Etiket: Adalet komisyonu

  • Tepki çeken 9. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    Tepki çeken 9. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    PİRHA – Kadın örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin tepki gösterdiği 9. Yargı Paketi, Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. 

    Kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

    Teklifle, İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Buna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde bin liradan az olamayacak. Açık artırma süresinin son 10 dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırma 3 dakika uzatılacak. Uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmesi halinde açık artırma süresi her yeni teklifin verilmesinden itibaren 3 dakika uzatılacak. Son uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmezse mal en yüksek teklif verene ihale edilecek. Uzama sürelerinin toplamı bir saati geçemeyecek. Bir saatlik süre Adalet Bakanlığının kararıyla kısaltılabilecek, uzatılabilecek veya kaldırılabilecek ve bu kararlar Bakanlığın resmi internet sitesinde duyurulacak.

    İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

    TESLİM ALINMAYAN ARAÇLARIN SATIŞI

    Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirlenecek. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak, araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.

    İşlem yapılacak aracın tanıtımına yarayan şasi veya motor seri numaralarının bulunmaması veya düşmüş olması ya da tamir veya tadil gibi nedenlerle silinmiş yahut tahrip edilmiş olması durumunda bu eksiklikler satış işlemini gerçekleştirecek kurum tarafından ilgili mevzuat kapsamında tamamlanarak araç satışa hazır hale getirilecek. Aracın tescil kaydındaki haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam edecek. Satış konusu aracın vergi, ceza veya prim gibi borçları, satıştan önceki sahibine ait olup mülkiyet ilgiliye tüm borç ve yüklerinden ari olarak geçecek.

    TAŞINMAZLARIN TAHSİSLERİ

    Teklifle, Kamulaştırma Kanunu’na madde eklenecek. Buna göre de mülga 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 8 Ekim 1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacak. Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilecek. Bu durumdaki taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren 10 yıl geçmemiş olması koşuluyla, iptal edilen 221 sayılı Kanun’un belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilecek.

    Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12 Ocak 1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanacak. Kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilecek. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunacak. Bu işlemler harca tabi olmayacak.

    KADIN ERKEĞİN SOYADINI ALACAK

    Teklifle, Anayasa Mahkemesinin “kadının soyadına” ilişkin iptal kararı doğrultusunda, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlemeye gidilecek. Bu değişikliğe göre kadın, evlenmekle kocasının soyadını alacak. Kadın, evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilecek. Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki eşinin soyadından oluşuyorsa kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği eşinin soyadının önünde kullanabilecek. Eş, anne veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak. Anne doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.

    HAKARET SUÇUNDA VE UZLAŞTIRMADA YENİ DÜZENLEMELER

    Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecek. Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak. Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak. Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.

    Anayasa Mahkemesinin, bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini iptal etmesi dolayısıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ile Anayasa Mahkemesi kadrolarına ilişkin düzenlemeler yapılacak.

    PARASAL SINIRLAMA

    Teklifle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemelere gidilecek. Buna göre parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmayacak. İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

    ARABULUCULUK DÜZENLEMELERİ

    Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda öngörülen değişikliğe göre, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek.

    Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.

    Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.

    TMSF’NİN KAYYIM OLARAK ATANMASI

    Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde şirketlere veya malvarlığı değerlerine kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek.

    Bu halde kayyımlık hak ve yetkileri bakımından Bankacılık Kanunu’nda TMSF’ye verilen hak ve yetkiler kıyasen uygulanacak. Şirketlerin genel kurul yetkileri, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın TMSF tarafından kullanılacak. Bu şirketler veya malvarlığı değerleri TMSF’nin gözetiminde, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli bir tacir gibi yönetilecek.

    Bu şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin veya varlıklarının ya da malvarlığı değerlerinin kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebilecek. Satış ve tasfiye işlemleri, ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya malvarlığı değerleri, kayyum temsilcileri ya da TMSF tarafından yerine getirilecek.

    Satış ve tasfiye işlemlerinde, azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmayacak. Satıştan elde edilen gelirden şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödendikten sonra kalan tutar, şirket veya malvarlığı değerlerinin işlerinde kullanılabilecek.

    Fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar açılan bir hesapta nemalandırılacak. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere TMSF Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olacak.

    Kayyımlık görevi TMSF tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaf olacak. TMSF’nin kayyum olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128’inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyum yetkisinin TMSF’ye devriyle birlikte kendiliğinden kalkacak.

    TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri veya malvarlığı değerlerini yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ya da atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile bu kapsamda yapılan işlemler hakkında, Bankacılık Kanunu’nun 127’nci maddesi uygulanacak.

    TMSF’nin kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalar, Fon’un merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Yargı hiç bir zaman dedelerden talimat almamıştı-VİDEO

    Kenanoğlu: Yargı hiç bir zaman dedelerden talimat almamıştı-VİDEO

    PİRHA- Adalet Komisyonu’nda konuşan HDP İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, yargının bağımsız olmadığını, tek adamın  talimatıyla karşı karşıya kalındığına dikkat çekti. Kenanoğlu, “Yargı dedelerden talimat almayacak dediniz, talimat almadan karar veremeyen bir yargı oluşturdunuz” dedi. 

    AKP Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç başkanlığında toplanan komisyon, AKP ve MHP milletvekillerinin imzasını taşıyan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi için 27. Dönem’de 4 toplantı gerçekleştirdi ve bu birleşimlerde 52 saat çalıştı. Komisyon, 2 Temmuz Perşembe günü başladığı müzakerelerini 6 Haziran’da sonlandırdı.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Adalet Komisyonu’nda konuştu.

    Kenanoğlu, “12 Eylül’ün bütün yasaları, bütün kuralları, bütün hukuksuzlukları büyük çoğunlukla devam ediyor” dedi.

    “KENDİ DARBELERİNİZİ OLUŞTURDUNUZ”

    Kenanoğlu komisyonda şu konuşmayı yaptı:

    “Bu yargıyı ele geçirme meselesi, 2010 referandumuyla başladı ve 2010 referandumunda iki tane önemli motivasyon vardı sizin halka yönelik ortaya sürdüğünüz; özellikle kendi tabanınıza sürdüğünüz iki önemli motivasyon vardı.
    Bunlardan bir tanesini bütün darbelerle ve darbecilerle hesaplaşmak diye ifade etmiştiniz. Bunu gerçekleştirmediniz yani 12 Eylülün bütün yasaları, bütün kuralları, bütün hukuksuzlukları büyük çoğunlukla devam ediyor; bunu görüyoruz. Bunun üzerine tam da bizim “sivil darbe” diye ifade ettiğimiz kendi darbelerinizi de oluşturdunuz.

    “YARGI HİÇ BİR ZAMAN DEDELERDEN TALİMAT ALMAMIŞTI”

    Diğer bir motivasyon kaynağınız, özellikle Türkiye’nin çoğunluğunu oluşturan Sünni Türk toplumuna yönelikti, “Yargıyı Alevilerden temizleyeceğiz” söylemiydi. Bunu, şimdiki Cumhurbaşkanı bizzat şöyle ifade etmişti: ‘Artık yargı dedelerden talimat almayacak.’ Oysa, yargı hiçbir zaman dedelerden talimat almamıştı, çünkü yargı hiçbir zaman dedelerin, Alevilerin lehinde kararlar vermemişti yani bugün nasılsa o gün de öyleydi aslında. Bunu siz de biliyordunuz ama toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan ve sizin de oy deponuz olan Sünni Türk toplumsal kesimini o değişikliğe ikna edebilmek için böyle bir söylem oluşturdunuz ama şöyle bir sonuca da yol açtı bu: Dedelerden talimat almayan bir yargı, o referandumla yapmış olduğunuz değişiklik ve HSYK’deki değişiklikle birlikte FETÖ’den talimat almaya başladı, neredeyse FETÖ liderinin onayı olmadan kimi kritik davalarda asla karar veremez hâle geldi; bunun sonuçlarını da hep birlikte yaşadık.

    “TEK ADAMDAN TALİMAT ALAN BİR YARGIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Şimdi ne oldu peki? FETÖ devre dışı bırakıldıktan sonra yargı bağımsızlaştı mı? Bunun da mümkün olmadığını hep birlikte görüyoruz ve şu anda da AKP’den, tabir yerindeyse tek adamdan talimat alan bir yargıyla karşı karşıya durumdayız. Şu anda da barolara yönelik bir hamleniz var ve bu hamleyle birlikte bunu Meclis’ten geçirerek -sayısal çoğunluğunuz var tabii- ele geçiremediğiniz için kendi yandaş barolarınızı oluşturarak da buradaki hâkimiyetinizi ve totaliter rejim anlayışınızı oluşturmak istiyorsunuz.”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Listeler Bozdağ’ın kardeşinden geliyordu; Aleviler işe alınmazdı’

    ‘Listeler Bozdağ’ın kardeşinden geliyordu; Aleviler işe alınmazdı’

    Eski hakim Murat Özkan, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kardeşinden geldiğini belirttiği personel listelerine ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Özkan, alınacak memurların listesinin Adalet Bakanlığı’nda Personel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Ünal Bozdağ’dan geldiğini öne sürerek, “Alevi yurttaşların işe alınmadığını” söyledi. 

    FETÖ’ üyeliğiyle iddiasıyla yargılanan ve beraat eden Bakırköy Adliyesi Adalet Komisyonu üyesi eski hâkim Murat Özkan, etkin pişmanlıktan yararlanmak için verdiği ifadede, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kardeşi Ünal Bozdağ’a ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu.

    Bakırköy Adalet Komisyonu üyeliği sırasında, 2012-2013 yılı döneminde sürekli memur alımı yaptıklarını, alınacak memurların listesinin Adalet Bakanlığı’nda Personel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Ünal Bozdağ’dan geldiğini öne sürerek, “Alevi yurttaşların işe alınmadığını” söyledi. Ünal Bozdağ, halen Adalet Bakanlığı Yüksek Müşavirliği görevini yürütüyor.

    Antep’teki 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve beraat eden Özkan ifadesinde, 2005-2007 yılları arasında Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığını belirterek, 2011 yılının şubat ayında Bakırköy Adliyesi Adalet Komisyonu üyeliğine seçildiğini anlattı. Özkan, “Ben 3-4 ay komisyon üyeliği yaptıktan sonra o zamanlar komisyon başkanlığı yapan Ferit Aslankurt’u komisyon başkanlığından aldılar. Orhan Gödel’i komisyon başkanı yaptılar” dedi.

    “İSTANBUL DIŞINDAKİ İLLERİN MEMUR ALIMLARINI DA BİZ YAPIYORDUK”

    Bakırköy Adalet Komisyonu olarak adliyeye sürekli memur alımı yaptıklarını söyleyen Özkan, “Hatta bazen İstanbul dışındaki illerin memur alımını da biz yapıyorduk. Bu memur alımları sırasında komisyon başkanımız Orhan Gödel’e listeler geliyordu. Bu listelerin Adalet Bakanlığı’nda Personel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Ünal Bozdağ’dan geldiğini düşünüyorum” dedi.

    “GENELDE ALEVİ VATANDAŞLARI ALMIYORLARDI”

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre Özkan şöyle devam etti:

    “Hatta bu listelere ‘Ünal’ın listeleri’ denirdi. Genelde Ünal Bozdağ kâtip alımları için liste gönderirdi. İnfaz koruma memurları alımlarında ise Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünde görevli olan Sefa Mermerci’den liste gelirdi. Bu listelerdeki isimler nasıl oluşturulurdu bilmiyorum. Ancak şuna dikkat ediyorlardı. Genelde Alevi vatandaşları almıyorlardı” dedi.

    “İTİRAZLARIMI DİLE GETİRDİM”

    İşe alımlarla ilgili zaman zaman itirazlarını dile getirdiğini öne süren Özkan, “Komisyon üyeliğinden ayrılmayı düşündüm. Hatta bu durumu o zamanlar Cumhuriyet savcısı olan Ömer Faruk Aydıner ile de paylaştım. Etrafta şikâyetimi dile getirdiğimde ise ‘Sen ayrılsan da ne olacak yerine gelenlerde aynı şeyi yapacak. En azından sen birkaç kişiyi işe alıyorsun’ deyince ben de kaldım” diye konuştu.

    Özkan’ın “ayrılmak istediğimi paylaştım” dediği isim olan Ömer Faruk Aydıner, “FETÖ ve DHKP/C üyesi olduğu” iddiasıyla tutuklanan Bakırköy Cezaevi hekimi Alp Çetiner’le ilgili soruşturmayı yürütmüştü. Alp Çetiner’in tutuklanmasının ardından Ömer Faruk Aydıner’in doktor olan eşi Nermin Aydıner, Çetiner’in yerine doktor olarak atandığı ortaya çıkmıştı. Aydıner daha sonra Adalet Bakanı Müsteşar Yardımcılığı görevine getirilmiş, oradan da İzmir Cumhuriyet Başsavcısı yapılmıştı. Aydıner son olarak Yargıtay’a atanmıştı.

  • OHAL’i kalıcı hale getiren yasa teklifi komisyonda kabul edildi

    OHAL’i kalıcı hale getiren yasa teklifi komisyonda kabul edildi

    Adalet komisyonunda görüşülen terörle mücadele yasa teklifi kabul edildi.

    Adalet komisyonunda görüşülen terörle mücadele yasa teklifi kabul edildi. Teklifin önümüzdeki hafta Meclis Genel Kuruluna gelmesi bekleniyor.