Etiket: adalet bakanı

  • Bakan Gürlek: Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik!

    Bakan Gürlek: Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik!

    PİRHA- Katıldığı bir televizyon programında konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında aranan Umut Altaş’ın Amerika’dan iadesi için sürecin sürdüğünü belirterek, “Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek” dedi.

     

    Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir televizyon programında Barış ve Demokratik Toplum Süreci, faili meçhul cinayetler ve yeni Anayasa’ya ilişkin konuştu. Gürlek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir an önce yasalaşması gerektiğini, süreç kapsamında yeni Anayasa’ya ihtiyaç olduğunu ve faili meçhul cinayetlere ilişkin 638 dosyanın incelendiğini belirtti.

    “UMUT ALTAŞ KİLİT İSİM”

    Gülistan Doku soruşturmasına dair de konuşan Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hem Erzurum Başsavcılığı’nda hem de Tunceli Başsavcılığı’nda soruştutmaların yürütüldüğünü söyledi:

    “Vali olması sebebiyle kamu görevlerinin bir usulü var. Soruşturma usulü. Erzurum Başsavcılığı onu yapıyor. Diğer Tunceli Başsavcılığımız da onu yapıyor. Burada tabii kilit isim ben daha önce söyledim, Umut Altaş’dır. Amerika’da firari ve biz bunun hakkında kırmızı bülten çıkarttık. Durumun hassasiyetini Amerika makamlarına da ilettim. Ben kendim de bizzat görüştüm. Özellikle biz Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik. Bizim için önemli olan Umut Altaş’ın beyanları. Çünkü Umut Altaş’la Gülistan Doku son ana kadar arkadaş, çok yakın arkadaş. Aynı zamanda Vali Bey’in oğlu da bunlar yakın arkadaş. Bu şekilde zaten Umut Altaş’ın bir kısım beyanları var. Ailesinin beyanları, babasıyla yaptığı yazışmalar var. Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek.”

    “SÜRECE KATKI SUNMAYA HAZIRIZ”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkacak yasalar için Meclis’e her zaman yardım etmeye hazır olduklarını vurgulayan Gürlek, “Bu konuda bizim kendi çalışmamız da var. Biliyorsunuz Kanunlar Genel Müdürlüğü bize bağlı. Burada arkadaşlarımız bu konuda sürekli olarak olaya vakıf. Yani Meclis gündemine ne zaman alacaksa biz arkadaşlarımızla birlikte bu sürece katkı sunmaya hazırız. Bir an önce şahsi benim düşüncem; sürecin artık yasalaşması gerekiyor. Bu sürecin bir an önce yasalaşması gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye adalet bakanının, iki kadının infaz hükmünü okuduğu ortaya çıktı

    Suriye adalet bakanının, iki kadının infaz hükmünü okuduğu ortaya çıktı

    PİRHA-Suriye adalet bakanının, iki kadının halka açık idam hükmünü okuduğu ortaya çıktı.

    El Şara’nın geçici hükümetinde Adalet Bakanı olarak atanan Şadi Elvasi’nin, HTŞ’nin adı halen ‘El Nusra Cephesi’ iken yaptıklarının görüntüleri sosyal medyada dolaşıyor. Suriye Adalet Bakanı Şadi el-Veysi’nin İdlib şehrinde iki kadının halka açık idam hükmünü okuduğu ortaya çıktı. Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) görüntüleri doğruladı.

    Yerel kaynaklar, Elvasi’nin benzeri infazları daha önce de yaptığını ifade ediyor. Suriye Adalet Bakanı Şadi el-Veysi’nin eylemlerine ilişkin sosyal medya hesaplarından tepkiler artıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    PİRHA- Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin Güran soruşturmasını işaret ederek, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Diyarbakır’ın Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Çulî kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve cansız bedeni 19 gün sonra bulunan Narin Güran cinayetine dair açıklamalarda bulundu.

    Ses kaydının yanı sıra kamera görüntülerinin çözümlenmesi çalışmalarının devam ettiğini belirten Tunç “Tespit edilen birtakım kamera görüntüleri var. Kamera görüntüleri dün TÜBİTAK’a gönderildi. Orada bir çalışma yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Dosya kapsamında 268 kişinin ifadesinin alındığını belirten Tunç, tespit edilen birtakım kamera görüntülerinin incelendiğini kaydetti. Dosyada gizlilik kararının sürdüğünü hatırlatan Tunç, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu. İfadelerden yola çıkılarak yorumlar, tespitler yapılabiliyor. Farklı yorumlara neden olacak yorumlardan kaçınmak gerekiyor. Narin kızımızın katilleri mutlaka bu soruşturma kapsamında tespit edilecek. Yargılama neticesinde katil veya katilleri hesap verecek. Sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    PİRHA-  Tutuklu yakınları ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç 12 Haziran’da bir araya geldi. Görüşme talebinin bakanlıktan geldiğini belirten DEM Partili Uysal, “Bayramdan sonraki çarşamba için randevulaştık” dedi.

    ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa demokratik çözüm’ kampanyası kapsamında 27 Kasım 2023’te başlatılan açlık grevi 4 Nisan’da mahkeme boykotu, aile ve telefon görüşmelerine çıkmama eylemi ile sürüyor.  Tutuklu yakınları ise her çarşamba farklı kentlerden Adalet Bakanlığı’na giderek tutukluların taleplerini iletiyor. Tutuklu yakınları 12 Haziran’da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir araya geldi.

    “2024’TE 23 KİŞİ CEZAEVİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Newroz Uysal Aslan, görüşmeyi Mezopotamya Ajansı’na anlattı. Cezaevlerinde yaşamını yitirenler hakkında bilgi veren Uysal, “2023’te 42 kişi cezaevinde yaşamını yitirdi. 2024’teyiz ve şu ana kadar 23 kişi yaşamını yitirdi. Biz buna siyasi cinayet diyoruz. Bunlar devletin politikası sonucu yaşamını yitirdiği için birer cinayettir. Örneğin Şakir Turan’a ATK, ‘cezaevinde kalabilir’ dedi ve 15 gün sonra yaşamını yitirdi. Ya da cezaevinde kalamaz dediği ve cezaevinden çıktıktan sonra bir hafta 15 gün sonra hayatını kaybedenler var. Bunlar tesadüfi olan şeyler değil. Devletin hasta tutsaklar üzerinden politik olarak fayda sağlayama çalıştığı bu durumdan vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    “SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞTILAR”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’la yapılan görüşmeyi anlatan Uysal, “Cezaevlerinde yürütülen bu işkence politikalarının temel muhataplarından bir tanesi de Adalet Bakanlığıdır. Hem hukuken bundan sorumlu olan makam olmasından hem de Sayın Öcalan üzerindeki tecridin hukuki açısından birinci dereceden muhatabı olmasından dolayı Anneler hem bu açlık grevi sürecinde hem de boykot sürecinde adalet bakanlığı yetkililerine seslerini duyurmaya çalıştılar. Anneler, 6 haftadır her Çarşamba günü adalet bakanlığı önünde açıklama yaparak seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Her hafta farklı kentlerden anneler geliyor. 6’ncı haftaya kadar Adalet Bakanlığı annelerle görüşmeyi reddetti. Annelerin adalet bakanlığı önündeki açıklamasını engelledi. İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu hasta tutsaklar üzerine bir konuyu görüşmek üzere toplanmıştı. Anneler de komisyon toplantısının olduğu yerde toplandı. Daha sonra Adalet Bakanından görüşme talebi geldi.

    Görüşmede İnsan Hakları Komisyon başkanı, Tutuklu ve Hükümlü Hakları İnceleme Alt Komisyonu başkanı, diğer milletvekilleri ve bizler vardık. Bu görüşme 15-20 dakikalık bir görüşme oldu. Aileler, cezaevlerindeki tecrit halini, çocuklarının işkence altında olduğunu, kurul kararlarıyla özgürlüklerinin alındığını, hasta olan tutsakların tedavi edilmediğini belirterek bakanlığını neden sorumluluğunu yerine getirmediğini sordu. Aileler, kimi taleplerini iletti. Bakanlık ise ailelerin taleplerini not eden klasik bürokratik bir tarzda sorunların çözümüne ilişkin herhangi bir takvim vermedi. Annelerle bu görüşmenin çok kısa olduğunu hem bizler hem de kendileri ifade etti. Bayramdan sonraki Çarşamba günü tekrar daha detaylı görüşmek içini randevulaştık.”

    “DEVLETİN CEZAEVLERİNDEKİ BU İŞKENCE POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Görüşmeyi önemli bulan, ancak somut adımlar konusunda yetersiz bulan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu görüşmenin kendisi de çok önemli, ama konu hakkında Meclis ayağıyla sorumlu her iki komisyon başkanının somut bir şey söylemekten imtina ettiği, çözüme dair bir söz söylemekten kaçındıklarını gözlemlediğimizi söylemek gerekir. Bu sürecin takipçisi olacağız. Bu konu bir görüşmeyle çözülebilecek bir şey değil, ancak bu bir adımdı. Oradaki bir hassasiyet ya da durumu not eden bir sürecin çoktan aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreç tekil, spesifik ve bir an da ortaya çıkan meseleler değil, bir devlet politikası olarak ortaya çıkan bir meseledir. Bu noktada politik bir değişime ve çözümleyici bir akla ihtiyaç var. O nedenle bu görüşme önemli, ancak bu görüşmenin devamında devletin, ‘Bilmiyorum, duymadım, etmiyorum’ üzerinden bir bakış açısı değil, hasta tutsaklar ve İmralı tecridi başta olmak üzere cezaevlerindeki bu işkence politikalarından vazgeçmesi gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Fırat’tan Bakan Tunç’a: Cemevlerine ilişkin AİHM kararlarını neden uygulamıyorsunuz?

    Fırat’tan Bakan Tunç’a: Cemevlerine ilişkin AİHM kararlarını neden uygulamıyorsunuz?

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinde Bakan Yılmaz Tunç’a, “Cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin 2014-2016 yıllarında alınan AİHM kararlarını Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince neden uygulamıyorsunuz? Alevilik inancını bu coğrafyanın sosyal, siyasal, inançsal ve kültürel sorunu hâline neden getiriyorsunuz?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, dün yapılan Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinin soru cevap kısmında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a cevaplaması için sorular yöneltti.

    “CEMEVLERİNE İLİŞKİN AİHM KARARLARINI NEDEN UYGULAMIYORSUNUZ”

    Milletvekili Celal Fırat, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:

    1-Sayın Bakan, cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin 2014-2016 yıllarında alınan AİHM kararlarını Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince neden uygulamıyorsanız? Yine, Yargıtayın 3. Hukuk Dairesi 28 Kasım 2018 tarihinde cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin AİHM’in aldığı kararı onamıştır, bu konuda neden bir düzenleme yapmıyorsunuz? Alevilik inancını bu coğrafyanın sosyal, siyasal, inançsal ve kültürel sorunu hâline neden getiriyorsunuz?

    2-Hapishanelerde Kürtçe yoğun sansür uygulanmaktadır, Kürtçe kitap ve mektuplar tercüman olmadığı gerekçesiyle verilmemekte, aileleriyle telefonda Kürtçe konuşan tutsakların telefonu kapatılmaktadır. Hapishanelerde Kürtçenin engellemesinin dayanağı olan herhangi bir yasa var mıdır?

    3- 2018-2023 yılları arasında görülen boşanma davalarının ardından yoksulluk nafakası almayı hak etmiş kaç kadının, nafakasını tahsil edemediği için icra takibi başlatılmıştır?

    ADALET BAKANI TUNÇ’A DEM PARTİ SIRALARINDAN TEPKİ

    Celal Fırat’ın sorularını cevaplayan Bakan Tunç, Meclis’te cemevleriyle ilgili çok önemli düzenlemeler yapıldığını iddia etti.

    Bakan, şunları ekledi:

    “Sayın Fırat, cemevlerinin ibadethane sayılmasıyla ilgili bir soru sordu. Daha önce cemevleriyle ilgili bu Mecliste çok önemli düzenlemeler yapılmıştı, cemeevlerine özellikle imar planlarında yer verilmesi noktasındaki yasal düzenleme gerçekleştirildi. Yine, Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı şeklinde bir başkanlık da oluşturuldu.

    Hapishanelerde Kürtçe’nin engellenmesi gibi bir durum söz konusu değil; bu geçmişte yaşanan bir durumdu, anneler çocuklarıyla, çocuklar babalarıyla cezaevlerinde kendi dillerinde konuşamıyorlardı. Hatta sizler siyaset yapamıyordunuz, propaganda yapamıyordunuz yani artık ana dilde propaganda yapmak, ana dilde cezaevlerinde konuşmak yasak değil; dolayısıyla, böyle bir durum söz konusu değil.”

    Bakan Tunç’un cevabından sonra DEM Parti sıralarından tepkiler yükseldi.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Kaya, tarikatta çocuğa istismarı Adalet Bakanı’na sordu: Soruşturma başlatılacak mı?

    CHP’li Kaya, tarikatta çocuğa istismarı Adalet Bakanı’na sordu: Soruşturma başlatılacak mı?

    PİRHA- CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 6 yaşında evlendirme adı altında tecavüze maruz bırakmasını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu. Kaya, “H.K.G.’nin doğum belgesini istemeden, direk kemik testi isteyenler hakkında inceleme, soruşturma başlatılacak mıdır? Cemaat ve tarikatların elindeki çoluklar için Bakanlığınız bir çalışma yürütmekte midir?” dedi. 

    ‘6 yaşında evlendirilip tecavüze maruz kalan çocuğu korumak için yargı görevini yapmadı’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

    “ŞİKAYETÇİ OLUNMASINA RAĞMEN DAVA AÇILMAMIŞ”

    Kaya Meclis’e sunduğu önergede şu ifadelere yer verdi:

    “İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 6 yaşında imam nikahıyla evlendirmesi sonucu, çocuğa çocukluğu boyunca tecavüz edilmiştir. H.K.G., hastaneye gittiğinde, doktorunun çocuğun cinsel istismara uğradığını ihbarı sonucu dava açılmıştır. Ancak yargı görevini tam anlamıyla yapmadığı için, çocuğa istismar yıllarca devam etmiştir. Ayrıca mağdur H.K.G.’nin delilleriyle birlikte şikayetçi olmasına rağmen iki yıl boyunca dava açılmamıştır.

    Bu bilgiler kapsamında;

    1. H.K.G.’nin doğum belgesini istemeden, direk kemik testi isteyenler hakkında inceleme, soruşturma başlatılacak mıdır?
    2. Savcılığın, kemik testi sahteciliğiyle ilgili suç duyurusunda bulunmasına rağmen, iki yıl boyunca dava açmayanlar hakkında inceleme|soruşturma başlatılacak mıdır?
    3. Cemaat ve tarikatların elindeki çoluklar için Bakanlığınız bir çalışma yürütmekte midir?
    4. Cemaat ve tarikatların baskısıyla okula gönderilmeyen kız çocukları için Bakanlığınız ne yapmaktadır?
    5. Bakanlığınızın; İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı ya da başka cemaatlere bağlı vakıflarla imzaladığı protokoller var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Özen, PİRHA’ya erişim engelini Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Özen, PİRHA’ya erişim engelini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, PİRHA’nın internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Meclis’e taşıdı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Özen, “Başta Aleviler olmak üzere ülkenin çeşitliliği olan ötekilerin sesinin kesilmesinde yargının araç olarak kullanılmasının önüne geçecek misiniz?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Zeynel Özen, 2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi veren Özen, erişim engelinin hak ihlali olduğunu vurgulayarak, bu hukuk garabetinin ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesini istedi.

    “AYM’NİN EMSAL KARARLARINA GÖRE BU DURUM HAK İHLALİDİR”

    HDP’li Özen’in Meclis’e sunduğu soru önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı (PİRHA), Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08/03/2022 tarihli ve 2022/1028 sayılı kararıyla herhangi bir gerekçe gösterilmeden erişime engellendi.

    “Anayasa Mahkemesi (AYM) 27 Ekim 2021’de internet erişim engellerine yönelik bir pilot karara imza atmış, aralarında Bir Gün, Gazete Duvar ve Diken gibi gazetelerin olduğu erişim engellemeleri için ‘hak ihlali’ demişti.

    Hak ihlallerinin yapısal sorundan kaynaklandığını belirten AYM, ‘pilot karar usulü’nün uygulanmasına, ‘yapısal sorunun giderilmesi için keyfiyetin TBMM’ye bildirilmesine’ karar vermişti.

    Pilot karar uyarında eğer 1 yıl içinde TBMM tarafından yeni yasal düzenleme yapılmazsa AYM tüm benzer başvurular için hak ihlali kararı vereceğini belirttiği kararında şu hukuki görüşler net bir şekilde aktarılmıştır:

    – Erişim engeli usulünün kapsamı hukuki ve yeterli açıklıkta olmalı.

    – Erişim engeli için acil toplumsal ihtiyaç zorunluluğu getirilmeli.

    – Kamu makamların müdahale sınırı ortaya konulmalı.

    – Keyfi uygulamalara yol açmayacak güvenceler oluşturulmalı.

    – Erişim engelli kararları istinaf ve temyiz denetimine açılmalı.

    – Sulh ceza hakimlikleri erişim engeli kararlarına son çare olarak başvurmalı.

    “ALEVİLERİN SESİNİ KISMAK İÇİN YARGI BİR ARAÇ OLARAK MI KULLANILIYOR?”

    Bu kapsamda Milletvekili Özen, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a şu soruları yöneltti:

    1-Hatay 1. Sulh ceza hakimliği tarafından Alevi Haber Sitesi Pir Haber Ajansı’na neden erişim engeli uygulanmıştır?

    2-Başta Aleviler olmak üzere ülkenin çeşitliliği olan ötekilerin sesini kesilmesinde yargının araç olarak kullanılmasının önüne geçmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

    3-Anayasa Mahkemesinin (AYM) temel içtihat niteliğindeki haber sitelerine erişim engelinin aksine kararına rağmen, mahkemeler neden halen bu yönde kararlar vermeye devam etmektedir?

    4-AYM’nin de altını çizdiği bu hukuk garabetinin ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi için TBMM’yi göreve çağırmayı düşünüyor musunuz?

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • HDP’li Zeynel Özen, Hollanda ile Belçika’nın Dersimli Adalet Bakanlarını tebrik etti

    HDP’li Zeynel Özen, Hollanda ile Belçika’nın Dersimli Adalet Bakanlarını tebrik etti

    PİRHA-HDP Milletvekili Zeynel Özen Twitter hesabından yaptığı paylaşımla Hollanda’da Adalet Bakanı seçilen Dersimli Dilan Yeşilgöz ile Belçika’nın mevcut Adalet Bakanı olan Dersimli Zuhal Demir’i tebrik etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Hollanda’da yeni kurulan hükümetin Güvenlik ve Adalet Bakanı seçilen Dersimli Dilan Yeşilgöz ile Belçika’nın mevcut Çevre, Turizm, Enerji ve Adalet Bakanı olan Dersimli Zuhal Demir’i tebrik etti.

    Özen, “Dersimli Kürt Alevi kadınları Zuhal Demir ve Dilan Yeşilgöz biri Belçika’nın diğeri Hollanda’nın Adalet Bakanı oldu. Hukukun tek adam rejiminin rehin aracı olmadığı ileri demokrasilerde bu görevlere gelen canlarımızı tebrik eder, başarılar dilerim. Xizir alîkariya we bike” ifadelerini kullandı.

    HOLLANDA KABİNESİNDE TÜRKİYELİ İKİ BAKAN

    Hollanda’da Başbakan Mark Rutte başkanlığında oluşturulan 4 partili koalisyon hükümetinde Türkiye kökenli iki kadın bakan görev yapacak. Liberal sağ eğilimli Özgürlük ve Demokrasi Partisi (VVD) milletvekili Dilan Yeşilgöz, Hollanda’nın yeni Güvenlik ve Adalet Bakanı seçildi. Demokratlar 66 Partisi (D66) üyesi Günay Uslu ise Medya ve Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı görevini üstlenecek.

    DERSİMLİ ZUHAL DEMİR DE BELÇİKA’DA ADALET BAKANI

    Belçika’da daha önce “Yoksullukla Mücadele ve Fırsat Eşitliği” politikalardan sorumlu devlet bakanlığı yapan Dersimli Zuhal Demir 2019 yılında kurulan Flaman Hükümeti’nde ise Çevre, Turizm, Enerji ve Adalet Bakanı olmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakan Gül’den Berberoğlu açıklaması: AYM kararları bağlayıcıdır

    Bakan Gül’den Berberoğlu açıklaması: AYM kararları bağlayıcıdır

    AYM’nin ikinci kez ihlal kararı verdiği Enis Berberoğlu dosyası hakkında konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar bağlayıcıdır. AYM kararına uyulması hukukun bir gereğidir,” dedi. 

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, AYM’nin Enis Berberoğlu için 2. ihlal kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar bağlayıcıdır. AYM kararına uyulması hukukun bir gereğidir. AYM’nin bütün kararları tartışılabilir, eleştirilebilir ama bu uygulanmayacağı anlamına gelmez” dedi. Gül, “Adaletin gözü bağlıdır. Kimsenin o gözün açılmasına izin vermemesi lazım. Hak neyse, hukuk neyse onun yerine getirilmesi hukukun gereğidir” ifadelerini kullandı.

    AYM, Enis Berberoğlu hakkında daha önce verilen ihlal kararının uygulanmadığı gerekçesiyle yapılan ikinci başvuruda yeniden ihlal kararı vermişti. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için karar örneğinin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmişti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun annesine küfreden kişinin serbest bırakılması ile ilgili de konuşan Gül, şunları söyledi: “Kadınların haysiyeti onuru her şeyden önemli. Annelerine yapılan saldırııyı şiddetle kınıyorum.. Bu kişinin hukuk önünde en ağır cezayı bulacağına inanıyorum. Bakanımızın muhterem validelerine de acil şifalar diliyorum. Hiç kimsenin annesine, eşine, ailesine kimsenin küfretme hakkı yoktur. Aile en kutsalımızdır, kadınlar onurumuzdur. Kimin annesi olursa olsun en ağır şekilde elbette kınamak, yakışıksız ifadeleri engellemek de hepimizin görevi. Kanunlar toplumun ihtiyaçları için çıkarılır. Kanun dağıtımı yargıdadır, sosyal medyada değil. Bu tür hadiseleri de inşallah hiç kimse yaşamaz.”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, annesiyle ilgili bir paylaşımın altına küfürlü ifade yazan kişinin tutuklanmamasına tepki göstermiş, Twitter’dan ‘Bakan olsam ne yazar’ diye paylaşım yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Elazığ Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine daha ne kadar sessiz kalacaksınız?’

    ‘Elazığ Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine daha ne kadar sessiz kalacaksınız?’

    PİRHA- HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu’nda gerçekleşen hak ihlalleri, işkence ve kötü muameleler ve başlatılan açlık grevlerine ilişkin Adalet Bakanlığının yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

    Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu’nda gerçekleşen hak ihlalleri, işkence ve kötü muameleler ve başlatılan açlık grevlerine ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Adalet Bakanlığının yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi hazırladı.

    Açıldığı günden itibaren hak ihlalleri, baskı, işkence ve kötü muamele haberlerinin geldiği Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu’nda üç mahpus yaşanan hak ihlalleri ve şiddet nedeniyle açlık grevine başladıklarını kamuoyuna aileleri aracılığıyla duyurmasının ardından HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Adalet Bakanlığının yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi hazırladı.

    “ADLİ MERCİLERİN İŞKENCEYE YÖNELİK TALEPLERİ YOK SAYIYOR”

    Önlü, önergede şu görüşlere yer verdi:

    “Elazığ T Tipi Cezaevi’nde kalmakta olan Hüseyin Bağ, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde ‘Cezaevinde işkencenin her türlüsünün’ olduğunu belirterek, aynı koğuşta kaldığı iki mahpus arkadaşıyla birlikte koğuşlara düzenlenen gece ve gündüz baskınlarına, sağlık haklarına yönelik engellemelere, kitap kısıtlamalarına, eşyalarının yerlere atılmasına, küfürlere ve haksız bir biçimde verilen disiplin cezalarına “artık yeter” diyerek protesto eylemine başladıklarını açıklamıştır.

    Türkiye’de son dönemlerde özelikle siyasi tutsaklara yönelik baskı, şiddet ve hak ihlalleri haberleri tarafımıza ulaşmaktadır. Bu konuda partimiz milletvekilleri tarafından verilen önergeler cevaplanmamakta, cezaevlerine yönelik inceleme komisyonu kurulması teklifleri reddedilmektedir. Adli mercilerin işkenceye yönelik talepleri yok sayması yeni suçlara da davetiye çıkarmaktadır. Bu durum işkence faillerinin cezasız bırakılmasına ve işkenceye göz yumulmasına neden olmakta, failleri cesaretlendirmektedir. Cezaevlerinde işkence ve hak ihlallerinin engellenmesi ancak açılan soruşturmaların etkin yürütülmesi, işkencecilerin yargılanması, işkencenin artmasına neden olan söylemlerden vazgeçilmesi, cezaevlerinin bağımsız heyetlerin denetimine açık olması gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen, Alevilere hakarete takipsizlik kararını Adalet Bakanı’na sordu

    Özen, Alevilere hakarete takipsizlik kararını Adalet Bakanı’na sordu

    PİRHA -İstanbul’da bir okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin derste Alevilere yönelik sözlerine savcılığın takipsizlik kararı vermesini HDP İstanbul Milletvekili Özen Meclis gündemine taşıdı. Özen, bir soru önergesi vererek, Adalet Bakanı Gül’e “Hukuken endişe verici bir karara imza atan savcılar hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevilere karşı nefret ve hakaret söyleminde bulunan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine açılan davada savcının kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesini Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Özen, 2018 yılında yaşananlara ilişkin önergede şu ifadelere yer verdi:

    “2018 yılında İstanbul’da Arnavutköy ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan G.B. derste “Alevilerin Hz. Peygamber efendimizi sevmediğini” konu almış ve devamında “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere karşı nefret ve hakaret söyleminde bulunurken, sınıftaki Alevi öğrencileri de rencide edip küçük düşürmüştü.

    Bu olayın ardından Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz ve yönetimi, 8 Ekim 2018 tarihinde öğretmen hakkından İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Fakat kısa bir süre önce kararını açıklayan Gaziosmanpaşa Başsavcılığı başvuru için kovuşturmaya yer olmadığını şu görüşleriyle ifade etti:

    “Birinci ve ikinci husus, halkın sosyal sınıf, ırk, dini, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kine ve düşmanlığı’ ‘alenen tahrik’ olduğu, şüpheli üzerine atılı suç bakımından aleniyet unsurunun bu bakımından gerçekleşmediği,

    Üçüncü husus ise birinci ve ikinci hususta belirtilen hareketin ”bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasını’ gerektirmesi gerektiği, bu nedenle şüphelinin eyleminin bu sonuca yol açmadığı,

    TCK 216/2 maddesinde düzenlenen suç bakımından ise şüphelinin eyleminin gerçekleştirdiği yer bakımından aleniyet unsurunu oluşturmadığı belirtildi.”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen karara tepki göstererek, Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde yer alan hükümleri hatırlattı:

    “Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle..” özel kastla işlenen suçlara karşı, yaptırım olarak bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.”

    “NEFRET SUÇLARININ CEZASIZ BIRAKILMASI TOPLUMSAL BARIŞA ZARAR VERİYOR”

    Türk Ceza Kanunundaki (TCK) ilgili maddeler oldukça açık olmasına ve kişilere ya da gruplara karşı ayrımcılığı, nefreti ve hakareti yasakladığını belirten Özen, Alevileri rencide eden nefret söylemlerinin görmezden gelinip, hukuki yükümlülükler kapsamında ele alınmaması Alevilerde büyük üzüntüye neden olduğunu ifade etti.

    Özen, bu tür nefret suçlarının cezasız bırakılmasının, toplumsal yaşamı kutuplaştırıp, ayrıştırdığının ve toplumsal barışa karşı ciddi bir darbe olduğunun altını çizdi.

    Milletvekili Zeynel Özen, bu bağlamda Adalet Bakanı Gül’e şu soruları yöneltti:

    • Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) ayrımcılığa ve nefrete karşı ilgili maddeler oldukça açık olmasına karşın, bir sınıfta tüm öğrencilerin önünde Alevileri rencide eden söylemler ifade edilmesine rağmen nasıl bu kapsam dışında tutulmuştur?
    • Burada hukuken endişe verici bir karara imza atan savcılar hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?
    • Alevilere hakaret ve nefret söylemlerinin cezasız kalması, Alevilere karşı nefret suçlarını teşvik eden bir risk barındırması, ülkemizde hukukun işlevselliğine dair ciddi soru işaretlerine neden olmaz mı?

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Gülistan Doku’nun 6 aydır bulunamamasının izahı nedir?

    Gülistan Doku’nun 6 aydır bulunamamasının izahı nedir?

    PİRHA  – CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 5 Ocak tarihinden beri bulunamayan Gülistan Doku’yu Meclis gündemine taşıdı. Tanrıkulu, Gülistan Doku’nun 6 aydır bulunamamasının izahı nedir? diye sordu. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 5 Ocak tarihinden itibaren kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

    Tanrıkulu, verdiği soru önergesinde Doku’nun kaybolmasına ilişkin başlatılan soruşturmada tek şüpheli olan ve tutuksuz yargılanan Zeinal Abarakov’un dosyaya ilişkin gelişmelerden haberdar olduğu yönündeki iddialara yer verdi. Önergede, “Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Abarakov’un telefonuna el koyma kararı çıkarılmadan bir gün önce Gülistan Doku’nun telefonuna birçok mesaj gönderdiği, bir arkadaşına ‘yarın telefonumu alacaklar geri verdiklerinde yazarım sana’ mesajı gönderdiği ve telefonunun alınacağından haberdar olduğu için Gülistan Doku ile ilgili tüm yazışmaları sildiği de yine Bianette yer alan haberlere göre iddialar arasındadır” ifadelerine yer verildi.

    Tanrıkulu, Gül’ün yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    • Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin başlatılan soruşturmanın güncel akıbeti nedir?
    • Doku’nun kaybolmasına ilişkin kimlerin ifadesi alınmıştır? Alınan ifadelerin içeriği nedir?
    • 6 aydır devam eden arama çalışmalarında ne tür arama yöntemleri kullanılmıştır?
    • Gülistan Doku’nun 6 aydır bulunamamasının izahı nedir?
    • Bahse konu olayla ilgili Doku’nun son görüştüğü kişi olan Abarakov’un ifadesi alınmış mıdır? Alınmışsa, ifadesinin detayı nedir?
    • İlgili dosyada Gülistan Doku’nun son görüştüğü kişi olması nedeniyle tek şüpheli olan Abarakov’un tutuksuz yargılanmasının gerekçesi nedir?
    • Abarakov ve /veya Abarakov’un tanıdıkları, ailesi tarafından Gülistan Doku’nun alıkonulması, öldürülmesi vb ihtimallerine karşın ne tür incelemelerde bulunulmuş ve hangi işlemler yapılmıştır?
    • Abarakov ve /veya Abarakov’un tanıdıkları, ailesi tarafından Gülistan Doku’nun alıkonulması ve öldürülmesinin ihtimaller dahilinde olmadığına ve kaçma şüphesi ile delil karartma şüpheleri olmadığına nasıl emin olunarak Abarakov tutuklanmamıştır?
    • Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Abarakov’un telefonuna el koyma kararı çıkarılmadan bir gün önce Gülistan Doku’nun telefonuna birçok mesaj gönderdiği, bir arkadaşına ‘yarın telefonumu alacaklar geri verdiklerinde yazarım sana’ mesajı gönderdiği ve telefonunun alınacağından haberdar olduğu için Gülistan Doku ile ilgili tüm yazışmaları sildiği iddiaları doğru mudur?
    • İddialar doğru ise Abarakov delil karartma şüphesi nedeniyle tutuklanarak telefonuna el konulmadan 1 gün önce önce Gülistan Doku’ya, o güne kadar hiç mesaj göndermemesine rağmen, çok sayıda mesaj göndermesinin şüphe uyandırması nedeniyle yeniden sorguya alınacak mıdır? Alınmayacaksa, gerekçesi nedir?
    • Abarakov’un dosyadaki gelişmelerden önceden haberdar olduğu iddialarına ilişkin Gülistan Doku’nun ailesine ve kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?”
  • HDP’li Kenanoğlu, Cezaevinde maske dağıtımı ücretli midir? diye sordu

    HDP’li Kenanoğlu, Cezaevinde maske dağıtımı ücretli midir? diye sordu

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, cezaevlerinde maskelerin kantinlerde ücretli satıldığı, yeterli test uygulaması ve dezenfektan yapılmadığı, hasta mahpusların tedaviye götürülmediği ve gerekli önlemler alınmazsa durumun tehlikeli boyutlara ulaşacağına dikkat çekerek yanıtlanması istemiyle Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e soru önergesi verdi.

    Koronavirüs salgınının cezaevlerine ulaşmasına dönük endişeler çoğalırken, testleri pozitif çıkan mahpusların sayısı artıyor.

    İnsan hakları örgütleri cezaevlerinde gerekli önlemler ve tedbirler alınmaması halinde telafisi imkansız sonuçlara yol açacağı uyarısında bulunurken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili Ali Kenanoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “COVİD-19 TESTİNİN ACİLEN BÜTÜN CEZAEVLERİNDE YAPILMALIDIR”

    Kenanoğlu, kamuoyuna yansıyan haberlere göre cezaevlerinde maskelerin kantinlerde ücretli satıldığını belirterek şunları ifade etti:

    “Bırakınız maskelerin ücretsiz dağıtılmasını en riskli yerler olan cezaevlerinde herkese koronavirüs testinin yapılması gerektiği, hasta mahpusların ise Covid-19 nedeniyle acilen serbest bırakılması çağrısına mutlaka kulak verilmelidir. Dünyada genelinde 3 milyona yaklaşan vaka ve 200 bine yaklaşan insanın ölümüne neden olan ve giderek daha vahim bir tablo çizilen koronavirüs salgını (Covid-19), Türkiye’de de çok sayıda kişinin yaşamını yitirmesine neden olmuştur. En riskli alan olan cezaevlerinde ise koronavirüs vakaları artarken, aileler ve insan hakları savunucuları, alınan önlemlerin yetersiz olduğundan şikâyet etmektedirler. Türkiye cezaevlerinde 578 ağır olmak üzere toplamda 1535 hasta mahpusun bulunurken, keyfi uygulamalarında arttığına dikkat çekilmektedir. Cezaevlerinden gelen bilgilere göre, bazı cezaevi idarelerinin salgını önemsediği, bazılarının ise dikkat etmedikleri yönündedir. Koronavirüs sürecinde temizlik ve dezenfektan ürünleri yeteri kadar verilmemekte, cezaevlerinin doluluk oranının olması gerekenden fazla olmasının riski artıracağı belirtilmektedir. Kalma boyutuyla değerlendirildiği zaman bireysel korunma alanlarının yok olduğu görülmektedir. Hapishanelerde bireysel korunma alanları oluşturulmamıştır. Bazı yerlerde oluşturulan karantina koğuşlarındaki tutukluların diğer koğuşlara nakil edildiği ve bununla birlikte zaten kapasitesi fazla olan koğuşların doluluk oranının daha da arttığı belirtilmektedir. Koronavirüs salgın sürecinde cezaevlerinde dezenfektan yeteri kadar sağlanamamıştır. Covid-19 testinin acilen bütün cezaevlerinde yapılması gerekmektedir.”

    “CEZAEVİNDE KALANLARI NEREDEYSE ÖLÜMLE BAŞ BAŞA BIRAKILDI”

    Devletin her yurttaşa ücretsiz haftalık beş maske dağıtacağı ancak bunu bile sağlayamadığı bir ortamda, cezaevlerinde ise bu maskelerin kantinlerde parayla satıldığı ve hijyen koşullarının ise son derece yetersiz olduğunun aileler ve insan hakları örgütleri tarafından bildirildiğine dikkat çeken Kenanoğlu, adaletsizliklere ve eşitsizliklere neden olan infaz yasası cezaevinde kalanları neredeyse ölümle baş başa bırakıldığını belirtip, şu soruları yöneltti:

    – Bütün cezaevlerinde test yapılmakta mıdır? Cezaevlerine göre yapılan test sayısı ayrı ayrı olmak üzere kaçtır?

    – Bütün cezaevlerinde dezenfektan uygulaması hangi aralıklarla yapılmaktadır?

    – Bütün cezaevlerinde maske ve eldiven dağıtımı yapılmakta mıdır? Yapılıyorsa ücretli midir? Ücreti ne kadardır?

    – Ağır hasta mahpusların serbest bırakılması için yeni bir çalışma yapılmakta mıdır?

    – Bu gün itibariyle cezaevlerinde tespit edilen coronavirüs vaka sayısı kaçtır, bunların tedavisi nerede ve nasıl yapılmaktadır?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘İnfaz yasasından kaç adli suçlu yararlandı?’

    ‘İnfaz yasasından kaç adli suçlu yararlandı?’

    PİRHA –  HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle çıkarılan af yasasından kaç kişinin yararlandığını Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu. Tahliyelerden sonra yaşanan suçları hatırlatan Kenanoğlu, tahliye edilenlerin kaçının yeniden suç işlediğini sordu. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, yeni af yasasından kaç kişinin yararlandığını Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

    Toplumda uzun yıllardır beklenti oluşturan ve içerdiği antidemokratik hükümler nedeniyle de evrensel hukuk normlarına uygun bir değişikliği dayatan infaz yasası ile ceza yasalarının ilgili hükümlerine dair bir değişiklik Covid-19 salgının yayıldığı bir ortamda gündeme geldiğini hatırlatan Kenanoğlu, ülke kamuoyunun ölümcül salgının yayılma hızı ve cezaevlerinin olumsuz şartlarından ötürü tüm cezaevlerinin tahliyesine yönelik talepleri karşılık görmediğini belirtti.

    Kamuoyunun ölümcül salgın ve cezaevlerinin olumsuz şartlarından ötürü tüm mahkumların tahliyesine yönelik taleplerinin karşılık görmediğini belirten Kenanoğlu, ancak pek çok adli hükümlünün tahliyesine olanak sağlayan infaz yasasının Meclisten geçmesi nedeniyle, kaç adli hükümlünün tahliye olduğunu, bunların illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımlarını, infaz yasasına dahil edilmeyen siyasi mahkumların sayısını, tahliye edilenlerin kaçının yeniden suç işlediğini, bu yasa nedeniyle meydana gelebilecek tehlikelerin ve olası suçların sorumluluğunun kimde olacağını sordu.

    Kenanoğlu’nun Adalet Bakanı’na yönelttiği sorular şöyle:

    • Bugün itibariyle kaç hükümlü, infaz oranlarının ½ uygulaması sonucunda cezaevlerinden tahliye edilmiştir?
    • Bazı suç türlerinde infaz oranlarının 2/3’e indirilmesi sonucunda kaç hükümlü cezaevlerinden tahliye edilmiştir?
    • Bugün itibariyle kaç hükümlü, açık cezaevine geçme hakkını elde etmek suretiyle yasanın öngördüğü izin hakkı kapsamında tahliye edilmiştir?
    • Bugün itibariyle kaç kadın hükümlü hamilelik yahut küçük çocuğu olması sebebiyle tahliye edilmiştir?
    • Bugün itibariyle kaç 70 ile 75 yaş üstü hükümlü yasanın uygulanması sonucunda tahliye edilmiştir?
    • Halihazırda “kasten öldürme” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” kapsamında cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Suçun fıkralarına göre infaz oranlarının farklılığı nedeniyle tahliyelerin suçun fıkralarına göre dağılımı nasıl olmuştur? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “göçmen kaçakçılığı” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “taksirle öldürme” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “kasten yaralama” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “zimmet” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “rüşvet” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “kaçakçılık” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “irtikap” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “hırsızlık” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “dolandırıcılık” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “nefret ve ayrımcılık” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “sahtecilik” suçlarından cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “kumar” suçlarından cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “ihaleye fesat karıştırma” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “tefecilik” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “çocuk kaçırma ve alıkoyma” suçundan cezaevinde olan kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Halihazırda “uyuşturucu” suçlarında cezaevinde olan ve yasanın suç tarihine göre infazda ayrım öngören hükümlerinin tatbiki ile kaç hükümlü tahliye edilmiştir? Tahliyelerin illere, yaşa, cinsiyete ve cezaevlerine göre dağılımı nedir?
    • Hâlihazırda kaç kişi TCK-220/6, 7, 8; 302, 314/2, TMK-7 ve 2911 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması sonucu cezaevinde bulunmaktadır? Bu oranların yaşa, illere, cezaevlerine ve cinsiyete göre dağılımı nedir? Cezaevinde bulunanların kaçı tutuklu, kaçı hükümlüdür?
    • Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından cezaevinden tahliye edilen yahut açık cezaevinde geçiş hakkı elde etmek suretiyle izin hakkından faydalananların yeniden çeşitli suçlara karıştığına dair haberler kamuoyuna yansımış olup bu bağlamda tahliye edilenlerden kaçı yeniden suç işlemiştir?
    • Tahliye edilenlerin yeniden suç işleme eğilimleri nazara alındığında ve benzeri suçları yeniden işliyor oldukları gerçeğinden hareketle birlikte değerlendirildiğinde bu yasanın 7242 Sayılı Yasanın toplumda kırılmalara ve zararlara yol açma olasılığı öngörülmekte midir? Geçmişte “Rahşan Affı” olarak bilinen yasanın yürürlüğe girmesi toplumu olumsuz etkilemiş ve bu yasal düzenlemenin bir “hata” olduğu dönemin siyasileri tarafından da itiraf edilmiş olup, bu bağlamda 7242 Sayılı Yasanın yaratacağı olumsuz etkilerin engellenmesi için bir çalışma yürütülmesi gündeminizde olacak mıdır? Aksi halde bu yasa nedeniyle meydana gelebilecek tehlikelerin ve olası suçların sorumluluğu kimde olacaktır?  PİRHA/ANKARA
  • Buca Kapalı Cezaevi’nde 64 mahpusa daha koronavirüs bulaştı

    Buca Kapalı Cezaevi’nde 64 mahpusa daha koronavirüs bulaştı

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Buca Kapalı Cezaevi’nde 64 tutuklu ve hükümlünün daha koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı.

    İzmir’de bulunan Buca Kapalı Cezaevi’nde, yeni tip koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgını yayılıyor. Bugün yeni bir açıklama yapan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, onlarca mahpusa virüsün bulaştığını açıkladı.

    Cezaevinde ilk vakanın 19 Nisan’da tespit edildiğini hatırlatan Başsavcılık, bunun ardından kurumda kapsamlı bir filiyasyon çalışması yapıldığını belirtti. Bunun neticesinde ise ilk tanı konulan tutukluyla temasta bulunan 64 tutuklu ve hükümlünün daha Covid-19 testinin pozitif çıktığı kaydedildi.

    Açıklamada, “Toplamda 65 tutuklu ve hükümlünün hastanelerdeki tedavileri devam etmektedir” denildi.

    Yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kalp hastası 70 yaşındaki bir hükümlünün, sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine servise çıkarıldığı da kaydedildi. Açıklamada, “Bütün hükümlülerin genel sağlık durumu iyidir” ifadeleri kullanıldı.

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 13 Nisan’da açık cezaevlerinde üç mahkûmun salgın nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklamış, ancak kapalı cezaevlerinde vaka görülmediğini belirtmişti.

  • Demirtaş: Muhaliflerin canı, hırsızların, gaspçıların ya da mafya babalarının canından daha mı değersiz?- VİDEO

    Demirtaş: Muhaliflerin canı, hırsızların, gaspçıların ya da mafya babalarının canından daha mı değersiz?- VİDEO

    PİRHA- HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, Can TV’ye yaptığı açıklamada,  Selahattin Demirtaş için verilen tahliye dilekçesine 2 haftadır yanıt verilmediğini belirterek, “Muhaliflerin canı, hırsızların, gaspçıların ya da mafya babalarının canından daha mı değersiz? İktidara muhalefet ettikleri için ölüme mi terk edilmeleri gerekiyor?” diye sordu.

    Haberin videosu;

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, Can TV’ye açıklamalarda bulundu. Demirtaş yaptığı açıklamada, “Ben de herkes gibi koronavirüs salgını nedeniyle tedirginlik yaşıyorum. Tedbirleri elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum. Bizler evlerimizde bir ölçüde güvende sayılırız ama maalesef cezaevleri açısından böyle diyemeyiz. Şu anda cezaevlerinde çok sayıda insan zor koşullarda yaşıyor. Beslenme ve sağlık koşulları kısıtlı ve son derece yetersiz. Koronavirüs salgını nedeniyle cezaevleri en riskli yerler ve son durumunda ne olduğunu çok bilmiyoruz. Çünkü Adalet Bakanı doğru dürüst bir açıklama yapmıyor. İnfaz yasasının Mecliste geçtiği gün bir açıklama yaptı ve üç mapusun korona nedeniyle yaşamını yitirdiğini ve 79 cezaevi görevlisinin de testlerinin pozitif çıktığını açıkladı. Ancak bunların hangi cezaevinde olduğu ve kimlerle temas ettiğine dair tek bir kelime etmedi. Adalet Bakanına buradan soruyorum; 79 kişi kimlerle temas etti? Temas ettiyse sonuçları nedir? Adalet Bakanı bir ay boyunca cezaevlerinde hiçbir şey yokmuş gibi davrandı, ardından da ölümler ve vakalar bir günde olmuş gibi açıklama yaptı. Bugünlerde bir saat bile önemliyken, Adalet Bakanı bu açıklamayı yapmak için bir ay bekledi. Bundan sonra Adalet Bakanı bir açıklama yapsa bizler nasıl inanacağız” diye konuştu.

    “İKTİDARA MUHALEFET ETTİKLERİ İÇİN ÖLÜME Mİ TERK EDİLMELERİ GEREKİYOR?”

    Herkesin koronavirüs salgını nedeniyle risk altında olduğunu ama kronik rahatsızlığı olanların daha fazla risk altında olduklarına dikkat çeken Demirtaş, şunları belirtti:

    “Selahattin Demirtaş kalp damar ve solunum yetmezliği nedeniyle iki operasyon geçirmişti. 3.5 yıldır da hipertansiyon tedavisi görüyor. Koronavirüs bu üç hastalık için büyük bir tehlike oluşturuyor. Selahattin dışarıda olsaydı bile risk grubunda olduğu için dışarıya çıkamayacaktı. Daha önce rahatsızlandığında bir haftada hastaneye götürmüşlerdi. Şimdi koronavirüsten dolayı bir rahatsızlık yaşasa nasıl bakacaklar? Hangi sağlık hizmetlerinden, nasıl yaralanacak? Bunu bir mapus yakını olarak bilmiyorum. Geçtiğimiz hafta avukatlarımız bu nedenle tahliye başvurusu yaptı. Aradan 13 gün geçmesine rağmen bir cevap gelmedi.

    Buradan sormak istiyorum; mahkemeler daha neyi bekliyor? Sabahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın mahkemeleri koronavirüs nedeniyle iptal edildi. Ancak mahkemeler için risk oluşturuyor da, cezaevleri için oluşturmuyor mu? Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın da tahliye talebi ret edildi. Neden? Muhaliflerin canı, hırsızların, gaspçıların ya da mafya babalarının canından daha mı değersiz? İktidara muhalefet ettikleri için ölüme mi terk edilmeleri gerekiyor? Maalesef ki yasanın bu haliyle çıkmış olması, bize bunu gösteriyor.”

    “YASANIN GEÇTİĞİ GÜN MUHALEFETİN EKSİK OLMASI BİZLERİ ÜZDÜ”

    Demirtaş, af (infaz) yasasının meclis gündemine geldiği günden itibaren hem adalete hem de evrensel hukuk kurallarına uyulmasını talep ettiklerini, ancak iktidarın bu taleplere karşı üç maymunu oynadığını vurgulayarak, “Muhalefetin tek bir önerisi bile dikkate alınmadı. Elbette iktidarın sayısal gücü var. Muhalefette tasarının bu haliyle çıkmaması için çok çaba sarf etti ve bu çok kıymetliydi. Ancak yasanın geçtiği gün muhalefet partilerinin mecliste eksik olması, bizleri de çok üzdü” dedi.

    “BU KADAR BÜYÜK BİR KÖTÜLÜK BUGÜNE KADAR GÖRÜLMEDİ”

    İktidarın ayrımcı politikaları nedeniyle, siyasi tutsakların cezaevinde kalmaya devam edeceğini belirten Demirtaş, şunları ifade etti:

    “İktidar gerçekten çok büyük bir vicdansızlık yaptı ve toplumun farklı kesimlerindeki insanların taleplerine kulaklarını tıkadı. Cezaevlerindeki 300 bin kişiden 100 binini bırakarak, geriye kalan 200 bin kişiyi koronaya ve ölüme terk etti. Kalanların büyük çoğunluğu ‘terör’ suçlamasıyla cezaevinde. Peki bu ‘terör’ suçlaması nedir. İktidarı kızdıracak haber yapanlar, muhalefet edenler, barış isteyenler, düşüncelerini açıklayanlar, yazarlar, insan hakları savunucuları ‘terör’ suçuyla cezaevinde olanlar. O kadar büyük bir ayrımcılık yaptılar ki daha yasa mecliste görüşülürken, gazeteciler yaralanmasın diye ek madde koydular. Gerçekten bu kadar büyük bir kötülük bugüne kadar görülmedi.”

    Sırada Anayasa süreci olduğunu belirten Demirtaş, “Umuyorum ki Anayasa Mahkemesi, hem adalete hem de evrensel hukuk kurallarına uygun davranarak bu yasanın eşit ve adil olmadığı konusunda bir karar verir” dedi.

    “BU GÜNLERİ DAYANIŞMAYLA AŞACAĞIZ”

    Son olarak Selahattin Demirtaş’la telefonda konuştuğunu söyleyen Demirtaş, şunları söyledi:

    “Değerli yoldaşı Abdullah Zeydan, tıpkı Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak gibi koronavirüse karşı bir hücrede savunmasız olabilirler. Ama her konuşmamızda bir kez daha fark ediyorum ki, bizden daha moralliler. Selahattin ve arkadaşları sadece ve sadece barışı savundukları için, siyasi düşünceleri nedeniyle cezaevinde. İlk günden bugüne her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa uğradılar. Öyle görünüyor ki uğramaya devam edecekler. Bütün bu yaklaşımlara rağmen, bir gün bile boyun eğmediler. Ölüm riski karşısında bile direnmeye devam ediyorlar. Birilerine şaka gibi gelebilir. Aman canım ne olacak ki zaten cezaevinde izole durumdalar diyebilirler. Ciddi ve hayati bir risk var. İçinde bulunduğumuz günler zor günler. Bu günleri dayanışmayla aşacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Adalet Bakanı Gül: Üç mahkum koronadan öldü

    Adalet Bakanı Gül: Üç mahkum koronadan öldü

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, açık cezaevlerinde kalan üç mahkumun koronavirüs nedeniyle öldüğünü açıkladı.

    Gül, “Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri üzerine alınan tedbirler kalktıktan sonra görüş haklarını kullanamayanlara görüş hakları verilecektir. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların sağlıkları devletimize aittir. Ceza infaz kurumlarının kapalı cezaevlerinde pozitif bir vaka görülmemiştir. Açık ceza infaz kurumlarındaki 17 hükümlüye de korona virüsü tanısı konuldu” dedi.

    Gül, “Açık ceza infaz kurumlarında 17 hükümlüye Covid-19 tanısı konuldu. 3 hükümlü hayatını kaybetti. Bugüne kadar 14 hakim ve savcının testleri pozitif çıktı Adaletin izolasyonu olmaz. Adalette durma, duraksama olmaz” ifadelerini kullandı.

  • Adalet Bakanı Gül: 30 Nisan’a kadar duruşmalar ertelenmiştir

    Adalet Bakanı Gül: 30 Nisan’a kadar duruşmalar ertelenmiştir

    Adalet Bakanı Gül, “Bugünden itibaren cezaevlerinde görev yapan personel, belirlenen süreler sonunda evlerine gönderilmeyecek, izole edilen yerlerde kalacak” dedi. Bakan Gül, duruşmaların 30 Nisan’a kadar ertelendiğini söyledi. 

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, koronovirüs salgınına karşı cezaevlerinde alınan tedbirlere ilişkin açıklama yaptı.

    Bakan Gül, yaptığı açıklamada, “Bugünden itibaren cezaevlerinde görev yapan personel, belirlenen süreler sonunda evlerine gönderilmeyecek, izole edilen yerlerde kalacak” dedi.

    Bakan Gül’ün açıklamaları şöyle:

    “Bugünden itibaren cezaevlerinde görev yapan personel, belirlenen süreler sonunda evlerine gönderilmeyecek, izole edilen yerlerde kalacak. Kamuya ait yerlerden de yararlanılması hususu değerlendirilmektedir. Kurumsal olarak alt yapıyı hazırlamış durumdayız.

    Bir diğer gelişme de telefon görüşmesinde, görüntülü görüşme imkanını sağlamak adına çalışmanın başlamasıdır. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle mevzuat altyapısı tamamlanmaktadır.

    Böylece sadece görüntülü görüşme değil, mektup, kantin, doktor gibi pek çok işlem daha çabuk görülecektir.

    HSK’nın kararıyla avukat ya da tarafların mahkemeye de gelmesine gerek kalmaksızın bu konuda tedbirlerin alınması kararı almıştır. 30 Nisan’a kadar duruşmalar ertelenmiştir.”

  • Eşinin sosyal medya paylaşımından sorumlu tutuldu, 3 yıldır İsviçre’ye dönemiyor

    Eşinin sosyal medya paylaşımından sorumlu tutuldu, 3 yıldır İsviçre’ye dönemiyor

    PİRHA – 2017 yılında İsviçre’den Türkiye’ye gelen Selver Kurt’un eşinin sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek pasaportuna el konuldu. 3 yıldır İsviçre’ye dönemeyen ve erken doğum yapan Kurt’un yaşadıklarını HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Adalet Bakanı’na sordu.

    9 Eylül 2017 tarihinde İsviçre’nin Basel kentinden Türkiye’ye giriş yapan Elbistan doğumlu Selver Kurt, 4 aylık hamileydi. Eşinin sosyal medya paylaşımlarından ötürü Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınıp pasaportuna el konulan Kurt’a yurt dışına çıkış yasağı da uygulandı.

    Selver Kurt, o tarihten bu yana İsviçre’deki evine dönemiyor. Kurt’un eşiyle aynı sosyal medya hesabını kullanmış olabileceği iddiasıyla bebeğiyle beraber evlerine dönmesine izin verilmiyor.

    “BİR AİLE YILLARDIR DARMADAĞIN YAŞIYOR”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Selver Kurt’un başına gelen bu durumu Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    HDP’li Özen, yaşanan aile dramının son bulması için yürütülen hukuk mücadelesinden de sonuç alınmadığını belirterek, “Eşine isnat edilen sosyal medya paylaşımlarının suç niteliği taşıyıp taşımadığına dair herhangi bir hukuki karar olmamakla beraber, çağdaş maddi ceza hukukunun en önemli ilkelerinden biri olan suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince kişi ancak kendisinin işlediği fiiller nedeniyle sorumlu tutulabilir, başkasının işlediği fillerden asla sorumlu tutulamaz. Ayrıca aile bütünlüğünün korunması hukuktaki temel ilkelerden birisi olmasına rağmen, bu uygulamadan ötürü bir aile yıllardır darmadağın bir halde hukuk mücadelesinden sonuç almaya çalışmaktadır” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ERKEN DOĞUM YAPMAK ZORUNDA KALDI”

    Selver Kurt’un bu mağduriyetler neticesinde yaşadığı stres nedeniyle Türkiye’de erken doğum yapmak zorunda kaldığına dikkat çeken Özen, Kurt’un 2 haftalık izinle Türkiye’ye gelmesine rağmen evine geri dönemediği için İsviçre’deki işinden de olduğunu belirtti. Özen, Türkiye’de doğan çocuklarının da İsviçre’deki birçok hakkından mahrum bırakıldığını konuşmasına ekledi.

    Eşi Hüseyin Kurt’un sosyal medya paylaşımlarından dolayı kendisinin muhatap olmak durumunda kaldığı davaların ise defalarca kez evrak eksikliği gerekçe gösterilerek ertelendiğinden dolayı herhangi bir sonuca bağlanamadığını kaydeden Özen, “Bir ailenin yuvasını alt üst eden bu duruma dair insan hak ve özgürlüklerini tanıyan bir hukuk devletinden beklenen temel ilkelerin uygulanması halinde, bu mağduriyet son bulacaktır” ifadelerini kullandı.

    Özen, bu bağlamda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

    • Hangi somut hukuki gerekçelerle Selver Kurt’un pasaportuna el konulup, yurt dışındaki evine ve işine dönmemesine izin verilmemektedir?
    • Eşinin sosyal medya paylaşımları nedeniyle Selver Kurt’un ve bebeğinin özgürlüğünün elinden alınması suçun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?
    • Bir aileyi paramparça eden ve yıllardır devam eden bu drama karşı hukuk mekanizmalarını işlevsel kılmak için herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?       (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu tutuklu cemevi başkanı Yıldırım’ın yaşadıklarını Bakan Gül’e sordu

    Kenanoğlu tutuklu cemevi başkanı Yıldırım’ın yaşadıklarını Bakan Gül’e sordu

    PİRHA – HDP’li Ali Kenanoğlu, PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın cezaevinde yaşadığı sorunları Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu. Yıldırım Kenanoğlu’na gönderdiği mektubunda cezaevinde yaşanan ihlallerin son bulması çağrısı yaptı. 

    Yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube ve Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’na mektup göndererek, gözaltına alınması, haksız tutukluluğu, cezaevi sürgünü ve cezaevinde yaşadığı baskıları anlattı.

    Kenanoğlu, yaşananları meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi Başkanı Zeynep Yıldırım 26 Temmuz 2018’den bu yana tutuklu bulunuyor. 9 ay Silivri Cezaevi’nde kaldıktan sonra hiçbir açıklama yapılmadan zorla Gebze Cezaev’ne sürülen Yıldırım, gözaltına alınma süreci, haksız tutukluluğu, cezaevi sürgünü ve yaşadığı baskıları gönderdiği mektupla Kenanoğlu’na anlattı.

    “ZORLA GEBZE HAPİSHANESİ’NE GÖTÜRÜLDÜK”

    Kenanoğlu mektupta Yıldırım mektubunda şunları anlattığını kaydetti:

    Zeynep Yıldırım, Silivri Cezaevinde tutukluyken 22 Nisan 2019 tarihinde aniden gardiyanların geldiğini, ne olduğunu anlamadan üzerine gardiyanların atlayıp yere yıktığını, sürüklenerek ring aracına bindirildiğini, kendisine hiçbir açıklama yapılmadığı ve tüm eşyalarının Silivri hapishanesinde bırakılarak yanındaki kanser hastası Mesude Pehlivan ile birlikte zorla Gebze Cezaevine getirildiğini belirtmektedir. Yıldırım, başkanlığı sırasında birçok kez tehdit ve baskılara maruz kaldığını, dernek nezdinde bulunan Armutlu Cemevine yapılan baskın sonrasında gördüklerine inanamadığını, Aleviler için kutsal sayılan bir mekana idrar yapıldığını, duvarlarına üç hilal yapılarak küfürler yazıldığını, eşyalarının kırılıp döküldüğünü tekrar hatırlatmaktadır.

    BASIN AÇIKLAMASINDAN SONRA GÖZALTINA ALINDI

    Yapılan bu saldırının, saygısızlığın, aşağılamanın sadece kendilerine yönelik değil tüm Alevilere yapılmış olduğunu duyurmak için bir basın toplantısı düzenlendiğini, basın toplantısından bir gün sonra gece 01.45’de kapısının çalınarak, uzun namlulu silahlar ve kar maskeli polislerce evine girilerek eşyalarının adeta talan edildiği, daha sonra gözaltına alınarak, 4. gün sonunda savcılığa çıkarıldığı ve mahkemece tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildiğini anlatmaktadır.

    “SOĞUK HAVADA 2 SAAT HAVALANDIRMADA BEKLETİLDİK”

    Kenanoğlu, Zeynep Yıldırım’ın  iddianamesinin hala hazırlanmadığına dikkat çekti.

    Silivri Cezaevinde, kendi paraları ile aldıkları yiyeceklerin arama adı altında çalınır gibi alınıp götürülmesi, ailelerinin kendilerine getirdiği kıyafetlerin kış ortasında zorla alınması gibi uygulamalara karşı çıktıkları, mantıklı açıklama istedikleri için, aile ile görüşmeme, mektup yazmama, haftada bir telefonla görüşmeme de dahil aylara varan hücre cezası verildiğini kaydeden Zeynep Yıldırım, Gebze Hapishanesindeki 10 aylık sürede ise, 6 Aralık tarihine kadar önemli bir sorun yaşanmadığı, ancak, 6 Aralık günü koridorda seslerin yükseldiği, 5 kişilik koğuşlarına 30-40 kişilik bir gardiyan grubun girdiği, kendisini sürükleyerek merdivenlerin başına getirdikleri, merdivenlere çarptırılarak sırtüstü aşağı indirildiği, soğuk havada havalandırılmaya atıldığı, diğer iki arkadaşının da sürüklenerek havalandırılmaya atıldığı, burada kapı kilitlenerek bir buçuk iki saat bekletildiklerini söyledi.

    Yıldırım, koğuşta bulunan kitaplarının, defterlerinin, resimlerinin ve mektuplarının alınıp götürüldüğü, Alevilikle ilgili yaptığı çalışma notlarının birçoğunun yırtıldığı, bir kısmının yok edildiği, çamaşırlarının, resimlerinin ve yazılarının yerlerde olduğunu, bunların incelenip verilmesi gerektiğini ama iade edilmediğini belirterek hücre cezası aldığını belirtti.

    “ASKER ARAMASINA TABİ TUTULUYORUZ”

    Cezaevinde yeni bir hak ihlali ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Zeynep Yıldırım, önceleri iki defa gardiyan araması ile hastaneye, mahkemeye gidebiliyorken, yeni uygulama ile onur kırıcı bir şekilde asker aramasına tabi tutuldukları, 7 Ocak’ta görüşe çıkıldığında ise, alınan eşyalarının geri verilmesi ve keyfi uygulamalara son verilmesi için protesto amaçlı iki arkadaşının yere oturduğu, ancak, arkadaşlarının oradan alınıp daha sonra koğuşa neredeyse nefesleri kesilmiş halde ve kıyafetleri yırtılmış durumda getirildiğini ifade ederek, tüm bu yaşananlara ve haksızlıklara bir an önce son verilmesi çağrısında bulunmaktadır.

    Bu bağlamda Kenanoğlu,  Adalet Bakanı Gül’e şu soruları sordu:

    • İdare tarafından alınan özel eşyalar, defterler, kitaplar ve mektuplar neden geri verilmemektedir?
    • Zeynep Yıldırım ve arkadaşlarına bu uygulamayı yapanlar hakkında bir soruşturma başlatılacak mıdır?
    • Cezaevlerinde süregelen bu hak ihlallerinden Bakanlık olarak haberdar mısınız? Haberiniz var ise bu uygulamaların durdurulması için ne tür önlemler alacaksınız? (HABER MERKEZİ)