Etiket: abdal

  • İHD Hatay Şubesi: Dom, Roman ve Abdal toplulukları ayrımcılık ve yerinden edilme riskiyle karşı karşıya- VİDEO

    İHD Hatay Şubesi: Dom, Roman ve Abdal toplulukları ayrımcılık ve yerinden edilme riskiyle karşı karşıya- VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın süre geçmesine rağmen kentte yaşayan Dom, Roman ve Abdal topluluklarının barınma sorunlarının çözülmediğini belirterek yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan İHD Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, kırılgan toplulukların yeniden inşa sürecinde ayrımcılık, belirsizlik ve zorla yerinden edilme riskiyle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

    Açıklamada, deprem öncesinde de tapusuzluk, derin yoksulluk ve sosyal dışlanmayla mücadele eden bu toplulukların bugün kamusal planlama eksikliği nedeniyle büyük bir belirsizliğe itildiği ifade edildi.

    “KONTEYNER KENTLERİN KAPATILMASI YENİ MAĞDURİYETLER YARATACAK”

    Haziran ayı itibarıyla konteyner kentlerin kapatılacağı yönündeki iddiaların ciddi kaygı yarattığını belirten Salmanoğlu, henüz hak sahipliği süreçleri tamamlanmamış ve konutlarına yerleştirilememiş birçok depremzede aile olduğuna dikkat çekti. Özellikle kiracı, tapusuz veya “işgalci” statüsünde görülen Dom topluluklarına yönelik hiçbir güvence mekanizmasının sunulmadığını ifade eden Salmanoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu koşullar altında konteyner kentlerin kapatılması, mevcut sosyo-ekonomik gerçekliklerle uyumlu değildir. Barınma hakkına erişimde yapısal eşitsizlikler yaşayan Dom, Roman ve Abdal toplulukları açısından böyle bir uygulama; zorla yerinden edilme, güvencesiz barınma, aşırı yoksullaşma ve çok yönlü hak ihlallerini derinleştirecektir.”

    Özellikle Antakya’nın Emek ve Altınçay mahallelerinde yaşayan çok sayıda tapusuz Dom yurttaşın geleceğine dair kamu kurumları tarafından şeffaf ve hak temelli bir bilgilendirme yapılmadığı eleştirisi paylaşıldı.

    “RESMİ YAZIŞMALARDA NEFRET SÖYLEMİ: ‘GURBAT’ İFADESİ KULLANILDI”

    Son günlerde Hatay’ın Belen ilçesine bağlı Şenbük ve Ötençay mahallelerinde mera alanlarının yapılaşmaya açılmasına karşı yerel halkın demokratik itirazlar yükselttiğini hatırlatan İHD, bu eylemler sırasında Dom, Roman ve Abdal topluluklarını hedef alan ayrımcı ve kriminalize edici söylemler üretildiğini belirtti.

    Sosyal medyadaki “Bakrastube” isimli yayın kanalında toplulukların hedef gösterilerek “asayişi bozacakları” yönünde iddialar ortaya atıldığını ifade eden Salmanoğlu, daha vahim bir gelişmeyi şu sözlerle aktardı:

    “Şenbük ve Ötençay mahalle muhtarlıkları tarafından ortak imzayla hazırlanan resmi bir yazıda Dom, Roman ve Abdal yurttaşlar ‘gurbat’ şeklinde aşağılayıcı ifadelerle anılmış, bu toplulukların mahalleye yerleştirilmesi halinde güvenlik ve asayiş sorunlarının yaşanacağı ileri sürülmüştür. Kamu kurumu niteliğindeki muhtarlıkların böylesi ayrımcı ve nefret söylemi içeren ifadeleri resmi yazışmalarda kullanmış olması son derece kaygı vericidir.”

    Söz konusu resmi yazının Hatay Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile ilgili belediyelere iletildiği ve bu durumun ayrımcılığı resmi kurumlar eliyle meşrulaştırma riski taşıdığı vurgulandı.

    “SULUKULE VE EGE MAHALLESİ ÖRNEKLERİ TEKRARLANMASIN”

    Geçmişte Sulukule, Ege Mahallesi ve Küçükbakkalköy gibi Roman mahallelerinde yapılan kentsel dönüşüm projelerinin ağır hak ihlalleriyle sonuçlandığını hatırlatan Salmanoğlu, yoksul toplulukların kent merkezlerinden uzaklaştırılmasının toplumsal bağları parçaladığı uyarısında bulundu. Hatay şehir merkezinden kilometrelerce uzağa taşınma iddiaları karşısında yetkililerin derhal şeffaf bir açıklama yapması talep edildi.

    Gelişmeler üzerine Sivil Düşler Derneği tarafından Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvurular yapıldığı; ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bilgi edinme dilekçesi verildiği bilgisi paylaşıldı.

    “BARINMA HAKKI BİR LÜTUF DEĞİL, TEMEL İNSAN HAKKIDIR”

    Açıklamanın sonunda yetkililere acil çağrıda bulunularak şu ifadeler kullanıldı:

    Barınma hakkı bir lütuf değil, temel bir insan hakkıdır. Hiçbir topluluk; yoksulluğu, etnik kimliği, yaşam biçimi veya tapusuzluğu nedeniyle ayrımcılığa uğrayamaz, kriminalize edilemez ve yaşadığı kentten dışlanamaz. Yetkilileri ayrımcı söylemlere karşı açık tutum almaya, nefret söylemlerine ilişkin gerekli idari süreçleri işletmeye ve deprem sonrası yeniden inşa sürecini insan hakları, eşit yurttaşlık ve sosyal adalet ilkeleri doğrultusunda yürütmeye çağırıyoruz.

    Salmanoğlu, Dom, Roman ve Abdal topluluklarının barınma hakkı mücadelesinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını duyurdu.

    Cevahir FINDIK/HATAY

  • Erol Çarkanat: Eskiden dedelerimiz daha bilinçli, daha itikatlı kişilerdi-VİDEO

    Erol Çarkanat: Eskiden dedelerimiz daha bilinçli, daha itikatlı kişilerdi-VİDEO

    PİRHA-Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı evlatlarından Erol Çarkanat, eskiden cem yürütmek için hanelerine mihman olan dedelerin Alevi toplumu tarafından daha dikkatle dinlendiğini ifade etti. Çarkanat, eskiden dedelerin sorunları dinleyen ve sorunlara çözüm üreten, çok bilinçli ve kendilerini yetiştirmiş kişiler olduğuna dikkat çekerek, “Şimdiki cemlerde o dedeleri göremiyoruz” dedi. 

    Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı evlatlarından Abdal Alevisi Erol Çarkanat, eskiden yapılan cemler ve Hakk’a uğurlama erkanlarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEDELERİMİZ DAHA BİLİNÇLİYDİ”

    Dedelerin herhangi bir haneye geldiği zaman o mahallede bulunan bütün insanların haberi olduğunu belirten Erol Çarkanat “İnsanlar dedeleri canı gönülden dinlemek, onun söylediklerine bir şeyler katabilmek için çoluğuyla çocuğuyla o eve gelirdi. Dedeler sürekli olarak Hakk yolundan, saygıdan, sevgiden bahsederdi. Kötü veya yanlış bir insan olduğu zaman ‘sen yanlışsın’, eksik olana ‘sen eksiksin’ denir, yapılması gerekeni yapacaksın diye dedeler tarafından dile getirilir, doğru yol gösterilirdi” dedi.

    Dedelerin her zaman inançtan, itikattan, edepten, erkandan bahsettiğini vurgulayan Çarkanat, cemlerde dedelerin  kimin nerede ve nasıl davranacağından, haklının haksızın nasıl belirleneceğine, küskün ve dargınları barıştırmak için neler yapılacağına kadar bir çok konuda bilgilendirmede bulunduğunu ifade etti.

    “DEDELER TOPLUMU YÖNLENDİREN, AĞIRLIĞI OLAN İNSANLARDI”

    Eskiden ceme gelen dedelerin toplumu yönlendirdiğini ve bir ağırlığı olduğunu belirten Çarkanat, “Dedeler, o toplumu yönlendirecek şekilde kendilerini yetiştirmiş, bilinçli insanlardı. Ben yanlış yaparsam o da yanlış yapar, ya da yanlış söz söylemekten çekinirdi. O zaman dedeler haricinde insanlar da birbirlerine daha fazla saygı ve sevgi gösterirlerdi. Menfaat yoktu, çıkar yoktu. O zaman gerçek sevgi ve dostluk vardı. Şimdi ise tabii ki durum çok farklı ve sürekli değişiyor” diye ifade etti.

    “AİLELER BİRBİRLERİNE ÇOK BAĞLIYDILAR”

    Hakk’a uğurlama erkanlarıyla ile ilgili de konuşan Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı evlatlarından Abdal Erol Çarkanat, şunları kaydetti:

    “O zaman ile bugün arasında farklılıklar var. O zaman cenaze olduğu zaman tüm mahallede, köyde yas olurdu. Mesela zevki sefa yapılmaz, kimse televizyon açıp eğlence yapmaz, cenaze sahibi yastayken dama veya balkona çamaşır serilmezdi. Çünkü, aileler sevgi ve saygı temelinde birbirlerlerine bağlılığıydı. Cenazelerimizin 40’ı çıkana kadar herkes bir aradaydı 7 gün üst üste o cenaze evi terk edilmezdi. Sabah kalkar gece yarılarına kadar orada olurlar, herkes üzerine düşen görevi yapar, oradan ayrılmazlardı. Şimdi ise çok farklı oldu.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Tozluoğulları Ocağı dedelerinden Kemal Tozkoparan Hakk’a yürüdü

    Tozluoğulları Ocağı dedelerinden Kemal Tozkoparan Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Tozluoğulları Ocağı dedelerinden Abdal Kemal Tozkoparan Hakk’a yürüdü.

    Abdalların dedesi olarak bilinen Tozluoğlu Ocağı evlatlarından Kemal Tozkoparan dün (12 Şubat) Hakk’a yürüdü. Dede Kemal Tozkoparan’ın cenazesi evinin önünde yürütülen Hakk’a uğurlama erkanının ardından bugün Kırıkkale Elmalı köyünde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/KIRIKALE

  • Abdallar deprem bölgesinde de yalnızlaştırıldı-VİDEO

    Abdallar deprem bölgesinde de yalnızlaştırıldı-VİDEO

    PİRHA-Yaşadıkları coğrafyalarda ayrımcılığa uğrayan Abdallar, deprem felaketinde de en çok etkilenen kesimlerin başında geliyor. Antep’te yaşayan Abdallar, yetkililere seslenerek, 3 yıldır kurulmayan pazar yerlerinin açılması çağrısında bulundu.

    Tüm dünyada işgücünün niteliği farklılaşmakta, birçok iş ve meslek de yok olurken veya yeniden şekillenirken Anadolu’nun Abdalları, yüzyıllardır icra ettikleri mesleklerinde yalnızlaştılar. Eğlence sektörünün değişmesi, tek tipleşmesi, merkezileşmesi sonucu ülkenin her yerinde mahallelerini terk eden Abdallar, mevsimsel tarım işçiliği ile veya büyük kentlerin gecekondu bölgelerinde hurdacılık – toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürmeye çalışmakta.

    Şehirlerin genellikle yoksul mahallerinde yaşayan Abdallar, senelerdir kentsel dönüşümle birlikte sistemli ve zorunlu bir göçe zorlanırken pandemi süreciyle birlikte düğünlerin, hatta Ramazan davulcularının halktan bahşiş toplanmasının bile yasaklanmasıyla geçimlerini sağlama konusunda sanatları onlara hiçbir şey vermemeye başladı.

    İŞ İMKANLARI ELLERİNDEN ALINDI

    Anadolu’nun her yerinde Abdalların sanatlarını icra etme alanları ve koşulları daralırken kendilerine açtıkları yeni iş imkânları da ellerinden alınmakta. Kültür taşıyıcılığından arzu edilen değeri bulamayan Abdallar, ülkenin her bölgesinde etnisitenin ayrımcılığına maruz kalırken eğitim kademelerinde ilerleyemedikleri için kendi söküklerini kendileri dikmeye çalışıyor. Dünyanın her yerinde geri dönüşüm, sürdürülebilir yaşam için en gerekli alan görülürken ve ülkemizde bile belediyeler geri dönüşüm anlamında birbirleriyle yarışmaya başlamışken, Abdalların el attıkları bu alanın önü de kapatılmış durumda.

    DEPREM BÖLGESİNDE DE AYRIMCILIK!

    Abdallar deprem bölgesinde de ayrımcılığa uğramaya devam ediyor. Çadırkent ve konteyner kentlere yerleşemedikleri için yardım bölgesinden uzaktaki hasarlı evlerine dönmek zorunda kaldıklarını belirten Abdallar, yapılan yardımlara da ulaşamıyor. Depremin, geçim kaynaklarını yok ettiği bu şehirlerde pandemiden önceki süreçte devam ettirdikleri işlerine dönmekten başka yolları kalmayan Abdallar, Antep’te Şahinbey Pazarı’nda topladıkları ürünleri geri dönüşüme kazandırmak ve bundan gelir elde etmek için pazarın yeniden açılması talebinde bulundular.

    Antep’te yaşayan Abdallar, yetkililere seslenerek, 3 yıldır kurulmayan pazar yerinin açılması çağrısında bulundu.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ANTEP

  • Konyalı Abdal yurttaşlar: AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküyor!

    Konyalı Abdal yurttaşlar: AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküyor!

    PİRHA – Konya’nın Yeni Mahalle semtindeki kentsel dönüşüm nedeniyle arazilerinin kamulaştırıldığını belirten Abdal toplumu, Karatay Belediyesi tarafından göçe zorlanıyor. Mahalleliler, “AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküp alıyor. Bizler Alevi ve solcuyuz. Bundan dolayı bu bölgeden gitmemizi istiyor” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Konya’nın Karatay ilçesinde yürütülen kentsel dönüşüm nedeniyle Abdal yurttaşların mağduriyeti de günden güne artıyor. Karatay Belediyesi’nin, bölgeyi terk etmeleri konusunda mülk sahiplerine baskı kurduğu iddia ediliyor.

    Yeni Mahallede yıkılmak istenen gecekondularda yaşayan Derviş Renkliışık, mahalle sakinlerinin, sık sık belediyenin tehdit ve tacizlerine maruz kaldığını ifade etti. Tapulu arazilerinin belediye tarafından değerinin altından satın alınmak istendiğini anlatan Renkliışık, Alevi oldukları için bölgeden çıkarılmak istendiklerini belirtti.

    “AKP’Lİ BELEDİYE MAFYA GİBİ ARAZİLERİMİZE ÇÖKÜYOR”
    Derviş Renkliışık
    , yaşadıkları mağduriyet nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yetkililerine de seslendi. Bugüne kadar hiçbir kesimin, sorunlarına çözüm bulmadığını belirten Renkliışık, CHP Konya Milletvekili ve il yönetiminin konu hakkında duyarlı olmasını istedi.

    “AKP’li Karatay Belediyesi mafya gibi arazilerimizi elimizden çöküp alıyorlar. Bizler Aleviyiz, Bektaşiyiz ve solcuyuz. Yeni Mahalle’de kalabalık aileler olarak kalıyoruz. Buralarda bir daire 2 milyon lira ancak bizim evlerin, arazilerin metrekaresine 2000 lira teklif veriyorlar. Pazartesi günü CHP il başkanıyla görüşme sağlayacağız. CHP, benim hakkımı aramazsa neden oy vereyim? Bizler AK Parti’ye gitsek desek ki ‘bizim çok sayıda oyumuz var, şu bizim işimizi halledin size oy vereceğiz’ eminim ki işimizi halledeceklerdir. Şu an bizlerin nüfusu 100 kişiyi aşkın. Ben 35 yaşındayım ve 7 çocuğum var. Ve ben bugün isterim ki Konya milletvekili gelsin bizimle belediyeye çıksın. Sorunumuz televizyonlarda konuşulsun. Bu gariban halkın yaşadıkları haber olsun.
    300 metrekarelik bir araziye sahibim ve ben bu 7 çocuğu 2 odalı yerin içerisinde büyütüyorum. 50 yıldır burada oturuyoruz. Evimizin dibinde Ak Partililerin arazileri var, onların yerlerine iş merkezleri yapılıyor. Şimdi bu nasıl bir adalet? Bizler gariban insanlarız ve zerre kadar dışarıdan yardım gelmiyor. Şimdi CHP de bize yardımcı olmazsa o zaman gidelim Ak Parti oy verelim.”

    “ÇÖZÜM BULUNMAZSA CHP’YE DE OY VERMEYİZ”

    Belediye bakanlık kararıyla gecekondularımızın kötü görüntü yarattığını belirterek bizim bölgeden çıkmamızı istiyor. Ve bizlerin yersiz yurtsuz, gariban olduğumuzu biliyorlar. Çıkma imkanımızın olmadığını biliyorlar. Ucuz paralara evimizi barkımıza almak istiyorlar. Ayrıca müteahhitlere de imkan vermiyorlar. Arazilerimiz şehrin merkezinde ve en güzel konuma sahip. Ben inşaatlarda çalışıyorum ve bu zamana kadar kimsenin hakkını yemedim. Bizler bilinçli yurttaşlarız, cahil değiliz. Seçimlerde de ona göre tercihlerimizi yapacağız. Yaşadıklarımızdan dolayı AKP’ye oy vermek benim kanıma dokunur ama sorunumuza çözüm bulunmazsa CHP’ye de oy vermeyiz. Biz CHP’lilere oy veriyoruz ama neden bizim hakkımızı savunmadıkları konusunda soruyoruz. Pazartesi günü CHP il yönetimi ile görüşeceğiz. Ülkeye adaleti, sevgiyi, barışı kim getirecekse ona oy veririm. Ateist, gayrimüslim olsa dahi oy veririm yeter ki ülkemi kalkındıracak insan olsun.”

    “KİRAYA DAHİ ÇIKABİLECEK DURUMUMUZ YOK”

    Mahallede yaşam süren Naki Renkliışık da belediyenin kentsel dönüşüm politikasından şikayetçi olan bir diğer isim. Yakın zamana kadar birçok ailenin, arazilerini çok düşük fiyata verip mahalleyi terk etmek zorunda kaldığını belirterek şu bilgileri verdi:

    “Halk, 3-5 kuruş karşılığında arazilerini verip bölgeden gitti. Bu insanların durumu hiç iyi değildi. Ekmeğini taştan bulup yiyen insanlardı. Şu anda mahallede ortalama 30 ev var. Ortalama 100 kişi bu şehrin ortasındaki mahallede yaşıyor. 5900 metrekare yerimiz vardı. Bunun 2400 metrekaresini kamulaştırmışlar. Ve bizim arazilerimizi de kaydırmışlar. Şu anda bizler belediyenin arazisinde oturuyor görünüyoruz. Buna dayanarak bizi yerlerimizden çıkartmak istiyorlar. Biz de diyoruz ki ‘Tamam burası belediyenin yeridir, kamulaştırma yapılmış. Yer senin ama kullanma hakkı benim. Anlaşabilirsek ancak çıkabiliriz’. Belediye yetkililerine, eğer evlerimizi yıkarlarsa arsamızın içerisine ancak çadır kurabileceğimizi ilettik. Çünkü şu an kiraya dahi çıkabilecek durumumuz yok.”

    Eren GÜVEN/KONYA

    İLGİLİ HABERLER: Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

  • Depremzede Abdal Alevi kadınlar: Yaşam alanlarımıza dönmek istiyoruz-VİDEO

    Depremzede Abdal Alevi kadınlar: Yaşam alanlarımıza dönmek istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hatay Kırıkhan’da yaşayan depremzede Abdal Alevi kadınlar, yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattı. Ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirten kadınlar, devlete barınma sorununu çözme çağrısında bulundu.

    Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Türkiye’de kadınlar 8 Mart’ta alanlara çıkarak başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere haklarını geri almak ve kazanımlarını korumak için seslerini yükseltecekler.

    Bu yılki 8 Mart’ı farklı kılan bir diğer durum ise deprem felaketi. Afetin katliama dönüştüğü 10 il başta olmak üzere kadınlar depremin yarattığı yıkımdan çocuklarla birlikte en çok etkilenen grup.

    Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yaşamlarını sürdüren, deprem felaketi sonrası ise Mersin’e göç eden Addal Alevi kadınlar, yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattı.

    ARABALARDA YAŞAMA TUTUNMAYA ÇALIŞIYORUZ

    Onlarca canı yitirdiklerini aktaran kadınlar, evlerinin özlemini çekiyor. Yıkıntılar arasında hayata tutunmaya çalışan Abdal kadınlar o günün travmasını yaşıyorlar.

    “ZOR DURUMDAYIZ, DEVLET BARINMA SORUNUNU BİR AN ÖNCE ÇÖZSÜN”

    Barınma sorunu yaşayan Abdallar, göç etmek zorunda kaldıkları Mersin’de arabalarında yaşamak zorunda olduklarını söyledi. Gıda ve çadır ihtiyaçlarının olduğunun altını çizen kadınlar, devletin bir an önce barınma sorunlarını çözmesi çağrısında bulundu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Hüseyin Durmaz: Aleviyiz, cemevi ve dede olmadığından yolumuzu bilmiyoruz-VİDEO

    Hüseyin Durmaz: Aleviyiz, cemevi ve dede olmadığından yolumuzu bilmiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Serik Abdallarından Hüseyin Durmaz, yaşadıkları ilçedeki Abdal toplumunun durumuna dikkat çekerek, “Cemevimiz olmadığından toplanıp birbirimizi bilgilendiremiyoruz, cem yapamıyoruz” dedi. 

    Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan Abdallar, inançlarını yaşama konusunda zorluk içindeler.

    Abdalların yoğun olduğu Serik Merkez Mahallesi’nde ikamet eden Hüseyin Durmaz, bölgede yaşayan Alevilerin birlik olamadıklarını ve inançlarını yaşama konusunda birçok engelin söz konusu olduğunu anlattı. Durmaz, inanç konusunda uzun yıllardır hizmet yürütemediklerine dikkat çekerek, “Burada cem yapılmasını, bize bilgi verecek bir dedenin olmasını isteriz” diye belirtti.

    BİNLERCE ABDAL’IN YAŞADIĞI BÖLGEDE CEMEVİ YOK!

    Hüseyin Durmaz, Abdal Alevilerin yaklaşık 40 sene önce Serik’e geldiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Biz Abdal Alevileri Horasan’dan gelmekteyiz. Yaylacılık, göçebelik yaparız. Göçtüğümüz, gittiğimiz yerlerde çadır tutar, sepetçilik yaparız. Düğünlere gider çalgıcılık da yaparız, bunlar bizim ata mesleğimiz. Eskiden iş yoktu, bahçe yoktu, geçimimiz bunlarla sağlanırdı. Bizler yazın olduğu zaman yaylaya geçiyoruz.

    Merkez Mahallesi’nde Abdal Alevileri olarak hemen hemen 2000 aile var. Serik’in toplam nüfusu da 120 bin civarında. Toplam Alevi nüfus olarak tahminen 20 bin civarındayız.
    Bizde ayrımcılık yok. Tahtacıların yaşadığı mahalle ile bizim yaşadığımız mahalle ayrı. Bazen düğünleri olduğu zaman bizi çağırıyorlar, gidip onların düğününü, nişanlarını biz yapıyoruz. Burada bizim Abdallar düğünlere, bağ bahçe işine, nar, portakal toplamaya giderler. Yarısı da otellerde çalışır.”

    “BİR DEDE BİLGİ VERİRSE BİZ DE YOLUMUZU BİLİRİZ”

    “Aleviliğimizle, Abdallığımızla gurur duyuyoruz” diyen Hüseyin Durmaz, “Alevi inancını yerine getirmek için zamanımız olmuyor. Burası genelde turizme yönelik olduğundan zaman bulamıyoruz. Burada cemevimiz olmadığından bir yerde toplanamıyoruz. Toplanıp birbirimizi bilgilendiremiyoruz, cem yapamıyoruz. Cemevimiz olsa akşamları cemevine gider hısım akraba bir araya gelir dertleşirler. Alevilik Yol’u hakkında gençler bizden ne kadar bilgi alırsa o. Ama bizler böyle bir bilgimiz olmadığından elimiz mahkûm bilgi de veremiyoruz. Herkes işinde, derdinde zaten. Adam işinden yorgun geliyor tabi bir de toplanacak yerimiz olmadığından bir şey yapamıyoruz. Bir dede bizlere bilgi verirse biz de Yol’umuzu, Pir Sultan Abdal soyunu, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi, ibadetimizi biliriz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Abdal yurttaş: Hüseyin Gazi Türbesinin tadilatını biz yaptık, emeğimizin üzeri kapatılıyor

    Abdal yurttaş: Hüseyin Gazi Türbesinin tadilatını biz yaptık, emeğimizin üzeri kapatılıyor

    PİRHA – Ankara’da yaşayan Abdal toplumundan Bayram Toplayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi ziyaretini eleştirerek “Özünü öldürmeden gelmişsin, bu şekilde olmaz” dedi. Toplayan ayrıca, kimi tadilatların kendileri tarafından yapıldığını belirterek “Şimdi ise emeğimizin üzeri kapatılıyor” diye konuştu. Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise “Geçmişte bir grup hayırsever vatandaş orada tadilat yapmışlar, bunu biliyorum” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevine gitmesi ve cemevinin yeniden dizayn edilmesi sonrası tartışmalar da sürüyor. Söz konusu ziyaret öncesi cemevinde yapılan kimi değişimler toplumun tepkisini de beraberinde getirdi.

    “KİMSEDEN BEŞ KURUŞ İSTEMEDİK”

    Abdal toplumunun yoğun ziyaret ettiği Hüseyin Gazi Türbesi’nin kimi tadilatını kendilerinin yaptığını belirten Bayram Toplayan isimli yurttaş, “Emek hırsızlığı yapılıyor” dedi. Türbenin çatı ve içerisindeki mozaiklerin tadilatını kendi imkanları ile yaptıklarını belirten Toplayan, “Bu işlemlerin vakıf tarafından yapıldığı söyleniyor. Ancak öyle bir şey yok. Yaptığımız emeğin üzeri örtülüyor” diyerek şunları söyledi:

    “Türbenin çatısı akıyordu. İçerideki mozaikleri dahi eskiyip dökülmüştü. Yaklaşık 5 sene önce tadilatını yaptık. Bütün harcamaları cebimizden giderdik. Kimseden beş kuruş istemedik. Kendi rızamızla gidip o onarımı yaptık. Hatta tadilat yaptığımız esnada cemevinin dedesi olduğunu söyleyen Gülağ Öz yanıma gelerek ‘Hayırdır burada ne yapıyorsunuz? Kimden izin aldın?’ dedi. Türbenin, dedelerimizin yeri olduğunu söyleyip izin almamız gerekmediğini belirtmiştim. Ayrıca yönetimde olan kişiler, Antalya’dan gelen Abdallara ‘Bunlar çingene’ diyerek ayrımcılık yapıyorlardı. Bu sözler bizi çok üzdü.

    Geçtiğimiz günlerde türbeye gittim, tanımadığım bir grup insan söz konusu onarımların vakıf tarafından yapıldığını belirtti. Haftalarca çalışıp burayı bizlerin yaptığını söyleyemedim.”

    “BU İŞE İZİN VERENLER DEDE DEĞİLLERDİR”

    Bayram Toplayan, Erdoğan’ın cemevi ziyaretini de eleştirerek “Kızdığım nokta şudur; biz Alisiz Yol gitmeyiz. Bizim postumuza dışarıdan Cumhurbaşkanı gelip oturamaz. O gün ona engel olacaklardı. Bu görülmüş bir şey değil. Bu işe izin verenler dede değillerdir. İmam Cafer Sadık diyor ki ‘Yol’unu, erkanını bildiğin sürece dedesindir.’ Yıllarca dedeler gelip bizden feyz aldılar. Peki bunlar ne dedesiymiş? İfadelerini kullandı.

    “ZİYARETE GELİYORSAN OLDUĞUN GİBİ GELECEKSİN”

    Erdoğan’ın ziyaretinin usule aykırı olduğunu belirten Bayram Toplayan, “Erdoğan gelip cemevinde oturmadı. Tutup oradaki resimleri kaldırdı. ‘Aleviyim’ diyenlerin Alisini kaldırdı, ‘Bektaşiyim’ diyenlerin Bektaşi resmini kaldırdı, Abdal Musa’nın simgesi olan geyik sembolünü kaldırdı. Hayırdır? Oraya ziyarete geliyorsan olduğun gibi geleceksin. Özünü öldürmeden gelmişsin, bu şekilde olmaz” diye konuştu.

    “İKTİDAR YOZLAŞMIŞ BİR ALEVİLİK YARATIYOR”

    Bayram Toplayan son olarak iktidar tarafından dedelerin maaşa bağlanacağı söylentilerine de cevap verdi. Toplayan, Alevi inancının değiştirilmek istendiğini belirterek şunları aktardı:

    “Bizim bir sözümüz vardır; Hakk, Muhammed, Ali bilgimizi ve dedeliğimizi satmayız. Dedeler hakkullah ile yaşıyor. İktidar kendince yozlaşmış bir Alevilik yaratıyor. ‘Aleviyim’ diye geçinenler Yol’unu satıyor ve Alevilik hakkında yeni bir yol bulmaya çalışıyor.”

    “YAPMADIĞINIZ BİR ŞEYİ YAPTIK DİYEMEYİZ”

    Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise “Benim oradaki başkanlığım 1 yıl ve geçmişini bilemiyorum. Ama geçmişte bir grup hayırsever vatandaş orada tadilat yapmışlar, bunu biliyorum” diyerek iddialara yanıt verdi.

    Ayyıldız, türbenin tümüyle Kültür Bakanlığı tarafından restorasyona alınacağı bilgisini de vererek şu aktarımda bulundu:

    “10 gündür yer yerinden çalkalanıyor ve üzerine basa basa söylediğimiz konu şu: 35 gündür türbede bir tadilat var ve bu tadilatta türbe etrafı, kesimhane, tuvaletler ve cemevinin içi yenilendi. Yani türbeye biz elimizi dokunmadık. Türbenin etrafını elden geçirdik, mezarları çerçeveye aldık, düzenledik ve yolları yaptık. Türbe ile ilgili de hiçbir tadilat ve açıklama yapmadık. Yapmadığınız bir şeyi yaptık diyemeyiz. Geçmişte onlar yapmıştır doğrudur. Ama şöyle bir durum var; Kültür Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü türbenin kendisini sıfırdan restore edecek. Ne zaman başlayacakları konusunda bilgimiz yok.”

    “CEMEVİNİN YERİ DE DEĞİŞECEK”

    Mehmet Ali Ayyıldız, yapılacak restorasyonla birlikte cemevinin yerinin de değişeceğini söyledi. Bakanlığın, bu konuda beyanının olduğunu aktaran Ayyıldız “Cemevini mevcut yerinden alacağız ve başka bir yere koyacağız. Bunu yapmamızdaki amaç türbenin önü ve çevresinin açılması, türbeyi meydana çıkartmak. Henüz bir protokol imzalanmadı ama Kültür Bakanlığı’nın bu konuda beyanı var. ‘Buranın restorasyonunu yapacağız, sakın dokunmayın, herhangi bir şey de yapmayın ve kimseye de bir şey yaptırmayın’ denildi.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Kentsel dönüşümle evleri yıkılan Abdallar zorunlu göç ettirildi; ‘Amaç asimilasyon’-VİDEO

    Kentsel dönüşümle evleri yıkılan Abdallar zorunlu göç ettirildi; ‘Amaç asimilasyon’-VİDEO

    PİRHA – Abdallar Derneği Başkanı Hüseyin Durukalp, Ankara’da kentsel dönüşüm gerekçesiyle boşaltılan Abdal mahallelerindeki asimilasyona dikkat çekti. Yıkılan evlerin yerine yenilerinin yapılmadığını ifade eden Durukalp, “Daha fazla asimilasyona uğramamak adına örgütlü olmalıyız. Çünkü biz Abdallar, üçüncü sınıf vatandaş olarak görülüyoruz” dedi. 

    Geçmişte Ankara’da geniş bir nüfusu oluşturan Abdallar, bugün adeta toplu göçe zorlanıyor. Ankara’nın Mamak ve Altındağ ilçelerinde yaşam süren Abdal yurttaşlar, kentsel dönüşüm projesinden dolayı mağdurlar. Çinçin semtinin tümüyle yıkılmasının ardından farklı il ve ilçelere göç eden Abdallar şimdi de Mamak ilçesinde aynı mağduriyeti yaşıyor.
    ZORUNLU GÖÇE TABİ TUTULDULAR
    Abdallar Derneği Başkanı Hüseyin Durukalp, Abdalların inançlarından ötürü uğradıkları asimilasyon ve ekonomik şartlarının iyi olmaması sebebiyle Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağıldığını ifade etti. Abdal nüfusunun başta Kırşehir, Kırıkkale, Ankara ve Aksaray’ın çeşitli ilçelerinde yaşadığını belirten Durukalp, yaşadıkları baskılara dair şunları aktardı:
    “Abdalların Ankara’da Altındağ ilçesinde en çok yerleşik oldukları bölge Çinçin semtiydi. Son 20 yıla kadar hepsi aynı bölge ve mahallede yaşayan toplumdu. Son dönemde sadece ekonomik şartlar demek istemiyorum, Abdallar zorunlu göçe tabi tutuldu. Özellikle Çinçin’in Gültepe bölgesindeki kentsel dönüşüm ardından TOKİ ile anlaşıldığında gecekonduları darmaduman edip insanları göçe zorladılar. Oradaki vatandaşların kimisine 80, kimisine 60 metrekare yer verdiler. Halbuki bu vatandaşlarımızın 500-600 metre arazileri vardı. İmar geçtikten sonra bu arazilerin çoğunu işgal ettiler.”
    OKUR-YAZARLIĞI OLMAYAN İNSANLARIN MÜLKLERİNİ ALDILAR!

    Hüseyin Durukalp, Abdal toplumunun eğitimde de geri bırakıldığına vurgu yaptı. Ankara’da yaşayan Abdal nüfusunun okur-yazarlık oranının düşük olduğunu söyleyen Durukalp, kentsel dönüşüm projesinin başlatıldığı süreçte hak ihlali yapıldığını söyleyerek şunları aktardı:

    “Bir şekilde çoğunun tahsil durumunun çok düşük olması ve okur yazarlıklarının olmamasından dolayı insanların yerlerini alıp mağdur ettiler. Devlet o yerleri bedavaya alıp tekrar parayla insanlara sattı. Buradaki çoğu insan o dairelerin ücretini ödeyemedi ve devretmek, ardından da taşınmak zorunda kaldı. Sonrasında Ankara Valiliği kentsel dönüşüm adı altında Mamak Zirvekent’te bir sosyal konut yaptı. Abdalların çoğuna da çok düşük kiralarla orada ev tahsis etti. Durum böyle olunca halkın bir kısmı Kırıkkale, Kırşehir’e ana yurduna gitmek durumunda kaldı.”

    “BİRLİK OLMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”
    Hüseyin Durukalp, kentsel dönüşüm projesinin kendileri için büyük bir yıkım olduğunun altını çizdi. Çinçin’de cemevlerinin de yıkıldığını aktaran Durukalp, “Bu dağılmışlıktan sonra Abdallar biraz daha örgütlenmeye özen gösterdi” dedi.

    Durukalp, Abdal toplumunun, üçüncü sınıf insan muamelesi gördüğünü belirterek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Yaşananlar sonrasında kurulan dernekler adı altında örgütlenilmeye gidildi. Şu anda Ankara’da yaklaşık 8 dernek var. Abdallar Derneği’ni de 2010 yılında kurduk.

    Son 20 yıllık AKP hükümetine seslenmek istiyorum. Türkiye’de 81 ilin bir tanesinde Alevi vali, emniyet müdürü var mı? Biz eşit yurttaş olalım diye ne yapmalıyız? Hep ötekileştirilecek miyiz? Amerika’da siyahlar, Türkiye’de de bizler… Artık kimse bizlere sahip çıkmıyor. Sadece seçimden seçime hatırlanıyoruz. Ancak şu var ki Abdalların çok güzel kültürleri var. Anadolu’daki en büyük kültürlerden birisi Ablalara ait olandır. Yazılı bir kültürümüz olmadığı için kulaktan kulağa taşınmışlık var. Buna örnek olarak Karacaoğlan, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali verilebilir. Bunlar bir nebze olsun Abdallığı yüceltti. Ama Muharrem Ertaş öldüğünde kimsenin haberi yoktu. Aynı şekilde Çekiç Ali 37 yaşında öldü ve kimsenin haberi olmadı. Örneğin Zurna üstadı Metin Öge UNESCO’nun ‘Yaşayan insan’ ödülünü almış birisi. Yani değerlerimizi kaybettikten sonra mı bilmemiz gerekir? İşte bu nedenlerden dolayı çok büyük göçler yaşanıyor. Ve bu büyük göçlerden birini de İzmir’e veriyoruz. İzmir’de 2 milyona yakın Abdal var. Türkiye’de ise 12 milyona yakın Abdal nüfusu var ancak bunların büyük bir kesimi asimilasyona uğramış. Tıpkı üçüncü sınıf vatandaş gibi.
    Mamak’taki gecekondular; Dostlar Mahallesi, Araplar bölgesi 8 yıl önce kentsel dönüşüm adı altında yıkıldı ve buralardaki insanları asimile ettiler. İlk kurulan Halkevleri’nden birisi de buradaydı. İnsanlar birlik içindeydi. Bu asimilasyon önüne geçmek için örgütlü kalmak ve Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi iri, diri ve bir olmamız gerek. Bir olalım, başka çaremiz yok. Örgütlü toplum hiçbir zaman yıkılmaz.”
    Eren GÜVEN / ANKARA
  • Alevilerden Ana Meryem Türbesi’nin yıkılmasına tepki: Vahhabi geleneğinin bir örneği-VİDEO

    Alevilerden Ana Meryem Türbesi’nin yıkılmasına tepki: Vahhabi geleneğinin bir örneği-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Esenler Belediyesi’nin Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’deki ziyaretgahı olan Ana Meryem Türbesi’nin yıkmasına tepki gösteren Alevi kurumları, yıkılan türbe önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan, “Yine bir Vahhabi geleneğinin türbe yıkma örneğini yaşamaktayız. Bu gelenek ne yazık ki her çağda vuku bulmaktadır” dedi. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da “Şifa makamına dokunmak kimsenin haddi değildir” diye konuştu. 

    Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’deki ziyaretgahı olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasının ardından Alevi kurumları yıkılan türbe önünde basın açıklaması yaptı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) yanı sıra İstanbul’daki birçok cemevi de açıklamaya katılarak yıkıma tepki gösterdi.

    “İSTANBUL’DAKİ TEK KADIN TÜRBEYİ TALAN ETTİLER” 

    Açıklamada ilk olarak konuşan Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, türbenin önemine değinerek, şunları söyledi:

    “Dün ansızın Ana Meryem Türbemiz yıkıldı. Yıllardır başta Abdal canlar olmak üzere tüm Aleviler buraya gelerek niyaz ederler, adaklarını adarlardı. Bu süreç 2018 yılına kadar devam etti. 2018 yılında cemevini açtıktan sonra buraya sahip çıktık. Okul projesi ortaya çıktıktan sonra türbenin proje içinde yer almayacağının sözü verildi. Başta müteahhit, Esenler Kaymakamı ve Esenler Belediye Başkanı “Türbenize dokunmayacağız” diyerek sözler verdi. Biz inanmıştık. Meğer bizi kandırmışlar. Dün sabah türbemiz yıkıldı. İçindeki tarihi taşlar alınıp, götürüldü. Esenler’de yaşayan Alevi canların inanç ve ibadethaneleri yok sayılıyor. Bizim eşit yurttaşlık hakkımız yok mu? Neden inancımız, ibadethanelerimiz yok sayılıyor? Alevilerin ibadet yeri ve İstanbul’daki tek kadın türbe olan Ana Meryem dün talan edildi.”

    “VAHHABİ GELENEĞİN BİR ÖRNEĞİNİ YAŞAMAKTAYIZ”

    Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan ise yıkımı gerçekleştirenleri affetmeyeceklerini kaydetti. Şahan, “Yine bir Vahhabi geleneğinin türbe yıkma örneğini yaşamaktayız. Bu gelenek ne yazık ki her çağda vuku bulmaktadır. İnsanlarımızın inancını sorgulamak, yön vermek veya tanımlama yapmak hiç kimsenin haddi değildir. Devletin görevi insanların inancını sorgulamak ve tanımlamak değil, herkesin inanç özgürlüğünü savunmaktır. Yıkıma neden olanları affetmeyeceğiz. Cemevlerimiz, türbelerimiz ve ziyaretgahlarımız bizim kutsalımızdır. Kutsalımıza dokunanın ve dil uzatanın hukuk önünde yargılanmasını talep ediyoruz. Aleviler bu ülkede vardır ve olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “BURASI ABDAL ALEVİLERİN ŞİFA MAKAMIDIR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da dayanışmayı büyütmek amacıyla bulunduklarını belirtirken, “Alevi dergahlarının, türbelerinin olması için orada birisinin yatması gerekmiyor. Burası Abdal Alevilerin şifa makamıdır. Şifa makamına dokunmak kimsenin haddi değildir. Hiçbir Alevi ve Alevi kurumu gidip de “Sizin inandığınız yerin altında mı?” diyerek orayı kazmaz. Hatta merdiven koyup göğe tırmanmaz. Der ki, “İnsanlık inanıyorsa inanıyordur. İnanç en doğal evrensel haktır. İnanç üzerinde politika yapılmaz ve insanlara hakaret edilmez. Bunu yapanları böyle düşünenleri şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN BİRLİKTE MÜCADELESİ ÖNEMLİ”

    PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya da şunları ifade etti:

    “Görüyoruz ki, örgütsüzüz, güçsüzüz. Yalnız Abdal Alevilerin değerlerine değil, insanlığa karşı yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Tarihin her döneminde türbelere, değerlere saldırılar var. Saldırılara karşı koymayı örgütleme noktasında da eksikliklerimiz var. Alevilerin birlikte mücadelesi önemli.”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise “Burada hukuk, adalet meselesi var. İnadına eşit yurttaşlık diyeceğiz. Bizim inancımıza dokunmayın. Yaşam alanlarımıza girmeyin. Kendinize göre bizi tariflendirmeyin” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >AKP’li Esenler Belediyesi, Ana Meryem Türbesi’ni yıktı!
    Aydın Deniz’den AKP’li belediyenin Ana Meryem Türbesi’ni yıkmasına tepki
    >AKP’li belediye yıktı, Aleviler tepkili: Ana Meryem Türbesi’ni yeniden yapacağız
    >Alevi yurttaşlardan çağrı: Alevi kurumları yıkılan Ana Meryem Türbesi’ne sahip çıkmalı

  • Aydın Deniz’den AKP’li belediyenin Ana Meryem Türbesi’ni yıkmasına tepki

    Aydın Deniz’den AKP’li belediyenin Ana Meryem Türbesi’ni yıkmasına tepki

    PİRHA-AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanında yer aldığı gerekçesiyle yıkılan Abdal Alevilerin ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’ne ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır” dedi.

    Abdal Alevilerin, İstanbul Esenler’deki ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı içerisinde yer aldığı gerekçesiyle yıkılmasına tepkiler geliyor. Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız” dedi.

    “KUTSALLARIN YIKIMI, İNANCA SALDIRI, YOK SAYMADIR”

    Ana Meryem Türbesi’nin yıkılmaması için daha önce basın açıklaması yaptıklarını kaydeden Deniz, şunları söyledi:

    “Alevi kurumları olarak orada yaşayan ve çoğunluğu Abdal olan Alevi halkıyla beraber orası yıkılmasın diye basın açıklaması yapmıştık. Belediye ve özellikle kentsel dönüşüm şirketi tarafından “Orada mezar yok” diyerek algı operasyonu yapılmıştı. Orada mezar olup, olmadığı çok önemli değil. Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır. Esenler Belediyesi buna alet olmuştur. Bir yandan Alevi açılımı yaparken, Esenler’de cemevi açarken, bir yandan da Abdalların çoğunlukta yaşadığı bir mahallede onları yok sayma, ikinci sınıf olarak görme girişimidir bu yıkım. Oradaki Abdalların kutsal saydığı her şey bizim için de geçerli olan bir durumdur. Yerel yönetimler ile hükümetin inançlara saygı ve inkâr etmemesi konusunda doğru adımları atması gerekiyor. Herkesi eşit statüde görmesi, Abdalları da bunun dışında bırakmaması gerekiyor. Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >AKP’li Esenler Belediyesi, Ana Meryem Türbesi’ni yıktı!

  • ‘Abdallar olarak dağıldık; tarikatlar gençlerimizi çekip aldı, cem dahi yapamıyoruz’-VİDEO

    ‘Abdallar olarak dağıldık; tarikatlar gençlerimizi çekip aldı, cem dahi yapamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Kara Yağmur Ocağı Dedesi Ali Atçı, geçmişte yapılan Abdal Alevi cemlerinin şimdi yapılmadığına ve yolu sürecek kimsenin kalmadığını belirterek,  “Cem olduğu zaman herkes birleşir gelirdi. Saz çalar, duaz söyler, semah dönerdik. O kadar kabalıktı ki oturacak yer bulamazdık. Artık yolu, erkanı süren yok. Tarikatlar gençleri çekip aldı. Kimi kapandı, kimi namaz kılmaya başladı” diye konuştu.

    İzmir Tepecik’e bağlı Kuruçay Mahallesi’nde (yeni ismi ile Emiralem Mahallesi) yaşayan Abdal Alevilerin evlerine sığmayan cemlerinden, yol erkanına birçok şey zamanın ve sistemin etkisiyle aşınmış.

    Yerel topluluklar olan Abdal Alevilerin kentin bütünü ile olan ilişkisi çok eski. Abdal Alevilerin, Kuruçay Mahallesi’ne yerleşmesi 1900’lü yıllarına kadar uzanıyor.

    Geçen yüzyıllık dilimde yoğunlaşan eşitsizliklerin ve ayrımcılıkların olduğu Kuruçay Mahallesi’nde Roman Aleviler ötekinin ötekisi olmaya devam ediyor.

    Son 20-30 yılda tarikat ve cemaatlerin hedefi haline gelen Abdalların, zamanla aşınma yaşadığını söyleyen Kara Yağmur Ocağı Dedesi Ali Atçı (74), evlere sığmayan cemlerde olan anılarını özlemle yad ediyor. Atçı, bilinçli politikalar ile asimilasyona uğrayan kimi taliplerinin yoldan uzaklaşarak namaz kılmaya başladığını söylüyor.

    “HERKES HİZMET GÖRÜRDÜ, CEM OLURDUK”

    Kuruçay Mahallesi’ne Abdalların 28 hane ile yerleştiğini hatırlatan Atçı, “Babam ve annemler Horasan’dan kağnı arabaları ile göç ederek gelmişler. 28 hane Kuruçay Mahallesi’ne gelmişler. Evvelde cemlerimizi yapardık. Yol arkadaşlarımız vardı. Cem olduğu zaman herkes birleşir gelirdi. Saz çalar, duaz söyler, semah dönerdik. Güzel erkan sürüyorduk. O canlar Hakk’a yürüyünce pek kimsemiz kalmadı. Musahibimin olduğu Torbalı Çaybaşı Görülce köyden çağırıyorlar, cem yapıyoruz. Ama koronadan kaynaklı artık gidemiyoruz. O köyde yol gören rehberler vardı. Musahiplikte önce ikrar gördürdük. Bir sene ara verir, yol kardeşine gidip gelinir. Musahiplikte yaş önemli değildi. Eline, diline, beline sahip olduktan sonra musahip tutabiliyordun. Herkes el birliği ile hizmet görüyordu. Herkes kendi lokmasıyla dayanışmaya katkı sunuyordu. Yolumuzda rızasız lokma haramdır” dedi.

    “TARİKATLAR GENÇLERİ ÇEKİP ALDI”

    Dede Ali Atçı, artık cem yapamadıklarını, tarikatların Abdallara müdahalesi ile kimilerinin namaz kılmaya başladığına değinerek, “Şimdi çok eksiğimiz var. Artık cem yapamıyoruz. Herkes kendi halinde. Kimi kapandı, namaz kılmaya başladı. Yola çağırdığımızda ise onlara ters geliyor. Aşınma oluyor. Eskiden cemlerimiz meydanda olurdu, sofra kurulurdu. Semah dönülürdü. Herkes ceme gelmek içi can atardı. Yemek yer yemez ceme gelirlerdi. Bizim yolumuz gizli kapaklı değildi. Yol, erkan sırdır. Yolda yemin vardır. Burada bir cemevi ihtiyaç. İnsanlar öylesine dağıldı ki. Farklı şeylerin peşinden gittiler. Artık yolu, erkanı süren yok. Şimdiki gençler musahip tutmuyor. Artık kendi evlatlarımıza söz geçiremez hale geldik. Çocuklarımızın yanında Alevi bir arkadaş, yol gören birileri olsa oda yolun peşinden gider. Tarikatlar, cemaatler gençleri buradan çekip alıyordu” ifadelerini kullandı.

    “20 YILDIR CEM YAPAMIYORUZ”

    Abdal Alevilerin Kuruçay Mahallesi’nde 20 yıldır cem tutamadığını belirten Atçı, son olarak şöyle konuştu:

    “Eskiden Torbalı Çaybaşı’nda evlerde yol, erkan görüyorduk. Sonrasında Kuruçay’da cem yapmaya karar verdik. Canlar evlerini açtı. Saz çaldık, semah döndük. Bir sürü genç geldi. Herkes evinden çay, şeker, meyve ve lokmasını getiriyordu. İnsanlar oturacak yer bulamıyordu. 6 ay cemlerimizi devam ettirdik. Çok güzel bir ortamdı. Herkes kendi evinde cem tutmak istiyordu. İnsanlar işçiydi. Şimdi ise herkes çalışıyor, ceme gelemiyor. 20 yıldır cem yapamıyoruz. En son 2 sene önce bir cem yaptık.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • ‘Cemevimizi önce soydular, yaktılar, sonra da yıktılar; cemevi istiyoruz’-VİDEO

    ‘Cemevimizi önce soydular, yaktılar, sonra da yıktılar; cemevi istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’nın Altındağ ilçesinde yapılan kentsel dönüşüm nedeniyle gecekondularla birlikte bölgedeki tek cemevi de yıkıldı. Alevi yurttaşlar, cem hizmeti için uygun mekanlarının olmadığını belirterek “Şu an civarda 9 cami var. Tek cemevimiz ise önce soyuldu, ardından yakıldı; en son kentsel dönüşüm sebebiyle de tümden yıkıldı” açıklamasını yaptı.

    Ankara’nın varoş semti olarak tanımlanan Çinçin, kentsel dönüşüm adı altında adeta moloz yığınları içerisinde bırakıldı. Gecekonduların yoğun olduğu bölgede yaşayan Abdallar, bugün yüksek blokların arasında hapsolmuş durumda.

    ÇİNÇİN’DEKİ TEK CEMEVİYDİ!

    Abdal yurttaşlar, civardaki gecekondularla birlikte yakılıp yıkılan mahalledeki tek cemevi için yeniden kolları sıvadı. Kendisi post babası olan Bayram Toplayan, mahalledeki cemevine dönük saldırıları şu sözlerle özetledi:

    “Çinçin’de, Aktaş Mahallesi’ndeki Abdallar Cemevi, bir gecekondu içerisinde, 1986 yılından 2017’ye kadar kesintisiz hizmet sürdürdü.
    Kentsel dönüşümle birlikte cemevini yıktılar. Tabii cemevini önce soydular, sonra yaktılar, ardından da yıktılar. O günden sonra cemlerimiz tamamen bitti. Bunun üzerine biz de köhne evleri bularak tadilattan geçirdik. Ardından da o evlerde cemlerimizi yürüttük. Fakat günümüzde gecekondu kalmadığı için daire ve binalarda cem yapamıyoruz. Cem yapamadığımız için de bizden sonra gelecek çocuklarımızın hepsi yozlaşıp Alevilikten uzaklaşıyor. O yüzden bizim buraya bir cemevi ihtiyacımız var.

    Ben bir rehber, post babası olarak, canları topluyorum. Bizim ‘erkan altı’ veya ‘perşembelik’ dediğimiz günlerde 50-60 kişi toplanacağımız yerde 8-10 kişiyle erkanlarımızı devam ettiriyoruz. Fakat yetmiyor, çünkü çocuklarımıza yol gösteremiyoruz.”

    “ALEVİLİK SÜNNİLİĞİN İÇERİSİNDE RESMEN ERİTİLİYOR”

    Bayram Toplayan, Altındağlı Aleviler olarak cemevi yapmak için çabalarının sürdüğünü de belirtti. Toplayan, “Cemevi yapımı için maddi gücümüz yok. Yardım ve birliğe ihtiyacımız var” diyerek şunları dile getirdi:

    “Geçmişte Altındağ Belediyesi’ne giderek cemevi talebimi ilettim. Belediye başkanı ile görüşmek istediğimi belirttim. Nedenini sordular, ben de cemevi talebimiz olduğunu söyledim. Bunun üzerine görüşme yapamadım. Kaymakamlık, Valilik ve daha birçok adrese de giderek taleplerimi belirttim. Ayrıca CHP’li arkadaşlarımız da bizlere söz verdi. ‘Size cemevi yaptıracağız’ dediler. Zaten oylarımız CHP’lilerin ama yolundan dönen arkadaşlarımıza da diyoruz ki ‘bu verdiğiniz söz ikrardır’. Bize hiçbir şekilde yardım etmediler,ki Alevilikten, birlikten, beraberlikten bahsediyoruz. Hani birlik, beraberlik? Alevilik nerede? Alevilik bu ülkede azınlık mi? Hayır değil. Hatta çoğunluktur. Alevilik cumhuriyetin temel direğidir. Ama bize yolumuzu unutturuyorlar. Alevilik Sünniliğin içerisinde resmen eritiliyor.

    Örneğin mahallemizde bir gencimiz evlenecek. Nikah kıyılacağı zaman bir dede ya da babayı çağıracakları yerde Hoca çağırıyorlar. Hoca da Hanefi ya da Şafi mezhebi üzerine nikah kıyıyor. Böylelikle o gençleri ya Şafi ya da Hanifileştiriyorlar.”

    “ÇİNÇİN’E BİR CEMEVİ AÇILMASI İÇİN DESTEK OLSUNLAR”

    Bayram Toplayan, mahallelerinde cemevi olmadığı için gençlerin yozlaştığına da vurgu yaptı. “İnsanlarımızın Alevilikten önce talipliğini bilmesini istiyoruz” diyen Toplayan, şunları söyledi:

    “Taliplik, Alevilikten de öncedir. Taliplik, Ehlibeyt’e hizmet etmektir. Eğer Ehlibeyt’in süreğini süremiyorsak ne talibiz ne de Alevi. Bu yüzden acilen bütün Alevi derneklerine, vakıfların, belediye başkanlarına ricamız, bize yardım ve destek olsunlar. Çinçin bölgesine bir cemevi açılması için destek olsunlar. Madem Aleviysek, madem birlik ve beraberlik içerisindeysek, birliği ve beraberliği burada görmemiz lazım.”

    “GENÇLERİMİZ YOZLAŞIP, YOBAZLAŞMASIN”

    Bayram Toplayan, Alevi örgütlerinin, Çinçin bölgesindeki Alevi yurttaşlar ile herhangi bir bağ kurmadıklarını da ifade etti. Toplayan, asimilasyon vurgusu yaparak şu yorumda bulundu:

    “Alevi örgütleri en son 2010 yılında bu bölgeye gelmişlerdi. Geçmişte Abdallardan ders alan dedeler, sonra buraya uğramadı. Biz Abdallar, yıllarca dedelere yol gösterdik. Onlardan tek isteğim, Aleviliğin, Ehlibeytin, 12 İmamların süreğini sürmek için bize el uzatsınlar. Sadece Hakk, Muhammed, Ali’nin yolundan, birliğinden, beraberliğinden bizim de çocuklarımız eksik kalmasın. Gençlerimiz yozlaşıp, yobazlaşmasın. Yani tek kelime ile Yezitleşmesinler.”

    AKP’Lİ VEYSEL TİRYAKİ, “CEMEVİ İBADETHANE DEĞİLDİR!” DEMİŞ

    Bölge sakinlerinden Hakan Kaya da Alevi toplumunun yıllardan beri ezildiğini ifade etti. Kaya, uzun yıllardır Çinçin bölgesine bir cemevi yapmak için mücadele ettiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Bu ülkede her vatandaşın olduğu gibi bizim de anayasal hakkımız var. Herkesin ibadethanesi varken bizlerin neden cemevi yok? Mahallemizde yaklaşık 9 tane cami var ama bir tane cemevi yok. Bölgenin yaklaşık yüzde yetmişi Alevi. Biz yıllardan beri valiliklerden, kaymakamlıklardan, hükümetten gerekse de Alevi toplumundan destek almak istedik ama yıllarca Abdal topluluğu hor görüldü. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, ben de vergi ödüyorum.

    Örnek olarak 2019 yılında yaşadığım bir anımı anlatmak isterim. Veysel Tiryaki’nin (AKP’li) Altındağ Belediye Başkanlığı’na aday olduğu toplantıya gitmiştim. Orada kendisine ‘Neden bir cemevi yok? diye söylediğimde ‘Cemevi ibadethane değildir’ karşılığını verdi. Bir cemevi talebimize dahil her zaman dirsek gösterildi.

    “BİR ŞUBE DE ÇİNÇİN’DE YAPILAMAZ MIYDI?”

    Abdal topluluğu olarak biraz daha eğitimden uzağız, okuyamıyoruz. Zaten insanlar, ekonomik güçlük çekiyor. Bu süreçte örgütlenip bir cemevi açma gibi şansımız da yok. Ama örgütlü yapı olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni düşünelim. Bir şube de Çinçin’de yapılamaz mıydı? Çok da güzel olurdu. Ama biz burada yalnız bırakıldık. Biz de artık çocuklarımızı eğitebilelim. Bizim çocuklarımız yozlaştırılmasın, asimile edilmesin. Ankara’nın birçok bölgesinde Abdal toplulukları var ama sahipsiziz. Gittiğiniz her yerde ‘Aman işte Abdal değil mi ya’ tavrı ile karşılaşıyoruz. Her dönem bizim ağzımıza bir bal çalınıp sonrasında toplumumuz ötekileştirilmiş. Artık yeter. Cemevi olmadığı için gençlerimiz öğrenemiyor.

    Ama işin bir de şu boyutu var ki başka bölgelere gittiğinizde bu kadar müsahibi bir arada bulamazsınız. Örneğin Muharrem ayında tek bir Abdal’a dahi et yedirip su içiremezsiniz.”

    “ASİMİLASYON İÇİN ÇİNÇİN’E FARKLI ROLLER BİÇİLDİ”

    Hakan Kaya ise, son olarak kentsel dönüşüm projesi ile asıl amaçlananları da şu sözlerle sıraladı:

    “Bölgedeki sol yapıyı bozmak için öncelikle bölgedeki evlerimiz yıkıldı. Ardından Çinçin için farklı roller biçildi. Amaçları ‘asimile yapalım ki yolundan ve örgütlülüğünden kopsunlar’ yönündeydi. Bu bir projeydi ve iyi başardılar diye düşünüyorum.

    Bunların önüne geçebilmek için bölgede Abdallar derneğini açabilmemiz için bizlere destek olunmalı. Ardından cemevimizi açmamız için de yine yardım edilmesi gerekir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

  • Mersin’de yaşayan Abdallar cem oldu-VİDEO

    Mersin’de yaşayan Abdallar cem oldu-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan Abdal Aleviler, muhabbet cemi yürüttü. Kadın ve çocukların yoğunlukta olduğu cemde aşk-ı muhabbet edilip, semah dönüldü.

    Yüzyıllar boyunca Anadolu coğrafyasına değer katan Abdallar, ezilmişliğe, yok saymaya, haksızlığa karşı direnişin adı olarak tarih sayfalarından yerini alırken, günümüzde, zayıf, ezilmiş, şehrin yok sayılanı, ev verilmeyeni ve daha birçok hak etmedikleri tanımlamayla karşı karşıya kalıyorlar.

    Hazar Denizi’nden Balkanlara kadar göçebe yaşam süren Abdallar, şehirleşme ile birlikte kentlerin çeperinde yer edinmenin uğraşı içine girdiler.

    Mersin’de yaşayan Abdal Aleviler asimile olmamak adına perşembe akşamları bir araya gelip cem oluyorlar. Rehber Feridun Zank’ın yürüttüğü, Aşık Beçare’nin zakirliğini yaptığı (Tamer Açıkalın) cem erkanında Alevilik hakkında bilgiler verilirken, Abdalların günlük yaşamdaki sorunları da konuşuldu.

    Kadın ve çocukların yoğunlukta olduğu cem erkanı lokmaların pay edilmesi ve semaha pervaz olunmasıyla tamamlandı.

    ABDALLAR KİMDİR?

    Asıl uğraş alanları ve geçim kaynakları müzisyenlik olan Abdallar bugün Orta Anadolu coğrafyasında, ağırlıklı Kırşehir olmak üzere, Kırıkkale, Keskin, Ankara, Yozgat, Antalya gibi illerde yaşıyorlar. Günümüzde geleneksel düğünlerin azalması nedeniyle iş alanlarının daralmasıyla farklı arayışlara girmiş olan Abdallar, çocuklarını, kaportacılık, taşçılık gibi meslek alanlarına yönlendirmişler. Orta Anadolu müzik zenginliğine katkıları küçümsenmeyecek olan Abdallar; Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan gibi birçok sanatçıyı aralarından yetiştirmişler. İç Anadolu’da ciddi bir nüfusa sahip Abdallar, bugün unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel grup olmalarının yanı sıra, yer yer itilip kakılan, potansiyel suçlu olarak gösterilerek, dışlanmaya çalışılan bir toplumsal grup olma özellikleriyle de dikkat çekmektedirler.

    Diren KESER/MERSİN

  • Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istiyor

    Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istiyor

    PİRHA-Roman Diyalog Ağı (RODA), Sıfır Ayrımcılık Derneği Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile birlikte İstanbul Ümraniye’de bulunan Roman ve Abdalları ziyaret etti. Ziyarette atık toplayıcıların yaşadığı sorunları dinlediler.

    Roman Diyalog Ağı (RODA), Sıfır Ayrımcılık Derneği son günlerde depolarına yapılan baskınlar ve tutuklamalarla gündeme gelen atık toplayıcıların yaşadığı sorunlarla ilgili 8 maddelik çözüm önerisini kamuoyuna paylaştıktan sonra, bugün de Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Programlar Koordinatörü Mehmet Caner Demir ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Basın ve Enformasyon Yöneticisi İletişim Bölümü’nden Deniz Yenal ile birlikte İstanbul Ümraniye’de bulunan Roman ve Abdalları ziyaret etti.

    Ziyaret öncesi Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Roman Diyalog Ağı (RODA) çalışma ofisi olan Sıfır Ayrımcılık Derneği yöneticileriyle yapılan görüşmede, eşitsizlikleri daha görünür kılan ve derinleştiren COVID-19’un etkilerini konuşuldu. Yoksullukla mücadele, Roman kadınını güçlendirmek, Roman içerikli politikalarının merkezine kadın ve çocuğu yerleştirmek ve tüm seviyelerde politika yapma sürecine toplumun aktif katılımını sağlamak üzerine bilgi alışverişinde bulunuldu.

    Görüşmenin ardından heyet, İstanbul Ümraniye’deki Abdal ve Roman aileleri ziyaret etti.

    Yapılan ziyarette, ağırlıklı olarak atık toplayıcılığıyla geçinen aileler, İstanbul Valiliği tarafından hurda ve kağıt toplama araçlarına el konulduğunu, bu el konulma sırasında nelere maruz kaldıklarını anlattı.

    Yaptıkları işin düşük geliri, sağlıksız koşulları, çöple uğraşmanın toplumsal olarak pislikle ilişkilendirilmesi gibi nedenlerle toplumsal dışlanmışlığı en fazla yaşayan Romanlar, güvenceli işlerde çalışmak istediğini vurguladı.

    Kağıt toplayıcılarına yönelik baskılara karşı Sıfır Ayrımcılık Derneği ve Roman Diyalog Ağı (RODA açıklama yapmış, 8 maddelik çözüm önerisi sıralamıştı.

    “Geçimini atık toplayarak sağlayan ve kötü koşullarda çalışma imkanı bulabilen toplayıcıların geçimlerini sağlayabilmeleri için bazı öneriler sunuyoruz ve çözümün bir parçası olmak için herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz” denilen açıklamada, şu öneriler dile getirildi:

    “1. Atık toplayıcıların sorunlarının çözümü ve iş huzurlarının sağlanabilmesi için kamu, özel sektör, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve atık toplayıcılarından oluşacak bir komisyon kurulmalıdır.

    1. Oluşturulacak komisyon, iş sağlığı ve çalışma koşulları başta olmak üzere sokak toplayıcılarının güvenli koşullarda ve kayıtlı çalışmaları için gerekli yasal düzenlemeleri ve kaynak teminini oluşturmalıdır.
    2. Atık toplama ve ayrıştırma işlerinin yasal olarak ayrılması ile birlikte belediyeler atık toplayıcılar için sağlık koşullarına uygun depolama alanları oluşturmalıdır.
    3. Atık ayrıştırma işini yapan büyük işletmelerin doğrudan atık toplayıcılardan atıklarını alabilmeleri için gerekli kurumsal düzenlemeleri yapmaları sağlanmalıdır.
    4. Atık toplama araçlarının şehrin trafiğini aksatmayacak araçlarla yapılması için gerekli kaynak temin edilmelidir. El çekçekleri yerine elektrikli araçların kullanılması tercih edilmelidir. Alınacak araçlar için belediyelerin aracılığı ile yurt içi veya yurt dışı kaynak ve hibelerden faydalanmak için başvurular yapılmalıdır.
    5. Geçiş sürecinde ilgili belediye öncülüğünde İŞKUR tarafından katılımcılara günlük ücret ödenerek ve MEB tarafından öğretmen görevlendirilerek atık toplayıcılara yönelik eğitim programı düzenlenerek çalışanların sertifikalı olarak çalışması sağlanmalıdır.
    6. Konunun tüm aktörlerinin bir araya geleceği, acil diyalog toplantısı yapılarak sorunun çözümü hızlandırılmalıdır.
    7. Bu süreçte iş yapamayan, çalışamayan ve geçimini günlük kazançla sağlayan atık toplayıcılar için acil olarak Sosyal Yardımlaşma Vakfı üzerinden destek sağlanmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Abdal müzisyen Yüksel Çakır, Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor-VİDEO

    Abdal müzisyen Yüksel Çakır, Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor-VİDEO

    PİRHA-Abdal geleneği ile büyümüş olan müzisyen Yüksel Çakır, 5 yıldır Ankara sokaklarında bozlak ezgileri çalıp söylüyor. “Bizler gönül insanıyız” diyen Çakır, müzisyenliğin aile geleneği olduğunu belirterek “Saz-söz ruhun gıdası ve biz de icra ederek gıdamızı alıyoruz” sözleriyle sanatının detaylarını anlattı.

    Bozlak sanatçısı Yüksel Çakır, uzun yıllardır sazı ve sesiyle Kızılay sokaklarına farklı bir hava katıyor. Çakır, her gün ayağında sivri burun deri ayakkabı ve yöresel şapkası ile adeta sahneye çıkar gibi sokaktaki yerini alıyor. Duruşu ile tam bir Orta Anadolu insanı profilinde olan Çakır, bugünlerde Bozlak tekniğini hakkı ile icra eden az sayıda müzisyenden biri…

    DÜĞÜN SAHNELERİNDEN SOKAKLARA…

    Yozgat’ın Yerköy ilçesinde doğduğunu söyleyen Yüksel Çakır, kökenlerinin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine kadar uzandığını belirtti. “Bizlere ‘nerelisin?’ derlerse ‘Hacıbektaşlıyız’ diyoruz. Ali soyundanız” diyen Çakır, gençliğinin ise Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde geçtiğini anlattı. O bölgede 30 sene düğünlerde çalıp söylediğine işaret eden Yüksel Çakır, müziğe başladığı dönemi şu sözlerle özetledi:

    “Oturduğumuz yerde Abdallar topluluğu vardı. Yüzlerce müzisyenin içerisinde ustalarımızın yanında yetiştik. Ayrıca müzisyenlik bizde baba mesleğidir. Kırşehir’de 30 yılın ardından aşiretimiz dağıldı. Ben de Ankara’ya geldim. Fakat şimdi her taraf düğün salonu oldu. Bizlerin yaşı da kemale erdi. O nedenle böyle caddelerde çalıyorum. 5 senedir sokaklarda müzik yapıyorum. Çocuklarım da artık kendilerine bir hayat kurdu. Ben ve annem aynı evde yaşıyoruz. Yaptığım işle bir şekilde kazanıp ihtiyaçlarımızı çıkartıyorum. Kimseye muhtaç olmadan kendimize yetiyoruz. Bir evim ya da emekli aylığım yok. Garibanlık çekerek yaşıyoruz işte.”

    “ÇALIP SÖYLEYEREK GIDAMIZI ALIYORUZ”

    Ekonomik zorluk çekse de yaptığı işe gönülden bağlı olduğunu söyleyen Yüksel Çakır, “Babamdan kalma mesleği icra ediyorum. Bizler gönül adamıyız. Bu sazı çalmadan edemeyiz” diyerek müzik ile bağını şu sözlerle anlattı:

    “Yar aşkıyla bizlerin de bağrı yandı. Ustamız Neşet Ertaş gibi bizler de kara sevdaya tutulduk ama çaldığımız saz ile de avunduk. Bu nedenle başka meslek seçemeyiz. Müzik ruhun gıdasıdır. Biz de çalıp söyleyerek gıdamızı alıyoruz. Herkes de ilgiyle dinliyor. Mesleğimiz sıradan bir iş de değil. Başka meslek de yapmış olsak biz bu sazı bırakmayız.”

    “BABADAN OĞULA AKTARMA GELENEĞİ PEK KALMADI”

    Yüksel Çakır, saz çalıp söyleme geleneğinin geçmişe kıyasla zayıfladığına da vurgu yaptı. Artık öğrenci yetiştiremediklerini söyleyen Çakır, popüler kültürün yerel müzikleri olumsuz etkilediğini şu sözlerle anlattı:

    “Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde çokça düğünlerde çalardık. Hatta İstanbul’a dahi düğünlere giderdik. O süreçte yanımızda elemanlar da yetiştirdik. Fakat şimdiki yeni nesil pop müzik dinliyor. Ancak bizim müziğimiz çok daha sağlam. Yetiştirdiğimiz o elemanların her biri, koşullardan ötürü farklı işlere girip çalışmaya başladı. Önceki gibi babadan oğula aktarma olayı da pek kalmadı. 35 sene önce Antalya’da gazinoda bir kemancı ile birlikte çalıştım. O dönemde sanat müziği dahil her müzik çalardım. Bizim yörenin ezgileri de istenirdi. Ama şimdi öyle değil. Gençler Avrupa’ya, müziklerine yöneliyor.”

    “SANATÇILAR, EKMEK PARASI İÇİN İNŞAATLARDA ÇALIŞIYOR”

    Yüksel Çakır, bağlama, keman, zurna ve davul çaldığını belirterek Abdallarda bu dört enstrümanın yaygın olduğunu belirtti. Çakır, Kültür Bakanlığının bozlak sanatına sahip çıkması gerektiğini de söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bizim gibi insanlara destek olunmalı. Ailedeki son çalıp söyleyenim. Benden sonra bu işi icra eden yok. Şimdilerde bu işi hakkı ile yapamayanlar sahipleniyor, sahnelere çıkartılıyor. Düğünlere dahi götürülmeyen sanatçılar, ekmek parası için inşaatlarda çalışıyor. Yeni nesilin Avrupa’ya özenmesi kendi sanatımızı da yok ediyor.

    Yerköy ilçesinin Bağlarbaşı Mahallesi’nde belki de 100 kadar sanatçı vardı. Çok daha sağlam müzisyenlerdi. Bizler de onların yanında yetiştik. Şimdiki halk sadece oyun havası dinler oldu. Dinlesinler ancak kendi müziğimizi neden bırakıyorlar? Sanat ile alakası olmayan insanlara değer verdiler. Gerçek sanatçılar da değer görmeyince tekrar farklı illere göçtüler. Kimi hurdacılık, kimi inşaat, kimi de kapıcılık yapmaya başladı. Ben şimdi sokakta müzik yaptığımda ise ilgi ile izliyorlar. Sanki buralarda hiç sanatçı görülmemiş gibi.”

    “ABDAL TOPLULUĞU BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMALI”

    Yüksel Çakır, son olarak Abdal toplumunun birlikteliğine vurgu yaparak “Biz Abdalların soyu Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Ali’den gelir. O yolu kaybetmemeliyiz. Eskiden cem görür, Abdal Musa’ya ziyaret olurdu. Yine o yoldan gidilmesi lazım. Abdal topluluğu birbirine sahip çıkmalı. O kültürü kaybetmemek lazım. Bizlere dünyanın malını da verseler Ali soyundanız; çünkü bu dünyanın servetidir. O nedenle bu değerleri kaybetmemek lazım” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Antalya’da Alevi canlarla istediğimiz düzeyde ilişki geliştiremedik’-VİDEO

    ‘Antalya’da Alevi canlarla istediğimiz düzeyde ilişki geliştiremedik’-VİDEO

    PİRHA- AKD Antalya Şubesi örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcısı Niyazi Üçgül, pandemi öncesi bir hareketlilik yakaladıklarını ancak pandemi ile birlikte evlere kapandıklarını söyledi. Üçgül, Alevi kurumları olarak Alevi yurttaşlara ulaşmada eksiklik yaşadıklarının altını çizdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcısı Niyazi Üçgül ile Antalya Şube’nin pandemi sürecindeki faaliyetlerini konuştuk.

    “SADECE ALEVİ SORUNLARINI DEĞİL, GÜNCEL SORUNLARA İLİŞKİN ETKİNLİKLER GERÇEKLEŞTİRDİK”

    PİRHA: AKD ve faaliyetlerine dair bilgi verir misiniz?

    NİYAZİ ÜÇGÜL: 2014 yılında genel kurulda göreve gelmiş Yönetim Kurulu olarak örgütlenme çalışmaları bizim önceliğimiz oldu. Bu nedenle Antalya’da Alevi yerleşimlerinin olduğu bölgelerde toplantılar adına örgütlenme çalışmaları yaptık. Ardından cemevi içeresinde sadece Alevi sorunlarını değil, güncel sorunlarını dile getiren hem kurum başkanları hem de akademisyen dostlarımızla birlikte kültürel faaliyetlerde bulunduk.

    EMRE SALTUK VE HAKAN YEŞİLYURT CANIMIZ ADINA FUTBOL TURNUVALARI DÜZENLEDİK

    Özellikle ‘gençlerimizi önemsiyoruz’ sloganıyla yola çıkarak gençlerimizin Antalya’da bulunan yöre dernekleri ve Alevi kurumlarının katıldığı ve her yıl bir dostumuza örneğin Hakk’a yürüyen Emre Saltuk canımız, Hakan Yeşilyurt canımız adına futbol turnuvaları düzenledik. Bu turnuvalarda yaklaşık 250- 300 canımızı aynı ortamda buluşturarak bunlar arasında bir sosyal iletişim oluşturduk. Aynı zamanda bir araya gelen canlarımızı üye yaptık. Sosyal anlamda ‘uyuşturucuya hayır’, ‘kadına şiddete hayır’ gibi günümüzün yaralarına parmak basacak konuları da içerecek faaliyetlerle gençlerimizin bu yönlü eğitim amaçlı iyileştirmelerini sağlayacak çalışmalar yaptık.

    BELEDİYE MECLİS ONAYI İLE ZEYTİN KÖYDEKİ YENİ CEMEVİMİZE KAVUŞACAĞIZ

    1 ay gibi bir zaman içeresinde Muratpaşa Belediyesi’nin meclis onayı ile geçen Zeytinköy‘de bulunan kurumda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Oradaki önceliğimiz gençlerimize, kadınlarımıza yönelik çalışmalar olmakla birlikte aynı zamanda o bölgenin bir Abdal yerleşim bölgesi ve Alevi canlarımızın yüksek olduğu bir bölge olması dolayısıyla burada yeni bir örgütlenme modeli üzerinde çalışacağız.

    “PANDEMİDEN DOLAYI BİRÇOK ETKİNLİĞİMİZİ İPTAL ETMEK ZORUNDA KALDIK”

    AKD olarak pandemi sürecindeki yürüttüğünüz faaliyetlerle ilgili neler söylemek istersiniz?

    Pandemiye gelecek olursak, pandemi döneminde Aleviler de evlere kapandı. Alevi kurumları, tabanına yeterli derecede hizmet sunamadı. Bu zorlu süreçte dernek tabanımız ile birlikte yaptığımız etkinlikleri gerçekleştiremedik. Önceki yıl geleneksel olarak tüm Alevi kurumları ve yöre dernekleriyle yaptığımız Hıdırellez etkinliğimizi planlarken Mart ayında başlayan yasaklar ile bu etkinliğimizi iptal etmek zorunda kaldık.

    Aynı şekilde geleneksel olarak yapılan Abdal Musa etkinlikleri, Sivas anması, Burdur Yeşilova Niyazi Baba anma etkinlikleri, Isparta Uluğbey Veli Baba anma etkinliği, Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri, Maraş ve Çorum anmalarımız, muharrem oruçlarımız, cemlerimiz ve aşure etkinliklerimizde tabanımızla buluşamadık.

    Bu zor dönemde üyelerimize kısmi olarak ulaşmaya çalıştık. Özellikle ilk yasaklarla birlikte yaşlı üyelerimize ulaşarak ihtiyaçlarını karşılama yönünde girişimlerimiz oldu. Bize ulaşan ve durumlarını bildiğimiz canların yanında olmaya çalıştık. Gerek yönetim kurulu üyelerimizin şahsi destekleri ve derneğimizin bütçesi ile üyelerimize temel gıda maddesi desteklerimiz oldu. Kira yardımı yaptığımız canlarımız oldu. Bu süreçleri veren elin, alan eli görmediği bir şiarla yürüttük.

    BU ZOR DÖNEMDE CANLARIMIZIN TALEPLERİNE CEVAP OLMAYA ÇALIŞTIK

    Bu dönemde ayrıca iş ihtiyacı olan canlarımızın taleplerine cevap vermeye çalıştık. Bize gelen iş ilanlarını canlarınızla paylaşarak yönlendirmeler yaptık. Muratpaşa Belediyesinin pandemi nedeni ile tablet ihtiyacı olan çocuklarımıza destek vermek amacı ile sivil toplum kuruluşları ile yaptığı yardımlaşmaya katıldık. Sık sık canlarımıza mesaj ile ulaşarak bu zor dönemlerin geçeceğini, maske ve mesafe kurallarına uyulması gerektiği ile ilgili paylaşımlarımız oldu. Canlarımızdan uzak olunca biz tabii ki yeteri kadar hizmet üretemedik. Cem yapamadık, aidat ve bağış gelirlerimizde ciddi azalmalar oldu.

    CEMAL CEMALE GELEMEDİĞİMİZ ZOR BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ

    Bizler cemal cemale gelince birbirimizi daha iyi anlayan insanlarız. Cemal cemale gelemediğimiz zor bir süreç yaşıyoruz. En kısa zamanda pandemi sürecinin geride kalacağı ve meydanlarda halaylarla coşacağımız ve cemal cemale geleceğimiz günlerimizin gelmesi temennisini diliyorum.

    “ANTALYADA ALEVİ CANLARLA İSTEDİĞİMİZ DÜZEYDE İLİŞKİ GELİŞTİREMEDİK”

    Örgütlü bulunduğunuz bölgenin nüfusu nedir? Bölgenizde tahminen Alevi nüfus ne kadar?

    Muratpaşa’nın nüfusu yaklaşık 500 bin civarında. Aslında bu yönüyle Türkiye’deki 30-40 ilden daha fazla bir nüfusa sahip. Bununla ilgili daha önce çalışmalar olmuştu. Yüzde yüz hesaplamak mümkün değil ama tahminim Muratpaşa bölgesinde 100 binin üzerinde Alevi canımız yaşıyor. Biz bunların kaçına ulaşıyoruz? Alevi Kültür Dernekleri’nin yöre dernekleriyle birlikte yaptığı çalışmalarla belki de beşte birine ancak ulaşabiliyoruz.

    Bu aslında kendimizi eleştirmemiz gereken bir nokta. Sadece Muratpaşa bölgesinde değil de Antalya da yaşayan Alevi canlara %70’ine ulaşıyor olmamız lazım. Ama sokağa çıkıp derneğimizi ya da kurumumuzu buradaki cemevini biliyor musunuz? Buraya geldiniz mi? Ya da örgüte üye misiniz? diye sorsan sanırım %10-15 gibi bir olumlu dönüş alacağız.
    Bu sadece bizim Alevi Kültür Dernekleri’nin değil, Antalya’da faaliyet gösteren tüm Alevi kurumlarının örgütlenme yönünden bir eksikliği olduğunu düşünüyorum.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Abdallar, yüzyılın yalnızlığı içinde yaşama tutunmaya çalışıyor-VİDEO

    Abdallar, yüzyılın yalnızlığı içinde yaşama tutunmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA- Hakk’tan başka dünyadaki her şeyden vazgeçen Abdallar’ın hem devlet, hem yerel yöneticiler hem de Aleviler nezdinde yalnızlığını okuyacaksınız. 

    Yüzyıllar boyunca Anadolu coğrafyasına değer katan Abdallar, ezilmişliğe, yok saymaya, haksızlığa karşı direnişin adı olarak tarih sayfalarından yerini alırken, günümüzde, zayıf, ezilmiş, şehrin yok sayılanı, ev verilmeyeni, ve daha birçok hak etmedikleri tanımlamayla karşı karşıya kalıyorlar.

    Hazar Denizi’nden Balkanlara kadar göçebe yaşam süren Abdallar şehirleşme ile birlikte kentlerin çeperinde yer edinmenin uğraşı içine girdiler. Tarih boyunca oluşturdukları ve dokundukları her karış toprağa armağan ettikleri kültürel değerleri zamanla ‘eğlence’ aracına dönüşüp, örselendi. Üstüne ekonomik sıkıntılarla boğuşan Abdallar devletin ötekisi yerindeki yerlerini aldılar ve yok sayıldılar.

    ABDALLAR, YAŞAM KURDUKLARI HER ALANDA  YALNIZLIĞI YAŞIYOR

    Abdallar, Konya’dan İstanbul’a, Mersin’den Antep’e yaşam kurdukları her alanda  yalnızlığı yaşıyorlar.

    Geçtiğimiz hafta Konya Karataş’ta evleri başına yıkılıp, kiralayacak ev bulamaz ve nefret söylemiyle karşı karşıya kalırken, Mersin’de yaşayan Abdallar ördükleri sepetleri satarak yaşamda kalmaya çalışıyor.

    Kadınlı, erkekli, bazı günler hiç satamadıkları sepetlerin önünde duracak bir araba beklerken, yalnızlıklarına isyan ediyorlar.

    Ne yerel yöneticilerin ne de devlet yetkililerin kendilerini görmediklerini belirten Abdallar, toplum tarafından ötekileştirmeye maruz kaldıklarını ifade ediyor.

    ABDALLAR KİMDİR?

    Asıl uğraş alanları ve geçim kaynakları müzisyenlik olan Abdallar bugün Orta Anadolu coğrafyasında, ağırlıklı Kırşehir olmak üzere, Kırıkkale, Keskin, Ankara, Yozgat, Antalya gibi illerde yaşıyorlar. Günümüzde geleneksel düğünlerin azalması nedeniyle iş alanlarının daralmasıyla farklı arayışlara girmiş olan Abdallar, çocuklarını, kaportacılık, taşçılık gibi meslek alanlarına yönlendirmişler. Orta Anadolu müzik zenginliğine katkıları küçümsenmeyecek olan Abdallar; Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan gibi birçok sanatçıyı aralarından yetiştirmişler. İç Anadolu’da ciddi bir nüfusa sahip Abdallar, bugün unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel grup olmalarının yanı sıra, yer yer itilip kakılan, potansiyel suçlu olarak gösterilerek, dışlanmaya çalışılan bir toplumsal grup olma özellikleriyle de dikkat çekmektedirler.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

  • Konya’da evleri yıkılan Abdallara ırkçı yaklaşım-VİDEO

    Konya’da evleri yıkılan Abdallara ırkçı yaklaşım-VİDEO

    PİRHA- Konya’da yaşayan Abdallar bir taraftan konutlarından olurken, diğer taraftan nefret diliyle karşı karşıya kaldılar. PİRHA’ya konuşan bir yurttaş, “Abdal olduğumuz için bize ev vermiyorlar. Toplumda oluşan nefret diliyle, ırkçılıkla karşılaştık. 2 aya yakındır derme çatma yerlerde kalıyoruz” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu. 

    Anadolu kültürel, inançsal ve siyasal tarihine yön veren Abdallar, son yıllarda artarak devam eden nefret söylemine ve saldırılarına maruz kalırken, diğer taraftan yaşam alanları ranta kurban ediliyor.

    Bu durumun yaşandığı merkezlerden biri de Konya. Şehrin imar şekillenmesi sonucu Abdalların konutlarının bulunduğu yaşam alanları ranta kurban ediliyor.

    Adliye, metro, spor ve kongre merkezinin de yer aldığı Karatay ilçesine bağlı Fetih Mahallesi’nde onlarca konut yıkıldı.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan mahalle sakini, kendileriyle bakanlıktan geldiğini iddia edenlerin konuştuğunu ve bir süre sonrada evlerinin yıkıldığını belirterek, “İtiraz ettik ancak elimizden bir şey gelmedi ve evlerimizi yıktılar. Yer göstermek ve konut vermek yerine kira yardım parası verdiler ve bizi kiraya gönderdiler. Abdal olduğumuz için bize ev vermiyorlar. Toplumda oluşan nefret diliyle, ırkçılıkla, mezhepçilikle karşılaştık. 2 aya yakındır derme çatma yerlerde kalıyoruz” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.

    PİRHA/KONYA

  • ‘Konya’da inancımız nedeniyle üzerimizde büyük baskı vardı’-VİDEO

    ‘Konya’da inancımız nedeniyle üzerimizde büyük baskı vardı’-VİDEO

    PİRHA- Konya’da cem yürüten Karayağmur Ocağı evlatlarından Şahin Hakikat, “Bizim yolumuz hakikat, sevgi ve eşitlik yoludur. O yüzden yolumuza erkanımıza sahip çıkarak inancımızı yaşamalı Alevi öğretisini çocuklarımıza aşılamalıyız” dedi. Hakikat, eskiden Konya’da inançlarını yerine getirirken büyük baskı gördüklerini ekledi.  

    Konya’da yıllardır kendi imkanlarıyla cemler yürüten Karayağmur Ocağı evlatlarından Şahin Hakikat, Konya’da Alevi olmanın ve cem yürütmenin zorluklarına vurgu yaparak PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ESKİDEN ÜZERİMİZDE ÇOK BÜYÜK BASKI VARDI”

    “Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaşı Veli Musa Kazım Rıza evlatlarından geldik” diyen Karayağmur Ocağı’na bağlı Şahin Hakikat,” Konya merkezde yaşıyoruz. Alevi inancımızı yaşıyoruz. Eskiden çok büyük bir baskı vardı üzerimizde çok zorluklar yaşıyorduk. Cem erkanlarımızı göremiyorduk. Korku ve sindirme vardı. Ama şimdi belediyeler ve kaymakam taleplerimiz konusunda bizlere yardımcı oluyorlar” diye belirtti.

    “ALEVİLER TEK ÇATI ALTINDA TOPLANMALI”

    “Elimizden geldiği kadar birlik ve beraberlik içerisinde cemlerimizi yürütüyoruz” ifadelerini kullanan Hakikat, “Bizler, bütün Alevilerin bir çatı altında toplanmasını istiyoruz, arzuluyoruz. Eğer biz kendi yolumuzu yaşayamazsak kaybolur gideriz.” vurgusu yapan Hakikat şöyle devam etti:

    “Yolun içinde de dışında da Yezit var. Dışımızdaki Yezit’in bize zararı olmaz ama içimizdekini öldürmezsek bize zararı olur. Bizi yanlışa yönlendirir. Öldürmek derken yanlış anlaşılmasın boğazlamak değil içimizdekinin nefsini kör etmek. Eline beline dilline sahip olacaksın. Bizim yolumuz hakikat, sevgi ve eşitlik yoludur. O yüzden yolumuza erkanımıza sahip çıkarak inancımızı yaşamalı Alevi öğretisini çocuklarımıza aşılayarak, onlara da yaşatmalıyız.”

    URFA/PİRHA