Etiket: Abdurrahman Gök

  • Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut: Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor!- VİDEO

    Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut: Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor!- VİDEO

    PİRHA-21 Mart 2017’de Diyarbakır Newroz’unda vurularak katledilen Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut, kardeşinin vurulduğu zamandan bugüne 8 yılın geçtiğini vurgulayarak, “Devlet cinayeti aydınlatmadı, aydınlatmak istemedi. Şu anda konuşulan barış sürecinin içinde adalet vurgusu var. Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor. Bir daha Uğurlar, Ceylanlar, Roboskiler yaşanmasın, bir daha bunlar olmasın” diyerek adaletin sağlanmasını istedi.

    21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’daki Newroz Bayramı kutlamalarına katılmak üzere şehre gelen 23 yaşındaki Kemal Kurkut, kontrol noktasındaki barikatları geçtikten sonra polisin açtığı ateş sonucu katledildi. Diyarbakır Valiliği Kurkut’un canlı bomba olduğunu kamuoyuna servis etmişti.

    Kurkut’un öldürülmesiyle ilgili Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “Şahıs, etkinliğin yapılacağı yöne doğru koşmaya başlamıştır. Şahıs, güvenlik güçlerinin tüm uyarılarına rağmen elindeki bıçağı atmamış ve alana doğru koşmaya devam etmiştir. Söz konusu şahsın canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden ve alanda bulunan katılımcıların can güvenliği göz önünde bulundurulduğundan dolayı, arama noktasında görevli güvenlik güçlerince müdahale edilmiştir. Meydana gelen olay sonrasında yaralanan ve etkinlik alanına çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan şüpheli şahıs, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir” denilmişti.

    FOTOĞRAFLAR GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDI

    Ancak kutlamayı takip etmek üzere alanda bulunan Gazeteci Abdurrahman Gök’ün, Kurkut’un vurulduğu ana ilişkin çektiği fotoğraf kareleri Valiliğin açıklamasını yalanlayıp soruşturmanın seyrini değiştirdi. Fotoğraflar sonrası Kurkut’un ölümüne ilişkin iki polisin ifadesinin alınmasının ardından hazırlanan iddianame ile sanık polis Yakup Ş. hakkında 9 ay sonra “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

    Kurkut ailesinin tazminat talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davanın yerel mahkemece geri çevrilmesi üzerine itiraz edilen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, Ocak ayında aldığı kararda, Kemal Kurkut’u “saldırgan eylemci” olarak değerlendirmişti. Mahkeme, cinayetin “yasal sınırlar içinde işlendiğine” hükmederek tazminat ödenmesini yer olmadığına karar vermişti.

    Kardeşinin katledilişinin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen adaletin yerine getirilmediğini belirten Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut, kardeşi hakkında Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuştu. Ağabey Kurkut, “Öncellikle bütün halkımızı selamlıyorum, Newroz’unu kutluyorum. Dilerim bu Newroz barışa evrilir ve artık kanın dökülmediği, herkesin özgürce konuşabildiği, herkesin özgür olabildiği bir ülke olur” temennisinde bulundu.

    “DEVLETLE İLK OLARAK GEZİ’YLE TANIŞTI”

    Kardeşinin Gezi eylemlerinde devletle tanıştığını, Ankara Gar Katliamı’ndan sonra da çok etkilendiğini ifade eden Ercan Kurkut, şunları söyledi:

    “Kemal 4 kardeşten en küçük olanıydı, küçük yaşta babamızı kaybettiğimiz için babasız büyüdü. Biz kendisine hem abi olduk hem baba olduk. Kemal’in çocukluğu çok sakin geçti. Kimseye dokunmazdı, kavgacı değildi. İçimizde dokunmaya kıyamadığımız biriydi Kemal, bizim inci tanemizdi, küçük kemancımızdı; yani bizim evimizin neşesiydi. Bir dönem okula gittikten sonra benim yanıma İstanbul’a geldi. Burada Gezi’yle tanıştı. Devletle ilk karşılaşması burada oldu. Daha sonra Ankara Gar Patlaması’yla tanıştı, bu süre sonunda okula devam etmeye karar verdi. Yetenek sınavlarıyla girerek Güzel Sanatlar Fakültesini kazandı, burada Müzikoloji Bölümü’ne yerleşti.

    Ankara Gar Katliamı, Kemal’i çok derinden etkiledi. Gar Katliamı kanlı bir eylem olduğu için Kemal’i sarstı, kan onun yüzüne sıçramıştı. Yerde gördüğü insan parçaları, arkadaşlarının gözü önünde ölümünü izlemek onu uzun süre psikolojisinde etkiler bıraktı.

    2017’de birçok kişi kendi bayramını kutlamak için Amed’e giderken kendisi gitmek istemişti. Bazıları, “Niye gitti, neden gitti” gibi konuşmaları bizim de sınırlarımızı zorluyor. Herkes Newroz’a gidebilir. Bu ülkede her insan her yere gidebilir.”

    ATEŞ ETMEYİN EMRİNE RAĞMEN POLİSLER ATEŞ AÇTI

    Polis amirinin, “ateş etmeyin” ikazına rağmen polislerin ateş açtığını belirten Kurkut, devamında şunları konuştu:

    “Amed Newroz’unda arama noktasında polislerle tartışmasıyla beraber Kemal dayanamadı artık, patladı orada ve “Ne istiyorsunuz, üzerimde ne var?’ diye sorduktan sonra alana doğru koşmaya başladı. Polis amirlerinin dur emrine rağmen, ateş etmeyin emrine rağmen oradaki bazı polisler ateş etmeye devam ettiler ve yerden seken bir kurşun Kemal’in canını aldı. Bu bir bayram sabahında oldu. Biz acaba kimler geldi? Kaç kişi katıldı? 1 milyon kişi katılmış mıdır? diye tartışma yürütürken bir haberde ‘Diyarbakır Newroz’unda alana girmek isteyen bir canlı bomba etkisiz hale getirildi’ haberleri geçiyordu ekranlardan. Biz haberi duyarken endişelendik, alanda Kemal gibi yüzlerce genç vardı.

    ABDURRAHMAN GÖK CANI PAHASINA FOTOĞRAFLARI SAKLADI

    Sabah saatlerinde insanlar gelmeye başladı bize, aklımın ucundan bile geçmedi Kemal’in vurulacağı. O gün polisler gazetecilerin kameralarına, fotoğraf makinelerine el koyuyor. Tabi bu sırada gazeteci olan Abdurrahman Gök elindeki fotoğrafları canı pahasına saklayıp basına verdikten sonra olayın iç yüzü ortaya çıkıyor ve anlaşılıyor ki Kemal bir polis kurşunuyla vuruluyor.

    VALİLİK CENAZENİN GÖMÜLMESİNİ ENGELLEDİ

    Bu esnada Kemal’in cenazesinin gömülmemesi için devlet tarafından problem oluşmaya başladı. Devlet, mezarlık vermemekle, taziye çadırı açtırmamakla, yalanlarla cenazeyi gömdürmemeye çalıştı. Bu sadece Diyarbakır Valiliği tarafından değil Malatya Valiliği de aynı şekilde Kemal’in cenazesinde engeller koyarak gömülmesine engel olmaya çalıştı. Güya hukuk devletinde yaşıyoruz. Elinden geleni yapması gereken emniyet güçleri delilleri kararttılar. Devlet Kürtler için aynı adaleti sağlamadı. Devlet eğer devletse Kürt’ün de, Türk’ün de devleti olmalı. Kim o gün orada suç işlemişse ortaya çıkarılmalı, olması gereken şey budur.

    BİR TİYATRO OYNATILDI VE KATİL BERAAT ETTİ

    İddianame yaklaşık bir sene sonra hazırlandı ve biz bu iddianameyi beklerken bile bir sürü sıkıntı yaşadık. Sonrasında mahkeme oldu, formaliteden bir mahkeme yaşandı. Polisin kasten öldürdüğüne dair bir rapor hazırlandı ve sonra tekrar geri gönderildi, değiştirildi. Bir tiyatro oynatıldı ve katil beraat etti.”

    “8 YILDIR ADALETİN GELMESİNİ BEKLİYORUZ”

    8 yıldır adaletin gelmesini beklediklerinin altını çizen Ercan Kurkut, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Devlet, 8 yıldır devlet bu cinayeti aydınlatmadı, aydınlatmak istemedi. Şu anda konuşulan barış sürecinin içinde adalet vurgusu var. Biz adalet istiyoruz. Artık bundan sonra başka Kemaller ölmesin ya da başka polis, asker cenazesi gelmesin istiyoruz. Yorulduk, hepimiz yorulduk. Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor. Bir daha Uğurlar, Ceylanlar, Roboskiler yaşanmasın, bir daha bunlar olmasın. Bizim temennimiz böyle bir barışın gelmesi. Kemal için de, kaybettiklerimiz için de… ”

    Kamber YILDIZ/ALMANYA

  • Gazeteci Gök hakkında tahliye kararı!

    Gazeteci Gök hakkında tahliye kararı!

    PİRHA – Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, hakkında açılan davanın ikinci duruşmasında tahliye edildi. 

    Gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın ikinci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Basın meslek örgütlerinin temsilcilerinin izlediği duruşmada Abdurrahman Gök de hazır bulundu.

    Açık tanık Ümit Akbıyık, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Akbıyık, Gök’ü tanıdığını ve Pel Prodüksiyonda çalıştığını iddia etti. Akbıyık, “2020 yılı Temmuz ya da Ağustos ayıydı. Şahısla ilgili bildiğim başka bir şey yoktur” diye kaydetti.

    Gök’ün avukatı Resul Temur, Kemal Kurkut cinayetini bilip bilmediğini tanığa sordu. Akbıyık, bunu basından bildiğini fakat fotoğrafı çekeninin kim olduğunu bilmediğini söyledi.

    Sonrasında söz alan Gazeteci Gök, tanık beyanının gerçeği yansıtmadığını belirtti. 20 yılı aşkın bir süredir gazeteci olduğuna dikkat çeken Gök, “Gazeteciliğimin son 10 yılında çatışmalı alan gazeteciliği yapıyorum. Ben Pel Prodüksiyonu çalışanı değilim, MA çalışanıyım. Savcılığın ortaya koyduğu bütün deliller MA’da yaptığım haberlerdir. Bu bile iddiayı çürütüyor. Buna rağmen Pel Prodüksiyon da bir kez gördüğünü belirtiyor. Ben 2020 yılı Ocak ayında yaralıydım. Buradaki yargılamalara dahi bastonla geldim. Tanığın yanlış söylediği burada bile ortaya çıkmış. 2009 yılında Meclis muhabiriydim. Siirt ve Amed’te Newrozlara gittim. Newroz’da çektiğim fotoğraflar gerekçesiyle tutuklandım ve 8 ay sonra serbest bırakıldım. Bundan ötürü tanığın gerçek bir şey söylediğini sanmıyorum. Ben ilk kez onu burada gördüm. Dosyada bana ait bir ifadesi yoktu. Bu ifadeler savcılık ilk bana gösterdiğinde yoktu. Sonra bu tanığın 5 ifadesinde benim adım geçiyor. Ben yönlendirme altında ifade verdiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “İKTİDAR DİLİYLE GAZETECİLİK YAPILMAZ”

    Abdurrahman Gök, Kemal Kurkut fotoğraflarıyla Diyarbakır Emniyeti’ni boşa çıkardığı için 8 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi. Gök, HTS kayıtlarına da değinerek şöyle devam etti:

    “Gazeteciler kendi aralarında konuşurlar. Birbirleri ile haber sohbeti yapar, başsağlığı diler. Cezaevinde iken bile yaptığım telefon görüşmesi dosyaya eklenmiş. Kobanê Belgeseli suçlama konusu yapılmış. Gazetecinin amacı oradaki hakikati açığa çıkarmaktır. Ben de bunu yaptım. Gazze’de 60’dan fazla gazeteci öldü. İsrail de haber yapan gazetecileri tutukluyor, hedef alıyor. Bir gazeteci iktidarın dili ile gazetecilik yapmaz”

    “KADROLU İTİRAFÇI”

    Ardından söz alan avukat Resul Temur, müvekkilinin Pel Prodüksiyonunda çalışmadığını vurguladı. Temur, “Tanık doğrudan ‘ben Abdurrahman Gök’ün fiiline denk gelmedim’ dedi. Bu sebepten tanığın beyanları kendini kurtarmaya dönük. Beyanları esas almamanızı öneriyoruz” diye konuştu.

    Avukat Mehmet Emin Aktar ise, tanığın polisin kadrolu itirafçısı olduğunu söyledi. Aktar, bu sebeple tanığın beyanlarının esas alınamaması gerektiğini belirtti.

    MLSA avukatı Veysel Ok ise Gök’ün “iktidarı rahatsız ettiği” için yargılandığını söyledi. Pel Prodüksiyon’un legal bir şirket olduğunu vurgulayan Ok, söz konusu suçlamayla prodüksiyonun da illegalize edilmeye çalışıldığını söyledi. Ok, tanık iddialarına işaret ederek, “İlk tanıştığı bir kişiye böyle bir gazetecinin böyle bir şey söylemesi mantığa aykırıdır. Akbıyık, bir itirafçıdır. Yargıtay’a göre itirafçı tanık beyanları tek başına suç teşkil edemez. Kendini kurtarmak için bu iftirayı atar” diye kaydetti.

    MA’ya ilişkin “terörle iltisaklı” iddiasına da değinen Ok, AYM’nin Cemil Uğur kararını hatırlatarak, gazetecinin ajans üzerinden yargılanmayacağını ifade etti. Ok, “Gazetecinin elindeki bitirilememiş haberler, kayıtlar suç olamaz. Buradaki dosyaya baktığımızda asıl sebebin Kemal Kurkut fotoğrafları olduğunu biliyoruz. Kemal Kurkut ve Abdurrahman Gök bir bütündür. Tahliye talep ediyoruz” dedi.

    İddia makamı, tutukluluk süresi göz önünde bulundurulup, tahliye talebinde bulundu. Mahkeme, yurt dışı yasağı şartıyla Abdurrahman Gök hakkında tahliye kararı verdi. Duruşma 12 Mart’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    Diyarbakır’da gazetecilerden açıklama: Meslektaşlarımızı serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen DFG, MKG, DİSK Basın-İş üyesi gazeteciler; tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün özgürlüğünü isteyerek, duruşmalarına katılım ve dayanışma çağrısı yaptılar.

    Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Dicle Müftüoğlu ile MA editörleri Sedat Yılmaz ve Abdurrahman Gök’ün yargılandığı davaların duruşmaları başlıyor.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    DFG, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, gazetecilerin davalarına dair bugün Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’da açıklama yaptı.

    Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen gazeteciler, tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını taşıyarak, “Gazetecilere Özgürlük” sloganı atarak, açıklama yaptı. Kürtçe ve Türkçe okunan açıklamaya HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya destek verdi.

    “DFG Genel Sekreteri Gülşen Koçuk, Türkçe açıklama okudu. Koçuk, gazetecilerin mesleklerini yaptıkları için işkence, gözaltı ve tutuklamayla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, “Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için. Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir” dedi.

    “ARALIK AYINDA 40 GAZETECİ HAKİM KARŞISINA ÇIKIYOR”

    Dünyada iyi gazetecilik yapanların ödüllendirildiğini, herkes tarafından takdir gördüklerini, el üstünde tutulduklarını vurgulayan Koçuk, “Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından ‘En dirençli gazeteci’ ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir” diye belirtti.

    “GAZETECİLER YARGI TACİZİYLE KARŞI KARŞIYA”

    HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da, Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının üzerinden 30 yıl geçtiğine ancak faillerin bulunmadığına işaret ederek, “Bugün de gazeteciler, özgür basın emekçileri yargı taciziyle karşı karşıya. Gazeteciler sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanıp, yargılanıyorlar. Bu baskı Türkiye’deki bütün gazetecileri de etkiliyor. Tüm kamuoyunu özgür basına, ifade özgürlüğüne önem veren gazetecilerin yanında olmaya, anayasayı yok sayan iktidara karşı durmaya davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

     

  • Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    PİRHA-Basın emekçileri, tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz için Ankara’da Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı. 

    Tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve MA Editörü Sedat Yılmaz’ın duruşmaları önümüzdeki hafta başlayacak.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin bir çok ilde basın açıklamaları yapıyor.

    Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılan açıklamaya çok sayıda gazeteci, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcisi katıldı.

    Kurumlar adına basın metnini Turgut Dedeoğlu okudu.

    “MÜCADELE ETMEYİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Ülkede can alıcı sorunların başında basın özgürlüğünün olduğunu söyleyen Dedeoğlu, “Tutuklu gazetecilerin durumu maalesef ki kangrenleşen bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor. İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir” dedi.

    Dedeoğlu, Gazetecilerin özgür çalışma ortamından yoksunluğundan tutalım, bir tweet attı diye derdest edilmesine, sokak gösterilerinde gazetecinin darp edilmesinden yayın organlarının sansürlenmesine kadar neredeyse her alanda gazeteciye yaşam şansı tanınmıyor. Mevzu Kürt gazeteciler ve Özgür Basın olunca baskı dozajı daha da arttırılarak adeta boğdurulmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzerini kapatma uğraşı içerisine girilmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Sadece bu da değil, onların üzerinden bir bütün olarak basın ve medya organlarına gözdağı verilmektedir. Bu nedenle tutuklu arkadaşlarımızla dayanışma göstermeyi ve onların özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeyi öncelikli görevimiz olarak görmekteyiz” diye konuştu.

    “İYİ GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLULAR”

    Dedeoğlu, tutuklu gazetecelerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını hatırlattı. Dedeoğlu, şunları ekledi:

    “Aralık ayının en dikkat çeken davaları da aylardır hapishanede, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı editörleri Sedat Yılmaz ile Abdurrahman Gök’ün görülecek duruşmalarıdır.
    İlk olarak Abdurrahman Gök 5 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 7 Aralık günü ise DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun duruşması yine aynı mahkemede görülecek. Son olarak Sedat Yılmaz 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
    Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için… Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir.
    Oysa ki dünyada iyi gazetecilik yapanlar ödüllendirilir, herkes tarafından takdir görürler, el üstünde tutulurlar. Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından “En dirençli gazeteci” ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir.”

    “HERKESİ DİYARBAKIR CEZAEVİNE BEKLİYORUZ”

    “Basına yönelik bu baskıların son bulmasını istiyoruz” diyen Dedeoğlu, halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler olarak, bu kötü gidişatı kabul etmiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını, basın ve medya organlarının baskı altına alınmasını, sansürlenmesini, susturulmasını reddediyoruz. Gazetecilerin sefalet koşullarına mahkûm edilip, bu yetmezmiş gibi işsiz bırakılmasını derin bir sömürü olarak değerlendiriyoruz. Kamuoyunda “Sansür yasası” olarak bilinen “Dezenformasyon yasası” gibi kanuni düzenlemelerle sansürün hayatın her alanına hâkim kılınmasını istibdat rejimlerinin bir yöntemi olarak görüyoruz. Tüm bunları reddederken, öncelikli olarak gazetecilere özgürlük talep ediyoruz. Belirttiğimiz tarihlerde duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için de başta gazeteci meslektaşlarımız olmak üzere, ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri ile tüm demokratik kurum, kuruluş ve kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulunuyor, herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Tutuklu gazeteci Abdurahman Gök, ödülünü cezaevindeki gazetecilere adadı

    Tutuklu gazeteci Abdurahman Gök, ödülünü cezaevindeki gazetecilere adadı

    PİRHA- Musa Anter Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri kapsamında, Türkçe haber kategorisinde birincilik ödülünü alan tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök, ödülünü tüm tutuklu gazetecilere adayarak, “Özgürlüğünden yoksun bırakılma riskine rağmen hiçbir şekilde hakikatten ve vicdanlarından ödün vermeyen herkese selam olsun” mesajını paylaştı.

    Musa Anter Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, Türkçe haber kategorisinde birincilik ödülünü, İran’da Mahsa Amini’nin katledilişinin ardından başlayan “Jin jiyan azadî” hareketini dünyaya yayan “Rojhilat ve İran’dayım: Yeni bir İran umudu” haberiyle alan Mezopotamya Ajansı’nın tutuklu editörü Abdurrahman Gök, bir mesaj yayınladı.

    Tutuklu bulunduğu Diyarbakır Cezaevi’nden mesaj gönderen Gök, haberini seçen jüri üyelerine teşekkür etti ve ödülünü adını sıraladığı tutuklu gazetecilerin şahsında tüm tutuklu gazetecilere adadı.

    “HAKİKATTEN ÖDÜN VERMEYEN HERKESE SELAM OLSUN”

    Gök’ün gönderdiği mesaj şöyle:

    “Mahza Jina Emini’nin 13 Eylül 2022’de Tahran’da polis tarafından öldürülmesinden sonra tam Tahran’a yayılan eylemleri takip etmek için gittiğim İran ve Rojhilat kentlerinde yaptığım gözlemler sonucu hazırladığım yazı dizisini ödüle layık gören jüri üyelerine teşekkür ederim.

    Bu ödülü özgürlüklerinden yoksun bırakılmak pahasına Jina’nın ölümünü kamuoyuna duyurdukları için tutuklanan İranlı gazeteciler Nilufer Hamedi ve Elahe Mohammedi’ye, benim gibi tutuklu gazeteci arkadaşlarım Sedat Yılmaz, Dicle Müftüoğlu, Mehmet Şah Oruç, Fırat Can Arslan ve Merdan Yanardağ şahsında tutuklu gazetecilere adıyorum. Özgürlüğünden yoksun bırakılma riskine rağmen hiçbir şekilde hakikatten ve vicdanlarından ödün vermeyen herkese selam olsun.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök tahliye edilmedi-VİDEO

    Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök tahliye edilmedi-VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Abdurrahman Gök hakkındaki davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme, tutukluluğun devamına karar vererek duruşmayı 5 Aralık’a ertelendi. Mahkemede konuşan Gök, “İçeride de dışarıda da olsam gazetecilik yapmaya devam edeceğim” dedi. 

    Diyarbakır’da 25 Nisan’da yapılan ev baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesi adliye binası önünde açıklama yapıldı. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) öncülüğünde yapılan açıklamaya, gazeteciler ve Gök’ün yakınlarının yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Serhat Eren, Cengiz Çandar ve Meral Danış Beştaş, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    “GAZETECİLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL”

    DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, bugün hem Abdurrahman Gök hem de tutuklu gazeteci Mehmet Şah Oruç’un duruşmasının olduğuna işaret ederek, “2 arkadaşımızın iddianamesine göz attığımızda gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklı yargılanıyor. Aslında yine burada gazetecilik yargılanıyor. Gazeteci arkadaşlarımızın işlediği suç olmadığını hepimiz biliyoruz. Bunu kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımız bir an önce serbest bırakılmalılar. Onların yeri cezaevi değil. Onların burada haber takip etmesi gerekiyor. Gazeteciler susmayacak. Gazeteciler yazmaya devam edecek” dedi.

    MKGP: GAZETECİLİK YARGILANAMAZ

    Gazeteci Gök’ün Amed Newroz’un da polisler tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un cinayeti nedeniyle hedef alındığını aktaran MKGP Sözcüsü Roza Metina, “Gazetecilik yargılanamaz. Gazetecilerin yargılanması uluslararası anlaşmalara göre de suçtur. Onlar hiçbir zaman işkence ve tutuklamalarla sesimizi kısamazlar” diye konuştu.

    “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TÜRKİYE’DE AYAKLAR ALTINDA

    Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar, “Basın özgürlüğü Türkiye’de ayaklar altında. İçerde yargılanan bir gazeteci ama burası polislerden, helikopterlerden geçilmiyor. Türkiye bu hali ile Avrupa Birliği’ne bir adım dahi atamaz. Bunlar sona ermeden asla Türkiye’ye demokrasi gelmeyecek. Herkes de biliyor Kemal Kurkut’un intikamı alınıyor Gök’ten. Bizim tek istediğimiz onun özgürlüğüdür” şeklinde konuştu.

    Çandar’ın ardından konuşan CHP Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, “Bu coğrafyada Musa Anter’in çocukları, kardeşleri hakikat mücadelesinden hiç vazgeçmediler” dedi. Tanrıkulu, “Sizler olmasaydınız, Roboski ve Ceylan Önkol olayı bu kadar çıplaklığıyla ortada olmazdı. Yine 12 kurşunla öldürülen Uğur’un ölümü bu kadar çıplaklıkla gözümüzün önünde olmazdı. Bu bedel neyse hep beraber ödüyoruz, ödemeye de devam edeceğiz. Ama bunun sonunda bilin ki, özgürlük, barış ve adalete kavuşacağız” ifadelerine yer verdi.

    Ardından geçilen duruşmada söz alan Gök, “Bence bu davasın asıl motivasyon noktası üzeri açıkken öldürülen Kemal Kurkut’u çektiğim fotoğraflardır. Bu fotoğraflarla polislere açılan davanın baskısı var. Bunun dışında bir şey demiyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti Gök’ün tutukluluk halinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 5 Aralık 2023 olarka açıkladı.

    PİRHA/DİYARBAKIR
  • Kemal Kurkut’un katledilme anını çekmişti; Gazeteci Gök’e hapis cezası

    Kemal Kurkut’un katledilme anını çekmişti; Gazeteci Gök’e hapis cezası

    Kemal Kurkut’un katledilme anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’e 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi. 
    Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberine göre; Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un öldürülme anını fotoğraflayan Gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gök’e, 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verildi.
    (HABER MERKEZİ)
  • Kemal Kurkut’un öldürüldüğü anı çeken Gazeteci Gök’ün duruşması yine ertelendi

    Kemal Kurkut’un öldürüldüğü anı çeken Gazeteci Gök’ün duruşması yine ertelendi

    PİRHA- Diyarbakır’da 2017 Newroz kutlamaları sırasında Kemal Kurkut’un yaşamını yitirdiği olayı fotoğraflayan Gazeteci Abdurrahman Gök’ün yargılandığı dava görüldü. Bir sonraki duruşma 30 Eylül’e ertelendi.

    Diyarbakır’da 2017 Newroz kutlamaları sırasında Kemal Kurkut’un polis tarafından öldürülmesini fotoğraflayan Gazeteci Abdurrahman Gök’ün “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşması görüldü.

    Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, dosyaya konan “Sabır” kod adlı gizli tanığın, polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un örgüt üyesi olduğu ve Gök’ün Kandil’den aldığı talimatla haber yazdığı, fotoğraf çektiği yönündeki iddiaları Gök’e soruldu.

    Gizli tanığın beyanlarını kabul etmeyen ve beyanlarının doğruluğunu “sıfır” olarak niteleyen Gök, “Gizli tanığın ifadesine göre ben Kemal Kurkut’un fotoğrafını talimatla çekmişim. Sanki ben Kemal’le, polis onu öldürürken fotoğraf çekmek için anlaşmışım gibi bir ifade var. Gizli tanığın söylediği doğru değil” dedi.

    Gök’ün avukatı Mehmet Emin Aktar, “Bu bir husumet davasıdır” derken, Avukat Resul Tamur da, gizli tanık “Sabır”ın gazeteci Semiha Alankuş hakkında da benzer beyanlarda bulunduğunu, Alankuş’un yargılandığı Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat ettirildiğini vurgulayarak, gizli tanığın ifadelerinin hükme esas alınmamasını istedi. Tamur, Alankuş’un beraat kararını mahkemeye sundu.

    Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlamak için dosyanın kendisine gönderilmesi talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 30 Eylül’e erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    Kemal Kurkut, 21 Mart 2017 yılında Nevruz kutlamaları için gittiği Diyarbakır’da polis kurşunuyla öldürüldü. Kemal Kurkut’u öldüren polis memuru yargılandığı davada beraat ederken, Kurkut’un vurulma anını görüntüleyen gazeteci Abdurrahman Gök, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

    (HABER MERKEZİ)