basit bir örnek vereceğim; depremin yıl dönümünü yaşadık, hem Türkiye’nin siyasi iktidarı hem de oranın yerel yönetimleri enkazın altında kaldı. On binlerce insanımızı kaybettik. O yerel yönetimlerin hiç yetkisi var mıydı? Yoktu. Bütün yetki AFAD’a verilmişti. AFAD neredeydi? 3 gün ortada yoktu. Peki bizim yerel yönetim anlayışımız kabul görseydi ve bizim yerel yönetim anlayışımıza göre oralar yönetilseydi ne olacaktı biliyor musunuz? Hem halk hızla arama kurtarma çalışmalarında organize olacaktı hem de yerel yönetimler gerekli örgütlenmeyi sağlayacak ve on binlerce insanımızın hayatını kurtaracaklardı. Eğer bir kentin yerel yönetimi o kentin başına bir felaket geldiğinde o felaketi giderecek yetki, ekipman, teçhizat, örgütlenmeye sahip değilse siz ona nasıl ‘yerel yönetim’ diyeceksiniz? Bu vesayetçi bir anlayıştır. Türkiye’deki şu anda yerel yönetim anlayışı vesayetçi, yani merkezi idarenin yerel yönetim üzerindeki vesayetinden başka bir şey değil. Bakın Ankara’da hem mevcut belediye başkanı hem de aday olanlar ne vaat ediyor? Hükümetin yapması gerekenleri vaat ediyorlar. Sosyal yardım vaat ediyorlar. Başka bir vaatleri var mı? Onun dışında standart belediyeciliği anlatıyorlar, başka da bir şey yok. Bir özgünlük yok. Şimdi burada bir tuhaflık yok mu sizce?”

    “PEKİ BELEDİYECİLİĞİ HANGİ ARA YAPACAKSINIZ?”

    Öztürk Türkdoğan, DEM Partili kadınların, 2 Mart’ta Ankara Kuğulu Park’ta Gülten Kışanak için özgün bir çalışma başlatacaklarını da söyledi. ABB Eş Başkan adayı Türkdoğan, “Bu kenti Ankaralılarla birlikte yöneteceğiz” dedi.

    Türkdoğan şöyle devam etti:

    “Mahalle meclislerinden başlayarak halkın yönetime katılması önündeki engelleri kaldıracağız. Örneğin bir mahalleye hizmet mi söz konusu, o mahallede yaşayan insanlara soracağız. Onlar ne talep ediyor öğreneceğiz. Dikkat ederseniz hiç kimse, halkın yönetime katılımı, talepleri ve beklentileri doğrultusunda kenti yönetmekle ilgili bir şey anlatmıyor. Bunu sadece biz anlatıyoruz. Onlar hep sonuç kısmıyla ilgileniyor. İşte ‘şu kadar metro yapacağım, şu kadar sosyal yardım yapacağım, şu kadar et, şu kadar mazot desteği vereceğim, emeklilere şunu yapacağım…’ İyi de bir zahmet o insanlara ihtiyaçları nedir diye bir sorsanıza. Yani kent hakları diye bir kavram var. Bunu diğerlerinden duymuyoruz. Kenti birlikte yönetelim, ihtiyaçları birlikte belirleyelim ve çözümleri birlikte üretelim. Çünkü bu kentin ekonomik kaynağı bu kenti yönetmek için yeterlidir ama halkın katılımını sağlayıcı bir mekanizma kurarsanız ancak bunu yapabilirsiniz.

    “HÜKÜMET PARALARI FAİZCİLERE VE SAVAŞA HARCIYOR”

    Bugün Ankara’da birisi ihaleyi gizli, diğeri ise açık yapıyor! Birisi ne kadar et yardımı yaptığı ile övünüyor öbürü ise ne kadar mazot yardımı yaptığıyla. Bu sosyal devletin görevi değil mi? Peki bu hükümet ne iş yapıyor? Hükümet ise paraları faizcilere ve savaşa harcıyor. Peki siz belediyeler olarak hükümetin bu politikasını eleştirmek, önlemek yerine hükümetin yapması gereken sosyal yardımları yapıp peki belediyeciliği hangi ara yapacaksınız?

    “ÖĞRENCİLER NEDEN TARİKATLARIN YURTLARINA MAHKUM EDİLİYOR?”

    Ankara halkı daha ucuz bir ulaşımı hak etmiyor mu? Öğrenciler ücretsiz ulaşımı hak etmiyor mu? Üniversite öğrencilerinin ücretsiz barınma sorunu neden hala çözülmedi? Üniversite öğrencileri çeşitli vakıf, dernek, tarikatların yurtlarına niye mahkum ediliyor? Kent hakları kapsamında üniversite öğrencilerinin barınma hakkını ücretsiz şekilde sağlayacak ekonomik kaynağa sahipsiniz. Ankara öğrenci ve aynı zamanda emekçi kentidir. İhracatta 3. sırada yer alıyor Ankara ve aynı zamanda bu şehir bir işçi kentidir. Bu işçi arkadaşlarımız şu an yüksek kira nedeniyle çok ciddi sıkıntılar çekiyorlar. Peki siz işçilerin, kamu görevlilerinin daha uygun koşullarda ki benim siyasal anlayışıma göre bunun da ücretsiz temin edilecek ekonomik koşulları vardır, hiç değilse ücretsiz arsayı niye üretmiyorsunuz? Belediye değil misiniz? Hazine arazilerini alın, insanlara arsa temin edin ve maliyetine ev sahibi olunsun. Bunları anlatmıyorlar ama ne anlatıyorlar? Örneğin kentsel dönüşümü anlatıyorlar.

    Ekoloji konusunda da anlatabileceğimiz çok şey var. Örneğin öncelikle su hakkı diye bir şey var. Musluğumuzdan akan suyu içebilmemiz gerekiyor. 15 metreküpe kadar da hiç kimseden su parası alınmaması gerekiyor. 15 metreküpten sonra da katlamalı değil, onu da özellikle söyleyeyim. Çünkü bazıları özellikle öyle yapıyor. Yani bu kadar ekonomik kaynak varken biz musluktan akan suyu neden içemiyoruz?”

    “AKP, HAK KAVRAMINI İNAYET KAVRAMINA DÖNÜŞTÜRMÜŞ”

    Öztürk Türkdoğan, projelerini sokaktaki vatandaşa nasıl anlattıkları konusuna da değindi. Türkdoğan, yerel yönetim konusunda anlatımlarına karşılık yurttaşın tepkisini ise şu sözlerle paylaştı:

    “DEM Parti’nin Türkiye’nin 3. büyük partisi ve 3. yol siyaseti olduğunu, barış siyaseti izlediğini, Türkiye’deki mevcut iktidar ve ona muhalif olan ana muhalefet yapılarının aslında yeni bir şey vaat etmediklerini, tamamen toplumcu, katılımcı, demokratik bir yönetim anlayışına sahip olduğumuzu anlatıyoruz. Yani yönetim zihniyet yapısını anlatmaz ve bu zihniyete değişim ve dönüşüm gerektiğini ortaya koymazsanız söyleyeceklerinizin ayakları havada kalabilir. Bu bir zihniyet değişimi konusudur aynı zamanda. Cumhuriyetin demokratikleşmesine ve barışa inanan insanlar ancak sizi anlayabilirler. Çünkü özellikle AKP iktidarı Türkiye’deki hak kavramını inayet kavramına dönüştürmüştür. İnsanlar, birçok şeyin hakları olduğunu bilmiyor. Bu bakımdan da biz aynı zamanda bir hak siyaseti izliyoruz. Örneğin bugün Türkiye’de milyonlarca emekli var. 16 milyon emeklinin neredeyse 10 milyondan fazlasına ‘aylık 10 bin lira ile geçin’ diyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi? Sonra da diyorlar ki ‘gidin belediyeler size sosyal yardım’ yapsın. Bu korkunç bir şey değil mi. Dolayısıyla sokağa bu kavramları anlatıyoruz ve bunun üzerinden aslında farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu fark ortaya konduğunda halk bizi daha iyi anlıyor. O nedenle aslında biz Ankaralılara ‘Bakın iki seçenek arasında kalmayın, burada 3. ve doğru bir seçenek var. Hakikaten kentleri özgürleştirecek bir demokratik seçenek var. Dolayısıyla bu seçenek noktasında tercihinizi yapın’ diyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Ankara Büyükşehir Belediyesi, okul arazisini cami alanına dönüştürdü!

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, okul arazisini cami alanına dönüştürdü!

    PİRHA – ABB, yargı kararlarını tanımayarak, yıkılan Beşevler Otelcilik Okulu’nun olduğu parseli, okul alanından ibadet alanına dönüştürmek için plan değişikliği yaptı. Mimarlar Odası duruma tepki göstererek “Eğitim yapılarını göz kırpmadan yıkanlar, mekana ideolojik müdahalede bulunmak istemektedir” ifadelerini kullandı.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), yargı kararları yok sayılarak yıkılan Beşevler Otelcilik Okulu’nun olduğu parseli, okul alanından ibadet alanına dönüştürmek için yine plan değişikliği yaptı.

    Beşevler’de cami yapımına olanak tanıyan imar planlarının, yargı tarafından iptal edilmesine rağmen, Büyükşehir Belediyesi’nin, yargı kararlarını hiçe sayarak yine cami kararı aldığı bilgisi verildi.

    “AKIL ALIR GİBİ BİR DURUM DEĞİL”

    Konuya dair açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

    “Gökçek döneminde Beşevler’de Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nin olduğu alan eğitim alanından dini tesis alanına çevrilmiş, Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi yıkılmıştı. İlk plan değişikliği yargı tarafından iptal edilmişti. Aynı alanda 2019 yılında, yerel seçimlerden 15 gün önce Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından aynı içerikle ikinci kez plan değişikliği yapılmış, bu plan değişikliğini de Mimarlar Odası Ankara Şubesi yargıya taşımıştı. Beşevler’in merkezinde, eğitim alanının dini tesis alanına çevrilmesine yargı yine izin vermemiş ve söz konusu plan değişikliğini iptal etmişti. Mülkiyeti hazineye ait olan 9953 metrekare yüzölçümlü Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ile Hacettepe Konservatuarı’nın olduğu 24.850,00 m² yüzölçümlü alan, Diyanet işlerine tahsis edilmişti. Bu iki alandaki yapılar, dava devam ederken hukuksuz şekilde yıkıldı. Şimdi, yine bu iki alanın ibadet alanına dönüştürülmesi için Belediye Meclisi oy birliği ile karar aldı. Akıl alır gibi bir durum değil, iki kez yargı tarafından iptal edilmiş cami plan kararları, şimdi üçüncü kez aynı içerikte Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanıyor. Bölgenin bilimsel karakteristiğini değiştirecek, Anıtkabir’e 300 metre mesafede bir İslam külliyesi yapılması hem üst ölçekli planlara aykırı, hem de bölgenin bilimsel karakteristiğine aykırı.

    “YARGIYA TAŞIYACAĞIZ”

    Candan, bölgede bir camiye ihtiyaç olmadığını da söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Cami yapmakta ısrar etmenin altında, Cumhuriyet’in bilim aksı olan, üniversiteler ve eğitim yerleşkesi alanı Beşevler bölgesinin eğitim karakterinin mekansal olarak değiştirilmesi yatmaktadır. Eğitim yapılarını yargı kararlarına rağmen göz kırpmadan yıkanlar, mekana ideolojik müdahalede bulunmak istemektedir. Beşevler’de camiye değil eğitim alanına ihtiyaç olduğunu gösteren yargı kararlarını yok sayıp, yeni plan değişikliği yapmak hukuku tanımazlıktır.”

    Candan daha önceki yargı kararlarında yer alan “Eğitim dengesi bozulur, cami yapımı teknik gerekçeye dayanmamaktadır. Plan değişikliğini gerektiren zorunlu bir durum yoktur” ifadelerini de hatırlatarak şöyle konuştu:

    “Yargı defalarca alanda camiye değil eğitim alanına ihtiyaç olduğunu ortaya koyarken, yargı süreci devam ederken eğitim yapılarını yıkanların plan değişikliğindeki amacı ortadadır. Cumhuriyetle mekan üzerinden hesaplaşma devam etmektedir. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, bilim ve teknikten aldığımız güçle Cumhuriyet değerlerini ve Cumhuriyet yapılarını korumaya devam edeceğiz. Bu plan değişikliğini de yargıya taşıyacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da ulaşıma zam geldi

    Ankara’da ulaşıma zam geldi

    PİRHA- Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında alınan yeni kararla ulaşıma zam yapıldığını açıkladı. Zamla birlikte 6,5 TL olan tam bilet fiyatı 9,5 TL’ye çıktı.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında alınan yeni kararla ulaşıma zam yapıldığını açıkladı.

    Gelen zammın ardından tam bilet fiyatı 6,5’tan 9,5 TL’ye, öğrenci bileti 4,75’ten 3,5 TL’ye, öğrenci abonmanı ise aylık sınırsız 90’dan 140 TL’ye yükseldi.

    Artan maliyetler gerekçesiyle yapılan zam 15 Ocak 2023 tarihi itibarıyla geçerli olacak.

    PİRHA/ANKARA

  • ODTÜ’lüler, Melih Gökçek ve Mansur Yavaş’ın yol projesine karşı eylem yaptı-VİDEO

    ODTÜ’lüler, Melih Gökçek ve Mansur Yavaş’ın yol projesine karşı eylem yaptı-VİDEO

    PİRHA – ODTÜ Bileşenleri, ODTÜ Ormanlarının otoyol yapımı sebebiyle talana açılmasına karşı çıkarak, Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı. Yapılan açıklamada “Ankara’nın son ekolojik yeşil alanı için Ankaralılarla birlikte mücadele ediyoruz” denildi.  

    ODTÜ öğrencileri, ODTÜ Mezunları Derneği ve ODTÜ Eğitim-Sen Temsilciliği, üniversite arazisi içerisinden geçen yol projesini protesto etti. Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde bir araya gelen yurttaşlar, yol yapım işleminin “Rant projesi” olduğunu dile getirdi.

    “Mansur elini ODTÜ’den çek. Ranta değil halka bütçe. ODTÜ rant yoluna hayır diyor” dövizleri taşıyan yurttaşlar, “Kahrolsun asfaltlar, yeryüzüne özgürlük! Doğa, yaşam, özgürlük!” sloganları da attı.

    “GELECEĞİMİZİ RANTA KURBAN ETMEYECEĞİZ”

    Bileşenler adına basın açıklamasını Barış Aslan okudu. Aslan, 2017 yılında Melih Gökçek tarafından ODTÜ ormanlarının talanına başlandığını belirterek, “Bilkent-İncek Bulvarı Yolu projesi Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale süreci ile yeniden gündeme getirilmiştir” dedi. Açılan ihaleye göre 11 km olarak ilan edilen yolun yaklaşık 4,5 km’lik bölümünün ODTÜ arazisinden, 6,5 km^lik bölümünün ise tarım arazilerinden geçirildiğini aktaran Barış Aslan şu açıklamayı yaptı:

    “ABB’den yapılan açıklamada; çalışma yapılan bölgenin ODTÜ arazisi olmadığı, iş makinasının çalışmadığı, Gölbaşı-Niğde Otobanı Bağlantı Yolu için yapılan bu projede ODTÜ arazisinin yer almadığı, ODTÜ arazisinde yapılacak tünel çalışması ile bu Rant Yolu’nun karıştırıldığı, ‘yalan’ haberler üreterek kamuoyunu yanlış yönlendirildiği ifade edilmiştir.

    Ciddi bir dezenformasyona dayalı bu açıklama, gerçekleri ifade etmemektedir. ABB’nin açıklamalarının aksine Temmuz ayının sonundan bugüne kadar ODTÜ Rant Yolu’nda iş makinaları çalıştırılmıştır. İncek tarafından başlanılarak yolun ODTÜ arazisi içinde kalan önemli bir kesiminde alt temel malzemesi serimi yapılarak hala iş makinaları tarafından yol yapım çalışmaları devam ettirilmektedir. Açıklamada yer alan Gölbaşı-Niğde Otobanı Bağlantı Yolu, Bilkent-İncek Bulvarı Yolu projesinin önemli bir parçasıdır ve içinde ODTÜ Rant Yolu da yer almaktadır. ODTÜ arazisine yapılacak tünel çalışmasının iptali için girişim yapıldığı belirtilerek ihaleye dahil olmayan bu yol ile yapılan çalışmalar gölgelenmektedir.

    Defalarca söyledik, bir kez daha yineliyoruz.

    Ankara’da ODTÜ’den geçirilen iki yol, AOÇ Bulvarı projeleri gibi projeler ulaşım için değil, yeşil alanları ve konut mahallerini yüksek katlı yapılaşmaya açan rant projelerinin ilk adımı olarak ortaya çıkmaktadır.

    Ankara’nın ana ulaşım planı mevcut değilken, Bilkent-İncek yolunun yapılmasında herhangi bir kamu yararı bulunmamaktadır.

    Yol yapımı ve ihale süreci başlamadan Hazine, Çevre Bakanlığı ve Özelleştirme İdaresi’nin yol çevresindeki ve hinterlandındaki bazı taşınmazlarını satışa çıkarması bile bu yolun bir rant projesi olduğunu göstermektedir.

    Makro ulaşım planını yapabilecek ve uygulayabilecek yetkinlikte uzmanlar var iken yapılmıyor olması ne yazık ki bilinçli bir tercihtir ve hem ihale süreçleri hem de planlama süreçleriyle bu yolun tam bir rant dağıtım aracına dönüştürüldüğünün açık göstergesidir.

    Bilinen adı ile Doğramacı Bulvarını tamamlayıcı nitelikte düşünülen ODTÜ Rant Yolu, kamunun gereksinimlerinden ziyade çıkar gruplarının ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir.

    Bu yolun yine yap-işlet-devret modeli ile yapılan ve geçerken para ödemek durumunda olduğumuz Niğde Otobanı ile bağlanması projelendirilmiştir. Bu durum, Mansur Yavaş’ın ve ABB’nin, AKP’nin yürütücüsü olduğu kamu yatırımlarının yap-işlet-devret modeli ile yapılmasını öngören neoliberal politikalara uygun bir şekilde hareket ettiğini göstermektedir.

    Hatırlatmak isteriz ki ODTÜ Ormanı, beton yığınına çevrilen Ankara’nın kalan son yekpare doğal yaşam alanı ve son büyük yeşil alan durumundadır.

    Kampüste iki göl, mevsimsel akarsular, kayalıklar, bozkırlar, ormanlar, çayırlıklar gibi birçok değerli yaşam alanı bulunmaktadır ve bunların neticesinde de kampüste çok önemli bir canlı çeşitliliği söz konusudur. Yapılacak bu yol tüm bu doğal yaşam ortamını tehlikeye sokacaktır.

    Atatürk Orman Çiftliği’nin ranta kurban edilmesinin ardından Ankara’nın tek ekolojik ve doğal orman alanı olarak kalan ODTÜ’de tüm ülkede görülen kuşlardan yarısından fazlası tespit edilmiştir. Üzerine dökülecek beton, bu olanağı yok edecek, onlarca canlı türüne ev sahipliği yapan ekosistemi parçalayarak doğal dengeyi bozacaktır.

    “ODTÜ’DEN GEÇEN YOL, RANT PROJESİDİR”

    Ankara Büyükşehir Belediyesine defalarca aktardığımız gibi, bu sorunun, ODTÜ Bileşenleri ile birlikte ortak akıl oluşturularak ve diyalogla çözülmesi gerektiğini yineliyoruz.

    Tüm bu nedenlerle;

    Defalarca söyledik, bir kez daha yineliyoruz. ODTÜ’den geçen yol, bir rant projesidir. ‘Rant Yolu’na karşı çıkıyoruz. Ankara’nın son ekolojik yeşil alanı için Ankaralılarla birlikte mücadele ediyoruz. Geleceğimizi ranta kurban etmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dünya Belediye Başkanı Jüri Ödülü Rakka Belediye Başkanı’na verildi

    Dünya Belediye Başkanı Jüri Ödülü Rakka Belediye Başkanı’na verildi

    PİRHA – Dünya Belediye Başkanı Jüri Ödülü bu yıl Rakka Belediye Başkanı Leyla Mustafa’ya verildi. Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın oldu.

    Belediye Başkanları Vakfı tarafından düzenlenen ‘2021 Dünya Belediye Başkanı’ organizasyonu ödülleri sahiplerini buldu.

    Kuzey ve Doğru Suriye’nin Rakka kentinin Belediye Başkanı Leyla Mustafa ise ‘IŞİD sonrası yeniden yapılanma çalışmaları ‘nedeniyle ‘Jüri Ödülü’ kazandı. Almanya’nın Mannheim Belediye Başkanı Peter Kurz, ‘Dünya Belediye Başkanı Uluslararası Ödülü’ne, Portekiz’den Braga Belediye Başkanı Ricardo Rio da, ‘Belediye Sürdürülebilirlik Ödülü’ne layık görüldü. Hollanda’nın Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb ile Fransa’nın Grigny Belediye Başkanı Philippe Rio da Dünya Belediye Başkanı Ödülü’nü kazandı.

    21 ülkeden seçilen 32 belediye başkanının aday olduğu organizasyonda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ‘2021 Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü’nü kazandı. Ödülün, ‘Avrupa ve Asya’nın büyük başkentlerine eşit bir metropol inşa etme çabası ve vizyonu nedeniyle’ verildiği kaydedildi. Ödül açıklamasında, Yavaş’ın ‘halkın güvenini esas alan şeffaf bir liderlik tarzı benimsediği’ ifade edildi. Yavaş’ın yolsuzluğa karşı mücadele ettiği kaydedilirken, toplumun yoksul ve savunmasız kesimini desteklediği belirtildi.

    Sosyal medyadan bir ileti paylaşan Yavaş, “2021 Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü’nü kazanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Size hizmet etme fırsatını bana sunduğunuz için teşekkür ediyorum.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da yüzbinlerce yardım başvurusu; İstanbul’da 500 bin koli

    Ankara’da yüzbinlerce yardım başvurusu; İstanbul’da 500 bin koli

    CHP’li büyükşehir belediyeleri, koronavirüsden ekonomik yönden etkilenen yurttaşlara destek için başlattığı kampanyalarını sürdürüyor.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, ihtiyaç sahibi 153 bin 863 kişinin yardım için kendilerine başvurduğunu dile getirdi.

    İşsiz kalan kişilerin gıda ve nakit başvurularıyla, toplam sayı 192 bin 789’a ulaştı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sözcüsü Murat Ongun da 500 bin koli hazırlandığını, 9 bin aileye de aylık desteğe başlanacağını dile getirdi.

    İstanbul ve Ankara dahil olmak üzere 11 CHP’li büyükşehir belediyesi, koronavirüsden ekonomik olarak etkilenenler için yardım kampanyası başlamıştı. Ancak İçişleri Bakanlığı, valilikten izin alınmayan kampanyaların geçersiz olduğu yönünde genelge yayınlarken, banka hesaplarına bloke konmuştu. İBB, karara karşı dava açmıştı.