Etiket: abluka

  • Taksim’de 1 Mayıs ablukası; onlarca yurttaş gözaltına alındı!

    Taksim’de 1 Mayıs ablukası; onlarca yurttaş gözaltına alındı!

    PİRHA- Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmedi. Polis meydana çıkan yolları bariyerlerle kapatırken, Taksim için çağrı yapan gruplar Mecidiyeköy’de toplanmaya başladı. Taksim’e çıkmak isteyen onlarca yurttaş gözaltına alındı.

    İstanbul Valiliği’nin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarını Taksim Meydanı’nda yasaklamasının ardından, meydana çıkan yollar polis bariyerleriyle kapattı.

    Bu yıl 1 Mayıs kutlamaları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde “Emek, barış, demokrasi, adalet için biz kazanacağız” şiarıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

    Ancak kutlamaların Taksim Meydanı’nda yapılması yönünde yapılan başvurular, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Valiliği tarafından reddedildi. Taksim Meydanı’nı adres gösteren siyasi parti, sendikalar Mecidiyeköy’de toplanmaya başladı.

    Polis ablukasının olduğu alana girmek isteyen onlarca yurttaş gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Taksim Meydanı 1 Mayıs öncesi ablukaya alındı

    Taksim Meydanı 1 Mayıs öncesi ablukaya alındı

    PİRHA- Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmedi. Polis meydana çıkan yolları bariyerlerle kapatırken, kutlama çağrısı yapan çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

    İstanbul Valiliği’nin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarını Taksim Meydanı’nda yasaklamasının ardından, meydana çıkan yollar polis bariyerleriyle kapatılmaya başlandı.

    Bu yıl 1 Mayıs kutlamaları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde “Emek, barış, demokrasi, adalet için biz kazanacağız” şiarıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

    Ancak kutlamaların Taksim Meydanı’nda yapılması yönünde yapılan başvurular, her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Valiliği tarafından reddedildi. Taksim Meydanı’nı adres göstererek 1 Mayıs’a çağrı yapan çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Valiliğin yasak kararı doğrultusunda, polis ekipleri Taksim Meydanı çevresine ve meydana çıkan birçok noktaya bariyerler yerleştirmeye başladı. Özellikle Gezi Parkı çevresi ile Taksim Cumhuriyet Anıtı etrafı polis ablukasına alındı.

    Bariyerlerin bir kısmı meydanda hazır bekletilirken, 1 Mayıs sabahı itibarıyla Taksim Meydanı ve meydana çıkan yolların hem araç hem de yaya trafiğine kapatılacağı duyuruldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumartesi Anneleri 967. haftada da ‘mezar yeri’ ile buluşamadı -VİDEO

    Cumartesi Anneleri 967. haftada da ‘mezar yeri’ ile buluşamadı -VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda eylem ısrarı bu hafta da polis ablukası altında devam etti. Eylemde Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları ters kelepçeyle gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri ‘mezar yerimiz’ dediği Galatasaray Meydanı’na bu hafta da karanfillerini bırakamadı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 967’ncisini gerçekleştirdi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına rağmen 26 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi, bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu hafta eyleme TİP Milletvekili Ahmet Şık destek verdi.

    ABLUKA BU HAFTA DA DEVAM ETTİ

    Meydan ve meydana çıkan tüm ara sokaklar polisler tarafından saatler önce kapatıldı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukayı görüntülemek isteyen gazeteciler de ablukadan uzaklaştırıldı. Farklı ablukalarda bekletilen Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları gözaltına alındı.

    18 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    Cumartesi Anneleri, hak savunucuları ve eylem desteğe gelen 18 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Ali Ocak, Cem Göncü, Davut Arslan, Doğan Özkan, Fatma Akaltun, Gülseren Yoleri, Hanife Yıldız, Hatice Onaran, Hüseyin Aygül,  İkbal Eren, İrfan Bilgin, Maside Ocak, Mikail Kırbayır, Mustafa Emin Büyükcoşkun, Newroz Ali Tosun, Oya Ersoy,  Salim Derelioğlu, Türker Demirci

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 966. hafta eylemine polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı -VİDEO

    Cumartesi Anneleri 966. hafta eylemine polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı -VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki eylem ısrarı bu haftada polis ablukası altında devam etti. Eylemde Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları kelepçelenerek işkenceyle gözaltına alındı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 966’ncısı gerçekleştirdi.

    Cumartesi Anneleri’nin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına rağmen 25 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu haftaki eyleme HDP önceki dönem milletvekili Musa Piroğlu ve TİP Milletvekili Ahmet Şık da destek verdi

    ABLUKA BU HAFTA DA DEVAM ETTİ

    Meydan ve meydana çıkan tüm ara sokaklar  polisler tarafından saatler önce kapatıldı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukayı görüntülemek isteyen gazeteciler de ablukadan uzaklaştırıldı.

    MUSA PİROĞLU’NA İKİ ABLUKA

    Cumartesi Anneleri eylemine desteğe gelen Musa Piroğlu alana girmek istediğini belirtmesine rağmen kolluk tarafından tek başına ablukaya alındı. Ablukanın ardından Galatasaray Meydanı’na giden Piroğlu, yeniden ablukaya alındı. İkinci ablukanın ardından konuşan Musa Piroğlu, “Kamuoyuna açık çağrı yapıyorum. Bu ablukayı beraber kıracağız. Birlikte olamazsak bu abluka bu ülkeyi boğacak. Ben herkesi Cumartesi Anneleri ile omuz omuza durmaya, bulunduğu her yeri Galatasaray Meydanı’na çevirmeye çağıyorum” dedi.

    Eylemin engellenmesi çevrede bulunan birçok yurttaşın tepkisine neden oldu.  Polisin müdahalesine karşı yurttaşlar uzun süre alkışlarla Cumartesi Anneleri’ne destek verdi.

    26 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI 

    AYM’nin ihlal kararına rağmen bu hafta 26 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Hanife Yıldız, İkbal Eren, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Ocak, Newroz Ali Tosun, Eren Keskin, Oya Ersoy, Leman Yurtsever, Nazım Dikbaş, Cüneyt Yılmaz, İsmail Yücel, Şükran Diler, Türkan Acar, Ömer Kavran, Hatice Onaran, Seyit Doğan, Begali Kurnaz ,Davut Arslan, Hüseyin Aygül, Doğan Özkan, Gülendam Özdemir, Cem Güncü, Zehra Demir.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Piroğlu: Cumartesi Anneleri’ne yönelik abluka kırılmadan bu ülkeye demokrasi gelmeyecek- VİDEO

    Piroğlu: Cumartesi Anneleri’ne yönelik abluka kırılmadan bu ülkeye demokrasi gelmeyecek- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki 960. Hafta eyleminde AYM’nin ‘ihlal’ kararına rağmen bir kez daha ters kelepçe ile gözaltına alınmasına tepki gösteren Musa Piroğlu ” Herkes istediği şekilde hukuğu ezip kendi sözünü hukuk yerine koyabiliyor “dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinde her hafta alana çıkarak destek veren Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem vekili Musa Piroğlu Cumartesi Annleri’nin ve insan hakları savunucularının 960. Hafta eyleminde ters kelepçe işkencesiyle gözaltına alınmasının ardından PİRHA mikrofonuna konuştu.

    Piroğlu, herkesin ortak duygu halini paylaştığını ifade ederek “Kanunlar yok. Hukuk işlemiyor ve yukarıdan aşağıya herkes istediği şekilde hukuğu ezip kendi sözünü hukuk yerine koyabiliyor. Burada yaşanan tam da bu. Yazılı bir emir geliyor muhtemelen her hafta sadece tarihi değiştiriyor ve diyor ki burada eylem yapmak yasak. Anayasa Mahkemesi(AYM) kararları bizi bağlamıyor. AYM kararı dendiğinde ‘Bizi kaymakamın emri bağlar. AYM kararı siyasi’ diyerek kenara çekiliyorlar. Bugün de aynı şey yapıldı. Kötü olan ters kelepçe uygulaması devam ediyor. İnsanlar direnmiyor zaten yaş ortalaması oldukça yüksek. Hiçbir direniş olmadan pek çok insanı ablukanın içinde ters kelepçe yaparak gözaltına almaya çalışıyorlar” dedi.

    “GALATASARAY MEYDANI AÇILMADAN HİÇBİR MEYDAN AÇILMAYAK”

    Galatasaray Meydan’ında hukuksuz bir biçimde 19 Haftadır süren gözaltı ve ablukaya karşı ortak mücadele çağrısı yapan Piroğlu, konuşmasını şu ifadelerle tammaladı; “Bu abluka ülkenin Akbelen’in, Dikmece’nin, işçi eylemlerinin, bir bütün olarak bu ülkedeki siyasetin özeti. Yapılması gereken tek şey var, mahkemelerle yasalarla değil halkın kendi öz gücüyle meşru mücadelesiyle bunu aşabiliriz. Sendikalar, kitle örgütleri, siyasi partiler buraya gelip fiili olarak bütün gücümüzle yanlarında durduğumuzu göstersek biz bu ablukayı kırarız. Herkes şunu bilsin Cumartesi Anneleri’ne yönelik abluka kırılmadan bu ülkede demokrasi gelmeyecek. Galatasaray Meydanı açılmadan hiçbir meydan hiç kimseye açılmayacak. Devletin çizdiği çizgiler var. Ya bu çizgileri aşacağız ya da bu çizgilerin altında ezilip kaybolacağız.”

  • 21. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yasaklamalara rağmen gerçekleştirildi

    21. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yasaklamalara rağmen gerçekleştirildi

    PİRHA – 21. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yasaklamalara rağmen gerçekleştirdi. Polis, gazetecileri ablukaya aldı. En az 60 kişi gözaltına alındı. 

    LGBTİ+ Onur Ayı kapsamında yapılması planlanan birçok etkinlik ülke genelinde yasaklandı. Geçtiğimiz hafta (18 Haziran) Trans Onur Yürüyüşü öncesi İstanbul Valisi Davut Gül, “İzinsiz gösteri yapan gruplara asla müsaade edilmeyecek” diyerek Onur Haftası’ndaki yürüyüşlerin yasaklandığını açıklamıştı. İstanbul’da 21. Onur Yürüyüşü kapsamında polis ekipleri İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı’na çıkan bütün sokakları bariyerlerle kapattı.

    GAZETECİLER ABLUKAYA ALINDI

    Bu yılki temasını “Dönüyoruz!” olarak duyuran İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası komitesi, sosyal medya hesabından konum belirtmeden çağrı yapmış ve yürüyüşün saat 15.00’te yapılacağını duyurmuştu. Taksim Meydanı’nın ve İstiklal Caddesi’nin yürüyüşe kapatılmasının ardından yürüyüş saatine dakikalar kala sosyal medya hesabından paylaşım yapan komite, “Aşırı pahalı oat shaken latteni al, Burberry çantanı tak bekle, zenginlere yemeğe geldik!” diyerek LGBTİ+’ları Teşvikiye’deki Mıstık Parkı’na çağırdı. Basın açıklamasının okunmasının ardından grup dağılmaya başladı.

    Teşvikiye’de gerçekleştirilen 21. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü sonrası polis bazı gazetecileri abluka altına aldı. Ablukaya alınan gazeteciler arasında, T24 editörleri Candan Yıldız ve Hazal Sipahi de yer aldı. Birçok eylemde basın mensuplarını tehdit etmesiyle gündeme gelen İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hanifi Zengin ile Candan Yıldız arasında tartışma yaşandı. Gazeteciler Yıldız ve Sipahi bir süre devam eden tartışmanın ardından serbest kaldı.

    EN AZ 60 GÖZALTI

    Serbest dansçı Serkan Bozkurt ve avukat Dilara Özaydın’ın da aralarında olduğu en az 60 kişi gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da 9. Trans Onur Yürüyüşü’ne nefret saldırısı – VİDEO

    İstanbul’da 9. Trans Onur Yürüyüşü’ne nefret saldırısı – VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da altı yıl aranın ardından düzenlenen 9. Trans Onur Yürüyüşü valilik tarafından yasaklandı. Tüm engellemelere rağmen Harbiye’de bir araya gelen translar basın açıklaması yaptı. Açıklama sonrası dağılan grubu takip eden polis Dolapdere’de aralarında basın açıklamasını okuyan Trans Pride Komitesi’nden Yusuf da olmak üzere birçok kişiyi ters kelepçeyle gözaltına aldı. Gözaltıları görüntülemek isteyen basın mensupları da alandan darp edilerek uzaklaştırıldı.

    Erken saatlerden itibaren Taksim ve civarı polis ekipleri ve barikatlarla abluka altına alındı. Bunun üzerine LGBTİ+ aktivistler ve lubunyalar Osmanbey’deki Çimen Sokak’ta toplanarak açıklama yaptı. Basın açıklamasını okuyan Trans Pride Komitesi’nden Yusuf, altı yıllık aranın mücadelelerinden hiçbir şey eksiltmediğinin bilincinde, yeniden sokaklarda olduklarını söyledi.

    “MÜCADELEMİZ ORTAKTIR”

    Yapılan basın açıklamasında trans cinayetlerine, Gezi Direnişi’ne, 6 Şubat depremlerine dikkat çekildi. Aynı zamanda Cumartesi Anneleri ile mücadelenin ortak olduğu söylendi. Transfobik devleti de yıkacaklarını dile getiren LGBTİ+ aktivistler ve lubunyalar, şunları dile getirdi:

    “Gezi Direnişi’nde direnen başta LGBTİ+’lar olmak üzere tüm kesimleri direnişin 10. yılında selamlıyoruz. Bugün burada Gezi’de kolluk kuvveti tarafından katledilen, yaralanan, tutsak edilen halkların öfkesini kuşandık; alanlarda olduğumuzu bildiriyoruz. Gezi onurdur, yargılanamaz. 80’lerde Gezi Parkı merdivenlerinde açlık grevi yapan transları selamlıyor, mücadelemizin devam ettiğini bildiriyoruz. Dün 951. haftada bir araya gelen ve gözaltına alınan, yıllardır Galatasaray Meydanı’nda bu devlet tarafından kaybettirilen yakınlarını arayan Cumartesi Annelerini / İnsanlarını selamlıyoruz. Mücadelemiz ortaktır.”

    “ALANLAR SİZİN Mİ SANDINIZ?”
    “Sınırsız, sınıfsız, şiddetsiz, cinsiyetsiz ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz” diyen aktivistler, açıklamada şöyle sürdürdü:

    “Biz translar yine, yeniden haykırıyoruz: sınırsız, sınıfsız, şiddetsiz, cinsiyetsiz ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz. Bu devlet, ya bizlerin eşit yurttaşlar olduğunu farkına varıp bize güvenceli işler yaratacak, ya da çark caddelerimizde güvenli şekilde çalışmamıza alan açacak. Biz trans+’ları ‘korumaktan’ ziyade, bulduğu her fırsatta gücünü bize karşı kullanmayı sürdüren bu polis devletinden ve emrindeki kolluk kuvvetlerinin şiddetinden korkmuyoruz; tüm onurumuzla direniyoruz! Ya da korkuyoruz ayol! Ama yine de tüm şugarlığımızla buradayız, alanlardayız! Alanlar sizin mi sandınız?”

    DAĞILMAK İSTEYEN AKTİVİSTLERE GÖZALTI

    Açıklama sonrası aktivistler dağılmaya başlarken, kalkanlı polisler ve kimi noktalarda ise esnaf, aktivistler ve lubunyalara saldırdı. Polisler, aralarında açıklamayı okuyan Yusuf’un da olduğu birçok aktivisti ters kelepçe ve işkenceyle yaka paça gözaltına aldı.

    BASINA POLİS ŞİDDETİ
    Gözaltıları görüntülemek isteyen basın mensupları da alandan darp edilerek uzaklaştırıldı.

    SAKİ: VAZGEÇMİYORUZ

    Aktivistlere destek veren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, polis şiddeti ve AKP-MHP iktidarına tepki göstererek, “Bugün arkadaşlarımız gözaltına alındı, arkadaşlarımız direndi. Bu mücadele, onur yürüyüşü sadece onların değil, her birimizin mücadelesi. Hepimiz eşitlik, özgürlük mücadelesini yükselteceğiz. Gazeteciler ve hukukçular da polis şiddetinden nasibini aldı ama vazgeçmiyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Sancar’a uygulanan polis ablukasına Kılıçdaroğlu ve Babacan’dan tepki

    Sancar’a uygulanan polis ablukasına Kılıçdaroğlu ve Babacan’dan tepki

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın polis ablukasına alınmasına dair, “Bu ayıbı kınıyorum” dedi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da, “Demokratik siyasete engel olmak alışkanlık haline getirilemez. İzin vermeyeceğiz” paylaşımında bulundu.

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar‘ın, İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü’nün polis şiddetine uğramasına ilişkin yapmak istediği açıklamaya polis sert müdahalede bulundu, onlarca yurttaş gözaltına alındı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın polis ablukasısında tutulmasına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan tepki gösterdi.

    KILIÇDAROĞLU: BU AYIBI KINIYORUM

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın İstanbul Kadıköy’de yapılmak istenen açıklamada polisler tarafından ablukaya alınmasını, “Hiçbir siyasi partinin genel başkanı, hiçbir şart altında, talimat üzerine polis ablukasıyla muhatap edilemez! HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’a yönelik bu ayıbı kınıyorum” sözleriyle eleştirdi.

    BABACAN: İZİN VERMEYECEĞİZ

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bir siyasi parti genel başkanının, kendi ilçe binasına girerken engellenmesi kabul edilemez. HDP Eş Genel Başkanı Sayın Mithat Sancar’a ve partili arkadaşlarına yapılan hukuksuzluğu reddediyorum. Demokratik siyasete engel olmak alışkanlık haline getirilemez. İzin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP Eş Genel Başkanları: Ferhat Encü’ye atılan tokat Kürt halkına atılmıştır-VİDEO

    HDP Eş Genel Başkanları: Ferhat Encü’ye atılan tokat Kürt halkına atılmıştır-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar, İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü’nün polis şiddetine uğramasını protesto ederken, polis sert müdahalede bulundu, onlarca yurttaş gözaltına alındı. Polis ablukasında altında açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanları, polisin müdahalesini kınayarak, “Korkunun ecele faydası yok. Bu düzeni emek ve demokrasi ittifakımız değiştirecektir. Sandıkta o tokatın ve zulmün cevabı verilecektir” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve hasta ve infazları yakılan tutukluların serbest bırakılması için dün İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yapılan yürüyüş sırasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü Eş Başkanı Ferhat Encü’ye polis hakaret ederek, tokat attı.

    Ferhat Encü ve kitleye sert müdahalede bulunan polisin tutumuna dair Kadıköy ilçe binasında açıklama yapmak isteyen kitleye polis sert müdahalede bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar ile HDP Milletvekillilerinin yanı sıra çok sayıda kişinin katılmak istediği açıklamaya polis izin vermedi.

    HDP Kadıköy İlçe binası ve etrafını ablukaya alan polis HDP Eş Genel Başkanlarını ilçe binasına girişine de izin vermedi. Onlarca yurttaşın gözaltına alındığı müdahalede gazetecilerin görüntü alması engellendi.

    Polis ablukası altında HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar açıklama yaptı.

    “FERHAT ENCÜ’YE ATILAN TOKAT KÜRT HALKINA VE ROBOSKİ AİLELERİNE ATILMIŞTIR”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Ferhat Encü’ye atılan tokatın Kürt halkına ve Roboski ailelerine atıldığını belirterek, “Halkımız size gereken cevabı verdi, vermeye devam edecek” dedi.

    Polis ablukasını asla kabul etmeyeceklerini vurgulayan Buldan, “HDP’ye ve demokratik siyasetine alışacaksınız” diye konuştu.

    “HALKA ABLUKA”

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ablukanın halkın sesini engelleyemeyeceğinin altını çizerek, “Bu korkunun tablosudur. Korkunun tablosu demokraside ısrarımızdır. Bu tabloyu biz değiştireceğiz. Bu abluka, adalete, hakikate, halka ablukadır” diye belirtti.

    Adalet nöneti tutan annelere, gençlere ve Ferhat Encü’ye yapılan saldırıyı kınayan Sancar, iktidara seslenerek, “Korkunun ecele faydası yok. Bu düzeni emek ve demokrasi ittifakımız değiştirecektir. İstanbul’u faşizmin merkezi yapmak isteyen hereke halkların demokratik mücadelesi cevabını vermiştir. Bu düzen değişecek. Sandıkta o tokatın ve zulmün cevabı verilecektir” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP Malatya İl Örgütü: Savaşa karşı barışı savunduğumuz için tehdit altındayız-VİDEO

    HDP Malatya İl Örgütü: Savaşa karşı barışı savunduğumuz için tehdit altındayız-VİDEO

    PİRHA-HDP Malatya İl Örgütü, HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bedeli ne olursa olsun eşitlik, özgürlük ve barış mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı HDP Malatya İl Örgütü, il binasında basın açıklaması yaptı.

    “EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK VE BARIŞ MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Uzun süredir HDP’ye karşı geliştirilen saldırı dalgasının dün yaşanan büyük bir provokasyon girişimi ile yeni bir boyuta vardığı belirtilen açıklamada, “Kamuoyu önünde gerçekleşen bu vahim saldırıyı kınıyoruz. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yılmadan direnen HDP’yi toplum nezdinde öcüleştirmek, toplumda bilinç bulanıklığı yaratıp, milliyetçiliği geliştirerek seçimleri kazanma operasyonları yapmaktadırlar. HDP savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşam siyasetini savunduğu için tehdit altındadır. Bu tehdit ve saldırılar Türkiye halklarının ortak yaşam iradesine dönüktür. Bedeli ne olursa olsun eşitlik, özgürlük ve barış mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” ifadeleri yer aldı.

    PİRHA/MALATYA

  • Dersim’de HDP Genel Merkezi ablukasına tepki: Bu halk sizden hesap soracak-VİDEO

    Dersim’de HDP Genel Merkezi ablukasına tepki: Bu halk sizden hesap soracak-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı basın açıklaması yaptı. Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Genel merkezimiz ablukaya alınmış ve faşist saldırıyla karşı karşıya. Hukuku ortadan kaldırırsanız ortada kalan şey çete olur” dedi.

    HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, MYK Üyesi Turgut Öker, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, EMEP İl Örgütü ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklama öncesi polislerce ablukaya alınan meydana geçmek isteyen kitle, polislerce engellendi. Polisler, “valilik kararı” gerekçesi ile meydanda açıklamaya izin vermeyeceklerini kaydetti. Engellemeye tepki gösteren kitle, sık sık “HDP halktır halk burada” sloganı attı. Duruma tepki gösteren HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Zeynel Özen, Seyit Rıza Heykeli önüne geçerek açıklamada bulundu.

    “GENEL MERKEZİMİZ FAŞİST SALDIRIYLA KARŞI KARŞIYA”

    HDP Genel Merkezine yönelik provokasyon girişimi yapıldığını söyleyen Kenanoğlu, “Genel merkezimiz ablukaya alınmış ve faşist saldırıyla karşı karşıya. Hukuku ortadan kaldırırsanız ortada kalan şey çete olur. Bugün parti genel merkezimiz önünde milletvekillerimiz, parti yöneticilerimiz o çetelerce tehdit edilmiştir. Hem de ölüm tehdidi ile. Bu bir provokasyondur ve bunun başında olan suçişleri bakanıdır. Bizler bu ülkede hukuku sağlamak için mücadele etmeye devam edeceğiz. İşte o çeteler bu ülkede hukuku, adaleti ortadan kaldırmak için provokasyon gerçekleştiriyorlar. Biliyoruz ki bugüne kadar başaramadılar başaramayacaklar” dedi.

    “Çok iyi iş başardınız” diyerek polis engeline tepki gösteren Zeynel Özen, “Bir dönem sizin gibi yasadışı kanunsuz emirleri uygulayanlar cezaevinde. Bir gün sizler de demokratik mahkemelerde hesap vereceksiniz. Bu halk sizden hesap soracak” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Galatasaray Meydanı yeniden polis ablukasında

    Galatasaray Meydanı yeniden polis ablukasında

    PİRHA-Galatasaray Meydanı 25 Ağustos 2018’den bu yana Cumartesi Anneleri’ne yasaklanmış 21 Eylül gece ise abluka kaldırılmıştı. Dün gece yeniden meydan ablukaya alındı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta İstanbul Taksim’de bulunan Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri’ne 25 Ağustos 2018’de polisler tarafından biber gazı ve plastik mermiyle müdahale edilmişti.

    700’üncü haftasına denk gelen müdahalenin ardından meydan polis bariyerleriyle çevrilerek, abluka altına alınmıştı. 160 haftadır Cumartesi Anneleri’ne yasak olan meydandaki abluka 21 Eylül gecesi kaldırılmıştı. Ancak gece saatlerinde meydan bir kez daha polisler tarafından bariyerlerle kapatıldı. Zıhrlı midibüslerin getirildiği meydanda polisler de nöbete başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Savunma Mitingi öncesi İstanbul Adliyesi abluka altında

    Savunma Mitingi öncesi İstanbul Adliyesi abluka altında

    PİRHA- AKP çoklu baro yasa teklifini Meclis’e sundu. 80 baronun Ankara’ya yürüyerek karşı çıktığı ve kamuoyunda ‘çoklu baro’ sistemi yasasının Meclis’e sunulmasının ardından İstanbul Adliyesi ablukaya alındı.

    AKP tarafından 28 maddeden oluşan Avukatlık Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması’na Dair Kanun Teklifi’ni Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Kamuoyunda tepki yaratan yasanın Meclis’e sunulmasının ardından İstanbul Adliyesi bariyerlerle kapatılarak polis ablukasına alındı.

    Savunma buluşmasının gerçekleşeceği alana avukatlar ve gazeteciler alınmıyor. İstanbul Barosu açıklamayı yapmakta ısrarcı müzakereler sürüyor.

    AKP iktidarının baroların seçim sistemini değiştirmeye yönelik müdahalesine karşı, İstanbul Barosu, İstanbul Adliyesi karşısındaki meydanda ‘Savunma Mitingi’ yapacak.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • HDP yürüyüşü öncesi Hakkari polis ablukası altında

    HDP yürüyüşü öncesi Hakkari polis ablukası altında

    HDP’nin “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla Hakkari’den başlatacağı yürüyüş öncesi kentin birçok noktası abluka altına alındı.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), “Darbe karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla Ankara’ya yapacağı yürüyüşün Hakkari kolu toplandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, HDP’nin MYK ve PM üyeleri, milletvekilleri ve partililer sabah saatlerinde parti binasında bir araya geldi.

    KENT POLİS ABLUKASINDA

    Başlatılacak yürüyüş öncesi sabah saatlerinden itibaren kentin tamamı polis ablukası altına alındı. Resmi kurumların önünde özel harekat polisleri ve keskin nişancıların bekletilmesi dikkat çekti. Ayrıca kentin dört bir yanında zırhlı araçlar ve polisler konumlandırıldı.

    HDP İL BİNASINA BARİKAT

    Yürüyüş öncesi HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın açıklama yapacağı partinin il binası da abluka altına alındı. Binaya giden sokaklara kalkanlarla barikat kuran polis, milletvekilleri ve yurttaşların il binasına giriş çıkışlarını engelledi.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın parti binasına gelerek, yapacağı açıklamayla yürüyüşün başlatılması bekleniyor.

    Milletvekillerinin, barikatların önünde sloganlarla bekleyişi sürüyor. (MA)

  • HDP Edirne İl Örgütü binası polis ablukasında

    HDP Edirne İl Örgütü binası polis ablukasında

    PİRHA- HDP’nin bugün Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi Edirne İl Örgütü binası polisler tarafından ablukaya alındı.  
    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) AKP-MHP iktidarının baskıcı politikalarına karşı 1 Haziran’da açıkladığı “Demokratik Mücadele Programı” kapsamında bugün Edirne ve Hakkari olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlayacak “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” öncesi partinin Edirne İl Örgütü binası ablukaya alındı.
    Parti binasının önü ve çevresinde çok sayıda polis konumlandırıldı.
    Yürüyüşü engelleme çabaları kapsamında günler öncesinden Edirne ve Hakkari’nin yanı sıra Tekirdağ, Van ve Kocaeli valilikleri kentin girişlere sınırlama getirip, yine bu kentlerin genelinde yapılacak her türlü eylem ve etkinliğe yasak getirmişti.
    Bu yasak kararları ile yürüyüşlerin engellenmek istenmesine rağmen Edirne kolu yürüyüşü için HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, milletvekilleri ve parti yöneticileri saat 12.00’de Silivri Alışveriş Merkezi önünde bir araya gelip, Edirne’ye doğru yola çıkacak. (MA)
  • Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    PİRHA- Gezi Parkı eylemlerinin altıncı yıldönümü nedeniyle çok sayıda kişi Taksim’de bir araya gelerek anma etkinliği düzenlemek istedi. Ancak polis yürüyüş yolunu geçen yılda olduğu gibi barikatlarla kapattı.

    Gezi direnişinin 6. yılında Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla çok sayıda kişi TMMOB önünde toplandı.

    Yürüyüşe, Gezi eylemlerinde hayatlarını kaybeden Berkin Elvan, Erhem Sarısülük ve Ali İsmail Korkmaz’ın anneleri ile CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Ali Haydar Hakverdi ve HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Oya Ersoy, Ahmet Şık, Sedat Şenoğlu TİP milletvekilleri Barış Atay, Erkan Baş  ve Taksim Dayanışması bileşenleri katıldı.

    “Gezi umuttur umut bitmez, karanlık gider Gezi kalır” pankartı açıldı. “Gezi umuttur yargilanamaz”, “Her yer Gezi her yer direniş”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Direne direne kazanacağız”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atan kitle, “Karanlık gider Gezi kalır”, “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Gezi Silivri’de sığmaz”, “Gezi’yi savunuyoruz” yazılı dövizler ve gezi şehitlerinin fotoğraflarını taşıdı.

    Meşelik Sokak’tan İstiklal Caddesi’ne çıkmak isteyen kitleye polis izin vermedi. Sokak polis tarafından kalkanlarla kapatıldı.

    Taksim meydanına çıkmalarına izin verilmemesine tepki gösteren kitle Meşelik Sokak’ta basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasından önce Gezi şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
    Basın metnini Taksim Dayanışması adına Esin Ceren okudu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider Gezi Kalır!

    Taksim Gezi parkında başlayıp 80 ile yayılan, ülkemizin en kitlesel ve en barışçıl hareketinin, Haziran Direnişi’nin;

    Abdocan’ın, Mehmet’in, Ethem’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in ve Ahmet’in hayatları pahasına öne atıldıkları Gezi’nin üzerinden altı yıl geçmiş.

    Biber gazı ve polis şiddeti ile gözlerini kaybeden, büyük bedensel travmalar yaşayan arkadaşlarımızın yeni yeni iyileşip hayata dönebildikleri koskoca altı yıl.

    Ölümlere ve yaralanmalara yol açan polis şiddetinin açılmayan soruşturma dosyalarında, takipsizlik kararlarında, hafifletilen cezalandırmalarında yaşanan büyük adaletsizliklere rağmen; anıları hep taze, mücadeleye ve hayata dair azimleri hep omuz başımızda.

    Bugün Gezi direnişinin altıncı yıl dönümü. Çok kısa ve çok uzun bir altı yıl. Berkin’in ömrünün neredeyse yarısı kadar uzun! Ülkemizin yüzlerce yıllık özgürlük ve eşitlik mücadelesi için kısacık bir zaman dilimi…

    Geçen bu altı yıl en açık biçimiyle göstermiştir ki, Gezi direnişinde cisimleşen değerlerden ne kadar uzaklaşılıyorsa, ülkemiz o kadar karanlığa gömülüyor.

    Gezi’nin değerlerinden uzaklaşılan her an ve uzaklaştıran her tutum ülkedeki loşluğu zifiri karanlığa doğru evriltiyor.

    Kibir ile özverinin, şatafat ile sefaletin, öfke ile sevginin ülke aynasındaki yansıması büyük bir tezata doğru yol alıyor.

    Ekonomik kriz; sosyal, siyasal ve kültürel bir krize dönüşürken, ortaya çıkan yoksulluk; işçilerin, emekçilerin en çok da yoksul evlerindeki kadınların sırtına biniyor.

    Birkaç oy daha fazla almak için hukuku, adaleti, demokrasiyi, hatta vicdanı ayaklar altına almaktan çekinmeyen bir anlayış, toplumun dokusuna nüfuz etmeye devam ediyor.

    Ülkemiz Gezi direnişinin yaratıcılığından, enerjisinden, duygusundan ne kadar uzaklaşıyorsa o kadar karanlık dipsiz bir kuyuya doğru yol alıyor.

    Ölümcül biber gazı fişeklerinin ülkede yarattığı boğucu sisin dağılması için ne yazık ki sadece zamana değil büyük bir mücadeleye de ihtiyaç var.

    Bencillik, çıkarcılık, güçlüden yana olmak; sömürüye, hukuksuzluğa, adaletsizliğe sessiz kalmak meşru ve olağan hale getirildi. Ülkenin kaynaklarını talan etmek, geleceğine ipotek koymak, üretmemek, paylaşmamak ve talan düzeninden yana olmak doğal bir tutum olarak algılanır oldu.

    Anayasal haklarını, demokratik ve barışçıl gösteri haklarını kullanan binlerce insanı yargılamak, yüzlercesine ceza vermek yetmemiş Olacak ki, daha önce mahkeme kararı ile beraat etmiş olan Taksim Dayanışması’na bir kez daha ve bu defa müebbet hapis istemiyle dava açılmış durumda.

    Öncesindeki onlarca dava da olduğu gibi olmayan suçlar yaratılıp olmayan delillerle cezalandırma hazırlığı yapılıyor. Taksim Dayanışmasını, daha doğrusu bu ülkenin özgürlük umudu Gezi’yi suç kapsamına sokup, bundan sonra hiç kimsenin muhalefet etmeye cüret edememesi murat ediliyor.

    Oysa herkesin, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Gezi Umuttur, Umut Bitmez!

    Şehir meydanındaki tek parkı AVM’li kışla yapmak isteyen doğa ve kent talancısı zihniyet gider. Sömürüye dayalı sermaye düzeni Kapitalizm gider…

    Yalancılık, çıkarcılık, riyakârlık gider. Hırsızlık ve uğursuzluk gider…

    Savaş çığırtkanları gider. Gericilik, mezhepçilik, ırkçılık gider. Kadın düşmanları, Göçmen karşıtları, homofobikler gider…

    Fetva veren şeyhler, hacamatçılar ve sülükçüler gider, karanlık sokaklardaki palalı, sopalı saldırganlar gider…

    Ankara’nın meydanında, Gülsuyumun, Uice’nin sokaklarında kurşun Sikan katiller gider. Otobanlarda arabaları öldüresiye kullananlar gider. Antakya’nın Armutlu’sunda biber fişekleri ile gençleri öldüren caniler gider…

    Emirleri uygulayan İçişleri Valiler, Emniyet Müdürleri gider ve herkes bilsin ki emri ben vecdim diyenler de gider, Ama GEZİ kalır!

    Tüm bu kötülüklerin, şiddetin ve hukuksuzluğun hesabım soracak, yargılanmalarını sağlayacak olan GEZİ kalır!

    Çünkü Gezi Umuttur, Umut Kalır!

    Dayanışma kalır. Paylaşma kalır, emek kalır.

    Paranın geçmediği komünler, bir günde oluşturulan kütüphaneler, özveriyle hasta bakan revirler kalın…

    Gençlerin enerjisinin, öfkesinin, coşkusunun yansıdığı konserler, tiyatrolar, şenlikler kalır…

    Doğrudan demokrasinin işletildiği forumlar, cinsiyet eşitsizliğini reddeden toplantılar kalır…

    Yeryüzü sofraları, alternatif medya kanalları kalır.

    Tribünlerden caddelere ” biber sesleri kalır…

    Duvar yatan gençten biz de varit diyen LGBTI bireyler kalır…

    Annelerin zinciri. Kürtlerin halayı, horonu, Trakya’nın karşılaması, Ege’nin zeybeği kalır…

    Duran kadınlar, piyano çalan müzisyenler, sokak çalgıcıları kalır…

    Laikliğin önemine ve ancak demokratik rejimlerde bulabileceğine dair bir miras kalır…

    Kadınlai’i(i, gençlerin, işçilerin, yoksulların, ötekileştirilenlerin taşıdığı meşaleler kalır…

    Gezi’de simgeleşen değerlerle özdeşleşen yitirdiğimiz canlar, ülkenin geleceğini aydınlatan birer deniz feneri olarak kalır…

    Her açıklamamızda ve her tekrarladığımız gibi:

    Bizler, Taksim Dayanışması ve Gezi Direnişi’nde demokratik ve barışçıl tepkisini gösteren milyonlarca yurttaş olarak;

    2012 yılının şubat ilk toplantımın yaptığımı: andaki taleplerimizin de,

    Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de,

    Gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca için direnen milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam ediyoruz,

    Bu taleplerimizi bir kere daha dillendirmek ve savunmak için herkesi 23-24 Haziran’da Silivri duruşma salonlarında görülecek GEZİ davasına bekliyoruz.

    Çünkü biliyor ve inanıyoruz ki, Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider, Gezi Kalır…”

    Açıklamanın ardından söz alan, Gezi Parkı davasının sanıkları arasında yer alan avukat Can Atalay, “27 Mayıs 2013’ten bu yana Türkiye’nin her yeri Taksim’dir, her yer direniş ­alanıdır. Gezi tüm yurttaşların, müşterek kamusal bir alanı korumak için kendi sebepleriyle sokağa çıkmasıdır. Gezi’nin karalanmasına izin vermedik vermeyeceğin. Adaletsizliğin, sarayı, zulmü çok uzun sürmez. Bu toprakların eşitlik, adalet, özgürlük talebi Gezi’dir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP’liler Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdü-VİDEO

    Yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP’liler Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdü-VİDEO

    PİRHA – Galatsaray Meydanı’na yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP eş başkanları ve milletvekilleri Hill Otel önünde basın açıklaması yaptılar. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yürüyüşlerine izin vermeyen İçişleri Bakanı’na şöyle seslendi: “Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir” dedi. 

    Tecridin kaldırılması için açlık grevi başlatan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven açlık grevinin 96. gününde. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri cezaevlerine yayılan açlık grevlerine ve tecride dikkat çekmek için Taksim Hill Otel’de toplanarak Galatasaray Meydanı’na yürüyüp karanfil bırakmak istedi ancak polis izin vermedi.

    Polisin izin vermemesi sonucunda HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri Hill Otel’in önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

    “İŞTE TECRİDİN FOTOĞRAFI BURADA”

    İlk olarak konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’de bir duyarlılık yaratmak için burada bir araya gelerek milletvekilleriyle birlikte Taksim’den Galatasaray’a yürümek ve orada bir açıklama yapmak istediklerini kaydetti. Türkiye’nin bir hukuk devleti olmasını istediklerini belirten Temelli, “Bu ülkede demokrasinin, demokratik bir Cumhuriyetin var edilmesini istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Bütün bunların olabilmesi için tecridin bir an önce sonlanması gerektiğini dile getiriyoruz. Leyla Güven de tam 96 gündür sesini bu amaçla yükseltiyor. Onun sesine ses katmak mücadelesine ortak olamak için buradayız” dedi.

    “TÜRKİYE TECRİT ALTINDADIR”

    Bu mücadelenin tüm Türkiye’nin mücadelesi olduğunu vurgulayan Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu mücadele tüm Türkiye’nin barış, demokrasi, özgürlük talebiyle ortaya çıkmış bir mücadeledir. O yüzden tecridin kırılmasını istiyoruz. Her hükümlünün en temel hakkı olan aile ve avukatlarıyla görüşme hakkının sayın Öcalan’dan esirgenmesi aslında büyük bir hukuksuzluğun en önemli referans noktasıdır. O yüzden tecridin kırılması aslında Türkiye’de bir hukuk mücadelesidir. Sevgili basın mensupları tecridin fotoğrafını görmek istiyorsanız işte biz bugün bu fotoğrafı size gösteriyoruz. ‘İşte Türkiye tecrit altındadır’ diyoruz. Evet bir abluka altındadır Türkiye. Bugün Taksim Meydanı’nda da bu abluka kendini teşhir etmiştir, hukuksuzluk kendini teşhir etmiştir, yasa tanımazlık kendini burada bu ablukayla teşhir etmiştir. İşte tecrit budur. Tecrit insan haklarına müdahaledir. Tecrit insan haklarını yok saymaktır. Leyla Güven açlık grevinin 96’ıncı günü de sürekli bunu dile getirdi. Biz bu ülkeye demokrasinin barışın gelmesini istiyorsak insan haklarından, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından yana taraf olduğumuzu cesaretle ilan etmeliyiz. Türkiye’deki tüm kamuoyuna, tüm demokrasi güçlerine, emekçilere, kadınlara sesleniyorum. Gelin demokrasiden, barıştan, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden yanan taraf olun. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını savunun. Bunu hep birlikte başarabilirsek bu tecride son verebilirsek Türkiye’nin yolu açılacaktır. Bu ceberut devlet anlayışı, Cumhur İttifakı denen bloğun geriletilmesi ancak ve ancak demokrasi cephesinde yan yana gelmemizle mümkündür ancak o zaman bu ülkede ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü var edebilir, demokratik siyasetin önünü açabiliriz. Anayasayı ihlal etmek artık olağanlaşmışsa, emniyet güçleri bunu sıradan bir olay gibi yapıp burada vekillerin önünü çok kolay kesebiliyorsa artık bu ülkede ne hukuk kalmıştır, ne yargı bağımsızlığı ne de idarenin yasaları tanıması kalmıştır. Bu bir yasa tanımazlık, suçtur. Bu suçu bugün sizlerin önünde yine bu iktidar ve onun kolluk güçleri işlemiştir. Biz tüm bu suçlara karşı adaletsizliğe ve yasa tanımazlığa karşı Leyla Güven’in sesine ses katmaya, açlık grevi mücadelemizi yükseltmeye ve tecridi sonlandırma mücadelemize devam edeceğiz. Bu bir hukuk mücadelesi, demokrasi mücadelesidir.”

    “İÇİŞLERİ BAKANI VEKİLLERİ YÜRÜTMEMEKLE ADAM OLUNMAYACAĞINI BİLMELİ”

    Arkasından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da “Hep birlikte bir kez daha tecrit edildik. Şu anda sadece biz değil sizler de tecrit altındasınız” diyerek ülkedeki baskıya dikkat çekti. Galatasaray Meydanı’na yürümelerinin İçişleri Bakanının talimatıyla engellendiğini dile getiren Buldan, şunları kaydetti:

    “Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir. Bizler bugün Leyla Güven’in 96’ıncı gününde cezaevlerinde diğer arkadaşlarımızın da uzun süredir süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olduğu bir dönemde Galatasaray Lisesi’nin önüne gidip tecridin bir an önce kaldırılması, Leyla ve arkadaşlarının yaşaması için bir farkındalık yaratmaya çalışacaktık. Ancak bugün bir kez daha gördük ki İçişleri Bakanı hukuksuz bir şekilde milletvekillerinin gidişini engellemeye çalışmaktadır. Evet adam olmak insan olmak demek değildir. İnsan olmak ölümlere dur demektir, ölümleri engellemektir. Bu şekilde bu ülkeyi yönetenler bilmelidir ki bizler haklı ve meşru taleplerimiz her zaman her yerde dile getireceğiz. Bu mücadele bize 40 yıldır dayatılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar üzerinden, ölümler, cezaevleri ve işkenceler üzerinden dayatılan meşru bir haktır. Biz 40 yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Özgürlük, barış, demokrasi mücadelesini biz işçileri bakanından öğrenmedik. Geçmişte de bu ülkeyi yönetenler bize aynı şekilde davrandılar ama biz hiçbir zaman ilkelerimizden taviz vermedik. Bu ülkeye barışın, demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin gelmesi için her türlü bedeli ödedik… Artık dile bile kolay olmayan bir süreçteyiz. Biz açlık grevinde olan arkadaşlarımızın yaşamını yitirmesine asla izin vermeyeceğiz. Bunun için bugün buradayız.”

    Basın açıklamasının ardından Hil Otel önünde oturma eylemi yapan milletvekilleri ve eş başkanlar Galatasaray Meydanı’na çıktı. Oturma eyleminin ardından otelden tek tek çıkan milletvekilleri İstiklal Caddesi’nin başında üzerinden Leyla güven’in resminin bulunduğu önlükleri çıkararak Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdüler. Galatasaray Meydanı’nda polis barikatıyla karşılaşan milletvekilleri balık pazarından Tarlabaşı’nda bulunan HDP ile binasına doğru sloganlar atarak yürüdüler. Yol boyu “Direne direne kazanacağız”, “Biji berxwedana Leyla”, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Jin Jiyan Azadi” sloganları atarak HDP il binası önünde yürüyüşlerini sonlandırdılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Savcıları göreve çağıran Cumartesi Anneleri’nden hakikat ve adalet talebi-VİDEO

    Savcıları göreve çağıran Cumartesi Anneleri’nden hakikat ve adalet talebi-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 711’inci haftasında 22 yıl önce kaybedilen Ramazan Yazıcı’nın akıbetini sordu. Bu haftadaki eyleme Uluslararası Af Örgütü destek verdi. 

    Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, 711’inci haftasında da polis tarafından engellendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, polis tarafından ablukaya alındı. Bunun üzerine Cumartesi Anneleri, ellerinde taşıdıkları kayıpların fotoğrafları ve karanfiller ile açıklamalarını İHD şube binası önünde yaptı.

    Bu haftaki açıklamada, 22 Kasım 1996 tarihinde Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Ramazan Yazıcı için adalet istendi.

    Eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Oya Ersoy, Hüda Kaya, Dilşad Canbaz ve Garo Paylan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldı. İngiltere’den gelen Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kampanyalar Direktörü Fotis Filippou ve Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kampanyalar Sorumlusu Milena Büyüm de açıklamaya destek verdi.

    Haftanın basın açıklamasını kayıp Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun yaptı. Türkiye’de diğer ağır ihlaller gibi gözaltında kaybetme suçunun da hukuksal ve siyasal faktörlerin etkisiyle cezasız bırakıldığını belirten Tosun, “Yüzlerce insan gözaltına alınarak kaybedilmesine rağmen, kaybedilenlerin aileleri için tüm hak arama kanallarının kapatılması büyük bir adalet boşluğuna yol açmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de uzun yıllardır Türkiye’de güvenlik güçlerinin eylemlerinden dolayı yaşanan ihlallerde, etkili soruşturma yapılmayarak sürecin fiili cezasızlıkla sonuçlandırıldığına dikkat çekmektedir.” dedi.

    RAMAZAN YAZICI’NIN AKIBETİ SORULDU

    Tosun, AİHM’in dikkat çektiği cezasızlık davalarından biri olan Ramazan Yazıcı’nın kaybedilmesini ve yargılama sürecini şu sözlerle aktardı: “36 yaşındaki Ramazan Yazıcı Diyarbakır-Silvan arasında bir minibüs ile yolcu taşımacılığı yapıyordu. 22 Kasım 1996 tarihinde saat 09.00 sıralarında Silvan Melikahmet Garajı’nda kendilerini polis olarak tanıtan 3 kişi tarafından gözaltına alındı. Görgü tanıkları Yazıcı’nın 21 DZ 490 plakalı kırmızı renkli Şahin marka araca bindirilerek götürüldüğünü söyledi.

    Bir kişinin kendisinin de gözaltında bulunduğu sırada Ramazan Yazıcı’yı Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde gördüğünü iddia etmesi üzerine Yazıcı ailesi, Savcılığa Terörle Mücadele Şube polisleri hakkında yasa dışı gözaltı yaptıkları gerekçesiyle şikâyette bulundu. Ardından Yazıcı ailesi konuyla ilgili DGM Başsavcılığına, OHAL Bölge Valiliği’ne, Emniyet Müdürlüğü’ne, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na başvurdu.

    Yazıcı ailesinin başvurduğu İHD Diyarbakır Şubesi ve Uluslararası Af Örgütü de resmi merciler nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak Ramazan Yazıcı’nın gözaltına alınmadığı ileri sürüldü.

    Olayın peşini bırakmayan İHD 2 yıl sonra Ramazan Yazıcı’nın elleri ve ağzı bağlı olan cansız bedeninin, 3 Aralık 1996 tarihinde İdil’e bağlı Sarıköy ve Mağara köyleri arasında bulunduğu ve İdil Merkez Mezarlığı’na kimliği meçhul kişi olarak gömüldüğü gerçeğine ulaştı. 19 Kasım 1998 tarihinde Yazıcı ailesi ve İHD yetkilileri Ramazan Yazıcı’nın cenazesini almak üzere İdil Merkez Mezarlığı’na gitti. Ancak mezarlıkta kimliği meçhul kişilerin gömülmesine ilişkin kayıt tutulmadığı için Ramazan’ın mezar yeri bulunamadı.

    Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’ndaki dosyada hiçbir gelişme yaşanmazken AİHM’e taşınan dava mahkûmiyetle sonuçlandı.”

    SAVCILARI GÖREVE ÇAĞIRDILAR

    Soruşturmanın etkin bir biçimde yürütülmesinin soruşturma organlarının temel görevi olduğunun altını çizen Tosun, “Ramazan Yazıcı’nın mezar yerini açığa çıkartacak, sorumlu olanların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte bir soruşturma başlatılması için, savcıları göreve çağırıyoruz” dedi. Tosun son olarak, “Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye ifade etti.

    “O GÜNDEN BUGÜNE BASKILARI AYNI KIZGINLIKLA TAKİP EDİYORUZ”

    Tosun’un ardından Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kampanyalar Direktörü Fotis Filippou yaptığı konuşmada, Cumartesi Annelerinin 700’üncü haftasından bu yana yaşananları şoke edici olduğunu ve kendilerini üzdüğünü söyledi. Süreci kızgınlıkla takip ettiklerini belirten Filippou, Cumartesi Annelerine olan desteklerini devam ettireceklerini kaydetti. “O günden bu yana yaşadığınız baskıları da aynı kızgınlıkla takip ediyoruz” diyen Filippou, “Sizin kaybedilen yakınlarınızın akıbetlerini sorma hakkınız durdurulamaz, engellenemez. Yıllardır sizin mücadelenizin alanı olan Galatasaray’a dönebilmeniz için sizin yanınızda kampanyamıza devam edeceğiz. Bu hakkınızı tekrar tesis edebilmenizi sağlamak için elimizden geleni yapacağız. Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye ve dünyadaki tüm şubeleriyle birlikte her daim sizin yanınızdayız.” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kayıplarının akıbetini yine abluka altında sordular: Bizden neden korkuyorsunuz?-VİDEO

    Kayıplarının akıbetini yine abluka altında sordular: Bizden neden korkuyorsunuz?-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, “Bizden neden korkuyorsunuz. Neden 23 yıl sonra Galatasaray’ı elimizden aldınız. Buraya tıktınız. Neden yargısız infaz yapılıyor. Biz Galatasaray’dan ve kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

    Kayıplarının akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’na gitmek isteyen Cumartesi Anneleri 708. haftada da engellendi. Cumartesi Anneleri polis ablukası altında bu haftadaki eylemlerinde  Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in akıbetini sordu.
    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, polis tarafından ablukaya alındı. Bunun üzerine Cumartesi Anneleri, ellerinde taşıdıkları kayıpların fotoğrafları ve karanfiller ile açıklamalarını İHD önünde yaptı.

    Bu haftaki açıklamada 19 Ekim 1995’te gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in akıbetini sordu. Polisin abluka altına aldığı eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP)Milletvekili Ali Kenanoğlu, Oya Ersoy, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu destek verdi.

    Açıklamayı Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. Her hafta Galatasaray’da gerçekleştirdikleri basın açıklamalarının anayasaya aykırı bir şekilde yasaklandığını ifade eden Ocak, “Kamu gücünü kullanan bütün organların ortak amacı, temel hak ve özgürlüklerin korunması ilkesi olmasına rağmen devleti yönetenler, kamu gücünü ve imkanlarını bize karşı nefretin ve şiddetin aracı olarak kullanmaktadır” dedi.

    “İNKAR, BEYAZ TOROS VE BİR DAHA HABER ALINAMADI”

    708’inci haftalarında Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in akıbetini soran Ocak, “19 Ekim 1995 sabahı 35 yaşındaki Fehmi Tosun ve arkadaşı 34 yaşındaki Hüseyin Aydemir, birlikte kahvaltı ettikten sonra Tosun ailesinin İstanbul Avcılar’daki evinden çıktılar. Fehmi Tosun akşam saatlerinde silahlı, telsizli sivil polisler tarafından 34 UD 597 plakalı Beyaz Toros araçla evinin önüne getirildi. Kendisini gören eşi ve çocuklarına ‘Gözaltına alındım, beni öldürecekler!’ diye bağırdı. Onlar Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek evinin önünden götürüldü. Olaya çevredeki komşular da tanık oldu. Hemen Avcılar Karakolu’na giden Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun olanları anlattı aracın plakasını verdi ve duruma müdahale edilmesini istedi. Plakayı kontrol eden ve telefonla görüşmeler yapan görevliler ‘Bizim yapacağımız bir şey yok’ dedi. Aileleri tüm yasal yollara başvurdu. Ama Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in gözaltına alındığı devletin bütün kademelerince inkâr edildi. Onlardan bir daha haber alınamadı” diye aktardı.

    ZAMAN AŞIMINDAN TAKİPSİZLİK KARARI 

    İç hukuktan sonuç alınamayınca Fehmi Tosun davasının eşi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığını hatırlatan Ocak, “2003 yılında sonuçlanan davada hükümet AİHM’e verdiği savunmada ‘Hükümetimiz Fehmi Tosun’un kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir’  dedi. Yaşam hakkı ihlallerinde gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etti. Ancak bu güne kadar Tosun ve Aydemir dosyalarında etkin bir soruşturma yapılmadı. Zaman aşımından takipsizlik kararı verilen dosyalar kapatıldı. Bunun üzerine Fehmi Tosun dosyası Anayasa Mahkemesi’ne taşındı” hatırlatmasında bulundu.

    Ocak, yargı makamlarını Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir dosyalarında yargılamanın yenilenmesi yoluyla etkin bir soruşturma yapmaya ve ceza adaletinin sağlanması yönünde göreve çağırdı.

    “KAYIPLARIMIZDAN DA GALATASARAY’DA VAZGEÇMİYORUZ”

    Galatasaray Meydanı’na izin vermeyenleri kınadığını belirten Hanım Tosun da, “Neden Cumartesi Annleri’nden korkuyorsunuz? Biz kimseye zarar vermedik. Neden 23 seneden sonra Galatasaray’ı yasakladılar? Neden bizi buraya tıktılar? Hukuktan birazcık bahsediyorsanız bizi buraya tıkamazdınız. Biz sadece Galatasaray’ı istiyoruz. Hukuksuzca Galatasaray’ı yasaklıyorlar. Hukuktan bahsediliyorsa önce dönüp kayıplara baksınlar. Bu insanlar sadece siyasetle uğraştığı için gözaltında kaybedildi. Devlete göre bir suç işlemişlerse onu ortaya çıkarıp yargılasalardı. Neden kaybettiler? Biz kayıp yakını olarak kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bizim kimseye karşı nefretimiz yok. Bize bir mezar taşı verene kadar, failler yargılanana kadar bundan vazgeçmeyeceğiz. Biz ne kayıplarımızdan ne de Galatasaray’dan vazgeçmiyoruz” diye konuştu.

    “BİZİM ÖFKEMİZ HUKUKSUZLUĞA”

    28 Temmuz 1993’te gözaltına alınarak işkenceyle öldürülen Ferhat Tepe’nin kız kardeşi Ayşe Tepe de, 700’üncü haftadan itibaren yasaklanan Galatasaray Meydanı’na dikkat çekerek, şunları söyledi: “Birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi basın açıklamasının hukuken hiçbir yaptırıma tabi tutulamayacağı kararını verdi. Bu da şunu gösteriyor. Biz Galatasaray’da toplanabiliriz. Ama kendi anayasalarına saygı duymuyorlar. Biz bu yüzden hükümet yetkililerini bu karara uymaya davet ediyoruz. Çünkü bu bir hukuk kararıdır. Hukuk evrenseldir. Kendilerini hukukun üstünde görmesinler. Biz hiçbir zaman haklı davamızdan vazgeçmedik. Hukuk dışına çıkmadık. Ama şiddet gören biz olduk. Bu küçük alana sıkıştırıldık. Bu insanlara yapılan zulümdür. Bizim öfkemiz adaletsizliğe, hukuksuzluğadır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Galatasaray’dan ve hakikati açıklamaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Galatasaray’dan ve hakikati açıklamaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirmek istedikleri oturma eylemi 700. haftadan bu yana yasaklı. Polis ablukasına rağmen Cumartesi Anneleri 703. haftalarında da Cemil Kırbayır şahsında 12 Eylül darbesinde kaybedilenler için toplandı. 

    25 Ağustos’tan bu yana her Cumartesi günü İstiklal Caddesi boylu boyunca polis ablukası altında. Cumartesi Anneleri 700. haftasındaki oturma eyleminde başlayan bu yasağa rağmen kayıplarının akıbetini sormaya devam ediyor.

    İHD İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri 703’ncü haftada Cemil Kırbayır şahsında 12 Eylül 1980 darbesinde kaybedilenler için toplandı.

    YİNE YASAK

    İHD’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak’ta toplanan annelere polis engel olmak istedi. Sokağın trafiğe kapatıldığı gerekçesiyle polisler, açıklamanın yaptırılmayacağını söyledi. Cumartesi Anneleri polis anonsları üzerine, “Ne Galatasaray meydanından, ne de kayıplarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini” ifade etti.

    BERFO ANA UNUTULMADI

    Cumartesi Anneleri, polislerin ‘müdahale yapılacağı’ şeklindeki anonslarına rağmen basın açıklaması yaptı. Anneler, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın, 33 yılını oğlunu aramakla geçiren ve kemiklerini bulamadan 105 yaşında hayatını kaybeden annesi Cumartesi Annesi Berfo Kırbayır’ı da unutmadı. Açıklama öncesi İHD’nin pencerelerine gözaltında kayıpların fotoğrafları asıldı.

    İHD Gözaltında Kayıp Komisyonu üyesi ve kayıp yakını Maside Ocak, “Ne kayıplarımızı aramaktan ne de Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Ocak konuşmasına şöyle devam etti:

    “703’ncü hafta da Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Kaymakamlığın yasaklanması ile 4 haftadır eylemimiz engelleniyor. Bize yasal yollardan bir bildirim yapılmadı. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve çok sayıda yerel mahkeme kararlarına göre toplantı ve yürüş hakkı engellenemez. Hakikati açıklamaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “GALATASARAY’DAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ocak, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır için de şunları söyledi:

    “12 Eylül 1980 darbesinin ardından Cemil Kırbayır gözaltına alındı. Kırbayır’ı işkence altında gören çok sayıda tanık vardı. 2011’de dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından kurulan komisyon Cemil Kırbayır’ın işkence altında öldürüldüğüne ilişkin Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ama dava açılmadı. Kırbayır ailesi davayı AİHM’e taşıdı. İktidar, hukukun üstünlüğü ilkesini esas alarak cezasızlık ilkesine son vermeli. 699 hafta boyunca Galatasaray’ da buluşmamızla kamuoyu düzeninin bozulduğuna ilişkin hiçbir veri bulunmamaktadır. AYM, AİHM, Yargıtay içtihatlarına göre toplantı gösteri yürüyüşü izne dahil değildir. Buluşmalarımızın engellenmesi kanunsuzdur. Bu kanunsuzluğa son verilmeli. Berfo Kırbayır’ın bıraktığı yerden Cemil Kırbayır’ı aramaya devam etmekten vazgeçmeyeceğiz. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.” (HABER MERKEZİ)