Etiket: adıyaman kadın platformu

  • Adıyaman’da kadınlar sokağa çıktı: Cinayat mahali ülkede güvende değiliz

    Adıyaman’da kadınlar sokağa çıktı: Cinayat mahali ülkede güvende değiliz

    PİRHA-Türkiye’de artan kadın cinayetlerini protesto eden Adıyaman Kadın Platformu, “Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz?” diyerek tepki gösterdi.

    4 Ekim’de İstanbul’da Semih Çelik’in katlettiği 19 yaşındaki İkbal Uzuner ve 19 yaşındaki Ayşenur Halil’in ardından artan kadın cinayetlerini protesto etmek amacıyla Adıyaman Demokrasi Park’ında Kadın Platformu basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasının yapıldığı alanda “Kadın cinayetleri politiktir’, ‘Vahşette Sınır Tanımayanlara Karşı Direnişte Sınır Tanımayacağız’, ‘Kadın şiddete hayır’, ‘Her yerde kadın cinayeti’ pankartları açıldı. Açıklamayı okuyan Adıyaman Kadın Platformu Sözcüsü Figen Şen, iktidara ülkede artış gösteren kadın cinayetlerini ve failleri koruyan politikaları eleştirdi.

    Figen Şen, kadın cinayetlerindeki artışı failleri aklayan politikaları eleştirerek, “Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor” dedi. Şen, “Cinayate mahali ülkede güvende değiliz” ifadesinde bulundu.

    “ATAERKİL SİSTEM KADINLARI VAHŞETLE Mİ TESLİM ALMAYA ÇALIŞIYOR?”

    Figen Şen, kadın cinayetlerindeki artışı failleri aklayan politikaları eleştirerek, “Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor” dedi. Şen, yaptığı açıklamada şunları söyledi: 

    “Artık açık açık soralım: Bir annenin önüne çocuğunun cesedinin parçalarını atmak kimsede infial, öfke yaratmıyor mu, kanınız donmuyor mu? Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz? Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VURGUSU

    Bir kez daha, katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri koruyan, aklayan ve cezasızlık politikalarıyla ödüllendiren AKP-MHP iktidarına karşı yine sokaktayız ve hesap soruyoruz.  Uygulanmayan yasalarla, cezalarla cesaret bulan failler, yaşamlarımıza göz dikmeye devam ederken binlerce suçluyu çıkardığı uyduruk aflarla sokağa salan iktidar ve işbirlikçilerine karşı yaşamlarımızı savunmaya devam ediyoruz. Haklarımızı geri almak için her gün, her an direnmeye ve mücadele etmeye devam ederken; dinci, gerici ve şeriatçı çetelerle sarmaladığınız her alanı geri alacağımızı ülkenin her yerinde haykırıyoruz. Tarikatlarla seçim pazarlığı yaptığınız İstanbul Sözleşmesini kaldıranlarla, mevcut yasaları uygulamayanlarla hesaplaşacağız. Çünkü biz biliyoruz ki İstanbul sözleşmesi etkin bir şekilde uygulansaydı, katledilen yüzlerce kadın bugün aramızda olacaktı. Ülke kadın ve çocuk mezarlığına dönmeyecekti.

    “KAYBEDİLEN KADIN VE ÇOCUKLAR İÇİN SES OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Narin Güran için verilen araştırma önergesini, uyuşturucuyla mücadele edilsin önergesini mecliste kimler reddetti?  AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Bu ülkede erkek devlet eliyle, iktidar eliyle hırsızlar, uyuşturucu baronları, çeteler, mafyalar hüküm sürüyor. Kahrolması gereken çürümüş düzenleri katledilen kadınların, kaybedilen çocukların bedenleri üzerinden yükseliyor. Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla karşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk için ses olmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması ve kadın cinayetlerinin son bulması için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz. Şiddete, karanlığa, hukuksuzluğa geçit yok, kadınlar var. Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için, adalet için her yerdeyiz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman Kadın Platformu: 8 Mart direnişi simgeleyen bir mücadele günüdür

    Adıyaman Kadın Platformu: 8 Mart direnişi simgeleyen bir mücadele günüdür

    PİRHA- Adıyaman Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kadınlar, çalışma ve toplumsal yaşamda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıya” denildi.

    Adıyaman Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

    Kadınlar adına açıklamayı yapan Eğitim-Sen Eğitim Sekreteri Eylem Yıldırım, 8 Mart, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürüye, ayrımcılığa,  baskıya karşı yürütülen, kadın haklarının kazanılmasında verilen direnişi simgeleyen bir mücadele günü olduğuna dikkat çekti.

    Yıldırım, “Eşitsizliğin, sınırsız tüketimin, sömürünün, yoksulluğun sistemleştiği patriyarkal kapitalizmin, kadın ile kurduğu  “ucuz emek – kutsanmış annelik” ilişkisinin neoliberal politikalarla tüm dünyada yeni kölelik koşullarını dayattığı bu dönemde kadının varoluş mücadelesi çok daha anlamlı bir hale gelmiştir” diye belirtti.

    “KADINLAR TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ İLE KARŞI KARŞIYA”

    Yıldırım, kadınlar, çalışma ve toplumsal yaşamda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıya kaldığına vurguda bulunarak, “Herhangi bir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı olarak çalıştırılan kadınlar “ucuz emek gücü” olarak görülmekte “eşit değerde işe eşit ücretten yoksun bırakılmaktadırlar.Covid-19 pandemisiyle birlikte patriyarkal kapitalizmin yarattığı sorunlar derinleşmiş, pandemi; kadına yönelik ekonomik, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddeti, kadın bedeni, emeği üzerindeki sömürü ve baskıyı arttıran bir politikanın fırsatı haline getirilmiştir.” dedi.

    “KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET YAŞAMIN TÜM ALANLARINDA SÜRMEKTEDİR”

    Kadınların, ataerkil kültürün baskısı ile evine kapanmaya zorlandığını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Kadınların istihdam ve sosyal yaşama katılım oranlarında son yıllarda görülen düşüş bunun en açık göstergesidir. Kadına yönelik şiddet de yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmektedir. Her gün en az 4 kadın katledilmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramakta, intihar denilerek son derece şüpheli ölümlerle kadınların yaşamları çalınmaktadır. Şiddet her kesimden, her meslekten kadına karşı uygulanmaktadır. Cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle kadına yönelen şiddet konusundaki istatistikler, dünya genelindeki bir insan hakları felaketini ortaya koymaktadır. Biliyoruz ki eşitlikçi yönetim biçimleri işlevsel kılınmadan ne kadın ne de toplum şiddetten kurtulacaktır. Bu nedenle ülkemizde kadını eşit ve özgür birey olarak gören yasal dönüşümler ve uygulamaların bir an önce başlatılması, eşitlikçi, demokratik, laik yönetim biçimlerinin hayata geçmesi, kadın bedeni üzerindeki tüm söz ve karar haklarının kadına ait olduğunun kabul edilmesi ve siyasi iktidarların kadının bedeninden elini çekmesi gerekmektedir.”

    “TALEPLERİMİZ AÇIK VE NETTİR”

    Eylem Yıldırım talepleri şöyle sıraladı:

    -Kadınlar ve LGBTİ+lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler acilen yapılmalı, İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmasına son verilmeli,  6284 sayılı yasa etkin bir şekilde uygulanmalı,

    -Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli; esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilmeli; güvenceli, düzenli işler yaratılmalı,

    -Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçmesi sağlanmalı,

    -Bir sağlık ve sosyal hak olarak kürtaj hakkının kullanımını engelleyen fiili uygulamalardan vazgeçilmeli,  güvenli ve parasız kürtaj olanakları sağlanmalı,

    -Kadınlar regl döneminde en az iki gün ücretli izinli olmalı,

    -Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı kamusal hizmet olarak sunulmalı, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar uygulanmalı,

    -Kapatılan kamu kreşlerinin yanı sıra tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde hizmet veren kamu ve mahalle kreşleri açılmalı,

    -ILO 190 sayılı sözleşme uygulanmalı,

    -Kadını eğitimden, istihdamdan, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin hızla artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi hemen iptal edilmeli,

    -8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman Kadın Platformu: Gülistan’ı sormaya devam edeceğiz

    Adıyaman Kadın Platformu: Gülistan’ı sormaya devam edeceğiz

    PİRHA- Gülistan Doku’nun kayboluşunun birinci yılında Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları’nın çağrısı ile Adıyaman’da bir araya gelen kadınlar, “Gülistan Doku nerede?” diye sordu. Kadınlar, dayanışmanın gücüyle mücadeleyi büyüteceklerini belirtti.

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilişinin birinci yıldönümü nedeniyle Adıyaman Kadın Platformu Gülistan Doku’nun akıbetini sorarak Gülistan ve akıbeti belirsiz bütün kadınlar için mücadele çağrısı yaptı.

    KESK binasında yapılan ve ‘Gülistan Doku Bulunsun’ pankartının açıldığı açıklamayı okuyan Suzan Şan, “Kadınların öfkesinin gücü ile Gülistan Doku’yu bulacağız, Gülistan için adaleti kazanacağız. Adaletin bizim ellerimizde, kadınlar için adalet burada, bizde. Tüm kadınları Gülistan’ı sormaya, Gülistan gibi akıbeti belirsiz kadınları sormaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SAHTE DELİLLER ÜRETİLİYOR, İNSANLAR TEHDİT EDİLİYOR”

    Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 yılında kaybedildiği ve 1 yıldır kendisini akıbetini sorduklarını kaydeden Şan, kadınların Zaynal Abakarov yargılanmasını ve Gülistan’ın yalnızca barajda değil Dersim ve çevresinde etkin aranması talebini vurguladı.

    Şan, Gülistan Doku’nun kayıp sürecini, Gülistan kaybedildikten sonra Zaynal’ın ifadesinin evde alındığını ve ifadede eksik ve yanlış bilgiler olmasına rağmen Zaynal’ın sorgulanmadığını hatırlattı.  Gülistan’ı sordukları için öğrenci kadınlar yurtlarından atıldığını, disiplin cezaları ve gözaltılar ile yıldırılmak istendiğini belirten Şan, “Dersim’de erkek devlet genç bir Kürt kadınının kaybedilişinin üstünü kapatmak istiyor. Devlet, baş şüpheli Zaynal ve şüpheli hareketleri olan Zaynal’ın polis babasını açıkça koruyor, onları korumak için arama çalışması yapmıyor, sahte deliller üretiyor, delil karartıyor. Gülistan’ı soran herkese saldırıyor, tehdit ediyor” dedi.

    “İKTİDARINIZI KADINLARDAN KORUMAK İSTİYORSUNUZ”

    Şan, Gülistan ve kaybedilen, katledilen tüm kadınların faillerinin bilindiğini ve yargılanmadığını ifade ederek, “Biz sizi Özgecan’dan, Şule Çet’ten tanıyoruz. İntihar etti dediğiniz Nadira’nın katili Şirin Ünal’ı nasıl koruduğunuzu biliyoruz, Gülistan Doku’yu kaybeden Zaynal ile işbirliğinizi biliyoruz, İpek Er’e tecavüz eden asker Musa Orhan ve tecavüzcüyü salarak İpek’i öldüren hakimlerinizi biliyoruz. Siz tüm kuvvetinizle ; kadın düşmanı yargınızla, askerinizle, polisinizle, medyanızla, yasalarınızla, kadınlara saldıran politikalarınızla erkek iktidarınızı kadınlardan korumak istiyorsunuz. Bu yüzden Zaynal’ı koruyorsunuz, tecavüzcü asker Musa Orhan’ı koruyorsunuz, bu yüzden İstanbul Sözleşmesi’ne saldırıyorsunuz, bu yüzden Kadın Üniversitesi projesi ile itaatkar genç kadınlar yaratmak istiyorsunuz” diye konuştu.

    “GÜLİSTAN’I SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Erkek egemen şiddete karşı kadınların dayanışmayla mücadele ettiğinin altını çizen Şan, “Bugün birçok farklı şehirden kadınlar ile aynı soruyu soruyoruz, aynı isyan sloganlarında buluşuyoruz. İşte bu kadın dayanışmasının gücü ile kadınların öfkesinin gücü ile Gülistan Doku’yu bulacağız, Gülistan için adaleti kazanacağız. Adaletin bizim ellerimizde, kadınlar için adalet bu meydanda, bizde. Tüm kadınları Gülistan’ı sormaya, Gülistan gibi akıbeti belirsiz kadınları sormaya çağırıyoruz. Erkek adalet değil gerçek adalet için, kadınlar için adalet mücadelesine, kadın dayanışmasına çağırıyoruz. Birlikte yeter diyelim, Gülistan ve kaybedilen tüm kadınlar için adaleti kazanalım” diyerek kadınlara mücadele çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)