Etiket: adli tıp raporu

  • Sedat Peker itiraf ve iddialarına devam ediyor: Burhan Kuzu, Zindaşti, Ümitcan Uygun…

    Sedat Peker itiraf ve iddialarına devam ediyor: Burhan Kuzu, Zindaşti, Ümitcan Uygun…

    PİRHA- Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, yaptığı paylaşımlarla AKP kurucularından Burhan Kuzu’nun Zindaşti ile Orhan Ünğan arasındaki ilişkilerine değindi. Peker ayrıca, Ümitcan Uygun’un daha evvel serbest kalmasının arkasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun olduğunu iddia etti. 

    Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla aranan ve yurt dışında bulunan Sedat Peker uzun bir aradan sonra itiraf ve iddialarına sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla devam etti. Peker, 1 Kasım 2020 tarihinde vefat eden AKP eski milletvekili Burhan Kuzu’nun, İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ile düşman olan Orhan Ünğan hakkında açılan davayı kapatmak için savcıyla görüştüğünü iddia etti.

    Peker, hakkında 4 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıl hapis cezası istenen uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti’nin tahliye edilmesi için yargıda baskı kurduğu iddia edilen Kuzu’nun daha sonra Orhan Ünğan için görüşmeler yaptığını, bazı kişilerin ise devlet bankalarından kredi alabilmeleri için de aracılık ettiğini öne sürdü.

    PEKER, ÜMİTCAN UYGUN’UN SERBEST BIRAKILMASINDA SOYLU’YU İŞARET ETTİ

    Peker ayrıca Aleyna Çakır’ın ölümünün baş şüphelisi olan Ümitcan Uygun’un serbest bırakılmasının arkasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun olduğunu iddia etti. Ümitcan Uygun geçtiğimiz günlerde Esra Hankulu’nun ölümüne ilişkin açılan soruşturmada “kasten öldürme” suçundan tutuklandı.

    Sedat Peker, Burhan Kuzu’nun Zindaşti ve Orhan Ünğan ile ilişkilerine dair iddialarda bulundu, Ümitcan Uygun’un Bakan Soylu’nun devreye girmesiyle serbest kaldığını ileri sürdü.

    Peker, bu tür suçlarda kişilerin ceza almamasının nedeninin ATK raporu olduğunu söyledi ve katil Uygun’un babasının Soylu’nun yakın arkadaşı olduğu için raporun ona göre hazırlanacağını iddia etti.

    ‘KAHARMAN’IN KATLEDİŞİNİN ÜSTÜ BU ŞEKİLDE ÖRTÜLMEK İSTENDİ’

    AKP’li milletvekili Tolga Ağar tarafından tecavüze uğradıktan sonra katledildiği iddia edilen Yeldana Kaharman’ın cinayetinin üstünün de bu şekilde örtülmek istendiğini hatırlatan Peker’in, Burhan Kuzu’ya ait olduğunu öne sürdüğü bir WhatsApp yazışmasını paylaştığı paylaşımlarından başlıkla şöyle:

    ‘ATK RAPORLARI GEREKTİĞİ BEDEL ÖDENEREK ÇIKARILIYOR’

    “Burhan Hoca’nın yazışmalarından da anlayacağınız üzere milyoner bir adamın adli tıptan çıkarmak istediği bir rapor var. Yine yazışmada göreceğiniz üzere bu beyefendinin gerekli ödemeyi yapmaya hazır olduğu söyleniyor. Burhan Hoca konuyla ilgilenir ve raporun Burhan Hoca’dan istendiği gibi çıktığı da araştırıldığında görülüp öğrenilebilir.

    ‘ÜMİTCAN UYGUN’UN BABASI SOYLU’NUN YAKIN ARKADAŞI’

    Aleyna Çakır kardeşimizin ölümünden sorumlu tutulan ümit can uygunun kurtulabilmesi için gerekli adli tıp raporu da şahsın babası Süleyman Soylu’nun yakın arkadaşı olduğu için gerektiği şekilde hemen hazırlanıyor.

    ‘BU PAYLAŞIMDAN SONRA İSTEDİKLERİ RAPORU ÇIKARAMAYACAKLAR’

    Ancak unutulan bir şey var, Ümitcan Uygun dışarıda özgürce gezerken bu sefer başka bir kardeşimizin, Esra Hankulu’nun ölümüne sebep oldu. Gerçi bu paylaşımdan sonra adli tıptan artık istediği raporları çıkaramayacakları için kurtulabilmesi pek mümkün olmaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Leyla Aydemir’in öldürülmeden önce istismara uğradığı ortaya çıktı

    Leyla Aydemir’in öldürülmeden önce istismara uğradığı ortaya çıktı

    Ağrı’da, 2018 yılında öldürülen 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in, ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda öldürülmeden önce istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda ise istismara rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ağrı’nın Bezirhane (Bezirgane) köyünde, 15 Haziran 2018 tarihinde kaybolan ve 18 gün sonra cenazesine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’i “kasten öldürmek” suçlamasıyla müebbet hapis cezası alan amcası Yusuf Aydemir’e Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, hakkında üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verirken, diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını bozmuştu.

    “BİLİRKİŞİ RAPORUNDA İSTİSMAR YOK DENİLMİŞTİ”

    Leyla Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA’ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda “Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının bir cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık ya da çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü” ibaresi yer aldı.

    “CİNSEL İSTİSMARI GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR”

    Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan yaptığı açıklamada, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’, genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara uğradığını gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.

    “DAVANIN BAŞKA YERDE GÖRÜLMESİ GEREKİYOR”

    UCİM üyeleri, Leyla Aydemir’in katledilmesine ilişkin davanın Ağrı’dan alınarak farklı bir yerde görülmesi için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) başvuruda bulundu. 54 CİMER başvurusu da dosyada yer alırken, dava Ağrı 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek.

    UCİM Başkanı Saadet Özkan da Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Acilen bu davanın gerekli mertebelerle daha güvenli bir yere nakledilmesini ve bu davanın kapatılmasını istemiyoruz. Leyla’ya bugün yapılanların bedelinin ödenmesi gerekiyor. Çocuk sadece aç bırakılmadı. İstismara uğradı ve istismarcılar şu anda aramızda. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Rabia Naz dosyasında polislere soruşturma

    Rabia Naz dosyasında polislere soruşturma

    PİRHA – Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz’ın ölümüne ilişkin yürütülen adli süreçte, olay yeri incelemesi yapan polisler hakkında soruşturma başlatıldı. Adli kaynaklar, intiharın düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor.

    Rabia Naz Vatan’ın 12 Nisan 2018’de şüpheli ölümü ardından gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Yürütülen soruşturma kapsamında 60 tanık bir kez daha dinlenecek. Ayrıca olay yeri incelemesi yapan polisler hakkında da soruşturma başlatılırken, adli kaynaklara göre intihar düşük bir ihtimal. Giresun İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’nde görevli 5 kişilik polis ekibine soruşturmada görev verildi.

    Savcılık makamından bugüne kadar yapılan açıklamalarda, 11 yaşındaki Rabia Naz’ın intihar ettiği ihtimali öne çıkarılmıştı.

    Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Eynesil Emniyeti’nden ilk incelemeyi yapan bir kısım polis hakkında olay yerinde gerekli güvenlik önlemini almadıkları ve hastaneye gidip ardından dönerek inceleme yaptıkları gerekçesiyle ‘görevi ihmal’ suçundan soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında polis memurlarının ifadesi alındı.

    İNCELENEN İHTİMALLER

    Soruşturma kapsamında Rabia Naz’ın evinin çatısının sol tarafında bulunan bahçe tarafına düşmüş olabileceği de inceleniyor. Düştükten sonra bahçe kısmından binanın ön tarafına sürünerek gelmiş olabileceği ihtimali de polislerce değerlendiriliyor. Ancak ayakkabısının bahçe kısmının bitiminde değil, yaralı olarak bulunduğu bölgede bulunması bu ihtimali düşürüyor. Rabia Naz’ın intihar etmiş olma olasılığı ise düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

    Ayrıca Hacettepe Üniversitesi’nin ‘trafik kazası sonucu ölüm bulgusu’ olma ihtimaline karşı mütalaayı hazırlayan uzmanlar da dosyada tanık olarak dinlenecek.

    DNA İNCELEMESİ YAPILIYOR, İSTANBUL’DAN RAPOR BEKLENİYOR

    Diğer yandan baba Şaban Vatan’ın, kızına araba çarptıktan sonra metruk bir binada üzerinin temizlendiği iddiasının üzerine binada bulunan kadın sıvısı ile Rabia Naz’ın DNA eşleşmesinin uyuşup uyuşmayacağına dair çalışmalar da sürüyor.

    İstanbul Adlı Tıp Kurumu’ndan Rabia Naz’ın ölüm sebebi, evinin çatısından düşüp düşemeyeceği, trafik kazası bulgusu olup olmadığına dair rapor bekleniyor.

    PİRHA / ANKARA

  • Şule Çet’in Adli Tıp raporu açıklandı: Tıbben bilinemiyor, adli tahkikatle aydınlatılsın

    Şule Çet’in Adli Tıp raporu açıklandı: Tıbben bilinemiyor, adli tahkikatle aydınlatılsın

    PİRHA-Şule Çet’in ölümüne ilişkin soruşturmada, beklenen Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya girdi. 21 sayfalık raporda olayın sebebinin ‘tıbben bilinemediği’ belirtildi.

    Bir plazanın 20. katından şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüne ilişkin soruşturmada beklenen Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya girdi. Raporda, Çet’in genel ağır beden travması nedeniyle cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı konusunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı belirtildi.

    “ATLADI MI YOKSA İTİLDİ Mİ BİLMİYORUZ”

    Öte yandan Çet’in kendisinin mi atladığı yoksa itildiği ya da öldürüldükten sonra mı atıldığı hususunun da tıbben bilinemediği görüşüne yer verildi.

    Soruşturmanın seyrini yakından etkileyeceği belirtilen Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu hazırladığı raporu savcılığa gönderdi. Üç profesör, bir doçent, bir uzmanın imzasının bulunduğu 21 sayfalık raporda, özetle şu bulgular yer aldı:

    “Otopsisinde alınan doku örneklerinin yapılan tetkikinde idrarda tespit edilen Mirtazapinin depresyon, uyku bozuklukları tedavisinde kullanılan ilaç etken maddesi olduğu, kanda ve göz içi sıvısında tespit edilen etil alkolün ölüm meydana getirebilecek düzeyde olmadığı, aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi deliller bulunmadı.”

    “Otopsisinde ağır genel beden travması bulguları olması nedeniyle cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı, olayın adli tahkikat ile aydınlatılması uygundur.”

    “Sorulduğu üzere düşme öncesi travmaya maruz kalıp kalmadığı, düşme olayının kendi iradesiyle mi meydana geldiği, kazara mı oluştuğu veya bir başkası ya da başkalarının etkisiyle mi meydana geldiği, düşme esnasında şuurunun yerinde olup olmadığı ve öldürüldükten sonra atılıp atılmadığı hususun tıbben bilinemediği, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı oy birliğiyle mütalaa olunur.”

    (HABER MERKEZİ)