Etiket: abd-İran-İsrail savaşı

  • İbrahim Aslan: İran savaşı bitmez, bu tarihsel hesaplaşmanın devamı!-VİDEO

    İbrahim Aslan: İran savaşı bitmez, bu tarihsel hesaplaşmanın devamı!-VİDEO

    PİRHA- Ortadoğu’daki gelişmeleri ve İran savaşındaki son durumu değerlendiren İbrahim Aslan, bölgedeki gelişmelerin güncel döneme ait olmadığını, bugün yaşananların geçmişe dayalı hesaplardan kaynaklı yaşandığına dikkat çekti. Aslan, İran savaşının kolay bitmeyeceğini vurgulayarak, savaşın zor geçeceğini belirtti.

    Dersim’in Ovacık ilçesinde yaşayan İbrahim Aslan Ortadoğu’daki sorunların kökeninin tarihsel olduğuna dikkat çekerek, Sykes-Picot Anlaşması ile bölgenin kasıtlı olarak parçalandığını vurguladı. Emperyal güçlerin, bölgedeki petrol ve yeraltı zenginliklerini daha rahat denetleyebilmek için bu bölünmeyi gerçekleştirdiğini belirten Aslan, günümüzdeki gelişmelerin de bu mirasın devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.

    Aslan, İran’a yönelik baskının askeri değil küresel sermayenin dayattığı bir süreç olduğunu söyledi. Perslerin binlerce yıllık tarihine sahip olan İran’ın kolay parçalanamayacağını belirten Aslan, dış müdahale karşısında halkın birleştiğini vurguladı. ABD ve İsrail’in bu süreçte ciddi şekilde yıpranabileceğini kaydeden Aslan, mevcut tablonun kısa vadede sona ermeyeceğini öngördü.

    ORTADOĞU’DAKİ SORUNLARIN TARİHSEL ARKA PLANI

    Ortadoğu’daki sorunların yeni olmadığını vurgulayan İbrahim Aslan, kökeninin Birinci Dünya Savaşı’na dayandığını söyledi. Sykes-Picot Anlaşması ile bölgenin parçalandığını hatırlatan Aslan, “O dönemde bölge 20’ye yakın ülkeye bölündü. İsrail sonradan kuruldu. Müslüman ülkeler, petrol ve yeraltı zenginlikleri nedeniyle kasıtlı olarak parçalandı” dedi.

    Emperyal güçlerin teknolojik üstünlüklere sahip olduğunu ancak kullandıkları yakıtın Ortadoğu’dan geldiğini belirten Aslan, bölünmenin amacının hem denetimi hem de kaynak sömürüsünü kolaylaştırmak olduğunu ifade etti.

    SAVAŞIN KÜRESEL SERMAYEYE YÖNELİK ETKİSİ VE İRAN

    Aslan, günümüzde İran’a karşı yürütülen sürecin askeri değil, ekonomik ve politik baskılarla şekillendiğini dile getirdi:

    “İran’a başlatılan hareket askeri bir yıpratma değil; küresel sermaye sahiplerinin dayattığı bir savaş. Bu savaş, uluslararası lobiler aracılığıyla yürütülüyor.”

    İran’ın tarihsel ve toplumsal yapısına dikkat çeken Aslan, ülkenin kolay parçalanamayacağını vurguladı:

    “Perslerin 2500 yıllık bir tarihi var. İçeride çelişkiler, otoriter ve antidemokratik uygulamalar olsa da, dış müdahale söz konusu olduğunda halk bütünleşir.”

    Aslan, İsrail ve ABD’nin İran’ı kısa sürede parçalamasının zor olduğunu belirterek, “Bu savaş Suriye gibi hızlı bitmez, Venezuela gibi kolay dağıtılmaz. Ancak İsrail ve ABD, Kore, Çin ve Rusya’yla anlaşırsa farklı bir senaryo gündeme gelebilir. Aksi halde süreç uzayacak ve ABD ile İsrail de ciddi yıpranacak” dedi.

    Ekonomik boyuta da değinen Aslan, İran’da bazı ürünlerin fiyatlarının hâlâ çok düşük olduğunu hatırlatarak, sürecin uzun vadeli olacağı öngörüsünde bulundu.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Zeynel Kete: Ortadoğu’daki savaşlar Alevileri ve Kürtleri doğrudan hedef alıyor-VİDEO

    Zeynel Kete: Ortadoğu’daki savaşlar Alevileri ve Kürtleri doğrudan hedef alıyor-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan savaşların ve saldırı konseptlerinin doğrudan Alevileri ve Kürtleri hedef aldığını vurguladı. Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin yalnızca kendilerine değil, bölgedeki tüm demokratik topluluklara yönelik olduğunu ifade eden Kete, Alevilerin bu sürecin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirtti.

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, devam eden İran-İsrail-ABD savaşı hakkında konuştu. Kete, Gazze, Lübnan ve Suriye’yle başlayan savaş konseptinin İran ile devam ettiğini belirterek, Ortadoğu’da yaşanan savaşların Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi çıkar ve emperyal hedefleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.

    Diğer yandan Ortadoğu’da süren savaş ve çatışmaların yalnızca Kürtleri değil, Alevileri de doğrudan hedef aldığını belirten Kete, Kürtlerin hakikat ve özgürlük mücadelesinin bölgedeki tüm demokratik toplulukların ortak geleceğini ilgilendirdiğini vurguladı.

    “ORTADOĞU’DAKİ BÜTÜN HALKLARIN HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI BİRBİRİYLE BAĞLANTILIDIR”

    Kete, yaptığı konuşmada Kürt halkının mevcut durumunu değerlendirerek şunları söyledi: “Ortadoğu’da söz konusu Kürtler olunca aslında Kürtlerin Ortadoğu’daki varlığı sadece kendi özgün dinamikleriyle şekillenmiyor. Böyle bir halk gerçekliği vardır. Bir de Kürtlerin Ortadoğu ve Kürdistan’daki hakikat ve özgürlük arayışının sadece kendileriyle ilgili bir arayış” olmadığını söyleyerek şu şekilde devam etti:

    “Yani Kürt’ün hakikat arayışına girdiği her coğrafyada, yine kendisi gibi olan demokratik toplumun en kadim değerlerini bünyesinde taşıyan ve bizim ‘Rıza Toplumu’ olarak tanımladığımız, Dürziler, Aleviler, Êzîdîler, Kakaîler gibi farklı etnik yapılar ve kimliklerdir. Bu hakikat ve özgürlük arayışı onları da birebir ilgilendiriyor” dedi.

    “KÜRT HALKINA İKİNCİ BİR ULUSLARARASI KOMPLO YAŞATILMAK İSTENİYOR”

    Kete, Kürtlere yönelik uluslararası komploların tarihsel boyutlarına değinerek, 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan ulus devletlerin homojenleştirici politikaları nedeniyle bölgedeki halkların soykırım ve kültürel asimilasyon süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Son dönemde Suriye, Irak ve İran’da yürütülen saldırıların bu bağlamda ele alınması gerektiğini söyleyen Kete şöyle devam etti, 

    “Kürtlerin Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirilmesi, Arap-Kürt ve Şii-Sünni-Alevi çatışmalarını derinleştirme çabası, ikinci büyük uluslararası komplo girişimidir. Ancak halkın kendi öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu konsept boşa düşmüştür.”

    Kete, Merkezi Uygarlık güçlerinin önlerinde yeni bir yüz yıllık proje olduğunu belirterek, “Bu güçler inşa ettikleri ulus devletleri ya ortadan kaldırmayı ya da kontrol altına almayı hedefliyor. Skys-Picot Anlaşması’nın 100. yılı doldu ve yeni bir strateji hattı oluşmaya başladı” dedi. Kete,Ortadoğu’da yaşanan güncel gelişmeler hakkında şunlara dikkat çekti:

    ”Suriye’de Arap Alevilerine yönelik başlayan süreç, daha sonra Kürtlere yöneldi. General Mazlum Abdi’nin Ocak’taki diplomasi trafiğini yürütmesinden sonra, Fransa, Britanya, ABD, İsrail ve Türkiye’nin de içinde olduğu bir konsept, Kürtleri Haşdi Şabi ile karşı karşıya getirmeye çalıştı. Bu, hem Arap-Kürt çatışması hem de Şii-Sünni-Alevi çatışmasını derinleştirmeye dönük bir 2. Uluslararası Komplo idi. Ancak halkın öz gücüyle demokratik siyaset etrafında kenetlenmesiyle bu plan boşa düştü” 

    İRAN VE STRATEJİK DENİZ HATTI

    Kete, sistemin krizde olduğunu ve bu krizi aşmak için savaşa başvurduğunu söyleyerek, “Savaş günümüzde Merkezi Uygarlık güçlerinin kendi krizlerini aşma ve ömürlerini uzatma yöntemidir. 2 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve 4 Mart’ta Sri Lanka açıklarında bir İran gemisinin ABD tarafından batırılması bunun göstergesidir” dedi ve şöyle devam etti:

    “Deniz yolları, insanlığa hizmet etmekten çok hegemonik güçlerin çatışma, rekabet ve istihbarat alanlarına dönüşmüş durumdadır. Bu süreçte Çin ve İran gemilerinin geçişlerine ilişkin yaşananlar da uluslararası şebekelerin oyunlarını gözler önüne sermektedir.”

    “ORTADOĞU’DAKİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİK TOPLUM PERSPEKTİFİDİR”

    Kete, Alevilerin tarihsel komünal yaşam biçimi ve inanç örgütlenmelerinin, barış ve demokratik toplum perspektifine en uygun model olduğunu ifade etti:

    “Bu bölgede Reya Haq Alevileri, Suriye’de, İran’da, Irak’ta bu bahsettiğimiz Alevi süreklere aynı zamanda barış ve demokratik toplum perspektifinin en güçlü bileşenleridirler. Çünkü inanç yapıları itibariyle de komünal özellikleri, demokratik toplum özelliklerini, birey, toplum ve doğayla olan demokratik ilişkileri, ikrar ilişkileri bu perspektife en büyük katkıyı sunacak potansiyeli kendi içinde barındırıyor. Binlerce yıldır özerk yaşamışlar. Ocak sistemi bir komün sistemidir. Her komün özerktir” 

    Alevilerin sorunlarının yalnızca kendi içlerinde çözülemeyeceğini, tüm demokratik ve özgürlükçü yapılarla ortak mücadelenin zorunlu olduğunu vurgulayan Kete, şöyle devam etti:

    “Bu coğrafyada Türkiye’de dahil olmak üzere Kürtlerin demokrasi mücadelesinin dışına itilmesi, kontrol ve denetim altına alınması durumunda Alevilerin çok rahatlıkla yok edilebileceği gerçeği vardır. Bütün Alevi sürekleri bu hakikati bilmelidir. Bu açıdan Ortadoğu’da yaşanan bu savaşlar birebir Alevileri ilgilendiriyor” dedi.

    Kete, Ortadoğu’daki demokratik toplum mücadelesinin, Aleviler başta olmak üzere tüm halkların ortak özgürlük arayışını temsil ettiğini belirterek sözlerini tamamladı.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • ‘İran’da tek çözüm halkların dayanışması ve ortak mücadelesi’-VİDEO

    ‘İran’da tek çözüm halkların dayanışması ve ortak mücadelesi’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Gökhan İmer ve Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul, İran’daki savaşı ve Ortadoğu’daki savaşı PİRHA için değerlendirerek, emperyalist müdahalelerle halkların kurtuluşunun gerçekleşemeyeceğini, özgürlük ve demokrasinin halkların direnişiyle mümkün olduğunu belirttiler.

    ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılar 18. gününde sürerken, İran’da sivil kayıplar ağırlaşıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre binlerce kişi yaşamını yitirirken, çocuklar ve kadınlar da saldırıların hedefi olmaya devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Gökhan İmer ve Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul, son dönemde İran ve Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin konuştu. İmer ve Özkul, Orta Doğu’daki sorunların temelinde emperyalist güçlerin olduğunu vurgulayarak, bölgedeki hakların ve inançların kurtuluşunun ancak halkların kendi ortak mücadelesiyle mümkün olacağını ifade etti.

    “EMPERYALİST MÜDAHALELER ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GETİRMEZ”

    Gökhan İmer, “Bu son süreçte gelişen İran-İsrail-ABD savaşı için şunları söyleyebiliriz; Ortadoğu’daki devletlerin hemen hemen hepsi emperyalist ülkelerin, yani Avrupa ve ABD’nin desteğiyle kurulan ve ayakta kalan devletlerdir. Yani Ortadoğu’daki bugüne kadar yaşanan sorunların ana kaynağı emperyalist güçlerdir” dedi

    İmer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz bu savaşla ilgili emperyal güçlerin Ortadoğu’ya ve İran’a müdahalesine karşı olmakla birlikte, İran’daki faşist molla rejimini de desteklemiyoruz. Emperyalistlerin daha önce getirdiği rejimler nasıl halkların başına bela olmuşsa, getirecekleri yeni rejimler de halkların sorunlarını çözmeyecek. Biz, Ortadoğu’daki sorunların çözümünü, hakların özgürlüğe ve barışa kavuşmasını, inançlar ve halklar nezninde halkların kendi mücadelesiyle mümkün olduğunu söylüyoruz. Kürtlerin, Arapların, Farsların, Alevilerin, Sünnilerin, Şiaların hep birlikte vereceği bu mücadeleyle halkların gerçek demokrasisi inşa edilecektir. Amerika’nın müdahalesiyle ya da İran’ın savaşı kazanmasıyla Ortadoğu’ya ne barış gelir ne demokrasi” diyerek, emperyalist müdahalelerin sorunu çözmeyeceğini, tek çözümün bölgedeki halkların dayanışması ve ortak mücadelesi olduğunu vurguladı.

    “ZULÜM GÖREN, HAKSIZLIĞA UĞRAYAN CÜMLE CANIN YANINDAYIZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul ise Ortadoğu ve İran’daki mevcut duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “İran’daki mevcut koşullar bakımından Amerika ve İsrail’in geliştirdiği savaşı doğru bulmuyoruz. Buradaki molla rejiminin de tutumlarının yanlış olduğunu biliyoruz. Ama molla rejiminin bu durumunun İran halkının yok sayılarak, Amerika ve İsrail çıkarları doğrultusunda yeni bir rejim dayatılması kabul edilemez. İran halkı kendi öz yönetimlerini güçlendirip, kendi kararlarını alabilecek bir düzeye gelmeli. Biz İran halklarının bu gücüne inanıyoruz” dedi.

    Newroz’un barış mesajını hatırlatan Özkul, savaşın en çok kadınlar ve çocukların zarar gördüğünü belirterek, “Newroz barışın çağrısıdır. Bu barış çağrısı sürecinde bir an önce savaşların bitmesini, orada mazlum insanların, kadınların, çocukların ölmemesini istiyoruz. Savaş ortamında en çok acıyı onlar yaşıyor. Hiçbir can buna duyarsız kalmamalı” şeklinde ifade etti.

    İran’daki halkların öz yönetimlerini güçlendirip kendi yollarını çizmelerinin çözümü getireceğine dikkat çeken Özkul, savaşın sona ermesi ve halkların kendi iradeleriyle barış ve huzura ulaşmasının en büyük dilekleri olduğunu ifade etti.

    PİRHA/MALATYA

  • Dersim’de ABD ve İsrail saldırılarına tepki!-VİDEO

    Dersim’de ABD ve İsrail saldırılarına tepki!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları protesto etti. Platform adına açıklamayı Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Eş Başkanı Ergin Tekin okudu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 28 Şubat’ta İran’a yönelik yapılan ABD ve İsrail saldırılarını kınadı. Sivil yerleşim alanları, hastaneler ve okulların hedef alınmasını protesto eden Platform, bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuk ve sivilin yaşamını yitirdiğine dikkat çekti. Açıklamada, saldırıların Orta Doğu’yu kana bulayan emperyalist politikaların yeni bir halkası olduğu vurgulandı.

    “İNSANLIK TRAJEDİLERİNE BİR YENİSİ EKLENDİ”

    Yapılan açıklamada, saldırılarda sivil yerleşim birimlerinin, hastanelerin ve okulların hedef alındığı, bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuk ve sivilin yaşamını yitirdiği vurgulandı. Tekin, saldırıların, yakın zamanda Filistin ve Suriye’de yaşanan insanlık trajedilerinin bir yenisi olabileceği uyarısında bulundu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gazze’de yarattığı yıkımın üstünde konuşan İsrail yönetimi temsilcileri ve ABD emperyalizminin sözcüleri; savaş gerekçesi olarak ‘ABD ve İsrail’in kendini savunma hakkını’, ‘Molla rejiminin nükleer ve füze programlarını’ ve ‘İran halkının özgürlük mücadelesine destek olmayı’ gösteriyor. Bu söylemler, barbar saldırganlığa kılıf giydirmekten, İran halkının molla rejimine karşı mücadelesini istismar etmekten başka bir şey değildir” 

    ABD ve İsrail’in İran’ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yağmalamayı hedeflediğini belirten Ergin Tekin, saldırıların Orta Doğu’yu kana bulayan emperyalist politikaların yeni bir halkası olduğunu ifade etti. 

    Ekonomik ambargolar ve askeri müdahalelerle halkların yoksulluğa ve ölüme sürüklendiğini vurgulayan Tekin, ABD’nin geçmişte Venezuela müdahalesi sonrası sarf ettiği “Venezuela Petrolü artık bizimdir” sözlerinin, emperyalizmin gerçek niyetini ortaya koyduğu hatırlattı ve İran’a yönelik hamlelerin, bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden dizayn etme hedefi taşıdığına dikkat çekti.

    “ABD EMPERYALİZMİ HALKLARIN DOSTU DEĞİLDİR”

    Ergin Tekin, açıklamanın devamında şunları dile getirildi: “ABD hiçbir zaman halkların dostu olmamıştır. Gittiği her coğrafyaya demokrasi değil, yıkım ve bağımlılık götürmüştür. İran halkı bir yandan emperyalist kuşatma, diğer yandan sömürücü ve baskıcı molla rejimiyle karşı karşıyadır. Ocak ayında binlerce insanın katledilmesiyle bastırılmaya çalışılan halk hareketi, rejimin halk düşmanı karakterini bir kez daha göstermiştir”

    Tekin, açıklamanın sonunda antidemokratik ve baskıcı rejimlerin yalnızca halk kitlelerinin örgütlü mücadelesiyle yıkılabileceğini vurgulayarak, dış müdahalelerin yıkım ve bağımlılıktan başka bir sonuç getirmediğini ifade etti. 

    PİRHA/DERSİM