Etiket: adıyaman emek ve demokrasi platformu

  • Adıyaman’da 1 Mayıs’a çağrı: Biz kazanacağız-VİDEO

    Adıyaman’da 1 Mayıs’a çağrı: Biz kazanacağız-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı bu yıl, ‘Biz kazanacağız’ şiarıyla sokakları gezerek 1 Mayıs’a katılım çağrısında bulundu.

    1 Mayıs’a 2 gün kala Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, 1 Mayıs İşçi Bayramı için bildiri dağıttı.

    Adıyaman Mimar Sinan Mahallesi’nde yapılacak olan işçi bayramına sanatçı Mehmet Atlı da şarkılarıyla eşlik edecek.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği (TMMOB)  Adıyaman Şubesi ve İl Koordinasyon Kurulu (İKK)  Başkanı Tuncay Kaya, Adıyaman’da yapılacak olan 1 Mayıs İşçi Bayramı hakkında şunları söyledi:

    ÜRETİKLERİMİZ BİR AVUÇ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLMESİN

    “Biz işçileriz, kamu emekçileriyiz, mühendisleriz, mimarlarız, hekimleriz, emeklileriz. Biz güvencesiz ve esnek çalışmayla emeği sömürülen, erkek şiddetiyle yaşamdan koparılan kadınlarız. Bir taraftan da eş değer işe eşit ücret için, diğer taraftan bedenimiz üzerinden yürütülen her türden erkek egemenliğine karşı mücadele edenleriz. Biz tüm renklerimiz ve farklılıklarımızla Türkiye’yiz.Biz hayat pahalılığına, yoksulluğa, işsizliğe, geleceksizliğe mahkum değiliz. Biz, ürettiğimiz değerlerin hepimizi insanca yaşatmaya yeteceğini biliyoruz. Yeter ki ürettiğimizi adaletli bölüşelim; yeter ki az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın; yandaş şirketlerin vergileri sıfırlanmasın. Biz bu ülkenin kaynaklarının herkese yeteceğini biliyoruz; yeter ki çetelerin üzerine çökmesine müsaade edilmesin. Yeter ki ürettiklerimiz bir avuç mutlu azınlığa/sermayeye peşkeş çekilmesin, savaş ve rant politikalarına harcanmasın. Yeter ki ülkeyi yönetenler siyasi rakiplerini alt etmek için ülkenin döviz birikimini bir gecede harcamasın.

    “BİZ ÇOCUKLARIMIZA ONURLU BİR GELECEK BIRAKABİLİRİZ”

    Bu ülkenin kaynakları hepimizi insanca yaşatır. Yeter ki demokratik haklarımızı kullanabilelim; yeter ki sendikalı olabilelim, grev hakkımızı kullanabilelim; yeter ki itiraz edenin, hakkını savunanın kapısına gece yarısı kimse dayanmasın! Biz barış içinde kardeşçe yaşamasını, adaletli biçimde bölüşmesini biliriz; yeter ki koltuğunu, servetini ve sömürü düzenini korumak için birileri gölge etmesin, ayrımcılık yapmasın. Biz çocuklarımıza umutlu onurlu bir gelecek bırakabiliriz; yeter ki çocuklarımız okullarına aç gitmesin, yeter ki mülakat ve arşiv taramaları ile kamuya alımlarda yandaşlık yapılmasın, liyakat esas alınsın, öğretmenler bir gecede sürgün edilmesin; OHAL KHK’leriyle kazanılmış haklarımız gasp edilmesin.

    “KURTULUŞ İÇİN HEP BERABER OLALIM”

    Biz özgürce yaşayabiliriz; yeter ki tek kişinin değil, hepimizin, söz ve karar sahibi olduğu bir düzeni kuralım! Yeter ki gazetecileri, sendikacıları, sanatçıları, akademisyenleri, belediye başkanlarını, siyasi rakiplerini, gençlerini hapse doldurarak iktidarını korumaya çalışanlara, kayyım zihniyetiyle ülkeyi yönetmeye çalışanlara kimin büyük olduğunu gösterelim. Biz emeğin, demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin ve eşit yurttaşlığın egemen olduğu bir ülkeyi kazanacağız! Yeter ki birlik olalım ve mücadele edelim. Yeter ki tek başına olmadığımızı bilelim, kurtuluş için hep beraber olalım.

    “BİZ KAZANDIĞIMIZDA HALK KAZANACAK”

    1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde Adıyaman’da tek bir slogan etrafında bir araya gelelim: Biz kazanacağız! Biz bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten milyonlar bu ülkenin gerçek sahipleriyiz. Biz örgütlü olduğumuzda, birlik olduğumuzda, bizden büyük güç yok. O nedenle bir avuç sermaye ve iktidar sahibi kaybedecek; biz kazanacağız, halk kazanacak! Biz kazandığımızda ülkeyi ucuz işgücü deposu ve yerinden yurdundan ettikleri milyonlarca çaresiz sığınmacı için hapishane haline getirmek isteyen emperyalistler kaybedecek ama halk kazanacak! Biz kazandığımızda her alanda ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği normalleştirmeye çalışanlar kaybedecek ama eşitlik kazanacak. Biz kazandığımızda, demokrasi kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak, emek kazanacak, bu ülke, bu halk kazanacak!”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman’dan Suriye’deki Alevi katliamına tepki: Savaşa karşı barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Adıyaman’dan Suriye’deki Alevi katliamına tepki: Savaşa karşı barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’nin Lazkiye, Humus, Tartus kıyı bölgelerinde HTŞ terör örgütünün Alevilere yönelik saldırılarını protesto etti. 6 Mart’ta başlayan katliamları kınamak için basın açıklaması düzenleyen platform, saldırıları gerçekleştiren çeteleri ve onları destekleyen güçleri sert bir dille eleştirdi.

    Mimar Sinan Parkı önünde biraraya gelen Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri dışında birçok kişi katliamı lanetlemek amacıyla toplandı. Açıklamaya Alevi inanç kurumları, Adıyaman Barosu, KESK’e bağlı üyeler, birçok demokratik kitle örgütleri de yer aldı.

    Basın açıklamasını Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat okudu. Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların uluslararası güçlerin katliama onay verdiğini belirten Polat, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara derhal son verilmelidir” dedi.

    “İNSANLIK TARİHİNE KARA BİR LEKE OLARAK KAZINMAKTADIR”

    Savaşı ve şiddeti araç olarak kullanan emperyalist güçler coğrafyayı kana bulamaktan vazgeçmediğini ifade eden Polat, “Suriye’de Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus bölgelerinde, cihatçı-mezhepçi çetelerin katliamları dur durak bilmiyor. Yaşananlar sadece mezhepçi bir saldırı olmaktan öte, tüm coğrafya üzerine büyüyen savaş planlarının göstergesidir. Özelikle Alevi sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamlar insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmaktadır ve en ağır şekilde lanetlenmelidir. Suriye, emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle sürdürülen politikalar sonucu yıkıcı bir iç savaşın acısını hâlen yaşamaktadır. Bu   süreç bölgenin tamamını karanlığa sürüklemiş ve emperyalist çekişmelerin de tehlikeli boyuta gelmesini sağlamıştır” diye konuştu.

    ULUSLARARASI GÜÇLER DOLAYLI YOLLARDAN KATLİAMA DESTEK VERMEKTEDİR

    Basın açıklamasında, uluslararası kurumların dolaylı olarak savaşa onay verdiğini vurgulayan Polat, şöyle konuştu:

    “HTŞ rejiminin muhalif kesimlere karşı izlediği inkâr ve katliam politikalarının, devletleşme süreciyle birlikte resmi kolluk kuvvetleri eliyle sürdürmesi, bu süreci daha da vahim hale getirmektedir. Artık bireysel çete saldırılarından öte, devletin kurumsal yapısı içinde planlanan ve uygulanan bir soykırım pratiğiyle karşı karşıyayız, bu yalnızca Suriye halkları için değil, bölgedeki tüm toplumsal dinamikler için büyük bir tehdittir. Devlet gücüne yaslanarak sürdürülen bu katliam politikaları, uluslararası hukukun hiçe sayıldığını ve emperyalist güçlerin bu katliamlara dolaylı ya da doğrudan onay verdiğini göstermektedir.”

    YENİ ORTADOĞU DÜZENİ HALKLARA ZULÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEYECEKTİR

    Polat, yeni dünya düzenin Ortadoğu’da yaşayan inanç ve kimliklere çatışma ortamından başka bir şey getirmediğini belirtti. Polat, “Şimdi de emperyalizm, Suriye’de yayılmacı politika ve müdahaleler ile etnik ve mezhepçi katliamlar üzerinden güçlerini denemektedir. Bu durum sadece Suriye değil, tüm Ortadoğu coğrafyasında demokrasi, özgürlük ve barış hayalleri için bir tehdit anlamına gelmektedir. Emperyalist güçlerin “yeni Ortadoğu düzeni” olarak sunduğu bu müdahalelerin halklara kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceği ortadadır” ifadelerini kullandı.

    “SİLAHLARIN SUSMASINA VE BARIŞA İHTİYAÇ VARDIR”

    Polat, yapılan saldırıların son bulması gerektiğini ifade ederek şu çağrıda bulundu:

    “Ortadoğu’nun daha fazla çatışmaya değil, silahların susmasına ve barışa ihtiyacı vardır. Suriye’de etnik ve mezhepçi çatışmaların sürdüren silahlı çetelerin desteklenmesinden, halklarla savaşı ve düşmanlığı körüklemekten geri durulmalıdır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara son verilmelidir. Bugün gerçek bir özgürlük ve barış iradesi, ırkçı ve mezhepçi kışkırtmalara karşı antiemperyalist dayanışmayı ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek sağlanabilecektir.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Polat, açıklamasını şu sözlerle sonlardı:

    “Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı tüm katliamları bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz. Bizler dün olduğu gibi bugün de tüm dünyada ve özellikle Ortadoğu’da yaşanan savaşlara karşı, barışın sesi olmaya ve barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA  

  • Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu ile Alevi örgütlerinin katılımıyla protesto edildi. Açıklamada, Alevilerin toplumsal taleplerinin karşılanması için çağrıda bulunuldu.

    Adıyaman’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı şubeleri ile Emek ve Demokrasi Platformu Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları proteste etti.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda düzenlenen protesto eyleminde kurumlar adın açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Ali Sekman okudu. Sekman, Alevilere yönelik baskıların son bulması ve taleplerin yerine getirilmesi amacıyla çağrıda bulundu.

    “İÇ SAVAŞ KAOSU DA BERABERİNDA GETİRMİŞTİR”

    Alevilerin inançlarının tehdit altında olduğuna dikkat çeken Sekman, “Bugün, Suriye’deki başta Alevi toplumu olmak üzere tüm halklar ve inançlar, tarihsel olarak maruz kaldığı zorluklarla birlikte, yeni bir dönemin eşiğindedir. Alevi toplumu, hem Suriye’deki iç savaşın mağdurlarından biri olarak hem de tarihi olarak maruz kaldığı dışlayıcı söylemler ve saldırılar nedeniyle zorlu bir dönemden geçmektedir. Aleviler, Suriye’deki dinamiklerin çok daha karmaşık hale gelmesiyle birlikte hem inanç özgürlüklerinin korunması hem de toplumun barışçıl bir ortamda yaşayabilmesi adına endişeler taşımaktadır. Alevi toplumunun Suriye iç savaşında yaşadığı zorluklar başta güvenlik ve koruma koşuludur. Zira, Aleviler, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana hem devlet güçleri hem de isyancı gruplar tarafından tehdit edilmiş, birçok köy ve kasaba yerinden edilmiştir. Güvenlik endişeleri, hala birçok Alevi’nin yurtlarını terk etmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, Alevi toplumu, özellikle kırsal bölgelerde hala ciddi tehditler ve saldırılara maruz kalmaktadır. Alevi toplumu için yaşanan bir diğer zorluk ise inanç özgürlüklerinin tehdit altında olmasıdır. Zira, Aleviler, tarihsel olarak, diğer inanç gruplarına kıyasla sık sık maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele etmiştir. İç savaşın getirdiği kaos, bazı dini grupların Alevilere yönelik saldırgan tutumlarını daha da şiddetlendirmiştir” dedi.

    “ALEVİLER, ULUSLARARASI TOPLUMUN DAHA FAZLA DESTEĞİNİ BEKLEMEKTEDİR”

    Alevilerin inanç ve yaşam alanlarının güvenliğinin sağlanmasına yönelik uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunan Sekman, Özellikle Alevilerin cinsiyetçi, toplumsal ve ekonomik sorunlardır. Yine savaşın yıkıcı etkileri, Alevi toplumunun sosyal ve ekonomik yapısını da derinden sarsmıştır. Birçok Alevi, hem savaştan hem de ekonomik baskılardan dolayı yerinden edilmiştir. Alevi kadınları, savaşın cinsiyetçi doğasından en fazla etkilenen gruplardan biri olmuş, toplumsal eşitsizlik daha da derinleşmiştir. Bu zorlu süreçte başta Suriye Alevi toplumu olmak üzere tüm halklar ve inançlar adına uluslararası toplumdan ve kamuoyundan beklentilerimiz buradan belirtmek isteriz: Suriye’deki Alevi toplumu, uluslararası toplumun daha fazla dikkatini ve desteğini beklemektedir. Aşağıda sıraladığımız talepler, Alevilerin hem güvenliğini hem de inanç özgürlüklerini korumak adına büyük bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.

    TALEPLER

    Sekman, Alevilere karşı geliştirilen saldırıları durdurulmasına dair şu talepleri sıraladı:

    -Alevilerin, Suriye’deki diğer etnik ve dini gruplarla birlikte, savaşın etkilerinden korunabilmesi adına güvenli bölgelerin oluşturulması için uluslararası girişimler desteklenmelidir.

    -inançları ve diğer dini toplulukların özgürlükleri, Suriye’deki tüm kesimlerin güvenliğini ve barışını sağlamak için garanti altına alınmalıdır.

    -Alevi toplumu, savaştan zarar gören birçok kesim gibi, insani yardıma ihtiyaç duymaktadır. Sağlık, eğitim, barınma ve psikososyal destek gibi alanlarda uluslararası yardımların hızla ulaştırılması gerekmektedir.

    -Alevi toplumunun da dahil olduğu kapsayıcı bir barış süreci, Suriye’nin yeniden inşası için hayati önem taşımaktadır. Alevi temsilcilerinin yer alacağı barış müzakereleri, tüm etnik ve dini grupların haklarının eşit şekilde korunmasını sağlayacaktır.

    Sonuç olarak, Suriye’deki Alevi toplumu, sadece kendi hakları için değil, tüm Suriye halkının huzur ve güvenliği için önemli bir rol oynamaktadır. Uluslararası toplum, Alevilerin ve diğer azınlıkların haklarını savunarak, barışçıl bir Suriye’nin inşasına katkı sağlamalıdır. Suriye’deki Alevi toplumu, geçmişten bugüne kadar barış, hoşgörü ve kardeşlik değerlerine ve 72 millete bir nazarda bakma inancına sıkı sıkıya bağlı kalmış bir toplumdur. Bu değerlerin korunabilmesi adına uluslararası kamuoyu ve demokratik kitle örgütlerini duyarlılığa davet ediyoruz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

     

  • Adıyaman’da Gar Katliamı açıklaması: Milyonlarca insanın canı yandı-VİDEO

    Adıyaman’da Gar Katliamı açıklaması: Milyonlarca insanın canı yandı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim 2015’te katledilen 104 insan için basın açıklaması yaptı. Adıyaman İHD Eş Şube Başkanı Dilan Güler, iktidara tepki göstererek, “Bizler en başından beri katliamın arka planın aydınlatılmasını, katliamın gerçek sorumluların yargılanmasını istiyoruz” dedi. Adıyaman SES Eş Şubesi Başkanı İbrahim Aydın da “Binlerce değil milyonlarca insanın canı yandı” diye belirtti.

    Ankara’da 10 Ekim 2015’te IŞİD çeteleri tarafından Ankara Garı’nda düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 104 insan için Adıyaman’da basın açıklaması yapıldı.

    “Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, karanfillerimize armağan edeceğiz” denildi.

    Demokrasi Parkı önünde yapılan açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü ve yurttaş katıldı. Açıklama öncesinde patlamada hayatını kaybedenler anısına 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.

    “PATLAYAN BOMBA DİLLERİNDEKİ BARIŞ TÜRKÜLERİNİ HEDEF ALDI”

    Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD), Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Dilan Güler, “Tek bir amaçları vardı. O da 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında ülkeye egemen hale getirilmeye çalışılan şiddet ve korku iklimine karşı barışı, demokrasiyi ve emeğin haklarını savunmaktı. Ancak saat 10’u 4 geçe birbiri ardına patlayan iki bomba gözlerindeki gülümsemeyi, dillerindeki barış türkülerini hedef aldı. IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen kanlı saldırı ile bağrımıza adeta onlarca kara saplı bıçak saplandı. 103 canımız aramızdan koparılırken yüzlerce insanımız fiziksel, yüzbinlerce insanımız ruhsal olarak yaralandı. Gar katliamı, Türkiye tarihinin en büyük katliamı olarak kapkara bir sayfa olarak tarihimize geçti” diye konuştu.

    “AVUKATLARIN ISRARLI ÇABASIYLA DAVA KAMUOYU GÜNDEMİNE GİRDİ”

    İktidarın o gün katliamın aydınlatılmaması için uğraştığını söyleyen Güler, “Dava süreci acılı ailelerimizin, avukatlarımızın ısrarlı çabaları ile tüm dünya kamuoyunun gündemine girdi. 10 Ekim Davası tutuklu sanıklar yönünden 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek karara bağlandı. Ana dosyadan ayrılan firari sanıkların yargılandığı dosya Türkiye’nin ilk ve tek insanlık suçu yargılaması olarak tarihe geçti. 1 Temmuz 2024’te görülen duruşmada ise ülkede yaşanan en büyük katliama ilişkin ikinci kez karar verildi. Ne yazık ki mahkeme “İnsanlığa karşı suç işlenmiştir’ diyemedi. Dosyayı IŞİD’i aklayarak kapatmak istedi” sözlerinde bulundu.

    Katliamda sorumlu olan herkesin yargılanmadığını söyleyen Güler, arka planda yer alan herkesin yargılanması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Buradan tekrar altını çiziyoruz. Bu dava bizler için bitmemiştir. Katliamın sadece maşası olanlara, tetikçilere ceza verilmesi yeterli değildir. Bizler en başından beri katliamın arka planın aydınlatılmasını, katliamın gerçek sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Mahkeme tutanakları tarihe yazılan gerçeklerin üstünü örtemez. 9 yıldır milyonların gözünün önünde yaşanan gerçekleri unutmadık, unutturmayacağız.

    “ER YA DA GEÇ BARIŞ KAZANACAK”

    Barış karanfillerimize sözümüz var.  O duvarların tuğlalarını çekip çıkaracağız. 10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren, hangi mevki ve makamda olursa olsun tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar adalet yürüyüşümüzü hep birlikte sürdüreceğiz. 10 Ekim Katliamı’nın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken sözümüzü bir kez daha yineliyoruz: Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, karanfillerimize armağan edeceğiz. Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak.”

    “O GÜN BİNLERCE İNSAN DEĞİL MİLYONLARCA İNSANIN CANI YANDI”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Eş Şubesi Başkanı İbrahim Halil Aydın da Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin anısına kısa bir konuşma yaptı.

    Aydın, “Bugün emek, barış, demokrasi için Türkiye’nin dört bir yanından barış isteyen binlerce insan yola çıktı. Ama barışı sevmeyenler, barış taraftarı olmayanlar canlarımıza kıydılar. O gün binlercesinin canı yanmadı, o gün milyonlarca insanın canı yandı. Biz asla bunu unutmayacağız. Emek, demokrasi ve barış ısrarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları Adıyaman’da protesto edildi

    İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları Adıyaman’da protesto edildi

    PİRHA- Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarını protesto etti. Platformun açıklamasında, çatışmaların derhal durdurulması gerektiğine vurgu yapılarak “Sivillerin ölümüne yol açan saldırıların talimatlarını verenlerin savaş suçları mahkemesinde yargılanmaları için derhal girişimlerde bulunulmalıdır” denildi.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’in 8 Ekim’den bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırıları protesto etmek için Demokrasi Parkı’nda eylem düzenledi.

    Emek ve Demokrasi Platformu sözcüsü İbrahim Halil Aydın, yaptığı açıklamada, güvenlik gerekçesi ile kadın, çocuk demeden sivillerin katledildiğini vurguladı. Aydın, “Direniş hakkını kullanan halkların, zalimlere karşı mücadelesi elbette başarıya ulaşacak ve halklar kazanacaktır” diye de ekledi.

    “7 EKİM’DEN BU YANA 40 BİNDEN FAZLA İNSAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Halil Aydın, İsrail’in saldırıları nedeniyle binlerce çocuk dahil olmak üzere yaklaşık 40 bin insanın hayatını kaybettiğini belirtti. Aydın yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyonist, ırkçı İsrail Hükümeti uluslararası emperyalist güçlerden aldığı destekle insanlık suçu işlemeye devam etmektedir. Son yüzyılda olanlar ve izlenen politikalar başta İsrail ve onu destekleyen emperyalist devletlerin savaşı bitirme niyetinde olmadığını göstermektedir, uluslararası sözleşmeler ve hukuk ihlal edilmekte, savaş ve insanlık suçu gün geçtikçe şiddetini arttırmakta ve yayılmaktadır. Yapılan saldırılar insani değerlerden yoksunluğu ve bir barbarlığı temsil etmektedir. 7 Ekim’de gelişen saldırıların ardından İsrail’in başlattığı savaştan bu yana Filistin’de 16 bin 456’sı çocuk ve 11 binin üzerinde kadın olmak üzere 40 binden fazla Filistinliyi katletmiştir. Ayrıca savaşta yüzbinlerce sivil yaralanmış, binlerce çocuk kaybolmuş ve Filistin halkının büyük bölümü yerinden edilmiştir. Güvenlik gerekçesi ile Filistin’de kadın, çocuk demeden sivilleri katleden İsrail devleti aynı gerekçe ile Lübnan’da sivil halka yönelik katliamlar gerçekleştirmeye başlamıştır.

    “KAZANAN ORTADOĞU HALKLARI OLACAKTIR”

    Siyonist İsrail ve İran Molla rejimi arasındaki çekişme ve bu çekişmenin yansıması olarak son günlerde yoğunlaşan gerginlik yüzbinlerce sivilin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. İsrail Devleti’nin Lübnan’a yönelik son saldırısında yüzlerce sivil yurttaş hayatını kaybetmiş ve devam eden hava saldırılarından dolayı 1 milyona yakın insan göç etmeye mahkum bırakılmıştır. İran Devletinin Hamas ve Hizbullah ile kurduğu ilişki, Iraklı milisleri ve Husileri kullanma planları ve İsrail Devleti’nin enerji yolu üzerindeki hakimiyetini güçlendirmek için başlattığı savaş, bölgesel olarak yayılıp içerisinde bulunduğumuz 3. Dünya Savaşını körükleyebilecek potansiyeli barındırmaktadır. Böylesi bir sonuçtan çıkar elde etme peşinde koşan devletler ise savaş çığırtkanlığı yapmaya devam etmektedir. Unutmamak gerekir ki bu savaşın kazananı olmayacak, kaybeden Ortadoğu’da yaşayan halklar olacaktır.

    “TEK YOL KALICI VE ADİL BARIŞTIR”

    İsrail’in Filistin ve Lübnan’da, emperyalist güçlerin Kuzey Afrika’da ve yine emperyalist güçlerin ve çeşitli Ortadoğu ülkelerinin desteklediği cihatçı örgütlerin Suriye ve Irak’ta uyguladıkları yöntemler hep aynıdır. Toplu katliam, sömürü, insansızlaştırma ve demografik yapıyı değiştirme bu yöntemlerden bazılarıdır. Direniş hakkını kullanan halkların zalimlere karşı mücadelesi elbette başarıya ulaşacak ve halklar kazanacaktır. Savaştan kazanan sadece savaş tüccarları, halkın sırtından zenginleşenler, ülkeyi savaşla, çatışmalarla, toplumsal kutuplaşmalarla ve baskıyla yöneten rejimlerdir. İnsanlık bu barbarlığı durdurmak sorumluluğu ve göreviyle karşı karşıyadır. Ya bu katliamlar ve barbarlık durdurulacak ya da işlenen savaş suçlarına ortak olunacaktır. Yeni katliamların yaşanmaması, sivillerin ölümüne yol açan saldırıların talimatlarını verenlerin savaş suçları mahkemesinde yargılanmaları için derhal girişimlerde bulunulmalıdır. Halkların güvenlik ve refah içinde yaşamasının tek yolu kalıcı ve adil barıştır.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Adıyaman’da 1 Eylül açıklaması: Barışa engel olan tecrit politikasından vazgeçilmeli-VİDEO

    Adıyaman’da 1 Eylül açıklaması: Barışa engel olan tecrit politikasından vazgeçilmeli-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle basın açıklaması yaptı. Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşma yapan Adıyaman İHD Şubesi Eş Başkanı Dilan Güler, “Maalesef ki devletin sürekli öne sürdüğü çatışma, çözümsüzlük ve savaş ortamı toplum üzerindeki baskıyı da beraberinde getirmiştir” dedi. 

    Adıyaman Demokrasi Parkı önünde bir araya gelen Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı.

    “Barış İnsan Hakkıdır, Barış İnsan Teminatıdır” pankartı açan kitle, ‘Barış Hemen Şimdi’, ‘Biji Aşiti’ dövizlerini taşıdı.

    Açıklama metnini okuyan Adıyaman İnsan Hakları Derneği Şubesi Eş Başkanı Dilan Güler, “Rojava’daki çatışmalı ortam binlerce sivil ölüme neden olmuştur. Birleşmiş Milletler raporlarında ağır silah kullanımının giderek arttığı, ayrım gözetmeyen orantısız saldırılar sonucunda sivil ölümlerinin beşte birinin ‘kadın ölümleri’ olduğu belirtilmektedir” şeklinde konuştu.

    “ROJAVADAKİ ÇATIŞMALI ORTAMDA BİNLERCE İNSAN YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Dünya’daki savaşların giderek arttığını dile getiren Adıyaman İHD Şubesi Eş Başkanı Dilan Güler, “Barış gününü kutladığımız bugün Dünyanın birçok yerinde bölgesel ve yerel savaşlar ile çatışmalar devam etmektedir. İsrail-Filistin savaşı, Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaş, Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali, Libya’da süren savaşlar/çatışmalı ortam ve Suriye iç savaşı ile Rojava’daki çatışmalı ortam binlerce sivil ölüme neden olmuştur. Birleşmiş Milletler raporlarında ağır silah kullanımının giderek arttığı, ayrım gözetmeyen orantısız saldırılar sonucunda sivil ölümlerinin beşte birinin “kadın ölümleri” olduğu belirtilmektedir” açıklamasında bulundu.

    “AŞIRI GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR KUTUPLAŞMAYA NEDEN OLMUŞTUR”

    Kürt sorunun baskı politikaları nedeniyle çözülemediğinin altını çizen Güler, “Türkiye, Kürt meselesini aşırı güvenlikçi politikalarla çözme ısrarını 1990’lardaki köy boşaltma ve yakmaları yerine günümüzde güvenlik politikaları adı altında sınır duvarları, güvenlik barajları, kalekol ve karakol inşaatları, ekonomik ve ekolojik talanın savaş aracı olarak kullanılması ile devam ettirmektedir. 40 yıldır devam eden çatışmalı süreçte başta yaşam hakkı olmak üzere en temel insan hakları sürekli ve sistematik olarak ihlal edilmiştir. Devlet, toplumdan gelen temel hak ve özgürlüklerin tanınması talebine karşı aşırı güvenlikçi politikalarla cevap vererek meselenin çözümünden uzaklaşmış, bu durum Türkiye toplumunun kutuplaşmasına neden olmuştur” şeklinde konuştu.

    “672 SAYILI KHK İLE EMEKÇİLERE SAVAŞ AÇILMIŞTIR”

    Güler şöyle devam etti:

    “Kürt sivil siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler, sanatçılar birçok insan sadece devletten farklı düşündükleri için hapishanelerde tutulmakta veya iltica etmek zorunda kalmaktadır. Nitekim AKP iktidarı tüm dünya 1 Eylül vesilesiyle barıştan, demokrasiden, özgürlük ve eşitlikten yana söylem ve talepleri yükseldiği bir günde, 1 Eylül 2016 gecesinde, yayımladığı 672 sayılı KHK ile sorgusuz sualsiz şekilde 50 bin 875 kamu görevlisini ihraç ederek adeta kamu emekçilerine savaş açmıştır. Ve o günden bu yana ihraç, açığa alma, adli ve idari soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar, demokratik hakların kullanımı karşısında yasaklama ve fili müdahaleler gibi her türlü zor ve baskı aracı aratarak devam etmiştir.

    “BARIŞIN TESİS EDİLECEĞİ ANA KADAR MÜCADALE EDECEĞİZ”

    Emek ve Demokrasi bileşenleri olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir kez daha barış isteğimizi yüksek sesle dile getiriyoruz. Topluma dayatılan tekçilik, ırkçılık, milliyetçilik, ötekileştirmenin ve nefret dilinin son bulması için iktidarı insan haklarına dayalı barışçıl politikaları uygulamaya ve Türkiye’nin toplumsal barışına engel teşkil eden tecrit politikasından vazgeçmeye çağırıyoruz. İnsan Hakları Savunucuları olarak barışın tesis edileceği ana kadar mücadele etmeye devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı-VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı. Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan anmada “Bugün 6. yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir” denildi.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 6. yıldönümünde Demokrasi Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDP Adıyaman önceki dönem Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım, Kömür Belediye Başkanı Erkan Karakaş, HDP Adıyaman İl Örgütü, Adıyaman Barosu Şube Başkanı Bilal Doğan ve KESK bileşenleri katıldı.

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Abdullah Demir okudu.

    “KARDEŞLERİMİZİN HAYATLARINDAN OY DEVŞİRENLERİ ASLA AFFETMEYECEĞİZ”

    Herkese umut veren coşkulu birliktelik, birbiri ardına patlayan iki bomba ile kana bulandığını söyleyen Demir, “IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen kanlı saldırı sonucunda 104 arkadaşımız hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız yaralandı ve sakat kaldı. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor. Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün 6. Yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir. Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Hiçbir siyasi partinin Alevilere dair bir programı yok

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Hiçbir siyasi partinin Alevilere dair bir programı yok

    PİRHA-HDP’nin demokrasi tutum belgesini PİRHA’ya değerlendiren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, eksikliklerine rağmen HDP ve bileşenlerinin çıkışının anlamlı olduğunu kaydetti. Hiçbir siyasi partinin Alevilere dair bir açılım ya da programın olmadığını belirten Kulu, “Yüzyıl sonra yakalanan fırsatı kaçırmamak için demokrasi yolunda beraber yürüme becerisini göstermeliyiz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaştığı Demokrasi Tutum Belgesi’ni PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Kulu, Türkiye’de siyasetin ve toplumun kutuplaştığı bir dönemin yaşandığını ifade ederken; “Cumhuriyet tarihinde toplumların ve farklılıkların böyle ayrıştırıldığı bir demi belki bu kadar net yaşamadık. Esas hakikat bu. Bugün ülkeyi yönetenler ve yönetmeye aday olanların toplumu ayrıştırarak, onları sadece bir oy olarak görmeleri; kimliksel, inançsal, toplumsal farklılıklarını görmeden günü geçiştirmeleri ya da kendi siyasi yararına kullanma biçimi olduğunu düşünüyorum.

    Bu aslında ahlaki ve politik toplumun kabul edebileceği bir şey değildir. Şimdi hal böyle olunca Türkiye’de neredeyse insanları böyle yönlendirerek, birini diğerine tercih etme zorunluluğuna bırakmak, kendi varlıklarını, kimliklerini, inançlarını, aidiyetlerini unutarak birinden yana olmaya zorlanması aslında Türkiye’nin esas çıkmazı” dedi.

    “MEVCUT İTTİFAKLARIN DEMOKRASİ, BARIŞ ADINA ORTAYA KOYDUKLARI BİR ŞEY HENÜZ YOK”

    Adalet Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Türk-İslam sentezi üzerine inşa edildiğini belirten Kulu, “Bir diğer ittifak olarak toplumların önüne konan da Kemalist ve ulusalcı. Sonuçta kendi toplumsal grubunun çıkarı ve iktidarı için çaba içinde. Yoksa Türkiye’de demokrasi, huzur, barış ve kardeşlik adına ortaya koydukları henüz bir şey yok. Tamda bu demde HDP’nin ortaya koyduğu demokrasi ittifakı bir üçüncü yol olarak görülmeli” diye konuştu.

    HDP’nin demokrasi ittifakı vurgusuyla ilgili olarak Kulu, şunları kaydetti:

    “Bu üçüncü yol şudur; bütün toplumsal farklılıkların kendisini anayasal güvencede hissettiği, kendi inanç ve kimliklerini yaşadığı, halkların kardeşçe, barış içinde yaşaması ve olan bütün sorunlarını çözme ve özellikle yüzyıldır kangrenleşen hem Kürt sorununu hem Alevi halklarının sorununu çözmek gibi belki niyet olarak böyle ama çok da belirgin ve net vurgulardan maalesef yoksun.

    “ÜÇÜNCÜ YOL MÜMKÜN VE HALKLARIN YARARINA”

    Her şeye rağmen farklılıkların bir arada olduğu, demokrasi, barış ve kardeşlik üzerine inşa edilen bu çıkış, üçüncü bir yolun mümkün olduğunu ve bunun da halkların yararına olduğunu düşünme ve bu konuda umut yaratma gibi bir şeyle karşı karşıyayız. Elbette ki olumlu bir şey. Bugün, sistem tarafından kötü, terörist, vatan haini olarak ilan edilen bir yapının, üçüncü bir yolun, Türkiye’de barış ve kardeşliğin olacağını söylemesi kayda değer. Olumlu ve desteklenmesi gereken bir çaba olduğunu düşünüyoruz.”

    “HİÇBİR SİYASİ PARTİNİN ALEVİLERE DAİR BİR AÇILIMI VEYA PROGRAMI YOK”

    “Alevilerin hem birlik açısından yan yana gelmeleri hem de kendi hakikatini, dilini, kültürünü, tarihsel hafızasını yaşamak gibi bir sorumlulukla karşı karşıya” diyen Kulu, Alevi kurumlarının ya da bireylerinin tek başlarına çabasının yeterli olmadığını söyledi.

    Belediyeler ve devletten alınan ufak hizmetlerin büyük bir lütuf olarak görülmesinin Alevi hakikatince kabul edilemez olduğunu kaydeden Kulu, şunları söyledi:

    “Bu ülkede demokrasi, barış, insanlık adına bir şey yapılacaksa esas olan Aleviliğin kendi yaşam düsturu olan ikrar ve rıza toplumunu yaratmaksa biz bu ikrar ve rıza toplumunu demokrasi güçleriyle birleşerek yaratabiliriz. Henüz bu ülkede hiçbir siyasi partinin Alevilerle ilgili ortaya koyduğu bir açılım ya da plan, program yok.

    Eğer rıza toplumu inancını yaşama geçirmek istiyorsak Türkiye’de demokrasi mücadelesinin bir parçası ama aynı zamanda kendi kimliği, inancı ve hakikatiyle buluşan bunu anayasal güvence altına alan bir yürüyüşün sahibi olmalıyız. Bunun dışındaki hiçbir çaba Alevileri ileriye taşımayacaktır.

    Sonuçta tarihsel rolümüzü oynamadığımızda bu inanç ve itikat, bu tarihsel hafıza, kültür yok olacaktır. Bu noktada Aleviler ve Kürtler ülkenin demokrasi ve barışı açısından esas rolünü oynamak açısından hak ve hakikat yolunda birleşerek gerçekten yeni bir toplumsal sözleşme yeni bir rıza anayasasıyla hareket etmelidir. Bunun dışındaki küçük taleplerle ne Aleviliğin hakikatini tanımlamış olabiliriz ne de gelecekteki umudumuzu büyütmüş olabiliriz.”

    “EKSİKLİKLERİNE RAĞMEN HDP VE BİLEŞENLERİNİN ÇIKIŞI ANLAMLI”

    Kulu, HDP ve bileşenlerinin siyasette üçüncü yol olarak çıkış yapmasının anlamlı olduğunu kaydetti. Cumhur ve Millet ittifaklarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kulu, “İnkar ve ihmal üzerine farklı topluluklara yönelmiş Türk-İslam sentezi ya da Kemalist-ulusalcı yapıların sorunları çözemeyeceği açıktır. Üçüncü bir yolda ülkedeki demokrasi güçlerinin farklılıkların, inançların ve halkların bu konuda ciddi bir birliğe ve beraber tarihsel çıkışa ihtiyacı var. Olması gereken bu aslında.

    Eksikliklerine rağmen bugün yok sayılan HDP ve bileşenlerinin bu çıkışı anlamlı. Önemli olan bütün farklılıkların bu hakikat yürüyüşünde rolünü oynayarak Türkiye’de demokrasi, barış ve ortak vatanda kardeşçe yaşamak için ortaya koydukları yürüyüşün sahibi olmaları hedef olarak da yeni bir toplumsal sözleşmeyi ortaya koymaları gerekiyor. Ancak bu şekilde bir çıkış olur. Yoksa her seferinde darbelerle bu ülkeyi yeniden dizayn eden yaklaşımlar Türkiye’deki hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi Alevi ve Kürt sorununu da asla çözmeyecek” şeklinde konuştu.

    “YÜZYILLIK FIRSATI KAÇIRMAMAK İÇİN BERABER YÜRÜME BECERESİNİ GÖSTERMELİYİZ”

    Kulu son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “1921 anayasasında Laz, Kürt, Ermeni vekilin parlamentoya girdiği bir dönemdir. Ancak 1924 Anayasasıyla 1921’deki farklılıklar yok sayılarak tamamen inkarcı, tekçi ve Türkçü anayasa ile neredeyse yüzyıldır toplumlar için bir cendere haline getirdi. İmha ve inkar politikası ve katliamlar ile sürdü. Yüzyıl sonra bu fırsatı yakalamışken halkların ve inançların özgür, ortak vatanda yaşadığı bir hedefi ortaya koyarak bütün farklılıkların topyekun yan yana yürüdüğü bir Türkiye gelecekte demokrasi ve barışı inşa edecektir. Bize düşen de bu yolda beraber yürüme becerisini göstermektir. Yüzyıllık fırsatı kaçırdığımızda biz yeniden bir partinin, ideolojinin Türk-İslam sentezi veya Kemalizm’in güdümünde olan ve kendi kimliğiyle, inancıyla yaşamayan bir durumda kalırız. Bu kaçırılacak bir fırsat değil. Bunu fırsata çevirmek bütün Alevi süreklerinin de Kürtlerin de diğer halkların da sorumluluğudur.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

     

     

  • Adıyaman’da kayyım tepkisi: Bu darbeden derhal vazgeçin

    Adıyaman’da kayyım tepkisi: Bu darbeden derhal vazgeçin

    PİRHA- İçişleri Bakanlığının kararıyla Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atanması ile ilgili Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu basın toplantısı düzenledi.

    İçişleri Bakanlığının kararıyla Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atanması ile ilgili Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu basın toplantısı düzenledi.

    Adıyaman Barosun’da düzenlenen toplantıda Emek ve Demokrasi Platformu adına basın metnini Baro Başkanı Av. Mustafa Köroğlu okudu.

    “OHAL UYGULAMASININ SON ÖRNEĞİ”

    “Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinin Eş Başkanları görevden alınarak yerlerine kayyum atanması Cumhurbaşkanı ve mevcut hükümetin hukuk, anayasa ve yargı kararlarının üzerinde görüldüğü bir rejimde yaşadığımızın en çıplak göstergesidir” diyen Köroğlu, “Demokrasinin değer ve kurumlarının hiçe sayıldığı, devletin tüm olanaklarının iktidar partisinin hizmetine sunulduğu OHAL uygulamalarının bu son örneğinde; yüzlerce belediye meclis üyesi gözaltına alınmış, aralarında çok sayıda sendika üyesinin de olduğu belediye çalışanı ya açığa alınmış ya da görevden uzaklaştırılarak yerlerine jet hızıyla atamalar yapılmıştır. Diğer vahim bir uygulama ise ancak Danıştay kararı ile fesih edilebilecek belediye meclislerinin, kayyum olarak atanan valiler  tarafından tümden feshedilmesidir.”

    “ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    “Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri olarak bu uygulamayı şiddetle kınıyor, baskıcı, dayatmacı, otoriter, halk ve emek karşıtı bu “kayyumcı anlayışı” sadece belediyelerde değil, mücadele ettiğimiz her alanda karşımıza çıktığı için iyi tanıyoruz” ifadelerini kullanan Köroğlu şöyle devam etti:

    “Evrensel hukuk normlarına, AİHM içtihatlarına aykırı, hukuksal olmaktan çok bir partinin ya da ittifakın ihtiyaçları ve antidemokratik anlayışın ürünü olan bu uygulamaların, halkın büyük çoğunluğunun vicdanında da onay almadığını biliyoruz. Hiç kimsenin ülkemizdeki asgari demokrasi işleyişini yok etmeye, halkın demokratik iradesine ipotek koymaya, yurttaşların demokrasiye ve seçimlere olan inancına darbe vurmaya hakkı yoktur.”

    “DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ ARAŞTIRILMALIDIR”

    “Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle muhalif siyasetçileri etkisizleştirme anlayışı terk edilmelidir” diyen Adıyaman Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “Görevden alınan Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Ayrıca eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran – 1 Kasım 2015 seçimleri arasında geçen süreç ile ilgili yaptığı açıklamalar soruşturulmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman KESK: 1 Mayıs’ta alanlarda olalım

    Adıyaman KESK: 1 Mayıs’ta alanlarda olalım

    PİRHA- KESK ve Demokrasi Platformu Adıyaman’da kutlanacak olan 1 Mayıs işçi bayramının programını düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıda konuşan SES Adıyaman Şube Eşbaşkanı Fatma Unutmaz, “Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürümek için 1 Mayıs’da alanlarda olacağız” dedi.

    Adıyaman’da KESK ve Demokrasi Platformu kutlanacak olan 1 Mayıs işçi bayramı programını düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Eğitim Sen Adıyaman Şube binasında yapılan basın toplantısında KESK adına basın metnini SES Adıyaman Şube Eşbaşkanı Fatma Unutmaz okudu.

    “ÜLKEDE HEPİMİZ KAYBEDİYORUZ”

    “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz 1 Mayıs’a sayılı günler kala bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri olarak adeta yosunlu taşlara basarak kara bir suyu geçiyoruz” diyen Unutmaz, “Adına ister ‘kriz’ diyelim isterse ‘ekonomik dalgalanma’ sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı soframızdaki ekmeği küçültüp, geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor.Ekmek kadar su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin, adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha fazla sınırlanıyor. Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz” dedi.

    “HEP BİRLİKTE 1 MAYIS’TA ALANLARDA OLALIM”

    “Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisini ekleyerek hep birlikte kazanacağız.Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz” ifadelerini kullanan Unutmaz, “Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürümek, için 1 Mayıs 2019 tarihinde saat 10.00-17.00 saatleri arasında  Mustafa Yücel Özbilgin Parkının yanında bulunan miting alanında olacağız” diyerek kutlanacak olan 1 Mayıs işçi bayramına katılım çağrısında bulundu.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs programını açıkladı-VİDEO

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs programını açıkladı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da 1 Mayıs işçi bayramı kutlamaları ile ilgili Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin düzenlediği basın toplantısında konuşan BES Adıyaman il temsilcisi Şahin Binicier, “Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler, emeğiyle bu ülkeyi var edenler 1 Mayıs’ta alanlarda buluşacak” dedi.

    Türkiye’de devam eden OHAL süreci ve 24 Haziranda yapılacak olan erken seçim nedeni ile bu yıl kutlanacak olan 1 Mayıs işçi bayramı daha da bir önem kazanıyor. Bunun bilincinde olan emekçiler, sendikalar ve siyasi partiler biraraya gelerek 1 Mayıs hazırlıklarına başladı.

    Adıyaman’da da 1 Mayıs işçi bayramı kutlamaları için Valiliğe izin başvurusunda bulunan Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri basın açıklaması düzenleyerek, 1 Mayıs programını açıkladı.

    Basın toplantısında, Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına BES Adıyaman il temsilcisi Şahin Binicier basın metnini okudu.

    “1 MAYISI KOL KOLA KUTLAYACAĞIZ”

    “1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’nü Adıyaman’da binlerin katılımıyla kutlamak için hazırlıklara başladığımızı duyurmak amacıyla bugün biraradayız. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler, emeğiyle bu ülkeyi var edenler 1 Mayıs’ta buluşuyor” diyen Binicier, şöyle devam etti:

    “Her sene olduğu gibi bu sene de, emeğin taleplerini, demokrasiye, barışa ve özgürlüğe olan özlemimizi, Sakarya Caddesi’nde bulunan 1 Mayıs meydanında haykırmak için Adıyaman valiliğine başvuruda bulunduk. Biz KESK- CHP-HDP-EMEP VE ÖSP olarak, tüm dostlarımızla beraber 1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma gününü emeğin görkemli buluşması olarak örgütlemek kararlılığındayız.  Adıyaman’ın emeğiyle yaşayan çoğunluğu, Adıyaman’ın yok sayılmak istenen gerçek sahipleri 1 Mayıs’ta Sakarya Caddesi’ndeki meydanda buluşacak. 1 Mayıs meydanında işçiler, kamu çalışanları, tütünü yasaklanan tütün üreticileri-satıcıları, mühendisler, hekimler, avukatlar, emekliler, işsizler, kadın- erkek, genç -yaşlı- çocuk binler buluşacak! Ve bu görkemli buluşmaları gerçekleştirmek için, KESK- CHP-HDP-EMEP VE ÖSP Adıyaman il örgütleri olarak, tüm dostlarımızla kol kola, omuz omuza, örgütleyeceğimizi burada ifade etmek isteriz.”

    “TÜM HALKLARI 1 MAYIS’A GÜÇ VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    “Savaşa hayır barış hemen şimdi diyenler meydanlarda olacak, OHAL ile dayatılan yeni rejimin karanlığına teslim olmayacağını 1 Mayıs meydanlarından görkemli bir biçimde ilan edecek” denilen açıklamada şunlar yer aldı:

    “Bu ülke için çalışan, emek veren ama en temel hakları yok sayılan milyonlar, yurttaş olduklarını hatırlatmak için, “Cumhur”un kim olduğunu göstermek için, birlik-mücadele ve dayanışma için buluşacak. Binler bir arada kazanacağımız rengarenk, güneşli güzel günlerin, emek ile kuracağımız geleceğin resmini çizmek için Sakarya caddesinde bulunan 1 Mayıs meydanında buluşacak. Biz emek ve demokrasi örgütleri olarak sadece üyelerimizi ve bizlerle beraber 1 Mayıs alanlarında olacağını ifade eden onlarca dost kurumu değil, bu ülkede emeğiyle geçinen ve yok sayılmak istenen herkesi, 1 Mayıs 2018 için ilan ettiğimiz emeğin demokrasi seferberliğine güç vermeye çağırıyoruz. Yaşasın 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN