Etiket: ABF

  • 21 Haziran Pazar günü 17.30’da ’33 Yıl 33 Can’ şiarıyla anmalar yapılacak-VİDEO

    21 Haziran Pazar günü 17.30’da ’33 Yıl 33 Can’ şiarıyla anmalar yapılacak-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumlarının öncülüğünde 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı nedeniyle Türkiye’de ve Avrupa’nın bir çok kentinde 21 Haziran Pazar günü 17.30’da anma gerçekleştirilecek. Anmalara katılım çağrısında bulunan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Sende bağlamanı al gel” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin gerici bir güruh tarafından ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en karanlık katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan Madımak Katliamı’nın 33. yılı yaklaşırken, Alevi kurumlarının da anma programları devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi ve Alevi kurumları 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 33. Yılında Türkiye’de ve Avrupa’nın birçok kentinde anma programı düzenleniyor.

    Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere İzmir, Ankara, Antalya, Balıkesir gibi yerlerde eş zamanlı olarak 21 Haziran Pazar günü 17.30’da “33 Yıl 33 Can” şiarıyla anma yapacak.

    2 Temmuz’da ise Sivas’ta PSAKD Sivas Şubesi ve HBVAKV Cemevi önünde bir araya gelerek anma programı yapılacak.

    Anmalara katılım çağrısında bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Türkiye’nin bir çok merkezinde yapılan “33 Yıl 33 Can” anmalarına dikkat çekerek, İstanbul’da yapılacak anmaya herkesi bağlamayla katılmasını istedi.

    İSTANBUL’DA KADIKÖY RIHTIM 

    İstanbul’da Süreyya Operası’da toplanma Kadıköy Rıhtımda basın açıklaması yapılacak.

    İZMİR’DE KARŞIYAKA

    İzmir’de Karşıyaka İZBAN önünde bir araya gelerek Karşıyaka Çarşıya yürüyecek ve basın açıklaması yapılacak.

    ANTALYA’DA ATALOS MEYDANI

    Antalya’da Kapalı yol Halk bankasının önünde toplanıp bağlamalarla Atalos Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

    Avrupa’nın birçok kentinde de aynı tarih ve saatte anma yapılacak.

     

     

  • ABF: Kerbela yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin adıdır!

    ABF: Kerbela yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin adıdır!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkan Kurulu, Masum-u Paklar ve Muharrem Yas Orucu dolayısıyla yayımladığı açıklamada, Kerbela’nın Aleviler için yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin ve ikrara bağlılığın sembolü olduğunu vurguladı. Açıklamada, Dersim’den Sivas’a, Çorum’dan Suriye’ye kadar Alevilere yönelik katliamların Kerbela’nın devamı niteliğinde olduğu belirtildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, 13-15 Haziran tarihleri arasında tutulacak Masum-u Paklar Orucu ile 16-27 Haziran tarihleri arasındaki Muharrem Yas Orucu nedeniyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Kerbela’nın Alevi inancındaki yeri hatırlatılarak, matem günlerinin yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamı anmak değil, hakikatin ve adaletin yanında durma iradesini güçlendirmek anlamına geldiği ifade edildi.

    Açıklamada, Kerbela’nın Aleviler için bir yaşam öğretisi olduğu vurgulanarak, “Şah Hüseyin’in ve Zeynep Ana’nın Kerbela’da gösterdiği direniş; zalimin karşısında baş eğmeden, biat etmeden yolundan ve ikrarından dönmemenin öğretisidir” denildi.

    “ORUCUMUZ ZALİME KARŞI DURUŞUN SEMBOLÜDÜR”

    Muharrem Matem Orucu’nun yalnızca dini bir ibadet olmadığı belirtilen açıklamada, orucun aynı zamanda zulme karşı duruşun ve hakikate bağlılığın ifadesi olduğu kaydedildi.

    Yol Erkan Kurulu açıklamasında, “Orucumuz aç kalmaktan öte, Şah Hüseyin’in bendesi olduğumuzun ve zalimin karşısında durduğumuzun nişanesidir. Çünkü her çağın Yezitleri ve her çağın Hüseyinleri vardır” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN BELLEĞİNDE YENİ KERBELALAR VAR”

    Açıklamada, Muharrem ayının aynı zamanda Alevi toplumunun hafızasında derin izler bırakan katliamların yıl dönümlerine denk geldiğine dikkat çekildi. 6-16 Haziran 1966’da yaşanan Ortaca saldırıları, Çorum Katliamı ve 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı hatırlatılarak, bu olayların Alevilerin ortak hafızasında Kerbela ile aynı direniş ve acı hattında değerlendirildiği ifade edildi.

    “Dersim, Koçgiri, Ortaca, Maraş, Çorum, Malatya, Madımak, Gazi, Gezi ve Suriye; Alevilerin belleğinde yeni bir Kerbela’dır” denilen açıklamada, bu katliamların yüzyıllar geçmesine rağmen Yezit zihniyetinin sürdüğünün göstergesi olduğu belirtildi.

    “SURİYE’DE YAŞANANLAR DA KERBELA’NIN DEVAMIDIR”

    ABF Yol Erkan Kurulu, Anadolu’da geçmişte yaşanan katliamlarla bugün Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar arasında tarihsel bir süreklilik bulunduğunu savundu.

    Açıklamada, “Anadolu’da Alevilere yaşatılan katliamlar da bugün Suriye Alevileri’ne yaşatılanlar da Kerbela’da Şah Hüseyin ve ailesine yaşatılanların devamıdır. Yezit aynı Yezit’tir. Bunun karşısında Hüseyin ve Zeynep Ana gibi durmak gerekir” ifadeleri kullanıldı.

    MUHARREM BOYUNCA ANMALAR DÜZENLENECEK

    Federasyon, bu yıl Muharrem Yas Orucu süresince yalnızca Kerbela şehitlerinin değil, yakın dönemde yaşamını yitiren ve Alevi toplumunun hafızasında yer eden isimlerin de anılacağını duyurdu.

    Açıklamada, “Mersiyelerimiz Ali Asker için de yakılacak, Koray Kaya için de. Su yolunda şehit olan Celal Abbas’ın yasını da çekeceğiz, elinde kınası kalan Kasım ile Fadime’nin de, Çorum’da fırına atılan Veli Dede’nin de” denildi.

    Yol Erkan Kurulu, açıklamasını “Her zulmün karşısında Şah Hüseyin’den ve Zeynep Ana’dan aldığımız onurlu duruşu terk etmeden, Şah Kalender’in direnciyle duracağız” sözleriyle tamamlayarak, tutulan oruçların ve çekilen yasların Hak katında kabul olmasını diledi.

    HABER MERKEZİ

  • ABF’den “Mutlak Butlan” kararına tepki: Demokrasiye müdahale

    ABF’den “Mutlak Butlan” kararına tepki: Demokrasiye müdahale

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, mahkemenin verdiği “Mutlak Butlan” kararını “demokratik siyasete açık bir yargı darbesi” olarak değerlendirdi. Açıklamada, halk iradesinin yargı eliyle hedef alındığı vurgulandı.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultayları için “mutlak butlan” ve Özgür Özel yönetimine yönelik “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı verdi.

    Mutlak butlan, bir hukuki işlemin baştan itibaren “yok hükmünde” sayılması anlamına geliyor. Kamu düzenine veya emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu değerlendirilen işlemler, mutlak butlan gerekçesiyle geçersiz kabul edilebiliyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), mahkeme tarafından verilen “Mutlak Butlan” kararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Federasyon, kararı demokratik siyasete yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirdi.

    “HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR”

    Açıklamada, Yüksek Seçim Kurulu tarafından kesinleştirilen bir kurultayın daha sonra mahkeme kararıyla hükümsüz hale getirilmesinin, seçim hukukunun temel ilkelerini yok saydığı ifade edildi. Bu durumun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal bir müdahale olduğu belirtildi.

    Federasyon, sandıkta ortaya çıkan halk iradesinin yargı eliyle tartışmalı hale getirilmesinin demokratik değerlere zarar verdiğini vurguladı.

    “DEMOKRATİK SİYASET HEDEF ALINIYOR”

    ABF açıklamasında, yargının bağımsızlığını tasfiye eden anlayışın yalnızca muhalefeti değil, Türkiye’nin toplumsal barışını ve ortak yaşam umudunu da hedef aldığı kaydedildi.

    Verilen kararın Türkiye’nin demokrasi ile otokrasi arasındaki tercihinin bir göstergesi olduğu belirtilirken, asıl amacın muhalefeti parçalamak ve iç çekişmelere sürüklemek olduğu savunuldu.

    “GERÇEK DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’nin ihtiyacının, hukukun üstünlüğüne, eşit yurttaşlığa, özgürlüğe ve adalete dayalı gerçek bir demokrasi olduğu ifade edilen açıklamada, laiklikten, eşitlikten ve halk iradesinden yana olan tüm toplumsal kesimlerle dayanışmanın sürdürüleceği belirtildi.

    ABF, CHP’ye yönelik hukuki müdahaleyi de bu çerçevede değerlendirdiklerini ifade ederek, demokratik siyaseti hedef alan her türlü girişimin karşısında olduklarını kamuoyuna duyurdu.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun!’-VİDEO

    ‘Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun!’-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere özelde de kadınlara dönük saldırılara karşı uluslararası güçlerin sessizliğine tepki göstererek, “Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun” çağrısında bulundu.

    HTŞ’nin Suriye’de Alevilere, kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik saldırıları sürüyor. Son olarak Betül Süleyman Alluş adlı kadın HTŞ’liler tarafından kaçırıldı.

    Türkiye’nin bir çok kentinde sokağa çıkan Alevi ve kadın kurumları Betül Süleyman Alluş’un serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesini istedi.

    Ajansımıza konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara dair ajansımıza konuştu.

    “SALDIRILARA SESSİZ KALAN BİR AB İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, selefi grupların kadınlara saldırısının münferit olmadığını, yıllardır kadınların kaçırılıp, köle pazarlarında satıldığını belirtti.

    Suriye’de HTŞ’nin iktidara gelmesiyle beraber Alevilere özelde de kadınlara saldırıların arttığını vurgulayarak, “HTŞ iktidarı, uluslararası emperyal güçlerin Suriye politikasındaki bir araç aracı halinde getirildi. Dolayısıyla onu besleyip orada koruma görevini de üstlenen bu ülkeler oradaki politikalarına karşı sessiz ve duyarsız kalması onlar açısından doğaldır. Kadınlara yönelik taciz, tecavüz, kaçırma, Alevilere yapılan soykırıma varan politikaları onları çok da ilgilendirmiyor. Saldırılara sessiz kalan bir AB ile karşı karşıyayız” dedi.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINI DURDURUN”

    Türkiye’nin Alevilere yönelik saldırılara karşı bir politika üretmediğini vurgulayan Karakaya, şunları dile getirdi:

    “Bu da Türkiye’de yaşayan biz Alevilerin gururuna ve onuruna okunan birşeydir. Dolayısıyla bizdeki bu duygu kırılmasını yaşatmamaları gerekir. Biz ülkemizde ve Orta Doğu’da halkların, inançların eşit ve özgür bir şekilde barış içinde yaşamasını savunan bir inancı sahibiz. Dolayısıyla bu coğrafyada birlikte yaşayacaksak herkesin kendi inancıyla, kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olmasını savunuyoruz. Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun.

    Türkiye’de de biz aynı şeyi yaşıyoruz. Yani kültürel anlamda, inanç anlamda biz kendimizi ifade edemiyoruz. Halen yasaklı bir inanç halindeyiz. Ve dolayısıyla bu coğrafyada barış isteniyorsa eşit ve özgür koşullarda yaşamak istiyorsak bunun gereği neyse o yapılmalı.”

    “KAÇIRILMALARI MEŞRULAŞTIRIYORLAR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz de, Colani rejiminin tek adam rejime dönüştüğünden beri Suriye’de yaşayan hem Alevi hem de Alevi olmayan diğer farklı inançlardan hatta seküler Sinnilerden de olan kadınlara  ciddi bir yönelim içinde girdiğini söyledi.

    Saldırıların kaçırmalar, tecavüzler, şiddet boyutuyla artarak devam ettiğine dikkat çeken Deniz, “İlk defa Betül olayında Suriye hükümeti kaçırılan bir kadını kabul etti ve bunun da aslında kendisinin kaçırılmadığını, kendi isteğiyle İslam’a sığındığını dile getirerek orada kadınlara yönelik yeni bir dönemi başlattı. Bu baskı döneminde kadınları etkilemek, bu yolla da onların yaşam hakkını gasp etmeye çalışmak hem de kaçırılmaları meşrulaştırmak üzerine bir kurguları var” diye belirtti.

    “ULUSLARARASI GÜÇLER ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTTIRMALIYIZ”

    Bu kurguların boşa çıkartmak için uluslararası kuruluşların baskı yapması gerektiğinin altını çizen Deniz, şunları ifade etti:

    “Bu yeni yönteme hiçbir Suriyelinin alışmaması gerekiyor. Sadece Aleviler değil Alevi olmayan diğer kadınların da bundan mağduriyet duymaması adına ciddi bir çalışma yapmak gerekiyor. Uluslararası güçler Suriye’yi paylaşım üzerine kendilerini ayarladıkları için oradaki ranttan kaynaklı birçok şeyi görmezden geldiler.

    Bizler bir buçuk yıldır çeşitli raporlar hazırlamamıza rağmen dünyanın çeşitli dillerinde hazırladığımız raporları Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Parlamentosu’na, çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlığı’na, Türkiye’deki yetkililere vermemize rağmen orada yaşananlara dair hepsi gözünü kulağını kapatmış durumda. Çünkü ortada bir rant var. Suriye’nin paylaşımı var ve oradan neler koparırız adına uluslararası güçler olaya müdahale etmiyor. Sadece kamuoyu baskısı arttığında müdahale ediyormuş gibi görünüm oluşsa da aslında bugünkü yaşadığımız örnekler halen şunu gösteriyor. Oradaki HTŞ terör örgütü unsurları, halklara terör estirmeye devam ediyor. Bugünden sonra kadın hareketinin ya da Alevi hareketinin uluslararası güçlere yapacağı bir baskı belki HTŞ hükümetinin geri adım atmasına da neden olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ABF Yol Erkân Kurulu: Düzgün Baba Alevi toplumunun niyaz kapısıdır!

    ABF Yol Erkân Kurulu: Düzgün Baba Alevi toplumunun niyaz kapısıdır!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkân Kurulu, Düzgün Baba Ziyareti’nin, kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edilmesine tepki göstererek, “Düzgün Baba yalnızca Dersim’in değil, tüm Alevi toplumunun niyaz kapısıdır. Bu kapıya sahip çıkmak; yolumuza, erkânımıza ve inancımıza sahip çıkmaktır” dedi.

    Rêya Heq Alevi inancının önemli mekanlarından Düzgün Baba’da, “Nınga Düldülü” olarak bilinen ve Düzgün Baba’nın atının ayak izlerini taşıdığına inanılan kutsal nişaneler ile ziyarette bulunan mağaranın iç kısmının kazılarla tahrip edildi.

    Nişanelerin kazılmasına Dersim halkı ve Alevi kurumları sert tepki gösterirken, aralarında köy muhtarının da bulunduğu 4 kişi yakalandı.

    “DÜZGÜN BABA YALNIZCA TAŞIN, AĞACIN YA DA TOPRAĞIN BULUNDUĞU BİR ALAN DEĞİLDİR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkân Kurulu, Düzgün Baba Ziyareti’nin, kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edilmesine tepki göstererek, Alevi toplumunun gönül telini incitildiği belirtildi.

    Düzgün Baba Ziyareti’nin, herhangi bir coğrafi alan, tarihî kalıntı ya da rant kapısına konu olabilecek bir mekân olmadını belirten ABF Yol Erkân Kurulu, “Düzgün Baba, Dersim Aleviliği’nin inanç dünyasında, Hakk’a açılan murat kapısının sembolüdür. Orası yalnızca taşın, ağacın ya da toprağın bulunduğu bir alan değil; canlı cansız cümlesinin bir nesneden olduğu, canların yüz yıllardır lokmasını paylaştığı, niyetini yakardığı, derdini sır ettiği ziyaretgâhımızdır” dedi.

    Definecilik adı altında yürütülen talan ve tahribatın; yalnızca Alevi inancına karşı işlenmiş bir suç olmadığını vurgulayan Yol Erkân Kurulu, aynı zamanda doğaya karşı da işlenmiş bir suç olduğunu ifade etti.

    “HEM YAŞAM ALANLARIMIZA, HEM DE İNANÇ MİRASIMIZA YÖNELİK BİR SALDIRIDIR”

    Yol Erkân Kurulu, yaptığı açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Ziyaretlerimizdeki “gizli hazine”, sizin nefsinize hizmet eden bir maden değil; kalbimize işlenmiş manevi bir sır ve murat kapısıdır. Düzgün Baba mekânı, Mürşitlerimizden Pirlerimize ve Analarımıza, yolumuzun Taliplerinden gelecek kuşaklara aktarılan bir emanettir. Düzgün Baba’ya uzanan her hoyrat el; Dersim’e ve Alevi toplumunun gönlündeki maneviyata uzanmış demektir. Özellikle son yıllarda kutsal ziyaret alanlarına yönelik definecilik faaliyetleri ve maden sahası çalışmaları, ciddi bir tehdit hâline gelmiştir. Bu durum, hem yaşam alanlarımıza, hem de inanç mirasımıza yönelik bir saldırıdır.

    BU KAPIYA SAHİP ÇIKMAK; YOLUMUZA, ERKÂNIMIZA VE İNANCIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR

    Bizler; kutsal ziyaretlerimize, ocaklarımıza ve dergâhlarımıza yönelen hiçbir saldırıyı sıradanlaştırmayacağımızı, inanç mekânlarımızın talan edilmesine sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Düzgün Baba yalnızca Dersim’in değil, tüm Alevi toplumunun niyaz kapısıdır. Bu kapıya sahip çıkmak; yolumuza, erkânımıza ve inancımıza sahip çıkmaktır. Düzgün Baba’ya yönelik saldırı girişimine ilişkin soruşturmayı yakından takip edeceğimizin ve hukuki sürece müdahil olacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Düzgün Baba, temiz gönüllerin dilde dileklerini, gönülde muratlarını kabul eylesin.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi kadınlar: Dünyada Yezidler varsa, Zeynepler de var! -VİDEO

    Alevi kadınlar: Dünyada Yezidler varsa, Zeynepler de var! -VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ana Sevim Yalıncakoğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri İstabul Şube Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Suriye’de Alevilere, özelde de kadınlara yaşatılanları kabul etmediklerini belirterek, “Dünya kamuoyu sessiz kaldıkça zulüm büyüyor. Zalimler bilsinki dünyada Yezidler varsa, Zeynepler de var” dedi.

    HTŞ’nin Suriye’de Alevilere, kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik saldırıları sürüyor. Son olarak Betül Süleyman Alluş adlı kadın HTŞ’liler tarafından kaçırıldı.

    Türkiye’nin bir çok kentinde sokağa çıkan Alevi ve kadın kurumları Betül Süleyman Alluş’un serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesini istedi.

    Ajansımıza konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ana Sevim Yalıncakoğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstabul Şube Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Suriye’de Alevilere özelde de kadınlara yaşatılanları kabul etmediklerini belirtti.

    “ALEVİ KADINLARI CARİYE PAZARLARINDA SATILIYOR”

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Ana Sevim Yalıncakoğlu, öncelikle Suriye’deki Alevi kadınların yaşadığı zulüm, işkence ve  nitelikli cinsel şiddetin 2013 yılından itibaren sürdüğünü vurgulayarak, “HTŞ çeteleri Suriye rejimini ele geçirdiği andan itibaren Alevilere yönelik çok sistematik bir saldırı başladı. 2025 Mart ayından itibaren sürekli kadınları kaçırıp Selefi çetelerin cariyesi haline getiriyorlar ve İdlib’de bir cariye pazarında satıyorlar” dedi.

    “DÜNYADA YEZİDLER VARSA, ZEYNEPLER DE VAR” 

    Zulmü yükselten unsurun başta Türkiye olmak üzere tüm dünya halklarının sessiz kalışı olduğunu dile getiren Sevim Yalıncakoğlu, şunları ifade etti:

    “Eli kanlı bir katil olan Colani kravat taktıktan sonra neredeyse bir barış elçisi ilan edildi. Saldırılarda böylece arttı.Çünkü suçluların cezasız kalacağını düşünüyorlar. En son Betül’ün kaçırılmasında da gördüğümüz gibi ve işin daha acı bir tarafı bunun yani Betül’ün hem kaçırıyorlar hem de Betül kendi isteğiyle geldi diyorlar. Betül’ün kaçırıldığına, cari olarak tutulduğuna ve nitelikli cinsel saldırıya sistematik şekilde uğradığına çok eminim. Betül’ün de aslında bakışlarından biz bunu yakalıyoruz. Ne kadar büyük bir hüzünle ve korkuyla bakıyor.

    Şunu söyleyelim ki dünyada evet çok zalimler var ama çok ses çıkaranlar da var. Suriye’de katledilen, soykırıma uğrayan Alevi halkı asla yalnız değil. Biz Türkiye Alevileri olarak, Avrupa Alevileri olarak her zaman yanlarında olacağız ve onların sesine ses olacağız. Dünyada Yezidler varsa, Zeynepler de var.”

    “SALDIRILARI DURDURUN”

    DAD İstabul Şube Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz ise, Suriye’deki saldırılara karşı uluslararası güçleri ve insan hakları örgütlerini görevlerini yapmaya çağırdı.

    Mevhibe Akdeniz, Dersim Katliamı’nda yaşatılanlarla, Suriye’de kadınlara yaşatılanın aynı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Bugün Dersim’in kızları neyse, Koçgiri’nin kızları neyse, onlar nasıl kayıplarsa ve bizim yaramızsa bugün Suriye’de Alevi kadınlara aynısı yaşatılıyor. Suriye’deki kadınlar da aynı şekilde bizim yaramızdır. Bu saldırılar karşısında bir an önce insan hakları örgütlerinin harekete geçmesini ve gereğinin yapılmasını istiyoruz.

    Kültürümüzün, inancımızın ve bizlerin tanınmasını istiyoruz. Yani bizim kimliklerimiz, inançlarımız yüzyıllardır vardı. Var olmaya da devam edecek. Suriye’de ve ülkemizde yaşanan bu baskı ve zulme karşı herkesi duyarlı olmaya davet ediyoruz. Kadınlarımız, çocuklarımız, bütün Alevi halkının kültürüne sahip çıkılması ve tanınması yönünde kamuoyu oluşmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    PİRHA- Düztepe Cemevi’nde bir araya gelen Alevi kurumları ve yöre dernekleri, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin yıl dönümünde Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne tepki gösterdi. Yapılan ortak basın açıklamasında ayrıca 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan anılırken, Hıdırellez bayramı vesilesiyle barış ve kardeşlik mesajları verildi.

    Alevilerin yoğun katılım gösterdiği açıklamaya; Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Tilkiler Köyü Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği ile Adıyaman Balyanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    “DERSİM’DEKİ TOPLANTI AÇIK BİR ASİMİLASYON GİRİŞİMİDİR”

    Açıklamada ilk sözü alan ABF Genel Başkan Yardımcısı Bülent İlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”nin zamanlamasına ve içeriğine dikkat çekti. İlik, şunları kaydetti:

    “4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından, Dersim’de düzenlenen ‘Dedeler Zirvesi’ toplantısı açık bir asimilasyon toplantısıdır. 4 Mayıs tarihi, Dersim halkı ve Aleviler için kara bir gündür. Bu tarihin seçilmesi bir rastlantı değildir. Dersim coğrafyası özel olarak hedef alınmıştır. Alevilerin tarihsel, inançsal ve kültürel olarak yoğun yaşadığı bu coğrafyada yapılmak istenen söz konusu toplantı; Aleviliği devlet eliyle tanımlama, yönlendirme ve dönüştürme çabasının bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Alevi inancının özüne aykırıdır ve açık bir asimilasyon girişimidir.”

    İlik, Aleviliğin bürokratik müdahalelerle şekillendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Alevilik; Ocaklarıyla, Mürşitleriyle, Pirleriyle, Talipleriyle ve kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur. Alevi toplumunun iradesi yok sayılarak planlanan bu tür toplantılar meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELE MİRASI YOL GÖSTERİYOR”

    Dersim Katliamı anmasının ardından, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Türkiye Devrimci Hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da unutulmadı. Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu, “Üç Fidan”ın bağımsızlık mücadelesinin önemine değindi:

    “Denizler; baskıya, sömürüye ve emperyalizme karşı halkın geleceğini savundukları için idam edildi. Türkiye’nin yakın tarihi göstermiştir ki baskıyla, idamlarla ve yasaklarla halkın özgürlük mücadelesi durdurulamamıştır. Denizlerin uğruna mücadele ettiği eşit, demokratik ve bağımsız bir ülke özlemi bugün de güncelliğini korumaktadır. Bugün de gençlerin geleceksizlikle karşı karşıya bırakıldığı, emeğin değersizleştirildiği bir dönemde; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın bıraktığı mücadele mirası yol göstermeye devam etmektedir.”

    HIDIRELLEZ MESAJI: HIZIRI BEKLEME HIZIR OL

    Açıklamanın sonunda AKD Genel Merkez Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Özdemir, Hıdırellez bayramına dair bir açıklama yaparak doğa ve insan sevgisine vurgu yaptı. Özdemir, Hıdırellez’in Alevi inancındaki yerini şu sözlerle özetledi:

    “Alevi yol ve erkânında Hızır; darda olanın yoldaşı, umudun taşıyıcısı ve hakikatin rehberidir. Hızır’ı idrak etmiş her can içindeki iyiliği harekete geçirerek yaşamda ‘Hızır’ı bekleme, Hızır ol’ anlayışıyla vücut bulan düsturu ilke edinir. Çünkü biliriz ki; dara düşene el uzatan, lokmasını paylaşan, adaletin ve hakkın yanında duran her can, Hızır’ın kendisidir. Hıdırellezin özü paylaşmaktır. Lokmanın bölüşüldüğü, dileklerin ortak edildiği bu anlamlı gün; birlik olmanın, rızalıkla yaşamanın ve kardeşliği büyütmenin ifadesidir.”

    Basın açıklaması, asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısıyla sona erdi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

  • ABF: Dedeler zirvesi meşru değildir!

    ABF: Dedeler zirvesi meşru değildir!

    PİRHA-  Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenmesi planlanan “Dedeler Zirvesi” toplantısına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Toplantıyı “açık bir asimilasyon girişimi” olarak nitelendiren ABF, “Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan” mesajını verdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde gerçekleştirilecek olan “Dedeler Zirvesi”ne ilişkin  bir açıklama yayımladı. Açıklamada, toplantının zamanlamasına ve amacına dikkat çekilerek, Aleviliğin devlet eliyle dönüştürülmek istendiği vurgulandı.

    “4 MAYIS TARİHİ BİR RASTLANTI DEĞİLDİR”

    Toplantı için seçilen tarihin Dersim halkı ve Aleviler için “kara bir gün” olduğunu belirten Federasyon, şu ifadeleri kullandı:

    “4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenecek olan ‘Dedeler Zirvesi’ toplantısı açık bir asimilasyon toplantısıdır. Bu tarihin seçilmesi bir rastlantı değildir. Dersim coğrafyası özel olarak hedef alınmıştır.”

    “ALEVİLİK BÜROKRATİK KURUMLARLA ŞEKİLLENDİRİLEMEZ”

    Aleviliğin kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yolu olduğuna değinilen açıklamada, devlet kurumları üzerinden yapılan müdahaleler reddedildi:

    “Alevilik; Ocaklarıyla, Mürşitleriyle, Pirleriyle, Talipleriyle ve kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur. Bu yol, hiçbir bürokratik kurumun müdahalesiyle şekillendirilemez. Alevi toplumunun iradesi yok sayılarak planlanan bu tür toplantılar, meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez.”

    Alevi Bektaşi Federasyonu tüm Alevi toplumunu bu sürece karşı durmaya davet ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

    “Aleviliği, devlet kurumları üzerinden yeniden tanımlama girişimlerini reddediyoruz. Alevi toplumunun rızası dışında atılan adımları tanımıyoruz. Tüm canlarımızı bu sürece karşı ortak bir duruş sergilemeye çağırıyoruz. İnanıyoruz ve biliyoruz ki Dersim halkı ve yolumuzu yürüten canlar gereğini yapacak, inancımızın özünü koruyacak ve asimilasyon girişimlerine karşı gerekli tutumu alacaktır. Bizler; inancımıza yönelik her türlü asimilasyona karşı durmaya ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan!”

    HABER MERKEZİ

  • ABF’den 1 Mayıs çağrısı: Bu düzen değişecek

    ABF’den 1 Mayıs çağrısı: Bu düzen değişecek

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, emeğin, doğanın ve halkın yanında olduklarını vurgulayarak, sömürüye ve talana karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 1 Mayıs dolayısıyla yaptığı açıklamada,  1 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgesi olduğu ifade edildi.

    Federasyon, insanca yaşam, güvenceli çalışma ve sendikal hakların emekçilerin en temel hakkı olduğuna dikkat çekerek, emeğin sesini bastırmaya yönelik her türlü anlayışa karşı durduklarını belirtti. İş cinayetlerine neden olan denetimsiz ve kuralsız çalışma koşullarının son bulması gerektiği vurgulanan açıklamada, taşeron sistemine ve güvencesizliğe de tepki gösterildi.

    “1 MAYIS, SÖMÜRÜYE, EŞİTSİZLİĞE, BASKIYA VE TALANA KARŞI YÜKSELEN ORTAK VİCDANDIR”

    Açıklamada, sermaye düzeninin yalnızca emeği değil, doğayı da hedef aldığı belirtilerek, rant projeleriyle yaşam alanlarının yok edildiği ifade edildi. Dağların, ormanların, derelerin ve meraların şirketlere devredilmesine karşı çıkılan metinde, maden sahaları adı altında doğanın talan edildiği, bunun da geleceğe yönelik büyük bir tehdit oluşturduğu dile getirildi.

    Alevi-Bektaşi inancının insanı, emeği ve doğayı kutsal kabul ettiğinin altı çizilen açıklamada, bu inancın sömürüye, zulme ve talana karşı sessiz kalmayacağı vurgulandı. Federasyon, mazlumdan yana, zalime karşı bir duruş sergilemeye devam edeceklerini belirtti.

    “BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ, BU DÜZEN DEĞİŞECEK”

    1 Mayıs meydanlarının itiraz ve direniş alanları olduğuna dikkat çekilen açıklamada, emek sömürüsüne, doğa talanına ve halkın yoksullaştırılmasına karşı güçlü bir mesaj verildi.

    Federasyon, tüm emekçileri, gençleri, kadınları, doğa savunucularını ve demokrasi güçlerini ortak mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan, ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, katledilen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in katledilmesinin üzerinden yaklaşık olarak 2 yıl geçmesine rağmen halen olay aydınlatılmadı ve failleri bulunmadı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiyken 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te Molla Kasım sahilinde cansız bedenine ulaşılan Rojin’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada halen somut bir gelişme yaşanmadı.

    Rojin’in şüpheli ölümde gerçeğin aydınlatılması için Rojin Kabaiş’in ailesi, avukatlar ve kadınların mücadelesi sürüyor. Diğer taraftan kamuoyunun ve kurumlarında Kabaiş ailesine destekleri sürüyor. Alevi Kültür Dernekleri(AKD) Genel Başkanı Seher Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri(PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan ve Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, destek amacıyla Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    “ROJİN’E NE OLDUĞU SORUSU TÜM AYRINTILARIYLA AYDINLATILMALIDIR”

    Rojin’in kaybolduğu günden bu yana ihmaller zinciri yaşandığını vurgulayan baba Nizamettin Kabaiş, “Bu çocuk sizin korumanız altında kaybolmuş ve katledilmiş. Kamera neden bozuk? Kıyı şeridinde tel takılmamış, güvenlik altına alınmamış. Neden orada güvenlik tedbirleri uygulanmamış. Orası öğrencilerin bulunduğu bir yer ama sarhoşlar geliyor orada içki içiyorlar, alkol kullanıyorlar. Orada türlü türlü şeyler yaşanıyor. Fakat hiç devriye gezilmemiş, hiç takibi yapılmamış” dedi. Baba Kabaiş, devlet yetkililerinin kötü tavır ve yaklaşımlarına da dikkat çekerek, “Benim kızım intihar etmedi. Siz önce katilleri bulun” dedi.

    ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ise, “Biz hukuk fakültesinde okurken ‘Adli Tıp Eğitimi’ aldık. Eğer bir vaka adli tıpa gidiyorsa, adli tıp yaptığı inceleme ve araştırmalarla vakanın intihar mı, cinayet mi olup olmadığını çok net bir şekilde öğrenilebildiğine” dikkat çekti.

    AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, Kabaiş ailesinin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, “Devletin dini adalettir. Eğer adalet ölürse devlet ölür. Biz böyle inanıyoruz. İşini layıkıyla yapan birileri çıkacak ve adaleti sağlayacak. Bizler Aleviler olarak her zaman yanınızdayız. Rojin’in de başına ne geldiyse tüm gerçekliği ile ortaya çıkması için kamuoyu yaratmak adına destek olacağımızı ve yanınızda olduğumuzu söyleriz” dedi.

    “ROJİN KABAİŞ DOSYASINI YENİDEN ELE ALIYORUZ OLUMLU GELİŞMELER OLABİLİR”

    Bugün Adalet Bakanı Akın Gürlek, AKP’nin grup toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Rojin Kabaiş dosyasına dair konuşarak, “Rojin Kabaiş dosyasında da cep telefonunu çözümlersek önemli bir evre alacağız. Olumlu gelişmeler olabilir. Yeni bir ekip kurduk, çalışıyoruz, teknik olarak destek veriyoruz” dedi.

     

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ABF ve PSAKD : Direnen Doruk Maden İşçileri yenilmez!

    ABF ve PSAKD : Direnen Doruk Maden İşçileri yenilmez!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptıkları yazılı açıklamayla Doruk Maden İşçileri’nin direnişini selamlayarak, direnişlerinin kazanımla başarıya ulaşmasını kutladı. Yapılan açıklamada, birleşen emekçilerin yenilmez olduğu vurgulandı.

    Doruk Maden işçilerinin uzun süredir sürdürdüğü direniş, emeğin örgütlü gücünün önemini bir kez daha ortaya koydu. İnsanca yaşam, güvenceli çalışma ve onurlu bir gelecek talebiyle ayağa kalkan maden işçileri, dayanışma ve sınıf bilinciyle yürüttükleri mücadeleyi zaferle taçlandırdı.

    ”ÖRGÜTLENEREK BİRLEŞEN EMEKÇİLER YENİLMEZDİR”

    Doruk Maden İşçileri’nin onurlu direnişinin kazanımla sonuçlandığına dikkat çeken Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), yayımladığı yazılı açıklamayla direnen işçileri kutladı.

    ABF yaptığı açıklamada, “Günlerdir, alın terleri ve emekleri için mücadele eden işçi kardeşlerimiz, örgütlü duruşları ve kararlı iradeleriyle haklarını söke söke almıştır. Bu kazanım; Doruk Maden İşçileri nezdinde, emeği sömürülen, güvencesizliğe mahkûm edilen tüm işçilerin ortak kazanımı” olduğu belirtildi. Açıklamanın devamında ise şunlar söyledi:

    “Sermaye baskısına, dayatmalara ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı yükselen bu direniş, bir kez daha göstermiştir ki; birleşen emekçiler yenilmezdir.”

    Doruk Maden İşçilerinin onurlu mücadelesini selamlayan ve Bağımsız Maden İş Sendikası’nı kutlayan ABF, açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verdi:

    “Bugün kazanılan bu mücadele, yarınların mücadelesine ışık tutacaktır. Emek mücadelesi büyüyecek, dayanışma güçlenecek ve sömürü düzeni karşısında, işçi sınıfı mutlaka kazanacaktır.”

    “DORUK MADEN İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİ ZAFERLE SONUÇLANMIŞTIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Doruk Maden işçilerinin direnişini ve mücadelesini selamlayan bir açıklama yayınladı.

    PSAKD Genel Merkezi yayınladıkları açıklamada, “Bu direniş sınıf sendikacılığının ve gerçek dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Yılmadan, eğilip bükülmeden, ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ şiarıyla direnen maden işçileri yalnızca kendi haklarını değil, tüm emekçilerin ortak geleceğini savunmuştur” denildi.

    Bağımsız Maden İş Sendikası’nın sınıf sendikacılığındaki rolüne dikkat çekilen açıklamada, maden işçilerinin örgütlü mücadelesinin herkes için örnek olduğu vurgunlandı. Açıklamanın sonunda ise şu ifadelere yer verildi:

    “Bozuk düzende sağlam çark olmaz! Aşk olsun teslim alınamayan iradeye, eğilmez başa, bükülmez bileğe, aşk olsun dayanışmaya ve örgütlü mücadele ile yürüyenlere.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ABF Kadın Meclisi: Katili koruyan düzeni reddediyoruz!

    ABF Kadın Meclisi: Katili koruyan düzeni reddediyoruz!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü ve Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmeler üzerine yazılı bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Açıklamada, kadın ölümlerinin “intihar” denilerek kapatılmasına tepki gösterilirken, “Cezasızlık politikası ile katilleri cesaretlendiren hukuki düzeni reddediyoruz” denildi.

    “İLAYDA ZORLU DOSYASI ŞEFFAFLIKLA ARAŞTIRILMALIDIR”

    17 Nisan’da yaşamını yitiren İlayda Zorlu’nun ölümüne ilişkin ciddi iddiaların bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, genç kadının katıldığı demokratik eylemler nedeniyle ailesinin polis tarafından arandığı ve aile içi baskıya maruz kaldığı iddiaları hatırlatıldı. Zorlu’nun, polis olan babasının beylik tabancasıyla yaşamına son verdiği iddiasının yüzeysel bir değerlendirmeyle geçiştirilemeyeceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “İntihar denilerek kapatılmaya çalışılan her dosya, gerçeğin üzerinin örtülmesi riskini taşımaktadır. İlayda Zorlu’nun ölümüyle ilgili tüm iddialar derhal, bağımsız ve şeffaf bir şekilde araştırılmalıdır.”

    “GÜLİSTAN DOKU DOSYASI EN AÇIK ÖRNEKTİR”

    Açıklamada, Gülistan Doku soruşturmasında gelinen noktanın, şüpheli kadın ölümlerindeki manipülasyonu gözler önüne serdiği vurgulandı. Dönemin devlet yetkililerinin “kurbanı değil faili koruduğu” savunulan açıklamada, sahte delillerle kamuoyunun yanıltıldığı ifade edildi. Gülistan Doku dosyasında bugün atılan adımların 6 yıllık bir ihmalin sonucu olduğu belirtilerek, sadece faillerin değil, soruşturmayı etkin yürütmeyen yetkililerin de yargılanması talep edildi.

    “ZULMÜN KARŞISINDA MAZLUMUN YANINDA OLACAĞIZ”

    ABF Kadın Meclisi, inançsal bir sorumlulukla yaşam hakkını savunduklarını belirterek açıklamayı şu çağrıyla sonlandırdı:

    Kadınların maruz kaldığı baskı ve tehdit iddiaları ciddiyetle ele alınmalıdır.

    İntihar iddiasına gerekçe olan tüm bulgular kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

    Görevini ihmal eden tüm makam sahipleri hakkında soruşturma açılmalıdır.

    Açıklamada, “Gerçekler açığa çıkana ve adalet sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkan Kurulu: Aleviler rızasız lokmaya tamah etmez!

    Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkan Kurulu: Aleviler rızasız lokmaya tamah etmez!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkan Kurulu, yaptığı yazılı açıklamayla Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın son günlerde cemevleri ve Alevi kurumlarının aranarak, 2 Nisan’da gerçekleştirilecek programlara davet edilmesine sert tepki gösterdi.

    Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurucu isimlerinden biri olan Ali Arif Özzeybek adına; cemevleri ve Alevi kurumları aranarak, 2 Nisan Perşembe Günü gerçekleştirileceği belirtilen bir program için, davetler yapılıyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu da, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yapılan etkinliğe tepki gösterdi.

    “ALEVİLİK YOLU SARAYA VE İKTİDARA HİZMET ETMEZ”

    ABF Yol Erkan Kurulu tarafından yapılan açıklamada, bu davetlerin Alevi toplumunun tarihsel taleplerini karşılamak için olmadığını, Aleviliği kendi denetimine almak isteyenlerin bir planı olduğu ifade edildi.

    “ALEVİLERİ SÜSLÜ SOFRALARA VE RIZASIZ LOKMALARA DAVET EDİYORLAR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumunun kendi inanç sistemini, Yol-Erkânını ve tarihsel birikimini ‘Saray’ın tasarrufuna sokmak isteyen bir yapı olduğunun dile getirildiği açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bu başkanlık, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve Cemevleri’nin ibadethane statüsü gibi temel taleplerimizi karşılamak yerine, Alevi toplumunu biata zorlamakta ve bağımsız kurumlarımızı zayıflatmaktadır.

    Aranan Alevi kurumlarının ve canlarımızın gerekli tepkiyi verdiklerinden şüphemiz yoktur. Ancak; tüm canlarımızın ve kurumlarımızın, bulundukları bölgelerdeki dernekleri, cemevlerini ve yol yürüten tüm canlarımızı, bu konuda bilgilendirmesi ve bu programa katılmanın Saray’a hizmet edeceğinin tekrar hatırlatması gerekmektedir.

    Şunu açık bir şekilde vurgulamak isteriz ki; Saray merkezli oluşturulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi Bektaşi toplumunun kendi inanç sistemini, Yol-Erkânını ve tarihsel birikimini, Dergahlarımızın ve Ocaklarımızın kurduğu yoldan çıkarıp, sarayın tasarrufuna sokmak isteyen bir yapıdır.

    Bu başkanlık, Alevilerin yıllardır dile getirdiği; eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşması ve katliamlarla yüzleşilmesi gibi temel talepleri karşılamak yerine; Alevi toplumunu biat altına alma ve özellikle, herhangi bir üst kurumun üyesi olmayan, bağımsız Alevi kurumlarını zayıflatmaya yönelik bir çalışma yapmaktadır. Yani aslında, Alevilere değil, kendi kuruluş amacına hizmet etmektedir.

    Öte yandan, eğitim alanında da asimilasyon politikalarına destek veren, Alevi Ansiklopedisi adı altında yayınlar çıkaran, Alevi inancına bağlı olmayan kişilerle yol yürüyen saray merkezli bu yapının, bu tür organizasyonlarının, ne denli samimiyetsiz olduğu zaten hepimizce aşikardır. Bu yapı, planladıkları etkiyi sağlayamayınca, bir başka paralel yapı ile yine karşımıza çıkıyor. Alevileri süslü sofralara ve rızasız lokmalara davet ediyorlar.

    Bilindiği üzere Alevi Bektaşi Yol’u; resmi protokollerle değil, halkın ortak iradesi ve rızasıyla, meydanlarda ve cemlerde yaşatılır. Bu Yol ve Erkân, herhangi bir otoritenin yönlendirmesiyle değil, taliplerin ve yola inanmış canların rızalığıyla sürdürülür. Yalnız onlar şunu iyi bilmelidir ki; Saraylarının süslü ışıkları bizim gözümüzü kamaştıramaz, protokol davetleri zihnimizi bulandıramaz.

    Tarih de göstermiştir ki; Aleviler rızasız lokmaya tamah etmez ! Bu nedenle tüm canlarımızı; Yol’umuza, Erkânımıza ve tarihsel mirasımıza sahip çıkarak, bu tür girişimlere karşı birlikte durmaya ve ortak irademizi kararlılıkla büyütmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF, Sultan Nevruz’u kutladı!

    ABF, Sultan Nevruz’u kutladı!

    PİRHA- ABF, baharın gelişi, doğanın uyanışı ve yeniden doğuşun simgesi olan Sultan Nevruz’u kutladı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 21 Mart Sultan Nevruz Bayramı’na dair yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklama “Akşamlar aşk olsun bayram gecesi/ Bu ayın nurudur Sultanı Nevruz/ Fazlı Şahım budur dilek gecesi/ Ne mübarek gündür Sultanı Nevruz” dörtlüğüyle başlarken, açıklamada şunlara yer verildi:

    “Sultan Nevruz, yalnızca mevsimsel bir dönüşüm değil; aynı zamanda inancımızda dirilişi, umudu, eşitliği ve hakikat yolunda yürüyüşü temsil eder. Alevi Bektaşi inancının bazı süreklerinde Sultan Nevruz, Şahı Merdan Ali’nin doğum günü olarak kabul edilir ve bu anlamıyla hakikat nurunun yeryüzüne gelişini simgeler. Bu özel gün; birlik, lokma paylaşımı, cem olma ve rızalıkla bir araya gelmenin günüdür.

    HER KARANLIĞIN ARDINDAN BİR AYDINLIĞIN DOĞACAĞINA İNANIYORUZ

    Aynı zamanda mazlumun yanında durmanın, adaletsizliğe karşı direnmenin ve insanı merkeze alan bir yaşam anlayışının hatırlatılmasıdır. Bugün, ülkemizde eşitsizliklerin, baskıların ve ayrımcılığın derinleştiği bir süreçten geçiyoruz. İnancımıza, kimliğimize ve değerlerimize yönelik yok sayma ve asimilasyon politikaları devam ediyor.

    Suriye’de Alevi Soykırımı hala devam ediyor ve İran halklarının üzerine bombalar yağıyor. Ancak bizler, Sultan Nevruz’un bize öğrettiği gibi, her karanlığın ardından bir aydınlığın doğacağına inanıyoruz.

    TÜM HALKLARIN SULTAN NEVRUZ’UNU KUTLUYORUZ

    Sultan Nevruz; zalime karşı mazlumun, inkâra karşı hakikatin, ayrımcılığa karşı eşitliğin ve karanlığa karşı aydınlığın adıdır. Bu nedenle Nevruz’u sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir direniş ve yeniden varoluş günü olarak görüyoruz. Tüm canlarımızı, dostlarımızı ve halklarımızı Sultan Nevruz’un anlamına uygun şekilde bir araya gelmeye, dayanışmayı büyütmeye ve hakikat yolunda birlikte yürümeye çağırıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, Sultan Nevruz’un tüm insanlığa barış, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük getirmesini diliyor, başta Alevi canlarımız olmak üzere; Tüm halkların Sultan Nevruz’unu kutluyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF Yol Erkan Kurulu: Alevi inancında “Ramazan Bayramı Cemi” bulunmamaktadır

    ABF Yol Erkan Kurulu: Alevi inancında “Ramazan Bayramı Cemi” bulunmamaktadır

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, Alevi inancında Ramazan ayına bağlı bir ibadet sistemi ya da “Ramazan Bayramı Cemi” bulunmadığını vurgulayarak, “Bu tür uygulamalar, Alevi inanç geleneğinin tarihsel bir parçası değildir ve Alevi İnancını başka bir inancının ritüellerine benzetmeye çalışan asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, geçmiş yıllarda bazı cemevlerinde  “Ramazan Bayramı Cemi” adı altında cem yapıldığını hatırlatarak, “Bu yıl da, benzer bir sorunla karşılaşmamak adına, Alevi İnancının özünü, tarihsel birikimini ve Yol Erkânını çarpıtan bu yaklaşıma karşı, siz değerli canlarımızı bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur” açıklamasında bulundu.

    “Ramazan Bayramı Cemi” diye bir cemin olmadığının vurgulandığı açıklamada, “Alevi Yol Erkânı’nda kadimden günümüze örneği asla olmayan bu yaklaşım, inancımızın içine bilerek ve isteyerek yerleştirilmeye çalışılmaktadır” denildi.

    “ALEVİ İNANCINDA “RAMAZAN BAYRAMI CEMİ” BULUNMAMAKTADIR”

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Alevilikte Cem, yolun en temel ibadetidir. Ancak; Cem Erkânı inancımıza göre; Hızır Cemi, Sultan Nevruz Cemi vb.Cemler, kendi Yolumuzda var olan takvime göre şekillenebilir. Alevi inancında Ramazan ayına bağlı bir ibadet sistemi ya da “Ramazan Bayramı Cemi” bulunmamaktadır. Bu tür uygulamalar, Alevi inanç geleneğinin tarihsel bir parçası değildir ve Alevi İnancını başka bir inancının ritüellerine benzetmeye çalışan asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

    Bizler; İnancımız gereği tüm inançlara elbette saygılıyız. Ancak; aynı saygının tarafımıza gösterilmemesi, İnancımıza müdahale edilmesi veya başka inançların İnancımıza enjekte edilmeye çalışılmasının da karşısında olduğumuzun, bilinmesini isteriz. Alevilerin ve Bektaşilerin ibadetleri ve Erkânları kadimden günümüze; Dergâhlar ve Ocaklar eliyle, Mürşit – Pir – Dede – Baba– Ana– Rehber – Talip silsilesiyle, “El Ele, El Hakk’a” düsturuyla yaşatılmıştır. Bu nedenle, Alevi İnancının temel ibadetlerini başka inanç pratiklerine benzetmeye veya onlara uyarlamaya yönelik girişimler, inanç kimliğinin bulanıklaşmasına ve Yol Erkânın nesillere aktarılmasında, zedelenmelere yol açmaktadır.

    Yolunu ve Erkânını korumak, onu asimilasyona açık hâle getirmemek Post Makamı’nın en önemli sorumluluklarından biridir.

    Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; Alevi İnanç geleneğinde “Ramazan Bayramı Cemi” diye bir Erkân yoktur. Cemevleri, Alevi Yol’unun ve Erkânının yaşatıldığı mekânlardır. Bu mekânlarda gerçekleştirilecek her ibadet ve Erkânın, Alevi İnancının kadim öğretisine ve Yol Erkânına uygun olması gerekmektedir. Yolumuzu yürüten tüm canlarımızın ve toplumumuzun, bu yöndeki herhangi bir asimilasyon girişimine asla izin vermeyeceğine olan inancımızla, cümlenize aşkı niyazlarımızı sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi Bektaşi Federasyonu: Adalet sağlanmadan, toplumsal barış mümkün olmaz!

    Alevi Bektaşi Federasyonu: Adalet sağlanmadan, toplumsal barış mümkün olmaz!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, Gazi Katliamı’nın yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, katliamın yalnızca bir mahalleye değil eşitlik, demokrasi ve inanç özgürlüğü talep eden Alevilere ve tüm halklara yönelik bir saldırı olduğunu vurgulayarak, adalet talebini yineledi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’nde başlayan ve Ümraniye’ye yayılan saldırıların yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Gazi Katliamı’nın Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğu vurgulanarak, aradan geçen yıllara rağmen gerçek sorumluların ortaya çıkarılmadığı ve adaletin sağlanmadığı belirtildi.

    Federasyon, 1995’te yaşanan saldırılarda onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini, yüzlerce insanın yaralandığını hatırlatarak, cezasızlık politikalarının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığını ifade etti. Açıklamada, cezasızlığın yeni acıların kapısını araladığı vurgulandı.

    “BU KATLİAMLAR TESADÜF DEĞİLDİR”

    Gazi’de yaşananların yalnızca bir mahalleye yönelik olmadığı belirtilen açıklamada, saldırıların eşitlik, demokrasi ve inanç özgürlüğü talep eden Alevilere ve tüm halklara yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi. Federasyon, Gazi Katliamı’nın Maraş, Çorum ve Sivas’ta yaşanan Alevi katliamlarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

    Açıklamada, bu saldırıların tesadüfi olmadığı vurgulanarak, Alevileri sindirmeyi, örgütsüz bırakmayı ve toplumsal muhalefeti bastırmayı hedefleyen karanlık politikaların sonucu olduğu ifade edildi.

    “ADALET SAĞLANMADAN TOPLUMSAL BARIŞ OLMAZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, adalet sağlanmadan toplumsal barışın mümkün olmayacağını vurgulayarak, hakikat ortaya çıkarılmadan yaraların kapanmayacağını belirtti. Katliamın sorumlularının yargılanması çağrısı yinelendi.

    Federasyon ayrıca, Gazi Katliamı’nın yıldönümünde düzenlenecek anma etkinliklerinde alanlarda olacaklarını duyurdu. Açıklamada, Alevilerin inançlarına, kimliklerine ve yaşam haklarına yönelik her türlü saldırı karşısında mücadele kararlılığının süreceği ifade edildi.

    Açıklamada tüm canlara, Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak ve adalet talebini büyütmek için düzenlenecek etkinliklere katılma çağrısı yapıldı.

    HABER MERKEZİ

  • ABF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: “Canların eşitliği ve barışın sesiyle”

    ABF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: “Canların eşitliği ve barışın sesiyle”

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurgulanırken, şiddete ve savaş politikalarına karşı barışın sesi yükseltildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Açıklamada, artan kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve cinsel saldırıların münferit değil, sistematik bir sorunun sonucu olduğu vurgulandı.

    Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, erkek şiddetine, ayrımcılığa ve savaşa karşı mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve kalıcı barış çağrısı öne çıktı.

    “8 MART KADIN DİRENİŞİNİN ORTAK HAFIZASIDIR”

    “19. yüzyıl işçi hareketlerinden ve kadın mücadelesinden süzülen 8 Mart, yalnızca bir anma ya da kutlama değil, emeğin sömürüsüne, kadınlara yönelen şiddete ve eşitsizliğe karşı ortak hafızanın günüdür” denilen açıklamada, Alevi irfanının “Erkek dişi sorulmaz, 72 millete bir nazarla bak” öğüdüne dikkat çekildi.

    Kadın Meclisi, Türkiye’de artan kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve cinsel saldırıların münferit olmadığını, sistemsel bir sorunun sonucu olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “İyi hal indirimleri, koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık pratiği faillere cesaret veriyor. Cezasızlığın ödüle dönüştüğü bu düzene rızamız yok. Tek bir canın dahi erkek şiddetine kurban edilmesine razı değiliz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmemeli, 6284 sayılı Kanun etkin ve eksiksiz uygulanmalıdır” denildi.

    “SAVAŞLARIN EN AĞIR BEDELİNİ KADINLAR ÖDÜYOR”

    Açıklamada, savaş ve şiddet politikalarına da karşı çıkıldı:

    “Savaşların en ağır bedelini kadınlar ödüyor. Yoksulluk, göç, güvencesizlik ve sistematik şiddet kadınların omzuna yükleniyor. Otoriter rejimlere karşı çıkmak ne kadar meşruysa, devletlerin hukuksuz saldırılarına karşı durmak da o kadar meşrudur. Halkların egemenlik hakkını ihlal eden her girişimi reddediyoruz.”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, eşitlik, adalet ve rızalık için tüm kadınlarla dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Açıklama, “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Yaşasın Kadın Dayanışması!” sözleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Öğretmenlerimizi koruyamayan bir düzen, geleceğimizi koruyamaz!’

    ‘Öğretmenlerimizi koruyamayan bir düzen, geleceğimizi koruyamaz!’

    PİRHA- ABF yaptığı yazılı açıklamayla Öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledilmesine tepki gösterdi. Yaşam hakkının kutsal olduğunun altı çizilen açıklamada, “Öğretmenlerimizi koruyamayan bir düzen, geleceğimizi koruyamaz. Şiddetsiz, eşit ve laik bir toplum mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” denildi.

    İstanbul Çekmeköy’de kadın öğretmenler Fatma Nur Çelik (44) ve Z.A. (52) ile öğrenci S.K.’yı (15) bıçaklayarak yaralayan lise öğrencisi F.S.B. (17) gözaltına alındı. Olayın ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan öğretmen Fatma Nur Çelik, hayatını kaybetti. Mahkemeye çıkarılan F.S.B tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Dün bir çok kentte eylemler yapılırken, Eğitim Sen bir günlük iş bıraktı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) da, Öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledilmesine dair yazılı açıklama yaptı.

    “EĞİTİM KURUMLARI ŞİDDETİN DEĞİL, İNSANLIĞIN YEŞERDİĞİ ALANLAR OLMAK ZORUNDADIR”

    Yaşanan kayıbı üzüntü ve öfke ile öğrendiklerini ifade eden ABF, açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Toplumun geleceğini yetiştiren eğitim emekçilerinin, okullarda dahi can güvenliğinden yoksun bırakılması kabul edilemez bir durumdur. Eğitim kurumları şiddetin değil; bilimin, aklın, eşitliğin ve insanlığın yeşerdiği alanlar olmak zorundadır. Bu durum, eğitim sisteminde giderek büyüyen güvenlik sorunlarını, toplumsal kutuplaşmayı ve şiddeti normalleştiren anlayışları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aylar öncesinden dile getirilen güvenlik kaygılarına rağmen, gerekli önlemlerin alınmamış olması ise bu acının önlenebilir olduğunu göstermektedir.”

    “YAŞAM HAKKI KUTSALDIR”

    ABF, eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını, okullarda şiddeti önleyecek kalıcı ve bilimsel politikaların hayata geçirilmesini, sorumluların etkin ve şeffaf biçimde ortaya çıkarılmasını talep etti.

    Yaşam hakkı kutsal olduğunun altının çizildiği açıklamanın devamında, “Öğretmenlerimizi koruyamayan bir düzen, geleceğimizi koruyamaz. Katledilen öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in, devri daim, mekanı gönüller olsun. Ailesine, öğrencilerine, sevenlerine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz. Şiddetsiz, eşit ve laik bir toplum mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Antalya’dan çağrı: 7 Mart’ta Suriye’deki katliamlara dur demek için Samandağ’da buluşuyoruz!-VİDEO

    Antalya’dan çağrı: 7 Mart’ta Suriye’deki katliamlara dur demek için Samandağ’da buluşuyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Alevi kurum yönetici ve üyeleri, “Suriye’de yapılan zulme karşı gün birlik ve dayanışma günü, gün Suriye halkı için Hızır olma günüdür” dedi.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde, birçok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Miting öncesinde açıklamalarda bulunan Antalya’daki Alevi kurum temsilci ve üyeleri, dünyada var olan savaşların bitmesini, kadın ve çocuk katliamının son bulmasını istedi.

    “ALEVİLERİ ÖLDÜRMEKLE BİTİREMEZLER”

    Bütün Alevi kurum ve bileşenlerinin Suriye’de yaşanan katliamlara karşı miting kararı aldığını belirten PSAKD Antalya Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, şunları söyledi:

    “Alevilerin mitinge katılım sağlamalarını ve duyarlılık gösterilmesini rica ediyorum. Ne kadar çok katılım sağlarsak o kadar gücümüzü göstermiş oluruz. Biz Alevileri yok edemezler. Suriye’de yaşananları görüyoruz. Alevi katliamına dur demek için, Suriye’deki bu zülmü durdurmak için tüm Alevi canları Samandağ’da buluşmaya çağırıyorum.”

    “SURİYE’DE SADECE ALEVİLER DEĞİL İNSANLIK KATLEDİLİYOR”

    Şair-yazar Soner Çamlıdağ, Hacer Altıntaş, Zakir Ersin Genç ve Sabahat Bağ ise, Suriye’de insanlığın katledildiğini vurgulayarak, “Dünyada şu anda var olan bütün savaşların bitmesini, özellikle kadın ve çocuk katliamının son bulması için bütün canları 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da, Suriye’de katledilen canlarımız için yapılacak mitinge bekliyoruz” dediler.

    “7 MART’TA SURİYE HALKININ HIZIR’I OLALIM”

    Kureyşan Ocağı evlatlarından, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yönetim Kurulu üyesi ve Kültür-Sanat Sorumlusu Güven Gürkan Kaya, çağrısını şöyle ifade etti:

    “7 Mart günü Hatay Samandağ’da Suriye’de katledilen canlarımız için bir araya geliyoruz. Toplumumuzdan, dostlarımızdan canlarımızdan isteğimizdir, talebimizdir; gelin bu davaya omuz verin. Beraber yürüyelim, beraber baş kaldıralım. Gün birlik olma günüdür. Gün beraber yürüme günüdür. Gün dayanışma günüdür. Cümle canlarımızı 7 Mart günü Hatay Samandağ’a bekliyoruz. Gün Suriye halkı için Hızır olma günüdür.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ABF: Anadillerin özgürlüğü barışın ve eşit yurttaşlığın güvencesidir!

    ABF: Anadillerin özgürlüğü barışın ve eşit yurttaşlığın güvencesidir!

    PİRHA- 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, anadillerin yok sayılmasının kültürel varlığı zayıflattığına ve toplumsal belleği tehdit ettiğine dikkat çekildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    “DİL YALNIZCA BİR İLETİŞİM ARACI DEĞİLDİR”

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 1999 yılında ilan ettiği 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nün, kültürel çeşitlilik ve çok dilliliği desteklemek için önemine işaret edilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Dil; bir halkın hafızası, kimliği, inancı, kültürü ve tarihidir. Anadili yok edilen toplumların belleği silinir, kültürel varlığı zayıflatılır ve toplumsal sürekliliği tehdit altına girer. Bu nedenle anadil yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda varoluşun ve kimliğin temelidir.”

    Alevi toplumunun yüzyıllardır Türkçe, Kurmancî,Kirmanckî, Arapça ve farklı dillerde inancını, felsefesini ve kültürünü yaşattığı vurgulanan açıklamada, bugün bu dillerin çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi. Kamusal yaşamda anadillerin özgürce kullanılmasının önünde engeller bulunduğu ve anadilinde eğitim hakkının tanınmadığı şartlarda, “kültürel eşitlikten ve gerçek demokrasiden söz etmenin mümkün olmadığı” ifade edildi.

    ABF açıklamasında şu talepler dile getirildi:

    • Tüm halkların anadilinde eğitim hakkının güvence altına alınması,
    • Yok olma riski altındaki dillerin korunması için somut politikalar geliştirilmesi,
    • Kültürel ve inançsal mirasın anadilleriyle birlikte yaşatılması.

    “Unutulmamalıdır ki, diller sustuğunda kültürler de susar. Anadillerin özgür olduğu bir dünya, barışın ve eşit yurttaşlığın da güvencesidir” denilen açıklama, tüm halkların Dünya Anadili Günü’nün kutlandığı ve eşit, özgür bir yaşam mücadelesinin büyütüleceği ifadeleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ