Etiket: abdülhakim daş

  • DGD’den açıklama: Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin-VİDEO

    DGD’den açıklama: Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin-VİDEO

    PİRHA- Cezaevlerindeki tecride karşı Milletvekili Leyla Güven ile başlayan ve binlerce insanın katılımı ile devam eden açlık grevlerine ilişkin açıklama yapan Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu devlete çağrıda bulunarak, “Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin” dedi. 

    HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinde tecride karşı başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi onlarca cezaevinde binlerce kişinin katılımıyla kitlesel bir açlık grevine dönüştü. Açlık grevlerinde Leyla Güven 160. günü, ilk gruplar 123. günü geride bıraktı. Süresiz dönüşümsüz açlık grevi süresince 7 mahpus yaşamına son verdi.

    Doğu-Güneydoğu Dernekler Platformu ve sivil toplum örgütleri de cezaevlerindeki tecridin kalkması talebiyle devam eden açlık grevlerine ilişkin Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Basın açıklamasını Doğu-Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş okudu.

    Daş, çözüm sürecinin bitirilmesinden sonra her alanda yaşanan olumsuz gelişmelerin Türkiye’yi siyasal, sosyal ve ekonomik olarak krize sürüklediğini söyledi. Türkiye’de antidemokratik uygulamaların her alanda hızlandığını belirten Daş, tüm sorunların diyalog ve demokratik yollardan çözümü yerine çözümsüzlük dayatıldığını vurguladı.

    Daş, tecrite karşı başlatılan açlık grevi bir hak talebi olduğunu söyleyerek, “Açlık grevi bir intihar eylemi değildir. Açlık grevlerinin ölümlerle sonuçlanması vicdan sahibi herkes için acı bir kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

    “AÇLIK GREVLERİNİ BAĞIMSIZ HEYETLER İZLEMELİ”

    Bir mevsimi geride bırakan açlık grevleri büyüklüğü ve sonuçları açısından toplum olarak kimsenin altından kalkamayacağı bir insani kriz aşamasına geldiğine dikkat çeken Daş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye cezaevlerindeki geçmiş deneyimler açlık grevlerinde ölüm riskinin sadece gün sayısıyla ilişkili olmadığını göstermiştir. Açlık grevlerin mahpuslardan bazıları açlık grevlerinin birinci ayında, bazıları ise 3. ayında yaşamını kaybetmiştir.

    Açlık grevlerinde en önemli risk faktörü, sınırlı ve kısıtlı koşullarda yani cezaevinde olmasıdır.

    Bu nedenle her açlık grevcisi gün sayısından bağımsız, özgün riskler taşıyabilir ve her an ölümle sonuçlanma ihtimalini barındırmaktadır. Açlık grevi eylemini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık heyetlerine açması gerektiğini göstermektedir.

    Cezaevlerindeki mevcut sağlık hizmetleri yapısal ve sayısal olarak açlık grevindeki 5000 mahpusu takip etme kapasitesine sahip değildir. Açlık grevlerinde tıbbı, etik ve hukuki olarak şeffaf ve tarafsız yürütülmesi için bağımsız heyetlerin izlemesinin yaşamsal önemi vardır.”

    “ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM, KİMSE ÖLMESİN”

    Daş, artık kimsenin ölmemesi için açlık grevlerine ilişkin devlete çağrıda bulundu:

    “Hiçbir şeyin yaşamdan daha kutsal olmadığını düşünen bizler, açlık grevlerinin olası ölüm ve geriye dönüşsüz sakatlıklar yaşanmadan önce sona ermesi için gerekli insani duyarlılığın gösterilmesini ve demokratik yollarla çözüme ulaşmasını istiyoruz. Mevcut iktidarında uluslararası hukuk ve kanunlar çerçevesinde davranarak tecridi kaldırmasını ve açlık grevlerinin sonlandırılmasını talep ediyoruz. Ülkemizde geçmişte yaşanan acı tecrübelerin tekrar yaşanmaması için devlete çağrıda bulunuyoruz. Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin.”

    DESTEK VEREN KURUMLAR

    Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu

    Amed Dernekleri Federasyonu (AMEDFED)

    Bitlis Dernekleri Federasyonu (BİDEF)

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF)

    Elih Batman Dernekleri Federasyonu (ELİHFED)

    Karakoçan Dernekleri Federasyonu (KARDEF)

    Mardin Dernekleri Federasyonu (MARDİNFED)

    Muş Dernekleri Federasyonu (MUŞDERFED)

    Şirvan Dernekleri Federasyonu (ŞİRVANFED)

    Din Alimleri Derneği

    Adıyamanlılar Derneği

    KAYYDER Başkanı

    Çatak Derneği

    Van Gevaş Derneği, Kozluk Derneği,

    Karayazı Derneği Başkanı,

    Bitlis Demeği (BILDER)

    Eruh Derneği

    Bekiran Gençlik Derneği (VEKİTİDER)

    Bağcılar Bitlisliler Derneği (BISTAD DER)

    Beşiri Demeği

    Erzurum Karayazı Karagivij Der

    İstanbul Batman Petrolspor Taraftarlar Derneği

    Gebze Siirtliler Derneği

    İkitelli Batman Kozlular Derneği

    İstanbul Batmanlılar Derneği

    Silvanlılar Derneği

    Silvan Taşpmar Köyü Derneği

    Şirvan Zivzik Derneği

    Muş Bulanık Melle Mustafa Köy  Derneği

    Bismilliler Derneği

    Diyarbakırlılar Derneği

    Küçükçekmece Muş Derneği

    Güngören Silvanlılar Derneği

    Gerger Derneği

    Munzur Derneği

    Varto Dernekler Federasyonu

    Maltepe Bitlisliler Derneği

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Leyla Güven Haklıdır Mutlak Tecrit Kalkmalıdır İnisiyatifi’ kuruluşunu ilan etti-VİDEO

    ‘Leyla Güven Haklıdır Mutlak Tecrit Kalkmalıdır İnisiyatifi’ kuruluşunu ilan etti-VİDEO

    PİRHA- Kuruluşunu ilan eden Leyla Güven Haklıdır Mutlak Tecrit Kalkmalıdır İnisiyatifi, tecridin sadece İmralı’da değil tüm ülkede uygulandığını belirterek bu tecridin kaldırılması için açlık grevinde olanların sesine ses katma çağrısında bulundu. 

    PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kaldırılması için açlık grevi başlayan HDP Hakkari Milletvekili DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in açlık grevi bugün 103’üncü gününde. Aynı talepler ile açlık grevleri Türkiye cezaevlerinde 65. HDP Erbil Temsilcisi Nasır Yağız’ın 90. Fransa’nın Strasbourg kentindeki 14 kişinin 64. Galler’de İmam Şiş’in 64. DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Hakkari Milletvekili Selma Irmak’ın 35’inci gününde.

    HDP, tecridin kaldırılması için kamuoyunda farkındalık yaratma çalışmalarına devam ediyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) de “Leyla Güven Haklıdır Mutlak Tecrit Kalkmalıdır” ismiyle bir inisiyatif kurdu. İstanbul Taksim Hill Otel’de yaptığı basın toplantısıyla kuruluşunu ilan eden Leyla Güven Haklıdır Mutlak Tecrit Kalkmalıdır İnisiyatifi’nin temel amacı açlık grevinde olanların taleplerinin bir an önce kabul edilmesi ve yaşam haklarının korunması.

    HDP ve HDK’nin çağrısıyla kurulan inisiyatifteki kurumlar şöyle: Alınteri, Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, ESP, SYKP, Yeşiller ve Sol Gelecek, SODAP, Politika Gazetesi, KÖZ, Kaldıraç, Devrimci Parti, DBP, EMEP, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Yeni Dünya İçin Çağrı, 78’liler Girişimi, TÖP, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, İşçi Sözü, Teori ve Politika, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Çağdaş Hukukçular Derneği.

    “ADA MUTLAK TECRİT ALTINDA”

    İlk sözü HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit aldı. Açlık grevinin yaşam olmak üzere çeşitli sağlık risklerini barındırdığını ifade eden Koçyiğit, “Açlık grevi eyleminin sonlanma koşulları sağlanmalı. Tecrit sürecinde aile, avukat ve heyet görüşmelerine telefon faks iletişimine de izin verilmiyor. Ada mutlak bir tecrit altında tutuluyor.” dedi.

    “TECRİT ÜLKENİN SİYASAL REJİMİNDEN AYRI DEĞİL”

    Her geçen gün savaşın tırmandırıldığı, kutuplaştırmanın arttığı ve bir arada yaşamanın zorlaştığına vurgu yapan Koçyiğit, bu tecridin sadece Öcalan’a değil halklara yönelik uygulandığını kaydetti. Tecridin ülkenin siyasal rejiminden ayrı olmadığına vurgu yapan Koçyiğit, “Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yollardan çözülürse bu ülke özgürleşecek, demokratikleşecek. Eğer Kürt sorunu çözülemezse bu ülke demokratikleşemeyecek. Bütün bu vahim sonuçlar ortadan kalksın diye Leyla Güven bedenini açlığa yatırdı.” şeklinde konuştu.
    Leyla Güven’in talebinin yerine getirilmesi için devletin mevcut yasaları uygulamasının yeterli olacağını kaydeden Koçyiğit, “Açlık grevi hukuk dışılığı olağanlaştıran devleti yeniden hukuka davet eden bir yaklaşım, bir çağrı” dedi.

    “ARKASINDA MİLYONLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI VAR”

    “İçinde bulunulan süreç kaotikleştirilmek isteniyor. Seçim arifesinde olduğumuz için milliyetçi söylemler yükseliyor. Bir cadı avı başlatılıyor. Bu ülkede tek bir insana dahi hak ihlali uygulanıyorsa bütün insanların hakları tehlike altında demektir. Leyla Güven’in talebinin arkasında milyonların sessiz çığlığı, vicdani, ahlaki değerler vardır” diyen Koçyiğit, kamuoyuna “Gelin yan yana duralım, birlikte hareket edelim. İmralı teciridi başta olmak üzere bütün tecritleri kıralım” çağrısı yaptı.

    “TECRİT DEĞİL DE NEDİR?”

    Ortak basın metnini okuyan Cansu Kalender şu soruları sordu:

    “Tanzim satış kuyruklarında etrafımıza dizilen bariyerler bizi nelerden ayırır?

    İş-kur önlerinde bekleyen binlerce işsizi diğerlerinden ayıran nedir?

    Çocuğuna bir parça ekmek için çırpınan anneleri, atanamayan öğretmenleri, yaşa takıldığı için emekli olamayanları, fabrikanın dört duvarı ile evin dört duvarı arasında gidip gelenleri birbirinden ayıran nedir ya da?

    Grev çadırında işini ve ekmeğini isteyenleri, mesela bir yıla yakın bir zamandır Flormar önüne kurduğu çadırda direnen işçileri duvarın öte yanındaki arkadaşlarından ayıran ya da kadınların her tarafı saran erkek egemen kültürün yarattığı şiddet, taciz ve tecavüz tehdidiyle yaşam alanlarını daraltan şey nedir peki?

    Birbirleriyle hiçbir sorunu olmayan halkları ve emekçileri, milliyetçiliği ve mezhepçiliği kışkırtarak birbirinden ayıran, birbirine düşman eden, yerel ve bölgesel savaşların girdabına çeken şey ne?

    Köşe başlarında bekleyen panzerler, dilini konuştuğu için dışlanan Kürt, inancını yaşadığı için yok sayılan Alevi, fikrini savunduğu için kovuşturmaya uğrayan ya da cezalandırılan muhalifler hangi gerçeği anlatır bize?

    Görünür-görünmez duvarlarla çevrili bir açık hapishanenin tutsakları değil miyiz hepimiz?

    Yani hepimiz aynı gerçeğin parçası olsak da muktedirlerin etrafımıza ördüğü duvarlarla parçalanarak güçsüz ve çaresiz bırakılmak istenmiyor muyuz?

    Ve bu aslında tecrit değil de nedir?”

    “GÖRÜNMEZ DUVARLARI YIKMAK İÇİN DİRENİYORLAR”

    Açlık grevinde olanların bu sorulara yaşamları pahasına cevap verdiklerini kaydeden Kalender, “‘Bu tecrit hepimize’ diyor ve bedenlerini açlığa yatırarak canları pahasına insanlık onurunu ayağa kaldırmak ve etrafımıza örülen görünür görünmez tüm duvarları yıkmak için direniyorlar. Aramızdaki sınırları kaldırmak ve biz olmak için yapıyorlar bunu. Halklarımızı birbirinden koparan bu insanlık dışı yaşama karşı yeni yaşamı savunmak, barışın, kardeşliğin, adaletin, eşitliğin hüküm sürdüğü bir yaşamı savunmak için tarihsel bir sorumluluk üstleniyorlar. Onlar İmralı’dan başlayarak özgürlüğümüz ve geleceğimiz önünde dikilen tüm duvarları kaldırmak ve tecride son vermek için mücadele ediyorlar.” şeklinde konuştu. Kalender, açlık grevinde olanların seslerine ses katma çağrısında bulundu.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLME MESELESİDİR”

    Ardından Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) adına Genel Başkan Vekili Şahin Tümüklü söz aldı. Leyla Güven’in açlık grevinin bir turnusol kağıdı görevi gördüğünü ve bu süreçte herkesin kendi rengini belli ettiğini kaydeden Tümüklü, “Tecride kaşı mücadele etmek yasakçılığa karşı mücadele etmektir. Bu mücadeleyi büyütmek temek bir görev olarak önümüzde duruyor. Bu aynı zamanda politik özgürlüklerin kazanılması, Kürt sorununun çözülme meselesidir.” şeklinde ifade etti.

    “HAPİSHANELER DİRENİŞİN YOLUNU GÖSTERİYOR”

    Devrimci Parti adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Murat Pircan Yaratan da “Açlık grevi aslında bir bütün olarak bu ülkede tecridin kaldırılması yönünde bir çağrı olmuştur. Bu ülkede kadınlar, işçiler, emekçiler tecrit altındadır. Ülkemiz yoğun bir baskı altına alınarak tecrit altındadır. Hapishaneler bugün bize direnişin yolunu göstermektedir.” dedi.

    “HUKUK SADECE BAZI İNSANLARI KAPSIYORSA BU ZORBALIKTIR”

    Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş ise “Hukuk eğer kişiler için varsa bazı insanları kapsayıp bazılarını kapsamıyorsa bu hukuk değildir. Bu zorbalıktır. Bu tecridin üzerinde bir uygulamadır” dedi.

    Daş demokratik kamuoyuna şöyle seslendi: “Eğer Türkiye’de uygulanan bu uygulamalar sizin vicdanınızı yaralamıyorsa, sizi rahatsız etmiyorsa bizim diyebileceğimiz bir şey yok. Anayasa onlara bu uygulamayı yapmamalarını emreder. Ama kendi yasalarını tanımadıklarını gösteriyorlar bütün dünyaya.”

    Kaldıraç adına söz alan Hakan Dilmaç ise çözüm sürecinin ardından oluşan savaş ortamına dikkat çekerek, Orta Doğu bölgesinde halkların kardeşliğini ve barışı savunanların da tecrit altına alındığını belirtti. Dilmaç, mücadelenin büyütülmesi gerektiğini kaydetti.

    “TÜM CEZAEVLERİNDE VAR İMRALI’DA YOK”

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği adına avukat Sinan Zincir söz aldı. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin avukat ve aile görüşlerine ilişkin yasayla ilgili bilgiler verdi. “Açlık grevi eylemcileri Türkiye’ye diyor ki kendi kanunlarınızı uygulayın” diyen Zincir, avukatların hafta içi mesai saatleri içerisinde istedikleri saatte müvekkilleriyle görüşme haklarının olduğunu ve bunu Türkiye’deki tüm cezaevlerinde yapabildiklerini ancak sadece İmralı cezaevinde yapamadıklarını kaydetti. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin haftada iki kez aileleriyle görüşme haklarının olduğunu söyleyen Zincir, İmralı’da yer alan tutukluların aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmediğini ekledi. Tüm cezaevlerinde uygulanan hakların İmralı cezaevinde de uygulanması gerektiğinin altını çizen Zincir, barolara, insan hakları kuruluşlarına ve hukuk örgütlerine “İmralı’da hukuksuzluk yapılıyor. Yarın sadece İmranlı değil diğer cezaevlerinde de yapılabilir bu. Bu sese kulak verin” çağrısında bulundu.

    “TECRİDE ORTAK OLMAMAK GEREKİR”

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) adına konuşan İlhan Yıldırım da “6 milyon HDP’liyi terörist ilan eden kafa Kürt halkının tamamını tecrit altına sokmak istiyor. Tecrit için direnen direnişçileri tecrit etmemek lazım. Bu tecride ortak olmamak gerekir. Flormar direnişçilerinin direnişleriyle Leyla Güven’in direnişi bir olmalıdır” şeklinde konuştu.

    “DEVLETİN GENEL POLİTİKASI GÖRMÜYOR, DUYMUYOR, BİLMİYOR”

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi adına söz alan Sinan Tutal ise sürecin Dolmabahçe’deki masanın devrilmesiyle bugüne geldiğini ifade etti. Tutal, “Cezaevi içinde cezaevi oluşturulmaktadır. Devletin genel olarak politikası görmüyor duymuyor, bilmiyor. Asıl olan yaşamdır. Bunu sonuna kadar savunmak lazım. İktidar bu talepler için yapması gerekenleri yapmalı. Evrensel hukuk uygulanmalıdır” dedi.

    78’liler Girişimi adına konuşan Seher Şentürk de 78’liler Girişimi Eş Sözcüsü Celalettin Can’ın Leyla Güven ziyaretindeki izlenimlerini aktardığı yazısını okudu. Can, Leyla Güven’i son derece dirençli bulduğunu yazmış. Can’a, meselenin sadece bir insanın tecridi olmadığını tecridin dışarıda da uygulandığını ve bunlar için açlık grevine başladığını belirten Leyla Güven, eyleminin bu kadar sahiplenileceğini beklemediğini ve destek veren herkese selamlarını göndermiş.

    PİRHA/İSTANBUL