Etiket: adalet kurultayı

  • ‘Kurultay bildirgesinin ‘İnançta Adalet’ başlıklı bölümü beni tam bir düş kırıklığına uğrattı’- video

    ‘Kurultay bildirgesinin ‘İnançta Adalet’ başlıklı bölümü beni tam bir düş kırıklığına uğrattı’- video

    PİRHA – ABF GYK Üyesi Yazar Ali Yıldırım sosyal medya hesabından CHP’nin gerçekleştirdiği Adalet Kurultayı’nın sonuç bildirgesindeki “İnançta Adalet” başlıklı bölümü için düş kırıklığı değerlendirmesi yaparak “Diyanet İşlerine hayır demeden inançta adalet gerçekleşemez” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu GYK Üyesi Yazar Ali Yıldırım sosyal medya hesabından CHP’nin gerçekleştirdiği Adalet Kurultayı’nın sonuç bildirgesindeki “İnançta Adalet” başlıklı bölümü için düş kırıklığı değerlendirmesi yaparak “Diyanet İşlerine hayır demeden inançta adalet gerçekleşemez” dedi.

    Adalet Kurultayı Anti Laik yapı karşısında susarsa inançta adalet gerçekleşir mi?” sorusunu soran Yıldırım “Türkiye’de inançta adaletsizliği yaratan devletin laik olmayan yapılanmasıdır. Devletin kendisine bir resmi din seçmesi ve diğer din ve inançlara karşı ötekileştirici bir yaklaşım içerisinde olmasıdır. Bu adaletsizliği yaratan temel kurum Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. DİB’in olduğu bir yerde asla inançta adalet gerçekleşemez. Devletin bir dini finanse ettiği yerde ötekiler açısında açık bir adaletsizlik başlar” değerlendirmesinde bulundu. 

    “DEVLET DİNDEN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Yıldırım, “Sonuç bildirgesi bu konuda susmuş. Genel geçer laflar etmiş. Açıkça eşit yurttaşlık hakkının gereği olarak, inanç özgürlüğünün gereği olarak ‘devlet dinden elini çekmelidir’ demedikçe adalet söyleminiz boş laftan ibarettir.
    Alevi toplumu ısrarla laiklik diyor. Devlet dinden elini çekmedikçe eşit yurttaşlık hakkı gerçekleşemez diyor. İnançta adaletin çözümü budur. Gerisi idarei maslahatçılıktır. Onlarsa asla öncü olamazlar” dedi

    HABER MERKEZİ

  • ABF Başkanı Yıldız, Adalet Kurultayı’nda konuştu: Laik, demokratik bir Türkiye istiyoruz

    ABF Başkanı Yıldız, Adalet Kurultayı’nda konuştu: Laik, demokratik bir Türkiye istiyoruz

    PİRHA – CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği ‘Adalet Kurultayı’nın 2. gününde ‘İnançta Adalet’ paneline katılan ABF Başkanı Muhittin Yıldız, bir konuşma yaptı. Yıldız, “Adalet talebimiz, tüm etnik ve inançsal kimliklerin eşit hak ve özgürlüklerini kapsayan bir anayasa; laik, demokratik, insan haklarını tanıyan yasaların işlediği bir Türkiye; herkesi kapsayan eşitlikçi bir hukuk; bilimsel, demokratik, özerk ve fırsat eşitliğine dayalı parasız eğitim; bütün karanlıkta kalmış cinayetlerin, katliamların aydınlığa kavuşturulmasıdır” dedi. 

    CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği ‘Adalet Kurultayı’ 3. gününde devam ediyor. Kurultayın 2.gününde ‘İnançta Adalet’ panelinde Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız konuştu.  Yıldız, dünden devraldıkları Dersim, Maraş, Çorum, Tokat, Malatya, Sivas davalarının adalet arayışını bugüne taşımaya çalıştıklarını, diğer yandan ise adaletsizliğin, zulmün karşısında durduklarını söyledi.

    “TEKÇİ DAYATMALAR  NEDENİYLE TOPLUMSAL BARIŞ YOK  EDİLDİ”

    Haksızlığa uğramış herkes için adalet talebini her platformda dile getireceklerini dile getiren Yıldız, şunları kaydetti:

    “Bu coğrafyada tekçi dayatmalar nedeniyle toplumsal barışın yok edildiğini belirterek, “Parlamentonun tüm işlevleri kaybettirilmiş, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, basın özgürlüğünün esamesinin dahi okunmaması sağlanmıştır. Gerici zihniyetin yürüttüğü eğitim politikasıyla, okullar birer asimilasyon merkezleri ve cehaletin kutsandığı alanlar olarak işlev görmektedir. Talan edilen, yakılan ormanlarla bu coğrafyanın nefes noktaları yok edilmiştir.”

    Her noktada yaşanan adaletsizliğe karşı düzenlenen bu adalet kurultayını çok anlamlı bulduğunu söyleyen Muhittin Yıldız, “Aynı şekilde Halkların Demokratik Partisi’nin ‘Durmayalım Durduralım’ sloganı ile başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbetleri, faşizme karşı birlik içerisinde, mücadele etmemizin önemi açısından çok kıymetlidir” dedi.

    “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BİN YILLIK ZULMÜN GÜNCELLENMESİDİR” 

    “Hiçbir etnik ve inançsal kimliğin reddedilmediği, özgürlükçü bir anayasa talebimizi bulunduğumuz her platformda dile getirdik” diyen ABF Başkanı Muhittin Yıldız, “Askeri vesayeti, dini tahakkümü, mahalle baskısını, ırkçılığı, çatışma tehlikelerini, şiddet üreten sistemi sonlandırabilecek bir anayasa ihtiyacı olduğunu defalarca belirttik. Anayasada, dayatılmış kimlik tanımları yerine Türkiye’de var olan kimlikler tanınmalı ve bir arada eşit koşullarda yaşamanın olanakları yaratılmalıydı. Yapılan son değişiklik bize eşitlik ve özgürlük getirmeyecek, yeni tehdit ve baskılarla bin yıllık inkâr ve asimilasyonu devam ettirecektir. Anayasa değişikliği, değişiklik değil bin yıllık zulmün güncellenmesidir” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILIYOR”

    Alevilerin asimilasyonuna yönelik politikaların yüzlerce yıldır sürdürülmekte olduğunu vurgulayan Yıldız, şunları söyledi:

    “Tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de sürdürülen Alevi köylerine camii yapma, Alevilerin ibadet ve inanç esaslarını yok sayma, ibadethanelerini kabul etmeme, okullarda Alevi çocuklarına zorla Suni inanç-ibadet esaslarını öğretme asimilasyonu günümüzde de artarak devam etmektedir. Bir tarafta asimilasyona tabi tutulan, diğer taraftan da kararnameler ile işlerinden, görevlerinden atılmakta, Aleviler bürokrasiden tamamıyla uzaklaştırılmaktadır. Alevilere yönelik bu yaklaşımlar bin küsur yılın biriktirdiği kinin bugüne akışıdır.”

    “BİLİMSEL EĞİTİMDEN VAZGEÇİLİP, DİN DERSLERİNE DÖNÜŞÜYOR”

    12 Eylül askeri darbesi sonrası yapılan Anayasa ile okullara din derslerinin zorunlu hale getirdiğini ve buna Alevilerin yıllardır itiraz ettiğini söyleyen Yıldız, “AHİM’in verdiği kararla okullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adıyla verilen dersin bir Sunni ibadet dersi olduğu ve Alevi çocuklarını asimilasyona tabi tuttuğu onaylanmıştır. Mahkeme kararları gereğince mahkûm olan o müfredatlar laik eğitim sistemine göre değiştirilmesi gerekirken tam tersi din dersi müfredatı daha da Sünni İslam eksenine çekilmiştir. Eğitimde Alevilikten hiç bahsedilmiyor değil; bahsediliyor bahsedilmesine de ancak MEB’in tarif ettiği ve okuttuğu Alevilik, Sünni anlayışın Aleviliği görmek istedikleri şekilde görme, istedikleri kalıba koyma amacına hizmet eder biçimde hazırlanmıştır” ifadesini kullandı.

    “KARANLIKTA KALMIŞ TÜN KATLİAMLAR İÇİN ADALET”

    Yıldız’ın adalet talepleri ise şöyle:

    “Tüm etnik ve inançsal kimliklerin eşit hak ve özgürlüklerini kapsayan bir anayasa; laik, demokratik, insan haklarını tanıyan yasaların işlediği bir Türkiye; hukuk üstünlerin hukuku değil herkesi kapsayan eşitlikçi bir hukuk; bilimsel, demokratik, özerk ve fırsat eşitliğine dayalı parasız eğitim; bütün karanlıkta kalmış cinayetlerin, katliamların aydınlığa kavuşturulmasını istiyoruz.
    Maraş, Sivas, Çorum, Tokat katliamları, Hrant, işsizliğe açlığa mahkûm edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, Suruç’ta katledilen düş yolcuları,  Ankara’da katledilen barış elçileri için, Gezi direnişi esnasında katledilen Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Haşan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan için adalet istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HBVAKV Başkanı Baş, Adalet Kurultayı’nı değerlendirdi: Adalet Mitingi’nin enerjisi yansımadı

    HBVAKV Başkanı Baş, Adalet Kurultayı’nı değerlendirdi: Adalet Mitingi’nin enerjisi yansımadı

    PİRHA-Adalet Kurultayı’nın 2. gününde Alevi kurum temsilcileri katıldı. Kurultaya katılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş kurultayla ilgili izlenimlerini PİRHA’ya anlattı. Baş, Adalet Mitingi’nin enerjisinin kurultaya pek yansımadığını söyledi. 

    Adalete Mitingi’nin ardından CHP’nin yaptığı Adalet Kurultayı 2. gününde devam etti. Adalet Kurultayı’nın 2. gününde kurultaya katılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş kurultay hakkındaki izlenimlerini anlattı.

    “ADALET MİTİNGİNİN ENERJİSİ TAM OLARAK YANSITILAMADI”

    Büyük Adalet Mitingi’nin enerjisi gözönüne alındığında o enerjinin tam olarak kurultaya yansıtılamadığını düşündüğünü belirten Tuncer Baş, Adalet Kurultayı’nın genişletilerek muhalif siyasi partilerin ve KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarının, mağduriyet yaşayan bütün kamu çalışanlarının daha güçlü temsilinin sağlanacağı bir alt yapının oluşturulabileceğine vurgu yaptı.

    Tuncer Baş, kurultayın bir muhalefet partisinin yaptığı kurultay olması sebebiyle anlamlı ve önemli olduğunu ifade etti.

    “ABF BAŞKANI MUHİTTİN YILDIZ ALEVİ HAREKETİNİ ANLATTI”

    Sabah inançlarla ilgili bir çalıştayın yapıldığı kurultayda öğleden sonra da inançlarla ilgili panel düzenlendi. Düzenlenen panele birçok farklı inançtan katılım oldu. Panelde Alevileri temsilen Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız konuştu.

    Muhittin Yıldız’ın Alevi Hareketi’nin bugüne kadar oluşturduğu müktesebatı anlattığını söyleyen Tuncer Baş, 17 Eylül’de yeni eğitim müfredatına tepkileri dile getirmek için yapılacak olan mitinge çağrı yapıldığını kaydetti.

    Panelde Ermeniler adına da bir konuşma yapıldığını söyleyen Tuncer Baş, konuşmanın Ermeniler’in bu ülkede ötekinden ziyade bu ülkenin sahipleri şeklinde yapıldığı için mutlu edici bir konuşma olduğunu belirtti. Antikapitalist Müslümanlar adına İhsan Eliaçık’ın konuştuğunu ifade eden Tuncer Baş, İslam üzerinden baskıların bir İslam pratiği değil de iktidar pratiği olduğunu ve iktidar pratiğinin de bu anlamda İslamdan uzak olduğunu, özünden uzak olduğunu söylediğine dikkat çekti.

    Panelin katılımcı profili açısından zengin olduğunu söyleyen HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, bazı eksikliklerin olduğunu da aktardı. (HABER MERKEZİ)

  • Faili meçhul yakınlarından İkbal Eren ve Mikail Kırbayır da Adalet Kurultay’ında

    Faili meçhul yakınlarından İkbal Eren ve Mikail Kırbayır da Adalet Kurultay’ında

    CHP’nin Çanakkale’de başlayan Adalet Kampının ilk gün konukları arasında, yarım asrı aşan süredir kayıplarını arayan aileler yer aldı. Berfo Ana’nın oğlu Mikail Kırbayır ve 1980’de öldürülen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren Adalet Kampında yarım asrı aşkın faili meçhul hikayelerini anlattılar.

    Adalet Kampının ilk gün katılımcıları, kayıp aileleriydi. Yaşanmış Olaylar başlığında, katılımcılarla buluşan kayıp aileleri, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da izlediği panelde yıllardır yaşadıklarını anlattı.

    1980’de gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren, üzerinde kardeşinin resminin bulunduğu tişörtle çıktı kürsüye. Eren, 37 yıldır aile olarak, 22 yıldır da sokaklarda hak ve adalet arıyoruz. 37 yıl önce 20 Kasım 1980’de cuntacı generaller tarafından ağabeyim Hayrettin gözaltına alındı. Haşim İşcan geçidinde gözaltına alınarak, karakola götürüldü. Biz ardından karakola gittik ve onlar ‘Hayrettin’i gözaltına almadık’ dediler. Böyle başladı bu kayıp öyküsü ve diğer kayıp öykülerinde de olduğu gibi kendisinden bir daha haber alınamadı”sözleriyle, yaşadıklarını anlattı.

    “DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI, CUMHURBAŞKANI SORUMLU VE SUÇLUDUR”

    Eren, “Hayrettin’i gözaltına alanlar, o gün o karakolda olanlar, dönemin İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı, hepsi bu olaydan sorumlu ve suçludur. Ama onlar kadar sosyal demokrat partiler SHP, CHP de bu olaylardan sorumludur. Çünkü Meclisteydiler, Hükümet ortaklıkları yaptılar ama kayıp yakınlarını görmezden geldiler” diye konuştu.

    “37 YILDIR PSİKOLOJİK İŞKENCE DEVAM EDİYOR”

    Berfo Ana’nın oğlu, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da kürsüden yaşadıklarını anlattı. Kırbayır davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yazı yazan Türkiye’nin, “Berfo Ana öldü, dava düşsün” talebinde bulunduğunu söyleyen Kırbayır, “Biz yıllarca ağabeyimi aradık Kırbayır davasınının takipçisiyiz” dedi. Kırbayır, 37 yıldır psikolojik işkencenin devam ettiğini söylerken, bugün 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini söyledi. Kırbayır, konuşmasını, “Demokrasi ve özgürlük için mahpusta, zindanda direnenlere selam olsun. Hukuk ve adalet için yollara düşenlere selam olsun” dedi.

    Panelde, Veli Saçılık da bir konuşma yaptı. Konuşmasında cezaevlerine yapılan operasyon kapsamında kolunun iş makinesiyle koparıldığını ve iki gün sonra kolunun bir köpeğin ağzında bulunduğunu anımsatan Saçılık, “Kolumu koparırken iş makinesi önümdeki duvarı yıkıyordu. O duvarın parasını şimdi benden istiyorlar. O parayı vermeyeceğim” dedi. Saçılık bunları söylerken, katılımcılar “Yuh yuh” diye seslendi. Saçılık, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün kampa gelmediği anımsatılınca, “Benim geleceğimi duyunca Hikmet Sami Türk hasta olmuş” dedi.

    (artıgerçek)

  • Kemal Kılıçdaroğlu: Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır

    Kemal Kılıçdaroğlu: Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır

    CHP’nin ‘Adalet Kurultayı Çanakkale savaşlarının yaşandığı Ecaabat Kocatepe’de, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılımıyla Adalet Yürüyüşü’nden 1 buçuk ay sonra başladı.

    4 gün devam edecek olan kurultay boyunca alanda, Adalet ve Mustafa Kemal Atatürk afişleri dışında herhangi bir pankart ya da bayrak olmayacak.

    Kurultayın açılış konuşmasını yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden satırbaşları ise şu şekilde:

    Çanakkale destanını yazanların topraklarındayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ön sözünü yazdığı topraklardayız. Ve onlar Çanakkale savaşını verenler hep birlikte mücadele ettiler. Türkiye’nin bütün illerinden, görüşlerinden, inançlarından insanlarımız bu topraklarda kucak kucağa yatıyor. Bu memleketin acıyla kanla gözyaşıyla kurulduğunu Çanakkale bize hatırlatıyor. Bu kurultayımızın, Adalet Kurultayımızın Çanakkale’de olmasının bir anlamı var. Biz biriz, bütünüz, vatanseveriz, biz bayrağımızı, insanımızı seviyoruz. İnsanlarımız arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz. Biz, görüşü kimliği ne olursa olsun bütün insanları kucaklıyoruz. Biz gerginlik, kavga istemiyoruz. Kendi ülkemizde huzur içinde barış içinde yaşamak istiyoruz. Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz.

    Çanakkale destanı yazıldı ama fazla sürmedi. Üç yıl sonra Çanakkale’de tek bir mermi atmadan İstanbul’a gittiler. Dolmabahçe’de demirledi bunlar ve başkenti ele geçirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk kapattığı bir sayfayı yeniden açtı. Samsun’u Erzurum’u Sivas’ı gezdi. Bugün başkomutanlık savaşının başladığı gündür. Diyoruz ki siz bu ülkeyi inşa ettiniz. Kanlarınızla gözyaşlarınızla bu güzel ülkeyi bize emanet ettiniz. Onlara her zaman şükran borçluyuz. Herkese, her insana saygı duyduğumuz gibi bu ülke için kanını, canını veren herkese şükran borçluyuz.

    O savaşı en iyi Nazım Hikmet anlatır. “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.  Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim… Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim…”

    ADALET MÜCADELESİNİ BİZ BAŞLATMADIK

    Bizim adalet mücadelemizin temel nedeni budur. Biz adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele insanlık tarihi kadar eski bir mücadeledir. Bütün adaletsizliklere karşı ortak mücadeleyi birlikte götüreceğiz. Elbette ki adaletsizliğin temellerinden birisi 15 Temmuz darbe girişimiydi. O darbe girişimine karşı duran, parlamentoda görev yapan milletvekillerine ve hayatlarını kaybeden 250 şehidimize ve gazimize şükran borçluyuz. Ama şu gerçeği de hepimiz bilmeliyiz.

    BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA

    Bu ülkenin insanları iki 15 Temmuz olduğunu unutmasınlar. Birincisi, darbeye karşı direnen halktır. Şehitlerimizi ve gazilerimizi anıyoruz. Bir de sarayın 15 Temmuz’u var. Karşı çıktığımız sarayın 15 Temmuz’udur. 20 Temmuz da başka darbeyi yapanlara karşıyız. 20 Temmuz darbesine ve o darbecilerin tümüne karşıyız biz. Sarayın 15 Temmuz’u ve 20 Temmuz’da bir darbe gerçekleşti. İlk kez bir sivil darbe gerçekleşti. Hiçbir günahı olmayan insanlar mağdur edildiler. Binlerce akademisyenin görevine son verildi. Hapishaneler gazetecilerle dolduruldu. Bu gerçekleri unutmayacağız. Milletvekilleri hapiste. Enis berberoğlu’nun, hiçbir suçu olmayan Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Ve yürüdük. Ankara’dan İstanbul’a yürüdük. Hak, hukuk, adalet diye yürüdük. Yürüyemezsiniz dediler, yürüdük. Yolda kalırsınız dediler, yürüdük.

    TOPLUMUN YÜZDE 80’İ ADALET YOKTUR DİYOR

    Ama bize şunu asla söyleyemediler. “Kardeşim yürüyorsunuz da bu ülkede hukuk var niye yürüyorsunuz” diyemediler. Çünkü onlar da biliyordu ki, bu ülkede hak da hukuk da adalet de yok. İranlı bir bilge şunu söylüyor “Dünyanın bütün nehirleri bir kişinin adalete susamışlığına yetmez” Bugün Türkiye’de bir kişinin değil 80 milyonun adalete susamışlığı var. Bir anket yapılıyor. Vatandaşlara soruluyor. Soru aynen şu “Herhangi bir nedenle yolunuz adliyeye düştüğünde hakkınızda adil karar verileceğine inanıyor musunuz” Bu soruya, “Evet adliyeye yolum düşerse adil karar çıkar” diyenler yüzde 19. “Hayır bu ülkede adalet yoktur” diyenler yüzde 73. Görüş bildirmeyenlerin oranı da yüzde 8. Bu toplumun en az yüzde 80’i bu ülkede adaletin olmadığını bize söylüyor.

    BUYSA ADALET BÖYLE ADALET OLMAZ OLSUN

    Düşünün, bir yerde büyükşehir belediye başkanısınız. Hükümet size kızıyor, ofisiniz basılıyor, memurlarınız gözaltına alınıyor. 397 yıl hapisle yargılanıyorsunuz. Ve dava devam ediyor, sizi yargılayanlar hapse giriyor ve siz beraat ediyorsunuz. 397 yıl hapisle yargılanacaksınız ve beraat edeceksiniz. Peki bu mudur adalet? Buysa adalet böyle adalet olmaz olsun. Düşünün, bu ülkenin hapishanelerinde anneleriyle beraber kalan çocukların sayısı 668. Bu çocukların oyunlara ihtiyaçları var, babalarını görmeye hakları var. Sormak gerekir bu mudur adalet? Düşünün, üniversitelerde öğretim üyesisiniz. Bir sabah kalkıyorsunuz KHK ile görevinize son verilmiş. Hak aramak istiyorsunuz başvuracağınız hiçbir yer yok. Çünkü hak aramanızı  yasaklıyorlar. Sormak gerek, bu mudur adalet? Bunun için adalet, adalet, adalet diyoruz.

    NURİYE VE SEMİH’İ NASIL ANMAZSANIZ?

    Düşünün, batıda üniversiteler var. Gel burada ders ver diyorlar. Ama o KHK ile sizin yurtdışına çıkışınız da engelleniyor. Bu da yetmiyor, eşinizin de yurtdışına çıkması engelleniyor. Sormak gerekir bu mudur adalet? 20 Temmuz bir sivil darbedir. Bu da yetmiyor. Kapının önüne konuyorsunuz, KHK ile görevinize son veriliyor. Siz dünyanın en barışçıl eylemini yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki “İşimi istiyorum” Geliyorlar her sabah seni oradan alıyorlar, ceza yazıyorlar, serbest bırakıyorlar. Ertesi gün yine gidiyorsunuz “Ben işimi istiyorum” diyorsunuz, yine alıp götürüyorlar. İnsan hakları heykelinin önünü kuşatıyorlar. Sonra geçiyor bunları terörist ilan ediyorlar. Açlık grevi yapıyorlar. Doğrudan doğruya hapse atıyorlar. Şimdi Nuriye ve Semih’i nasıl anmazsınız? Sormak gerekir bu mudur adalet?

    ATİLLA TAŞ, MURAT AKSU… BU MUDUR ADALET?

    Düşünün, tutuklanmışsınız, mahkemeye çıkıyorsunuz. Savcı tutuksuz yargılanmanızı istiyor. Hakim bu karara uyuyor ve serbest bırakıyor. Sen misin tutuksuz yargılama kararı veren. Hem savcıyı hem hakimi görevden alıyorlar. Atilla Taş, Murat Aksu… Şimdi sormak gerekiyor, bu mudur adalet?

    Düşünün, dini inancı istismar ederek milyonlarca dolar, Euro topladılar. Ve bunlar toplayanlar aramızda. Alın terini çaldılar, bunlara hiçbir şey yapılmadı. Sormak gerekir, alın terini çalanlardan hesap sormamak mıdır adalet?

    Düşünün, yoksul bir ailenin eğitim harcamalarıyla varlıklı ailelerin eğitim harcamalarındaki fark 78 katına çıkmış. Sormak gerekir bu mudur adalet?

    ÖSYM MERKEZLERİNDEN SORU ÇALDILAR

    Düşünün, gariban bir aile boğazından kesiyor çocuklarına eğitim verdiriyor. Sınavlara hazırlıyor. Sonra birileri geliyor, ÖSYM merkezinden sınav sorularını çalıyor. O sınav sorularını birilerine dağıtıyorlar. Onlar sınavı kazanıyor, emek harcayanlar, bekleyenlerin hiçbirisi ama hiçbirisi doğru dürüst bir yeri kazanamıyor. Sormak gerekir bu mudur adalet? Ve o sınav sorularını çalanların sırtı sıvazlandı. Hiçbir soruşturma yapılmadı. Eleştiri yapanlara böyle bir şey yok dendi. Sormak gerekir bu mudur adalet?

    ANAYASA MAHKEMESİ HAKİMLERİNE SESLENİYORUM

    Anayasa Mahkemesi dedi ki “milletvekili yargılanabilir ama tutuklanamazlar” Bu karara rağmen halen bugün çok sayıda milletvekili tutuklu. Çünkü saraya bağlı. Buradan AYM Başkan ve üyelerine sesleniyorum. Siz gerçekten hakimseniz, yargıçsanız bir an önce ve bir an önce kararlarınızı yeniden verin.

    SELAMLARIMI YOLLUYORUM

    Düşünün, herkesin bildiği istisnasız bütün gazetelerin yazdığı MİT TIR’ları meselesi. Havuz medyası da yazdı. ‘Devlet sırrı’ sayılarak Enis Berberoğlu milletvekilimiz gözaltına alındı. Kaçacak diye tutuklandı, müebbetle yargılandı, iyi halden 25 yıla mahkum edildi. Bütün dünyanın ve 80 milyonun bildiği bir konu nasıl devlet sırrı sayılır? Enis Berberoğlu’na adalet kurultayından adaletli selamlarımızı gönderiyoruz. Suçsuz yere yatıyor. AYM’nin kararı var, “MİT TIR’ları olayı devlet sırrı değildir” diye.

    KOZMİK ODAYA FETÖ’YÜ SOKACAKSIN…

    Düşünün, Enis Berberoğlu’nu casuslukla suçlayacaksın. Devletin bütün sırlarının saklandığı kozmik odaya FETÖ örgütünün militanlarını sokacaksın. Ve devletin bütün sırlarını FETÖ’ye vereceksin. Devletin haremi ismetine girenlere hiçbir şey yapmayacaksın, ama dönüp Enis Berberoğlu’nu suçlayacaksın. Niçin? CHP üzerinden bir operasyonu nasıl gerçekleştiririz arayışındalar. Siz yalnız değil, kaç kişi gelirseniz gelin CHP olarak kaya gibi duracağız, asla ödün vermeyeceğiz.

    SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR

    Hakkımızı hukukumuzu sonuna kadar arayacağız. Zalime teslim olmayacağız. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz onların şeytanlıklarına asla boyun eğmeyeceğiz. Düşünün, taşeron işçisisiniz. Size kadro vereceğiz diye söz veriyorlar. Sonra unutuyorlar. Senin hakkını da hukukunu da ben koruyacağım, biz koruyacağız. Siz kadroyu biz vereceğiz kardeşim. Düşünün, çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini satacaksın. Tarlasını ekecek biçecek, ürününü hasat edecek. Sanki bu ülkede hiç enflasyon yokmuş gibi geçen yılın fiyatını aynen vereceksin. Düşünün, sanki Türkiye’de hiç arazi yok, insan yok, güneş yok, deniz yok. Çiftçi kardeşlerim iyi dinlesinler. Gidiyorlar Sudan’da 780 bin dönüm arazi kiralıyorlar. Hükümet kiralıyor. Ne ekecekler? Yağlı tohum ve pamuk ekecekler. Bir devlet düşünün Sudan’da arazi kiralayacak, ülkesine getirecek. Kendi çiftçisiyle rekabet edecek. Çiftçi kardeşim senin hakkını da biz savunacağız.

    BÖYLE BİR AHLAKSIZLIĞA HUKUKSUZLUĞA DÜNYA TANIK OLMAMIŞTIR

    Ve bir garabet daha. Üniversitede hocasınız, KHK ile görevinize son veriliyor. Maaşınız kesiliyor, yurtdışına çıkışınız engelleniyor. Giriyorsunuz üniversite sınavlarına kazanıyorsunuz. Bir yönetmeliği değiştiriyorlar, sen fakülteye devam edemezsin diyorlar. Böyle bir ahlaksızlığa, hukuksuzluğa dünya tanık olmamıştır. Sizin hakkınızı, hukukunuzu hep birlikte savunacağız.

    GAZETECİLERİ TUTUKLUYORSUNUZ

    Düşünün, diyorlar ya Bylock kullandıkları için tutuklandılar… Bylock kullanmamış, FETÖ ile hiçbir ilgisi yok. Bylock kullanan birisi onu aramış. Siz kalkıyorsunuz bu gazetecileri tutukluyorsunuz. 150’nin üzerinde gazeteci hapiste. Zaten demokrasiden de söz edemezsiniz. Gazeteci arkadaşlarıma sesleniyorum, sizin hukukunuzu sağlamak da bu ülkenin namuslu insanlarının temel görevi olacaktır.

    PARAYLA PULLA RAHATLIKLA DIŞARIDA GEZİYORSUN

    Düşünün, ister Bylock kullan, ister FETÖ’cü ol. Birilerinin damadıysan, birileri kayınpederse, parayla pulla istediğini satın alabiliyorsa rahatlıkla dışarda gezebiliyorsun. Gücün varsa, bir İtalyan hukukçunun dediği gibi “Hukuk gücü olanların delip geçtiği, güçsüzlerin takılıp kaldığı bir ağ olmamalıdır” O nedenle Türkiye’de adalet yoktur. Parayı bastıran, gücünü kullananların tamamı serbest bırakıldı. Ama muhalif olduğu için hapishanelere tıkılan vatandaşlarımız var. Sizlerin hakkını hukukunu sağlamak hepimizin ortak görevidir.

    OPERASYON YAPILIYOR KAÇ DEDİLER

    Bir örnek vereyim size. Çok çarpıcı bir örnek. Az önce söyledim FETÖ ile hiçbir ilgisi olmayan kişiler hapse atılıyor ama iktidara yakın birisi FETÖ mensubu birisine telefon ediyor “Operasyon yapıyorlar, kaç” diye. Bu tespit ediliyor iddianamede yer alıyor. Bunu söyleyen adamın kılına dahi dokunmuyorlar. Ama hayatı boyunca Bylock kullanmayan insanlar hapishanelerde. Düşünün, birileri faize karşıyım diyor. Son 15 yılda bu ülkenin insanlarının cebinden alınıp bir avuç faiz lobisine ödenen miktar 142 milyar dolar. Sabah akşam benim atletimle uğraşacağına  142 milyar doları bu ülkenin çiftçisine köylüsüne emeklisine versene.

    Düşünün, Gazze’ye gitmek için vatandaşları teşvik edeceksiniz. Açık denizlerde müdahale edilecek gemiye 9 Türk vatandaşı hayatını kaybedecek. Asacaksın, keseceksin her lafı edeceksin. Sonra gideceksin önlerinde diz çökeceksin. 20 milyon dolara Türkiye’nin itibarını satacaksın. Bu mudur adalet? O kadar ki bu 9 vatandaşımızın dava açma hakları ellerinden alınmıştır.

    SEN VATANSEVER DEĞİLSİN

    Düşünün, devleti yöneten şunu söylüyor FETÖ’ye “Ne istediniz de vermedik” diyor. Okul dediler, okul verdiler. Müsteşar dediler, müsteşar verdiler. Vali dediler, vali verdiler. General dediler, general verdiler. Peki kardeşim FETÖ’nün her istediğini verdin. Bu ülkenin çiftçisi istedi vermedin, işsizi istedi vermedin, taşeron işçisi istedi vermedin, memuru istedi vermedin. Ama FETÖ ne istediyse apar topar hepsini verdin. Sen vatansever değilsin kardeşim.

    15 YILDA GELDİĞİMİZ NOKTAYA BAKIN

    Son 15 yılda geldiğimiz noktaya bakın. Hırsızlık yapanlar muteber kişi olmaya başladılar. Kul hakkı yemiyorsanız “bunlar devleti yönetemezler, milleti soymak lazım, cebi doldurmak lazım” bu algıyı yerleştirmeye başladılar. Biz hak, hukuk, adalet derken onların algısını yıkmaya çalışıyoruz. Devleti soymayan insanların ülkeyi yönetmesini istiyoruz.

    BENİM ADIMI GÖRÜNCE KAN BEYİNLERİNE SIÇRIYOR

    Biliyorsunuz bunlar benim adımı görünce kan beyinlerine çıkıyor, dayanamıyorlar. Ben bunlara Kılıçdaroğlu hastalığı nüksetti herhâlde diyorum. Sağa sola dönüyorum, arkaya öne bakıyorum “Ey Kılıçdaroğlu…”

    BENİMLE UĞRAŞACAĞINA…

    Kayseri’de 45 yaşındaki işsiz Haydar Çapur kendisini yaktı. Benimle uğraşacağına bununla uğraşsana kardeşim. Atama bekleyen öğretmen İsa Erdoğan intihar etti. Bunlarla uğraşsana kardeşim. Çiftçinin, memurun sorunu var. Atama bekleye öğretmenler var. Onları bırakmış sadece benimle ilgileniyor. Memnunum, kendisine çok açık net çağrı yaptım. Ödlek değilsen, korkak değilsen çık karşıma oturalım konuşalım. Ben de adım gibi biliyorum ki çıkamaz, cesaret edemez. Ama şu konuda görüş birliği içinde olacağız. Bütün bu eleştirileri hafızamızı yenilemek için aktardım. Biz hep birlikte inancımız siyasi görüşümüz ne olursa olsun, hep birlikte adaleti savunacağız.

    İLK HEDEFİMİZ HAK, HUKUK, ADALET

    İlk hedefimiz hak, hukuk ve adalettir. Bütün sorunlara hak hukuk ve adalet penceresinden bakacağız. Sorunu çözdüğümüz zaman da halkın vicdanında kabul görmüş oluruz. Bunun için yargı bağımsızlığını kesinlikle sağlayacağız. Yargı adalet dağıtacak. Adaletli bir yargıyı her zaman savunacağız yeniden ama yeniden inşa edeceğiz. Medya özgürlüğünü birlikte sağlayacağız. Gazeteciler özgürce yazacak. Yine hep birlikte din ve vicdan özgürlüğünü sağlayacağız. Her inanca saygı duyacağız. Onun kimliğine, inancına, onun yaşam tarzına bakmayacağız. Ona diyeceğiz ki “bu işi en iyi sen biliyorsan gel bu işin başına geç” diyeceğiz. Kışlaya, camiye, adliyeye siyaseti sokmayacağız. Kimlik üzerinden siyaset yapmayacağız, inanç üzerinden siyaset yapmayacağız. Yani toplumu bölen, gerginlik yaratan bütün unsurları siyasetin dışında tutacağız.”

    4 GÜN SÜRECEK

    ‘Adalet Kurultayı’, 29 Ağustos akşamına kadar sürecek. 4 günlük kurultayda, mahkemede adalet, yaşamda adalet, eğitimde adalet, inançta adalet, medyada adalet, seçimde adalet, geçimde adalet ve devlette adalet konularında 8 ana panel ve bu ana başlıklar altında çalıştaylar gerçekleştirilecek. Bu panellerle eş zamanlı olarak alt başlıklarda 70 çalıştay düzenlenecek ve bu çalıştaylara, konusunda uzman 700 konuşmacı katılacak. Kurultayda masaya yatırılan ilk konu ‘mahkemede adalet’ olacak. Konuşmacılar terörü, şiddeti, suçu övemeyeceği gibi nefret söylemi de kullanamayacak. Konuşmalarda ırk, etnisite ya da inanca dayalı ayrımcılık yapılması halinde müdahale edilecek.

    ‘Adalet Kurultayı’nda aralarında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhtarlar toplantılarına katılanların da olduğu bir grup muhtar da yer alacak. CHP PM üyesi Yıldırım Kaya’nın koordinasyonunda yapılan ‘Muhtarlara Adalet’ konulu çalıştaya katılacak olan muhtarlar, özlük hakları ve yetkileriyle ilgili yaşadıkları olumsuzlukları kurultayda anlatacak.

    30 AĞUSTOS KUTLANACAK

    Kurultayın son günü 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlanacak. Fener alayı düzenlenirken belgesel gösterimleri, tiyatro oyunları sahnelenecek. Kurultayın ikinci günü ise saat 06.00’da, Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dediği 57’nci Alay’ın yürüyüş güzergâhı üzerinde 4 kilometrelik temsili ‘Adalet Yürüyüşü’ gerçekleştirilecek.

    ON BİNLER TOPLANDI

    CHP’nin Adalet Kurultayı için Gelibolu’da 10 binlerce kişi toplandı. Belediyelerin yaptığı toplu konaklama yerleri dışında yüzlerce bireysel çadır da var. Konaklama alanına geliş gidiş için Çanakkale’den feribota, oradan da kurultay alanına otobüslerle seferler yapılıyor.

    Katılımcıların ihtiyaçlarını giderebilmek için her türlü mekan düşünülmüş.

    En ilginç detay ise, Kartal Belediyesi’nin organize ettiği canlı heykeller… Bronza boyanmış insanlar kurultay alanın birçok yerinde heykel gibi duruyor.

  • Kılıçdaroğlu’ndan ‘Adalet Kurultayı’na çağrı

    Kılıçdaroğlu’ndan ‘Adalet Kurultayı’na çağrı

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı açıklamalarla, Çanakkale’de gerçekleştirecekleri ‘Adalet Kurultayı’na çağrı yaptı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 4 gün sürecek Adalet Kurultayı’na ilişkin çağrı yaptı.

    CHP lideri, açıklamasında, “Bağımsız yargıyı savunuyorsan, haksızlığa uğramışsan, adalet arıyorsan gel. Adalet talebimizi #AdaletKurultayı’nda birlikte haykıralım. 4 gün boyunca adaleti konuşacağımız #AdaletKurultayı’nda, söz yurttaşlarımızda olacak. Onlar anlatacak, biz ve tüm Türkiye dinleyeceğiz” diyerek kurultaya çağrıda bulundu.   (HABER MERKEZİ)