Etiket: adalet yürüyüşü

  • CHP’li Böke ve Cihaner’den çağrı: Kurucu bir siyaset inşa edilmeli

    CHP’li Böke ve Cihaner’den çağrı: Kurucu bir siyaset inşa edilmeli

    CHP Milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner, ‘Gelecek için’ başlıklı yayınladığı bildirgede, Gezi Parkı direnişinin, ‘Hayır’ iradesinin ve Adalet Yürüyüşü’ndeki duruşun, Saray’ın Cumhuriyet devrimlerine saldırısı ve baskılarına karşı kurucu siyaset olarak inşa edilmesi gerektiğinin vurguladı. “Bu siyaset, kapsayıcı bir sosyal demokrat programa ve anti-faşist mücadelenin gerektirdiği örgütlenmeye dayanmalı” dendi.

    CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, ortak bir bildiri yayınlayarak, CHP’nin 3 Şubat’ta yapılacak 36’ncı olağan kurultayının kadrolarda değişim için fırsat olduğunu dile getirerek yönetim organlarının seçimine genel merkez ve belediyelerin müdahale etmemesi çağrısında bulundu. Meclis’i boykot dahil bir dizi aktif eylemin gündeme alınması istenen bildiride, genel merkez politikalarına da ciddi eleştiriler yöneltildi.

    “TÜRKİYE TARİHSEL FIRSATIN EŞİĞİNDE”

    Dünyanın bir altüst oluş sürecinden geçtiğinin belirtildiği açıklamada günümüze şekil veren hegemonyanın çöküşte olduğu, egemenlerin bu çöküşü otoriter rejimler inşa ederek ve aşırı sağı güçlendirerek ertelemeye çalıştığı ifade edildi. “Bu çöküşün aynı zamanda ezilenler ve sömürülenlerin sol değerler etrafında örgütlenmesi için tarihsel bir fırsat yarattığı” belirtilirken “Ezilenlerin ve itiraz edenlerin hayaleti yeniden meydanlarda dolaşıyor” denildi ve Türkiye’de de benzer bir tarihsel fırsatın eşiğinde olunduğu aktarıldı.

    “REJİMİN VAADİ HUKUKSUZLUK, YOKSULLUK VE SAVAŞ”

    “Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu eşitsizlik ve adaletsizlikler, Saray Rejimi’nin dayattığı neoliberal ekonomi anlayışı ve din istismarcısı siyasal İslam’ın tekçi, baskıcı dayatmasından kaynaklanıyor. Bu rejim artık yapısal sınırlarına dayandı. Bu rejimin Türkiye’ye vaadi, daha fazla hukuksuzluk, daha fazla baskı, daha fazla yoksulluk ve savaş… Meclis işlevsizleştirilmiş, Anayasa fiilen yok edilmiş, parti genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklu. Ülkemizin nerede ise yarısı yerel yönetimlerde demokratik temsil hakkından yoksun kalmış durumda” denilen açıklamada Gezi direnişi, referandumdaki ‘Hayır’ iradesi ve Adalet Yürüyüşü hatırlatılarak halkın “Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarını koruma iradesini gösterdiği” belirtildi.

    “KURUCU BİR SİYASET İNŞA EDİLMELİ”

    Bu iradenin kurucu bir siyaset olarak inşa edilmesi sorumluluğunu gerektirdiği ve bu siyasetin de “kapsayıcı bir sosyal demokrat programa ve antifaşist mücadelenin gerektirdiği örgütlenmeye dayanması gerektiği” savunulan açıklamada “Zamanın ruhu dünyayı ve Türkiye’yi sağ siyasetin değerleriyle okuyan değil, sosyal demokrasinin ilkeleri ışığında, sınıf temelli, emekten yana, kendi ideolojik çizgisi ve toplum talebi konusunda net bir sol siyaseti çağırıyor” denildi ve kurultayın bu bakımdan önemli bir fırsat olduğu söylendi.

    “KURULTAY BAŞKANLIĞA, DELEGE SAYISI YARIŞINA İNDİRGENMEMELİ”

    Açıklamada bu sebeple kurultayın genel başkan değişikliği, kişisel dayanışma ve delege sayısı yarışına indirgenmemesi gerektiği vurgulanarak “Kurultay, ülkenin sorunlarına dair partinin net bir siyasi çizgi ve tavır geliştirmesi için fikirlerin tartışıldığı bir zemine dönüştürülmeli” denildi.

    CHP’nin olağanüstü rejim karşısında toplumsal muhalefetin enerjisini siyasete yansıtması gerektiği belirtilirken “Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı verilen ilk bağımsızlık savaşını Cumhuriyet’le tamamlamış, devrimlerle de dünyaya ilham vermişti. Bugün de, sloganlara hapsedilmemiş ve içeriğinden soyutlanmamış Atatürk devrimleriyle, evrensel sosyal demokrat değerleri günümüz için bütünleştiren yeni bir devrimci siyaseti var etmek görevimiz” vurgusu yapıldı.

    Olağanüstü koşulların derinleştiği her kritik dönemeçte muhalefetin tavrının koşulların ağırlaşmasının önüne geçemediği belirtilirken ” CHP’nin tarihi sorumluluğu, daha fazla zaman kaybetmeden, AKP faşizmini aşarak, Türkiye’yi laik, özgür, demokratik bir sosyal hukuk devleti olarak yeniden ayağa kaldırmaktır” denildi.

    Açıklamada CHP, “Toplumsal muhalefetin en büyük örgütlü gücü ve öncüsü” olarak tanımlanırken “CHP,  ‘sürekli OHAL’ rejimini normalleştirmeyen, gayrimeşru olanı meşrulaştırmayan, olağanüstü koşullara uygun olağanüstü bir muhalefeti örgütlemeli” ifadesi kullanıldı.

    MECLİS’TE AKTİF BOYKOT

    Olağanüstü koşullara rağmen muhalefetin olağan dönemin siyasi araçları ve yöntemlerine sıkıştığı, bu doğrultuda CHP’nin Meclis içindeki mücadeleyi bir siyasi tavırla birleştirmeden ‘olağan dönemin yasama faaliyeti’ olarak sürdürme anlayışına son vermesi gerektiği,  OHAL sona erene, asgari demokratik bir ortama geçilene kadar ve adil, güvenli bir seçim ortamı sağlanana dek, Meclis’te aktif boykot, Meclis çalışmalarından çekilme ve benzeri demokratik araçları parti kurullarında ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

    “SİYASAL İSLAM VE NEOLİBERALİZME KARŞI ÇIKILMALI”

    CHP’nin “Siyasal İslam ve neoliberalizme cepheden karşı çıkması gerektiği” ve toplumu “ideolojik belirsizlik” tuzağına düşmeden net ilkelere dayalı bir gelecek hayalinde ortaklaştırması gerektiği vurgulandı: “CHP’nin kuracağı siyaset, AKP’nin dayattığı siyaseti toplumun iradesi sanan ve bu duruma uymak için kendisini değiştiren, kendi kimliğine yabancılaşan değil; kendisi olarak, mevcut düzeni değiştirmek iddiasında olmalı.”

    KÜRT SORUNU

    Metinde Kürt sorunu konusunda “Halkı, salt güvenlikçi baskı politikalarıyla terör arasına sıkıştırmayı reddeden, demokratik siyaset alanını genişleterek kalıcı toplumsal barışı sağlamakta kararlı sosyal demokrat bir çözüm çerçevesi ortaya konulmalı.  Bu doğrultuda, Cumhuriyet devriminin temel ilkeleri ve sosyal demokrasinin evrensel değerleri olan; laiklik, özgürlük, demokrasi, eşitlik ve barış, kararlılıkla ve tavizsiz savunulmalı” denildi.

    Açıklamanın son bölümü şöyle:

    “AKP faşizmi karşısında direnen toplumsal muhalefetin bütün ilerici unsurlarını siyasete ve partimize taşıyacak siyasi katılım mekanizmaları, meclisler/forumlar gibi yatay örgütlenme biçimleri kullanılmalı. Bu siyasi dönüşüm ve örgütlenmenin gereği olarak, parti adına kararlar parti kurullarında alınmalı, bu kurulların seçimleri demokratik biçimde yapılmalı. Belediyelerin ve genel merkezin örgüt seçimlerine açıktan/örtülü müdahalesi olmamalı, partinin kadroları blok değil çarşaf liste yöntemiyle belirlenmeli.
    Bu değerler ışığında siyaset yapan bir CHP, Türkiye’nin de geleceğini değiştirecek.
    Ülkemizin birikimine güveniyoruz. Biliyoruz ki; milyonlar özgürlük, eşitlik, laiklik ve demokrasiyi ayağa kaldırmaya hazır. Şimdi sıra bizde. Kurultayımızda belirlenecek yönetim organlarımızın, tarif ettiğimiz doğrultuda oluşması için tüm partililerimizi beraber olmaya çağırıyoruz.
    36. Kurultayın delegelerine, CHP üyelerine ve Türkiye’ye çağrımızdır:
    Geçmişi biz kurduk, geleceği de biz inşa edelim!”

     

  • HDP’li Vekil Doğan: Aleviler mücadele hattındaki yerlerini sağlam bir şekilde oturttular-VİDEO

    HDP’li Vekil Doğan: Aleviler mücadele hattındaki yerlerini sağlam bir şekilde oturttular-VİDEO

    PİRHA – HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne Alevilerin sunduğu desteğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP’nin Alevi vekillerinden Müslüm Doğan, Alevilerin  mücadele hattındaki yerlerini sağlam bir şekilde oturttuklarını kaydetti.

    Haberin Videosu

    “VİCDANLARA SESLENİŞ”

    Halkların Demokratik Partisi’nin Alevi vekillerinden İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Doğan, parti olarak Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni başlattıklarını, bundan önce de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’ne parti olarak destek verdiklerini ve yürüyüşü çok kıymetli bulduklarını belirtti.

    HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin bir anlamda Adalet Yürüyüşü’nün başka bir versiyonu olduğunu söyleyen Doğan, “Burada vicdanlara sesleniş var. İnsanları vicdanlarına götürecek bir yol, bir hat belirledik. Bu hatta, bu yolda Alevilerin Kürtlerin, Süryanilerin, Ezidilerin, Lazların, Çerkezlerin yani kısacası farklı uluslardan, milliyetlerden tüm halkların vicdanlara seslenme konusunda açtığımız yolda bir ilgi gördük” dedi.

    “NÖBET HALKTAN KOPARILMAK İSTENDİ”

    Nöbetin ilk olarak Diyarbakır’da başlatıldığını belirten Doğan, kuşatmayı şu sözlerle anlattı:

    “Diyarbakır’daki Vicdan Nöbetimiz çok ağır bir kuşatmayla halktan koparılmak istendi. Çember içerisinde çember, çember içerisinde çember, farklı yarıçaplı 3 çember söz konusuydu. TOMA’lar sokak başlarındaydı sürekli. Özellikle bizim saat 21.00’deki ses getirme eylemlerimizi bastırabilmek için her sokağın başında zırhlı araçların konumlandırıldığını arkadaşlarımız bize söyledi.”

    DİYARBAKIR’DA 25, İSTANBUL’DA 60 KİŞİ SINIRLAMASI

    Alevi kurumlarının Diyarbakır’daki nöbeti ziyaret ettiklerini dile getiren Doğan, Diyarbakır’daki nöbette kurum temsilcilerinin ilk zamanlar nöbet yerine alınmadıklarını, 25 ziyaretçi sınırlaması getirdiklerini kaydetti. İstanbul’daki nöbetin de 60 kişiyle sınırlandırılarak Yoğurtçu Parkı’nın kuşatma altına alındığını ifade eden Doğan, burada da Alevilerin kendilerini yalnız bırakmadıklarını, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD) gibi Alevi kurumlarının, dergah temsilcilerinin ziyaretlerde bulunduklarını söyledi.

    “SAĞLAM BİR ZEMİNDE OLDUKLARININ FARKINDALAR”

    Alevilerin mücadele hattındaki yerlerini sağlam bir şekilde oturttuklarının altını çizen Doğan, “Sağlam bir zeminde olduklarının farkındalar. Çünkü ülkede çok geniş bir demokratik cepheye ihtiyaç var. Ezilen sınıflar, yoksullar, ötekileştirilenler, Aleviler biraraya gelmedikleri sürece bu cumhuriyetin demokratikleşemeyeceğini, demokratik ulus inşasının çok zor olacağı görüşündeler. O anlamda Alevilerin Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ziyaretlerini değerli buluyorum.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • İki muhalefet partisinin eylemine iki farklı muamele-VİDEO

    İki muhalefet partisinin eylemine iki farklı muamele-VİDEO

    PİRHA-Gazeteci Yasin Kobulan, CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nü 15 gün boyunca takip etmiş. Şimdi de diğer bir adalet nöbetini kayıtlara geçiriyor. HDP’nin “Vicdan ve Adalet Nöbeti” izleyen Gazeteci Kobulan, aradaki onlarca farktan sadece gazeteciler açısından olanını yaşadıklarından yola çıkarak PİRHA’ya anlattı.

    HABERİN VİDEOSU

    CHP’nin yürüyüşünü biz de ajans olarak izlemiş ve haberlerini aktarmıştık. CHP’nin ‘Adalet Yürüyüşü’nü takip edenler arasında çok azı HDP’nin “Vicdan ve Adalet Nöbeti”ni izliyor. Bunlardan biri de 15 gün CHP’nin yürüyüşünü takip eden Dicle Haber Ajansı Muhabiri Yasin Kobulan.

    CHP’NİN YÜRÜYÜŞÜ: GAZETECİLİK YAPABİLİYORDUK

    Kobulan, öncelikle 15 gün boyunca takip ettiği CHP’nin Adalet Yürüyüşü’ndeki ilk izlenimlerini şöyle aktarıyor:

    “Orada da aynı şekilde önemli oranda polis, çevik kuvvet, TOMA’lar, panzerler vardı. Ama biz TOMA’ları hiçbir zaman kitlenin yanında görmedik. Orada bariyerleri görmedik. En basitinden orada biz gazetecilik yapabiliyorduk. Yani ‘basınız’ dediğimizde tüm engelleri kaldırıyorlardı. Gidebiliyorduk. O da Adalet Yürüyüşü’ydü. Muhalif bir partinin yapmış olduğu bir yürüyüştü. Olması gerekendi o.”

    HDP’NİN NÖBETİ: GAZETECİLİK ENGELLENİYOR

    Ardından da HDP’nin nöbet alanından bahsediyor aradaki farkı anlatabilmek için:

    “Ama burada en basitinden biz kapıdan girdiğimizde üç bariyerden aranarak geçiyoruz. Son bariyeri zaten basın kartını göstermeden geçemiyoruz. Ama ilk başladığı günden bu yana GBT kontrollerimiz yapılıyor. GBT kontrolü yapılmadan hiçbir basın buraya alınmıyor. Sarı basın kartı özellikle dayatılıyor. Ve basın sabahtan geliyoruz ama saat 11’e kadar girişte bekletiliyoruz. Sayıyla alınıyor. Burada hem basına karşı hem de buradaki eyleme karşı bir tutum olduğunu görüyoruz. Bu açıdan karşılaştırma yaptığınızda gerçekten burada gazetecilik de engelleniyor. Gazetecinin en doğal hakkıdır çalışma alanında olan olayı yansıtmak. Ama bunun önüne geçilmeye çalışılıyor. Var olan gelişmenin aktarılmasının önüne geçiliyor. Bu açıdan kıyaslama yaptığımızda aralarında dağlar kadar fark olduğunu söyleyebiliriz. İçeriye girdikten sonra bir şekilde haber yapıyoruz. Ama dediğim gibi dışarıya çıkmak sorun girmek sorun. ”

    61’İNCİ KİŞİNİN GİRMESİ YASAK

    Kobulan konuşmasında sürekli içeride ve dışarıda kelimelerini kullanıyor. Bunun nedenini ise şu sözlerle ifade ediyor:

    Kapıdaki durum zaten bunu gösteriyor. Kapıya geldiğinizde basın da olsanız şöyle bir durum söz konusu. Şimdi burada 61. kişinin buraya girişi yasak. Orada mesela halk birikiyor, halk toplanıyor, sivil toplum örgütleri toplanıyor. Hepsi engelleniyor ve tamamen tecride alınmış olan bir nokta. Görüyorsunuz zaten cezaevi avlusu gibi bir yer yani. Böyle olduğundan kaynaklı burada basın da bundan nasibini alıyor. Buradaki politikaların sonucunda basın da dışarıda kapıda nasibini alıyor. Bu da sadece girişleri engelliyor. Orada ortaya konan tutum buranın yansıtılmaması. Bunu gösteriyor. Ama bunun önüne de geçemiyorlar. Bir şekilde haberleri yapılıyor, bir şekilde burası yansıtılıyor. Sosyal medyalar aracılığıyla vesaire bir şekilde burası aktarılıyor.”

    ANA AKIM MEDYANIN AMBARGOSU

    Gazete ve televizyonlara yansımaları da gazetecilere yönelik tutumları kadar farklı. Adalet Yürüyüşü ulusal ve uluslararası basının ilgisinde takip edilirken, muhalif kanallarının dışında haberleri görmek oldukça zordu. Kobulan, “Bunun nedeni ana akım medyanın havuz medyasının buna yönelik ambargosuydu” diyor.

    Kobulan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Diyarbakır’a kıyasla şimdi baktığımızda İstanbul’un göbeğinde biraz daha yer edindi. Bu önemli ama gerçekten burada bu bariyerler özellikle ana akım medyanın da buraya girmesini engelliyor. Bu onların da önünde ana akım medyanın da buradaki haberle ilişkisini kesiyor diyebiliriz.”

    “HER GÜN TUTUKLU GAZETECİ DAVASI İZLİYORUM”

    Adliye muhabiri Kobulan tüm bu baskıya karşı 170’e yakın gazetecinin cezaevinde olduğu bir dönemde ‘adalet’ kavramının kendileri için de ne kadar önemli olduğunu şu sözlerle özetliyor:

    “En basitinden kendi açımdan söyleyeyim haber müdürümüz şuanda cezaevinde. Onun haricinde her gün tutuklu gazeteci davası izliyorum. Böyle bir ortamda baktığımızda adalet kaçınılmaz olan bir şey. Ama şunu da görmemiz gerekiyor. Türkiye’de 17 bin hakim savcı vardı. Ama şuan da bakıyoruz bunların beşte biri ihraç edilmiş hatta cezaevinde. Şimdi böyle bir yerde, böyle bir ülkede adalet beklemek de çok sıkıntılı bir talep. Bu açıdan burayı da görmek gerekiyor. Böyle bir yerde yargı nasıl bağımsız olacak, adalet nasıl tesis edilecek bunların iyi düşünülüp tartışılması gerekiyor. Bir hukuk devletinde bu yaşanıyorsa oluşacak tablo da budur yani.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • AABK Başkanı Mat: Adalet Yürüyüşü toplumsal mücadeleye dönüştürülmeli-1.Bölüm-VİDEO

    AABK Başkanı Mat: Adalet Yürüyüşü toplumsal mücadeleye dönüştürülmeli-1.Bölüm-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Hüseyin Mat, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu ve daha sonra toplumun bir çok kesimi tarafından sahiplenilen Adalet Yürüyüşü’nü değerlendirdi. Mat, “Hepimizin mutluluğunu ortak paydada bir araya getirebilecek bir toplumsal mücadeleye dönüştürmek gerekir. Toplumsal sahiplenmeye dönüştürmek lazım. Buradan toplumun bütün kesimleri ile bir araya gelinebilirse AKP-Saray diktatörlüğünden kurtulabilmenin en önemli adımlarından biri olacaktır” dedi.

    Hüseyin Mat Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), aynı zamanda Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Genel Başkanı. Erzurum’da doğup büyüyen Mat, Almanya’da uzun süreden bu yana Alevi örgütlenmesinde yer alıyor. Alevilerin gündemi ise son yıllarda oldukça yoğun. Zira Alevileri ilgilendiren gelişmeler çok hızlı, sıcak gündemler peşi sıra yaşanıyor. Aleviler muhalefetin önemli bir ayağını oluşturuyor. Dolayısıyla açıklamaları, durdukları yer de gündeme yön verici nitelikte.

    Hüseyin Mat ile AABF’nin Köln’deki Genel Merkezi’nde görüştük. Alevilerin sıcak gündemi üzerinden bir kaç konu ele aldık. Mat’a, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından başlatılan Adalet Yürüyüşü,  Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy’un “Pirincin İçindeki Beyaz Taşlar” başlığıyla yaptığı açıklama, geçtiğimiz günlerde Hacıbektaş’ta birçok inanç önderi ve aydının imzasının bulunduğu ‘Alevi yolu ve Erkanı’ başlığıyla hazırlanan geniş kapsamlı bildiri hakkında düşüncelerini sorduk.

    “MECLİSTE ÇÖZÜM ARAYIŞLARININ KAPSAYICI OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI”

    Mat, Kılıçdaroğlu tarafından başlatılan yürüyüşün özellikle baskıların arttığı, insanların taleplerini dile getiremediği bir dönemde, sokağa çıkıp haksızlığa uğrayanların haksızlıklarını dile getirdiklerinde kolluk güçleri tarafından mağdur edildikleri bir ortamda, önemli olduğuna dikkat çekiyor. Bu sürekli Ana Muhalefet Partisi’nden beklenen girişimlerdi” diyen Mat, Ana Muhalefet Partisi’nin sadece meclise sıkıştırılarak taleplerin dile getirilemeyeceğini, mecliste vereceği soru önergeleri ile bu işin hallolamayacağını, mecliste bir çözüm arayışının kapsayıcı olamadığının bu vesile ile ortaya çıktığını düşünüyor. Mat Adalet Yürüyüşü’nün önemini ise şöyle açıklıyor:

    “AKP’nin MHP ile anlaşması sonucunda çoğunluğu sağlayarak her türlü kararın çıkartılabileceği bir ortam yakalanmışken, sadece meclisten hak aramanın mümkün olmadığı bir ortamla karşı karşıya kaldık. Bu işin artık sokaklarda karşılık bulması, sokaklarda hak ve hürriyetin mücadelesinin başlatılması değerliydi. Geçmişe bakarak kimin ne yanlış yaptığından bağımsız yaklaşmak gerekir. Bugün hangi partiyi geçmişi ile irdelemeye kalkarsak bir çok yanlışını görürüz. Geçmişe takılmadan geleceğimizi nasıl inşa edeceğimize  yoğunlaşmak gerekiyor. Eğer dünün yanlışları üzerinden yola çıkıp, sığ yaklaşımlarla hareket etmeye kalkarsak yarınları tartışamayız. Dünün tartışmalarını bir kenara bırakıp, yarına dört elle sarılmak gerekiyor. Sonuçta İstanbul’a geldi, milyonlarca insan mitingde buluştu, umut ve heyecan oldu. Hayır Platformlarının yarattığı umudu da bir nevi besledi.”

    “TOPLUMSAL SAHİPLENMEYE DÖNÜŞTÜRMEK LAZIM”

    Yürüyüşün orada bitmemesi gerektiğini savunan Mat, bunu topluma da kavratmak gerektiğini belirtiyor. Mat toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelerek bir gelecek inşa etmeleri gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürüyor.

    “Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşten sonra yaptığı konuşmasında deklare etmiş olduğu talepler söz konusu. Bu taleplerin toplumda karşılığını bulabilmesi için ülkemizden mağdur olan tüm toplumsal kesimlerle amasız fakatsız bir araya gelmek gerekiyor. Şu anda ülkemizde Kürtler, Aleviler, devrimciler, Sosyalistler mutsuz. Hatta muhafazakar olarak kendisini tanımlayan kesimlerde mutsuz. Tüm bu mutsuzları bir araya getirip ortak paydada, bir arada yaşayacağımız bir gelecek inşa etmemiz gerekiyor. Komşumuz mutlu olmadığı sürece, sokaktaki, işteki arkadaşımız mutlu olmadığı sürece bir toplumsal mutluluktan bahsetmek mümkün değil. Hepimizin mutluluğunu ortak paydada bir araya getirebilecek bir toplumsal mücadeleye dönüştürmek gerekir. Toplumsal sahiplenmeye dönüştürmek lazım. Buradan toplumun bütün kesimleri ile bir araya gelinebilirse bugün AKP-Saray diktatörlüğünden kurtulabilmenin en önemli adımlarından biri olacaktır.”

    “OLUMSUZ ATMOSFERDEN KURTULMANIN TEK YOLU SARAY DİKTATÖRLÜĞÜNDEN KURTULMAK”

    AKP’nin devletin bütün organlarını ele geçirdiğini ifade eden Mat, böyle bir güce karşı, ancak ciddi bir şekilde sokakta, üniversitelerde, adliyelerde, mecliste, yani mücadele hattı nerede söz konusu ise orada mücadele verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

    “İnsan onurunun ön plana çıkarılacağı mücadele hattına ihtiyaç var” diyen Mat, Adalet Yürüyüşü’nün bu farkındalığı yarattığını belirtiyor. “Kılıçdaroğlu tek başına başlamış olsa da, daha sonra Kılıçdaroğlu’nu aşan bir süreci beraberinde getirdi” ifadesini kullanan  Mat, “Biz Aleviler de Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta adalet istiyoruz. Mağduriyetlerimize yönelik bu devletin 90 yıldır haksızlığa uğratmış olduğu kesimleri inanç ve etnik kimliklerine adalet istiyoruz. Sayısı ne olursa olsun herkesin diline, inancına, yaşam tarzına saygı duyulan bir Türkiye yaratmak zorundayız” diyor.

    Bu olumsuz atmosferden kurtulmanın tek yolunun, AKP- Saray diktatörlüğünden kurtulmak olduğunu kaydeden Mat, bunun da en önemli adımlarından birinin önümüzdeki seçimler olduğunu düşünüyor. Mat devamında şunları belirtiyor:

    “Bu yürüyüşü daha da güçlendirerek burada kendini bulamayan, kaygısı olan, bütün kesimlerin endişelilerini gidererek, 2019 seçimlerinde AKP- Saray diktatörlüğünü al aşağı edecek sayısal gücü de ele geçirmek gerekiyor. Aksi takdirde sonuç alınamadığında Türkiye geri dönülemez bir yola girebilir.”

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

    İlgili Haber

    AABK Başkanı Mat: Aleviler hem iç, hem de dış asimilasyon ile karşıkarşıya-2.Bölüm

  • TÖB-DER Başkan Yardımcısı Yalçınkaya: Sokağın tekrar örülmesi gerekiyor-VİDEO

    TÖB-DER Başkan Yardımcısı Yalçınkaya: Sokağın tekrar örülmesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA – Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yalçınkaya, “Adalet Yürüyüşü, CHP’nin son yıllarda sokak mücadelesinin önemli noktalarından bir tanesi” dedi.

    Haberin Videosu

    Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yalçınkaya, Adalet Yürüyüşüne ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Yalçınkaya, Adalet Yürüyüşü’nün CHP’nin sokak mücadelesinde önemli bir yer tutuğuna işaret etti.

    “MÜCADELE DEVAM ETMELİ”

    “Sokak mücadelesini diğer mücadelelerin ne önüne ne de arkasına koyduk” diyen Yalçınkaya, mücadelenin bütün alanlarda devam etmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de geçmiş zamanlarda yapılan yürüyüşleri hatırlatan Yalçınkaya “Ancak bunun devamının gelmesi gerekiyor. Eğer bunun rantı üzerine oturulup hiçbir şey yapılmayacaksa kesinlikle bu orada bitmiş olur” dedi.

    Toplumsal mücadelenin her alanda yükseltilmesi gerektiğinin altını çizen Yalçınkaya şunları belirtti:

    “Sokak deyince yalnızca yürüyüşler mitingler vs, aklınıza gelmesin. Mesela sokakta insanları örgütlemek, yani evlerine gitmek, ev toplantıları yapmak da bir sokak çalışmasıdır.”

    “SOKAKTA KADINLARA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Sokak çalışmalarının daha önce solcuların yaptıkları en önemli çalışmalardan olduğunu kaydeden Yalçınkaya, son yıllarda bunun unutulduğunu ve bu unutulan sokak çalışmalarını AKP’nin yaptığını ifade etti.

    Sokak çalışmalarında kadınlara büyük görevler düştüğünü belirten Yalçınkaya “Çünkü biz sokakta çalıştığımızda kapıyı çaldığımızda kadın sesi duyulduğu zaman kapılar daha rahat açılabiliyor. Erkek sesi olunca evde kadın olduğu için kapı açılmıyor” şeklinde belirtti.

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Maltepe Mitingi’nde okuduğu 10 maddelik metinde sokağın önemine dikkat çekildiğini vurgulayan İsmet Yalçınkaya, “Türkiye’de var olan yüzde 48,5’lik hayırın harekete geçirilebilmesi için muhakkak sokağın tekrar örülmesi ve sokak mücadelelerinin planının çıkarılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDK Eş Sözcüsü Hamzaoğlu: Gün sokağın günüdür, kısa bir mola bile verilmemeli-VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Hamzaoğlu: Gün sokağın günüdür, kısa bir mola bile verilmemeli-VİDEO

    PİRHA – Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu Adalet Yürüyüşü’nün başlangıcındaki tekilliğine ve kişiselliğine rağmen bütün hayırcıların yürüyüşü olduğunu hatta Erdoğan ve Bahçeli sevdalısı olmayan evetçileri bile kapsadığını belirtti.  

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Türkiye’de toplumsal muhalefetin referandum süreciyle birlikte yükseldiğini belirten Hamzaoğlu, 1 Mayıs’ın bu yükselişi perçinlediğini ve Adalet Yürüyüşü’nün de bu toplumsal muhalefetin üzerinde yer aldığını kaydetti.

    “BÜTÜN EKSİKLİKLERİNE RAĞMEN SAHİP ÇIKILMALI”

    9 Temmuz’daki Maltepe Mitingi’nin milyonları birleştirdiğine vurgu yapan Hamzaoğlu, yürüyüşün başlangıcındaki her türlü tekilliğine ve kişiselliğine rağmen bütün hayırcıların yürüyüşü olduğunun hatta Erdoğan ve Bahçeli bağımlıları dışındaki evetçileri bile kapsadığının altını çizdi. Sürecin herkes için kıymetli bir muhalefetin yükselme süreci olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, bütün eksikliklerine rağmen buna sahip çıkılması gerektiğine vurgu yaptı.

    “GÜN SOKAĞIN GÜNÜDÜR”

    Toplumsal muhalefetin öncüsüz bırakılmasının muhalefetin yükselişini depresyona götüreceğini ifade eden Hamzaoğlu, Gezi direnişi ve referandum süreçlerindeki sokak deneyimlerini hatırlatarak sokağa sahip çıkılması gerektiğini dile getirdi. Şu anda yaşanmakta olan sorunların çözümünün barış talebiyle başlayacağını söyleyen Hamzaoğlu, “Gün sokağın günüdür. Gün, yüzü sola ve sosyaliste dönük hakçı taleplerin gündeme getirilmesinin günüdür. Buna kısa bir mola bile verilmemelidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    PİRHA – KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, Adalet Yürüyüşü’nü ve Adalet Mitingi’ni değerlendirdi. Adalet Yürüyüşü’nün adalet ihtiyacını ortaya çıkaran bir eylemsellik süreci olduğunu belirten Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü ve onun finali olan Adalet Mitingi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. PİRHA’ya konuşan Devrim Kahraman Adalet Yürüyüşü’nün toplumda büyük bir adalet ihtiyacı olduğunu ortaya çıkaran bir eylemsellik olduğunu vurguladı.

    “YEŞEREN UMUDUN ÖRGÜTLÜ HALE GETİRİLMESİ GEREKİR”

    İktidardan bu süreçte iyileşme ya da normalleşme gibi şeylerin beklenmemesi gerektiğini dile getiren Kahraman, “İktidar kolay kolay mevcut olduğu kamu gücünü ve iktidar araçlarını terk etmek istemeyecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde iktidar belki de daha baskıcı bir role bürünebilir. Bunu tersine çevirmek için Adalet Mitingi’nin yaratmış olduğu umudu ve güveni iyi değerlendirmek zorundayız” şeklinde konuştu. Adalet Yürüyüşü sayesinde herkeste yeşeren umudun örgütlü hale getirilmesi gerektiğini belirten Kahraman “Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalıdır” dedi.

    “BÜTÜN EYLEMLERİMİZ ADALET ARAYIŞINA DÖNÜK”

    90’lı yıllardan bu yana adalet arayışı içerisinde olduklarını belirten Kahraman, yaptıkları bütün eylem ve etkinliklerin esasen bir adalet arayışı ile ilgili olduğunu vurguladı. Kahraman şunları ifade etti:

    “Eğitimde, sağlıkta adaleti savunurken de adil bölüşümü, barışı isterken de temel kaygımız adalettir. Biz bu ülkenin demokratikleşmesini istiyoruz. Bu ülkenin bütün sorunlarının demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyoruz. 9 Temmuz’un yarattığı umut iklimi bunun için bir fırsat olabilir.”

    “İKTİDAR HESAPLARINA GİRMEDEN YENİ POLİTİKALAR ÜRETİLMELİ”

    Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda baskıcı otoriteye karşı mücadele eden demokratik bütün kesimlerle birleşerek mücadeleye devam edilmesi gerektiğini söyleyen KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik PİRHA’ ya konuştu: Muhalefet birlikte mücadele etmeli

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik PİRHA’ ya konuştu: Muhalefet birlikte mücadele etmeli

    PİRHA – KESK 9. Olağan Genel Kurulu yeni yönetimini seçti. Eş Genel Başkanlığa seçilen  Mehmet Bozgeyik, CHP’nın başlatmış olduğu Adalet yürüyüşünden sonra toplumsal mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğini PİRHA’ya anlattı. Bozgeyik, “Türkiye’de muhalefet birlikte mücadele etmeli” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK)  Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik PİRHA’ya konuştu. Türkiye’de uzun süredir emekçilere, iş kollarına ve KESK’e yönelik baskı ve hak ihlallerinin olduğunu ifade eden Bozgeyik, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve KHK’lerle tüm toplumsal kesimlere yönelik demokratik olmayan bir baskının yapıldığını söyleyerek şunları belirtti:

    “Demokratik siyaset alanına yönelik gazetecilere, basın çalışanlarına, akademisyenlere, bilim insanlarına yönelik de Türkiye’de yoğun bir baskı, gözaltı ve tutuklanma süreci yaşandı. Özellikle parlamentoda milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması yine eş başkanların, milletvekillerinin,  gözaltına alınıp tutuklanması, milletvekilliklerinin düşürülmesi, belediye eş başkanlarının tutuklanması ve yaşanan kayyum süreciyle birliktede Türkiye’de çok ciddi tepki süreci gelişemedi.”

    “AKP’NİN BASKILARINA İSTENİLDİĞİ DÜZEYDE CEVAP VERİLEMEDİ”

    CHP’nin başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşünün Türkiye’deki toplumsal kesimler açısından önemli olduğunu vurgulayan Mehmet Bozgeyik, başından beri CHP’nin dokunulmazlıklarla ilgili tutumu Türkiye de hem Kürtlere yönelik, hem emekçilere yönelik, diğer toplumsal kesimlere yönelik, AKP’nin baskılarına yönelik istenildiği düzeyde cevap olamaması nedeniyle de çok yoğun bir tepki süreci geliştirilemediğini dile getirdi.

    Mehmet Bozgeyik, “Bu yürüyüşte her kesimin, ötekileştirilen tüm kesimlerin, emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve CHP’nin bir bütünlüklü olarak bu sürece ortak müdahil olmasının önemli bir çıkış olduğunu belirtmek gerekiyor” dedi.

    “EN KİTLESEL MİTİNGLERDEN BİRİYDİ”

    Türkiye’de gerçekten Cumhuriyet tarihinde en kitlesel mitinglerden biri olan Adalet mitingi sonrasında tüm toplumsal kesimler açısından bunu sürdürmek gerektiğini vurgulayan Bozgeyik, “Önümüzdeki dönemde bu baskıcı, otoriter tüm toplumsal kesimleri mağdur eden, demokratik siyaset alanını tıkayan, hukuksal normları ortadan kaldıran, AKP’nin baskıcı tutumlarına karşı ortak asgari müştereklerde bir araya gelen hem siyasal parti, hem emek ve meslek örgütlerinin ortak bir programla birleşik bir mücadele hattının oluşturulması Türkiye’de yeniden demokrasinin inşa edilmesi noktasında önemli görev ve sorumluluklar var” ifadelerini kullandı.

    “ADALET TALEPLERİMİZ SÜRECEK”

    Bozgeyik, KESK olarak önlerindeki dönemde üzerine düşen sorumlulukla hareket edeceklerini, Türkiye’nin demokratikleşmesi için hukuksal normlara dönülmesi için adalet taleplerini sürdüreceklerini belirtti.

    Türkiye’de muhalefetin birlikte mücadele etmekten başka bir yolu olmadığına vurgu yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Özellikle 3500 üyemiz ve 100 bine yakın kamu çalışanının işlerine iade edilmesi ve mağduriyetlerinin, hak kayıplarının ortadan kaldırılması ile birlikte taleplerimiz diğer kesimlerle birlikte sürdürülecek, Türkiye muhalefetinin birlikte mücadele etmekten başkada bir yolu olmadığını bir kez daha burada belirtmek istiyoruz” dedi.

    Cebrail ASLAN – ANKARA

  • ABF Başkanı Yıldız: Adalet Yürüyüşü değerli ve anlamlıydı-VİDEO

    ABF Başkanı Yıldız: Adalet Yürüyüşü değerli ve anlamlıydı-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, “Adalet Yürüyüşü’nü değerli ve anlamlı buluyorum” dedi. Yıldız “Sistemin kendine tehdit olarak gördüğü Alevileri, Kürtleri, sosyalistleri, ötekileştirilmiş bütün toplulukları bu yürüyüşün içine almalıydık. Eğer sistem bundan rahatsız oluyorsa olsun” dedi.  

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 25 gün süren Adalet Yürüyüşü’nün değerli ve anlamlı olduğunu söyledi.

    “Ancak adalet yürüyüşü keşke mesafeli bir yürüyüş olmasaydı” diyen Yıldız, “Sistemin kendine tehdit olarak gördüğü Alevileri, Kürtleri, sosyalistleri daha çok ötekileştirilmiş bütün toplulukları bu yürüyüşün içine almalıydık. Eğer sistem bundan rahatsız oluyorsa olsun” ifadesini kullandı.

    Adalet yürüyüşünün, inancından, siyasi düşüncesinden dolayı cezaevine konulan milletvekili, siyasetçi ve gazeteciler için de yapılması gerektiğini belirten Yıldız, “Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun söylemi bütün milletvekilleri içindi. Daha çok bu sistemden yara almış, bu sistemin tehdit olarak  gördüğü insanlar içindi. Bu sistem, eleştiriye dayanmayan, tahammül etmeyen kişi ve kurumları maalesef  susturdu, kimilerini cezaevine attı, kimilerini tutsak etmek adına gözaltına aldı. Dolayısıyla da adalet yürüyüşünü değerli ve anlamlı buluyoruz” diye konuştu.

    “Bu adalet yürüyüşü sadece Maltepe’de kalmamalı” diyen ABF Başkanı Yıldız, toplumun bütün kesimi için, cezaevinde mağdur olmuş insanların adaleti olmalı. Adalet haktır, adalet insanın yaşamında sudur, oksijendir” şeklinde konuştu.  (HABER MERKEZİ)

  • Müzisyen Derdiyoklar’dan Ali Eker Aydoğan: TV10 için de adalet istiyoruz

    Müzisyen Derdiyoklar’dan Ali Eker Aydoğan: TV10 için de adalet istiyoruz

    PİRHA – Adalet Yürüyüşü milyonlarca insanın katılımıyla gerçekleşti. Mitinge yazar, aydın, sanatçı, siyasetçi ve çok sayıda yurttaş katıldı. Mitinge Almanya’dan katılan Derdiyoklar’dan Ali Eker Aydoğan PİRHA’ya konuştu. Aydoğan, “Tüm canlılar için adalet istiyoruz” dedi ve KHK ile kapatılan TV10 için de adalet istemeyi unutmadı. 

    Haberin Videosu

    İstanbul Maltepe Meydanı’nda Pazar günü gerçekleşen Adalet Yürüyüşü’ne milyonların katılımı ve hak, hukuk, adalet sloganları damgasını vurdu. Birçok sanatçı, yazar, aydın, siyasetçinin katıldığı mitingde Almanya’dan Adalet Yürüyüşü için gelen Derdiyoklar’dan Ali Eker Aydoğan, Adalet Yürüyüşü için yazdığı şiirle başlıyor.

    “Adalet, bir dua gibi,

    Güneş, toprak, hava gibi,

    Tüm dertlere deva gibi,

    Yurtta adalet, dünyada adalet,

    Yerde adalet, gökte adalet,

    Sana da adalet, bana da adalet” diyerek herkes için adalet istediğini belirtti.

    İzmit’e bağlı Gebze’de yürüyüşe katılan ve üç gündür yolda olduğunu söyleyen Aydoğan, Adalet diye diye yollara düştük, Gerçek sanatçılar, çağdaş ozanlar yaşadığı yılın tanığıdır. Tanıklığı gelecek torunlarımıza, adaletin olmadığını, torunlarımız için geleceğimiz için, dünyada görülmeyen bu yürüyüş, her zaman sonsuza kadar devam edecektir ve unutulmayacaktır” dedi.

    “ADALET İÇİN HEPİMİZİN BEDEL ÖDEMESİ GEREKİYOR”

    Sivas Katliamı’nda zaman aşımı denilmesini adaletsizlik olarak değerlendiren Aydoğan, “Türkiye’de gerçekten adalet yoktur. 40 yıldır Almanya’da yaşıyorum. Avrupa’da adaletin beşiğinden geliyorum, adalet kavramı dünyada en değerli kavramdır. Adalet için hepimizin bir bedel ödemesi gerekir. Her alanda evde adaletsizlik, dağda adaletsizlik, gökte adaletsizlik, yerde adaletsizlik, biz istiyoruz ki herkes için adalet olsun. Tüm canlılar için adalet istiyoruz” diye konuştu.

    “TV10 İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Aydoğan, TV10 için adalet istediğini belirterek şunları vurguladı:

    “TV10 içinde adalet istiyoruz, her şey için adalet istiyoruz. Gerçekten insanların sesi kısılmamalı, yani gerçekten TV10 ve buna benzer kanalların gerçekleri haykırması gerektiğine inanıyorum ve bunlara “Adalet, adalet, adalet” diyorum” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KESK Eş Başkanı Özgen: Mücadele ortaklaştırılarak eşik aşılabilir-VİDEO

    KESK Eş Başkanı Özgen: Mücadele ortaklaştırılarak eşik aşılabilir-VİDEO

    PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, Adalet yürüyüşünün önemine işaret ederek, bundan böyle tüm emekçilerin, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, mücadeleyi ortaklaştırarak, eşikleri aşacağına inandığını söyledi. 

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Eş Başkanı Lami Özgen Adalet yürüyüşüne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Özgen, CHP’nin dokunulmazlık konusunda ikircikli tutum sergilemesini eleştirerek,  AKP’nin otoriter tavrına da tepki gösterdi.

    Enis Berberoğlu’nun devlet sırrı bilgilerine sığınılarak keyfi bir şekilde siyaseten cezalandırılmak istendiğini belirten Özgen, “Her şeye rağmen sadece kendi milletvekili üzerinden geliştirilen bir eylem olsa dahi, bunun aynı zamanda Türkiye’deki bütün emek güçlerinin, demokrasi güçlerinin, muhalif güçlerin, karşı karşıya kaldığı, haksızlık ve adaletsizlik zulüm ve zorbalık olgusuna karşı adalet talebi ile bir yürüyüşün gerçekleşmesi oldukça önemlidir” dedi.

    “ADALET, EMEKÇİLERİN, EZİLENLERİN, YOK SAYILANLARIN TALEBİDİR”

    ” Türkiye’de adalet talebi her şeyden önce emekçilerin talebidir, ezilenlerin talebidir, ötekileştirilen yok sayılan bütün kesimlerin talebidir” diyen KESK Eş Genel Başkanı Özgen, şunları ifade etti:

    “Bu adalet talebine sessiz kalınamazdı. Ve ilk günden beri Ankara da yapılan ilk açıklamadan beri hem desteğimizi, hem katılım düzeyimizi sağlamak suretiyle KESK olarak biz de kendi desteğimizi sunduk. Biz ve diğer demokrasi güçlerinin bu anlamda destek sunması önemli buluyoruz. Oldukça yerindedir. Tabii bu süreçte hükümetin bütün kriminalize etme tutumlarına, itibarsızlaştırma tutumlarına, kimi provokatif tutumların gelişmesine rağmen adalet yürüyüşü bu ülkenin bütün ezilenleri, bütün ötekileri, bütün halkları, emekçileri nezdinde kabul gördü. Daha önceki süreçlerde yaptığımız kimi değerlendirmelerimizi, kimi önerilerimizi de bu yürüyüş boyunca da biz sayın başkana ifade ettik.”

    “OTORİTER SİSTEME KARŞI ORTAK MÜCADELE EDİLMELİ”

    Türkiye’deki haksızlıklara ve hukuksuzluğa dikkat çeken Lami Özgen, tekçi, otoriter sisteme karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Böylesi bir yürüyüşün CHP için ilk olduğunu ancak kamu emekçilerinin ve demokrasi güçlerinin pek çok eylemlilikleri hayata geçirdiğini hatırlattı.

    “Biz ileride adalet mücadelesinde, demokrasi mücadelesinde, emek ve barış mücadelesine katkısı olacağını ve bu mücadelelerin hem ortaklaşmasında ve hem de bir arada yürütülmesinde bir eşiğin aşılmış olduğunu bir kez daha gördük” diyen Özgen, “Biz emekçilerin ve bütün ötekilerin ve ezilenlerin böylesi eşikleri beraber mücadele ederek aşma konusunda bir duruşa bir iradeye ve bir bilince ihtiyacımız vardır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

     

  • Adalet mitingi başladı

    Adalet mitingi başladı

    PİRHA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün final mitingi başladı.

    Maltepe’de yapılan final Adalet mitingi sanatçı Onur Akın’ın sahne almasıyla başladı. Yapılan açılış konuşmasında birlik ve beraberliğe dikkat çekilirken herkes için adalet talebi yinelendi.

    Mitingde hep bir ağızdan  “hak, hukuk, adalet” sloganı atılırken herkes için adalet talebi bir kez daha yinelendi.

    CHP milletvekillerinin ve diğer siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı mitinge halkın yoğun katılımı ise devam ediyor.

    Alana açılan kapı sayısı az ve kapılar dar olduğu için kitlenin alana girmesinde zorluklar yaşanıyor. Yoğun katılımdan dolayı katılımcılara dar gelen alan, binlerce insanın dışarıda kalmasına neden oldu.

    Son olarak sanatçı Zülfü Livaneli’nin sahne aldığı Adalet mitinginin programı devam ediyor.

    Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu miting alanına doğru yürümeye devam ediyor.(HABER MERKEZİ)

     

  • Sendikacılar: Biz adalet yürüyüşünü Maltepe’de sonlandırmayacağız-VİDEO

    Sendikacılar: Biz adalet yürüyüşünü Maltepe’de sonlandırmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen  Diyarbakır Şube Eş Başkanı Üzeyir Evrenk toplumun mualif kesimlerine seslenerek, “Gelin adaleti hep birlikte arayalım” dedi. Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı İlhan Karakurt ise, “Maltepe’de belki şeklen bitecek, fakat artık o ateş tüm ocaklara düşmüştür. Onun için biz bu Adalet Yürüyüşü’nü Maltepe’de sonlandırmayacağız” şeklinde konuştu.

    Tüm Bel-Sen  Diyarbakır Şube Eş Başkanı Üzeyir Evrenk ve Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı İlhan Karakurt Adalet Yürüşü hakkındaki düşüncelerini PİRHA’ya değerlendirdiler.

    “HÜKÜMET 15 TEMMUZ DARBESİNİ FIRSATA ÇEVİRDİ”

    15 Temmuz darbesini hükümetin fırsata çevirdiğini belirten Tüm Bel-Sen  Diyarbakır Şube Eş Başkanı Üzeyir Evrenk,”Bilindiği üzere 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ile  birlikte toplumda darbe ile hiçbir alakası olmayan insanlar ya ihraç edildiler, ya da gözaltına alınıp tutuklandılar. İşlerine son verildi. Bu süreci şöyle özetleyebilirim: Aslında hükümet bunu kendine bir karşı darbe olarak fırsata çevirip tüm muhalefeti susturmak için bir araç haline getirmeye başladı” dedi.

    “BİZİM ADALET TALEPLERİMİZ GÖRÜLMEDİ”

    Adalet yürüyüşünün çağrısını Selahhatin Demirtaş’ın tutuklanması sürecinde, yine belediyelere kayyum atanması sürecinde dile getirdiklerini ama Türkiye sahasında devrimcilere, demokratlara, sol ve sosyalistlere anlatamadıklarını kaydeden Evrenk, Enis Berberoğlu’nun tutuklanması ile beraber CHP’nin bunu farklı bir noktaya taşıdığını söyledi.

    “Her ne kadar bizim adalet ve demokrasi taleplerimiz o zaman mevcut muhalefet partisi tarafından görülmemiş olsa da, sendikacıların, kadınların, gençlerin, bir bütün toplumsal muhalefetin ana muhalefet partisinin öncülüğünde bu adalet yürüyüşünü desteklendiğini görüyoruz” diyen Evrenk, “Bu anlamda hem Türkiye’nin geleceğine, hem 2019 sürecine gidilirken bunun çok değerli olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “GELİN ADALETİ HEP BİRLİKTE ARAYALIM”

    Geç kalınmış bir adım olsada Adalet Yürüyüşü’nün desteklenmesi gerektiğini kaydeden Evrenk, “Ancak ve ancak böylesi taleplerle ortaya çıkan bu eylemselliğin güçlü geçmesi ve sonuçlarının güçlü tartışılması, güçlü taçlandırılmasıyla bu korku ortamının dağıtılacağı, bu korku ikliminin bütün kesimlerin üzerinden kaybolacağı bir süreç yaşıyoruz” diye konuştu.

    Evrenk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabi ki bizim talebimiz sadece Adalet Yürüyüşü’nün Maltepe Cezaevi’ne kadar değil, Kandıra’dan, Silivri’den, Edirne’ye kadar yürütülmesi ve tüm zindanlardaki siyasi tutsakların bırakılıncaya kadar bu adalet yürüyüşünü devam ettirilmesidir. Bölgemizde Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Batman’da, Van’da, Mardin’de DBP belediye başkanları tutuklanmış, milyonların iradesi yok sayılmış, belediyeler karakollara çevrilmiştir. Ama maalesef Kürt halkı adalet talep ederken, Türkiye’deki kamuoyu görmezlikten geliyor. Biz buradan Türkiye’deki tüm solculara, kadın hakları savunucularına, solculara, sosyal demokratlara, bu iktidarın mağduru olan islamcılara, kısacası tüm toplum kesimlerine sesleniyoruz. Gelin adaleti hep birlikte arayalım.”

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜ TÜRKİYE’YE MALOLMUŞTUR”

    Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı İlhan Karakurt da kamu emekçileri olarak gelişmelerden birebir etkilendiklerini ifade etti. Karakurt 1 Mayıs eylemine güçlü katılımın, emekçilerin birleşme isteğinin de ifadesi olduğunu dile getirerek, “En son CHP’nin Adalet Yürüyüşü aslında toplumun ifadesi oldu. Bu CHP’nin yürüyüşü olmaktan çıktı.  Kılıçdaroğlu simgedir, misyonerdir. Elbette onlar başlatmıştır ama bu Türkiye’ye mal olmuştur. Biz de bulunduğumuz noktada KESK’e bağlı sendikalar, özellikle Antalya yöresinde Tüm Bel-Sen, bu yürüyüşün başladığı andan itibaren tereddütsüz içerisinde yer almamız gerektiğini  ve bunun büyüyerek yükseltilmesi gerektiğini,  zemininin daha da genişletilmesi gerektiğini söyledik. Bu yürüyüş  sadece Enis Berberoğlu için değil, basın özgürlüğü için, gazeteciler için, gözaltına alınıp tutuklanan tüm siyasetçiler için, belediye başkanları için de demokrasi ve adalet için dönüşmesi gerekiyordu.  Ama CHP’ye havale edilerek değil,  tam tersi onunla birlikte, onlara güç vererek ve onları zenginleştirerek başarılı olacağına inanıyoruz.” dedi.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜ BİR BAŞLANGIÇ”

    Adalet Yürüyüşü’nün bir başlangıç olduğunun altını çizen Karakurt, “Maltepe’de belki şeklen bitecek, fakat artık o ateş tüm ocaklara düşmüştür. Bu, ekmek, hava, su gibi hepimizin ihtiyacıdır. Bir söz vardır “güneşin girmediği yere doktor girer” diye. Adaletin girmediği yere karanlık girer. Adaletin olmadığı yerde faşizm oluyor. Onun için biz bu adalet yürüyüşünü Maltepe’de sonlandırmayacağız. Belki Maltepe final olacak ondan sonra Türkiye’nin her yerinde en küçük kıvılcımda herkes adalet diyecektir” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Maltepe Meydanı’nda halk toplandı

    Maltepe Meydanı’nda halk toplandı

    PIRHA- Adalet Yürüyüşü’nün akşam saat 18.00’de yapılacak final mitingi için İstanbul Maltepe’de hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Final mitingi için basın da alanda yerini almış durumda. 

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün finali bugün İstanbul/Maltepe’de. Final mitingi için hazırlıklar tüm hızıyla sürerken PİRHA’nın da içinde olduğu basın alanda yerini aldı.

    Henüz erken saatler olmasına ve sıcak havaya rağmen alanın etrafında halk yoğunlaşmaya başladı. Etrafımızdaki insanlara bugünki mitinge ne kadar bir katılım beklediklerini sorduğumuzda aldığımız cevap milyonlar oluyor.

    Sabahın erken saatlerinde alanda yerimizi almak için Maltepe caddelerinde yürürken Türkiye’nin çeşitli illerinden araçlarla gelen çok sayıda kabalık gruplarla karşılaştık. Yoğunlaşan kitlenin üzerlerindeki tişörtler, bayraklar ve dövizler yoğunluklu olarak ‘Adalet istiyoruz’ yazısını barındırıyor. Ayrıca Atatürk resimleri, Türk bayrağı taşıyan insanlar da var.

  • Maltepe Miting alanında hazırlıklar tamamlandı

    Maltepe Miting alanında hazırlıklar tamamlandı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan başlattığı ve on binlerce kişinin eşlik ettiği Adalet Yürüyüşü’nün mitingi için Maltepe Parkında hazırlıklar tamamlandı. 

    Yüz binlerce insanın katılımının olması beklenen mitingi alanında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşma yapacağı platformun yapımı biterken, alanın çevresine dev led ekranlar yerleştirildi. Alanın çevresi Türk bayrakları ve “ADALET” yazan flama ve dövizlerle çevrildi.

    Öte yandan alan içinde yapımına dün başlanan uzun tutukluk süreçleri, sağlık sorunları olup da cezaevlerinden tahliye edilmeyenlerle ilgili dev dilekçe “İlgili makama” şeklinde yazıldı.

    Dilekçenin yanında ise adaleti simgeleyen Themis Heykeli”nin resmi yer alıyor.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapacağı yaklaşık 3 kilometrelik yürüyüşün ardından mitingin akşam saat 18.00 de başlaması planlanıyor. Alanda yapılan bomba aramasının ardından izleyiciler aramadan geçirilerek içeri alınmaya başlanacak.   (HABER MERKEZİ)

  • Emek örgütleri: Korku imparatorluğunu kırmanın tek yolu sokakta mücadeledir-video

    Emek örgütleri: Korku imparatorluğunu kırmanın tek yolu sokakta mücadeledir-video

    PİRHA – SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem ve Tüm-Bel Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt Adalet yürüyüşüne ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundular. Gönül Erdem adalet talebinin hiçbir kesime sıkıştırılamayacak kadar geniş bir talep olduğunu, Erdal Bozkurt ise gerçekten herkes için adalet isteyenlerin bu yürüyüşte yer almaları gerektiğini belirtti.

    Haberin Videosu

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erdem ve Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel Sen) Genel Başkanı Erdal Bozkurt Adalet yürüyüşüne ilişkin açıklamalarda bulundular. OHAL’in ilanından sonra her geçen gün karanlığa gömülen, hukuktan ve demokrasiden bahsedilemeyecek bir noktada Adalet yürüyüşünün anlamlı ve kıymetli bir başlangıç olduğunu söyleyen Gönül Erdem bu yürüyüşün sahiplenilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Yürüyüşün Maltepe’de sonlandırılmaması ve tek bir partinin yürüyüşü olmaktan çıkarılması gerektiğini savunan Gönül Erdem Pazar günü Maltepe’de yapılacak olan miting ile de adaletin gelmeyeceğini iyi bildiklerini söyledi.

    “KORKU İMPARATORLUĞUNU KIRMANIN TEK YOLU SOKAKTA MÜCADELE ETMEK”

    Ceza evinde olan gazeteciler, milletvekilleri, akademisyenler, siyasetçiler için ülkenin her yerinde adalet talebinin büyütülmesi gerekiğini belirten Gönül Erdem “Öylesi bir korku imparatorluğu yaratılmış ki ülkede bu korkuyu kırmanın tek yol ve yöntemi sokakta mücadele etmek. Sokakta bu talebin bütün ötekilerin yan yana gelerek dillendirilmesi gerekiyor. Çünkü yalnızlaştıkça daha fazla korkuluyor maalesef ki ve maalesef ki bu korku imparatorluğu daha fazla büyüyor. O yüzden de bulunduğumuz her yerde örgütlenmeli, örgütlü bir şekilde barışı da, demokrasiyi de özgürlüğü de ve bununla birlikte adaleti hep beraber yeniden inşa etmeliyiz” dedi.

    “HAVA KADAR, SU KADAR ADALETE DE İHTİYACIMIZ VAR”

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt adalet yürüyüşünün milyonların yürüyüşü olduğunu belirterek “Türkiye her geçen gün adaletsizliklerle karşı karşıya kalan bir ülke konumuna düştü. Her şeyin bir kişiye teslim edildiği bir dönemi yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    İşçilerin adalete en çok ihtiyacı olan kesimlerden olduğunu ifade eden Erdal Bozkurt şöyle belirtti: “Niye? Çünkü iş güvencemiz elimizden alınmak isteniyor.  OHAL uygulamasıyla karşı karşıyayız, buna ilişkin itirazlarımızı sunabilmemiz için adalete ihtiyacımız var. Hava kadar, su kadar gerçekten ihtiyacımız var. Kamu emekçilerinin ekonomik, demokratik haklarının elinden alınması buna ilişkin bu hakların geri kazanımı için yapacağımız mücadelenin bir zeminini oluşturmak için adalete ihtiyacımız var. Çocuklarımızın yaşantısının garanti edilebilmesi için adalete ihtiyacımız var.”

    İstanbul’da 9 Temmuz’da yapılacak olan mitinge katılacaklarını açıklayan Erdal Bozkurt tüm kamu emekçilerine, işsizlere, gençlere, yaşlılara Maltepe’de yapılacak olan mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kemal Kılıçdaroğlu PİRHA’ya konuştu: Bu yürüyüş mücadelenin en önemli bir parçası-VİDEO

    Kemal Kılıçdaroğlu PİRHA’ya konuştu: Bu yürüyüş mücadelenin en önemli bir parçası-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ‘Demokrasi Yürüyüşü’nün son gününde PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, “Eğer bir bedel ödenecekse siyasetçinin ödemesi lazım o nedenle biz yollardayız” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    24 gün önce “Adalet Yürüyüşü”nü başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, azim ve kararlıkla yanındaki binlerce insanla yarın Maltepe Meydanı’na varmış olacak.

    “Hak, hukuk, adalet” sloganı ile 24 gündür süren Adalet Yürüşü’nün son mola yeri Kartal Sahili’nde yürüyüşe öncülük eden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştük.  Pir Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Topluma giydirilen korku gömleği” nedeniyle bu Adalet Yürüyüşü’nü yapma ihtiyacı duyduğunu söyledi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 20 Temmuz darbesiyle birlikte parlamento yetkisiz bırakılınca sineyi millete döndüğünü ifade etti. “Biz bu korku iklimini dağıtmak istedik” diyen Kılıçdaroğlu, CHP tarihinde de bir ilk olan sivil itaatsizlik eylemlerini çağrıştıran bu Demokrasi Yürüyüşü’nün partinin siyaset tarzına da etkisinin olacağını vurguladı.

    “PARLAMENTO YETKİSİZ KILINDIĞI İÇİN SOKAKLARA ÇIKTIK”

    Ülke sorunlarına çözüm üretme, siyaset yapmanın yeri meclis iken, hangi darboğaz ve koşullar sizi böyle bir yürüyüşle sokakta siyaset yapmaya sevk etti?

    Meclisin yetkileri 20 Temmuz sivil darbesi ile elinden alındı. Yetkisi olmayan bir parlamento şu anda var. Kışın kullanılacak araba lastikleri, Milli Eğitim Vakfı’nın huzur hakları bile kanun hükmünde kararnameler ile belirleniyor. Parlamento yetkisiz bir konumda olduğundan arzu ettiğimiz ölçüde sesimizi duyuramadığımız için parlamentoyu terk edip doğal olarak sokaklara çıktık.

    “TOPLUMA CESARET VERMEK İÇİN BU YÜRÜYÜŞÜ YAPTIK”

    Kitlesel katılımlarla yoğun ilgi gören Adalet Yürüyüşü’nüz sizce neyi açığa çıkardı ya da daha da görünür hale getirdi?

    Toplumun üzerine korku gömleği giydirildiği için kimse konuşamıyordu. Ne üniversite hocası ne de üniversiteler, gazeteler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, meslek kuruluşları… Kimse konuşamıyordu, konuşturmuyorlardı. Konuşanlar eğer hükümeti eleştiriyor ise ya tutuklanıyor ya da gözaltına alınıyor veya ağır cezalar ile cezalandırılıyor. Biz bu korku iklimini değiştirmek istedik. Bu yürüyüşün en büyük katkısı topluma bu korku iklimini değiştirme konusunda attığımız adımdır. İkincisi ise yargı bağımsızlığı büyük ölçüde Türkiye’de zedelenmiş durumdadır. Yargı bağımsız değil. Tek otoriteden talimat alıyor, talimat aldığı kişi Erdoğan ve onun arkadaşları. Dolayısıyla yargı bizim anladığımız anlamda bir yargı değil. Hem yargıya bizim duyarlılıklarımızı yansıtmak hem de topluma cesaret vermek açısından bu yürüyüşü yaptık.

    Bizim bildiğimiz Türkiye siyasetinde ilk kez bir parti adeta sineyi millete dönerek ülke çapında ilgi gören sivil itaatsizlik eylemlerini çağrıştıran bir eylem yapıyor. Öncelikle buna sivil itaatsizlik diyebilir miyiz?

    Evet.

    “GELİŞMELERE GÖRE POLİTİKALARIMIZI BELİRLEYECEĞİZ”

    Bu eylem Türkiye’de siyaset yapma tarzını ve özellikle de CHP’nin politika yapma biçimini nasıl değiştirecek?

    Bu yürüyüş toplumun adalete olan susamışlığını gösteriyor. Haksızlık ve hukuksuzluk çok fazla. İnsanlar çok mağdur, seslerini çıkartamıyorlar. Bu yürüyüş haksızlıkların gün yüzüne çıkmasını sağladı. Bu yürüyüş haksızlık ile karşı karşıya kalan insanın sesini yükseltmesine yol açtı. Bu açıdan çok önemli bir yürüyüş. Bize göre bizim tarihimizde de çok önemli bir yürüyüş yani cumhuriyet tarihinde de. Biz toplumun sesi, kulağı, gözü olmaya devam edeceğiz. Çünkü toplumda herhangi bir kişi konuştuğu zaman ağır cezalar ağır yaptırımlar ile karşı karşıya kalıyor. Ama toplumu bu tür yaptırımları ile karşı karşıya bırakmak doğru değil. Eğer bir bedel ödenecekse siyasetçinin ödemesi lazım o nedenle biz yollardayız.

    CHP’nin siyaset tarzına da gelişen olaylara göre bakacağız. Tabii ki parlamentoda parlamento dışında gelişen olaylara göre biz de tabii ki politikalarımızı belirleyeceğiz.

    “HALKIN İLGİSİ ŞAŞIRTICIYDI”

    Bu eylem boyunca kendinizi nasıl hissettiniz? Sona yaklaşıldı aklınızda ne kaldı bu yürüyüşten?

    Yürüyüş Ankara İstanbul arası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oylarının en yüksek olduğu güzergah E-5 karayolu üzerindeki il ve ilçeler. AKP’nin en güçlü olduğu bu yerlerden geçerken protestolar da oldu. Ama beni şaşırtan buralardan geçerken halkın gösterdiği ilgi. Bu bizim açımızdan çok önemliydi. Dolayısı ile biz Ankara’dan sonra ilk kez bir CHP’li belediyenin sınırları içerisine yeni geldik. Moralimiz çok iyi azim ve kararlılık ile yürüdük aynı azim ve kararlılık ile bundan sonra da yürüyeceğiz. Bundan sonra da muhalefet yapacağız. İktidar tamamen dağılmış vaziyette. Türkiye’de adalet vardır diyemiyor sadece bizi suçluyor. Bu da şunu gösteriyor iktidarın ezberleri bozuldu. Şimdi bize düşen görev şu; Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi, güçler ayrılığını, yargı bağımsızlığını, demokratik parlamenter sistemi getirmek için mücadele etmek. Biz bu mücadeleyi yapmaya hazırız. Zaten bu yürüyüş de mücadelenin önemli bir parçası.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Mehmet Tüm: Bu yürüyüş baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylemdir-VİDEO

    Mehmet Tüm: Bu yürüyüş baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylemdir-VİDEO

    PİRHA – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Adalet Yürüyüşü’nü değerlendirdi. Tüm, “Ülkedeki tüm haksızlıklara karşı Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yürüyoruz” dedi. 

    Haberin Videosu

    24. Gününde devam eden Adalet Yürüyüşüne katılan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye’de demokrasinin rafa kaldırıldığını söyleyen Tüm, “Darbeyi bahane edip OHAL ilan ederek, KHK ile ülkeyi yöneterek, seçilmiş belediye başkanlarını ve milletvekillerini tutuklayarak, ihraçlar ile birçok insanı işinden ekmeğinden ederek toplumun her kesimini mağdur ettiler”dedi. Tüm, ayrıca iktidarın sadece kendine yandaş bir avuç topluluğa hizmet etiğini de vurguladı.

    “Ülkede artık hukuktan, barıştan, demokrasiden ve özgürlükten söz etmek mümkün değildir” diyen Mehmet Tüm, Hükümetin bu özgürlükleri ortadan kaldırarak çatışma yaratığını ifade etti.

    “GEÇTE OLSA YAPILAN ADALET YÜRÜYÜŞÜ YERİNDE BİR EYLEMDİR”

    Bugünkü Türkiye’nin durumunu Hitler Almanya’sına benzeten Tüm, Papaz Martin’in söylediği sözleri hatırlatarak şunları belirti:

    ” ‘Önce komünistleri götürdüler ben Komünist değildim, sonra Sosyalistleri götürdüler ben sosyalist değildim, Yahudileri götürdüler ben Yahudi değildim ve sessiz kaldım. Sıra bana geldiği zaman ortalarda kimse kalmamıştı.’ İşte bizim ülkede de sıra herkese gelmiş durumdadır. Bugün halkın seçip parlamentoya gönderdiği vekilleri tutuklar içeri atarsanız, bizim yürümekten başka şansımız kalmaz. Bu nedenle geçte olsa bugün yapılan adalet yürüyüşü yerinde bir eylemdir” diye konuştu.

    “BASKI VE ZULME KARŞI BAŞLATILDI”

    Adalet Yürüyüşünü baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylem olarak niteleyen Mehmet Tüm sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu başlatmış olduğumuz eyleme Türkiye’nin her yerinden akın akın insanlar gelip katılıyorlar. Bu adalet yürüyüşü bir siyasi parti yürüyüşü değildir. Burada herkes bir adalet ve vicdan duygusu ile yürüyor. Bugün yüz yetmiş tane gazeteci haksız yere içeride yatmaktadır. Bu nedenle artık basın özgürlüğünden, bağımsız yargıdan, insan haklarından ve demokrasiden söz etmek mümkün değil. Biz parlamentodayız ancak bugün parlamentoda yapacak bir şey kalmadı. Sadece iktidara bağlı olan milletvekilleri saraydan aldığı emirle parmak kaldırıp parmak indiriyorlar. Ve bunlar halkın vekili değil sadece sarayın vekilleridir. Bu yüzden onlarda yaptıklarını inanarak yapmıyorlar sadece sarayın emirlerini yerine getirmeye çalışıyorlar.”

    “YAPILACAK TEK ŞEY HAK, HUKUK VE ADALET İÇİN YOLLARA DÜŞMEK”

    Yargı tek kişinin tekeline girmişse, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış ise ve yargı tamamen emir ile hareket etmiş ise işte o zaman yapılacak tek şeyin hak, hukuk ve adalet için yollara düşmek olduğunu kaydeden Tüm, “Yapılan bu eylemle belki tam olarak istediğimizi elde etmiş olamayabiliriz ancak bu halk artık korku ve yılgınlığı üzerinden attı. Ve bu eylemlerin devamı gelecektir” dedi.

    Halkın, iktidarın dayattığı bu anlayışı asla kabul etmeyeceğini ifade eden Tüm, “Yapılan referandum ile aslında halk gereken cevabı bu iktidara vermişti. Ve referandumda Hayır çıkmasına rağmen halkın iradesini gasp ederek hak etmedikleri bir koltukta oturuyorlar. Böylelikle halkın iradesini yok saydılar. Biz baskı zulüm ve yoksullukları bu ülkeye yakıştıramıyoruz” diye konuştu.

    “ÜLKEDE İNSAN HAKLARINDAN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Ortadoğu ve Avrupa’da diplomatik ilişkimizin iyi olduğu bir ülkenin kalmadığının altını çizen CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, “Artık bu ülkede insan haklarından, barıştan demokrasiden söz etmek mümkün değil. 15 yıldır görevde olan bu iktidar Aleviler’in, Kürtler’in, azınlıkların ve kadınların sorunlarını çözmemiştir. Her gün Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir kadın cinayete kurban gitmektedir. Bizim çocuklarımız vakıf yurtlarında tecavüze uğruyor. İşte biz tüm bu haksızlıklara karşı ve şuan ölümle karşı karşıya olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN-İsmet SEFER/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Tüm gözaltında kaybedilenler ve herkes için adalet istiyoruz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Tüm gözaltında kaybedilenler ve herkes için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri 641. haftada İbrahim Çelik ve Edip Çelik’in mezar yerlerinin açıklanması talebiyle Galatasaray Meydanında bir araya geldi. Eylemde tüm gözaltında kaybedilenler ve ‘herkes’ için adalet istendi. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri eyleminin 641. haftasında, 10 Temmuz 1994’te Batman’ın Soğuksu Mezrası’nda evlerine yapılan baskın sonucu yer gösterme bahanesiyle evinden alınan İbrahim Çelik ve babasını yalnız bırakmamak için peşlerinden giden oğlu Edip Çelik’in akıbetinin açıklanmasını istedi.

    Eylemde açılan “Failler belli kayıplar nerede” pankartının üzerine kayıpların fotoğrafları, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler kondu.

    Açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Sehim Özakça’ya yaşatılan insanlık dışı müdahaleye derhal son verilmesi ve serbest bırakılmaları istendi.

    “ADALET SADECE MALTEPE İLE SINIRLI KALMASIN”

    Eylemde ilk konuşmayı yapan Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız sadece Cumartesi günleri burada oturmadığını zamanı el verdikçe davalara da katıldığını söyledi. Adaletin öncelikle Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için gerekli olduğunu kaydeden Yıldız, “Bizler 23 gündür değil 22 yıldır adalet istiyoruz. Hepimiz için adalet istiyoruz. Adalet sadece Maltepe ile sınırlı kalmasın” dedi.

    “İKTİDAR İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNİN MEŞRULUĞUNU KIRMAYA ÇALIŞIYOR”

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, içinde bulunulan koşullarda insan hakları savunucularının güvenliğiyle ilgili bir toplantı düzenlemek istediklerini ancak kendilerinin katılamadıkları bu toplantıda insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin göz altına alınmasına dikkat çekti. Daha önce İHD’ye yapılan baskıları hatırlatan Yoleri, adı konmayan bir silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması yaptıklarını, insan hakları mücadelesinin meşruluğunu kırmaya çalıştıklarını ifade etti. Televizyonların, radyoların, gazetelerin, gazetecilerin, akademisyenlerin kapatıldığı bu dönemde sadece insan hakları savunucularının sesinin çıktığını söyleyen Yoleri, iktidarın bundan rahatsız olduğunu belirtti. Yoleri “İnsan hakları mücadelesi sonlandırılamaz” dedi.

    “BEN BİR CUMARTESİ ÇOCUĞUYUM”

    İbrahim Çelik’in eşi ve Edip Çelik’in annesi Merse Çelik rahatsız olduğu için mücadelesini sürdüren kızı Feryal Çelik’in mektubu okundu. Feryal Çelik mektupta şunları belirtti:

    “Ben Galatasaray’ı mesken tutmuş bir kayıp yakınıyım. Cumartesi günleri Galatasaray’da ‘Babam nerede?’ diyen bir cumartesi çocuğu, ‘Kardeşim nerede?’ diyen bir cumartesi kardeşiyim… Bizi mezarsızlığa mahkum edenlerden davacıyız. Adalet istiyoruz. Barış istiyoruz. Anne-babalar evlatsız, evlatlar anne-babasız kalmasın istiyoruz.”

    “KARANLIĞI AŞMANIN TEK YOLU HERKES İÇİN ADALET DEMEKTİR”

    Haftanın basın metnini cumartesi insanlarından Beyza Üstün okudu. Üstün “Türkiye’de insan hakları,  hukukun üstünlüğü, adalet ve barış gibi evrensel insanlık değerlerinin ‘yok hükmünde’ sayıldığı karanlık bir süreç yaşanıyor” şeklinde konuştu. Üstün karanlığı aşmanın tek yolunun “Herkes için hak ve özgürlük, herkes için adalet” demekten geçtiğini belirtti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Ali Kenanoğlu: HDP adalet yürüyüşü yapsa ne olurdu?

    Ali Kenanoğlu: HDP adalet yürüyüşü yapsa ne olurdu?

    PİRHA – Hubyar Sultan AKD kurucu başkanı ve 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu sosyal medya hesabından Adalet yürüyüşünü farklı açıdan değerlendiren bir yazı yayınladı. Kenanoğlu “Peki, şimdi burada şu soruyu soralım bakalım; Bu yürüyüşü HDP yapsaydı ne olurdu, ya da HDP Diyarbakır’dan Edirne’ye yürümeye kalksa ne olur?” sorularını sorarak yanıt aradı.

    HDP Adalet Yürüyüşü yapsa ne olur başlıklı yazıda Kenanoğlu şu değerlendirmelerde bulundu:

    “CHP’nin Ankara’dan İstanbul’a doğru başlattığı adalet yürüyüşün kamuoyundan Edirne’ye kadar olması şeklinde eleştiri ve talepler gelmeye başladığında kimi CHP’liler “o yürüyüşü de HDP yapsın bize ne” dediler.

    Diğer taraftan da CHP’nin dokunulmazlıkları kaldıran anayasa değişikliğine evet oyu vermesini eleştirip “Kılıçdaroğlu öncelikle bir öz eleştiri vermelidir” dediğimizde “eleştireceğinize siz de Diyarbakır’dan Ankara’ya yürüseydiniz” diyenler oldu.

    Biz de bu anlamda HDP yürüseydi ne olur duya bir bakalım dedik. Onun için de öncelikle CHP yürüyüşüne ve güvenlik önlemlerine bir göz atalım.

    CHP’nin Ankara İstanbul yürüyüşü konusunda konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş yürüyüş konusunda bütün güvenlik önlemlerinin alındığını söylemektedir. Zaten yürüyüş esnasında polisin ve jandarmanın özel güvenlik önlemleri her aşamada kendisini göstermektedir.

    CHP sözcüleri de yürüyüşle ilgili değerlendirme konuşmalarında güvenlik güçlerine sağladıkları güvenlik önlemlerinden dolayı teşekkür etmektedirler.

    Şehir merkezlerinde yürüyüşe bir provokasyon girişimi olmasın diye sokaklar kapatılmakta ve İstanbul’a yaklaştıkça da güvenlik önlemleri arttırılmaktadır. Çeşitli provokasyon girişimleri olsa da bu girişimler anında durdurulmakta ve güvenlik güçlerince sert bir şekilde karşılık verilmektedir.

    CHP’nin adalet yürüyüşünde güvenlik güçlerinin bu tutumu olması gerekendir. Sonuçta bir yurttaş topluluğu ve de Milletvekilleri, Ana muhalefet lideri, Anayasal ve demokratik bir hakkını kullanmakta; demokratik bir şekilde adalet için yürüyüş yapmaktadır. Bu yürüyüşe saldıran adalet düşmanı kuduz köpeklere asla fırsat verilmemeli ve en sert şekilde de engellenmelidirler.”

    “HDP DİYARBAKIR’DAN EDİRNE’YE YÜRÜMEYE KALKSA NE OLUR?”

    “Peki, şimdi burada şu soruyu soralım bakalım; Bu yürüyüşü HDP yapsaydı ne olurdu, ya da HDP Diyarbakır’dan Edirne’ye yürümeye kalksa ne olur?” diyen Kenanoğlu şöyle devam ediyor:

    “Acaba HDP’ye saldırmaya kalkan faşist kuduz köpekler bu şekilde engellenir miydi, yoksa ellerine sopa tutuşturulup seyredilir miydi, acaba polis ve jandarma güçleri şehir merkezlerinden geçerken tedbir mi alırdı, yoksa bizzat karşı protestolar mı örgütlenirdi?

    Bunun cevabını bulmak için 20 Temmuz 2015’den bu tarafa HDP’lilerin yaptıkları eylem, miting ve yürüyüşlere bakmanız yeterlidir.

    20 Temmuz 2015’den bu tarafa HDP Genel Merkezi dahil bütün il ve ilçe binaları polisin seyrettiği saldırılara uğramıştır. HDP’nin basın açıklamalarına yapılan saldırıları, yürüyüşlerinin nasıl engellendiğini Halk TV gibi kendine muhalif kanalları ve havuz medyasını izleyenler, sözcü ve aydınlık gibi ırkçı gazeteleri okuyanalar bilemezler.

    Nitekim HDP’nin adalet yürüyüşüne verdiği destek ve yaptığı destek ziyaretinden sonra yürüyüşe katılım yeri olan Kocaeli ilindeki HDP il binasının saldırıya uğraması ve binadaki HDP yöneticinin bıçaklanması önümüzde durmaktadır.

    Bu yürüyüşü HDP yapsaydı, AKP’liler, AKP’nin tosuncukları ya da AKP beslemesi ülkücüler değil, AKP ye muhalif gözüken MHP’liler ve Ulusalcı – Milliyetçi kimi CHP’lilerin de cepheden saldıracağını yaşadıklarımızdan biliyoruz. HDP yürüyüşe destek verdi diye Vatan Partisi gibi AKP şak şakçıları hemen sokağa çıkıp güya halkı uyarmayı görev edindiler bile.”

    “AYIPTIR ZÜLÜMDÜR, GÜNAHTIR”

    Son olarak “HDP her türlü adalet arayışını desteklediği gibi adalet gibi kavramların içinin boşaltıldığı durumlarda da eleştirmek ve hakikati hatırlatmak durumundadır” diyen Kenanoğlu yazısını şöyle tamamlıyor. “Adaletin sadece kendine değil herkese olması gerektiğini ve de bunun sözde değil pratikte de yapılması gerektiğini hatırlatıp, bunu yapmayanları da öz eleştiriye davet edecektir. Zira bu ülkede hak, hukuk, adalet, demokrasi, barış ve özgürlük için bedelin her türlüsünü ödeyen HDP’ye kimsenin “kendiniz yürümüyorsunuz, sadece eleştiriyorsunuz” demeye hakkı yoktur.

    HDP’ye bunu söylemek ayıptır, zulümdür, günahtır…”