Etiket: Adıyaman barosu

  • Doğan: Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir

    Doğan: Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir

    PİRHA-31 Mart yerel seçimlerinde DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesine kayyım atanmasına tepki gösteren Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, “Demokratik bir ülkeyi birlikte inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına dair Adıyaman Demokrasi Parkı’nda basın açıklaması yaparak kararı protesto etti.

    Açıklamayı okuyan Adıyaman Baro Başkanı Avukat Bilal Doğan, “Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir” açıklamasında bulundu.

    “SEÇMEN İRADESİNİN TANINMASI GEREKİYOR”

    Doğan, yaptığı açıklamada halkın iradesinin yok sayıldığını ifade ederek şu açıklamada bulundu:

    “Kayyım atama kararıyla, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan serbest seçim ile seçme ve seçilme hakkına müdahale edilmiş, belediyelerin “seçilmiş bir belediye yönetimi ve belediye meclisi tarafından yönetilmesi ilkesi” askıya alınmış, Anayasanın 38. maddesiyle güvence altına alınan masumiyet karinesinden faydalanma hakkı açıkça ihlal edilmiştir. Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz şartı seçmen iradesinin tanınmasıdır. Demokrasiyi korumak, seçmen iradesine saygı göstermek ve sahip çıkmak, demokratik bir düzende herkesin görevidir. Bu çerçevede siyasi iktidarı kayyım atamalarından vazgeçmeye ve seçilmiş belediye başkanını göreve iade etmeye davet ediyoruz.”

    “HALKIN İRADESİNİN GASP EDİLMESİNE SON VERİLMELİDİR”

    Doğan, herkesi Hakkâri halkının iradesini savunmaya ve dayanışma içinde olmaya davet ederek, “Bu antidemokratik anlayışa karşı, demokratik bir ülkeyi birlikte inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir.” diye ekledi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Avukat Aysun Avcı: Çadırkentte kalan kadınların ve çocukların sorunları yok sayılıyor-VİDEO

    Avukat Aysun Avcı: Çadırkentte kalan kadınların ve çocukların sorunları yok sayılıyor-VİDEO

    PİRHA –Adıyaman Barosu’na bağlı avukatlardan Aysun Avcı, 6 Şubat tarihli Maraş merkezli depremden en çok etkilenen kadın ve çocukların savunmasız olduğuna dikkat çekerek, bir an önce önlem alınması çağrısında bulundu. Avcı kadınların şiddet gördüğü erkekle birlikte aynı çadırda kalmasının tehlike arzettiğine de dikkat çekti.

    Deprem felaketinin yaşandığı illerde sorunlar devam ederken, bu süreçten en çok etkilenen kadın ve çocuklar oluyor. Barınma ihtiyaçlarını erkek üzerinden gidermeye çalışan iktidar, kadın ve çocuklarının hem sorunlarını hem de ihtiyaçlarını görmezden geliyor.
    Adıyaman Barosu’na bağlı avukatlardan Aysun Avcı, Adıyaman’da depremden etkilenip evsiz kalan kadınların ve çocukların yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya aktardı.

    Çadır kentlerde kadın ve çocukların istismara uğrama vakalarının yaşandığına dikkat çeken Aysun Avcı, kendisine ulaşan depremzede ve aynı zamanda enkazda çocuğunu arayan kadına daha önce boşanmış olduğu eşine çocuklardan birinin velayetinin verildiğini söyledi. Velayetin kendisinde olmadığını belirttiğini söyleyen kadının çocuğunu bulmak için savcı ile görüştüğünde de “Bu kadar olayın içerisinde bunun ne acelesi var?” yanıtını aldığını aktaran Aysun Avcı, devletin kadına ve çocuğa uygulanan şiddet karşısındaki tutumunu gözler önüne serdiğine işaret etti.

    “KADIN ÇADIRKENTLERDE ŞİDDET GÖRDÜĞÜ ERKEKLE YAŞAMAK ZORUNDA KALIYOR”

    Avukat Aysun Avcı, bu tür yaşanan sorunların devlet tarafından çok büyük sorunlar değilmiş gibi algılandığını söylerken şu an çadır kentlerde de daha ağır yaşandığını, kadın ve çocukların bu anlamda gidecek yerleri olmayıp şiddet gösterenlerle baş başa ve savunmasız bırakıldıklarını belirterek, “Adıyaman Adliyesi şu an çalışamaz halde. Bu süre zarfında aile mahkemesi çalışmıyor. Kadın ve çocukların yaşadığı bütün sorunlarla zaten işlem tesis edebilen mahkemeler, aile mahkemeleridir. Dolayısıyla uzaklaştırma kararlarının süresi uzatılamıyor. Uzatılmadığı zaman ortada bir uzaklaştırma kararı kalmadığı için bu kişinin yapacağı bir eylemin önünü almak çok mümkün görünmüyor. Zaten birçok kadın çadır kentlerde yaşıyor. Belki de o çadır kentte uzaklaştırma kararı aldığı eşiyle ya da herhangi bir erkekle birlikte yaşamak zorunda kalıyor. Bu çok ciddi bir sorun. Gün geçtikçe de büyüyor. Bize bununla alakalı olarak da çok ciddi başvurular geldi” dedi.

    “KADINLAR ŞİDDETE MARUZ KALIYOR”

    Adıyaman Barosu’nun, Adıyaman Adliyesi önünde bir hukuki destek bürosu oluşturduğunu dile getiren Aysun Avcı, şunları söyledi:

    “Oraya gelen başvurular arasında özellikle kadınların yaşadığı birçok soruna şahit oluyoruz. Uzaklaştırma kararları bunun başında geliyor. Ya da mesela ben spesifik bir örnek vereyim, bize başvuru olarak gelmiş bir kadın üzerinden. Daha önce eşiyle boşanmış ve iki çocuk var. Çocuklardan birinin velayeti babaya, birinin anneye veriliyor. Depremde baba enkazda vefat ediyor. Çocuk enkazdan çıkarılıyor. Anne en doğal hakkı olarak çocuğuna ulaşmak istiyor. Zaten kanunen de velayet kendisine verilen eş öldükten sonra velayet diğer ebeveyne geçiyor. Aile mahkemesinin burada yaptığı işlem bir inşai işlem değil aslında. Sadece tespit işlemi. Biz savcılıkla çocuğun bulunması için görüştük. Hatta aileyle birlikte gittik. Kadın da savcıyla görüştü. Fakat savcının bize dönüşü “bu kadar olayın içerisinde bunun ne acelesi var?” oldu. Yani kadının ve çocuğun söz konusu olduğu bir olayın ikinci plana atılması, bu kadar olayın içerisinde ne acelesi var denmesi, kadınların zaten adliyelerde sürekli karşılaştığı bir pratikti. Bu sorun normalde de daha derinken bugün bu afet durumunda artarak devam ediyor.

    Aile başı bir çadır veriliyor. Hane başına yapılan yardım da zaten hanenin erkeğinin hesabına genelde aktarılıyor. Şimdi kadın sorun yaşıyor. Şiddet görüyor. Gitmek istediği zaman gidebileceği herhangi bir yer yok. Yardım alamayacak. Çünkü zaten erkek eşe yardım yapılmış. Çadır da verilmiş. Bunun için kadınlar çoğu zaman böyle bir ortamda bu şiddete maruz kalıyorlar ve buna tahammül etmek zorunda bırakılıyorlar. Bununla ilgili politika geliştirmek aslında çok zor değil. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın il müdürlükleri burada çok güzel bir çalışma yapabilir. Biz çadır kentleri hukuki bilgilendirme için gittiğimizde kadınlar, aslında eşlerinin yanında bazı şeyleri söyleyemeyip bize “özel bir ihtiyacım” var deyip bizi kenara çekip de bu tarz sorunlardan bahsedebiliyorlar.”

    “BİR AN ÖNCE HAREKETE GEÇİLMELİ”

    Deprem sürecinde kadın ve çocuklara ilişkin sorunların büyük sorunlar değilmiş gibi algılanmasının kendisinin çok ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Avukat Aysun Avcı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Afet öncesinde de Türkiye’de kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, çocuğun üstün yararıyla alakalı çok sıkıntılı politikalar vardı. Bu politikaların sonucu aslında bugün yaşadığımız sorunlar. Hala 6284 Sayılı Kanun’u eleştiren insanlar var. Hala toplum yapımıza aykırı olduğunu iddia edenler var. Kadın sığınma evleriyle alakalı bir an önce önlem alınmalı. Kayıp çocuklarla alakalı önlemler alınmalı. Özellikle Adıyaman Adliyesi’nde şu an eğer giriş katında savcılık kısmı çalışabiliyorsa zaten Aile Mahkemesi de bizim giriş katımızda adliyemizde. En azından Aile Mahkemesi açılarak bu işlemlere bir an önce devam edilmeli. Velayetten kaynaklı sorunlar çözülmeli, uzaklaştırma kararları çözülmeli. Bir an önce harekete geçilmeli.

    Bizler ne yazık ki kendimiz depremzede olduğumuz için sahada belki eksik kaldığımız taraflarımız olmuştur. Kadın hakları komisyonumuz ve çocuk hakları komisyonumuzun üyeleri de zaten depremzedeydi. Biz bu sebeple Türkiye Barolar Birliği’nin kadın hakları komisyonuyla temasa geçtik ve 15 Nisan’dan itibaren TÜBAKOM’dan kadın arkadaşlarımız kadın ve çocukların yaşadığı sorunlarla alakalı olarak sahada tespit yapmak ve hukuki destek sunmak için Adıyaman’a gelecekler. Dönüşümlü olarak gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir proje. Yerelde bulunan kadın arkadaşlarımız ve avukat arkadaşlarımızla gruplara eşlik edeceğiz. Elimizden geldiğince kadınların ve çocukların yaşadığı sorunları tespit edip gereken mercilere başvurarak çözüme kavuşturmaya çalışacağız.”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Avukatlardan depremden etkilenen hayvanlara anlamlı destek!-VİDEO

    Avukatlardan depremden etkilenen hayvanlara anlamlı destek!-VİDEO

    PİRHA- Deprem felaketinden etkilenen sokakta yaşayan ve evcil hayvanlara sahip çıkan Adıyaman Barosu’na bağlı avukatlardan Aysun Avcı, deprem felaketinde sadece insanların değil hayvanların da zarar gördüğünü vurgulayarak, “İnsanlar gibi hayvanlar da doğanın bir parçası ve bizler de hayvanları görmezden gelemezdik. Bizim depomuzu onlara da açtık ve elimizden geldiğince sokak hayvanlarına ve evcil hayvanlara sahip çıkmaya çalıştık” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Alevi kurumları, emek-meslek örgütleri ve dayanışma grupları deprem bölgesinde depremzedelere destek olmaya devam ediyor. Depremden etkilenen hayvanlar da gönüllüler tarafından bakılıyor.

    Adıyaman Barosu Kriz Merkezi de, bu yerlerden biri. Baroya bağlı avukatlar hem sokak hem de sahipsiz kalmış hayvanlara yardım elini uzattı.

    Avukat Aysun Avcı, deprem felaketin yaşandığı yerlerden biri olan Adıyaman’da gönüllü avukatlarla birlikte ilçelerden köylere kadar çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek, hem ayni hem de hukuki yardımları depremin ilk gününden itibaren yurttaşlara ulaştırdıklarını söyledi.

    “İNSANLAR GİBİ HAYVANLAR DA DOĞANIN BİR PARÇASI

    Bunun yanı sıra sokakta kalmış hayvanlara da destek verdiklerini belirten Avukat Aysun Avcı, deprem felaketinde sadece insanların değil hayvanların da zarar gördüğünü vurgulayarak, “İnsanlar gibi hayvanlar da doğanın bir parçası ve bizler de hayvanları görmezden gelemezdik. Depomuzu onlara da açtık. Yaralı ve yavru hayvanları depoda besliyoruz ve veteriner arkadaşların desteğiyle tedavi ettik. Şu anda depomuzda 9 köpeğimiz, 2 kedimiz kaldı. Aynı zamanda gelen yardımlar içinde bulunan bir kamyon mamayı hayvan besleyen yurttaşlara dağıttık” şeklinde ifade etti.

    “HAYVANLARA SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞTIK”

    Deprem öncesi Adıyaman’da bir hayvan barınağının kurulduğunu aktaran Aysun Avcı, “Fakat belediye yetkilileri çok uzun bir süre hayvan barınağınının durumuyla iligili bir açıklamada bulunmadılar. Bizler iletişime geçtik ve barınağın sağlam olduğunu öğrendik. Ancak sokakta ve evde beslenen hayvanlar için bu kadar şanslı değillerdi. Elimizden geldiğince sokak ve evcil hayvanlara sahip çıkmaya çalıştık” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • ‘Alevi köylerine ayrımcılık uygulanıyor’-VİDEO

    ‘Alevi köylerine ayrımcılık uygulanıyor’-VİDEO

    PİRHA–Deprem felaketinde Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar. Yardımların dağıtımında ayrımcılık yapıldığını belirten avukatlar, yurttaşların hukuksal destek almaları konusunda baroya başvurma çağrısında bulundular.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden iki aydan fazla geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanıyor.

    Deprem felaketinin yaşandığı illerden biri olan Adıyaman’da çalışmalar yürüten Adıyaman Barosuna bağlı avukatlar süreç boyunca yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar.

    “ADIYAMAN’IN TÜM İLÇELERİNE VE TÜM KÖYLERİNE YARDIM GÖNDERDİK”

    Adıyaman Baro Sekreteri avukat Erol Dede, deprem felaketinin yaşandığı Adıyaman’da ilk günden ititbaren Türkye Barolar Birliği’nin gönderdiği ayni yardımların yurtttaşlara ulaştırılması konusunda faaliyet yürüttüklerini belirterek, “Gelen tüm tırları depoya yönlendirdik ve depo üzerinden Adıyaman’da en çok nerelere yardım gitmemiştir tespitine gittik. Dağ köyleri olsun, gidilmeyen ilçeler olsun, yolu kapanan yerler olsun, hiçbir şekilde yardım gitmiyordu. Biz buradan köylere, ilçelere birebir tırlarla gönderiyoruz. Tırların gitmediği yerlere kamyonetler yükledik. Adıyaman’ın tüm ilçelerine ve tüm köylerine yardım gönderdik” dedi.

    “YURTTAŞLARA HUKUKSAL DESTEK SUNUYORUZ”

    Aynı zamanda depremzedelere hukuksal destekte sunduklarını ifade eden Dede, “Binalarda vefat eden vatandaşların ailelerine mirasçılarla görüşüyoruz. Dosyalar müdahale etmeye çalışıyoruz. Şikayetçi olurken sadece dilekçede müteahhit ya da yapı denetim belirtmiyoruz. Burada Adıyaman Belediyesi, Çevre Şehirciliği de belirtiyoruz. Yani kurumları da şikayet ediyoruz. Burada insanların hakları neler olduğunu, halklarına nasıl erişeceklerini, şikayet ve başvuru dilekçelerinin nasıl yapılacağını anlattık. Yurttaşların yaşamış olduğu birçok sorun var. Bu sorunların çözülmesinde yardımcı oluyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYLERİNE AYRIMCILIK UYGULANIYOR”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin gerekli duyarlılığı göstermediğini vurgulayan Dede, “Umursamıyor. Umursamamasının sebebi de Alevi köylerinin olmasıdır. Alevi köyleri olduğu için dış kapının dış mandalı gibiyiz. En son müdahalede en son yardımın geldiği yer. En son artarsa yaparız dedikleri bir yer. Ondan dolayı da hiçbir şekilde, hiçbir çalışma yapılmamış” diyerek AFAD’ın yapılan yardımları engelleme girişimlerinin de süreç boyunca yaşandığını ifade etti.

    Avukat Müslüm Doğan da, çadırkentlerde yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, “Adıyaman’da kurulan çadırkentlerde sorunlar devam ediyor. Yetkililerin dolaştığı ve basına servis edilen yerlerde herşey yolunda gibi gösterilirken, hemen yanı başındaki yerde sorunlar diz boyu. Aile Bakanına bağlı sosyal hizmetler görevlileri gelip bizden ikinci el kıyafet, bebek bezi, mama alıp çadırlarına götürüp oradaki halka dağıtıyor. AFAD’ın kontrolü altındaki çadırlarda bile eksik var. O eksikleri biz tamamladık” şeklinde konuştu.

    “ENGELLEMELERLE KARŞILAŞIYORUZ”

    AFAD’a gerekli desteği sunmalarına karşın AFAD tarafından çoğu yerde engellendiklerinin altını çizen Doğan, “Çadır kentlerde biz hukuki bilgilendirme için girdiğimizde AFAD yetkilisinin gelip sizin izniniz yok, izin gösterin, giremezsiniz dediler. Biz direndiğimizde ise arkamıza jandarmayı, polisleri çağırarak bizi zorla dışarı atacaklarını söylediler. Bir başka durum da çadırkentlerde karşılaştığımız vahim tablo şu; Biz çadırkentte standımızı kurduk. Sakallı kendine imamım diyen biri  geldi ve ‘siz ne yapıyorsunuz burada?’ diye sordu. Bizde depremzedelerle ilgili hazırlamış olduğumuz kitapçığı verdik. Açtı okudu. Beş dakika sonra AFAD yetkisiyle birlikte gelip ‘sizin burada çalışma izniniz yok. Buradan çıkın’ diye bizi kovdular. Oranın güvenliğini sağlayan asker ve polise de emir verebiliyordu” diyerek engellemelerin devam ettiğini söyledi.

    “TÜM DELİLLERİ TOPLUYORUZ”

    Adıyaman’da yıkılan, can kaybının ve yaralanmanın olduğu binların enkazlarında görevlendirilen savcılarla beraber çalışma yürüttüklerini dile getiren Doğan, “Her bir savcı grubunun yanında bir avukat arkadaşımız onlarla birlikte gözlemci niteliğinde geziyordu. Gerçekten deliller toplanıyor mu toplanıyor mu diye. Türkiye Barolar Birliği de enkaz uygulamasını kurdu. Enkaz radar uygulamasını biz avukatlar olarak biz harita çıkardık. Bütün mahalleleri ayırdık. Binalardan elde edilen bütün deliller Ankara’da toplanıyor. Süreç içerisinde yurttaşlarımızın hak kaybına yol açılmaması için gerekli girişimlerde bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Adıyaman’da kayyım tepkisi: Bu darbeden derhal vazgeçin

    Adıyaman’da kayyım tepkisi: Bu darbeden derhal vazgeçin

    PİRHA- İçişleri Bakanlığının kararıyla Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atanması ile ilgili Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu basın toplantısı düzenledi.

    İçişleri Bakanlığının kararıyla Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atanması ile ilgili Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu basın toplantısı düzenledi.

    Adıyaman Barosun’da düzenlenen toplantıda Emek ve Demokrasi Platformu adına basın metnini Baro Başkanı Av. Mustafa Köroğlu okudu.

    “OHAL UYGULAMASININ SON ÖRNEĞİ”

    “Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyum atanması Cumhurbaşkanı ve mevcut hükümetin hukuk, anayasa ve yargı kararlarının üzerinde görüldüğü bir rejimde yaşadığımızın en çıplak göstergesidir” diyen Köroğlu, “Demokrasinin değer ve kurumlarının hiçe sayıldığı, devletin tüm olanaklarının iktidar partisinin hizmetine sunulduğu OHAL uygulamalarının bu son örneğinde; yüzlerce belediye meclis üyesi gözaltına alınmış, aralarında çok sayıda sendika üyesinin de olduğu belediye çalışanı ya açığa alınmış ya da görevden uzaklaştırılarak yerlerine jet hızıyla atamalar yapılmıştır. Diğer vahim bir uygulama ise ancak Danıştay kararı ile fesih edilebilecek belediye meclislerinin, kayyum olarak atanan valiler  tarafından tümden feshedilmesidir.”

    “ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    “Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri olarak bu uygulamayı şiddetle kınıyor, baskıcı, dayatmacı, otoriter, halk ve emek karşıtı bu “kayyumcı anlayışı” sadece belediyelerde değil, mücadele ettiğimiz her alanda karşımıza çıktığı için iyi tanıyoruz” ifadelerini kullanan Köroğlu şöyle devam etti:

    “Evrensel hukuk normlarına, AİHM içtihatlarına aykırı, hukuksal olmaktan çok bir partinin ya da ittifakın ihtiyaçları ve antidemokratik anlayışın ürünü olan bu uygulamaların, halkın büyük çoğunluğunun vicdanında da onay almadığını biliyoruz. Hiç kimsenin ülkemizdeki asgari demokrasi işleyişini yok etmeye, halkın demokratik iradesine ipotek koymaya, yurttaşların demokrasiye ve seçimlere olan inancına darbe vurmaya hakkı yoktur.”

    “DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ ARAŞTIRILMALIDIR”

    “Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle muhalif siyasetçileri etkisizleştirme anlayışı terk edilmelidir” diyen Adıyaman Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “Görevden alınan Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Ayrıca eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran – 1 Kasım 2015 seçimleri arasında geçen süreç ile ilgili yaptığı açıklamalar soruşturulmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN