Etiket: abdal kadınlar

  • Çinçinli Abdal kadınlar: Sürekli zamlarla bizi öldürdüler, artık yeter! -VİDEO

    Çinçinli Abdal kadınlar: Sürekli zamlarla bizi öldürdüler, artık yeter! -VİDEO

    PİRHA- Ankara’nın en yoksul mahallelerinden olan Çinçin’de yaşayan yurttaşlar ekonomik krizden en çok etkilenen kesimlerden biri oldu. ‘Ötekileştirilmiş’ mahalle olan Çinçin’de yaşayan Abdal kadınlar yaşadıkları geçim sıkıntısını anlatarak, “Yağ alıyorsak tuz alamıyoruz, hep bir şeyler eksik kalıyor. Her şey ateş pahası. Hiçbir istediğimizi alamıyoruz, çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz. Bunalıma girdik” dedi.

    Dövizdeki rekor yükseliş ve Türk lirasındaki tarihi değer kaybı sonrası peş peşe gelen zamlar, yurttaşın alım gücünü iyice düşürdü.

    Ankara’nın en yoksul mahallelerinden olan Çinçin’de yaşayan yurttaşlar ekonomik krizden en çok etkilenen kesimlerden biri oldu. Burada yaşayan insanlar genelde işsiz ve sosyal güvenceden yoksun. Çoğunun devamlı bir işi yok. Okuma yazma oranı oldukça düşük. Bu duruma mahallenin ‘kötü şöhreti’ de eklenince hayatları oldukça güçleşiyor.

    ‘Ötekileştirilmiş’ mahalle olan Çinçin’de yaşayan Abdal kadınlar yaşadıkları ekonomik zorlukları ve geçim sıkıntısını anlattı.

    “NAYLON TOPLAYARAK GEÇİNMEYE ÇALIŞIYORUM”

    Mahallelerinin ve kendilerinin yoksulluk sarmalı içerisinde olduğunu belirten bir kadın yaşadığı durumu şöyle özetledi:

    “5 çocuğum okula gidiyor. Ne emekli maaşımız var ne doğru düzgün bir gelirimiz var. Her şeyimiz borç. Ödeyemiyoruz. Emeklimiz, Bağ-Kur’umuz, sigortamız hiçbir şeyimiz yok. Naylon toplayarak geçinmeye çalışıyorum.”

    “BU ZAMLARLA DEVLET BİZİ ÖLDÜRDÜ, ARTIK YETER”

    Diğer bir kadın ise içinde bulunduğu zor koşulları ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıları şu şekilde dile getirdi:

    “Biz evde 10 kişi yaşıyoruz. İnanın ekmek, yağ alacak gücümüz yok. Bir yağ 120 lira olmuş. Bunu nasıl alabiliriz? Biz küçücük bir yağ alıyoruz iki günlük yemeğimiz çıkıyor. 10 kişiye yetmiyor. Kendimizden kısıp çocuklarımıza yediriyoruz. Ben emekliyim. Emekli maaşımla 10 kişiye bakmaya çalışıyorum. Çocuğum işsiz. Sadece emekli maaşı ile elektrik, doğalgaz, su, gıda harcamamızı karşılayamıyoruz, yetiştiremiyoruz. Çocuğuma çeyiz yaptım. Onun parasını ödeyemedim. O yüzden icra geldi. Fakir fukarayı artık devlet görsün. Devlet bizi öldürdü. Artık yeter. Bu zamlara bir son versinler. Hükümete çok kızıyoruz.

    “YAĞ ALIYORSAK TUZ ALAMIYORUZ, HEP BİR ŞEYLER EKSİK KALIYOR”

    Açız aç! Gidelim eve dolabımı açayım size. İçinde hiçbir şey yok. Kahvaltılığımız yok. Dün pazara gittim. 50 liraya bir patlıcanla brokoli alabildim. Çoluk çocuk evde meyve istiyor. Meyve alamıyoruz artık. Çocuklar et istiyor, tavuk bile alamıyoruz. Küçücük bir tavuk 40 lira olmuş. O da kimseye yetmez evde. Ben tavuğu alsam, içine malzemesini alamıyorum. Pirincini, yağını, salçasını alamıyorum. Hep bir şeyler eksik kalıyor. Yağ alıyorsak tuzu alamıyoruz, tuzu alıyorsak ekmek alamıyoruz. Buradaki insanlar aç. Ben aynı zamanda peçete satıyorum camilere gidip. Buradaki insanlar hurdaya gidiyor, naylon satıyor, teneke toplamaya gidiyor…

    “SÜREKLİ ZAM ZAM ZAM… HİÇ BİR İSTEDİĞİMİZİ ALAMIYORUZ”

    Ben şu anda terlikle geziyorum, ayakkabım yok. Çocuğum ayakkabı istiyor, mont istiyor. Almamız lazım ama imkansız. Sürekli zam zam zam… Kafayı yedik artık. Büyükşehir Belediyesi doğalgaz yardımı yaptı. Onun sayesinde ısındık yoksa biz bir göz odada UFO yakıp ısınmaya çalışıyorduk. 4 aydır markete gidip alışveriş yapamıyoruz. Her şey ateş pahası. Hiçbir istediğimizi alamıyoruz, çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz. Bunalıma girdik.

    “BİZ ÖTEKİLEŞTİRİLİYORUZ, BURAYA KİMSE BAKMIYOR”

    Çinçin’de küçük bir gecekonduda yaşayan ve birçok hastalıkla da mücadeleye etmeye çalışan diğer bir kadın ise içinde bulunduğu yoksulluğu şöyle ifade etti:

    “Geçim sıkıntısı çekiyoruz. Hayat çok pahalı. Ben kendim özürlü maaşı alıyorum, eşim de hurdaya gidiyor. İdare etmeye çalışıyoruz. Hiçbir birikimimiz yok. Evimiz yok, barkımız yok doğru düzgün. Bir gecekondumuz var. Bu da kayınbabamdan bize kaldı. Burası kırsal kesim olduğu için hiçbir hizmet gelmiyor. Biz ötekileştiriliyoruz. Buraya kimse bakmıyor. Biz bu gecekonduda topluca yaşıyoruz. Oğlum evli asgari ücretle çalışıyor. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyoruz. Ama hiçbir şeye yetiştiremiyoruz. Belediyeden yardım alıyoruz. Bu kışı belediyenin verdiği odun kömür ile geçirmeye çalışıyoruz. Bu da yeterli gelmiyor. Bazen yetmediğinde gidip yıkık evlerden, sokağa atılanlardan toplayıp, getirip yakıyoruz.”

    Melis CİDDİOĞLU/Eren GÜVEN-ANKARA

  • HBVAKV’den Abdal kadınlara hakarete tepki: Yoldan nasiplenmeyenler Hünkarı anlamazlar!

    HBVAKV’den Abdal kadınlara hakarete tepki: Yoldan nasiplenmeyenler Hünkarı anlamazlar!

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi, Hacıbektaş ilçesinde kaldıkları misafirhanede Celal Abbas Ulusoy’un hakaretlerine maruz kalan Abdal kadınlara destek açıklaması geldi. Açıklamada, “Yoldan nasiplenmeyenler elbette ki Hünkar’ı anlamazlar, elbette ki 72 millete aynı gözle bakmazlar. Burada bütün pirlerimizin ve mürşitlerimizin yolun gereğini yerine getireceğinden şüphemiz yoktur” denildi. 

    İstanbul’da yaşayan Alevi-Bektaşi Abdal kadınlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nın desteğiyle geçtiğimiz hafta sonu Hacı Bektaş Veli’yi ziyaret etmek Hacıbektaş ilçesine gitmişti.

    Geçen yıl kurulan Ocakzadeler Meclisi adlı yapıyla da bağı bulunan Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde konaklayan Abdal kadınlara, mekanda çıkan bir huzursuzluk nedeniyle Celal Abbas Ulusoy’un hakaret etmesi Alevi toplumunun tepkisini çekmişti.

    Konuya ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi, “Abdal Hakk’a Hayran Olandır” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada Abdal kadınlara hakaretin kabul edilemeyeceği belirtilerek, “Dünyanın en büyük eşitlikçi insanı olan Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin soyundan geldiğini iddia eden Celal Abbas Ulusoy isimli şahısın, Abdallara hem yaşam tarzlarından hem de cinsiyetlerinden dolayı yaptığı ayrımcılık ve ötekileştirme ne yazık ki cahilliğin mevkisinin ve makamının olmadığını bir kez daha göstermiştir” denildi.

    Açıklamanın tam metni şöyle:

    “Bu yıl gerçekleştirilen 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerinde, her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın değişik yerlerinden, her dilden, her renkten, her etnik kökenden insanlar Hünkar’ın dergahına yüz sürmek için coşkuyla Hacıbektaş’a revan oldular.

    Her yıl olduğu gibi Hünkar’ın engin deryasında bir damla olmak istedik. Çünkü, bütün coğrafyamızı saran ırkçılık ve ayrımcılığa karşı, yeniden Hacı Bektaş’tan el alarak, her tarafa birer barış ve dostluk güvercini olmak istedik.

    Özellikle, her yıl Abdal yurttaşlar herkesten daha çok ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kaldıklarını Pir’in huzurunda dile getirirler ve Pir’in dergahından medet umarak kendilerini teslim ederler.

    Dünyanın en büyük eşitlikçi İnsanı olan Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin soyundan geldiğini iddia eden Celal Abbas Ulusoy isimli şahısın, Abdallara hem yaşam tarzlarından hem de cinsiyetlerinden dolayı yaptığı ayrımcılık ve ötekileştirme ne yazık ki cahilliğin mevkisinin ve makamının olmadığını bir kez daha göstermiştir.

    “YOLDAN NASİPLENMEYENLER HÜNKARI ANLAMAZLAR”

    Bu yolda turab olmak vardır. Ayrımcılık nereden ve kimden gelirse gelsin kınıyoruz. Mesele soydan gelme meselesi değil, mesele yoldan ne kadar nasiplendiğin meselesidir. Yoldan nasiplenmeyenler elbette ki Hünkar’ı anlamazlar, elbette ki 72 millete aynı gözle bakmazlar. Burada bütün pirlerimizin ve mürşitlerimizin yolun gereğini yerine getireceğinden şüphemiz yoktur.

    Dostumuzla beraber yaralanır kanarız
    Her nefesle aşk İle yaradanı anarız.
    Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör
    Kırk budaklı şamdanda Kırkımz bir yanarız.”

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Erdal Kılıçkaya yazdı: Ah şu Alevi kadınlar

    Erdal Kılıçkaya yazdı: Ah şu Alevi kadınlar

    PİRHA-  AABK Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, Abdal kadınların Hacıbektaş’ta kaldıkları misafirhanede Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Celal Abbas Ulusoy tarafından hakarete ve şiddete maruz kalmasının ardından Alevi kadınların dayanışmasının önemini ifade etti. Kılıçkaya, kadınların gericiliğe karşı mücadelede birer kutup yıldızı olduğunu belirterek, buna karşı tek çarenin birlik olmaktan geçtiğine vurguda bulundu.

    Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’a giden Abdal kadınlar kaldıkları Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde Celal Abbas Ulusoy’un sözlü şiddetine maruz kalmış ve bu olay Alevi kamuoyunda büyük tepki ile karşılanmıştı.

    ‘Ah Şu Alevi Kadınlar’ başlığıyla bir yazı kaleme alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, bu gerici, faşist güruha karşı bir şeyler yapmanın arzusu içerisinde olanların, ancak yol gösteren kutup yıldızı gibi olmayı başarabilmesi ile mümkün olacağına dikkat çekti.

    Kılıçkaya, yazısının sonunda ise demokratik bir Türkiye arzusu ve eşit yurttaşlık talebi için, inancı ve umudu yitirmeden tek çarenin birlik olmaktan geçtiğine işaret etti.

    Kılıçkaya’nın kaleme aldığı yazı şöyle:

    “Ah Şu Alevi Kadınlar!

    Posta oturan kadınlarımızı her zaman baş tacı olarak gördük.

    Ataerkil toplumun maçolarına inat, bir kadın dayanışmasının gücü kendini hissettiriyor.

    Erkek egemen bir toplumda, adeta denizin ortasında, köpek balıklarının gözlerinin içine bakarak, kimseye haber vermeden ilerliyorlar.

    Son dönemde, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de en diri muhalefeti, en sağlam duruşu kadınların gösterdiğini somut olarak herkese gösteriyorlar.

    Bunu da abartısız, gösterişsiz, laf kalabalığına başvurmadan, alçak gönüllü bir duruşla yapıyorlar.

    Kadınlar sırtlarını birbirlerine dayarken, gerici güruhtan gelen saldırılara hiç mi hiç aldırış etmiyorlar.

    Çünkü ne istediklerini çok iyi biliyorlar.

    Karanlığın ortasında birer kutup yıldızı olmanın ne demek olduğunu bizlere somut olarak gösteriyorlar.

    Gericiliğe karşı mücedele etmek için herkesin de kendileri gibi, etrafını aydınlatan birer kutup yıldızı olması gerektiğini söylüyor, söylemekle de kalmıyor, bunun gereklerini yerine getiriyorlar.

    Sizler de yıldızlar ülkesinde yaşamak istiyorsanız, bu gerici, faşist güruha karşı bir şeyler yapmanın arzusu içersindeyseniz ; sizler de birer kutup yıldızı olun.

    Hatta, el ele verin ve gökkuşağına dönüşün.

    Demokratik bir Türkiye arzusu ve eşit yurttaşlık talebi için, inancı ve umudu yitirmeden mücadeleye devam edin.

    Yalana karşı gerçeği, cehalete karşı bilgiyi, köleliğe karşı hürriyeti, savaşa karşı barışı savunun.

    Unutmayın; tek çaremiz birlik, birlik, birlik..”

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Celal Abbas Ulusoy, Abdal kadınlardan özür diledi

    Celal Abbas Ulusoy, Abdal kadınlardan özür diledi

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde konaklayan Abdal kadınlara orada çıkan bir huzursuzluk gerekçesiyle hakaret edip şiddet uygulayan vakfın yönetim kurulu üyesi Celal Abbas Ulusoy, kamuoyundan gelen tepki üzerine özür diledi. Ulusoy, sosyal medya hesabından “O günkü yaşanan durumdan dolayı tüm Abdal ve Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi seven canlardan, önce kendi adıma sonra gönülden hizmet eden görevliler adına özür dilerim” dedi. 

    İstanbul’da yaşayan Alevi-Bektaşi Abdallar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nın desteğiyle geçtiğimiz hafta sonu Hacı Bektaş Veli’yi ziyaret etmek Hacıbektaş ilçesine gitti. İstanbul’un çeşitli illerinden çoğu çocuklu 40 Abdal kadın katıldı.

    Anadolu Abdalları Ortak Platformu’nun ayarladığı Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde konaklayan kadınlar, Hacı Bektaş Veli Türbesini ziyaret ettikten sonra kurbanlarını alarak dergâha geldi. Kurban kesiminin ardından lokma dökmeye başladılar ve lokma dökümü sırasında iki kadın arasında tartışma çıktı. Kadınları sessiz olmaları konusunda uyarmak üzere yanlarına gelen vakfın yönetim kurulu üyelerinden Celal Abbas Ulusoy tarafından, bir Abdal kadının “dayı” diye hitap etmesinin ardından şiddet uygulandığı ve hakaret edildiği belirtilmişti.

    Alevi toplumunun büyük tepkisini çeken olayın ardından Celal Abbas Ulusoy, sosyal medya hesabından “Kamuoyuna özür duyurusu” başlığıyla bir açıklama yaptı.

    Açıklama şöyle:

    “2021 Unesco Hacı Bektaş Veli yılı olması nedeniyle etkinlik Muharrem yası matem ve anma törenleri bu sene çok yoğundu.
    Dışlanan hor görülen Abdal toplumunu canımız diye her sene olduğu gibi bu sene de hanemizde konuk ettik ama eşim değil eşitimdir felsefesiyle kadın erkek ayırt etmeden 72 milleti aynı nazarda gör diyen Hacı Bektaş Veli’nin felsefesini ve kimseyi hor görmeden dışlamadan yürütmeye çalıştık bunca sene. Ama bu sene yoğun gelen halk ve yorgunluğun vermiş olduğu bir günler sonucunda gönül yıkıcı bir tatsız gündem oluştu. Bayana söylenen sözü ben söylemedim söylemem de imkansız o an orası çok kalabalıktı. Abdal canları aynı can, aynı kan aynı sevgiyle bağrımıza bastık ve de basacağız.
    O günkü yaşanan durumdan dolayı tüm Abdal ve Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi seven canlardan, önce kendi adıma sonra gönülden hizmet eden görevliler adına özür dilerim.”

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi Kadınlardan, Abdal kadınlara hakarete tepki: Üzgünüz, kırgınız, çok öfkeliyiz!

    Alevi Kadınlardan, Abdal kadınlara hakarete tepki: Üzgünüz, kırgınız, çok öfkeliyiz!

    PİRHA- Hacıbektaş’ta kaldıkları misafirhanede Ocakzadeler Meclisi üyesi Celal Abbas Ulusoy tarafından hakarete ve şiddete maruz kalan Abdal kadınlara, Alevi Kadınlardan destek geldi. “Üzgünüz, kırgınız, şaşkınız ve çok öfkeliyiz” diyen kadınlar, “Bu durumun kutsal olarak gördüğümüz Serçeşme’de, Hacı Bektaş’ın huzurunda yaşanmış olması bizleri oldukça üzmüştür. Kadına el kaldıran kim olursa olsun önce inancımızdaki kadının yerine bakmalı, sonra kendini Hünkar’ın huzurunda dara çekmelidir” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’a giden Abdal kadınlar kaldıkları Ocakzadeler Meclisi‘ne bağlı Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde Celal Abbas Ulusoy’un sözlü şiddetine maruz kalmıştı.

    Abdal kadınlara yapılan ayrımcı uygulama ve şiddete Alevi Kadınlar tepki gösterdi.

    Alevi kadınlar, “Üzgünüz, Kırgınız, Şaşkınız ve Çok Öfkeliyiz” başlığıyla yaptıkları yazılı bir basın açıklamasında
    ‘Onları da bir kadın doğurdu’ diyordu Serçeşme’de erkek şiddetine maruz kalan bir kadın. Oysa ‘Kutsal’ olanla ‘şiddet’ kavramı yan yana getirilemezdi biz kadınlar için. Hele de felsefen ‘incinsen de incitme’ ve ‘’yetmiş iki millete aynı nazarda bak’ deyip, kadın-erkek eşitliğini temel düstur olarak görüyorsa” dedi.

    Açıklama şöyle devam etti:

    “İstanbul’da yaşayan Alevi-Bektaşi Abdal Kadınlar, bütün imkanlarını zorlayarak, hatta yoktan var ederek geçtiğimiz hafta Nevşehir’e, Hacı Bektaş’a niyaz olmaya gittiler edep-erkanı anlattıkları çocuklarıyla birlikte. ‘Ama onların yanında beni rezil ettiler kurban olduğumun topraklarında. Ben çocuklarıma inancımı böyle anlatmamıştım, şimdi onlara bunu nasıl açıklayacağım’ diyordu yaşananlardan sonra Songül Telli.
    Ev sahipliği yapan ve kendine ‘efendimiz’ demeyi emreden şahıs, iki kadının tartışmasını fırsat bilerek kadınlardan birini darp edip, ağıza alınmayacak küfürler ediyor. Kendisini de bir ananın doğurduğunu unutarak ‘sahibi nerede bu kadının, sahibini çağırın’ diyor. Bununla da kalmayıp polis çağırtarak şikayette bulunuyor. Bu da yetmiyor, misafirhaneden kadın ve çocukları kovup gecenin ayazına bırakıyor. Kadınların itirazı üzerine ‘Cem yapılacak’ diyerek bir de odaya kilitliyor. Cem yürütülmediği gibi saatlerce açılmayan kapının ardında mağdur bırakılıyor kadın ve çocuklar. Pişirilen lokmalar ise pay edilemiyor.

    “ERKEK ŞİDDETİ HER GEÇEN GÜN TIRMANIYOR”

    Erkek egemen sistemde kadınların maruz kaldığı erkek şiddeti her geçen gün tırmanırken bu durumun kutsal olarak gördüğümüz Serçeşme de, Hacı Bektaş’ın huzurunda yaşanmış olması bizleri oldukça üzmüştür.
    Bu saldırı ve şiddet karşısında Dilber’in dediği gibi ‘Bu, bizim ayıbımız değil, onların ayıbı. Beni dışlıyorlarsa Alevi olarak ben onları suçlarım. O da kendini suçlasın, bu benim suçum değil. O utansın, ben utanmam’
    Bizim inancımızda kin, kibir, şiddete yer yoktur. Herkes Hak katında eşittir ve eşikte ki de döşekteki de birdir.
    Kendini ‘yol evladı’ değil yolun efendisi olarak gören, kadını birey olarak değil de ‘Nerede bunun sahibi’ diyecek kadar yolumuzdan uzaklaşan, ‘eline, beline ve diline sahip ol’ düsturunu çiğneyip kötü sözü dil olarak bilen, kadına el kaldıran kim olursa olsun önce inancımızdaki kadının yerine bakmalı, sonra kendini Hünkar’ın huzurunda dara çekmelidir.

    “KİBİR VE EGO YOL DÜSTURUNA AYKIRIDIR”

    Tüm bunları yapanlar bilmezler mi ki kibir ve ego yol düsturuna aykırıdır. Kendini efendi sayanlar maalesef ki rızasız bir yola girmiştir. Rızasız yola girenler her türlü çiğ sözü söyleyen, edep-erkana uymayanlardır. Pirimiz Hacı Bektaş’ın, Kadıncık Ana’ya ‘eşitim’ demesi boşuna değildir. Ana kemaletine dayanan bir inançta kadını yok sayan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği ve Türkiye de yaşayan Alevi kadınlar olarak Abdal kadınlara yapılan bu zulmü kınıyoruz. Bu yol ateşten gömlek, demirden leblebidir. Ateşten gömleği giyenler, demirden leblebiyi yiyenler beri gelsin.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Ocakzadeler Meclisi üyesinden Abdal kadınlara hakaret ve şiddet iddiası-VİDEO

    Ocakzadeler Meclisi üyesinden Abdal kadınlara hakaret ve şiddet iddiası-VİDEO

    Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri kapsamında Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine giden Abdal kadınlar, kaldıkları Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’na ait misafirhane şiddet ve hakarete uğradıklarını söyledi. Kadınlara şiddet ve hakarette bulunduğu belirtilen isim ise geçen yıl Veliyettin Ulusoy’a karşı kurulan Ocakzadeler Meclisi adlı yapının üyesi Celal Abbas Ulusoy. 

    İstanbul’da yaşayan Alevi-Bektaşi Abdallar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nın desteğiyle geçtiğimiz hafta sonu Hacı Bektaş Veli’yi ziyaret etmek Hacıbektaş ilçesine gitti. İstanbul’un çeşitli illerinden çoğu çocuklu 40 Abdal kadın katıldı.

    Anadolu Abdalları Ortak Platformu’nun ayarladığı Ocakzadeler Meclisi’ne bağlı Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde konaklayan kadınlar, Hacı Bektaş Veli Türbesini ziyaret ettikten sonra kurbanlarını alarak dergâha geldi. Kurban kesiminin ardından lokma dökmeye başladılar ve lokma dökümü sırasında iki kadın arasında tartışma çıktı. Kadınları sessiz olmaları konusunda uyarmak üzere yanlarına gelen Celal Abbas Ulusoy’a Songül Susmaz, “Dayı sen karışma” deyince, tartışma yön değiştirdi ve Susmaz’ın iddiasına göre Ulusoy, cinsiyetçi küfür ve hakaretlerde bulunarak, Susmaz’a karşılık verdi.

    Bunun üzerine kavga çıktı ve birçok kadının iddiasına göre Ulusoy, Susmaz ailesi başta olmak üzere dergâha gelen kadınlara derhal dergâhtan ayrılmalarını söyledi. Geceyi sokakta geçirmek istemeyen çoğu kadın, dededen özür dileyerek çocukları hatırına dergâhta bir gece daha kalmak istedi.

    Ulusoy’un emniyet güçlerini araması üzerine iki polis, dergâha geldi. Polis, tarafları dinleyip ortalığı yatıştırdıktan sonra  ayrıldı ve Susmaz’ın iddiasına göre, polis Susmaz’a şikayetçi olmamasını, şikayetçi olduğu takdirde bu işten zararlı çıkacağını söyledi.

    Hakareti ve kovulmayı hak etmediğini ifade eden Songül Susmaz, ailesini yanına alarak dergâhı terk etti. Bir süre gidecek yer arayan Susmaz ailesi, daha sonra Karacaahmet Sultan Dergahı Cemevine sığındı.

    Karşı Mahalle ekibi, önce Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’na giderek olaya şahit olan kadınlarla, sonra Karacaahmet Sultan Dergâhı Cemevine giderek olayı yaşayan Susmaz ailesiyle konuştu. Celal Abbas Ulusoy ile görüşmek ve iddiaları sormak isteyen Karşı Mahalle çalışanlarına Celal Abbas Ulusoy’un istirahatte olduğu söylendi.

    “DEDE OLDUĞUNU BİLMEDEN DAYI DEDİM”

    Her yıl imkânlarını seferber ederek Hacı Bektaş Veli’ye yüz sürmeye, cemini edip, lokmasını dökmeye geldiğini anlatan Songül Susmaz, yaşadığı olay karşısında şoka uğradığını söyledi. Kendilerini uyaran kişinin dede olduğunu bilmeden ağız alışkanlığıyla “dayı” dediğini kaydeden Susmaz, “cinsiyetçi küfür ve hakaretler bulundu. Bir kadına söylenecek söz mü? Bu söz karşısında neden susayım? Hangi makam insana hakaret etme yetkisini verir? Üstelik çocuklarımın gözü önünde itilip kakıldım, dergâhta şiddet bize reva mı?” diyerek tepkisini ortaya koydu. Bu olaydan dolayı ne dedeleri ne de cemevlerini ve dergahları zan altında bırakmak istemediğini vurgulayan Susmaz, “Pirlerin piri Hacı Bektaş Velimiz de yolumuz da kutsaldır. Burada yaşananlar buraya has…” dedi. Ulusoy ile ilgili hukuki süreç başlatacağını söyledi.

    “GECE SOKAKTA KALMAMAK İÇİN ÖZÜR DİLEDİK”

    Olaya şahit olan Ebru Koçak, her yıl bu yolculuğu gerçekleştirmek isteseler bile maddi imkânsızlıktan dolayı gelemediklerini, bu yıl buldukları imkân sayesinde heyecanla yola düştüklerini anlattı. Kovulmanın kendisine ağır geldiğini dile getiren Koçak, “Songül eşyalarını aldı gitti, bize de ‘hepiniz defolun gidin’ dedi. Yalvar yakar kalmak istedik, çoluk çocukla sokaklarda perişan olmak istemedik. Ortalığı yatıştıralım da Songül gitmesin diye uğraştık. Kadının lokması boğazında kaldı.” şeklinde konuştu.

    Serap Kara, “Herkes ‘çingene’ deyip zaten bizi dışlıyor, bu sefer de burada dışlandık, ağrımıza gidiyor.” diyerek söze başladı. Olaydan sonra gece kapıya dayanırlar ve kovarlar diye korkudan uyuyamadıklarını ifade eden Kara, sabahı zor ettiklerini anlattı. “Bizde Hak yoluna geldik, yalan söyleyecek halimiz yok. Bugün bize bunu yapan yarın başka kadınlara da bunu yapar. Artık bize hakaret edilmesini kaldıramıyoruz. Zor şartlar altında, inancımız için buraya geldik, duyduklarımız bizi çok incitti.” dedi.

    Songül’ü mecburen yalnız bıraktıklarını söyleyen bir diğer kadın da Dilber Oybak. “Kadının başına neler geldi! Ama bu bizim ayıbımız değil, karşımızdakinin ayıbı. Biz dışlanmaya gelmedik. Beni dışlıyorlarsa onların ayıbı! Seneye imkânım olursa geleceğim, onların karşısına çadır kuracağım, bizi gördükçe utansın!” dedi.

    “KİMSEYİ HIRPALAMADIK”

    Dergâha gönüllü hizmet etmeye gelen ve adının bu olayda belirtilmesini istemeyen bir kişi, bu konunun kapatılması gerektiğini, Cemal Efendi ve Arife Ana’dan olma mübarek kişilerin çocuklarının aleyhinde konuşmamak gerektiğini belirtti.

    “Aşevine geldim, bacılara sessiz olmasını söyledim. ‘Hu’, dedim, ‘Hu’ deyince susulur. Yine susmadılar. O esnada Celal Abbas Efendim geldi, kadın “Dayı sen neden kadınlara karışıyorsun?” deyince Efendim de ‘Ben dayı değilim, bu evin halkıyım, bana ya efendi ya dede deyin’ dedi. Kadın birkaç defa daha dayı deyince Efendim de ‘Dayına dayarım’ dedi. Anlattıkları gibi üstüne yürüme veya hırpalama olmadı. ‘Hepiniz toplanın gidin, burayı boşaltın’ dedik. Polisi de Efendim aradı, ‘Burada huzursuzluk var, bunları buradan çıkarın’ dedi. Polis geldi, dinledi, bacılar şikâyetçi olmadı, konu kapandı. Sonra Efendim, ‘Kadınları toplayın burada kalmaya devam etsinler’ dedi. Kavga eden kadın geri gelmedi.”

    (Kaynak-Karşı Mahalle)