Etiket: abdal musa dergahı

  • Can: Dergahlarımıza ve kutsallarımıza dokunmalarına izin vermeyeceğiz!- VİDEO

    Can: Dergahlarımıza ve kutsallarımıza dokunmalarına izin vermeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi değerleri ve inanç merkezleri üzerinde yürüttüğü çalışmalara tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Mevcut anlayışın Alevileri asimile etmek için yapılıyor. Aleviler bu gibi uygulamalara teslim olmayacaktır” diye belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere dönük asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HACI BEKTAŞTA ‘UFKA YOLCULUK’ ADI ALTINDA YAPILAN ETKİNLİKLERE KARŞI TAVIR KONULMASI GEREKİRDİ”

    Hacı Bektaş’ta ‘Ufka Yolculuk’ etkinliği her ne kadar Kültür Bakanlığı öncülüğünde yapılsa da esas olan rol verilen kesimin Nakşi tarikatı olduğuna dikkat çeken Zeynel Can, “Nakşibendliler geliyorlar orada çok kapsamlı ve geniş bir şekilde bu etkinliği yapıyorlar. Kültür Bakanlığı bununla beraber belediyenin de oraya katkı sunduğu ortaya çıktı. Bu da ayrıca üzücü ama sonra belediye masa, sandalye verdik onun dışında desteklemedik gibi bir açıklama yapmış. Buda tabii düşük tonda da olsa bir destektir. Orada bir net tavır koyması gerekirdi” dedi.

    Hacı Bektaş’ın Aleviler açısından, ayrı bir önemi olduğunu belirten Can, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler açısından pir, inancımızın piridir. Dolayısıyla buraya yönelik çıkarmaların, hedef almaların çok özel bir anlamı var. Geçen yıl geleneksel Ağustos etkinliklerinde Kültür Bakanlığı etkinliği yapmak istemişti. Ona karşı örgütlü ve demokratik bir tavır konarak bunun önüne geçilmişti.

    Mevcut siyasal iktidar 25 yıllık iktidarında aslında takvime bağlı çalışmalar yürüttüğünü görüyoruz. Kendi ideolojileri ve siyasal yaklaşımları doğrultusunda bir takvim işliyor ve bu takvimde aslında sıra Alevilere gelmiş durumda.”

    Özellikle bir taraftan ‘Kürt açılımı’ işletilirken Türkiye’nin çok temel bir meselesi hallediliyor gözükürken bir taraftan da Alevilere yönelik bir asimilasyon politikasının eşzamanlı olarak yürütüldüğüne dikkat çeken Can, “Bu son derece manidar bir durumdur” şeklinde ifade etti.

    “HÜNKARIN DERGAHI HER ZAMAN TARİKATLARIN HEDEFİNDE”

    Zeynel Can, Hacıbektaş Veli Dergâh’ına yönelik müdahalelerin geçmişten bu güne sürdüğünü vurgulayarak, “Hacı Bektaş Dergahına Sersem Ali Baba ile başlayan ve yine Nakşi Şeyhinin getirip Postnişin olarak atanması 1826’da dergahın içine cami yapılması gibi müdahalelere maruz kaldı. Bugün aslında o sürecin bir devamıdır. Bugünkü iktidar da bu meşrebin, bu inancın, bu ideolojinin, bu siyasal akımın bir devamı olarak o yarım kalmış işi tamamlamaya çalışmaktadır” diye belirtti.

    “ABDAL MUSA ETKİNLİĞİNİ HEP BERABER ORTAK YAPACAĞIZ”

    Alevileri asimilasyon politikalarına karşı direnecek gücü olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Aleviler buna teslim olmayacaktır. Daha yakın zamanda da Abdal Musa’ya yönelik bir hamle de buna benzer yapılmıştı. Bu seneki etkinlikleri Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı beraber yapmak istedi. Bu da boşa çıkmış oldu ama bu sonda olmayacaktır. Vazgeçmeyecekler, ara ara yapacaklardır. Tabii bu inanç yerlerimizin bu kadar hani kolay hedef alınma nedenlerinden biri de bu inanç merkezlerimizi Alevilere teslim etmek yerine Kültür Bakanlığı, devletin uhdesinde olması, bunlara bu fırsatı vermektedir. Ama bu da tabii Alevilerin önemli taleplerinden biridir. Aleviliğin inanç olarak tanınması ve Alevi inanç merkezlerinin Alevilere teslim edilmesi mücadelesi devam edecektir. Bütün Alevi kurumları olarak Abdal Musa etkinliğini hep beraber ortak yapacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Alevi erenlerinden Abdal Musa Tekke köyünde anılıyor- VİDEO

    Alevi erenlerinden Abdal Musa Tekke köyünde anılıyor- VİDEO

    PİRHA- 19’uncu Uluslararası ve 40’ıncı Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri kapsamında Antalya’ya gelen yurttaşlar, Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı.

    Alevi-Bektaşi toplumunun önemli inanç önderlerinden Abdal Musa, Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünde anılıyor.

    Abdal Musa, Tekke köyünde yaşamış ve burada dergahını kurarak inanç ve kültür yaşamına iz bırakmasından dolayı her yıl düzenlenen etkinliklerle anılıyor.

    Anma kapsamında sabah erken saatlerde köylüler, kurdukları hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe birçok stant açtı. Abdal Musa Türbesini ziyaret eden yurttaşlar ise lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi, Elmalı Belediyesi, Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği ve Alevi kurumları işbirliği ile Abdal Musa Anma Etkinlikleri 23 Haziran’a kadar Elmalı İlçesi Tekke Mahallesi’nde devam edecek.

    Abdal Musa Anma Etkinlikleri 23 Haziran Pazar günü saat 11.00’de türbe ziyareti ve uğurlama töreni ile sona erecek.

    PİRHA/ANTALYA

  • Abdal Musa’ya niyaz olan Abdallar: Dergahta dışlanıyoruz, gizli gizli ibadet ediyoruz-VİDEO

    Abdal Musa’ya niyaz olan Abdallar: Dergahta dışlanıyoruz, gizli gizli ibadet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Her yıl Abdal Musa Dergahı’na niyaz olmaya gelen Abdallar, hem toplumun hem de Alevilerin kendilerini dışladıklarını söyleyerek, barınma ve lavabo gibi ihtiyaçlarının karşılanmadığı belirttiler. Dergah etrafındaki kurdukları çadırların kolluk güçlerince sökülerek çıkarılmak istendiğini kaydeden Abdallar, ‘Abdal Musa’da gizli gizli ibadet yapıyoruz. Dışlanıyoruz’ diyerek ötekileştirmeye veryansın ediyorlar. 

    Yüzyıllar boyunca Anadolu coğrafyasına değer katan Abdallar, ezilmişliğe, yok saymaya, haksızlığa karşı direnişin adı olarak tarih sayfalarından yerini alırken, günümüzde, zayıf, ezilmiş, şehrin yok sayılanı, ev verilmeyeni ve daha birçok hak etmedikleri tanımlamayla karşı karşıya kalıyorlar.

    Her yıl geleneksel olarak Antalya’nın Elmalı İlçesi Tekkeli köyünde yapılan 39 . Abdal Musa anma etkinlikleri kapsamında farklı yerlerden gelen binlerce yurttaş lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    Abdal Musa’ya gelen binlerce Abdalın en önemli sorunları barınma. Yetkililerin gösterdiği yerde (Abdal Musa Dergahı arkasındaki ormanlık alan) çadır kurmalarına rağmen polis ve jandarmanın müdahalesine maruz kaldıklarını da aktaran Abdallar, bilinçli olarak dışlandıklarını ancak hiçbir baskının Abdalları Abdal Musa’ya gelmekten vazgeçiremeyeceğini vurguladı.

    Konya, Mersin, Karaman, Antep, Adana gibi illerden gelen ve Abdal Musa Dergahı’nın etrafında kendi imkanlarıyla konaklayan Abdallar, yaşadıkları ötekileştirmeye dair PİRHA‘ya konuştu.

    “PİKNİĞE DEĞİL İBADET ETMEYE GELİYORUZ”

    1993 yılından bu yana ailecek Abdal Musa’ya niyaz olduklarını söyleyen Metin Akkaş, Abdallara konaklayacak yerin sağlanmadığını söyleyerek, “1993’ten bu yana Abdal Musa ziyaretine geliyoruz. Abdallar olarak geldiğimizde bizleri hep dışlıyorlar. Konaklayacak bir yer vermiyorlar. Türbenin dışında kalan ormanlık alana çıkmamızı istiyorlar. Çocuklarımızı böcekler ısırıyor. Gidebileceğimiz bir lavabo yok. Elektrik yok. Biz buraya piknik yapmaya değil ibadet etmeye, dergahı ziyaret etmeye geliyoruz. 30 yıldan bu yana değişen yok” diye konuştu.

    “GİZLİ GİZLİ İBADET EDİYORUZ, KONAKLAMAMIZA İZİN YOK”

    Hüseyin Akkaş ise, Abdalların sadece 3 günlük anma etkinliklerinde hatırlandıklarına veryansın etti. Abdal Musa Dergahı’nın kendi deyimiyle ‘gizli gizli ibadet ediyoruz’ diyen Akkaş, “Biz Abdal Musa’da neredeyse gizli gizli ibadet ediyoruz. Tekke köyündekiler bizleri sevmiyor. 3 günlük yemek yerleri kuruluyor. 3 gün boyunca Abdallar alışveriş yapıyor. Ama o 3 gün sonra her şey bitiyor. Bizler yine kötü oluyoruz. Biz burada gece kalıp ibadet etmek isterken elektrikleri kapatıyorlar. Dergahın içerisinde konaklamak istiyoruz ama akşam olunca kapılarını kapatıyorlar. Akşam ibadet yapılamaz mı? Bu ayrımcılık her yerde aynı. 3 gün boyunca anma törenleri yapılıyor. Törende, ‘Alevileri, Abdalları çok seviyoruz’ diyorlar tören bitince de hadi yolunuza diyorlar”  dedi.

    “BAYRAM GELİR GİBİ SEVİNÇLE GELİYORUZ”

    Konya’dan gelerek Abdal Musa’ya niyaz olan Belkıs Şendoğan, en büyük sorunun bulaşıkları yıkamak için uzaklardan su getirmek zorunda kaldıklarını söylüyor. Dergaha ‘bayram’ havasında geldiklerini söyleyen Şendoğan, “Konya’dan geldik. 3 gün boyunca burada kalmak istiyoruz ama ne kalacak yer ne ihtiyaçlarımızı karşılayacak mekan yok. Kendi aracımızla gelemediğimiz için yanımızda hiçbir şey getiremedik. Otobüslerle geldiğimiz zaman rezil oluyoruz. Lavabolar çok daha sıkıntı. Öğle vakti su yok. Bulaşıkları yıkamak için uzaklardan su getiriyoruz. Tekkenin her yeri pislik içerisinde kalıyor. Burada tanıdıklarımızı, akrabalarımızı görüyoruz. Abdal Musa’ya gelirken bayrama gelir gibi sevinçle geliyoruz” diye konuştu.

    Zeynel Şendoğan da lavabo, barınma ve elektrik sorununun çözülmesine dair çağrıda bulunarak, “Lavabolar burada çok sıkıntı. Sabun daha yok. Kendi çocuklarımızı yolumuza göre yetiştirmek istiyor. Bu sorunlar çözülsün ki bizlerde rahat edelim” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL/ Cebrail ARSLAN – ANTALYA

  • 74 yaşındaki Emine Takmaz, Dersimliler için Abdal Musa’ya niyaz oldu-VİDEO

    74 yaşındaki Emine Takmaz, Dersimliler için Abdal Musa’ya niyaz oldu-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’dan gelerek Abdal Musa Dergahı’na niyaz olan Dersimli Emine Takmaz (74) lokmasını barış için paylaştı.

    Her yıl geleneksel olarak Antalya’nın Elmalı İlçesi Tekkeli köyünde yapılan Abdal Musa anma etkinlikleri devam ediyor.

    Abdal Musa Dergahı avlusunda bulunan Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın temsili silüetlerinin işlendiği fotoğrafı öperek niyaz eden Dersimli Emine Takmaz’ın kareleri ajansımız PİRHA’ya yansıdı.

    Takmaz, Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal’ın temsili silüetlerini öperek niyaz oldu.

    İSTANBUL’DAN GELEREK DERSİM HALKI İÇİN LOKMALARINI PAYLAŞTI

    İlerlemiş yaşına rağmen İstanbul’dan gelerek Abdal Musa Dergahı’na niyaz olan Emine Takmaz, “İstanbul’dan Abdal Musa’ya iki senede bir geliyorum. Pandemi yasaklarında gelemedim. Bütün evliyaların niyetiyle geldim buraya. Murad vericidir, hastalara dermandır, yoksullara yardımcıdır. Kötülere, hainlere fırsat vermez. O gönüle, itikate bağlıdır. İtikatın temizi ise nereye gidersen bu evliyalar yanında hazırdır. Bu sene niyaz yaptım, lokmalarımı dağıttım. Geçen sene kurbanımı kesmiştim bu sene kesemedim. Kurbanı, lokmaları bütün Dersim halkı için yaptım” diye konuştu.

    PİRHA/ANTALYA

  • Abdal Musa Dergahı’nda bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı’nda bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, anma etkinlikleri öncesinde Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulunarak rızalık lokmalarını paylaştı. Abdal Musa Dergâhı içinde bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü. 

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, 280 üyenin katılımı ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulundu. Dergahta sabah kahvaltısı toplu olarak yapıldıktan sonra Abdal Musa Türbesi ziyaret edildi.

    TÜRKÇE VE KIRNAMÇKİ NEFESLERLE SEMAH DÖNÜLDÜ

    Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı‘nın okuduğu gülbeng sonrasında Zakir Hayri Aslanboğa ile birlikte deyişler, nefesler okundu. Ardından dergâh içerisinde bulunan dilek için çerağlar yakıldıktan sonra türbe içerisinde bulunan dilek ağacı ve Budala Baba Türbesi ziyaret edildi. Burada Türkçe ve Kırmançki nefesler eşliğinde semahlar dönüldü. Kızıldeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı’nın okuduğu gülbenk sonrası lokmalar canlara pay edildi.

    “GIDAMIZI MUHABBKETTEN ALIYORUZ”

    Lokma paylaşımı sonrasında Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği idari binası içerisinde bulunan konferans salonunda bir araya gelindi. Kızıl Deli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Hacı Bektaş Dergahı’nın girişinde müze yazan kısmında bir kitabe vardı, daha sonra bu kitabe kaldırıldı. O kitabede, bu kapı ışıkların kapısıdır eksik gelen tamam olur. Biz bu dergâhlara eksiklerimizi tamama yazdırmak için geliyoruz. Biraz önce lokma muhabbeti yapıldı. Hüdai babanın da bir nefesi var. Hüdai Baba diyor ki ‘Hüda’ya vasıl olmayan, kursağı kulaktan gıda almayan dünyayı yese doyar mı? İnsan gerçekten dünyayı yemekle doymaz. Ancak hakikatin ilmiyle, hakikatin bilgisi ile kişi kendi nefsini sırlayarak kendini pişirebiliyorsa o insan lokmadan yemeyebilir. Kaldı ki bugün bütün yöneticilerimiz lokma yemeden ayrılacak ama biz gıda lokmamızı burada sevgiden muhabbetten aldık. Onun için bizim için yeterli olan da buydu” diye konuştu.

    İKTİDARA ELEŞTİRİ

    Alevilerin Türkiye’de yaşadığı sorunlar üzerine değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.

    Toplantıda Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği YK üyesi Kemal Çiçek yaptığı konuşmada, “Bugün biz Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret gerçekleştirdik. Bu salonda bulunan herkes kendi imkânları ile  rızalık lokmalarını verdi, yolumuz bu. Devletin cemevlerimize vereceği paraya bizim açımızdan baktığımızda, bu dergâhımızı teslim almaktır. Bu işveren işçi ilişkisine döner. ‘Ben senin maaşını vereceğim sen de bana çalışacaksın’ demektir. Bu anlamıyla özellikle genç arkadaşlarımızın bu konuda çok daha çaba sarf etmeleri lazım” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar da, iktidarın Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerine yönelik tutumunu eleştirerek şunları ifade etti:

    “Siyasal iktidar cemevini inanç yeri olarak kabul etmiyor, ‘dedeye maaş vereyim’ diyor ama cemevini ibadethane olarak kabul etmiyor. Peki dede orada ne iş yapacak? Dedenin görevi cemevinde hizmet yürütmek değil mi? Cemevini kabul etmiyorsun, yasallaştırmıyorsun. Şu anki mevcut hükümet sadece Alevilere bir şeyler vermiş gibi görünerek hiçbir şey yapmıyor. Onun için Aleviler olarak bu konuda daha duyarlı olacağız kendi değerlerimize sahip çıkacağız. En önemlisi de bu eğitim sorunu çok önemli. Çünkü çocuklarımızın küçük yaşta anlayışını, yaşam biçimini değiştirmeye çalışıyorlar.”

    Konuşmaların ardından nefes ve deyişlerle birlikte semaha duruldu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Nazmi Akgün: AKP iktidarı gönderilmeli, seçimle demokrasi getirilsin-VİDEO

    Nazmi Akgün: AKP iktidarı gönderilmeli, seçimle demokrasi getirilsin-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı dervişlerinden Nazmi Akgün, 21 yıldır AKP iktidarının toplum üzerinde tahribat yarattığına dikkat çekerek, “14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerle AKP’nin bertaraf edilip gönderilmesinden ziyade demokrasinin gelmesidir” dedi.

    14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği genel seçimlerine saatler kaldı. Antalya Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergâhı dervişlerinden Nazmi Akgün, seçime ilişkin değerlendirmede bulundu.

    “HER ŞEYDEN ÖNCE 21 YILLIK İKTİDARIN GİTMESİ DEMOKRASİNİN GELMESİDİR”

    Akgün, “21 yıllık AKP iktidarının tahribatlarının seçimlerle son bulmasını, tek turda Sayın Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz” dedi.

    Demokrasinin gelmesi gerektiğini vurgulayan Akgün, “Özellikle şu anda 21 yıllık iktidarın bertaraf edilip gönderilmesinden ziyade demokrasinin gelmesidir. Gerçekten pahalılık bir yana, hiçbir gazeteci, hiçbir şahıs, hiçbir can cumhurbaşkanının karşısında bir çift laf bile söyleyemiyor” diye belirtti.

    “BİRİNCİ TURDA KILIÇDAROĞLU’NU SEÇMEK İSTİYORUZ”

    AKP iktidarının gitmesi gerektiğini ifade eden  Nazmi Akgün şunları kaydetti:

    “Çünkü, bendensen konuşabiliyorsun benden değilsen konuşamıyorsun. Biz başta seçimden öte önce demokrasi istiyoruz. Bu insanların gerçekten gitmesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle birinci turda biz hepimiz bir olup tek celsede Sayın Kılıçdaroğlu’nu özden ve candan Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz.
    Zaten Tekke Köyü’nde 900 tane oyumuz varsa 850 tanesi kesinlikle CHP’ye çıkar. Civar köyleri biliyorsunuz asimile olmuş Aleviler olsa da, her can yaratılmış insandır. Bir Alevi Bektaşi dervişi olarak şahsen seçimlerden beklentimiz bu. Gerçekten bu zamdan pahalılıktan öte demokrasi gelirse bir şekilde bir şeyler düzelir. Onun için demokrasi, demokrasi…”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Eriş: Bölgemizde Alevi olan 52 köyden sadece 2 tanesi Alevi kaldı-VİDEO

    Eriş: Bölgemizde Alevi olan 52 köyden sadece 2 tanesi Alevi kaldı-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş; Hakk’a yürüme erkanına ilişkin bilgi vererek, asimilasyona dikkat çekti. Abdal Musa’nın köyü ve civarındaki Alevi olan 52 köyün içinde sadece 2 tane Alevi köy kaldığını belirten Eriş, “Geçmişte çok baskı altında tutulmuş, köy halkının arazileri elinden alınmış, insanlar bir şekilde aç bırakılmış ve bunlara bağlı olarak Sünniliğe özendirilmiş” dedi. 

    Hakk’a yürüme erkanına ile ilgili konuşan Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, eskiden cenazelerin evlerde bekletildiğini, bu bekletme sürecinde Hakk’a yürüyen can için deyişler söylendiğini aktardı. Modernleşmeyle birlikte cenazelerin artık evlerde bekletilmediğini, morglara taşındığını ve bu gibi gelişmelerden dolayı cenaze erkanlarının eskisi gibi yapılmadığını belirtti.

    Eriş, babasının ekonomik yoksunluklar nedeniyle imamlık yapmak zorunda kaldığını ve devletin, insanları yoksul bırakarak zorla Sünniliğe yönlendirdiğini de anlattı.

    “BİZİM İNANCIMIZDA 4 KAPI 40 MAKAM VARDIR”

    Hüseyin Eriş, Hakk’a yürüme erkanlarıyla ilgili ayrıntılı bilgi vererek şunları dile getirdi:

    “Bizde cenaze erkanları, Hakk’a yürüme erkanları daha çok dar kurma ve dardan indirme şeklinde olur. Bizim Alevi Bektaşi inancında, 4 kapı 40 makam yani şeriat, tarikat, marifet ve hakikat makamı vardır. En son makam olan Hakk olma makamı ile Allah’la bütünleşmek vardır. Orada da helallik almak, geçmişte burada yaşadığı dünyada ki insanlardan helallik alma erkanı vardır. Hakk’a yürüyen canın borcu, alacağı, vereceği varsa eşi, dostu ödemek üzere sözler alınır, sözler verilir. Sonrasında ise bunun hizmeti, duası okunur, kurbanı yapılır. Böylelikle bu candan helallik alınmış olur. Hakk’a yürüme erkanını biz böyle yapıyoruz. Akrabaları, eşi, dostu, en yakınları, çocukları dara duruyor, soruyor. Baba erenler filanca can Hakk’a yürüdü bu erkanda, bu toplulukta bu candan razı mısınız? Alacağı, vereceği olanlar var mıdır? Bu şekilde sorular sorularak rızalık alınır. Sorunun ardından herkes ‘razıyız’ diyorsa tamam olur. Yakınlarına da bu canın ola ki bir borcu olur, maddi manevi olarak karşınıza çıkar yarın bunu siz ödemeye razı mısınız, diye sorulur. Onlarda ‘razıyız’ derse bundan sonra duamızı yaparız, ritüellerimizi yerine getiririz. Son olarak da cemdeki muhabbeti devam ettirip bitiririz.”

    “ALEVİ OLAN 52 KÖYDEN 2 TANE KALDI”

    Eskiden Hakk’a yürüyen canlar için dualar ve deyişler okunduğunu söyleyen Eriş; “Bir cenaze özellikle evde ise akşam onun başında toplanılır ve deyişler okunur o canı yâd ederdik. Şimdi ise can Hakk’a yürüdüğü zaman cenaze evde kalmıyor. Morglara götürülüyor. Artık biraz daha çağdaşlaştık hem de pandemiden dolayı cenazelerimizi evlerde tutamıyoruz. Şu ana kadar burada bulunan cemevinden cenaze kaldırmadık. Ama bundan sonra düşünüyoruz. Neden kaldıramadık peki? Abdal Musa’nın köyü ve civarındaki Alevi olan 52 köyün içinde sadece 2 tane Alevi köy kalmış. Dolayısıyla geçmişte çok baskı altında tutulmuş, köy halkının arazileri elinden alınmış, insanlar bir şekilde aç bırakılmış ve bunlara bağlı olarak Sünniliğe özendirilmiş. Bu dergâhın ortasına 2. Mahmut’tan sonra yeniçerilerin ortadan kaldırılmasıyla birlikte şuraya cami kurulmuş. Bu dergah camiye çevrilmeye çalışılmış.

    “BABAM CAMİDE İMAMLIK YAPTI”

    Benim babam imamlık yapmış bu camide. Çünkü geçerli bir meslek. Dolayısıyla babam burada 20 – 25 sene imamlık yaptıktan ve emekli olduktan sonra bir daha camiye gitmedi. O bir mecburiyetti yani. Babam her şeyi biliyordu ama 8 tane çocuğu ve aileyi beslemekte onun işiydi. Gidecek ya balta, ok, yaba, kürek, sap yapacak çevre köylere satacak ya da imamlık yapacaktı. Kendimizde arazi yoktu. Eve ekmek getirecek ki biz doyacağız. Dolayısıyla bu bir baskıdır, bu bir asimilasyon olayıdır” şeklinde konuştu.

    “DÜZEN, HER DÖNEM KENDİ ALEVİ’SİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Eriş, Hacı Bektaş Veli Dergahı bahçesindeki camiyi hatırlatarak, “Bizim inancımızda, erkanımızda cami yok ki. İbadet sırasında arka arkaya durmaz ki insanlar, cemal cemale durur. Çünkü bu insan sıfatı, Allah’ın yarattığı en kutsal sıfattır onun için cemal cemale niyaz olunur. Dolayısıyla farklı dönemlerde egemenler kendi Alevi’sini yaratmak için her türlü düzenbazlığı yapmıştır. Hala da yapılmaya çalışılıyor bugün” dedi.

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.

    “KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”

    Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:

    “Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”

    “KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ” 

    Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.

    “KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”

    Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:

    “Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da  bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • PSAKD: Kanlı ellerinizle dergahlarımıza giremezsiniz !

    PSAKD: Kanlı ellerinizle dergahlarımıza giremezsiniz !

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, yaptığı yazılı açıklamayla organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in Aleviler için kutsal yerlerden biri olan Abdal Musa Türbesi’ne silahla girmesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Evet dergahlarımızın kapısı herkese açıktır. Ama bizim “herkes”den kastımız; katiller, tecavüzcüler, çeteciler ve sapıklar değildir” ifadelerine yer verildi.

    PSAKD Genel Merkezi, özellikle son zamanlarda muhalifleri tehdit etmesiyle bilinen organize suç örgütü lideri  Sedat Peker’in, Antalya Elmalı’daki Abdal Musa Dergahı’nı silahla girmesine tepki gösterdi. Açıklamada suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Abdal Musa’nın huzurunu kirlettiği vurgulandı.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “ABDAL MUSA’NIN HUZURUNU KİRLETTİLER”

    “Abdal Musa’nın temsili resminde kalbinin tam üzerine saplanmış bir ok vardır. Bu resimde bize verilen mesaj ise;
    “Savunmasız bir cana atılan oku biz kendi bedenimizde hissederiz” der. Böylesine doğayı ve yaşamı savunan Alevilerin kutsallarından Abdal Musa dergahına bu gün silahları ile bir çete girdi. Organize suç örgütü elebaşı, AKP-MHP beslemesi Sedat Peker adındaki tescilli çeteci, silahlı adamları ile saygısızca sürü halinde Abdal Musa’nın huzurunu kirlettiler. Sedat Peker’i de ona bu cesareti verenleri de tanıyoruz. “Kanınızla duş alacağız, oluk oluk kan akıtacağız” diyenler de, Madımak davasının sözde zaman aşımına “hayırlı olsun” diyenler aynıdır. “

    “KATİLLER, TECAVÜZCÜLER GİREMEZ ! “

    “Bizim kutsal mekanlarımıza giremezsiniz.! Haddinizi bilin.! Ormanlarımız talan ediliyor, ırmaklarımız, vadilerimiz, köylerimiz talan ediliyor. Bütün yaşam alanlarımızı işgal edip zehir saçıyorsunuz. Sıra dergahlarımıza mı geldi? O pis, kanlı elinizi ve dilinizi derhal çekin kutsalımızdan! Hiç kimse “burası dergah herkes gelebilir” diyemez.
    Evet dergahlarımızın kapısı herkese açıktır. Ama bizim “herkes”den kastımız; katiller, tecavüzcüler, çeteciler ve sapıklar değildir. Bu yapılanı dergahımıza bir saldırı olarak görüyor ve asla unutmayacağımızı da önemle belirtiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen bir aşık-ı sadık-VİDEO

    Hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen bir aşık-ı sadık-VİDEO

    PİRHA- Küçük yaşlarda babası ile girdiği dem muhabbetlerinde duyduğu hak aşıklarının nefesleri ile büyüyen Süleyman Demir, hak aşıklığı geleneğini sürdürmeye çalışıyor. Yola dair bir çok hakikatın hak nefeslerinde sırlandığına vurgu yapan Demir, “Ulu ozanlarımızın söyledikleri aslında bize önder olacak nefeslerdir. Manayı bulmak, anlamlandırmak gerekiyor. Ama bizler bu nefesleri kalıba sokuyor, hakikati boğuyoruz” dedi. 

    Süleyman Demir’in babası geçirdiği çiçek hastalığı sonra gözlerini kaybeder. Ama yürekte varsa Hak sevgisi; gönül demden, muhabbetten uzak duramaz.

    “Sivas’tan, Dersim’den dedeler bizim oraya (Çorum) gelirlerdi. Babam o muhabbetlere gitmek için beni götürürdü. Gözü, kulağı olacaktık” diyen Demir, sabahlara kadar o muhabbetlerde hak nefesleri dinler.

    ‘Aşk bende öyle başladı’ diyen Demir, köyden şehre göç ile biriktirdiği parası ile kırık bir saz alır. İşte yola girme macerası başlamak üzeredir.

    Abdal Musa Derneği’nde hizmet vermeye başlayan Demir, ikrar vererek hizmetleri sonucu Hacı Bektaş Dergahı’ndan babalık görevi alır. Ayrıca zakirlik hizmetine de devam eder.

    Zakirliğin belli kalıplara sığdırıldığını söyleyen Demir, cemlerde sürekli aynı nefeslerin, deyişlerin söylendiğine dikkat çekiyor. Hakka yürüme erkanı da yürüten Demir, büyük şehirlere göç ile pir-talip ilişkisinin işlevsiz hale geldiğini ve bu hal ile Alevi toplumunun farklı inançların cenaze erkanlarına tabi olduğunu ifade ediyor. Hakka yürüme erkanlarında sıkıntılar yaşadıklarını sözlerine ekleyen Demir, “Kendi kardeşlerimiz, dostlarımız kültüründen uzaklaşarak bizi yaralıyorlar” diye vurguluyor.

    “MUHABBETLERDE BABAMIN GÖZLERİ OLDUM “

    Siz Çorum’da doğdunuz. O dönemki dem muhabbetlerinden bahsetmiştiniz. Cemlere girip, hak aşıklarını dinlemişsiniz. Doğal olarak o muhabbette en küçük olan sizdiniz. Nasıl bir ortamdı? Nasıl katıldınız ve sizi etkileyen özel bir şey var mıydı?

    Çorum’un Alaca ilçesine bağlı Kargım köyünde doğdum. Çocukluğa gidince biraz babamdan bahsetmek gerekiyor. Babam Aşık Veysel il aynı dönemde yaşayıp çiçek hastalığına yakalanıyor. İki gözünü kaybediyor. Siması Aşık Veysel ile aynıydı neredeyse. Ben görmedim ama babam kemane çalarmış. Bir kardeşini öldürüyorlar. Kahrediyor ve kemaneyi bırakıyor. Cemlerde aşıklık yapardı. Sivas’tan, Dersim’den dedeler bizim oraya gelirlerdi. Babam o muhabbetlere gitmek için beni götürürdü. Gözü, kulağı olacaktık. Muhabbetler sabaha kadar devam ederdi. Ben de oturur hiç konuşmazdım. Ama kulaktan doğmuşuz. Saz aşkı öyle başladı. Köyümüzde cemler  hiç eksik olmuyordu. Görgü cemleri yapılmıyordu, en büyük eksikliğimiz de o idi. Abdal Musa cemleri her sene yapılır.

    1980 yılında Antalya’ya geldik. İlyas diye bir arkadaşım ile biriktirdiğim harçlıkla saz aldık. Param saz satan ustanın en kötü sazına denk geliyordu. Kötü dedim ise benim için çok güzeldi. Kırık, çatlak bir saz ile sevinerek eve geldim. Haber harici 2 yıl haberlere bakmadım. Kendimi 2 yıl odaya kapattım ve öyle öğrendim. Daha sonra dernekler açıldı. Şehir toplumunda hizmetimiz ise kurumların gençliğe gidip yetişerek başladı. Daha sonra Abdal Musa Derneği’ni kurduk. Orada ikrar, görgü cemlerine başladık. İkrar ve görgü cemlerinin yapılmadığı yerlerde gördük ki yozlaşma başlıyor. Cemevlerimiz camiye dönüyor. Gönül birliği olması için ikrar görgülerinin yapılması gerekiyordu. Bunun eksikliğini gördük. Hacı Bektaş Dergahı’ndan bir dede istedik ve Divani Baba geldi. 35 kişiye yakın kişi ikrar verip yola girdik. Hizmetlerimiz devam etti ve kendimizi yetiştirdikten sonra babalık görevi verildi. Şimdi ise Abdal Musa Derneği’nin hem babalık görevini, hem Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın aşıklığını, zakirliğini yaparak devam ediyorum.

    “YOLUN TAŞIYICI OLMAK GEREKİYOR”

    Bizlerin bildiği zakir kaba anlamıyla 12 hizmetten birini yürüten oluyor. Ama burada belli kalıplara sıkışıp kalıyor. Birçok cemevi geziyoruz. Dikkatimizi çeken ise aynı nefesler, deyişlerin okunması. Hatta kurum veya cemevi zakirin önünde 3-5 deyiş koyup bunu oku diyor. Yani ezberciliğe kaçılıyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Tekleştiriliyor deyim yerinde ise. O hak nefeslerine dair bir yoğunlaşma, onu anlamlandırma yok. Bu büyük bir eksiklik. Sizde zakirlik hissiyatı nasıldı? Bu durumu nasıl görüyorsunuz?

    Ben gençliğimde yetişip gelirken Pir Sultan’ı, Nesimi’yi, Hatayi’yi araştırıyordum. Ulu ozanlarımızın söyledikleri aslında bize önder olacak nefeslerdir. Aslında Pir Sultan’ın dili olmak istedik. Bu deyişler, hak kelamları bize geldi. Mesela çerağ gülbenklerinin hepsi aynı okunuyor. Ama bir çok çerağ gülbengi var. Bu kalıplaştırma yerine nefesleri okuyarak, manalarını açarak muhabbet edilmesi lazım. Birkaç nefes ile bunları sınırlandırırsak yola ihanet etmiş oluruz. Zakirlik sadece 12 hizmetten biri veya saz çalmak değil. Yolu, kültürü araştırarak taşıyıcı olmak gerekiyor.

    “DEDE VE ZAKİRLER KALIPLARDAN KURTULMALI”

    Çok fazla yazılı kaynaklarımızın olmadığı biliniyor. Var olanlar ise nefeslerde sırlanmış. Mesele bunu anlamlandırabilmek diye düşünüyorum. Konserlerde, etkinliklerde kuru kaba olarak okunup geçiliyor. Çok manasız kalıyor. Kendi elimizle kıymetsizleştiriyoruz belki de. Biraz da bu yaşanıyor.

    Ne diyor Edip Harabi:

    Daha Allah ile cihan yok iken
    Biz ani var edip ilan eyledik
    Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
    Hanemize aldık mihman eyledik

    Kendisinin ismi henüz yok idi
    İsmi şöyle dursun cismi yok idi
    Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
    Şekil verip tıpkı insan eyledik

    Allah ile burda birleştik
    Nokta-i âmâya girdik birleştik
    Sirr-i Küntü kenzi orda söyleştik
    İsmi şerifini Rahman eyledik…

    Edip Harabi bu dizeleri yazıp getirmiş. İnsanın ne kadar değerli, kıymetli olduğu söylüyor. Zakirim diyen bunu araştırıp, bu ilmin yolunda gitmiyor ise bir manası yoktur. Hünkar Hacı Bektaş Veli ‘ara bul’ diyor. Neyi arayacaksın burada? Hakk’ı. Nerede arayacaksın? İşte bilinen o dörtlük sana yol gösteriyor.;

    Hararet nardadır, sacda değildir,
    Keramet baştadır, tac’da değildir
    Her ne arar isen kendinde ara,
    Kudüs’t,  Mekke’de, hac’da değildir

    İşte anlamlandırılan bu nefeslerin muhabbetine doyulmuyor. Ne güzel cem yaptık, ağladık diyoruz. İmam Hüseyin ağlama duvarı değildir. Onun bir duruşu ve mücadelesi var. Önemli olan onu almak. Ne yazık ki birçok dede veya zakir bu kalıp içerisinde. Arap Şiasının etkisinde kalarak bizleri aslında devletten daha çok asimile etme yönünde görüyorum. Dedeler, zakirler o kalıptan kurtularak bu nefeslere, o söylediğe sırlara doğru muhabbet edersek Anadolu Aleviliğinin ilmine çabuk gideriz.

    “HAKKA YÜRÜME ERKANLARINDA AĞITÇILARIMIZ VARDI”

    Siz hakka yürüme erkanlarını da yürütüyorsunuz. Büyük sıkıntıların yaşandığı bir konu. Bütün etkilenmeler ve müdahalelere rağmen bu toplumun bir hakka yürüme erkanı var. Gittiğimiz bir çok yerde sorun, sıkıntı ile karşılanıyor. Bir ömür Alevi olarak yaşayan kişi ömrünün son deminde farklı bir inancın ritüellerine göre defin ediliyor veya toprağa sırlanıyor. Bu girişim nasıl başladı? Sonrasında uygulamada sıkıntılar yaşandı mı? Belki de sorulması gereken en önemli şey, ‘Neden Hakka Yürüme Erkanı’?

    Her inanan kültürüne, inancına göre hakka yürüme erkanını yapar. 1960’lardan sonra köylerden şehirlere göç ettikten sonra çok şey yaşadık. Dede-talip ilişkisi köylerde kaldığı veya koptuğu için hakka yürüyen canlarımızı camiye götürdük. İmama teslim ettik. Bu yıllar boyu böyle devam etti. İş, aş vermeyecekler, diye Alevi kimliğimizi sakladık. Devletin her Alevi köyüne bir cami politikası vardı. Pilot bölge olarak Dersim’de 6 köy ile başladı. Bizlerin kabul etmesi ile bu camiler yapıldı, imam atandı. Bu imamlar köyleri asimile etmeye başladı. Cem hiçbir zaman eksik olmazdı köyümüzde. Şu ana kadar cemevimizin üzerine hoparlör taktılar. Hocalar kendi bildiği erkan ile cenaze kaldırmaya başladı. Dede gülbeng veriyor, hoca peşinden besmele ile başlıyor. Bu kültür köyümüze yerleşti. Böyle olunca da bizler var olan deyişler, nefeslerimiz ile hakka yürüme erkanı yürütmeye başladık.

    60-70 yıldır yoldan bir kopuş süreci var. Toplum cami kültürüne alıştırıldığı için bize, ‘Yeni icatlar mı çıkarıyorsunuz, kurandan ayrılıyorsunuz’ diye eleştiriler geliyor. Biz aynıydık ama sizler alıştırıldığınız için ters geliyor. Cemlerde nasıl kendi deyişlerimizi, gülbenglerimizi söylüyor isek kendi erkanlarımızı ağıtlar ile götürürdük. Ağıtçılarımız vardı. Yaşlı ninelerimiz hakka yürüyen canımızın başında ağıt söylerdi. Arapça veya kuran yoktu. Can cananına kavuştu derdik. Toplum Sünni İslam’ın cenaze erkanına alıştığı için biz yanlış yapıyoruz algısı yaratılıyor. Öz olarak fabrika ayarlarına dönmeye çalışıyoruz. Kim ne der ise desin bu erkanları yapma devam edeceğiz. ‘İlla dostun gülü yaralar beni’ diyor ya Pir Sultan Abdal; işte kendi kardeşlerimiz, dostlarımız kültüründen uzaklaşarak bizi yaralıyorlar.

    “ALEVİ KURUM YÖNETİCİLERİ BİLE ELEŞTİRİYOR”

    Dediğiniz gibi bu asimilasyon süreci hızla yayılmaya devam ediyor. Alevi toplumunu kendi öz değerleri ile buluşturmaya dair çaba sarf eden ve öncü olma rolü üstlenen Alevi kurumları bunun çok dışına çıkamıyor. Hakka yürüme erkanı yürütemiyor. Alevi kurumlarının burada payı nedir sizce?

    Elbette vardır. Alevi kurumlarına bakıyorsunuz herkes siyaset düşünüyor. İkrar verip, yıllık sorgu-görgü cemi yapılan kurumlarda, yöneticilerde bunun olmaması gerekiyor, olmamalı. Ama ne yazık ki bu 50-60 yıllık yozlaşma ile şehir hayatına geçişle birlikte yöneticiler kendini yetiştiremedi. Kendi yöneticilerimiz bile bazen eleştiriyor. Demek ki bu onun eksikliğinden kaynaklanıyor. Bunlara bizim sahip çıkmamız lazım. 5-6 yaşındaki çocuklar Arapça seslere alıştırılıyor. Bizim köyde “kurban bayramı namazı” diye bir şey nasıl girmiş ise başlamış. Ben küçük iken dede bayram namazı kıldırırdı ama onu da nasıl yapacaklarını bilmezlerdi. Sonra camiye hoca atanınca oda kendi bildiğini uygulamaya başladı. Bu süreç gelerek bu sefer bayram namazlarına gitmeye başladılar. Köylülerin artık birbirine sen neden gelmedin demeleri başladı. Bu asimilasyon kendini böyle gösteriyor.

    “ÖZÜMÜZE DÖNELİM”

    Son olarak Alevilere, Alevi kurumlarına bu belirttikleriniz üzerinden bir çağrınız var mı?

    Kendi Hak inancını başka inançlarda aramasınlar. Amaç kamil insan, toplum yetiştirmek. Yol belli. Bunu camide, havrada ve de başka bir inançta aramaya gerek yok. Kendi özümüze dönmemiz gerekiyor. Bu öz aşıkların gösterdiği nefeslerde gizlidir.

    Ersin ÖZGÜL / ANTALYA

     

  • Antalya valisi, Abdal Musa Dergahı’nda namaz kıldı

    Antalya valisi, Abdal Musa Dergahı’nda namaz kıldı

    PİRHA- Abdal Musa Anma Etkinlikleri’nin 3. gününe katılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu, türbede namaz kıldı. 

    35. Abdal Musa Anma Etkinlikleri’nin 3. gün programına katılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu protokol konuşması öncesinde Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret ederek namaz kıldı.

    Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun, Abdal Musa Türbesi’nde namaz kılması sosyal medyada tepkilere neden oldu.

    PİRHA/ANTALYA