Etiket: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç

  • GÜNCELLENDİ-İmralı Heyeti’nin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile yapacağı görüşme ertelendi

    GÜNCELLENDİ-İmralı Heyeti’nin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile yapacağı görüşme ertelendi

    PİRHA- İmralı Heyeti’nin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile yapacağı görüşme ertelendi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar,  Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir araya gelecekti.

    İmralı Heyeti, dün İmralı Adası’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan ile bir toplantı gerçekleştirmiş, ardından Beştepe’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile bir görüşme yapmıştı. Bu temasların ardından, Adalet Bakanı Tunç ile yapılacak görüşme, çözüm süreci ve demokratikleşme adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

    DEM Parti’den yapılan açıklamada görüşmenin yoğunluk nedeniyle ertelendiği aktarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK’ten Bakan Tunç’a tepki: Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz!

    EŞİK’ten Bakan Tunç’a tepki: Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz!

    PİRHA- Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Aile Hukuku Değerlendirme Kurulu” oluşturulduğunu açıklaması üzerine EŞİK, yazılı açıklama yayınladı. Bakan Tunç’un göreve geldiğinden bu yana Medeni Yasa’yı hedefine koyduğuna dikkat çeken EŞİK, “Medeni Yasa üyeleri ve yetkisi bilinmeyen bir kurulun eline bırakılmak isteniyor. Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Aile Hukuku Değerlendirme Kurulu” oluşturulduğunu açıklaması üzerine EŞİK, yazılı bir açıklama yaptı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) yayınladığı açıklamada, söz konusu kurulun hangi kriterlere göre, nasıl oluşturulduğu ve kimlerin yer aldığının açıklanmadığını belirtti.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bakan’ın iddiası, “Kurulun, aile hukuku alanında çalışan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, yargı mensupları, adli destek görevlileri ve üniversite mensuplarıyla iş birliği içinde” faaliyet göstereceği ve “aile hukuku alanında çalışan kurumlar arasında etkili bir iş birliği” sağlayacağı yönünde. Bakanın bu yöndeki açıklamalarını ilk kez duymuyoruz, daha önce “bilim kurulu” adını verdiği bu kurul anlaşılan yine kapalı kapılar ardında, hükümet destekli hatta doğrudan hükümet tarafından kurdurulan dernekler, vakıflar ve sözde akademisyenlerden oluşturuldu. Yine bir “sivil toplumla iş birliği yapıyoruz” aldatmacası ile karşı karşıyayız.

    “KAZANIMLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İktidarın istediği ortaklarla istediği sonuçlara ulaşmak için araç haline getirdiği projelerin çıktılarından kendilerine vazife çıkaranlar, “nafaka, tazminat, boşanma ve velayet gibi” konularda kadınların ve çocukların hayatlarını ters yüz edecek düzenlemeler peşine düşmüş. Bugüne dek kadın hakları açısından olumlu tüm hukuki düzenlemeler bağımsız kadın hareketinin mücadelesiyle gerçekleşti. Yapılan her kanunun noktasından virgülüne kadınların emeği var, deneyimi ve bilgisi var. Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Yüzyıllardır ezilen, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılanlar olarak vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.

    Kadınlar ne istediklerini söyledi, söylüyor: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, Medeni Kanun’a dokunma, kadının soyadı konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gereğini yerine yetir. Bakanlık bir şey yapmak istiyorsa ilk iş kulaklarını tıkamaktan vazgeçebilir; çünkü biz laiklik ilkesine dayanan, eşitlikçi aile modelinin garantisi olan Medeni Yasa’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Nalbantoğlu: Y ve S tipi hapishanelerdeki hak ihlalleri, 12 Eylül zindanlarından daha beter

    CHP’li Nalbantoğlu: Y ve S tipi hapishanelerdeki hak ihlalleri, 12 Eylül zindanlarından daha beter

    PİRHA-CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu “Kuyu tipi hapishanelerin 12 Eylül zindanlarını aratır durumda olduğunu belirterek Adalet Bakanlığına “Bu hapishaneleri kapatın” çağrısı yaptı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Rıfat Nalbantoğlu, birbiri ardına açılan yüksek güvenlikli hapishanelerde mahpusların insani olmayan şartlarda bulunduklarını ve yaptıkları bütün başvurulara karşın muhatap bulamadıklarını belirterek, sorunu Meclis’e taşıdı.

    “Y VE S TİPİ HAPİSHANELERDE İNSANSIZLAŞTIRMA İLE TECRİT UYGULANMAKTADIR”

    Birçok hapishanede açlık grevlerinin yaşandığına dikkat çeken Nalbantoğlu, olası yaşam kayıplarından Adalet Bakanının sorumlu olacağını belirterek şunları dile getirdi:

    “Ülkemizde hapishaneler hemen her dönem işkence, hak ihlali ve kötü muamelelerle anılmıştır. Ancak son dönemlerde birbiri ardına açılan ve “Kuyu Tipi” diye nitelendirilen yüksek güvenlikli, Y ve S tipi hapishanelerdeki kötü muameleler ve hak ihlalleri, 12 Eylül zindanlarındaki uygulamalardan daha beter bir boyuta erişmiştir. Yer seçimi, mimarisi ve fiziksel koşulları ile adeta mahpusların yavaş yavaş ölümüne zemin oluşturan bu hapishaneler, sadece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilenlerle sınırlı kalmayıp, muhalif düşünen, hükümeti ve sistemi eleştiren herkes için olağan kapatılma mekanına dönüşmüş durumdadır. Mahpuslardan gelen mektuplara göre büyük çoğunluğun tek kişilik hücrelerde, bir kısmının da üç kişilik odalarda kaldığı bu cezaevlerinde, sosyal izolasyon, insansızlaştırma ve yalnızlaştırma ile tecrit uygulanmaktadır. 24 saat kamerayla izlenen mahpuslar, günün 22,5 saatini kapalı alanda gün ışığından yoksun bir şekilde geçirirken, birbirlerini görmemek koşuluyla günün farklı saatlerinde 1,5 saatlik bir havalandırmaya çıkarılmaktadırlar.”

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILMALIDIR”

    “Adli Tıp Kurumu’nun Adalet Bakanlığı’na verdiği “Hapishanede kalamaz” kararlarının uygulanmadığını belirten Nalbantoğlu, “Hastaneye sevk edilseler dahi protokollere uygun tedaviden yoksun bırakılmakta, tahlil sonuçları çeşitli nedenlerle değerlendirilmemekte, bütün verilere rağmen İl Sağlık Kurulları kendi raporunu oluşturmayarak süreci uzatmaktadır. Bu ve benzeri uygulamaların yanı sıra ayakta sayım, çıplak arama ve kötü muamelelerle mahpusların ruhsal ve psikolojik olarak çökmesine yönelik izolasyonlar, şüpheli ölümlere ve intiharlara yol açmaktadır. Bilinmelidir ki, bu hapishanelerde yaşanacak olası can kayıplarından Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanı sorumludur. Yapılacaklar ise bellidir. Öncelikle bu “Kuyu tipi” hapishaneler ya kapatılarak burada yatanlar başka cezaevlerine nakledilmeli ya da insani yaşam standartlarına uygun hale dönüştürülmelidir. Ayrıca bu hapishanelerde bulunan hasta mahpusların tedavileri yapılmalı, ağır hasta olanlar ise tahliye edilmelidir” dedi.

    Konuyla ilgili olarak Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi de hazırlayan Nalbantoğlu, önergesinde “Ağır hasta olan ve hapishanedeki koşulları protesto amaçlı açlık grevinde bulunan mahpusların durumunu sordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat’tan hükümete: Gar Katliamı ile ilgili gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

    Fırat’tan hükümete: Gar Katliamı ile ilgili gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?

    PİRHA – Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ankara Katliamı’na dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine meclise soru önergesi verdi. Fırat, ilgili bakanlara “Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır? Katliamı organize eden en önemli failler neden canlı ele geçirilmemiştir?” sorularını yöneltti. 

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı Meclis’e taşıdı.

    Fırat, “104 insanımızın yaşamını yitirdiği, resmi kaynaklara göre 391 insanımızın yaralandığı Ankara Gar katliamında ihmali ve sorumluluğu bulunan en alt düzeyden en üst yetkililere kadar bütün kamu görevlileri ile birlikte bu eylemi planlayan ve yardım edenlerin yargı önüne çıkartılması yaşanan acıları bir nebze hafifletebilecektir” diyerek Ankara Katliamı’na dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine soru önergesi verdi.

    “BUGÜNE KADAR DAVA AÇILMADI”

    Fırat, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen aydınlatılmayı bekleyen hala pek çok karanlık noktanın bulunduğunu vurgulayarak “Katliamla ilgili İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından düzenlenen ön raporda bir kısım Ankara Emniyet Müdürlüğü amirleri hakkında katliamdan önce gelen istihbaratları gizlemeleri ve dikkate almamaları sebebiyle soruşturma açılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu rapora rağmen hiçbir polis amiri hakkında soruşturma yapılmamıştır”dedi.
    Fırat, aynı zamanda 32 IŞİD’li hakkında bugüne kadar dava açılmadığını da belirterek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması üzerine şu soruları yöneltti:

    “KATLİAMLA İLGİLİ TÜM GERÇEKLER NEDEN KAMUOYUNA AÇIKLANMAMAKTADIR?”

    “Tüm bunlara göre;

    Adalet Bakanlığı’na verdiğimiz sorularımız:

    1- Katliamın ardından soruşturma savcıları neden ilk iş olarak dosyaya kısıtlılık uygulanmasını istemiştir?
    2- Katliama dair mülkiye müfettişleri raporunun bazı bölümleri neden mahkeme dosyasında ısrarla saklanmaktadır? Raporda gizlenen hangi gerçekler vardır?
    3- Sanıklara ait dijital deliller ve sanıklar hakkındaki istihbarat raporları neden dosyaya gönderilmemiştir?
    4- Bu katliamın failleri bugüne kadar neden yargılanmamaktadır?
    5- Katliam faillerinden bazılarının gerçek kimlikleri neden hala neden tespit edilmemiştir? Faillerinin bir kısmı hakkında neden dava bile açılmamıştır?
    6- Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
    7- Katliamın talimatını verdiği anlaşılan Ebu Zeyneb kod adlı IŞİD emirinin gerçek kimliği neden tespit edilmemiş ve hakkında neden dava açılmamıştır?

    “RAPORDA GİZLENEN HANGİ GERÇEKLER VAR?”

    İçişleri Bakanlığı’na verdiğimiz sorular;

    1- Katliamı organize eden en önemli failler neden canlı ele geçirilmemiştir?
    2- Katliama dair mülkiye müfettişleri raporunun bazı bölümleri neden ısrarla saklanmaktadır? Raporda gizlenen hangi gerçekler vardır?
    3- Katliamdan önce gelen istihbaratları gizlemeleri ve dikkate almamaları sebebiyle soruşturma açılması gerektiği mülkiye müfettişleri raporunda belirtilmesine rağmen hiçbir polis amiri hakkında neden soruşturma yapılmamıştır?
    4- Katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi alırken ihbar edilen katliam failleri neden katliamdan önce yakalanmamışlardır?
    5- Katliamdan önce haklarında ihbar olmasına ve teknik takipte olmalarına rağmen Gaziantep emniyetinin bu katliam faillerini neden yakalamadığı ve katliamı soruşturan Ankara emniyeti ve Ankara savcılığı bu ihbarla ilgili evrakı neden gizlemektedir?
    6- Katliamdan önce adım adım izlendikleri anlaşılan katliam faillerinin ve canlı bombaların sınırdan geçmelerine kimler neden göz yummuştur?
    7- İlhami Balı, yıllar boyunca tüm faaliyetleri emniyet ve jandarma tarafından sıkı takipte olmasına ve hakkında çok sayıda soruşturma bulunmasına rağmen neden yakalanmamıştır?
    8- IŞİD militanlarının sınır geçişlerine göz yuman kamu görevlileri hakkında neden hiçbir işlem yapılmamıştır? Sınırlardaki IŞİD faaliyetleri bilinmesine rağmen binlerce militanın sınırdan geçişine kim nasıl izin vermiştir?
    9- Sanıklara ait dijital deliller ve sanıklar hakkındaki istihbarat raporları neden dosyaya gönderilmemiştir?
    10- Katliam faillerinden bazılarının gerçek kimlikleri neden hala neden tespit edilmemiştir?
    11- Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
    12- Katliamın talimatını verdiği anlaşılan Ebu Zeyneb kod adlı IŞİD emirinin gerçek kimliği neden tespit edilmemiş ve hakkında neden dava açılmamıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • EŞİK’ten Adalet Bakanı’na: Medeni Yasa’ya dokunma, uygula!

    EŞİK’ten Adalet Bakanı’na: Medeni Yasa’ya dokunma, uygula!

    PİRHA- Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Aile Hukuku ile ilgili düzenleme yapılacağı konusundaki sözlerine tepki göstererek, “Kadınların yüzlerce yıllık mücadelesinin ürünü olan Medeni yasayı silip, yeniden yazmaya kalkıştığınız anda Türkiye’nin tüm kadınlarını karşınızda bulursunuz. Medeni Yasa’ya dokunma, uygula” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, “Özellikle Aile Hukuku konusunda geniş bir çalışmamız var. Bilim Komisyonumuz şu anda çalışıyor. Aile Hukukunu toptan ele alacak bir düzenlememiz söz konusu olacak. Aile hukukunu sil baştan ele alacağız” sözlerine özellikle kadınlar cephesinden tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    EŞİK, yaptığı yazılı açıklamada Medeni Yasa’yı sil baştan yazmaya kalkışmanın, anayasal laiklik ve hukuk devleti ilkelerine açık bir savaş açmak anlamına geldiğini belirtti.

    “DİNİ HUKUKUA GEÇİŞİN ÖNÜ AÇILMAK İSTENİYOR”

    Kadınların kazanılmış haklarına her gün yeni bir saldırıda bulunulduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Medeni Yasa; kişilik haklarından soyadına, dernek kurmadan evlenme yaşına, mal rejiminden evlat edinmeye, babalıktan miras hakkına kişilerin doğumdan ölüme tüm ilişkilerini düzenlemektedir. Bakan’ın sözünü ettiği “aile hukuku” da Medeni Yasa’nın bir bölümüdür ve içerisinde nişanlanma, evlenme, boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi gibi konular yer alır.

    Nafaka hakkının sınırlandırılması, boşanmanın kolaylaştırılması, aile arabuluculuğu gibi konuları, hiçbir veriye dayanmayan çeşitli gerçek dışı argümanları kullanarak gündeme getirmenin arkasındaki asıl amaç Medeni Yasa’yı devre dışı bırakmaktır. Adalet Bakanı’nın açıklamaları da bu amacı artık açıkça ortaya koymaktadır. İktidarın Medeni Yasa’ya müdahalesi, belli bir dinin belli bir mezhebinin yorumuna dayanan hukuk sistemine geçişin en önemli adımı olacaktır.

    “MEDENİ YASA’YI HER KESİM SAVUNMALI”

    Bu sorun ve mücadele alanı sadece kadınları ilgilendirmiyor. Yaşam için, özgürlük için, eşitlik için laiklik ilkesini özel hayatta güvenceye altına alan, seküler bir yaşamı hepimiz için mümkün kılan Medeni Yasa’yı savunmak zorundayız. Başta muhalefet partileri olmak üzere herkesi göreve ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.

    Evrensel hukukun güvencesi altında, eşit, şiddetsiz ve özgür bir yaşam için Medeni Yasa’yı savunmak ülkenin kuruluşuna emeği geçenlere borcumuz, geleceğimize ve bu ülkenin tüm çocuklarına karşı sorumluluğumuzdur. Medeni Yasaya Dokunma, Uygula”

    (HABER MERKEZİ)