Etiket: adil yargılanma

  • Avukat Aytaç Ünsal: Ebru Timtik yüreklerimize her koşulda hakkını isteme ruhu üfledi!

    Avukat Aytaç Ünsal: Ebru Timtik yüreklerimize her koşulda hakkını isteme ruhu üfledi!

    PİRHA- Avukat Ebru Timtik’in, adil yargılanma talebiyle girdiği ölüm orucunun 238’inci gününde yaşamını yitirmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Meslektaşı Ebru Timtik’i anlatan Aytaç Ünsal, “Her geçen yıl Ebru’nun etkisi büyüyor. Çünkü adaletsizlik büyüyor, adalet arayışı artıyor. Adalet talebi varsa orada Ebru vardır. Ebrumuza, adalet sözümüzü tutacağız” dedi.

    Dersim’de 6 kişilik bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen avukat Ebru Timtik’in, adil yargılanma talebiyle girdiği ölüm orucunun 238’inci gününde yaşamını yitirmesinin üzerinden 5 yıl geçti. 2018 yılında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyelerine dönük operasyon sonucunda tutuklanan Timtik’e, “Örgüt kurma ve yönetme”, “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 13 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

    Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 5 Ocak 2020 tarihinde adil yargılanma talebiyle açlık grevine giren Timtik, meslektaşı Aytaç Ünsal ile birlikte 5 Nisan’da eylemini ölüm orucuna dönüştürdü. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) cezaevinde kalmalarının sakıncalı olduğuna dair raporuna rağmen tahliye edilmeyen Timtik ve Ünsal, 30 Temmuz’da hastaneye kaldırıldı. 10 Ağustos 2020’de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) Timtik ve Ünsal için yapılan tahliye talepli “tedbir” başvurusu da reddedildi. Adil yargılanma talebi karşılanmayan Timtik, eyleminin 238’inci gününde 27 Ağustos 2020’de yaşamını yitirdi.

    Avrupa ülkelerinden hukuk örgütleri ve barolar, Timtik anısına 14 Haziran’ı “Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü” ilan etti. Eylül 2020’de ise insan hakları için mücadele eden avukatlara verilen Ludovic Trarieux Uluslararası İnsan Hakları Ödülü, Ebru Timtik’e layık görüldü. Yine 2020 yılının Kasım ayında Avrupa Barolar Birliği Konseyi’nin (CCBE) İnsan Hakları Ödülü Timtik’e verildi.

    Edirne F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Avukat Aytaç Ünsal, Ebru Timtik’i PİRHA’ya anlattı.

    “EBRU, ADALETSİZLİK VARSA ADALET OLUR”

    -Ebru Timtik, nasıl biriydi?

    Ebrumuzu kendi sözleriyle anlatalım. Dünyanın ilk kadın ölüm orucu şehidi Ayçe İdil Erkmen’i direnişi sırasında şöyle anlatıyordu: Akışkan bir nehirdi İdil. Hangi topraktan geçse sular yeşertirdi. Ebrumuzda öyleydi. Vatanı Dersim’in nehirleri ve ırmakları gibi sade ve dupduruydu. Avukat Ebru Timtik, bir süper insan veya şeyh değildi. Halktan, bizden biriydi. Annesi Fatma gibiydi. Anadolumuzdaki milyonlarca Ebru, Fatma gibi. Yerleri temizleyen, ekmek yapan, elbise diken, güzellikler yaratan, emekleri yok sayılan ama sevgileriyle dünyaları değiştirebilen milyonlardan biri. Diğer türlü onu kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Oysa Ebru bu halkın yetiştirdiği çocuğuydu. Çok seven, çok ilgilenen, inanan, umut eden, sevdiklerini korumak için her bedeli göze alabilen bir insandı. Onu daha yakından tanımak isteyenler Çağlayan Adliyesi’nde ‘Özgürlük’ diye haykırdığı eylemin videosunu internetten izleyebilir. Ebru budur. Adaletsizlik varsa adalet olur, oradadır.

    “HER GEÇEN YIL EBRUNUN ETKİSİ BÜYÜYOR ÇÜNKÜ ADALETSİZLİK BÜYÜYOR”

    -Ebru Timtik, gelecekte nasıl hatırlanacak?

    Ebrumuz ile ilgili uygulanan sansürün hepimiz farkındayız. Çünkü bu adaletsiz düzen onu yok saymaktan başka hiçbir şey yapamaz. Böyle yaparak onu unutturabileceklerini sanırlar. Gerçekte ise dünyanın 110 ülkesindeki 2 milyon meslektaşı her yıl iki kez onun için toplanıyorlar. Adını barolara, sokaklara koydular. 14 Haziran’da Avukat Ebru Timtik ödülü veriyorlar. Daha önemlisi halkımız çocuklarının adını Heval, Ebru koydu. Ebrumuzla avukatlık yapma kararı alan yüzlerce genç oldu. Ne kadar uğraşsalar da Ebrumuzun adını halkın yüreğinden alamadılar.

    Her geçen yıl Ebrunun etkisi büyüyor. İlerleyen senelerde ise daha da çok anılacaktır. Çünkü adaletsizlik büyüyor, adalet arayışı artıyor. Adalet talebi varsa orada Ebru vardır. Tabi bu kendiliğinden de olmaz. Bir değer, onu hayata geçiren ne kadar fazlaysa o kadar hayatta karşılık bulur. Sizler gibi duyarlı basın emekçileri, avukatlar, sanatçılar, öğrenciler, işçiler, köylüler ne kadar çok insanımız bedelleri göze alarak Ebruyu anarsa o kadar kalıcılaşacaktır. Egemenler Pir Sultan’ın, Şeyh Bedreddin’in ve nice halk kahramanının mezarını gizledi, anılmasını yasakladı. Ama bugün yasaklayanlar değil, bu değerler yaşıyor. Ebru ne kadar çok hatırlanırsa bu adalet bilincinin, adalet özleminin o kadar yayıldığı anlamına gelecektir. Onu her biçimde yaşatmaya devam edeceğiz. Ta ki adını vatanımızın büyük meydanlarına koyduğumuz özgür bir vatan kurana kadar.

    “EBRUMUZA, ADALET SÖZÜMÜZÜ TUTACAĞIZ”

    -Türkiye’de adil yargılanma hakkıyla ilgili bir şey değişti mi? Nelerin yapılması gerekiyor?

    Avukat Ebru Timtik gibi müvekkilimiz olan Mustafa Koçak da adil yargılanma hakkı için canını verdi. Hiçbir zaman canımızı verdiğimizde kişisel bedeller ödediğimizde Türkiye’ye adalet geleceği saflığı içinde olmadık. Direniş yaşadığımız adaletsizliğin yayılacağı ve süreklileşeceği öngörüsünü taşıyordu. Yaşadığımız dünyayı görüyoruz.

    ABD emperyalizmi, dünya halklarına azgınca saldırıyor. AB emperyalistleri, Almanya devlet başkanı Merz, ‘İsrail bizim kirli işlerimizi yapıyor’ diyor. Gazze’de, dünyanın gözü önünde bir halk vahşice katlediliyor, işkencelerden geçiriliyor. Emperyalistler yeni bir düzen kurmaktan bahsediyor. İsrail hukukunu, dünyanın geneline yaydıkları bir düzen istiyorlar. Ülkemizde bağımsız değildir. Her halükarda yargı faşizmin ihtiyaçlarına göre şekillendirilecekti. Direniş, bu süreci hızlandırdı.

    Ebrumuz yüreklerimize meydan okuma, her koşulda hakkını isteme ruhu üfledi. Yol, yön gösterdi. Adalet ve devrim şehitleri deniz fenerleridir, yıldızlardır. Karanlıkta yürünmesi gereken yolu gösterirler, güç olurlar. Önemli olan adaletsizliğe maruz kalmamak değildir. Adaletsizliğe karşı direnme gücü bulabilmektir. Bugün gözaltı, tutuklama ve her türlü saldırıya rağmen halkımız bu düzeni kabul etmiyorsa, başaramamışlar demektir. Yaşadığımız dünya ve ülke koşulları bundan sonra böyle devam edecek. Kendiliğinden değişmeyecek. Adaletsizliği sadece ellerimizle, adalet olarak yok edebiliriz. Gazze’de direnen Filistin halkından Ebrumuza direnenler bunu gösteriyor.

    Bedelleri göze almazsak, daha büyük ödemeyi göze almış oluruz. Örgütlenmeliyiz, sahte ve boş umutlarla kolay yoldan kurtuluşun gelmeyeceğini bilmeliyiz. Gücümüz kadar, her yerde ve her koşulda Ebru gibi sevmeli, korumalı, direnmeliyiz. Halktan kopmuş Osmanlı’yı yeniden canlandırmaya kalkanlar çok güçsüzdür. Halklar olarak bizler güçlüyüz, bu gücü hayata geçirdiğimizde mutlaka kazanacağız. Bu 27 Ağustos’ta 5. yılda da aynı heyecan ve coşkuyla haykırıyoruz. Ebrumuza, adalet sözümüzü tutacağız.

    Cihan BERK/PİRHA

     

  • Ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye kaldırıldı

    Ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye kaldırıldı

    PİRHA- Adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevinde olan ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye sevkedildi.

    Kırıklar 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevinde olan Wernicke-Korsakoff hastası Enver Yanık, durumunun fenalaşmasıyla hastaneye sevkedildi.

    Bayraklı’da bulunan İzmir Şehir Hastanesi’ne sevkedilen Yanık’ın sağlık durumuna ilişkin bilgi elde edilemedi.

    ENVER YANIK KİMDİR?

    İzmir Buca’da bulunan Kırıklar Cezaevi’nde tutulan Enver Yanık, birçok hastalığına rağmen tahliye edilmiyor. 1996’da Ulucanlar Cezaevi’nde 69 gün ölüm orucu eylemi yapan Yanık’a eylem ardından Wernicke Korsakof Sendromu teşhisi konuldu. Yanık, 1999 yılında cezaevinde düzenlenen saldırılar sonucunda ağır yaralandı ve çeşitli ameliyatlar sonrası sağ bileğin üstündeki kemiğin parçalanması nedeniyle 8 platin takıldı. 19 Aralık 2000’de cezaevi saldırısında Sincan F Tipi’nde tek kişilik hücreye alındı. Yanık’ın, gerekli tedavileri yapılmadı ve bundan dolayı Yanık’ta oluşan kemik iltihabı ve dizlerde kireçlenme halen devam ediyor. Yanık, Wernicke Korsakoff Sendromu ve vücudundaki saldırılardan kaynaklı oluşan yaralanmalar, vücudunda kalan mermiler, uyluklarındaki platinler, kafa travması sonucu oluşan omurilikteki sıvı birikmeleri gibi birçok hastalığı bulunuyor.

    2003’te tahliye edilen Yanık, hastalıklarına rağmen 2005 yılında yeninden tutuklandı. 5 yıl tutukluluk ardından tahliye edilen Yanık 2024 yılında Yargıtay’ın cezasını onaması ardından yeniden tutuklandı.

    Yanık, adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevine devam ediyordu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü. Gökhan Yıldırım’ın 100. gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılıp, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    “KARDEŞİMİN TEDAVİ HAKKININ SAĞLANMASINI İSTİYORUM”

    Gökhan Yıldırım’ın zorla alıkoyuluşunun 100. günü olduğunu söyleyen Erkan Yıldırım, “Gökhan Yıldırım adaletsiz ve hukuksuz bir şekilde cezaevine konuldu. Adli Tıp Kurumu’nun infaz erteleme kararı olmasına rağmen hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin cezaevine konularak Gökhan’ın tedavi hakkı elinden alınmış oldu. Bu hukuksuzluğun bir an önce son bulmasını ve Gökhan Yıldırım’ın tedavi hakkının sağlanmasını istiyorum” dedi.

    “GÖKHAN YILDIRIM 100 GÜNDÜR TUTSAK”

    Gökhan Yıldırım’ın 100. Gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, zafere karşı da bir hazımsızlık var. 100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” diye belirtti.

    “GÖKHAN YILDIRIM, SAKAT BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Adli Tıp Kurumu’nun kararına rağmen Gökhan Yıldırım’ın tutuklandığını vurgulayan İleri Kızılaltun, “Bu durum hem hukuksuz hem de sağlık açısından da bir hak ihlali. Gökhan’ın sağlık sorunları daha da ilerledi, sakat bırakılmaya çalışılıyor” diye ifade etti.

    “GÖKHAN YILDIRIM’IN HASTALIĞI İLERLEDİ”

    Gökhan Yıldırım’ın adil bir şekilde yargılanmadığını belirten TAYAD’lı Hasan Basri Yıldız, “Gökhan Yıldırım’ın büyük rahatsızlıkları olmasına rağmen 100 gündür tutuklu. Bu adaletsizliğe bir ana önce son verilmeli” dedi.

    TAYAD’lı Mehmet Güvel ise, “Gökhan Yıldırım’ın hastalığı hapishanede ilerledi ve hareket etmekte zorlanıyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gökhan Yıldırım için 22 Ocak’ta bir günlük destek açlık grevi yapılacak-VİDEO

    Gökhan Yıldırım için 22 Ocak’ta bir günlük destek açlık grevi yapılacak-VİDEO

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü. TAYAD’lı Aileler, sanatçılar, Anti Emperyalist Cephe, İleri Kızılaltun, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın yakınları 22 Ocak pazar günü yapılacak olan 1 günlük destek açlık grevi için destek çağrısında bulundu.

    Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılıp, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılması ve adil yargılanma talebi için TAYAD’lı Aileler, sanatçılar, Anti Emperyalist Cephe, İleri Kızılaltun, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın yakınları 22 Ocak pazar günü yapılacak olan 1 günlük destek açlık grevi için destek çağrısında bulundu.

    “AÇLIK GREVİNE DESTEK BEKLİYORUZ”

    Yapılan açıklamada ise şunlar ifade edildi:

    “Gökhan Yıldırım hakkında yeni bir karar olmadığı ve tedavisi devam ettiği halde Adli Tıp Kurumu’nun raporu hiçe sayılarak hukuksuzca, hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tutuklanmıştı. Anayasa Mahkemesi, Gökhan Yıldırım’ın acil tahliyesi için avukatları tarafından yapılan başvuruyu hapishanede tedaviye ulaşabildiği ve hayati tehlikesi olmadığı gerekçesiyle reddetti. Anayasa Mahkemesi bu gerekçeleri Gökhan Yıldırım’ın kaldığı Marmara Hapishanesi’nden aldığı cevaba dayandırıyor ancak Gökhan Yıldırım’ın tedavi hakkı engelleniyor. Ölüm orucu  sonrası nöropatik ağrılar çeken ve kas yıkımı, nöro motor denge kaybı gibi sağlık sorunları yaşayan Gökhan Yıldırım’a 1,5 yıl sonrası fizik tedavi randevusu verildi, daha uygun koşullarda kalabileceği hücre değişiklikleri hala yapılmıyor ve gerekli hekim ile ilaçlara ulaşamıyor. 22 Ocak pazar günü “Adil Yargılanma Hakkımızı ve Gökhan Yıldırım’a Özgürlük İstiyoruz” talebiyle ülkemizde ve yurt dışında yapılacak açlık grevine destek bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gökhan Yıldırım için başlatılan imza kampanyasına sanatçılardan, milletvekillerinden destek

    Gökhan Yıldırım için başlatılan imza kampanyasına sanatçılardan, milletvekillerinden destek

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 255 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü. TAYAD’lı Aileler, Gökhan Yıldırım için imza kampanyası başlattı.

    Adil yargılanma talebiyle 255 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılıp, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    TAYAD’lı Aileler, Gökhan Yıldırım için imza kampanyası başlattı. İmza kampanyasına aralarında milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, müzisyenler, şairler, oyuncular, yazarlar ve hekimlerin olduğu 111 kişi destek verdi.

    “ATK KARARI HİÇE SAYILARAK İNFAZ ERTELEME KARARI KALDIRILDI”

    TAYAD’lı Aileler tarafından açıklamada, “256 gün hücre hücre eridiği ölüm orucu eylemi sonrası tahliye edilen Gökhan Yıldırım, 22 Kasım 2022 günü hakkında verilen ve hala devam eden infaz erteleme kararına rağmen sokaktan kaçırılarak tutuklandı. Daha önce verilen ve hem tıbbi açıdan hem de hukuki açıdan geçerliliğini koruyan ATK kararı hiçe sayılarak infaz erteleme kararı kaldırıldı. Gökhan Yıldırım’ın tutuklanması adil yargılanma talebiyle sürdürülen mücadelenin haklılığını, zorunluluğunu ve aciliyetini bir kez daha göstermiştir” denildi.

    İMZA VERENLER:

    1-Anti-Imperialist Front Greece

    2-Ahmet Can Akyol (Müzisyen)

    3-Avni Sağlam (Müzisyen)

    4-Ayla Yılmaz (Müzisyen)

    5-Ahmet Telli (Şair)

    6-Ataol Behramoğlu (Şair)

    7-Ali Şeker (Milletvekili)

    8-Ali Ekber Eren (Müzisyen)

    9-Ali Papur (Müzisyen)

    10-Ahmet Aras (Hekim)

    11-Alihan Pilaf (Avukat)

    12-Alex İllipoulos (Çevirmen)

    13-Avrupa Süryani Halk Meclisi

    14-Burhan Berken (Müzisyen)

    15-Ben Lunn (Gazeteci)

    16-Bahar Eryaşar (Beslenme Uzmanı)

    17-Barış Kaya (Hekim)

    18-Berrak Çağlar (Avukat)

    19-Bilge Topçu (Avukat)

    20-Cenk Dostverdi (Oyuncu)

    21-Cengiz Özkan (Müzisyen)

    22-Cezmi Ersöz (Yazar)

    23-Cihan Çelik (Müzisyen)

    24-Cihan Berk (Gazeteci)

    25-Cüneyt Arat (Gazeteci)

    26-Cevahir Canpolat (Müzisyen)

    27-Camille Canpolat (Müzisyen)

    28-Ceren Yılmaz (Avukat)

    29-Dilşat Canbaz (Milletvekili)

    30-Defne Halman (Oyuncu)

    31-Erdal Bayrakoğlu (Müzisyen)

    32-Ercan Aydın (Müzisyen)

    33-Erdal Sarıboğa (Müzisyen)

    34-Esra Öztürk (Müzisyen)

    35-Erdinç Duman (Müzisyen)

    36-Erdal Erzincan (Müzisyen)

    37-Eshelon (Müzik grubu)

    38-Evita Dieverath (Ressam)

    39-Ersin Ergün (Şair)

    40-Elif Çetiner (Gazeteci)

    41-Eleni Dimitropoulou (Oyuncu)

    42-Faruk Eren (Gazeteci)

    43-Görkem Ağdede (Avukat)

    44-Gül Şimşek (Müzisyen)

    45-Grup Yorum (Müzik grubu)

    46-Giorgos Kalogirou (Müzisyen)

    47-Halil Ergün (Oyuncu)

    48-Haluk Tolga İlhan (Müzisyen)

    49-Hüsnü Yıldız (Yazar)

    50-Hüseyin Karabey (Yönetmen)

    51-Hakan Akmaz (Müzisyen)

    52-Hilmi Yarayıcı (Müzisyen)

    53-İlenia Cotardı (Çevirmen)

    54-İlyas Salman (Oyuncu)

    55-İbrahim Karaca (Şair)

    56-İhsan Eliaçık (Yazar)

    57-İbrahim Uğur Toprak (Şair)

    58-İsmail Hakkı Demircioğlu (Müzisyen)

    59-İsmail Doğan (Karikatürist)

    60-Kerim Eren (Gazeteci)

    61-Kadir Demir (Müzisyen)

    62-Kento (Rapçi)

    63-Kadir Özyılmaz (Hekim)

    64-Muzaffer Gezer (Şair)

    65-Mehmet Esatoğlu (Oyuncu)

    66-Mehmet Özer (Şair)

    67-Mikail Değirmenci (Müzisyen)

    68-Menderes Samancılar (Oyuncu)

    69-Merve Büyükalan (Avukat)

    70-Musa Piroğlu (Milletvekili)

    71-Murat Çepni (Milletvekili)

    72-Mesut Eröksüz (Müzisyen)

    73-Mihalis Gdontellis (Web tasarımcısı)

    74-Meryem Özsöğüt (Emekli hemşire)

    75-Nurettin Güleç (Müzisyen)

    76-Nadezdha Sabina (Gazeteci)

    77-Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı (Avukat)

    78-Osman Genç (Oyuncu)

    79-Onur Hamzaoğlu (Halk sağlığı uzmanı)

    80-Ömer Faruk Gergerlioğlu (Milletvekili)

    81-Oğuzhan Topalkara (Avukat)

    82-Pınar Aydınlar (Müzisyen)

    83-Pınar Kür (Yazar)

    84-Rationalistas (Müzik grubu)

    85-Revşan Yaşik (Diyetisyen)

    86-Samet Mengüç (Genel cerrah)

    87-Seda Şaraldı (Avukat)

    88-Süreyya Karacabey (Yazar)

    89-Serpil Kemalbay (Milletvekili)

    90-Suat Kaya (Müzisyen)

    91-Sevim Eren (Müzisyen)

    92-Saniye Yılmaz (Müzisyen)

    93-Serhad Raşa (Müzisyen)

    94-Songül Bulur (Müzisyen)

    95-Sevinç Öztürk (Oyuncu)

    96-Sibel Özbudun (Yazar)

    97-Suavi (Müzisyen)

    98-Sofia Barka (Şair)

    99-Şükrü Erbaş (Şair)

    100-Şenol Akdağ (Müzisyen)

    101-Tülay Yıldırım Ede (Oyuncu)

    102-Temel Demirer (Yazar)

    103-Ülkücan Kaplan (Avukat)

    104-Uğur Esat Keşküş (Avukat)

    105-Yaşar Gündem (Oyuncu)

    106-Yalçın Dönmez (Müzisyen)

    107-Yağmur Yılmaz (Müzisyen)

    108-Yasemin Göksu (Müzisyen)

    109-Yakup Akdemir (Müzisyen)

    110-Zeynep Kuray (Gazeteci)

    111-Zeynep Karababa (Müzisyen)

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB duruşması 8 Şubat’a ertelendi

    TTB duruşması 8 Şubat’a ertelendi

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına dair açılan davanın ilk duruşmasında iddianameyi düzenleyen savcı katılmadı. TTB avukatları, iddianamenin “hukuka aykırı” olduğunu ifade ederek reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, eksik evrakların giderilmesine karar vererek, duruşmayı 8 Şubat’a erteledi.

    TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına dönük açılan davanın ilk duruşması, Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görüldü.

    TTB ile dayanışmak adına duruşmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    AVUKATLARIN TÜM TALEPLERİ REDDEDİLDİ!

    Duruşma sonrasında adliye önünde basın açıklaması yapıldı. TTB Hukuk Bürosundan Melda Ersoy, “Tarihi bir duruşma” olarak gördükleri celsede tüm taleplerinin mahkeme tarafınca reddedildiğini söyledi. Av. Ersoy, bir sonraki duruşmanın 8 Şubat’ta görüleceğini belirterek şunları aktardı:
    “Biz bunun tarihi bir duruşma olduğunu ve bu bakışla bu davanın gerçekten bütün usulleri yerine getirilerek yürütülmesi gerektiğini mahkemeye bildirdik. Birincisi, davanameyi düzenleyen savcı burada bulunmak zorundaydı. Çünkü bu bir hukuk davası. Savcının davasını takip etmediğini söyledik. ‘Eğer davasını takip etmiyorsa biz de bu davayı takip etmeyeceğiz’ dedik. Bu talebimiz reddedildi. Bu aşamada diğer usul eksikliklerini de söyledik. Doğru bir şekilde davanamenin düzenlenmediğini, taraf olarak TTB Merkez Konseyinin gösterildiğini, oysa her bir kişinin tespit edilip görevden alınmak istenen Merkez Konseyi üyelerinin adıyla bir dava açılması gerektiğini söyledik. Bu bakımdan ‘davanın reddi’ talebimiz reddedildi. Arkasından davanamenin içeriğini, vakalar ve ilişkili delillerin gösterilmesi konusunda davanın yanlış açıldığını, savcı tarafından başka tarihlerde başka belgelerin dosyaya sunulduğunu, bunların tamamının hukuka aykırı olduğunu söyledik. Gerekçesiz bir biçimde bu talebimiz de reddedildi. Adil yargılanma haklarımızı hatırlatarak mahkemenin tarafsız olması gerektiğine olan inancımızı yitirdiğimizi belirttik. Mahkeme hakimini reddettik. Bu karar verilmek üzere 8 Şubat saat 14.30’da ertelenen bir kararla duruşmadan ayrılmış olduk.”

    “BİLİME VE ETİĞE GÜVENİYORUZ”

    TTB 2. Başkanı Ali İhsan Ökten ise yaptığı konuşmada “Tüm usulsüzlüklere rağmen Türk Tabipleri Birliği, sağlık ve demokrasi için ülkemiz adına umut olmaya devam edecektir” diyerek şunları söyledi:

    “Bugün TTB mücadelesi de karanlığa karşı bir mücadeledir. Emek demokrasi ve sağlık mücadelesidir. Önlüğümüzün beyazının mücadelesidir. Şimdilik güçlü olabilirler ama sürekli söylediğimiz gibi hakikatler er ya da geç ortaya çıkacaktır. Türk Tabipleri Birliğine ve onun temsilcilerine verilen sorumluluklar halk sağlığını korumak, kolay, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti için çalışmak, meslek ahlakını korumak ve geliştirmek, tıp eğitiminin niteliğini korumak, meslek çıkarlarını her platformda savunmak, üyelerinin haklarını korumak ve geliştirmektir. Bugün bu sorumluluklarımız nedeniyle soruşturmalara maruz kalabiliriz. Ama bilime ve etiğe güveniyoruz. Cesaretimiz de buradan gelmektedir. Engizisyon mahkemeleri sayesinde dünyanın dönmesini durdurabileceklerini zannedenlere karşı en güzel cevabı hem mahkemeler hem toplum çok yalın ve bir o kadar da güçlü şekilde verecektir.”

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Savunmaların ardından mahkeme heyeti, eksik evrakların giderilmesine karar vererek, duruşmayı 8 Şubat 2023 saat 14.30’a erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi: Kardeşimin sağlığı yeniden kötüye gitmeye başladı

    Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi: Kardeşimin sağlığı yeniden kötüye gitmeye başladı

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 255 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak 22 Kasım’da tutuklanarak Silivri Cezaevine götürülmüştü. Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, kardeşinin sağlığının cezaevinde yeniden kötüleşmeye başladığını söyledi. 

    Adil yargılanma talebiyle 255 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılarak 22 Kasım’da tutuklanarak Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    Gökhan Yıldırım’ın avukatları tarafından infaz ertelemesi kararının kaldırılması ile ilgili İnfaz Hakimliğine yapılan itirazın ardından İnfaz Hakimliği Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararının kaldırılmasına karar verdi. Ancak Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 29 Kasım’da verdiği kararla, infaz hakimliğinin tahliye yönündeki kararını kaldırdı.

    Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, kardeşinin tutuklanmasına ve sağlık durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SAĞLIĞI CEZAEVİNDE YENİDEN KÖTÜLEŞTİ”

    Kardeşinin tutuklandıktan sonra 15 gün boyunca tekli hücrede tutulduğunu söyleyen Erkan Yıldırım, “Kardeşim cezaevinde kendi arkadaşlarının yanına geçmek istiyor ancak izin verilmiyor. Sağlığı cezaevinde yeniden kötüleşmeye başladı. Ölüm orucundayken el ve ayaklarının rengi kahverengiye dönmüştü, infaz ertelemeyle tahliye edilip ölüm orucuna ara verdikten sonra el ve ayaklarında düzelme olmuştu ancak cezaevinde el ve ayaklarındaki renk değişimi tekrar başladı. Cezaevinde kendi ilaçlarını kullanamadığı için tekrar vücudunda ödem oluşmuş durumda ve ağrıları nedeniyle uyuyamıyor” diye belirtti.

    “GÖKHAN, BENİM KUCAĞIMDA VEYA TEKERLEKLİ SANDALYEYLE BİR YERE GİDİYORDU”

    Erkan Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Gökhan tahliye olduktan sonra 1 ay boyunca benim yanımda kaldı ne zaman dışarı çıksak kucağımda veya tekerlekli sandalyede bir yere gidiyordu. Gökhan’a verilen infaz erteleme kararı 6 Şubat’ta bitecekti ama İstanbul siyasi şube polisleri, Gökhan’ın bir yerden güç alarak ayakta durmasının videolarını ve fotoğraflarını çekerek savcılığa delil olarak göstermişler. Biz gittiğimiz her yere savcılıktan izin alarak gidiyorduk ama İstanbul siyasi şube polisleri bunları göz ardı ederek Gökhan hakkında kaçma şüphesi olduğunu, güvenlik sorunu oluşturduğunu ve Twitter’da insanları galeyana getirdiğine yönelik söylemlerle infaz erteleme kararını bozdurmaya çalıştılar. İnfaz Hakimliği, Gökhan’ın lehine karar vermesine rağmen Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hakimliği’nin infaz erteleme kararını bozarak Gökhan’ı hapse attılar.”

    “KENDİ YASALARINA BİLE UYMAKTAN ACİZLER”

    Ülkede hukuksuzluk ve adaletsizliğin ayyuka çıktığını dile getiren Erkan Yıldırım, “Çünkü artık kendi yasalarına bile uymaktan acizler. Adli Tıp Kurumu’nun raporu var ve bu raporun bozulabilmesi için Adli Tıp Kurumu’nun yeniden karar vermesi gerekiyor. Gökhan’ın kaçma şüphesi yoktu çünkü gittiğimiz her yere savcılıktan izin alarak gidiyorduk. Gökhan’ın kaçma şüphesini bahane eden İstanbul siyasi şube polisleri, Gökhan’a olan hınçlarını onu tekrar tutuklatarak yaptılar. Çünkü Gökhan’ı gözaltına aldıkları gün karakola götürmeyip Nurtepe Mahallesi’nde İSKİ’nin bulunduğu bir yere götürüp işkence ederken, ‘7/24 kapında bekledik bunun acısını elbet çıkaracağız’ diyerek tehdit ediyorlar. En azından kendi yasalarına uymalarını bekliyoruz, eğer kendi yasalarına uymayacaklarsa da yalandan demokrasiden ve adaletten bahsetmesinler” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • 292 gündür ölüm orucu eylemini sürdüren Sibel Balaç, 36 kiloya düştü

    292 gündür ölüm orucu eylemini sürdüren Sibel Balaç, 36 kiloya düştü

    PİRHA- Cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 292 gündür ölüm orucu eylemini sürdüren Sibel Balaç, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’nin mahkum koğuşunda 28 gündür kötü koşullarda tutuluyor. Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, “Artık biz müvekkilimizin günlerini, saatlerini sayar hale geldik. Bir an önce infazının ertelenmesi kararının verilmesini bekliyoruz” dedi.

    KHK ile görevinden ihraç edilen Öğretmen Sibel Balaç, adil yargılanma, hasta tutukluların serbest bırakılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 292 gündür ölüm orucu eylemini sürdürüyor.

    Sibel Balaç, 7 Eylül’de ölüm orucunun 265’inci günündeyken Ankara Yıldırım Beyazıt Dışkapı Hastanesi’ne sevk edildi. Tetkikleri için Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’ne sevk edilen Sibel Balaç, 28 gündür zorla hastanenin ek binasındaki mahkûm koğuşunda tutuluyor. Balaç’ın sağlık kurulu tetkikleri 9 gün, dosyasının Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi 3 gün, Adli Tıp Kurumu’nun rapor hazırlayıp İnfaz Savcılığı’na göndermesi ise 10 gün sürdü. Şimdi de Adli Tıp Kurumu’nun raporunun ardından Balaç, hakkında yürütülen güvenlik soruşturması nedeniyle infaz erteleme kararı verilmiyor.

    Avukatı Ceren Yılmaz, Balaç’ın durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇOK KRİTİK BİR AŞAMAYI AŞMIŞ DURUMDAYIZ”

    292 gündür ölüm orucunu sürdüren Sibel Balaç’ın 36 kiloya düştüğünü söyleyen Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, “Artık biz müvekkilimizin günlerini, saatlerini sayar hale geldik. Müvekkilimizin sağlığı açısından artık çok kritik bir aşamayı aşmış durumdayız. Bir an önce infazının ertelenmesi kararının verilmesini bekliyoruz” dedi.

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    >Sibel Balaç’ın durumu kritik; Anne Balaç: Kızım can çekişiyor, serbest bırakın- VİDEO
    >Ankara’daki hukukçulardan ölüm orucundaki Balaç için acil tahliye çağrısı-VİDEO
    >Ölüm orucundaki Sibel Balaç 20 gündür mahkum koğuşunda: Geç olabilir!

  • 52 gündür ölüm orucunda olan İleri Kızılaltun’un ilk duruşması 6 Ekim’de

    52 gündür ölüm orucunda olan İleri Kızılaltun’un ilk duruşması 6 Ekim’de

    PİRHA-Adil yargılanma ve hasta mahpusların serbest bırakılması talebiyle 52 gündür ölüm orucunu sürdüren İleri Kızılaltun’un ilk duruşması 6 Ekim saat 10.20’de Çağlayan Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 

    15 Ekim 2021’den bu yana itirafçı iddialarıyla Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İleri Kızılaltun 22 Eylül’deki tutuk incelemesinde tahliye edilmişti.

    Adil yargılanma ve hasta mahpusların serbest bırakılması talebiyle 52 gündür ölüm orucunu sürdüren İleri Kızılaltun’un ilk duruşması 6 Ekim saat 10.20’de Çağlayan Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    “ADİL YARGILANMA TÜM HALKIMIZIN ORTAK SORUNUDUR”

    Ölüm orucu direnişinin temel sebebinin adil yargılanmak olduğunu söyleyen İleri Kızılaltun, “Adil yargılanma tüm halkımızın ortak sorunudur. Adil yargılanma hakkı için perşembe günü görülecek mahkemeye tüm halkımızı ve demokratik kitle örgütlerini davet ediyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sibel Balaç’ın ATK raporu İnfaz Savcılığı’na gönderildi

    Sibel Balaç’ın ATK raporu İnfaz Savcılığı’na gönderildi

    PİRHA-Ölüm orucunun 285’inci gününde olan Sibel Balaç’ın ATK raporu, İnfaz Savcılığı’na gönderildi.

    Adil yargılanma, hasta tutsakların serbest bırakılması ve hapishanelerdeki hak ihlallerinin derhal sona ermesi talebiyle 19 Aralık 2021 tarihinde ölüm orucuna başlayan Sibel Balaç’ın sağlık durumu ciddiyetini koruyor.

    Halkın Hukuk Bürosu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Balaç hakkında hazırlanan Adli Tıp Raporu’nun, İnfaz Savcılığı’na gönderildiğini belirtti.

    “SİBEL BALAÇ DERHAL TAHLİYE EDİLSİN”

    Halkın Hukuk Bürosu, sosyal medya üzerinden, “Müvekkilimiz için her gün kritik önemde, savcılıkça derhal müvekkilimizin tahliyesine kararı verilmelidir! Sibel Balaç derhal tahliye edilsin” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ölüm orucundaki Sibel Balaç 20 gündür mahkum koğuşunda: Geç olabilir!

    Ölüm orucundaki Sibel Balaç 20 gündür mahkum koğuşunda: Geç olabilir!

    PİRHA- Cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 281 gündür ölüm orucu eylemini sürdüren Sibel Balaç, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’nin mahkum koğuşunda 20 gündür kötü koşullarda tutuluyor. Hastanenin sağlık kurulu Balaç hakkında “cezaevinde kalabilir” görüşünü verirken aynı zamanda tek başına hayatını idame ettiremeyeceği görüşünü bildirdi.

    Sibel Balaç, adil yargılanma, hasta tutukluların serbest bırakılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 281 gündür ölüm orucu eylemini sürdürüyor.

    Sibel Balaç, 7 Eylül’de ölüm orucunun 265’inci günündeyken Ankara Yıldırım Beyazıt Dışkapı Hastanesi’ne sevk edildi. Tetkikleri için Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’ne sevk edilen Sibel Balaç, 20 gündür zorla hastanenin ek binasındaki mahkûm koğuşunda tutuluyor.

    Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi Sağlık Kurulu, Sibel Balaç hakkında “cezaevinde kalabilir” görüşünü verirken aynı zamanda Sibel’in tek başına hayatını idame ettiremeyeceği görüşü bildirdi.

    Sibel Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, Balaç’ın durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “VERİLEN KARARLA SİBEL’İN HASTANEDE ZORLA TUTULMASININ ÖNÜ AÇILMIŞ DURUMDA”

    Sibel Balaç’ın sağlığının hapishanede kalmaya elverişli olmadığı için 6 Eylül’de infaz erteleme başvurusu yaptığını söyleyen Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, “Sibel Balaç, 7 Eylül tarihinde Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi mevki binasında bulunan mahkûm koğuşuna götürülerek burada tetkitleri yapılmaya başlandı. 16 Eylül tarihinde Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi Sağlık Kurulu’nun bir rapor hazırladığını 23 Eylül’de öğrendik. Alınan kararda infaz ertelemesi gerekmez, hapishanede hayati tehlikesi bulunmaz, tek başına hayatını idame ettiremez, hapishane ile hastane şartlarında tedavisi uygundur kararı verilmiş. Bir yandan müvekkilimizin tek başına kalamayacağı söyleniyor bir yandan da infaz ertelemeye gerek yoktur deniliyor. Bu kararla müvekkilimizin hastanede zorla tutulmasının önü açılmış durumda” diye belirtti.

    “SİBEL’İN DURUMU ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE KÖTÜLEŞTİ”

    Sibel Balaç’ın 19 Eylül’de dosyasının ATK’ya gönderildiğini ancak şimdiye kadar bir karar verilmediğini belirten Yılmaz, “Müvekkilimiz 20 gündür mahkûm koğuşunda tutuluyor ve 20 gün bir insanın hayatının tehlikesini ölçmek için çok uzun bir süre. Müvekkilimizin ilk tetkitleri 7 Eylül’de yapıldı ve bir hafta içerisinde 3 kilo verdi ancak şimdi kendisi tartılamadığı için kaç kilo olduğunu bilmiyoruz. Müvekkilimizin hastanenin mahkûm koğuşunda tutulma koşulları çok kötü olduğu için durumu çok hızlı bir şekilde kötüleşti. Bu yüzden bir an önce müvekkilimiz hakkında karar verilmesini istiyoruz çünkü infaz erteleme kararı verilse bile çok geç olabilir ve müvekkilimizin tedavisi yapılamayabilir. Sibel, her görüşmemizde bize şunu söylüyor ‘ben bu mahkum koğuşundaki koşulların iyileştirilmesini amaçlamıyorum ben buradan çıkmak istiyorum. Ben hasta değilim, ben ölüm orucu direnişindeyim bu direnişimin de talepleri var bu taleplerimin kabul edilmesini istiyorum. Ben hasta gibi bu hastanede tutulmak istemiyorum.’ Sibel hakkında bir an önce infaz erteleme istiyoruz, tahliye istiyoruz” dedi.

    Sibel Balaç’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

     

  • Sibel Balaç’ın durumu kritik; Anne Balaç: Kızım can çekişiyor, serbest bırakın- VİDEO

    Sibel Balaç’ın durumu kritik; Anne Balaç: Kızım can çekişiyor, serbest bırakın- VİDEO

    PİRHA-Tutuklu Sibel Balaç, adil yargılanma, hasta tutukluların serbest bırakılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 278 gündür ölüm orucu eylemini sürdürüyor. Kızının 85 kilodan 38 kiloya düştüğünü söyleyen anne Nuray Balaç, “Kızım ölsün diye uğraşıyorlar, herkes kızımın yaşaması için elinden geleni yapsın” dedi.

    Adil yargılanma, hasta tutukluların serbest bırakılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesi talepleriyle 29 Aralık 2021’de ölüm orucuna başlayan Sibel Balaç, infaz erteleme başvurusu nedeniyle Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesine sevk edildi.

    Balaç, hastanenin mahkûm koğuşunda tutuluyor. Bir haftadır hastanede tutulan Balaç için beklenen Sağlık Kurulu Raporu Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildi.

    Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Mevki ek binasında bulunan mahkûm koğuşunda tutulan Balaç’ın durumunun giderek kötüleştiğine, Balaç’ın destek alamadan yürümekte dahi zorluk yaşadığına dikkat çeken anne Balaç, yetkililere seslenerek kızının bir an önce tahliye edilmesini istedi.

    “KIZIM HASTANEDE CAN ÇEKİŞİYOR”

    Kızının biran önce serbest bırakılmasını istediğini söyleyen anne Nuray Balaç, “Kızım olmayan suçlarla yargılanıyor. Kızıma banyo yaptırdığım sırada kemikleri sayılıyor. Kızımı kaybetmek istemiyorum. Bütün yetkililere sesleniyorum biran önce evladımı bıraksınlar. Ya evladım felç olacak ya da evladımı kaybedeceğim. Son dönemlerde bir de kuyruk yarası başladı, kızımı bıraksınlar da tedavi ettireyim. Her gece kızıma bir şey olacak korkusuyla başında bekliyorum. Kızım 85 kilodan 38 kiloya düştü, ölsün diye uğraşıyorlar. Refakatçi olarak kızımın yanında duruyorum, kızım hastaneye geldiği zaman yürüyebiliyordu ama şimdi yürüyemiyor şu anda hastanede can çekişiyor. Anne olarak çok zor şeyler yaşıyorum olmayan bir şeyle suçladınız evladımı, hastanede kaldığımız yer havasız ve pislik içinde. Herkes kızımın yaşaması için elinden geleni yapsın” dedi.

    SİBEL BALAÇ KİMDİR?

    Zihinsel engelliler öğretmenliği yapan Sibel Balaç, sürgün ve mobbinge uğradığını söyleyerek 2018 yılında görevinden istifa etti. Balaç, aynı yıl, Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) işinden ihraç edilen memur, öğretmen ve akademisyenlerin, Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde gerçekleştirdikleri “işimi geri istiyorum” eylemlerine katıldı.

    Yüksel Caddesi’ndeki eylemcilerle birlikte 10 Aralık 2018’de gözaltına alınan Balaç, 18 Aralık’ta çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Yapılan yargılama sonucunda ‘23 Mart 2021’de- Balaç’a  8 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası verildi. Ceza, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Balaç, “adil yargılanma” olmak üzere “hasta mahpusların serbest bırakılması”, “hapishanelerdeki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması” ve “ağırlaştırılmış infaz yasasının mahkumların lehine değiştirilmesi”, “cezaevinde kitap, dergi gibi kısıtlamalara son verilmesi”, “cezaevindeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması” ve “halkın hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin engellenmemesi” gibi taleplerle 29 Aralık 2021’de ölüm orucuna başladı. Balaç, 278 gündür ölüm orucu eyleminde.

    Cihan BERK/PİRHA

  • 265 gündür ölüm orucuna devam eden Sibel Balaç, hastaneye sevk edildi

    265 gündür ölüm orucuna devam eden Sibel Balaç, hastaneye sevk edildi

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 265 gündür ölüm orucuna devam eden Sibel Balaç, sağlık kurulu raporu için hastaneye kaldırıldı. Sibel Balaç’ın 41 kiloya düştüğünü belirten Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, “Bir an önce sağlık kurulunun raporunun düzenlenmesi ve Sibel hakkında tahliye talebi verilmesini istiyoruz” dedi.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde “adil yargılanma” talebiyle 29 Aralık 2021’de ölüm orucuna başlayan Sibel Balaç, hastaneye kaldırıldı. Sibel Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, 6 Eylül’de İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında infaz ertelenme başvurusunda bulundu.

    Ölüm orucunu 265 gündür sürdüren Balaç, 7 Eylül’de Ankara Yıldırım Beyazıt Dışkapı Hastanesi’ne sevk edildi. Sibel Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, 6 Eylül’de İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında infaz ertelenme başvurusunda bulundu. Tetkikleri için Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’ne sevk edilen Balaç, ek binadaki mahkum koğuşunda tutuluyor.

    “SİBEL İLE GÖRÜŞMEK İÇİN İZİN ALAMIYORUZ”

    İnfaz erteleme için yapılan başvuru ardından Balaç’ın Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğünü, sağlık kurulu raporu alındığını söyleyen Sibel Balaç’ın avukatı Ceren Yılmaz, “Bu sağlık kurulu raporu ile ATK’ya sevk edilip, edilemeyeceğine karar veriliyor. Eğer ATK’ya sevk kararı verilirse ATK bir karar veriyor. ATK’nın kararı üzerinden savcılık bir karar veriyor. Bizde Sibel için böyle bir başvuruda bulunduk. Hastanede Sibel ile görüşmemiz için savcılıktan izin almamız gerekiyor. Dün Sibel’le görüştük ancak bugün savcının yerinde olmamasından dolayı Sibel ile görüşmek için izni alamıyoruz” diye belirtti.

    “SİBEL, VÜCUDUNUN YARISINI ÖLÜM ORUCUNDA KAYBETTİ”

    Sibel Balaç’ın 85 kiloyla başladığı ölüm orucunda 41 kiloya düştüğünü vurgulayan Yılmaz, “Vücudunun yarısını kaybetti ölüm orucunda, şu anda yürüyemiyor tekerlekli sandalye ile hareket edebiliyor. Çok ciddi vücut ağrıları var, ellerinde ve ağız içinde yaralar var. Sibel’in sağlık durumu hapishanede kalmaya elverişli olmadığı ortada o yüzden bir an önce sağlık kurulunun raporunu düzenlenmesi ve Sibel hakkında tahliye talebi verilmesini istiyoruz. Dün Sibel’le görüşmemizde bize, “Ben hasta değilim, bir ölüm orucu direnişçisiyim ve taleplerimin bir an önce kabul edilmesini istiyorum, hastanede tutulmak istemiyorum” dedi.

    Sibel Balaç’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkı eksiksiz uygulansın.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Hastaneye kaldırılan ölüm orucundaki Yıldırım, tekrar cezaevine götürülecek -VİDEO

    Hastaneye kaldırılan ölüm orucundaki Yıldırım, tekrar cezaevine götürülecek -VİDEO

    PİRHA- 10 Ağustos’ta Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne sevk edilen ölüm orucunun 237’nci günündeki Gökhan Yıldırım’a bir hafta önce ‘cezaevinde kalamaz’ raporu veren hastane doktorları, bugün ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi. Yıldırım, R Tipi cezaevine götürülecek.

    Adil yargılanma hakkı talebiyle ölüm orucuna başlayan Gökhan Yıldırım 237’nci gününde.

    Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gökhan Yıldırım, 10 Ağustos’ta Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne sevk edilmiş ve hakkında Tekirdağ Şehir Hastanesi Sağlık Kurulu doktorları tarafından ‘cezaevinde kalamaz, infaz ertelemesi yapılmalı’ kararı verilmişti.

    Ardından Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edilen Yıldırım’a burada ise ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmişti.

    ATK’nın kararının ardından tekrar toplanan Tekirdağ Şehir Hastanesi Sağlık Kurulu doktorları, bir haftanın ardından Yıldırım’a bu kez ‘cezaevinde kalabilir’ kararı verdi.

    8 gün arayla aynı doktorların iki farkı karar vermesine itiraz eden Yıldırım’ın avukatları, bu kararla Yıldırım’ın katledilmeye çalışıldığını söyledi.

    “DANIŞIKLI DÖVÜŞLE GÖKHAN’I KATLETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Hasta ve bakıma muhtaç engelli tutuklu ve hükümlülerin kaldığı R tipi cezaevine götürülecek olan Yıldırım’ın avukatı Seda Şaraldı, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Gökhan hastanede kaldığı 8 gün boyunca 6 kilo kaybetti. Tek başına tuvaleti ve banyosu bile olmayan bir yoğun bakım odasında tutuluyor. Hastane heyeti 8 gün arayla iki farklı rapor verdi. ATK’nın ‘cezaevinde kalabilir’ raporundan sonra karar değiştiren doktorlar, mesleki onurlarını ayaklar altına almıştır. Burada açıkça danışıklı dövüş vardır. Gökhan’ı bilinçli bir şekilde katletmek istiyorlar. R tipi hapishanelerin diğer hapishanelerden bir farkı yok. Göstermelik bir hemşiresi, doktoru var. Yanına refakatçi de vermeyecekler. Gökhan şu an 36 kiloya düştü. Tek başına kalamaz. Birinin ona özenli bir şekilde bakması gerekiyor. Uygulanan faşizmdir. Ama bizler Gökhan’ın tahliye edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    “R TİPİ HAPİSHANELER HAK İHLALLERİ VE İŞKENCE HABERLERİYLE GÜNDEMDE”

    Halkın Hukuk Bürosu da (HHB) yaptığı yazılı açıklamada, R tipi hapishanelerin olumsuz koşullar taşıdığına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’de şu an faaliyette olan 3 adet R Tipi Hapishane bulunmaktadır. Bunlar; Elazığ R Tipi Hapishanesi, İstanbul/Metris R Tipi Hapishanesi, İzmir/Menemen R Tipi Hapishanesidir. Bu üç hapishanenin ismi basında aratıldığında sayısız hak ihlali haberi ile karşılaşmak mümkündür. Barolar ve çeşitli insan hakları kurumları bu hapishanelerde yaşanan sağlık ve yaşam hakkı ihlalleri  ile işkence iddiaları hakkında açıklamalar yapmış, raporlar hazırlamıştır. Kaldı ki basına yansıyan haberler bu hapishanelerde gerçekleşenlerin yalnızca çok küçük bir kısmıdır. Zira bu hapishanelerde çok uzun yıllar yalnızca adli tutuklu/hükümlüler tutulmuştur. Ve adli tutuklu/hükümlüler hapishane idarelerinin baskı ve sindirme politikaları karşısında seslerini duyurma olanaklarına yeteri kadar sahip değillerdir. Siyasi tutsaklar bu hapishanelerde tutulmaya başladığından bu yana R Tiplerinde yaşanan işkence ve ihlaller basında daha sık yer bulmaya başlamıştır.”

     “R TİPİ HAPİSHANELER TOPLAMA KAMPINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

    R tipi hapishanelerin asla hasta tutukluların tedavi edildiği yerler olmadığı belirtilen açıklamaya şu sözlerle devam edildi:

    “Aksine ağır hastalık/engellilik halindeki tutuklu/hükümlülerin sırf tahliye edilmemeleri için tutuldukları toplama kamplarıdır. Burada tutuklu/hükümlüler ya refakatçileri olmadan tek başlarına ya da kendileri gibi ağır hasta/engelli tutsaklarla birlikte oldukça kötü koşullarda tutulmaktadırlar. Burada sağlıklarına kavuşmaları değil var olanı da kaybetmeleri söz konusudur. Gökhan Yıldırım’ın R tipi hapishaneye gönderilmesi Gökhan’ın canına açıkça kast edilmesi anlamına gelecektir Gökhan Yıldırım ne R Tipi Hapishanede ne hastanelerin mahkûm koğuşlarında ne de yoğun bakım ünitesinde tutulamaz. Derhal tahliye edilmelidir.

    “İŞKENCEYE SON VERİLMELİ, GÖKHAN DERHAL TAHLİYE EDİLMELİDİR”

    R Tipi Hapishanede tutmak, Gökhan’ın sağlığını korumak isteği değildir, aksine bugün itibariyle ölüm orucunun 240. gününde olan yani ölüm orucunda 8 ayı geride bırakmış olan Gökhan’ın kalan günlerini ondan çalmak demektir. Gökhan’ı kendi ihtiyaçlarını göremeyeceği bir şekilde, ailesinden, sevdiklerinden yalıtılmış olarak tutmak İŞKENCEDİR! Adli Tıp Kurumu, Tekirdağ Şehir Hastanesi ve Tekirdağ Savcılığı bu işkenceye derhal son vermelidir!”

    PİRHA/ANKARA

  • Gökhan Yıldırım 41 kiloya düştü; Avukatı Seda Şaraldı: Bir an önce tahliye edilmeli

    Gökhan Yıldırım 41 kiloya düştü; Avukatı Seda Şaraldı: Bir an önce tahliye edilmeli

    PİRHA-Sibel Balaç 240, Gökhan Yıldırım 234 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 45, Gökhan Yıldırım ise 41 kiloya düştü. Gökhan Yıldırım’ın bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini belirten Yıldırım’ın avukatı Seda Şaraldı, “Sağlık kurulunun hastanede kalması risk teşkil eder raporuna rağmen bir gün boyunca hastanenin mahkûm koğuşunda tutuldu, bir an önce tahliye edilmesi gerekir” dedi. 

    Sibel Balaç 240, Gökhan Yıldırım 234 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 45, Gökhan Yıldırım ise 41 kiloya düştü.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 240’ıncı gününde, Gökhan Yıldırım ise 234. Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde tedavi gören Gökhan’a, hastane tarafından, “İnfazını resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde yerine getirilmesi hayati tehlike arz eder. Ceza İnfaz Kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremez. İnfazın üç ay süre ile ertelenmesi uygundur” raporunu verdi. Ancak buna rağmen Yıldırım tahliye edilmedi ve çarşamba gününden beri Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde tecrit altında rehin tutuluyor.

    “TELEFONLARIIN BOZUK OLDUĞU GEREKÇESİYLE AİLESİYLE GÖRÜŞMESİNE İZİN VERMEDİLER”

    Gökhan Yıldırım için Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin sağlık kuruluna götürüldü ve hazırlanan raporda hapishanelerde ve resmi sağlık kuruluşların mahkûmlar için ayrılan bölümlerinde kalması hayati risk teşkil eder kararı alındığını söyleyen Avukat Seda Şaraldı, “Bu raporun hazırlanmasının ardından kendisinin Adli Tıp Kurumu’na götürüleceği söylenerek cezaevinden Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Sağlık kurulunun hastanede kalması risk teşkil eder raporuna rağmen bir gün boyunca hastanenin mahkûm koğuşunda tutuldu. Kendisiyle görüştüğümüzde mahkûm koğuşunda tutulmak istemediğini söyledi, çünkü mahkum koğuşu güneşsiz, havalandırmasız ve herhangi bir eşyanın konulmadığı bir yer. Hastane yönetimi kendince çözüm bularak Gökhan’ı refakatçinin kabul edilmediği yoğun bakım servisine aldılar. Böylece abisinin ziyaret etmesini engellediler. Pazar günü kendisinin telefon görüşme hakkı vardı ancak telefonların bozuk olduğu gerekçesiyle ailesiyle görüşmesine izin vermediler” dedi.

    “GÖKHAN VE SİBEL’İN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN”

    Bir an önce Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirten Şaraldı, şöyle devam etti:

    “Gökhan ve Sibel gizli tanık, itirafçı sanık ve sahte dijital materyallerle yapılan yargılamaların son bulmasını, Ali Osman Köse ve tüm hasta tutsakların tahliyesini, hapishanelerdeki kitap yasaklarını ve keyfi disiplin cezalarının son bulmasını istiyorlar. Bu talepler Adalet Bakanlığı’nın kolayca yerine getirebileceği talepler. Ancak 240 gündür bu talepler yerine getirilmediği gibi Gökhan bugün isteği dışında şehir hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tutuluyor.”

    Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

     

  • Anne Balaç: Ölüm orucundaki kızıma havalandırma, doktor ve görüş yasağı uygulanıyor

    Anne Balaç: Ölüm orucundaki kızıma havalandırma, doktor ve görüş yasağı uygulanıyor

    PİRHA-Sibel Balaç 230, Gökhan Yıldırım 224 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 45, Gökhan Yıldırım ise 42 kiloya düştü. Kızının durumunun kritik olduğunu belirten Sibel Balaç’ın annesi Nuray Balaç, “Kızım 45 kiloya düştü, cildinde yaralar oluşmaya başladı. Evladım haksızlıklara karşı ölüm orucuna başladı. Havalandırmaya çıkmama cezası verildi, doktora götürmüyorlar, 2 aylık görüş yasağı verildi” dedi.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 230’uncu gününde, Gökhan Yıldırım ise 224.

    Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor artık kalem tutamıyor, ağız içi yaraları var ve yürüyemiyorlar.

    Sibel Balaç’ta kalp çarpıntıları, ayaklarda şişme, halsizlik, şekeri katı yiyememe, kas ve eklem ağrıları var.

    Gökhan Yıldırım’da ise el ve ayaklarında damar çatlaklarından kaynaklı kızarıklar, ellerinin parmak aralarında yaralar, burun bölgesinde kızarıklıklar, ensesinde kızarıklıklar, hücresinden çıktığı zaman gitmek istediği yere tekerlekli sandalye ile gidebiliyor, katı şeker kullanamıyor, sadece su, şeker, tuz ve limonla beslenebiliyor, el parmaklarının arasındaki yaralardan kaynaklı şu an yazı yazamıyor, kemik ağrılarından kaynaklı geceleri uyuyamıyor.

    “EVLADIMIN BİR SUÇU YOK ARTIK YAPILANLARA DAYANAMIYORUM”

    Kızının durumunun kritik olduğunu belirten Sibel Balaç’ın annesi Nuray Balaç, “Kızım 45 kiloya düştü, cildinde yaralar oluşmaya başladı. Evladım haksızlıklara karşı ölüm orucuna başladı ancak cezaevinde de cezalar bitmedi, nasıl bir ülkede yaşıyoruz. Havalandırmaya çıkmama cezası verildi, doktora götürmüyorlar, 2 aylık görüş yasağı verildi. Kızımın 3 ayda bir kulağındaki rahatsızlığından dolayı hastaneye gitmesi lazım ancak kontrole götürmüyorlar. Kızıma 2 aylık görüş yasağı verdiler, evladımı 2 ay daha göremeyeceğim. Meclise girişimiz yasaklanıyor, Adalet Bakanlığı’nda görüşme talebimiz kabul edilmiyor. Artık yapılanlara dayanamıyorum, evladımın bir suçu yok serbest bıraksınlar artık” dedi.

    Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Ölüm orucundaki Balaç ve Yıldırım için imza kampanyası: Bir imza da sen ver!

    Ölüm orucundaki Balaç ve Yıldırım için imza kampanyası: Bir imza da sen ver!

    PİRHA-Sibel Balaç 227, Gökhan Yıldırım 221 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Gökhan’ı ve Sibel’i Yaşatma Platformu, adil yargılanma talebiyle ölüm oruçlarını sürdüren Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım için imza kampanyası başlattı. 

    Ankara’da Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan, KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 227’inci gününde, Gökhan Yıldırım ise 221. Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor artık kalem tutamıyor, ağız içi yaraları var ve yürüyemiyorlar.

    Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Gökhan’ı ve Sibel’i Yaşatma Platformu, adil yargılanma talebiyle ölüm oruçlarını sürdüren Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım için imza kampanyası başlattı.

    “GÖKHAN VE SİBEL’İ YAŞATMAK BİZİM ELLERİMİZDE”

    Gökhan’ı ve Sibel’i Yaşatma Platformu tarafından açıklamada, “Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım yasal zorbalığa karşı adil yargılanma hakları için ölüm orucundalar. Ölüm Orucunu desteklemiyor olabilirsiniz ama taleplerini sahiplenmelisiniz, bu adaletsizlikleri kabul etmemelisiniz. Bu talepler hepimizin talepleridir. Tarih susup sinenleri değil, direnenleri yazar. Gökhan ve Sibel’i yaşatmak bizim ellerimizde, bir imza da sen ver” denildi.

    İMZA VERENLER:

    1-Muzaffer Gezer

    2-Defne Halman

    3-Pınar Aydınlar

    4-Erdal Bayrakoğlu

    5-Elif Çetiner

    6-Cezmi Ersöz

    7-Aynur Haşhaş

    8-Ahmet Can Akyol

    9-Osman Genç

    10-Ayla Yılmaz

    11-Erdinç Duman

    13-Ercan Aydın

    14-Cevahir Canpolat

    16- Gül Şimşek

    17-Grup Yorum

    18-Haluk Tolga İlhan

    19-İbrahim Karaca

    20-Songül Bulur

    21-Serhad Raşa

    22-Nurettin Güleç

    23-Tülay Yıldırım Ede

    24-Yaşar Gündem

    25-Yalçın Dönmez

    26-Cenk Dostverdi

    27-Efkan Şeşen

    28-Suat Kaya

    29-Mehmet Esatoglu

    30-Mehmet Özer

    31-Sevim Eren

    32-Saniye Yılmaz

    33-Özğür Başkaya

    34-Şükrü Erbaş

    35-Ahmet Telli

    36-Halil Ergün

    37-Cengiz Özkan

    38-Tolga Sağ

    39-Yağmur Yılmaz

    40-Yakup Akdemir

    41-Serhat Raşa

    42-Menderes Samancılar

    43-Avni Sağlam

    44-Yasemin Göksu

    45-Serpil Kemalbay

    46-Hüsnü Yıldız

    47-Kadir Demir

    48-Ersin Ergün

    49-İ.Uğur Toprak

    50-Gizem Yoğurtcu

    51-İsmail Hakkı Demircioğlu

    52-Zeynep Karababa

    53-Mikail Değirmenci

    54- Suavi Öztürk

    55-Mehmet Özcan

    56-Ali Ekber Eren

    57-Cihan Çelik

    58-Onur Akın

    59-Ataol Berhamoğlu

    60-Şenol Akdağ

    Adil yargılanma talebiyle ölüm oruçlarını sürdüren Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım için başlatılan imza kampanyasına destek olmak isteyenler 0536 259 87 44 numaradan ulaşabilirler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ölüm orucundaki Sibel Balaç 46, Gökhan Yıldırım 42 kiloya düştü

    Ölüm orucundaki Sibel Balaç 46, Gökhan Yıldırım 42 kiloya düştü

    PİRHA-Sibel Balaç 225, Gökhan Yıldırım 219 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Sibel Balaç 46, Gökhan Yıldırım ise 42 kiloya düştü. Artık kasları erimeye başladığı için kardeşinin yürüyemediğini söyleyen Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, “Çarşamba günü görüşe giderken yanıma tekerlekli sandalyeyle geldi” dedi.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 225’inci gününde, Gökhan Yıldırım ise 219.

    Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor artık kalem tutamıyor, ağız içi yaraları var ve yürüyemiyorlar.

    Sibel Balaç’ta kalp çarpıntıları, ayaklarda şişme, halsizlik, şekeri katı yiyememe, kas ve eklem ağrıları var.

    Gökhan Yıldırım’da ise el ve ayaklarında damar çatlaklarından kaynaklı kızarıklar, ellerinin parmak aralarında yaralar, burun bölgesinde kızarıklıklar, ensesinde kızarıklıklar, hücresinden çıktığı zaman gitmek istediği yere tekerlekli sandalye ile gidebiliyor, katı şeker kullanamıyor sadece su, şeker, tuz ve limonla beslenebiliyor, el parmaklarının arasındaki yaralardan kaynaklı şu an yazı yazamıyor, kemik ağrılarından kaynaklı geceleri uyuyamıyor.

    “ADİL YARGILANMA UĞRUNA BEDENLERİNİ AÇLIĞA YATIRDILAR, ONLARIN SESİNİ DUYURALIM”

    Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, kardeşiyle cezaevinde en son çarşamba günü görüştü. Yıldırım, kardeşinin artık yürüyemediğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Artık kasları erimeye başladığı için yürüyemiyor. Görüş alanına giderken, berbere giderken, avukatla görüşürken yürüyemiyor. Çarşamba günü görüşüne giderken bizim yanımıza tekerlekli sandalyeyle geldi. El ve ayaklarından damar çatlamalarından dolayı morarmış, el parmak aralarında derisi çatladığından dolayı artık yazı da yazamıyor. Önceden katı şeker alıyorlardı ancak şu anda ağız yaralarından dolayı onu da alamıyor ve kemik ağrılarından dolayı geceleri uyuyamıyor. Kardeşim görüşmemizde bana ‘Biz halkımız için canımızı ortaya koymuşken medya neden bu kadar sessiz ve duyarsız. İlla ki ölmemiz mi gerekiyor birilerinin ses çıkarması için’. Adalet uğruna, adli yargılanma uğruna çocuklarımız bedenlerini açlığa yatırdı bizlerde nerede olursak olalım onların sesini duyuralım” dedi.

    Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri şöyle:

    – Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.

    – Keyfi disiplin cezalarına son verilsin.

    – Hasta mahpuslar serbest bırakılsın.

    – Hapishanedeki kitap, dergi kısıtlamalarına son verilsin.

    – Hapishanedeki sohbet hakkının eksiksiz uygulanması.

    – Yozlaştırmaya karşı mücadele edenlere verilen cezalar iptal edilmeli.

    – Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.

    – Halkımızın hak ve özgürlükler adalet mücadelesi engellenmemeli.

    – Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilmeli.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Ankara’daki hukuk örgütlerinden açıklama: Siyasi davalarda yasa dışı hükümler kuruluyor

    Ankara’daki hukuk örgütlerinden açıklama: Siyasi davalarda yasa dışı hükümler kuruluyor

    PİRHA- Ankara’da bulunan hukuk örgütleri Adil Yargılanma Hakkı Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan ÇHD Ankara Şube Başkanı Avukat Murat Yılmaz, “Adil yargılanma hakkı ihlallerine her gün bir yenisi ekleniyor. Siyasi davalarda yasa dışı deliller ve gizli tanık/ itirafçı tanık beyanlarıyla hüküm kuruluyor” dedi.

    Ankara’da bulunan hukuk örgütleri, adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna giren ve hayatını kaybeden avukat Ebru Timtik’e atfedilen 14 Haziran Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Hukukçu Dayanışması, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi ve Toplumsal Hukuk tarafından yapılan ortak açıklama ÇHD Ankara Şubesi’nde gerçekleştirildi.

    Açıklamanın yapıldığı salona ‘Adil yargılanmak haktır’ yazılı pankart asılırken, ortak açıklamayı ÇHD Ankara Şubesi Başkanı avukat Murat Yılmaz okudu.

    “TİMTİK’İN TALEBİ DÜNYADA YANKI BULDU”

    Yılmaz, Timtik’in adil yargılanmadığını anlatmak uğruna yaşamını yitirdiği davada ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD üyeleri Barkın Timtik ve Oya Aslan’ın halen tutuklu yargılandığını hatırlatarak, “Timtik’in talebi tüm dünyada yankı buldu. Dünya genelinde birçok hukuk örgütü ve baro tarafından 14 Haziran günü ‘Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü’ ilan edilmiştir” ifadelerini kullandı.

     BU YIL EBRU TİMTİK ADİL YARGILANMA HAKKI ÖDÜLÜ MISIR’A VERİLECEK

    Her yıl adil yargılanma hakkı mücadelesi veren bir kişiye ‘Ebru Timtik Ödülü’ verileceğini söyleyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz yıl bu ödülün ilki Ebru Timtik’e atfen Avukat Barkın Timtik’e verilmiştir. Bu yıl da Ebru Timtik Adil Yargılanma Hakkı ödülü Mısır’da adil yargılanma hakkı için mücadele eden kişi yahut kurumlara verilecektir. Adil yargılanma hakkı ihlallerine her gün bir yenisi ekleniyor. Siyasi davalarda yasa dışı deliller ve gizli tanık/ itirafçı tanık beyanlarıyla hüküm kuruluyor.  Kamuoyunda Kobanê davası olarak bilinen HDP MYK üyelerinin yargılandığı dava olağanüstü bir hızla devam etmekte, AİHM/AYM kararları uygulanmamakta, gizli/açık tanık beyanları ile yargılama yürütülmektedir. Şenyaşar ailesi halen Urfa adliyesi önünde oturma eylemi yaparak adil yargılanma hakkı talep etmektedir. Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım adil yargılanma talebi ile başladıkları ölüm orucunun 170’li günlerini aşmıştır. Çorlu Tren Katliamı, Hendek İşçi Katliamı, Soma Katliamı aileleri halen adalet beklemektedir.”

    “HAK MÜCADELESİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Yılmaz, soyut iddialara, varsayımlara, itirafçı beyanlarına dayalı hüküm kurulan yargılama oyunlarının son bulması çağrısında bulunarak, “Yayımlanan ortak metin ve raporlara göre Mısır’da adil yargılanma hakkı kapsamında yaşanan sorunların tüm muhalifleri etkileyen bir düzeyde oldu. Türkiye’de de olduğu üzere, Mısır’da da bu baskı ve zor uygulamalarına maruz kalan kesimlerin başında hak mücadelesi yürüten avukatlar gelmektedir. Bizler, Adil Yargılanma Hakkı günü vesilesiyle bu hak mücadelesinin ülkemizde ve dünyada takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz ” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ÇHD: Ebru’yu kaybediyoruz, saatlerimiz değil, dakikalarımız kaldı’

    ÇHD: Ebru’yu kaybediyoruz, saatlerimiz değil, dakikalarımız kaldı’

    “Adil yargılanma” talebiyle Avukat Aytaç Ünsal’la birlikte ölüm orucunda olan Avukat Ebru Timtik’in sağlık durumunun kötüleştiğini duyuran ÇHD, “Sağlık raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Ebru’yu kaybediyoruz. Saatlerimiz değil, dakikalarımız kaldı” uyarısında bulunarak, Yargıtay’dan acilen karar vermesini istedi.

    Tutuklu avukatlardan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunda. Timtik’in eylemi 235, Ünsal’ın ise 202’nci gününde.

    Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna rağmen tahliye edilmeyen avukatlardan Ebru Timtik, Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Aytaç Ünsal ise Halkalı’da Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’nde tutulmaya devam ediyor.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla ölüm orucundaki avukatların durumuna dikkat çekti, talebin karşılanmasını istedi.

    80 kilodan 33 kiloya düştüğü belirtilen Timtik’in sağlık durumunun çok kötüleştiğini duyuran ÇHD, “Sağlık raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Ebru’yu kaybediyoruz. Saatlerimiz değil, dakikalarımız kaldı” dedi.

    Timtik’in sıvı ve vitamin tüketiminin durduğunu, karnında şişlik belirdiği belirtilen açıklamada, “Ebru’yu yaşatabilmek için acilen tahliyesi ve bağımsız hekimlerce sağlığının kontrolü gerekiyor” diye vurgulandı.

    ÇHD ayrıca, avukatlara zorla müdahale gibi bir adımın cinayet olacağını belirterek, “Sadi Konuk Hastanesi hekimlerini uyarıyoruz. Zorla müdahale cinayete ortak olmaktır. Ufacık kalan bedenlerine, iradeleri olmadan saldırmak meslek etiğine uymayıp ölümle sonuçlanır” ifadelerini kullandı.

    #EbruÖlüyorAcilTahliye” etiketiyle de Twitter’da ölüm orucundaki avukatların durumuna dikkat çekildi, yetkililere talepleri karşılayın çağrısında bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)