Etiket: adef

  • Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    Dersim’deki kayyıma ortak tepki: Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz!

    PİRHA – DİK, FDG, AABK, FEDA, DSKD, DKG ve ADEF, Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımlara tepki gösterdi. Ortak yapılan açıklamada, “Kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almanın tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir. Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur ama zafer olmaz” denildi.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi.

    Dersim’e atanan kayyımlara tepkiler yükselmeye devam ederken Dersim İnşa Kongresi (DİK), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği (DSKD), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ve Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), ortak yazılı bir açıklama yaptı.

    “MUHALİF TÜM ÇEVERELER KAYYUM TEHDİDİ ALTINDADIR”

    Kurumların ortak açıklamasında 2016’da çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe sokulan kayyum uygulamasının yasal dayanağı olmadığı halde bir yönetim biçimi haline getirildiği vurgulandı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum diktası başlangıçta her ne kadar Kürt halkının iradesi ile seçilmiş HDP Belediyeleri’ni hedeflemiş olsa da, günümüzde tüm muhalif kesimlerin başında sallandırılan bir Demoklesin kılıcı haline gelmiştir. Son on yılda çok açık bir şekilde görüldüğü üzere üniversitelerden, meslek kurumlarına, sendikalardan barolara kadar siyasi iktidara muhalif tüm sivil toplum örgütleri ve çevreler kayyum tehdidi altındadır.

    AKP/MHP diktası bir yandan açıktan darbe yaparken, öte yandan ‘Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’ örneğinde görüldüğü üzere kimi zaman da dolaylı yöntemlerle kayyum uygulamasını sürdürmektedir. Tüm bunların sonucudur ki, Türkiye Erdoğan’a tanınan özel yetkiler sonucu kararnamelerle yönetilen olağanüstü hal rejimine mahkum edilmiştir. Bu durum yalnızca kayyum darbesine maruz kalanların değil; çoğulcu demokrasi, insan hak ve özgürlükleri sorunudur.

    “AMAÇ, KUTSAL MEKANLARI, DOĞAYI YAĞMAYA AÇIK HALE GETİRMEK”

    Öte yandan kayyum darbesinin siyasi iktidarın mantığına göre farklı amaçlara odaklandığı da, üzerinde önemle durulması gereken bir olgudur. Buna göre Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyum atama, aynı zamanda buraya yönelik geliştirilen özel politikalarla doğrudan ilintilidir. Dersim’in, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze toplumsal mühendislik politikalarının temel uygulama alanı seçildiği, bilinmektedir. AKP/MHP iktidarında ise inancın başkalaştırılması, demografik yapının dönüştürülmesi, Alevi inancının kutsal mekanı doğanın anlam kaybına uğratılarak yağmaya açık hale getirilmesi, dil kırım politikalarının nihayete ulaştırılması temel amaç olarak benimsenmiştir.

    “AÇIKTAN TAVIR ALMAK TARİHSEL GÖREVDİR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi başta olmak üzere AKP/MHP iktidarı devletin tüm kurumlarını kurucu politikanın güncelleştirilmesi kapsamında seferber ederek, Dersim toplumunun kültürel kimliğini ve yaşamını çok katmanlı bir ideolojik, siyasi ve inançsal kuşatmaya almıştır. Halk iradesi ile seçilmiş Dersim Belediyesi tüm bu kuşatmalara karşı bir nefes borusu, bir direnç alanıdır. Kayyum darbesi ile bu nefes borusu kesilmek ve Dersim toplumunun kurucu politika bağlamında dönüştürülmesi nihayete ulaştırılmak istenmektedir. Bu bağlamda Dersim’e sahip çıkmak, kayyum darbesine karşı açıktan ve en güçlü şekilde tavır almak tüm Alevi toplumunun ve kurumlarının tarihsel görevidir.

    “ONURUMUZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Dersim’e sefer olur, ama zafer olmaz. Dersim halkı bugün de kayyum darbesine karşı direniyor, iradesine sahip çıkıyor. Esenyurt’tan, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’a kadar halkın direnen iradesini selamlıyoruz. Dersim ve Ovacık yalnız değildir. Kayyum derhal geri çekilmeli, belediye yönetimi halkın seçilmiş iradesine teslim edilmelidir. Kayyum darbedir, irade gaspıdır. Bu faşizan uygulamaya derhal son verilmelidir. Dersim onurumuzdur, onurumuza sahip çıkıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler İstanbul’da anıldı-VİDEO

    Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy’de anma etkinliği düzenlendi. Anmada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Alevilerin inançları, yaşadığı bütün mekanlar bizim açımızdan hak ve hakikate tekabül ediyor. Yok etmek istedikleri, bu hak ve hakikatin kendisiydi. Geldiğimiz aşamada başaramadıklarını söylemek gerekiyor” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 86. yılında hayatını kaybedenler İstanbul Kadıköy’de anıldı. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) ortaklaşa düzenlediği anma etkinliğine Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile İstanbul Milletvekili adayları Turgut Öker, Cemil Güngören, Hasan Cemal‘in yanı sıra Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Munzur Çevre Derneği (MÇD) de katıldı.

    “DERSİMLİLERİN KARA GÜNÜ”

    Kurumlar adına ortak basın açıklamasını DEDEF’ten Sebahat Babayiğit okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Xo vira meke! Unutma! 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nde hayatını kaybeden kendilerine bir kefen ve mezar yeri nasip olmayan on binlerce canımızı anma günüdür, Dersimlilerin kara günüdür.

    Bildiğiniz üzere, Türkiye cumhuriyeti bakanlar kurulu 4 Mayıs’ta çıkardığı kanunun neticesinde 1937-1938 yıllarında Dersim’de tedip ve tenkil harekatı yapılmış, çoluk-çocuk, genç, yaşlı on binlerce masum sivil katledilmiş, yine on binlercesi ailelerinden koparılarak Anadolu’nun değişik illerine sürgün edilmiştir. Ayrıca, binlercesi de hapishanelerde, dağlarda ve mağaralarda ölüme terk edilmiş, küçük kızlar zorla alı konulmuş, inanç ve gelenekler yasaklanarak Dersim coğrafyası tarumar edilmiştir. Bu acıların üzerinden tam 86. yıl geçmiştir. Tüm bu yaşananlardan dolayı biz Dersim Halkı olarak 4 Mayıs’ları Tertele Dersim günü olarak anmaktayız.

    1937-38 Dersim Tertelesi Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti, Dersim toplumunu sürekli bir biçimde bünyesi içinde yabancı bir varlık olarak görmüş Dersim’in kendine özgü yaşam tarzını, siyasi, sosyal ve kültürel kimliğini ortadan kaldırmak istemiş ve nihayetinde Tunceli tenkil harekatı ile bunu fiilen gerçekleştirmiştir.

    “YALAN VE HİLEYLE ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİ”

    ”Dersim 37-38” resmi tarihin yazdığı ”birlik-beraberliğimizi nasıl kurduk” hikayesinin en kanlı sayfasıdır. Ve şimdi bu sayfada unutulmayan, unutturulamayan acı, bütün zamanların baskılarına, yasaklarına galebe çalmış bir gerçek olarak kendisini bize hatırlatıyor. Gerçek bir ”birlik ve beraberlik”, Dersim 37/38 acısı ile yüzleşmeden, bu yarayı onarmadan mümkün değildir.

    Bu nedenle Dersim 37/38 sadece Dersimlilerin değil, ülkemizde ve dünyada yaşayan herkesin meselesi ve derdi olmalıdır. Bu sebeple Dersim’de devlet eliyle yaşatılan bu tertele, bugüne kadar yine yalan ve hileyle üstü örtbas edilmek istendi. Bu yalan perdesini yırtıp atmak Türkiye halklarının ortak çabasıyla ancak mümkündür.

    Devletin olanaklarını elinde bulunduran bugünkü siyasilerin ”ileri demokrasi” adına yapacağı en büyük iyilik Dersim dosyasını siyasi malzeme olarak tutmadan tarihimizin en önemli kara kutusu olan dosyasının açılmasını sağlamasıdır. Bir kez daha sesleniyoruz, dünya devletleri ve insanlık ailesi de Dersimlilerin bu çığlığına kulak vermelidir. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir.

    “HİÇBİR ŞEYİ UNUTMADIK”

    Dünyada pek çok örneği vardır; bu sebeple kurumsal olarak TBMM geçmişte yaptığı bu büyük hatayı bir kanunla düzeltmeli ve çıkarılacak bu yeni kanunla aşağıdaki taleplerimizi yerine getirmelidir:

    Biz Dersimliler, hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik. Arşivler açılsın. Dersim ismi iade edilsin. Dersim halkından resmi olarak özür dilensin. Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listeleri açıklasın. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın. Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın. Dersim’de doğanın talanına yol açacak projeler iptal edilsin!”

    “ALEVİLERİN İNANÇLARI HAK VE HAKİKATE TEKABÜL EDİYOR”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Zazaca olarak başladığı konuşmasının devamında “Alevilerin inançları, Alevilerin yaşadığı bütün mekanlar bizim açımızdan hak ve hakikate tekabül ediyor. Yok etmek istedikleri bu hak ve hakikatin kendisiydi. Geldiğimiz aşamada başaramadıklarını söylemek gerekiyor. Sizin mücadeleniz bugün bütün Türkiye toplumu tarafından sahipleniyor. Dersim’in hakkı ve hakikati yerini buluncaya kadar da bu devam edecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul’da yapılacak anmaya katılım çağrısı

    Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul’da yapılacak anmaya katılım çağrısı

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde 4 Mayıs’ta saat: 19.37/38’de anma etkinlikleri düzenlenecek. Dersim dernekleri, tüm Dersimlileri ve Dersimlilerin dostlarını anmaya davet etti. 

    Dersim Katliamı’nın 86. yılında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde anma programları düzenlenecek. İstanbul’daki anma etkinlikleri ise Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) 4 Mayıs 2023 günü Kadıköy’e çağrı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Gazi Cemevi önünde anma programı yapacağını duyurdu.

    “KOCA BİR NESİL ANASIZ-BABASIZ BIRAKILDI”

    DEDEF, ADEF ve DAM tarafından yapılan çağrı şöyle:

    “Tunceli tenkil harekatı’ adıyla bilinen Dersim halkına yönelik soykırım, imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında alınmıştır. Aynı gün Dersim toprakları bombalanarak; yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden halktan binlerce insan öldürülmüştür.

    Askeri operasyon yaklaşık iki yıl sürmüş ve bu operasyonlarda on binlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edilmiş, aileler parçalanarak, tek tek köylere, ilçe ve vilayetlere dağıtılmıştır. Zorla sürgün edilmişlerdir.

    Dersim 38 Katliamı ile koca bir nesil anasız-babasız bırakıldı. Çok sayıda Dersimli yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum edildiler. Çoğumuz dede, nene, hala, kardeş, amca, dayı, duygusundan yoksun büyüdüler.
    Bir insanın annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamasının ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bu duyguyu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar.

    Bu yaraların bir nebze iyileştirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için 4 Mayıs’ın (Roza Şae/ Kara Gün) Dersim 38 Tertelesi’nin anma günü olarak kabulu gerekmektedir.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2023 (Saat: 19.37/38 ) Kadıköy Rıhtımda Buluşuyoruz. Anmaya (Roza Şae / Kara Gün ) tüm Dersimli ve Dersim Dostlarını bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ediyoruz’

    ’13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ediyoruz’

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, Dersim İnşa Kongresi, ortak yazılı bir açıklama yaparak, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni Maraş merkezli depremlerde kaybedilen canlara ithaf ettiklerini duyurdu. 

    13. Avrupa Dersim Kültür Festivali 26-27 Mayıs 2023 Tarihlerinde Frankfurt’da gerçekleşecek.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim İnşa Kongresi (DİK), ortak yazılı bir açıklama yaparak, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybedilen canlara ithaf ettiklerini duyurdu.

    Cumhuriyetin birinci yüzyılı geride bırakılıp, ikinci yüzyıla girerken Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin; inkârın, katliamın ve soykırımların yaşanmayacağı yeni yüzyılda halkların ve inançların özgür ortak yaşamlarına vesile olmasının istenildiği açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Türk ulus devletinin inkârcı, katliamcı ve soykırımcı birinci yüzyılının geride kalacağı, ikinci yüzyıla girmek üzere olduğumuz bu süreçte, Avrupa Dersim Kültür Festivali inkârın, katliamın ve soykırımların yaşanmayacağı yeni yüzyılda halkların ve inançların özgür ortak yaşamlarına vesile olsun istiyoruz.

    İnsani ve meşru olan bu arzu ve dileğimize rağmen Türk devleti katliam ve soykırımda ısrar etmektedir. Bu nahak zihniyetini 6 Şubat’ta yaşanan doğal afette de göstermekten kaçınmadı. Hem deprem öncesi görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek, hem de deprem sonrasında sorumluluklarından kaçarak, hatta devletin görevlerini karşılamaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin insani ve vicdani dayanışmalarını engelleyerek adeta Kürt- Alevi ve Arap- Alevi soykırımının yaşanmasına neden oldu.

    Devletin ve AKP- MHP iktidarının bu ırkçı ve faşist zihniyetinin neden olduğu yüzbinlerce canımızı saygı ve minnetle anarken, 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’ni depremde kaybettiğimiz canlarımıza ithaf ettiğimizi bu vesile ile belirtmek isteriz.

    “HALKIMIZA ASİMİLASYON VE İNKAR DAYATILIYOR”

    Devlet geçen yüzyılda neden olduğu soykırımlarla yüzleşip, hesap vereceğine katliamda ısrar etmekte, bölgeyi Kürtsüzleştirme, Alevisizleştirme ve bu planı ile Demografik dönüşümü sağlayarak hafızasızlaştırmanın faaliyetleri içinde olup, halkımıza inkâr ve asimilasyonu dayatmaktadır. Tam da bu nedenlerle devletin fiziki ve kültürel soykırımına karşı 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali’nde dilimize, kültürümüze, inancımıza, kimliğimize ve varlığımıza sahip çıkarak cevap olalım istiyoruz.

    Bu amaç doğrultusunda; T.C Soykırımlarla Yüzleş, Dersim Soykırımını Tanı! Ana şiarımızla tarihi Dersim coğrafyasında yaşayan halklar, inançlar ve toplumsal kesimlerle buluşalım istiyoruz. Nefeslerimizi, klamlarımızı, deyişlerimizi ve ağıtlarımızı seslendirerek kültürümüzü ve inancımızı yarınlara taşıyalım istiyoruz.
    Ana dilimizle şarkılarımızı seslendirecek, ağıtlarımızla acılarımızı ortaklaşacak, aydın ve yazarlarımızla karanlığa ışık olalım istiyoruz.
    Gelin canlar dayanışarak yeni yaşamı kuralım! Faşizme karşı tek yürek olalım! Dayanışma yaşatır!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler 85. yılında İstanbul’da anıldı-VİDEO

    Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler 85. yılında İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim Katliamı’nın 85. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri İstanbul Kadıköy’de andı.

    Kadıköy Rıhtım’daki anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Halk Cephesi, Munzur Çevre Derneği temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Anma programı katliamda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Basın açıklamasını DEDEF’ten Hasan Şen okudu.

    Açıklamada, “4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan Bakanlar Kurulu bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesine karar vermişti. Biz Dersimlilerin Roca Şaâ – Kara Gün dediği o günden sonra halkımıza karşı kitlesel kırım yapıldı. Bu nedenle; Dersim Tertelesi’nin 85. yıldönümünde katliamda hayatlarını kaybedenleri saygı ve hürmetle anarken, katliamcı uygulamaları nefretle kınadığımızı ifade etmek istiyoruz” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “4 Mayıs1 937 Bakanlar Kurulu kararıyla, Dersim’de köyler boşaltıldı, evler yakıldı; halkımız, dünyada eşi, benzeri görülmemiş bir katliama tabi tutuldu. Bu kırımda; canlarını kurtarmak için mağaralara sığınan kadın ve çocuklar, zehirli gazlarla öldürüldüler. Masum çocuklar; bilhassa da kız çocukları ailelerinden zorla alınarak, başta subaylar olmak üzere askeri personele savaş ganimeti olarak verildi. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karş değil, tüm insanlığa karşı suç işlendi. Bu yönüyle Dersim’de bir insanlık suçu işlenmiştir. Bugün başta bizlere, bütün insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi, insanllk huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen katliamın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını ‘düşman’ olarak kodlayıp yok eden tekçi, ırkçı ideolojidir. Bu tekçi uygulamayı savunan hükümetler 85 yıl boyunca aynı yaklaşımı göstermiş ve göstermektedirler. Müesses nizamın günümüzdeki devamı ise, benzer uygulamaları sürdüren mevcut siyasal iktidardır. Günümüzün siyasal iktidarı da o günlerden aldığı mirasla barajlar, HES’Ier, madenler, ormanların yakılması, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile bu siyaseti sürdürmekte; bu yönüyle de Tertele devam etmektedir.

    1937/1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde başta Seyid Rıza olmak üzere Dersim’in önde gelenleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri aradan 85 yıl geçmesine karşın halen açıklanmamıştır.

    Dersim 85 yıldır, yaralarını sarmaya, inkâr edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Dersim toplumu ve Dersim kurumları olarak sonuç alıncaya kadar hak ve hakikat yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.

    Devletin tüm kurumlarıyla bir soykırım olan Dersim Tertelesi’yle yüzleşmesini talep ediyoruz. Bu yüzleşme aynı zamanda yeni kırım ve katliamların yaşanmasının yolunu da kapatacaktır.

    Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde, ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Dersim Katliamında yaşamını yitirenleri hürmetle anarken, 4 Mayıs gününün”1937-38 Dersim Tertelesi Günü” olarak resmen kabul edilmesini öncelikle talep ediyoruz.”

    Açıklamada şu talepler de sıralandı:

    • Dersim Katliamı öncesi ve sonrasına dair arşivler açılsın.
    • Tertele’de ne kadar insanımızın katledildiği açıklansın.
    • Dersim ismi iade edilsin.
    • Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    • Başta Seyid Rıza ve yol arkadaşları olmak üzere, idam edilenlerin mezar yerleri açıklansın.
    • Dersim halkından resmen ve etkili bir şekilde özür dilensin.
    • Dersimde ekolojik tahribata yol açacak projeler derhal iptal edilsin.

    HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü de yaptığı konuşmada, “Tertele’de hayatlarını kaybeden tüm canları sevgiyle selamlıyorum. 85 yıldır bir hakikat mücadelesi veriliyor. 85 yıldır soykırımın tanınması mücadelesi veriliyor. Katliamı gerçekleştirenler soykırımın devamını sağlamaktadır. Sadece Alevi halkına değil Kürt halkına yönelik de bir katliamdır. İttihak ve Terakki anlayışı hala sürüyor. Barış, demokrasi ve inanç özgürlüğünün hayat bulduğu güne kadar mücadelemiz devam edecek. Katliamı gerçekleştirenler bir gün bunun hesabını verecektir. Yaşananlar ile yüzleşilmesi gerekiyor” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise, “Türkiye tarihi artık her güne bir katliamın denk düştüğü bir tarih oldu. Nasıl vahşice bir katliam yapıldığını biliyoruz. Niye yaşandığını da biliyoruz. Asimilasyoncu, sömürgeci, tekçi anlayışın yaşattıkları devam ediyor. İnkarcı politika hep sürüyor. Bize düşen bu anlayışa karşı mücadele etmek olmalı. Katliamlara hep birlikte ‘hayır’ demeliyiz. Yüzleşilmesi, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor. Hesap vermelidirler ki bir daha böyle bir katliam yaşanmasın. Resmî bir özür gerekiyor. Tunceli isminin Dersim olması gerekiyor. Asıl emri verenlerin açığa çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Açıklamaların ardından sanatçılar Kırmançki “Daye Daye” ağıdını söylediler.

    Program, lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim Katliamı’nın 85. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri İstanbul Kadıköy’de anacak. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), “Hiçbir şeyi unutmadık. Hiçbir şeyi affetmedik” başlığıyla yaptıkları duyuru ile Dersim Tertelesi’nin 85. yıl dönümünde İstanbul Kadıköy’de bir araya geleceklerini kaydetti.

    Üç kurum 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü saat 19.37’de Kadıköy Rıhtım alanında buluşarak, katliamda hayatını kaybedenleri anacak.

    Çağrı metni şu şekilde:

    “DERSİMLİLER VE DOSTLARI OLARAK KADIKÖY’DE BULUŞUYORUZ”

    “4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan T.C. Bakanlar Kurulu bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesine karar vermişti. Biz Dersimlilerin Roca Şaê – Kara Gün dediği o günden sonra halkımıza karşı kitlesel kırım yapıldı. 4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla, halkımıza karşı büyük bir insanlık suçu işlendi.

    Bizler 4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi gününde; soykırımda yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geliyoruz. Bu amaç ile coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını görünür kılmak istiyoruz.

    Ayrıca 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü, Saat 19.38’de, Dersimliler ve Dersim dostları olarak Kadıköy Rıhtım’da buluşuyoruz.

    Anmaya katılamayan dostlarımızı da aynı saatte, evlerinde mum / çıra yakmaya, sosyal medyada açacağımız #dersimrocasae hashtagına destek vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    PİRHA-İstanbul’ da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Yapılan anmada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.

    15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Resık Uşen (Seyit Rıza’nın oğlu), Aliye Mırzê Sıli, Hesenê İvraime Qıji ve Hesen Ağa’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 84 yıl geçti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri Zeynel Özen ve Musa Piroğlu ile Munzur Çevre Derneği de katıldı.

    Anmada söz alan kurum yöneticileri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyerek; “Seyit Rıza Kerbela’da şah Hüseyin’dir. Madımak’ta Hasret’tir. Pir Sultan’dır. 84 yıldır seyidimizin huzuruna gidip mum yakamıyoruz. Bu bize derttir. Milyonları sokağa dökmeden hesap soramayız. Seyit Rıza’dan bu yana bu topraklarda katliamlar sürüyor” şeklinde konuştular.

    “DERSİM’DE TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”

    Anmada yapılan basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Özcan Tacar okudu. Tacar, idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “1937/38 Dersim Soykırımında, DERSİM toplumunun geleneksel önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler. Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derinliğinde hissediyoruz. Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır.”

    “FARKLI OLMA HAKKINI DÜŞMAN OLARAK KODLAYIP YOK EDEN IRKÇI İDEOLOJİ VAR”

    Toplumu tek tipleştirici devlet iradesinin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini ifade eden Tacar; “4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır” şeklinde konuştu.

    “DERSİM 80 YILDIR, YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYOR”

    AKP iktidarının, o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmaları, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirdiğini söyleyen Tacar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 80 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.”

    “TALEPLERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Tacar, DEDEF ve ADEF olarak taleplerini bir kez daha sıralayacaklarını belirterek; “*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.

    *Dersim halkından özür dilensin.

    *Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    *Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

    *Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

    *Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.

    Herkesi taleplerimizin gerçekleşmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

    Anma paylaşılan lokmaların ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ADFE Başkanı Fırat: Toplumsal barış için Dersim Katliamı’yla yüzleşilmelidir

    ADFE Başkanı Fırat: Toplumsal barış için Dersim Katliamı’yla yüzleşilmelidir

    PİRHA-Dersim Katliamı’nın 84. yılı dolayısıyla açıklama yapan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, Alevilerin tarih boyunca katliama uğradığını hatırlatarak, “Dersim Tertelesi’nin hakikatlerine ulaşmak ve katliamla yüzleşmek, toplumsal barış için şarttır” dedi. 

    4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararı ile Dersim’e askeri harekâtlar düzenlenmiş, bu harekâtlarda da on binlerce Dersimli katledilmişti.

    Katliamın 84. yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı ve Garip Dede Dergâhı Başkanı Celal Fırat, Dersim’in o yıllarda Cumhuriyet hükümeti için bir tehlike olarak görüldüğünü belirterek devletin bu katliamla yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Dersim’de her kesime yönelik acımasızca bir katliam ve asimilasyon politikası yürütüldüğünü dile getiren Fırat, “Resmi verilere göre; 13 bin 160 kişinin öldürüldüğü, 11 bin 818 kişinin sürgün edildiği kayıtlı. Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce insanın sürgün edildiği, yüzlerce köyün boşaltılıp yakıldığı, yüzlerce kız çocuğunun kaybedildiği katliamın sonunda Seyit Rıza idam edildi. Evet Dersim’de 1937-1938 soykırım yaşandı. Mağaralara sığınan kadınlar, çocuklar zehirli gazlarla yok edildi, bu tek başına soykırımın önemli bir göstergesidir. Diğer yandan çocuklara kaşı yürütülen acımasız bir politika vardı. Anasız-babasız kalmış çocuklar Türk ailelerin yanına verildi. İsimleri değiştirildi, Türk gibi, Müslüman gibi yetiştirilmeleri, sürgün edilen kardeşlerin, birbirleriyle akraba olanların, Batı’da, ayrı ayrı illere yerleştirilerek birbirlerinden haberdar olamamaları için her türlü önlem alındı” diye belirtti.

    Dersim’in her tarafında toplu mezarlar olduğunu ifade eden Fırat şunları aktardı:

    “Munzur Vadisi’nde, Peri Vadisi’nde, Avareş’de, Mazgirt’te ve birçok yerde. Dersim Terletesi analiz içerikli olmaktan çok belgesel nitelikte anlatıldı. Bu durum, günümüzde tarihi kıyaslama açısından yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle gerçeklerle yüzleşmek çok daha hakikate erişmekle olmalı, yaşanan katliamın boyutunu öznel bir değerlendirmeyle anlatmak bile acının tarifini imkânsızlaştırıyor. Dersim toprakları Alevilik inancının itikadıdır. Zulüm görenlerin acısını paylaşan, onlara destek olmaya çalışan bir coğrafyadır. Bu nedenle yüzyıllarca inançsal, sosyal, kültürel çok yönlü kuşatmaların altında kalmıştır. Alevilik inancının kabul edilmemesi, hakim yayılmacı Sünni İslam zihniyetinin, Alevileri sorun olarak görmesidir. Bu nedenle daha sonra yaşanan tüm Alevi katliamlarının amacı aynıdır, yok saymak, ötekileştirmek, göz ardı etmek ve dönüştürmektir.”

    Bugün hala devletin Alevi sorunlarını, politikasını kendi çizdiği çerçeveler içerisinde çözmeye çalıştığını vurgulayan Fırat son olarak şunları kaydetti:

    “Devlet kendisine bağladığı Alevi kurumlar aracığıyla topluma ulaşmaya çalışıyor yani kısacası her defasında aslında kendisine dönüştürdüğü dört dörtlük Aleviliğin peşinde. Ancak bunu başaramıyor çünkü Aleviler yaşanan tüm bu politikalara karşı itirazlarını yapıp demokratik yol ve yöntemlerle mücadelelerini sürdürdüler ve sürdürmeye devam ediyorlar. İşte geçmişte yaşanan tüm katliamlarla devletin yüzleşmesini de sağlayacaklardır. Bize göre teorisi yapılmış canavarlığın icrası ile tarih boyunca vuku bulmuş bir gerçekliktir. İnkar edenler de failleri kadar haysiyetsiz, ahlaksız ve zalimdirler. Ve Dersim Tertelesi’nin hakikatlerine ulaşmak ve katliamla yüzleşmek, toplumsal barış için şarttır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP, EMEP, İHD, DEDEF ve ADEF’ten ortak çağrı: Dersim Katliamı’nın belgeleri açıklansın

    HDP, EMEP, İHD, DEDEF ve ADEF’ten ortak çağrı: Dersim Katliamı’nın belgeleri açıklansın

    PİRHA-HDP ve EMEP Dersim il örgütleri, İHD Dersim Şubesi, DEDEF ve ADEF, Dersim Katliamı’nın belgelerinin açılması ve devletin özür dilemesi çağrısında bulundu. Çağrıda, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin ve 1937-1938’de ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açıklanması istendi.

    HDP Dersim İl Örgütü, EMEP Dersim İl Örgütü, İHD Dersim Şubesi, DEDEF ve ADEF, Bakanlar Kurulu tarafından 4 Mayıs 1937’de başlayan Dersim Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada Dersim Katliamı’nın detaylı bir şekilde araştırılması çağrısında bulunuldu.

    “1937-1938’DE NE KADAR İNSANIN KATLEDİLDİĞİNE DAİR ARŞİVLER AÇIKLANSIN”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, 84 yıl önce yaşanmış kanlı tarihle yüzleşilebilmesi için resmi özür dilenmesini istedi.

    Açıklamada, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması istenerek, “1937-38 yıllarında ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açılması, kamuoyunda ‘Dersimin kayıp kızları’ olarak bilinen, evlatlık verilmiş çocuklarla ilgili belgelerin açılması, sürgüne gönderilen insanlarımızın akıbetine dair belgelerin açıklanması ve Dersim isminin resmi olarak tekrar iade edilmesi ile ancak mümkün olabilir. Halkımızın bu haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır” denildi.

    “DERSİMLİLERDEN, TÜRKİYE TOPLUMU VE İNSANLIK AİLESİNDEN ÖZÜR DİLENMELİDİR”

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu da (ADEF), 1938 sonrası doğan Dersimlilerin korkunç ve kanlı katliamlar silsilesinin hikayeleriyle büyüdüğünü ifade etti. Ülkede yaratılan korku ortamından dolayı yaşlıların, annelerin ve babaların 60, 70 sene Dersim-38 trajedisini çokça konuşamadıklarına dikkat çekilen açıklamada, “Konuşmaktan imtina ettiler; keza çocuklarının başına aynısının gelmesinden yıllar boyu korktular! Bu sebeple bizler, bu kuşağın devamındaki nesiller ninnilerle değil, ağıtlarla büyüyen bir kuşağız. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir” denildi.

    “SEYİT RIZA VE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi ise katliama ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, devletin Dersim’le yüzleşmesini talep etti. Açıklamada, TBMM bünyesinde “Dersim İçin Hakikat Komisyonu” kurulmasını, komisyon çalışmaları tamamlandıktan sonra komisyonun önerileri doğrultusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak soykırımın tanınması, özür dilenmesi ve onarıcı adalet çözümleri üzerinde durulması gerektiğine yer verildi.

    Açıklamanın devamında şu talepler sıralandı:

    *Dersim adının iade edilmesini,

    *Dersim katliamında idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını,

    *Yapılan askeri operasyonlar sonucu katledilmeyip sağ olarak yakalanan kız çocuklarının akıbetinin açıklanarak aileleri ile buluşturulmasının sağlanmasını,

    *Dersim’in insansızlaştırılma politikasından vazgeçilerek halen yapımı süren HES ve diğer barajların iptal edilerek doğal ve kültürel tahribata son verilmesini,

    *Dersim’deki doğal ve kültürel inanç merkezlerinin muhafaza altına alınarak Dersim halkının yerel temsilcilerine (Dersim Belediyesi gibi) devrinin sağlanmasını, talep ediyoruz.

    “KATLİAMLA İLGİLİ HİÇBİR ADIM ATILMADI”

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve literatürde böyle bir şey varsa ben özür dilerim” sözlerini hatırlattı. Şimdiye kadar devlet adına özür dilemek bir yana katliamla ilgili hiçbir adım atılmadığı ifade edilen açıklamada, yeri geldiğinde muhalefeti sıkıştıracak siyasi bir malzeme olarak kullanıldı belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

  • DEDEF-ADEF: 4 Mayıs Dersimlilerin kara günüdür

    DEDEF-ADEF: 4 Mayıs Dersimlilerin kara günüdür

    PİRHA- DEDEF ve ADEF ortak açıklama yayınlayarak, 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nde hayatını kaybedenleri andı. Açıklamada “Dersim 37-38 resmi tarihin yazdığı ”birlik-beraberliğimizi nasıl kurduk” hikayesinin en kanlı sayfasıdır” denilerek, devletin Dersimlilerden, tüm toplumdan özür dilemesi gerektiği belirtildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), yazı açıklama yaparak, 4 Mayıs Dersim 1937-1938 Tertelesi’nde hayatını kaybedenleri andı.

    Açıklamada “Kendilerine bir kefen ve mezar yeri nasip olmayan onbinlerce canımızı anma günüdür, Dersimlilerin kara günüdür” denilerek, şunlar ifade edildi:

    “Bildiğiniz üzere, Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu 4 Mayıs’ta çıkardığı ” Tunceli vilayeti idaresi hakkına 2884 sayılı kanunun” neticesinde 1937-1938 yıllarında Dersim’de tedip ve tenkil harekâtı yapılmış, çoluk-çocuk, genç, yaşlı on binlerce masum sivil katledilmiş, yine on binlercesi ailelerinden koparılarak Anadolu’nun değişik illerine sürgün edilmiştir. Ayrıca, binlercesi de hapishanelerde, dağlarda ve mağaralarda ölüme terk edilmiş, küçük kızlar zorla alıkonulmuş, inanç ve gelenekler yasaklanarak Dersim coğrafyası tarumar edilmiştir.”

    “DERSİM 37/38 ACISI İLE YÜZLEŞMEDEN, BU YARAYI ONARMADAN MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    “Bu acıların üzerinden tam 83 yıl geçmiştir. Tüm bu yaşananlardan dolayı biz Dersim halkı olarak 4 Mayıs’ları Dersim Tertele günü olarak anmaktayız” denilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “1937-38 Dersim Tertelesi sıradan bir katliam değildir. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Dersim toplumunu sürekli bir biçimde bünyesi içinde yabancı bir varlık olarak görmüş Dersim’in kendine özgü yaşam tarzını, siyasi, sosyal ve kültürel kimliğini ortadan kaldırmak istemiş ve nihayetinde Tunceli Tenkil Harekâtı ile bunu fiilen gerçekleştirmiştir. Dersim 37-38 resmi tarihin yazdığı ”birlik-beraberliğimizi nasıl kurduk” hikayesinin en kanlı sayfasıdır. Ve şimdi bu sayfada unutulmayan, unutturulamayan acı, bütün zamanların baskılarına, yasaklarına galebe çalmış bir gerçek olarak kendisini bize hatırlatıyor. Gerçek bir ”birlik ve beraberlik”, Dersim 37/38 acısı ile yüzleşmeden, bu yarayı onarmadan mümkün değildir. Dersim37/38 sadece Dersimlilerin değil, ülkemizde ve dünyada  yaşayan herkesin meseledir ve derdidir. Bu sebeple Dersimde devlet eliyle yaşatılan bu tertele, bugüne kadar yine yalan ve hileyle üstü örtbas edilmek istendi. Bu yalan perdesini yırtıp atmak Türkiye halklarının ortak çabasıyla ancak mümkündür.”

    “DEVLET DERSİMLİLERDEN VE TÜRKİYE TOPLUMUNDAN RESMİ OLARAK ÖZÜR DİLEMELİDİR”

    Açıklamanın devamında devletin olanaklarını elinde bulunduran bugünkü siyasilerin ”İleri demokrasi” adına yapacağı en büyük iyilik Dersim dosyasını siyasi malzeme olarak tutmadan tarihimizin en önemli kara kutusu olan dosyasının açılmasını sağlaması gerektiği vurgulanarak, şunlar dile getirildi:

    “Dünya devletleri ve insanlık ailesi de Dersimlilerin bu çığlığına kulak vermelidir. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir. Dünyada pek çok örneği vardır; bu sebeple kurumsal olarak TBMM geçmişte yaptığı bu büyük hatayı bir kanunla düzeltmeli ve çıkarılacak bu yeni kanunla aşağıdaki taleplerimizi yerine getirmelidir: Arşivler açılsın Dersim ismi iade edilsin. Dersim halkından resmi olarak özür dilensin. Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listeleri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın. Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın. Dersim’de Doğanın talanına yol açacak projeler iptal edilsin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    ADFE Başkanı’ndan Alevi imam hatip tepkisi: Fetö tarzı bir okul

    PİRHA- Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı  Celal Fırat, eğitim alanında imam hatip okullarının artmasına, FETÖ gibi cemaatlerin yıllardır okullarda taht kurmasına ve yeni açılan Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine tepki gösterdi.

    Süzer Holding’in sahibi Mustafa Süzer ve Sakine Tükek’in finansörlüğünü yaptığı Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Alevi İmam Hatip Lisesi olarak da adlandırılan Özel Statülü Hacı Bektaş Veli Anadolu Proje Lisesi’ne yönelik Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ADFE Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat eğitim alanında artan imam hatip liselerine ve Alevi imam hatip lisesi olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Din, inanç, kültür ve toplumların tüm farklılıklarına hatta özgürlüklerine ‘ılıman projelerle’ giren her türlü cemaat, grup ve örgütlerin kendi siyasi iktidarlarını inşa ettiğine ve yeni bir rejim kurmanın hayaliyle çalıştıklarına dikkat çeken Fırat, “Bu projelerde her şey özünü yitirir. Kiliseden bozma camii, camiden bozma cemevi, cemevinden bozma camii olduğu gibi. Bireylerde de durum değişmez kendini ne tam Sünni, ne tam Şii ne tam Alevi gibi hissetmeyen bir toplum hedeflenir. İyi niyetli, başarılı, masum insanların akıllarıyla, vicdanlarıyla oynayıp kendi ideolojik planlarına alet eden, kendine bağımlı köle bir toplum yaratıp yargıya, emniyete ve devletin kritik kadrolarına sızan sonunda devleti ele geçiren FETÖ de bu örneklerden biridir” diye konuştu.

    “ALEVİLER BU OKULA ÇOCUKLARINI GÖNDERMEYECEKTİR”

    Fırat, FETÖ örgütünün kuruluş temelinde ‘eğitim’ ve ‘çocuklar’ olduğunu, Anadolu’nun yoksul, zeki çocuklarını devşirip tek tipleştirerek ve toplumun dokusuyla oynayarak biat eden köle bir toplum yarattıklarını belirtti.

    Alevilerin FETÖ gibi ‘istismarcı’ bu örgütlerle yıllarca mücadele ettiğini dile getiren Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İstanbul’un göbeğinde açılan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Proje Lisesi de Alevi görünen iştirakçi işbirlikçiler tarafından kurulmuş bir Alevi İmam Hatip Lisesidir. ‘Alevi çocuklarına ahlakı, edebi ve temizliği öğreteceğiz’ diye demeçlerde bulunan bu okulun kurucularının sloganı aynen şöyle: Bu Okul Herkese İyi Gelecek. Tam da FETÖ tarzı herkese iyi görünüp, herkesi birbirine karıştırıp yeni bir nesil amaçlamaktadırlar. Aleviler bu özel statülü okula çocuklarını yollamayacaktır tıpkı  FETÖ okullarına yollamadıkları gibi. Çünkü fetih anlayışı olan bu proje okulu, sosyal örgütlemede ve eğitimde akıl ve bilimi yok edecektir. Eğitime ideolojik kadrolarla girip, ‘Birileri gelsin, birileri gitsin, ya da birileri yok olsun’ anlayışına hizmet edecek yeni ‘FETÖ’ örgütleri yaratacaktır.”

    “ILIMLI ALEVİ PROJELERİNE TAVRIMIZ NET OLACAKTIR”

    Dini ve inancı ideolojiye alet eden, insanları kendi fikirleri ve düşünceleriyle koşullandıran FETÖ ve onun devamı olan ‘ılımlı Alevi projelerine’ karşı tavrımız net olacaktır” diyen Fırat, “Bizler, ‘herkese iyi gelecek’ bir okul değil herkesin farklılıkları ile özgürleşeceği sevgide buluşacağı laik ve bilimsel eğitimden yanayız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF ve ADEF’ten Dersim anmasına çağrı

    DEDEF ve ADEF’ten Dersim anmasına çağrı

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), 4 Mayıs günü yapılacak olan Dersim 38 anmalarına çağrı yaptı. Açıklamada, “Arşivler Açılsın Dersim ismi iade edilsin, Dersim halkından özür dilensin” ifadeleri yer aldı.

    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri anmak ve katliamı kınamak için Dersim başta olmak üzere birçok kentte anma gerçekleştirilecek.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), yapılacak olan anmalara çağrı yaptı.

    “4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu toplantısı ile alınan karar çok açıktır: bir bölgenin bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesidir. Biz Dersimliler için 4 Mayıs kara gündür. 4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi Gününde ölülerimiz ve kayıplarımız için dua etmek, onların anısına mum yakmak ve niyaz vermek istiyoruz. Coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını istiyoruz. 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Dersim’de katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2019 (Saat: 19.37/38 ) Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) olarak en başta DERSİM merkez olmak üzere örgütlü olduğumuz her yerde anma yapıyoruz. Anmaya katılamayan dostlarımızı da evlerinde mum yakmaya davet ediyoruz.”

    “ARŞİVLER AÇILSIN, DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENSİN”

    Açıklamada, şu talepler sıralandı:

    “-Arşivler Açılsın Dersim ismi iade edilsin.
    -Dersim halkından özür dilensin.
    -Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi ve Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
    -Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
    -Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin!

    (HABER MERKEZİ)

  • İzin verilmeyen tertele açıklaması İstanbul Zaza-Der’de gerçekleşti

    İzin verilmeyen tertele açıklaması İstanbul Zaza-Der’de gerçekleşti

    PİRHA – 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri anmak için Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak için DEDEF ve ADEF öncülüğünde toplanan kitleye polisin izin vermemesi sonrasında açıklama İstanbul Zaza-Der binasında yapıldı. Açıklamada, “Dersim Tertelesi’nde öldürülen on binlerce kefensiz, mezarsız atalarımızın acı hatıralarını unutmadık, unutmayacağız” denildi.

    Galatasaray Meydanı’nda 4 Mayıs Dersim Tertelesi anmasına polis tarafından izin verilmemesi sonrasında İstanbul Zaza-Der binasında açıklama yapıldı.

    “RESMİ RAKAMLARA GÖRE 13 BİN 800 DERSİMLİ ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR”

    DEDEF ve ADEF’in ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “1937-1938’de Dersim’de neler oldu?

    Artık biliniyor ki, Dersim’de 1925 yılından itibaren planlanan bir “Kızılbaş-Alevi Soykırımı” yaşanmıştır. 4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Dersim’de “Tedip ve Tenkil Harekâtı” başlamıştır. Bu harekatla birlikte 1938’in yazında, köylerinde yaşayan sivil insanlar toplanıp elleri kolları bağlanarak topluca kurşunlanmış veya üstlerine gaz yağı dökülerek yakılmışlardır. Canını kurtarmak için kaçıp mağaralara, ormanlara sığınanlar ise Almanya’dan gönderilen zehirli gazlarla yok edilmişlerdir.

    Devletin resmi rakamlarına göre yaklaşık 13 bin 800 Dersimli öldürülmüştür. Oysa yapılan araştırmalar gerçek sayının bundan katbekat daha fazla olduğunu göstermektedir. Artık biliniyor ki, Türkçü-İslamcı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Dersim’e saldırısını meşru göstermek için ürettiği “Dersim’de isyan/Kürt isyanı” vardı türünden iddiaların hepsi birer resmi yalandır.

    Artık biliniyor ki, “Dersim kırımı” sıradan bir katliam değildir. 1948 Birleşmiş Milletler soykırım kriter ve verilerine göre kanıtlanabilir bir Tertele/soykırımdır. Bunun planlayıcısı TBMM ve uygulayıcısı da doğrudan devletin ordusudur. Özel kanunla atanan “vali-komutan” ile birlikte Dersim bombalanmış, köyler yakılmış, yıkılmış, insanlar toplu halde katledilmiş, geride kalanlar sürülmüş, çocuklarına ise el konulmuştur.”

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA SON VERİLMELİDİR”

    Terteleye ilişkin şu talepler dile getirildi:

    “Elazığ’da 1937’de idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır.

    *Dersim’de toplu katliam yerlerindeki kemiklere DNA testleri yapılmalıdır.

    *Zorla evlatlık verilen kayıp kızlarımızın/çocuklarımızın listesi açıklanmalıdır.

    *Dersim ismi iade edilmelidir.

    *Dersim’de bir insanlık müzesi kurulmalı ve 4 Mayıs Tertele Anma Günü olarak kabul edilmelidir.

    *Dersim’de katliam yerlerine anıt dikilmelidir.

    *Dersimlilerin dili, inancı, yaşam tarzı, coğrafyası üzerindeki baskı ve asimilasyon politikasına son verilmelidir.

    *İbret alınması için Dersim-38 dramı ortaokuldan itibaren fakültelere kadar tüm okulların tarih kitaplarına konulmalıdır.

    *Katliam ve sürgünlerden dolayı yok olma sürecine giren Kırmancki/Zazaca dilinin yaşaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

    *Şu anda Dersim’de yapılmakta olan ve yapılması planlanan, amacı Dersim’i sular altına gömmek olan baraj ve HES’lere ve çevreye zarar veren siyanürle altın aranmasına, güvensizlik yaratan kalekollara mevcut hükümet tarafından bir iyi niyet göstergesi olarak son verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Seyit Rıza Meydanı’nda, Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza Meydanı’nda, Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA – Dersim Tertelesi’nin 81.yıl dönümünde Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda anma gerçekleşti. Anmaya DAD, DEDEF, ADEF, HDP, DBP, EMEP, SMF, PSAKD Diyarbakır Şubesi ve çok sayıda yurttaş katıldı. Anmada mumlar yakıldı, ağıtlar yakıldı, açıklama yapıldı.

    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 81.yıl dönümünde Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaşın katılımıyla anma gerçekleştirildi.

    Meydana karanfiller bırakılıp mumlar yakıldı. Sanatçı Nurettin Güleç halkla beraber ağıtlar yaktı.

    Anmada basın açıklamasını okuyan sanatçı Nurettin Güleç, “Artık biliniyor ki, Dersim’de 1925 yılından itibaren planlanan bir “Kızılbaş-Alevi Soykırımı” yaşanmıştır. “4 Mayıs” 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan “Tedip Ve Tenkil  Harekâtı”, 1938’in yazında köylerinde yasayan sivil insanlar toplanıp  elleri kolları bağlı olarak topluca kurşunlanmış veya üstlerine gaz yağı dökülerek yakılmışlardır. Canını kurtarmak için kaçıp mağaralara, ormanlara sığınanlar ise Almanya’dan gönderilen zehirli gazlarla yok  edilmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “DERSİM KIRIMI, SIRADAN BİR KATLİAM DEĞİL”

    Dersim Tertelesi hakkında bilgiler veren Güleç, şunları kaydetti:

    “Devletin resmi rakamlarına göre yaklaşık 13.800 Dersimli öldürülmüştür. Oysa yapılan araştırmalar gerçek sayının bunun katbekat daha fazla olduğunu göstermektedir. Artık biliniyor ki, Türkçü-İslamcı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Dersim’e saldırısını meşru göstermek için ürettiği “Dersim’de isyan/ Kürt isyanı” vardı türünden iddiaların hepsi birer resmi yalandır.

    Artık biliniyor ki, “Dersim kırımı” sıradan bir katliam değil, 1948 Birleşmiş Milletler soykırım kriterlerine göre bütün verileriyle kanıtlanabilir bir Tertelê/soykırımdır. Bunun planlayıcısı TBMM ve uygulayıcısı da doğrudan devletin ordusudur. Özel kanunla atanan “vali-komutan” bombalamış, köyler yakılmış, yıkılmış, insanlar toplu halde katledilmiş, geride kalanlar sürülmüş ve çocuklarına ise el konulmuştur…

    Elbette benzer katliamlar, insanlık suçları dünyanın pek çok yerinde yapıldı/yaşandı! Ancak bunların çoğuyla yüzleşme yaşandı; insanlığın vicdanında lanetlendi. Kimi katliam yerlerine ise “utanç/hatırlama” adına insanlık müzeleri kuruldu, bu soykırımlar ortaokul, lise ve fakültelerde ders kitaplarına konuldu ki, insanlık yapılan kötülüklerden ibret alsın ve bunlar bir daha yaşanmasın. Ve ibret alınması için insanlık müzeleri oluşturularak acılar paylaşıldı.

    Dünyada 40’a yakın ülkede yaşanan bu tür ağır acılar ve sonucunda  meydana gelen travmalar, bir özeleştiri temelinde çözüme ve huzura ulaştırıldı. Tüm bu iyi ve insani örneklere rağmen hala devekuşu gibi kafasını kuma gömerek “Dersim 1938 Tertelêsi/Soykırımı”nı yok sayan devlet ve hükümetin karanlık zihniyetini lanetlemek gerekir. Bunun insanlıkla, demokrasiyle, adaletle bağdaşır bir yanı yoktur, olamaz da.”

    “4 MAYIS TERTELE ANMA GÜNÜ OLARAK KABUL EDİLSİN”

    “Dünyada pek çok örneği vardır; bu sebeple kurumsal olarak TBMM geçmişte yaptığı bu büyük hatayı bir kanunla düzeltmeli ve çıkarılacak bu yeni kanunla aşağıdaki taleplerimizi yerine getirmelidir” diye konuşan Güleç, şöyle konuştu:

    “* Dersim ismi iade edilmelidir.

    * Dersimlilerin dili, inancı, yaşam tarzı, coğrafyası üzerindeki baskı ve asimilasyon politikasına son verilmelidir.

    * Dersim’de  bir insanlık müzesi kurulmalı ve 4 Mayıs TERTELÊ ANMA GÜNÜ olarak kabul edilmelidir.

    * Dersim’de katliam yerlerine anıtlar dikilmelidir.

    * Elâzığ’da 1937’de idam edilen Sey Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır.

    * Zorla evlatlık verilen kayıp kızlarımızın/çocuklarımızın listesi açıklanmalıdır.

    * Dersim’de toplu katliam yerlerinde ki kemiklere DNA testleri yapılmalıdır.

    * İbret alınması için Dersim-38 dramı ortaokuldan itibaren fakültelere kadar tüm okulların tarih kitaplarına konulmalıdır.

    *Katliam ve sürgünlerden dolayı yok olma sürecine giren Kırmancki/Zazaca dilinin yaşaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

    *Şu anda Dersimde yapılmakta olan ve yapılması planlanan, amacı Dersimi sular altına gömmek olan baraj ve HES’lere ve çevreye zarar veren siyanürle altın aranmasına, güvensizlik yaratan ‘kalekol’lara mevcut hükümet tarafından bir iyi niyet göstergesi olarak son verilmelidir.”

    “KEFENSİZ ATALARIMIZIN ACI HATIRALARINI UNUTMAYACAĞIZ”

    Açıklamada son olarak şunlar kaydedildi ve sonrasında ağıtlar yakılarak anma sona erdi:

    “Bilinmelidir ki, insani ve masum taleplerimiz yerine getirilene kadar demokratik mücadelemiz devam edecektir. Sadece Dersimde değil, Türkiye coğrafyasında ve dünyan neresinde olursa olsun bütün katliamların, soykırımların hesabının sorulması gerektiğine inanıyoruz.

    İnsanlığın başına bela olmuş karanlık zihniyet, geçmişte olduğu gibi bugünde dünyanın değişik coğrafyalarında ve orta doğuda kan akıtmaya devam ediyor. Bunu yapanları, destekleyenleri ve görmezden gelenleri bir kez daha kınıyor ve lanetliyoru

    Dersim Tertelesinde öldürülen on binlerce kefensiz, mezarsız atalarımızın acı hatıralarını unutmadık, unutmayacağız.”

    DERSİM/PİRHA

     

  • Dersim Tertelesi’nin lanetlenmesi için Galatasaray Meydanı’na çağrı

    Dersim Tertelesi’nin lanetlenmesi için Galatasaray Meydanı’na çağrı

    PİRHA – 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirilen Dersim Tertelesi’nin 81. yıl dönümünde Dersim Dernekleri Federasyonu, Galatasaray Lisesi önünde anma etkinliği gerçekleştirecek. Anma etkinliğine Dersim Araştırmalar Merkezi de katılım çağrısında bulundu.  

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) öncelikle Dersim merkez olmak üzere birçok yerde 38 anması gerçekleştireceklerini duyurdu.

    Dersim Araştırmalar Merkezi de anma için çağrıda bulundu. Çağrıda, “Dersim’de katliam kararının alındığı 4 Mayıs 1937’nin yıl dönümünde Galatasaray Meydanı’nda buluşuyoruz” denildi.

    4 Mayıs Cuma günü saat 19.37’de Galatasaray Lisesi önünde toplanıp çerağlar yakılarak basın açıklaması yapılacak.   (HABER MERKEZİ)

     

  • DEDEF ve ADEF, 4 Mayıs Dersim anmasına çağrı yaptı

    DEDEF ve ADEF, 4 Mayıs Dersim anmasına çağrı yaptı

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.    

    4 Mayıs 1937 Dersim Tertelesi’nin 81. yılında, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) yazılı açıklama yaparak 4 Mayıs’ın Dersim Tertelesi Günü olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklamada, 4 Mayıs’ta yapılacak anmalara katılım çağrısı yapıldı.

    “4 MAYIS KARARI, BİR HALKIN SİSTEMLİ OLARAK YOK EDİLMESİDİR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı, Dersim’de imha ve sürgün süreci açısından bir başlangıç teşkil ettiği için 2010 yılında Dersim halkından geniş bir kesimini temsil eden katılımcılar ile birlikte yaptığımız toplantıda; 4 Mayıs’ın “Dersim 38 Tertelesi Anma Günü” olarak kabul edilmesine karar verdik.

    “Tunceli Tenkil Harekatı“ olarak bilinen Dersim halkına yönelik toplu imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan bir Bakanlar Kurulu toplantısı ile karar altına alınmıştır. Bu kararı takiben imha hareketi başlamış ve onlarca uçak ile Dersim bomba yağmuruna tutulmuştur. Bunun sonucunda binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Sonrasında, takriben iki yıldan fazla süren askeri operasyonlarla onbinlerce Dersimli katledilmiş; bir o kadarı da bilinmedik diyarlara sürgün edilmiş; aileler birbirinden uzak ve ayrı olarak yaşamaya mecbur edilmişler; çocuklar zorla evlatlık verilmişlerdir. Dersim’in önde gelenleri, haksızca ve zamanın hukuk sınırlarına bile uygun olmayan şekilde idam edilmişlerdir.

    4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu toplantısı ile alınan karar çok açıktır; bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesidir.”

    “DERSİMLİLER İÇİN 4 MAYIS KARA GÜNDÜR”

    Açıklamada, tertelede yaşananlar şöyle aktarıldı:

    “Biz Dersimliler için 4 Mayıs kara gündür. Dersimli bir nesil, anasız-babasız bırakıldı; binlerce bebek ve çocuk ya ailelerin elinden alınıp başka ailelere evlatlık verilerek topraklarından uzaklaştırıldı ya da kendilerine öksüz bir yaşam dayatıldı. Bizler, daha sonra gelen nesiller bu kara günün mirasını devraldık; akrabalarını ve yakınlarını tanıma olanağından mahrum yaşama mahkûm edildik. Çoğumuz kardeşe, amcaya, dayıya, halaya sahip olma duygusundan yoksun büyüdük. İdam edilen Dersim Seyitleri’nin yakınları, bugün hala dedelerinin mezarlarını aramaktadırlar. 1938 de evlatlık verilen ya da kimsesizler yurduna verilen binlerce çocuğun önemli bir kısmı hala kayıp.”

    “4 MAYIS DERSİM 38 TERTELESİ GÜNÜ”

    4 Mayıs ile ilgili talepler şöyle sıralandı:

    “4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi Gününde ölülerimiz ve kayıplarımız için dua etmek, onların anısına mum yakmak ve niyaz vermek istiyoruz. Coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını istiyoruz. 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz.”

    ANMAYA ÇAĞRI 

    “Dersimde katledilen onbinlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2018 (Saat: 19.37/38 ) Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) olarak en başta Dersim merkez olmak üzere örgütlü olduğumuz her yerde anma yapıyoruz. Anmaya katılamayan dostlarımızı da evlerinde mum yakmaya davet ediyoruz.

    Arşivler açılsın Dersim ismi iade edilsin.

    Dersim halkından özür dilensin.

    Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi ve Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

    Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin!”

    DERSİM/PİRHA

  • İstanbul’da Seyit Rıza anması: Mezar yerleri açıklansın, Dersimlilerden özür dilensin-VİDEO

    İstanbul’da Seyit Rıza anması: Mezar yerleri açıklansın, Dersimlilerden özür dilensin-VİDEO

    PİRHA – İdamının 80. yılında İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda yapılan Seyit Rıza anmasında arşivlerin açılarak Dersim isminin iade edilmesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim halkından özür dilenmesi ve Kızılbaş Alevi inancına özgürlük tanınması talep edildi. 

    Haberin Videosu

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF)  ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) öncülüğünde İstanbul Galatasaray Meydanı’nda anıldı. Mumlar yakılıp, ağıtların ve şiirlerin okunduğu anmada Dersim katliamında yaşamlarını kaybedenlerin anısına 2 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.

    “TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”

    Anmada tüm kurumlar DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Bilir’in okuduğu açıklamada “Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerinin hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim halkına karşı eşine az rastlanılır bir saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır” denildi.

    Dersim katliamında yaşananlara değinilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Ele geçirilenler göçertilmiş ve topraklarına dönüşleri yine kanunla yasaklanmıştır. Çocuklar, bilhassa da kız çocukları ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere çeşitli ailelere ataerkil, ganimetçi Türk geleneklerine uygun olarak pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır.”

    “YÜZLEŞME İDDİALARINA İNANMIYORUZ”

    Dersim soykırımının sorumlusu ırkçı ideolojinin günümüzdeki temsilcisi olan siyasi iktidarın yüzleşme iddialarına inanmadıklarının vurgulandığı açıklamada, “Zira 1930’lu yıllardaki faşist ırkçı geçmişi göz önüne alınmadan, Yahudi soykırımı ile Dersim soykırımı arasındaki zamana ve uygulamaya ait paralellik aydınlatılmadan Dersim 1938’in derinliği anlaşılamaz. Kaldı ki sistemin siyasal temsilcileri ve suç ortakları Dersim halkının nazarında zaten mahkum olduklarından, bunların yüzleşme adı altındaki politik oyunları olsa olsa YÜZSÜZLEŞME olarak adlandırılabilir. Bugün AKP o günlerden aldığı mirası bir çok araç (baraj ve Hes’ler,madenler, köy boşaltmalar ) ile devam ettirmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Dersim halkına yönelik asimilasyon politikalarının 1937-38’de toptan imhaya dönüştüğünün altı  çizilerek;
    “Arşivler Açılsın Dersim ismi iade edilsin.
    -Dersim halkından özür dilensin.
    -Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    -Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
    -Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
    -Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin” talepleri yinelendi.

    Ağıtlar ve şiirlerle devam eden anma niyazların dağıtılmasıyla son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF ve ADEF Seyid Rıza ve arkadaşlarını anacak: Hiç bir şeyi unutmadık, affetmedik!

    DEDEF ve ADEF Seyid Rıza ve arkadaşlarını anacak: Hiç bir şeyi unutmadık, affetmedik!

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) başta Seyid Rıza olmak üzere Dersim ileri gelenlerinin idam edildiği 15 Kasım günü Türkiye’nin ve Avrupa’nın bir çok yerinde ”Hiç bir şeyi Unutmadık Hiç bir şeyi affetmedik” şiarıyla anmalar yapacaklarını duyurdu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) başta Seyid Rıza olmak üzere Dersim ileri gelenlerinin idam edildiği 15 Kasım günü hem Türkiye’de hem de Avrupa’nın bir çok yerinde ”Hiç bir şeyi Unutmadık Hiç bir şeyi affetmedik” şiarıyla anmalar yapacaklarını açıkladı.
    Yapılan çağrıda DEDEF ve ADEF olarak “Dersim toplumu başta olmak üzere, her inanç ve ulustan halklarımızı birlikte ortak mücadeleye çağırıyoruz” denildi.
    “AKP ALDIĞI MİRASI BİR ÇOK ARAÇ İLE DEVAM ETTİRİYOR”
    Açıklamada, “Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerinin hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim halkına karşı eşine az rastlanılır bir saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır” ifadelerine yer verildi.
    Dersimdeki soykırımın başlıca sorumlusu olan ırkçı ideolojinin günümüzdeki yansımalarına dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “Zira 1930’lu yıllardaki faşist ırkçı geçmişi gözönüne alınmadan, Yahudi soykırımı ile Dersim soykırımı arasındaki zamana ve uygulamaya ait paralellik aydınlatılmadan, Dersim 1938’in derinliği anlaşılamaz. Kaldı ki sistemin siyasal temsilcileri ve suç ortakları Dersim halkının nazarında zaten mahkum olduklarından, bunların yüzleşme adı altındaki politik oyunları olsa olsa YÜZSÜZLEŞME olarak adlandırılabilir. Bugün  AKP  o günlerden aldığı mirası bir çok araç ile devam ettirmektedir” denildi.
    “SEYİD RIZA VE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”
    Açıklamada şu talepler dile getirildi:
    • Arşivler Açılsın Dersim” ismi iade edilsin.
    • Dersim halkından özür dilensin.
    • Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    • Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
    • Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
    • Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

    (HABER MERKEZİ)

  • Frankfurt’ta düzenlenen Dersim Festivali’nin geliri Dersim’deki projelere aktarılacak

    Frankfurt’ta düzenlenen Dersim Festivali’nin geliri Dersim’deki projelere aktarılacak

     PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDK) ve Avrupa Dersim Birlikleri Federasyonu’nun (ADEF)  2-3 Haziran tarihleri arasında Almanya Frankfurt’ta düzenledikleri Dersim Festivali’nin mali sonuçları açıklandı.
    Yapılan açıklamada,”Bir araya gelen 2017 Dersim Kültür Festivali Tertip Komitesi yapmış olduğu mali toplantı sonucunda,
    bütün giderler çıkarıldıktan sonra kalan net gelir, 20.000 Euro olarak tesbit etmiş ve bunu kayıt altına almıştır. Dersim Kültür Festival Komitesi bileşenleri tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi Festival gelirinin büyük bir kısmının  Dersim’de gerçekleştirilecek projelere, bir kısmının ise Dersimlilerin kadimden bugüne gelen mazlumlarla lokmasını pay etme geleneğini  sürdürmek amacıyla Kardeş Aile Kampanyası’na  aktarılmasına karar vermiştir” denildi.
    “DERSİM KÜLTÜRÜ GEÇMİŞTEN BUGÜNE TAŞINDI”
    Halkın beklentisi doğrultusunda 3 federasyonun bir araya gelerek Dersim Festivali’nin organizesinde çalışmalar yaptığına dikkat çekilen açıklamada, “Avrupa Dersim Kültür Festivali kurumlarımızın birlik ve beraberlik çağrısıyla birlikte halkımızda büyük bir coşkuyla  karşılandı. Dost ve Musahip kurumların da desteği ile oluşturulan festival programında hedeflenen Dersim tarihi, inancı ve kültürü ile kadimden bugüne gelen ortak/ ortaklaşa yaşam biçimini festival alanına taşırmaktı. Hazırlanan program içeriği bu titizlikle hazırlandı ve geçmişten bugüne taşınmaya çalışıldı” ifadelerine yer verildi.
    “HALKIN ÇAĞRISI İLE YAPILAN ORTAKLAŞMA COŞKUYLA KARŞILANDI”
    3 Federasyonun yanında, Kürmeşliler Derneği, Dersim Spor, Dersim Yeniden İnşaa Cemiyeti, Dersim Soykırım Karşıtı Derneği, Sekesûr İnsiyatifi’nin de yer aldığı Festival Komitesi’nin Dersim ruhunu yansıtan ve yaşatan festivallerde bir arada olma çağrısının alandaki binler tarafından coşkuyla karşılandığı ifade edilen açıklamada, “O-HAL ve sözde KHK  bahaneleri ile tutuklanan Dersim Belediye Başkanı Nurhayat Altun, festival programına katılmak için yurtdışına çıkışına izin verilmeyen Ovacık Belediye Başkanı M. F. Malkoçoğlu ve Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel’in direniş ve mücadele yüklü birlikteliğe vurgu yapan mesajları bir kez daha Dersim kurumlarının doğru temelde ortaklaşmaya gittiğini ve bu birlikteliğin devam ettirilmesinin Dersim halkı ve iradesi için önemini göstermiş ve halkımızda karşılık bulmuştur” diye belirtildi.
    NET GELİR 20 BİN EURO 
    Bir araya gelen 2017 Dersim Kültür Festivali Tertip Komitesi yapmış olduğu mali toplantı sonucunda, bütün giderler çıkarıldıktan sonra kalan net gelir, 20.000 Euro olarak tesbit etmiş ve bunu kayıt altına almıştır” denilen açıklamada, gelirin Dersim’de gerçekleştirilecek projelere ve Kardeş Aile Kampanyası’na aktarılacağı kaydedildi.
    PROJELERE DESTEK VERİLECEK
    Bu çerçevede önerilen ve destek sağlanması karara bağlanan projeler ise şöyle belirtildi:
    “1-)  Kardeş Aile Kampanyası
    2-)   Munzur Özgür Aksın Projesi ( Dersim )
    3-)  Ovacık Kadın Komünü ( Ovacık )
    4-) Nazimiye Soykırım Müzesi ( Nazımiye)
    5-) Ovacık Behzat Firik Müzesi ( Ovacık )
    6-)  Dersim genelinde bulunan ve tahrip edilen Devrim Şehitlerinin mezarlarının bakım ve yenileme projesi”
    (HABER MERKEZİ)