Etiket: abdülmecit baskın

  • Cumartesi Anneleri, 32 yıl önce kaybedilen Abdulmecit Baskın’ın akıbetini sordu

    Cumartesi Anneleri, 32 yıl önce kaybedilen Abdulmecit Baskın’ın akıbetini sordu

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde gözaltında katledilen Abdülmecit Baskın’ın faillerinin yargılanmasını istedi. 

    Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak, faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1070’incisini gerçekleştirdi.

    Cumartesi Anneleri, karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda toplandı. Bu hafta 30 Eylül 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra katledilen Abdülmecit Baskın’ın failleri soruldu.

    GÖZALTINDA KAYBEDİLDİ

    Açıklamayı yapan Maside Ocak, Abdülmecit Baskın’ın (41) Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olduğunu belirtti. Abdülmecit Baskın’ın 30 Eylül 1993 yılında özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındığını belirten Maside Ocak, “Gözaltına alındığı inkâr edilen Baskın’ın cansız bedeni, 3 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı şekilde Gölbaşı mevkiinde bir çiftçi tarafından bulundu. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi, dosya uzun süre sürüncemede bırakıldı. Ancak olaydan 18 yıl sonra, 26 Mart 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylı biçimde açıkladı. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarının ardından, Baskın dosyası ile birlikte Çarkın’ın beyanlarında adı geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı.

    “ADLİ MAKAMLAR 32 YILDIR ADALET SAĞLAMA GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEDİ”

    2014 yılında Ankara 13’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında ‘cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek’ suçundan dava açıldığını vurgulayan Maside Ocak, “Çarkın’ın emniyet, savcılık ve mahkeme huzurunda verdiği beyanların, olay yeri tarifleriyle örtüştüğü kayıt altına alındı. Kamuoyunda ‘Ankara JİTEM Davası’ olarak bilinen dava, 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatıyla sonuçlandı. Yerel mahkemenin kararına karşı aileler istinaf başvurusunda bulundu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, beraat kararını bozarak dosyayı Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ancak yeniden görülen davada, 26 Mayıs 2023 tarihindeki duruşmada, istinafın bozma kararına rağmen sanıklar bir kez daha beraat ettirildi. On yıllık yargılama sürecinde 41 hâkimin ve 8 savcının değiştiği dava, zamanaşımıyla sonuçlandırıldı. Tam 32 yıldır adli makamlar, Abdülmecit Baskın dosyasında adalet sağlama görevini yerine getirmedi. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “BENİM CANIMIN AKIBETİNİ AÇIKLAYIN”

    Kayıp yakını Hanife Yıldız da, “Nasıl kaybettilerse öyle çıkartsınlar yeter artık. Bu bir anneye yapılan en ağır işkencedir. Ben yaşayamıyorum. Ben neyden korkacağım bir tek canım var. Önce benim canımın akıbetini açıklayın” dedi.

    Eylem, abluka altındaki meydana karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri, Abdülmecit Baskın için adalet istedi – VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Abdülmecit Baskın için adalet istedi – VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri’nin 1018. hafta eyleminde, 1993 yılında Ankara’da ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılıp kaybedilen Abdülmecit Baskın için adalet istendi. Babası Mecit Baskın’ı kaybettiğinde 9 yaşında olduğunu dile getiren Melek Baskın, “Babamın otopsi raporunu okudum. Bu benim için çok büyük travmaydı. Bugün buraya oğlumla beraber geldim. Biz çocuklarımızın saçının teline kıyamazken, onları her şeyden korurken ben babamın otopsi raporunu okuyarak büyüdüm. Babam gibi katledilen bütün insanlar için adalet istiyorum” dedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlatılan Türkiye’nin en uzun soluklu eylemi olan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, 1018. haftada devam etti.

    Galatasaray Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında, 1993’te Ankara Altındağ’da Nüfus Müdürü iken Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılıp kaybedilen Abdülmecit Baskın için adalet istendi.

    1. hafta buluşmasının basın açıklamasını, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

    “AYHAN ÇARKIN’IN İTİRAFLARI SONRASI DAVA AÇILDI”

    Tosun, 41 yaşındaki 3 çocuk babası Abdülmecit Baskın’ın Ankara Altındağ Nüfus Müdürüyken 30 Eylül 1993’te, makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın, 3 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkiinde bulundu. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi.

    Dosya sürüncemede bırakıldı. Ancak, olaydan 18 yıl sonra, 26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede, 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın, özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla açıkladı. Çarkın’ın emniyet, savcılık ve mahkeme nezdindeki beyanlarının, olay yerindeki yer ve mekan tarifleri ile birebir örtüştüğü, savcılık ve mahkeme kayıtlarına geçti. Çarkın’ın basına da yansıyan bu itiraflarının ardından, Abdülmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmanın sonucunda, 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde aralarında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında, “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı.

    “MAHKEME, SANIKLARIN BERAATIYLA SONUÇLANDI”

    Mahkemede, dönemin üst düzey kamu görevlileri, söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundular. Ayrıca, suçların kimler tarafından, hangi talimatlar doğrultusunda ve nasıl işlendiği mahkeme kayıtlarına geçti. Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava, 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatıyla sonuçlandı.

    “DAVA ZAMANAŞIMIYLA SONUÇLANDI”

    Yerel mahkeme tarafından verilen karara karşı aileler istinaf başvurusunda bulundu. 5 Nisan 2021 tarihinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi beraat kararını bozarak dosyayı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yeniden görülen davanın, 26 Mayıs 2023 tarihinde yapılan son duruşmada, istinaf mahkemesinin bozma kararına rağmen sanıklar tekrar beraat ettirildi. Mahkeme, gerekçeli kararı 14 Eylül 2023 tarihinde yazarak adeta dosyada zamanaşımı süresinin dolmasını bekledi. 10 yıllık yargılama sürecinde 41 hakimin ve 8 savcının değiştiği dava, zamanaşımıyla sonuçlandırıldı.

    Bir kısmına Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası düzenlemeler ve içtihada dayanarak söylüyoruz: Devletin dahil olduğu gözaltında kaybetme suçuyla ilgili yargılamalarda zamanaşımı uygulanamaz. Adli makamlar, siyasi etkilerden bağımsız bir biçimde Abdülmecit Baskın dosyasında adaleti sağlama görevini yerine getirmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    MELEK BASKIN: BABAMIN OTOPSİ RAPORUNU OKUYARAK BÜYÜDÜM

    Babası Mecit Baskın’ı kaybettiğinde 9 yaşında olduğunu dile getiren Melek Baskın, “Babamın otopsi raporunu okudum. Bu benim için çok büyük travmaydı. Bugün buraya oğlumla beraber geldim. Biz çocuklarımızın saçının teline kıyamazken, onları her şeyden korurken ben babamın otopsi raporunu okuyarak büyüdüm. Babam gibi katledilen bütün insanlar için adalet istiyorum” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin eylemi, Galatasaray Meydanı’na bırakılan karanfillerle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de Cumartesi Anneleri açıklaması: Tüm kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    Dersim’de Cumartesi Anneleri açıklaması: Tüm kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 964. haftasında, İHD Dersim Şubesi Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Tüm şubelerce eşzamanlı yapılan açıklamada, “Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    İHD Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri eyleminin 964. haftasında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve İHD ortak imzasıyla, tüm İHD şubelerince eşzamanlı yapılan ‘Abdülmecit Baskın ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz’ başlıklı açıklamayı Raife Yılmaz okudu.

    Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha geri dönemeyen, akıbetleri bir sır perdesiyle örtülenlerin aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı olarak seslerini birleştirip haykırdıklarını ifade eden Yılmaz, “İnsana yönelmiş en vahşi saldırı olan gözaltında kaybetme gerçeğini unutturmamak için mücadele etmekte kararlıyız” dedi.

    “ABDÜLMECİT BASKIN İÇİN ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    964’üncü haftada zaman aşımına sürüklenerek cezasız bırakılan Abdülmecit Baskın dosyasını kamuoyu ile paylaştıklarını belirten Yılmaz, dosya detaylarını aktardı:

    “41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. 2 Kasım 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın 4 Ekim 1993 tarihinde sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı.

    Olaydan 18 yıl sonra, 26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın Emniyet, Savcılık ve Hakimlik beyanlarındaki anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra Abdülmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma sonrası 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ayrıca suçların, kimlerin talimatı ile, kimler tarafından ve nasıl işlendiği detayları ile kayıtlara geçti. Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatleri ile sonuçlandı.

    Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı aileler istinaf kanun yoluna başvurdu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, beraat hükmünü bozdu ve dosyayı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yeniden görülen davanın 26 Mayıs 2023 tarihli son duruşmasında, istinaf mahkemesinin verdiği bozma kararı sonrası sanıklar hakkında tekrar beraat kararı verildi. Mahkeme, gerekçeli kararı 14 Eylül 2023 tarihinde yazarak adeta dosyada zamanaşımı süresinin dolmasını bekledi. 10 yıllık yargılama sürecinde 41 hakimin ve 8 savcının değiştiği dava zamanaşımıyla sonuçlandı.

    Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklamanın ardından Seyit Rıza Meydanı’nda 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumartesi Anneleri 15 Ekim’deki ‘Ankara JİTEM’ davasına çağrıda bulundu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 15 Ekim’deki ‘Ankara JİTEM’ davasına çağrıda bulundu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 863’üncü hafta eylemlerinde 15 Ekim’de Abdülmecit Baskın’ın faillerinin yeniden yargılanacağı “Ankara JİTEM” davasına çağrıda bulunarak “Dosyada sanıkların cezalandırılmasına yetecek kadar delil bulunmaktadır. Bu yüzden evrensel hukuka ve adalete uygun yeni bir karar tesis edilmeli, sanıklar insanlığa karşı suç kapsamında cezalandırılmalıdır” dedi.

     

    Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin bulunup yargılanması için yıllardır mücadele eden Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde 2 Ekim 1993 tarihinde Ankara Kızılay’da gözaltına alınan ve 2 gün sonra cenazesine ulaşılan Abdülmecit Baskın’ın akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, pandemi koşulları nedeniyle 863’üncü hafta açıklamalarını da online yapmak zorunda kaldı.

    “CUMARTESİ ANNELERİ BAŞKALARININ ACILARINA DOKUNMAYI ÖĞRETTİ”

    Açıklamada ilk olarak Abdülmecit’in oğlu Eren Baskın söz aldı. Baskın, babasının özel harekat polisleri tarafından görev yapmakta olduğu Ankara Altındağ Nüfus Müdürlüğü kapısı önünde gözaltına alındığını ve katledildiğini söyledi. Babası katledildiğinde henüz 4 yaşında olduğunu ve o yaşında faili meçhul ve katledilme kelimeleri ile tanıştığını belirten Baskın, “Büyüdükçe öteki olduğumuzu anladım. Bizler Kürtlerdik, Aleviydik, devrimciydik, sosyalisttik. Ama illa ki ötekiydik. Biz ötekiler yaralarımızı uzaktan tanırız. Tıpkı benim de Cumartesi İnsanlarını uzaktan tanımam gibi. Biz Cumartesi İnsanlarının yaraları aslında kimlikleridir. Cumartesi Anneleri ile geçirdiğim her an sadece babamın tek değil başkalarının da acılarına dokunmam gerektiğini öğretti bana. Bu da Cumartesi Anneleri’nin toplum üzerinde yarattığı en güzel etkidir” ifadelerini kullandı.

    Baskın, kayıpları ile buluşma mekanları olan Galatasaray Meydanı’ndan ve failleri sormaktan vazgeçmeyeceklerinin de altını çizdi.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMİYORUZ”

    Abdülmecit’in kızı Melek Babalıtaş da babasının resmi kimliği olan polisler tarafından katledildiğini belirterek, babasının akıbetini kendisi ile aynı yaraları taşıyan insanlarla beraber Galatasaray Meydanı’nda aramak istediğini kaydetti. Babalıtaş, “Oradaki insanlar ile yaralarımız acılarımız çok benzer. Cumartesi İnsanları için Galatasaray Meydanı bir hafıza merkezi olduğu gibi ayrıca bir iyileşme mekanıydı. Maalesef tıpkı yokluğunu çok derinden hissettiğim babamın acısını yaşarken bu sefer içimizde bir parça umudun var olmasını sağlayan Galatasaray Meydanı bizlere hukuksuz bir şekilde kapatıldı. Yetkililer derhal bu yanlıştan dönmelidirler. Yaraları birbirine benzer olan bizler Galatasaray Meydanı’nı açmalıdırlar. Tüm kayıplarımızın akıbeti bulunana ve Galatasaray Meydanı açılana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    DOSYA 15 EKİM’DE YENİDEN GÖRÜLECEK

    Daha sonra dosya avukatı Sertaç Ekinci söz aldı. Ekinci, eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın 2011 yılındaki itiraflarını hatırlatarak, yapılan katliamların devlet içinde örgütlenen bir yapı tarafından işlendiğinin açığa çıktığını aktardı. Bu itiraflar sonucunda başlatılan soruşturmanın 2014 yılında yargılanmaya dönüştüğünü ve sanıklar arasında da Mehmet Ağar’ın olduğunu kaydeden Ekinci, “Ancak bu yargılama sanıkların adil bir şekilde yargılanmasından ziyade sanıkların aklanması tiyatrosuna dönüştürüldü. Yerel mahkeme müşteki yakınlarının taleplerini büyük ölçüde reddederek ve sanıkların hepsini duruşmalardan vareste tutmak suretiyle 2019’un Aralık ayında  tamamı hakkında beraat kararı verdi. Yapmış olduğumuz istinaf başvurusu neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi yerel mahkemenin bu kararını bozdu. 15 Ekim 2021 tarihinde bozulan dosyanın ilk duruşması görülecek” bilgisini verdi.

    Sertaç ayrıca kamuoyuna da duruşmaya katılım ve süreci takip etme konusunda çağrıda bulundu.

    “AYHAN ÇARKIN İTİRAF ETTİ”

    Daha sonra 863’üncü hafta basın açıklamasını kayıp yakını Melike Baskın okudu.

    Abdülmecit Baskın’ın katledilmesine dikkat çeken Baskın, cenazesinin 4 Ekim 1993 günü Gölbaşı mevkinde bulunduğunu ve bu yerin de Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafede olduğunu belirtti. Dosyanın etkin bir soruşturma yürütülmediği için sürüncemede kaldığını dile getiren Baskın, olaydan 18 yıl sonra yaşanan gelişmelere dair şunları aktardı:

    “26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdulmecit  Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekat polisleri  tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra Abdulmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18 kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı.”

    “VAZGEÇMİYORUZ”

    Melike Baskın, son olarak da şöyle konuştu: “Abdülmecit Baskın’ın kimlerin talimatı ile gözaltına alındığı ve kimler tarafından sorgulandıktan sonra infaz edildiği

    kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıktır. Dosyada sanıkların cezalandırılmasına yetecek kadar delil bulunmaktadır. Bu yüzden evrensel hukuka ve adalete uygun yeni bir karar tesis edilmeli, sanıklar insanlığa karşı suç kapsamında cezalandırılmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdulmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 164 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Mahkemede olmayan tek şey sanıklardı’ – VİDEO

    ‘Mahkemede olmayan tek şey sanıklardı’ – VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri 756. Haftada da bir araya geldi. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen aileler kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz dediler. Açıklamada konuşan Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın, babasının mahemesinde 30. celseye geldiklerini fakat mahkemede olmayan tek şeyin sanıklar olduğunu söyledi. 

    Haberin Videosu

    Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfuz Müdürüyken özel harekat polisleri tarafından gözaltına aslınmış 4 Ekim 1993 tarihinde elleri arkadan bağlı üç kurşunla öldürülmüş olarak bulunmuştu. 756. Haftada bir araya gelen Cumartesi Anneleri Abdülmecit Baskın adına süren davadan adalet istediler.

    Cumartesi insanları adına basın metnini okuyan Sevda Arcan, 26 yıl evlat acısıyla yaşayan ve adalete ulaşmadan hayatını kaybeden Meryem Baskın’ın bıraktığı yerden Abdülmecit Baskın için adalet istediklerini belirtti.

    Sevda Arcan, Abdülmecit Baskın’ın gözaltında kaybol sürecini şöyle açıkladı;

    “41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. İş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. 4 Ekim 1993 tarihinde elleri arkadan bağlı, üç kurşunla öldürülmüş bedenini bir çiftçi Ankara Gölbaşı mevkiinde buldu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Abdülmecit Baskın’ın gözaltına alındığı inkar edildi. Tanık başvuruları etkin bir soruşturma yapılmadan sonuçsuz bırakıldı.”

    “İFADELER VE OLAY YERİ TUTANAKLARI UYUŞUYOR”

    Ayhan Çarkın’ın verdiği ifadelerin olay yeri tutanaklarıyla örtüştüğünü vurgulayan Arcan, “26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkam İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın anlattıkları, olay yeri tutanakları ile karşılaştırıldı. İfadeler ile yer gösterme tutanaklarının “örtüştüğü” savcılık dosyasına eklendi.”

    “MAHKEME ADİL YARGILAMA İLKESİNE UYMUYOR”

    Adil yargılama ilkesinin mahkemece ihlal edildiğine vurgu yapan Arcan sözlerini şöyle tamamladı;

    “Aile avukatlarının taleplerini geri çeviren mahkemeler “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından yargıladığı Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken ve diğer 16 kişiyi bırakın tutuklamayı duruşmalardan vareste tuttu, Aile avukatlarının sanıklara soru sorma hakkı engellendi. Adil yargılama ilkesine uymayan mahkeme tarafsız bir yargılama yapılmadığı kuşkumuzu derinleştirdi.Artık yeter! Yargının asıl işlevi suç işleyenlerin yargılanıp, cezalandırılması ve adaletin yerine getirilmesidir. Ankara JİTEM Davası inkarın, sanıkları aklamanın, cezasızlığın bir parçası olmasın. Türkiye’nin yaşadığı hakikat ve adalet krizini sonlandırmanın başlangıcı olsun. Adaletin tecelli etmesi ve geçmişle hesaplaşma imkanı sunması talebimizi karşılasın!”

    “SANIKLAR MAHKEMEYE HİÇ GETİRİLMEDİ”

    Açıklamada söz alan Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın mahkemenin gidişatına dair şunlardan bahsetti,”30. Celseye geldik. Babamla birlikte 19 ailenin bulunduğu bir dava. Mahkeme salonunda olmayan tek şey sanıklardı. Mehmet Ağar mahkeme salonuna hiçbir şekilde getirilmedi. Mehmet Ağar’ın verdiği tek ifade ‘olayla ilgim yok hiçbirini tanımam’ oldu. Evet sadece bu kadar. Benim tek amacım babamın katillerinin düzgün bir şekilde yargılanmalarıdır.”

    “MAHKEME SERGİLEDİĞİ TUTUMLA AKITILACAK KANLARA DAVETİYE ÇIKARTMAKTADIR”

    Aile avukatı Serdar Ekinci, mahkemenin adil bir yargılama yapmadığını belirterek şunları ifade etti, “Haklarında yüzlerce binlerce dava açılan Tansu Çiller, Mehmet Ağar hakkında ki suçlamalar adeta geçiştiriliyor ve gerçekliği olmayan iddialar olarak değerlendiriliyor. İlgili bu unsurlar hiçbir şekilde mahkemeye gelmiyorlar. Mahkeme adeta siz istediğiniz kadar uğraşın ama bunlar mahkemeye gelmeyecekler tavrını sergiliyor. Hakimlere sesleniyorum; önümüzdeki yıllarda akıtılacak kanları siz şimdiden aldığınız kararlarınızla meşrulaştırıyorsunuz.”

    VERİLEN İFADELER DİKKATE ALINMIYOR

    Son olarak göz altında katledilen Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım ise mahkemenin sanıklardan Ayhan Çarkın’ın itiraflarına rağmen dikkate alınmadan sürdürüldüğünü belirti. Yıldırım, yargının bağımsız olmadığını tek kişinin elinde olduğunu kaydederek, mahkemelerden beklentilerinin olmadığını söyledi. Yıldırım, mahkemenin devam ettiğini ve bunun takipçisi olacakalrını kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL